Etiket: beser şahin

  • Beser Şahin ve Gökçe Selim:Newroz’un coşkusu Dersim’de doruktaydı-VİDEO

    Beser Şahin ve Gökçe Selim:Newroz’un coşkusu Dersim’de doruktaydı-VİDEO

    PİRHA- Beser Şahin ve Gökçe Selim, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen 2026 Newrozu’nda sahne alarak halkın coşkusunu paylaştı. Sanatçılar, Newroz’un Kürt ve Ortadoğu halkları için umut ve dayanışma simgesi olduğunu vurguladı.

    Dersim’deki Seyit Rıza Meydanı, 2026 Newrozu’nda binlerce insanı bir araya getirdi. Alan, rengarenk kıyafetler, gençlerin coşkulu halayları ve çocukların neşesiyle doluydu. Uzun yıllar sonra Dersim’e gelen Beser Şahin, bu coşkunun ortasında duygularını paylaştı. Yanında, ilk kez Dersim’e gelerek sahne alan Gökçe Selim de, heyecanını ve mutluluğunu dile getirerek Newroz’un anlamını kendi deneyimiyle yorumladı.

    “DERSİM HALKI BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN NEWROZ ATEŞİNİ YAKTI”

    Şahin, uzun bir aradan sonra geldiği Dersim’de halkın Newroz coşkusunu gözlemlediğini ve bunun kendisi için büyük bir anlam taşıdığını anlattı. Meydanın doluluğu, halayların ritmi ve alkışlar arasında konuşması dikkat çekiciydi:

    “Dersim topraklarından, Derviş topraklarından herkese selamlar. Bugün diriliş ve direniş günüdür. Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geldik. Burada barış ve özgürlük için Newroz ateşi yakıldı. Uzun yılların ardından Dersim’de olmak benim için çok güzel ve anlamlı. Dersim halkı Newroz heyecanı ve coşkusuyla alanlara aktı. Talepleriyle, sloganlarıyla, halaylarıyla çok sıcak ve samimilerdi. Bunun için Dersim’de Newroz’u kutladığımız için çok mutluyuz.”

    “NEWROZ HALKLAR İÇİN ÖZGÜRLÜK VE UMUT DEMEK”

    Şahin, Newroz’un sadece bir kutlama olmadığını aynı zamanda halkların özgürlük ve demokrasi talebinin güçlü bir sembolü olduğunu vurguladı:

    “Newroz Kürt halkının ve Ortadoğu halklarının en önemli bayramlarından. Umut ediyoruz ki Dersim’in kutsal topraklarında, ziyaretler diyarında yaktığımız bu Newroz ateşi, Dersim’den dört parça Kürdistan’da yaşayan halklar için özgürlük ve barış getirsin.”

    Şahin, alanlardaki farklı atmosferi ve halkın beklentisini de anlattı:

    “Bu sene Newrozlar da farklı bir atmosfer ve heyecan var. Alanlarda bunu çok iyi görebiliyoruz. Çünkü halk özgürlük ve demokrasi istiyor ve bunu bekliyor. Ben inanıyorum ki halkın bu talebi, bu isteği sonuç alacak. 2026 Newrozu’nun Kürt halkı için barış ve başarıya vesile olmasını diliyorum.”

    “İLK KEZ DERSİM’DE SAHNE ALMAK HEYECAN VERİCİYDİ”

    Gökçe Selim, Siya Şeve grubu olarak ilk kez Dersim’de sahne almanın mutluluğunu paylaştı. Alanın enerjisi, coşkulu izleyiciler ve gençlerin yoğun ilgisi Selim’in sözlerinde kendini gösteriyordu:

    “İlk defa Dersim’e geliyoruz. Siya Şeve olarak Newroz programında sahne aldık. Bizim için büyük bir mutluluktu. Dersim Newrozu kendine has heyecanı ve coşkusuyla kutlandı. Hem kendi adıma hem de grubum adına bu Newroz’un Kürt halkının ve Ortadoğu halklarının özgürlüğünün başlangıcı olmasını diliyorum.”

    Selim ayrıca, içinde bulundukları dönemin zorluklarına da değindi:

    “Gerçekten zor ve zahmetli bir süreçten geçiyoruz. Bu sadece Kürt halkı açısından değil, tüm Ortadoğu ve dünya halkları açısından böyle. Umudumuz odur ki, her şey barış ve özgürlükle sonuçlansın.”

     

    PİRHA/DERSİM

  • Beser Şahin: Kimliğimiz ve dilimiz ancak tanındığında korunabilir- VİDEO

    Beser Şahin: Kimliğimiz ve dilimiz ancak tanındığında korunabilir- VİDEO

    PİRHA- Almanya’da geçen 30 yıllık sürgün hayatının ardından Dersim’de sahne alan Beser Şahin, “Kimlik ancak tanındığında korunabilir” dedi. Kültürel miras ve dilin yaşatılması için herkesin aktif rol alması gerektiğini belirtti.

    1990 yılında yayımladığı ilk albümü Berivanê ile Alevi deyişlerini ve Kürt halk ezgilerini özgün sesiyle yorumlayan Beser Şahin, Mezopotamya Kültür Merkezi’nin kuruluş sürecinde aktif rol alarak Koma Çiya ve Koma Berxwedan gibi gruplarda önemli çalışmalara imza attı. Müzikal duruşu yalnızca folklorik değil; aynı zamanda politik, tarihsel ve toplumsal belleğe yaslanan güçlü bir çizgiye dönüştü.1993 yılında maruz kaldığı politik baskılar sonucu Türkiye’yi terk eden Şahin, Almanya’ya yerleşerek burada sürgün hayatına başladı. Ancak doğup büyüdüğü topraklardan uzak geçirdiği 30 yıl boyunca üretiminden hiç kopmadı. Nurheq, Mara, Rojbaş ve son dönem albümlerinden Rozerîn ile hem diasporadaki Kürt topluluklara hem de geniş bir uluslararası dinleyici kitlesine ulaştı.

    Yıllar sonra, Munzur Doğa ve Kültür Festivali kapsamında ilk kez Dersim’de sahneye çıkan Beser Şahin, on binlerce kişinin eşlik ettiği konserinde duygusal anlar yaşadı. Bu yalnızca bir konser değil, aynı zamanda sürgünün bitmeyen şarkısına yazılmış bir dönüş melodisiydi.

    Müziğiyle halkların hafızasına dokunan Beser Şahin yıllar süren sürgünü, üretim süreci, politik tavrı ve kültürel miras hakkındaki düşüncelerini PİRHA’ya anlattı.

    “GENÇLİĞİMİZ KİMLİK MÜCADELESİ İLE GEÇTİ”

    Şahin, 1990’lı yıllarda politik bir pencereden müzik yapmanın zorlayıcı olduğunu belirterek o yılları şöyle anlattı:

    “Ben henüz çocukluğumda Kırmancki ve Kırdaski şarkıları çok seviyordum. Babam Erivan Radyosu’nda Kırdaski programlar dinlerdi, bu beni oldukça etkilerdi. 1990’lı yıllarda şartlar oldukça zordu. Birçok kişinin Kürt olduğunu söylemesi ve kendi dilinde konuşması pek mümkün değildi. Bu zor şartlarda Mezopotamya Kültür Merkezi’ni kurduk. Henüz ilk yılında önemli çalışmalara imza attık. Devlet dahi bu çalışmalar karşısında şaşkındı. Yaptığımız çalışmaların halk üzerinde çok etkili olduğunu görüyordu, bu yüzden bize karşı baskı kuruyordu. Gençliğimiz kimlik mücadelesi içinde geçti. Zahmetli ama içi dolu bir mücadeleydi.”

    “DERSİM’DE OLMAK TARİFSİZ BİR MUTLULUK”

    Aradan geçen 30 yılın ardından Dersim topraklarında olmanın kendisi için büyük anlam taşıdığını ifade eden Şahin, “Dersim’de, derviş toprağında, ziyaretler diyarındayım. Burada olmanın duygusu çok farklı. Kelimeler bu duyguyu dile getirmede kifayetsiz kalıyor. Bir tarafım aşırı derece duygu yüklü, diğer tarafımda tarifsiz bir mutluluk var. Yıllardır yürüttüğümüz bir dava var. Bu davanın içinde dil, kültür ve kimlik olgusu var. Kimliğimiz yasal anlamda tanındıkça ancak kendini koruyabilir. Bunun bilinmesini istiyorum” diye konuştu.

    “DİLİMİZİ KORUMAK İÇİN DAHA ÇOK ÇABA SARFEDİLMELİ”

    “Gurbette olmama rağmen hiçbir zaman kendi dil, kültür ve kimliğimden taviz vermedim” diyen Beser Şahin, ana dilini şarkılarında yaşatmayı bir boyun borcu olarak gördüğünü dile getirdi.

    Kırmancki dilinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Şahin, “Festival yapmak, dile ve kültüre sahip çıkmak kuşkusuz çok önemli. Ancak dil ve kültürü yalnız bir günde korumak veya kurtarmak mümkün değil. Her ailenin kendi çocuğuyla aktif şekilde dilini konuşması gerekiyor. Ayda veya yılda bir Kırmancki şarkı söyleyerek dili korumamız imkansız. Çalışmalarımızın arşivde kalmaması, tüm materyallerin aktif şekilde kullanılması gerekiyor” dedi.

    “DEVLET HUKUKİ ADIMLAR ATMALI”

    Son olarak ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecine de değinen Şahin, “Devlet hukuki olarak adım atmalı, dilimizi resmi olarak tanımalıdır. Ama devlet kadar bize de çok iş düşmektedir. Bizim kendi dil ve kültürümüze sahip çıkmamız lazım. Bu konuda Avrupa’da daha yüksek bir hassasiyet olduğunu söyleyebilirim. Oradaki insanlar dil ve kültürlerine oldukça sahip çıkıyorlar. Bu hassasiyetin burada da olması gerek” ifadelerini kullandı.

    Nuray ATMACA- Fatoş SARIKAYA/ DERSİM

     

     

  • Dersim Kültür Festivali 2. gününde sürüyor-VİDEO

    Dersim Kültür Festivali 2. gününde sürüyor-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Dersim Kültür Festivali 2. gününde devam ediyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından düzenlenen Avrupa Dersim Kültür Festivali, ikinci gününde yoğun katılım ile sürüyor.

    Almanya’nın Frankfurt kentinde ‘Soykırım devam ediyor’ paneli ve muhabbet cemi ile başlayan festivale 2. günde de ilgi yüksek oldu. Çok sayıda sanatçı, siyasetçi, aydın ve yazarın davetli olduğu festival, ikinci güne Devrim Tekinoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı ‘1994 Dersim Köy Yakmaları’ belgeseli ile başladı.

    Festival alanına “Soykırıma karşı birlikte direnerek kazanacağız. Zalimin zulmüne karşı Hak ve Hakikat yürüyüşümüz devam ediyor” pankartıyla birlikte devrim liderlerinin de fotoğrafları asıldı.

    Festival programı dahilinde Dersim düğünü ve Gağan kültürü de ziyaretçilere tanıtılacak. Festivalde ayrıca yazarların da kitap çalışmalarını sergileyeceği çadır alanları kuruldu.

    Festivalde çocuklar da unutulmadı. ‘Çocuk dünyası’ ismiyle hazırlanan alanda küçük misafirler için kimi aktiviteler de düzenlenecek.

    Festival, Stêra müzik topluluğu, Grup Munzur, Varvara,  Beser Şahin, Doğan Çelik, Lale Koçgün, Mikail Aslan, Levent Özdemir ve Serhat Med’in müzik performansları ardından sona erecek.
    PİRHA/FRANKFURT