Katledilen kadınları suçlayan sözleriyle tepki çeken AKP’li Bayraklı Belediyesi Meclisi üyesi Latif Aydemir, partisinden istifa etti.
İzmir Bayraklı Belediyesi Meclis toplantısında kadın katliamlarıyla ilgili “Öldürenler kadar ölenler de suçludur” diyen AKP’li Latif Aydemir, partisinden istifa etti. Sanal medya hesabında açıklama yapan Aydemir, sözlerinin amacı dışında basına servis edildiğini belirterek, kendini savundu.
NE OLMUŞTU?
İzmir’in Bayraklı Belediye Meclisi’nin Ekim ayı toplantısında kadın katliamlarına ilişkin konuşan AKPli üye Latif Aydemir, “Hanımlarımızı, kadınlarımızı tenzih ediyorum ama bir kısmı bayanlar olmak üzere erkeklerin de çoğunda öldüren kadar ölenler de suçludur” dedi. Aydemir’in sözleri birçok kesimin tepkisine neden olurken, AKP tarafından “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edildi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, şiddetin hiçbir hali ve şekliyle kabul edilemez olduğunu vurguladı.
PİRHA- Laik Eğitim Demokratik Yaşam Platformu, İzmir Bayraklı’da bulunan Zihni Üstün Ortaokulu önünde ÇEDES projesine karşı bildiri dağıtarak, aileleri bilgilendirdi.
AKP hükümetinin ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara imam görevlendirdiği ilk kentlerden olan İzmir’de, son dönemde dayatılan dinselleştirme, tek tipleştirme, gericileştirme politikalarına karşı “Laik Eğitim, Demokratik Yaşam Platformu” kurulmuştu.
Laik Eğitim, Demokratik Yaşam Platformu, Bayraklı’da bulunan Zihni Üstün Ortaokulu önünde ÇEDES projesinin iptal edilmesi için bildiri dağıttı, projeye dair aileleri bilgilendirdi.
Bilgilendirmede, ÇEDES projesi adı altında okullarda imam, vaiz ve din görevlilerinin ‘manevi danışman’ ve ‘öğretici’ adında etkinliklere katıldığı, öğrencilerin camilere götürüldüğü belirtildi. MEB, Diyanet, dini vakıf ve derneklerin iş birliği ile okul içinde ve dışında öğrencilere yönelik olarak hayata geçirilen dini faaliyetler, eğitim sisteminin adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması anlamına geldiğine dikkat çekilerek, eğitim sisteminin en temel bilimsel ilkelerden ve laiklik anlayışından hızla uzaklaştığı ifade edildi.
Laik Eğitim Demokratik Yaşam Platformu’nun çocukların, siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik hedeflerine ulaşmak için hayata geçirdiği dini içerikli projelerin parçası haline getirilmesine karşı çıktığına vurgu yapılan bilgilendirmede, okulların dini içerikli faaliyet ve etkinliklerin değil, laik ve bilimsel eğitimin mekânları olması için bütün eğitim ve bilim emekçileri, öğrenci ve veliler birlikte mücadeleye davet edildi.
PİRHA İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenlere ilişkin Bayraklı’da bulunan Deprem Anıtı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Mumların ve yakıldığı ve defne yapraklarının taşındığı anmada sık sık “Unutmak yok affetmek yok helalleşmek yok” “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” “Deprem değil bu bir katliam” “Güvenli kentler istiyoruz” sloganları atıldı. “6 Şubat depremini unutmadık, unutmayacağız. Sorumlulardan hesap soracağız” yazılı pankartın açıldığı basın açıklamasında basın metnini Platform adına TMMOB İKK Sözcüsü Aykut Akdemir okudu.
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sözcüsü Aykut Aydemir okudu. Akdemir, yıkılan her binanın, kaybolan her canın, yetim ve öksüz kalan her çocuğun acısını yüreklerinde hissettiklerini söyledi
“AFET, İSTİFA GEREKÇESİ DEĞİL TERFİ SEBEBİ OLDU”
Anma bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Akdemir, uygar ülkelerde, yıkım ve can kayıplarından sorumlu yetkililerin görevlerinden istifa etmeleri bir zorunluluk olduğu, Türkiye’de bu durumun neredeyse bir terfi gerekçesi yapıldığı belirtilerek, “Afetin üzerinden bir yıl geçmesine karşın, sorumlu mevkilerde bulunan hiçbir kamu görevlisi sorumluluğu üstlenmemiş veya merkezi idare tarafından görevden el çektirilmemiştir” dedi.
“İKTİDAR YARDIM KARŞILIĞINDA OY İSTEDİ”
Yaklaşan yerel seçimler öncesi, yıkıma uğrayan kentlerde iktidarın yardım alma koşulunu, oy karşılığına bağladığı dile getiren Akdemir, “Ülkemizin yeni afetlerde düşeceği durum kürsüden, hem de en yetkili ağız tarafından itiraf edilmiştir: Oy yoksa yardım da yok” diye konuştu.
“DENETİM SİSTEMİ YETERSİZ”
Beş yüze yakın deprem üretme potansiyeli olan diri fayın bulunduğunu, kısa süre içerisinde veya uzun vadede ne zaman ve hangi noktalarda yıkıcı bir depremin olacağının kestirilemediğinin altını çizen Akdemir, “O halde yapılması gereken şey, deprem zararlarını en aza indirecek güvenli alanlarda, mühendislik prensiplerine uygun yapı üretilmesi ve bu yapıların her aşamasının sürdürülebilir, etkin ve efektif bir sistem ile zemininden çatısına kadar denetlenmesidir. Oysa ülkemizde 1999 depremlerinden sonra 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası ve uygulama yönetmelikleri ile yürürlüğe giren denetim sistemi, son depremde ortaya çıkan aksaklıklar göz önüne alındığında son derece yetersizdir” diye ifade etti.
Akdemir, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin halkının yanında olduğu kaydederek, “Başta 6 Şubat depremleri olmak üzere, doğa kaynaklı afetlerde yaşamını yitirmiş yurttaşlarımızı saygı ile anıyor, depremlerin kırıma dönüşmediği bir ülkede, barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz” dedi.
PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesinde alkollü sürücülerin motoruna çarpması sonucu yaşamını yitiren Haşim Karakoyun’un kardeşi Hüsnüye Karakoyun, şüphelilerin 2.22 promil alkollü çıkmasına ve olay yeri tutanaklarına rağmen serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Karakoyun, “Katiller işledikleri cinayetin farkına varmadan evlerine gönderildiler. Cezasızlık politikasıyla uzun yıllara yayılan davalar var. Adaletin sağlanması için çağrımız var” dedi.
İzmir’de 20 Şubat gecesi Koray T. ve Mehmet Ali T.’nin içinde bulunduğu araç, motosikletle seyir halindeki Haşim Karakoyun’a çarptı. İki çocuk babası Karakoyun kaza yerinde hayatını kaybetti. Karakoyun’a çarpan araçta bulunan ve alkollü oldukları belirlenen iki kişi de aracı diğer kişinin kullandığını söyledi. Araçta bulunan iki kişi, savcının tutuklama istemiyle mahkemeye çıkarıldı. Ancak İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
İzmir Dersim Dernekleri, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Hozatlılar Platformu, Bayraklı ilçesinde 20 Şubat’ta motosikletle kendi şeridinde seyir halinde giderken alkollü sürücülerin kullandığı aracın çarpması sonucunda yaşamını yitiren Haşim Karakoyun’a dair İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde basın toplantısı yaptı. Açıklamaya Haşim Karakoyun’un ailesi de katıldı.
“FAİLLER ELİNİ, KOLUNU SALLAYARAK GEZİYOR”
İzmir Dersim Dernekleri adına konuşan Menemen Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Gamze Yentür, muhalifler için anında harekete geçen yargının adli vakalarda bu hassasiyeti göstermediğini söyledi. Alkollü araç kullanarak Haşim Karakoyun’un ölümüne neden olanların tutuklanmadığını hatırlatan Yentür, bu durumun ailelerin sağlıklı bir yas yaşamasını da engellediğini aktardı. Cezasızlık pratiğinin toplumsal dosyalarda da kendisini gösterdiğini hatırlatan Yentür, “Bir an önce ailenin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini, elini kolunu sallayarak gezenlere gerekli cezanın verilmesi gerektiğini talep ediyoruz” dedi.
2.22 PROMİL ALKOLLÜ ÇIKTILAR
Ardından konuşan Haşim Karakoyun’un kardeşi Hüsniye Karakoyun, yasaların bireyleri korumak, yurttaşın huzurunu sağlamak için hazırlandığını vurguladı. Türkiye’de her şeyin adalet arayan yurttaşa eziyet etmek için kurulu olduğunu kaydeden Karakoyun, “Abimizi kaybedeli 15 gün oldu. Şu anda bizim yerimiz İHD’de ya da adliyede basın açıklaması yapmak ve adalet aramak olmamalı. Acımızı yaşayamadan adaletin peşine düştük. Bizim yaşadığımız süreç zaten adaletin gözünün önünde yaşanmış. Adı trafik kazası deniliyor ama bu bir cinayettir. 2.40 promil alkollü bir insanın araç kullanması zaten katliama niyetlenmektir. O insanlar alkollü olarak yola çıktılar ve bir insanı katlettiler” diye belirtti.
“ADALET ARAMAK ÇOK YORUCU”
Olay yeri tutanaklarında ve kamera kayıtlarında tüm durumun gözler önünde olduğunu kaydeden Karakoyun, bunları neden tekrar adalete anlatmaya çalıştıklarını sordu. Savcının tutuklama talebine rağmen hakimin şüphelileri serbest bıraktığını dile getiren Karakoyun, “Böyle bir adalet sistemi olabilir mi? Haşim Karakoyun olayı toplumda bir korkuya dönüşecek. Çünkü her şey ortada olmasına rağmen cinayete sebep olanlar serbest kalıyor. Bu durum alkollü araba kullanmayı cesaretlendirir. Ortada Koray Tan ve Mehmet Ali Tan diye iki şüpheli var. Adalet aramak bizim için çok yorucu” ifadelerini kullandı.
“2 ŞÜPHELİNİN TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’na seslenen Karakoyun, cezasızlık politikası nedeniyle kendileri gibi uzun yıllara yayılan davalar nedeniyle mağduriyet yaşayan çok sayıda insan olduğunu söyleyerek, şüphelilerin tutuklanması ve adaletin sağlanması çağrısında bulanarak şunları vurguladı:
“Daha kendimizin hak arama mücadelesinde birkaç gündür sesimizi duyurmaya çalışırken bana gelen mesajlardan bir çok insanın trafik kazası sonucu kaybettiği yakınları ve vücut bütünlüğünü kaybettiği yakınları için hak arama mücadelesindeki çaresizliklerini gördük. Çünkü; 2.22 promil alkol aldığınızda kendi canınıza ve trafikteki bir çok insanın canına kastedeceğinizi bilirsiniz. Biz bu nedenle her 2 şüphelinin ‘Bilinçli Taksirle Adam Öldürme’ suçundan tutuklu yargılanmalarını istiyoruz. Buradan bu ülkenin Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanına da çağrıda bulunuyorum. Trafik kazalarında cezaların artırılmasını sağlayan yasal bir düzenleme yapılsın ve bu 2 şüpheli tutuklu yargılansın.”
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Gaxan’ı kitlesel olarak kutladı. Tarihsel yaşam alanlarından göç eden Alevi toplumunun kültürünü unutmaması ve tarihsel hafızasının diri tutulması adına düzenlenen Gaxan’ı yüzlerce kişi sokağa çıkarak karşıladı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Alevilerde yeni yılı temsil eden geleneksel Gaxan bayramını Bayraklı’ya bağlı Onur Mahallesinde kitlesel olarak coşkuyla kutladı. Çok sayıda kişinin katıldığı etkinlik Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans ile başladı.
“Gaxan pîroz be”, “Gaxan bimbarek bo” sloganları ve zılgıtları ile sokakları gezen Kalo Gaxan ve Fadikê karakterleri kapısını çaldığı her evden un, şeker gibi lokmalar topladı. Mahallelinin coşkuyla karşıladığı Gaxan kutlamasında davul zurna eşliğinde halaylar çekildi.
Anadilde Kırmancki/Kurmanci diyaloglarla halkla buluşan Kalo Gaxan ve Fadikê karakterleri renkli görüntüler ortaya çıkardı. Mahallelinin coşkuyla karşıladığı Gaxan kutlaması çok sayıda kişi çektiği halaylar sonrasında lokmaların pay edilmesi ile son buldu.
“TARİHSEL HAFIZIMIZI DİRİ TUTMA ADINA BİR ARAYA GELDİK”
Kutlamanın ardından Gaxan’ın anlam ve önemine ilişkin konuşan DAD Genel Merkez Yöneticisi Asil Benler, tarihsel hafızayı diri tutmaya dair bir araya geldiklerini kaydederek, “Mezopotamya ve Anadolu halklarının farklı isim ve çeşitli yöntemlerle kutladığı, biz Rêya Haq Alevilerinin ise Gaxan ismi ve ritüelleri ile karşıladığı yeni yıl kutlamasını gerçekleştirdik. Tarihsel yaşam alanlarımızdan çeşitli vesilelerle göç ettiğimiz metropollerde, kültürümüzü ve inancımızı unutmamak ve toplumsal hafızamızı canlı ve diri tutmak adına biraya geldik. Halkımız bu etkinlik aracılığıyla kadim Gaxand kültürünü coşkuyla karşıladı. Katılan, destek ve emek veren tüm canlara teşekkür ediyoruz. Gaxanê sima bimbarek bo. Gaxandê we pîroz be. Sersala we pîroz be. Gağanınız kutlu olsun” diye konuştu.
GAXAN NEDİR?
Yeni bir yıla girmenin her dinde, her inançta, her coğrafyada farklı ritüelleri var. Büyük bir hatta yayılan Dersim coğrafyasında ise yüzyıllardır yeni yılı Gaxan Bayramı ile kutlar. Bu ayda Kal Gaxan olarak bilinen bir ritüel ile yeni yıl karşılanır, eski yıl uğurlanır.
Aralık ayı, Dersim (Sivas, Erzincan, Varto, Hınıs, Bingöl, Elazığ ve çevre illerin kutladığı) Kızılbaş Alevilerinin en kutsal aydır. Çünkü Gaxan ayı inançlarını, ‘Reya Haq’ yani Hak Yol olarak niteleyen Dersim coğrafyasının ibadet ayıdır ve kutsallık atfettikleri günler ve bayramlarda bu süreçte başlar ve devam eder.
21 Aralık’ta ilk bayram olan Serê Salê (yeni yıl) hazırlıkları başlar ilk kırk günlük üçlemenin bayramı olan Kal Gaxan kutlamaları için haneler hazırlanma sürecine girer. Evlerin iç ve dış temizliği yapılır. Herkes için Gaxan hediyeleri düşünülmeye, ziyaretlerde öncelik sırası büyükten küçüğe sıralanmaya başlar.
Gaxan’da komşular ile bozuk olan ilişkiler düzeltilir, Hakk’a yürüyenler için ‘niyaz’ dağıtılır. Akşam evde ‘pêsare’ (bir tür çörek) yapılır. Pêsare’nin içine çeşitli büyüklükte üç ağaç konur. Bunlardan en kısası ‘rızk’, ortancası ‘evlilik’, en uzunu ise ‘bereket’i simgeler. Pêsare yenirken bunlar kime çıkarsa, o konuda şanslı demektir.”
PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesindeki Cengizhan ve Doğançay mahalleleri arasında kalan dağlık alanda ağaç katliamı yaşanıyor. Rönesans Holding’in Bayraklı Şehir Hastanesi yanındaki 375 hektarlık rezerv alanda sürdürdüğü inşaat çalışmalarında onlarca ağaç kesildi.
İzmir Bayraklı’da TOKİ’nin düzenlediği deprem konutları yapımı ihalesini 343 milyon TL’ye alan ve hükümete yakınlığı ile bilinen Rönesans Holding’in Bayraklı Şehir Hastanesi yanındaki 375 hektarlık rezerv alanda sürdürdüğü inşaat çalışmalarında onlarca ağaç kesildi.
İnşaat şantiyenin bulunduğu Cengizhan ve Doğançay mahalleleri arasında kalan dağlık alanda sözde yol açma ve genişletme düzenlemesi ile onlarca ağaç bir kerede kesildi. Yol dışındaki alanlar dahi kıyımdan payını aldı, koca ağaçlar köklerinden söküldü.
DAĞLIK ALANLAR DAHİ SERMAYENİN HEDEFİNDE
Mahalle aralarında çocukların oynayacağı, mahalle halkının yürüyüş yapacağı, hava alacağı, sohbet edeceği alanların parmakla gösterilecek kadar az olduğu İzmir’de artık dağlık alanlarda sermayenin hedefine girmiş durumda.
TOKİ konutlarının inşa edileceği 375 hektarlık alanda etap etap ilerleyen inşaat çalışmalarına yeni alanlar açmak için yol düzenlemesi adı altında büyük iş makinelerinin girdiği dağlık alanda kıyım göze çarpıyor.
Büyük bölümü ağaçlandırma sahası olan dağlık alanda yapılacak TOKİ inşaatı için çalışma başlatan yüklenici firma, onlarca çam fidanının ve ağacın yer aldığı bölgede adeta ağaç kıyımı başlattı.
İLK ETAP İÇİN SAYISIZ AĞAÇ KESİLDİ
Ajansımız PİRHA’nın görüntülediği dağlık alanda iş makinelerinin inşaat alanı ve yol açma çalışmaları aralıksız devam ediyor. 375 hektarlık alanı kapsayan inşaat çalışmalarının daha ilk etabında sayısız ağacın kesildiği mahalle sakinlerince dile getiriyor. Ayrıca inşaat çalışmalarının devam ettiği dağlık alanda bulunan ağaçlar tozdan kaynaklı beyaza bürünmüş durumda.
İnşaat alanı düzenleme ve yol açma çalışmalarının dışında dağlık alanın üst kısımlarında da devam eden kıyımda daha ne kadar ağacın kesileceği bilinmiyor.
Mahallede görüştüğümüz yurttaşlar inşaat alanında patlatılan dinamitlerin deprem hissi yarattığını ve tedirgin oldukları kaydettiler. Geçtiğimiz 1 Mayıs günü dinamit patlatılmasından hemen sonra kopan kaya parçalarının evlerinin bahçelerine ve çatılarına düştüğünü ifade yurttaşlar oluşacak bir faciadan kıl payı kurtulduklarını söylediler. Şantiye alanına yürüyüş yapan mahalleliler ise yeni bir patlamaya karşı diken üstünde.
BİR ÖNCEKİ HASTANE İNŞAATINDA NELER YAŞANDI?
Yapımı yılan hikayesine dönen ve şehir efsanesi eleştirilerini de beraberinde getiren Laka Deresi yakınlarındaki Bayraklı Şehir Hastanesi projesinde büyük bölümü ağaçlandırma sahasında iş makineleri ile çalışma başlatan yüklenici firma, yüzlerce çam fidanın yer aldığı bölgede adeta ağaç kıyımı başlatmıştı.
Hastane yapılması amacıyla Orman Genel Müdürlüğü tarafından Sağlık Bakanlığı’na devredilen ve yaklaşık 20 bin çam fidanı bulunan hastane arazisinde bağlantı yolu açma çalışmaları esnasında aralarında fidanların da yer aldığı yüze yakın ağaç yüklenici firmaya ait dozer ve kepçelerle yerlerinden sökülmüş ve kamuoyunda büyük tepki uyandırmıştı.
İzmir’de 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremde yıkılan binalarla ilgili hazırlanan bilirkişi raporu sonrası 22 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
İzmir’in Seferihisar ilçesinde 30 Ekim 2020’de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremde 117 kişi hayatını kaybetmişti. Depremde Bayraklı ilçesinde yıkılan binalarla ilgili hazırlanan bilirkişi raporları sonrasında 22 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezinden, yıkılan binalarla ilgili istenen bilirkişi ön raporları tamamlandı.
Dokuz Eylül Üniversitesinde görevli bilirkişi heyeti tarafından hazırlanarak gönderilen ön raporlarda tespiti yapılan ve daha önce haklarında işlem yapılmayan 22 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği belirtildi.
Aynı raporda tespiti yapılan 17 kamu görevlisi hakkında ise 4483 sayılı Kanun kapsamında işlem tesis edilmek üzere dosyaların tefrik edildiği belirtildi.
DAHA ÖNCE 7 KİŞİ TUTUKLANMIŞTI
Depremden hemen sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 7’si tutuklanmış, 3 kişi hakkında da adli kontrol kararı verilmişti.
PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesinde depremde ağır hasar gören Canbazoğlu Apartmanı’nın yıkımına başlandı.
İzmir’de meydana gelen depremin ardından ağır hasarlı olan binaların yıkımına başlandı.
Hasar gören binalardan biri olan Bayraklı ilçesi Manavkuyu semtinde, Haydar Aliyev Caddesi üzerinde bulunan Canbazoğlu Apartmanı’nın yıkımına başlandı.
Güvenlik önlemleri alındıktan sonra yıkıma başlanan apartmanın çevresine polis şerit çekti.
PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesinde bulunan Milli İrade Ortaokulu’nun bir bölümünün imam hatibe dönüştürülmesine karşı çıkan öğrenci velilerinin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiği 722 dilekçe muhatap bulunamadığı gerekçesiyle kabul görmedi.
İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmesine karşı olan veliler 722 dilekçeyi İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdi ve imza kampanyası başlattı.
Velilere dönüş yapan İl Milli Eğitim Müdürlüğü verilen 722 dilekçede adres bulunmadığı gerekçesiyle dilekçelerin işleme sokulamayacağını söyledi.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğrenci velilerine gönderdiği karar metninde, “Milli Eğitim Müdürlüğüne vermiş olduğunuz dilekçenizin 3071 Sayılı Dilekçe 4. maddesinde, dilekçe hakkını kullanmak için, yazılan dilekçede; dilekçe sahibinin adi-soyadi ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerektiği; “incelenemeyecek dilekçeler” başlıklı 6.maddesinin (c) bendinde ise, 4 maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayan dilekçelerin incelenemeyeceği, açıkça ortaya konduğu ve 772 adet adres yer almayan dilekçenin 3071 Sayılı Dilekçe ve 6. maddeleri kapsamında muhatap Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun Hakkinın Kullanılmasına Dair Kanunun 4 bulunamadığından işlem tesis edilemediği ilgi (b) yazı ile bildirilmiştir” ifadelerine yer verildi.
Öğrenci velileri ise 722 dilekçenin verildiği esnada kendilerine böyle bir ikazın yapılmadığı ifade ederek bu kararın oyalama taktiği olduğunu söyledi
PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsüne Emek Çamlık Camii imamının kendi el yazısı ile yazıp imzalattığı dilekçeler ile imam hatip sınıfları açılması veliler tarafından tepki ile karşılanıyor. Veliler, imamın, öğrencileri para karşılığı imam hatip sınıflarına yönlendirdiğini iddia ettiler.
Haberin videosu
İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde darbe girişiminden sonra alınan kararla Evrenpaşa olan ortaokulun ismi Milli İrade Ortaokulu olarak değiştirilmiş ve 2018-2019 eğitim-öğretim yılında ise imam hatiplerin açılması kararı alınmıştı. Velilerin ilgi göstermediği imam hatip ortaokuluna sadece 6-7 kayıt yapılmış ve sayının yetersiz olmasından dolayı öğretime başlanmamıştı.
Onur Mahallesi’nde bulunan tek ortaokulda kalabalık sınıf mevcutları sorununa rağmen atılan bu adım mahalleliden büyük tepki çekti. Ortaokula 1 kilometre uzaklıkta bulunan Piri Reis İmam Hatip Ortaokulu’nun varlığına rağmen mahalledeki tek ortaokulun imam hatip olarak açılması ise veliler tarafından tedirginlik ile karşılanıyor.
“CAMİ İMAMI ÇOCUKLARIN KAYDINI İMAM HATİPE YAPTIRIYOR”
Velilerin aktardığına göre 2019-2020 eğitim-öğretim yılının başlamasına az bir süre kala Emek Çamlık Camii Kuran Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı ve İmamı İbrahim Yılmaz ile kuran hocası Vehip Sevgi’nin okul sınırları içerisinde ve dışındaki velilere kendi hazırladığı dilekçeleri hiç bir bilgi vermeden imzalattığı ve çocukların kayıtlarını imam hatip ortaokuluna yaptırdığı iddia edildi.
Kuran kursu ve dışındaki ailelere çocuklarını imam hatip ortaokuluna kaydettirme karşılığında para, yiyecek, okul kıyafetleri ve kırtasiye malzemeleri gibi birçok ihtiyacı karşılayacağı sözünü verdiği iddia edilen imam İbrahim Yılmaz’ın bir kaç çocuğun cebine para koyarken gördüklerini iddia eden veliler, “Neden para veriyorsun” dediklerinde ise hakaret ile karşılaştıklarını ifade ettiler.
Ayrıca Whatsap konuşmaları ve Emek Çamlık Camii Kuran Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği’nin resmi facebook hesabından velilere çocuklarını imam hatiplere kayıt yaptırma çağrısının yer aldığı mesajları da paylaşan veliler, bu durumdan kaynaklı rahatsızlıklarını dile getirdiler.
DIŞARIDAN ÖĞRENCİLER GETİRİLEREK KAYIT YAPILMIŞ
Yeni eğitim-öğretim yılı içerisinde 4 sınıfın tahsis edildiği imam hatip ortaokuluna kaydını yapan 60 aileden bir çoğunun kaydını geri çektiği okulda öğrenci sayısı velilerin aktardığına göre 33…
Ayrıca bu yıl açılan imam hatip ortaokulunda 6, 7 ve 8’nci sınıf öğrencileri ise dışarıdan getirilerek kaydı yapılmış.
Emek Çamlık Camii Kuran Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı ve İmamı İbrahim Yılmaz ile kuran hocası Vehip Sevgi‘nin sürekli okul içerisinde halen çalışma yürüttüğünü sözlerine ekleyen veliler bir an önce bu durumun çözüme bağlanması çağrısında bulundu.
“İMAM, PARA DAĞITARAK ÇOCUKLARIN AKLINI ÇELİYOR”
Milli İrade Ortaokulu’nun 5 yıl Aile Birliği Başkanlığını yürüten Filiz Güneş adlı veli, Çamlık Camii imamı İbrahim Yılmaz’ın kendi el yazısı ile hazırladığı dilekçeleri velilere bilgi vermeden imzalattığının altını çizerek Yılmaz’ın okul sınırları içerisinde öğrencilerin cebine harçlık adı altında para koyarak imam hatiplere yazdırmaya çalıştığını kaydetti. Bu duruma direndikleri için sürekli baskı ile karşılaştıklarını söyleyen Güneş şunlara dikkat çekti:
“4 çocuk annesiyim ve ben çocuklarımı ikili sistemde okutmak istemiyorum. Ben Alevilik, Sünnilik ayrımı yapan biri değilim. 30-40 imam hatip öğrencisi yüzünden 1200 öğrenci mağdur ediliyor. Ya bize bir okul açsınlar ya da onlar buradan taşınsın. Bizim çocuklarımızın kitapları üzerinde imam hatip yazıyor. Biz buna karşıyız. Çamlık Camii hocası gelip okulda görev yaparmış gibi çocukların cebine 20-30 lira harçlık koyarak ve akıllarını çelerek imam hatibe yazdırıyorlar. Biz konuşarak bir kaç dilekçeyi aldırttık. İmam hatip adına yazılan bütün dilekçelere bakılır ise cami imamı İbrahim Yılmaz’ın yazısı görülecek. Bunu şahıslar yazmıyor, sadece imzalatılıyor. Ben çocuğumun mağdur olmasını istemiyorum. İkili sitem bir okul içerisinde olmaz. Biz buna direndikçe onlar üzerimize geliyor. Tartıştık ve karakolluk olduk. Çocuğumun diplomasında imam hatip yazmasını istemiyorum. İmam hatip kötü diye demiyorum. Ama ben çocuğumu okutmak istemiyorum. Dışarıdan öğrencileri buraya tayin alıyorlar. Nakil getirerek 6, 7 ve 8’nci sınıfları açtırdılar. Sınıflarda 7 kişi var. Bizim öğrenci kapasitemiz 45- 50 kişi.”
“DİLEKÇELERİMİZ CEVAPSIZ KALIYOR”
Ayşe Küçükdemir adlı veli de 2 çocuğunun bu okulda okuduğunu söyleyerek, verdiklere dilekçelerin cevapsız kaldığını vurgulayarak, “Bu okulda 2 öğrencim var buranın imam hatip olmasını istemiyorum. Çocuklarım sabahçı ve öğlenci olarak mağdur oldu. Kızım lavaboları kullanamıyor, enfeksiyon kapacaklar. Sesimizi duysunlar. Akıllı tahtaları bile yok. Verdiğimiz dilekçelerden ses çıkmadı. Yeterince öğrencimiz var ve nakil istemiyoruz. Aileler istedikleri imam hatibe çocuklarını kaydedebilirler. Burası normal devlet okulu diye çocuklarımı kayıt ettirdim. Şu an mağdurum” diye konuştu.
Çetin Çelik ise, “8 senem bu okulda geçti. Oğlum ve kızım bu okulda okuyor. Bu okulun imam hatip olmasını istemiyorum. Cami imamının burada imam hatip açılmasına dair çalışmasından çok rahatsızız. Okul eğitim yuvasıdır. İnsanlara zorla bir şeyleri aşılayamazsınız” ifadelerini kullandı.
“OKULUMUZU ELİMİZDEN ALMAYA ÇALIŞIYORLAR”
“Vatandaşın biri gece yarısı çıkıp ev ev dolaşarak imam hatip ortaokulu açmaya çalışıyor ve imza topluyor” eleştirisinde bulunan bir öğrenci velisi ise, imam hatip sınıflarının 7 kişi, kendi sınıflarının ise 45 kişiden oluştuğunu söyleyerek kalabalık sınıf mevcutları probleminin çözüme kavuşması çağrısında bulunarak şunları kaydetti:
“Yakında zaten bir imam hatip ortaokulu var. Çocuğumun bilim insanı, mühendis, kimyager olmasını istiyorum. Herkesin dini inancı kendisinedir. Vatandaşın biri gece yarısı çıkıp ev ev dolaşarak imam hatip ortaokulu açmaya çalışıyor ve imza topluyor. İnsanların ceplerine para koyup nakil getirerek bu okula kayıt yaptırıyor. Bizi ise başka yerlere kayıt yaptırmak zorunda kalıyoruz. Yazıktır bu insanlara. Bu insanlar başka okula nasıl gidecek? Hepsi asgari ücretle çalışan insanlar. Ben çocuğumun eğitimi ile uğraşmak istiyorum. İmam hatip sınıfları 7 kişiyken bizim sınıflarımız 40 kişi. Nasıl eğitim görebilir çocuğum? Devletin her türlü gücü var, İmam hatip isterse yaptırabilir. Benim yetersiz okulumu neden elimden almaya çalışıyorlar?”
“ÇOCUKLARIMIZ İMAM HATİBE MECBUR BIRAKILIYOR”
1200 öğrencinin mağdur edildiğini hatırlatan Figen İmanur da, okulun tümüyle imam hatibe dönüştürülmesi durumunda çocuğunu okutmayacağının altını çizdi. Çocuklarının imam hatibe kaydettirmeye mecbur bırakılmak istendiklerine dikkat çeken İmanur, “İki sistem bir okulda olmaz. Sınıflarımız 45 kişi. Böyle bir sistem istemiyoruz. Öğrencilere, “Siz neden imam hatiplere gelmiyorsunuz” diye soru soruyorlar. Biz kendi okulumuzu istiyoruz. Çocuklarımızın kaydını başka okullarda almıyor. Çocuklarımızı imam hatibe yazdırmaya mecbur bırakılıyoruz. Böyle olur ise çocuğumu okula göndermeyeceğim” diye belirtti.
PİRHA – İzmir’in Bayraklı ilçesi Yamanlar mahallesinde kimliği belirsiz şahıslar, Alevi yurttaşlara ait altı evin duvarına çarpı işareti çizdi.
İzgazete’sinden Tugay Can’ın haberine göre İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Yamanlar mahallesinde kimliği belirsiz şahıslar tarafından, Alevi yurttaşlara ait altı eve işaret konuldu. Olay yerine gelen emniyet mensupları işaretleri silerek konuyla ilgili soruşturma başlattı.
Olayı ilk fark eden mahalle sakini Hüseyin Akgül, evlerdeki işareti sabah erken saatlerde fark ettiğini ve hemen komşularını uyardığını söyledi. Öte yandan duruma ilişkin görgü tanıklarının da ifadesinin alındığı öğrenildi.
40 YILDIR YAMANLAR’DA YAŞIYORLAR
Evi işaretlenen mağdurlardan Bingül Alpdoğan, 40 yıldır aynı bölgede yaşadığını ifade ederek “Bu sokak bizim sokağımız. Burada herkes birbirini tanır. Bu işaretlerin Alevi olduğumuz için çizildiğinden şüpheleniyoruz. Ancak bunları kimin yapmış olacağına dair bir fikrimiz yok.” diye konuştu.
İzmir Bayraklı’da, CHP’nin seçim bürosuna düzenlenen silahlı saldırı sonucu iki kişi yaralandı.
İzmir’in Bayraklı ilçesi Yamanlar Mahallesi’ndeki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) seçim bürosuna silahlı saldırı düzenlendi.
Bir otomobilden silahla ateş açıldığı bildirilirken, seçim merkezinde bulunan partililerden Batuhan Gül bacağından, Hakkı Bolat ise dirseğinden yaralandı.