PİRHA- CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey gözaltına alındı. Bozbey’in evinde arama yapılıp, telefonuna el konulurken, gözaltı sayısının 55 olduğu belirtildi.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) dönük gözaltılar sürüyor. Bu sabah CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile 55 yurttaş gözaltına alındı. Sabah saatlerinde Bozbey’in evinde arama yapılırken, telefonuna da el konuldu. Soruşturma kapsamında Bozbey’in ailesinden bazı isimlerinde gözaltına alındığı açıklanırken, hakkında da gözaltı kararı verildiği belirtildi.
Savcılık tarafından ise şu açıklamaya yer verildi:
“Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatı ile Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü görevlilerince 31 Mart 2026’da aralarında suç örgütü lideri konumunda bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Nilüfer Belediyesi Eski Başkanı Turgay Erdem’in de (tutuklu) bulunduğu 59 şüpheliye yönelik olarak Bursa merkezli toplam 5 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 55 şüphelinin yakalanarak gözaltına alındığı, şüphelilere ait 51 ikamet, 23 adet şirket/iş yeri ve 1 adet vakıf adresi ile şüphelilerin kullanımında olan araçlarında arama ve el koyma işlemlerinin yanı sıra firari 4 şüpheli hakkında yakalama çalışmalarının devam ettiği, Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü, soruşturmanın safahatı ve sonucu hakkında bilgi verileceği hususu, kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, devletle veya belediyelerle kurulan ilişkilerin daha doğru bir zeminde yürümesi gerektiğinin altını çizerek, “Çıkara dayalı ilişkilerin cemevilerine ve Alevi toplumuna yansıması olumsuz oluyor. Kurumlarla görüşülür konuşulur burada sorun yok. Ancak her zaman her açıdan biz kendi anlayışımızı, ilkelerimizi, kırmızı çizgimizi korumak zorundayız” şeklinde dile getirdi.
PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, yetkileri belediyelerde kullanımı cemevi yönetimlerinde olan derneklerle ilgili PİRHA’ya açıklamada bulundu.
Cem Sultan Ermiş, genel yada yerel iktidarların Alevi toplumu üzerindne kendine alan açmaya çalıştığını ifade ederek, bunun doğru olmadığını belirtti.
“BELDİYELERDEN CEMEVİMİZE HERHANGİ BİR MÜDAHALE SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
PSAKD Samsun Şubesi olarak şimdiye kadar kendilerine böylesi bir müdahalenin söz konusu olmadığını dile getiren Ermiş, “Bizim burada hiçbir zaman yerel yönetimlerin bize kaşı bir müdahale görmedik. Ama yerel yönetimlerin derneğimize katkıları da yok desek onların verdiği emeğe de saygısızlık ederiz. Ama hepsi onların değil. Canlarımızda katkıları oluyor ve onlar da işin ucundan tutuyor” diye belirtti.
“KARA KAZANIMIZA AZDA OLSA ÇOKTA OLSA FARKETMEZ YAPILAN HER LOKMA BİZİM NAZARIMIZDA AYNIDIR”
Zaman zaman belediye başkanlarının kendilerine katkı sunduklarını aktaran Ermiş, “Lokmalarımızı kendilerine ikram ederiz ancak hiçbir zaman reklam unsuru yapmazlar. Buraya gelen, canlarımızdan kimisi 1 TL verir, kimisi 1000 TL verir. Az veren candan verir, çok veren maldan verir. Bizim kara kazanımızda 1’TL’de 1000 TL’de eşittir. Zaten o aşurenin güzelliği de odur” diye konuştu.
Devlet memuru gibi belediyelere bağlı cemevi anlayışını doğru bulmadıklarını vurgulayan Ermiş, “Eğer biz Kültür Bakanlığı’nın bağlı bir Alevi derneği olamaz diyorsak belediyelere bağlı cemevi de olmamalıdır. Ama maalesef bunun çok kötü örnekleri var” dedi.
“BELEDİYELERLE ÇIKARA VE MENFAATE DAYALI İLİŞKİLER KURUMLARIMIZA ZARAR VERİYOR”
Çıkara dayalı ilişkilerin cemevilerine ve Alevi toplumuna yansımasının olumsuz olduğunun altını çizen Ermiş, “Çünkü bunun çok kötü örnekleri var. Kurumlarla görüşülür konuşulur burada sorun yok. Ancak her zaman her açıdan biz kendi anlayışımızı, ilkelerimizi, kırmızı çizgimizi korumak zorundayız” şeklinde dile getirdi.
“CANLARIMIZIN BAĞIŞLADIĞI DELİKLİ KURUŞLAR BELEDİYELERİN MİLYONLARINDAN DAHA BEREKETLİ DAHA KIYMETLİDİR”
PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, konuşmasının devamında şunları belirtti.
“Hizmet veren kişinin geçmişte varsa emekleri onu da Hakk katına yazılsın deriz. Ama yaptığı hataların da bedelini ödetiriz. Bu bensem bana bir başka canımızda olsa bedelini öder. Pir Sultan Abdal’ın çizgisi çok nettir. Bizim köpeklerimiz dahi haram lokma yememiştir. Biz haram lokmayı, yemediğimiz gibi canlarımıza da yedirtmeyiz.
Cemevimiz yapılırken pazar parasını dahi getirip bize verenler de oldu. Burada yaşadığımız çok anılar, çok hikayelerimiz var. O açıdan o canlarımızın delikli kuruşuna kimseye dokundurmayız. Onların verdiği lokmalar devletin de belediyenin de verdiği milyonlardan çok daha bereketli çok daha kıymetlidir.”
PİRHA- İçişleri Bakanlığı, hakkında ev hapsi kararı verilen CHP’li Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin görevden uzaklaştırıldığını duyurdu.
İçişleri Bakanlığı, hakkında ev hapsi kararı verilen CHP’li Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin görevden uzaklaştırıldığını duyurdu.
Açıklamada, “Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere hakkında ‘İcbar Suretiyle İrtikap’ suçundan soruşturma yürütüldüğü, bu soruşturma kapsamında İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.07.2025 tarih ve 2025/855 sorgu sayılı kararı ile konutunu terketmemek suretiyle Adli Kontrol Altına Alınması üzerine, Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır.”
PİRHA- Tüm Bel-Sen İzmir Şubesi’nin düzenlediği ve kayyım tahribatlarının konuşulduğu, “Kayyıma karşı mücadelenin neresindeyiz, emekçiler ne yapmalı” panelinde kayyımlar eliyle özel savaş politikaları derinleştirildiği vurgulandı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) İzmir Şubesi Kültürpark Gençlik Tiyatrosu’nda “Kayyıma karşı mücadelenin neresindeyiz, emekçiler ne yapmalı” konulu panel düzenledi.
Panelin düzenlendiği salona “2 Temmuz 1993’ü unutmadık unutmayacağız” ve 1994 yılında İzmir’de katledilen Tüm Bel- Sen eski yöneticisi İkram Mihyaz’ın fotoğrafının olduğu pankartlar asıldı.
Moderatörlüğünü Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şubesi Başkanı Nihat Filiz’in yaptığı panele yerlerine kayyım atanan Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük ile Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül, Akademisyen Levent Dölek ve Tüm Bel-Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Meryem Göktepe Türkmen konuşmacı olarak katıldı.
Panel 2 Temmuz Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ve İkram Mihyaz’ın anısına yapılan saygı duruşu ile başladı.
Panelin açılış konuşmasını yapan Nihat Filiz, İkram Mihyaz’ı andı. Kayyımların 15 Temmuz Darbe girişimi ile yaygınlaştığını anımsatan Filiz, asılsız suçlamalar ile belediye başkanlarının yerine ile yerlerine kayyım atandığını söyledi. Kayyımların halkın iradesine darbe olduğunu söyleyen Filiz, “Kayyımlara çok fazla itiraz gelişmediği için batıda da birçok belediyeyte kayyımlar atandı. Bunlara topyekün bir karşı koyuş koymak lazım. Kürt illerine atanan kayyımlara sessiz kaldığımı için bunları yaşıyoruz. Bu kayyımlara ses çıkarsaydık belki bunları yaşmaz olurduk. Avrupa’daki sözleşmelerde de bu uygulamanın haksız olduğu görülüyor. Şu anda tekçi bir rejim kurulmak isteniyor” dedi.
“KAYYIMLAR ELİYLE ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARI DERİNLEŞTİRİLDİ”
Ardından söz alan Gülistan Sönük, kayyım atmalarının Kürtlerin ve kadınların iradesinin bir kez daha tanınmadığının göstergesi olduğunu ifade etti. Gülistan Sönük, “Batman’ın kayyım gerekçeleri bizim zamanında yürüttüğümüz kadın çalışmaları oldu. Normalde beraat etmemiz gereken dosya kayyıma gerekçe olarak gösterildi. Seçim sürecinde çok sayıda cinsiyetçi saldırılara maruz kaldık. Yenilginin kadın aday tarafından olmasını istemiyorlardı. Ancak Batman halkı buna karşılık verdi. Batman, Kürt özgürlük mücadelesinin kimliğini taşıyor ve Batman halkı da bunu gösterdi. Kayyım tahribatlarını her platformda dile getirdik. 8 yıl boyunca Kürt tarihi ve kültürüne ait tek bir etkinliğe dahi izin vermediler. Yine kadın kurumlarının kapatılması en çok canımızı yakan nokta oldu. Belediyenin bütçesi resmi kurumlara aktarıldı. AKP’li ilçe belediyelerinin çalışmalarını belediyenin bütçesi üzerinden yaptılar. Hem kaba şekilde hem de gizli şekilde ciddi tahribatlar yapıldı. Kayyımlar eliyle özel savaş politikaları derinleştirildi” ifadelerine yer verdi.
‘DİLİMİZE VE KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAK KAYYIMA GEREKÇE OLDU”
Yine yerine kayuyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, kayyımların halkın kültürüne ve inancına atandığını söyleyerek, kendi kültürleni yaşamda pratikleştirmeye çalıştıklarını söyledi. Sarıgül, “Biz ne zaman inanç yerlerimizi korumaya çalışsak önümüzde engel olmaya çalıştılar. Kayyumların ideolojik olmayan çevreler ile mücadele ağı kurmamızla onların hedefi olduk. Ancak dilimize ve kültürümüze sahip çıkmamız kayyımın asıl sebebi oldu. Küçük bir ilçeyiz. Halkı sokakta tutmak çok kolay değildi ancak şahsi olarak sahiplendiğimi düşünüyorum. Kayyuma karşı mücadeleyi tüm alanlara yaymak zorundayız. Kayyum sonrası birçok arkadaşımızın işine son verildi. Kayyımla ilçemize yabancı olduk, evimiz gasp edilmiş gibi oldu. Bizim yüreğimizde halkımıza ihanet etme duygusu yok. Biz Dersimliler barışı istiyoruz. Barış isteyenlerin de yanındayız” şeklinde konuştu.
“MÜCADELE PERSPEKTİFİNDEN UZAKLAŞMAMAK LAZIM”
Her alanda örgütlü olmanın önemini vurgulayan Levent Dölek de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne dönük yapılan soruşturma sonrası yapılan protestoları anımsatarak “O protestolarda gençlerin mücadelesi iyiydi. İstanbul Üniversitesi Deniz Gezmişlerin mücadele ettiği yer. Üniversitemizi temsil eden bu mücadelemizdir. Üniversiteler ne kadar bastırılırsa bastırılsın mücadelenin filizlendiği yerlerdir. Karşımızdaki rejim daha baskıcı oluyorsa bu mücadelenin gücünden kaynaklanıyor. Atanan kayyımlar sömürge valilileridir. Bu sadece yerel yönetimler meselesi değil bu aynı zamanda Kürt halkının haklarının verilmemesi meselesi. Biz bütün halklar için eşit yaşamını savunuyoruz. Bunun için mücadele perspektifinden uzaklaşmamak lazım” diye belirtti.
“MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEMİZ LAZIM”
Son olarak konuşan Meryem Göktepe Türkmen, kayyımların kadınların haklarına yönelik birer saldırı olduğunu belirterek, “Biz sendika olarak her kayyuma tepki gösterdik. Biz İstanbul’daki belediyelerde toplu iş sözleşme yapan tek sendikayız. Enseyi karartmamak lazım. Mücadelemizi sürdürmemiz lazım. ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’ sloganı ülkenin yarısından fazlasının sloganı oldu” şeklinde konuştu.
PİRHA-Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından işten çıkarılan işçilerin direnişinin 46’ıncı gününde Şair Şükrü Erbaş, işçileri ziyaret etti. Erbaş, “Kayyım, iktidarın kendisine oy vermeyen kişilerden bir intikam alma operasyonuna dönüştü” dedi.
Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından ‘personel giderlerinin yüzde 40 yasal sınırının üzerinde’ olması gerekçesiyle işten atılan dört işçi, direnişe başladı. İşçiler, işlerine geri dönmek talepleriyle her gün saat 15:00 ile 17:00 arasında Yer Altı Çarşısı üzerinde 46 gündür oturma eylemi yapıyor.
Kayyım tarafından işten çıkarılan işçilerin direnişinin 46’ncı gününde Şair Şükrü Erbaş ve Dersim Büro Emekçileri Sendikası yöneticileri ile Emek Partisi Dersim İl Örgütü yöneticileri destek verdi.
“KAYYIM, İNTİKAM ALMA OPERASYONUNA DÖNÜŞTÜ”
Kayyımın son yıllarda siyasi iktidarın yönetme aracına dönüştüğünü ifade eden Şair Şükrü Erbaş, “Kayyım, kendine muhalif olan yönetim mekanizmalarını halkın elinden alan tuhaf bir yönetme biçimine dönüştü. Bir taraftan fazla işçi çalıştığı için işçiler işten atılırken iktidarın elinde olan belediyelerde bu durum önemli değil. Kayyım, iktidarın kendisine oy vermeyen kişilerden bir intikam alma operasyonuna dönüştü. Bu uygulamanın dışına çıkabilmek için tek çözüm bu siyasi iktidarın dışına çıkmaktır” dedi.
“ŞÜKRÜ HOCA, HER ZAMAN MAZLUMUN VE EZİLENİN YANINDA OLMUŞTUR”
Direnişte olan işçilerden Ali Mükan, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Şükrü hocamız bize güç vermiştir, şiire başladığı günden bugüne kadar 50 yıldır hep mazlumun ve ezilenin yanında olmuştur. Bugün bize umut oldu kendisine teşekkür ederim.”
PİRHA-DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu Meclis’te yaptığı konuşmada, “AKP cemaatin iktidar içerisindeki kumpasları ve yıllarca iktidara giden yollarını döşedi, tüm devlet yapısını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdi, bugün aynı zihniyetin kayyım atamaları, siyasi operasyonlar ve siyasallaşan yargı eliyle devam ettiğini bir kez daha buradan söylemek istiyorum” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu Meclis’te kayyım atamalarına ilişkin konuştu.
“BU ÜLKEDE DARBE MEKANİĞİ, SÜREKLİ, HER AN DİRİ TUTULAN BİR ZİHNİYETLE İŞLEDİ”
FETÖ örgütlenmesinin Meclis’te sıklıkla tartışıldığını hatırlatan Ayten Kordu, aynı zihniyetin kayyım atamaları, siyasi operasyonlar ve siyasallaşan yargı eliyle devam ettiğini belirtti. Kordu şunları söyledi:
“Bu iktidarın kendisinin FETÖ örgütünü içerisinde barındırdığı, büyüttüğü ve daha sonra terör örgütü ilan edip kendisinin malına, mülküne çöktüğü ve cezaevlerinde soktuğu bir cemaatten bahsediyoruz. Bu ülkede darbe mekaniği, sürekli, her an diri tutulan bir zihniyetle işledi. Türkiye’deki derin yapının AKP’nin iktidarını korumak adına toplumun muhalif kesimlerine yönelik, özellikle de Kürt halkına karşı nasıl kullanıldığını görmek gerekiyor. AKP cemaatin iktidar içerisindeki kumpasları ve yıllarca iktidara giden yollarını döşedi, tüm devlet yapısını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdi, bugün aynı zihniyetin kayyım atamaları, siyasi operasyonlar ve siyasallaşan yargı eliyle devam ettiğini bir kez daha buradan söylemek istiyorum. “
“TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK YAPISINI TEHDİT EDEN BİR ADIM”
Kayyım atamalarını Türkiye’nin demokratik yapısını tehdit eden bir adım olarak değerlendiren Kordu, “İstanbul’daki belediyelerin kent uzlaşısıyla seçilen üyelerinin gözaltına alınıp açıkça uzlaşının hedef alınması ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan’la ilgili siyasi yargının kararı bunun en net örneklerinden bazılarıdır. Türkiye’deki bu tehdit sadece bir siyasal krize işaret etmekle kalmaz, aynı zamanda tüm demokratik yapının zayıflamasına ve toplumun huzurunun bozulmasına yol açmaktadır” dedi.
“TÜRKİYE HALKLARI İRADESİNE SAHİP ÇIKMALI”
Türkiye halklarını tehditlere karşı birleşmeye çağıran Ayten Kordu, “Cemaatin AKP’nin iktidarını korumak adına kullandığı yöntemlerin hâlâ günümüzde aynı şekilde devam etmesi toplumsal ve siyasal adaletsizliklerin derinleşmesine sebep olmaktadır.
Bu noktada yalnızca Kürt halkı değil, tüm Türkiye halkları bu tehditlere karşı birleşmeli; demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü ve barışı mutlaka savunmalı ve iradesine sahip çıkmalıdır” diye konuştu.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), İstanbul’da CHP’li belediye meclis üyelerinin gözaltına alınmasına ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesine tepki göstererek, “Verilen hapis cezaları, açılan soruşturmalar haksız hukuksuz ve keyfidir. Yok hükmündedir. Halklar ve İnançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir” dedi.
İstanbul’da CHP yönetimindeki çok sayıda belediye hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında; Şişli Belediye Meclis üyesi Sinan Gökçe, Üskürdar Belediye Meclis üyesi Bülent Kaygun, Fatih Belediye Meclis üyesi Güzin Alparslan, Ataşehir Başkan Yardımcısı Livan Gür, Kartal Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Tuzla Belediye Meclis üyesi Hasan Özdemir, Beyoğlu Belediye Meclis üyesi Turabi Şen, Sancaktepe Belediye Meclis üyesi Elif Gül, Adalar Belediye Meclis üyesi Nesimi Aday ve İ.P. gözaltına alındı.
Gün boyunca gözaltılara tepki yükselirken, gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi.
Gözaltılara ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesine dair Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), açıklama yaptı.
“YOK HÜKMÜNDEDİR”
Açıklamada şunlara yer verildi:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yerel seçimlerde uygulanan “kent uzlaşı”sını kriminalize ederek, iki belediye başkan yardımcısı, yedi belediye meclis üyesi olmak üzere 10 kişiyi bu gece gözaltına aldı.
Gün yoktur ki emek barış demokrasi insan hakları mücadelesi veren kesimlere yönelik baskılar , soruşturmalar devam devam etmesin. En demokratik hak talebinin baskı altına alındığı bir zamanda yaşıyoruz.
Halkların ve inançların özgür, eşit ve barış içinde yaşaması için mücadele eden Hakların Demokratik Kongresine dönük soruşturmaya gerekçe üretmek, ayrıca Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a hapis cezası verilmesi, iktidarın kayyum politikasındaki ısrarını ve kararlılığını göstermektedir.
Mevcut uygulamalar yürürlükteki anayasaya bile aykırıdır. Başka bir ifade ile kendi elleriyle anayasa ihlal ediliyor. Verilen hapis cezaları, açılan soruşturmalar haksız hukuksuz ve keyfidir. Yok hükmündedir. Halklar ve İnançlar eşit ve özgür yaşam mücadelesinde vazgeçmeyecektir. Bu topraklarda ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş mücadelesi durmayacaktır.
Zaman sahipsiz,mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”
PİRHA- İstanbul’da CHP’li 7 ilçe belediyesine dönük operasyonda, belediye başkan yardımcılarının da aralarında olduğu 10 kişi gözaltına alındı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, gözaltılara tepki göstererek, “Halkın gözünden de gönlünden de düştükleri için siyasi kumpaslardan medet umuyorlar. Bir sandıklık iktidarları kaldı” dedi.
İstanbul’da CHP yönetimindeki çok sayıda belediye hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında; Şişli Belediye Meclis üyesi Sinan Gökçe, Üskürdar Belediye Meclis üyesi Bülent Kaygun, Fatih Belediye Meclis üyesi Güzin Alparslan, Ataşehir Başkan Yardımcısı Livan Gür, Kartal Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Tuzla Belediye Meclis üyesi Hasan Özdemir, Beyoğlu Belediye Meclis üyesi Turabi Şen, Sancaktepe Belediye Meclis üyesi Elif Gül, Adalar Belediye Meclis üyesi Nesimi Aday ve İ.P. gözaltına alındı.
Dosyada gizlilik kararı bulunurken, 24 saat avukat kısıtlılık kararı olduğu belirtilirken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, gözaltıların “Kent Uzlaşısı faaliyetinin tüm unsur ve mensuplarıyla deşifre edilmesi için savcılık tarafından HDK Çatı Yapılanmasının İstanbul ilinde faaliyet gösteren mensuplarına ilişkin yürütülen ana soruşturma” kapsamında olduğu dile getirildi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, gözaltılara tepki göstererek, yaptığı paylaşımda şunlara yer verdi:
“Siyasallaşmış yargıyı sopa olarak kullanan iktidar, halkın belediyelerini itibarsızlaştırmak için ‘terör’ kılıfı altında siyasi kumpaslarına devam ediyor. İstanbul Kartal ve Ataşehir Belediye Başkan yardımcılarımızın da bulunduğu 9 belediye başkan yardımcısı ve belediye meclis üyeleri hakkında terör soruşturması başlatmışlar. Halkın gözünden de gönlünden de düştükleri için siyasi kumpaslardan medet umuyorlar. Bir sandıklık iktidarları kaldı.”
PİRHA-6 Şubat depremin en çok hissedildiği Adıyaman’da şehir yeniden yapılanmaya gidiyor. Yurttaşlar, enflasyon oranlarındaki yükseklikten dolayı geçimin zor olduğunu ifade ederek gelirdeki adaletsizliğe dikkat çektiler. Depremde yakınlarını ve evlerini kaybeden bazı yurttaşlar ise Adıyaman’ın yeniden düzene girmesinin 5-10 seneyi bulacağını söyledi.
6 Şubat 2023 Maraş Pazarcık merkezli depremde etkilenen Adıyaman’da yurttaşlar, derinleşen ekonomik kriz ve depremden sonra Adıyaman şehir merkezinde devam eden inşaat çalışmaları hakkında konuştu. Adıyamanlılar, şehrin tekrar ayağa kalkması için zamana ihtiyaç olduğunu söyledi. Ekonomi krizin derinleşmesiyle birlikte alım gücünün düştüğünü söyleyen yurttaşlar, hem asgari ücretin hem de emekli maaşlarının geçimi sürdürmek için yeterli olmadığını belirttiler.
“HAYAT ŞARTLARI İYİ, GELİRDE ADALET YOK”
40 senedir seyyar satıcılık işiyle uğraşan Abdulkadir İzci, hayat şartlarının iyileştiğini ancak gelirin adaletli dağıtılmadığını belirterek şunları söyledi:
“Bizim alt tabakadaki insanlara gelir dağılımı az. Türkiye’de kriz yoktur; Türkiye’de gelir adaletsizliği vardır. Devlet bile zengine çalışıyor. Türkiye’de para var ama insanlık yoktur. Asgari ücret açıklandı ama asgari ücretten önce ürünlerin etiket fiyatı arttı. Yönetenlerin suçu büyük ama toplum birbirine dürüst değil.”
“KİMSEDE PARA YOK, HAYAT PAHALI”
Seyyar olarak tütüncülük yapan Hasan Kara, “Tütün işi yapıyorum, o da gitmiyor. Kimsede para yok, hayat pahalı, hiçbir şey alınmıyor. İnsanlar hayat pahalılığından dolayı bir şey alamıyor. 14 bin TL emeklilere veriyorlar o da yetmiyor” diye konuştu.
Mevsimlerdeki dengesizliklerden dolayı işlerin düştüğünü belirten ve 40 seneden beridir terzilik yapan Haci Tumay, yağışın yetersizliğinden dolayı işlerin düştüğünü ifade etti. Depremde ailesinden 20 kişiyi kaybettiğini ve kendisine ait 2 tane evin yıkıldığını söyleyen Tumay, şehirdeki alt yapı çalışmalarının çok yetersiz olduğunu belirterek, “Bugün mesela belediyenin açmış olduğu çukurlar var, bu çukurların üzerinden binlerce araç geçiyor. Oralara asfalt dökseler daha iyi olur” dedi.
Uzun yıllar bakırcılık işiyle uğraşan ve yaptığı işi sürdürecek kimsenin olmadığını ifade eden Ramazan Toprak, “Birçok aile çocuklarının okumasını istiyor, öyle olunca da bu mesleği sürdürecek kimse kalmıyor. Alileler çocukları okusun diye borç yaptı, eğitimlerine çaba harcadı. Ne yazık ki birçok öğrenci atanamayınca aile içeresinde sorunlar çıkmaya başladı. Ebeveynler de zanaat işine önem vermedi, devlet de vermeyince bu işlere ilgi duyacak kimse kalmadı” şeklinde ifade etti.
Ailesinden kardeşini ve çok sayıda yakınını depremde kaybettiğini söyleyen Toprak, depremde birçok kent yıkılınca müdahalenin geciktiğini ifade etti. Şehrin tekrar düzene girmesi için zamana ihtiyaç olduğunu vurgulayan Toprak, şehrin düzene girmesi için 3-5 seneye daha ihtiyaç olduğunu söyledi.
“YOLLAR KÖSTEBEK YUVASI”
Ülkenin ekonomik olarak kötü olduğunu ifade eden Kaynakçı İbrahim Gezer, “Her geçen gün her şey zamlanıyor. Artık zamları takip edemiyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz ama karın tokluğuna, kimseye muhtaç olmamak için. Bugün çocuğum evlenmek istese düğün yapacak gücüm yok. Ancak ekmeğimizi çıkarabiliyoruz” diye belirtti.
Malatya’ya oranla Adıyaman’daki çalışmaların geri kaldığına dikkat çeken Gezer, “Adıyaman sahipsiz, kör bir noktada duruyor. Abdurrahman Tutdere, Adıyaman’ı mecliste dile getiriyordu onu da belediye başkanı yaptılar. Belediye başkanının çalışmaları yetersiz; yolların hepsi çok berbat duruyor. Yolların bir kısmı kapalı geriye kalan yollar da köstebek yuvası gibi. Trafik artışının nedeni yapılmayan yolları kullanamadıkları içindir. Adıyaman’ın yeni bir düzene girmesi 5-10 seneyi bulur” ifadesinde bulundu.
“AKŞAM NE PİŞİRECEĞİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUZ”
Emekli maaşıyla geçinmek durumunda kaldığını belirten kadın yurttaş, tek maaşla üç çocuk okuttuğunu dile getirdi. Ekonominin hayatlarını olumsuz etkilediğine dikkat çeken emekli kadın, şunları kaydetti:
“Emekli maaşla geçim zor. Artık intihar sayıları artıyor, boşanmalar var. Bunun nedeni ekonomik krizin etkisinden dolayı. Ekonomik kriz en çok da kadınları etkiliyor. Erkek eve ne götürecem diye düşünürken kadın da ne pişireceğim diye düşünüyor. Kriz en çok aileleri etkiledi.”
“ASGARİ ÜCRETLE BİRLİKTE, EŞYALAR DA ARTIYOR. BİR DENGESİZLİK VAR”
Depremde yardımların 3 gün sonra geldiğini belirten Mehmet Sait, deprem zamanında kendi imkanlarıyla enkaz altında bulunan insanların kurtarılması için yardımcı olduğunu, uzun bir süre sonra toparlanabildiklerini ifade etti.
Sait, ekonomik krizin etkilerini her alanda hissettiklerini dile getirerek, “Asgari ücretle birlikte eşyalar da arttı. Yani maaşla yükseltmekle sorun çözülmüyor. Domatesin kilosu 50 lira mesela, ortada bir dengesizlik var. Şimdi kiralar 15 bin TL’den başlıyor” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Adana Alevi Platformu, Dersim ve Ovacık Belediyesi’ne atanan kayyımlara tepki göstererek, “Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle muhalif siyasetçileri etkisizleştirme anlayışı terk edilmelidir” çağrısında bulundu.
Hakkâri, Esenyurt, Mardin, Halfeti ve Batman’ın ardından 22 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararıyla Dersim ve Ovacık belediyelerine de kayyım atanması, Dersim başta olmak üzere birçok kentte protesto edilmeye devam ediliyor.
Adana Alevi Platformu da, Salman-ı Pak Kültür Merkezi önünde yaptıkları açıklama ile Dersim ve Ovacık Belediyesi’ne İçişleri Bakanlığı talimatıyla kayyım atanmasını protesto etti. Siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri destek verdiği açıklamada ilk olarak konuşan Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü DAD Adana Şube Eş Başkanı Hüseyin İncesu, atanan kayyımlara tepki göstererek, iktidarı bu karardan bir an önce dönmesi çağrısında bulundu.
İncesu ardından ortak basın metnini Dersimliler Derneği Başkanı Ali Kaya Vurgeç okudu. Vurgeç, anti-demokratik uygulamaların arttığına işaret ederek, “En karanlık darbe günlerini bile geride bırakan AKP-MHP iktidarının kayyım atamalarıyla 31 Mart’ta kaybettiği belediyelere karşı gasp planları yaptığı ortadadır. Kayyım atamalarını olağan hale getirmeyi, toplumu kayyım rejimine alıştırmayı ve halk iradesini gasp etme planlarına karşı çıkışı önlemeyi hedefliyorlar” dedi.
“Kendi baskıcı iktidarlarını sürdürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bizler biliyoruz: Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir. Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir. Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir. Kayyım rejimi baraj ve HES demektir. Kayyım rejimi madenlerle doğanın yağmalanması demektir. Kayyım rejimi inancımızın asimile edilmesi demektir. Kayyım rejimi dillerimizin yasaklanması demektir.”
“MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ“
Vurgeç, iktidara çağrıda bulunarak, “Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle muhalif siyasetçileri etkisizleştirme anlayışı terk edilmelidir. Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak. Demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Kazanana kadar direnişimize, mücadelemize devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- HDK, DEM Parti ve Alevi kurum başkanları, Ovacık Belediyesi’ne kayyım atamasına karşı belediye başkanı Mustafa Sarıgül’e yapılan destek ziyaretinde buludu. Belediye önünden iktidara seslenen DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Zulüm edebilerler ama bu halkın hakikatini karartamayacaklar. Tarihimize, kefensiz yatanlara borcumuz var. Birlikte mücadele edip, birlikte kazanacağız” dedi.
Ovacık Belediyesi’ne kayyım atamasına karşı belediye başkanı Mustafa Sarıgül’e yapılan destek ziyaretleri devam ediyor.
Bu günde aralarında, Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Demokratik Alevi Dernekleri( DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ve Dersim İttifak Bileşenlerinin olduğu bir heyet Ovacık Belediyesine atanan kayyıma karşı Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e dayanışma ziyareti gerçekleştirdi.
Yerine kayyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, yaptığı konuşmada ziyaret eden, destek sunan kurum başkanlarına teşekkürt etti.
“TARİHSEL SORUMULULUKLA OVACIK’A SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Ovacık’ın direnişin, Aleviliğin ser çeşmesi, Munzur’un başlangıç yeridir. Ovacık’ın pirleri, rayberleri bizlere direnişi emanet etti. Küresel güçlerin maden şirketleri uzun yıllardır buraya göz dikmiş. Yeniden bir göçe zorluyor. Kayyım bunun temsilcisidir. Yüzyıldır bu halkın inancından, kültüründen vazgeçiremediniz. Burası Munzur Baba’nın, Seyit Rıza ve arkadaşlarının, Alişer’in, Zarife’nin yurdudur. Bu tarihsel sorumululukla Ovacık’a sahip çıkacağız. Biz halkımızın acılarında da sevinçlerinde de yanında olacağız. Asıl görevimiz tarhimize, kültürümüze, değerlemize sahip çıkacağız. Bu bina onların olsun, demokratik yerel yönetim anlayışı sürdüreceğiz. Faşizme karşı birlikte direnceğiz” dedi.
“DİK DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
DEM Parti Grup Başkan Vekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Zulüm edebilerler ama bu halkın hakikatini karartamayacaklar. Asla ama asla başaramayacaklar. Kayyım darbedir. Yargı kararlarıyla darbe yapıyorlar. Barışa, bir arada yaşama düşman bir iktidarla karşı karşıyayız. Bizler demokrasi, özgürlük mücadelesi devam edecek. Kızılbaşların Kabe’sidir. Köksüzleştirilmek, el konulmak, isteniyor. Mesele sadece belediye değildir. İşte buna karşı mücadele etmek gerekiyor. Tarihimize, kefensiz yatanlara borcumuz var. Birlikte mücadele edip, birlikte kazanacağız. Nice Yezitler, Muaviyeler gördük, nice kılıçlar gördük. Ama Kerbela’dan bu yana baş eğmemiş insanlarız. İkrar verdiğimiz yoldan dik durmaya devam edeceğiz. Hiç kimse bundan kuşkusu olmasın. Bir birliktelik kazanacağımızın göstergesidir” diye konuştu.
“KAYYIMCI ANLAYIŞA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Alevi kurumları adına konuşan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, iktidarların tarih boyunca Alevilere nice katliamlar yaşattığını belirterek, “Ama direnci, baş eğmemeği sağlayan bir coğrafyadayız. İktidara sesleniyoruz; siz bu topraklarda zulüm ediyorsunuz, ama bu halk size boyun eğmedi. Cemevi Başkanlığı da Alevi toplumuna kayyım olarak atanmıştır. Bu aynı zihniyettir. Bu anlayışa karşı mücadele eden, direnenler her yerde vardır. Bu kayyımcı anlayışa boyun eğmeyeceğimizi tekrar ediyoruz. Mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
“TESLİM ETMEYECEĞİZ”
DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Alevilerin ne eğecek başı nede çökecek dizi vardır. Bilin ki bu toprakların dilini, kültürünü, inancını kayyımcı zihniyete teslim etmeyeceğiz” diye vurguladı…
Kayyımı darbe olarak değerlendiren EMEP İl Başkanı Ergin Tekin, 2019 yılında yerine kayyım atanan Peri Belediye Başkanı ve ESP MYK üyesi Orhan Çelebi Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan Hasan Geçkin birlikte mücadele vurgusu yaptılar.
Yapılan açıklamanın ardından heyet Dersim’e doğru yola çıktı.
PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Kadıköy Rıhtım’da Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyımlara karşı basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Yapılan açıklamada, “Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız” denildi.
DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle çevirdi. Belediyelere peş peşe atanan kayyımlara ülkenin dört bir yanından tepkiler yükseliyor.
Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyıma tepki amacıyla Kadıköy Rıhtım’da basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi. Basın açıklamasına DEM Parti MYK üyesi Musa Piroğlu, Sanatçı Pınar Aydınlar’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
‘İrademe ve doğama dokunma, Kayyım rejimi halk iradesine darbedir’ pankartlarının açıldığı açıklamada sık sık “Kayyımlar gidecek biz kalacağız, Dersim’de kayyım istemiyoruz, Her yer Dersim her yer direniş, Direne direne kazanacağız, Dersim onurdur onuruna sahip çık” sloganları atıldı.
Basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir okudu.
Bilir, AKP-MHP iktidarının belediyeler üzerinde sallandırdığı kayyım sopasından vazgeçmediğini belirterek açıklamanın devamında şunlara yer verdi:
“Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir. Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir. Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir. Kayyım rejimi baraj ve HES demektir, Kayyım rejimi madenlerle doğanın yağmalanması demektir. Kayyım rejimi inancımızın asimile edilmesi demektir. Kayyım rejimi dillerimizin yasaklanması demektir.
“İKTİDARIN DAYATTIĞI KAYYIM REJİMİNİ KABUL ETMİYORUZ”
Milletvekilleri türlü hukuksuzluklarla hapse atılırken, belediyelere siyasi operasyonlarla kayyım atanırken seçme seçilme hakkından söz edilemez. Seçme seçilme hakkının tanınmadığı bir durumda da demokrasiden söz edilemez. Dersim halkı olarak olarak iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Kayyım politikaları terk edilmeli ve halkın iradesi tanınmalıdır. Sandıkta kaybedileni demokrasi dışı yollarla gasp etmeye çalışmak, bunu alışkanlık haline getirmek, rejimin siyasal ahlak düzeyinin de göstergesidir.
“KAYYIMLAR GİDECEK, BİZ KALACAĞIZ”
Biliyoruz ki, kayyım politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Kazanana kadar direnişimize, mücadelemize devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.”
“SEYİT RIZA’NIN TORUNLARI OLARAK DERSİM’İ HİÇBİR ZAMAN TESLİM ETMEYECEĞİZ”
Yapılan açıklama sonrası Sanatçı Pınar Aydınlar söz alarak şunları söyledi:
“Bizler burada halkların özgürlüğüne inanan, halkların iradesine saygı duyulması gerektiğine inanan aydınlar, sanatçı ve yazarlar olarak 38’den bu yana nice bedeller vermiş Dersim, bizim için sadece dört dağın arasına sığdırılamayacak kadar çok büyük bir yürek demektir. Bugün halkın iradesini yok sayanlar, kültürümüze, inancımıza göz koyanlar iktidarın bu politikasına karşı yerlerde sürüklenen canlarımızla dört bir yandan ses çıkarıyoruz. Bizler halkların iradesine saygı bekliyoruz. Bizler kayyım politikalarını, bu işgalci bu dayatmacı politikaları reddediyoruz. Bir kez daha diyoruz ki direne direne kazanacağız. Dersim’i hiçbir zaman teslim etmedik hiçbir zaman da Seyit Rıza’nın torunları olarak teslim etmeyeceğiz.”
Yapılan açıklamaların ardından oturma eylemine geçilerek buradan sonra Dersim’e doğru yola çıkılacağı belirtildi.
PİRHA – İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyıma dair Şişhane Meydanı’nda yaptığı açıklamada “siyasi iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız” denildi.
DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle kapattı.
İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyımları protesto etmek için Şişhane Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.
Kayyım rejimi halk iradesine darbedir, Dur de! pankartının açıldığı açıklamaya, DEM Parti Grupbaşkanvekili Sezai Temelli, HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, EMEP Milletvekili İskender Bayhan, İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu’nun yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
Sık sık “Kayyımlar gidecek biz kalacağız, Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek, Her yer Dersim her yer direniş, Dersim’de düşene dövüşene bin selam” sloganları atıldı.
Ortak basın açıklamasını DİSK İstanbul Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu okudu.
“SİYASİ İKTİDAR KAYYIM SOPASINDAN VAZGEÇMİYOR”
Arslanoğlu, siyasi iktidarın belediyeler üzerinde sallandırdığı kayyım sopasından vazgeçmediğini belirtti. AKP-MHP iktidarının kaç kere kayyım atarsa atasın, belediyeleri her seçimde yeniden daha büyük farkla kaybettiklerine de değinen Arslanoğlu, devamında şunara yer verdi:
Halk iradesine daha güçlü şekilde sahip çıkıyor, kayyım politikalarını tarihin çöplüğüne gömüyor. Anti-demokratik uygulamalarıyla 12 Eylül darbecilerini bile geride bırakan AKP-MHP iktidarının kayyım atamalarıyla 31 Mart’ta kaybettiği belediyelere karşı gasp planları yaptığı ortadadır. Kayyım atamalarını olağan hale getirmeyi, toplumu kayyım rejimine alıştırmayı ve halk iradesini gasp etme planlarına karşı çıkışı önlemeyi hedefliyorlar. Kendi baskıcı iktidarlarını sürdürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Görüyoruz ki AKP-MHP iktidarının belediyelere yönelik saldırıları şimdi de İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediyelerine yönelik soruşturmalarla devam ediyor.
“KAYYIM REJİMİ DARBE DEMEKTİR”
Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir. Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir.Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir.
“HAKLARIMIZIN GASP EDİLMESİNE ALIŞMAYACAĞIZ”
Milletvekilleri türlü hukuksuzluklarla hapse atılırken, belediyelere siyasi operasyonlarla kayyım atanırken seçme seçilme hakkından söz edilemez. Seçme seçilme hakkının tanınmadığı bir durumda da demokrasiden söz edilemez. Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız.”
“KANUNSUZ BİR ŞEKİLDE BURAYI KUŞATAN SİZSİNİZ”
Açıklama sonrası HDK Eş sözcüsü Meral Danış Beştaş söz aldı. Polis slogan atan kitleye ‘attığınız sloganlar kanunkara aykırıdır’ anonsu yaptı. O sırada Beştaş, “Kolluk güçleri biran önce buradan ayrılmalıdır. Bir kayyum darbesiyle de daha karşı karşıyayız. Çünkü şuanda yapılan anons kanunsuzdur. Kanunsuz şekilde burayı kuşatan sizsiniz” dedi. Beştaş, şöyle devam etti:
“Dersim halkı her zaman kendi iradesini ortaya koyuyor. Seyit Rıza’dan bu yana Dersim halkı bir adım geri atmadı. Belediye eş başkanlarımızı görevden alamazsınız burası size ait değil. Belediyelerimizi geri verin siz vermeyecekseniz bile biz geri alacağız.”
CHP İstanbul İl Başkan yardımcısı Mehmet Aslan da seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiğini vurguladı.
EMEP Milletvekili İskender Bayhan ise, “Bu iktidar ölene kadar ayakta kalabilmek için kayyum siyasetini yürütmeye çalışmaktadır. Bu halkın iradesinden, barış içinde kardeşçe yaşama isteğinden karanlık elinizi çekin. Yarınların emeğin kardeşliğin yarınları olmasını engelleyemeyeceksiniz” dedi.
“FAŞİZME GEÇİT YOK!”
DEM Parti Grupbaşkanvekili Sezai Temelli, de “Bu iktidar Kürt halkının iradesini yok saymaya devam ediyor. Asla bu darbeci zihniyete asla izin vermeyeceğiz. Darbe, bütün dünyada suçtur. Ayakta duramayacaksınız çünkü bu ülkede kayyum değil demokrasi diyenler yan yanadır omuz omuzadır. Türkiyedeki tüm vatandaşları demokrasi güçlerini seçme seçilme hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Kayyumlara geçit yok faşizme geçit yok!” diye konuştu.
Son olarak söz alan DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir ise “Dersim’de insanlar 2 gündür direniyor. Dersim halkı onurlu bir halktır diğer halklar gibi onuruna sahip çıkıyor. Dersim’i sular altında bırakarak insansızlaştırmaya çalışıyorlar. Biz buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
PİRHA- Ovacık Belediyesi’nin kayyımla gasp edilmesine karşın belediye önünde toplanan halk karara tepki gösterdi. Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarugül, “Bu halkın hiçbir değer yargısına saygı duymuyorlar. Buraya bizi korumak ve hizmet vermek için geldiklerini söylüyorlar ki; şu utanç verici duruma bakın. Barikatlar kurmuş durumdular” diye konuştu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Dersim ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Dersim ve Ovacık Belediyeleri önündeki protestolar sürüyor.
Ovacık’ta belediye önünde toplanan halk “Kayyım gaspına geçit vermeyeceğiz” çağrısında bulundu.
“UTANÇ VERİCİ BARİKATLAR”
Burada konuşan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, belediyenin ablukaya alındığını söyledi. Yüzlerce polisin ilçeye getirildiğini belirten Sarıgül, “İlçe sayısından daha fazla özel harekatçı ve polis getirmişler. Bunlar halkı da tanımıyorlar” dedi. Belediyeden eşyalarını dahi almadan çıkarıldıklarını belirten Sarıgül, “Bu halkın hiçbir değer yargılarına saygı duymuyorlar. Halkın istemi onları ilgilendirmiyor. Bugün buraya ‘sizi korumak için geldik’ diyorlar ama şu utanç verici hale bakın ne hale getirdiler burayı. Bu kadar insan savunmasız vatandaşlara buralara gelip kendi evlerini, işyerlerini talan edeceklermiş gibi bu barikatları kuruyorlar, sonra da ‘bizler sizleri korumak için geldik’ diyorlar. Bizi neyden koruyacaksınız, kendinizden korumuşsunuz” diye konuştu.
“ÜLKESİNE DÜŞMAN BİR ANLAYIŞ”
İktidarın önce belediyeleri ele geçirip bir darbe ile iktidarda kalma amacı taşıdığını belirten Sarıgül, “Kendi ülkesine düşman, kendi ülkesinin halkını sevmekten uzak tutan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu vatandaşların her birinin özgür demokratik bir ülke isteği var. Bizim isteğimiz barışın gelmesidir” dedi.
Kitlenin bekleyişi “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”,” Hak hukuk adalet” sloganları ile belediye önünde sürüyor.
PİRHA-Pazarcık Belediye Başkanı Haydar İkizer, AKP’den kazandıkları belediyenin başına geçtiklerinde birçok sorunun çözüme kavuşmadığını belirtti. AKP’nin kaybettiği belediyeden geriye 205 milyon borç kaldığını, 20 yıllık ödenmeyen SGK borçlarını kendi belediyeleri döneminde ödemeye başladıklarını söyledi.
6 Şubat Pazarcık merkez üssü olan Pazarcık’ta yerel seçimleri kazanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Belediye Başkanı Haydar İkizer, depremin en çok etkilediği Pazarcık’ta hükümetin kendine ait belediyelere hizmet götürdüğünü ancak muhalif belediyelere yönelik hizmet götürmediğini söyledi. İkizer, belediye seçimlerini kazandıktan sonra AKP’nin 205 milyon TL borç bıraktığını, esnaflardan alınan malzemelerin paralarının ödenmediğini, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ait borçların verilmediğini, 20 yıl ödenmeyen borçların belediye tarafından tahsil edildiğini söyledi. İkizer, yurtdışında kalan vatandaşlara da seslenerek şehrin tekrar canlanması için de gurbetçilerin yazın Pazarcık’a gelip esnaflardan alışveriş yapmasını istedi.
“BELEDİYEYİ 205 MİLYON TL BORÇLA ALDIK”
Belediyeyi devraldıktan sonra birçok sorunun çözülmediğini söyleyen İkizer, belediyenin borçlarını ödedikleri için hizmetin aksadığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı:
“5 yıllık AKP yönetimi boyunca herhangi bir işlem yapılmamış, herhangi bir çalışma yapılmamış. Biz belediyeyi 205 milyon TL borçla devraldık. Cumhurbaşkanlığı’nın yayınladığı bir genelge vardı. Belediyelere ait olan SGK borçlarının ödenmesi için muhalif belediyelere baskı uygulanması yönünde bir açıklamaydı. Bizler de bu baskıyı hafifletmek için borçlarımızı yapılandırmaya gittik. Bize gelen paranın 3,5 milyon TL’si SGK borcuna gidiyor. SGK’nin 20 yıllık borcunu biz ödüyoruz. Öte yandan esnaflarımız mağdur edilmiş. Biz esnaflarımızın mağdur olmaması için borçlarını ödüyoruz. Şu ana kadar, 6 ay içinde 30 milyon TL esnaf borcu ödedik. Bunları da hizmetlerden kısarak ödüyoruz. Yani hizmet yerine borç ödüyoruz” ifadesinde bulundu.
“KÖY YOLLARI İÇİN 10 MİLYON TL’LİK İHALE AÇTIK”
Pazarcık’a bağlı köylerde bozulan yolların yapılması için ihale açtıklarını söyleyen İkizer, daha önceden çalışmayan belediyelerin aksine gidilmeyen köylerde de çalışma yürüteceklerinin altını çizdi. İkizer, çalışmalarına yönelik şu açıklamalarda bulundu:
“Şu an en önemli sorunlarımız yol, su, alt yapı çalışmaları… Dünya Bankası hibe etmek amacıyla İller Bankasına ödenek verdi. İhaleyle alınacak olan bu para alt yapı çalışmalarına kullandırılacak. Köylerde bozulan yolları onarmak için 10 milyon TL’lik bir ihale açtık. Depremde bozulan yolları da belediye olarak biz yapacağız. Esnafları gezdiğimizde bizden istedikleri hizmet ilk olarak suların, yolların bir an önce yapılmasıydı. Esnaf bizden olağanüstü bir şey istemiyor. Biz daha önceki belediyelerin yapmadığı çalışmaları yaptık. Ziyaret edilmeyen köylere gitmeye çalışılıyoruz.”
Belediyenin iş makinalarının yetersiz olmasından dolayı kiralamak zorunda kaldıklarını söyleyen İkizer, “Şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey çöp konteynırları. Batıdaki şehirlere gidip baktığınızda onlar böyle çöple ilgili herhangi bir sorunu yok. Belediyenin çöp aracı olmadığı için 11 tane çöp aracı kiraladık ve her ay bunlara 1,5 milyon TL ödeme yapıyoruz. Eskiden çöp konteynırı vardı, nereye gitti bununla ilgili bir bilgimiz yok. 84 tane mahalle, 60 tane mezra var. Burada sadece bir çöp kamyonu ve 2 tane kepçe çalıştırabiliyoruz. Yokluk içinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Halkımızdan sabırlı olmalarını, 1-2 sene kadar beklemelerini istiyorum” şeklinde konuştu.
“AFŞİN’E ÖDENEN PARA PAZARCIK’A ÖDENMİYOR”
İktidarın belediyelere yönelik tutumlarının farklı olduğunu dile getiren İkizer, muhalif belediye olmalarından dolayı hizmet alamadıklarını ifade ederek, “Afşin’e ödenilen para bizim belediyelerimize ödenmiyor. Depremde oraya yapılan yardım bize yapılmadı. Ayrıca ekstra yardımlar da alıyorlar. Bize İller Bankası’ndan ne geliyorsa onu kullanıyoruz. Depremi en ağır hisseden Pazarcık’ın daha çok yardım alması gerekirken en az yardımı biz alıyoruz. Bakanlık nezdinde de böyledir. Bize acil olarak yapılması gereken yardımlar muhalif belediye olduğumuz için gelmiyor” diye belirtti.
“UYUZ KÖPEKLER TEDAVİ EDİLDİKTEN SONRA BIRAKILIYOR”
Uyuz köpeklerle ilgili olarak gelen şikayetleri değerlendirdiklerini dile getiren İkizer, “Yasaya göre hasta olan köpekleri barınağa getirip kısırlaştırdıktan sonra 15 günlük bir tedavinin ardından tekrar alınan yere bırakılacak. Uyuz olan köpekler tedavi edildikten sonra doğal alanlarına bırakıyoruz” dedi.
“DEPREMDEN ETKİLENEN İLÇEDE ÜCRETSİZ KONSER DÜZENLENİYOR”
İkizer, depremde en çok etkilenen ilçede halkın moralini geri getirmek için ücretsiz konserler düzenlediklerini, ilerleyen dönemlerde de buna yönelik çalışmalar yapacağını söyledi.
İkizer’in yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti:
“Şubat depreminin ardından toplumsal bir travma yaşıyoruz. Halkın yaşadığı psikolojik sorunları gidermek amacıyla ücretsiz konserler düzenliyoruz. Birçok sanatçıyla yaptığımız görüşmelerde bize ücretsiz konser verebileceklerini söylediler. Bazı sanatçılar bizlerden para istedilerse de bunu sponsorlar aracılığıyla ödedik. Halkımızın moral ve motivasyonunu tekrar kazanmak için bu tür çalışmalar yapacağız.”
“GURBETÇİLERE ÇAĞRI: PAZARCIK’A GELİN”
İlçeyi tekrar canlandırmak için yurtdışında yaşayan gurbetçilere de çağrıda bulunan İkizer, “Yazın ilçeye gelerek esnafımızdan alışveriş yapsınlar. Bu şekilde esnafımızda da bir hareketlilik olmuş olur. Böylelikle esnafımız da karamsarlığını unutmuş oluyor. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız Pazarcık’ı bizden daha çok düşünüyorlar. Ellerinden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
“NE GEREKİYORSA ONU YAPACAĞIZ”
İkizer, son olarak çalışmalarına daha yoğunluk vereceklerinin altını çizerek, “Esnafımız, halkımız yaptığımız çalışmalardan memnun. Halkımız için elimizden ne geliyorsa yapacağız. İnsanlarımız endişe etmesinler, bütün imkanlarımızı seferber edip ne gerekiyorsa çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.
PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.
Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.
Batman ve Mardin’de süren eylemlere Alevi Bektaşi Federasyonu Mustafa Aslan, Alevi kurumları adına destek verdi.
“İNKÂRCI, YOK SAYICI BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Batman’daki eylemde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “O zihniyet bugün bu ülkede halkın iradesine kayyım atıyor. İnkârcı, yok sayıcı bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.
Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eşbaşkanı Yeşil Işık da, Batman üzerinden yürütülen politikalara dikkat çekerek, “Bu halk 90’larda faili meçhullerde de ve bugün de kayyıma karşı direniyor, boyun eğmiyor. Bugün de 3’üncü defadır belediyemize kayyım atanıyor. Sizin de bildiğiniz gibi kayyım talandır, zulümdür, Kürt diline, kimliğine düşmandır. Kayyım hırsızlıktır. Hiçbir zaman bu politikalara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Sokaklarda, alanlarca direneceğiz” diye konuştu.
PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Esenyurt Meydan’da kayyım darbesine karşı yaptığı açıklamada “Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız! Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir” denildi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Platformu, “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir, kayyımlar gidecek biz kalacağız!” şiarıyla Esenyurt Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, “Ülke ikiye bölünmüştür. Bir tarafta darbeciler, öbür tarafta darbeye karşı direnen bizler” dedi.
Basın metnini KESK İstanbul Şubeler Platformu dönem sözcüsü Eren Ertin okudu.
“KAYYIM DARBELERİ OLAĞAN HALE GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR”
Ertin ülke olarak güne yine bir kayyum darbesi ile uyandıklarını belirterek şunlara yer verdi:
“Esenyurt Belediye başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyum atanmasının üzerinden daha beş gün geçmişken bugün de bir kez daha en demokratik haklardan olan seçme seçilme hakkı gasp edilmiştir. Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi başkanları görevden alınmış ve yerlerine kayyum atanmıştır. Son beş ayda arka arkaya Hakkâri, Esenyurt Mardin, Batman ve Halfeti halkının iradesini gasp etmeye dönük saldırılar AKP-MHP iktidarının 31 Mart yerel seçimlerini ezici bir şekilde kaybettiği belediyelere kayyum darbesi ile adeta çökmeyi hedeflediğini tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır. Hedef açıktır. Tüm toplum iradesinin gasp edilmesine alıştırılmak, kayyum darbeleri olağan hale getirilmek istenmektedir. “KAYYIM HERKESE VERİLMİŞ BİR GÖZDAĞIDIR”
Kayyum halk iradesine darbedir. Kayyum emeğe darbedir. Kayyum; yerel yönetim emekçilerini işinden, ekmeğinden eden, toplu sözleşmelerini iptal eden, sürgünü, sendikal ayrımcılığı, angarya çalıştırmayı rutin hale getiren bir emek düşmanlığının adıdır. Kayyum: Yolsuzluktur, boşaltılan kasalardır. Kayyum: Şatafattır. Belediye binalarına eklenen jakuzili odalardır. Kayyum: Yandaşlara belediyelerde kadro açmak, ihale dağıtmaktır. Dolayısıyla halkın omuzlarına katmerli borçlar yüklemektir.
Kayyum: İktidarın insan ve doğa karşıtı rantçı belediyecilik anlayışı karşısında olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. “DEMOKRASİNİN TEMEL KOŞULU HALK İRADESİNE SAYGI DUYMAKTIR”
Bir kez daha altını çiziyoruz. Demokrasinin varlığının temel koşulu halk iradesine saygı duymaktır, aksi her türlü karar veya müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Seçilmiş milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hala cezaevinde tutulduğu, belediye başkanlarının tutuklandığı yerlerine kayyum atandığı bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Herkes bilmelidir ki yaşanan bu hukuksuzluklara karşı parti, siyasi görüş ayrımı yapmadan ülke genelinde yeterli düzeyde tepki yaratılmaması halinde kayyum darbesi yeni belediyeler ile sürecektir. “SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI DERHAL GÖREVİNE İADE EDİLMELİDİR”
Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak halkın iradesine, demokrasiye, emeğe, barışa darbe niteliğindeki kayyum politikalarını hiçbir dönem kabul etmedik, alışmadık. Bugün de kayyum darbesini kabul etmiyoruz! Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız!
Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Belediye Başkanları derhal görevine iade edilmelidir.”
PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi önünde yaptığı konuşmada, “Halkın iradesiyle inatlaşılmaz. Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin Büyükşehir, Halfeti ve Batman Belediyesi’ne kayyım ataması kararı protesto edilmeye devam ediliyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel Mardin’e gitti.
Özel, “Mardin halkının iradesini tanımayan, Mardin’i seçimlerle alamayan bir akıl, Mardin Belediyesi’ne üçüncü kez kayyum atamaya kalktı. Ben haberi televizyonda gördüğüm anda yanımdaki arkadaşım dedi ki ‘Tüh, Ahmet Başkanı ziyaret edemeden Ahmet Başkanı görevden aldılar’. Ben de ona dedim ki ‘Hayır, Ahmet Başkanı gidip bugün ziyaret edeceğim. Mardin Büyükşehir Belediye başkanın kim olduğuna Recep Tayyip Erdoğan değil, Mardinliler karar verir.’ 50 yıldır Mardinliler, Kürtler kendi iradelerini temsil etmek üzere her sandık önlerine konulduğunda Ahmet Türk’ü seçiyorlar. Bu iradeyle inatlaşılmaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel, “Ey Türkiye’nin iradesine müdahale eden kötü akıl, burada bu akla ‘devlet aklı’ diyorsanız bu ne devletin aklıdır, her kimin aklı olursa olsun bu akıl kötü bir akıldır. Milletin vicdanında bu akla yer yoktur. Ben diyorum ki Türkiye Cumhuriyetinde her Kürt kendini Manisalı, Osmaniyeli, Rizeliler kadar eşit hissedene kadar demokrasi mücadelesi vereceğiz. Bunun için illa da eşitlik, illa da kardeşlik, illa da barış demeye geldim” diye konuştu.
“AHMET TÜRK BARIŞ GÜVERCİNİDİR”
CHP Genel Başkanı Özel, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Efendim, biz ‘Kürt meselesi’ deyince yokuz, ‘Kürt meselesi yoktur’ diyeceğiz ama bir takım pazarlıklarla kendimiz için bir avantaj sağlayacağız. Bakın Ahmet Türk, 50 yıl önce ben doğmadan siyasette olan bu kişi siyasette Türkiye siyasetinde diyaloğu temsil eden, barışı temsil eden, kardeşliği temsil eden, çatışma yerine barışı savunan, hepimize bu konuda önderlik eden bir barış güvercinidir. Bugün sen kayyum atama meselesinde nereye atarsan ata, Hakkari’de de yanlıştı, Esenyurt’ta da yanlış, Halfeti’de de yanlış, Batman’da da yanlış, burada da aynı yanlış. Ama be Allah’ın adamı ‘devlet aklı, devlet aklı’ diyorsun. Bütün Türkiye’ye kayyum atasan buna aklın öyle kesse, buna hakkın olsa ki hiçbirine yok, Ahmet Türk’e gelince duracaksın. Ahmet Türk kayyum atanacak biri değil. Mardin Devrim Başkanı seçmiş, görev vermiş. Sen bu iradeye karşı çıkarsan, bu Mardin’in tarihini, bu Mardin’in kardeşliğini, bu Mardin’in kutsallığını, bu Mardin’in kadim medeniyet anlayışını hiç anlayamamışsın demektir. O yüzden hem bir yandan dönüp adına ‘sorun’ demediğin bir şeye çözüm arayacağına ikna edeceksin, hem ‘Türkiye’de siyasette barışı kim savunur?’ dendiğinde akla gelen ilk ismin, halkın neredeyse yüzde 60 iradesiyle verdiği kararına, desteğine rağmen orada kayyum siyaseti yapacaksın. Burada o dediği akıl da yok, burada vicdan da yok. Burada bir oyun var ama o oyundan ne bize hayır var, ne bu millete hayır var. Emin olsun kendisine de hayrı yok.”
Özel, “Bir kez daha uyarıyorum; söz bitmesin, söz kıymetlidir, söz önemlidir, söz konuşabilmek demektir, söz kardeşliktir, söz her zaman sözümdür, sözsüz çözüm olmaz. Mardin seçimde sözünü söylemiş, o sözü kısmayın. O sözü susturmayın. O sözün temsilcilerine bu zulmü yapmayın. Ben buradan Türkiye siyasetindeki tüm aktörlere çağrıda bulunuyorum: Bir cinnet gününü yaşadık ama bugün orada bırakıp bu yanlışlardan dönün. Bu kayyum meselesinde ileri adım atmayın. Aksine gelin geri adım atın. O KHK‘yla, OHAL’de çıkardığınız o ahlaksız kanundan bu süreçten vazgeçin” ifadelerini kullandı.
Korkuya teslim olmayacaklarının altını çizen Özel, “Birileri kavga, çatışmanın bizi parçası yapmak, buradan kendilerine önce güç devşirmek, yarattıkları korkuyla bu ülkeyi yönetmek istiyorlar. Bu korkuya teslim olmayacağız. Türkiye’nin Manisa’da da Mardin’de de büyük sıkıntı içinde olan vatandaşları var. Açlık var, yoksulluk var, işsizlik var, hayat pahalılığı var, gençlerimizin ümitsizliği var. Bu sorun görülmesin diye gençleri, yoksulları, işsizleri, çatışmaya, kavgaya, gerginliğe sürüklemeye çalışıyorlar. Buna teslim olmayacagiz. Türk gencinin de, Kürt gencinin de hayalini bu ülkede kurmasını omuz omuza, halaya durmasını bu ülkeyi nasıl ki dedeleri birlikte kurtardı, torunların bu ülkede kardeşçe ve eşit yaşamasını savunuyoruz, bunun arkasında duracağız” diye belirtti.
PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve sonrası atanan kayyıma karşı ilçe binası önünde başlattığı “Adalet Nöbeti” eyleminde konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Sizin terörist dediklerinizi o halk her gün seçiyor” diyerek kayyımlara karşı birleşik mücadele çağrısında bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 31 Mart yerel seçimlerinde Kent Uzlaşısı ile Esenyurt Belediye Başkanlığı’na seçilen Ahmet Özer’in tutuklanması sonrası atanan kayyıma karşı ilçe binası önünde “Adalet Nöbeti” eylemi başlattı. Eyleme DEM Parti Milletvekilleri Celal Fırat, Çiçek Otlu ve Kezban Konukçu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti örgütlerinin katılarak destek verdi.
“ESENYURT’TA SUÇ İŞLENİYOR”
Eylemde konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Esenyurt halkının iradesine kayyım atandığını vurgulayarak, “Belediye meclisine yapılan Esenyurt halkının iradesine ikinci kez darbe vurulmasıdır. Belediye meclis üyeleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin grup toplantı salonuna giremedi. Çünkü gittiklerinde o kapıların kilitlenmiş olduğunu ve tabelasının oradan söküldüğünü gördüler ve biz de dışarıdaki meclis üyelerimizle birlikte milletvekillerimizle içeriye girmek istedik. Açıkça bugün Esenyurt Belediyesi’nin içinde suç işlendi. Belediye meclis üyelerimiz tartaklanarak dışarı çıkarıldılar, bu bir suçtur. Bu suçun karşısında gerekli hukuki işlemlerde bulunuyoruz. Bugün Esenyurt abluka altına alındı” dedi.
Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine atanan kayyımların kabul edilemez olduğunun altını çizen Çelik, “Belediye başkanlarının görevlerinden el çektirilmesi millet iradesine darbedir” diyerek tepki gösterdi.
AKP, CANIMIZA TAK ETTİRDİ”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise, halkın tepkisinin anlamlı olduğunu belirterek, “2002’den bu yana bu memleketi adeta bir karanlık tünelin içinden geçer gibi izliyoruz. AKP bu memlekette rahat bir nefes almamıza izin vermeyen politikalarıyla canımıza tak ettirdi” diye konuştu.
“GECEDEN SABAHA KADAR EYLEMLERİMİZİ DEVAM ETTİRECEĞİZ”
“Ahmet Özer susturamadığınız bir Kürt aydınıdır ondan tahammül edemiyorsunuz” diyen Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Esenyurt’a atanan kayyıma sesleniyorum; Seni oraya atayanın kim olduğunu biliyoruz. Atayan iradenin farkındayız ama bir de bir talimat var o talimatın altına da İçişleri Bakanı imza atıyor değil mi? Seni kayyım olarak buraya gönderiyor O bir zamanlar İstanbul Belediyesi’ne kakayyım olarak atandı. İstanbul Belediyesi’nden o kayyımı nasıl gönderdiysek seni de göndereceğiz.
Esenyurt’a ses çıkaran Mardin’e sessiz kalırsa veya Batman’a ses çıkartan Esenyurt’a sessiz kalırsa yeniliriz. Bu bir demokrasi mücadelesidir, hep beraber dayanışma göstereceğiz. Sizin terörist dediklerinizi o halk her gün seçiyor. Kayyım atanan her yerde talebimizi şudur bize hukuk diye 2016’nın OHAL’ini gösteriyorsunuz. 2016’nın KHK’sını bize hukuk diye dayatıyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz. Esenyurt’ta 15 gün boyunca her türlü toplantı ve gösteri yasaklandı diyorlar. Geceden sabaha kadar eylemlerimizi devam ettireceğiz.”
PİRHA-Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Malatya’nın Arguvan ilçesinde onayı verilen bakır, gümüş, altın maden ocaklarına yönelik panel gerçekleştirdi. Panelde konuşan bilim insanları, bölgede faaliyete girecek olan maden işletmelerinin olası sorunlarıyla ilgili bilgi verdiler. Malatya’da 1507 ÇED başvurusu olduğu belirtilirken, madenlerin durdurulması, sulu tarımın yapılması çağrısında bulunuldu.
Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP), Arguvan’da profesörlerden oluşan mühendis, mimar ve şehir bölge planlamacısıyla bir araya gelerek panel gerçekleştirdi.
Arguvan Belediyesi İlgezdi Kültür Komleksi Konferans Salonu’nda yapılan panelde, bölgeden gelen aktivist ve halk, konferans salonunda açılması düşünülen bakır, altın ve gümüş maden ocaklarının ilçede yaratabileceği sorunlarla ilgili konuştu.
Panelde öne çıkan konulardan biri de Arguvan bölgesine baraj yakın olduğu halde sulu tarımın yapılmaması. Panelde konuşan (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, rezerv alanlarının açılmasının nedenlerinden birinin demografik yapıyı değiştirmek olduğunu belirterek, “Maden bölgelerinde Alevi, Kürt, Sol, Sosyalist insanların olduğu bölgeleri dağıtıp parçalamak içinde rezerv alanları ilan edilebiliyor” dedi.
Malatya Çevre Platformu üyelerinden Hüseyin Çıplak da panelde giriş konuşmasını yaparak, Arguvan ilçesindeki madenlerin yaratacağı sorunlara dikkat çekti.
Çıplak, Erzincan İliç’teki maden faciasına işaret ederek, “Arguvan’ı İliç yaptırmayacağız. Kendi yaşam alanlarınıza sahip çıkmanız gerekiyor. Hep birlikte çıkamazsak yeni bir İliç’le, yeni bir Bergama’yla karşı karşıya kalacağız. Şu an dünyadaki en önemli sorunlardan biri çevre sorunu. Bu, Türkiye’de daha fazla yaşanıyor. Ülke ekonomisinin bir değeri de yok. Zaten çıkarılan madenlerin yüzde 4 payı ülkeye, yüzde 96 kısmı da yabancı şirketlere gidiyor. Bunun da zaten artı bir değeri yok” diye konuştu.
“MALATYA’DA TOPLAM 1507 TANE ÇED BAŞUVURUSU VAR”
Hüseyin Çıplak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Malatya’da şu an faaliyete olan 193 tane maden şirketi var. Başta Hekimhan olmak üzere her ilçede maden ocakları çalıştırılıyor. Malatya genelinde 230 tane taş ocağı var. Açılması beklenen maden ocakları da 130 küsür. Akçadağ ilçesine 136 tane ÇED başvurusu yapıldı. Arapgir’de 114 ÇED başvurusu var. Battalgazi’de 108 başvuru var. Darende’de 70, Doğanşehir 221, Hekimhan 130, Kale 14, Kuluncak 86, Malatya Merkez 10 tane Pötürge 60, Yazıhan 97 ve en çok ÇED başvurusu yapılan ilçelerin başında gelen Yeşilyurt’ta 376 tane olmak üzere toplam 1507 tane ÇED başvurusu var.”
“MADENLER DURDURULMALI, SULU TARIM GELİŞTİRİLMELİ”
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden emekli öğretim üyesi, orman mühendisi ve doğa bilimci Prof. Doğan Kantarcı ise rahatsızlığından dolayı panele telefonla katılarak sunum yaptı. Kantarcı, Arguvan’daki susuz tarım alanlarından bahsederek, baraja yakın olmasına rağmen sulu tarımın yapılmadığını, köyden kente artan göçün önüne geçmek için madenlerin durdurulmasını ve sulu tarımın geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
“12 EYLÜL DARBESİYLE BİRLİKTE ÇEVREYLE İLGİLİ BİRÇOK KANUN DEĞİŞTİRİLDİ”
Dönemin hükümetinin neoliberal politikaları Türkiye’de uygulaması mümkün olmadığı için 12 Eylül darbesinin yapıldığını söyleyen Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyesi ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticilerinden Ayşe Mücella Yapıcı, şu ifadeleri kullandı:
“12 Eylül Darbesine baktığımızda hep siyasi nedenlerden dolayı yapıldığı söylenir. Türkiye’deki çevre politikalarına ilişkin her türlü korumacı bütün yasalar 12 Eylül darbesiyle birlikte değiştirildi ve bu yasalara karşı çıkmak yasaklandı. Neoliberal ülkeler gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin emeğini, doğasını, coğrafyasını, yer altı ve yer üstü varlıklarını kendilerine sömürge alanı yaptılar. Hep beraber bir araya gelip bu alanı koruyalım. Ne yapıp ne edelim bu topraklara sahip çıkalım.”
“YABANCI SERMAYELERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”
Türkiye’de sık sık değiştirilen yasalarla birlikte ormanlık alanlarının, sahillerin, mera alanlarının ve birçok doğa alanın yabancı sermayelere peşkeş çekildiğine vurgu yapan Profesör Dr. Pelin Pınar Giritoğlu da “Kanal İstanbul, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Yolu gibi projelere baktığımızda eksik bile olsa bu projelerin hiçbirinde ÇED raporu olumsuz kararı çıkmadı. O açıdan baktığımızda ÇED raporları o kadar da anlamlı sayılmıyor. Bugün yasalar aracılığıyla, piyasalar aracılığıyla, imar planları aracılığıyla, ÇED raporları aracılığıyla ekolojik alan kaynar kazan haline geliyor. Biz ne zaman havamızı, suyumuzu ekonomik yarar değil de kamusal bir yarar olarak görürsek o zaman bundan bir çıkış yolu bulabiliriz” dedi.
“DEMOGRAFİK YAPIYI BOZMAK İÇİN DE REZERV İLAN EDİLEBİLİYOR”
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapkıran ise “Bütün rezerv alanlarında bir kamulaştırma rantı hesabı var. Rezerv alanları tayininde demografik müdahale var. Mesela maden bölgelerinde Alevi, Kürt, Sol, Sosyalist gibi bölgeleri dağıtıp parçalamak içinde rezerv alanları ilan edilebiliyor. Biz küresel sermayenin tüketicileri olmayı bırakıp kendi ürünlerimizi tüketen mekanizmaları kurmaya devam edip, bunun için aydınlanmayı sağlamaya devam edip bütün köye bu bilgileri taşımazsak, zehirlenmeye devam edeceğiz, hasta olmaya devam edeceğiz genetiği bozulmuş ürünleri yemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“DOĞAMIZA SAHİP ÇIKALIM”
Malatya MAL-ÇEP Dönem Sözcüsü Hasan Kaya panel sonunda bir konuşma yaparak doğamıza sahip çıkalım çağrısında bulundu. Kaya, “Ekolojik sorunlara mutlaka sahip çıkmalıyız. Doğamızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve yaşam alanlarımızı kesinlikle korumalıyız, yan yana gelip birlikte hareket etmeliyiz” dedi.