Etiket: berat albayrak

  • Berat Albayrak istifa etti

    Berat Albayrak istifa etti

    PİRHA- Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa etti.

    Instagram hesabından bir istifa açıklaması yayınlayan Hazine ve Maliye Bakanı Berat “At izinin it izine karıştığı, Hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda bizlerin samimiyetine inanarak dua eden her bir vatandaşımızdan rabbim razı olsun” ifadelerine yer verdi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise istifayı kabul edip etmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Redhack davası görüldü: Yurtdışı yasağı kaldırılmadı

    Redhack davası görüldü: Yurtdışı yasağı kaldırılmadı

    Redhack tarafından yayınlanan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın e-maillerini haber yaptıkları için yargılanan 6 gazetecinin duruşması ertelendi. Gazeteciler hakkındaki yurt dışı yasakları kaldırılmadı.  
    Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Redhack tarafından yayınlanan e-maillerini haberleştirdikleri için haklarında dava açılan gazeteciler Ömer Çelik, Metin Yoksu, Mahir Kanat, Derya Okatan, Eray Sargın ve Tunca Öğreten’in 9’uncu duruşması görüldü. Çağlayan’daki İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, gazeteciler Tuncay Öğreten, Mahir Kanat ve Eray Sargın ile avukatları Mehmet Ali Koç, Tuba Torun, Ali Denil Ceylan ve Özcan Kılıç katıldı.
    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; kimlik tespiti ile başlayan duruşmada, Berat Albayrak’ın vekili avukat Ahmet Özel, Eray Sargın’ın avukatı Erman Öztürk ile Metin Yoksu’nun avukatı Sercan Korkmaz’ın mesleki mazeret dilekçelerini gönderdikleri görüldü.
    İddia makamı eksik hususların giderilmesini ve sanıklar hakkında verilen adli kontrol kararının devam etmesini istedi.
    “DELİL YOK GAZETECİLİK VAR”
    Gazeteci Tunca Öğreten, “17 yıldır gazetecilik yapıyorum. Seyahat edememek beni etkiliyor. Bütün duruşmalara katıldım. Beraat edeceğime inanıyorum. Beraat edeceğim güne kadar tüm duruşmalara katılacağım” diyerek, hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.
    Gazeteci Eray Sargın, “Ortada iddia var delil yok, gazetecilik var. 3 yıldır adalet yok, beraatımı talep ediyorum” dedi.
    Avukat Tuba Torun da, “Müvekkilimin gazetecidir yurt dışına çıkma ihtimali bulunduğundan adli kontrolünün kaldırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca dosyada müvekkilimin adli kontrol tedbiri uygulanmasına sebep bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep ediyoruz” diye ifade etti.
    “MÜVEKİLİM TACİZ EDİLMEKTEDİR”
    Yoksu’nun avukatı Özcan Kılıç ise, “İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/24 Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Müvekkilim benzer suçlamalar ile bu dosyadan yargılanmaktadır. Söz konusu dosyada müvekkilim yönünden adli kontrol tedbiri uygulanmamakta ancak dosyanızda müvekkilim hakkında yurt dışı çıkış yasağı vardır. Bu adli kontrol nedeniyle müvekkilim sürekli taciz edilmektedir. Bu nedenle yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
    Öğreten ve Yoksu hakkındaki yurt dışı yasağının devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 15 Aralık’a erteledi.
  • Dersimli yurttaşlar: Hükümeti istifaya çağırıyoruz-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Hükümeti istifaya çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgın sürecine ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli yurttaşlar, ekonomik anlamda büyük bir çöküş yaşandığını, hükümetin bu süreci iyi yürütemediğini belirttiler. Yurttaşlar, “Evde kalamıyoruz, çalışmamız gerekiyor, buna ilişkin hiçbir yol yöntem izlenmiyor. Bu yaşananlar doğrultusunda hükümeti istifaya çağırıyoruz” dediler. 

    Koronavirüs salgını sürecinde hükümetin politikalarından en çok emekçilerin etkilendiği görülüyor. “Evde kal” çağrılarının yerini “Evde tut” çağrıları aldı.

    Milyonlarca emekçinin ya işyerleri kapatıldı ya da emekçiler zorla ücretsiz izne çıkarıldı.

    Bunun yansıması Dersim’de de yoğun bir şekilde görülüyor. Yüzlerce emekçinin işyeri kapatılırken açık kalanlar ise zor durumda.

    Halk, tamamıyla eve çekilmiş durumda olduğu için İçişleri Bakanlığı genelgesiyle kapatılmayan iş yerlerinde emekçiler, günlük kazanımlarını sağlayamıyor.

    Salgın sürecinde bu politikalardan en çok etkilenen emekçilere mikrofon uzattık. Yurttaşlar, evde kalamadıklarını, acilen bir yol bulunmasını talep ederek şikayetlerini dile getirdiler.

    “GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMIYOR”

    Organik ürünlerin satıldığı pazarda çalışan Zeki Bagav, “Virüs çok hızlı yayıldı. İşin ciddiyetini hala anlamış değiliz. Tedbirler yeterince alınmamış. Vatandaşı umreye yolluyorlar bu hastalık süresince. İnsan sağlığı dikkate alınmadı. Umreden gelen insanlar gelip halka bulaştırıyor. Karantinada olması gerekenler, karantinadan kaçırılıyor. Şehirler karantinaya alınmıyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE, AKLA VE BİLİME SAVAŞ AÇMIŞ DURUMDA”

    Tedbirlerin yetersiz kaldığını belirten Bagav, “Türkiye şu anda akla, bilime savaş açmış durumda. İsteğimiz cehalet içinde ölmek herhalde. Böyle bir devlet, millet olunmak isteniyor. Yaşananların akılla izah edilir bir durumu yok. Tedbirler baştan savma. Vatandaş da yeterince bilinçlenmemiş, ki mecbur kalanlar da var” dedi.

    “DEVLET, SAVAŞ DEĞİL HİZMET AYGITI OLARAK TANIMLANMALI”

    Bagav, hükümetin ekonomik açıdan yurttaşlara dair ekonomik anlamda bir destek sunmadığını belirterek şunları kaydetti:

    “Vatandaş dar gelirli. Günlük çalışıldığı için geçinilmiyor. Ay sonuna kimse para biriktiremiyor. Çok ciddi bir ekonomik kriz var zaten hali hazırda. Bu süreçte devletin devreye girmesi gerekiyor. İnsanların cebine para koyulup bütün tedbirler alınması gerekiyor.

    Ben devletim, bugün için varım demesi gerekiyor. Devlet ülkelere saldırır vs değil, böyle bakmamak gerekiyor. Devlet, şiddet aygıt olarak tanımlanmamalı, devlet hizmet aygıtı olarak tanımlanmalı.

    Bu virüs her açıdan zarar verip yıkıma doğru götürüyor. Ama bir yanı da var; bizi düşünmeye itiyor. Sağlık sisteminde, yönetim şekli konusunda düşünmeye itiyor. Bunca yıl biz nasıl yaşadık ve ne hale geldik konusunda düşündürüyor.”

    “HÜKÜMETİ DERHAL İSTİFAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Organik ürünlerin satışıyla geçimini sağlayan aynı zamanda atanamayan öğretmen olan Agit Aral, “Burada gulik ve farklı organik ürünler satıyoruz. Hükümetin yapmış olduğu “Evde kal” çağrılarına uyamıyoruz. Evde kalamıyoruz. Çünkü kira, faturalar geldi, dolayısıyla dar gelirli olduğumuz için günlük olarak çalışıyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Aral, “Dün mesela çalışamadığımız için yevmiye alamadık. Bugünkü hükümet İspanya’ya, İtalya’ya yardım gönderiyor. Biz burada açız. Bu hükümet kimin hükümeti. Bu hükümeti derhal istifaya çağırıyoruz. Kendi vatandaşına sahip çıkamıyor. Deprem oluyor milletten bağış topluyor, salgın oluyor yine milletten bağış topluyor” diyerek hükümeti istifaya çağırdı.

    “PATRONLARA ÖZEL TEŞVİK, EMEKÇİYE SIFIR”

    Patronlara özel teşvik verildiğini ancak emekçiye dair hiçbir politika uygulanmadığını belirten Aral, şunları kaydetti:

    “Patronlara özel teşvik veriliyor, emekçiye sıfır. Bu felaket sınıf gözetmiyor. Ama bu felakete önlem almak kesinlikle sınıfsaldır. Maske takamıyoruz, elimizde sadece eldiven var. Çin’e kitleri satıyorsun, salgın ne zaman başladı hiçbir açıklama yok. Bu salgın bitti deseler neye göre inanacağız? Şubat ayında Van’da çıkan bu felaket; umreye neden insanlar gönderiliyor? Gönderdiniz, peki neden karantinaya alınmadı? Polisin yüzüne tüküren bir insan var. Bu ibadet kabul olur mu?”

    “TOPLANAN VERGİLER, BAĞIŞLAR NEREDE?”

    Deprem, sel, salgın ve birçok felakette yurttaşlardan toplanan vergiler yerine bağış kampanyalarının düzenlenmesine tepki gösteren Aral, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “15 Temmuz’da 338 trilyon para toplandı, Beşiktaş saldırısında 72 trilyon para toplandı, depremde 72 trilyon para toplandı bu paralar yok. Bu parayı sorduğun zamanda hiçbir eleştiri kabul edilmiyor.

    Sağlık Bakanı’na güzellemeler yapılıyor, bakanın işi bu. Her akşam çıkıp ölüm haberi veriyor. Bu yapılacağına kim nerede ölüyor bunları söylesinler. Sokağa çıkma yasağına ilişkin soru soruluyor. Evet veya hayır tek cevaplık bir soru, buna ‘Herkes kendi OHAL’ini ilan etsin’ deniyor. Devlet bana bakmak zorunda. Devlet İspanya’ya bakıyorsa gitsin İspanya’yı yönetsin.”

    “BÜTÇEYİ SAĞLIĞA AYIRMAYIP İMAMLARA MAAŞ VERİYORLAR”

    Aral, bakanların ekonominin iyi olduğu yönündeki açıklamalarına şu şekilde devam etti:

    “İsyanlardayız artık. İnsanlar kendini yakıp intihar ediyor. Ama sorsak İMF bizden borç istiyor. Berat Albayrak hiç kimse işsiz kalmayacak diyor. Ben işsizim, ben atanamayan öğretmenim, haberin var mı? Bu tabloyla gurur duyuyor musun? Altın varaklı kaloriferlerin yanında bir şeyler söylüyorsun. Bize yutturamazsın. Git İspanya’yı, İtalya’yı yönet.

    Bakanlar, vakaları doğru söylemek zorunda. Belki burada da vaka vardır ama açıklanmıyor. Sağlık personeli alacaklarına imamlara maaş veriyorlar. Namaz yok, fetva yok, hutbe yok, bu imamlar niye para alıyor? El insaf artık.”

    “SİYASİ TUTUKLULAR DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Aral, infaz yasasına da değinerek “Siyasi tutsaklar derhal koşulsuz bir şekilde serbest bırakılmalıdır. Bu salgın sürecinde en çok cezaevleri etkilenecektir. Zaman kaybedilmemesi gerekiyor. Siyasi temsilcilerin derhal tahliye edilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MADDİ OLARAK ZOR DURUMDAYIZ”

    Fırında çalışan Adile Ateş ise, Dersim’in küçük bir kent olmasından kaynaklı salgının kritik olduğunu belirtti.

    Ateş, “Herkesin dikkatli olması lazım. Bir kişinin yakalanması herkesin hasta olması demektir. Burası küçük bir yer. Bizi düşünen yok. Biz maddi olarak zor durumdayız. Dükkanı kapalı olanlar var. Elemanlarını çıkartanlar var. Herkes mağdur durumda. Biz ekmek pişirmemize rağmen zor durumda kalıyoruz” dedi.

    “BİZİM VERGİLERİMİZ NEREDE?”

    Giyim mağazası olan Aysel Mencik isimli yurttaş ise, “Evde kalın çağrıları yapılıyor. Tamam evde kalalım ama bizim çeklerimiz var nasıl ödenecek? Kredi kartlarımız için bankalar arıyor, mesaj atıyor. Bunların ertelenmesi gerekiyor. Evde aç, susuz kalırım ama bunları nasıl ödeyeceğim? Ya bunlar ertelenecek ya da devlet ödeyecek. Devlet ödüyorsa çıkmam evden, sıkıntı yok. Dükkanı açıyorum, insanlar gelmiyor. Alışveriş olmadığı zaman ödeme de yapamayacağız. Bizim vergilerimiz nereye gidiyor? Biz bunları verdiğimizde devlet bunu düşünmüyor mu bir felaket olur. Ya devlet buna bir çözüm bulacak ya da hepimiz gümleyip gideceğiz. Çeklerimiz, borçlarımız yazılmaya başlanacak, faizler gelecek. İcralar gelecek. Acilen bir çözüm bulunması lazım”diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Diyarbakır’da Erdoğan hazırlığı: Sur’a giriş yasaklandı

    Diyarbakır’da Erdoğan hazırlığı: Sur’a giriş yasaklandı

    Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelişi öncesi Sur ilçesine araç girişi yasaklandı, kente polis ve asker yığıldı, stadın kuruyan çimleri yenilendi.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelişi öncesi güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı. Sur ilçesine araç girişi yasaklanırken, çevre illerden binlerce sivil polis ve asker otobüslerle kentte taşındı.

    AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi kayyımı, Okçular Vakfı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türk Telekom tarafından organize edilen “Diyarbakır Gençlik Festivali” kapsamında düzenlenecek futbol müsabakasına katılmak üzere Diyarbakır’a geliyor. Erdoğan’ın programına ilişkin maçın dışında bilgi verilmedi. Erdoğan’ın gelişi öncesi kentte güvenlik önlemleri üst düzeye çıkarıldı. Dün akşam saatlerinde merkez Sur, Kayapınar, Bağlar ve Yenişehir ilçelerinde yüzlerce polis ve özel harekat timi, zırhlı araçlar eşliğinde caddelerde durdurdukları araçlarda arama yaptı. Kontrollerde binlerce kişinin Genel Bilgi Taraması’ndan (GBT) geçirildiği ve baskın yapılan 50’yi aşkın işyerinin arandığı öğrenildi.

    SUR İLÇESİNE ARAÇ YASAĞI

    Erdoğan’ın kentte gelişi kapsamında yakılıp yıkılan Sur ilçesine dün gece saat 22.00’den itibaren araç girişi yasaklandı. Trafiğe kapatılan cadde ve bulvarlar nedeniyle toplu taşıma dahil tüm araçlar için yeni güzergahlar belirlendi.

    KENTTE BİNLERCE POLİS VE ASKER GETİRİLDİ

    Erdoğan’ın kentte gelmeden önce Mardin, Urfa, Elazığ, Batman ve Bingöl’den binlerce asker ve polis,  otobüslerle kente getirildi. Sivil polis ve askerlerin, Diyarbakır Stadyumu, Sur ilçesi ile kentin değişik noktalarında konumlandırıldı. Sivil polis ve askerlerin stattaki karşılaşmada tribünlerde yer alarak Türk bayrakları sallama görevini yerine getirecekleri belirtildi.

    STADIN KURUYAN ÇİMLERİ YENİLENDİ

    Diyarbakır’da geçen mayıs ayında hizmete giren ve Amedspor ile Diyarbekirspor’un yeni sezondaki maçlarını oynayacağı 33 bin kişilik yeni stadın çimleri kuruyarak kullanılamaz hale gelmişti. Çimlerin kuruması gerekçe gösterilerek Amedspor’un maçlarını statta yapması engellenirken, çimler dün gece alelacele yenilendi. Yine kentin işlek caddelerine çiçek ekildi, bariyer ve refüjler sabaha kadar yıkandı, temizlendi.

    BAKANLAR EŞLİK EDECEK

    Erdoğan’a aynı zamanda damadı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan eşlik edecek.

    (Kaynak: MA)

  • Hazine Bakanı Berat Albayrak: Yüzde 10 indirim kampanyası başlatıyoruz

    Hazine Bakanı Berat Albayrak: Yüzde 10 indirim kampanyası başlatıyoruz

    Hazine Bakanı Berat Albayrak, enflasyonla topyekün müdahale başlıklı sunumda yaptığı konuşmada, “Yüzde 10 indirim kampanyası başlatıyoruz.” açıklaması yaptı.

    Tüm firmalara konu ile ilgili çağrı yapan Albayrak, bu indirim kararlarının firmaların inisiyatifinde olacağını, ve “hali hazırdaki indirim kampanyalarına ek olarak yapılacağını” söyledi.

    Berat Albayrak, bu indirim kampanyasına katılacakların dükkanların girişine “mücadelenin logosunu” asmasını da istedi. Albayrak, halka da çağrı yaparak bu logoların bulunduğu firmalardan alış veriş yapılmasını istedi,

    Aynı sunumda “enflasyonlamücadele.org” isimli internet sitesi de duyuruldu.

    Albayrak’ın sunumunda şu başlıklar da öne çıktı:

    Hal yasasında değişiklik yapılacak, Meclis’e bu ay içinde gelmesi sağlanacak. Bu yasa ile komisyonculuk kaldırılacak, yeni haller kurulacak, Kira artışı tüketici fiyatlarına göre belirlenecek, Stokçulukla etkin mücadeleye devam edilecek, Alo 175 hattı üzerinden vatandaş şikayetleri takip edilecek.

    Berat Albayrak, olağan üstü bir durum olmaması durumunda, “elektrik ve doğalgaza yıl sonuna kadar zam yok” dedi.

  • Albayrak, Yeni Ekonomi Programı’nı açıkladı

    Albayrak, Yeni Ekonomi Programı’nı açıkladı

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, 2019-2021 yıllarını kapsayacak Yeni Ekonomi Programı’nı açıkladı. Albayrak, “Cari açık, yüzde 2.6 düzeylerine inecek. İstihdam önemli alanlarımızdan bir diğeri. İşsizlik oranları 2020’de yüzde 10.8 seviyesine düşmüş olacak. 2021 yılında Türkiye, 2 milyon yeni istihdam oluşturmuş olacak” ifadesini kullandı.

    Albayrak’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    >> Bir politikalar değişiminin lansmanı için buradayız. Türkiye 2002-2013 yılları arası ekonomide bir tarih yazmıştır. Şimdi, önümüzdeki 3 yıllık ekonomi programımızı yazarken ana motivasyon kaynağımız yeni bir başarı hikayesi yazma hedefimizdir. Tüm küresel zorluklara karşılık Türkiye’nin ekonomideki hedeflerine ulaşmasını sağlayacak ekonomik bir program hazırladık. O nedenle adını yeni ekonomi planı olarak değiştirdik.

    Türkiye’deki tüm önemli ekonomi paydaşlarının bir araya gelerek oluşturduğu, ilk defa bu kadar büyük kapsamlı bir OVP hazırladık. 2002 yılından 2013 yılına kadar birçok alanda önemli adımlar gerçekleştirdik.

    > Enflasyon tek haneye indi. Yaklaşık 7 milyon yeni istihdam oluştu. AK Parti hükümetlerinin bu başarısı, hem halkımız hem uluslararası camia tarafından alkışla karşılandı. Kamu finansmanı, bu sayede sorun olmaktan çıktı. Türkiye, özellikle 2013 yılından sonra, o süreçten bu yana ülkemiz, yaşadıkları dolayısıyla çok büyük iç ve dış sınamalara maruz kaldı.

    > 2013 yılında mayıs ayında Türkiye, belki de tarihinin en güçlü ekonomik göstergelerine sahipti. Hepimiz geleceğe umutla bakıyorduk. Ancak Gezi olaylarıyla başlayan süreç, 17-25 Aralık, bizi doğrudan etkileyen savaş ve jeolopilik risklerle birlikte 15 Temmuz darbe girişimi hayata geçti. Ekonomimiz yara aldı. Planlananların hayata geçirilmesine fırsat verilmedi. Yaşadığımız her zorluk karşısında, her zaman millete gittik, art arda birçok seçimle karşı karşıya kaldık.

    >> Bu dönem, dünyanın derin kırılmalardan geçtiği bir dönem. 10 Ağustos’ta doğrudan ekonomimizin ve para birimimizin hedef alınmasıyla bu sürecin hedefi olduk. Milletten aldığımız beş yıllık yetkiyi çok iyi değerlendirerek işte bu planı hayata geçiriyoruz. Ekonomimizin güçlü ve zayıf yanlarını gayet iyi biliyoruz. Bu programı, toplumun tüm kesimleriyle birlikte kurguladık.

    >> Bugün sizlere açıkladığımız bu programımız üç ana temel üzerine oturuyor. Birincisi dengelenme, sonra disiplin ve nihayetinde değişim olarak kurguladığımız bu süreç, ekonomimizin bazı temel alanlarında daha sürdürülebilir bir modele geçmeden önce, 2019-2021 döneminde ekonomik dengelenme yaşadığımız bir yol haritasını ortaya koyuyor.

    >> İkinci prensibimiz disiplindir. Son prensibimiz ise değişimdir. Temel hedefimiz, ekonomiyi yapacağımız her politika değişiminde katma değer sağlayacak bir ivmeye oturtmaktır. Büyümeyi sürdürülebilir ve sağlıklı bir çizgiye getirteceğiz. 2020 yılında yüzde 3.5 ve 2020’den sonra yüzde 5 şeklinde bir büyüme sağlamak, temel amacımız olacaktır.

    >> Enflasyon, kamu maliyesi, istihdam ve cari açıkla bankacılık alanlarını öne çıkardık. Merkez Bankası fiyat istikrarı için elindeki tüm amaçları bağımsız bir şekilde kullanmaya devam edecektir. Ancak enflasyon için bu yeterli değildir. Toplum genelinde bir desteğe ihtiyacımız var. Yeniden yapılandırılmış finansal istikrar ve kalkınma komitesi hayata geçirilecek. Enflasyonla topyekün mücadele planını hayata geçireceğiz. Gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar yakından izlenecek ve bunlarla mücadele edeceğiz.

    >> Enflasyon hedefi 2018 için yüzde 20,8, 2019 için yüzde 15,9, 2020 için yüzde 9,8 olarak belirlendi.

    >> Bir diğer alanımız, kamu maliyesi. Enflasyonla mücadelenin yanında, ülkemizin en başarılı alanlarından birisi kamu maliyesinde sağlanan disiplinli duruşu olmuştur. Kaynakların doğru ve verimli kullanılmasını sağlayacak bir dizi tedbirleri almaya başladık. İhalesi yapılmamış veya henüz başlamamış projeler askıya alınacak.

    >> Kamu özel işbirliği uygulamalarının daha etkin ve finansal açıdan verimli olması için düzenlemeler hayata geçirilecek. Vergilerde önemli iyileştirmeler ve etkinliği kalmamış olan istisna, muafiyet ve indirimleri kaldıracağız.

    >> Aynı dönemlerde bütçe açığımızda 1.8, 1.9 ve 1.7 olarak gerçekleşip bütçe açığını sınırlı tutma hedefimizi gerçekleştirmiş olacağız. Cari açıkta bu yıldan itibaren, artan turizm geliri ve ihracatı önceleyen uygulamaların devreye alınmasıyla birlikte önemli bir düşüş yakaladık. Bu devam edecek.

    >> Yatırımlarda önceliklerimizi vereceğiz temel alanların başında yer alan cari açık, düşürülmesi noktasında büyük bir anlam ifade ediyor. Kimya ile birlikte yazılım sektörü, bu mücadelenin önemli alanlarından biri olacak.

    >> Tüm bakanlıklarımız, bu süreci eylem planlarıyla sahiplenerek yakından takip edecektir. Cari açık, yüzde 2.6 düzeylerine inecek. İstihdam önemli alanlarımızdan bir diğeri. İşsizlik oranları 2020’de yüzde 10.8 seviyesine düşmüş olacak. 2021 yılında Türkiye, 2 milyon yeni istihdam oluşturmuş olacak.

    >> Temel makro hedeflere hızlıca baktığımızda yeni ekonomi programımızın hedeflerini net bir şekilde görüyoruz. Yeni bir başarı hikayesi olarak, tüm yatırımcılarımıza güven verecek. Bu noktada baktığımızda bugün yeni ekonomi programımız daha öncekilerden farklı.

    BÜYÜME, BÜTÇE AÇIĞI VE ENFLASYON HEDEFLERİ

    >> Yeni Ekonomi Programı’nda büyüme hedefleri; 2018 için yüzde 3.8, 2019 için yüzde 2.3, 2020 için yüzde 3.5 ve 2021 için yüzde 5 olarak belirlendi.

    >> Yeni Ekonomi Programı’nda bütçe açığının GSYH’ya oranı hedefi 2018 için yüzde 1.9, 2019 için yüzde 1.8, 2020 için yüzde 1.9, 2021 için yüzde 1.7 oldu.

    >> Yeni Ekonomi Programı’nda enflasyon hedefleri; 2018 için yüzde 20.8, 2019 için yüzde 15.9, 2020 için yüzde 9.8, 2021 için yüzde 6.0 oldu

    >> Program hedefleri ülke gerçekleriyle uyumu ve ekonomi yönetiminin hızlı karar alma gücüyle önümüzdeki 3 yılda gerçekleştirilmiş olacak.

    “TÜRKİYE KALKINMA BANKASI’NI GÜÇLÜ BİR BANKAYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

    >> Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde, diğer bakanlıklardan temsilcilerin de katıldığı Kamu Maliyesi Değişim ve Dönüşüm Ofisi’ni kurduk. Gelir artırıcı önlemlerin tespit edilip hayata geçirilmesinden sorumlu olacaklar. Biraz farklı çalışacaklar. Bakanlıklararası bir ekip kurarak, birlikte çalışma kültürümüzü geliştirecekler. Sürekli sahada olacaklar. Tasarruf hedeflerimizin gerçekleştirilmesi hedefimizde öncülük edecekler. 76 milyar TL’lik hedeflerle yetinmeyecekler.

    >> Bugün bu ofisin faaliyete geçtiğini bu program vesilesiyle duyurmak istiyorum. Bankacılık sektörümüze ilişkin yaşanan tüm bu süreçler, önemli adımları atmamızı ortaya koyuyor. Son dönemdeki ekonomik zorluklar nedeniyle reel sektör, firmalarımızın birçoğunun sorunlar yaşadığını biliyoruz. Reel sektörümüzün finanse edilmesini sağlamak en önemi önceliğimiz. Bankaların güncel mali yapılarını tespit etmek için hızlı bir şekilde mali bünye değerlendirme çalışmalarını başlatıyoruz. Gerekli görüldüğü taktirde bankacılık yapısını güçlendirecek ve mevcut kredilerin yeniden yapılanmasını sağlayacak bir seti devreye sokacağız. Burası önemli. Türkiye Kalkınma Bankası’nı, yeni ve güçlü bir bankaya dönüştürüyoruz.

    “VERGİDE İSTİSNA, İNDİRİM GİBİ HUSUSLAR YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLECEK”

    >> Vergiyi tabana yayma ve dolaylı vergilerin payını azaltmak için önemli çalışmalar yapacağız. İstisna, indirim gibi hususlar yeniden gözden geçirilecek. Gayrimenkul envanteri tamamlayacak, tapu harçları ve emlak bedellerini gerçek değerleri üzerinden alacak bir süreç başlatıyoruz. Vergi prim ve diğer kamu alacaklarına ilişkin yeniden yapılandırma süreci bundan sonra hayata geçirilecek. Süreci doğru yürütmek için bir veri analiz merkezi kuruyoruz. Bunlar, vergideki kayıt dışı alanları tespit ederek üzerine gidecek.
    Bir diğer önemli adım; katma değer noktası. Ülke ekonomisinin değerini artıracak sektörel projelerin bir kısmı burada.

    >> Bundan sonra yatırım kararlarının merkezinde, Türkiye’nin katma değerinin artırılması amacıyla sektör odaklı programlar olacak. İlaç, petro-kimya, enerji… Cari açığa doğrudan etki edecek sektörler öncelenecek ve bunların odağında olduğu projeler hayata geçirilecek.

    >> Peki, bütün bu adımları attık. Uygulama ve takip, burası çok önemli. 2019-2021… En önemli farklılıklardan bir tanesi bunları denetleyecek mekanizmaların hayata geçirilmesi olacak. Uygulanmayan eylemlerin birebir takipçisi olacağız. Bakanlıklarımızdan sözü alacağız ve bunların tutulmasının takipçisi olacağız.

    >> YEP’in uygulanmaya başlamasından itibaren, 3’er aylık dönemlerde eylemlerin uygulanmasını takip edecek ve gerekli adımları hep birlikte atacağız. Bütün bu adımları attıktan sonra, tüm paydaşlarımızın desteğiyle milletimizin desteğiyle müreffeh bir yaşam için projelerimizi hayata geçireceğiz. Yerli ve yabancı tüm yatırımcılarımıza, milletimize hayırlı olsun diyorum.

  • Varlık Fonu’nun Başkanı Erdoğan, Başkan Vekili Albayrak

    Varlık Fonu’nun Başkanı Erdoğan, Başkan Vekili Albayrak

    Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanlığına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başkan vekilliğine ise damadı Bakan Berat Albayrak getirildi. 

    Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan getirildi. Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da başkan vekili oldu.

    Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri ile Genel Müdürü’nün atanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Zafer Sönmez’in Yönetim Kurulu Fonu Genel Müdürlüğü görevine getirildiği atama kararına göre, başkan vekilliğine Berat Albayrak atandı.

    Yönetim Kurulu Üyeliklerine Selim Arda Ermut, Hüseyin Aydın, Rifat Hisarcıklıoğlu, Erişah Arıcan, Fuat Tosyalı ve Zafer Sönmez atandı.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut’un, yeni yönetimde yer almadığı görüldü.

    KONUYLA İLGİLİ KARARNAMELER

    Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan konuyla ilgili 2 kararname şöyle:

    Karar sayısı 2018/162

    Ekli “Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Yapısına ve İşleyişine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın yürürlüğe konulmasına, 19/8/2016 tarihli ve 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3’üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.

    Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin yapısına ve işleyişine ilişkin usul ve esaslar hakkında kararda değişiklik yapılmasına dair karar

    MADDE 1- 17/10/2016 tarihli ve 2016/9429 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Yapısına ve İşleyişine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kararın 13’üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    “2) Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Cumhurbaşkanıdır. Yönetim Kurulu üyelerinden birisi Cumhurbaşkanınca başkan vekili olarak görevlendirilir. Yönetim Kurulu üyeleri ve genel müdür ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde aranan şartları taşır. ”

    MADDE 2- Bu karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    MADDE 3- Bu karar hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

    Karar Sayısı: 2018/163

    Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim şirketi Yönemi Kurulununun ekli listede belirtilen başkan vekili ve üyelerinden oluşmasına ve Genel Müdürlüğe Zafer Sönmez’in atanmasına 19/8/2016 tarihli ve 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2’nci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddereli gereğince karar verilmiştir.

    1- Başkan Vekili Berat Albayrak

    2- Üye Salim Arda Ermut

    3- Üye Hüseyin Aydın

    4- Üye M. Rifat Hisarcıklıoğlu

    5- Üye Prof. Dr. Erişah Arıcan

    6- Üye Fuat Tosyalı

    7- Üye Zafer Sönmez.

    (HABER MERKEZİ)

  • Albayrak’ın sit alanına yaptırdığı okulun doğada yarattığı tahribat fotoğraflandı

    Albayrak’ın sit alanına yaptırdığı okulun doğada yarattığı tahribat fotoğraflandı

    Berat Albayrak’ın sahibi olduğu Nun Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından yapılan okulun yarattığı doğa tahribatı fotoğraflandı.

    Berat Albayrak’ın sit alanına yaptırdığı okulun doğada yarattığı tahribat fotoğraflandı. Beykoz Dereseki’deki ormanlık alanda yapılan tahribat adım adım fotoğraflara yansıdı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı, Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın kurduğu Nun Eğitim ve Kültür Vakfı’nın sahibi olduğu “Nun Okulları’’nın Beykoz’da 2. derece sit alanına 2015’te yapmaya başladığı kampusun yıl yıl genişlediği görülüyor.

    Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre; Beykoz 2. derece sit ve orman içi dinlenme alanında kalan arazi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle imara açılmıştı. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, bakanlığın imar planlarına, “arazinin doğal sit alanı sınırları içinde olduğu ve korunması” gerektiğine dikkat çekerek dava açmıştı.

    Alanın “Doğal ve Kırsal Karakteri Korunacak Alanlar” ile “Park ve Dinlenme Alanları” içinde kaldığı ve burada “Özel Eğitim Tesisi” fonksiyonunun yer almasının planlama ilke ve esaslarına aykırı olduğunu vurgulayan mahkeme projenin yapılmasını sağlayan büyük ve küçük ölçekli imar planlarını iptal etmişti.

    VİLLALARIN YAPIMI İÇİN AĞAÇLAR KESİLECEK

    3’üncü havalimanının da inşaatını yapan Kalyon Gayrimenkul Yatırım İştiraki 2015 yılında başladığı okulun inşaatını bitirmişti. Geçen yıl eğitim ve öğretimin başladığı okulun havadan çekilmiş fotoğrafları ise tahribatı gözler önüne serdi. 2015 yılından 2018 yılına kadar belirli aralıklarla çekilen fotoğraflara bakıldığında yıl ve yıl betonlaşmanın arttığı görünüyor. Arazinin yanında bulunan özel orman alanına da 553 adet villa yapılması gündemde. Villaların yapılacağı alanda da ağaçlar bulunuyor. Villaların, otellerin, spor tesislerinin yapılacağı arazinin sahipleri ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şirketlerinden KİPTAŞ ile CHP’li İBB Meclis Üyesi Mehmet Berke Merter’in ailesi.

    KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI’NDAN AÇIKLAMA

    Kuzey Ormanları Savunması aktivistleri konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesinden kişilerin de yönetiminde olduğu Nun Vakfı’na ait haremlik-selamlık olacağı duyurulan okula ait tesisler, iptal edilen imar planıyla izin verilen alanı da aşarak ormanı işgal etmiş durumda. Kiptaş’ın satın aldığı orman alanına taşan okula, belediye ya da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müdahale etmezken bir de adım adım imara açıyor. Okul yasalaştırılırken yanına villalar yapılmak isteniyor. Üçüncü köprü ile ikiye bölünen Kuzey Ormanlarının parça parça imara açılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Kuzey Ormanlarını savunmaya devam edeceğiz.”

  • Savcı gazetecilerin tutukluluğunun devamını istedi: Haber yapmak suç değil

    Savcı gazetecilerin tutukluluğunun devamını istedi: Haber yapmak suç değil

    Savcı, redhack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri gerekçesiyle 323 gündür tutuklu olan gazeteciler Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’in tutukluluğunun devamını istedi. Duruşmada savunma yapan Öğreten, “Sayın mahkeme heyeti 10 yıl da içeride tutsanız siz de suçsuz olduğumu anlayacaksınız” dedi.

    Redhack’in yayınladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait mailleri haberleştirdikleri gerekçesiyle 25 Aralık 2016 tarihinde evleri basılarak gözaltına alınan, 24 günlük gözaltı süresinin ardından ise tutuklanan gazeteciler Diken eski editörü Tunca Öğreten ve Birgün çalışanı Mahir Kanaat, bir önceki duruşmada tahliye olan KHK ile kapatılan DİHA’nın haber müdürü Ömer Çelik, tutuksuz yargılanan DİHA’nın muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan ikinci kez hakim karşısında.

    Çağlayan Adliyesi’ndeki mahkemeye tutuklu gazeteciler Öğreten ve Kanaat duruşmaya SEGBİS yoluyla katıldı.

    Duruşmada ilk olarak Öğreten savunma yaptı.

    “10 YIL DA GEÇSE SUÇSUZ OLDUĞUM ANLAŞILACAK”

    Bir yıldır tutuklu olduğunu ve adalet aradığını belirterek savunmasına başlayan Öğreten şunları söyledi:

    2002 yılında gazetecilğe başladım. Savaş muhabirliği dahil her türlü tehlikeli alanda görev yaptım. Ancak hiç şu anki kadar kendimi tehlikede hissetmemiştim. Gazetecilik de, savcı ya da yargıç olmak gibi, haysiyete, ilkelere ve vicdana bağlı kalınarak yapılması gereken bir meslektir.

    Veriye ulaştığımızda önce doğruluğunu sorgularız. Karşınızda milyonlarca insana ulaşmış verileri haberleştirmiş, özel hayatla ilgilenmemiş bir gazeteci var. Kimseden talimat almadım. 36 yaşındayım ve birilerinden talimat alacak kadar onursuz bir hayat sürmedim.

    Hiçbir terör örgütüyle uzaktan yakından ilişkim yoktur. Olmamıştır. Aidiyet bağım olmayan bir örgüt adına suç işlemiş olmam akla, mantığa aykırıdır. Elinizdeki dosyada söylediklerimin aksini gösteren en ufak bir delil yoktur.

    Kendini hacker olarak tanıtmaktan imtina etmeyen, adı sanı bilinmeyen birinin iftirasıyla bir yıldır özgürlüğümden, eşimden mahrum bırakıldım. Öyle trajik bir durumdayım ki, evliliğimizi dahi cezaevinde gerçekleştirmek zorunda kaldık.

    Yani demem o ki mahkeme heyeti, cumhurbaşkanı dahi belgelerin kontrol edilmesi ve sağlıklı bir şekilde haberleştirilmesi için çağrı yapmıştır. Dünyanın her yerinde geçerli olan prosedür de budur zaten. Şu an karşınızda duran kişi, belgelerin paylaşıldığı kişidir. Karşınızda duruyorum. Evrensel hukuk, demokrasi ve gazetecilik ilkelerini temel alıp değerlendirdiğimde, neden tutuklu olduğum konusuna yanıt veremiyorum. Belli ki bu sorunun yanıtı sizde de yok. Çünkü sayın savcıya bunu geçen celsede sorduğumda cevabını alamadım. Bu yargılama sonucunda suçsuz olduğumu siz de anlayacaksınız.

    Paradise Papers adıyla yapılan sızıntıda, Kanada başbakanı, Başbakan Binali Yıldırım, ABD Başkanı Trump, İngiltere Kraliçesi direkt ya da yakınındakiler aracılığıyla haber konusu oldu. Sahip oldukları off-shore şirketlerin bilgileri tüm dünyayla paylaşıldı. Hatta Kraliçe’ye ait bilgiler, devlet kanalı olan BBC tarafından haberleştirildi. Yaptığım haberle birebir benzerlik taşıyan haberler nedeniyle tek bir gazeteci ne gözaltına alındı ne de tutuklandı. Geçen haftaki CHP grup toplantısında, sayın Kemal Kılıçdaroğlu bazı belgeler gösterip, Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ın yakınları hakkında iddialarda bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun üzerine şu çağrıyı yaptı: ‘Dekont dediği kanıtları ne savcılara ne de medyaya verdi. Belgelerin derhal savcılara, en azından medyaya verilmesi yönünde çağrı yapıyorum.’

    Sayın mahkeme heyeti 10 yıl da içeride tutsanız siz de suçsuz olduğumu anlayacaksınız. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum.

    Öğreten’in savunmasının ardından Kanaat’in savunmasına geçildi.

    17-25 Aralık fezlekelerinin internetten nasıl indirildiğini anlatan Kanaat, “Elimde olmayan e-maillerle ilgili sohbet grubu neden kurayım?” dedi.

    Savcı, Öğreten ve Kanaat’in tutukluluğunun devamını istedi.

    “GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK”

    Duruşma öncesi adliye önünde toplanan gazeteciler ise tutuklu meslektaşları için özgürlük istedi.

    Gazeteciler yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Sadece dokuz sayfalık iddianamede somut bir delil ve suçlama bulunmuyor. Kamusal nitelik kazanmış ve tüm yurttaşların hakkında konuştuğu bilgiler, haberleştirildiği, tweet atıldığı için ve hatta bu paylaşımları yapan hesaplar takip edildiği için gazeteci arkadaşlarımız özgürlüklerinden mahrum.

    Savcılık makamı arkadaşlarımızı içeride tutacak delil bulamadıkça, ne suçlama yönelteceğini şaşırıyor. Milyonlarca kişinin okuduğu 17-25 Aralık fezlekelerini bilgisayara indirmek suç gibi gösteriliyor. Üstelik oluşturma tarihi ile indirme tarihi bilinçli bir şekilde birbirine karıştırılıyor. Davayla hiç ilgisi olmayan kişisel tweetler dosyaya konuyor. Bu hukuksuzluk hangi talimatla yapılıyor? Bizler bir an önce bu hukuksuzluktan vazgeçilmesini talep ediyoruz Haber yapmak suç değildir. Gazetecilere özgürlük.”

  • Gazeteci Çelik’e tahliye, Kanaat ve Öğreten’in tutukluluğuna devam

    Gazeteci Çelik’e tahliye, Kanaat ve Öğreten’in tutukluluğuna devam

    Redhack’in ele geçirdiği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaları haberleştiren gazeteci Ömer Çelik tahliye edildi. Dava 6 Aralık tarihine ertelendi.

    Redhack’in ele geçirdiği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaları haberleştiren 3’ü tutuklu 6 gazeteci hakkında açılan davanın ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik hakkında tahliye kararı veren mahkeme heyeti, Diken eski Editörü Tunca Öğreten ve BirGün Gazetesi çalışanı Mahir Kanaat’ın ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki dava 6 Aralık tarihine ertelendi.
  • ‘Dünyada ödül alacak haberler Türkiye’de yargılanıyor’-VİDEO

    ‘Dünyada ödül alacak haberler Türkiye’de yargılanıyor’-VİDEO

    PİRHA – RedHack’in sızdırdığı Berat Albayrak’ın maillerini haberleştirmek ve sosyal medyada paylaşmaktan yargılanan KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Metin Yoksu ve Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörlerinden Derya Okatan, bu davada gazeteciliğin yargılandığını ve gazetecilere gözdağı verilmek istendiğini vurguladı.

    HABERİN VİDEOSU

    RedHack’in sızdırdığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaları haberleştirdikleri için 10 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik, diken.com.tr eski editörü Tunca Öğreten, BirGün Gazetesi çalışanı Mahir Kanaat, DİHA muhabiri Metin Yoksu, Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Derya Okatan ve Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Savcı, 10 ay sonra hakim karşısına çıkan gazetecilerden DİHA’nın Haber Müdürü için tahliye, Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat için tutukluluğun devamını istedi.

    “DÜNYADA ÖDÜL ALACAK HABERLER BURADA YARGILANIYOR”

    Yargılanan gazetecilerde tutuksuz yargılanan DİHA muhabiri Metin Yoksu ve ETHA editörü Derya Okatan PİRHA’ya konuştu. Gazetecilerin 10 aydır boş bir sebeple tamamen gazetecilik faaliyeti yürüttükleri için yargılandıklarını ifade eden Metin Yoksu, bir kez daha gazeteciliği savunacaklarını, aslında dünyanın her yerinde ödül alınabilecek haber tiplerinin Türkiye’de yargılandığını vurguladı.

    “İKTİDAR KENDİNİ AKLAMAYA ÇALIŞIYOR”

    İktidarın soruşturmaların seyrini değiştirerek kendini aklamaya çalıştığını kaydeden Metin Yoksu, belediyelere atanan kayyumlara ve istifa ettirilen belediye başkanlarına da değinerek şunları ifade etti: “Kendi koltuklarında oturanları dahi zorla görevden aldırıyorlar. Örnek olarak söylüyorum bugün Melih Gökçek zorla istifa ettiriliyor. Ama neden? Gazetecilerin işi işte bunları araştırmaktır. İçerideki gazeteci arkadaşlarımız dışarıda olsaydı bu meseleyi araştıracaklardı.”

    “YARGININ VİCDANINA SESLENMEK GEREKİYOR”

    Berat Albayrak’ın davaya müdahil olmak için başvuru yapmasına da değinen Metin Yoksu, bunun yargıya müdahale olarak yorumlanabileceğini kaydetti. Yargının geldiği bu noktada davadan umutlu olmadıklarını belirten Metin Yoksu “Buradan yargının vicdanına seslenmek gerekiyor” dedi.

    “BERAT ALBAYRAK MAİLLERİ VE HABERLERİ YALANLAMADI”

    ETHA editörlerinden Derya Okatan da bu davada gazeteciliğin yargılandığını belirterek gazetecilere gözdağı verilmek istendiğini, Berat Albayrak’ın maillerinde sadece kamuoyunu ilgilendiren kısımları haber yaptıklarını özel hayatıyla ilgilenmediklerini vurguladı. “Bu haberlerde meslek etiğine aykırı hiçbir nokta bulamazsınız.” diyen Derya Okatan, o dönemde Albayrak’ın bu mailleri ve haberleri yalanlamadığını ifade ederek “Madem algı operasyonuydu bu yaptıklarımız. Madem gerçek bilgiler değildi. Bu bir açıklama yapılarak yalanlanabilirdi, tekzip yayınlanabilirdi. Ancak tüm bunlar olmayıp biz 6 gazeteci Aralık ayında gözaltına alındık. 24 günlük gözaltı süresinin ardından da 3 arkadaşımız tutuklandı ve 10 aydır da hapisteler. Yani tamamen hukuksuz bir durumla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

    “DAVANIN SEYRİNE ETKİ EDECEK”

    Berat Albayrak’ın mahkemeye müdahil olma başvurusuna değinen Derya Okatan, bu başvurunun mahkemece kabul edilebileceğine ve bunun da davanın seyrine etki edeceğine vurgu yaptı. Her şeye rağmen adil bir yargılama beklediklerini söyleyen Derya Okatan, gazetecilerin tahliye edilmesini istediklerini belirtti.

    “BASKIN SIRASINDA ÖLÜM VE TECAVÜZ TEHDİTLERİNE MARUZ KALDIK”

    Derya Okatan, bir hafta önce gözaltına alınan ETHA muhabirleri İsminaz Temel ve Havva Cuştan’ın gözaltına alınırken evlerinin tamamen talan edildiğini, psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını, sürekli ölüm tehditleri, tecavüz tehditleri ve hakaretlere uğradıklarını kaydetti. Evlerine yapılan baskında basın kartlarının yakıldığını söyleyen Derya Okatan, bunun basına dönük saldırıların göstergelerinden sadece bir tanesi olduğunu, OHAL sürecinde yaşanılan saldırıların bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğini kaydetti. AKP’nin Türkiye’de tek sesli bir sistem yaratmak istediğini ve bunun için de ilk olarak basını susturmak istediklerini belirten Derya Okatan, gözaltında olan ETHA muhabirleri İsminaz Temel ve Havva Cuştan’ın da bir an evvel serbest bırakılmalarını istediklerini kaydetti.

    Suay ABAK/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Danıştay’ın iptal ettiği yaz saati uygulaması için KHK geliyor

    Danıştay’ın iptal ettiği yaz saati uygulaması için KHK geliyor

    PİRHA- Hükümet, Danıştayın dün uygulamasını durdurduğu kalıcı yaz saati uygulamasını tanımayacaklarını açıkladı. Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, konuya ilişkin bir KHK çıkarılarak düzenleme yapılacağını duyurdu. 

    BEKİR BOZDAĞ: KHK İLE DÜZENLEME YAPILACAK

    Danıştayın dün kalıcı yaz saati uygulamasını iptal etmesi kamuoyunda sevinçle karşılandı ancak bu sevinç kısa sürdü.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Danıştay’ın sürekli yaz saati uygulamasını durdurmasının ardından, konuya ilişkin bir KHK çıkarılarak düzenleme yapılacağını duyurdu.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ “Danıştay’ın verdiği karar önemli. Yürütmeyi durdurma kararını verdiği için yürütme durmuş olacak. Hükümet olarak biz yaz saati uygulamasının aynen devam etmesinden yanayız. Bu noktada da önümüzdeki günlerde gerekli adım atılacaktır. Büyük bir ihtimalle KHK’ya bu konuda bir düzenleme koymak suretiyle süreç dolmadan önce gerekli yasal değişiklik yapılacaktır. Yaz saati uygulaması herhangi bir değişiklik olmadan uygulanmaya devam edecektir.” dedi.

    BERAT ALBAYRAK: ESAS YÖNÜNDE HİÇBİR ETKİSİ YOKTUR

    İstanbul Sanayi Odası tarafından düzenlenen Enerji Verimliliği Ödül Töreninde konuşan Albayrak, Danıştayın kararını uygulamayacaklarını açıkladı. Gerekçe olarak ise “Esas yönüyle ilgili olarak hiçbir etkisi yok. Sadece usulle ilgili kanundaki maddenin geçerlilik süresi ile ilgili bir husus. Usulle ilgili düzenlemeyi yapıp birkaç gün içerisinde bitirip, devam edecek” dedi.

    Yaz saati uygulamasının verimlilik konusunda çok önemli bir katkı yaptığını savunan Albayrak, “Raporlar yeni geldi. Dedik bunun ekonomik rakamsal analizi nedir diye? Bakanlık olarak biz bir çalışma yapmıştık ama, dışarıdan da üçüncü bir gözle Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesi olan; İstanbul Teknik Üniversitesine de bir çalışma yaptırarak baktığımızda, büyüme ısınma tüketimi saat ayarlaması noktasında yaklaşık geçtiğimiz yıl 540 milyon liralık, bir tasarrufa da etki etmesi itibariyle çok ciddi pozitif bir etki ortaya koymuştu” dedi.

    EMO: TASARRUF SAĞLAMADI

    Sabah karanlığında çocuklarını okula göndermek zorunda kalan aileler de uygulamanın iptal edilmesini istiyordu. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), ‘tasarruf yapacağız’ bahanesiyle yapılan kalıcı yaz saati uygulamasının tam tersine enerji kullanımını artırdığını ortaya koymuştu.