PİRHA- İstanbul Beyoğlu’nda Özgür Nayman adlı erkek, sosyal medya hesabında “Çok sıkıldım her şeyden” diye yazdıktan sonra eşini ve 3 çocuğunu silahla katletti. Özgür Nayman, aynı silahla intihar girişiminde bulunarak, ağır yaralandı.
Özgür Nayman adlı erkek, İstanbul Beyoğlu’ndaki evlerinde eşi ve 3 çocuğunu başından vurarak katletti. Özgür Nayman’ın cinayetten önce sosyal medya hesabından intihar notu paylaştığı ortaya çıktı. Sevilay Nayman ve 3 çocuğu saldırı yerinde hayatını kaybederken, aynı silahla intihar girişiminde bulunan Özgür Nayman ise yoğun bakımda.
Sevilay Nayman ve 3 çocuğunun cenazesi Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.
Özgür Nayman’ın saldırıdan önce sosyal medya hesabından şu intihar notunu paylaştığı ortaya çıktı:
“Bu kararımın ne maddiyatla ya da herhangi bir dünyevi sebeple ilgisi yok. Çok sıkıldım her şeyden. Anlamsız geliyor artık. Eninde sonunda öleceğim. Ha bugün ha yarın. Eşimi ve çocuklarımı da çok sevdiğim için onları da bu yalan dünyadan kurtarmak istiyorum. Sevdiklerimi ve beni sevenleri son kez üzeceğim.”
PİRHA-Taksim’deki bombalı saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yapan 8 Alevi kurumu, ” Yaşamın kutsallığına inanan bir inancın temsilcileri olarak, masum ve savunmasız halka ve cana yönelik her türlü eylem insanlık suçudur. Bu nedenle saldırıyı lanetliyoruz ve şiddetle kınıyoruz” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Taksim’deki bombalı saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Alevi kurumları açıklamasında saldırıyı kınadıklarını belirtti.
“SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ”
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“13 Kasım 2022 Pazar günü İstanbul Taksim’de bomba eylemi sonucu gerçekleşen katliamda, şu ana kadar 6 canımız hayatını yitirirken, 5’i ağır olmak üzere 81 canımız yaralanmıştır. Yaşamın kutsallığına inanan bir inancın temsilcileri olarak, masum ve savunmasız halka ve cana yönelik her türlü eylem insanlık suçudur. Bu nedenle saldırıyı lanetliyoruz ve şiddetle kınıyoruz. Biz Alevi Bektaşi Kurumları olarak, bu saldırının arkasında kimin veya kimlerin olduğunun bir an önce açığa çıkarılmasını istiyoruz. Katledilen ve Hakk’a yürüyen masum Can’ların Devirleri daim olsun. Ailelerinin ve halkımızın başı sağ olsun. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Hızır yar ve yardımcıları olsun.”
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi kentsel dönüşüm zorbalığıyla temel atma töreni gerçekleşti. Yaşananlara tepki gösteren Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi yaptığı açıklamada “Okmeydanı halkı sağlıklı bir barınma koşulları ve adil dönüşüm istiyor. Yandaş inşaat şirketlerine evlerinin peşkeş çekilip binlerce lira borçlandırılmak istemiyor” ifadelerini kullandı.
İstanbul Beyoğlu Okmeydanı’ndaki kentsel dönüşüm projesi kapsamında dün temel atma töreni gerçekleştirildi. Aylardır süren yıkımda AKP’li Beyoğlu Belediyesi, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin elektrik kesintileri ve tahliye edilme kararıyla ilgili kısmi yürütmeyi duruma kararına rağmen, kentsel dönüşüme imza vermedikleri ve evlerini boşaltmadıkları gerekçesiyle hak sahiplerinin elektrik, su ve doğalgazını kesmişti.
Okmeydanı’ndaki temel atma töreninde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “778 konut ve 161 dükkanımızın temellerini heyecanla, coşkuyla, hep birlikte atıyoruz. Beyoğlu ve çevresinin markasını arttıracak, İstanbulumuzun en önemli dönüşüm projelerinden biri olacak yeni yuvalarımız Beyoğlu için, İstanbullu hemşerilerimiz için, ülkemiz için hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.
“İNSANLAR BİNLERCE LİRA BORÇLANDIRILDI”
Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi ise yaşanan sürece tepki gösterirken, sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Okmeydanı halkı rantsal dönüşüm bakanı Murat Kurum ve rantçı Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ı istemiyor! Fetihtepe Mahallesi ile başlayan rantsal dönüşüm tüm Okmeydanı’nda yapılmak isteniyor. Fetihtepe Mahallesi’nde elektrik su ve doğalgazı kesilen insanlar haftalarca baskı ve tehdit altında direndi ve imza atmadı. Ancak tehditlerini arttıran belediye mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararına uymadan baskıyı sürdürerek insanları imzaya mecbur bıraktı.
Bu imza sonucunda insanlar binlerce lira borçlandırıldı ve 1950 lira gibi komik bir kira yardımı ile evlerinden atıldı. Rıza ile dönüşüm projesi yapacağız dediler, insanları zulüm ile evlerinden attılar. Temel atma töreni düzenlemek için geleceklerini ilan ettiler. Fetihtepe dışından insan taşıyıp hiçbir şey olmamış gibi yarın büyük laflar edecekler. Ancak biz onların boş vaatlerine inanmıyoruz.
Okmeydanı halkı sağlıklı bir barınma koşulları ve adil dönüşüm istiyor. Yandaş inşaat şirketlerine evlerinin peşkeş çekilip binlerce lira borçlandırılmak istemiyor. Okmeydanı Barınma Hakkı Mücadelesi olarak ranta karşı komşularımız ile yan yana olmaya devam edeceğiz ve Fetihtepe’de işledikleri tüm suçların hesabını sormak için takipte olacağız.”
PİRHA-Kimyasal silah iddialarına ilişkin HDP’nin çağrısıyla İstanbul Beyoğlu’nda açıklama yapmak isteyenlere polis müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Birleşik Mücadele Güçleri, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak’ın kuzeyinde yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin İstanbul Beyoğlu’nda buluştu.
HDP’nin çağrıda bulunduğu yürüyüş öncesi Taksim’de çok sayıda sokak ve cadde polis barikatları ile kapatıldı. Galatasaray Meydanı’nda slogan atarak yürüyüş başlatan bir grup, önce abluka altına alındı. Grup daha sonra kelepçelenerek gözaltına alındı.
HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise polis çemberinde tutularak çıkmasına izin verilmedi.
PİRHA-Türkiye Hahambaşılığı Vakfı, İstanbul Hasköy Mezarlığı’nda 36 mezar taşının kırıldığını duyurdu.
İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Hasköy Yahudi Mezarlığı’nda mezar taşlarının kırıldığı duyuruldu. Türkiye Hahambaşılığı Vakfı’nın resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre, Türk Yahudi toplumunun mezarlığına kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişilerce saldırı gerçekleşti. Saldırıda 36 mezar taşı kırıldı.
Konunun resmi makamlara iletildiği belirtilen olayla ilgili açıklamada, “Hasköy Mezarlığımıza gece yarısı girilmiş, 36 tane mezar taşımız tahrip edilmiştir. Konu tüm resim ve gece kayıtları ile ilgili makamlara iletilmiş olup, bu vandalizmi yapanların bir an evvel yakalanmasını beklemekteyiz” ifadeleri kullanıldı.
PİRHA-Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 902’nci haftasında Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı. Polisin engellemesine karşın açıklama yapan kayıp yakınları “Burası bizim alanımız. Bin yıl da geçse vazgeçmeyeceğiz. Devlet tarafından kaybedilen yakınlarımızın mezarlarını ziyaret etme hakkımız elimizde alınmıştır” diyerek tepki gösterdi.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması talebiyle mücadelelerine devam eden Cumartesi Anneleri 902’nci hafta buluşması nedeniyle Beyoğlu’ndaki Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı. Polis bariyerleri ile haftalardır kapalı olan ve eylem yapılmasına izin verilmeyen Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri, bariyerlerin arkasından karanfilleri alana bıraktı.
Polis, açıklama yapılmasını engellemeye çalışırken, kayıp yakınları “Burası bizim alanımız. Bin yıl da geçse vazgeçmeyeceğiz. Devlet tarafından kaybedilen yakınlarımızın mezarlarını ziyaret etme hakkımız elimizde alınmıştır” diyerek tepki gösterdi.
“SOKAKLARI NİYE ZİNCİRE VURDUNUZ?”
Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceklerini belirten kayıp yakını İkbal Eren, “Sevdiklerimiz, devlet eliyle gözaltında kaybedildi. Haftalarca onları andık. Galatasaray Meydanı bizim sevdiklerimizle buluşma ve hafıza mekanımızdır. Onların bir mezarı olmadığı için Özel günlerde, bayramlarda karanfil götüreceğimiz bir mezarımız yok. O nedenle Galatasaray Meydanı’na karanfillerimizi bırakıyoruz. 203 haftadır bu meydan bize keyfi olarak yasaklandı. Asla vazgeçmeyeceğiz. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi unutmayacağız. Sevdiklerimizin mezarını bulana kadar burada olacağız” dedi.
Cumartesi Anneleri’nden Hanife Eren ise “Sokakları niye zincirlere vurdunuz? Basına, doktorlara, avukatlara, bize zulüm. Yeter artık. Çektirdiğiniz acı yetmiyor mu? Beni evlatsız bıraktınız yetmedi mi? Hiç olmaz ise bırakın alana karanfilimi bırakayım” şeklinde konuştu.
“ÇEKİN ZULMÜNÜZÜ ÜZERİMİZDEN”
“Çekin zulmünüzü üzerimizden, bizim de bayramlarımız olsun” başlığıyla yapılan 902’nci hafta basın açıklaması ise şöyle:
“Bugün bayram. Hakikat ve adalet arayışımızın 902. haftasına bayramda giriyoruz. Geleneksel bayramlar; sevinçlerin paylaşıldığı, dostluğun, barışın güçlendiği özel günlerdir. Dünyanın her yerinde bayramların toplumsal bağların, barış ve birliktelik duygularının güçlendirilmesine vesile olması beklenir. Ayrıca geleneksel bayramlar, ailelerin bir arada olduğu, özlem giderdiği sevinçli günlerdir.
Hiç şüphe yok ki, bayramlar ancak gökyüzü gibi herkesi kapsadığı zaman bayram olurlar. Yaşadık biliyoruz; bu topraklarda bayramlar herkesi kapsamıyor. Gözaltında kaybedilenlerin aileleri için bayramlar kalbe saplanan paslı bir hançere dönüşüyor. Geride kalanlar için ziyaret edilecek, başında dertleşip, dua okunabilecek, taşından teselli bulunacak bir mezarın yokluğu bayramlarda daha da derinden hissedilen bir boşluk yaratıyor.
“GALATASARAY’I KENDİMİZE MEZAR YERİ YAPTIK”
Bu nedenle 23 yıl boyunca yaslarını tutamadığımız evlatlarımızla ölümle yaşam arasındaki sınırın silindiği bir mekana dönüştürdüğümüz Galatasaray’da buluştuk. Antik çağlardan beri masum kanının işareti olan kırmızı karanfillerimizi Galatasaray’a bıraktık. Galatasaray’ı kendimize mezar yeri yaptık.
Ancak Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçişle birlikte karanfillerimizi bırakacağımız Galatasaray bize yasaklandı. Daha önce Cumartesi Anneleri’ni; taleplerinin mutlaka karşılanması gereken yurttaşlar olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı, dört yıldır elimizdeki karanfillere, dilimizdeki meşru taleplerimize ağır polis şiddetini reva görüyor.
Bayram vesilesiyle bir kez daha haykırıyoruz; kayıplarımıza bir mezar sözümüzün gereğini yerine getirmekten asla geri durmayacağız. Bayramı mazlumlar için takvimdeki bir yazıdan ibaret hale getirenler bilsin ki, bayramların herkesi kapsadığı bir Türkiye mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe’de devam ettirdiği kentsel dönüşüm zorbalığına karşı mahalleliler PİRHA’ya konuştu. Kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını belirten mahalle sakinleri, “Devlet, evimizi zorbalıkla yıkmak istiyor. Rantsal dönüşüme karşıyız. Polis ve jandarma kuvveti ile yokluk, açlık, sefalet ile yıldıramazsınız. Bugünün yarını var” dedi. Mahalleli yapılan kira yardımının da çok az olduğunu vurguladı.
İstanbul’da AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm zorbalığı devam ediyor. İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin elektrik kesintileri ve tahliye edilme kararıyla ilgili kısmi yürütmeyi duruma kararına rağmen, Beyoğlu Belediyesi kentsel dönüşüme imza vermedikleri ve evlerini boşaltmadıkları gerekçesiyle hak sahiplerinin elektrik, su ve doğalgazını kesti. Mahalle halkı ise yaşananları “rantsal dönüşüm” olarak gördüklerini ifade ederek, yaşam alanlarını savunacaklarını dile getiriyor.
Polis eşliğinde yürütülen zorla tahliye sürecini ise Fetihtepeliler PİRHA‘ya anlattı. Kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını belirten mahalleliler, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ın seçimlerden önce “rızaya dayalı kentsel dönüşüm” sözü verdiğini hatırlatırken, verilen sözlerin yerine getirilmediğini kaydettiler.
“DEVLET, EVİMİ ZORBALIK İLE YIKMAK İSTİYOR”
Belediye başkanının kendilerine “Ev bulun burayı boşaltın” dediğini aktaran Fetihtepeliler, kira fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ederek, “Söylenen kira yardımı çok az. Nereden bulup o kiraları ödeyeceğiz? Bunlar bizi canlı canlı öldürüyor” ifadelerini kullandı.
Daha önce Almanya’da yaşayan bir yurttaş yıllar önce Fetihtepe’ye yerleştiğini belirtirken, “Vergilerimizi veriyoruz. Milletine zulüm yapanı istemiyoruz. Yıkım kararı almışlar ama karşımızda kimse yok. Zorbalıkla evimi yıkmak istiyorlar. Zorbalıkla elektriğimi kestiler. Üç gün elektriksiz kaldım. Nereye gidelim. Emekliyim ama emekli aylığımız az. Hayat pahalılığı çok. Yetmiyor. Evimi zorbalıkla yıkmak istiyor devlet” diye konuştu.
Mahallede yaşayanların adaletli bir kentsel dönüşüm talebinde bulunduğunu vurgulayan bir yurttaş ise şunları söyledi:
“Belediye başkanı düne kadar rızaya dayalı kentsel dönüşüm sözü veriyordu. Fakat şu an korkusundan ofisinden çıkamıyor. Burada o kadar yaşlı insanın elektriğini, suyunu, doğalgazını polis zoruyla kesti. Evinde olmayanların kapılarını, kilitlerini kırarak elektriğini, suyunu, doğalgazını kestiler. Evden çıkarken de yeni bir kilit takıyorlar. Ev sahibi geldiğinde dışarıda kalmış. Borç çıkarıyorlar bize. Durumu iyi olmayanlar var. Proje iki senede bitecek diyorlar. İlkokul çocuğuna sorsan bile buranın hafriyatının iki senede kaldırılamayacağını bilir. İki sene kira yardımı yapalım diyorlar ama kiralar bugün 5, 10 bin liraya dayanmış durumda. Bin 500 lira ile insanlar nereye gitsin?”
“BURADA BİZİM MALIMIZA ÇÖKMEYE ÇALIŞIYORLAR”
“Bizim malımıza çökmeye çalışıyorlar. Çocuklarını zengin edebilmek için ben kendi çocuğumun geleceğini karartmam” diyen yurttaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki gün önce bir tane amcamız vefat etti. Beyin kanaması geçirdi. Hasta, yatalak insanlar var. Son zamanlarda da bizi marjinal grup ilan etmeye çalıştılar. Hakkımı aradım terörist, çapulcu, marjinal, sürtük oldum. Bu ülkede hak aramak neden bu kadar zor? Bu hak neden bu kadar zorunuza gidiyor? Fetihtepe halkı olarak haksızlığa, adaletsizliğe, zulme karşı savunma duvarıyız. Bizi geçerlerse eğer 5-10 yıl sonra herkes bunun farkında Galataport projesini Haliç’e kadar uzatmanın planını yapıyor.
“İNSANLAR HÜKÜMETLERDEN KORKMAMALI, ONLARI İNDİRECEK OLAN BİZİZ”
Buranın çoğu kendilerine oy veren kişiler. Ama bu zulmü gören “Lanet olsun bu yönetime” diyor. Yıllardır insanları “din, İslam, Müslümanlık” diyerek kandırdılar. Bir hükümet köprü, hastane, yol yapmak ile övünemez. Hükümet başa geldiyse onun görevidir bunları yapmak. İnsanlar hükümetlerinden korkmamalı. Hükümetler insanlardan korkmalı. Onları oraya getiren biziz. Yine oradan indirecek olan da biziz.
Kentsel dönüşüm denilen şey nedir? Bir bina risklidir ve onun yıkılmasına karşı insanların canını, malını güvence altına alan bir şeydir. Ama sen burada bizim malımızı, canımızı almaya çalışıyorsun. İnsansan eğer bir dine bağlı olmana gerek yok. Vicdanın varsa bunları yapmaman gerek. Ama bunlar, bunların hepsini yapıyor ve “Ben Müslümanım” diyor.”
“POLİS, JANDARMA, AÇLIK VE SEFALET İLE YILDIRAMAZSINIZ”
Tek başına yaşadığını belirten 73 yaşındaki bir başka mahalleli ise belediye başkanına seslenerek; “Yüreğin yetiyorsa gel oturalım. Güzelce derdini anlat, bizi dinle. İnsanların elektriğini kesmekle, tek tek binaları yıkmak ile bir yere varamazsınız. Belki Fetihtepe’yi yıkacaksanız ama mümkünü yok buraya bir çivi çakamazsınız. Ömrünüz az kaldı. 73 yaşında bir vatandaşım. Suyum, doğalgazım yok. Banyo yapacak bir şeyim yok. Mal varlığıma el koydular. 2 bin 300 lira ile geçinen bir vatandaşım. Bana “çık” diyorlar. Bir ev bulsunlar, bulabiliyorlar mı? 7, 8 bin ev kirası istiyorlar. 2 bin 300 lira ile nerede ev bulacağım? 29 bin metrekare alana ne yapacaklar? “Cami yapacağız” diyorlar. Mahalleleri camiler ile doldurdular. Sizin yüzünüzden insanlar camilere de gitmiyor. İslam’dan da soğuttunuz. Bu milletin ahı bir gün sizi berbat edecek. Polis ve jandarma kuvveti ile yokluk, açlık, sefalet ile yıldıramazsınız. Bugünün yarını var” ifadelerini kullandı.
9-10 gündür perişan halde olduklarını kaydeden bir diğer Fetihtepe sakini de, “Hastalar var. Burayı elimizden almışlar. Bayramdan sonra polis ve jandarma ile bizi zorla buradan çıkaracaklar. Haydar Ali Yıldız “Çıkmazsanız sizi zorla çıkaracağız” demiş. Gelsin bakalım çıkarsın. Yıllar önce o mu vardı burada? 5 bin liradan aşağı kira parası yok. Ben şahsen ödeyemem. Çocukları olanlar ne yapacak? Nasıl ödeyecek?” dedi.
Mahalle sakinlerinden bir başkası ise “Biz kentsel dönüşüme değil rantsal dönüşüme karşıyız. Hakkımızı versinler biz de seve seve imza atalım. Bizler de güzel yerlerde yaşamak isteriz. Bu yapılanlar zulümdür. Bu ne adalete ne hakka ne de hukuka sığar” şeklinde konuştu.
FETİHTEPELİLER NE İSTİYOR?
Fetihtepelilerin taleplerini şöyle sıraladı:
Kentsel dönüşüm yasasının ‘plan olmadan dönüşüm yapılamaz’ kuralının gereği olarak 1/5000’lik ve 1/1000’lik planların yapılmasını,
Planların bölgemizdeki sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerin ilgili bölümlerinden, şehir plancıları ve mimarlar odasından görüş alınarak yapılmasını,
Planlar yapılıncaya kadar adamızdaki plansız kentsel dönüşüm uygulamasının durdurulmasını,
Tapulu tapusuz ayrımından kaynaklı sorun ve mağduriyetlerin yaşanmaması için 2981 ve 4706 sayılı yasaların öngördüğü kurallar çerçevesinde hak sahipliği kazanmış olanlara tapularının verilmesini,
Hak sahibi olduğumuz paylarımızın belirlenmesinde 6360 sayılı yasa gereği ‘arsa payı’nın dikkate alınmasını, ardından plana ve paylarımıza uygun avan projenin yapılarak tapuya tescil edilmesini,
Her dairenin şerefiye puanı ve bedelinin belirlenerek avan projeye işlenmesini,
Şu anda bize imzalamamız için sunulan muvafakatnamenin tek taraflı bir beyan olması nedeniyle bunun yerine idarenin ve hak sahiplerinin karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlendiği, ekinde avan proje, idari ve teknik şartnamenin olduğu hukuki sözleşme yapılmasını,
Üçte ikilik çoğunluğun sağlanmadan uygulama yapılmamasını,
Devlet eliyle yapılan dönüşümün anayasamızdaki ‘sosyal devlet ilkesine’ uygun olarak kârı amaçlayan değil, maliyetine yapılmasını,
Halihazırdaki uygulamada 6 ayda bir memura yapılacak zam artışı kadar artırılarak ödememiz istenen borç taksitlerimizin kamu bankalarındaki konut kredi sistemine bağlanarak 20 yılda sabit olarak ödenmesini,
1.500 TL olan kira yardımının İstanbul gerçeğine göre yeniden belirlenmesini ve hak sahiplerine yeni yapılan dairelerine taşınıncaya kadar talep ediyoruz.
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm zorbalığına karşı mahalleliler Beyoğlu Belediyesi önünde bir araya geldi. Eylemde konuşan Avukat Onur Cingil, “Biz Fetihtepe’de halkına düşman olan halk düşmanları ile mücadele ediyoruz. Halkına düşman olanların saltanatı yıkılacak” dedi
İstanbul’un AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm zorbalığı sürüyor. Kentsel dönüşüm adı altında mahallelinin elektrik, su ve doğalgazı çevik kuvvet polisleri eşliğinde kesilmişti. 4 gün önce başlayan işlemlere halkın tepkisi ve direnişi de devam ediyor. Fetihtepe halkı bugün Beyoğlu Belediyesi önünde bir araya gelerek taleplerini bir kez daha haykırdı.
Belediye önünde toplanan yurttaşlar, “Haydar Ali şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Başka dönüşüm istemiyoruz”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atarken; eyleme CHP İstanbul Milletvekilleri Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol ve Sol Parti PM üyesi Alper Taş da destek verdi.
Belediye önünde ilk olarak açıklama yapan Fetihtepe Mahallesi Dernek Başkanı Şener Kartal, “Kentsel dönüşüm ofisi açıldı. Burası insanları kandırma merkezi haline getirildi. Önümüze belgeler kondu. Biz bunları istemediğimizi söyledik. Hukuksal tüm kuralların uygulanmasını istedik. Rızaya dayalı bir kentsel dönüşüm yapacağız denildi. Söz namustur. Kentsel dönüşüm ofisi halkın üzerinde baskı kurmaya başladı. Arkadaşlarımıza silah çekildi ve hiçbir soruşturma açılmadı. Kim oldukları belli ama bu insanların, yolları, yerleri belli. Su, elektrik insanın yaşam hakkıdır. Bizler doğru düzgün kira yardımı istiyoruz” dedi.
“RANTSAL DÖNÜŞÜM İSTEMİYORUZ”
Okmeydanı Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Rüstem Karakuş ise şunları söyledi:
“Sivil toplumun, şehir plancılarının görüşlerini almak yerine tepeden inme bir şekilde, kafalarına göre yaptılar. 3500 No’lu adadaki zulmü protesto ediyoruz ve taleplerimizi yineliyoruz. Rantsal dönüşüm istemiyoruz. Evet, bir şeyler yıkılacak ama halkına düşman olanların saltanatı yıkılacak.”
“FETİHTEPE’DE HALK DÜŞMANLARI İLE MÜCADELE EDİYORUZ”
Daha sonra mahallelinin avukatı Onur Cingil söz alarak şöyle konuştu:
“Biz ne yapıyoruz? Fetihtepe’de halkına düşman olan halk düşmanları ile mücadele ediyoruz. Halkını dinlemeyen, halkına çevik kuvvet gönderen, kan döktüren bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Belediye başkanı siyaseti bırakmalı. Belediyeler hizmet etmek için vardır ama bu belediye halkına zulmetmek için var. Başka da bir şey yapmıyor.
Belediye başkanının kendisi Fetihtepe’ye gelemeyeceği bugün biz belediyenin önüne geldik. Rahat rahat gelemeyeceğini, selam alamayacağını çok net bilsin. Halkına düşman olanların saltanatı en kısa zamanda yıkılacak. Burası içim riskli alan dediler. Riskli alan olmasını ispat edebilirdik. Bir hileyle burayı torba yasadan riskli alan yaptılar. Buralar bu insanların tapulu mülkleri, bugün bakanlıkla belediye tapulu yerlere çöküyor. Vicdanlara, insanlara aykırı bir iş yapılıyor. Dün diyaliz hastasının “Bu elektrik kesilirse hayatta kalamam” demesine rağmen kesiliyorsa diyecek bir şey yok. Fetihtepe’yi kimseye bırakmayız. Yazın ortasında insanları susuz bırakıyorlar.
“YAZIN ORTASINDA İNSANLARI SUSUZ BIRAKIYORLAR”
Çok merak ediyorum; belediye başkanı akşam eve gittiğinde Fetihtepe’dekiler aklına geliyor mu? Kendi koydukları kanunu çiğniyorlar. Bu mahkemelere baskı yapılıyor. Bu zulme son verin. Belediye başkanlığını işgal eden kişiye söylüyorum, derhal elektrik su doğalgazı geri bağlat. Yazın ortasında susuz bırakıyorlar insanları. Halk düşmanları kendi koydukları yasayı çiğniyorlar. İstanbul’un orta yerinde bu kadar tarihi bu kadar önemli bir yerde şu an yapılan binlerce insana zulümdür. Elektrik kesintisine dair belgeleri görmek istedik. Dört gündür göstermediler. Elektrik kesintisine dair belgeleri görmek istedik. Dört gündür göstermediler. Dava açmayalım diye bu belgeleri bize göstermiyorlar. Proje neyse onu göster. Rızaya dayalı dönüşümü gelsin yapsın. Eğer yapmazsa Fetihtepe mücadeleden geri durmaz. Halkız, haklıyız, kazanacağız.”
YURTTAŞLAR TALEPLERİNİ SIRALADI
Okmeydanı halkının proje ile ilgili talepleri şöyle:
Kentsel dönüşüm yasasının ‘plan olmadan dönüşüm yapılamaz’ kuralının gereği olarak 1/5000’lik ve 1/1000’lik planların yapılmasını,
Planların bölgemizdeki sivil toplum kuruluşlarından, üniversitelerin ilgili bölümlerinden, şehir plancıları ve mimarlar odasından görüş alınarak yapılmasını,
Planlar yapılıncaya kadar adamızdaki plansız kentsel dönüşüm uygulamasının durdurulmasını,
Tapulu tapusuz ayrımından kaynaklı sorun ve mağduriyetlerin yaşanmaması için 2981 ve 4706 sayılı yasaların öngördüğü kurallar çerçevesinde hak sahipliği kazanmış olanlara tapularının verilmesini,
Hak sahibi olduğumuz paylarımızın belirlenmesinde 6360 sayılı yasa gereği ‘arsa payı’nın dikkate alınmasını, ardından plana ve paylarımıza uygun avan projenin yapılarak tapuya tescil edilmesini,
Her dairenin şerefiye puanı ve bedelinin belirlenerek avan projeye işlenmesini,
Şu anda bize imzalamamız için sunulan muvafakatnamenin tek taraflı bir beyan olması nedeniyle bunun yerine idarenin ve hak sahiplerinin karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlendiği, ekinde avan proje, idari ve teknik şartnamenin olduğu hukuki sözleşme yapılmasını,
Üçte ikilik çoğunluğun sağlanmadan uygulama yapılmamasını,
Devlet eliyle yapılan dönüşümün anayasamızdaki ‘sosyal devlet ilkesine’ uygun olarak kârı amaçlayan değil, maliyetine yapılmasını,
Halihazırdaki uygulamada 6 ayda bir memura yapılacak zam artışı kadar artırılarak ödememiz istenen borç taksitlerimizin kamu bankalarındaki konut kredi sistemine bağlanarak 20 yılda sabit olarak ödenmesini,
1.500 TL olan kira yardımının İstanbul gerçeğine göre yeniden belirlenmesini ve hak sahiplerine yeni yapılan dairelerine taşınıncaya kadar talep ediyoruz.
NE OLMUŞTU?
Aralarında solunum cihazına bağlı 90 yaşında astım hastasının ve engelli çocuğun bulunduğu Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi halkının elektrik, su ve doğalgazı kesildi. İstanbul 4. İdare Mahkemesi tarafından “mahalleliye uygulanan enerji kesimi ve tahliye ile ilgili kısmi yürütmeyi durdurma” yönünde verilen karara karşın enerji kesimine devam edildi. 7 Haziran 2022’den beri polisin sürdürdüğü baskı ve tehditlere direnen yurttaşlar arasındaki 15 yaşında bir çocuk da vardı. Çocuk polisler tarafından darp edilerek ters kelepçeyle gözaltına alındı. En az altı kişinin gözaltına alındığı müdahalede mahallelinin tepkisiyle 15 yaşındaki çocuk serbest bırakıldı.
PİRHA-AKP’li Beyoğlu Belediyesi’nin kentsel dönüşüm adı altında zorla tahliyeye başladığı Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’nde tahliye etmeyen ev ve iş yerlerin enerjileri de kesildi. Çevik kuvvet ekipleri eşliğinde sürdürülen tahliye işlemine yurttaşların tepkisi sürerken, mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
İstanbul Beyoğlu Belediyesi’nin Fetihtepe Mahallesi’nde aldığı kentsel dönüşüm kararı sonrası evlerin enerjileri kesilirken, tahliyelere başlandı. Okmeydanı Fetihtepe Mahallesi’ni riskli bölge ilan eden AKP’li Beyoğlu Belediyesi, yurttaşları zorla evinden çıkarmaya çalışıyor. Çevik kuvvet ekipleri eşliğinde gerçekleştirilen tahliye ve enerji kesim işlemine yurttaşların tepkisi sürerken, mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
MAHKEME YÜRÜTMEYİ DURDURDU
Beyoğlu Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, “Bir süredir şehir yenileme projesi devam eden Fetihtepe Mahallesi 3550. Ada’da beklenen süreç başladı ve önceden tebliğ edilen hukuki sürede evlerini tahliye etmeyen hak sahiplerinin binalarında elektrik, su ve doğalgaz erişimine son verildi. Yüzlerce hak sahibinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile muvafakatname imzalayarak evini tahliye ettiği bölgede, Ağustos 2021’den itibaren birçok bina şehir yenileme projesi kapsamında yerinden kaldırılmıştı. Evlerini tahliye etmeyen hak sahiplerine tanınan süre Ramazan Bayramı’ndan önce sona ermesine rağmen, bazı hak sahipleri evlerini boşaltmadı. Bugün İSKİ, İGDAŞ ve BEDAŞ ekipleri bölgedeki bazı binalara giderek verilen hizmetin sonlandırıldığını belirttiler” ifadeleri kullanılmıştı.
Gazete Duvar’dan Hazal Ocak’a konuşan mahallelinin avukatı Onur Cingil, “İstanbul 4. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Yürütmesinin durdurulmasına karar verilen yerlerde altyapı hizmetlerinin kesilmesi ve tahliye işlemi yapılamaz” dedi.
PİRHA-HDK ile HDP İstanbul İl Örgütü’nün Taksim’de yapmak istediği 1 Mayıs deklarasyonuna polis müdahale etti. Açıklama yapmak isteyen 26 kişi gözaltına alındı.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü tarafından Taksim Kazancı Yokuşu’nda yapılmak istenen 1 Mayıs deklarasyonuna polis müdahale etti. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre HDK Eş Sözcüleri Esengül Demir ile Cengiz Çiçek, HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Başkanı Ferhat Encü’nün de yer aldığı açıklama Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararı gerekçesiyle engellendi.
Açıklama yapmaya çalışan kitleye müdahale eden polis, gazetecileri de alandan uzaklaştırdı.
AÇIKLAMA YAPMAK İSTEYENLER GÖZALTINA ALINDI
Kitleyi ablukaya alan polis 26 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan kişilerin isimleri şöyle:
“Esengül Demir, Fatma İnce, Ramazan Yurttapan, Cengiz Çiçek, Roni Gören, Erkan Tepeli, Gurbet Aydoğan, Atilla Özdoğan, Mehmet Sait Bor, Ferhat Encü, Besra İşsever, Mehmet Karadağ, Sedat Şenoğlu, Sinan Gökçe, Yavuz Okçuoğlu, Aynur Tokmaktepe, Nuri Cemal Çilingir, Hakan Dilmeç, Tarık Oruç, Mesut Çelebioğlu, Nezir Erdemci, Hüseyin Şengül, Hasan Ergöl, Adnan Alin, Sakine Güneş, Mahmut Halis.”
“1 MAYIS’TA BULUŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
Engelleme ve gözaltı işlemine tepki gösteren İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, 1 Mayıs’a izin verildiğini, ancak kitlesel geçmesinin önüne geçmek için hazırlık aşamalarının yasaklandığını söyledi. 1977’de katledilen işçileri anmak üzere bulunduklarını kaydeden Gülüm, “İşçileri, emekçileri görmezden gelen ve kölelik koşulları dayatan, sermayeden yana tutum alan ve sürekli sermayeden yana olan bu anlayış, anmamızın önüne geçmiş durumda. Bir daha katliamlar yaşanmasın diye anma yapmak istedik. 1 Mayıs’a katılım çağrısı yapmak için buradaydık. Madem 1 Mayıs’a izin verildi neden açıklamalarımız yasaklanıyor? İstediğiniz kadar yasaklamalar koyun; 1 Mayıs Türkiye’nin her yerinde çok güçlü bir şekilde kutlanacak. Herkesi bu yasakçı anlayışa karşı bu gözaltı, polis terörü ve engeline karşı 1 Mayıs’ta Maltepe Meydanı’nda yapacağımız mitinge herkesi çağırıyoruz. İşçi, emekçinin hakkı, barış, adalet, eşitlik ve kadın özgürlüğü için ve ötekileştirilen tüm insanlar 1 Mayıs’ta buluşmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Sanatçı Ali Bozan’ın kişisel sergisi “Yakın tarihte, uzak hafızada Çuvalda” 7 Kasım’da kapılarını açacak.
Sanatçı Ali Bozan, “Yakın tarihte, uzak hafızada Çuvalda” isimli sergisi ile “Bir çuval bize, insanlık ve kötülüğü hakkında ne kadar fikir verebilir?” sorusuna cevap oluyor.
‘Çuval’ temalı çalışması ile Roboski, Sur, Cizre gibi katliamlara işaret eden Ali Bozan, ülke tarihinin birçok acı ölümlerini de tekrar anımsatıyor. Bozan’ın 7 Kasım’da kapılarını açacağı kişisel sergisi saat 16:00’da Şehit Muhtar Mahallesi, Öğüt Sokak, numara 10 A. B Beyoğlu İstanbul adresinde görülebilecek.
PİRHA-160 haftadır yasaklı olan Galatasaray Meydanı’ndaki polis bariyerleri dün gece alandan kaldırıldı. İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri konu ile ilgili olarak PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Bariyerlerin kaldırılması olayı olmasaydı da biz meydana tekrar çıkacaktık. 25 Ağustos 2018 tarihinden bu yana barışçıl gösteri hakkımız, ifade özgürlüğümüz kısıtlandı; hakikat ve adalet mücadelemiz engellenmeye çalışıldı. Bir yanlıştan dönülüyor. Ertesi hafta tekrardan kapatılsa bile haklarımızı sokakta savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 27 Mayıs 1995 tarihinden itibaren her hafta cumartesi günü İstanbul Taksim’deki Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri’ne 25 Ağustos 2018 günü müdahale edilmişti. 700’üncü hafta buluşmasına yönelik polisin biber gazı ve plastik mermilerle gerçekleştirdiği müdahalenin ardından meydan demir bariyerlerle kapatılmıştı.
160 haftadır yasak olan meydandaki bariyerler dün akşam saatlerinde kaldırılırken, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.
“BARİYERLER KALDIRILMASAYDI DA GALATASARAY’A ÇIKACAKTIK”
“‘Gözümle görmeden inanmam’ diyerek sabah alana gittim” diyen Yoleri, “Bariyerlerin kaldırılması olayı olmasaydı da biz meydana tekrar çıkacaktık. Bunu konuştuğumuz bir dönemdeydik. Çünkü hukuka aykırı bir yasak kararı var. Buna karşı başlattığımız hukuk mücadelesi devam ediyor. Bu mücadele devam ederken, bir yandan da hakkımızı meydanda dile getirmek için bir takım faaliyetlerimiz olacaktı. Bariyerlerin kaldırılmış olması, haklarımızı şiddet görmeden kullanabilmemiz açısından yapabileceklerimizin olduğunu gösterdi” diye konuştu.
“25 EYLÜL CUMARTESİ GÜNÜ BÜYÜK İHTİMALLE MEYDANA ÇIKACAĞIZ”
Yoleri, 25 Eylül Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na çıkacaklarını söylerken, “Büyük ihtimalle bu hafta Galatasaray’a çıkarız. Bunun planını meydan kapalı olmasına rağmen zaten yapıyorduk. Üç yılı aşkın bir süreden bahsediyoruz. Hukuka aykırı bir şekilde 25 Ağustos 2018 tarihinde yasak ve müdahale söz konusu olmuştu. O tarihten bu yana bizim hem barışçıl gösteri hakkımız kısıtlandı hem ifade özgürlüğümüz kısıtlandı hem de hakikat ve adalet mücadelemiz engellenmeye çalışıldı. Bütün bunlar yapılırken de devlet hem anayasaya hem de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı hareket etti. Dolayısıyla hak ihlali yaptı” dedi.
“ERTESİ HAFTA TEKRARDAN KAPATILSA DAHİ HAKLARIMIZI SOKAKTA SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Galatasaray’ın açılması konusunda Ankara’da pek çok görüşmenin gerçekleştiğini belirten Yoleri, “Biz her açıklamamızda ve sürdürdüğümüz mücadelede bütün bu hukuksuzlukların altını çizdik. Hak ihlalinin önlenmesini istedik. Bugün aslında bütün bu girişimlerin bir sonucuyla karşı karşıyayız. Bir yanlıştan dönülüyor. Yanlıştan dönülmesi anlamında olumlu buluyoruz ve umuyoruz ki bu durum kalıcı olacak.
Ertesi hafta tekrardan kapatılmamasını umuyoruz. Öyle bile olsa biz haklarımızı meydanda, sokakta savunmaya devam edeceğiz. Pandemi bizi bir süre sokaklardan uzak bıraktı ama önümüzdeki süreç hayatın daha olağan devam ettiği bir süreç ve biz de olağan faaliyetlerimize geri döneceğiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA-İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından barış mitinginin yasaklanmasını protesto etmek üzere Taksim Tünel’de düzenlenmek istenen eylem de Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. HDP İstanbul İl Binası ile Tünel Meydanı polis tarafından ablukaya alındı. Alana gelen çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı.
1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginin İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklanmasını protesto etmek isteyen İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’ne bir yasak daha geldi. Taksim Tünel Meydanı’nda yapılmak istenen eylemin Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandığı açıklandı.
HDP İSTANBUL İL BİNASI POLİS ABLUKASINA ALINDI
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü de sosyal medya hesabından yayınladığı videoda, “Yirmi birinci yüzyılda, demokrasi çağında AKP’nin HDP korkusu! Barış mitinginin yasaklanmasına karşı gerçekleştirilecek olan basın açıklaması öncesi il binamız ablukaya alınarak, eş başkanlarımız, MYK-PM üyelerimiz ve yöneticilerimizin çıkışına izin verilmiyor” ifadelerine yer verdi. Videoda, polislerin il binasının önünde beklediği görüldü.
GAZETECİLER VE MİLLETVEKİLLERİ ÇEMBERE ALINDI
Ayrıca Tünel Meydanı’nda da polis ekiplerinin bulunduğu, yaptığı anonslarla eylemin yasaklandığı bildirildi. Alanda bulunan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ile eylemi takip etmek isteyen gazeteciler, polis çemberine alındı.
Polis çemberinin içinde konuşan Piroğlu, “Bu gördüğünüz iktidarın acizliğidir. Kendisi batıyor. Ülkeyi de batırıyor. Sanıyorsunuz ki bu abluka ömür boyu devam edecek. Az kaldı yıkacağız. Hiç kimse sizi kurtaramayacak. Ne saraydaki, ne de İçişleri Bakanı kurtaracak” ifadelerini kullandı.
ÇOK SAYIDA KİŞİ DARP EDİLEREK GÖZALTINA ALINDI
Tünel Meydanı’nda önü kesilen kitleye polis tarafından müdahale de bulunuldu. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü‘nün de aralarında olduğu çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı.
HDP İstanbul örgütünün, gözaltına alındığını netleştirebildiği isimler ise şöyle; İbrahim Tuncel, Şahin Tümüklü (ESP Eş Genel Başkanı), Burcugül Çubuk, Nurgül Uci, Hakan Dilmeç , Fırat Çağlar Karabulut , Ezgi Çetinkaya ,Turhan Yıldırım, Şeref Özcanü, Suavi Bayrak, Ekim Veyisoğlu, Feyaz Çanak, Harun Turan, Cemalettin Yüksel (HDP İl yöneticisi, Ahmet Özbuğanlı (HDP İl yöneticisi, Umut Kahraman Ezber (HDP İl yöneticisi), Rıza Kaplan (HDP Esenler Eşbaşkanı), Nezir Duran, Fatih Ergün, Sedat Sönmez, Rojin Keskin, Serhat Sekendur, Hasan Kelekçi, Berzan Elüstü, Ramazan Dışarı, Orhan Özöner (HDP Beşiktaş Eşbaşkanı), Fırat Kaya, Muhammed Sağlam, Furkan Akıcı, Onur Şimşek, Abuzer Aslan, Doğan Özkan ve Gökhan Aslan.
PİRHA-Beyoğlu Belediyesi zabıta ekipleri İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik yapan müzisyenlerin enstrümanlarına el koydu.
Beyoğlu Belediyesi zabıta ekipleri, Beyoğlu ilçesi İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik yapan gruba müdahale etti. Müzisyenlerin şarkı söylemesine izin vermeyen zabıta ekipleri, grubun müzik aletlerine de el koydu.
Müzisyenlere yönelik müdahaleyi görüntüleyen belgeselci Hakan Tosun’da zabıtaların hedefi oldu. Tosun’a “çekim yapamazsın” diyen zabıta ekipleri bir de basın kartı sorgusunda bulundu. Müdahalenin olduğu alana sonradan gelen polisler, GBT bahanesiyle Hakan Tosun’un basın kartına el koydu.
PİRHA-İstanbul’da 8 Mart’ta düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nde attıkları sloganlar nedeniyle haklarında soruşturma açılan 18 kişi, adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi. 14 kadın yurttaş, yurt dışı çıkış yasağıyla, 4’ü ise imza adli kontrolü ve yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Beyoğlu’nda yapılan Feminist Gece Yürüyüşü’nün ardından 18 kadın hakkında attıkları slogan nedeniyle, “Cumhurbaşkanına Hakaret” gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştı.
Ev baskınları ile gözaltına alınan 18 kadın yurtta, yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartları ile serbest bırakıldı.
Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla gözaltına alınan kadınların serbest bırakıldığını duyurdu.
Açıklamada, “Gözaltındaki 18 kadından yaşı küçük olan bir kadın ayda bir imza kontrolü tedbiri ile serbest bırakıldı. 4 kadın imza ve yurt dışı çıkış yasağı, diğer kadınlar yalnızca yurt dışı çıkış yasağı tedbiri uygulanması talebi ile sulh ceza hakimliğine sevk edildi” denildi.
PİRHA- İstanbul Beyoğlu’nda 9 siyasi partinin temsilcileri, Beyoğlu Belediyesi’ne kentsel dönüşüm konusunda çağrıda bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, HDP, Saadet Partisi, Sol Parti, Merkez Parti, DSP, Gelecek Partisi ve Deva Partisi temsilcileri Fetihtepe Semt Konağı önünde bir basın açıklaması yaptı.
Ortak hazırlanan basın metnini, CHP İlçe Başkanı Şahin Dil okudu.
“HALKTAN YANA BİR DÖNÜŞÜME KATKI VERECEĞİZ”
Beyoğlu’nda bu kadar çok siyasi partinin, hiçbir ideolojik ayrım gözetmeksizin bir arada ilk kez bulunduğunu belirten Dil, tüm partilere çağrı yaptıklarını ve ortak bir yol haritası belirlemek istediklerini ifade etti.
Depremin siyasete malzeme edilmemesi gerektini ifade eden Dil; adil, şeffaf ve halktan yana bir dönüşüme katkı vereceklerini de kaydetti.
Basın açıklamasına CHP İlçe Başkanı Şahin Dil, İYİ Parti İlçe Başkanı İsmail Hakkı Çavuşoğlu, HDP İlçe Başkanı Sait Bor, Saadet Partisi İlçe Başkanı Mehmet Yıldız, Sol Parti İlçe Başkanı Yalçın Köse, DSP İl Başkan Yardımcısı Hakan Pekşen, Merkez Parti İlçe Başkanı Dursun Vazgeç, Gelecek ve Deva Partisi temsilcileri katıldı.
9 SİYASİ PARTİDEN 6 TALEP
9 siyasi partinin hazırladığı ortak metin şu şekilde:
Beyoğlu’ndaki siyasi parti yöneticileri olarak Okmeydanı’ndaki Tapu ve Kentsel Yenilenme konusunda Beyoğlu Belediyesi’ne çağrımızdır.
Tapu ve Kentsel Yenileme konusunda hak sahiplerinin haklarının korunması için takipçisi olacağımız talepler;
– Sahibi olduğumuz ya da aile büyüklerimizden miras kalan bina yada arsalarımızdaki hak sahipliğimizin, eksiksiz yasal güvenceye alınması,
– Adalardaki parsellerde yerleştirilecek binaların yerlerinin önceden tespit edilmesi ve açıklanması,
– Okmeydanı’nda kentsel yenileme yapılacak bütün adaların imar uygulamalarının önceden açıklanması,
– Mülkiyet tanımlama (hak sahibi olduğumuz yerlerdeki m2) kuralını ve hakkımız olan m2’nin açıklanması,
– Binaların yapımına başlamadan, hak sahiplerine tanınacak haklarda sonradan hiçbir değişikliğe gidilmeyeceğinin yazılı olarak taahhüt edilmesi,
– Tapu tahsis belgelerindeki hakkı olan m2 kadar tapuların koşulsuz verilmesidir.
İstanbul Beyoğlu’nda 23 yaşındaki İTÜ mezunu elektrik mühendisi Halit Ayar’ı bıçaklayarak öldüren, bir arkadaşını da yaralayan gasp ve hırsızlık hükümlüsü 27 yaşındaki Emra Yaşar’ın 10 yıllık cezasını çektiği Kırklareli Cezaevi’nden izinli olarak dışarıda bulunduğu ortaya çıktı.
İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünden bu yıl mezun olan 23 yaşındaki Halit Ayar’ı, iki arkadaşıyla birlikte gittiği İstiklal Caddesi’nde Tünel’deki tramvay durağında otururken bıçaklayan Emrah Yaşar’ın Gasp’ suçundan 10 yıl ceza aldığı; 2016’da cezaevine girdiği, olay günü haftalık izin alarak dışarıya çıktığı öğrenildi.
Katil zanlısı Emrah Yaşar, ifadesinde detayları şöyle anlattı:
“Cezaevinden izinli olarak çıkmıştım. Arkadaşım Emrah Kurdal ile Taksim’e bir bara eğlenmeye gittik. Paramız bitmişti. Durakta gençleri gördük. Bize 2 bira almalarını istedik. ‘Biz niye bira alalım?’ dediler. Bunun üzerine ‘O zaman para verin, biz kendimiz alalım’ dedik. Buna da karşı çıkınca aramızda tartışma çıktı. Tartışma sırasında bıçağımı çıkartarak salladım.”
Emra Yaşar’ın yanındaki sabıkası bulunan Emrah Kurdal ise çok sarhoş olduklarını söyleyerek, elindeki kırık bira şisesiyle saldırdığını kabul etti. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – İstanbul’da Fas’lı bir Mülteci, karısını on gün eve bağladığı ve her gün dövdüğü ortaya çıktı. Polis ve itfaiye yardımıyla kurtulan kadının kollarında morlukların olduğu görüldü.
İstanbul Beyoğlu Hacıahmet Mahallesi Dev Süleyman Sokakta bulunan bir apartmanın çatı katında kocası tarafından dövülerek eve hapsedilmiş Fas uyruklu bir kadın polis ve itfaiye yardımıyla kurtarıldı.
Sabah erken saatlerde çevreden yardım istemek için imdat çığlıkları atan Fas Uyruklu kadına mahalle sakinleri el uzattı. Apartman kapısından kurtarılamayan göçmen kadın, itfaiye yardımıyla binanın dışından vinçle indirildi. 3 yaşında bir çocuk annesi kadın kocası tarafından dövülmüş halde 10 gün önce eve kilitlendiği ortaya çıktı. Fas uyruklu kadının omuz ve kollarında dövülmenin etkisiyle morluklar ve sıyrıklar bariz bir biçimde görüldü.
Fas Uyruklu kadının kırık bir Türkçe ile anlattığına göre, binaya 2 ay önce taşındıklarını, kocası olarak tanıttığı kişinin kendisini her gün dövdüğünü, iki hafta önce de döverek kapıya attığını ancak sonrasında yeniden içeri aldığını ifade etti. Mağdur kadın, eşinin alkol ve diskotek düşkünü olduğunu ifade ederek, gece sabaha kadar eve gelmediğini, bazen hiç gelmediğini, geldiği zaman da kendisini şiddetli şekilde dövdüğünü ifade etti.
3 yaşında bir çocuk annesi olan Fas’lı mülteci kadın Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Ekiplerinin yardımıyla kocası tarafından hapsedildiği evin çatı katından kurtarıldı. İstanbul’da yaşayan ve sayıları her geçen gün hızla artan, çeşitli ülkelerin uyruklarına mensup göçmenler denetlenemez hale geldi.
EMLAKÇILAR FAZLA PARA İÇİN MAHALLENİN YAPISINI BOZDU
Fas Uyruklu şiddet saçan kocasının oturduğu apartmanda 6 dairenin 4’ü Irak, Suriye, Pakistan ve Fas Uyruklu mültecilerden, 2 aile de Sivas ve Tokat Nüfusuna kayıtlı aileden oluşuyor.
Ailelerin anlatımlarına göre, yabancı uyruklu göçmenler daireyi, fahiş kira üzerinden emlakçıya ekstradan komisyon vererek tutmuş. Mahallede yaşayan ailelerin anlatımlarına göre, ev sahipleri ve emlakçılar, mültecilerden normal şartların bir kaç kat üzerinde kira ve komisyon alarak onları tercih ediyorlar. Başta Hacıahmet ve Eskişehir Mahalleleri ile Dolapdere semtlerinde, mültecilerden fahiş kiralar ve komisyonlar alan mal sahipleri ve emlakçılar Anadolu kökenli ailelere kiralık ev vermezken mülteci ve göçmenleri ediyor.
Kocası tarafından dövülerek eve hapsedilen Fas’lı göçmen kadın ile aynı binada oturan Sivas ve Tokat Nüfusuna kayıtlı aileler, binada TTNET altyapısı olmadığı için evlerine aylarca internet bağlatamazken, emlakçılar ve ev sahipleri aynı binaya mültecilere kiraladıkları dairelere başka binalar üzerinden kaçak hat çekerek internet bağlamışlar.
Mahalle sakinlerinden alınan bilgilere göre, her sokakta, hemen hemen her apartmanda başta uyuşturucu olmak üzere kadın ticareti yapıldığı önemli iddialar arasında. Mahalle sakinleri bu durumu emniyete bildirdiklerini, ancak netice alamadıklarını ifade ettiler. Aynı binanın giriş ve bodrum katlarında yaşayan mültecilerin kullandıkları daireyi randevuevi gibi kullandıkları, girenin çıkanın belli olmadığı söylendi. Haber: Divriği Gazetesi
PİRHA- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir televizyon programında “Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz” dedi. Taksim’de mikrofon uzattığımız yurttaşlar daha temiz, yeşil, güvenilir sosyal ve kültürel etkinliğin çok olduğu bir Taksim istediler.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir televizyon programında “Taksim’i herkesin zevk alacağı bir alana dönüştüreceğiz.” şeklinde bir açıklama yaptı. Biz de Taksim Beyoğlu’nda yurttaşlara mikrofon uzattık ve sorduk, ‘Nasıl bir Taksim?’ diye. Yurttaşlar, daha temiz, yeşil, güvenilir, sessiz, sosyal ve kültürel etkinliklerin çok olduğu bir Taksim hayallerinin gerçek olmasını istediler.
“DAHA YAŞANILIR BİR TAKSİM İSTİYORUZ”
Mikrofon uzattığımız çoğu yurttaş en çok uğradıkları yerlerden birinin Taksim olduğunu söylüyor. 30 yıl önceki Taksim’e hasret kaldıklarını dile getiren yurttaşlar, Taksim’in yeniden daha yaşanılır bir yer olabileceklerine dair umutlarının da Ekrem İmamoğlu ile yeşerdiğini belirtiyorlar.
Hükümetin hizmet konusunda belediyelere destek olması gerektiğini altını çizen yurttaşlar, farklı kültürlerin bir arada olduğu, özlem duydukları eski günlerine dönebileceklerini ifade ediyorlar.
30 yıl önceki Taksim’i söyleyen bir yurttaş şöyle konuşuyor:
“Önceki Taksim’i istiyoruz. Bıraksınlar insan gibi yaşayalım. Eskiden İstiklal Caddesi’ne çıkmak daha güzeldi. Ulaşım açısından biraz daha takviye yapmasını bekliyoruz. Yeşil alan istiyoruz hem Taksim hem de İstanbul’un farklı yerleri için. Gezi parkını güzelleştirsin orası kırık dökük. Gezi parkı öyle mi olur? İlk önce orasını yapsınlar.”
“GÜVENLİ OLMASINI İSTİYORUZ”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun duruşuyla konuşmasıyla oylarını aldığını ifade eden bir başka yurttaş da, “Büyük beklentilerimiz var geceleri dışarı çıkamıyoruz güvenli olmasını istiyoruz. Yeşil alan sorunumuz var. Betonlaşma olmuş bunu düzeltebilirler. Kitap kafe ve kütüphane açabilirler. Güzel şeyler yapacağına inanıyorum her şey çok güzel olacak ve olmaya başladı. Taksimle ilgili çok güzel planları var ve yapacağını düşünüyoruz.” diyor. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Geçtiğimiz hafta eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar” dedi.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen, PSAKD’nin eski yöneticisi Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor.
İstanbul’da geçen hafta gözaltına alınan Tunçdemir’in Malatya’ya götürülerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Her zaman olduğu gibi gündemi değiştirmek için tutuklamaların sık sık yaşandığını belirten Baba, “Yine birçok canımız sebepsiz yere gözaltına alındılar. Herhangi bir iddianame yok ve ortaya bir sebep koyamıyorlar. İşin garip tarafı hakim Songül canımızı bırakıyor ardından savcı tekrar itiraz ediyor ve yine aynı mahkeme tutuklama kararı alıyor. Ve bu daha da çelişkili bir durum. Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar. Biz kadimden bu yana çeşitli dönemlerde çeşitli zulümlere katlandık. Bizleri yıldıramadılar bu saatten sonra da yıldıramazlar. Bizler Songül canımızın her zaman yanındaydık, yanında olmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.
“EYLEMLERİ KALICI HALE GETİREREK SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”
Her an ne olacak diye ne bitecek diye beklediklerini dile getiren Erdal Baba, şunları kaydetti:
“Seçim süreci yaklaşıyor. Yarın bizim de kapımızı çalabilirler. Hep beraber bekliyoruz. Yıldıramayacaklar, bıktıramayacaklar bizi. Biz canlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ve Alevi kurumları olarak yapacağımız eylemsellikleri daha etkili hale getirmek için bir an önce sokaklara inmemiz, kalıcı hale getirerek sesimizi duyurmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.