Etiket: bes büro emekçileri sendikası

  • BES’den performans dayatmasına tepki: 112 Acil Çağrı Merkezi emekçileri robot değildir-VİDEO

    BES’den performans dayatmasına tepki: 112 Acil Çağrı Merkezi emekçileri robot değildir-VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası (BES), 112 Acil Çağrı Merkezi emekçilerine uygulanan performans dayatmasına tepki gösterdi. BES Genel Sekreteri Aziz Özkan, “112 Acil Çağrı Merkezi emekçileri robot değildir. Emekçilerin performans ölçümüyle baskı altına alınmasını reddediyoruz” dedi.

    İçişleri Bakanlığı’na bağlı, İller İdaresi Genel Müdürlüğü 27 Temmuz 2023 tarihinde ‘Çağrı Karşılama Performansları’ konulu yazısıyla Antalya, Bursa, Gaziantep, İzmir, Tekirdağ 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlükleri’ne yazı yazarak ‘çağrı performanslarının yeterli olmadığı ve vardiya düzenlemesi, mola ve izin planlamalarının çağrı yoğunluğu ve personel sayısına göre düzenlenmesi’ gerektiğini bildirmişti. BES, konuya ilişkin bir basın toplantısı yaptı. Açıklamayı BES Genel Sekreteri Aziz Özkan okudu.

    “EMEKÇİLERİN PERFORMANS ÖLÇÜMÜYLE BASKI ALTINA ALINMASINI REDDEDİYORUZ” 

    Aziz Özkan, 1980 darbesinden itibaren devletin bir şirket gibi yöneltilme anlayışının hep gündemde olduğunu belirtti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin anonim şirket gibi yönetilmesini istediğini hatırlatan Özkan, “1980 darbesinden itibaren devletin bir şirket gibi yöneltilme anlayışı hep gündemdeydi. Özelleştirme, sermaye devletinin ve onun en has siyasi temsilini üstlenmiş sağ partiler ANAP’tan AKP’ye, Özal’dan Unakıtan’a, ‘Satarız kardeşim’ den ‘Babalar gibi satarız’a uzanan bir hat boyunca Türkiye’nin gündeminden hiç düşmemiştir. Ülkemize dayatılan Neoliberal dönüşümün ikinci eşiğinde, 2003 sonrasında dönemin Maliye Bakanının deyimiyle ‘babalar gibi satan’ yeni nesil sağ siyasetçiler, neo-islamcı, milliyetçi, mukaddesatçı ama kapitalist siyaset kamu varlıklarını üç otuza sattı, satmaya da devam ediyor. 16 Mart 2015 tarihinde; Balıkesir Ekonomi ödülleri toplantısında konuşan sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin anonim şirket gibi yönetilmesini istediğini söyledi. Bu anlayış ile kamu kurumlarının harcamalarını ‘performans kriterleri’ doğrultusunda planlamasını kanuni zorunluluk haline getirdiler. Ancak bilimsellikten uzak, bir mantığı olmayan bu programların ne kadar gerçekçi, ne kadar uygulanabilir olduğu hala tartışmalıdır. Emekçilerin performans ölçümüyle baskı altına alınmasını reddediyoruz” dedi.

    “112 ACİL ÇAĞRI MERKEZLERİ’NDE ŞİRKET YÖNETİM MANTIĞI DEVAM ETMEKTE “

    Özkan’nın ‘112 Acil Çağrı Merkezi emekçileri robot değildir’ vurgusunu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün tüm kamu kurumlarında olduğu gibi en gerekli ve hayati kamu hizmeti sunan 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlükleri’nde de şirket yönetimi mantığı devam etmektedir.
    İçişleri Bakanlığı’na bağlı İller İdaresi Genel Müdürlüğü de 27 Temmuz 2023 tarihinde ‘Çağrı Karşılama Performansları’ konulu yazısıyla Antalya, Bursa, Gaziantep, İzmir, Tekirdağ 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüklerine yazı yazarak ‘çağrı performanslarının yeterli olmadığı ve vardiya düzenlemesi, mola ve izin planlamalarının çağrı yoğunluğu ve personel sayısına göre düzenlenmesi gerektiğini bildirmiştir. Çalışma performansı; personellerin çalışma disipliniyle ilgili olduğu kadar, iş ortamının fiziki koşulları, personel sayısı ve işyerlerindeki çalışma barışıyla da ilgilidir.”

    BES TALEPLERİNİ SIRALADI

    Özkan, personellerin sağlıklı bir iş ortamına kavuşması, verimlerinin artması ve vatandaşın yeterli bir hizmet alması için taleplerini şu şekilde sıraladı:

    • Kişi başına düşen çağrı sayısında uluslararası standartlara uyulması, personel sayısının bu standartlara göre belirlenmesi ve 112 Acil Çağrı Merkezi hizmet binalarının fiziki koşullarını bu sayılar üzerinde değerlendirilmesi, gerekli yerlerde yeni hizmet binalarına geçilmesi,
    • Diğer kurum Çağrı yönlendirici personel sayısının arttırılması,
    • Kullanılan programda yaşanan sorunların ivedilikle çözülmesi,
    • Meslek hastalıklarına yol açan koşulların mümkün mertebe iyileştirilmesi, önleyici rutin sağlık kontrollerinin yapılması, iş yerlerinde personel sağlığını takip eden Hekim bulundurulması,
    • Vardiya sistemine uygun bir yemek düzenine geçilmesi,
    • 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüklerinin teşkilat yapılanmasının İl Müdürlüğü olarak belirlenmesi, müdürlüğün idari konumunun güçlendirilmesi,
    • Hizmet binasının güvenliğinden sorumlu polis, güvenlik ve koruma memurları hariç, Emniyet ve Jandarma Çağrı birimlerinde görevli personellerin 112 Acil Çağrı Merkezi içinde silah taşımaması,
    • Başka kurumlara yapılan geçici görevlendirmelerin iptali, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin personel havuzu olarak görülmesinin engellenmesi, verilen talimatların akıbetinin sorulması ve uygulatılması gerekir.
    • Çoğunlukla 12/48 saat vardiya sistemiyle doğal olarak hafta tatili ve resmî tatiller olmadan çalışan personeller personel yetersizliği sebebiyle özellikle yaz aylarında yıllık izin kullanmakta sıkıntı yaşamakta, personeller nöbet değişimi gibi vardiya aralarını kısaltan yıpratıcı yollara başvurmaktadır.

    PİRHA/ANKARA

  • BES: Soygun düzenine dur diyelim-VİDEO

    BES: Soygun düzenine dur diyelim-VİDEO

    PİRHA – 5 Milyonun üzerinde kamu ve memur emeklisinin merakla beklediği zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri Ağustos’ta başlayacak. Büro Emekçileri Sendikası (BES) “kayıplarımızın karşılandığı, taleplerimizin dikkate alındığı gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz” dedi.

    Kamu emekçileri ve emeklilerinin 2020 ve 2021 yıllarında alacağı zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri Ağustos ayında yapılacak. 3 Milyonun üzerinde kamu emekçisi ile 2 milyonun üzerinde memur emeklisinin merakla beklediği zamlar yapılacak toplantılar sonrasında belirlenecek.

    Konuya dair açıklama yapan BES, büro emekçilerinin toplu iş sözleşmesi taleplerini Ankara’da yaptığı basın toplantısı ile duyurdu.

    BES Genel Başkanı Serpil Akpınar tarafından yapılan açıklamada “Ülkemizde kamu emekçilerinin grevli/toplu sözleşmeli sendika hakkı, siyasi iktidar tarafından yıllardır yok sayılmakta ve toplu sözleşme sınırlı mali ve sosyal haklara indirgenmektedir. Oysa toplu sözleşme süreci kamu emekçilerinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarının tümünü kapsamalı ve grev hakkının kullanıldığı bir süreç olmalıdır.” denildi.

    Akpınar, kamu emekçilerinin yoksulluk, güvencesizlik ve ağırlaşmış sorunlarla karşı karşıya olduğunu söylerken taleplerini şu şekilde sıraladı:

    “15 Temmuz darbe hukuku, OHAL KHK’ları ve sözleşmeli personel uygulamasıyla iş güvencesinin fiilen ortadan kaldırılması, derinleşen ekonomik kriz karşısında ücretlerin erimesi, enflasyonun altında zamların dayatılması, kamuda partizanlığın, baskıların artması, liyakatın rafa kaldırılarak mülakat yoluyla hükümet memurluğunun yaratılması, işyerlerinde dayanışmanın yerine performansa dayalı rekabetin geçirilmesi, Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemiyle, sosyal güvenlik ve emeklilik hakkının gasp edilmek istenmesi gibi daha sayabileceğimiz birçok sorunla bugün kamu emekçileri karşı karşıyadır.”

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İSTİYORUZ”

    “Öncelikle Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplu sözleşme düzeni yaratılmalıdır.

    OHAL KHK’ları ile hukuk dışı bir şekilde hayata geçirilen ihraçlar ve açığa almalara son verilmeli, hukuki deliller ve mahkeme kararları olmadan ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.

    Kamuda sözleşmeli istihdama son verilmeli, sözleşmeli olarak işe başlatılan büro emekçileri kadrolu istihdam edilmelidir.

    Yılın ikinci yarısında maaşlarımızda yaşanan erimenin önüne geçilebilmesi için vergi dilimi soygununa son verilmeli, Açlık sınırı altındaki ücretlerden vergi, sigorta vb. gibi kesintiler kaldırılmalıdır. %15 olan 1 nci gelir vergisi dilimi %10’a indirilmeli, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlarda gelir vergisi, birinci vergi diliminde sabitlenmelidir.

    Temel ücretler arttırılmalı, en düşük ücret yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.

    2019 Yılı için gerçekleşen Enflasyon+Büyüme Oranı (Refah Payı) kadar ek zam yapılmalıdır.

    TÜİK verilerine göre, 2020 itibariyle ortalama kira bedeli olan 1.000 TL kira yardımı ödenmelidir.

    Çalışmayan eş için yapılan aile yardımı emeklilikte de devam etmelidir.

    Kamuda siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, yöneticilerin belirlenmesinde ve ilk atamalarında sendikal, siyasal referanslar değil, liyakat temel alınmalıdır.

    Ek göstergelerde güncelleme yapılarak, ilk, orta ve lise mezunlarının da ek göstergeden yararlandırılmasına imkân sağlanarak, en az 3600 ek gösterge tüm büro emekçilerine verilmelidir.

    Sözleşmeli büro emekçilerine görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına girme hakkı verilmelidir.

    Kadrolu çalışanlar ile sözleşmeli çalışanların her türlü izin hakları eşitlenmelidir.

    Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b’li emekçilerin,  4/a’lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.

    Kadrolu çalışanlar ile sözleşmeli çalışanların her türlü izin hakları eşitlenmelidir.

    Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b’li emekçilerin,  4/a’lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.

    “TACİZ KARŞI KORUYUCU TEDBİRLER ALINMALI”

    “Kadın odaklı taleplerini de aktaran Serpil Akpınar şöyle devam etti:

    Kadınların işyerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılık ile taciz ve mobbingi önleyici politikalar ve mekanizmalar oluşturulmalıdır. Taciz ve mobbingin açığa çıkmasını kolaylaştırıcı, failleri caydırıcı ve mağdurları koruyucu tedbirler alınmalıdır.

    Kadın emekçilere yönelik işlenen her türlü eril suçta (sözlü taciz, fiziksel taciz, cinsel taciz, mobbing, tehdit, şiddet) kadının beyanı esas alınmalı, herhangi bir belgelendirme istenmeksizin gerekli soruşturma ve kovuşturma başlatılmalıdır.

    Boşanma aşamasında olan, boşanmış olan, mobbinge, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değiştirme talepleri, beyanları esas alınarak, herhangi bir belgeye gerek kalmaksızın ve bekletilmeden yerine getirilmelidir.

    İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla, kadınlar için kurgulanan esnek (yarı, kısmi, uzaktan, tele vb.) zamanlı çalışma biçimleri terkedilmelidir.

    Ev ve bakım (çocuk, yaşlı, hasta vb.) sorumluluklarını yalnızca kadına yükleyen anlayıştan uzaklaşılmalı, bu anlayışı ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmelidir.

    Bakım (çocuk, yaşlı, hasta) hizmetlerinin, parasız, anadilinde, 24 saat açık, nitelikli ve denetimli kurumlar tarafından verilmesinin imkanları yaratılmalıdır.

    Bir ebeveyn hakkı olarak her işyerinde kreş açılmalıdır.

    Doğum öncesi ve sonrasında kadının ihtiyacına göre kullanabileceği en az 24 ay ücretli doğum (analık) izni uygulanmalıdır.

    Süt izinlerinin kullanımının önündeki her türlü yasal ve fiili engel kaldırılmalıdır.”

    PİRHA / ANKARA