Etiket: bekçi

  • Kadınlara şiddet uygulayan bekçi ve polisler tutuklandı-VİDEO

    Kadınlara şiddet uygulayan bekçi ve polisler tutuklandı-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kızılay’da 5 kadına şiddet uygulayan 1 bekçi ve 2 polis tutuklandı.

    Ankara’nın Kızılay semtinde 5 kadına şiddet uygulayan 1 bekçi ve 2 polis, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.

    Olaya ilişkin açıklama yapan Ankara Emniyet Müdürlüğü, “24 Ağustos günü saat 06.30 sıralarında haber merkezine gelen kavga ihbarı üzerine, olay yerine giden polis ekipleri, eğlence mekanının çıkışında alkollü vaziyetteyken, yoldan geçen kadınlara yönelik sözlü-fiziki saldırıda bulunan ve havaya ateş eden sivil kıyafetli, biri çarşı mahalle bekçisi, ikisi polis memuru olduğu anlaşılan (3) kişiyi derhal gözaltına almıştır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın’da polis ve bekçi şiddeti kameraya yansıdı: Seni öldürürüm!-VİDEO

    Aydın’da polis ve bekçi şiddeti kameraya yansıdı: Seni öldürürüm!-VİDEO

    PİRHA- Aydın’da bir polis ile bekçinin sokak ortasında bir vatandaşa fiziksel ve sözlü şiddette bulunduğu sosyal medyaya yansıdı. Polisin “Seni öldürürüm” diyerek tokat attığı görülen videoya ilişkin Gazeteci Barış Yarkadaş, “İşkence sokağa taşınmış. Polisteki cürete bakın. Hukukun kalmadığını bildiği için rahat!” dedi.  

    Korkusuz gazetesi yazarı ve CHP’nin eski milletvekili Barış Yarkadaş bir yurttaşın kendisine gönderdiği videoyu Twitter’da paylaştı.

    Aydın’ın Efeler ilçesinde çekildiği belirtilen görüntülerde bir gencin, bir polis ile bekçinin fiziksel ve sözlü şiddetine maruz bırakıldığı görülüyor.

    Polisin, “Seni öldürürüm” diyerek tokat attığı yurttaşın videosunu Yarkadaş, sosyal medya hesabında “Bu videoyu Aydın’da yaşayan bir yurttaşımız yolladı. Yer; Aydın Efeler Orta Mahalle. Polis ve bekçi, bir genci tokatlıyor. Polis bir süre sonra geri geliyor ve gence “Seni öldürürüm” diyor. İşkence sokağa taşınmış. Polisteki cürete bakın. Hukukun kalmadığını bildiği için rahat!” ifadeleriyle paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi’nin ilk 7 maddesi kabul edildi

    Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi’nin ilk 7 maddesi kabul edildi

    Meclis Genel Kurulu’nda Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifinin birinci bölümünde yer alan 7 madde kabul edildi.

    TBMM Genel Kurulunda, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifinin birinci bölümünde yer alan 7 madde kabul edildi.

    Genel Kurulda verilen önergeyle teklifin 4. maddesinde yer alan “Adaylık süresi içinde verilen temel ve hazırlayıcı eğitimlerde başarılı olanların asaleten atamaları yapılacak” ifadesi değiştirildi. Değişikliğe göre, çarşı ve mahalle bekçilerine verilecek temel ve hazırlayıcı eğitimler en az 3 ay süreli olacak.

    Kabul edilen maddelerle, çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edileceklerde aranan şartlara, çarşı ve mahalle bekçilerinin atama ve adaylık süreçlerine, görev ve yetkileri ile çalışma şekillerine ilişkin esaslar düzenleniyor.

    Emniyet ve jandarma teşkilatları bünyesinde silahlı bir kolluk olarak çarşı ve mahalle bekçileri istihdam edilecek. Emniyet ve jandarma teşkilatlarında istihdam edilen çarşı ve mahalle bekçilerinin amirleri meslek hiyerarşileri içinde tespit edilecek.

    Çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edileceklerde Devlet Memurları Kanunu’nda sayılan genel şartlar ile İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenen eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartların bulunması gerekecek.

    • Çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edilmek için İçişleri Bakanlığı’nca çıkarılan yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak giriş sınavında başarılı olmak şartı aranacak.
    • Sınavlarda başarılı olan, görevini yapmaya engel teşkil edecek bir hastalık veya engeli bulunmadığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilenler emniyet veya jandarma teşkilatlarına İçişleri Bakanı’nın onayıyla aday memur olarak atanacak.
    • Çarşı ve mahalle bekçilerinin adaylık süresi 1 yıldan az, 2 yıldan fazla olamayacak. Adaylık süresi içerisinde en az 3 ay süreyle temel ve hazırlayıcı eğitimler verilecek.
    • Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim devrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların memuriyetle ilişikleri İçişleri Bakanı’nın onayıyla kesilecek.
    • Bekçiler, yolda hastalanan, kazaya uğrayan, düşüp kalan ve genel durumu itibarıyla yardıma muhtaç olanlarla ilgilenecek, yardıma ihtiyaç duyduğu değerlendirilen, şiddet mağduru veya şiddete, istismara uğrama riski taşıyan kadın ve çocukları, kimsesizleri, engellileri ve acizleri en yakın genel kolluk birimlerine teslim edecek.

    DEVRİYE HİZMETİ YÜRÜTECEK

    • Çarşı ve mahalle bekçileri; görev saatleri içinde görevlendirildikleri bölgede devriye hizmeti yürütecek, görev bölgeleri içinde bulunan konut, işyeri ve araçlar gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınan tedbirleri tamamlattıracak, şüpheli durum veya kişileri bağlı bulundukları genel kolluk birimlerine bildirecek, kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri alacak.

    DURDURMA YETKİSİ VERİLİYOR

    • Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için makul bir sebebin bulunması gerekecek. Süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamayacak.
    • Çarşı ve mahalle bekçisi, görevini yerine getirirken kendisinin çarşı ve mahalle bekçisi olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirecek, durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilecek, kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilecek. Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan genel kolluk görevlileri haberdar edilecek.
    • Bekçiler, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, el ile dıştan kontrol dahil gerekli tedbirleri alabilecek. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemeyecek.

    Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, polisin ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de vatandaşa eziyet ettiğini söyledi.

    Gergerlioğlu, “Amerika’da ‘Nefes alamıyoruz.’ diyen siyahiler var, Türkiye’de “Nefes alamıyoruz” diyen Kürtler, Aleviler, solcular, Ermeniler, KHK’liler her kesimden insan var” ifadesini kullandı.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, konuşmasında, Türkiye’de terörün sona ermesinin önündeki engelin iktidar partisi olduğunu belirterek, “Terörü yaratan parti, ülkeyi kan gölüne döndüren parti, çıkmış partileri, halkı terörle tehdit ediyor, ‘Biz gidersek ülke kan gölüne döner’ diyor” dedi.

    Teklifin 7. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç birleşime ara verdi. Daha sonra Komisyonun yerinde olmaması üzerine Bilgiç, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı. 

  • Kenanoğlu’ndan bekçi ve mühimmat tepkisi: Ne oluyor, iç savaşa mı hazırlanılıyor?-VİDEO

    Kenanoğlu’ndan bekçi ve mühimmat tepkisi: Ne oluyor, iç savaşa mı hazırlanılıyor?-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, çarşı ve mahalle bekçilerine yönelik düzenlemeye ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, bekçilerin oluşturacağı tehlikelere dikkat çekti. 27 Mayıs tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihalesinde alınan, öne çıkan mühimmatları sıralayan Kenanoğlu, “Ne oluyor, bir iç savaşa mı hazırlanıyoruz” diyerek tepki gösterdi. 

    Koronavirüs nedeniyle çalışmalarına 48 gün ara veren TBMM, önceki gün yeniden toplandı. Salgından zarar gören halkın yaşamsal taleplerine rağmen TBMM’nin ilk gündemi çarşı ve mahalle bekçileri oldu.

    Bekçilere üst arama, silah kullanma, toplumsal olaylara müdahale etme yetkisi veren düzenlemeyi, “Saray’ın yeni kolluk gücünü oluşturma çabası” olarak değerlendiriliyor.

    Meclis Genel Kurulu’nda HDP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, kanun teklifinin 1’inci maddesinin çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edileceklerde aranacak şartları, çarşı ve mahalle bekçilerinin ataması ve adaylık süreçlerini, görev ve yetkileriyle, çalışma şekillerinin nasıl olacağını düzenleyen amaç maddesi olduğunu belirterek, bunun sınırlarını sordu.

    “ÇARŞI NEREYE DENİR? MAHALLE NERESİDİR? KANUNLARDA ÇARŞININ YERİ VAR MI?”

    Kenanoğlu şöyle konuştu:

    “Bu kanun teklifinde daha ilk maddeden itibaren bir eksiklikle karşı karşıyayız ve o da tanım maddesinin yer almaması. Burada dile getirildi, bu tanım maddesinde özellikle, çarşı nereye denir?Mahalle neresidir? Kanunlarımızda çarşının yeri var mıdır, hükümlerde geçmekte midir? Örneğin AVM’ler çarşı mıdır, Mısır Çarşısı, pazar yerleri, Taksim Meydanı, sahil kenarları, Kızılay Meydanı, kordon boyu bütün bunları çarşı kapsamında değerlendirebilecek miyiz? Bunlar sorulmaktadır.

    “BEKÇİ KANUNU KAPSAMINA KÖYLER GİRİYOR MU?”

    Diğer taraftan da, mahalle kavramı, biliyorsunuz özellikle büyükşehirlerin ilan edilmesiyle birlikte köy kapsamındaki yerler ve hâlen dahi köy olarak yaşamını sürdüren fiziki koşullarını köy olarak yaşayan yerlerde büyükşehir kanunuyla birlikte mahalle kapsamına alındı dolayısıyla bu bekçi kanunu kapsamına bu köyler de giriyor mu, bunların da tanımları açısından ortaya konması gerekir.

    “ÖLÜM LİSTELERİ HAZIRLANAN BİR ORTAMDA BEKÇİ SAYISI ARTTIRILARAK HUZUR SAĞLANABİLİR Mİ?”

    Tabii, diğer bir konu, esas mesele burada güvenlik sorunu meselesi olarak dile getiriliyor. Güvenlik sorunu meselesi kolluk kuvvetleri sorunu meselesi midir yani, sayıyla oluşturulabilecek bir mesele midir? Bunu ortaya koymak gerekir. Yani komşularından ölüm listesi hazırlayabilecek bir nefret ortamının, ikliminin oluşturulduğu bir yerde bekçi sayısının artırılmasıyla, kolluk kuvvetleri sayısının artırılmasıyla güvenlik ve huzur sağlanabilir mi? Bunu tartışmak gerekiyor. Bizim bu konudaki görüşümüz çok nettir ve demokratik ülkeler açısından da baktığınız zaman bunun cevabı çok nettir, hiçbir şekilde demokratik olmayan ülkelerde nefret suçlarının sürekli övüldüğü ve yaygınlaştığı bir yerde kolluk kuvvetleriyle bu sorunları aşmak da mümkün değildir.

    “HÜKÜMET EKONOMİK SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN NE YAPIYOR?”

    Bir taraftan ülkede ekonomik sorunlar gitgide artıyor ve ekonomik sorunlar arttıkça da toplumsal kalkışmaların, toplumsal olayların artacağı da bekleniyor. Bu, kimi kurum kuruluşlarca da araştırma şirketlerince de ya da konunun uzmanı olduğunu ifade eden insanlarca da dile getiriliyor. Peki, bunun karşısında Hükûmet ne yapıyor yani ekonomik sorunları çözebilecek, insanların işsizlikten dolayı intiharlara sürüklenmesini engelleyebilecek birtakım tedbirler almak yerine işsizlikten ve ekonomik sorunlardan kaynaklı olarak oluşabilecek toplumsal olayları engellemek için kolluk kuvvetlerinin sayısını artırıyor.

    “BİR İÇ SAVAŞA MI HAZIRLANIYORUZ, NEDİR BU DURUM?”

    Bakın, 27 Mayıs tarihli Kamu İhale Kurumu bültenine göre Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihalesinde alınan, öne çıkan mühimmatları ben size sayacağım. “1 milyon adet plastik mermi, 103 bin adet biber gazı, 44 bin adet açılır kapanır cop, 50 bin adet fişek, 10 bin adet sis havanı, 1 milyon adet zırh delici fişek, 10 bin adet gösteri el bombası…” diye sıralanıp gidiyor. Şimdi, buna baktığınız zaman, ne oluyor yani bir iç savaşa mı hazırlanıyoruz, nedir bu durum? Yani, ülkede ekonomi kötüye gittikçe bu tür güvenlik tedbirlerini artırmak çözüm değil; tam tersine, bu süreci daha da hızlandıran bir nokta olur.

    “EN BÜYÜK KAYDI BU BEKÇİLERİN DEVLETİN DEĞİL, PARTİ DEVLETİNİN BEKÇİLERİ OLMASI”

    Kamuoyundaki en büyük kaygı bu bekçilerin demokratik devletin bekçisi değil, parti devletinin bekçisi olması yönündeki kaygıdır. Şimdi, bu kaygı nereye dayanıyor? Yani, öyle hamaset filan değil; bu bekçilerin nasıl işe alınacağına bakıyorsunuz, 70 puanın üzeri alanlar işe alınıyor. Peki, bu 70 puan nelerden oluşuyor? Bunun yüzde 25’i fiziki yeterlilik, yüzde 25’i yazılı sınav, yüzde 50’si de mülakat. Şimdi, biz mülakatın liyakat değil sadakat olduğunu çok iyi biliyoruz ve bütün kurumların mülakat esasıyla doldurulan personellerle nasıl çökertildiğini ve nasıl tahrip edildiğini de biliyoruz.

    Dolayısıyla, bu konudaki kaygılarda vatandaş, yurttaş ve kamuoyu haklıdır. Yani, bu bekçiler demokratik devletin bekçisi değil, parti devletinin bekçisi olacak. Bu konudaki kamuoyu algısını da ispatlayan bunların alım durumudur.

    Burada sıkça ifade edildi, “Her meslekte hata yapanlar olabilir; önemli olan, hata yapanların hukuk önünde hesap vermesi” denildi. Cemevi önünde katledilen Uğur Kurt’un katili o polis sadece 12.100 lira para cezasıyla mesleğine de hayatına da çoluk çocuğuyla birlikte devam ediyor ama Uğur Kurt’un çocuğu öksüz bir şekilde, annesi de kahrından hastalanıp, kanser olup yaşamını yitirdi, öldü. Bunu da burada ifade etmek istiyorum.

    PİRHA/ ANKARA

  • Bekçiler çöp dökmeye inen genci öldüresiye dövdü

    Bekçiler çöp dökmeye inen genci öldüresiye dövdü

    Yaptıkları hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen bekçilerin, Ankara Etimesgut’ta çöp dökmeye çıkan bir genci öldüresiye dövdüğünü duyuran İyi Parti Ankara İl Başkanı Yetkin Öztürk, “Bekçi zulmüne bir son verilsin” dedi.

    İyi Parti Ankara İl Başkanı Yetkin Öztürk, Twitter hesabından 6 gün önce Etimesgut’ta çöp dökmeye inen bir gencin bekçiler tarafından coplarla dövüldüğünü, olaya müdahale etmek isteyen aileye biber gazı sıkıldığını, astım hastası gencin babasının göğsüne de ayakları ile bastıklarını yazdı.

    Öztürk, olaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Serkan isimli genç çöp dökmek için dışarıya çıkıyor. Bölgede görevli iki bekçi, apartmandan içeri girmek üzere olan gence neden dışarıda olduğunu soruyor. Çöp dökmek için çıktığını söyleyen genci bekçiler öldüresiye dövüyor. Olayı duyan ve müdahale etmeye çalışan gencin ailesine de biber gazı sıkılıyor. Astım hastası babanın göğsüne ayakları ile basıp teslim alıyorlar. Polis ve bekçi takviyesi ile 20 kişilik ekip ters kelepçe ile aile karakola götürülüyor.

    KAMERALARIN KAYIT CİHAZLARI SÖKÜLÜYOR

    Kontrol için hastaneye götürülen Serkan ve ailesi ters kelepçe ile doktor tarafından muayene ediliyor.  Karakol da kendilerine alenen ‘terörist’ ifadesi defalarca kullanılıyor. Annenin namaz kılmasına bile izin verilmiyor. Sahur vakti su içmek isteyen aileye tuvalet lavaboları gösteriliyor. 12 yaşındaki çocuk yasal olmadığı halde tek başına ifadesi alınıyor. İki saat sonra binanın kameralarının kayıt cihazları sökülüyor. Serkan kardeşimiz Hakkari’de askerdeyken mayın patlıyor kulağında işitme sorunu var. Serkan, ‘ekmeğimi gözlerimle kazanıyorum’ diyor. Belediyede sayaç okuyan işçi kardeşim şuan çok kötü.”

    Olayı paylaşırken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu da etiketleyen Öztürk, “Bekçi zulmüne bir son verilsin” dedi.

  • Yargıdan karar: Bekçilerin kimlik sorma yetkisi yok

    Yargıdan karar: Bekçilerin kimlik sorma yetkisi yok

    Bekçilere kimlik göstermediği için götürüldüğü polis karakolunda 187 TL idari para cezası verilen R.D.’nin itirazı kabul edildi. Para cezasının kaldırılmasına karar veren mahkeme, bekçilerin kimlik sorma yetkisinin olmadığını kaydetti.

    Van’ın Tuşba ilçesinde 3 Ocak’ta bekçilerin kent merkezindeki uygulamaları sırasında durdukları bir gençten kimlik göstermesini istedi. Bekçilerin böyle bir yetkisinin olmadığını söyleyen R.D. kimliğini bekçilere vermedi.

    Bunun üzerine bekçiler R.D. adlı genci İkinisan Polis Karakolu’na götürdü. Karakola götürülen R.D.’ye polis, “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermemek” iddiasıyla Kabahatler Kanunu’na göre 187 TL para cezası kesti. Cezanın kesilmesinin ardından R.D. serbest bırakıldı.

    “BEKÇİNİN KİMLİK SORMA YETKİSİ YOK”

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre R.D., avukatı aracılığıyla 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne para cezasının kaldırılmasına yönelik başvuru yaptı. Mahkeme, 31 Ocak’ta idari cezanın kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Her ne kadar itiraz eden kişi hakkında Kabahatler Kanunu 40’ıncı maddesi uyarınca kimliği bildirmemem kabahati nedeniyle idari para cezası uygulanmışsa da, çarşı, mahalle bekçilerinin (olay tarihi olan 03.01.2020 tarihinde) kimlik sorma yetkisi bulunduğuna ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmadığını, çarşı ve mahalle bekçilerinin vazifeleri ile ilgili olarak riayet etmeleri gereken hususları gösterir yönetmeliğin 16. maddesinde ‘Bekçiler bölgeleri içinde dolaşan şüpheli şahısları takip eder ve hüviyetlerini araştırırlar’ şeklinde düzenleme mevcut ise de bu düzenlemenin açık bir şekilde bekçilerin kimlik sorma hakkının mevcut olduğunu göstermediği…”

    İDARİ PARA CEZASI KALDIRILDI

    Bekçilere “kimlik sorma yetkisine” ilişkin olarak olay tarihi itibariyle yasal düzenlemenin bulunmadığı belirtilen gerekçede şöyle denildi:

    “Her ne kadar olay tarihinden sonra buna ilişkin yasal düzenlemelere dair yasama çalışmaları bulunsa da bu düzenlemelerin hem olay tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu hem de olay tarihi itibariyle bekçilerin kimlik sorma yetkililerinin bulunmadığını, en azından buna ilişkin açık bir mevzuat hükmünün bulunmadığı, bu nedenle kişiye uygulanan idari para cezasının usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”

  • Bekçiye kimlik göstermeyen kişiye verilen cezayı mahkeme bozdu

    Bekçiye kimlik göstermeyen kişiye verilen cezayı mahkeme bozdu

    Bekçilere kimlik göstermediği için götürüldüğü polis karakolunda 187 TL idari para cezası verilen R.D.’nin itirazı kabul edildi.

    Bekçilere kimlik göstermediği için götürüldüğü polis karakolunda 187 TL idari para cezası verilen R.D.’nin itirazı kabul edildi. Para cezasının kaldırılmasına karar veren mahkeme, bekçilerin kimlik sorma yetkisinin olmadığını kaydetti.

    MA’nın verdiği bilgiye göre, Van’ın Tuşba ilçesinde 3 Ocak’ta bekçilerin kent merkezindeki uygulamaları sırasında durdukları bir gençten kimlik göstermesini istedi. Bekçilerin böyle bir yetkisinin olmadığını söyleyen R.D. kimliğini bekçilere vermedi. Bunun üzerine bekçiler R.D. adlı genci İkinisan Polis Karakolu’na götürdü. Karakola götürülen R.D.’ye polis, “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermemek” iddiasıyla Kabahatler Kanunu’na göre 187 TL para cezası kesti. Cezanın kesilmesinin ardından R.D. serbest bırakıldı.

    “BEKÇİNİN KİMLİK SORMA YETKİSİ YOK”

    R.D., avukatı aracılığıyla 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne para cezasının kaldırılmasına yönelik başvuru yaptı. Mahkeme, 31 Ocak’ta idari cezanın kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, gerekçesinde şu ifadelere yer verdi: “Her ne kadar itiraz eden kişi hakkında Kabahatler Kanunu 40’ıncı maddesi uyarınca kimliği bildirmemem kabahati nedeniyle idari para cezası uygulanmışsa da, çarşı, mahalle bekçilerinin (olay tarihi olan 03.01.2020 tarihinde) kimlik sorma yetkisi bulunduğuna ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmadığını, çarşı ve mahalle bekçilerinin vazifeleri ile ilgili olarak riayet etmeleri gereken hususları gösterir yönetmeliğin 16. maddesinde ‘Bekçiler bölgeleri içinde dolaşan şüpheli şahısları takip eder ve hüviyetlerini araştırırlar’ şeklinde düzenleme mevcut ise de bu düzenlemenin açık bir şekilde bekçilerin kimlik sorma hakkının mevcut olduğunu göstermediği.”

    İDARİ PARA CEZASI KALDIRILDI

    Bekçilere “kimlik sorma yetkisine” ilişkin olarak olay tarihi itibariyle yasal düzenlemenin bulunmadığı belirtilen gerekçede şu ifadelere yer verildi: “Her ne kadar olay tarihinden sonra buna ilişkin yasal düzenlemelere dair yasama çalışmaları bulunsa da bu düzenlemelerin hem olay tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu hem de olay tarihi itibariyle bekçilerin kimlik sorma yetkililerinin bulunmadığını,en azından buna ilişkin açık bir mevzuat hükmünün bulunmadığı, bu nedenle kişiye uygulanan idari para cezasının usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”

  • HDP’den, bekçi teklifine muhalefet şerhi: Bekçiler AKP’nin sokaktaki gözü olacak

    HDP’den, bekçi teklifine muhalefet şerhi: Bekçiler AKP’nin sokaktaki gözü olacak

    PİRHA- HDP, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifine muhalefet şerhi koydu. HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in yazdığı muhalefet şerhinde, “AKP’nin çizdiği çerçeveye uygun ahlaki kuralları dayatmak isteyecek, iktidarın sokaktaki gözü, hafiyesi ve kelepçesi olmak üzere işlevsel hale getirilecektir. Toplumun denetimi için kullanılacaktır” denildi.

    Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi’nin tüm maddeleri  TBMM İçişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Kabul edilen teklif bekçilerin yetkilerini genişletiyor ve eğer tasarı yasalaşırsa bekçilere durdurma, kimlik sorma, sorgulama ve silah kullanma gibi yetkiler gelecek.

    Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifine ilişkin HDP 2/2555 esas numaralı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifi’ne Muhalefet Şerhi koydu. 

    Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen kanun teklifi biri yürürlük, biri yürütme maddeleri olmak üzere toplamda 18 maddeden oluşuyor. Bir geçici madde de kanun teklifinin içerisinde.
    Kanun teklifinin genel gerekçesi, bekçilerin Türkiye’deki kolluk mimarisi içerisindeki yerinin tespitine ilişkin ifadeler içeriyor. Bu mimariye göre bekçiler silahlı bir kolluk olarak tanımlanmakta ve yardımcı kuvvet olarak kabul edilmekte.

    Genel gerekçede “halkın problemlerini sahada çözecek yapıların etkinleştirilmesi” ibaresi var. Bu, bekçilerin sokaklar başta olmak üzere her türlü mahalli bölgede muğlak olarak tanımlanan “halkın problemleri” bahanesine sığınarak yürütme erkinin gündemini halkın arasında işletiyor. 

    “AKP DÖNEMİNDE BÜYÜK BİR İÇ İSTİBDAT ORDUSU YARATILMIŞTIR” 

    İçişleri Komisyonu’nda bulunan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifine yazdığı muhalefet şerhinde şu ifadeler yer aldı:

    “Yardımcı kuvvetlere” ihtiyaç duyulması, İçişleri Bakanlığı kapsamındaki Emniyet güçlerinin kanunla tanımlı görevleri dışındaki amaçlara işaret etmektedir. Elbette ki bu amaçlar AKP’nin kendi siyasal ajandası üzerinden gerçekleştirilmek istenecektir. Yoksa zaten hâlihazırda bahsedilen kuvvetlere büyük bütçeler ayrılmakta, başka devletlerin ordudaki personel sayılarını aşacak büyüklükte kamu görevlisi istihdam edilmektedir.

    İçişleri Bakanlığı’nın 2020 yılı bütçesi 76 milyar TL’dir. Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi 2020 yılında 5 milyar TL arttırılarak 38 milyar 973 milyon TL’ye çıkarılmıştır. Yanı sıra polis sayısı 242.488’tür. Bekçi sayısı 2017 yılında 4.653 iken 2018 yılında 11.398 olmuştur. Yani toplam polis ve bekçi sayısı 253.886 olmuştur. Bu sayı Almanya, Fransa, Ukrayna, İsrail, Fas gibi ülkelerin asker sayısından bile fazladır. Yani büyük bir iç istibdat ordusu AKP döneminde yaratılmıştır.

    “HER 185 KİŞİYE BİR POLİS DÜŞÜYOR”

    Eurostat ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin verilerine göre hâlihazırda Türkiye’de son 10 yılda polis sayısı % 36 artmıştır ve bu sayıya jandarma dâhil değildir. Türkiye’de her 185 kişiye bir polis düşüyorken, bekçilerin buna eklenmesi AKP’nin “toplumla savaş” paradigmasının tahkim edilmesinden başka bir şey değildir.

    Bu devasa bütçe ve çoğu ülkenin ordusundan daha büyük miktardaki kolluk sayısına rağmen “yardımcı kuvvetlere” ihtiyaç duyulması, iktidarın açık bir şekilde siyasal programını devreye koymasıdır. Nitekim tarihte sıkça görüldüğü üzere, uzun süreli iktidarlar yıpranmaya yüz tuttuğunda, yardımcı kuvvetlerin oluşturulması ve palazlanmasına zemin hazırlanmış ve toplumsal yaşam bir gerilim sahasına, hak ihlalleri ortamına ve iktidar kaynaklı şiddete sevk edilmiştir.

    2017 yılında 4.653 bekçi görevde iken, bu sayının bir yıl içerisinde 11.398’e çıkmış olması belli bir siyasal programın parçası olduğunu kanıtlamaktadır. Çünkü AKP iktidarı 2015 yılı Haziran seçimlerinde “tek başına iktidar” olma yetkisini kaybettiği süreçten sonra demokratik ve meşru halk iradesine saygı duymak yerine gittikçe otoriterleşmiş, hukuk dışına çıkmış, evrensel hukuk ilkelerini, demokratik hak ve özgürlükleri yok saymış ve çiğnemiştir.

    “BEKÇİLER, TOPLUMUN DENETİMİ İÇİN KULLANILMAK İSTENECEKTİR”

    Bu kanun teklifi ile oluşturulmak istenen “parti kuvvet”leri hem demokratik hak taleplerine karşı hem özellikle muhalif muhitlerde baskı aracı olarak hem de genel olarak toplumun denetlenmesi için kullanılmak istenecektir. Ayrıca “parti kuvvetleri” yürütme erkine aşırı bağımlı ve bağlı çalışacak şekilde konumlandırılarak her daim sadakatleri sınanacak, partinin işaret ettiği her yere kuvvet uygulamayı kendi varlık-yokluk meselesi olarak görecek; böylece bir şiddet aygıtının, siyasi saiklerle harekete geçirilerek, AKP’ye muhalif herkesi hedef aldığı olaylar vuku bulacaktır.

    “AKP’NİN ÇİZDİĞİ ÇERÇEVEYE UYGUN AHLAKİ KURALLARI DAYATMAK İSTEYECEKTİR”

    Toplumu denetleme aracı olarak bekçiler, toplumsal farklılıklara AKP’nin toplum mühendisliği kapsamındaki belli yaşam normları ve AKP’nin çizdiği çerçeveye uygun ahlaki kuralları dayatmak isteyecek, iktidarın sokaktaki gözü, hafiyesi ve kelepçesi olmak üzere işlevsel hale getirilecektir. Her ne kadar AKP kanun teklifinin genel gerekçesinde geçmişin yeniden ihya edilmesi şeklinde ifade ederek bekçilik sistemini Osmanlı dönemine kadar götürse de, söz konusu dönemde olduğu gibi bu dönemde de bekçilik sistemi toplumun denetlenmesi, hizalanması gibi denetim ve baskı politikalarının bir aracı olarak kullanılmıştır/kullanılmak istenmektedir. 

    “BEKÇİLERİN GÖREVLENDİRİLDİKLERİ YERLERİN AÇIKLANMASINA İHTİYAÇ VAR”

    Her halükârda bekçilerin görevlendirildikleri yerlerin açıklanmasına ihtiyaç vardır. Bekçi görevlendirmelerinin iktidarın siyasi ve kültürel ideolojik yönelimleri ile doğrudan bağı, bu bağın muhaliflerin yaşadığı yerlerle ilişkisi soruşturulmak zorundadır.

    AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 2 Ocak 2020 tarihli açıklamasında “Artık şehirlerimizin dış güvenliğini surlar ve hendeklerle koruyamayacağımız, içerideki düzeni de sadece kolluk gücüyle sağlayamayacağımız bir yere gelmiş durumdayız. Yeni fikirler geliştirilmeli” demiştir. Bu açıklamanın akabinde “yardımcı kuvvet” olarak bekçilerle ilgili yasal düzenlemenin TBMM gündemine getirilmesi iktidarın kendi bekasına aradığı kalkanlardan birini bulduğunu göstermektedir.

    “İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ARTAR”

    Pek çok muğlak ifade ve tanımla dolu bu teklifle bekçilerin asayiş ve güvenlik yetkilerinin artırılması, Türkiye’deki bu anti-demokratik teamülün daha da derinlere kök salması ve insan hakları ihlallerinin artması sonucunu doğuracaktır. Özellikle kolluk yetkileri konusunda mevzuatta genel ifadelerin bulunması, polisten de bildiğimiz gibi uygulayıcıların takdir yetkilerini olması gerekenden fazla genişletmekte ve keyfiliğe yol açmaktadır.

    OHAL altında bir KHK ile oldu bittiye getirilerek hem de Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın ‘gerektiğinde silah kullanmaktan çekinmeyin’ telkinleriyle yeniden hayatımıza giren bekçilerin tam da bu nedenle çok sayıda ihlal ve soruna neden olduğu yargı tarafından da tespit edilmiştir. Teklifin geneline hâkim olan yaklaşım, bu tespitleri hiçe saymakta ve ihlallere kılıf ve hukuksuz uygulamalara yasal zemin oluşturmayı amaçlamaktadır.

    Üstelik yargıya intikal etmiş olaylar münferit de değildir. Bekçi uygulaması başladığından beri toplumun farklı kesimlerinden pek çok kişi bekçiler tarafından şiddete ve hak ihlaline maruz bırakılmıştır. Özellikle toplumsal dışlanmanın hedefi olan kesimler, örneğin mültecileri, transları, Kürtleri, romanları bekçilerden kimin koruyacağı büyük bir soru işaretidir.

    AKP anlayışına göre kişileri durdurma ve kimlik sorma yetkisini kullanmak için aranan ‘makul sebep’ yoksullar, kadınlar, Kürtler başta olmak üzere tüm ötekilerdir. ‘Makul sebep’, ayrımcılığın ve kötü muamelenin gerekçesi yapılan bir anahtar niyetine kullanılmaktadır.

    BEKÇİLER VE HAK İHLALLERİ

    *28 Mart 2018 tarihinde Mardin’in Derik ilçesinde Şerif T. isimli mahalle bekçisi,  devletin kullanım yetkisi verdiği belindeki silah ve yanında 3-4 tane yine kendisi gibi silahlı kişi ile birlikte 19 yaşındaki Berfin G. isimli kadını kaçırdı.

    *18 Ekim 2018 tarihinde basına yansıyan bir bekçi marifeti de İstanbul’da yaşandı. Ataşehir İçerenköy mahallesinde 52 yaşındaki servis şoförü Eray Kemerci yüksek sesle müzik dinlediği gerekçesiyle bekçiler tarafından ciddi şekilde darp edildi. 

    *9 Ocak 2019 tarihinde evine giderken burada çalışıyorsun diyen bekçilere evine gittiğini söyleyen trans kadın, bekçiler ve polisler tarafından darp edildi.

    *2019 yılı Haziran ayı boyunca İstanbul Esenyurt’ta mahalleliler, bekçiler tarafından sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldı.

    *14 Temmuz 2019 tarihinde İzmir Karşıyaka’da 20 yaşındaki genç üç bekçi tarafından darp edilip ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    *11 Eylül 2019 tarihinde Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bekçiler 54 yaşındaki bir yurttaşa silah çekerek sokak ortasında işkence yaptı.

    *22 Eylül 2019 tarihinde Trabzon’un Hacıkasım Mahallesinde mahalle bekçilerinin iki arkadaşı ile tartışmasının üzerine araya giren Avukat Selim Burak Özdemir bekçiler tarafından ters kelepçe takılarak yere yatırılmış, ardından da ters kelepçe takılı halde hastaneye gidip rapor almak isteyen Selim Burak Özdemir savcının evine götürüldü.

    *Kanun teklifi komisyondan görüşülüp henüz genel kurula sevk edilmeden bekçiler, gelecekte yaşanacak hak ihlallerinin ipuçlarını verecek şekilde davranmaya devam etmektedir. İstanbul Fatih ilçesi Kocamustafapaşa’da 2020 yılının Şubat ayının ilk gününde bekçiler, henüz yasa çıkmadan dahi üst araması yapmak istemiş; izin vermeyen bir yurttaşı darp ederek park demirlerine kelepçelemiştir. Yine aynı günlerde –kanun teklifi yasalaşmadan- Kızılay başta olmak üzere birçok yerde bekçiler tarafından hak ihlalleri ve sokak ortasında işkence gerçekleştirilmiştir.

    *Görüldüğü üzere; İstanbul, Mardin, İzmir, Ankara başta olmak üzere birçok kentte bekçiler tarafından insan hakları ihlalleri yapılmıştır. Henüz iki yıldır yoğunlaşan bekçilik uygulamasının şimdiden bunca hak ihlaline sebep olması ve bu sorunla ilgili iktidar tarafından herhangi bir çözüm perspektifinin geliştirilmemesi, söz konusu uygulamaların siyasal programın bir parçası olduğunu ve iktidarın 2015’ten sonra ivme kazanarak devam eden otoriterleşmesinin bir yansıması olduğunu göstermektedir. 

    (HABER MERKEZİ)