Etiket: bdsp

  • Mamak’ta 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay anıldı-VİDEO

    Mamak’ta 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay anıldı-VİDEO

    PİRHA- Menekşe Erbay, Tuzluçayır Lisesi’nde yapılan 1 Mayıs kutlamaları sırasında kolluk kuvvetlerinin kuşatması karşısında, “çocuklarımızı öldürecekler” diyerek eylemdeki gençleri korumaya çalışırken, kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak öldürülmüştü. 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay’ın anıldığı açıklamada 1 Mayıs’a çağrı yapıldı.

    Menekşe Erbay, Tuzluçayır Lisesi’nde yapılan 1 Mayıs kutlamaları sırasında kolluk kuvvetlerinin kuşatması karşısında, “çocuklarımızı öldürecekler” diyerek eylemi düzenleyen gençleri korumaya çalışırken kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak öldürüldü.

    AKA-DER, Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) Mamak İlçe Örgütü, Halkevleri, Kaldıraç, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Mamak İlçe Örgütü ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Mamak İlçe Örgütü tarafından 1 Mayıs şehidi Menekşe Erbay, gerçekleştirilen yürüyüş ve basın açıklaması ile anıldı. Açıklama, Menekşe Erbay’ın öldürüldüğü yer olan Tuzluçayır Lisesi’nin önünde yapıldı.

    Ortak açıklama metnini kurumlar adına Engin Kılıç okudu.

    “TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ, TARİHİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    1977’den bugüne katledilen bütün devrim şehitlerinin miras olarak bıraktıkları, devrimci değerlere sahip çıktıklarını belirten Engin Kılıç,  “44 yıl önce 29 Nisan günü öğrencilerin 1 Mayıs eylem çağrısı sonucu jandarmalar okulun etrafını çevirmiş ve eylemi engellemeye çalışmışlardı. Saldırı hazırlığı sırasında okul önüne gelen aileler ve mahalle halkı jandarma karşısında durarak devrimci öğrencilere siper olmuştur. Jandarmanın ateş açması sonucu Menekşe Erbay annemiz vurularak katledilmiştir.

    Menekşe Erbay sadece bir anne olmadığı gibi mahallemizin kültürünü ve direngenliğinide göstermiştir. Bizlere bir miras bırakmıştır. Devrimci değerlerimizi koruyan ve bu kültürü devam ettiren mahallemizin değerlerinden Menekşe Erbay bugün hala bizlere örnek olmaya devem etmektedir.
    1977’den bugüne katledilen bütün devrim şehitlerimiz bizlere bu mirası bırakmışlardır. Anılarına ve değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    “1 MAYIS’TA SENDEN OLANLARIN DİRENİŞİNE KATIL”

    “1 Mayıs’ta her alanda attığımız slogan ile açtığımız pankart ile değerlerimizi ve tarihimizi yaşatacağız” diyen Kılıç, “Bugün yaşamı örerek direnişi büyüterek bize bırakılan mirası devam ettireceğiz. Şimdi her alanda yaşamı öreceğiz.

    2024 1 Mayıs’ı yaklaşırken, bugün tüm dünyada emperyalist-kapitalist sistem, işçi ve emekçilere, ezilenlere, halklara savaş politikalarıyla ölmeyi ve daha fazla sömürülmeyi dayatmaktadır. Yönetenler ve çeteleri her geçen gün servetlerine servet katarken, diğer kutupta sefalet birikmektedir. Biz milyonlar ise, egemenlerin gözünde bu günlerin içinde yaşamaya mahkûm edilmiş olanlarız.

    Bu 1 mayıs’ta bir eline yaşamını, bir eline getirebileceğin özgür günleri al, senden olanların direnişine katıl” ifadelerini kullandı.

    Yapılan açıklamanın okunmasının ardından Tuzluçayır Lisesi’nin önüne, Menekşe Erbay’ın fotoğrafları ve karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • BDSP’den baskılara tepki: Sosyalizm mücadelesini büyütme çabamıza engel olamayacaklar

    BDSP’den baskılara tepki: Sosyalizm mücadelesini büyütme çabamıza engel olamayacaklar

    PİRHA- Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), üyelerine yönelik polis baskısı nedeniyle basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan Hasan Akman, terör demagojisi ile devrimci güçlerin özel hedef haline getirildiğini söyledi. 

    Polis baskısına maruz kaldıklarını ifade eden BDSP üyeleri, İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Platform adına konuşan Hasan Akman, devrimcilerin baskı ve zorbalıkla sindirilmeye çalışıldığını ifade ederek, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından baskıların arttığını da söyledi.

    TACİZ, TEHDİT, AJANLAŞTIRMA!

    Hasan Akman, terör demagojisi ile devrimci güçlerin özel hedef haline getirildiğini söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Özellikle Ankara’da sermaye devletinin polisi bu çerçevede burjuva hukukunu da ayaklar altına alarak her türlü pervasızlığı sergiliyor. Yapılmak istenen eylemlerde uygulanan devlet terörüne, ilerici-devrimci faaliyete yönelik her türlü engelleme girişimine yine ilerici-devrimci kurumlara yönelik baskı, gözaltı ve tutuklama saldırıları eşlik ediyor. Bununla birlikte kurumlarımız taciz ediliyor, dostlarımız baskı ve tehditlerle ilerici-devrimci fikirlerden uzaklaştırılmaya çalışılıyor.

    BDSP olarak Ankara polisinin bu pervasız saldırıları ile bugüne kadar sayısız kez karşı karşıya kaldık. Sistematik olarak hayata geçirdikleri saldırılarla sürekli olarak faaliyetimize yönelik engelleme girişimlerinde bulundular. Yeri geldi eylemlerde yoldaşlarımızı özel hedef haline getirdiler, kemiklerini kırdılar, yeri geldi sözde yargı kurumunu da harekete geçirerek yoldaşlarımızı tutsak ettiler. Son bir yıldır ise sistematik bir şekilde yoldaşlarımıza ve faaliyetimize yönelik yeni bir saldırı hesabı içinde olduklarını görüyoruz. Yoldaşlarımızın içinde faaliyet yürüttükleri kurumlara yönelik tacizlerin yanı sıra bu kurumlara gelip giden, faaliyetlerimize ve etkinliklerimize katılan dostlarımız da baskı ve tehditlerle yıldırılmaya çalışılıyor. Hatta yer yer kimi örneklerde gördüğümüz üzere ajanlaştırılmaya çalışılıyor.”

    “TERÖRİST ARIYORLARSA AYNAYA BAKABİLİRLER”

    Hasan Akman, üyelerinin telefon üzerinden belirli aralıklarla taciz edildiğini aktarırken, yaşananlara dair şu bilgileri de paylaştı:

    “Haklarında hiçbir yargı kararı olmayan yoldaşlarımız, terörist olarak lanse edilerek yoldaşlarımızla teması sürdürmeleri durumunda kendilerine de “terörist” muamelesi yapılacağı söyleniyor. Kendilerini etkinliklere kimin/kimlerin davet ettiği sorgulanarak, yoldaşlarımıza yönelik yeni bir saldırının hazırlıkları yapılıyor. Hatta bir kısmına “işbirliği” teklif edilerek ajanlaştırılmak isteniyor.

    Biz gerçekleştirilen basın açıklamalarında bile hangi cümlenin kurulup hangisinin kurulamayacağına karışma cüretini kendinde bulan Ankara polisinin bu hukuksuz ve pervasız uygulamalarına şaşırmıyoruz. Ama buradan şunu söylemek istiyoruz: Eğer terörist arıyorlarsa aynaya bakabilirler. İnsanları tehdit ve zorbalıkla ilerici-devrimci düşüncelerden, mücadeleden koparabileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Onların baskı ve tehditleri bize ne kadar haklı ve onurlu bir çabanın içinde olduğumuzu gösteriyor. Ve ne yaparlarsa yapsınlar sosyalist fikirlerin yayılmasına, sosyalizm mücadelesini büyütme çabamıza engel olamayacaklar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas anmasında gözaltına alınan BDSP üyesine karakolda çıplak arama

    Sivas anmasında gözaltına alınan BDSP üyesine karakolda çıplak arama

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin Sarıgazi’deki anmasına saldıran polis gözaltına aldığı 6 kişiden Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu üyesinin işkenceye maruz kalarak çıplak arandığı belirtildi. Gözaltına alınan 5 kişinin ise serbest bırakıldığı öğrenildi. 

    Sivas Katliamı’nın 30. yılı dolayısıyla dün İstanbul Sarıgazi’de yapılan anmaya polis, İbrahim Kaypakkaya silüetli Partizan flamalarını gerekçe göstererek saldırdı. Saldırıda 6 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 5 kişi karakolda ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) üyesi Esra Bilici ise savcılığa sevk edilecek. BDSP, yayımladığı açıklamada gözaltındaki Bilici’nin çıplak aramaya maruz kaldığını bildirdi.

    “GÖZALTINDAKİ YOLDAŞIMIZ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN”

    Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Sivas Katliamı’nın 30. yıldönümü dolasıyla Sarıgazi’de ilerici-devrimci kurumlarla ortak yapacağımız anmaya polis İbrahim Kaypakkaya flamasını bahane ederek azgınca saldırdı. Anmada yoldaşımızın da arasında olduğu 6 kişi işkence ile gözaltına alındı. Gözaltına alınan 5 kişi karakoldaki ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, yoldaşımız susma hakkını kullandığı için keyfi şekilde karakolda tutularak, savcılığa sevk edilecek. Yoldaşımız azgınca saldırı sonucu yaralanmış bu da yetmediği gibi karakolda “Çıplak arama” işkencesine maruz kalmıştır. Çıplak aramayı kabul etmeyen yoldaşımız bu kez de karakolda işkenceye maruz kalmıştır.

    Bundan 30 yıl önce Sivas’ta aydın ve yazarların olduğu Madımak Oteli’nde saldırıyı gerçekleştirenlerin temsilcisi, sahiplenicisi AKP iktidarı bugün “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” diyen Pir Sultan’ın, “Ser ver verip sır vermeyen” devrimcilerin mücadelesini ileriye taşımaya çalışanları susturmaya ve sindirmeye çalışıyorlar. Bizler biliyoruz ki Sivas’ta Madımak’ta katledilenlerinin katili sermaye devletidir. Aynı devlet bugün tüm topluma dönük saldırılarını hızlıca arttırmaya devam ediyor. Seçimlerle birlikte koltuğunu koruyan AKP iktidarı ülkede derinleşen siyasal ve ekonomik kriz karşısında açığa çıkabilecek öfkeyi saldırılarını arttırarak engel olmaya çalışıyor.

    İşkence ve zorbalık ile mücadeleyi teslim alacaklarını zannediyorlar. Bizler, tarihimize sıkıca sarılarak yoldaşlarımızdan aldığımız mücadele bayrağını taşımayı sürdüreceğiz.

    Baskı, zorbalık, çıplak arama, gözaltı ve tutuklamalar ile susturmaya, sindirmeye çalışanlara cevabımız sokakta mücadeleyi büyütmek olacaktır.

    Gözaltındaki yoldaşımız derhal serbest bırakılsın!”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    İstanbul Sarıgazi’de Sivas anmasına polis müdahale etti-VİDEO

  • DAD Ankara Şube 3. olağan kongresini yaptı

    DAD Ankara Şube 3. olağan kongresini yaptı

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube, 3. olağan kongresini yaptı. Mustafa Karabudak ve Meral Gökokuş başkanlığındaki yönetim yeni dönemde de eşbaşkanlık görevini yürütecek.

    DAD Ankara Şube, 3. olağan kongresini yaptı. Tüm Bel Sen toplantı salonunda yapılan kongreye HDP Ankara il ve ilçe yönetimi, Özgürlükçü Hukukçular Derneği yöneticileri, 78’liler Girişimi üyeleri, Yeşiller Sol Parti Yöneticileri, Vartolular Derneği yönetimi, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu yöneticileri, Sinema yönetmeni Medet Dilek, Yazar Adıgüzel Özgüven, İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir” çağrısıyla yapılan kongre açılışında ilk olarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Çerağ uyandırılması ardından Zakir Hıdır Çelebi Kürtçe ve Türkçe deyişler okudu.

    Kongrenin yapıldığı salona Pir Seyit Rıza’nın fotoğrafının yanı sıra “Tekçi, doğaya ve kadına düşman, nahak zihniyete karşı, barışa ikrar veriyoruz” pankartı da asıldı.

    KADIN HAKİKATİN KAPISIDIR”

    DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Meral Gökokuş, kongrenin ilk konuşmacı ismi oldu. “Kadın hakikatın kapısıdır” diyen Gökokuş, Hakk ve hakikat mücadelesi yürüten tüm kadınları selamlayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Tarihini bilmeyen toplumlar geleceğini kuramazlar. Bizler Ana Fatma’nın, Zeynep’in, Zarife’nin, Kadıncık Ana’nın mirasçıları ve gelecekleriyiz. Bizler Kırklar Meclisindeki kadınlarız. Alevi inancında kadınlar, bir cins değil, yolun kendisidir. Kadını eşit görmeyen zihniyet, her daim sebep ne olursa olsun kadına yönelmiştir. Bizim inancımızda kadın eşittir, kadın yaşamın her alanındadır.

    Baş köylü hasan efendi, kadını tarif ederken ‘Kubbe-i rahman’ der. Şeyh Bedrettin de ‘kadın dünyanın ta kendisidir’ der. Hace Bektaş-ı Veli, tüm sözlerinde kadını eşit görmüştür. İnancın ikrarlaşmasında, günümüze gelmesinde ocak pirlerimiz, kadın anaların emeği çoktur. Ana Fatmalar, Kadıncık Analar yol sürekleridir. Alevi kadınlar olarak Zarife gibi mücadele etmeli, Bese gibi inançlı olmalı, Kadıncık Ana gibi öğretici, Zeynep gibi dilden dile mücadele yaymalıyız.

    Katledilen tüm kadınlar, çocuklar, hayvanlar ve doğa adına özümüz dardadır.”

    ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNİN DEVLETE YEDEKLEMESİ İSTENMEKTEDİR”

    DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak da Demokratik Alevi Dernekleri / Ana Fatma Cemevi Yönetim Kurulu adına konuşma yaptı. “Nefsine yenilerek tekçi akla bulaşanların inşâ ettikleri rızasızlık, ikrârsızlığın her yerde ve her alanda sorgulanmaya başladığını belirtmek isteriz” diyen Karabudak, şu konuşmayı yaptı:

    “Nâhak zihniyetin zamana hükmederek, mekâna rızasız girerek, zapt etme çabası beyhude olsa da; yaşam alanlarımıza, inanç mekânlarımıza inceltilmiş politikalarla, acımasız vahşi biçimlerle saldırılar devam etmektedir.

    Yaşadığımız toprakları, işgal zihniyeti ile yöneten, adalet ve vicdandan yoksun, kâr hırsına odaklı iktidarları; sağlıktan, sosyal güvenliğe, kültürden, ekonomiye kadar yaşamın her alanında en ağır saldırılarla varlığını, nahak iktidarlarını sürdürmeye gayret etmektedir.

    Nâhak akıl, hiç bir şekilde farklı bir sese, renge, dil ve inanca, düşünceye yaşam hakkı tanımamaktadır. Bu minvalde muktedirlerin ilk hedeflerinden biri Aleviler, Kürtler, doğa, kadın ve gençlik, yoğun bir saldırı ve imha konseptiyle karşı karşıyadır. Oysa kadim yol düsturumuz; Küllî evrende, gönül gözü ile hâkkı görerek, rızalığa göre, her bir şeyin diğeri ile var olması gerektiğini söyler. Bu nedenle, yolumuz bölen, bir başka canı yok sayıp karşıtlaştıran değil, doğa- insan ve insan- insan ilişkisinde birlikteliğe, uyuma dayanmaktadır.

    Yaşanan ekolojik felaketler, doğaya sonsuz sahip olma anlayışı ve doğayı metalaştırma hali coğrafyayı yaşanmaz hale getirmiştir. Öte yandan toplumumuzun binlerce yıldan bugüne sırrını koruduğu, ikrâr ve itikadın yaşatıldığı, rızalık mekânı Ocaklarımız, inanç mekanlarımız saldırı, yok etmenin odağına yerleştirilmiş durumdadır.

    Tekçi aklın son dönemlerde yolumuzu kadimden günümüze getiren ocaklarımız, cemevlerimiz ve inancımızı kaosa, içten çürütmeye yönelik geliştirdiği hamleler oldukça manidar ve bir o kadar da tehlikelidir. Çok ince ve derin Osmanlı oyunları oynanmaktadır. Dergâhlarımızın gasp edilmesi, zorunlu din dersleri, siyasal iktidar eliyle alevi pirlerine pasaport verilmesi, Alevilik adı altında okullar açılması, Diyanet İşleri Başkanlığı ve yerel yönetimlerin bir asimilasyon üssü olarak kullanılması, hala Alevi inancını, Alevi toplumsallığını içine sindiremedikleri aksine her alandan yoğun bir saldırı altında olduğumuzu göstermektedir.

    Değerli canlar; son zamanlarda Alevilere yönelik yeni bir hamle geliştirilmek istenmektedir. Bin yıllardır bu coğrafyanın kadim inancı olan Alevilik ve Alevilerin eşit yurttaşlık hakları yasal statüye kavuşturmak yerine, belediyeler eliyle Alevi örgütlenmesinin devlete yedeklemesi istenmektedir.

    Yolumuzdan, ikrar, inancımızdan uzak sadece cemevi yapımı ve verilecek yardımlara dayanan bu asimilasyon politikasına Alevileri sistemin yedeğine sokan bu akla karşı, Alevi örgütlülüğü uyanık olmalı ve alevi toplumunun haklarını anayasal güvencelere kavuşturulması için, kesintisiz, uzun soluklu bir mücadele yürütmelidir.

    Okulların yeni öğrettim yılına açıldığı şu günlerde Alevi çocuklarının an ve an, gün ve gün devlet eliyle asimile edilmesine daha fazla göz yummamalı ve zorunlu din derslerine kaşı verilen mücadeleyi bir üst boyuta taşımalıyız.

    Çözüm Alevilerin ruhsal, inançsal ve örgütsel yeniden yapılanmasından ve birliğinden geçmektedir.

    Türkiye’de Kürt sorununun çözümsüzlüğe itilmesi beraberinde güvenlikçi tekçi ve ırkçı politikaların esas alınması siyasal, toplumsal, ekonomik bir krize ve derin bir yoksullaşmaya toplumsal nefes alma kanallarının tıkanmasına neden olmuştur. Bugün AKP-MHP iktidarı döneminde toplum kayyım siyasetiyle yönetilmek istenmiş adeta tecrit politikası yaşamın her alanında yürütülerek, toplum tecritte tabi tutulmuştur. Bugün bu manada gerek cezaevlerinde üç yüz güne yaklaşan açlık grevindeki tutsakların tecrit politikasına karşı bedenlerini açlığa yatırmaları sadece cezaevlerindeki tutsakların sorunu değil cümle canın sorunu olarak görülmelidir.

    Bu manada doğa ve yaşam alanlarını talan ettirmemek için direnenlere, akademik özgürlükler için direnen gençliğe, kadın kırımına direnen kadın canlara yanlarında olduğumuzu, mücadelelerini aynı zamanda Alevi hak mücadelesi olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.

    Değerli, canlar; yaşanan karanlığın kırılması daha fazla toplumsal birlikteliklere, dayanışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Onun için pirim Pir Sultan;

    Gelin canlar bir olalım

    Münkire kılıç çalalım

    Hüseynin kanın alalım

    Tevekkeltü teâlallah

     

    Özü öze bağlayalım

    Sular gibi çağlayalım

    Bir yürüyüş eyleyelim

    Tevekkeltü teâlallah diyerek seslenmiştir.

    Kadimden günümüze; Derisi yüzülen Nesimi, Enel hak deyip asılan Hallacı Mansur, Serez çarşısında Şeyh Bedrettin, Kerbela’da Yezid’in zulmüne direnen Hüseyin’in, bir ölüp bin diriliriz diyen Pir Sultan’ın, Pir Seyit Rıza’nın, Mazlum’ların, Deniz’lerin, İbo’ların, Mahirler’in serden geçenlerin örnekleri ile doludur. Dolayısıyla karanlığa asla teslim olmayacağız. Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değidir! Sizleri cümle ocaklarımızın kerameti, Harde Dewreş’in hakikati ve direnciyle selamlıyorum.”

    Yapılan konuşmalar ardından faaliyet raporları okunup, gelir-gider tablosu katılımcılar ile paylaşıldı.

    Tek listenin yer aldığı kongrede Mustafa Karabudak, Meral Gökokuş, Kenan Akın, Melahat Teke, Hıdır Çelebi, Hatun Şimşek ve Pınar Altay, yeni yönetim kurulu üyeleri oldu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, yaptıkları basın açıklaması ile Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri andı.

    AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, Aralık ayı katliamlarını anarak basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Ana Fatma Cemevinde yapılan açıklamayı Şube Başkanı Hasan Altun okudu.

    “Katliamları Unutmadık, unutturmayacağız” diyen Altun, şu açıklamayı yaptı:

    “Sermayenin egemenliği altında İşçi-emekçiler, Aleviler ve Kürtler inkar ve ret politikalarıyla baskı, zulüm ve işkenceyle korkutulmaya, susturulmaya çalışılmıştır. İnançlar ve kimlikler üzerinde kirli savaş politikaları açığa çıkarak ya devlet eliyle ya da sivil faşist çeteler kullanılarak katliamlar devreye sokulmuştur. Türkiye tarihinde Aralık ayı bu katliamların en yoğun yaşandığı aylardan biridir.

    1978’te Maraş’ta devlet planlı ve programlı olarak devreye soktuğu özel savaş politikalarıyla 12 Eylül’e giden yolu hazırlamıştır. Maraş’ta ev ve işyerleri yakılarak göçe zorlanan, vahşetin her türlüsünü yaşayan 100’ün üzerinde Kürt, Alevi insanının kanı dökülmüş, ortaya çıkan belgeler dönemin iktidarınca sümen altı edilmiştir. Bu kıyımı yapanları unutmadık, unutturmayacağız.

    13 Aralık 1980’de Türkiye hapishanelerinde yaşı büyütülerek katledilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi ERDAL EREN şahsında dövüşenleri, düşenleri ve tüm özgürlük savaşçılarını unutmadık, unutturmayacağız.

    19-22 Aralık 2000 tarihlerinde, Türkiye hapishaneleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmiştir. 20 Hapishaneye eş zamanlı saldıran devlet adına ‘Hayata Dönüş’ dediği katliamda 30 devrimci tutsağı katletmiş, yüzlerce tutsak yaralanmıştır. İş makinaları,  kimyasal ve uzun namlulu silahlarla yapılan bu katliamda devrimci tutsakların canlarını ortaya koyarak teslim olmamalarını, direnişlerini unutmadık, unutturmayacağız.

    28 Aralık 2011 gecesi, Kürt halkı üzerinde yürütülen kirli savaş politikasının Roboski’de Türk Savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda ‘terörist’ demagojisiyle çoğu çocuk 34 Kürt insanını katledenleri unutmadık, unutturmayacağız.”

    “GEÇEN YILLAR ÖFKEMİZİ SOĞUTMADI”

    Hasan Altun, AKP-MHP iktidarının, tüm muhalif halklar üzerinde baskı uyguladığını belirterek “En ufak demokratik hak talebine tahammülü kalmayan ‘ya bendensin ya da düşmansın’ nefret söylemiyle topluma gözdağı vermiştir. Sıkıştığında katliamı bile kendi tekçi, ırkçı varlığını sürdürmek için kullanmıştır” açıklamasını yaptı.

    Altun, “AKP-MHP hükümeti, halkı açlık ve ölümle hizaya getirmeye çalışmakta” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İşçi-emekçiler, Kürt halkı, Aleviler ve devrimciler söz konusu olduğunda devlet katliamda dahil olmak üzere her türlü baskı ve sindirme aracını kullanmıştır. Gözaltı, tutuklama, işkencenin yetmediği yerde yargısız infazlar ve toplu katliamlar devreye girmiştir. Hapishanelerde uygulanan hak ihlalleri ve tecrit koşullarına karşı direnen tutsaklara yönelik her türlü baskı ve saldırı aracı devreye sokulmaktadır.

    Bizler Aralık ayında toprağa düşen devrimcileri, Alevileri ve Kürtleri unutmadık. Aradan geçen yıllar öfkemizi soğutmadı. Bugün yaşananları da unutmayacağız ve hesap soracağız.

    Her ne kadar devlet gerçekleştirdiği katliamlarda toplumu susturmak, sindirmek ve gözdağı vermek istemişse de yapılan birçok katliam 19 Aralık ve Maraş’ta olduğu gibi direniş duvarına çarparak hedefine ulaşamamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • BDSP üyelerine müdahale edildi, 13 kişi gözaltına alındı-VİDEO

    BDSP üyelerine müdahale edildi, 13 kişi gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- BDSP üyeleri Gebze’de 15-16 Haziran’ın 50. yılına ilişkin yaptığı basın açıklamasına polis müdahale etti, 13 kişiyi gözaltına aldı.

    Haberin videosu;

    Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin yıldönümü dolayısıyla Gebze Kent Meydanı’nda basın açıklaması Kocaeli Valiliği’nin eylem yasağını gerekçe göstererek, polis müdahale etti. Müdahalede 13 kişinin ters kelepçelenerek gözaltına alındığını belirtti.

    Gözaltıların Gebze Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Sürekli ölüm tehditleri aldık’-VİDEO

    ‘Sürekli ölüm tehditleri aldık’-VİDEO

    PİRHA-KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin İstanbul Kadıköy’deki eylemlerine polis müdahale ederek 27 kişiyi gözaltına almıştı. Kamu emekçilerinin eylemine destek için katılan BDSP, DGB ve DLB’liler de gözaltına alınanlar arasında bulunuyordu. Serbest bırakılmalarının ardından basın açıklaması yapan gençler, ağır polis şiddetine maruz kaldıklarını ve ölüm tehdidi aldıklarını belirttiler. 

    KHK eylemine destek veren BDSP, DGB ve DLB’li gençler İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yaşadıkları polis şiddetiyle ilgili basın açıklaması yaptılar.

    “SALDIRILARA RAĞMEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Burada ilk olarak söz alan İpek Bozkurt, iki hafta içinde yaklaşık 85 kişinin gözaltına alındığını kaydetti. Ciddi polis şiddetiyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Bozkurt, bunların kendileri için şaşırtıcı olmadığını, seçim süreciyle birlikte baskıların daha da yoğunlaştığını belirtti. Yoğunlaşan baskıları teşhir ettiklerini ifade eden Bozkurt, OHAL ve KHK’lere karşı mücadele eden hocalarının yanında olacaklarını ve sermayenin tüm saldırılarına rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. 

    “İLAÇLARIMI VERMEDİLER”

    Cumartesi günü gözaltına alınanlar arsında bulunan Hacı Bora Koç, gözaltına alınırken ilaçlarının yanında olmadığını, arkadaşlarının ve avukatının ilaçlarını kendisine ulaştırma çabalarına rağmen ilaçların kendisine verilmediğini belirtti. Koç, gözaltına alındığı süreci anlatan yazısını okudu. Yazısında Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüklerini, burada işkenceye maruz kaldıklarını ve kendilerine çıplak aramanın dayatıldığını belirtti. Yazısında mücadeleye devam edeceklerini ifade eden Koç, 25 Haziran sabahı kazanacaklarını ekledi.

    “DEĞERLERİMİZİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    70 haftadır Kadıköy’de direnen KHK direnişçisi Hüseyin Demir de son iki hafta öncesine kadar direnişleri sırasında herhangi bir olayın çıkmadığını, etraftaki yurttaşlardan çok iyi tepkiler aldıklarını söyledi. Eşit, parasız, bilimsel eğitim istedikleri için ihraç edildiklerini vurgulayan Demir, ihraç edilmelerine sebep olan değerleri savunmaya devam edeceklerini kaydetti.

    “BASKILAR YILDIRMA AMAÇLI”

    Gözaltına alınanlar arasında bulunan Buse Bayram da kadınlara karşı uygulanan kötü muamelelere değindi. Gözaltına alınırken ters kelepçe yapılmak istendiğini, ağır hakaretlere maruz kaldıklarını ve kadınlara çıplak aramanın dayatıldığını belirtti. Tüm bu baskıların kendilerini yıldırma amaçlı, alanları terk ettirme amaçlı olduğununa dikkat çeken Bayram, alanları terk etmeyeceklerinin altını çizdi.

    “SÜREKLİ ÖLÜM TEHDİTLERİ ALDIK”

    Gözaltına alınan DGB’lilerden Gözde Ekici ise o gün eylemde yoğun polis ablukası olduğunu ve darp edilerek gözaltına alındıklarını kaydetti. Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükten sonra Eylemlerden sorumlu olduğu söylenilen bir emniyet amiri tarafından sürekli ölüm tehditleri aldıklarını söyleyen Ekici, tüm tehditlere rağmen alanlarda olmaya ve direnişi örgütlemeye devam edeceklerini ifade etti.

    “POSTALLA KAFAMIZI EZMEK İSTEDİLER”

    Karne eyleminde gözaltına alınan DLB’li Çağdaş Ekinci de beş liseli gençlik örgütü olarak Cumartesi günü yapılan KHK eylemine katılım çağrısı yaptıklarını ve eylemde gözaltına alınırken kendilerine uygulanan yoğun şiddeti teşhir ettiklerini hatırlattı. Polisin şiddetini teşhir etmelerinden rahatsız olduğunu ifade eden Ekinci, emniyette şiddeti teşhir ettikleri için kafalarının postalla ezilmek istendiğini kaydetti. Yapılan tüm işkencelere direndiklerini söyleyen Ekinci, tarihlerinden aldıkları güçle direndiklerini de ekledi.

    “ÇIPLAK ARAMA SUÇTUR”

    Gözaltı süreçlerinde yaşananların hukuki boyutu ile ilgili bilgiler veren Avukat Ferdi Yamar da müvekkillerinin susma haklarını kullandıkları için 3 gün boyunca serbest bırakılmadıklarını, kendisine susma haklarını kullanmazlarsa serbest bırakılacaklarının söylendiğini belirtti. Kolluk kuvvetlerinin sistematik bir şekilde düşmanca yaklaşmasına anlam veremediklerini kaydeden Yamar, kadınlara dayatılan çıplak arama işkencesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre suç olduğunu vurguladı. Sadece fiziki işkencenin değil kötü muamelenin de işkence olduğuna dikkat çeken Yamar, işkencenin bir insanlık suçu olduğunu da ekledi.

    “EMEKÇİLER DÜZENİN KÖLESİ OLMAMALI”

    Son olarak söz alan gözaltına alınan gençlerden Dilbirin Acar ise son yıllarda OHAL ve KHK’lerle beraber gerçekten mücadeleden emekçilerin üzerine çok fazla gidildiğine dikkat çekti. Gözaltında bulundukları süre içerisinde çeşitli suçlardan nezarette bulunan insanları gördüklerini ve orada mücadelenin ne kadar zayıflatılmaya çalışıldığını anladığını belirtti. Acar, “Bu düzen bize diyor ki ‘Mücadele etmeyeceksin, istediğin dünyayı kurmayacaksın. Yoksa ben sana bu işkenceleri uygulayacağım.’ Emekçilerin bu düzenin kölesi olması değil mücadele etmeleri gerekliliğini vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)