Etiket: bektaşiler

  • ‘Alevi Bektaşi toplumunun devlete ihtiyacı yok, oyunlara alet olmayalım’ – VİDEO

    ‘Alevi Bektaşi toplumunun devlete ihtiyacı yok, oyunlara alet olmayalım’ – VİDEO

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti’ni değerlendirdi. Aydın, Alevi Bektaşi toplumunun bir devlete ihtiyacı olmadığını belirterek, “Arnavutluk’taki Bektaşilik ve Bektaşi merkezi sadece Arnavutlukla ilgilidir. Dünya Bektaşi Merkezi olarak kendilerini isimlendirmeleri bile olaya ne kadar yanlı ve hedef gözeterek baktıklarını da bize göstermektedir. Biz devletleri, ayrılıkları, cinsiyet ayrımcılığını, zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırmak istiyoruz. Lütfen uyanalım” dedi.

    1826 sürecindeki Osmanlı’nın Alevi Bektaşiler üzerinde uyguladığı yıkım politikaları, Dedebabalık makamının Arnavutluk’a taşınmasına neden oldu. 1925 Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile de Dedebabalık makamı Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı.

    Geçen hafta Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, başkent Tiran’da Bektaşi tarikatı için Vatikan benzeri, egemen bir mikro devlet kurmayı planladıklarını söyledi. Mini devletin ülkenin sayıca en büyük dördüncü dini topluluğu Bektaşilerin siyasi merkezi olması planlanıyor.

    Edi Rama, mikro devlet planından, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında “Amacımız, Tiran’daki Bektaşi Dünya Merkezini egemen bir devlete, yeni bir ılımlılık, hoşgörü ve barış içinde birlikte yaşama merkezine dönüştürmek” dedi.

    Arnavutluk’ta geçen yıl yapılan nüfus sayımına göre Bektaşi toplumunun, nüfusun yüzde 10’unu oluşturduğu tahmin ediliyor.

    Yazar Ayhan Aydın, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ARNAVUTLUK’TAKİ BEKTAŞİLİK SADECE ARNAVUTLUKLA İLGİLİDİR”

    Arnavutluk’taki Bektaşiliğin tüm Bektaşileri temsil etmediğini dile getiren Ayhan Aydın, “Aleviliğin merkezi Anadolu olduğu gibi Bektaşiliğin de merkezi Anadolu’dadır. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki Bektaşilik de Hacıbektaş Dergahı’ndaki Babagan Bektaşi koluna da dahil olmak üzere Dedebabalık sistemine bağlıdır. Dolayısıyla bugün 1925 yılında Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Türkiye’de Tekkelerin kapatılmasından dolayı herkes kendisine göre bir yorum yürütmüş, Bektaşiliğin birden çok merkezi varmış gibi bir algı yaratılmıştır. Bu gerçek değildir. Hala bugün Türkiye’de birçok babamız Dedebaba’ya bağlı olmak üzere meydanlarını açmaktadır. Binlerce Bektaşi aynı Yolda aynı erkanda hizmetlerini yerine getirmektedir. Dolayısıyla Arnavutluk’taki Bektaşilik ve Bektaşi merkezi sadece Arnavutlukla ilgilidir” dedi.

    “İYİ NİYET GÖREMİYORUM; ALEVİLİĞİN, BEKTAŞİLİĞİN EVRENSEL DEĞERLERİNE AYKIRIDIR”

    “Dünya Bektaşi Merkezi olarak kendilerini isimlendirmeleri bile olaya ne kadar yanlı ve hedef gözeterek baktıklarını da bize göstermektedir” diyen Ayhan Aydın şöyle devam etti:

    “Çünkü Tiran’daki Bektaşiler birliği sadece Arnavut Bektaşilerini kapsar. Fakat bu merkez Arnavut devletinin desteği ile örneğin Makedonya’daki, Kosova’daki tekkeleri de kendisine bağlamak için büyük bir mücadele vermiştir. Fakat bugün Kuzey Makedonya olarak isimlendirdiğimiz tekkelerin önemli bir kısmı Arnavutluk’a bağlanmayı reddetmektedir. Kesinlikle kabul etmemektedir. Arnavutluk’un içindeki bazı Bektaşi tekkeleri de Tiran merkezindeki Dünya Bektaşi Merkezi’ne bağlı değildir. Burada iyi niyet göremiyorum. Dolayısıyla Bektaşiliğin, Aleviliğin evrensel değerlerine de aykırıdır. Hacı Bektaş Veli, Bektaşilerin de Alevilerin de Serçeşme olarak kabul ettikleri büyük bir Pir’dir. Dolayısıyla Türkiye, Bektaşiliğin ana merkezidir. Bugün tekkeler kapatılmış olsa bile Bektaşiler, meydanlarını kendi evlerinde veya daha büyük merkezlerde açmaktadırlar. Hacı Bektaş Dergahı’na giderek kendi özel ibadetlerini yerine getirmektedirler.”

    “BEKTAŞİLİK; ALEVİLİĞİN ÖZÜNDE VARDIR, ALEVİLİKTEN DOĞAN BİR SİSTEMDİR”

    Alevi Bektaşi toplumunda bir devlet kurma düşüncesinin olmadığını da söyleyen Aydın, “Yaşadığı toplumu, ülkeyi kendi inançları çerçevesinde değiştirme gibi bir düşünceleri de yoktur. Aleviler Bektaşiler sadece yüzyıllar boyunca hayatlarında ilke edinmiş oldukları değerler çerçevesinde yaşamak istemişlerdir. Dede talip ilişkileriyle, ocaklarla, tekkelerle, dergahlarla yollarını, inançlarını, kültürlerini yaşamak istemişlerdir. Hangi ülkede olurlarsa olsunlar o ülkenin daha insancıl bir yönetime kavuşması için ancak kendi özlerinden gelen enerjiyi oraya katmışlardır. Ama bu da onların felaketi olmuştur. Hümanizm, barış, kardeşlik, sevgi Bektaşiliğin özünde vardır. Zaten Bektaşilik, Aleviliğin özünde vardır. Bektaşilik, Alevilik inancından doğan bir sistemdir” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ TOPLUMUNUN BİR DEVLETE İHTİYACI YOK”

    Alevi Bektaşi toplumunun bir devlete ihtiyacı olmadığını da belirten Aydın şunları kaydetti:

    “Alevi Bektaşi toplumu zaten Rıza Şehri’ni kendi cemlerinde yaratıyorlar. Dışarıdan gelen dayatmalar sadece Alevi Bektaşi toplumunu yozlaştırmak ve yok etmek için kurgulanmış sistemlerdir. Arnavutluk’taki yapıyı da ben bu çerçevede değerlendiriyorum. Arnavutluk’ta Bektaşiler, hiçbir ülkede olmadığı kadar rahat ve özgür bir şekilde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Dolayısıyla bu kadar özgürlüğün olduğu bir yerde tekrar bir devlet kurma düşüncesinin bir oyundan başka bir şey olmadığını herkesin görmesi gerekir. Biz devletleri, ayrılıkları, cinsiyet ayrımcılığını, zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırmak istiyoruz. Bu sefer milliyetçilikle toplumları ayrıştırma yoluna gidiliyor.

    “OYUNLARA ALET OLMAYALIM”

    Yani Alevi Bektaşi toplumunun devlete ihtiyacı yok. Kendi kimliğiyle özgün, özgür bir şekilde kendi varlığıyla var olma sürecine ihtiyacı var. Devletler bizi sevdikleri için bizimle ilgilenmiyorlar. Bizi kullanmak için bize yaklaşıyorlar. Lütfen uyanalım. Türkiye’dekiler, Yunanistan’dakiler, Bulgaristan’dakiler, Makedonya’dakiler, Kosova’dakiler, Arnavutluk’takiler ve her yerdeki Alevi Bektaşi toplumu, devletlerin bize zararı olmuştur. Bizim kanımızı akıtmışlardır. Bize yararları olmamıştır. Biz kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek zorundayız. Oyunlara alet olmayalım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • İstanbul’da 700 yıldır hizmet veriyor, lokmalarla ayakta duruyor: Şahkulu Sultan Dergahı-VİDEO

    İstanbul’da 700 yıldır hizmet veriyor, lokmalarla ayakta duruyor: Şahkulu Sultan Dergahı-VİDEO

    PİRHA – Alevi inanç merkezlerinin başında gelen yerlerden Şahkulu Sultan Dergahı 700 yıldır hizmetini sürdürüyor. Dergah, bilimsel ve kültürel aktiviteler için de kapılarını tüm topluma açık tutuyor. Yaklaşık 4 yıldır Şahkulu Sultan Dergahı’nda hizmet yürüten Ali Doğan Dede, dergahın çok zengin bir kütüphaneye de sahip olduğunu belirterek, dergahın lokmalarla ayakta durduğunu anlattı. 

    Tarih boyunca Alevi-Bektaşi geleneğinin önemli adreslerinden biri olan İstanbul Göztepe’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı, günümüzde de hizmetini sürdürüyor. Toplumun inanç ritüellerinin yanı sıra kültürel aktivitelerine de karşılık veren dergahın hizmetlerini, Derviş Cemal Ocağı’na mensup Ali Doğan Dede’den dinledik.

    Yaklaşık 4 yıldır Şahkulu Sultan Dergahı’nda hizmet yürüttüğünü ifade eden Ali Doğan, dergahın net bir tarihçesinin ise henüz yazılamadığına dikkat çekti. Kısıtlı argümanlar doğrultusunda dergaha dair aktarımların olduğunu belirten Ali Doğan, şu bilgileri paylaştı:

    “1330-1370’li yıllar arasında Maltepe’nin fethinden sonra bu dergah kuruluyor. Şahkulu Sultan’ın da 18 yıl bu dergahta dedelik yaptığı ve savaşta civarda şehit düşerek buraya defnedildiği ifade edilir. Onunla birlikte 40 dervişlerinin de buranın müdafaası esnasında şehit oldukları belirtilir.

    Şahkulu Sultan, 1330 1370’li yılları arasında Alevilik inancının önde gelen şahsiyetlerinden birisidir. Kendisi Horasan erenlerindendir. Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’na gidip 3 yıl kadar orada görev yaptığı, daha sonra Maltepe’nin fethi, Pelekanon savaşı sonrasında bu yeri dergah eyler. O günden bugüne burası ‘Şahkulu Sultan Dergahı’ olarak anılmaktadır. Burası aynı zamanda Hünkar Hacı Bektaş Veli Pirin de vekalet makamıdır. 2. Pir Evi olarak geçer.”

    “LOKMALAR İLE BU DERGAH AYAKTA DURMAKTA”

    Yaklaşık 700 yıldır dergahta bir fiil hizmetin yürüdüğünü belirten Dede Ali Doğan, Şahkulu Sultan Dergahı’nın günümüzdeki işleyişine ilişkin şunları söyledi:

    “Tarihten bugüne Şahkulu Sultan Dergahı, üzerine yüklemiş olduğu misyon ile ‘40 Derviş Dergahı, Kırklar Dergahı’ diye de geçer. Kurulduğu günden günümüze kadar bu dergah, lokma hizmeti üzerine kurulmuştur. İstikamet olarak zaten kervanların çokça geçtiği bir güzergah üzerine kurulmuş. Dergah, hizmet esası üzerine kurulmuş bir yerdir. Bugünlerde de aynı hizmet devam etmektedir. Buranın tüm hizmet edenleri, gelen canların vakfımıza, dergaha bırakmış olduğu lokmalar ile bu dergah ayakta durmakta. Örneğin bize yapılan maddi bağışlarla 600 yataklı bir kız öğrenci yurdu yaptık. Kartal Yakacık yolu üzerinde Şahkulu Sultan Dergahı Mustafa Necati Kız Öğrenci Yurdu olarak çok modern bir yurt oldu. Kayıtlar da bu sene başladı. Bizler devletten çok destek alan kurumlar değiliz. Burası ayda ortalama 25.000 kişinin ziyaret ettiği bir dergah. Bırakılan nakdi yardımlar, burada çalışan yaklaşık 17 kişinin maaş ve bu dergahın hizmetinde kullanılıyor.

    BİRÇOK ALANDA HİZMET VEREN DERGAH!

    Şu anda matem ayındayız. Oruç tutulduğundan dolayı akşamları hem Muharrem sohbetlerimiz oluyor hem de saat 20.30 gibi oruçlarımızı açıyoruz. Onun haricinde Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri dergah lokması olarak saat 12:00 ile 13:00 arası burada etli bulgur pilavı pişer ve kapılarımız herkese açılır. Burası her alanda hizmet veren bir dergah. Kültürel faaliyetlerde de çok önemli rol oynayan bir yer. Yakın zamanda Ozanlar Festivali Kitap Fuarı gibi etkinlikler de yaptık. Halkı bilinçlendirmek için seminerler, paneller yaparak, ülkenin önde gelen profesörleri, yazarları, çizerleri davet ederek burada halkı bilinçlendirme amaçlı etkinliklerimiz oluyor. Örneğin doğal afetlere karşı AKUT’u dahi buraya çağırdık ve seminerler yaptık. Sadece ibadet ve yemek değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel olarak da birçok alanda Şahkulu Sultan Dergahı olarak hizmet vermekteyiz.”

    700 YILLIK HİZMET GELENEĞİ!

    Şahkulu Sultan Dergahı’nın “Akademi” niteliği olduğunu söyleyen Dede Ali Doğan, 700 yıldır hizmetin sürdüğünün altını çizdi. Dergahın, Arnavut Bektaşiler tarafından ayakta kaldığını da söyleyen Ali Doğan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Burası ilim, irfan yuvasıdır. Burası sadece ibadet edilen bir yer değil. Burada yetişen dervişler özellikle Bektaşilik tarikatının nüksettiği günden bugüne kadar, yani Balım Sultan Pirden bugüne kadar burası Arnavut Bektaşilerle ayakta kalmış bir dergahtır. Balım Sultan’a kadar burası Horasan’dan gelen Şahkulu Sultan hazretlerinin dergahı olarak anılıyor. Yani Burası bir Kızılbaş Alevi dergahı olarak hizmet ediyor. Balım Sultan’dan sonra sadece burası değil Anadolu’daki bütün dergahlar Osmanlı padişahlarının emriyle Bektaşi dergahı olarak çevriliyor. Burası da bir Alevi Bektaşi dergahı olarak yüzyıllarca hizmet vermiş. Avrupa’ya giden bütün dervişler, postnişinler, buradan hizmet, icazet alıp o tarafa gidip hizmet vermiş. Yani burası bir ilim, irfan yuvasıdır. Her türlü eğitimler bu dergahlarda veriliyormuş. İnsanlar hem felsefi hem manevi hem de bilim üzerine eğitilip buradan Balkanlar’a gidip oradaki dergahlarda hizmet veriyorlarmış.

    “DERGAH, TARİHTEKİ MİSYONUNA DEVAM EDİYOR”

    Bugün biz halen burada aynı geleneği devam ettiriyoruz. İdari binamızın büyük bir bölümü komple kütüphaneden oluşuyor. Yani Şahkulu Sultan Dergahı çok zengin bir kütüphaneye sahip. Tez hazırlayıp doktora yapanlar buraya gelip, gerek tarihi kaynaklardan ve ülkenin önemli sosyolog, antropolog ve bilim insanları tarafından yazılmış eserlerden faydalanabiliyor. Bu dergahta yetişip tezini hazırlayan onlarca insan vardır. Eğitime, ilime ve bilime önem vererek bu dergah tarihteki misyonuna devam ediyor.

    ATIL DURUMDAKİ DERGAHIN ONARIMI İÇİN SEFERBER OLUNMUŞ!

    Şahkulu Sultan Dergahı çevresinin geçmiş yıllarda bir Alevi yerleşkesi olduğunu ifade eden Ali Doğan, söz konusu bölgenin demografisindeki değişime de işaret etti. Dede Ali Doğan, dergahın tarihçesine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

    “Tahminen bundan 50 yıl öncesine kadar bu bölge Arnavut Bektaşilerinin yoğunlukta yaşadıkları bir yerdi. Burası da zaten Arnavut Alevi Bektaşi inancına sahip canların hizmet görüp yürüttüğü bir dergahtı. Bektaşi tarikatına mensup olan Arnavut Bektaşileri burada hizmet görürlermiş fakat artık aralarında bir anlaşmazlık mı oluyor ne oluyorsa burayı terk etmişler. Burası sonrasında atıl bir duruma geliyor. Şu anda Şahkulu Dergahı 8 dönüm araziye sahip. Tarihte ise 220 dönüm arazisi olduğu belirtilir.

    Dergah, atıl duruma geldikten sonra evsiz, barksız, madde bağımlılarının geldiği bir alan haline dönmüş. Sivas Zaralı Didar Ana, burayı şu anki vakıf başkanımız Hikmet Yılmazkaya’nın babası Mehmet Ali Yılmazkaya’ya göstermiş. Buranın her gün önünden gelir geçerlermiş ama ne olduğunu bilmezlermiş. İşte Didar Ananın teşvikiyle Mehmet Ali Yılmazkaya beyefendinin de öngörüsü ve hizmetleri ile buranın bir Alevi Dergahı olduğu öğrenildikten sonra Anadolu’nun her yerindeki tüm Alevi canlar, buraya akın edip, destekte bulunup imece usulü bu dergahı onarmış.

    Bektaşiler burayı neden terk etmişler bilmiyoruz. Hemen dergahın yan tarafında ahşap bir bina varmış ancak çıkan bir yangında harabeye dönmüş ve cemevinin olduğu bina da göçmüş. Anadolu’nun her yöresinden Alevi inancına sahip canlar, para vermiş, parası olmayanlar da işgücü ile dergahın onarımına destekte bulunmuş.”

    MATEM AYI SEBEBİYLE MUHABBET CEMLERİ YÜRÜTÜLÜYOR

    Dede Ali Doğan, Muharrem Ayı etkinliklerine ilişkin de şunları ifade etti:

    “Şu anda matem ayındayız. Hz. İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehadetinin olduğu günlerdeyiz. Toplumumuzun en önemli unsuru birlik ve beraberliktir. Her akşam bütün cemevi ve dergahlarda olduğu gibi Şahkulu Sultan Dergahı’nda da muhabbet cemlerimiz yapılır ve oruç açma lokmalarımız dağıtılır. Bilgi sahibi olan canlar, bu dergahı ziyaret etsin, Şahkulu Sultan Hazretlerini niyaz eylesinler. Sonrasında hep birlikte cem olunması konusunda arzumuzu belirtelim.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    PİRHA- Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, Makedonya’da selefi grupların işgali altındaki  Harabati Baba Tekkesi için Alevilerin tüm dünyada harekete geçmesi çağrısında bulundu. Aydın, Tekkeyi işgal eden Cumali Seydiu’nun saldırısına uğradığını ve tehdit edildiğini bildirdi. 

    26 bin metre kare alanda 9 hizmet binası bulunan Harabati Tekkesi işgal altında.

    Bektaşilerin dünyadaki en önemli inanç merkezlerinden biri olan ve kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya’nın Tetova kentindeki Sersem Ali Dedebaba, yaygın ismiyle Harabati Baba Tekkesi, 2002’den bu yana Bektaşileri yok sayan zihniyet tarafından işgal altında. Tekke’nin Bektaşilerin elinden çıkması gündemde.

    Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, tüm dünya Alevi – Bektaşi toplumu ve kuruluşlarına çağrı yaparak,  “Ortak bir eylemlilikle bu gidişi değiştirmek zorundayız” diyerek isyan etti.

    1800’lü yıllarda kendisi de bir Bektaşi olan Recep Paşa’nın ciddi yardım ve katkılarıyla mevcut halini koruyabilmiş olan Harabati Baba Tekkesi, Yugoslav Halk Cumhuriyeti devrinde, Tito döneminde, müzeye dönüştürülmüştü.

    Yazar Ayhan Aydın, 1945’de, Bektaşi babası Mücerret Kazım Bakali’nin doğum yeri olan Kosova Jakova’ya zorla gönderilmesiyle tekkede bir boşluk doğduğunu, Bektaşilerin kendi evlerine ibadetlerini yapmaya başladıklarını hatırlattı.

    Şu anda, Baba Tayyar Gaşi, Derviş Tahir Emini, Abdülmütalip Bekiri’nin 1994’de öncü olup tekkede tekrar hizmetlere başladıklarını belirten Ayhan Aydın, işgal edilme sürecini şöyle anlattı:

    “2000 yılında, Baba Tahir Emini, Makedonya Devleti’ne resmen başvurarak Bektaşiliğin yasal olarak tanınmasıyla ilgili dilekçesini verip, Harabati Baba Tekkesi’nin, Makedonya Bektaşiler Birliği Merkezi olarak tastik edilmesi için yasal süreci başlatmıştır. Bu kayıtlama yerine getirilmiştir. Fakat bölgedeki savaş bir belirsiz ortamı yaratmıştır.

    CANLAR ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞ

    15 Ağustos 2002 tarihinde, şu anda tanıkları hayatta olduğu gibi, katil ruhlu 50 kadar insan, silahlarla Harabati Baba Tekkesi’nde Bektaşilerin ibadet mekanı olan meydanevini (cemevi) basmışlar, buradaki canları ölümle tehdit ederek oradan kovmuşlar, tahd-ı Muhammidiye, post, çerağ gibi Bektaşiliğin kutsal simge unsurlarını da dışarı atıp ezan okuyup, namaz kılmaya başlamışlardır. Bektaşilere yapılan baskı, zulüm, hakaret o tarihten bu yana devam etmektedir.”

    “SAHTE CAMİ CEMAATİ YARATILMIŞ” 

    Tekkedeki Meydanevi’nin bacasına hoparlör takılıp beş vakit ezan okunduğunu, yöredeki insanlara baskı, ikna ve türlü vaadlerle sahte bir camii cemaati yaratıldığını dile getiren Ayhan Aydın, “Daha önce buranın yolunu bilmeyen insanlara, “Kafir Bektaşilerden” burayı kurtarıyoruz, burasını en iyi şekilde yeniden inşa edeceğiz, propagandası yoluyla her geçen gün işgal hareketi genişletilmiş, burada direnen bir avuç Bektaşi, türbelerin bulunduğu alana hapsedilmiştir” dedi.

    İşgal ve baskılarla ilgili Makedon Devleti nezdinde Bektaşilerin yaptıkları tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını bildiren Aydın, 2010 yılında Bektaşilerin yaşadıkları Türbelerin bulunduğu avluda kundaklama sonucunda çok büyük bir yangın çıktığını, hizmet binasının tümüyle, türbe yapılarının önemli oranda yakıldığını kaydetti.

    Aydın, Türkiye’den Bakırköy, Maltepe, Avcılar belediyelerinin katkılarıyla hizmet binasının 2015’te tamamlandığı bilgisini verdi.

    “BEKTAŞİLER MAKEDON DEVLETİ TARAFINDAN TANINMAK İSTİYOR”

    Yazar Ayhan Aydın, işgal altındaki Harabati Baba Tekkesi’nin günümüzdeki durumuna ilişkin ise şunları dile getirdi:

    “İslam Dini Birliği isimli kurum Makedonya’da Müslüman toplumunu temsil eden kurum olarak tüm İslam toplulukları adına faaliyette bulunmaktadır. Bu bir iddiadır, gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Makedonya’daki Bektaşiler farklı bir İslam topluluğu olarak bağımsız bir şekilde Makedon Devleti tarafından tanınmak istenmektedirler.

    “TEKKEYİ İŞGAL EDENLER PARAYLA TUTULMUŞ TETİKÇİLER”

    Harabati Baba Tekkesi’ni işgal edenlerin, sözde bu yasal kuruluşun parayla tuttukları tetikçiler olduğu anlaşılmıştır.
    Makedonya İslam Dini Birliği, Makedon Devleti’ne başvurarak, Harabati Baba Tekkesi’nin (işgalci oldukları halde, onca şikayet olmasına rağmen) kendilerinin bir birimi olduğunu kabul ettirmiştir. Zaman içinde görülmüştür ki, Makedonya Devleti, İslam Dini Birliği’nin her dediğini yerine getirip, Bektaşileri yok sayan tavrıyla evrensel hukuk ilkelerini ve inanç özgürlüğü değerlerini yok saymıştır.

    ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ASIL ADRESİ DİYANET Mİ?

    Bektaşiler geç de olsa konuyu mahkemeye taşımışlar, hukuki süreç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yansımıştır. Şimdilik süreç Bektaşilerin lehine işler gibi görünse de bu bence gerçek durumu yansıtmamaktadır.
    Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Acaba; Makedonya Devleti’ni, Bektaşiler başta olmak üzere dini konularda yanlış yönlendiren, Türkiye Cumhuriyeti; İslam Dini Birliği’yle işbirliği yapan Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, buradaki çözümsüzlüğün asıl adresi midir?

    “SELEFİ CUMALİ SEYDİU KİMİN ADAMI?”

    Ayhan Aydın, işgalden sonra yerleştiği Tekkede herkesin korkarak kaçtığı, insanlara tehditler, küfürler savuran Cumali Seydiu hakkında bilgiler verdi.

    “Cumali Seydiu gerçekte kimin adamıdır?” diye soran Ayhan Aydın, şunları kaydetti:

    “Kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtmasına rağmen basına yansıdığı gibi bir Türk kadın gazeteciye saldırıp fotoğraf makinesini parçalayan, Türkiye’den gelen akademisyenlere saldırabilen, turistlere hakaret edip olay çıkarması nedeniyle Türkiye Seyahat Acentaları’nın girişimde bulunup Harabati Baba Tekkesi’nin ziyaret edilecek yerler dışında bıraktıran, her gelene birçok yerde savaşmış bir komando olduğunu söyleyen, tekkede bir derebeyi gibi fütursuzca hareket edip tekenin asırlık çınar ağaçlarını kesen Cumali Seydui’yu gerçekte kime hizmet etmektedir?

    “MAKEDON POLİSİ NEDEN BU SALDIRGANA MÜDAHALE ETMİYOR?”

    Onlarca kez bu tip olaylar sonucu zabıt tutulmasına, tutanak yazılmasına rağmen Makedon polisi neden bu saldırgan insana müdahale etmemektedir- edememektedir?
    Harabati Baba Tekkesi’ne işgal ettiği gibi, Tekkenin arazilerini parselleyip para karşılığı mezarlık yeri olarak satan yağmacı İslam Dini Birliği aslında neyin, kimin, hangi zihniyetin hizmetindedir?
    Makedonya İslam Dini Birliği’nin kimlik kartını taşıyan, bu kurumun elemanı olan Cumali Seydui bu kurumun IŞID’ci zihniyetini mi yansıtmaktadır?

    İNANÇ ÖNDERİNE ÖLÜMLE TEHDİT

    Asıl işgalcilerin Bektaşiler olduğu, Bektaşilerin dinsiz olduğu yönünde gelen turistlere ve ziyaretçilere sözler söyleyen Cumali Seydui isimli şahıs onlarca kez buradaki inanç önderi olan Derviş Abdülmüttalip Bekiri’yi ölümle tehdit etmiş, “şeytan oruç tutar ama Derviş Abdülmüttalip oruç tutmaz” (muharrem orucu) demiş, buraya gelen Bektaşilere büyük zorluklar çıkarmış, Bektaşilerin buradan çıkması için her yola başvurmuştur.”

    İşgalci saldırgan Cumali Seydiu’nun, ziyaret için gittiği Harabati Baba Tekkesi’nde, 14 Eylül cumartesi günü, Türkiye’den gelen ziyaretçilere tekkeyle ilgili bilgiler veren Yazar Ayhan Aydın’a da saldırdı.

    İŞGALCİ SALDIRGANDAN KELLENİ KESECEĞİM TEHDİDİ

    Aydın, saldırgan Cumali Seydiu’nun kendisini nasıl tehdit ettiğini şu şu cümlelerle aktardı:

    “Senin kelleni keseceğim, her gelene yalan şeyler anlatıp bize işgalci diyorsun, fitne çıkarıyorsun, seni Türk Konsolosluğuna şikayet edeceğim deyip, ağza alınmayacak nice küfürler söyledikten sonra, şimdi sana gününü göstereceğim, adamlarımı çağıracağım, dedi. Bu durum üzerine Derviş Abdülmüttalip Bekiri polisi çağırdı. Tanıklar eşliğinde tutanak tutulurken, türbe kapısının önünde 4-5 “adamıyla” görünen Cumali Seydiu’nun kılı kıpırdamıyordu. Bu saldırgan kişinin polisi hiçe sayması, polisin tutanak tutmak dışında hiçbir şey yapmamaları dikkat çeken bir husustur.”

    “DÜNYA ÇAPINDA HAREKET BAŞLATILMALI”

    Alevi-Bektaşî kamuoyuna seslenen Ayhan Aydın, Harabati Tekkesi’nin işgali konusunda gerekli kamuoyu oluşturulamadığını ve sürecin iyi idare edilemediğini vurguladı.
    Alevilerin tüm dünya çapında büyük bir hareket başlatması gerektiğini belirten Aydın, “Harabati Baba Tekkesi’nin elden çıkmaması, Alevi- Bektaşi toplumuna iade edilmesi için uluslararası çapta bir gayret gösterilmelidir. Türkiye parlamentosunda, Avrupa parlamentolarında konu gündeme getirilmeli, Makedonya Devleti’nin ve Türkiye’nin hatalı, yanlış hak ve hukuk tanımaz, tek taraflı tutumundan vaz geçmesi, Makedonya Devleti’ni burada yaşayan Bektaşi varlığını, amasız, şartsız, şekilsiz, olduğu gibi kabul etmesi için baskı oluşturulmalıdır” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 15 Haziran’da yapılacak Topçu Baba anma etkinliklerine çağrı-VİDEO

    15 Haziran’da yapılacak Topçu Baba anma etkinliklerine çağrı-VİDEO

    PİRHA – Kırklareli’de 15 Haziran’da yapılacak Topçu Baba anma etkinliklerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Mustafa Can, Kırklareli’nde Bektaşi ve Bedreddinileri görünür kılmak adına etkinliklere devam ettiklerini belirtti.

    Topçu Baba Anma etkinlikleri, her sene Alevi kurumları, sanatçılar, Avrupa’dan birçok kurum temsilcisi, Bektaşi ve Bedreddinilerin katılımıyla Kırklareli’nde gerçekleşiyor.

    Bu yıl da 15 Haziran’da saat 12.00’de başlayacak etkinliklere, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) geçmiş dönem MYK üyesi Mustafa Can, çağrı yaptı. Can, “Biz ilk defa Kırklareli’nde Bektaşileri, Bedreddinileri görünür hale getirmek için Topçu Baba’nın adıyla Bektaşi Dergahı açtık. Canlarımız yol yürütüyor ama ilk defa Bedreddiniler 50 yıl sonra yol yürüttüler 200 kişiyle. Bektaşi Babalarımız yol yürütüyorlar şimdi” ifadelerini kullandı.

    “CANLARI LOKMAMIZI PAYLAŞMAYA DAVET EDİYORUM”

    Topçu Baba etkinliklerinin 500 yıllık bir gelenek olduğunu dile getiren Can, “1997’de örgütlü olarak anmaya başladık. Yüzlerce kurbanımız var. Bütün katılımcılara sunuyoruz. Babalarımız gidip türbeden rızalık alıyorlar, niyaz ediyorlar. Çerağlar uyandırılıyor, gülbengler veriliyor” dedi.

    Bu sene de Türkiye’nin her yerinden çok çeşitli konuklar olduğunu söyleyen Can, “Alevisi, Bektaşisi, Bedreddinisi, Sünnisi kim olursa olsun bütün canları lokmamızı paylaşmaya davet ediyorum” diyerek çağrıda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Topçu Baba Cemevi’nin bitmesi için destek bekliyorlar -VİDEO

    Topçu Baba Cemevi’nin bitmesi için destek bekliyorlar -VİDEO

    PİRHA – Kırklareli’nde 8 yıl önce yapımına başlanan ancak hiçbir destek alınmadığı için yapımı duran Topçu Baba Cemevi’nin yapımına halkın desteği ile tekrar başlandı.

    Kırklareli merkezde 8 yıl önce Bektaşiler tarafından ilk kez yapılmaya başlanan Topçu Baba Cemevi destek alınmadığı için durmuştu. Halkın desteği ile yeniden yapımına başlanan Topçu Baba Cemevi’ne ilişkin Kırklareli Topçu Baba Derneği Başkanı Mustafa Can Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    8 yıldır kaba inşaatı ile duran Topçu Baba Cemevi’nin yapımına yeniden başlandığını belirten Can, “Topçu Baba Cemevi’nin yapımına kendi imkanlarımız ve vatandaşların desteği ile devam ediyoruz. Topçu Baba Cemevi’nin yapımında hiçbir destek alamadık, tamamen kendi imkanlarımızla ve vatandaşların kısmi desteği ile yapmaya çalışıyoruz. Cemevinin 48 camı var ve her camın maliyetini bir vatandaşımız üstlendi” diye konuştu.

    Topçu Baba Cemevi bittikten sonra Eylül ayı gibi birlik ceminin yapılacağını belirten Can, “Topçu Baba Cemevi’nin bitmesi için herkesten maddi ve manevi destek  bekliyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)