Etiket: bbp

  • Kaplan, Yeşil Sol Parti’den aday adayı oldu; Sivas, Çankırı, Yozgat’ta çalışmak istiyorum-VİDEO

    Kaplan, Yeşil Sol Parti’den aday adayı oldu; Sivas, Çankırı, Yozgat’ta çalışmak istiyorum-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem genel başkanı olan Gani Kaplan, Yeşil Sol Parti’den milletvekilliği için aday adaylığı başvurusunu yaptı. Kaplan, “Sivas, Çorum, Çankırı, Yozgat gibi illerde partinin oyunu bir kişi dahi arttırırsam ne mutlu bana. O bölgedeki halkı da seçeneksiz bırakmamak lazım” dedi. 

    14 Mayıs 2023’te yapılacak seçimler için Yeşil Sol Parti’den aday adaylığı için başvuru yapan isimler arasında önceki dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanlığı görevini yürüten Gani Kaplan da yer aldı.

    Milletvekili aday listeleri, 9 Nisan’a kadar Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilecek. Gani Kaplan Yeşil Sol Parti listelerinde yer edinmesi durumunda zorlu bir bölgede; Sivas, Çorum, Çankırı ya da Yozgat’ta adaylık için mücadele yürütecek.

    30 YILLIK ARANIN ARDINDAN SİYASET ARENASINA DÖNÜŞ!

    Tam 30 yıldır Alevi örgütlenmesinin içerisinde yer aldığını belirten Gani Kaplan, 1991 yılında Muğla’nın Marmaris ilçesinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Gençlik Kolları Başkanlığı görevini de yürütmüş. “Seçim Çalışması yaparken gittiğimiz evlerde bir Alevi nüfusunun olduğunu tespit etmiştik. Madem öyle bir Alevi örgütü açalım” diyerek yola koyulduklarını anlatan Kaplan, sonrasında PSAKD’nin şubesini faaliyete geçirdiklerini anlattı. Kaplan, şubede faaliyete başladığı dönemde, siyasi parti görevini de sonlandırdığının altını çizdi.

    “İÇ ANADOLU’NUN IRKÇI, FAŞİST YAPISINA KARŞI…”

    Siyaset yapmanın güzel bir duygu olduğunu belirten Gani Kaplan, neden Yeşil Sol Parti’de tercih kıldığını da anlattı. Kaplan, Büyük Birlik Partisi Kurucusu Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu’nun, CHP’den milletvekili adayı olacağı iddiaları üzerine adaylığını gündeme getirdiğini söyledi. Kaplan, şunları söyledi:

    “Halka dokunmak, halkla birlikte olmak müthiş bir şey. 10 gün öncesine kadar Sivas’ta bir şekillenmenin oluştuğunu öğrendik. Malum bir şahısın oğlunun Sivas’ta CHP’den aday olacağını duyduk. Bunu öğrenince sinirlendim ve ‘Neden halkımıza böyle bir dayatma yapılıyor?’ dedim. Sivas’ta Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri bir gerçektir ki %80 Alevi oylarıyla seçiliyor. Öyle bir yerde başka bir yapılanmanın bir ferdini getirip milletvekili olarak dayatmanın yanlış olduğunu söyledim. Bunun üzerine ben de bir takım ilişkiler kurup HDP genel merkezine giderek arkadaşlarımızla görüştük. Onlara aynen şu ifadede bulundum; ‘8 yıl genel başkanlık yapmam, burada milletvekili olacağım anlamına gelmez. Birinci dereceden politika yapan kadrolarınız cezaevindeyken, belediyeleriniz kayyumdayken ‘sizden milletvekili olmak istiyorum’ demek siyasi dayatmacılık anlamına gelir’ dedim. ‘Ben Diyarbakır’dan, İzmir’den, İstanbul’dan, Ankara’dan vekil sıralaması istiyorum. Mutlaka vekil olmam lazım’ demiyorum. Mecliste olan arkadaşlardan daha çok yetenekli değilim. Onlar zaten işlerini yapıyorlar ama İç Anadolu’nun ırkçı, faşist yapısına karşı o bölgede HDP’nin, Yeşil Sol Parti’nin görünür olmasını, Türkiye’de böyle bir partinin var olduğunu, böyle bir partinin gerçekliğinin de İç Anadolu Bölgesinde özellikle halka anlatılması, aktif bir seçim kampanyası yürütülmesi gerektiğini ifade ettim. ‘Eğer takdir buyurursanız ben tercihimi şimdiye kadar belki de hiç Alevi kurumlarından başvuran var mıdır bilmem ama Sivas, Çorum, Çankırı, Yozgat gibi illerde çalışmak istiyorum’ dedi. Partinin bir kişi dahi oyunu arttırırsam ne mutlu bana. Halkı da o kadar seçeneksiz bırakmamak lazım. Sivas’ta benim de akrabalarım, kardeşim yaşıyor. En azından kardeşim oyunu götürüp başka bir yapıdaki vatandaşa versin istemedim açıkçası. Geçen seçime nazaran bir oy dahi arttırırsak kar kardır.”

    “BİR OY KEMAL’E BİR OY GANİ’YE”

    Meclis’te Alevi temsiliyetinin önemli olduğunu vurgulayan Gani Kaplan, “Her aday adayı arkadaşın şu anda mecliste olma hayali vardır. Ben de siyasi partilerin ifade edilen oy oranlarına bakınıyorum ve herkes bulundukları yeri abartıyor. Tabii ben de Meclis’e girmek isterim fakat hayalci de olmamak gerekir. Geçen dönem Alevi kurumlarından, HDP’den mecliste olan arkadaşlarımız bizi gayet iyi temsil ettiler. Her insan eksik yapar ama bizi çok iyi temsil ettiklerine inanıyorum. Alevi kurumlarından giden 3 arkadaşımız vardı. Zeynel Özen vekilimiz aday olmayacağını açıkladı. O kalan iki sandalyenin yanına 4’ü 5’i koymak Alevi kurumları için başarı olur” dedi.

    “Sivas’ın Alevi köylerinin %98’ini gezmişimdir” diyen Gani Kaplan, şöyle devam etti:

    “Yakın bir tarihte muhtarlarla sohbet ederken muhtarın biri ‘Biz Aleviler, aslında HDP’ye borçluyuz’ dedi. Ben de nedenini sordum. ‘Önceki seçimlerde HDP desteği olmazsa birçok il kazanılamıyordu. Bu durumda Kılıçdaroğlu da bugün aday olamayacaktı’ dedi. Bu söylem benim açımdan da çok mantıklı gelmişti. Şu an Kılıçdaroğlu’na destekte hiçbir sıkıntı yok. Şimdi ‘Bir oy Kemal’e bir oy Gani’ye’ deyip yola çıkacağız. Bizim amacımız sahada görünür olmak, HDP’nin, Yeşil Sol’un, böyle bir partinin Türkiye’de var olduğunu, Türkiye Partisi olduğunu, Anadolu’nun her tarafında olması gerektiğini; nasıl ki Diyarbakır’da, Mersin’de, İzmir’de bir kampanya yürütülüyorsa aynı kampanyanın hiç korkusuzca Anadolu’da da yürütülmesi taraftarıyım. Oy alırsın almazsın o halkın tercihidir. Ama siyasetçi olarak sen elinden gelen gayreti göstereceksin, tercihi halka bırakacaksın.

    Diyelim ki Sivas’tan aday gösterildim. Koçgiri bölgesinden oy almak benim için bir başarı sayılmaz. Ben Yıldızeli’nin, Şarkışla’nın hiç oy çıkmayan köylerinden oy almanın bir başarı olduğu düşüncesindeyim. Buralardan oy almak asıl hedef olmalıdır.”

    Eren GÜVEN/ANKARA 

  • Failleri gizlenen Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti

    Failleri gizlenen Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti

    PİRHA- Maraş’ta 19 Aralık 1978’de başlayan katliam sonucu en az 111 kişi öldü, yüzlerce kişi ise yaralandı. Katliamın ardından Alevilerin yüzde 70’i kentten göç etmek zorunda kaldı. Failler hakkında henüz kapsamlı bir yargılama yapılmazken Kahramanmaraş Valiliği, 42. yıl anmalarına yasak getirdi.

    Maraş’taki gerici grupların 19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’na yerleştirdiği bir bomba katliama giden sürecin başlamasına neden oldu.

    Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist militan, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla kitleyi Cumhuriyet Halk Partisi ve TÖB-DER binalarına saldırttı.

    Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek “yardım” talebinde bulundu.

    Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı.

    21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi öğretmenler öldürüldü.

    22 Aralık’ta bu iki öğretmenin cenazesini taşıyanlara, gericiler “komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı.

    Bağlarbaşı Camii İmamı Mustafa Yıldız, cuma vaazında şu cümleleri sarf etti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer Hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”

    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kitle kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Çatışmalarda 3 insan öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler, Sünni mahallelerinde Alevilerin silahlı saldırı yapacağı iddiasıyla propagandaya girişti.

    23 Aralık’ta Maraş’taki olaylar solcu ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    23 Aralık sabahına Maraşlılar belediye hoparlöründen yapılan şu anonslarla uyandılar: “Alevi komünistler suya zehir kattılar”, “Aleviler Yörük Selim Mahallesi’nde din kardeşlerimizi katlediyor, yetişin ey Ümmet-i Muhammet”, “Allah’ını seven Müslümanlar Alevilere karşı din kardeşlerinin yardımına koşsun.”

    Bu anonslar katliamın da çağrısıydı. Aralıksız dört gün süren katliamda saldırganlar önceden işaretledikleri Alevi evlerine baltalar, satırlar, sopalar ve ateşli silahlarla saldırıya geçti. Yaşlı, genç, çocuk demeden toplu kıyıma başlandı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınlar, eşleri ve çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradı. Katliam olurken ortada güvenlik güçleri ise yoktu.

    24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak kentte hiçbir güvenlik gücü yoktu. Bu koşullarda 24 Aralık günü, faşistlerin çevre köy ve ilçelerden getirdiği silahlı grupların takviyesiyle, kıyam insanlık dışı boyutlar kazandı.

    111 KİŞİ ÖLDÜ FAKAT SORUMLULAR YARGILANMADI!

    25 Aralık akşamı tamamen yatışan saldırılarda, resmen saptanabilen resmi ölü sayısı 111’di. Katliamın ardından, binlerce Alevi Maraş’ı kaçarcasına terk etti. 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkılmıştı.

    Hükümet aylarca direndiği sıkıyönetimi ilan etmek zorunda kaldı. Maraş Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan ve milletvekili olan Ökkeş Kenger’di. Mahkum olanlar yıllar süren yargılamadan sonra indirimlerden yararlandı ve serbest kaldılar.

    Olayların yaşandığı tarihte iktidarda bulunan CHP’nin Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in arşivinde yer alan ve katliamdan sonra kendisine yakın kaynakların ulaştırdığı rapor, Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğunu gösteriyordu. Ecevit’in arşivindeki 3 Ocak 1979 tarihli raporda, MHP-MİT ilişkileri ve Maraş Katliamı ile ilgili şu ayrıntılar yer alıyor:

    “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olaylar (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair 1-2 ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa, olayın yaratılmasında en etkin rolü oynamışlardır. Nitekim Maraş olayı MİT’ten…. müşterek planlamaları ile çıkartılmıştır. Türkeş, oraya ….’in tavassutuyla ….’u tayin ettirerek Güney bölgesini ele geçirmiş ve Maraş olaylarını tertip ettirmiştir, MİT olayın içinde olmasaydı Maraş’tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.”

    Katliamdan bir ay sonra yazılan MİT raporunda; ülkücülerin, solcularla onları destekleyen Alevilere “bir ders vermeye” karar verdiği bildirildi. Raporda kararın, MHP il örgütü yöneticileriyle Ülkücü Gençlik Derneği üyeleri ve derneğin bir genel merkez yöneticisinin katıldığı toplantıda alındığı belirtildi. Başka bir MİT belgesinde ise bir sinemaya bomba atılması olayını ÜGD üyesi Ökkeş Kenger’in (Şendiller) düzenlediği, patlamanın ardından da solcular tarafından yapıldığı söylentisi yayıldığı raporda yer aldı. MİT, askeri de günlerce harekete geçmemekle suçladı.

    Maraş Katliamı’nı başlatan Çiçek Sineması’na bomba atılması olayının faili ve sonradan açılan davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller ise, devlet televizyonu TRT’nin 12 Eylül’ü konu alan “Şahların Labirenti” adlı belgeselinin Maraş Katliamı’ndan bahsedilen bölümüne, dönemin ülkü ocakları başkanı, BBP’nin helikopter kazasında ölen Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte katılmış ve ikisi de “tanık” olarak adlandırılmıştı. İkili, Maraş Katliamı’nı, “Aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu komünist militanların gerçekleştirdiği”ni iddia etme cüreti sergileyebilmişlerdi.

    Ökkeş Şendiller hâlâ katliamın sanığı değil, tanığı olarak belletilmeye çalışılarak, ülke sağının aklanması operasyonunda önemli bir figür olarak varlığını koruyor. Bugün ise Maraş Katliamı dosyası sessizce kapatılmış bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu: Zorla alınan tapuyla Alevi köyünde cami istiyorlar-VİDEO

    Kenanoğlu: Zorla alınan tapuyla Alevi köyünde cami istiyorlar-VİDEO

    PİRHA-HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Şarkışla’ya bağlı Hardal köyündeki bir konağın camiye dönüştürülmesine tepki gösterdi. Konağın geçmişte cemevi olarak kullanıldığını aktaran Kenanoğlu, camiden cemevine çevrilen bir mekanın olmadığını vurgulayarak, “Fakat Alevilerin bir çok mekânının sonradan camiye çevrildiğine tanık olduk” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Hardal köyündeki bir konağın camiye dönüştürülmesiyle ilgili PİRHA’ya konuştu.

    Kenanoğlu, konağın 2008 yılında Sivas Kültür Varlıkları Tabiat Koruma Kurulu tarafından ‘cemevi’ olarak tescillendiğini belirterek, tüm kurul üyelerinin de bu kararda imzasının yer aldığını söyledi.

    Fakat asıl tartışmalı nokta ‘cemevi’ yönünde alınan karardan 6 ay sonra başladı. Şarkışla Müftülüğü duruma itiraz ederek, konağın ‘cami’ olduğunu iddia etti ve tüm resmi kayıtlara da o şekilde not düşüldü.

    “Tarihimizde camiye çevrilen cemevine belki rastlamıyoruz ama konağa çevrilmiş cemevleri var” diyen Ali Kenanoğlu da “Esas olan konu şu ki; bu köy Alevi köyüdür ve cami istenmiyor” sözleriyle yapılanları eleştirdi. Kenanoğlu, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Kurulun’a konuyla ilgili yazı yazdığını da aktararak “Kendilerinden tescil evrakını istedim. Gönderdikleri sadece parselasyon haritası ve kurul kararı oldu. İnceleme raporları gelmedi. Köyün tarihi bilindiğinden bu tarafa köyün tamamı Alevi’dir” açıklamasını yaptı.

    “CAMİYE ÇEVRİLEN BİRÇOK MEKANIMIZ VAR”

    Söz konusu konağın hiçbir şekilde cami geçmişi olmadığını dile getiren Ali Kenanoğlu, “bir dönem cami olarak restore edildiği iddia ediliyor. Olabilir de…” diyerek şöyle devam etti:

    “Bir çok mekânımızın daha sonra camiye çevrildiğine tanık olmuşuz. Ya da dergahlarımıza gidip asimilasyon amaçlı camiler yapıldığını da biliyoruz. Bu olanlar buranın cami olarak inşa edildiğini göstermez. Cemevleri böyle kamusal bir alan olarak yapılmadığı için daha çok dergâhlarda dede odası, pir odası, pir evi şeklinde inşa edilip ayrı bir mekânsal yapıya sahip olmadığı için buranın camiye çevrilmesi de çok kolay olmuyor. fizikken camiye çevrilmeleri çok mümkün değil. Ancak, Alevi dergâhlarının oldukları alanlarda belli bir mekâna cami yapma var. Bunlar ta Kanuni Sultan Süleyman döneminden bu tarafa yürütülen bir politikadır. Özellikle Alevi dergâhlarına bunlar yapılıyor, yapılmıştır da.

    Konak uzun zamandır harabe durumunda. İç mimarisini hatırlayan yok. Ama kimileri buranın geçmişte cami olduğunu iddia ediyor. Şarkışla’daki özellikle Büyük Birlik Partililer bu işin üzerinde iddia ediyorlar. Ama köylüler içerisinde buranın geçmişte cemevi olarak kullanıldığını, ataları zamanında cemler yapıldığını söyleyenler var. Ama esas olan; burası Alevi köyü. Köylüler buranın camiye çevrilmesini istemiyor. Zaten burası kayıtlarda da Akbaş Konağı diye geçiyor.”

    “CEMEVİNDEN KONAĞA ÇEVRİLİ YAPILAR MEVCUT”

    Kenanoğlu, tarihte birçok cemevinin sonradan konak statüsüne çevrildiğine de işaret ederek şöyle devam etti:

    “Sivas’ta Ali Baba Dergâhı geçmişte cemevi olarak kullanılmış. Şu anda ise bir konak… Tarihimizde camiye çevrilen cemevi belki rastlamıyoruz ama konağa çevrilmiş cemevleri var. Çünkü mimarisi açısından konağa çevrilmesi uygun. Sivas Ali Baba Dergâhı da şu anda ‘Konak’ olarak tescil edilmiş durumda.”

    KÖYLÜNÜN RIZASI OLMADAN TAPU DEVREDİLİYOR!

    Ali Kenanoğlu, Hardal köyü muhtarıyla da diyalog kurduğunu belirterek, konak tapusunun neden devredildiğine dair şu bilgileri paylaştı:

    “Muhtar, bu konuda valilikten ve ilgili birimlerden çok baskı geldiğini, bu baskı karşısında köylülerden ya da köy derneğinden destek alamadığını, baskılar karşısında dayanamayıp tapuyu devrettiğini aktardı.

    Ancak kimi köylülerle konuştuğumuzda durumdan haberdar olmadıklarını ve alınan kararı kabul etmediklerini söylediler.

    Çünkü köy ihtiyar heyetinin hepsi kararı imzalamıyor. Oy birliği ile alınmış bir karar değil. Muhtarın ihtiyar heyeti ile birlikte karar defterini imzalaması gerekiyor. Muhtar ve 2 azası ile birlikte 3 kişi bu kararı alıyor. Köylüler buna itiraz ederek avukatlarla bir hukuk mücadelesi yürütecekler.”

    “MUHTAR TAPUYU HANGİ KOŞULLARDA VERDİ?”

    Kenanoğlu, yapılmakta olanın bir tür asimilasyon politikası olduğunu söyleyerek, kararın yürürlüğe girmesi durumunda köyün kültürel değişimle birlikte asimilasyona uğrayabileceğini kaydetti.

    Aleviler kendi inancına, kimliğine, kültürüne sahip çıkmak durumundadır” diyen Kenanoğlu, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Bu konuyu kamuoyuna yaygınlaştırmak, Alevi kurumlarının desteğini almak, köylülerin birliğini, beraberliğini sağlamak, bu konuda onları bilinçlendirmek gerek. Çünkü çok farklı propagandalarla karşı karşıya kalabiliyor köylüler. Maddi vaatlerle insanları kolay ikna edebiliyorlar.
    Biz de bürokrasi ayağında, Meclis’te gündemde tutulması noktasında her türlü desteği vermeye hazırız. Orada köylülerin rızası dışında, bir asimilasyon söz konusu. Şarkışla Büyük Birlik Partisi teşkilatı ilçe meclisinden kimileri, bu konuda soru önergesi vermemizden rahatsız olmuş. Ve savunmalarında ‘muhtar zaten kendisi verdi burayı’ deniliyor. İyi de muhtarın hangi koşullarda verdiğini herkes biliyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA