Etiket: berfo kırbayır

  • Berfo Ana’sız 8 yıl…

    Berfo Ana’sız 8 yıl…

    Gözaltına alınıp kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ın bulunması için 33 yıl mücadele eden Berfo Ana, bugün yaşamını yitirdi. Berfo Ana, bir gün sonra son kez Galatasaray Meydanı’na geldiğinde, Cumartesi Anneleri ona, Cemil’in kemiklerini bulma sözü verir…

    Türkiye’nin darbeler tarihi, aynı zamanda hak ihlallerinin ve hak ihlallerine karşı adalet mücadelesinin de tarihi… Bu mücadelenin en tanıdık yüzleri ise Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları. Berfo Ana da bu mücadelenin sembol isimlerinden biri oldu. Oğlu Cemil Kırbayır’ın kemiklerini bulabilmek için son nefesine kadar mücadele verdi, fakat mücadelesinde ona “adalet” sözü verenler, sözlerini çabucak unuttu…

    BİR CUMARTESİ ANNESİ

    Berfo Kırbayır (Berfo Ana), 12 Eylül 1980 darbesinden bir gün sonra gözaltına alınan ve kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ı arama mücadelesiyle tanınır. 1907 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde dünyaya gelen Berfo Ana, bir Cumartesi Annesi olarak Galatasaray Meydanı’nda yakınlarının kemiklerini arayamaya başlar.

    Berfo Ana, kayıp yakınları ile birlikte 6 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’la Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde görüşür. Faili meçhullerle mücadele konusunda hükümetin kararlı olduğunu savunan Tayyip Erdoğan, Cemil Kırbayır’ın faillerini bulunması için çaba göstereceklerini iddia etse de bu söz kısa zamanda unutulur.

    “ÇOCUĞUMU BANA VERİN”

    Berfo Ana, sözünü unutan başbakana, “Benim cenazemi, çocuğumu bana verin. Poşet elimde kapıda oturmuşum, başımı vermişim taşların üstüne, kemiğini bekliyorum. Ben yandım. Anaları yakmayın. Hani mezarı. Hani toprağı? Niye bana söz verdiler, niye getirmediler? Getirsinler” diye isyan eder.

    Cemil’in ardından 33 yıl boyunca oğlunun kemiklerini bulmak için mücadele eden Berfo Ana, mide kanseri nedeniyle geçirdiği ameliyat sonrası 106 yaşındayken, 21 Şubat 2013 günü yaşama gözlerini yumar. Berfo Ana, son kez 22 Şubat’ta Galatasaray Meydanı’nda bulunur ve Cumartesi Anneleri ona Cemil’i bulma sözünü verir…

    Berfo Ana, Ardahan Göle’de doğduğu topraklarda son yolculuğuna uğurlanır.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 12 Eylül döneminde işkenceyle katledilen Cemil Kırbayır Meclis gündemine taşındı

    12 Eylül döneminde işkenceyle katledilen Cemil Kırbayır Meclis gündemine taşındı

    PİRHA- Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Erkan Baş verdiği soru önergesinde, Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın 30 yıllık arayışının ardından 2013 yılında oğlunun mezarının yerini dahi bilmeden hayatını kaybettiğini ifade etti.

    12 Eylül sonrası gözaltına alınarak işkencede katledildiği ve cenazesinin kaybedildiği 2011 yılında kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Hakları Komisyonu tarafından da kayıt altına alınan Cemil Kırbayır’la ilgili, o dönem komisyon tarafından savcılığa yapılan suç duyurusuna rağmen henüz bir adım atılmadı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Erkan Baş, konuyla ilgili Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi.

    12 Eylül 1980 darbesinin ardından birçok siyasetçi, sendikacı ve vatandaşın gözaltına alındığını belirten Baş, bu süreçte işkenceli sorgular, gözaltında ve cezaevlerinde siyasi tutuklulara dönük baskı ve infazlar yaşandığını vurguladı.

    Kırbayır’la ilgili TBMM İnsan Hakları Komisyonu Raporu’nda kayıt altına alınan süreci aktaran Baş, Kırbayır’ın öldürülmesinden 31 yıl sonra dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumartesi Anneleri/İnsanları ile yaptığı bir toplantıda Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’a oğlunun bulunması için “gerekli her türlü çabayı gösterecekleri” yönündeki sözlerin yerine getirilmediğini ve Berfo Kırbayır’ın 30 yıllık arayışının ardından 2013 yılında oğlunun mezarının yerini dahi bilmeden hayatını kaybettiğini ifade etti.

    “DEVLET SORUMLU DAVRANMAMIŞTIR”

    Baş, “Sorumlular ortada iken bu güne kadar, Cemil Kırbayır’ın öldürülmesine ilişkin herhangi bir işlemin olmaması ve mezarının nerde olduğuna dair ailesine bilgi verilmemesi, etkin bir soruşturma yürütülmediğini ve devletin bu konuda sorumlu davranmadığını göstermektedir.” dedi.

    HERHANGİ BİR ÇALIŞMA YAPILDI MI?

    Gül’ün yanıtlaması istemiyle verilen sporu önergesi ise şöyle:

    1- Cemil Kırbayır’ın akıbeti hakkında herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? Yapılmış ise gelinen aşama ne olmuştur?

    2- Cemil Kırbayır’ın mezarının nerede olduğu bilinmekte midir? Bilinmekte ise bu konuda ailesine bilgi verilecek midir?

    3- Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu öldürüldüğü TBMM raporlarında dahi kabul

    edilmişken, dönemin sıkıyönetim ve emniyet görevlileri neden belirlenememektedir. Sorumluların isimlerinin tespit edilmesi için bir çalışma yapılmakta mıdır?

    4- Cemil Kırbayır’ın ailesinin de parçası olduğu, yakınları gözaltında kaybedilen ailelerin taleplerini karşılamak için bir çalışma yapılmakta mıdır? Cumartesi Anneleri/İnsanları olarak tanınan kayıp yakınlarının 700 hafta boyunca haklı biçimde sürdürdükleri arayışın, şiddetle bastırılmaya çalışılmasının gerekçesi nedir?

    5- Bakanlığınızın haksız gözaltılar ile gözaltında işkence suçu işlenmesine karşı ve devlet güçleri tarafından kaybedilen insanlar hakkında bir çalışması bulunmakta mıdır?

    NE OLMUŞTU?

    Cemil Kırbayır,13 Eylül 1980 tarihinde Kars’ın Göle ilçesinde emniyet güçleri tarafından gözaltına alınmış, Göle’de bir süre tutulduktan sonra diğer 17 kişi ile birlikte Kars’a götürülmüştür.

    Kırbayır, 8 Ekim 1980 tarihinde kendisine yapılan işkence sonucu öldürülmüş, bedeni kaybedilmiş ailesine ise “binadan atlayarak kaçtığı” bilgisi verilmiştir. Ancak Cemil Kırbayır ve diğer gözaltına alınan kişilerin tutulduğu Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’nde olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı ve tutukluların kaçmasının imkansız olduğu dönemin tanıklıklarına yansıdığı gibi, devlet güçleri tarafından da bilinmektedir.

    Ayrıca, Cemil Kırbayır’ın gözaltında tutulduğu 7 Ekim 1980 tarihinde Abisi Mikail Kırbayır Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’ne kardeşi Cemil Kırbayır için elbise ve harçlık bırakmış ve Cemil Kırbayır tarafından kendisine gönderilen notu almıştır. 9 Ekim günü ise Kars Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’nde Mikail Kırbayır’a kardeşinin kaçtığı söylenmiştir. Mikail Kırbayır 9 Ekim günü mahkum zimmet defterine baktığında 4 kişinin o gün sorguya gittiğini, 3 kişinin getirilip imza karşılığı teslim edildiğini, kardeşinin isminin karşısında kırmızı kalemle “getirilmedi” yazıldığını görmüştür. (HABER MERKEZİ)

  • Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır: Ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim-VİDEO

    Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır: Ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim-VİDEO

    PİRHA – Hakikat ve adalet talebiyle 651. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soruldu. Eylemde konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır “12 Eylüller gelince bana dünya zindan oluyor. Ağabeyimin bir mezar taşı olsun. Cumhurbaşkanı sen beni öldürdün. Sen anama söz verdin. Neden diyorsunuz ki hiç aramadılar. Cemil Kırbayır aranmaz mı? Ben ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim” dedi.

    Video gelecek…

    Cumartesi Anneleri 651. kez Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. Eylemde açılan “Failler belli Kayıplar nerede” pankartının üzerine kayıpların fotoğrafları, kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbentler bırakıldı.

    “BU VİCDAN MEYDANI ONLARI YARGILAYACAKTIR”

    Eylemde ilk olarak konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Berfo Ana’ya verdiği sözü tutmamasını hatırlatarak Cemil Kırbayır’ın AİHM’deki başvurusunun düşürülmeye çalışıldığını ancak bunu başaramayacaklarını kaydetti. Tanrıkulu, “Bu vicdan meydanı onları yargılayacaktır” dedi.

    “ÖLDÜRMEKLE KALMIYOR MEZARSIZLAŞTIRIYOR”

    Tanrıkulu’nun ardından konuşan gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, 12 Eylül’ün bu ülkenin karanık yüzü olduğunu ve 37 yıldır hiç aydınlanmayan bir ülkede yaşadıklarını belirtti. 37 yıldır anneleri, çocukları ve eşlerinin Cemil’in, Hayrettin’in, Maksut’un, Nurettin’in kemiklerini  aradıklarını kaydeden İkbal Eren, “Berfo anne Cemil’in kemiklerine kavuşamadan, onları kucaklayamadan göçtü gitti. Bir ülke düşünün devlet sorunlarını çözmek için insanları öldürüyor. Öldürmekle kalmıyor öldürdüklerini mezarsızlaştırıyor. Ondan sonra birileri de çıkıp diyor ki bu cenazeyi buraya gömemezsiniz” şeklinde konuştu. İkbal Eren hükümete şöyle seslendi: “Daha fazla kaldıramıyoruz yeter. Berfo anneye, Hanife anneye verdiğiniz sözleri tutun. Kemiklerinin yerlerini bize gösterin. Faillerinin yargılayın.”

    “CUMHURBAŞKANI SEN BENİ ÖLDÜRDÜN, SEN ANAMA SÖZ VERDİN”

    İkbal Eren’in ardından konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır, “12 Eylül’de biz ağabeyimle beraberdik. 12 Eylüller gelince bana dünya zindan oluyor” dedi. Annesi ve babasının ağabeyinin acısıyla gittiklerinin söyleyen Fatma Kırbayır, Ağabeyi Cemil Kırbayır’ın gözaltına alındığı zaman bir askere “Buradakileri çıkardılar mı?” diye sorduğunu belirten Fatma Kırbayır, askerin kendisine “Buradakiler hep öldürüyorlar. Cemil Kırbayır diye sarışın bir çocuğa işkence ediyorlar.” dediğini kaydetti. Yetkililere seslenen Fatma Kırbayır şunları söyledi: “Bizim vergilerimizi yiyorsunuz. Ağabeyimin bir mezar taşı olsun. Cumhurbaşkanı sen beni öldürdün. Sen anama söz verdin. Neden diyorsunuz ki hiç aramadılar. Cemil Kırbayır aranmaz mı? Ben ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim. Bize göstermediniz bari öbür analar görsün. Kemiklerini bize verin.”

    “DEVLET SADIK YURTTAŞINA MEZAR YERİNİ ÇOK GÖRDÜ”

    Fatma Kırbayır’ın ardından konuşan ağabeyi Mikail Kırbayır, 37 yıl önce bugün Cemil Kırbayır’ın hayatta olduğunu, bu ülkenin bir yurttaşı olarak bu dünyada yaşamaya hakkı olduğunu söyledi. Fırın emekçisi olan babası İsmail Kırbayır’ın Cemil Kırbayır’ın üstüne titrediğini belirten Mikail Kırbayır, “Baba İsmail vergisini vermiş, 4 yıl askerliğini yapmış, oyunu kullanmış sadık bir yurttaştı. Devlet bu sadık yurttaşına bir mezar yerini bile çok gördü” dedi.

    “SEN KARDEŞ DEĞİL KARNIMDA TAŞ OLDUN”

    Son 22 yıldır bu meydanda adalet aramadıklarını adalet istediklerini ve bu adaleti devletten istediklerini ifade eden Mikail Kırbayır “Çünkü adaletsiz devlet, devletsiz adalet olamaz.” şeklinde belirtti. Cemil Kırbayır’ın davasının parlamentoya taşındığını, 350 sayfalık rapor hazırlandığını söyleyen Mikail Kırbaır bu raporlarda kardeşi Cemil Kırbayır’ın işkenceyle öldürüldüğünün yazdığını ancak 2011’den 2017’ye kadar Kars Savcılığının bir iddianame bile hazırlamadığını vurguladı. Bunu 12 Eylül’ün devam ettiği anlamına geldiğini belirten Mikail Kırbayır, faillerin korunduğunu, 12 Eylül zihniyetinin devam ettiğini kaydetti. 80 yaşındaki Hatun Tuğluk’a bir mezar yerinin bile çok görüldüğünü, o zihniyet tarafından haram edildiğini söyleyen Mikail Kırbayır, “Hani vatan bir bütündü. Vatan bir bütünse Hatun ananın da bu vatanın her santimetre karesinde bir hakkı vardır. Sen mezar yeriini katlederek böldün ve parçaladın. Ulan bu nasıl düşmanlık. Ulan biz kardeştik. Nasıl birbirimizin yüzüne bakacağız. Bakamayız. Çünkü sen kardeş değil karında taş oldun, karnımda taş. Senin karnıma koyduğun taş sindirim sistemimi allak bullak etmiş. Sancılar içindeyim.” şeklinde konuştu. Mikail Kırbayır, bütün bu olup bitenlere karşı hukukun üstün kılındığı bir yarınlarda buluşmak dileğinde bulundu.

    Basın metnini okuyan cumartesi insanlarından sanatçı Nur Sürer Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesi ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı.

    “Kırbayır ailesi Ardahan’ın Göle ilçesindeki Okçu köyünde yaşıyordu. 12 Eylül askeri darbesinin ertesi günü 13 Eylül 1980 tarihinde askerler, Kırbayır Ailesinin evine baskın düzenledi. Kars Eğitim Enstitüsü’nde öğrenci olan oğulları Cemil Kırbayır’ı gözaltına aldı.  Cemil, önce Göle’ye, oradan da Kars Askeri Gözetimevi’ne getirildi. İşkencehaneye dönüştürülen Eğitim Enstitüsü’nde sorgulandı. Onu işkencede koma halinde gören çok sayıda tanık vardı ama ailesine “Firar etti, bir daha bize sormayın” denildi ve Cemil’den bir daha haber alınamadı.”

    “6 YILDIR SORUMLULAR HAKKINDA DAVA AÇILMADI”

    2011 yılında hazırlanan TBMM İnsan Hakları Komisyonu raporunda; Cemil Kırbayır’ın gözaltında öldürüldüğü ve bedenin bilinmeyen bir şekilde yok edildiği kararına varıldığını kaydeden Sürer, raporda kaybetme suçuna karışan asker, polis ve Mit mensuplarının açık kimliklerinin yer aldığını ve komisyonun tüm belge, bilgi ve beyanları göndererek Kars Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ancak Kars Cumhuriyet Başsavcılığı 6 yıldır sorumlular hakkında dava açmadığını vurguladı.

    “HÜKÜMET’İN AHİM’E GÖNDERDİĞİ SAVUNMADA 12 EYLÜL SAVUNULDU”

    İç hukuktan sonuç alamayan İHD avukatı Eren Keskin’in davayı AİHM’e taşıdığını ifade eden Sürer, “Hükümet bu yıl AİHM’e gönderdiği savunmada, Anne Berfo Kırbayır’ın 26 Ekim 2011 tarihli başvuruyu yaptıktan sonra öldüğünü, varislerinin de davayı onun ölümünden sonra sürdürme niyeti olduğunu gösteren bir bilgi ya da belge yoktur diyerek, AİHM’in yargılamayı dava listesinden çıkarmasını istedi. Ayrıca savunmada Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili; “Bu tekil olayın darbe rejiminin toplumun bir kesimine karşı devlet politikası çerçevesinde olduğuna dair bir bulgu yoktur” denilerek 12 Eylül savunuldu” dedi.

    “BERFO ANANIN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
    105 yıllık ömrü oğlunu bulmaya yetmeyen Berfo Kırbayır’ın, Cemil’e ulaşma mücadelesi çocukları, torunları ile süreceğini belirten Sürer, Berfo annenin bıraktığı yerden Cemil Kırbayır’ı aramaya faillerinden yargı yoluyla hesap sormaya devam edeceğini söyledi. (HABER MERKEZİ)