Etiket: BERN

  • Dortmund, Freiburg ve Bern’de Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitiren canlar anıldı-VİDEO

    Dortmund, Freiburg ve Bern’de Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitiren canlar anıldı-VİDEO

    PİRHA-Avrupa’nın farklı kentlerinde düzenlenen anma etkinliklerinde, 1937-38 Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler gulbanglar, deyişler ve konuşmalar eşliğinde anıldı. Anma etkinliklerinde hakikatle yüzleşme, toplumsal hafızanın korunması ve adalet talebi öne çıktı.

    1937-1938 yıllarında Dersim’de yaşanan ve on binlerce insanın yaşamını yitirdiği Tertele’nin 89. yılı dolayısıyla, Almanya’nın Dortmund kentinde bulunan Alevi Dergahı’nda anma etkinliği düzenlendi. Toplumsal hafızanın diri tutulması ve tarihsel yüzleşmenin önemine dikkat çekilen etkinlik, yoğun katılımla gerçekleşti.

    Anma programı, Didar Cenan Ana ve Pir Cemal Cenan’ın okuduğu gulbeng ile başladı.. Ardından söz alan Pir Cemal Cenan, Tertele sürecinde Dersim’de yaşanan katliamları, sürgünleri ve toplumsal yıkımı tarihsel bağlamıyla anlattı. Cenan, Dersim’de yaşananların yalnızca bir geçmiş olayı değil, aynı zamanda bugünle yüzleşilmesi gereken bir hakikat olduğunu vurguladı.

    Etkinlikte konuşan Rıza Can ise, Dersim’de katledilenlerin anılarının yaşatılmasının bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti.

    Konuşmaların ardından etkinlik, okunan deyişlerle devam etti.

     

    FREİBURG’TA ANMA

    Freiburg Alevi Dergahı’nda düzenlenen anma programı  Gülseren Acar Ana’nın okuduğu gulbeng ile başladı.

    Ardından konuşan  Freiburg Alevi Dergâhı Eş Başkanı  Ayhan Erdoğan konuşmasında sürece değinerek  , Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına ve uluslararası ilişkilerine atıfta bulundu. Erdoğan, erken Cumhuriyet döneminde şekillenen siyasal yönelimlerin, muhalif ve farklı kimliklere yönelik baskı politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Erdoğan, bu süreçte sol, toplumsal ve farklı inanç kimliklerinin tasfiye edildiğini belirterek, Dersim’in bu politikaların en ağır sonuçlarının yaşandığı yerlerden biri olduğunu vurguladı.

     

    İSVİÇRE’NİN BERN KENTİNDE ANMA DÜZENLENDİ

    İsviçre’nin Bern kentinde, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin ortak organizasyonuyla Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler anıldı. Dersim İnşa Kongresi, Bern Alevi Dergahı, Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), FEDA, Kürt Kültür Merkezi ve İnsan Hakları Dayanışma Derneği’nin ortak düzenlediği anma programı, güçlü bir katılım ve ortak hafıza vurgusuyla gerçekleşti.

    Program çerağlarn uyandırılması ile başladı. Ardından, Dersim Tertelesi’ni konu alan sinevizyon gösterimi izleyicilere sunuldu.

    Etkinlik, Dersim klamlarının (ağıtlarının) okunmasıyla devam etti.

    Ardından Prof. Dr. Kenan Engin, “Dersim 1937/38: Alman Basını ve Siyasetinin Gözünden Dersim Soykırımı” başlıklı sunumu yaptı. Ergin, Dersim’de yaşananların yalnızca yerel bir trajedi olmadığını, uluslararası kamuoyunun da süreci yakından izlediğini belirterek, tarihsel belgeler ışığında önemli değerlendirmelerde bulundu.

    PİRHA/KÖLN

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • İsviçre’de Bern Alevi Dergahı’nda, Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    İsviçre’de Bern Alevi Dergahı’nda, Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA-İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı. “Önce Ermeni ve Koçgiri Katliamları daha sonra da uzun yıllar Dersim’de devam eden bir katliam yaşandı’ diyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en vahşi katliamını gerçekleştirdi. Benim babam o süreçte 1 yıl boyunca ailesiyle birlikte mağarada yaşamış” dedi.

    Dersim İnşa Kongresi ve Bern Alevi Dergahı, İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı.

    Gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anma, belgesel gösterimi, ağıtların okunması ve konuşmalarla sona erdi. Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BABAM 1 YIL BOYUNCA AİLESİYLE BİRLİKTE MAĞARADA YAŞAMIŞ”

    Önce Ermeni ve Koçgiri Katliamları daha sonra da uzun yıllar Dersim’de devam eden bir katliam yaşandı’ diyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Devlet Dersim’deki aşiretlere silahlarınızı teslim edin der Dersimliler de demokrasi gelecek biz de özgürleşeceğiz zannederler ve silahlarını teslim ederler. Ama daha sonra bunun böyle olmadığı anlaşıldığında aşiretler Halvori’de bir araya gelir Seyit Rıza liderliğinde birbirlerine sahip çıkacaklarına dair ikrarlık verirler. Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en vahşi katliamını gerçekleştirdi. Resmi kayıtlarda 11 bin kişinin öldürüldüğünü söylerken Dersimliler ise bu sayının 70 bin civarında olduğunu söylüyor. Benim babam o süreçte 1 yıl boyunca ailesiyle birlikte mağarada yaşamış. Babaannem, ‘Çocuğu ağlamasın diye emzirerek çocuğunu öldüren kadınlar vardı’ diyordu.” diye konuştu.

    Anmada ayrıca Ali Matur deyiş ve klamlar seslendirdi.

    PİRHA/İSVİÇRE

  • Bern’de Alevi kurumlarından ‘Barış ve Demokratik Çözüm’ çağrısı-VİDEO

    Bern’de Alevi kurumlarından ‘Barış ve Demokratik Çözüm’ çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği öncülüğünde Bern’de yapılan açıklamada, Alevi toplumunun barış sürecinde kurucu öznesi olması gerektiğine dikkat çekerek, “Gerçek ve kalıcı barış, yalnızca resmi mekanizmalarla değil; halkların, inançların, kadınların, gençlerin ve tüm ötekileştirilenlerin sürece katılımıyla mümkündür” dedi.

    İsviçre’nin başkenti Bern’de Alevi kurumları, Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB) bileşenleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi bir araya gelerek “Barışın ve Demokratik Dönüşümün Kurucu Öznesiyiz” şiarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) öncülüğünde yapılan açıklamada, Alevi toplumunun barış sürecinde kurucu özne olma iradesi güçlü şekilde ortaya konuldu.

    MUNZUR’A YAPILAN MÜDAHALE REDDEDİLDİ

    Alevi kurumları, Munzur Gözelerine yapılan mescitin bir dayatma olduğuna işaret ederek, “Kutsalımız olan Munzur’a yapılan mescit kabul edilemez. Devlet inancımızın üzerinde yürüttüğü asimilasyoncu politikalardan derhal vazgeçmeli, kutsalımız olan Munzur suyuna yapılan mesciti kaldırmalıdır” dedi.

    “BARIŞ, TOPLUMSAL RIZALIKTIR”

    Açıklamanın Almancasını Yaren Dersim, Kürtçesini DAKB adına Songül Çelik, Türkçesini ise FEDA Avrupa Temsilcisi Sinan Kırmızıçiçek okudu.

    FEDA ve DAKB adına yapılan açıklamada, Abdullah Öcalan’ın yıllardır barış ve demokratik çözüm adına çağrılar yaptığına dikkat çekilen açıklamada, Öcalan’ın önerileri doğrultusunda kurulan TBMM Komisyonu’nun barış süreci açısından önemli bir eşik olduğu belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:

    “Gerçek ve kalıcı barış, yalnızca resmi mekanizmalarla değil; halkların, inançların, kadınların, gençlerin ve tüm ötekileştirilenlerin sürece katılımıyla mümkündür. Barış, bir halkın değil; tüm halkların, tüm inançların, tüm ötekileştirilenlerin ortak davasıdır. Barış, halklar, inançlar ve vicdanlar arasında kurulan bir cemdir. Bu rızanın oluşabilmesi için herkesin sözünü söylemesi, elini taşın altına koyması gerekir. Alevi toplumu bu barışın asli unsurlarından biridir ve bu iradesinden asla vazgeçmeyecektir.”

    FEDA ve DAKB tarafından açıklanan talepler şu başlıklar altında sıralandı:

    “Özgür ve eşit yurttaşlık hakkının anayasal güvenceye alınması,

    Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve Tekke-Zaviye Kanunu’nun kaldırılması,

    Diyanet’in lağvedilmesi ve tüm inançları temsil eden tarafsız bir İnanç Meclisi’nin kurulması,

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması, anadilde ve bilimsel eğitim,

    Kürt Alevilerin dil ve ritüellerinin korunması, Kürtçe cemlerin özgürleştirilmesi,

    Dersim, Maraş, Koçgiri gibi katliamların arşivlerinin açılması, faillerin yargılanması ve resmi özür,

    Doğaya ve kutsal alanlara sahip çıkılması, baraj ve maden projelerinin durdurulması,

    Demokratik temsiliyetin güvenceye alınması, kayyum politikalarının son bulması,

    Tutsak Alevilerin Ana/Pir ile görüşme hakkının anayasal güvenceye alınması.

    “ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNİN KURUCU ÖZNELERİDİR”

    FEDA ve DAKB adına yapılan açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

    “Alevi toplumu bu ülkenin kurucu halklarından biridir. Eşit yurttaşlık hakkımız vazgeçilmezdir. Yeni anayasa yapılacaksa, bu yalnızca bir metin değil; halklar arasında rıza temelinde demokratik bir sözleşme olmalıdır. Barış komisyonunda biz Aleviler yer almazsak, o barış eksik olur, demokratik toplum da eksik olur.

    Bizler Alevi toplumu olarak bu çağrıya sessiz kalmayacağız. İnancımızın, yolumuzun, insanlık öğretimizin gereği olarak eşitlik, adalet ve onurlu yaşam için barış sürecinde aktif rol alacağız. Barışa hizmet, hak için, halk için, rıza için mücadelemizi büyüteceğiz.”

    PİRHA/BERN

  • Bern’de Alevi mezarlık alanı açıldı-VİDEO

    Bern’de Alevi mezarlık alanı açıldı-VİDEO

    PİRHA-İsviçre’nin başkenti Bern’de ilk kez bir Alevi mezarlık alanı resmi törenle açıldı.

    Bern Bremgarten Mezarlığı’nda düzenlenen açılış töreni, Alevi toplumu açısından manevi bir anlam taşırken, aynı zamanda ülkedeki dini çeşitliliğin ve toplumsal birlikteliğin simgesi oldu. Açılışta Pir Ali Matur tarafından Gulbang ve deyişler okundu.

    Törene, proje sorumlusu ve Bern Alevi Dergahı’nın (Aleviten Dergah, Haus der Religionen) temsilcisi Özlem Duvarcı, Bern Belediyesi yetkilileri, dinler arası diyalog temsilcileri ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    “İSVİÇRE’DEKİ İLK ALEVİ MEZARLIK ALANININ AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRMEKTEN BÜYÜK  MUTLULUK DUYUYORUZ”

    Özlem Duvarcı, konuşmasında projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek, bu sürecin sadece bir mezarlık alanının açılışı olmadığını, aynı zamanda toplumsal hafızaya önemli bir iz bırakma anlamı taşıdığını vurguladı.
    Duvarcı, konuşmasında şunları söyledi:

    “Bugün burada, İsviçre’deki ilk Alevi mezarlık alanının açılışını gerçekleştirmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz. Bu adımın Bern’de atılmış olması da ayrı bir anlam taşıyor. Görüldüğü üzere sabırla önemli işler başarabiliyoruz.”

    “DEVRİ DAİM’E UYGUN BİR MEKÂN: DÖNGÜSEL YAŞAMIN SİMGELERİYLE TASARLANMIŞ ALAN”

    Duvarcı, Semah’ın döngüsel hareketlerinden ilham alan bu anlayışın, mezarlık mimarisine de yansıtıldığını belirtti. Duvarcı, “Semah, bizim inancımızın merkezinde yer alan bir ibadet şeklidir. Tüm kainatın, gezegenlerin hareketine benzer bir döngüyü temsil eder. Bu döngü, ölüm ve yaşamın sürekliliğini yani Devri Daim’i ifade eder. Mezarlık alanımız da bu düşünceyle şekillendi” dedi.

    Mezarlık alanının Peyzaj mimarı Carolin Grünler’in, doğayla olan bağı, ritüelleri ve sembolleri çok başarılı şekilde mezarlık alanına yansıttığını belirten Duvarcı, heykeltıraş Bernhard Kurzweg’in de inançlarına uygun heykeller ve bir toplumsal buluşma masası tasarladığını söyledi.

    “ALEVİ İNANCINA AİT BEŞ TEMEL SEMBOL BULUNUYOR”

    Alana yerleştirilen taş masa, Alevi toplumunun “lokma” paylaşımı gibi ritüel yemeklerini birlikte yiyebilecekleri, cem ritüellerini gerçekleştirebilecekleri bir alan olarak tasarlandı. Ayrıca alanda yer alan heykellerde Alevi inancına ait beş temel sembol bulunuyor.

    Tören, mezarlık alanının sembolik olarak ortak bir şekilde açılması ve alana fıstık ağacı fidanlarının dikilmesi sonrası verilen apero ile sona erdi.

    PİRHA/BERN

  • Bern’de anneye ırkçı saldırı

    Bern’de anneye ırkçı saldırı

    PİRHA- İsviçre’nin Bern kentinde yaşayan Arzu Güngör,  6,5 aylık bebeğiyle bir İsviçreli ırkçının fiziksel saldırısına maruz kaldı. Güngör saldırgandan şikayetçi olduğunu söyledi.

    İsviçre’nin Bern kentinde 6,5 aylık Mir Caner isimli bebeğiyle bir randevusuna gitmek için dışarı çıkan Arzu Güngör, evlerinin bulunduğu caddeden geçen ve “Scheiß Ausländer raus- Yabancılar dışarı” sloganları ile bağıran bir İsviçreli ırkçının fiziksel saldırısına maruz kaldı.

    Arzu Güngör bebeğe birşey yapacak diye çok korktuğunu ve olayın şokunu hala üzerinden atamadığını belirtti.  Güngör yaşadığı ırkçı saldırıyı şöyle anlattı:  “Öğleden sonra saat 14:00 sularında bebekle yürüyüş yapmak üzere evimizin önündeki kaldırımda, bebeği arabasına oturtup emniyet kemerini bağladığım sırada ani bir omuz darbesiyle sarsıldım. Dönüp baktığımda öfkeyle bana bakan birisini gördüm karşımda. Kaldırımı işgal ettiğimi düşünerek kendisinden özür diledim ve kendisin de özür dilemesi gerektiğini söyledim. Ancak bir anda, “bok yabancılar dışarı, İsviçre’den defolun-Scheiß Ausländer raus, geht weg von der Schweiz” diye bağırarak Mir bebeğin arabasını tekmeleye başladı. Çok korktum bebeğe birşey olacak diye. Bağırmaya başladım ve ben de onun üzerine yürüdüm. Saldırganı uzaklaştırmak için çabaladığım sırada evde bulunan eşim ve çevrede bulunanlar geldiler ve saldırgan uzaklaştı”.
    Saldırganın kaçmasını engellemek için takip ettiğini ve daha sonra polisin gelip saldırganı yakalayarak polis merkezine götürdüğünü belirten Güngör, saldırgandan şikayetçi olduğunu söyledi.

    Abidin ÇETİN/ ZÜRİH