Etiket: beyza üstün

  • Prof. Dr. Beyza Üstün: Hukuk ve bilimin ilkelerine aykırı olan bu davayı sonlandırın

    Prof. Dr. Beyza Üstün: Hukuk ve bilimin ilkelerine aykırı olan bu davayı sonlandırın

    PİRHA – Kobanî Davası kapsamında yargılanan Prof. Dr. Beyza Üstün, yaptığı savunmada “Kapitalizm ve patriyarkaya karşı siyaset yaparken, özgürlüğümüzü elimizden almak ile tehdit etmeyin. Hukukun ve bilimin ilkelerine aykırı olan bu davayı sonlandırın” diye konuştu.

    Önceki dönem HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı Kobanî Davasının 29’uncu duruşmasının birinci oturumu, Sincan Kapalı Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.

    Duruşmaya Sincan’da tutuklu olan siyasetçiler Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, Nazmi Gür ve Günay Kubilay’ın yanı sıra diğer tutuklu siyasetçiler ile tutuksuz yargılanan Prof. Dr. Beyza Üstün ve izleyiciler de katıldı. Duruşmayı Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Heval Bozdağ ve Özgül Saki de izledi.

    “IŞİD’İN SALDIRILARINI ÖNLEMEYE ÇALIŞIYORDUK”

    Tutuksuz yargılanan siyasetçi Prof. Dr. Beyza Üstün yaptığı savunmaya, İddia makamının mütalaasını “bir senaryo” sözleriyle eleştirerek “Biz neden buradayız?” diye sordu. Üstün, konuşmasının devamında “Bunu size anlatacağım; kurgu tehlikeli bir şeydir. Gerçek olmayan kurgunun hayatları nasıl yok ettiğini anlatayım. Bu dava ve ardından açılan HDP kapatma davası halkların iradesine müdahaledir” diye konuştu.

    Beyza Üstün, savunmasında şunları söyledi:

    “Ben örgütlü bir insanım ve bir iradem var. Kimse bize diktede bulunamaz. Biz kadınlar, erkek egemen sisteme karşı mücadele ediyoruz. Biz bunu sadece siyasette değil, evimizde, partimizin içinde de yapıyoruz. Siyasetimiz gereği talimat almayız. Bu siyasi komplo, çok ürkütücü. Bu sadece bizim ile ilgili olmayacak, Türkiye siyasetine de etkisi olacak. Eğer bu bir karara dönüşürse, HDP kriminalize edilecek. Bu davaya delil olarak gösterilen dayanışma tweeti var. Dayanışma ile şiddete çağrı arasında ciddi fark vardır. Biz İŞİD saldırılarını önlemeye çalışıyorduk

    6 Ekim’de bir şey olmadı. İktidar, süreci yönetemedi ve 7 Ekim’de ölümler yaşanmaya başladı. Savcı bey sadece 37 kişiyi dosyaya almış. Bunun nedenini bilmiyoruz. Bir gün öğreniriz belki. HDP’nin attığı tweetin azmettirme ile bir ilgisi yok. AKP ve MHP’li siyasetçilerin HDP’li siyasetçilere yönelik söylemlerinin ardından Demirtaş’a ilişkin ‘idam’ sloganları atıldı. Bu sloganlar ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ifadeleri dosyaya alınmalıdır. Devlet destekli organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in Barış Akademisyenlerine dönük ‘Oluk oluk kanlarını akıtacağız’ sözleridir azmettirmektir. Bu söylemler, geri alamayacağımız sonuçlar yaratır. Bunlardan biri Deniz Poyraz’dır.

    “ÜLKEYE DEMOKRASİ GELSİN DİYE ÇABALIYORUZ”

    HDP olarak savaşı önlemek için çabalıyoruz. Ben ve arkadaşlarım halklara silah doğrultulduğunda ‘bu suça ortak olmayacağız’ dedik. Yıllarca bu ülkede sorumluluk aldık. Ülkemizde savaş istemediğimizi söyledik. Siyasi iktidar da ‘Öyle mi? Benim kararlarıma mı karşı çıkıyorsunuz?’ dedi. Savaşı değil, savaşı önlemek için barışı istiyoruz. Eşit ve özgür yaşam için bir aradayız. Hepimiz farklı farklı düzlemden geliyoruz. Hepimiz farklı deneyimlerden geliyoruz ancak birlikte karar veriyoruz. Amacımız sadece barışın yaşanmasıdır. Kürt halkının sorunlarının demokratik olarak çözümü, kadınlara, çocuklara olan şiddet ve istismarı engellemek, işçilerin güvencesizliğine karşı haklarının kazanmasını savunuyoruz. Biz katliamlara karşı siyaset yapıyoruz. Bu ülkeye demokrasi gelsin diye çabalıyoruz. Burada verilecek herhangi bir karar yaşama son derece etkide bulunacak.

    “KATLİAMLARI ÖNLEMEYE ÇALIŞTIK”

    HDP olarak halklar ile birlikte katliamları önlemeye çalıştık ancak başaramadık. Çünkü hala çocuklar ölüyor. Bu katliamları yapanlar ise tatil yapıyor. Halkların, çocukların, kadınların ölmediği ve özgür bir ortamda yaşadığı bir ortamda yaşamak istiyoruz. Barışı, insanca yaşam hakkını, Kürt sorunun demokratik çözümünü esas aldığı için HDP’de buluştuk. Meclis’te hem feministler vardır hem de Kürt Özgürlük Hareketi’nden gelenler vardır. Ekolojik mücadeleyi sürdürürken Marksist, eko-sosyalistler, eko-feministler de var. Biz son derece çoğulcuyuz. Yıllarca mücadele edenler olarak ortaklaşıyoruz, birlikte hareket ediyoruz. Ancak bize talimat verildiğini söyleniyor. Biz birbirimize talimat veremiyoruz. Başkası nasıl talimat verecek.

    “BU DAVAYI SONLANDIRIN”

    Demokrasiyi güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Doğayı, bir arada eşit ve özgür yaşamı koruma konusunda kararlıyım. Kapitalizm ve patriyarkaya karşı siyaset yaparken, özgürlüğümüzü elimizden almak ile tehdit etmeyin. HDP’nin politikalarını ortadan kaldırmak için siyasi iktidarın yaptığı saldırıları meşrulaştırmayın. Vereceğiniz karar sadece ben ve siyasetçiler ile ilgili olmayacak. Kararınız aynı zamanda sizin geleceğiniz ile ilgili olacak. Hukukun ve bilimin ilkelerine aykırı olan bu davayı sonlandırın.”

    Mahkeme heyeti, avukatların beyanlarının ardından duruşmayı 15 Ağustos’a erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • 3. Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu: Keşke haklı çıkmasaydık, uyarılarımız gerçekleşti-VİDEO

    3. Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu: Keşke haklı çıkmasaydık, uyarılarımız gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’daki kar yağışı sonrası çatısı çöken depo ile gündeme gelen İstanbul Havalimanı ile ilgili olarak açıklama yapan 3. Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu, inşa sürecinde uyarısını yaptıkları risklerin teker teker gerçekleştiğini kaydetti. 

    3. Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu, İstanbul Havaliman’ında depo olarak kullanılan yerin çatısının kar yağışı sonrası çökmesinin ardından bir basın toplantısı düzenledi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen açıklamayı akademisyen Prof. Dr. Beyza Üstün okudu.

    Açıklamada, 3. Havalimanı’nın inşa sürecinde yapılan uyarıların siyasi iktidar tarafından dikkate alınmadığı belirtilirken, o gün bahsedilen risklerin tek tek gerçekleştiği kaydedildi. “Yapılacak iktidar şovuna yetişebilsin diye, işçileri ölümcül bir hızla çalıştırarak, alelacele inşa edilen yapılar bugün çöküyor. Oysa bu korkunç koşullarda çalışmaya hayır diyen işçiler “köle değiliz” diye isyan ettiklerinde “vatan haini” ilan edilmişler, işten çıkartılmışlar, işkence görmüşler, sendikacı dostlarımız aylarca hapislerde kalmıştı” ifadeleri kullanıldı.

    “Suçlu, yağan kar, esen yel değil” denilen açıklamada, Prof. Dr. Beyza Üstün şunları kaydetti:

    “TERMİNALE ÇEVİK KUVVET YIĞILDI”

    “Keşke haklı çıkmasaydık, dediğimiz felaketlerin yaşandığını gözlüyor, ülkemiz adına üzülüyoruz. 3. Havalimanı’nda rüzgar hangar çatılarını uçurdu, kar çökertti. İGA’nın işlettiği havalimanı içinde dış ülkelerden gelenler dahil tüm yolcular uçaklarda saatler süren mahsur kalmanın ardından kendi olanaklarıyla kurtulabildi. Bu rezalete isyan edenlere karşı da iktidar tek bildiği ve daha önce iş cinayetlerine isyan eden işçilere karşı başvurduğu polis şiddetini devreye koydu. Yardım dahi ulaştırılamayan terminale çevik kuvvet yığıldı.

    Keşke haklı çıkmasaydık. Proje olarak sunulduğu günden bugüne meslek odalarının 3. Havalimanı’na yaptığı itirazda, “Proje alanı doğrudan deniz üzerinden gelen rüzgarlara açıktır. Uçuş için uçağın gelen rüzgarı önden alması gerekir, yandan ya da arkadan alması tehlikelidir. Ayrıca Türk Hava Kurumu Teknik Birimi’nin, Karadeniz tarafından gelen rüzgarlar nedeniyle projeye onay veremediği bilinmektedir. Bu nedenlerle raporda kullanılan meteoroloji istasyonlarının verileri proje alanındaki değerleri yansıtmamaktadır” uyarısı yapılmıştı. 3. Havalimanı İnşaat İşçileri ile Dayanışma Platformu adına yapılan açıklamalarda uçuş güvenliği olmayacak bu havalimanının yapımının iptal edilmesini, aksi halde yaşanacak felaketlerin önüne geçilemeyeceği her defasında basına açıklıkla aktarıldı.

    “HAVALİMANI, YAŞATTIĞI YIKIMLARIN ÜSTÜNE İNATLA İNŞA EDİLDİ”

    Tüm uyarıları, açılan davaları göz ardı eden siyasi iktidarın tam bir dayatma ve zorbalıkla inşa edip alelacele açılışını yaptığı 3. Havalimanı bugüne kadar yaşattığı yıkımların üstüne inatla inşa edildi. İşletmeye alındığı andan itibaren, dikkat çektiğimiz tüm riskler tek tek gerçekleşmeye başladı.
    Yolcular 3. Havalimanı’nda mahsur kalırken devlet bürokrasisi ve özel jet sahipleri Atatürk Havalimanı’nı kullanarak kesintisiz uçuş ayrıcalığından yararlanmaya devam etti. Atatürk Havalimanı sadece halklara kapatılmış oldu. İstanbul vekillerinin yaptığı açıklamalarda 7 Nisan 2019-30 Eylül 2021 tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’ndan yaklaşık 100 bin ayrıcalıklı (toplam 90 bin 693) uçuş yapıldığını ve bunun da günlük ortalama 100 uçuş anlamına geldiğini belirtildi.

    “HAVALİMANI, SIRADAN MEVSİM KOŞULLARINI DAHİ KALDIRAMIYOR”

    İstanbul 3. Havalimanı; bırakınız risk koşullarını, sıradan mevsim koşullarını dahi kaldıramıyor. İstanbul’un ve Marmara Bölgesi’nin kuzeyindeki su havzalarının yok edilmesi, binlerce hektar orman ekosisteminin, yüzlerce sulak alanın yok edilmesi, resmi rakamlarla 60’ın üzerinde iş cinayetiyle inşaat işçilerinin katledilmesi pahasına yapıldığı halde büyük bir başarıymış gibi “Dünya çapında bir şaheser” olarak tanıtılmakta. “Türkiye’nin 2023 hedeflerinden biri” olarak sunulan İstanbul 3. Havalimanı’nda son kar yağışıyla gerçekler bir kez daha görünür hale geldi.

    3. Havalimanı’nda yaşananlar, şirketlerin nasıl kayırıldığını, iktidarın yandaş sermayeye neleri nasıl peşkeş çektiğini, yapılan tüm usulsüzlükleri, yaşamın ve yaşam alanlarının katliamını göstermekle kalmadı, aynı zamanda kapitalizmin yüzünü, sermayenin emek düşmanı niteliğini herkesin görebileceği boyutta gözler önüne serdi. Bu, tüm yetkileri kendinde toplayan ve bugüne dek İhale Yasası’nı 192 kez değiştiren, ÇED süreci dahil her türlü denetimi ve bilimsel kıstasları devre dışı bırakan iktidarın sınıfsal niteliğini gösteren uygulamalardan sadece biri.

    “İKTİDAR ŞOVUNA YETİŞEBİLSİN DİYE İŞÇİLER ÖLÜMCÜL HIZLA ÇALIŞTIRILDI”

    Yapılacak iktidar şovuna yetişebilsin diye, işçileri ölümcül bir hızla çalıştırarak, alelacele inşa edilen yapılar bugün çöküyor. Oysa bu korkunç koşullarda çalışmaya hayır diyen işçiler “köle değiliz!” diye isyan ettiklerinde “vatan haini” ilan edilmişler, işten çıkartılmışlar, işkence görmüşler, sendikacı dostlarımız aylarca hapislerde kalmıştı. Bu gün onların haklılığı da bir kez daha görülmüş oluyor.

    Bu projenin ülkeye ve İstanbul’a yapılan büyük bir kötülük olduğunu yıllar öncesinden haykırdık, mücadele ettik direndik, belgelediklerimizi “3. Havalimanı İşçileri Mistik Tülü Kaldırdı” adıyla kitap haline getirip yayınladık ve bu gün keşke haklı çıkmasaydık diyoruz. Ama ne yazık ki öngördüklerimiz teker teker gerçek oluyor.
    Yaşamın üzerinde oynanan bu dayatmanın, yaşamı, emeği, halkların iradesini yok sayan bu ve benzeri siyasi projelerin yıkım boyutları, nedenleri ve sonuçları ile gözle görülür halde ve artık saklanamıyor.

    “MEGA SERMAYE PROJELERİNİ DURDURALIM”

    Bizler bu katliam projelerini durdurmak için mücadeleyi sürdüreceğiz. Başta inşaat işçileri olmak üzere tüm emekçilere, ekoloji, emek, meslek örgütlerine ve halklara çağrımızdır.  Bu topraklarda özgürce, eşit ve sömürüsüz yaşam için, gelin bu katliam siyasetine karşı birlikteliği büyütelim, kapitalist sisteme son verelim.

    Yaşamı, yaşam alanlarını yok eden, emeği sömüren,  iş cinayetlerini, güvencesiz çalışma koşullarını meşrulaştıran başta 3. Havalimanı olmak üzere, onun da parçası olduğu kanal ve yeni şehir yapılanması mega sermaye projelerini durduralım.

    Özgürlüğe ve özgürleştirmeye çağrımızdır.
    Emeğin, doğanın, bilimin düşmanı ölüm projelerine geçit vermeyelim. Doğa, yaşam ve toplum öncelikli bir kenti, bir düzeni birlikte kuralım.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Gözaltına alınan 26 kişinin duruşmasına çağrı-VİDEO

    Gözaltına alınan 26 kişinin duruşmasına çağrı-VİDEO

    PİRHA- 3. Havalimanı Dayanışma Platformu bugün İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde işçilerinin 14 Eylül’de başlattığı direnişin son durumuna ve Kadıköy’deki eylemde gözaltına alınan 26 kişinin yarın görülecek duruşmasına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.

    3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu, işçileriyle dayanışmak amacıyla 15 Eylül 2018’de Kadıköy’de yapılan eylemde gözaltına alınanlar hakkında açılan ve yarın Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmasına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantının olduğu salona “İş cinayetlerini işleyen patronlar ve gerekli denetimleri yapmayanlar yargılansın. 3. Havalimanı işçilerinin haklı mücadelesi yargılanamaz” pankartı asıldı. Toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Musa Piroğlu, 3. Havalimanı işçileri, İHD üyeleri ve çok sayıda kişi de katıldı.

    “ZULÜM HER ALANDA ARTIYOR”

    Platform üyelerinden Prof. Dr. Beyza Üstün, zulmün her alanda arttığına dikkat çekerek, “3. Havalimanı’nda zulm devam ettiği için, güvencesiz çalışmaları protesto ettikleri için yargılanan çok sayıda arkadaşımız var. Değişen hiçbir şey yok. Kapitalizm zulmü aynı şekliyle devam ediyor.” dedi.

    3’üncü havalimanı işçilerinden daha önce tutuklanan Baran Kırğın, İstanbul Ataşehir Belediyesi binası önünde geçtiğimiz günlerde bedenini ateşe veren 41 yaşındaki işçi Ramazan Karabacak’ın durumuna dikkat çektikten sonra 3. Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu adına basın açıklamasını okudu.

    DURUŞMAYA ÇAĞRI YAPILDI

    14 Eylül’de 3’üncü havalimanı işçilerinin kötü çalışma koşullarını protesto ettikleri için gözaltına alındığını hatırlatan Kırğın, “İşçilerin “Köle Değiliz, İşçiyiz!” çığlığının bu ölçekte bir saldırganlıkla bastırılmaya çalışılmasına hayır dedikleri için gözaltına alınan emek dostları hakkında açılan davanın ilk duruşması 11 Ocak’ta Kartal Adliyesi’nde  görülecek. Dayanışmayı cezalandıran bu mantığa karşı tüm kamuoyunu duruşmaya, dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz” dedi.

    “DAYANIŞMAYI SALDIRI İLE DİZGİNLEMEYE ÇALIŞTILAR”

    3. Havalimanı’ndaki kölece çalışma koşullarına karşı isyan eden işçilerin öfkesini ve onlara destek verenlerin dayanışma tutumunu saldırıyla dizginlemeye çalıştıklarını kaydeden Kırğın, “Devlet ve İGA patronları o isyandan sonra suçlarını da üstlenerek, ‘İşçiler haklıydı, koşulları düzelteceğiz’ açıklamaları yaptılar. Fakat değişen bir şey olmadığını işçilerin sendikalara aktardığı bilgilerden biliyoruz. Jandarma ve polisler ile beraber çalışmaya zorlanan işçiler gördükleri psikolojik baskıyı sendikalara ileterek haberleştirdiler.” şeklinde konuştu.

    İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDİYOR

    İş cinayetlerinin devam ettiğine dikkat çeken Kırğın, “Yabancı uyruklu bir işçinin cansız bedeni rögar içinde bulundu, yetkililerden hiçbir açıklama gelmedi. Dahası bu şantiyede kaç işçinin öldüğü konusunda o kadar büyük bir duyarsızlık vardı ki, devlet kurumları bile birbirinden farklı rakamlar verdi. Çalışma Bakanlığı 30 işçinin öldüğünü söylerken CİMER bu sayının 52 olduğunu söyledi.  İşçiler ise bu sayının çok daha fazla olduğunu söylemeye devam etti” diye konuştu.

    “İŞÇİLERİN KOŞULLARI DEĞİŞMEDİ”

    3. Havalimanındaki şantiye koşullarının değişmediğini dile getiren Kırğın, şantiye işçilerinin yaşadığı zorlukları şöyle aktardı:

    “Şantiyedeki hiçbir koşul düzelmezken işçilerin çektiği, kötü yemeklerin ve içi yosun tutmuş sebillerin fotoğrafları kamuoyunun gündemine oturdu. Yemekhane sıraları uzadıkça uzadı, bir saatlik yemek molasını sıra beklemekle geçiren işçiler kimi günler aç kaldılar, yemek yetmediğinde ise su katılmış çorba içerek çalışmaya devam etmek zorunda kaldılar. Metrelerce uzayan servis sıralarında servis beklemeye devam ettiler. Şantiyenin bazı alanlarında polis ve jandarma sayısının işçi sayısından daha fazla olduğu görüldü. Sabahları kolluk kuvvetlerinin eşliğinde işe götürülen ve akşam da aynı şekilde koğuşlara getirilen işçiler bu şartlar altında çalışmaya devam etti. Yağmurlar başladığındaysa yatakhaneleri sular altında kaldı. Tahtakurularının kol gezdiği koğuşlarda ilaçlama yapılmadı, göstermelik değiştirilen birkaç yatağı da tahtakuruları bastı. Koğuşlarda detaylı bir temizlik yapılmazken bir de su baskını yaşandı. Servis ve araba kazaları yaşandı, işçiler yükseklerden düştü, canları yine hiçe sayıldı.”

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ”

    İnşaat İşçileri Sendikası Basın Sözcüsü Uğur Karadaş, “İnşaat alanında çalışan işçilerin sorunların devam ediyor.” diye belirtti. İşçi eylemlerine değinen Karadaş, “Her ilde inşaat işçilerin irili ufaklı direnişleri var ve devam ediyor. Yaşanan krizin en ağırını inşaat işçileri yaşıyor. Hepimize çok iş düşüyor. Bu mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

    Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut da, “Devletin tüm zulmüne rağmen inşaat işçileri direniyor. Ancak devlet açıkça tavrını ortaya koyuyor. ‘Ben patronlardan yanayım’ diyor.” dedi. Karabulut, 3. Havalimanı’nda da, Okmeydanı SSK hastanesinde de, Ankara’daki Toki eyleminde de bunun böyle olduğunu söyledi.

    “BİRÇOK İŞÇİ İŞTEN ÇIKARILIYOR”

    Bir çok işçinin işten çıkarıldığını belirten Karabulut, “Daha bugün bir arkadaşımız işten çıkarıldı. Havalimanına su bastığı görüntülerini gönderen işçileri bulmak için koğuşlara baskınlar yaptılar. 3 işçi Kürtçe müzik dinlediği için işten çıkarıldı ve haklarında dava açıldı. Baskı kurmaya devam ediyorlar. İnşaat işçileri de kendi yol yöntemleriyle sesini duyurmaya devam ediyor. İrili ufaklı direnişler devam ediyor. Eğer örgütlülüğümüz güçlü olsa patronların tepelerine bineceğiz.” diye konuştu.

    “BERAAT TALEP EDECEĞİZ”

    Avukat Ekin Güneş Saygılı ise, işçilerin iki gerekçeyle yargılandıklarını söyleyerek, “Kanuna muhalefet ve kamu görevlisine direnme suçlarından yargılanıyorlar. Kararların keyfi bir şekilde alındığını geçmişten biliyoruz. Yarınki duruşmada öncelikli talebimiz ifadeler alınmadan işçi arkadaşlarımızın beraat etmesi olacak.” ifadelerini kullandı.

    Toplantı yapılan konuşmalar ve soru cevapla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    HDP Ekoloji Komisyonu’nda nükleer santral protestosu

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekoloji Komisyonu, Mersin’de temeli atılan Akkuyu Enerji Santrali’ni Maçka Parkı’nda yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti. Açıklamada, “Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere nükleer santral yapamayacaksınız. Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” denildi.

    HDP İstanbul İl Yöneticisi Hunav Altun basın açıklamasında, “2010 yılında Rusya ile Türkiye arasında başlayan Türkiye’de Nükleer santral yapma projesi yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Bizler meslek örgütleri, Türkiye Barolar Birliği, siyasi partiler, ekoloji örgütleri, kent mücadelelerinde buluşan demokratik kitle örgütleri birlikte nükleer santralin kurulmasının karşısında Danıştay’a dava açtık. Danıştay ne yazık ki hukuki değil, siyasi karar verdi ve davaları reddetti” dedi.

    “TOPLUMSAL KATLİAMLARA YOL AÇAN NÜKLEERE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Altun, “10 Ekim 2016’da Mersin Büyükşehir Belediyesi meclisinde Akkuyu Nükleer Santral’in işaretlendiği 1/1000 ölçekli Mersin Çevre Düzeni Planı oylanıp DBP meclis üyelerinin şerh oyu ile onaylandığında ve 11 Ekim Erdoğan- Putin arasındaki görüşme ve “Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi” anlaşması sonrasında buna izin vermeyeceğimizi açıklamıştık. Ne Akkuyu’ya, ne Gerze’ye, ne İğneada’ya ne de başka bir yere; bu topraklara nükleer santral yapamayacaksınız Dünyanın pek çok yerinde toplumsal katliamlara neden olan nükleere izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “CANLI ÖLÜMLERİNE TANIKLIK EDECEKSİNİZ”

    Öte yandan HDP Ekoloji Komisyonu Üyesi Beyza Üstün, Büyükçekmece’de bir araziye siyanür dökülmesi ile ilgili olarak da şunları söyledi:

    ” Bu yeni değil aslında. Tuzla’yı hatırlarsınız herhalde. Tehlikeli atıkların gömülerini hatırlarsınız. Benzerini bugün Büyükçekmece yaşadı. Bu konuda yaşanan uzmanlar alanda tespite gidecekler. Kaynağını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var. Bu atıkları yapan üretimler bellidir, sorumlular da bellidir istenirse bulunur. Bu atıklar tehlikelidir, anında görülür hemen gittiğinizde oradaki canlı ölümlerine tanıklık edeceksiniz. Atıldıktan sonra önlenmesi çok zordur. Tıpkı Akkuyu’daki gömü sahalarına atılacak olan radyoaktif atıklar gibi bunları ne görebilirsiniz, ne hissedebilirsiniz.”(HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Beyza Üstün: Halk Özel Harekat, iç savaşı körükleme harekatıdır

    HDP’li Beyza Üstün: Halk Özel Harekat, iç savaşı körükleme harekatıdır

    HÖH isimli paramiliter yapının Ankara’nın en merkezi noktasına dernek açmasını değerlendiren HDP MYK Üyesi Beyza Üstün bu tür yapıların, halkları iç savaşa sürüklemek amacıyla ortaya çıktığına dikkat çekti. 
    15 Temmuz darbe girişiminin ardından meydanlarda iktidar tarafından bireysel silahlanma çağrıları yapılmasının ardından oluşturulan Halk Özel Harekat (HÖH) isimli paramiliter oluşum ile ilgili tartışmalar sürüyor.
    Bu oluşum, Trabzon merkezli olarak 22 il ve 60 ilçede ‘dernek’ adı altında faaliyet yürütüyor. Ankara’nın en merkezi noktalarından biri olan Kızılay’da ise ‘dernek’ adı altında büro açan paramiliter oluşum, geçtiğimiz günlerde de Antalya’da iş adamlarının başvurusunun ardından bir şube daha açtı.
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Beyza Üstün, böylesi bir oluşumun halkları iç savaşa sürükleme harekatı anlamına geldiğini belirterek, “Biz parti olarak da kadınlar olarak da bunların karşısında durmaya devam edeceğiz. Hangi tür baskıyı uygularlarsa uygulasınlar bu ülkeye özgürlüğü taşıyacağız, birlikte bu mücadeleyi büyüteceğiz” diye konuştu.
    “Siyasi darbe başladığından itibaren AKP ve Erdoğan aslında toplumu ayrıştırmaya, birbirine vurdurmaya yönelik politikalarını sürdürdü. Bunu savaşa kadar da sürükledi. Ardından 15 Temmuz darbesi gerçekleşti. Hala başlarına gelenlerden ders almıyor olmalılar ki halkları birbirinden ayrıştıran bu politikaya devam ediyorlar” diye konuşan Beyza Üstün, 15 Temmuz gecesi ortaya çıkan bireysel silahlanma çağrısını hatırlattı.
    ‘İç savaşı körüklemek istiyorlar’
    Çağrının ardından sivil silahlanmaların meşrulaştığını ve şehirlerde HÖH tabelalı arabalar ve son zamanlarda da dernekleşmenin olduğunu dile getiren Üstün, edindikleri bilgilere göre sivillere silah dağıtıldığını iddia etti.
    Malatya’da Alevi yurttaşların evlerine çarpı işaretleri konulmasının da bireysel silahlanma çağrılarıyla alakalı olduğuna dikkat çeken Beyza Üstün, “Bu ciddi bir iç savaşa sürükleme harekatı” dedi.
    Üstün, iç savaşın da güvenlik güçleri dışında kalan militer ve kendisine HÖH diyen yapılar tarafından çıkarılmak istendiğine dikkat çekti.
    HÖH gibi militer bir gücün devlet onaylı dernekleştiğini dile getiren Beyza Üstün, bu sürece karşı çıkan tüm kesimlerin tehdit edildiğini ifade etti. Mevcut iktidarın tek isteğinin iktidarda kalmak ve tekçi zihniyet ile yönetimi sürdürmek olduğunu belirten Üstün, “Beğenmedikleri herkesi öldürmek ve öldürtmek istiyorlar. Dağıtılan silahlar sonucu ölen kişilerin sorumlusu bu süreci teşvik edenlerdir. Onun için bir an evvel insan aklına ve  yaşam hakkına aykırı olan bu oluşumlara son vermelidirler” diye konuştu.
    (Jinnews)
  • Dersim’de 1. Enerji Çalıştayı gerçekleşti: Dersim’i barajlarla boşaltmak istiyorlar

    Dersim’de 1. Enerji Çalıştayı gerçekleşti: Dersim’i barajlarla boşaltmak istiyorlar

    HDP’nin düzenlediği 1. Enerji Çalıştayı Dersim’de yapıldı. Çalıştayın ilk gününde enerji- politika ilişkisinin yanı sıra ekolojiye etkisi de tartışıldı.

    Dersim’de 1. Enerji Çalıştayı gerçekleşti. HDP’nin Dersim’de düzenlediği 1. Enerji Çalıştayı’na HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP PM Üyesi Cevdet Konak, HDP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün,  Mehmet Yusufoğlu ve HDP MYK üyesi Sezai Temelli katıldı.

    HDP’nin 1. Enerji Çalıştayı Dersim’de Demokratik Alevi Derneği toplantı Salonu’nda düzenlendi. Çalıştayın açılışında konuşan HDP İl Eş Başkanı Murat Polat, Dersim’i “acıların coğrafyası” olarak tanımlayarak, “Biz sadece ormanlarımızın yakılmadığı, vadilerimizin barajlarla sular altında bırakılmadığı, dağlarımızın talan edilmediği bir Dersim’de yaşamak istiyoruz” dedi.

    “DERSİM’İ BARAJLAR İLE BOŞALTMAK İSTİYORLAR”

    HDP PM üyesi Cevdet Konak Dersim’i boşaltmaya dönük devlet politikasının geçmişten günümüze sürdüğünü belirterek, buna rağmen Dersim’in direnişin kalesi olduğunu söyledi.

    HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş ise devletin toplumsal muhalefetin güçlü olduğu Dersim’i barajlarla boşaltmak istediğini söylerken, HDP Dersim Milletvekili Ali Can Önlü ise Dersim’deki ekolojik tahribatın sadece doğanın değil toplumun dilinin, kimliğinin, inancının tahribatı olduğunu ifade etti.

    “KAPİTALİZME ÇÖZÜM ÜRETİYORUZ”

    HDP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün, ekolojiden bahsedilince tüm canlıların kendi bedenleri içindeki ağdan da bahsedildiğini belirterek başladığı “Enerji perspektifi ile enerji politikalarını irdelenmesi” başlıklı sunumunda ekoloji ve sermaye arasındaki çelişkiyi anlattı. Enerji üretim modellerinin karşısına alternatif modeller önermeye de karşı çıkan Üstün, “Bugün yaşadığımız süreçlerin içinde çözüm ararsak bilelim ki Kapitalizme çözüm üretiyoruz” dedi.

    “BU KADAR ENERJİYE İHTİYAÇ YOK”

    “Enerji politikalarının ekonomi politiği” sunumunda Mehmet Yusufoğlu, enerji üretimi ve tüketimindeki yanlış politikalara ve israfa değindi. “Bu kadar enerjiye ihtiyaç yok” diyen Yusufoğlu, daha Antalya’ya demiryolu yapmamış hükümet ‘size HES yapacağım’ diyemez. Türkiyenin en büyük enerji çıktısı petroldür” dedi.