Etiket: başvuru

  • Gazete Patika muhabiri Hıdır Yıldız: Doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Gazete Patika muhabiri Hıdır Yıldız: Doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Dersim’deki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülerken gözaltına alınan Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, “Basın üzerindeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele etmeye devam edeceğim. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa oradaki doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz” dedi.

    Dersim merkezdeki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülerken gözaltına alınan Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, haber yapma hakkının engellenmesi nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’ne başvuru yaptı.

    Yıldız, başvurusunda gözaltı sırasında maruz kaldığı kötü muameleyi anlattı. Açıklama öncesinde konuşan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş, son yıllarda basın emekçilerine yönelik saldırıların sistematik hale geldiğini belirterek, “Gazeteciler üzerindeki baskı, ifade özgürlüğüne dönük açık bir saldırıdır” dedi.

    “GÖZALTINA ALINIRKEN HEDEF GÖSTERİLDİ”

    Gözaltı sırasında isminin polislerce yüksek sesle söylenerek hedef gösterildiğini aktaran Hıdır Yıldız, yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Basın kartımı göstermeme rağmen, ‘Biz senin kimlere hizmet ettiğini biliyoruz’ diyerek yaptığım gazeteciliği terörize etmeye çalıştılar. Yüzüstü yere yatırılıp ters kelepçeyle gözaltına alındım. Gazeteci olduğumu belirtmeme rağmen cebimden telefonumu alıp çektiğim tüm görüntüleri sildiler. Bunun hukuksuz olduğunu söylediğimde ise tehdit ve hakaretlerle karşılaştım.”

    “HABERLERİN KALDIRILMASINI İSTEDİLER”

    Yıldız, gözaltına alındığına dair yapılan haberlerin kaldırılmasının istendiğini belirterek, “Bunu asla kabul etmedim. Basın özgürdür ve biz bu özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “Gözaltına alındığıma dair yapılan haberlerin kaldırılmasını talep ettiler, ben de bunun olmayacağını ve basının özgür olduğunu ifade ettim.”

    Yaşadığı baskılara rağmen geri adım atmayacağını vurgulayan Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

    “Basın üzerindeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele etmeye devam edeceğim. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa oradaki doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı-VİDEO
    -Gazeteci Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı

  • Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri için başvurular başladı

    Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri için başvurular başladı

    PİRHA- Kadın gazeteciliğini teşvik etmek amacıyla bu yıl ilk kez düzenlenecek Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri için başvurular başladı. Yarışma; Türkçe, Kürtçe haber, fotoğraf ve video dallarında yapılacak ve sadece kadın gazeteciler katılabilecek. Son başvuru tarihi 28 Eylül 2025.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nin (MKG) bu yıl ilk kez düzenleyeceği Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri için başvurular başladı.

    Türkiye’de ilk kez bir gazetede genel yayın yönetmenliği yapan Gurbetelli Ersöz ile yaşamını yitiren kadın basın çalışanları anısına düzenlenen yarışmaya sadece kadın gazeteciler katılabilecek.

    KATILIM KOŞULLARI

    Yarışma ‘Kürtçe’, ‘Türkçe’ haber, ‘Fotoğraf’ ve ‘Görüntü-Video’ haber olmak üzere 4 dalda düzenlenecek. Her katılımcı sadece bir dalda ve sadece bir eser ile yarışmaya katılabilecek.

    Yarışmaya başvurular 17 Haziran 2025 tarihinde başlayıp, 28 Eylül 2025’te son bulacak.

    Dereceye giren eserler 6 Ekim 2025 tarihinde açıklanacak. Ödüller ise 8 Ekim’de düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek. Yarışmada dereceye giren eser sahiplerine bilgisayar verilecek.

    Yarışmaya katılan eserlerin 8 Ekim 2024’ten önce yayımlanmamış olması gerekiyor. Katılımcılar, bir yıl içerisinde yapılan herhangi bir yarışmada ödül, mansiyon ve sergileme almamış eseriyle yarışmaya katılabilir.

    Başvuru dosyasında, eser yayımlanmamış ise eserin adı, çekildiği yer ve zaman; yayımlanmış ise yayımlandığı gazete, dergi, ajans, internet sitesi, TV ile yayın tarihi bilgileri ve yayının bir kopyasının dosyada yer alması gerekiyor.

    Katılımcılar; özgeçmişini (CV), iletişim adresini ve eser hakkındaki bilgi yazısını başvuru dosyasına eklemeli. Başvurular, MKG’nin resmi internet sayfasından yapılacak.

    HABER DALI

    Katılımcılar; kadın odaklı, kadın bakış açısıyla hazırlanmış politika, ekonomi, ekoloji, eğitim, sağlık, toplum-yaşam, kültür-sanat ve spor gibi kategorilerde haber değeri taşıyan çalışmalarla katılım sağlayabilirler.

    Yarışmaya katılacak haberler yazılı basında yayımlanmış ise PDF formatında, internet medyasında yayımlanmış ise Word formatında da e-mail adresine gönderilebilir. İnternet medyasında yayımlanan haberlerin linkinin de gönderilmesi gerekiyor.

    FOTOĞRAF DALI

    Yarışmaya gönderilen çalışmaların arka yüzlerinin sol alt köşesine, eser sahibinin adı soyadı ve eserin adı bir etiketle yazılması gerekiyor. Fotoğrafın çekildiği zaman, mekân ile haber adı belirtilmeli.

    Fotoğraf dalında yarışmaya gönderilecek eserlerin boyutları; kısa kenar minimum 2000 piksel, JPG formatında, 300 DPI çözünürlükte ve 12 sıkıştırma kalitesinde olarak sunulmalı.

    Seçici kurul gerek görürse katılımcıdan fotoğrafın orijinal hâlini (RAW) talep edebilir. Üzerinde oynanmış ve gerçekliğini değiştirecek şekilde değiştirilmiş (ışık, renk, kontrast ayarları hariç) fotoğraflar değerlendirmeye alınmayacak.

    Fotoğraflar, JPG formatında aşağıda belirtilen e-mail adresine gönderilebilir. Fotoğrafların “haber fotoğrafı” niteliği taşıması gerekiyor.

    VİDEO VE GÖRÜNTÜLÜ HABER DALI

    Ajansların görüntülü haberleri ile televizyon haberlerinin yer alacağı dalda, kurgudan, görüntü kalitesine ve doğal ses-dış ses dengesine dikkat edilmeli.

    Görüntülerin “haber görüntüsü” niteliği taşıması gerekli. Haber görüntüleri 2-3 dakikayı geçmemeli.

    JÜRİ

    Türkçe haber dalı: Gültan Kışanak, Tuğçe Tatari, Pınar Öğünç, Pınar Ural

    Kürtçe haber dalı: Semiha Alankuş, Hatice Kamer, Hesna Muhemed

    Fotoğraf dalı: Laura Domenech, Nişmiye Güler, Reyhan Hacıoğlu, Beritan Canözer

    Video – görüntülü haber dalı: Nezahat Doğan, Halime Parlak, Heval Aslan

    İletişim

    Adres: Aliemiri Sokak, Mali Müşavirler Apt. No: 1-1/3 Yenişehir / Diyarbakır – Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği

    İnternet sitesi: http://mkgdernek.org/

    E-Posta: info@mkgdernek.org

    Tel: +90 (555) 746 93 43

    (HABER MERKEZİ)

  • Musa Anter Gazetecilik Ödülleri başvuruları başladı

    Musa Anter Gazetecilik Ödülleri başvuruları başladı

    PİRHA- Bu yıl 32’nci kez düzenlenecek olan Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri için başvurular başladı.

    Diarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde katledilen gazeteci-yazar Musa Anter (Apê Musa) ile görevleri başında yaşamını yitiren Özgür Basın çalışanları anısına her yıl düzenlenen “Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri” başvuruları başladı. Yarışma, bu yıl Yeni Yaşam Gazetesi tarafından 32’nci kez düzenlenecek.

    Yarışma, “Türkçe haber”, “Video ve görüntülü haber”, “Kürtçe haber”, “Fotoğraf (Haber fotoğrafı)”, “Karikatür” ve “Kadın haberciliği” olmak üzere 6 ayrı dalda düzenleniyor. Her katılımcı, sadece bir dalda ve sadece bir eserle yarışmaya katılabiliyor.

    Son başvuru tarihi 10 Eylül 2025 olarak belirlenen yarışmada, seçilen eserler 18 Eylül’de açıklanacak. Ödüller ise, gazetenin açıklayacağı bir tarihte törenle sahiplerine verilecek.

    KOŞULLAR

    Yarışma için belirlenen şartlar şöyle:

    * Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Yarışması’nın teknik şartnamesinde belirtilen koşullara haiz, eser sahibi herkes yarışmaya katılabilir.

    * Yarışmaya seçici kurul üyeleri (jüri olduğu yıl) ile Yeni Yaşam gazetesi çalışanları katılamazlar.

    * Yarışmaya katılan eserlerin daha önce yayımlanmamış ya da 10 Eylül 2024 tarihinden sonra yayımlanmış olması gerekmektedir.

    * Katılımcı, daha önce ya da bu yarışma ile eşzamanlı yapılan herhangi bir yarışmada ödül, mansiyon ve sergileme almamış eserleriyle katılabilir.

    * Eserin, daha önce ya da bu yarışma ile eşzamanlı yapılan herhangi bir yarışmada ödül, mansiyon ve sergileme aldığının ortaya çıkması durumunda katılımcı hakkında kural ihlali işlemi uygulanır; alınan ödül iptal edilir. Ödül alınmışsa, katılımcı tarafından iade edilmesi gerekmektedir. Bu işlem diğer katılımcılar için herhangi bir talep hakkı doğurmaz. Yarışmaya gönderilen eser üzerinde, eser kendisinin olmadığı halde kendisininmiş gibi göstermeye ve jüriyi yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişikliği yapan katılımcı hakkında jüri tarafından kural ihlali işlemi uygulanır.

    * Yarışmaya eser gönderen tüm katılımcıların, şartnamede belirtilen hususları kabul ettikleri kabul edilir. Bu koşullara uymayan katılımcılar yarışma dışı bırakılır.

    * Eser yayınlanmamış ise eserin adı, çekildiği ya da çizildiği yer ve zaman; yayınlanmış ise yayınlandığı gazete, dergi, ajans, internet sitesi, TV ile yayın tarihi bilgileri ve yayının bir kopyasının dosyada yer alması gerekmektedir.

    * Katılımcılar; özgeçmiş, iletişim adresi ve eser hakkındaki bilgi yazısı ile bir adet fotoğrafını başvuru dosyasına eklemelidir.

    * Gönderilen eserler sahiplerine iade edilmeyecek ve gazetede yayınlanabilecek.

    GÖNDERİLME FORMATLARI

    * Katılımcılar, politika, ekonomi, ekoloji, eğitim, sağlık, toplum-yaşam, kültür-sanat ve spor gibi kategorilerde haber değeri taşıyan çalışmalarla katılım sağlayabilirler.

    * Yarışmaya katılacak haberler yazılı basında yayınlanmış ise PDF formatında, internet medyasında yayınlanmış ise word formatında da belirtilen e-mail adresine gönderilebilir.

    * Video ve görüntülü haberlerin ise wetransfer yoluyla gönderilmesi gerekiyor. İnternet medyasında yayımlanan haberlerin linkinin de gönderilmesi gerekmektedir.

    FOTOĞRAF DALI

    * Yarışmaya gönderilen çalışmaların arka yüzlerinin sol alt köşesine, eser sahibinin adı soyadı ve eserin adı bir etiketle yazılacaktır. Fotoğrafın çekildiği zaman, mekân ile haber adı belirtilmelidir. Fotoğraf dalında yarışmaya gönderilecek eserlerin boyutları; kısa kenar minimum 2000 piksel, JPG formatında, 300DPİ çözünürlükte ve 12 sıkıştırma kalitesinde olarak sunulmalıdır. Seçici kurul gerek görürse katılımcıdan fotoğrafın orijinal halini (Raw) talep edebilir. Üzerinde oynanmış ve gerçekliğini değiştirecek şekilde değiştirilmiş (ışık, renk, kontrast ayarları hariç) fotoğraflar değerlendirmeye alınmayacaktır. Fotoğraflar, JPG formatında aşağıda belirtilen e-mail adresine gönderilebilir. Fotoğrafların “haber fotoğrafı” niteliği taşıması gerekmektedir.

    KARİKATÜR DALI

    Yarışmaya gönderilen eserlerin ismi eserin arka yüzlerinin sol alt köşesine, bir etiketle yazılacaktır. Çizer kullandığı teknikte serbesttir. Ancak eserler orijinal olmalıdır. Sanatçı tarafından (ıslak imza) imzalanması koşulu ile dijital baskı ürünler kabul edilir. Karikatür boyutları en az A4 (21 cm × 29,7 cm) en fazla A3 (29,7 cm x 42 cm) olmalı ve herhangi bir zemine yapıştırılmamalıdır. Karikatürler JPG formatında aşağıda belirtilen e-mail adresine gönderilebilir.

    JÜRİ ÜYELERİ

    * “Türkçe haber”, “Görüntü ve video haber jürisi”: Faruk Bildirici, Ali Duran Topuz, Banu Güven, Candan Yıldız, Nezahat Doğan ve Mehmet Ali Çelebi

    * Kürtçe haber jürisi: Sîma Birokê, Munever Karademir,  Îdrîs Kara, Bişar Durgut ve Ramazan Ölçen

    * Kadın haber jürisi: Dilek Arjin Öncel, Derya Ceylan, Elif Ekin Saltık, Gülfem Karataş ve Bircan Değirmenci

    * Fotoğraf jürisi: Ramazan Öztürk, Öznur Değer, Salih Yeşil, Özcan Yaman ve Murat Baykara

    * Karikatür jürisi: Kemal Gökhan Gürses, Erceren, Aslı Alpar ve Ronî Batte

    BAŞVURU ADRESLERİ

    Eserlerin gönderileceği adresler ise şöyle:

    e-posta: apemusaozgurbasin@gmail.com

    Telefon: 0 212 252 83 99 Fax: 0 212 252 83 90

    Adres: Şehit Muhtar Mahallesi Bekâr Sokak No: 7/3 Beyoğlu/İstanbul

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumları BM’ye başvurdu: Gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz

    Alevi kurumları BM’ye başvurdu: Gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz

    PİRHA – AAAF, AABK ve ABF Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi’ne Suriye’de yaşanan katliamın son bulması için başvuru yaptı. Yapılan başvuru sonrası yayınlanan yazılı açıklamada, “Her gün bir yenisi eklenen bu insanlık suçlarına son vermek üzere hazırlıkların başlatılmasını, acil müdahale için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz” denildi.

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu(AAAF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi’ne Suriye’de yaşanan katliamın son bulması için başvuru yaptı. Başvuru sonrası yazılı açıklama yayınlandı.

    “HER GÜN YENİ BİR ŞİDDET HABERİ İLE KARŞI KARŞIYA KALINMAKTADIR”

    BM’ye yapılan başvuru sonrasında açıklama metninde şunlara yer verildi:

    “Suriye’de bugün şiddetin aldığı yeni boyut önümüze insan hakları yönünden acil görevler yüklemektedir. Açık savaşın yerini terör, insanlığa karşı suç ve soykırım tehditlerine bıraktığına dair kaygılar giderek yaygınlaşmaktadır. Savaşın çok taraflı yaşanan süreci savaş sonunda da çok taraflı bir kaos ortamı doğurmuş ve stabilizasyon ve huzur beklentilerini boşa çıkarmış durumdadır. Bu aynı zamanda bitti sanılan savaşın kaos ortamında devam ettirilmesine de zemin hazırlamaktadır. Kendi topluluklarının silahlı gücüne dayanmayan veya bölge devletlerinin korunmasına sığınmayan gruplar açısından bu yeni süreç giderek yaygınlaşan bir şiddet doğurmakta ve güçsüz ve korunmasız topluluklara karşı her gün yeni bir şiddet haberi ile karşı karşıya kalınmaktadır.

    GEREKLİ BAŞVURULARI BAŞLATMIŞ BULUNUYORUZ

    Bu yeni sürecin en kırılgan ve şiddete hedef olan topluluğu ise Hristiyan gruplar, Dürziler, İsmailler ile birlikte Arap Alevileridir. Suriye’deki Hristiyan topluluklar kaygılı biçimde beklerken Alevi topluluklar diğer bazı güçlerden farklı olarak kendi bağımsız savunmalarını örgütleme yoluna gitmeyip demokratik yolların işletilmesini bekledikleri için açık ve kolay bir hedef olarak görünmektedir. Ayrıca selefi grupların dini liderlerince doğrudan Alevileri hedef alan şiddet çağrısı yapılmaktadır. Yeni Suriye’nin kurucu güçleri dışında bırakılan Alevilerin yaşadığı şiddet, insan kaçırma, işkence, cinayet ve toplu infazlara uzanan ve giderek yaygınlaşan bir yıkımla beraber korku ve kaygıları da büyütmektedir. Yaşanan bu yaygın ve tekrar ederek büyüyen şiddet insanlığa karşı suç boyutuna kadar ulaşmış ve gelecekteki toplu katliam, göç ve iskan ile asimilasyon politikalarına uzanacağına dair anlaşılabilir korkuları da açığa çıkarmıştır. Bizler aşağıdaki adları geçen ve yüzbinlerce üyesi bulunan demokratik kitle örgütleri olarak BM’nin ilgili kurullarını harekete geçirmek üzere gerekli başvuruları başlatmış bulunuyoruz.

    DESTEK ÇAĞRISI

    Öncelikle BM Güvenlik konseyi; Suriye Özel raportörlüğü ve insan hakları yüksek komiserliğinden her gün bir yenisi eklenen bu insanlık suçlarına son vermek üzere hazırlıkların başlatılmasını, acil müdahale için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz.. Ulusal ve uluslararası kamuoyundan tırmanan şiddet ve şiddet tehdidi nedeniyle insan hayatına ve Suriye’nin yerli ve en büyük nüfuslardan birisine sahip Alevilerin hayat hakkının korunmasına dair destek beklediğimizi duyuruyoruz. Sessizliğin her geçen gün büyüyen şiddet nedeniyle yeni insan hayatlarının kurban edilmesine yol açtığını, hep birlikte şiddete karşı durarak BM başta olmak üzere uluslararası kurumları harekete geçirmemiz gerektiği hususunun altını çiziyoruz. Sesimizi, sözümüzü birleştirelim ve Suriye ve dünyanın daha birçok yerinde şiddet karşısında korunma bekleyen halklara da yeni bir umudun yolunu açalım. Suriye halklarının yanında olduğumuzu ve adil bir gelecek umutlarını paylaştığımızı ilan ediyor ve şiddetin hüküm sürmediği bir Suriye için elele vereceğimizi duyuruyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Esenyurt’un tutuklu Belediye Başkanı Ahmet Özer için AYM’ye başvurulacak

    Esenyurt’un tutuklu Belediye Başkanı Ahmet Özer için AYM’ye başvurulacak

    PİRHA-Esenyurt’un tutuklu Belediye Başkanı Ahmet Özer’in avukatları, AYM’ye başvuracak. Ahmet Özer’in avukatı Hasan Sınar, “Başvurularımızın ardından AYM süreci doğdu. En geç ay sonuna kadar AYM’ye başvuracağız” dedi.

    İstanbul’un Esenyurt ilçe Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim’de tutuklandıktan sonra yerine kayyım atandı. Ahmet Özer’in avukatı Hasan Sınar, görevden alma ve tutuklamaya karşı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuracak.

    “AY SONUNA KADAR AYM’YE BAŞVURACAĞIZ”

    Ahmet Özer’in avukatı Hasan Sınar, “Ahmet Özer 30 Ekim’den beni özgürlüğünden yoksun bırakıldı. Hiçbir şekilde suç teşkil edilmeyen ve suç oluşturmayan bir takım soyut ve mesnetsiz suçlamalara yönelik itirazlarımızı yaptık. Başvurularımızın ardından AYM süreci doğdu. En geç ay sonuna kadar AYM’ye başvuracağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydoğan, Süleyman Soylu’nun yargılanması için İdare Mahkemesi’ne başvurdu

    Aydoğan, Süleyman Soylu’nun yargılanması için İdare Mahkemesi’ne başvurdu

    PİRHA – Cumartesi Anneleri’nin eyleminde polisin kolunu kırdığı Aydın Aydoğan, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yargılanması için İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

    Cumartesi Anneleri’nin 25 Ağustos 2018 tarihinde Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirmek istediği 700’üncü hafta eyleminde polisin kolunu kırdığı ve saldırı sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde kalıcı hasar meydana gelen insan hakları savunucusu Aydın Aydoğan’ın adalet mücadelesi sürüyor.

    Aydoğan, sorumluların yargılanması için gerekli soruşturma izni talebinin reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi (AYM) başvurmuştu. AYM, başvuruya dair ihlal kararı vermişti. Aydoğan, AYM kararı sonrası, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında soruşturma açılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu’na başvurdu. Başsavcılık, Aydoğan’ın başvurusuna, “Bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önerge ile soruşturma açılmasının mümkün olduğu (…)” yanıtı verdi.

    Aydoğan, bunun üzerine Soylu’nun yargılanması için gerekli soruşturma iznin verilmesi talebiyle 22 Aralık 2023’de Adalet Bakanlığına bağlı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvurdu. Söz konusu talebin Meclis yetkisinde olduğunu belirten TİHEK, başvuruyu kabul edilemez bularak reddetti. TİHEK’in ret kararı üzerine Aydoğan, Aydoğan 23 Eylül’de Ankara 17. Bölge İdare Mahkemesi’nde TİHEK kararına itirazda bulundu.

    “ENGELLİ BİREYE DÖNÜŞTÜM”

    Başvurusunda yaşananları anlatan Aydoğan, polisin kendine uyguladığı şiddet sonucu kolunun kırıldığını ve engelli bir bireye dönüştüğünü kaydetti. Başvurusunda, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvurusunun ihlal kararıyla sonuçlandığını belirten Aydın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Bürosu’nun soruşturma için Meclis tam üye sayısının salt çoğunluğu gerekli olduğu yönündeki kararını hatırlattı.

    SORUŞTURMA İZNİ TALEBİ

    İdare Mahkemesi başvurusunda, Süleyman Soylu hakkında yapmış olduğu suç duyurusu ve TİHEK’in kararına istinaden, AKP’de milletvekilliğini sürdüren Süleyman Soylu hakkında soruşturma izni verilmesini istedi. Aydın, başvurusunda, “Herkesin kanun önünde eşit olma ilkesi gereğince ilgili bahsi geçen Meclis’te mevzuatların tamamlanarak adalet mekanizmasının işletilmesine katkı sağlanılması, eşitlik ilkesi gereğince kanun hem devleti, hem de şahısları bağlar. Tüm insanların hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir. Herkes cinsiyet, ırk, renk, din, dil, yaş, zenginlik ya da makam gibi fark olmaksızın kanun karşısında eşittir. Gereğinin yapılmasını, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince soruşturma için gerekli izni gerekli kanunlar doğrultusunda talep ederim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ayten Öztürk için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı

    Ayten Öztürk için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı

    PİRHA-Ayten Öztürk’ün avukatları, bir itirafçının beyanıyla verilen 2 tane ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptı. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği konusunda başvuru yaptıklarını söyleyen Avukat Naim Eminoğlu, “İtirafçının beyanı dışında hiç bir somut delil yok. Eğer Anayasa Mahkemesi’nden hak ihlali kararı çıkarsa mahkemeye başvurarak yeniden yargılama, infazı durdurma ve tahliye edilmesi yönünde mahkemeye dilekçe vereceğiz” dedi.

    Ayten Öztürk, 8 Mart 2018’de Lübnan’da Beyrut Refik Hariri Havalimanı’nda gözaltına alındı ve özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. Öztürk, 6 ay boyunca kayıptı. Bu süre zarfında hiç kimsenin bilmediği bir yerde falaka, cinsel taciz, elektrik, tabut, askı gibi türlü işkencelere maruz kaldı.

    Ayten Öztürk hakkında, bir çocuk istismarcısının linç edilmesini kaldırımdan izlediği iddiasıyla verilen 2 tane ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onandı.

    Ayten Öztürk’ün avukatları, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin verdiği kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle bozulması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptı.

    Ayten Öztürk’ün avukatı Naim Eminoğlu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ NOKTASINDA BAŞVURU YAPTIK”

    Ayten Öztürk davasında bütün dosyanın bozulmasına ilişkin bir başvuru yaptıklarını söyleyen Naim Eminoğlu, “Genel anlamda yargılama süreci boyunca adil yargılanma hakkının ihlal edildiği noktasında başvuru yaptık. Yargılama zaten itirafçı tanığın linç eylemini kaldırımdan izliyordu beyanı üzerinden yürütüldü ve gizli tanığın beyanı üzerinden de Ayten Öztürk hakkında hüküm verildi ve iki tane ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’ne iki hususta başvuru yaptıklarını aktaran Eminoğlu, “Birincisi; itirafçı tanığı Ayten Öztürk ve biz avukatlar olarak hiçbir zaman sorgulayamadık. O yüzden biz tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği noktasında bir başvuru yaptık. Eğer biz o kişiyi sorgulayabilseydik belki başka bir ifade verecekti ya da biz o kişinin beyanlarını çürütebilecektik ama yargılama boyunca bu imkân bize hiç tanınmadı. O yüzden burada bir hak ihlali olduğu noktasında bir başvurumuz oldu Anayasa Mahkemesi’ne.
    İkincisi ise; doğal hakim ve doğal yargı ilkesinin ihlal edildiğine dair bir başvurumuz oldu. Mahkemenin son duruşmasında Ayten Öztürk hem tahliye edilmişti hem de ceza verilmişti. O duruşmada biz Ayten Öztürk’ün avukatları olarak hakimi reddetmiştik çünkü tarafsız bir hakim olmadığı gerekçesiyle başvuru yapmıştık” diye belirtti.

    “İTİRAFÇI TANIĞIN BEYANI DIŞINDA HİÇBİR SOMUT DELİL YOK”

    İtirafçı tanığın beyanları dışında dosyadaki delillerin hiçbir somut gerekçeye dayanmadığını belirten Eminoğlu, şunları dile getirdi:

    “Yargıtay’ın dosyada olmayan konular üzerinden yargılama yaptığını ve İstinaf Mahkemesi’nin inceleme yapmadığını da belirttik. Eğer Anayasa Mahkemesi’nden hak ihlali kararı çıkarsa mahkemeye başvurarak yeniden yargılama, infazı durdurma ve tahliye edilmesi yönünde mahkemeye dilekçe vereceğiz. Eğer Anayasa Mahkemesi’nde ret kararı gelirse bu durumda da artık tek başvuru seçeneğimiz kalan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz.”

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Ayten Öztürk’e verilen ceza Yargıtay tarafından onandı
    -Av. Doğa İncesu: Ayten Öztürk’e siyasi amaçlar güdülerek ceza verildi
    -Öztürk’ten kamuoyuna çağrı: Soyut iddialarla müebbet hapis verildi; adaletsizliğe karşı ses olun!
    -Ayten Öztürk’e verilen hapis cezasının kaldırılması için imza kampanyası düzenlendi

  • Hasta tutuklu Mehmet Güvel’in durumu Meclis gündeminde

    Hasta tutuklu Mehmet Güvel’in durumu Meclis gündeminde

    PİRHA-DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, hasta tutuklu Mehmet Güvel ile ilgili Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na başvurdu. 

    Yüzde 80 engelli, Wernicke Korsakof (WK) ve prostat kanseri olan 78 yaşındaki Mehmet Güvel, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Hastanesinde kanser tedavisi görürken 6 Şubat’ta İstanbul’da gözaltına alındı, 9 Şubat 2024’te tutuklanarak Marmara (Silivri) Kapalı Cezaevine götürüldü. İki hafta sonra da İzmir’deki Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevine sevk edildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, hasta tutuklu Mehmet Güvel ile ilgili Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na başvurdu.

    “MEHMET GÜVEL’İN TEDAVİ HAKKI ELİNDEN ALINDI”

    Mehmet Güvel’in Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edilerek tedavi hakkının elinden alındığını belirten DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, “Ağır hastalıklarından ve Wernicke Korsakof’tan dolayı denge problemleri yaşayan Güvel, geceleri 7-8 defa tuvalete gittiğinden her defasında düşüp kendini sakatlama tehlikesi yaşıyor. Geceleri rahatsızlıkları nedeni ile uyuyamayan Güvel ile aynı hücrede kalan Cem Dursun ve Oktay Kelebek hem başka bir hapishaneye sevk hem de Mehmet Güvel’in tahliye edilmesi talebiyle açlık grevinde. Açlık grevlerini sürdüren Cem Dursun ile Oktay Kelebek, sağlık sorunlarından ötürü kendi yemeğini yiyemeyen, banyosunu yapamayan Güvel’in de tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Mahpusların bulundukları tuvalet ve yatak dahil tüm özel alanlar 7/24 izleniyor ve kayıt altına alınıyor. Bu durumu kabul etmeyen ve süresiz açlık grevinde olan Cem Dursun ve Oktay Kelebek ise kamerayı kapatmaları halinde tekli hücrelere alınmakla tehdit ediliyor. Güven’in tek başına hayatını iademe ettirememesi ve ölüm tehlikesi nedeniyle mahpuslar bu duruma katlanmak zorunda kalıyor. Buca Y Tipinde hiçbir hücrenin kendisine ait havalandırmasının bulunmadığı, mahpusların kaldığı hücrede dışarıya bakan tek pencerenin demir parmaklıklar ve bu demir parmaklıklar haricinde içeri girecek havayı engelleyen çok sık tel örgüsü ile kapatıldığı, mahpusların buradan sızan hava ile yıkadıkları elbiselerini 1.5 metrelik ipe asarak kurutmaya çalıştıkları ve hapishanenin tüm hücrelerinin özellikle kuzey cephesine bakacak şekilde konumlandırılması nedeniyle günün hiçbir saatinde güneş girmediği gelen bilgiler arasında” dedi.

    “EN KISA SÜREDE BUCA YÜKSEK GÜVENLİKLİ HAPİSHANESİ ZİYARET EDİLSİN”

    DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na yaptığı başvuruda talepleri şöyle sıraladı:

    -Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde bulunan Mehmet Güvel’in durumu da göz önüne alınarak mahpusun yaşadığı ağır hak ihlallerini tespit etmek ve önlenmesi için Komisyonun gerekli girişimlerde bulunması,

    -Yaşı ve hastalığı ilerlemiş Mehmet Güvel hakkında yıllar önce cezaevinde kalamaz raporu verilip verilmediğinin ilgili kurumlardan sorulması,

    -Yüzde 80 engelli, Wernicke Korsakof (WK) ve prostat kanseri olan 78 yaşındaki Mehmet Güvel, tutuklu bulunduğu halde müebbet hapis hükümlülerin kaldığı koşullarda tutulması dikkate alınarak Türkiye hapishanelerinde müebbet hapis hükümlüsü olmayıp bu koşullarda tutulan tutuklu ve hükümlülerin sayısının belirlenmesi için Adalet Bakanlığına sorulması ve önleyici tedbirlerin alınmasını sağlaması,

    -Komisyon bünyesinde faaliyet gösteren Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Alt Komisyonu tarafından kamuoyunda “kuyu tipi hapishane” olarak bilinen Y ve S tipi hapishanelerinin mahpuslar üzerinde fiziksel ve psikolojik etkilerini, yarattığı sağlık sorunları tespit etmek ve gerekli tedbirlerin alınması için kapsamlı bir çalışma başlatması, bu kapsamda Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesine en kısa sürede bir ziyaret gerçekleştirmesi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti milletvekilleri, mahpusların taleplerini ve açlık grevlerini Meclis’e taşıdı

    DEM Parti milletvekilleri, mahpusların taleplerini ve açlık grevlerini Meclis’e taşıdı

    PİRHA-DEM Parti milletvekilleri, mahpusların, ailelerinin ikamet ettiği kente ya da yakın bir ildeki cezaevine nakledilmelerini sağlayacak bir çalışma yürütülmesini talep etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Nevroz Uysal Aslan, Ayten Kordu ve Dilan Kunt Ayan, yüksek güvenlikli hapishanelerden sevk talebiyle açlık grevi yapan mahpusların durumuna dair Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na başvurdu.

    Başvuruda, mahpusların, ailelerinin bulunduğu yerleşim merkezlerinden çok uzak cezaevlerine sevk edilmelerinin sadece mahpusları değil aileleri de cezalandırma sistemine dahil etmek olduğu ve Y, S tipi Hapishaneler ve yüksek güvenlikli hapishaneler olarak adlandırılan cezaevlerinin insan sağlığı üzerinde ciddi tahribatlara yol açtığı belirtildi.

    “CEZAEVLERİNDE İNSANİ TALEPLER KARŞILANMADIĞI İÇİN AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR”

    Komisyona yapılan başvuruda, bu hapishanelerdeki açlık grevlerine dair şu bilgi verildi:

    “Temel insani taleplerinin karşılanmaması nedeniyle Nurettin Kaya; “Kuyu Tipi” olarak adlandırılan S, R, Y tipi hapishanelerin kapatılması, tutukluların ailelerinin ikamet ettiği yerlere yakın cezaevlerine sevk edilmesi ve arkadaşları ile kalabileceği cezaevine sevk edilmesi talebiyle 217 gündür ölüm orucunda. Kaya, kendi talebi kısmi olarak karşılanmış olsa da arkadaşların talebinin karşılanmamış olması nedeniyle açlık grevini sürdürüyor.

    Nurettin Kaya, 29 Şubat’ta Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde başladığı ölüm orucunun kritik aşamalara gelmesinin ardından Bolu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi, tek kişilik hücrede tutuluyor.

    Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan Alişan Gül ve Cemil Kurt da aynı taleplerle başladıkları açlık grevinin 73. gününde.”

    “NAKİL TALEPLERİ REDDEDİLDİ”

    Milletvekilleri, mahpusların, ailelerinin ikamet ettikleri şehirlere ya da yakın şehirlere nakil taleplerinin cezaevi idarelerince ya yanıtsız bırakıldığını ya da herhangi bir makul gerekçe sunulmadan reddedildiğini yazdı:

    “Nakil talepleri reddedilen ya da kendi istekleri dışında ailelerinin ikamet ettiği şehirden uzak şehirlere nakledilen hasta mahpusların durumu da hem mahpuslar hem de aileleri için çok daha büyük mağduriyetlere sebebiyet veriyor.”

    Başvuruda, mahpusların ailevi ve toplumsal bağlarının korunması ve sevkler/sürgünler nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için ailelerinin ikamet ettiği kente ya da yakın bir ildeki cezaevine nakledilmelerini sağlayacak bir çalışma yürütülmesi talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hasan Gülüm: İktidarı AYM kararlarını uygulamaya zorlamamız gerekiyor-VİDEO

    Hasan Gülüm: İktidarı AYM kararlarını uygulamaya zorlamamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen aydın ve sanatçıların yakınlarının 10 yıl önce yaptığı bireysel başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek. PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, “Sivas Katliamı Davası sürecinde bize nasıl bir süreç işletileceği gösterildi. Bu nedenle 15 Şubat bizim açımızdan yeni bir dönem olmayacak. Siyasal iktidarın mahkeme kararlarını uygulayabilecek adımları atmaya zorlamaya ihtiyacımız var” dedi.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, 15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nde görülecek başvuruya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ ORTAYA KOYARAK GÜÇLENMEMİZ LAZIM”

    AKP iktidarının, 15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı uygulamama ihtimali olduğunu dile getiren Hasan Gülüm, “15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nde görülecek başvuru Aleviler açısından Sivas Katliamı Davası’nın yeniden görüşülmesi meselesi değil. Bu ülkede ezilenden yana olan herkesin ortak mücadelesiyle dava kararlarının uygulanması için mücadele gücü yaratmamız gerekiyor” dedi.

    Hukuksuzluğu ortadan kaldıracak şeyin demokratik güçlerin ortak mücadelesi olduğunu vurgulayan Hasan Gülüm, şunları ifade etti:

    “Bu yüzden Aleviler açısından da bu mekanizmalarımızı biraz daha güçlendirmeye ihtiyacımız var. Alevilerin iktidar ve diğer siyasetler üzerinde güç oluşturmasına ihtiyaç olan bir dönem içerisindeyiz. Eğer 15 Şubat’ta bizim istediğimiz gibi bir karar çıkarsa da bu kararın uygulanması için bir güce ve enerjiye ihtiyaç var. Sivas Katliamı Davası sürecinde bize nasıl bir süreç işletileceği gösterildi. Bu nedenle dava hangi biçimle sonuçlanırsa sonuçlansın, 15 Şubat bizim açımızdan yeni bir dönem olmayacak. Uzun yıllardır ortaya çıkan bu hukuksuzluğa karşı mücadelemizi ortaya koyarak güçlenmemiz lazım. Çünkü içerisinde yaşadığımız siyasal sürece baktığımızda, benzer katliamlar dönemsel olarak yaşanacak gibi görünüyor. Bu nedenle kendi mekanizmalarımızı güçlendirip, siyasal iktidarın mahkeme kararlarını uygulayabilecek adımları atmaya zorlamaya ihtiyacımız var.”

    SİVAS KATLİAMI DAVA SÜRECİ

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinliği sırasında Madımak Oteli’nde aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 kişi yakılarak öldürüldü. Olaydan sonra 124 kişi hakkında ‘laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma’ suçlamasıyla açılan davalar güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı. Ankara 1 No’lu DGM 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak katliamda Yazar Aziz Nesin’in tahrik ettiği iddiasıyla cezalar 15 yıla indirildi. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

    33 SANIĞA İDAM CEZASI VERİLMİŞTİ SONRA MÜEBBETE ÇEVRİLDİ

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise katliamın, ‘Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu’ belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu. DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti. Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu. Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

    Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu. Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

    2012’DE ZAMANAŞIMI KARARI VERİLDİ

    Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken, 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

    Sivas Katliamı ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı da zamanaşımından düşürdü.

    Binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor
    2-Sarıhan: Madımak Katliamı Davası ile ilgili AYM’den adil bir karar çıkmasını istiyoruz
    3-AYM, Madımak Katliamı başvurusunu görüşecek; ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’
    4-Hüsniye Çelik: AYM’de görüşülecek Madımak Katliamı davasına sahip çıkalım-VİDEO

     

  • DAÇE, ÇED raporu için tarafsız bilirkişi heyeti kurulmasını istedi

    DAÇE, ÇED raporu için tarafsız bilirkişi heyeti kurulmasını istedi

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) avukatlarından İsmail Hakkı Atal, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminat altına aldığı adil yargılanma hakkı doğrultusunda Sinop Nükleer santrali ‘ÇED İPTAL’ davasının önümüzde ki günlerde yapılması planlanan keşfinin ertelenmesi ve akademik bilgileri, bilimsel ehliyeti yeterli yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti oluşturulması için mahkemeye başvurdu.

    Akkuyu Nükleer Santralinin yapımı öncesi hazırlanan ÇED raporunun iptali için Danıştay’a başvuru yapılmıştı.

    11.07.2016 tarihindeki keşifte ısrarla Akkuyu sahasının zemininin karstik boşluklar barındırdığını ifade etmelerine rağmen bilirkişi heyeti ve mahkeme talepleri dikkate almayarak zeminden karot almadan keşfi tamamlamış, reddedilen bilirkişilerin hatası sonucu, 2018 Temmuz ayında henüz 56.000 ton nükleer reaktör ağırlığı binmeden Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatında zemin betonu çatlamıştı.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminat altına aldığı adil yargılanma hakkı doğrultusunda Sinop Nükleer santrali ‘ÇED İPTAL’ davasının 7.06.2021 tarihinde yapılması planlanan keşfinin ertelenmesi ve akademik bilgileri, bilimsel ehliyeti yeterli yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti oluşturulması için mahkemeye başvurdu.

    Atal başvurusunda, “Bilirkişiler raporu ya okumadan imzalıyor ya da okumuşlarsa da bilimsel ehliyetlerinin ve akademik bilgilerinin eksik olduğu ortaya çıkıyor” diye değerlendirme yaptı.

    “BİLİRKİŞİLER DEPREMSELLİK İNCELEMESİ YAPMADI”

    Sinop nükleer ÇED raporu iptal davasında görevlendirilen ve daha önce Akkuyu nükleer davasında da görev yapan 7 bilirkişinin reddi talebinde bulunduklarını açıklayan Avukat Atal, tarafsızlığından ve bilimsel ehliyetinden şüphe duyduklarını belirttiği bilirkişilerle keşif yapılamayacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Hasan Çetin’in 2001 yılında Tübitak bildirisinde Akkuyu sahasının aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemiş Fay hattı uzantısında olduğu; ilki 38.000 yıl önce, ikincisi 28.000 yıl önce ve üçüncüsü 17.000 yıl önce olmak üzere her 10.000 yılda bir 7 şiddetinden büyük yıkıcı deprem olduğunu, ancak son 17.000 yıldır deprem olmadığı için tekrarlama periyodu 10.000 yılda bir olan bölgede, enerji birikiminin olduğu ve bölgede her an 7 şiddetinden büyük bir deprem olabileceğine ilişkin bilimsel delilleri de sunmamıza rağmen (Sinop davasında reddettiğimiz 7 bilirkişinin de bulunduğu) bilirkişiler karot almadıkları için depremsellik incelemesini de yapamamışlardır.”

    “500 MİLYON İNSANIN HAYATI İÇİN FELAKET OLUŞTURACAK”

    Yine keşifte deniz seviyesinin yükselmesi riskini ısrarla beyan ettiklerini reddettikleri bilirkişilerin büyük çoğunluğunun raporu okumadan imzaladığını söyleyen Atal, şunları aktardı:

    “Bu bilirkişilerin bilimsel ehliyetlerinin-akademik bilgilerinin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır.    Fukuşima faciasını ve deniz seviyesi kalıcı olarak yükseldiği takdirde Akkuyu nükleer santralinden Akdeniz ekosistemine karışacak radyoaktivitenin 500 milyon insanın hayatı için felaket oluşturacağı üzerine argümanlarımız sonrasında bilirkişi heyet raporunun 203. sayfası 24 no’lu paragrafında ‘(…) tsunami çalışmalarında bölgede en yüksek dalga boyunun 7 metre civarında olabileceği belirtildiği, bu durumun 10 metreyi aşmamasından dolayı tsunami riskinden söz edilemeyeceği, iklim değişikliği sürecinde deniz seviyesi yükselse bile tsunami oluşturacak bir seviyeye hiçbir zaman ulaşılamayacağı’  ifadesi kullanılmıştır.”

    “BİLİRKİŞİLİK GÖREVİNDEN MEN EDİLMELERİ GEREKİR”

    Avukat Atal, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Biz avukatların sosyal bilimci olarak bildiği ‘iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin kalıcı olarak yükselmesi riski tsunami nedeniyle deniz seviyesinin geçici yükselip geri çekilmesi farklılığını, 15 fen bilimci profesör bilirkişinin bilmemesi veya bilememesi söz konusu olamayacağına göre, heyetten birilerinin hazırladığı raporu diğer bilirkişilerin ya okumadan imzaladığı ya da okumuşlarsa da bilimsel ehliyetlerinin ve akademik bilgilerinin eksik olduğu ortaya çıkmaktadır.  Bütün bu hususlar doğrultusunda Akkuyu davasında görev yapan 15 kişilik bilirkişi heyeti (içinde Sinop Nükleer davasında görevlendirilen 7 bilirkişinin de olduğu) tarafımızca yüksek öğretim kurulu başkanlığına şikayet edilmiş, YÖK kanununun, ilgili maddeleri doğrultusunda cezalandırılmaları ve bilirkişilik görevinden men edilmeleri kararı alınması için şikayet ve idari başvuruda bulunulmuştur.”

    “BİLİMSEL EHLİYETİ YETERLİ YENİ VE TARAFSIZ BİR BİLİRKİŞİ HEYETİ TEŞKİL EDİLMELİDİR”

    Avukat Atal son olarak şunları kaydetti:

    “Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminat altına aldığı adil yargılama hakkı doğrultusunda  Sinop Nükleer santrali ÇED İPTAL davasının 7.06.2021 tarihinde yapılması planlanan keşfi ertelenmeli ve akademik bilgileri, bilimsel ehliyeti yeterli yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti teşkil etmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Mor Çatı’dan Danıştay’a İstanbul Sözleşmesi başvurusu

    Mor Çatı’dan Danıştay’a İstanbul Sözleşmesi başvurusu

    PİRHA-Mor Çatı, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılma kararının durdurulması için Danıştay’a başvurdu.

    Türkiye, ilk imzacısı ve tarafı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden 20 Mart’ta Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle çekildiğini duyurdu. Karardan bu yana kadın örgütleri ve bireysel olarak çok sayıda hukukçu, yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’a dava açtı. Mor Çatı da, yürütmenin durdurulması ile sözleşmenin 1 Temmuz’da yürürlükten kaldırılması tehdidinin durdurulması talebiyle Danıştay’a dava açtı.

    Vakıf’tan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Mor Çatı olarak bu davayı açıyoruz çünkü 30 yılı aşkın süredir on binlerce kadının ve beraberindeki çocuğun deneyimleri ile edindiğimiz bilgiler ışığında, kadına yönelik şiddetin ve şiddetin sonucu olan etkilerin önlenmesi için İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte kalması ve koşulsuz olarak uygulanmasını elzem görüyoruz. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin fesheden idari işlem olan Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptal edilmesi, Sözleşme’den çekilme kararının 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesine engel olmak için derhal kararın yürütmesinin durdurulması, kadınların hayatta kalmaları, şiddetten uzakta hayat kurmaları ve anayasada güvence altına alınmış temel hak ve hürriyetlerini kullanabilmeleri için hayati öneme sahiptir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Metin Altıok Şiir Ödülü’ne başvurular başladı

    Metin Altıok Şiir Ödülü’ne başvurular başladı

    Kırmızı Kedi Yayınevi ve Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok tarafından birlikte düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü için başvurular başladı.

    Kırmızı Kedi Yayınevi ve Metin Altıok’un kızı tarafından şair Altıok anısına düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü’ne başvurular başladı.

    Bu yıl 14’üncüsü verilecek ödül için başvurular 15 Şubat’a kadar devam edecek.

    Başvurmak isteyen adaylar, 2020 yılı içerisinde yayımlanmış şiir kitaplarını 9 kopya olarak iletişim bilgileriyle birlikte Kırmızı Kedi Yayınevi’ne gönderecek.

    Yarışmanın seçici kurulu Doğan Hızlan, Hilmi Yavuz, Eray Canberk, Ali Cengizkan, Haydar Ergülen, Şükrü Erbaş ve Salih Bolat’tan oluşuyor.

    Şair Metin Altıok, Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’teki Madımak Katliamı’nda ağır yaralanmıştı.

    Altıok kaldırıldığı hastanede 9 Temmuz 1993 günü hayatını kaybetmişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • OHAL Komisyonu 126 bin başvurudan 99 binini reddetti

    OHAL Komisyonu 126 bin başvurudan 99 binini reddetti

    OHAL İnceleme Komisyonu, yaptığı açıklamada 126 bin 630 başvurudan 99 bin 140’ına ret, 13 bin 170’ine de kabul kararı verildiğini duyurdu.

    Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, bugüne kadar aldığı kararlar ile ilgili açıklama yaptı. Komisyona yapılan başvuru sayısı 126 bin 630 iken bunların 13 bin 170’i kabul, 99 bin 140’ı ret kararı aldı.

    OHAL kapsamında yayımlanan KHK’lerle 125 bin 678’i kamu görevinden çıkarma (3 bin 213 rütbe alma, 270 yurtdışı öğrencilikle ilişiği kesilme, 2 bin 761 kurum ve kuruluş kapatma) olmak üzere toplam 131 bin 922 tedbir işlemi gerçekleştirildi.

    Komisyonun karar vermeye başladığı tarihten itibaren 3 yıllık süre içerisinde toplam başvuruların yaklaşık yüzde 89’u hakkında karar verildi. Ayrıca 3 bin 520 dosya için ön inceleme kararı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Grup Yorum’dan konser başvurusu

    Grup Yorum’dan konser başvurusu

    Grup Yorum, 9 Ağustos Pazar günü Yenikapı Miting Alanı’nda konser vermek için izin başvurusunda bulundu.

    Grup Yorum, üyeleri Helin Bölek ile İbrahim Gökçek’in hayatlarını kaybettikleri ölüm orucu sürecine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    1985’den beri türküleri ile halkın açlığını, yoksulluğunu, uğradığı adaletsizlikleri anlattıklarını belirten Grup Yorum, kapitalizme karşı sosyalizmi istediklerini vurgulayarak, yüzbinleri bir araya getirdikleri konserlerinin 2015 yılından itibaren yasaklandığını ifade etti.

    Açıklamada, “Bu konuda son 5 yıldır grubumuzun karşılaşmadığı baskı, uğramadığı saldırı kalmadı. Sadece OHAL sonrası İdil Kültür Merkezimiz tam 11 defa polis baskınına uğradı. Enstrümanlarımız paramparça edildi, çalındı. İşkenceyle gözaltına alındık. Tüm üyelerimiz tutuklandı” ifadeleri kullanıldı.

    Bu baskıların hiçbirine karşı sessiz kalınmadığı dile getirilen açıklamada, artan baskılara karşı 17 Mayıs 2019’da “konser yasaklarının kaldırılması, İdil Kültür Merkezinin basılmaması, üyelerinin terör listelerinden çıkarılması ve tutuklu üyelerinin serbest bırakılması” gibi taleplerle açlık grevine başlandığı hatırlatıldı.

    Açlık grevlerini ölüm orucuna çeviren grup üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, “Onlar devrimci sanatçılığı yeniden tanımlamış, direnişimiz tüm dünyada büyük bir potansiyel ortaya çıkarmıştı. Adalet haykırışımız Anadolu’dan dünyanın dört bir yanına ulaşmış, halkımız bu direnişi kendi direnişi olarak kabul etmişti” denildi.

    Grup üyeleri Dilan Ekin ve Tuğçe Tayyar hakkında da Gökçek’in cenazesine katıldıkları için tutuklama kararı çıkarıldığına yer verilen açıklamada, konser başvurusunda bulundukları kaydedildi.

    “9 Ağustos 2020 Pazar günü için Yenikapı Miting Alanı’na konser başvurusunda bulunduk. Yeniden milyonlarla buluşmak, konser yapma hakkımızı yeniden kazanmak istiyoruz. Hala 4 üyemiz Ali Aracı, Sultan Gökçek, Bergün Varan ve Emel Yeşilırmak tutsak. ‘Grup Yorum’un Talepleri Taleplerimizdir’ diyen tüm aydınlara, sanatçılara, milletvekillerine çağrımızdır; sizler Grup Yorum’un talepleri için kefil oldunuz ve biliyoruz ki sizin de emeğinizle yakında meydan konserlerimizi vereceğiz, tutsak arkadaşlarımızı özgürlüklerine kavuşturacağız.”

    GÖKÇEK, BÖLEK VE KOÇAK YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ

    Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, konser yasaklarının sonlandırılması, tutuklu üyelerinin serbest bırakılması ve İdil Kültür Merkezi üzerindeki baskılara son verilmesi talepleriyle ölüm orucundaydı.

    Bölek 3 Nisan’da, eyleminin 288’inci gününde yaşamını yitirmişti.

    Temel taleplerden olan konser yasağının kaldırılacağına dair verilen söz üzerine Gökçek ölüm orucuna eyleminin 323’üncü gününde, 5 Mayıs’ta ara vermiş, hastaneye kaldırılan Gökçek, 7 Mayıs’ta tedavi gördüğü hastaneye yaşamını yitirmişti.

  • AYM bireysel başvuru istatistiklerini açıkladı: 7 yılda 233 bin başvuru

    AYM’nin verilerine göre son yedi yılda 233 bin bireysel başvuru yapılırken, en çok adil yargılama hakkının ihlali edildiğine yönelik karar verildi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan’ın bireysel başvurulara yönelik “şikâyetlerinin” ardından Yüksek Mahkeme bireysel başvuru istatistiklerini açıkladı. AYM’nin verilerine göre son yedi yılda 233 bin bireysel başvuru yapılırken, en çok adil yargılama hakkının ihlali edildiğine yönelik karar verildi.

    23 Haziran 2012 ile 30 Haziran 2019 tarihleri arasındaki verilerin paylaşıldığı istatistiklere göre, AYM’ye toplam başvuru sayısı 233 bin 330 olurken bu başvuruların 21 bin 665’i bu yılın ilk altı ayında yapıldı. Sonuçlanan başvurulara yönelik verilere göre ise AYM’ye yapılan 233 bin 330 başvurunun 186 bin 701’i hakkında karar verildi.

    İLK SIRADA ADİL YARGILAMA HAKKI

    Birgün’de yer alan habere göre, başvuru türlerini de açıklayan AYM Başkanlığı, ihlal kararı verilen başvuruların büyük bir kısmının ‘adil yargılama hakkının ihlalinden’ kaynaklandığını bildirdi. İstatistiklere göre, toplam 8 bin 36 başvuru hakkında hak ihlali kararı verilirken adil yargılama hakkının ihlali konusunda 4 bin 250 başvuruya olumlu yanıt verildi.

    Mülkiyet hakkının ihlali konusunda 2 bin 454, ifade özgürlüğünün ihlali konusunda ise 440 başvuruya ‘hak ihlali’ kararı verildi. Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkının ihlali başvurularında 198 kez, kötü muamele yasağının ihlali başvurularında 159 kez, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlali başvurularında ise 152 kez hak ihlali kararı verildi. Ayrımcılık yasağının ihlalin başvuruları için 104, yaşam hakkı ihlali için 89, örgütlenme özgürlüğü ihlali için 55 ve maddi, manevi varlığın korunması hakkı ihlali için ise 38 kez ihlal kararı verildi.

    YÜRÜYÜŞ HAKKI 37 KEZ İHLAL EDİLDİ

    OHAL döneminde sık sık ihlal edilen ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiğinde kurumsal bir hal alan ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı’ için 37 başvuruya hak ihlali kararı verildi. Yüksek Mahkeme, masumiyet karinesinin ihlali için 21, etkili başvuru hakkının ihlali için 12, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlali için 11, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali için 7, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali için 6 ve eğitim hakkının ihlali için ise 3 kez hak ihlali kararı verdi.

    2018’DE 38 BİN BAŞVURU

    AYM’nin açıkladığı istatistiklere göre yapılan başvuru sayısı:

    – 2012/bin 342

    – 2013/9 bin 897

    – 2014/20 bin 578

    – 2015/20 bin 376

    – 2016/80 bin 756

    – 2017/40 bin 530

    – 2018/38 bin 186

  • HDP’li Güven’in avukatından tahliye başvurusu

    HDP’li Güven’in avukatından tahliye başvurusu

    HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven Güven’in avukatı Reyhan Yalçındağ, müvekkili için bugün mahkemeye tahliye için başvuruda bulundu.

    Yargıtay’ın 24 Haziran seçimlerinde CHP İstanbul Milletvekili seçilen Enis Berberoğlu hakkında verdiği tahliye kararı ardından gözler tutuklu HDP’li vekillere çevrildi.

    HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven Güven’in avukatı Reyhan Yalçındağ, müvekkili için bugün mahkemeye tahliye için başvuruda bulundu. Seçimlerin ardından hakkında tahliye kararı verilen Güven, savcının itirazı nedeniyle hala tutuklu.   (HABER MERKEZİ)

  • KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10, bugün OHAL Komisyonu’na başvuruyor

    KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10, bugün OHAL Komisyonu’na başvuruyor

    PİRHA- Alevi toplumunun sesi TV10’un, başbakanlık emriyle OHAL kanunlarına dayanarak hukuksuz bir biçimde 28 Eylül 2016’da yayınının kesilmesinin, 4 Ekim’de kapısının mühürlenmesinin ardından yönetim kurulu başkanı ve üyeleri ile çalışanların mücadelesi sürüyor.  Geçtiğimiz günlerde, TMSF’ye devredilen Tv10’un mal varlıklarının satışa çıkarılması üzerine TV10 yönetimi ve avukatlar, bugün OHAL Komisyonu’na başvuruyor.

    TV10 2011 yılından beri aralıksız Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını, Samsun’dan, Dersim’e, Tokat’an, Adıyaman’a, Terolara, Tekirdağ’a, Hacıbektaş’a, Antakya’ya ve Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıyıp, Alevilerin sesi, soluğu olmuştu.  Ancak Tv10, 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL kararnamesiyle 28 Eylül 2016 tarihinde yayını kesildi. 4 Ekim’de ise kapısı mühürlendi.

    15 Temmuz Darbe girişiminin ardından ilan edilen Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan ve mal varlıkları TMSF’ye devredilen basın yayın kuruluşlarının varlıkları ihale yoluyla geçtiğimiz hafta satışa çıkarıldı.

    Tv10’un mallarının ve lisansının da TMSF tarafından satışa sunulmasına ilişkin bugün (13 Eylül Çarşamba) Tv10’un avukatları ve Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Ankara’da OHAL inceleme komisyonuna bu hukuksuzluğun giderilmesi ve satışın durdurulmasına ilişkin başvuruda bulunacaklar.

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Büyükşahin ve avukatlar, daha sonra ise Ankara’da Alevi kurumlarının genel başkanlarıyla birlikte Alevi Bektaşi Federasyonu’nda saat 12.00’de bir basın toplantısı düzenleyecekler.

    KAPATILMA SONRASI NE OLDU?

    TV10’un, pek çok basın kuruluşuyla birlikte 28 Eylül 2016’da yayını kesildi, 4 Ekim’de de TV’0’un kapısı mühürlendi.

    Tv10 çalışanları, kanalın kapanmasının ardından İstanbul Taksim’de Galatasaray Meydanı’nda saat 14.00’te eylem başlattı. 49 haftadır Galatasaray Meydanı’nda çalışanların gerçekleştirdiği eyleme Alevi kurum temsilcileri ve üyeleri ile demokratik kitle örgütleri katılarak destek veriyor.

    (HABER MERKEZİ)