Etiket: BERFO ANA

  • Cumartesi Anneleri: Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri 915. hafta açıklamasında, “Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun! Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayın” çağrısında bulundu.

    Cumartesi Anneleri / İnsanları 915. hafta açıklamasında, yargının, asıl işlevi olan adaletin sağlanması görevini yerine getirmediği için 42 yıldır “kayıp” olan Cemil Kırbayır’ın akıbetini sordu.

    “BERFO ANA’NIN BİZE MİRASI, CEMİL’İ VE TÜM KAYIPLARIMIZI ARAMAYA DEVAM ETMEKTİR”

    Cumartesi Anneleri ile İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından yapılan ve İHD Şube Başkanı Gülseren Yoleri  tarafından okunan açıklama şu şekilde:

    “Berfo Anne’mize verdiğiniz sözü tutun! Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayın. 915 haftadır, yargı sisteminin etkin soruşturma yürütme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonucu olarak; tanıklara, delillere ve meclis araştırma raporlarına rağmen ne gözaltında kaybedilen insanlarımıza ulaşabiliyoruz, ne de gözaltında kaybetme suçunun fail ve sorumlularının yargılandığı günlere erişebiliyoruz. 915. haftamızda; yargının, asıl işlevi olan adaletin sağlanması görevini yerine getirmediği için 42 yıldır sonuç alamadığımız Cemil Kırbayır dosyasını, bir kez daha hatırlatıyoruz.

    Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Ailesi 25 gün boyunca gözaltı merkezine giderek Cemil’in ihtiyaçlarını karşıladı, ondan yazılı olarak “gönderdikleriniz bana ulaştı” diyen mesajlar aldı. Ancak 8 Ekim tarihinden sonra gözaltı merkezine giden aileye “oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin” denildi. Baba İsmail Kırbayır ve Türkiye Barolar Birliği’nin ilgili kurumlara yaptığı suç duyuruları sonuçsuz kaldı. Cemil’den bir daha haber alınamadı.

    05 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen Cumartesi Anneleri’nin arasında 103 yaşındaki Berfo Kırbayır’da vardı. Görüşmede Erdoğan’a yaşadıklarını anlattı ve “ben ölmeden bana oğlumu bul” dedi. Görüşmeden çok etkilenen Erdoğan, “gerekli tüm imkanları sağlayacağım, Cemil Kırbayır’ı mutlaka bulun” diyerek bir meclis araştırma komisyonu kurulmasını sağladı. Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül başkanlığında kurulan komisyon, yürüttüğü çalışma sonucunda döneme ait belgelere ulaştı. Cemil Kırbayır’ı sorguda gören çok sayıda tanıkla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışma sonucunda 350 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda; Cemil Kırbayır’ın gözaltındayken işkence ile hayatını kaybettiği ve bedeninin ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı kayıt altına alındı. Böylece Cemil’in gözaltında kaybedildiği resmiyet kazandı. Komisyon ayrıca düzenlediği raporla birlikte Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Ancak iktidar, bu insanlığa karşı suçla yüzleşme, hesaplaşma cesaretini gösteremedi. On yıl sürüncemede bıraktığı dosyayı, araçsallaştırdığı yargı eliyle kapatmayı tercih etti. Adalet Bakanlığı’nın talebi üzerine, Yargıtay “kanun yararına bozma” kararı vererek, dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasının önünü açtı. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı “zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. İnsan Hakları Derneği avukatlarının kararın kaldırılması ve şüpheliler hakkında kamu davası açılması başvurusu ise reddedildi. Bunun üzerine dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. “Oğlum gelirse” diye kapısını hep açık tutan Berfo Ana’nın bize mirası, Cemil’i ve tüm kayıplarımızı aramaya devam etmektir.

    915. haftamızda; devleti yönetenleri, Berfo Anne’ye verdikleri sözü yerine getirmeye çağırıyoruz. Cemil Kırbayır’ın akıbetini açıklayacak, TBMM Raporu’nda da isimleri geçen fail ve sorumluların yargılanmasını sağlayacak adli ve siyasi iradeyi göstermelerini istiyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Cemil Kırbayır için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 216 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır da, Cemil Kırbayır’ın akıbetinin ne olduğunu devlet tarafından açıklanması çağrısını yineleyerek, kayıpları bulana kadar mücadele edeceklerini belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 26. Yılında Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı

    Cumartesi Anneleri 26. Yılında Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 26’ıncı yılında Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yaptığı konuşmada “Hiçbir güç bu meydanda oluşumuzdan bizi alıkoyamayacak” dedi.

    Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda başlattıkları eylemin 26’ncı yıldönümü ve 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası sebebiyle Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı.

    Yapılan eyleme Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Dilşat Canbaz Kaya ile Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katıldı.

    TOSUN: HESAP SORANA KADAR MÜCADELE

    Gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, Cumartesi Anneleri’nin 26 yıl önce bugün “Sağ aldınız sağ istiyoruz” diyerek Galatasaray Meydanı’na çıktıklarını ifade etti. Tosun, “Bizler de onların evlatları, mücadele arkadaşları olarak 26 yıl sonra bu meydandayız. Çünkü onlara adalet sözümüz var. Bu meydandayız çünkü sevdiklerimizin mezarlarını çiçeklerle donatma sözümüz var. 26 yıldır söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Bir devlet politikası olarak binlerce insan katledildi ve kaybedildi. Bu ülkeyi yönetenler failleri açıklamak yerine baskı ile şiddet ile bizleri bastırmaya çalışıyor. Biz yaşadığımız sürece bu gerçeği görünür kılmaya devam edeceğiz. Kayıplarımızın akıbetini bulana ve faillerden hesap sorana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

    BULDAN: MÜCADELE MİRASI SÜRECEK

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, annelerin yıllarca bu meydanda çocuklarını aradığını, adalet çağrısı yaptığını ifade ederek, “O anneler, babalar şu an burada değil. O anneler, babalar göç ettiler. Yaşamlarını yitirdiler. Ancak onların bize bıraktığı çocuklarımızı arama ve bulma mirası her geçen gün engellemelere rağmen, zorluklara rağmen deva ediyor. Belki o anneler, babalar burada değil ama onların çocukları ve torunları burada. Mücadele mirasını devraldılar ve sürdürmeye devam edecekler. Bu meydanı bizlere yasaklayanlar bilsin ki adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Kayıplar bulunana kadar, failler cezalandırılıncaya kadar bu meydan bizim meydanımız olmaya devam edecek. Hiçbir güç bu meydanda oluşumuzdan bizi alıkoyamayacak” ifadelerini kullandı.

    “HALEN ÜÇ MAYMUNU OYNUYORLAR”

    Bütün itiraflara rağmen kayıpların kimler tarafından katledildiği çok açık ve net bir şekilde bilinmesine rağmen halen yargının ve ülkeyi yönetenler seyirci olmaya devam ediyort. Üç maymunu oynamaya devam ediyorlar. Körler, sağırlar ve dilsizler. Ama biz bütün bunlara rağmen adalet mücadelemizi devam ettireceğimizi özellikle iade etmek istiyoruz. Kayıplar bulunana, failler yargılanana kadar bu mücadele devam edecek. Bu bizim annelerimize, babalarımıza sözümüzdür.”

    EREN: KARDEŞİMİN KATİLİ MEHMET AĞAR

    Gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, gözaltında kaybetmenin insanlık suçu olduğunu belirterek, bu suçu işleyenlerden 26 yıldır bu meydanda hesap sorduklarını söyledi. Eren, hesap sormaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Kaybettiğiniz sevdiklerimiz için adalet aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Gerçekleri bilmek hakkımız. Bu hakkı alana kadar, sevdiklerimizi katledenlerle yüzleşene kadar bu meydandan ayrılmayacağız. Benim anneme sözüm var. 26 yıl değil 126 yıl da geçse, benden sonra gelecek kuşaklar da Elmas annelerine, Berfo annelerine söz verdiler. Bu mekan bizim sevdiklerimizle buluşma mekanımızdır. Bu ülkenin vicdanıdır. Bu ülkeye demokrasi gelecekse bu meydandan geçecektir. Hayrettin Eren’in katili Gayrettep Emniyet Amirliği’ndeki Mehmet Ağar’dır. Mehmet Ağar bizlerle yüzleşene kadar bu meydanda oturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    TANRIKULU: BU YASI BİTİRECEĞİZ

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Galatasaray Meydanı’nın geçmişle yüzleşme ve hesap sorma meydanı olduğunu vurgulayarak, “Bu meydan bir taziye meydanıdır. Bir yas meydanıdır. Bizim de annelere sözümüz var. Biz bu yasları bitireceğiz. Bu katillerden mutlaka hesap soracağız. O günler uzak değil. Hesabını soracağız ve bu yası, bu taziyeyi bitireceğiz” dedi.

    ‘VAZGEÇMEK YOK’

    Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise Galatasaray Meydanı’nın kayıpları ile buluşma mekanı olduğunu belirterek, “Aynı zamanda annelerimiz için musalla taşıdır. Çünkü aramızdan ayrılan analarımız ile burada helalleştik. Bu anlamda ne Galatasaray Meydanı’ndan ne bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Kaynak: MA

  • Berfo Ana’sız 8 yıl…

    Berfo Ana’sız 8 yıl…

    Gözaltına alınıp kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ın bulunması için 33 yıl mücadele eden Berfo Ana, bugün yaşamını yitirdi. Berfo Ana, bir gün sonra son kez Galatasaray Meydanı’na geldiğinde, Cumartesi Anneleri ona, Cemil’in kemiklerini bulma sözü verir…

    Türkiye’nin darbeler tarihi, aynı zamanda hak ihlallerinin ve hak ihlallerine karşı adalet mücadelesinin de tarihi… Bu mücadelenin en tanıdık yüzleri ise Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları. Berfo Ana da bu mücadelenin sembol isimlerinden biri oldu. Oğlu Cemil Kırbayır’ın kemiklerini bulabilmek için son nefesine kadar mücadele verdi, fakat mücadelesinde ona “adalet” sözü verenler, sözlerini çabucak unuttu…

    BİR CUMARTESİ ANNESİ

    Berfo Kırbayır (Berfo Ana), 12 Eylül 1980 darbesinden bir gün sonra gözaltına alınan ve kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ı arama mücadelesiyle tanınır. 1907 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde dünyaya gelen Berfo Ana, bir Cumartesi Annesi olarak Galatasaray Meydanı’nda yakınlarının kemiklerini arayamaya başlar.

    Berfo Ana, kayıp yakınları ile birlikte 6 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’la Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde görüşür. Faili meçhullerle mücadele konusunda hükümetin kararlı olduğunu savunan Tayyip Erdoğan, Cemil Kırbayır’ın faillerini bulunması için çaba göstereceklerini iddia etse de bu söz kısa zamanda unutulur.

    “ÇOCUĞUMU BANA VERİN”

    Berfo Ana, sözünü unutan başbakana, “Benim cenazemi, çocuğumu bana verin. Poşet elimde kapıda oturmuşum, başımı vermişim taşların üstüne, kemiğini bekliyorum. Ben yandım. Anaları yakmayın. Hani mezarı. Hani toprağı? Niye bana söz verdiler, niye getirmediler? Getirsinler” diye isyan eder.

    Cemil’in ardından 33 yıl boyunca oğlunun kemiklerini bulmak için mücadele eden Berfo Ana, mide kanseri nedeniyle geçirdiği ameliyat sonrası 106 yaşındayken, 21 Şubat 2013 günü yaşama gözlerini yumar. Berfo Ana, son kez 22 Şubat’ta Galatasaray Meydanı’nda bulunur ve Cumartesi Anneleri ona Cemil’i bulma sözünü verir…

    Berfo Ana, Ardahan Göle’de doğduğu topraklarda son yolculuğuna uğurlanır.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Berfo Ana’ya verilen söz ancak barışla hayat bulur’

    ‘Berfo Ana’ya verilen söz ancak barışla hayat bulur’

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, “İçte ve dışta yürütülen savaş politikasının faturasını bizlerin ödüyoruz. Bu sebeple hükümetin artık savaş politikası değil, barış politikası yürütmesi zorunluluktur” dedi. 

    Mersin Kadın Platformu Cumartesi Anneleri’ne destek amacıyla basın açıklaması gerçekleşti. Mersin Kadın Platformu adına konuşan Elif Yaşar, Türkiye’de 90’lı yıllardan beri özellikle, Kürt illerinde süren savaşta ortaya çıkan kayıplar sorununun insan hakları savunucuları tarafından gündemde tutulduğunu ve çözülmek istendiğini vurguladı.

    Cumartesi Anneleri’nin 700. haftasındaki oturma eylemine polis müdahalesini kınamak için toplandıklarını söyleyen Yaşar, İçişleri Bakanlığı’nın yasaklaması sonucu bu açıklamayı yapamadıklarına dikkat çekti.

    ÇAĞRIDA BULUNDULAR

    Yaşar sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bakanlık bizim devlet şiddetini dillendirmemizi, kayıp insanların akıbetinin açığa çıkarılması talebini dillendirmemizi istemiyor, biz de bu sebeple açıklamayı yapamıyoruz. Ancak birer yurttaş ve insan hakları savunucuları olarak: Bizim adımıza devleti yönetenlere, iktidara ve özellikle İçişleri bakanına bu ülkenin yurttaşlarının can güvenliğinden sorumlu olduklarını, bir bireyin parmağı dahi kanasa hesap vermek zorunda olduğunu, bu sebeple kendisinden haklarını talep eden ve hesap soran yurttaşa kötü muamele yapmanın, görevini suiistimal ve kötüye kullanmak olduğunu ve bir gün hesap sorulacağını hatırlatıyoruz. Buradan ayrıca devletin 2006 sözleşmesini imzalamasını ve gereğini yerine getirmesi çağrısını yapıyoruz.”

    “Uzunca bir süredir ülkemizde ve bölgemizde devam eden savaşlardan kaynaklı olarak özellikle çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere pek çok insan ya canından oldu ya da yerinden yurdundan göçmek zorunda kaldı. Şu an en sıcak haliyle devam eden Suriye savaşı ise, sınırlarımızın ötesinde gibi görünse de savaş başladığından beri bizleri de ekonomik, sosyal, psikolojik, duygusal ve politik açıdan olumsuz etkilemeye devam etmektedir.”

    “BARIŞ HEMEN ŞİMDİ”

    “40 yıldır hala barışamadığımız Kürt sorunu da en yakıcı haliyle orta yerde durmaktadır. Hükümetin çözüme yönelmesi gerekirken 90’lı yılların savaş konseptini yeniden canlandırması, itiraz eden, muhalif olan kişi, kurum ve partilere, emek ve demokrasi güçlerine, sol-sosyalist çevrelere yönelik başlattığı cadı avı ise savaşın ve çözümsüzlüğün dayatılmasıdır.

    İçte ve dışta yürütülen savaş politikasının faturasını bizlerin ödüyoruz. Bu sebeple hükümetin artık savaş politikası değil, barış politikası yürütmesi zorunluluktur. Yaklaşık 30 yıldır kayıplarını arayan ailelerin sesi ancak barışla duyulur. Berfo anaya verilen söz ancak barışla hayat bulur. Savaşa hayır, Barış hemen şimdi.” (HABER MERKEZİ)

  • Adalet Bakanlığının “Berfo Kırbayır öldü, dava düşmeli” savunmasına tepki

    Adalet Bakanlığının “Berfo Kırbayır öldü, dava düşmeli” savunmasına tepki

    Adalet Bakanlığı’nın Cemil Kırbayır’ın davası ile ilgili AİHM’e gönderdiği savunmaya tepki gösteren CHP Milletvekili İlhan Cihaner, savunmanın “hukuk skandalı” olduğunu söyledi.

    Birgün’de yer alan habere göre, Cemil Kırbayır’ın 12 Eylül 1980 döneminde kaybedilmesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen davada Adalet Bakanlığı tarafından yapılan, “Berfo Ana öldü. Dava düşmeli” savunmasına CHP’nin hukukçu İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner tepki gösterdi.

    Adalet Bakanlığı, anne Kırbayır’ın varislerinin davayı sürdürme yönünde niyetlerini gösteren bir belge olmadığını iddia etti ve davanın düşmesi gerektiğini savundu. Adalet Bakanlığı’nın AİHM’e sunduğu savunmasının “hukuk skandalı” olduğunu söyleyen CHP’li Cihaner, “Bakanlık, ‘Mirasçılarının davayı takip ettireceğine ilişkin bilgi ya da belge yok’ demiş. Bu hem vicdansızlık hem de yalandır. Çünkü takipsizlik kararının kaldırılması üzerine yeniden başlatılan ve hala açık olan bir soruşturma var. Bu soruşturmayı, Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır takip ediyor” dedi.

    Berfo Ana’nın yaşamını yitirmesinin ardından Meclis’te Mikail Kırbayır ile açıklama yaptığını ve soruşturma ile ilgili çağrıda bulunduğunu anımsatan Cihaner, “Taraflar da bunu teyit etti. Bilgi isteniyorsa bu kamuoyuna açık olarak gerçekleşmişti. Rahatça bulabilirler” diye konuştu. Mikail Kırbayır’ın, her hafta “Cumartesi Anneleri” eylemine katıldığını ifade eden Cihaner, “Aile, davanın bir an önce sona erdirilmesini isterken Bakanlığın davanın düşürülmesi isteği anlaşılabilir bir istek değil” dedi.

    Kartal Adliyesi’nde 12 Eylül ve işkenceleriyle ilgili davada Mikail Kırbayır’ın “şikayetçi” olduğunu dile getiren Cihaner, “Eğer biraz da olsa vicdanları varsa, burada yürüyen davada Cemil Kırbayır’ın yakınlarını bulurlar ve tebligatlarını bugünden sonra onlara yaparlar” ifadelerini kullandı.

    “HALKA YALAN SÖYLÜYORLAR”

    AKP’nin 2010 referandumunda kullandığı, “12 Eylül darbesi ile hesaplaşacağız” sloganını hatırlatan Cihaner, halka yalan söylendiğini belirtti. Cihaner, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “AKP, 2010 yılında yurttaşları kandırdı. AİHM’e de yalan savunma yaptı. AKP iktidarı, OHAL’in ilanı ile birlikte KHK’ler çerçevesinde alınan kararlarla ilgili çok geniş bir dokunulmazlık alanı oluşturdu. İşkence yapılsa bile herhangi bir cezai sorumluluğun olmayacağına dair olağanüstü genişlikte sorumsuzluk alanı mevcuttur. Bu süreç içerisinde kanuna aykırı bir takım uygulamalar yapan kişilerin önümüzdeki dönemde sığınacağı bir içtihat çıkarılması için de AİHM’e bu tarz bir savunma sunulmuştur. Çünkü insanlığa karşı suçlarla ilgili AİHM’in verdiği onlarca karar duruyorken kalkıp bu tarz bir savunma verilmesinin başka bir açıklaması olamaz. Vicdansızlık yapıyorlar.”