Etiket: bekir sıtkı keçeci

  • ‘Bugünkü uygulamalar 12 Eylül zindanlarını aratmıyor!’-VİDEO

    ‘Bugünkü uygulamalar 12 Eylül zindanlarını aratmıyor!’-VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül döneminde tutuklandıktan sonra 21 yıl hapis yatan ve bugün İnsan Hakları Derneği’nde Cezaevi Komisyonu üyesi olan Bekir Sıtkı Keçeci, “Bugünkü uygulamalar 12 Eylül zindanlarını aratmıyor, hatta bazı yönlerden daha ağır” diyerek ağır ihlallere dikkat çekti.

    12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 45 yıl geçti ancak cezaevlerindeki hak ihlalleri ve baskılar sürüyor. 1979-2002 yılları arasında toplam 21 yılını cezaevinde geçiren, 12 Eylül darbesi sonrası 1402. maddeyle öğretmenlik hakkı elinden alınan ve ölüm orucu sonucu serbest bırakılan Bekir Sıtkı Keçeci, 12 Eylül’ün yıl dönümünde PİRHA’ya konuştu. Keçeci, o dönemle bugünün cezaevi uygulamaları arasında hiçbir fark olmadığını, hatta bazı yönlerden bugünün daha ağır koşullar taşıdığını vurguladı.

    “HAPİSHANELER İŞKENCE KALELERİ HALİNE GELMİŞTİ”

    12 Eylül 1980 askeri darbesinin, dönemin yükselen halk muhalefetini bastırmak ve emperyal politikaların hayata geçirilmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Bekir Sıtkı Keçeci; devrimcilerin, sosyalistlerin, Kürtlerin ve Alevilerin o dönemde ağır bir baskı sürecine maruz kaldığını belirtti.

    Cezaevlerinin sistematik işkencelerin, infaz yakmaların ve kitlesel direnişlerin yaşandığı yerler haline geldiğini söyleyen Keçeci, “Metris, Diyarbakır, Buca gibi cezaevlerinde işkenceler yaygın, insanlık dışı uygulamalar sistematikti. MHP’li ülkücü, faşist katillerle devrimci sosyalistleri aynı koğuşa koyarak karıştır barıştır politikasıyla kendilerince siyasi iradeyi teslim almaya çalıştılar. Öte yandan tek tip kıyafet dayatması ciddi bir baskıydı anca bu politika işe yaramadı cezaevlerindeki direniş sayesinde. Türkçe konuş çok konuş diyerek özellikle Amed zindanlarında insanlara yapılan işkenceler çok vahşi boyutlara ulaşıyordu. Yani o dönem hakikaten cezaevleri hem büyük baskıların, kötü muamelelerin, işkencelerin hem de bunun karşısında devrimci ulusal direnişin kaleleri haline gelmişti” diye konuştu.

    ÖLÜM ORUÇLARI: DİRENİŞİN EN ÇIPLAK HALİ

    12 Eylül sonrasında cezaevlerinde gelişen direniş biçimlerinden birinin de ölüm oruçları olduğunu kaydeden Keçeci, “1982-84 yılları arasında cezaevlerinde büyük açlık grevleri ve ölüm oruçları yaşandı. O dönem birçok arkadaşımızı yitirdik. Kimisi bedenini ateşe vererek direndi, kimisi günlerce süren açlık içinde yaşamını kaybetti. 1996’da süresiz açlık grevi ve ölüm orucu başladı. O direnişte 12 insanı kaybettik. Ama bu kararlı duruş, F Tipi cezaevlerinin açılmasını bir süreliğine durdurdu. Devlet geri adım atmak zorunda kaldı. Ancak bu kararlılığı kırmak için hazırlıklarını sürdürdüler” dedi.

    2000 yılına gelindiğinde Ekim ayında başlayan yeni ölüm orucu dalgası, 19 Aralık’ta büyük bir katliamla karşılık buldu. ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adıyla 20’ye yakın cezaevine eşzamanlı operasyon düzenlediğini hatırlatan Keçeci, “30’dan fazla insan yaşamını yitirdi. Bunlar yanarak, gazla boğularak ya da kurşunla öldürüldü ve birçok insan da yaralandı. O süreçte 100’ün üzerinde insan ölüm oruçlarında ve süresiz açlık grevlerinde yaşamını yitirdi. Zihinsel ve fiziksel hasarlarla aramızda dolaşan 600’den fazla wernicke korsakoff’lu var. Bu sadece bir açlık grevi ya da ölüm orucu değildi. Bu, teslim olmamanın, iradeyi kırdırmamanın adıdır. İnsanlar içerideydiler ama özgürlükten, mücadeleden vazgeçmediler. Cezaevinde ölümü göze alarak direnmek, bir halkın iradesinin en çıplak halidir. Hiçbir sistem, böyle bir direnişi kolay kolay yok edemez” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜNKÜ CEZAEVLERİ 12 EYLÜL’DEN DAHA KÖTÜ”

    Keçeci’ye göre bugünkü cezaevi koşulları, 12 Eylül’ü aratmayacak düzeyde. Özellikle yüksek güvenlikli kampüs tipi cezaevleri, mahpuslar için tecritin, hak gasplarının ve psikolojik yıkımın adresi olmuş durumda:

    “Kampüs tipi cezaevlerinde insanlar güneş görmeden, sadece gardiyanla temas ederek yaşamlarını sürdürüyor. Kürtçe kitaplar ve yayınlar yasak, telefon hakları kısıtlı, ağız içi aramalar yapılıyor. İnsanlar sadece hastaneye ya da mahkemeye giderken birilerini görebiliyor. İdari gözlem kurulları insanların tahliyelerini keyfi şekilde engelliyor. Hasta mahpuslar ölüme terk ediliyor. Birçok mahpus, cezaevinden çıktıktan sonra bir ay içinde hayatını kaybediyor. Özel maskeli ekipler var. Yıkım ekibi dedikleri bu insanlar cezaevinde mahpuslara karşı sistematik şiddet uyguluyor. İşkencede ölen insanlar var ama intihar etti denilerek üzeri örtülüyor. Bu gerçeklerin duyulması gerekiyor.”

    “DEMOKRASİNİN İLK ADIMI İÇERİDEKİ KARANLIĞI BİTİRMEKTİR”

    Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin konuşulduğu bu dönemde atılması gereken en öncelikli adımın, cezaevlerindeki hak ihlallerine son verilmesi olduğunu vurgulayan Keçeci, şunları söyledi:

    “Avrupa Konseyi kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalı. Ağır hasta ve hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı. Siyasi mahpuslar keyfi gerekçelerle içeride tutulmamalı. Cezaevleri, insanların özel yaşam koşullarını düzeltmek için değil; bir ideal uğruna verilen mücadelenin sembolü haline geldi. Bunu anlamadan çözüm üretilemez. Cezaevlerini boş bırakmamak gerekir. İçerideki insanların çığlığına dışarıdan karşılık verilmesi, onların mücadelesine destek olunması gerekir. Demokratik bir cumhuriyet ancak içerideki karanlık uygulamaların bitmesiyle kurulabilir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Aralık ayında yaşanan Cezaevleri, Maraş ve Roboski Katliamları’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurularak; Cezaevleri, Maraş ve Roboski’nin yanı sıra bütün katliamların, faili belli cinayetlerin, gözaltı kayıplarının ve tüm insanlık suçlarının ortaya çıkartılıp, suçluların yargılanması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi; Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada, katliamlarla yüzleşilmediğine ve bunun yeni katliamlara zemin hazırladığına vurgu yapıldı.

    Açıklama metnini İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci, İsmet Kaplan ve Şükran Aktaş okudu.

     CEZAEVLERİ KATLİAMI’NDA DEVLETİN SORUMLULUĞU VAR”

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçtiğini hatırlatan Bekir Sıtkı Keçeci, F Tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce siyasi tutukluya karşı gerçekleştirilen operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldığını belirtti. Keçeci, “Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı. Bu katliamı protesto etmek isteyen yurttaşlardan 2 bin 145 kişi gözaltına alındı ve 58 kişi tutuklandı. Katliamdan sağ kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecrit uygulamalarına maruz bırakıldı ve mahpuslar hakkında birçok dava açıldı. İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur” dedi.

    Keçeci, insan hakları savunucuları olarak sorumlularının peşini bırakmayacaklarını, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, tüm faillerin yargılanmadığına dikkat çeken İsmet Kaplan, “Alevi ailelerin oturduğu evlerin kapılarına ‘kırmızı çarpı’ işareti konularak hedef haline getirilen ve 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamı’nda resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı” diye kaydetti.

    Maraş Katliamı’nın darbeye zemin oluşturmak için yapıldığını ve devlet tarafından müdahale edilmediğine dikkat çeken Kaplan, “Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek suçluların yargılanmadığı her katliam, yeni katliamların da habercisidir” şeklinde konuştu.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NIN SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    13 yıl önce gerçekleştirilen Roboski Katliamı’nda 19’u çocuk 34 yurttaşın TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini söyleyen Şükran Aktaş, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı. Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamalar, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacaktır.

    19 Aralık Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Hakikatleri Araştırma Komisyonunun kurularak; sadece Cezaevleri, Maraş ve Roboski’yi değil; bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır!

    İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin’den İnsan Hakları Haftası’nda çağrı: Çatışmalar derhal durmalı- VİDEO

    İHD Mersin’den İnsan Hakları Haftası’nda çağrı: Çatışmalar derhal durmalı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında mahpuslara kart göndererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada dünyanın dört bir yanındaki çatışmalı ortamın büyük bir insan hakları ihlaline yol açtığına vurgu yapılarak, “Ortadoğu’da ki son gelişmeleri ve dalga dalga yayılan savaş tehdidini düşünürsek barış ve çözüm ısrarımız daha da güçlenmektedir. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz” denildi.

    10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 75’inci yılı nedeniyle 17 Aralık’a kadar insan hakları temalı etkinlikler düzenliyor. Mersin’de de İnsan Hakları Derneği, şube binasında bir araya gelerek mahpuslara kart yazdı.

    Kartlar gönderildikten sonra Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada savaşlarda yaşanan hak ihlallerine, kayyım politikalarına, yoksulluğa, hapishanelerdeki tecrit koşullarına, kadına yönelik şiddete ve Kürt sorununa değinildi.

    “SAVAŞLAR BÜYÜK BİR İNSANLIK KRİZİ YARATTI”

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, dünyanın birçok yerindeki savaşların, büyük bir insani krize yol açtığını vurguladı.

    Devletlerin şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırdığını kaydeden Keçeci, bu kriz halinin Türkiye’de de tüm yoğunluğu ile yaşandığına dikkat çekti. Keçeci, “Ülke 2016 yılından bu yana bir OHAL rejimi ile yönetilmektedir. Bu süreç, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açmıştır. Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına ülkenin her meselesini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2024 yılında da yoğun yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır” dedi.

    KÜRT SORUNU VURGUSU

    İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engellerden birinin Kürt sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Sorunun barışçıl, demokratik ve adil çözümüne yönelik esas olarak iktidar tarafından içtenlikli, bütünlüklü adımların atılmaması, başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Hak savunucuları olarak bizler, Kürt sorununun her zaman demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk. Bugün Ortadoğu’da ki son gelişmeleri ve dalga dalga yayılan savaş tehdidini düşünürsek barış ve çözüm ısrarımız daha da güçlenmektedir. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN SONRA ŞİDDET ARTTI”

    İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Aktaş, “2024 yılında yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürülmesi; LGBTİ+’ların ayrımcı, fobik ve nefret içerikli saldırılara maruz kalması, yüzlerce kadın ve LGBTİ+’nın işkence ve diğer kötü muamele ile gözaltına alınması; yetkililerin bizzat desteği ile LGBTİ+ karşıtı nefret mitinglerinin yapılması ve her bakımdan derinleşen ayrımcılık ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ne denli olumsuz etkiler yarattığını görmüş olduk” sözlerini kullandı.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    Basın açıklamasının ardından insan hakları savunucuları PTT’ye giderek kartları tutuklu ve hükümlülere yolladı. Burada kısa bir konuşma yapan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, hapishanelerde çok ciddi hak ihlallerinin yaşandığını söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “İşkenceler, tecrit ve izolasyon, sağlık ve yaşam haklarına dönük dolaylı veya doğrudan saldırılar yaşanıyor. Tüm bunlar mevcut iktidarın insan hakları endeksini bize bir şekilde gösteriyor. Bizler iktidarı, başta Kürt sorununda kronik hale gelen tecrit politikasından ve diğer hak ihlallerinden vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi’nden yetkililere çağrı: Hatice Onaran özgürlüğüne kavuşsun-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi’nden yetkililere çağrı: Hatice Onaran özgürlüğüne kavuşsun-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, tutuklu bir kişiye para gönderdiği gerekçesiyle cezaevine giren İHD yöneticisi Hatice Onaran’ın tahliye edilmesi için çağrıda bulundu. Yapılan çağrıda, “Hatice Onaran, engelli ve ağır hasta olarak hapse girmiştir ve bu durumda yaşam hakkını tehdit altındadır. Onaran hakkındaki bu hukuksuzluğun son bulması için bir an önce harekete geçilmelidir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, bir tutsağa para gönderdiği için gerekçesiyle hapis cezası alan ve 10 Ekim’de cezaevine giren İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran için basın açıklaması yaptı.

    Şube binasında bir araya gelen İHD üyeleri ve demokratik kitle örgüt temsilcileri, yüzde 79 engelli ve kolon kanseri hastası olan Hatice Onaran için tahliye çağrısında bulundular.

    Açıklamadan önce Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in gözaltına alınmasına ilişkin konuşan İHD MYK Üyesi ve Çukurova Bölge Temsilcisi Hakkı Demir, bunun barış girişimlerine karşı yapılmış bir saldırı olduğunu ifade ederek toplumun her kesiminin karşı gelmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “VARSAYIMA DAYALI YARGI KARARLARI KABUL EDİLEMEZ”

    Ardından yapılan açıklamada İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, ‘Terörün Finansmanı Yasası’ kapsamında uzun süredir hapishanelerdeki mahpuslara para yatıran ailelere, vasilere, avukatlara, yakınlarına ve insan hakları savunucularına yönelik yargısal baskıların sürdürüldüğünü dile getirdi.

    ‘Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarının Kullanımına Dair Yönetmelik çerçevesinde yatırılan paraların suç unsuru sayılamayacağını belirten Keçeci, “Kullanımı yönetmelikçe belirlenmiş olan mahpuslara yatırılan para ‘Terör Örgütünün Finansmanı’ olarak değerlendirilemez. Mahpuslar, tüm haklarını cezaevi yetkilileri ve görevlileri aracılığı ile kullanabildiklerinden dolay, hapishanede terör örgütü olduğu varsayımından yola çıkılarak para yatıranlara karşı yargı baskıları kabul edilemez. İHD İstanbul Şube Hapishane Komisyonu Üyemiz Hatice Onaran, aynı suçlamayla aldığı cezanın onanması nedeniyle hapishaneye konulmuştur. Çalışma arkadaşımız Hatice Onaran ile ilgili verilen mahkûmiyet kararının hiçbir hukuki temelinin bulunmadığı açıktır. Kararın maksadı, mahpusların hapishanede ekonomik ve sosyal haklarından mahrum bırakılmasıdır” dedi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Keçeci, 60 yaşında ve kolon kanseri olan Hatice Onaran’ın kanunlara uygun biçimde para yatırma işlemi gerçekleştirdiği için hayati riski olan hastalıkları dikkate alınmadan hapishaneye konulduğunu söyleyerek, “Ömrünü hapishanelerdeki hak ihlalleri ile mücadeleye adamış Hatice Onaran, şimdi hasta mahpus ve engelli bir yurttaş olarak hapse girmiştir ve bu durumda yaşam hakkını tehdit edecek birçok olumsuzlukla karşılaşabilecektir” diye konuştu.

    Başta Adalet Bakanlığı, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlığı ve Yargıtay Başsavcılığı olmak üzere bütün ilgili kamu görevlilerine çağrıda bulunan Keçeci, şunları söyledi:

    “Hatice Onaran hakkındaki bu hukuksuzluğu düzeltmek için harekete geçmek zorundadır. Sadece basit bir hatayı düzeltme değil, ahlak açısından da kabulü mümkün olmayan bir durumu düzeltmek söz konusudur. Adalet arayan, hukukun üstünlüğüne inanan ve ülkede yaşayan insanların insanlık haysiyetine yakışır biçimde yaşamalarına hürmet eden herkesin bu karara karşı çıkması, tepki göstermesi gerekmektedir. Barolar, barolar birliği, demokrasi ve adalet arayışındaki kişi ve kurumlar ve en başta da siyaset kurumu bu vahim hukuksuzluğa karşı seslerini yükseltmelidir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de denize karanfiller barış için bırakıldı- VİDEO

    Mersin’de denize karanfiller barış için bırakıldı- VİDEO

    PİRHA-İHD Mersin Şubesi ile Emek ve Demokrasi Platformu’nun 1 Eylül Barış Günü sebebiyle yaptığı etkinlikte sürdürülen savaş politikalarına karşı barış vurgusu yapıldı. Denize karanfiller barış dileğiyle bırakıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle etkinlik düzenledi. Özgecan Aslan Meydanında yapılan etkinliğe Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, çok sayıda parti ve kurum temsilcileri katıldı.

    Etkinlik “Barış hakkı insan hakkıdır” yazılı pankartın açıldığı basın açıklamasıyla başladı. Açıklamayı İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci ile Şükran Aktaş Kürtçe ve Türkçe okudu.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI ISRARLA SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Barış gününün dünyanın birçok yerindeki savaş ve çatışmaların gölgesinde kutlandığına işaret eden Bekir Sıtkı Keçeci; İsrail-Filistin savaşına, Rusya’nın Ukrayna işgali ile devam eden savaşa, Sudan, Myanmar, Burkina Faso, Mali, Libya’da süren savaşlar/çatışmalı ortama ve Suriye iç savaşı ile Rojava’daki çatışmalı ortama değindi.

    Türkiye’nin Kürt meselesini aşırı güvenlikçi ve çatışmalı politikalarla çözme ısrarını aradan geçen 40 yıla rağmen devam ettiğine dikkatleri çeken Keçeci, şu ifadelere yer verdi:

    “Savaş ve yıkımların neden olduğu zorunlu göçler, yaşadığımız çoklu krizler çağında temel haklara erişim sorunlarına ve ağır yaşam hakkı ihlallerine neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten bu yana başta Kürtler olmak üzere toplumun tüm farklı etnik, dini ve cinsiyet gruplarını dışlayıcı politikalar izlemektedir. Kürt sivil siyasetçiler, insan hakları savunucuları, gazeteciler, sanatçılar birçok insan sadece devletten farklı düşündükleri için hapishanelerde tutulmakta veya iltica etmek zorunda kalmaktadır.Türkiye’de yerleşik otoriter rejimin ayrımcı ve ötekileştirici dili, nefret söylemini beslemektedir. İktidarın kullandığı bu dil, başta kadınlar, LGBTİ+lar, sığınmacılar, çocuklar ve hayvanlar olmak üzere ötekileştirilen gruplara, canlılara şiddet olarak geri dönmektedir.”

    “BARIŞ MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Şükran Aktaş ise Kürtçe okuduğu metinde, “İnsan Hakları Derneği 1 Eylül Dünya Barış gününü de iktidara kez daha haykırıyoruz barışçıl politikalarını geliştirip tekçilik ırkçılık nefret diline son versin ve yine iktidara sesleniyoruz toplumsal barışın önünde engel olan tecrite son versin kamuoyuna duyuruyoruz barış inşa edilene kadar barış mücadelemizi sürdüreceğiz” sözlerini kullandı.

    Açıklamadan sonra serbest kürsü etkinliğinde kurum temsilcileri günün anlam ve önemine dair konuşmalar yaptı. Ardından denize karanfiller bırakıldı.

    Etkinlik, barış türküleri eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

  • İHD Mersin Şubesi: Hapishanelerdeki sorunlar devam ediyor- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Hapishanelerdeki sorunlar devam ediyor- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, mahpusların hapishanelerde yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin raporu kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada hapishanelerdeki mevcut sorunların devam ettiğine dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, üç aylık hapishane raporunu dernek binasında bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu. Açıklamadan önce İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, halay çeken kişilerin tutuklanmalarına, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan’ın Meclis’te saldırıya uğramasına ve sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Ardından İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporu okudu.

    İHD Hapishane Komisyonu’nun yürüttüğü hapishane ziyaretleri ile elde edilen verilere dayanan raporda Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi ve Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneğinin hapishane görüşme notlarına da yer verildi.

    “HASTA MAHPUSLARIN SAĞLIK HAKLARI İHLAL EDİLİYOR”

    Bekir Sıtkı Keçeci, hapishanelerde işkence ve kötü muamelelerin devam ettiğini; hapishane idaresince verilen haksız disiplin cezalarının mahpusların infaz süresinin uzatılmasına gerekçe gösterildiğini, mahpusların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerinin ceza tehdidi ile engellendiğini, İnfaz Yasasının mahpusları sindirmek için keyfi bir araç olarak kullanıldığını aktardı.

    Hasta tutukluların ağır bir şekilde sağlık haklarının ihlal edildiğine de vurgu yapan Keçeci, “Mahpuslara kelepçeli muayene dayatılması, muayene sırasında olumsuz tavır ve davranışlar sergilenmesi, mahpusları tedavi olmaktan kaçınacak noktaya getirmektedir. Hapishane koşulları ve yaşanan hak ihlallerinin hasta mahpusların yaşamını çekilmez duruma getirdiği, özellikle ağır kronik rahatsızlığı olan mahpuslara makul yaşam ve tedavi koşullarının sunulmadığı, sağlık haklarının ihlal edildiği gözlemlenmiştir” dedi.

    KÜRTÇE MEKTUP VE YAYINLARA EL KONULUYOR

    Tutuklarının haberleşme haklarının ihlal edildiğini Kürtçe mektupların verilmediğini söyleyen Keçeci, “Mahpuslara havalandırmaya çıkma, spor yapma, sosyalleşme imkanları tanınmayarak tecrit koşullarının dayatıldığı, koğuş değiştirme taleplerinin yerine getirilmediği, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin neredeyse tamamen durduğu, Kürtçe yazılan mektupların verilmediği ve sair ihlaller gözlemlenmiştir. Mahpuslara Yeni Yaşam gazetesi ve bakanlık onaylı Kürtçe ya da Kürt tarihi ile ilgili kitapların verilmediği, kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmadığı, keyfi şekilde kitap kotasının uygulandığı, kurum ve kuruluşlara yazılan dilekçelerin gönderilmediği ve sair ihlaller gözlemlenmiştir” diye kaydetti.

    Keçeci, işkence ve kötü muamele uygulamaların son bulması için; Adalet Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara insani bir yaşamın tesisi adına gereğinin yapılması talebinde bulunarak sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • İHD Mersin Şubesi Çerkeslere yapılan soykırımın tanınmasını talep etti- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi Çerkeslere yapılan soykırımın tanınmasını talep etti- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Çerkeslerin uğradığı soykırım ve sürgünün yıldönümü sebebiyle başta Türkiye olmak üzere tüm dünya ülkelerinin iktidarlarına seslenerek, Çerkes soykırımının tanınmasını talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 21 Mayıs 1864’te Çerkeslerin uğradığı soykırım ve sürgünün yıldönümü sebebiyle şube binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamadan önce konuşma yapan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, Çerkeslerin yaşadığı soykırımın ve sürgünün modern Avrupa tarihinde yaşanan ilk etnik soykırım olduğuna ve Çerkes soykırımdan sonra bu zihniyetin kendini geliştirerek, ideoloji oluşturarak farklı etnik soykırımlar gerçekleştirmeye devam ettiğine dikkat çekti.

    Ardından  Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, basın metnini okuyarak katliamın tarihçesine değindi.

    ASİMİLASYON VE SÜRGÜN EDİLME DAYATILDI

    Keçeci, Kafkasya Bölgesinin yerli halkı olan Çerkesler Çarlık Rusya’sının topraklarını işgal girişimlerine karşı 300 yıla yakın bir direniş sergilediğini, sonunda 21 Mayıs 1864 tarihinde Çarlık Rusya’sının direnişçilerin tamamını katlettiğini belirtti.

    Sonraki yıllarda soykırım suçunun zorunlu sürgünle devam ettiğini söyleyen Keçeci, “Tarihi kayıtlara göre 2 milyona yakın Çerkes nüfus anayurtları olan Kuzey Kafkasya’dan zorunlu sürgüne tabi tutulmuşlardır. Yerlerinde kalmak isteyenlere dil, kültür ve inançlarını değiştirme; asimilasyon ve Çarlık toprakları içerisinde sürgün edilme dayatılmıştır” dedi.

    Keçeci, sonraki yıllarda yaşanan Ermeni, Kürt ve Yahudi soykırımlarında Çerkes soykırımı ve sürgününün izlerinin görüldüğünü ifade etti.

    İKTİDARLARA ‘SOYKIRIMI TANIYIN’ ÇAĞRISI

    İHD olarak, Çerkes halkına yönelik yapılan soykırımın tanınması için dünya iktidarlarına çağrıda bulunduklarını dile getiren Keçeci, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

    “Türkiye ve diğer devletler tarafından ‘Çerkes Soykırım ve Sürgünü’ tanınmalıdır. Çerkes halkının soykırım nedeniyle yaşadıkları kayıpları tazmin edilmelidir. Toplumsal barışın inşası için Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkeslerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır. Engellerin kaldırılmasına ek olarak, Çerkes dili ve kültürünün gelişmesi için özel önlemler alınmalıdır.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Barış savunucuları, devlete geçmişle yüzleşme çağrısında bulundu- VİDEO

    Barış savunucuları, devlete geçmişle yüzleşme çağrısında bulundu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Barış Nöbeti’nde mayıs katliamlarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’deki katliamlarla yüzleşilmesi gerektiğinin altı çizilerek, toplumsal barışın tesisi için devletin gerekli adımları atması gerektiği vurgulandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, “Toplumsal barış ve halk iradesine saygı” talebiyle Barış Nöbeti eylemini bu ay dernek binasında düzenledi. Eyleme kentte bulunan çok insan hakları savunucusu katıldı. Açıklamayı İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci yaptı.

    “ÇÖZÜMSÜZ BIRAKILAN SORUNLAR KANGRENLEŞİYOR”

    İHD olarak 20 aydır sürdürdükleri Barış Nöbeti eylemine rağmen iktidarların bu sese hiçbir şekilde kulak vermediğini kaydeden Keçeci, “Türkiye’de acil çözüm bekleyen meseleler, demokrasi ve insan hakları konusunda coğrafyamızın içinde bulunduğu vahim tablo; hak ve barış savunucularının yükünün gittikçe ağırlaştığını gözler önüne sermektedir. Ülkedeki hukuk dışı uygulamalar Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’de çözümsüz bırakılan tüm meselelerin muhatapsız bırakılarak kangrenleşmesine neden olmaktadır” dedi.

    MAYIS AYI KATLİAMLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Keçeci, mayıs ayında yapılan katliamlara dikkat çekerek şunları söyledi:

    “1 Mayıs 1977’de İstanbul’da gerçekleşen emekçi katliamı, Mayıs 1980 Çorum Katliamı ve 11 Mayıs 2013 Reyhanlı’da gerçekleşen ve hala faillerinin bulunmadığı ve yargılanmadığı katliamlar belleklerimizdedir. 6 Mayıs 1972 yılında gerçekleşen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam, hala kanayan bir toplumsal yaradır. 1 Mayıs gösterisinde polis kurşunuyla öldürülen Mehmet Akif Dalcı, işkencede katledilen İbrahim Kaypakkaya, Nurhaklar’da katledilen üç devrimci ve Diyarbakır zindanında vahşet boyutundaki işkencelere karşı bedenlerini ateşe veren dört Kürt yurtseveri mayıs ayında toprağa düşenlerdir.”

    Türkiye toplumunun, yaşadığı toplumsal travmalardan kurtulmasının yegane yolunun, geçmişle yüzleşme olduğunu ve barışarak bu travmaları atlatabileceğini ifade eden Keçeci, demokratik bir devlet ve toplum yaratmanın imkansız olmadığını sözlerine ekledi.

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • İHD Mersin Şubesi yöneticileri, Van’daki hak ihlallerine dikkat çekti- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi yöneticileri, Van’daki hak ihlallerine dikkat çekti- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi yöneticileri, Van’da irade gaspı sebebiyle yapılan eylemlerde birçok hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekerek, Van’da devam eden polis ablukasına derhal son verilmesi çağrısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin şubeleri “Toplumsal barış ve halk iradesine saygı” talebiyle Barış Nöbeti eylemini Özgür Çocuk Parkı’nda düzenledi. Açıklamaya çok sayıda insan hakları savunucularının yanı sıra avukatlar da katıldı.

    “YAŞANANLAR BİR DEMOKRASİ SORUNUDUR”

    Açıklamada ilk olarak konuşan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, son 31 Mart Yerel Seçimlerinde Van Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan fakat Van İl Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından mazbatası verilmemesinden dolayı ülkede yaşanan toplumsal tepkilere dikkat çekerek, bu girişimin halk iradesinin gaspı anlamına geldiğini belirtti.

    Yaşanan olaylarda yüzlerce kişinin işkenceyle gözaltına alınıp tutuklandığını hatırlatan İnci, hem yargı mercilerinin hem de kolluğun, siyasi kararlarla alınan bu hukuksuz uygulamalara kol kanat germemesi gerektiğini belitti. Seçimlerde yaşanan şiddet olaylarının temel nedeninin seçimden ziyade bir demokrasi sorunu olarak görülmesi gerektiğini belirten İnci, ana muhalefet partisinin üzerine düşeni yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “GASPA SON VERİN” ÇAĞRISI

    Ortak metni okuyan İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci ise iktidarın, iki dönemdir Kürt halkının iradesini belediyelerine kayyım atayarak ve seçilmiş belediye eş başkanlarını tutuklayarak yok saydığını ifade ederek, “Bu sefer de halkın vermediği yetkiyi hukuksuz kararlar aldırarak kayyım uygulamasına devam etmek istiyor” dedi.

    Van’da yaşanan hukuksuzluğa Kürdistan ve Türkiye illerinde yaşanan protestolarda polislerin ve paramiliter güçlerin halka saldırıp kentleri adeta ablukaya aldığını ifade eden Keçeci, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Van başta olmak üzere 14 ilde 340 kişinin gözaltına alındığı bilgisini hatırlattı.

    Keçeci, “Van halkı ve coğrafyanın dört bir yanındaki halklar kayyım siyasetine karşı en güçlü karşı duruşunu gösterdi ve kimler tarafından yönetilmek istediklerini ortaya koydu. Tüm baskılara rağmen sandıkta iradesini ortaya koyan halkının tercihlerine saygı duymak demokratik bir hukuk devleti için zorunludur” diye konuştu.

    İktidarın bu uygulamalarına son vermesi gerektiğini ifade eden Keçeci, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “2016 yılından beri Kürt halkının seçtiği belediye başkanlıklarını kayyım uygulaması ile gasp etmeye son verin. Bu hukuksuz uygulamayı tekrar etmeyin. Demokratik tepkilerini ortaya koyan halka karşı işkence ve kötü muamele uygulayarak bu kirli siyasete alet olmayın. Sandıkta çıkan halk iradesine saygı duymaya, sadıktan çıkan mesajı doğru okuyarak başta Kürt meselesinde güvenlikçi politikalardan vazgeçip toplumsal barışın inşasına hizmet edecek politikalara dönmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Yasa iptal edilsin; mahpusların hesabına para yatırılması suç değildir’- VİDEO

    ‘Yasa iptal edilsin; mahpusların hesabına para yatırılması suç değildir’- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, “Terörün Finansmanı Yasası” kapsamında cezaevindeki yakınlarına para gönderenler üzerinde yaratılan baskıya tepki gösterdi. İHD Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Hapishanelerde bulunan mahpusların hesabına para yatırılması suç değildir. Aileleri, yakınları ve avukatları üzerinde oluşturulan yargı baskısına son verilmeli ve yasa iptal edilmelidir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, ‘Terörün Finansmanı Yasası’ kapsamında cezaevindeki yakınlarına para gönderenler üzerinde yaratılan baskıya ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklama öncesi konuşan İHD MYK üyesi Hakkı Demir, cezaevine para gönderen kişilerin terör örgütüne yardım ve yataklıkla suçlandıklarına dikkat çekerek, bu tür hak ihlalleriyle mücadele edilmedikçe yeni suç türlerinin türetileceğini belirtti.

    “MAHPUSLARIN YAKINLARININ GÖNDERDİKLERİ PARALAR YASALARA UYGUN”

    Basın açıklamasını okuyan İHD Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, uzun süredir cezaevlerindeki mahpuslara para yatıran ailelere, vasilere, avukatlara ve yakınlarına ‘Terörün Finansmanı Yasası’ iddiasıyla davalar açılarak tutuklandığını kaydetti. Keçeci, mahpusların yakınlarının gönderdikleri paraların yasalara ve cezaevi yönetmeliğine uygun olduğunu ifade ederek, kişileri tutuklamalara kadar götüren sürecin hukuksuz olduğunu vurguladı.

    Mahpus yakınlarının gönderdikleri paralarla yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladıklarını bunu da cezaevi yetkilileri ve görevlileri aracılığıyla yaptıklarını dile getiren Keçeci, “Hapishanelerde neredeyse para olmazsa yaşam mümkün değildir. Dolayısıyla mahpuslar, ailelerinin yakınlarının, arkadaşlarının, vasilerinin, avukatlarının yatırmış oldukları paraya ihtiyaç duymaktadırlar. Hapishanelerde mahpusların neredeyse tamamının ailesi düşük gelirli olduğundan derin bir yoksulluk da hakimdir. Özellikle son yıllarda cezaevlerindeki uygulamalardan kaynaklı mahpuslar arasında dayanışma ortadan kaldırılmış ve mahpusları daha da yoksullaştırılmıştır. Mahpuslar, ihtiyaçları olan maddi destekten de tamamen mahrum kalmış durumdadırlar” diye konuştu.

    “YARGI BASKISINA SON VERİLMELİ”

    Hapishanelerde derinleşen yoksulluktan kaynaklı mahpusların kendilerinden ve ailelerinden maddi destek talepli başvurular ulaştığını da sözlerine ekleyen Keçeci şunları söyledi:

    “Mahpusların aileleri ve yakınları üzerinde oluşturulan yargı baskısı ile mahpuslara para yatırmanın suç olarak değerlendirilmesi sonucunda mahpuslar hiçbir ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmekte, bu da hem fiziksel hem de ruhsal sorunları, ihlalleri beraberinde getirecektir. Yargı baskısına uğrayan kişilerin de gözaltına alınması, davalar açılması ve tutuklanması da ayrıca yakınları üzerinde telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmakta, işlerinden olmakta, özgürlüklerinden mahrum bırakılmakta ve sosyal olarak da zarara uğramaktadırlar. Hapishanelerde bulunan mahpusların hesabına para yatırılması suç değildir. Aileleri, yakınları ve avukatları üzerinde oluşturulan yargı baskısına son verilmeli ve yasa iptal edilmelidir.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Hak savunucuları savaşsız bir yıl diledi- VİDEO

    Hak savunucuları savaşsız bir yıl diledi- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube yöneticileri, 2023 yılında yaşanan savaş, afetler, ihmaller ve hak ihlallerinin yeni yılda devam etmemesini dileyerek, savaşsız ve şiddetsiz bir 2024 beklentisi içerisinde olduklarını belirttiler.

    2023 yılı insan haklarına yönelik ağır ihlallerin yaşandığı bir yıl oldu. Yaşanan büyük depremde insanların ihmaller yüzünden yaşamlarını yitirmesi, kadın cinayetlerinin artması, halk üzerindeki baskı dozunun arttırılması; özellikle hapishanelerdeki ağır tecrit koşulları, cezaevlerindeki hak ihlalleri, hasta tutuklular ve açlık grevleri gibi konular 2023 yılında hak savunucularının mücadele ettiği alanların başında geldi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci ve Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, 2023 yılını PİRHA’ya değerlendirerek 2024 yılına dair mesajlarını paylaştılar.

    “2023’TE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ÖNEMİ FARK EDİLDİ”

    İHD Mersin Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, İstanbul Sözleşmesi’nin olmadığı bir yılı değerlendirerek, “Yasalar kadınları koruyacak, İstanbul Sözleşmesi’ne gerek yok denildiği bir ortamda bu sözleşmenin ne kadar önemli olduğu olaylar yaşadık ne yazık ki. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz derken birçok kız kardeşimizi kaybettik. İstanbul Sözleşmesi’nin yokluğu oldukça fark edildi” dedi.

    Yeni yılda birlikteliğin gücüyle daha güzel günler yaşanabileceğini dile getiren Kandemir, “2022’nin sonunda güzel şeyler dilemiştik. Ama ne yazık ki deprem felaketi yaşadık. Fakat tüm bunlardan ders alacağımızı düşünüyorum. Yeni bir yıla umutla, omuz omuza ve birlikte daha güzel bir yıla ulaşacağımızı düşünüyorum” sözlerini kullandı.

    BARIŞ VE ŞİDDETSİZ BİR YIL DİLEĞİ

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci ise 2023 yılında yaşanan savaşlara değinerek, “İnsanların yitimi ve ölen her bir insanın yalnızca sayıdan ibaret olarak görülmesi bir felaketti. Keza depremde on binlerce insanı depremde kaybettik. Birçoğunun diri diri toprağa gömülmesine göz yumdu devlet yetkilileri. Bu hengamede insan haklarının ihlal edildiği, seçilmiş milletvekillerinin cezaevinde tutulduğu ve cezaevlerindeki tutuklulara uygulanan ağır bir tecrit süreci yaşadık. İşçi ve emekçi cephesinde yoksulluk diz boyu. Binlerce göçmenin öldüğüne tanık olduk. Öte yandan doğanın açıkça tahrip edildiğini her gün yaşadık, yaşıyoruz. Burnumuzun dibindeki Atatürk Parkı bunun kısa bir örneği” diye konuştu.

    Yaşanan tüm olumsuz olayların son bulması için toplumsal değişimin önemine dikkat çeken Keçeci, 2024 dileklerine dair şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, çocuk istismarları, kadın cinayetleri yaşanmasın istiyorum. Doğanın tahrip edilmediği, insanların hiçbir baskıya, ayrımcılığa uğramadığı bir yıl diliyorum. LGBTİ+’lara yönelik nefret dilinin ortadan kalkmasını, ırkçılığın son bulmasını istiyorum.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Açlık grevindeki tutuklular için Adalet Bakanlığı’na çağrı- VİDEO

    Açlık grevindeki tutuklular için Adalet Bakanlığı’na çağrı- VİDEO

    PİRHA- İHD, ÖHD, ÇHD ve TUHADER açlık grevindeki tutukluların durumuna ilişkin Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Açıklamada, “Açlık grevindeki tutuklular için süreç daha tehlikeli bir noktaya evrilmesinden siyasal iktidar sorumlu olacaktır. Adalet Bakanlığı’nın ve ilgili kurumların bir an önce hareket geçmesi gerekmektedir” denildi.

    İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan için cezaevlerinde başlatılan dönüşümlü açlık grevi eylemi 23’üncü gününe girdi. 27 Kasım’da başlatılan açlık grevi eylemi, 15 Şubat 2024 tarihine kadar devam edecek.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUHAYDER) Mersin Şubeleri, cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin İHD dernek binasında basın açıklaması yaptı.

    “Ölümleri İzlemek İstemiyoruz” yazılı pankartın açıldığı açıklamayı İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci okudu.

    Keçeci, Türkiye’deki hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlallerinin sonlandırılması ve Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit koşullarına son verilmesi talebiyle hapishanelerdeki tutuklular tarafından başlatılan açlık grevi eyleminin 24’üncü gününe ulaştığını hatırlattı.

    Keçeci, açlık grevlerinin kalıcı beyin hasarları ve ölümlerle sonuçlanmaması için tutukluların sağlık çalışanları tarafından düzenli takip edilmesi; ihtiyaçları olan su, tuz, şeker ve B vitaminin sağlanması gerektiğini belirtti.

    “İKTİDAR TALEPLER İÇİN HAREKETE GEÇMELİ”

    Açlık grevindeki tutukluların durumu kötüye gitmeden çözüm için iktidara çağrıda bulunan Keçeci, şu ifadeleri kullandı:

    “Mahpusların sağlık ve yaşam hakkına yönelik ortaya çıkacak üzücü sonuçlardan siyasal iktidar sorumlu olacaktır. Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın ve ilgili kurumların bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir. Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Bir an önce Adalet Bakanlığı’nı, ulusal ve uluslararası hukuk ve insan hakları kurumlarını duyarlı olmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi, hapishanelerdeki hak ihlallerini konuştu- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi, hapishanelerdeki hak ihlallerini konuştu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği panelde 19 Aralık Katliamı, hasta tutukluların uğradığı hak ihlalleri, açlık grevi, tecrit ve hapishanedeki tutukluların güncel durumu konuşuldu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında ‘Dünden Bugüne Hapishaneler ve 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’ paneli düzenledi.

    Yenişehir Belediyesi Akademi Salonunda yapılan panelde İHD Onursal Genel Başkanı Akın Birdal, İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray çevirmen Aykol, Mersin Tabip Odası eski başkanı Mehmet Antmen, İHD Mersin Şube Sekreteri ve 19 Aralık Katliamı tanığı Bekir Sıtkı Keçeci konuşmacı olarak yer aldı.

    Panelin yapıldığı salona “19 Aralık Cezaevleri, 24 Aralık Maraş, 28 Aralık Roboski Katliamlarını Unutmadık, Unutturmayacağız” ve “Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın” pankartları asıldı. Konuşmalardan önce katliamda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    “İNSANLARI DİRİ DİRİ YAKTILAR”

    19 Aralık Katliamı tanığı Bekir Sıtkı Keçeci, 19 Aralık Cezaevleri Katliamının bu ülkede yapılmış en kapsamlı katliam ve bir insanlık suçu olduğunu dile getirdi. Katliamın ölüm oruçlarını bitirmek ve topluma bir gözdağı vermek adına yapıldığına işaret eden Keçeci, o güne ilişkin şunları anlattı:

    “İçerideki mahpusları hücrelere ayırmakla birlikte toplumu da hücreleştirmek adına katliam planı yaptılar. 8 bin 500 jandarma, bin 500 sivil polis bu katliamda vahşice herkese saldırdı. Yukarıdan bombalar attılar, ateş açtılar. Çok sayıda insanımız yaşamını yitirdi, yaralandı. İnsanları diri diri yaktılar. Dönemin Adalet Bakanı yaptığı açıklamada amacın ölüm oruçlarını bitirmek değil, devletin otoritesini sağlamak olduğunu söyledi televizyonlarda. Hayata dönüş dedikleri operasyonda insanları hayattan kopardılar.”

    Bu katliamdan sonra ölüm oruçlarının binlere ulaştığını belirten Keçeci, “Bedenimizle direnmekten başka seçeneğimiz yoktu. Ya boyun eğecektik ya da direnecektik” diyerek sözlerini noktaladı.

    Doktor Mehmet Antmen ise cezaevlerinde dünden bugüne ölüm orucuna giren tutukluların erişemediği tıbbi destek imkansızlıklarından dolayı birçok tutuklunun yaşamını yitirdiğini aktardı. 2000’binli dönemlerde cezaevlerinde tutukluların başlattığı açlık grevlerine değinen Antmen, bu süreçte tutukluların, b1 vitamini kullanmasından dolayı yaşam süresinin uzadığını ve açlıkla mücadele edilebildiğini anımsattı.

    AKIN BİRDAL: AÇLIK GREVLERİNE SES VERMELİ

    İHD Onursal Genel Başkanı Akın Birdal, geçmişten günümüze hapishanelerin değerlendirmesini yaptı. Baskıcı rejime işaret eden Birdal, ülkenin cezaevine dönüştürüldüğünü ifade etti.

    Cezaevlerinde tecride karşı başlatılan açlık grevlerine değinen Birdal, “3 yıl önce de daha önce böyle bir açlık grevi başlatılmıştı. Leyla Güven ve binlerce tutuklu bedenlerini açlığa yatırdılar. O dönem de 7 tutuklu yaşamını yitirdi. Sonra yine bir tecrit gelişti. Şu anda ise Öcalan 3 yıldır ailesiyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. Bugün de aynı taleplerle açlık grevi eylemleri var. Bu taleplerin dikkate alınması için insanların ölmesi mi gerekiyor? Tecrit demokrasi ve barış kapısıdır. Açlık grevindekilerin sesi olalım ki Kürt sorunun çözümüne katkıda bulunalım” diye konuştu.

    Cezaevlerindeki gazetecilerin durumuna da dikkat çeken Birdal, gerçeğin üstünü örtmek isteyenlere müsaade etmeyen gazetecilerin tutuklanmasına karşı ses çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

    “TÜRKİYE’DE HAPİSHANE REJİMİ VAR”

    İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen, tutukluların güncel durumuna ilişkin bilgiler verdi. Yaşanan hak ihlallerinin günden güne arttığını ve hapishanelerde işkence sisteminin yürütüldüğünü söyleyen Çevirmen, hapishanelerde yaşanan ölümlerin gizlendiğini kaydetti.

    Şu anda 405 açık ve kapalı cezaevinin olduğunu ve 12 cezaevinin daha açılacağını aktaran Çevirmen, “Bu kadar çok hapishanenin yapılması içinin dolduracağı anlamına geliyor. Türkiye’de bir hapishane rejiminin olduğunu söylemek gerek. Tecridi derinleştiren hapishaneler, mahpusları sosyal ortamdan tamamen yalıtan bir işkence biçimidir. Şu anda 6 hapishanede tecride karşı açlık grevi var. Mahpusların yaşadığı sorunlar, toplumun bilgisinden uzak tutuluyor” dedi.

    Engelli, ağır hastalıkları olan ve yalnız başına yaşayamayacak olan hastaların ısrarla cezaevinde tutulduğuna dikkat çeken Çevirmen, hasta tutsakların sağlık haklarının ihlal edildiğini vurguladı.

    Panel, soru ve cevap bölümünün ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Ferit Şenyaşar: Haksızlığa uğrayan herkesin sesi olacağız -VİDEO

    Ferit Şenyaşar: Haksızlığa uğrayan herkesin sesi olacağız -VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Haftası kapsamında Mersin’e gelen DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar; dil, din, mezhep fark etmeksizin haksızlığa uğrayan her kesimin sesi olacaklarını ifade etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İnsan Hakları Haftası kapsamında Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, DEM Parti Mersin Eş Başkanı Bedriye Kuş, parti yöneticileri, Yazar Faik Bulut ile kentin emek ve demokrasi güçleri katıldı.

    “Adalet istiyoruz” pankartının açıldığı açıklamada ülkede yaşanan katliamlara, hak ihlallerine, savaşa ve hukuksuzluğa dikkat çekildi.

    “ADALET YOK HÜKMÜNDE”

    Açıklama metnini okuyan İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, hem dünyada hem de Türkiye’de adaletin olmadığına dikkat çekerek sözlerine başladı. “Günümüzde, adaletin dumura uğratılmadığı bir an bile yok” diyen Keçeci, Hamas’ın sivillere yönelik katliamlarına, İsrail’in Gazze’deki soykırıma, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarına ve Türkiye’nin sınır ötesi saldırılarında yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti.

    Yaşanan katliamlara da değinen Keçeci, “Yakın dönemde bu adaletsizlik bazen Gezi olayları yargılamaları, bazen Hatay Vekili Can Atalay davası, bir başka zaman Kobane ve Roboski davaları, maden kazaları ve tren kazası yargılamaları ve birçok olayda görülmekte” dedi.

    “HUKUK KATLİAMI YAŞANIYOR”

    Adaletin tecelli edememesinden dolayı hukuk katliamı yaşandığını belirten Keçeci, Şenyaşar ailesinin yaşadığı adaletsizliği de hatırlatarak şunları söyledi:

    “Hak ve Adalet’in arandığı Şenyaşar Ailesi olayı, hâlâ belleklerimizde duruyor. Devlet yetkililerinin gözleri önünde vuku bulan vahşi katliamda gerçek adaletin, bugün adaleti çiğneyenlere de, bu adaleti yok sayanlara da yarınlarda gerekli olacağını anımsatarak ‘Hak ve Adalet Nöbeti’nin takipçisi olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.”

    FERİT ŞENYAŞAR: GÜCÜMÜZÜ HALKTAN ALDIK

    Açıklamadan sonra konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, halktan aldıkları güç ve dayanışma ile mücadelelerini sürdürdüklerini ifade etti. Halkın partisi olduklarını ve her türlü haksızlığın karşısında durduklarını vurgulayan Şenyaşar, “Urfa’da 20 güne yakındır Özak işçi eylemleri var. Yüzde 70’i AKP seçmeni olmasına rağmen hiçbir AKP milletvekili işçilerle bir araya gelmedi. Biz işçilerin haklı taleplerinin arkasındayız. Haksızlığa uğrayan her kesimin sesi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin: Israrlı mücadelemiz sonuç verdi, eylemimize son veriyoruz-VİDEO

    İHD Mersin: Israrlı mücadelemiz sonuç verdi, eylemimize son veriyoruz-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri üzerindeki baskıların son bulması adına her hafta rutin olarak düzenledikleri eylemlere Galatasaray Meydanı’nın açılması sebebiyle son verdiklerini duyurdu. İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Şunu gördük ki ısrarlı mücadele, birlikte dayanışma bizim anayasal haklarımızın kullanılmasını sağlayabiliyor” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması ve işkence edilerek gözaltına alınmalarına karşı tepkiyi ortaya koymak ve dayanışmak adına her hafta Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelerek kayıpların akıbetini soruyordu. Galatasaray Meydanı’nın annelere açılması sebebiyle son kez bir araya gelen hak savunucuları rutin eylemi sonlandırdıklarını duyurdu.

    “MÜCADELEMİZ SONUÇ VERDİ”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, Galatasaray Meydanı’nda 30 hafta boyunca insanların ters kelepçelerle gözaltına alındığına dikkatleri çekerek, buna karşı Galatasaray Meydanı’nda ve Türkiye’nin birçok ilinde yürütülen kararlı mücadelenin sonuç verdiğini belirtti.

    Keçeci şu ifadeleri kullandı:

    “Bir karanfilin Galatasaray Medyanı’na bırakılmasını engelleyenler öncelikle Galatasaray’daki Cumartesi Anneleri’nin ve birçok ilde emek ve demokrasi bileşenleri ile birlikte İHD’nin yürütmüş olduğu ısrarlı mücadeleyle Galatasaray Meydanı bir nebze de olsa Cumartesi Anneleri’nin eylemine açıldı. Bu anlamda bu haftadan itibaren biz sadece basın açıklaması ve gösteri yürüyüşleri hakkında devletin kısıtlaması, anayasal güvence altına alının hakların kısıtlanması anlamında bir basın açıklaması yapacağız. 16 Aralık Cumartesi günü Şenyaşar Ailesi aramızda olacak. O basın açıklamasında da adaleti anlatacağız burada. Biz bugüne kadar bizimle bu kararlı mücadeleyi sürdüren halklarımıza, basına ve Mersin emek ve demokrasi bileşenlerine teşekkür ediyoruz. Şunu gördük ki ısrarlı mücadele birlikte dayanışma bizim anayasal haklarımızın kullanılmasını sağlayabiliyor.”

    Ardından söz alan ÖHD avukatlarından Özgür Çağlar da toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının anayasal güvence ile korunduğuna işaret etti. Bu hakkın kullanımının izne tabi olmadığını vurgulayan Çağlar, “Bu hak toplumun ve insanların ihtiyacıdır. Cumartesi Anneleri’nin haklı taleplerinin arkasında durmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin: Cumartesi Anneleri kadın mücadelesinin bir parçasıdır- VİDEO

    İHD Mersin: Cumartesi Anneleri kadın mücadelesinin bir parçasıdır- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Cumartesi Anneleri’ne ve 25 Kasım’a ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu adına Helin Ergen kadınlar olarak şiddete karşı alanlarda olacaklarını ifade ederek, “İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak şiddetsiz ve çatışmasız bir yaşam için insan hak ve özgürlükleri için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz”dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Cumartesi Anneleri’nin mücadelesine destek amaçlı yaptığı açıklamada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Cumartesi Anneleri’ne ilişkin açıklamayı İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, 25 Kasım ile ilgili açıklamayı ise İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu adına Helin Ergen okudu.

    HAYRETTİN EREN NEREDE?

    Cumartesi Anneleri eyleminin 974’üncü haftasında gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu. Bekir Sıtkı Keçeci, Eren’den 43 yıldır haber alınmadığını belirterek, şunları söyledi:

    “21 Kasım 1980 tarihinde gözaltına alınan Hayrettin Eren, Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine ‘Gözaltında böyle biri yok!’ denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, ‘Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?’ diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Sonra Hayrettin’in arabası da kaybedildi. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 43 yılda da ailenin tüm girişimlerine rağmen hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti aramaktan vazgeçmedi.

    Hayrettin Eren’in akıbeti açıklanana, korunan failleri yargılanıp, cezalandırılana, adalet sağlanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak diyoruz”

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    25 Kasım’a ilişkin açıklama metnini okuyan Helin Ergen ise kadınlar olarak şiddete karşı alanlarda olacaklarını ifade ederek, “Bizler kadınlar olarak erkek failleri aklayan ve cezasız bırakan şiddeti toplumda meşrulaştıran tutumların son bulmasını istiyoruz. 6284 sayılı yasanın özenle ve etkili bir şekilde uygulanması talebimizi tekrarlıyoruz” dedi.

    Ergen, kadına karşı şiddetin politik olduğunu vurgulayarak, “Devleti yönetenlerin kadınlara ya da LGBTİ+’lara yönelik ya da toplumsal olaylarla ilgili kullandıkları şiddet ve nefret dili tüm toplumu kötü yönde etkilemektedir. Kullanılan bu nefret dili maalesef önce kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddet olarak geri dönmektedir. Bu nedenle kadına yönelik şiddetin politik olduğu bilincinde olarak bir kez daha toplumsal barışın da öne çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak şiddetsiz ve çatışmasız bir yaşam için insan hak ve özgürlükleri için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerini açıkladı- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerini açıkladı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerine ilişkin raporu kamuoyuna duyurdu. İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Mahpusların maruz kaldığı hak ihlalleri tüm haklarına ve manevi varlıklarına ağır bir saldırı niteliğindedir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, üç aylık hapishane raporunu dernek binasında bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

    Açıklamadan önce İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin konuşma yaptı. Özellikle yoksulluk, savaş ve afet dönemlerinde çocukların ağır hak ihlallerine maruz kaldığına değinen İnci, “Gazze’de 4 bin 506 çocuk, Rojava’da 4 çocuk yaşamını yitirdi, 10 çocuk ise uzuv kaybı yaşadı. Son 10 yılda 22 çocuk zırhlı araç çarpması sonucunda yaşamını yitirdi, 27 çocuk ise yaralandı” dedi.

    “MAHPUSLARIN HAKLARINA AĞIR BİR SALDIRI VAR”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporu okudu.

    Keçeci, mahpuslara ağır bir infaz sisteminin uygulandığını belirterek şunları kaydetti:

    “Mahpusların günün 23 saatini bir hücrede geçirdiği gözlemlenmiştir. Sağlık, beslenme ve hijyen ile ilgili; mahpusların hastaneye sevklerinin çok geç yapıldığı ya da hiç yapılmadığı, özellikle göz ve diş ile ilgili sağlık sorunlarının tedavisinin yapılmadığı ya da üstünkörü yapıldığı, cezaevi doktorunun mahpusların sağlık sorunları ile meslek etiğine ve sağlık mevzuatına uygun bir şekilde tedavi gerçekleştirmediği, mahpusların sağlık sorunlarını gardiyanların dinleyerek doktora ilettiği, doktorun buna göre ilaç yazdığı, birebir tedavi gerçekleştirilmediği gözlemlenmiştir.

    “TECRİT KOŞULLARI DAYATILIYOR”

    Haberleşme ve sosyal imkanları ile ilgili; mahpuslara havalandırmaya çıkma, spor yapma ve sosyalleşme imkanları tanınmadığı, tecrit koşullarının dayatıldığı, oda değiştirme taleplerinin yerine getirilmediği, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin neredeyse tamamen durduğu, Kürtçe yazılan mektupların verilmediği ve sair ihlaller öğrenilmiştir.

    Kitap, dergi, gazete ve sair imkanları ile dilekçe hakkı ile ilgili; mahpuslara Yeni Yaşam gazetesi ve bakanlık onaylı Kürtçe kitapların verilmediği, kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmadığı, keyfi şekilde kitap kotasının uygulandığı, kurum ve kuruluşlara yazılan dilekçelerin gönderilmediği, dilekçeler için evrak kayıt numarasının verilmediği ve sair ihlaller tespit edilmiştir. Mahpusların idare ile iletişime geçemediği, görüşme taleplerinin dikkate alınmadığı, hukuki hakları talep edildiğinde yerine getirilmediği tespit edilmiştir.”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, İHD Mersin Şubesi olarak yaşanan hak ihlallerine ilişkin hukuki ve idari işlem başlatarak konunun takipçi olacaklarını ifade etti.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin’de Barış Nöbeti yeniden başladı-VİDEO

    Mersin’de Barış Nöbeti yeniden başladı-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Türkiye’de barışın sağlanması için her ayın ilk cuma günü tutulan ‘Barış Nöbeti’ eylemini yeniden başlattı. İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, toplumsal sorunlara karşı duyarlılık yaratma amacıyla nöbet eylemleri yapacaklarını duyurdu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nin yeniden başlattığı Barış Nöbeti’nin ilk haftası Cumartesi Anneleri’ne ithaf edildi. Nöbette, Cumartesi Anneleri’nin geçmiş ve bugünkü koşullarda sürdürdükleri mücadele biçimi konuşuldu.

    “AMAÇ TOPLUMU DUYARLI HALE GETİRMEK”

    Her hafta başka bir konunun konuşulacağı nöbette özellikle kadın, çocuk, mülteci, cezaevindeki tutsaklar gündeme getirilecek.

    Barış Nöbeti ile toplumun daha duyarlı hale gelmesinin amaçlandığını belirten İHD Mersin Şubesi Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Kadın cinayetlerine, çocuk istismarlarına, doğanın tahrip edilmesine, insanların gösteri hakkının yasaklanmasına, vekil seçilen insanların cezaevlerine zorla atılmasına karşı bir duyarlılık oluşturmak lazım. Savaşın yıkıcılığına, insanların ölümlerine, çocukların ebeveynsiz kalmalarına karşı bir arada olmak lazım. Bu sebeple insanla barı, doğayla barış temalı nöbetlerimiz devam edecek. Herkesi insani olarak bu nöbetlere gelip dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN