Etiket: baskın oran

  • Düşünceye Özgürlük Girişimi’nden Grup Yorum’a destek: Talepleri taleplerimizdir-VİDEO

    Düşünceye Özgürlük Girişimi’nden Grup Yorum’a destek: Talepleri taleplerimizdir-VİDEO

    PİRHA – Baskı ve yasakların kaldırılması için 8 aydır ölüm orucu direnişi yapan Grup Yorum üyelerine ve ÇHD’li ve HHB’li avukatlara destek amacıyla Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi bir basın toplantısı yaptı. Yapılan açıklama ve konuşmalarda iktidarın baskılara son vermesi ve Grup Yorum’un şarkılarını özgürce söylemesi gerektiği vurgulandı. 

    Konserlerinin yasaklanmasının ve baskıların kaldırılması için aylardır ölüm orucu eylemi yapan Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek ile ÇHD’li avukatların sürdürdüğü açlık grevindeki temel taleplerinin kabul edilmesi için bugün Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi bir basın toplantısı yaptı.

    Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan toplantıya Prof. Dr. Fikret Başkaya, Baskın Oran, HDP Milletvekilleri Gülistan Koçyiğit, Kemal Peköz, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    Basın Metnini Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi adına Baskın Oran tarafından okundu.

    Baskın Oran yaptığı açıklamada, “Grup Yorum üyeleri yaşadıkları baskılara karşı yaklaşık 8 aydır açlık grevi – ölüm orucu yapıyorlar. Bir gizli tanığın yalan olduğu kanıtlanmış ifadeleri bahane edilerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mustafa Koçak ölüm orucuyla sesini duyurmaya çalışıyor. Helin Bölek, İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak’ın sağlık durumları ölümün eşiğine dayanmış bulunmaktadır. Tutuklu bulunan ÇHD’li, HHB’li avukatları da hem Grup Yorumu desteklemek hem de haksız tutuklanmalarını protesto için açlık grevi yapıyorlar. Halk için adaleti sağlamayan yargı kararlarının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını talep ediyorlar, bu amaçla bedenlerini açlığa yatırıyorlar” dedi.

    “İŞKENCELER 12 EYLÜL’Ü ARATACAK BİÇİMDE ARTMAKTADIR”

    Oran, şöyle devam etti:

    “Bugün Türkiye’de soruşturma, gözaltı, tutuklama,  yargılama, gibi hukuksal kavramlar, sahte deliller, gizli – karanlık tanıklar, itirafçılar, iftiracılar kullanılarak insanlar tutsak edilmekte ve kirli siyasal hesaplar için rehin alınmaktadır. İktidarın siyasal muhalifi olan ya da Cumhurbaşkanının bizzat söylediği gibi yargıya talimatlar vererek hedef gösterdiği toplum kesimlerinden binlerce insan çeşitli gayrı meşru yöntemlerle hapishanelere kapatılmış bulunmaktadır. Hapishanelerde, gözaltı mekanlarında, sokaklarda yapılan işkenceler 12 Eylül’ü hatırlatacak biçimde giderek artmaktadır.”

    “MEŞRU VE HAKLI OLAN TALEPLERİ TALEPLERİMİZDİR”

    “Grup Yorum üyelerinin aylar önce başlattıkları açlık grevini ölüm orucuna dönüştürmeleri işte bu ortama karşı yükselen sanatçı tepkisidir. Grup Yorum’un hedef alınması, sanatın anlatım gücünden duyulan korkunun ifadesidir. Sanat yaşamın insanileştirilmesidir, insanca yaşam talebinin estetik anlatımıdır” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Meşru ve haklı olan talepleri taleplerimizdir.

    Konserleri dahi engellenen Grup Yorum üzerindeki keyfi baskılara son verilmeli,

    Ölümün eşiğine gelen Mustafa Koçak ‘ ın yeniden ve adil yargılanma talebi kabul edilmeli ve haksız tutukluluğuna son verilmeli,

    “Avukatlık faaliyetinin yargılama konusu edilemeyeceği ” gerekçesiyle tahliye edildikleri gün yasa dışı ve gayrı meşru bir biçimde yeniden tutuklanan ÇHD’li  HHB’li avukatlar serbest bırakılmalı, bu tahliye gerekçeleri beraat gerekçesi yapılmalıdır.”

    Baskın Oran’ın ardından konuşan Prof.Dr. Fikret Başkaya ise, “Bu devlet her seferinde iki kere suç işliyor. Birincisi insanların yapmaları gereken normal işleri yaptıkları için cezalandırıyor, ikincisi de kendi yasalarına uymuyor. Dolayısıyla iki kere suç işliyor. Ve bu devlet bunu hep yapıyor ve başka türlü de yapması mümkün değildir. Çünkü devlet işte böyle bir şeydir ve devletin iyisi olmaz bu devlet var oldukça bu kepazelik devam edecektir” dedi.

    “GRUP YORUM ÜYELERİNİN YAŞAM HAKKI HİÇE SAYILIYOR”

    HDP Milletvekili Gülistan Koçyiğit de, “Sabahın çok erken saatlerinde Grup Yorum üyelerinin kaldıkları evin basıldığını ve gözaltına alındıklarını öğrendik. Şu anda edindiğimiz son bilgi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde olduklarına dair. İstanbul milletvekillerimiz aile ile görüştüler, gelişmeleri takip ediyoruz” dedi.

    Koçyiğit şunları kaydetti:

    “Bu uygulamanın kendisi bile aslında Türkiye‘de yaşam hakkının nasıl hiçe sayıldığını, açık ve net bir şekilde gözler önüne koyuyor. Çünkü Grup Yorum üyeleri 260’ncı gününü geride bırakmış ölüm orucu eylemcilerinin polis müdahalesi ile gözaltına alınmalarının kendisi aslında onların yaşam hakkının hiçe sayıldığını, bir kez daha yaşamlarını riske atıldığının devlet eli ile kolluk gücü ile riske atıldığının açık göstergesidir.”

    “GRUP YORUM ÖZGÜRLÜĞE SUSAMIŞ İNSANALRIN ŞARKILARINI SÖYLÜYORLAR”

    HDP Milletvekili Kemal Peköz ise, “Geleceğini dışarıda savaşa, içeride çatışmalı ve baskıya dayandırmış bir yönetimle karşı karşıyayız. Gün geçmiyor ki hukuksuzluk yaşanmasın, gün geçmiyor ki beklemediğimiz bu kadar da olmaz dediğimiz olayla karşılaşmayalım. Grup yorum üyeleri özgürce şarkılarını söylemek istiyorlar, çünkü onlar ezilen kesimin şarkılarını dile getiriyorlar, gençlerin şarkılarını söylüyorlar, kadınların şarkılarını söylüyorlar, özgürlüğe susamış insanların şarkılarını söylüyorlar. Böylece bir baskıcı yönetimin de bunun karşısında tavır alması bu sonuçları doğurdu” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Anti-AYM bildirisi: Tanrı Türk’ü korusun!

    Anti-AYM bildirisi: Tanrı Türk’ü korusun!

    PİRHA – Akademisyen Baskın Oran, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi hakkında 786 akademisyene dava açılmasının ardından son AYM kararının ‘kınama bildirisi ifade özgürlüğüne girer’ yorumunu köşesine taşıdı.

    Anayasa Mahkemesi’nin barış akademisyenleri için verdiği kararın ardından “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine karşı bildiriler yayınlanmaya başlandı. Akademisyen Baskın Oran, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan 786 akademisyene yönelik paylaşılan ‘karşı bildiri’yi köşesine taşıdı.

    Artıgerçek sitesindeki yazısında Oran, “Bazı ‘üniversite’ler bu AYM kararını hiç beğenmediler. Bildirinin ifade özgürlüğüne girmediğini, terör karşısında devleti zayıflattığını ileri sürdüler” dedi.

    Son AYM kararının Barış Akademisyenleri hakkındaki ‘kınama bildirisi ifade özgürlüğüne girer’ kararına da işaret eden Oran “Bazı ‘üniversite’ler bu AYM kararını hiç beğenmediler. Bildirinin ifade özgürlüğüne girmediğini, terör karşısında devleti zayıflattığını ileri sürdüler. Recep Tayyip Erdoğan Üni. gibi bazılarının rektörlüğü karşı-bildiriler yayınladı. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi gibileri de kendi personellerine yazı yollayarak karşı-bildiri yayınlamalarını bildirdi” dedi.

    Akademisyen Oran’ın yazısının devamı şöyle:

    “Son olarak Bezm-i Şabalak Üniversitesi’nin hazırladığı karşı-bildiri metni daha yayınlanmadan elime geçti. Bildiri aynen aşağıdaki gibidir.

    Aziz Türk Milletine:

    Kendilerine ‘akademisyen’ adını veren kimi şahıslar, sanki devlet suç işleyebilirmiş gibi, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlığı altında Ocak 2016’da sözde bir ‘barış bildirisi’ yayınlamışlardı.

    Bu ihaneti de, PKK terörünü yok etmek için devletimizin her türlü çabayı sergilediği bir dönemde yapmışlardı.

    Örneğin JÖH ve PÖH kuvvetleri, Ekim 2015’te etkisiz hale getirdikleri Hacı Lokman adlı teröristi boynundan iple bağlayıp zırhlı aracın ardından sürüklerken araç içinden çektikleri videoyu, teröristleri caydırmak maksadıyla internete yüklemişlerdi. İşte kendine akademisyen diyen bazı kişilerin bu sözde bildirisi, bu caydırıcı etkiyi azaltmak maksadıyla bu olayın ardından yayınlanmıştır.

    Maalesef, Anayasa Mahkememiz geçtiğimiz hafta skandal bir karara imza atmış,  devletimizi suçlamaya yeltenen bu varakpareyi dünyanın hiçbir yerinde olmayacak biçimde ifade özgürlüğü gibi değerlendirerek şehit ve gazilerimizin hatırasını zedelemiş, maşeri vicdanda büyük yara açmıştır.

    O Anayasa Mahkemesi ki, hain darbe teşebbüsünün ardından, devletimizin terörle mücadelesini desteklemek için cansiperane çabalar sergilemişti. Kanunlarda değişiklik yapan ve birçoğu TBMM’ye sunulmadan uygulanan OHAL kararnamelerinin iptali talebini, yerleşik içtihadından cayarak ve Anayasa’yı böyle durumlarda yapılması gerektiği gibi vatanseverce yorumlayarak reddetmiş, bunların OHAL sonrasında bile uygulanmasını mümkün kılmıştı.

    Üniversitelerimiz ve elemanları, terörü meşrulaştırma sonucu doğuran son AYM kararını kınamak ve kutsal devletimizi desteklemek için büyük bir protesto hareketine girişmiş, Anadolu’nun Malazgirt’le Türkleştirilmesini simgeleyen 1071 imzalı bir bildiri yayınlamışlardır.

    Çok esef vericidir ki, bu yerli ve milli girişimi yapan üniversitelerimizi sabote etme hezeyanları derhal başgöstermiştir.

    Örneğin, ilk protestoyu yayınlayan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, daha önce Ağrı ve Konya’da topladığı uluslararası sosyal bilimler kongresinin üçüncüsünü Bangkok Tayland’da düzenlemiştir. Bu bilimsel girişim, toplantıya yabancı ülkelerden 4, Türkiye’den ise 33 kişinin katılmasını söz konusu eden kötü niyetli şahıslarca karalanmak istenmiştir. Zaytung adlı haber sitesi “YÖK incelemesi nedeniyle bir süredir Tayland’a gidip rahatlayamayan üniversite yönetiminde gerginlik büyüyor” diye manşet bile atmıştır.

    Yine örneğin, kimi dönek imzacılar, 1071 gibi kutsal bir tarihi bozmak amacıyla, imzalarının habersiz konmuş olduğunu iddia etmeye başlamışlardır.

    Bu durumda imzacı sayısı 1066’ya inince, vatan ve millet aşkıyla dolu üniversitelerimiz kampanyayı daha da geliştirmeye ve 1071 imza yerine, yine Anadolu’nun Türkleştirilmesini simgelemek üzere sayıyı 1915 imzaya çıkarmaya karar vermişlerdir.

    Türk üniversiteleri, devletimizin terörü ne pahasına olursa olsun bitirme çabalarının yanında olmuştur, daima olacaktır ve ‘ifade özgürlüğü’ sözde aldatmacasına daima karşı duracaktır.

    Tanrı Türk’ü Korusun. Selam ve Dua ile…

    Bezm-i Şabalak Üniversitesi Rektörü Dilber Turanlı”

  • Oran: Seçimde ‘Tek adam rejimi Türkiye’yi parçalıyor’ sloganı kullanılmalı-VİDEO

    Oran: Seçimde ‘Tek adam rejimi Türkiye’yi parçalıyor’ sloganı kullanılmalı-VİDEO

    PİRHA- Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edilen Akademisyen-Yazar Baskın Oran, 31 Mart yerel seçimlerini değerlendirdi. Oran, “Türkiye’nin en önemli seçimlerinden biridir. Tek adam rejimi yukarıdan yapmak istediği karşı devrimle ülkeyi parçalamaya götürüyor” dedi.  

    Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edilen Akademisyen-Yazar Baskın Oran, 31 Mart yerel seçimlerini değerlendirdi.

    “Yerel seçimler yerel seçimden başka her şeye benzeyecektir” diyen Oran, “Bunlar 1950’den bu yana yapılmış olan genel seçimlerin en önemlisi olacaktır. Bu seçimlerde sloganımız, ‘tek adam rejimi Türkiye’yi parçalıyor’ olmalıdır veya bunun varyasyonları olmalıdır” dedi.

    “BÖYLE BİR ÜLKEDE İNSAN MEMLEKETİNİ SEVMEZ”

    Prof. Dr. Basın Oran, niçin bu böyle olması gerektiğini ise şöyle açıkladı:

    “19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortasına kadar devletlerin gücü, sahip oldukları silahlı kuvvetlerin gücü ve ekonomilerinin gücüyle ölçülürdü. Artık günümüzde böyle ölçülmüyor. Ufacık Hollanda, ufacık İsviçre bunların ne kuvvetleri var? Bunlar güçlü devletler. Çünkü milletlerini, milletini devlet memnun ediyor. Eğer milletimizi memnun edemiyorsanız ona arkanızı dönemezsiniz, arkanızı güvenemezsiniz. Güçlü olabilmek için milletinizi ve milletinizi oluşturan her türlü farklı grubu ve insanı mutlu etmek zorundasınız. Oysa tek adam yönetimi; hem genel olarak, hem de özel olarak bunun tam tersini yapmakta. Sadece mülkiyet sahibi insanların değil, olmayan insanların da okkanın altına gittiği bir dönemdeyiz. Örnek vermeyeceğim enflasyonun soğanın fiyatının malumu olduğu bir yerde örnek vermek gerekmez. Böyle bir ülkede insan memleketini sevmez, memleketinden fırsat bulduğu takdirde kaçmak ister. Zaten imkânı olan da dalgalar halinde kaçmakta. Bu genel olarak Türkiye’yi zayıflatmakta.”

    Oran, “Genel olarak insanların bu ülkeden soğutulmasının yanı sıra Kürtlerin özel olarak ülkeden soğutulduğunu, iradelerinin kayyım atamalarıyla hiçe sayıldığını söyledi.

    “TÜRKİYE DEVLETİ KENDİ KÜRTLERİNİ MUTLU ETMİYOR”

    Oran, bunu da şöyle anlattı:

    “Üstelik bu Ortadoğu’da Kürtlere farklı devlet alternatiflerinin çıktığı bir dönemde yapıldı. Şimdi bu Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de farklı devlet alternatiflerinin çıkması Türkiye’yi, Türkiye devletini kendi Kürtlerini mutlu etmeye götüreceğine, onlara daha fazla baskı yapmaya götürdü. Bu devlet,alternatiflerini bombalamayı seçti. Kendi Kürtlerimizi mutlu etmek yerine tam tersini yapmaya başladı.”

    “TÜRKİYE’DE YUKARIDAN KARŞI DEVRİM YAŞAMAKTAYIZ”

    “Şu anda Türkiye’de yukarıdan karşı devrim yaşamaktayız” diyen Basın Oran, “1920’lerde bir devlet ve bir millet kurmaya girişilmişti. Yukarıdan devrim yapılmıştı. Bu yukarıdan devrimin bizatihi yukarıdan olması, halkın desteğini almaya önem vermemesi ki bu çok anlaşılmayacak bir durum değil 1920’lerin dünyasında dikkate alırsanız. Bir yukarıdan olması, ikincisi aşırılıklara gitmesi sonucu bugün yukarıdan bir karşı devrim yaşıyoruz. Aşırılıklara gitmesinin de ötesinde, bu yukarıdan karşı devrim yapanlar çok önemli bir kuralı ihlal ettiler. Yukarıdan devrim tek atımlık silahtır, birden fazla atmaya kalkarsanız namlı yüzünüze patlar ve bugün Recep Tayyip Erdoğan ismiyle patladı yüzümüze. Tamam, 1923’te bir yukarıdan devrim yapıldı, hatasıyla sevabıyla tamam. Fakat ondan sonra bu yukarıdan devrim 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta tekrarlanmaya çalışıldı Kemalizm adı altında. Ve işte bugün suratımıza dediğim biçimde tek adam rejimi biçiminde patladı”  ifadelerini kullandı.

    Bugün Türkiye’de tek adam rejiminin 80 yıl önce yukarıdan devrimin yaptığı hataların aynısını yaptığını belirterek, “Yukarıdan devrim ne demek? Çok kısaca iktidarı bir biçimde eline geçirmiş olan bir grubun hukuku değiştirerek ülkeyi değiştirmek istemesine yukarıdan devrim diyoruz. Yukarıdan karşı devrim de aynı şekilde bugün hukuku değiştirerek ve parlamentoyu sıfırlayarak bir karşı devrim yapıyor, tek adam yönetimi” diye konuştu.

    Akademisyen-Yazar Baskın Oran, bu tek adam yönetiminin hem genel olarak, hem özel olarak Türkiye’yi parçalamaya götürdüğünün, içeride parçalamaya, dışarıya karşı da zayıflatmaya götürdüğünün bir slogan olarak dile getirilmesi gerektiğine işaret etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA