Etiket: bergama

  • Fatma Kırmaç Kılıç, 100 yıllık bir mahallenin ‘Alevi Tahtacı İzleri’ni ve öykülerini yazdı-VİDEO

    Fatma Kırmaç Kılıç, 100 yıllık bir mahallenin ‘Alevi Tahtacı İzleri’ni ve öykülerini yazdı-VİDEO

    PİRHA- Tahtacıların 100 yıllık geçmişi olan Altındağ Mahallesi’ndeki Tahtacıların öykü ve anılarını derleyerek ‘Alevi Tahtacı İzleri’ kitabını çıkartan Fatma Kırmaç Kılıç,” Ben kör bir ebenin (nine) masalları ile büyüdüm. Sonradan kör olmuştu ve 7 yıl görebilmiş. Bu bir ihtiyaçtı. Öyküler, gelenekler yoktu. Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimiz yazıldı aslında. Beton evlerde nasıl sağlıksız isek ve eski taş evleri arıyor isek işte geçmişi de öyle arıyoruz” dedi.

    Yazar Fatma Kırmaç Kılıç‘ın 100 yıllık geçmişi olan Altındağ Mahallesi’ndeki Tahtacıların öykülerini ve anılarını derlediği kitabı ‘Alevi Tahtacı İzleri’ Kil Yayınları’ndan çıktı.

    Durhasan Dede’ye bağlı Yanyatır Ocağı talibi olan İzmir Bornova’ya bağlı Altındağ Mahallesi’ndeki Tahtacıların Çukurova’dan, İzmir Narlıdere’ye oradan da Midilli’ye ve gerisin geri İzmir Altındağ’a uzanan serüvenini ve öykülerini bir kitapta toplamış.

    Öykülerin yanında Altındağ’daki Tahtacıların gelenek, görenek, inanç ve ritüellerinin yanında toplumsal dayanışma yönünü de işleyen Fatma Kırmaç Kılıç, 22 öykünün yer aldığı kitabında kimi özel karakterlere de yermiş. Bu özel karakterlerden biri de hasta yatağında semah dönen ve 5 Aralık 2018 yılında Bergamaya bağlı Yerlitahtacı Köyü’nde Hakk’a yürüyen Karpuz Ebe (Nine).

    Fatma Kırmaç Kılıç, 22 öykü/anıdan oluşan kitabına dair PİRHA’ya konuştu.

    ‘NOHUT TANESİ’ KİTABI 65 ÜLKEDE OKUNDU

    Durhasan Dede’ye bağlı Yanyatır Ocağı talibi olan ve 13 yıldır yazan Fatma Kırmaç Kılıç, ‘Nohut Tanesi’ adlı kitabının çokça ilgi görmesinden sonra Tahtacı öykülerini derlediğini söyleyerek, “Tahtacıyım ve Yanyatır Ocağı’ndanım. İşçi emeklisiyim ve  okuma şansı verilmeyen bir kesimdenim. 13 yaşında işe başladım. 40 yaşında emekli oldum. Yaz atölyelerine başladıktan sonra ortaokulu beş sınavda vererek dışardan bitirdim. 13 yıla yakındır atölyelerde emek veriyorum. Kadın Yazarlar Derneği’ne katıldım ve 202o yılında ‘Nohut Tanesi’ adlı çocuk kitabı çıkardım. Güzel ses getirdi, 65 ülkede indirilip okundu. O da beni yeniden yazmaya teşvik etti. Yine 2020 yılında Dersim’deki ‘Analar ve Pirler Çalıştayı’na gittiğimde geleneğimizi anlattım ve herkes kitabımı sormuştu. Daha önceleri Tahtacı dergilerinde yazıyordum. Sonrasında ise bu hikayeleri derledim ve ana öykü çıktı” diye konuştu.

    100 YILLIK BİR MAHALLE: ÖYKÜLERE DE EZİLMİŞ HAYATLAR YANSIYOR

    Kırmaç Kılıç, Tahtacıların Çukurova’dan, Narlıdere’ye oradan da Midilli’ye ve sonrasında İzmir Altındağ’a uzanan 100 yılını buluşturduğu kitabına ezilmişlik öykülerinin de yansıdığını ifade ederek, “Bizler kalburun en altındayız. Ezilen sınıftım ve her zaman ezilen sınıfın yanında oldum. Bizler işçiliğin çok güzel zamanlarında çalıştık. Eylemliliklere, grevlere ve hakların elde edildiği zamanlara yetiştik. 1 Mayıslara çok daha örgütlü olarak çıkabiliyorduk. Şimdilerde ise işçilerin elinden tüm hakları neredeyse alındı. Ezilmişliğin de öyküleri var. Hepsi öykü ama küçük küçük geleneklerimizi de verdim. 100 yıllık Altındağ Mahallesi’ni, Tahtacı geleneğini, Yunanistan Midilli’ye gidiş gelişimizi, 20 aile olarak mahalleye yerleşmemizi ve ebelerin (nine) genel karakterlerini bu kitapta anlattım. Altındağ Mahallesi aslında bir göç hikayesi. Adana’dan İzmir’e, İzmir’den Midilliye ve tekrardan İzmir’e uzanan bir halkın hikayesi. Bunlarda hep bir ezilmişlik var. Ezilmişlik olunca öykülere de ezilmiş hayatlar yansıyor” diye belirtti.

    YENİ KİTABINDA KÜRTÇE BİR ÖYKÜ OLACAK

    3 ay gibi bir zaman aralığında çıkacağını öngördüğü ‘Duyun Sesimi’ kitabında ise Kürtçe bir öyküyü kaleme aldığını dile getiren Kırmaç Kılıç, “3 ay sonra yeni bir öykü kitabım olan ‘Duyun Sesimi’ kitabım çıkacak. Ezilmiş işçilerin, halkların öyküleri bunlar. Bu kitapta Kürtçe olan bir öykü var. Kürtçeyi hiç bilmiyorum ve bu konuda yardım aldım. Bazı şeyleri Kürtçe yazdım ve onda da okuduğum haberlerden etkilendim” dedi.

    “40 YAŞIMA KADAR ALEVİYİM DİYEMEDİM AMA ŞİMDİ DİYEBİLİYORUM”

    İşçi olan ve 40 yaşına kadar Alevi olduğunu söylemediğini ifade eden Kırmaç Kılıç şöyle devam etti:

    “İşçilik hayatımda 40 yaşıma kadar Aleviyim diyemedim. Onun ezilmişliği çok var. Oruçlarımızı gizli tuttuk, yemeğimizi gizli yedik. Bir mum söndü kirliliği toplumda gelip gidiyordu. Kapalı bir toplumduk ve cemlerimiz gizli olurdu. Eğitim alamadık. Tahtacı Derneği’nin kurulması ile okuduk, araştırdık. Artık gittiğim her yerde Aleviyim diyebiliyorum ve bu benim için büyük bir artı. Çünkü artık tarihimizi biliyoruz. Bizler geçmişte varız, bunu niye söylemeyelim ki? Göğsümü gere gere artık Aleviyim diyebiliyorum ve bu müthiş bir heyecan.”

    “KÖR BİR EBENİN (NİNE) MASALLARI İLE BÜYÜDÜM”

    Ben kör bir ebenin (nine) masalları ile büyüdüm. Sonradan kör olmuştu ve 7 yıl görebilmiş. Bizim zamanımızda çocuklar sokaktaydı. Yunanistan Midilli’den gelerek evlerimizin fotoğraflarını çekiyorlardı. Yaşadığımız mahallenin o dönem hepsi Tahtacıydı. Halen geleneklerimizi sürdürüyoruz. Cemevlerimizi, baş bağlama, ikrar alma, sağdıçlık, üç etek gibi geleneklerimizi asla unutmadık.

    HASTA YATAĞINDA SEMAH DÖNEN KARPUZ EBE’NİN ÖYKÜSÜ

    Kırmaç Kılıç, İzmir Bergama’ya bağlı Yerlitahtacı Köyü’nde yaşayan ve Hakk’a yürümeden önce hasta yatağında semah dönen Karpuz Ebe’nin (Döndü Dirik) öyküsünün yazımını ise, “Acemilik zamanlarımdaki ilk öyküm Karpuz nine ile olandı. Kendisini Sultan Nevruz’da tanıdım ve birlik kurbanı yapılmıştı. Kendisinden çok etkiledim ve  onun öyküsünü yazdım. Karpuz ebe (nine) daha ölmemişti. Ona ölmeden ölümdeki gelenekleri anlattırdım. Tepki de aldım ve giderek elini öptüm özür diledim. Gönlünü aldım. Onunla iyi bir akrabalığımız oldu. Ondan sonra 3-4 kez daha gittim yanına. Bu bir ihtiyaçtı. Öyküler, gelenekler yoktu. Sonradan çok ilgi gördü ve devamının gelmesini isteyen çok kişi oldu” diyerek anlattı.

    “KAYBETTİĞİMİZ ŞEYLERİ ARIYORUZ, SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”

    “Beton evlerde nasıl sağlıksız isek ve eski taş evleri arıyor isek işte geçmişi de öyle arıyoruz” diyen Kırmaç Kılıç şunları ifade etti:

    “70’li 80’li yıllardaki Altındağ’ı anlattım. Birlikte beraber kalkınmayı anlattım. Şimdilerde kaybettiğimiz şeyleri anlatıyorum. Sen inşaat yaptığında ben gelip sana 2 gün çalışıyordum para almadan. Kumunu çimentonu yardımlaşarak taşıyordum. 2-3 kadın bütün mahallenin çocuklarına bakabiliyordu. Birlik, beraberlik vardı. Onları kaybettik biz. Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimiz yazıldı aslında. Cuma akşamları ölülerimiz için yemek yapılırdı. Onlar için çırağ/çerağ yakmak kalmadı. Beton evlerde nasıl sağlıksız isek ve eski taş evleri arıyor isek işte geçmişi de öyle arıyoruz. Bunlara sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum ve onun içinde yazdım.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

     

  • Bergama’da köylülerin arazileri ellerinden alındı; 10 bin ağaç kesilecek!

    Bergama’da köylülerin arazileri ellerinden alındı; 10 bin ağaç kesilecek!

    Bergama‘nın Atçılar, Seklik ve İsmailli köylerinde yapılmak istenen GES projesiyle köylülerin tarlaları ve meraları ellerinden alındı. 10 bin fıstık aşılı menengiç ile 400 yıllık tarihi palamut ağaçları kesilmek istenen köylüler isyan etti.

    Bergama RES Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından, Bergama’nın İsmailli, Atçılar ve Seklik Mahalleleri mevkiinde kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali (GES) projesi yöre köylüsünü harekete geçirdi.

    Durumdan haberdar olan köylü soluğu Bergama Adliyesi’nde alarak, projenin kurulması ve işletilmesine dair Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna itiraz etti. Köylülere Bergama Çevre Platformu da destek verdi.

    “BİRİLERİ KAZANACAK, KÖYLÜLERİN İSE HAYATI SÖNECEK”

    Adliye önünde açıklama yapan Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel, projeyle, köylülerin tarlaları ve meralarının ellerinden alınacağını, yoksullukla mücadele kapsamında dikilen 10 bin fıstık aşılı menengiç ile 400 yıllık tarihi palamut ağaçlarının kesileceğini söyledi.

    Bölgedeki 300 civarındaki yaban atının hayatlarının da tehlike altında olduğunu belirten Engel, “Biz doğru yerlere dikildikten sonra RES’lere, GES’lere karşı değiliz. O yöredeki köylülerin rızası olduktan sonra da itirazımız yok. Biz birileri para kazanacak diye, köylülerin hayatını söndürecek olan bu projeye karşıyız. 2015 yılında büyükşehir belediyesi, yoksullukla mücadeleye karşı yöreye 10 bin tane menengiç ağacına Antep fıstığı aşıladı. Bu fıstıklardan şu an verim alınıyor. Köylülerin ekonomisine ciddi katkısı var. Ancak bu projeyle bu ağaçlar kesilecek, köylünün yüzde 80’inin kullandığı meralar ellerinden gidecek. Tarım bitecek, yabani yaşam zarar görecek” dedi.

    “KÖYLÜYE DOKUNMAYIN”

    Atçılar Mahalle Muhtarı Rasim Akdeniz ise, “Benim köyüm tarihi ve çok eski bir köy. Bilinen 800 yıllık tarihi var. Tek geçim kaynağı hayvancılık ve yeni başlayan Antep fıstıkçılığı. Büyükşehir bize Antep fıstıkçılığı ile ilgili büyük destek verdi. 5-6 yıl süren aşılama çalışması yaptı. Ama bu proje yüzünden bu fıstıklık alanlar elimizden gidiyor. Yani köylü bitiyor. Bu köylüye dokunmayın” dedi.

    KÖYLÜ İTİRAZ DİLEKÇESİ VERDİ

    Dilekçeleri ile Bergama Kaymakamlığı’nda gelen köylülerin, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na iletilmek üzere verdikleri itiraz dilekçesinde ise şu satırlar yer aldı:

    * Köylerimizde en önemli geçim kaynaklarımızdan biri, aşılanmış Antep fıstığıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Antep fıstığı aşılanan 10 bini aşkın menengiç ağacımız proje sahasında kaldığından kesilecek olmasına itiraz ediyoruz.

    * Köylerimizde yerli ırk büyükbaş hayvanlarımızı, salma usulü meralarımızda beslemekteyiz. Meralarımız proje sahasında kaldığından bu durum köylerimiz için büyük bir ekonomik yıkım olacaktır.

    * Proje sahasında kalan meramızda ata yadigârı 400-500 yıllık tarihi palamut ağaçlarımız var. Bu ağaçlarımızın kesilecek olması vicdanen bizleri yaralıyor. Bu nedenle projeyi kabul etmiyoruz, itiraz ediyoruz.

    * Meramızdaki sayıları 300 aşkın yabani atlarımız başta olmak üzere yaban hayatımız da tehlike altındadır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ümit Kuşbakan: HDP’li ve Alevi olduğum için evime saldırılar oluyor

    Ümit Kuşbakan: HDP’li ve Alevi olduğum için evime saldırılar oluyor

    PİRHA- Bergama’da yaşayan Sosyolog Ümit Kuşbakan, HDP’li ve Alevi olduğu için saldırılara ve baskılara maruz kaldığını belirterek, “Evimin camlarını kırdılar, arabamı çizdiler. Hedef gösterilmemek için daha önce polise şikayet etmemiştim. Balkan Alevisiyiz. Bergama küçük bir yer. HDP çalışmalarına katıldığım için biliniyorum” dedi.

    58 yaşındaki Sosyolog Ümit Kuşbakan, İzmir’in Bergama ilçesinde yaşıyor. HDP’li ve Alevi olduğu için çeşitli baskı ve saldırılara maruz kaldığını belirten Kuşbakan, can güvenliğinden endişe ettiğini söyledi.

    Saldırılarla ilgili polise ve savcılığa başvuruda bulunduğunu ancak bir şey yapılmadığını da kaydeden Kuşbakan, yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “EVİMİN CAMLARINI KIRDILAR, ARABAMI ÇİZDİLER, TEHDİT ETTİLER”

    5 yıldır Bergama’nın Kurtuluş Mahallesi’nde oturduğunu ifade eden Kuşbakan, iki evi olduğunu ve bazı dönemler İzmir’de bazı dönemler İstanbul’da yaşadığını aktardı.

    Kuşbakan yaşadığı saldırı ve baskılara ilişkin şunları dile getirdi:

    “Tek başıma yaşıyorum, evim müstakil. Uzun zamandan bu yana baskılara ve saldırılara maruz kalıyorum. Ben evde yokken evimin camlarını kırdılar. Ben evdeyken evimin önüne taşlar koyuyorlar, kumlar yığıyorlar. Bir arabam var, bir plaka ile arabamı çizdiler. Ayrıca defalarca üzerime yürüdüler, tehdit ettiler, bağırdılar. Sosyolog olarak çalışıyorum. Kimseyle bir sıkıntım yok. Hedef gösterilmemek için daha önce polise şikayet etmemiştim. Bu zararları kimin verdiğini bilmiyorum, tanımıyorum.”

    “POLİSE GİTTİĞİMDE SAATLERCE BEKLETTİLER, NUMARA YAPTIĞIMI DÜŞÜNDÜLER”

    Bir dönem HDP’nin seçim çalışmalarına katıldığını söyleyen Kuşbakan, hem bundan dolayı hem de Alevi olduğundan dolayı bu baskılara, saldırılara maruz kaldığını belirtti.

    Daha önce hedef gösterilmemek için polise haber vermediğini kaydeden Kuşbakan, “Polise haber vermiyordum çünkü saptansın istemiyordum. Polis zaten her şeyi biliyor. En son yine eve bir saldırı oldu. Evimin önünde taşlar kırılmıştı. Bu sefer dayanamadım polise gittim. Polise gittiğimde saatlerce beklettiler, numara yaptığımı düşündüler. Benim numara yapacak bir durumum yok. Can güvenliğimden endişe ettiğimi belirttim. Şimdiye kadar polise gitmemekle hata yaptığımı da anladım. Savcılığa da başvuru yaptım. ‘Size bir polis verelim, yanınızda sizi korusun’ dedi. Ben bir polisle niye dolaşayım, istemedim. Evime kamera taktırmadım. Çünkü kameraları da patlatıyorlar. Boşuna uğraşmak istemedim” diye konuştu.

    “HDP’Lİ VE ALEVİ OLDUĞUM İÇİN SALDIRILARA UĞRUYORUM”

    Balkan göçmeni bir Alevi olduğunu, Kürt olmadığını ama HDP’ye üye olduğunu, seçim çalışmalarına katıldığını dile getiren Kuşbakan, “Ben Aleviyim. Dedelerimiz Selanik’ten gelmiş.  Balkan Alevisiyiz. Bergama küçük bir yer. HDP çalışmalarına katıldığım için biliniyorum. Ayrıca İstanbul’dan gelmişim, yabancıyım. Bergama’daki duvarlara İslam’a davet eden yazılar da yazıyorlar” dedi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Yüzyıllardır niyaz edilen bir Tahtacı Alevi ziyareti: Bayazıt Dede-VİDEO

    Yüzyıllardır niyaz edilen bir Tahtacı Alevi ziyareti: Bayazıt Dede-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’daki Tahtacı Alevilerin önemli ziyaretlerinden Bayazıt Dede’yi her sene çok sayıda kişi ziyaret ediyor. Özellikle musahip olan ailelere ait ocakların bulunduğu bu ziyaret etrafındaki kuru ağaçlardan tek bir dal dahi dışarıya götürülmüyor. 

    İzmir Bergama’ya bağlı Yerlitahtacı Köyü’nde bulunan Bayazıt Dede Türbesi köyün yükseklerinde bulunan bir dağ başında. Söylenceye göre çevredeki Tahtacı köylerinin Yol’u yürütmesi için gönderdiği Bayazıt Dede, Osmanlı’nın kolluk güçleri tarafından bir cem esnasında yakalanarak idam edilir.

    Taliplerinin, Bergama dışına gömülen Bayazıt Dede’nin naaşını alarak Yerlitahtacı Köyü’nün yüksek yerlerine getirdiğini söyleyen Yerlitahtacı köyünden Musa Güneş, bu ziyaretin yıllar içerisinde Tahtacıların önemli ziyaret alanlarından biri olduğunu söyledi.

    OSMANLI İDAM EDİYOR

    Musa Güneş, Bayazıt Dede ziyaretine dair verdiği bilgide şunları söyledi:

    “Bayazıt Dede ve onun yardımcısı Genç Dede bizim köyümüzdeki tepede konuşlandırılmış. Söylencelerden çıkarabildiğimiz kadarıyla çevredeki Türkmenleri Alevi yoluna irşad etmek için görevlendirilmiş. Bir cem esnasında Osmanlı’nın kolluk güçlerince yakalanarak sorgulanmadan idam edilmişlerdir. Gömüldükleri yer boz bir hayıt çalısının dibi. İnsanlar o ziyarete gidip gelerek dedenin ismini unutmuşlar. Ziyaretin ismi Bozhayıt Dede’den Bayazıt Dede’ye dönüşmüş. Mezar yerleri müritleri tarafından alınarak bu bölgedeki tepeye getirilmiş.”

    “BİR AĞAÇ PARÇASI DAHİ ALINAMAZ”

    Ziyarete giden alanda bulunan niyaz taşından niyaz alındığı ve ziyaretin etrafında bulunan kuru ağaçlardan tek bir dalın dahi çıkarılamayacağını söyleyen Güneş, “Bayazıt Dede’nin ziyaretine varmadan önce bir niyaz taşı vardır. Bu taşa niyaz olunmadan ziyaretin olduğu yere girilmez. Niyaz alınır, izin istenir. Çocukken, gençken niyaz alırdık ve halen de niyaz alırız. Ziyaretin olduğu yerden asla ve asla bir ağaç parçası dahi alınamaz. Yetişkin ağaçlar kimi zaman yükünü taşıyamaz, kurur ve devrilir. Kimse buradan evine bir dal dahi götürmez. Köyün eğitmeni bir gün buradan odun alarak gider. O gece rüyasında kapısı taşlanarak rahatsız edilmiş. Topladığı odunları ve yaktığı ağaçların küllerini geri getirmesini istemişler” dedi.

    “HIDIRELLEZ’DE MUSAHİPLER ZİYARET EDİYOR”

    Bayazıt Dede’yi özellikle Hıdırellez’de musahiplerin ziyaret ettiğini ve lokmalarını paylaştığını ifade eden Güneş, “Bu ağaçların hepsi burada kalır ve burada yakılır. Hıdırellez’de çıkılır ve her ailenin bir ocak yeri vardır. Kurbanlar kesilerek pişirilir ve o gün akşama kadar burada kalınır. Buraya girenler ilk Bayazıt Dede’ye niyaz ederek çevresini dolaşır, dileklerde bulunur. Ya da dışarıda bulunana dilek ağacına bir bez bağlanır. Hıdırellez zamanı, musahipler buraya gelerek nefeslerini söyler, semah dönerler. Böyle bir ritüel yürütülür. Bayazıt Dede’nin olduğu ziyarete sadece musahip olanlar girebiliyor. Genç olanlar ise Genç Dede’nin bulunduğu ziyarette buluşup yolu, ritüeli öğreniyorlar” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL-İsmail SİVASLI/İZMİR

     

  • ‘Alevilik olmasa böyle terbiye bilmezdik, yolumuza hile getirmeyiz’-VİDEO

    ‘Alevilik olmasa böyle terbiye bilmezdik, yolumuza hile getirmeyiz’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Yalnızev köyünde yaşayan Selver Tekin, yola (Aleviliğe) olan bağlılığını, “Alevilik olmasaydı böyle terbiye bilmezdik. Birbirimize ‘yolun, Aleviliğin, Çepniliğin var’ dediğimizde utanırız” sözleriyle anlatıyor.

    İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Yalnızev köyü, Çepni Alevilerin yaşadığı bir köy.

    Köyde ikamet eden 87 yaşındaki Selver Tekin, eski cemleri ve musahipliği derin bir ah çekerek yad ediyor. Evlenmesi ile birlikte musahip olan ve çok kez ceme giren Tekin, musahipliği, ‘İkrar verip ahirete kardeş oluyoruz. Yolumuza, sokağımıza bir hile getirmeyiz’ diyerek tarif ediyor.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Alevi köyü Yalnızev’e ayrımcılık: Asfalt yok, yollar çamur deryası-VİDEO

    Alevi köyü Yalnızev’e ayrımcılık: Asfalt yok, yollar çamur deryası-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Yalnızev Mahallesi sakinleri, Çepni ve Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirterek yol, asfalt ve köprü sorunlarının hala devam etmesine isyan ettiler. Alevi olmayan köylerin mezarlığına kadar asfaltlı olduğunu belirten köylüler, bu ayrımcılığa son verilmesini istediler. 

    Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti Alevi köyü olması sebebiyle devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de İzmir’in Bergama ilçesine bağlı 1200 nüfuslu Yalnızev Köyü.

    Ajansımız PİRHA‘nın ulaştığı Yalnızev Köyü sakinleri hizmette yaşadıklarını ayrımcılığı anlattı.

    BERGAMA’NIN DİBİNDE AMA HİZMET YOK

    Yalnızev Köyü’nün tamamı Çepni, Alevi ve bu nedenle hizmetlerden en son ve en az yararlanan köylerden biri. Köyün yolu yol değil. Yalnızev’e ne devlet ne de belediye el uzatmış. Devlet hizmetlerinden neredeyse sıfır düzeyde yararlanıyorlar.

    Yalnızev Mahallesi (yeni düzenleme ile mahalle statüsüne alındı) Bergama’ya 3 kilometre uzaklıkta. Köyden şehir çok rahat görülebiliyor. Coğrafi olarak genelde ova arazisinde bulunan köyde ekonomi genelde tarım işçiliği ve hayvancılığa dayanıyor.

    SEÇİM DÖNEMLERİNDE VERİLEN VAATLER TUTULMADI

    1200 nüfusu olan Yalnızev Köyü ve diğer Çepni köylerinin seçimlerin kaderini değiştirecek seçmeni yerel seçimlerde iktidar ve muhalefet partilerinin iştahını kabartır iken vaatler seçim sonrası asla karşılık bulmamış.

    Uzun yıllardır tarihinden itibaren asfaltlanmayı beklerken yanı başında Sünni yurttaşların yaşadığı köyün yollarının asfaltlanması, ayrımcılık iddialarını yeniden gündeme getirdi.

    DERENİN İÇİNDEN GEÇEN YOLDA BUZLANMADAN KAYNAKLI KAZALAR YAŞANIYOR

    Yalnızev Köyü’nü diğer bir Çepni köyü olan Tepeköy’e bağlayan ve diğer birçok köyle iletişim sağlayan eski İzmir-Çanakkale yolu köyün tam ortasından geçiyor.

    Dağdan gelen çayın, kış aylarında taşması sonucunda kavisli olan yol su altında kalıyor. Suyun yükselmesinden kaynaklı araçsız geçmenin mümkün olmadığı bu yolda kış aylarında buzlanmadan kaynaklı birçok kez defalarca kaza geçirmiş.

    Birebir gidip gördüğümüz bu yolun tam karşısında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin otobüs garajı bulunması ve bu soruna çare olunmaması köylüleri isyan eder hale getirmiş.

    Köylüler, 2019 yılında ihalesi tamamlanarak yapılacağı söylenen yola dair Bergama Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne verdikleri dilekçelere cevap alamadıklarını kaydetti.

    YOLLAR KÖSTEBEK YUVASU, SOKAKLAR ÇAMUR DERYASI

    Köylüler, bozuk yollar için yaptıkları resmi başvurulara cevap alamayınca yaşadıklarını PİRHA’ya anlattılar. Yaşananlara isyan eden köylüler, Çepni ve Alevi olmalarından kaynaklı ayrımcılık ile karşılaştıklarını dile getirdiler.

    Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Yalnızev’de yurttaşlar, tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söylüyor. Yurttaşlar, seçim zamanı oy için verilen vaatlerin başında gelen yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.

    Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan köylüler, sorunlarının bitmek bilmediğine dikkat çekiyor. Geçmişe dönük çektikleri görüntülerde yağan yağmur sonrası sokakların çamur deryasına dönüştüğü görünüyor.

    Mezarlarına giden yolların da ayrıca çamur içinde kaldığını söyleyen köylüler, hayvan ahırlarına ulaşmanın araçlarla dahi mümkün olmadığını kaydediyor.

    Ovada bulunan birçok köyün yollarının asfaltlandığını ve hayvancılık yollarına dahi mıcır döküldüğünü belirten yurttaşlar, sıra kendi köylerinde geldiğinde bu hizmetin köy sınırlarında bittiğine şahitlik ettiklerini belirtiyor.

    “KOMŞU KÖYLERİN MEZARLIĞANA KADAR ASFALT VAR, BİZİM YOLUMUZ ÇAMUR İÇERİSİNDE”

    Hayvancılık ile uğraşan köy sakinlerinden Elmas Aşkın, köstebek yuvasına dönen yollarında yağmur yağması ile çamur deryası oluştuğunu ifade etti. Yıllardır duyulmayan seslerinin duyulmasını ve sorunlarına çare olunması çağrısında bulunan Aşkın, “Burada hayvancılık yapıyoruz ve yollarımız çok kötü. Mağdur durumdayız. Diğer komşu köylerin yolları asfaltlanmış durumda. Bunu görüyoruz ve çok üzülüyoruz. Yollarımızın yapılmasını istiyoruz. Yağmur yağdığı zaman yollarımız bozuluyor, çamur içerisinde kalıyor. Komşu köylerde mezarlıklara kadar asfalt yol var. Yollarımızın karşı köylere benzemesini istiyoruz. Sesimiz duyulsun ve yollarımız yapılsın” diye konuştu.

    “KÖY YOLU SU ALTINDA, KIŞIN ARAÇLAR KAZA YAPIYOR”

    Yalnızev Mahallesi Muhtarı Murat Acar da, diğer köylerle iletişimlerini sağlayan yolun su altında kalması ile defalarca kazalar yaşandığını belirtti.

    2019 yılında sözde ihalesinin tamamlandığının kendine iletildiğini dile getiren Acar, aradan geçen zamanda verdikleri hiçbir dilekçeye cevap bulamadıklarını kaydederek, “Bu yol 8 köyü birbirine bağlayan bir yol. Yolumuz su içerisinde. Rezillik içerisindeyiz. Defalarca söylememize rağmen ne İzmir Büyükşehir Belediyesi ne de Bergama Belediyesi bu yolu yapmıyor. Verdiğimiz dilekçelere dahil bir cevap alamıyoruz. Sözde bu yolun ihalesi 2019 yılında bitti. Pandemi, deprem diyerek sürekli bir oyalama taktiğine girdiler. Sudan kaynaklı yol buz tuttuğu için kaza oluyor ve  arabalar dereye uçuyor. Geçen haftalarda 2 arabayı kendi kepçem ile çekip çıkardım” ifadelerini kullandı.

    “ÇEPNİ KÖYÜ OLDUĞUMUZ İÇİN AYRIMCILIK VAR, GELİN GÖRÜN”

    “Çepni köyü olduğumuz için burada bir ayrımcılık var” diyen Yalnızev Mahallesi Muhtarı Acar, çevrelerindeki tüm ova köylerinin yollarının yapıldığı, kendi yollarına ise mıcır dahi dökülmediğini sözlerine ekledi.

    Acar, hizmette ayrımcılık yaşadıkları Çepni kimliklerinden asla vazgeçmeyeceklerini ve sorunlarına çözüm beklediklerine vurgu yaparak şöyle konuştu:

    “Sağımızdaki ve solumuzdaki ova köylerinin yollarını yaptılar. Bizim köyümüzün olduğu alandaki yollara mıcır bile dökmediler. Mezarlığa gidecek yollarımız dahi çok, her yer çamur içerisinde kalıyor. Yeter artık bu ayrımcılığa gerek yok. Seçim döneminde her parti bu köye gelip oy istiyor. Genç çiftçiler arazisinde hayvancılık yapamıyor. Bizler çocuklarımıza çiftçiliği öğretmek zorundayız. Bir çare bekliyoruz. Komşu köylerin köy ve üretim yolları asfaltlanmış durumda. Kış ayında yağmur yağdığında kendi arabalarımız ile bile bu yolları çıkamıyoruz. Çepni olduğumuz için mi bu ayrımcılık var? Biz Çepniyiz ve Çepniliğimizden vazgeçmeyiz. Gelip görsünler; yalan ise hodri meydan. Bu sorunlara çözüm bekliyoruz. Sürekli bir oyalama taktiği var. Artık çaremiz kalmadı. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Buraya bir tane iğne çakılı değil. Ayrımcılık yok diyorlar. Gelin yerinde görün.”

    Ersin ÖZGÜL – İsmail SİVASLI /BERGAMA-İZMİR

     

  • ‘Cemevimiz olmadığı için ibadetlerimizi yürütemiyoruz, Alevilerin lokmalarını bekliyoruz’-VİDEO

    ‘Cemevimiz olmadığı için ibadetlerimizi yürütemiyoruz, Alevilerin lokmalarını bekliyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Depremde hasar gördüğü için yıkılan cemlerinin olmamasından kaynaklı ibadetlerini yapamadıklarını belirten Bergama’ya bağlı Pınarköy muhtarı Sefa Dönmez, “Cemevimiz olmadığı için ibadetlerimizi yapamıyoruz, Hakk’a yürüme erkanı yürütemiyoruz. Temeli atmak içinde Alevi canların lokmalarına ihtiyacımız var” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

    İzmir Bergama’ya bağlı Çepni köyü olan Pınarköy’de bulunan cemevinde uzun yıllar ibadetler ve hizmetler yürütülmüş. İzmir depreminde binanın hasar alması sonrasında gelen yetkilerin binaya kimsenin girmemesini iletmesi sonrasında cemevi 7 ay önce köylüler tarafından yıkılmış.

    900’ yakın nüfusu ile Bergama’da bulunan 5 Çepni Alevi köyünden biri olan Pınarköy’de cemevinin yıkılması ile birlikte ibadetler ve Hakk’a yürüme erkanları yürütülmemiş. Şubat ayında olan sorgu ve görgü cemlerini yürütmediklerini belirten Pınarköy muhtarı Sefa Dönmez, yeni inşa edilecek cemevinin inşaatı dayanışma çağrısında bulundu.

    “YENİ İNŞA EDİLECEK CEMEVİ İÇİN LOKMALARA İHTİYACIMIZ VAR” 

    Köylerinin eski bir Çepni yerleşim alanı olduğunu dile getiren köy muhtarı Sefa Dönmez, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin cemevi inşasına başlaması için köylüler tarafından ilk önce bir temel atılması gerektiğini ifade etti.

    İnançlarını ve hizmetleri yürütmek için inşa edilecek cemevi inşaatı için dayanışma çağrısında bulunan Dönmez şunları dile getirdi:

    “Köyümüz çok eski bir Çepni yerleşim alanı. Cemevimizde çok uzun zamandan beri ibadet ediyoruz. İzmir depreminden sonra cemevimizde hasarlar oluştu. Valilik görevlileri gelerek incelemede bulundu ve binaya kimseye alınmaması gerektiğini ilettiler. İbadetlerimizde sıkıntı olmasın diye insanları hasarlı binaya almadık ve cemevimizi yıktırdık.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi cemevimizin yapımı için çalışmalara başladı.  Şu an yazışmalar yapılmış durumda. Cemevimiz olmadığı için ibadetlerimizi yapamıyoruz, Hakk’a yürüme erkanı yürütemiyoruz. Ayrıca bu sene sorgu ve görgü cemlerimizi de yapamadık.

    Cemevimizin temelini biz köylülerin atması gerekiyor. Temel atıldıktan sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi binayı inşa etmeye başlayacak. Temeli atmak içinde Alevi canların lokmalarına ihtiyacımız var. Bizler inancımızı, kültürümüzü yaşatmak istiyoruz. Alevilerin dayanışması ile bu cemevi sorunumuzu çözmek istiyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Alevi olmak, görgüye girmek güzel; musahipsiz olmazdık’-VİDEO

    ‘Alevi olmak, görgüye girmek güzel; musahipsiz olmazdık’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Narlıca Köyü’nde yaşayan İsmihan Kılınç (79), musahipliğin kardeş olmaktan öte olduğunu vurguluyor. Yola girerek musahip olacak canların, cemleri heyecanlı beklediğini söyleyen Kılınç, “Alevi olmak, sorguya, görgüye görmek çok güzeldi. Musahipsiz olmazdık. Musahiplik çok ağırdı. Birbirini sevmen, sayman ve saygılı olman gerekir. Kardeşten daha da yakındık”  diye belirtiyor.

    İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Narlıca Köyü, Çepni Alevilerin yaşadığı bir köy. Köyde ikamet eden 79 yaşındaki İsmihan Kılınç, eski cemleri ve musahipliği derin bir ah çekerek yad ediyor. Evlenmesi ile birlikte musahip olan ve çok kez ceme giren Kılınç, musahipliği, ‘Musahiplik çok ağırdır. Kardeşten de yakındır’ diyerek tarif ediyor.

    “ALEVİ OLMAK, GÖRGÜYE GİRMEK, MUSAHİP TUTMAK ÇOK GÜZELDİ”

    Musahipleri ile lokmalarına kadar her şeyi paylaştıklarını söyleyen İsmihan Kılınç, o zamanları şöyle anlatıyor:

    “Bugüne kadar çok cemlere katıldım. Ne düğüne ne de bayrama benzer çok başkadır. Bizlerin zamanında çok iyiydi her şey. Lokmamıza kadar her şeyimizi paylaşırdık. Alevi olmak, sorguya, görgüye görmek çok güzeldi. Şükür olsun ki o yolu gördük. Musahipsiz olmazdık. Düğünümden bir hafta önce kaynımın oğlu ile ile musahip olduk. Birbirimizi çok severdik. Musahiplik çok ağırdı. Birbirini sevmen, sayman ve saygılı olman gerekir. Kardeşten daha da yakındık. Bir sene hastalandım, ameliyat olmuştum. O sene musahibim tarlamı ekti, bana baktı. Musahip ne oğluna, ne kızına ne de bacına benzer, çok daha yakındır. Musahip bacım Hakk’a yürüdüğü için 2 senedir ceme giremiyorum.

    Köye dedemiz gelecek, cem olacak, kurban kesilecek dendiği zaman çok sevinirdik. Herkes hazırlık yapardı. Cemde hiç bir kötülük yapmayacağına dair musahiplerden yemin alınırdı. Bu köyde kimse kimseye laf atamaz, birbirine göz dikemez. Öyle olursa cemde sorgulanırdı. O yüzden bizde böyle şeyler olmazdı. Lokmalarımızı pişirir dağıtırdık.”

    PİRHA/İZMİR

  • Tahtacı Aleviler Geyikli Baba’yı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı

    Tahtacı Aleviler Geyikli Baba’yı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı

    PİRHA- Bergama’lı Tahtacı Aleviler Geyikli Baba Ziyaretine niyaz olarak lokmalarını paylaştı.

    İzmir Bergama’da yaşayan Tahtacı Aleviler, Bursa’nın en eski köylerinden biri olan Kestel’e bağlı Babasultan Köyü’nde bulunan Geyikli Baba Türbesini ziyaret ederek lokmalarını paylaştı.

    İzmir’den yaklaşık 50 kişilik grupla hareket edilen ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğu Tahtacı Aleviler, Geyikli Baba yakınında bulunan Darıcık yaylasında kurban lokmalarının paylaştırarak çerağlar uyandırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Tahtacı Aleviler olarak inancımızdan koptuk, eskilerin güzelliğini özlüyoruz’-VİDEO

    ‘Tahtacı Aleviler olarak inancımızdan koptuk, eskilerin güzelliğini özlüyoruz’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Kapukaya köyünde yaşayan İsmail Sevik, Tahtacı Alevilerin toplumsal yaşam alanlarından göç etmesi sonrası şehirleşme ile birlikte inançlarının da geriye düştüğünü vurguladı. Sevik, “Bizler kendi yerleşim alanlarımızdan göç ettikten sonra asimilasyona uğradık. Bizler artık son demdeki insanlarız. Tahtacıların örf adetlerini ve inancını sürdüren son kişileriz. İnanç ve itikatimize meyli olan yok” diye konuştu.

    Yüksek dağları mesken edinen ve buraları kendileri için yaşam alanları yapan Tahtacı Alevilerin şehirleşme ile birlikte inanç ritüellerinde zayıflama olduğunu söyleyen Bergama Kapukaya köyünden İsmail Sevik, özellikle de gençlerin inanca ve cemlere ilgi göstermediğini dile getirdi.

    İsmail Sevik, inançlarının gerek dış etkenlerden gerekse teknolojik gelişmelerden dolayı asimilasyonla karşı karşıya olduğunu belirterek, gençlere Alevi kültürüne sahip çıkma çağrısında bulundu.

    “TÜRKMEN ALEVİLER İNANÇLARINDAN KOPTU”

    Tarihi eser evlerin restorasyon işleri ile uğraşan İsmail Sevik, tümüyle kolektif paylaşmayı ön gören örf ve adetlerden toplumsal olarak çokça gerilediklerini ifade ederek, “Bergama’ya geldikten sonra inşaat işleri ile uğraşmaya başladım. 15 seneden beri tarihi eserlerle, ev restorasyonları ile uğraşıyorum. Pandemi geçirdikten sonra rahatsızlıklarım ortaya çıktı ve şu anda dinleniyorum. Eski işlerle uğraşıyorum, gönlüm daha genç. Bizler kendi yerleşim alanlarımızdan göç ettikten sonra asimilasyona uğradık. Bizler artık son demdeki insanlarız. Tahtacıların örf adetlerini ve inancını sürdüren son kişileriz. Türkmen Alevilerin yüzde 80’i bu inançtan koptu. 3 çocuğum var; ikisi şehir dışında ve inancından uzak. Sadece bir kızım bizim gittiğimiz yerlere gidebiliyor. Zaman ayak uyduruyorlar. Toplum olarak örf ve adetlerimizden artık çok gerideyiz. Ne yazık ki daha da gerilemekteyiz” dedi.

    “İNANÇ VE İTİKATİMİZE MEYLİ OLAN YOK”

    “Eskilerin güzelliğini özlüyoruz” özlüyoruz diyen Sevik, bilgiye ve paylaşıma talip olan kimsenin olmayışına derinden hayıflanarak şöyle konuştu:

    “Bir şeyler yapmaya çalışıyorsun ama zaman buna izin vermiyor. Bizim zamanımızdaki gibi bilgiye talip olan yok. Sadece günlük yaşamaya bakıyorlar. İnanç ve itikatimize meyli olan yok. Buda çok acı. Bizim zamanımızda büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı. Çocukta olsan bir suç işlediğin zaman tepkiyi ilk yanındaki verirdi. Şu anda bırak bir başkası bir akraban dahi işlediğin suça tepki gösteriyorsa onu kırabiliyorsun. Şimdikiler bu işi taklit olarak yapıyor. Gençlerimiz inancını benimsemiyor, çok az var.

    Eskiler daha güzeldi. Sevgi, saygı, hatır vardı. Köyümüzde Perşembe her aile çocuklara hediye, şeker verirdi.  Yine akşam aileler bir yerde toplanır, sohbet ederler, sorunlarını çözerlerdi. Şimdi iki kişi bir araya gelip sohbet edemiyoruz. Eskilerin güzelliğini özlüyoruz. Birileri başımızı okşardı. Her zaman iyiliklerin güzelliklerin yanında olalım. Toplum olarak bilinçlenelim, bir araya gelelim. Canlar can olsun.”

    Ersin ÖZGÜL-Rohat EMEKÇİ / İZMİR

  • Bergama Kapukaya köyündeki atıl durumdaki okul cemevine dönüştürüldü-VİDEO

    Bergama Kapukaya köyündeki atıl durumdaki okul cemevine dönüştürüldü-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’ya bağlı Kapukaya köyünde atıl durumda olan eski bir okul köylülerin emeği ile cemevine dönüştürüldü.

    Uzun yıllardır ibadethanesi bulunmayan İzmir Bergama’ya bağlı Tahtacı Alevi köyü olan Kapukaya’da atıl durumda olan okul binası 2016 yılına kadar boş kaldı. Boş olan okul binası köylüler tarafından restore edilerek cemevine dönüştürüldü.

    İbadet, toplantı, hayır yemekleri ve bahçesinde düğünlerin yapıldığı cemevi 2017 yılında hizmetine girdi. Okuldan cemevine dönüştürülen ibadethanenin mutfağından cem salonuna kadar tüm eksikler köylüler tarafından temin edildi.

    “KÖYLÜLERİN KATKISI İLE CEMEVİNE ÇEVRİLDİ”

    Okul binasının köylülerin dayanışması ile cemevine çevrildiğini söyleyen Kapukaya Köyü Muhtarı Ali Ürkmez, “Benden önceki muhtar arkadaşın burasının cemevine çevrilmesine dair girişimi oldu. Herkes eksik malzemelerini alarak getirdi, gücü oranında katkıda bulundu. Cemlerimiz oluyor ama pandemiden kaynaklı 2 seneden beri yapamıyoruz. Dedelerimiz Manisa Akhisar’dan ikrar, musahip cemlerimize geliyor. Komşular arasındaki sorunlar cemde çözülüyordu. Ama son dönem bu sorunlar mahkemelere gidiyor. Bu bizi incitiyor. Köye geri dönüşler başladı. Herkesin bağı, bahçesi, arazisi var; gelip sahip çıksınlar” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Eskiden mahkeme kapısına gitmezdik; dede cemde sorunları çözerdi; köreldik’-VİDEO

    ‘Eskiden mahkeme kapısına gitmezdik; dede cemde sorunları çözerdi; köreldik’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Bergama’ya Bağlı Kapukaya köyünde yaşayan Cennet Üstündağ (66), Tahtacı Alevilerin toplumsal huzur ve barışı sağladığı dar meydanlarının yerini artık mahkemelerin almasına yakınıyor. Cennet Üstündağ, bu durumun kendilerini incittiğini söyleyerek, “Eskiden mahkemelere gitmezdik. Eskiden dede gelir haklıyı haksızı ayırırdı. Şimdilerde sen-ben kavgası var. Yol, erkan zayıflıyor. Böyle köreliyoruz işte” diye konuşuyor. 

    Geçmişten günümüze Alevi toplumu kendi aralarında yaşadıkları dargınlıkları devlet hukuku ve yasası ile değil de kendi cemlerinde, erkanlarında dara durarak çözümlemiş toplumsal huzur ve barışı sağlamışlardır. Alevi inancının önemli bir rütüeli olan, aynı zamanda kendi iç mahkemeleri olan dar ritüelinin zayıfladığına işaret eden Tahtacı Alevi Cennet Üstündağ, bu durumun kendilerini incittiğini söylüyor.

    Cennet Üstündağ ayrıca, oğlunun dışarıdan biri ile evlenmesi ile yaşanan ‘müşküllük’ sonrası dede tarafından 16 sene ceme alınmadığını gözleri dolarak anlatarak, 16 yılın sonunda kurban keserek ceme girebildiğini yutkunarak ifade ediyor. Üstündağ, oğlunun yaşadığı durumdan kaynaklı 16 yıl ceme girememesinin, komşularından geri kalmasının büyük üzüntüler yaşattığını sözlerine ekliyor.

    Bilindiği üzere tüm Alevi süreklerinde cana kıymak, çalmak, birden fazla evlenmek ve benzeri ağır suçlar‚ ‘düşkünlük’ sebebidir. Yalan söylemek, kavga etmek gibi hafif suçlar‚ ‘müşkül hal’ sayılır. Müşkül olanlar, Alevi yol kurallarına uygun olarak verilen cezayı yerine getirdikten ve bozdukları toplumsal barışı yeniden tesis ettikten sonra ceme girebilir. Düşkün olan kimsenin sosyal hayata verdiği zarar onarılamaz boyutlarda olmasından kaynaklı bir bütün toplumsallığın her alanından soyutlanır, eksikliği kavratılmak istenir. Bu nedenle Alevi erkanında düşkün “yolu, yolumuzdan, malı malımızdan, davarı davarımızdan ayrı olsun” denilerek, belli bir zaman Alevi toplumsallığının dışında tutulur. Alevi terminolojisi içinde bu durum ’Müşkül hallolur, düşkün hallolmaz’ cümlesi ile karşılığını bulur.

    “ESKİDEN MAHKEMELERE GİTMEZDİK, DEDELERİMİZ GELİRDİ”

    Alevi toplumsallığının iç denetim mekanizmalarından olan dar ritüelinin zayıflaması ile insanların artık mahkeme kapılarına gitmelerine hayıflanan Üstündağ, “Eskiden mahkemelere gitmezdik. Biri ile tartıştın, kendini savunamayacak kadar güçsüz isen meseleyi dedenin önüne oturarak meydana atarsın. Orada dede karanını verir, haklı haksızı ayırırdı. Haksız ise dede cezayı keser, o ceza tekrar cem meydanında ödenirdi. Lokma cezası verirdi dedemiz. Günümüzde ise mahkemelere giden çok oluyor. Artık herkes üstün körü geçiyor bu meseleyi. Bu duruma gerçekten üzülüyorum” diye konuştu.

    “BENLİK KAVGASI VAR; YOL, ERKAN ZAYIFLIYOR”

    Yol, erkanın zayıfladığını sözlerine ekleyen Üstündağ, Alevi toplumunun böylece köreldiğine vurgu yaparak, şöyle devam etti:

    “Herkes ağzına fermuar çekiyor. Herkes birbiri ile dargın. Mesele ise küçük bir ceviz; kır içerisinde hiç bir şey yok. Sen ben kavgası var. Yol erkan zayıflıyor. Böyle köreliyoruz işte. Kızın yabancıya gidince düşkün oluyorsun. Düşkünlük denen şeyi ayıramıyoruz. Bu ağır bir suçtur. Hırsızlık, yuva yıkma, ocağına kan düşme gibi suçlar düşkünlüktür. Diğerleri ise müşküllüktür. Müşküllükte dede gelip komşunla sana ceza veriyor, bu cezayı beraber bir lokma ile ödüyorsun. Kızın yabancıya giderse, oğlun yabancı alır ise bu müşküllüktür” dedi.

    “16 SENE CEME GİREMEDİM”

    Cennet Üstündağ, oğlunun dışarıdan biri ile evlenmesi ile yaşanan ‘müşküllük’ sonrası dede tarafından 16 sene ceme alınmadığını hüzünlü gözlerle anlatıyor. 16 yılın sonunda kurban keserek ceme girebildiğini yutkunarak ifade eden Üstündağ, Düşkün ceme giremez, dede almaz. Düşkünlüğün kalkmasının bir müddeti vardır. Cem olmadan gelir dedeye derdini anlatır. Eskiden dedenin düşkün ettiğini ne çaya ne de çorbaya çağırırlarmış. Şimdi oda yok. Cezanı biliyorsun sadece ceme gidemiyorsun. Oğlum yabancı biri ile evlendi diye 16 sene ceme giremedim. Demek ki onu görüp, yaşayacaktım. Herkes ceme gidiyor, sen gidemiyorsun; çok üzülüyordum. 16 sene sonra kurbanımı keserek ceme girdim” şeklinde konuştu.

    Rohat EMEKÇİ – Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Bergamalı Tahtacı Alevi Bahar Şevlik’in kış hazırlığı başladı-VİDEO

    Bergamalı Tahtacı Alevi Bahar Şevlik’in kış hazırlığı başladı-VİDEO

    PİRHA – İzmir Bergama’ya bağlı Çepni Alevi köyü olan Kapukaya’da kış hazırlığına başlayan Bahar Şevlik, bahçesinden topladığı biber, patlıcan ve domateslerle konserve yaparak, bir taraftan da biberleri kurutmayı sürdürüyor.

    Anadolu ve Mezopotamya’nın bereketli toprakları tüm dünyayı etkisine alan ve kapitalist üretim biçiminin yol açtığı kirlilik ve sömürüden etkilense de ‘başka bir dünya mümkün’ diyen ve ekonomik zorlukları kah imece yoluyla kah kendi çabalarıyla yaşam mücadelesi verenler de var.

    İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Kapukaya köyünde yaşayan Bahar Şevlik de bu isimlerden sadece biri.

    Çar ana sırla ikrarlı kadınlardan bir olan Bahar Çevlik, üretimin nasıl olması gerektiğini kanıtlar duruşuyla kış telaşı içinde.

    Kışlık konserve için kolları sıvayan Bahar Şevlik, özellikle mevsiminde toplanan organik patlıcan, domates ve biber konserve için çalışmalara başladı.

    Kış aylarının vazgeçilmezi arasında olan konserveler hem ekonomik olarak aileyi rahatlatıyor hem de organik konserveler sofraları süslüyor. Öte yandan kadınlar bahçeden topladığı biberleri de kurutmak için iplere asıyor. Bahar Şevlik ayrıca tarhana hazırlıklarını yapmaya başlamış.

    Bahar Şevlik, konserve yapımı için ilk olarak topladığı patlıcanların kabuklarını soyuyor, daha sonra doğrayarak kızartmaya başlıyor. Doğradıkları biberleri de ekleyerek pişiren Şevlik, kavanozlara doldurarak kapaklarını kapatıyor. Kapakları kapatılan kavanozlar bir gün boyunca ters çevrilerek bekletiliyor.

    Köyün kadınları imece usulü çalışarak elmayı, armudu, domatesi, patlıcanı biberi dalından toplayıp, kurutmak için iplere asmaya, yerlere sermeye başlamışlar ayrıca.

    Sonbahar ve kış ayları için özellikle kadınların bir araya gelerek imece usulüyle yaptığı yufka, salça, erişte, tarhana, pekmez, turşu gibi kışlık yiyeceklerin hazırlanmasına başlandı. Bergamalı Tahtacı Alevisi olan Bahar Şevlik’in yaşadığı kışlık telaşı renkli görüntülere sahne oluyor.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Güççe Nine hastalığına rağmen aşkla semaha duruyor-VİDEO

    Güççe Nine hastalığına rağmen aşkla semaha duruyor-VİDEO

    PİRHA- Güççe Nine (Güççe Dağdelen) İzmir Bergama’ya bağlı Tahtacı Alevi köyü olan Yerlitahtacı Köyü’nde yaşamış koca bir çınar ve tarihsel hafızaydı. Bergama’nın 9 Alevi köyünden biri olan Yerlitahtacı’da yaşamış Güççe Nine, hastalığına ve ayakta zor durmasına rağmen bile deyiş eşliğinde semahını yürekten dönüyor.

    2 Nisan 2011 tarihinde Hakk’a yürüyen Güççe Dağdelen (Güççe Nine) 2010 yılında çekilen görüntülerde hastalığına rağmen oğlu Muharrem Dağdalen ile semah dönüyor. Ayakta durmakta zorluk yaşadığı gözlenen Güççe Nine ancak 2 dakika semah dönebiliyor ve sonrasında yerine oturuyor.

    Güççe Nine’nin inancındaki bu sağlam ve yürekten duruş, Alevi inancından savrulanlara bir ders niteliğinde.

    PİRHA/İZMİR

  • Başkan Soyer’den işçilere destek

    Başkan Soyer’den işçilere destek

    PİRHA – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer, AKP’li Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu tarafından işten çıkartılan 3 Kadın işçinin gerçekleştirdiği eyleme katılıp destek verdi.

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Muhtarlar ile gerçekleştireceği toplantı için Bergama ilçesindeydi. Soyer’i toplantının yapılacağı salonun girişinde Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu tarafından işten çıkartılan 3 kadın işçi karşıladı. Eylemci kadın işçiler Tunç Soyer’e taleplerini iletti.

    “BASKI GÖRDÜK”
    Başkan Soyer’e yaşadıkları durumu anlatan Alev Çakır, “Seçimlerin ardından belediyede birçok arkadaşımla birlikte mobbing ve baskıya uığradık, işten çıkartıldık. Gerekçe olarak verim düşüklüğünü gösterdiler. Ancak beni olmayan Arşiv Müdürlüğü’ne sürmüşlerdi. Ne yapacağımı bile söylememelerine rağmen işimin hakkını verebilmek için tüm mevzuatı öğrendim. Gonca ve Deniz arkadaşlarım da aynı haksızlıklara uğradılar. Gonca henüz açılmamış olan Hasta Yakını Konuk Evi’nde görevliydi. Henüz açmadıkları, hatta klima çalışmasına dahi müsaade etmedikleri bir yerde verim düşüklüğünden bahsetmek mümkün mü?” dedi.

    “BEN HER ZAMAN YANINIZDAYIM, ASLA SİZİ BIRAKMAM”

    Yaşananları dinleyen Tunç Soyer ise 3 işçi kadının mücadelesinde haklı olduklarını belirterek “Siz hukuki sürecinizi başlatın, ben yanınızdayım. Her zaman yanınızdayım. Sizi asla bırakmam” dedi.

    Başkan Soyer ile eylemci işçilerin görüşmesi esnasında Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu’nun da yanlarına gelerek dinlemesi dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bergama Belediyesi’nde işten çıkarılan üç kadın işçi eyleme başladı-VİDEO

    Bergama Belediyesi’nde işten çıkarılan üç kadın işçi eyleme başladı-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Bergama Belediyesi cuma günü mesai bitiminde DİSK üyesi 3’ü kadın olmak üzere 4 işçiyi çıkardı. İşten çıkarılan Nazlı Deniz Tan, Alev Çakır ve Gonca Çetin “İşimizi İstiyoruz” yazılı yeleklerle belediyenin önünde sabah saatlerinde eyleme başladı. İşçilere CHP Bergama İlçe Başkanlığı, DİSK ve Bergama Demokrasi Platformu da destek verdi.

    Görüntü: Ajans Bakırçay

    CHP Bergama İlçe Örgütü işten atmalara karşı basın açıklaması yaptı. CHP İlçe Başkanı Mehmet Ecevit Canbaz tarafından okunan basın açıklamasında, “Tüm performansını göreve geldiği günden bu yana çalışanlarına mobbing uygulamaları, sendika değiştirmeye zorlamaları, sürgünler ve işten çıkarmalarla kamuoyuna gösteren Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu ve yönetimini kınıyoruz. Bergama halkı adına evine yarın ekmek götüremeyecek 4 işçinin hesabını örgütümüz olarak her platformda soracağımızı, takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz” denildi. Açıklamanın ardından belediyenin önünde eyleme başlayan işçilere destek verildi.

    İşçilere desteğe gelen Genel-İş Genel Sekreteri Şükret Sevgener, “İlkler kenti Bergama’da, belediyenin önünde yaptığımız haklı direnişimizi sonuç alıncaya kadar sürdüreceğiz. Özellikle kendini belediye başkanı zanneden Hakan Koştu, bugünden itibaren Bergama sokaklarında kara bir lekeyle dolaşacaktır. Bir Bergamalı olarak utanıyorum ve lanetliyorum” dedi.

    Açıklamanın ardından Belediye binasına siyah çelenk bırakıldı. Belediye önüne siyah çelenk bırakıldıktan sonra, AKP’li bir grup, işten çıkarılanlardan Alev Çakır’ın babası Durmuş Çakır’ı tartakladı. Polis olaya müdahale etti.

     

  • Bergama PSAKD’den ret kararına tepki: Alevilere ayrımcılık yapılmamalı

    Bergama PSAKD’den ret kararına tepki: Alevilere ayrımcılık yapılmamalı

    PİRHA – Bergama Cemevinin ibadethane olarak imar planına işlenmesi önergesinin reddedilmesine PSAKD Bergama Şubesi tepki gösterdi. Açıklamada, Alevilerin ibadethanesinin cemevleri olduğu belirtilerek, “Bunu tartışmak gereksiz” denildi. Açıklamada, Alevilere, diğer inançlara mensup yurttaşlara tanınan hakların tanınması merkezi hükümetin ve meclisin görev ve sorumluluk alanında olduğuna işaret edildi. 

    Bergama Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Bergama Belediyesi Şubat Ayı Meclis toplantısında cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi önergesinin reddedilmesine ilişkin açıklama yaptı.

    AKP’nin yerel seçimlerde kazandığı Bergama Belediyesi’nde Ocak ayı meclis toplantısında CHP’li ve İYİ Parti’li üyelerin talebiyle, Bergama Cemevinin imar planlarına ibadethane olarak kabul edilmesi için önerge sunulmuştu.

    Şubat ayında belediye meclis toplantısı yapıldı. Toplantıda imar ve hukuk komisyonunun raporları gerekçe gösterilerek cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi reddedildi.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN GÖRÜŞLERİ VE ÖNERİLERİ DİKKATE ALINMADI”

    Konuya ilişkin açıklama yapan Bergama PSAKD Şubesi, “Ocak ayı içerisinde konu hem imar komisyonunda hem hukuk komisyonunda ele alınmıştır. İmar komisyonu karayollarının konuyla ilgili görüşünü gerekçe göstererek, talebi imar yasalarına uygun bulmamıştır. Hukuk komisyonu ise cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin belediye meclisinin görev ve sorumluluk alanında olmadığını belirtmiş ancak buranın bir cemevi olduğunu ve ibadethanelere ne gibi hizmet ve destek veriliyorsa buraya da gerekli hizmet ve desteğin verilmesi gerektiğini, bunun yasalara uygun olduğunu belirtmiştir” denildi.  

    Belediye meclis toplantısında imar ve hukuk komisyonlarının görüşleri doğrultusunda karar verildiği kaydedilen açıklamada, alınan kararın Bergama’da bulunan Alevi toplumunu tatmin etmediği, kararların alınırken komisyonlarda yeterince irdelenmediği ve konuyla ilgili Alevi kurumlarının görüşleri ve önerilerinin dikkate alınmadığına değinildi.

    MERKEZİ HÜKÜMETİN SORUMLULUK ALANINDADIR”

    Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilere, diğer inançlara mensup yurttaşlara tanınan hakların tanınması merkezi hükümetin ve meclisin görev ve sorumluluk alanında olduğunun altı çizilen açıklamada, Alevilerin ibadethanesinin cemevleri olduğu, bunu tartışmanın da gereksiz olduğu kaydedildi.

    Açıklamada, “Alevi toplumu olarak bizlerin yerel yönetimlerden talebi ise var olan yasaları gerekçe göstererek Alevi yurttaşları ayrımcılığa maruz bırakmamaları ve yerel yönetimlerin cemevlerine gerekli hizmeti ve desteği sağlamalarıdır” denildi.

    Açıklamada, son olarak konuya ilişkin gerekli girişimlerin ve mücadelenin devam edeceği belirtildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Bergama’da cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi reddedildi

    Bergama’da cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi reddedildi

    PİRHA – Bergama Belediyesi Şubat Ayı Meclisi’nde cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi önergesi reddedildi. 

    AKP’nin yerel seçimlerde kazandığı Bergama Belediyesi’nde Şubat Ayı’nda meclis toplantısı düzenlendi. Düzenlenen meclis toplantısında imar ve hukuk komisyonunun raporları gerekçe gösterilerek cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi reddedildi.  İmar komisyonundan gelen raporda cemevinin karayolundan 25 metre geride olmadığı gerekçe gösterildi. Hukuk komisyonundan gelen raporda ise Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin belediye meclisinin görev ve sorumluluk alanında olmadığı belirtildi.

    İmar ve hukuk komisyonlarından gelen gerekçelere ise CHP’li üyelerinde el kaldırarak onay vermesi şaşkınlık yarattı. Komisyonlardan gelen raporları CHP’li meclis üyelerinin de onaylaması kamuoyunda rahatsızlık yarattı.

    İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İBADETHANE STATÜSÜ VERMİŞTİ

    İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi, Ocak ayı ilk oturumunda ise il genelindeki 7 cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesine yönelik komisyonlardan gelen kararı, oy çokluğu ile kabul etmişti.

    “KARAR ALEVİLERİ TATMİN ETMEMİŞTİR”

    Bergama Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ise bir açıklama yaparak alınan kararın Alevileri tatmin etmediğini belirterek: “Alınan karar Bergama Alevi toplumunu tatmin etmemiştir. Karar alınırken konu komisyonlarda yeterince irdelenmemiş, konuyla ilgili Alevi kurumlarının görüşleri ve önerileri dikkate alınmamış, bundan önce konuyla ilgili alınan kararlar gerektiği gibi incelenmemiştir. Alınan karar Alevi toplumun beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Ancak verili durum gözününde bulundurulduğunda olumsuz değildir. Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilere, diğer inançlara mensup yurttaşlara tanınan hakların tanınması merkezi hükümetin ve meclisin görev ve sorumluluk alanındadır” denildi.

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Bergama kamuoyunun yakından takip ettiği gibi 2020 Ocak ayı Bergama Belediyesi meclis toplantısında CHP’li ve İYİ Parti’li belediye meclis üyeleri Bergama Cemevinin imar planlarına Cemevi olarak işlenmesi ve Bergama Cemevinin ibadethane olarak kabul edilmesi talebiyle bir önerge sunmuştu. Ocak ayı içerisinde konu hem imar komisyonunda hem hukuk komisyonunda ele alınmıştır. İmar komisyonu Karayollarının konuyla ilgili görüşünü gerekçe göstererek talebi imar yasalarına uygun bulmamıştır. Hukuk komisyonu ise Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin belediye meclisinin görev ve sorumluluk alanında olmadığını belirtmiş ancak buranın bir Cemevi olduğunu ve ibadethanelere ne gibi hizmet ve destek veriliyorsa buraya da gerekli hizmet ve desteğin verilmesi gerektiğini, bunun yasalara uygun olduğunu belirtmiştir.
    Bugün yapılan belediye meclis toplantısında imar ve hukuk komisyonlarının görüşleri doğrultusunda karar alınmıştır.

    “ALINAN KARAR TOPLUMUN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAMAKTAN UZAKTIR”

    Alınan karar Bergama Alevi toplumunu tatmin etmemiştir. Karar alınırken konu komisyonlarda yeterince irdelenmemiş, konuyla ilgili Alevi kurumlarının görüşleri ve önerileri dikkate alınmamış, bundan önce konuyla ilgili alınan kararlar gerektiği gibi incelenmemiştir. Alınan karar Alevi toplumun beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Ancak verili durum gözününde bulundurulduğunda olumsuz değildir. Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilere, diğer inançlara mensup yurttaşlara tanınan hakların tanınması merkezi hükümetin ve meclisin görev ve sorumluluk alanındadır.

    Alevilerin ibadethanesi Cemevleridir ve bunu tartışmak gereksiz ve anlamsızdır. Alevi toplumu olarak bizlerin yerel yönetimlerden talebi ise varolan yasaları gerekçe göstererek Alevi yurttaşları ayrımcılığa maruz bırakmamaları ve yerel yönetimlerin Cemevlerine gerekli hizmeti ve desteği sağlamalarıdır. Bugün alınan karar Bergama Alevi toplumunu tatmin etmese bile Bergama Belediyesi Cemevlerine hizmet ve destek vereceğini beyan etmiştir. Bu beyanat hukuki ve bağlayıcıdır. Alevi kurumları ve Alevi toplumunun konuyla ilgili girişimleri ve mücadelesi devam edecektir. Bundan kimse kuşku duymamalı ve umutsuzluğa kapılmamalıdır.”

    PİRHA/İZMİR

  • Karpız Nine, hasta yatağında bile niyaz ediyor, semaha duruyor-VİDEO

    Karpız Nine, hasta yatağında bile niyaz ediyor, semaha duruyor-VİDEO

    Karpız Nine, İzmir Bergama’ya bağlı Yerlitahtacı Köyü’nde yaşıyor. Bergama’nın 9 Alevi köyünden biri olan Yerlitahtacı’da yaşayan 109 yaşındaki Karpız Nine, hasta yatağında bile deyiş eşliğinde semahını yürekten dönüyor.
    Karpız Nine’nin inancındaki bu sağlam ve yürekten duruş, Alevi inancından savrulanlara bir ders niteliğinde.

    (HABER MERKEZİ)