Etiket: bilal erdoğan

  • Bilal Erdoğan’ın, Alevi camiasına girişi AVF’de nasıl tepki buldu?

    Bilal Erdoğan’ın, Alevi camiasına girişi AVF’de nasıl tepki buldu?

    PİRHA – “3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni” ardından Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) içerisinde fikir ayrılıkları oluştu. AKP hükümetinden isimlerin yanı sıra Bilal Erdoğan’ın da törene katılması, vakıf bünyesindeki birçok ismin tepkisini çekti. AVF bünyesinde yer alıp ismini vermek istemeyen bir kişi “Genel anlamda Haydar Baki Doğan’ın bu yönetiminde kucağımızda bomba bulmuş gibi oluyoruz. Hiçbir şeyden haberimiz yok” diyerek eleştiride bulundu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Bektaşi inanç temelli bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi amacıyla 15 Mart’ta 3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni’ni gerçekleştirdi. İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan törene yaklaşık 600 kişi katıldı.

    AVF yönetimi, tören öncesi AKP, MHP ve CHP yöneticilerine bizzat giderek törene katılmaları talebiyle davetiye iletti. Törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bizzat katılırken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise yazılı bir mesaj gönderdi.

    Gecenin sürpriz konukları arasında İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Bilal Erdoğan da vardı. AVF’de, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile yapılan ilişkiler nedeniyle oluşan tartışmalar, Erdoğan’ın da geceye katılımı ile daha da arttı. Vakıf bünyesindeki birçok isim, protokolde yer alanlar sebebiyle tepki gösterip salondan ayrıldı. Durumu protesto edenler arasında, AVF üyesi olup en geniş tabana sahip CEM Vakfı’nın bileşenleri de vardı. Aktarılan bilgilere göre, kurum yönetimlerinin yanı sıra dedelerin de salonu terk ettikleri ifade edildi.

    PROTESTONUN BİR NEDENİ DE AKP-HTŞ ORTAKLIĞI!

    3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni’nde yaşanan gerginlik sosyal medyada da görünür oldu. Kimi yurttaşlar, AVF Başkanı Haydar Baki Doğan’ın, Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecindeki protestolarını hatırlatıp “Bugün AKP ile el ele, yan yana” sözleriyle eleştirdi.

    Sosyal medyaya yansıyan eleştiriler arasında AKP-HTŞ işbirliği de öne çıktı. Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar sürerken AVF’nin, AKP ve uzantılı kurumlarıyla ilişkilenmesi tepkilere neden oldu.

    “ÖĞRENCİLERİ HERHANGİ BİR DİNİ UYGULAMAYA ZORLAMADAN…”

    Gecede konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sözleri de tepkiyle karşılandı. ÇEDES ve birçok gerici uygulamalarla gündemde olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tören gecesinde “…tüm öğrencilerimizin ülkemizde var olan dinleri ve mezhepleri ana hatlarıyla tanımalarını, inanç, ibadet ve ahlak esaslarını kavramalarını ve bunları sosyal hayata yansıtmalarını, kardeşçe yaşamalarını istiyoruz. Vicdan ve düşünce özgürlüğünü zedelemeden, öğrencileri herhangi bir dini uygulamaya zorlamadan bir eğitim süreci yürütmek, bizim en temel prensiplerimizdendir. Çoğulculuk, nesnellik, karşılıklı anlayış ve uzlaşıyı esas alarak, tüm öğrencilerimizi kucaklayan bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KARDEŞLİĞİMİZİ PEKİŞTİREN ADIMLAR!”

    Gecenin odak isimlerinden birisi de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’du. Cemevi Başkanlığını da bünyesinde bulunduran Ersoy’un, gecede yaptığı konuşmada şu cümleleri dikkat çekti:

    “Başkanlığımızın yürüttüğü saha çalışmaları sonucunda Türkiye genelinde 2 bin 102 cemevi tespit edilmiştir. Bu kapsamda 1200 cemevimizden 1900 dilekçe başkanlığımıza ulaşmıştır. Bugün Alevi-Bektaşi toplumuyla devlet arasındaki gönül bağını daha güçlendirdiğimizi görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Aradaki engelleri birer birer kaldırarak kardeşliğimizi pekiştiren adımları atmış bulunuyoruz. Bu birlikteliğin toplumsal barışımıza ve ortak geleceğimize katkı sağlamaya devam edeceğine gönülden inanıyorum.”

    “KUCAĞIMIZDA BOMBA BULMUŞ GİBİYİZ”

    Söz konusu gecenin ardından AVF yönetiminde olup ismini vermek istemeyen bir kişi, PİRHA’ya konuştu. “Federasyon içerisinde bazı şeyler uyuşmuyor. Bir tür kan uyuşmazlığı sorunu var” diyen AVF sorumlusu, şu eleştiride bulundu:

    “Evet bir yönetim var ama sorunlar tam anlamıyla çözülmediği için yönetimde kendi içerisinde barışık değil. Bu nedenle bazı vakıfların ayrılıkları söz konusu oldu. Ayrılıklar olmaya devam edecektir diye tahmin ediyorum. Bu ayrılıklar, yönetilme şekliyle alakalı bir durum. Benim şikayetim bu yöndeydi ve bundan dolayı da festival törenine katılmamayı yeğledim.

    Bir süre önce Kayseri’den Abbas Tan ve Ankara’dan Hüseyin Gazi Vakfı ayrıldı. Bunlar, yönetiliş biçim ve şekillerindeki memnuniyetsizlikler sebebiyle ayrıldı. Şu an Kartal Cemevi ile Ümraniye Cemevi yönetimleri de bazı şeylere çok sıcak bakmıyor. Kesin olmamakla birlikte onlarda da belli kopuşlar olabilir. Benmerkezli bir yönetim şekli ile hareket ediliyor. Bu tarz önemli konularda insanlar, oy çokluğuyla değil oy birliği ile karar vermelidir. Arka planda bizlerin, halkımıza, cemevlerimize gelen insanlara takdir edersiniz ki izahat da vermemiz gerekiyor. İşte o açıklamaları iyi yapabilmek için dışarıda iyi ya da kötü olabilecek tüm olaylarda önceden bilgi sahibi olunursa insanlar da derslerine çalışarak gider. Ama bizler genel anlamda Haydar Baki Doğan’ın bu yönetiminde kucağımızda bomba bulmuş gibi oluyoruz. Hiçbir şeyden haberimiz yok. Herkes nasıl öğreniyorsa biz de o an öğreniyoruz. O zaman bizim yaptığımız yöneticiliğin bir sıfatı kalmıyor.”

    “KİMSE, FİKRİNİ NET BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEDİ”

    AVF bünyesindeki isim, federasyon içerisindeki ayrılığın, “hükümet ile ilişkilenme” ve birçok başlık sebebiyle olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “İnsanların niyetlerinde bu sebepler tabii ki de vardır. Bu fikri direkt açıkça dile getirip kopan olmadı ama insanlar, zaten bunlardan rahatsız. Sadece hükümet olarak düşünmeyin, ben şahsi olarak Alevi inanç kurumlarının tamamen siyasetten daha bağımsız olması tarafındayım. Partilere mesafeler çok eşit olmalı. Çünkü bizler partiler üstüyüz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile olan ilişkileri takdir edersiniz ki bazı federasyonlar bundan çok uzak ama bizim federasyon bir tık daha yakın, bunun da ayrılığa etkisi olmuş olabilir ama kimse fikrini bugüne kadar net bir şekilde dile getirmedi. O ödül törenine katılmadığım için çok memnunum. İyi ki de gitmemişim.”

    ERDOĞAN AİLESİNİN YARATTIĞI 2. KRİZ!

    AVF yönetiminde olup tartışmalı ödül törenine dair konuşan bir başka isim ise  “Yola ilk çıkıldığında 8 başvuru gelmişti, bugün ise 60’a yakın başvuru söz konusu. İnsanlar daha çok Alevilik konusunu çalışmaya başladı. Doğru yolda gidiyoruz ama kanayan bir yaramız var. İçimize bir linç kültürü yerleşti ve gitmiyor. Alevi toplumu olarak muhalefetimiz eksik olmuyor” diye belirtti.

    İsminin yazılmasını istemeyen AVF’li sorumlu, gelen eleştirilere dair “Cumhurbaşkanı, Hüseyin Gazi Türbesine gittiği zaman da aynı şey olmuştu. Ne kazanırız değil de direkt kavga etmeye başlıyoruz” diyerek AVF’nin tutumunu savundu.

    DAVETSİZ MİSAFİR!

    Vakıf bünyesindeki kopmalara ilişkin de konuşan AVF’li yetkili, şunları söyledi:

    “Hüseyin Gazi Vakfı, federasyondan ayrılmak istedi ama bunun için de yönetim kararı yetmez, genel kurul kararı alması lazım. Mütevelli heyetinin onayını almanız lazım. Çünkü federasyona girerken de yönetim kurulu kararı olmuyor, genel kurul kararı geçerlidir. Çıkarken de aynı şekilde genel kurul kararı gerekli. Hüseyin Gazi Vakfı şu an bize bağlı 14 vakıftan birisi. Ama evet doğrudur, fikirsel bir ayrılık içerisindeyiz.

    Ödül töreninde asıl tepki çeken şey şu oldu; bizler, Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı davet etmiştik ancak Bilal Erdoğan da Milli Eğitim Bakanı’nın davetlisi olarak geldi. İşin ilginci 10 yaşındaki çocuğuyla birlikte geldi. Alevi kültüründe gelene ‘git’ diyemeyiz. Toplantı saat 19:00’daydı, bize saat 16:00 gibi ‘Bilal bey de katılmak istiyor’ diye bilgi geldi. ‘Yok’ diyemedik. Yönetim kurulunda da bu konu konuşulmadığı için; yönetimde diyelim ki 7 kişi varsa 4 kişinin haberi var 3 kişinin ise haberi yok, o yüzden kendi içimizde de bir huzursuzluk yaşadık.

    TBMM’NİN 3. BÜYÜK PARTİSİNE DAVET YOK, MHP’YE VAR!

    Ödül töreni öncesinde Özgür Özel’e gittik, davetiyesini elden verdik. Gelemedi ama uzun bir yazı gönderdi. O yazı salonda okunduğunda büyük alkış koptu. AK Parti, MHP ve CHP’ye gittik. DEM Parti’ye davetiye göndermedik.

    AVF yönetim kurulu üyeliği 10 kişiden oluşuyor, bir kişi toplantıya katılmadı, iki kişi de salonu terk etti. Geriye kalan 7 kişiden biri de benim. Sonuna kadar yönetimin ve o organizasyonun arkasındayım. Şu anda bu toplantıdan dolayı bir huzursuzluk var ama bu konunun aşılacağına inanıyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Laiklik Meclisi, ‘Laiklik İhlalleri Raporu’nu yayınladı: Ülkemiz hızla karanlığa itiliyor!

    Laiklik Meclisi, ‘Laiklik İhlalleri Raporu’nu yayınladı: Ülkemiz hızla karanlığa itiliyor!

    PİRHA – Laiklik Meclisi, Eylül 2024’e ait Laiklik İhlalleri Raporu’nu yayınladı. 144 başlığın yer aldığı raporda, Diyanet İşleri Başkanlığı ile tarikat ve cemaat yapılanmalarının artan siyasi ve ekonomik gücüne vurgu yapıldı. Raporda, dinci örgütler ile MEB arasındaki protokollere de değinilerek “Siyasi iktidarın yetkili ağızları tarafından açıkça dillendirilen ‘bilimsel değil, dini eğitim’ vurgusu ülkemizin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir” denildi.

    Laiklik ihlalleri, eylül ayında da yargı, devlet kademeleri ve toplumsal alanda sistematik bir biçimde artarak sürdü.

    Laiklik Meclisi İzleme Merkezi, laiklik karşıtı eylemleri raporlaştırarak kamuoyuna paylaştı. Söz konusu raporda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu dinci örgütler başta olmak üzere tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerine de dikkat çekildi. Yapılan açıklamada, mülki idare amirlikleri ile bakanlıkların, bu yapılara desteği ve tahsis edilen kamu kaynaklarının miktarına vurgu yapıldı.

    “LAİKLİK AÇIKÇA HEDEF ALINIYOR!”

    Eylül ayı verilerinde, devlet kademeleri ile bürokrasinin, Anayasa’nın laiklik ilkesini hiçe sayarak, dini içerikteki programlarını sürdürdüğüne değinildi. Paylaşılan raporda şu hususlara dikkat çekildi:

    “Yüksek yargıda tarikat ve cemaat bağlantıları ile laiklik karşıtı söylemlerin artmasının yanı sıra yargı kararları da laik hukukun tasfiyesinde gelinen tehlikeli aşamayı ortaya koymaktadır.

    TBMM’nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı’nın başlaması yaklaşırken siyasi iktidarın “Yeni Anayasa” dayatmasına, meclisteki diğer laiklik ve Cumhuriyet karşıtı unsurlarla birlikte devlet ve yargı kademelerinin ortak olduğu görülmektedir. Anayasa’nın ilk dört maddesinin tartışmaya açılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, yeni yasama yılında laiklik karşıtı saldırının büyüyeceğinin işareti olarak okunmalıdır.

    Eylül ayı boyunca, kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere ülkemizde artan istismar ve şiddeti gerekçe gösteren gerici unsurların ‘idam cezası’ taleplerinin ‘Yeni Anayasa’ dayatmasından bağımsız olmadığı görülmelidir. Açıkça şeriat propagandası içeren bu söylemler, ülkemizin büyük bir karanlığa doğru hızla itildiğini ortaya koymaktadır.

    Eylül ayı verilerine göre, İsrail’in Filistin’e dönük saldırganlığı siyasi iktidar ve dinci gerici çevreler tarafından laiklik karşıtı eylem ve söylemlere kılıf olarak kullanılmaya devam etmiştir. Hilafet ve cihat çağrılarının yapıldığı gövde gösterileri ile ümmet vurgusu Anayasa’nın, Cumhuriyet’in ve laikliğin açıkça hedef alınması anlamına gelmektedir.

    Eylül ayı verileri, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki tarikat cemaat yapılanmalarının artan varlıkları ve faaliyetlerinin yanı sıra bunlara direnç gösteren TSK mensuplarına dönük yeni bir tasfiye sürecinin ipuçlarını ortaya koymaktadır. Siyasi iktidar, açıktır ki, bütünlüklü karşı devrim programını hızlandırarak yürütmeye devam etmektedir.

    DİYANET İLE MEB ORTAKLIĞI!

    Eylül ayı raporumuzdaki veriler, önceki aylarda olduğu gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı ile tarikat ve cemaat yapılanmalarının artan siyasi ve ekonomik gücünü ortaya koymaktadır. Bu yapıların özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ile süren ortak programları çocukları ve gençleri laiklik karşıtı, gerici uygulamalara maruz bırakırken, siyasi iktidarın yetkili ağızları tarafından açıkça dillendirilen ‘bilimsel değil, dini eğitim’ vurgusu ülkemizin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

    2024-2025 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında uygulamaya konan eğitim programı ve araçlarına ilişkin veriler ise bilim dışı ve hurafelerle dolu bir karanlığın gelecek kuşakları piyasa ve gericilik kıskancına mahkum etmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır.

    Eylül ayı raporumuzda yer alan verilere bakıldığında, karşı devrim hamlesinin giderek daha bütünlüklü ve tehlikeli bir biçimde hızlanarak sürdürüldüğü görülmektedir. Rapordaki veriler değerlendirildiğinde, siyasetteki diğer bileşenlerin tutumunun, iktidarın hareket alanını genişletmeye devam ettiğini ortaya çıkarmaktadır.”

    “ÇAĞIN GEREKTİRDİĞİ BECERİLERE SAHİP İNSANLAR!”

    Laiklik Meclisi İzleme Merkezi, laiklik karşıtı gündemlerin dökümlerini 144 başlıkta rapora ekledi. Eylül 2024 Laiklik İhlalleri Raporu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen “2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni” ile “Eğitim Teknolojileri AR-GE ve Kalite Zirvesi”ndeki konuşmaları da eklendi.

    Erdoğan söz konusu konuşmasında “28 Şubat döneminde millet üzerinde baskı kurmak için yürürlüğe konan vesayetçi uygulamaları kaldırdık. Evlatlarımız arasında adaletsizliğe yol açan katsayı zulmüne ve başörtüsü yasağına son verdik. Tarih boyunca milletimiz köklerinden kopmadan, özünü muhafaza ederek dünya sahnesinde hak ettiği yere ulaşma mücadelesi vermiştir. Bugün de aynı ideal doğrultusunda emin adımlarla yürüyoruz. ‘Köklerden Geleceğe’ düsturuyla geliştirdiğimiz ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ bunun en son örneğidir. Bu modelle çocuklarımızı zihni açık, ufku geniş, millî ve manevi değerlerle donanmış, bilgi ve çağın gerektirdiği becerilere sahip insanlar olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da 238 okul, Bilal Erdoğan’ın yönetimindeki TÜGVA’ya tahsis edildi

    İstanbul’da 238 okul, Bilal Erdoğan’ın yönetimindeki TÜGVA’ya tahsis edildi

    İstanbul’un farklı ilçelerindeki toplam 238 okul, Bilal Erdoğan’ın yönetiminde yer aldığı TÜGVA’ya tahsis edildi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile iktidara yakın isimlerin yönetimde yer aldığı Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek, İstanbul’un farklı ilçelerindeki bazı okulların kendilerine tahsis edilmesini istedi. İstanbul Valiliği, toplam 238 okul ile bu okulların spor salonlarının 16 Haziran ile 28 Temmuz tarihleri arasında kendilerine tahsis edilmesini isteyen TÜGVA’nın talebine onay verdi.

    TÜGVA’nın İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderildiği yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Bu sene altıncısını gerçekleştireceğimiz TÜGVA İstanbul Ortaokul Yaz Okulu projemiz kapsamında imzalanan iş birliği protokolü 25 Şubat 2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İş birliği protokolü çerçevesinde tüm ilçelerimizde ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik sosyal, kültürel, sanatsal, sportif, teknolojik mesleki alanlar başta olmak üzere birçok proje eğitim programı, seminer, konferans, etkinlik ve organizasyon gerçekleştirmekteyiz. Bu kapsamdan Cüz\Kuran’ı Kerim eğitimleri başta olmak üzere… Listede yer alan okulların ve spor salonlarının 19 Haziran ile 28 Temmuz tarihleri arasında hafta içi 09.00 ile 17.00 arasında tarafımıza tahsis edilmesini talep etmekteyiz.”

    BAĞCILAR’DA 42, ESENLER’DE 25 OKUL, KÜÇÜKÇEKMECE’DE 12 OKUL

    Yazıya eklenen listede ise TÜGVA’nın en fazla okul talep ettiği ilçeler sırasıyla 42 okulla Bağcılar, 25 okulla Esenler ve 12 okulla Küçükçekmece oldu. Ayrıca, TÜGVA’ya tahsis edilen okullarda konferans salonlarının, sınıfların, atölye ve laboratuvarların hazır halde bulundurulması istendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu’ndan: Cumhurbaşkanının oğlu torpille devlete adam yerleştiremez

    Kılıçdaroğlu’ndan: Cumhurbaşkanının oğlu torpille devlete adam yerleştiremez

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TÜGVA hakkındaki iddialara ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a “Sen kimsin” diye yüklenerek “Cumhurbaşkanının oğlu devlete torpille adam yerleştiriyorsa o yerleştirilen kişi devletin değil sarayın memuru olur. Gençlere sözümdür iktidarımızda sözlü sınav kalkacak” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu.

    İktidara yüklenen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin iyi yönetilmediğini biliyorsunuz. Kağıt toplayan da manav da kasap da biliyor. Devletin kurumlarına sahip çıkmak en çok CHP’ye yakışır. Fiyatlar durmuyor, TL kar gibi eriyor. Sorumlu Merkez Bankası. Siyaset, Merkez Bankası’na müdahale ediyor, sağlıklı ve tutarlı karar almasını engelliyor” ifadelerini kullandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’na yaptığı ziyareti hatırlatarak, “Bankanıza sahip çıkın” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Merkez Bankası, sıradan bir banka değildir. Bankanın kendi kültürü, çok iyi yetişmiş kadroları vardır.

    Bir video paylaştım. Devlet memurlarınıza görevinizi yapın dedim. Siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memurlarısınız. Pazartesi kim yasa dışı talimat verirse orada durun ve yapmayın. Onlar malı götürürken bunları söyledim. ‘Hırsızlığa bulaşmayın’ dedim. Savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarmış bulunmazsanız namertsiniz.”

    “YASA DIŞI EMİR YAPMAYACAKSIN!”

    “Saray’ın baş memuru var. Fuat Bey. Vesayet ve paralel yapı oluşturmaya çalışıyormuşum. ‘Çalışanlarımızın’ diyor. Kimsin sen? Devlet memuru ne zamandan beri çalışanlarınız oluyor. Bu lafı kullandığın andan itibaren toplumu bölüyorsun. Devletin memuru, milletin işini yapar. Kullandığım her cümlenin kanunda yeri vardır. Gideceksin Erdoğan ailesinin vakfından torpil yapacaksın, devlete yerleşeceksin. Biz bunu yapınca kıyamet kopacak. Bürokratlar ‘emir aldık’ diyebilir. Yasa dışı emri yapmayacaksın. Kanun bunu söylüyor.

    ‘Vakıflar kamu için çalışırlar. Elde ettikleri gelirleri, yaptıkları harcamaları açıklarlar. Erdoğan ailesinin vakıflarının belediyelerden, devletten, vatandaşlardan, tahsis edilen binaların kiralarından ne kadar para topladıklarını bilmiyoruz. Mahkemelerin bağımsızlığı üzerine inşa edilen 138. madde hiçbir makam, organ, mevki yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere talimat veremez diyor. Vakıf var TÜGVA. Belediye diyor ki tahsis edilen yer amaca uygun kullanılmıyor. Mahkeme ‘iade edeceksin’ diyor. İtiraz ediyor. İdare Mahkemesi de ‘iade edeceksin’ diyor. Gidiyorsun teslim almaya polisler diziliyor. Devletin polisine talimat veriliyor yargı kararının uygulanmaması için. Polisler emir kulu. Sorun kimde? Talimatı verende. Sen hangi yetkine dayanarak yargı kararını uygulamıyorsun? Böyle bir yetkiyi sana kim verdi? Millet ‘zenginleş, malı götür, yolsuzluk yapanları koru’ diye sana o yetkiyi vermedi.”

    BİLAL ERDOĞAN’A TEPKİ!

    “Bir cumhurbaşkanının oğlu, babasının mevkisini ve makamını bilerek davranmak zorundadır. Davranışları, görev aldığı yerler itibariyle örnek olmak zorundadır. Gidip de oğlu Milli Eğitim Bakanlığı’nın bürokratlarını tamamını toplayıp onlara milli eğitim politikasını anlatıyorsa bir sorunumuz var demektir. Kimsin sen ya! Kimsin? Sen bu yetkiyi kimden alıyorsun? Cumhurbaşkanının oğlu olmak bu kanunsuzlukları yapma hakkını veriyor mu? Cumhurbaşkanının oğlu her şeyden önce mahkeme kararını uygular. Bir cumhurbaşkanının oğlu torpille devlete adam yerleştiremez. Cumhurbaşkanının oğluna ulaşamayanlar ne yapsın? Sürünsün! Cumhurbaşkanının oğlu devlete torpille adam yerleştiriyorsa o yerleştirilen kişi devletin değil sarayın memuru olur. Gençlere sözümdür iktidarımızda sözlü sınav kalkacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bilal Erdoğan’ın vergiden muaf tutulan vakıflarının sayısı 7’ye yükseldi

    Bilal Erdoğan’ın vergiden muaf tutulan vakıflarının sayısı 7’ye yükseldi

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu İnsan ve İrfan Vakfı, vergiden muaf tutuldu. 
    Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yayımladığı “Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıfların Listesi’ne” iki yeni vakıf daha eklendi.
    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla vergiden muaf tutulan vakıflardan birisi eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın eşi Nezahat Berna Yılmaz’ın yöneticisi olduğu Engelsiz Eğitim Vakfı, diğeri ise oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu İnsan ve İrfan Vakfı.
    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, vergiden muaf tutulan İnsan ve İrfan Vakfı’nın mütevelli heyetinde Bilal Erdoğan, AKP Kurucusu ve Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ayşe Böhürler’in oğlu Zeyd Böhürler, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nin AKP Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda çalışan Abdurrahman Tevruz gibi birçok isim yer alıyor.
    BİNA AKP’Lİ ÜSKÜDAR BELEDİYESİ’NDEN
    Habere göre, vakfın kullandığı Şeyh Sadık Efendi Tekkesi de 2015 yılında AKP’li Üsküdar Belediyesi tarafından eğitim, sosyal ve kültürel faaliyetlerde kullanılabilmesi maksadıyla vakfa devredildi.
    BİLAL VERGİ VERMİYOR
    Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu dönemde Bakanlar Kurulu Kararıyla; Cumhurbaşkanı olduğu dönemde de Cumhurbaşkanlığı Kararıyla oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu çok sayıda vakfa vergi muafiyeti hakkı tanıdı. Bilal Erdoğan’ın vergiden muaf tutulan vakıflarının sayısı 7’ye yükseldi.
    Bilal Erdoğan’ın vergide muaf tutulan vakıflarının listesi şu şekilde:
    2011 – Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV)
    2015 – Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı
    2016 -Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA)
    2018 -Okmeydanı Spor ve Eğitim Vakfı (Okçular Vakfı)
    2018 – Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı
    2019 – Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV)
    2021 – İnsan ve İrfan Vakfı

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • İslamcı vakıf dolandırdı, şimdi kulübede yaşıyor: Ellerim kırılsaydı da AKP’ye oy vermeseydim!-VİDEO

    İslamcı vakıf dolandırdı, şimdi kulübede yaşıyor: Ellerim kırılsaydı da AKP’ye oy vermeseydim!-VİDEO

    PİRHA- İnsan ve İrfan Vakfı tarafından 17 milyon TL dolandırıldığını iddia eden işadamı Mahmut Çelik, şimdi kulübede yaşıyor. “Adalet istiyorum” diyerek isyan eden yurttaş, kanunların işlemediğini belirtti ve “Türkiye’yi dolandıran şebekeyi adaletin önüne getirdim, adalet diye bir şey yok” dedi. 

    Malatya’da yaşayan, hayvancılık ve et toptancılığı yapan işadamı Mahmut Çelik, Bilal Erdoğan’ın kurucuları arasında olduğu İnsan ve İrfan Vakfı tarafından 17 milyon TL dolandırıldığını iddia etti.

    2018 yılında dolandırılan ve parasını alamayan Mahmut Çelik, 2018 yılından bu yana adalet arayışı içerisinde. Her gittiği kapı yüzünen kapanan Çelik, tüm mal varlığını kaybetti ve bekçi kulübesinde yaşamını devam ettiriyor.

    “TÜRKİYE’Yİ DOLANDIRAN BİR ŞEBEKE”

    Adalet arayışını sürdüren Mahmut Çelik, başından geçenleri şöyle anlattı:

    “35 yıldır hayvancılık ve et toptancılığı yapmaktayım. 2018 yılında Malatya’da vergi birincisi oldum. İnsan ve irfan vakfının adını kullanarak 17 milyon dolandırıldım. 3 tane emniyet müdürü, BDDK başkanı, tarım il müdürü, başsavcının da aralarında olan kişiler beni dolandırdılar. Mahkemeye müracaat ettim 4 yıldır mahkeme devam ediyor. 7 tane savcı değişti dosyaya bakan yok. Süleyman Soylu, Devlet Bahçeli’nin yanına gittim, milli savunma bakanına yazdım, Bilal Erdoğan’a yazdım. CİMER’e defalarca yazdığım halde zorla dava başladı. İstanbul organize suçlarla mücadele ekiplerinin 4 defa alamadığı adamı önce yakalıyor sonra mahkeme serbest bırakıyor. Hukuk, adalet hiçbir şekilde çalışmıyor. 4 yıl oldu ve hiç bir şey yok. 17 milyon param orada bekliyor. 500 kişiye borcum var. Savcıya dedim bu devlet büyüklerinin ifadelerini al dedim ifadeler alınmadı. 11. Ağır ceza tutukluyor, 12. Ağır ceza 3 gün sonra serbest bırakıyor. Bunlar Türkiye’yi dolandıran bir şebeke. Benden önce ve benden sonra dolandırdığı para 100 trilyon. O dolandırılan adamları da getirdim şahit olarak dinlettirdim ama yine bir şey yok.”

    Ziraat bankasına 2 milyon TL borcu olduğunu söyleyen Çelik, icra memurlarıyla mafyanın birlikte çalıştıklarını savunarak, iddialarına şöyle devam ediyor:

    “Elazığ’da 3 tane dairem icradan satıldı. İcra memurları mafya ile beraber çalışıyor. İcraya giren bir kişi oraya toplanan 60 tane çakal. Çakallar kimseyi ihaleye sokmuyor, icra müdürüyle bu işi ortak bir şekilde yapıyorlar. Ziraat bankası yerimi kaça sattıysa borcumdan düşsün. Benim yerimi yüzde 50 ile satıyor yüzde 33’ünü icralıyor. İcra benim yerimi alıyorsa ben ziraat bankasına borcumu nasıl ödeyeceğim. 1,5 trilyonluk evimi 500 bine satıyor onunda yüzde 33’ünü icra alıyor. Biz nasıl ödeyeceğiz bu borcumuzu. Devlet doğru söyleyecek adamın ifadesini almıyor. Biri tutukluyor, biri bırakıyor. Adam 1 dakika dışarıda kalsa 10 kişiyi dolandıracak. Türkiye’yi dolandıran şebekeyi adaletin önüne getirdim, adalet diye bir şey yok.”

    BİLAL ERDOĞAN’I DA ARAMIŞ

    Bilal Erdoğan’a kurucusu olduğu vakfın adına dolandırıldığına dair yazı yazdığını belirten Mahmut Çelik, “Mehmet Fatih Çıtlak başındaydı. ‘Benim vakfın adamı değil’ dedi o zaman neden vakfın avukatını devreye koymuyorsun? Benim yanımda 5 bin kişi çalışıyordu, şimdi saman satıyorum. Ziraat bankasıyla 35 yıldır çalıştım bir çiziğim yoktu. Her şeyim gitti. 2 milyon borç faizle 3 milyon 800 olmuş nasıl ödeyeceğiz biz bu borcu. Allah’tan korkun bu nasıl kanun?” diyerek isyan etti.

    “AK PARTİLİYİM, ELİM, KOLUM KIRILSAYDI DA OY VERMESEYDİM”

    “Bu devlet zalimin mi mazlumun mu yanında” diye soran mağdur yurttaş, “Ben Ak Partiliyim. Elim kolum kırılsaydı buna oy vermeseydim. 12 yıldır Ak Parti’nin delegesiyim. Kollarım kırılsaydı. Ak Parti milletvekilleri Malatya’ya gelirse onları 500 kişiyle karşılayacağım, hepsinin yanına gittim. Devlet polisini, emniyetini göndersin o zaman. Devlet yoksa kendi çarelerimizi uygulayacağız. Hukuk yok, adalet yok. 5 bin kişi yanımda çalışıyordu şimdi saman satıyorum ki evime ekmek götüreyim” diyerek adalet çağrısı yaptı.

    Mehmet YALMAN/ MALATYA

  • TÜRGEV 25 yurdunu kapatacak

    TÜRGEV 25 yurdunu kapatacak

    AK Partili belediyelerle olan ilişkileriyle gündem olan TÜRGEV, 25 öğrenci yurdunu kapatma kararı aldı. Vakıf küçülme gerekçesini, “devletin yurt hizmetleri, desteğe ihtiyaç duymayacak düzeyde” diye açıkladı.

    TÜRGEV, 25 öğrenci yurdunu kapatma kararı aldı. Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu vakıf, öğrencisi bulunan yurtlarını kapatma gerekçesini ise “KYK yurtları yeterli” şeklinde açıkladı.

    Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, kamu kaynaklarından aldığı pay ve iktidarın desteğiyle giderek büyüyen TÜRGEV’in ekonomisi, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra olumsuz seyir izlemeye başladı. Son dönemde ekonomik güçlük çektiği bildirilen vakfın, barınma hizmetlerinin kapsamını daraltacağı açıklandı. Vakıf yönetiminden yapılan açıklamada, Türkiye genelindeki 25 TÜRGEV yurdunun kapatılacağı, “kaynakların gençlik ve eğitim hizmetlerine yönelik yeni ihtiyaçlara” yönlendirileceği bildirildi.

    Devletin yurt hizmetlerinin, “desteğe ihtiyaç duymayacak düzeyde” olduğunu savunan vakıf yönetiminden küçülme kararına ilişkin yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Sivil toplumun gayesi daima devletin yetişemediği, uzanamadığı yerlere kaynak ulaştırmaktır. Biz de bu gaye doğrultusunda yurt sayımızı azaltarak, kaynaklarımızı hizmet vermeye devam edeceğimiz 21 yurdumuza ve çeşitlenerek devam edecek eğitim hizmetlerine yönlendirmeyi hedefliyoruz.’’

    2012 YILININ ARDINDAN GİDEREK ETKİNLİĞİNİ ARTIRDI 

    31 Mart 2019’daki yerel seçimlerin ardından el değiştiren AK Partili belediyelerin mali hesaplarında yapılan incelemeler, TÜRGEV’e aktarılan kaynağın büyüklüğünü gözler önüne serdi. AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin, vakfa tahsis edilmek üzere beş yurt inşaatı için ihale yaptığı ve 171 milyon TL harcadığı belirlendi. İBB yönetiminden milyonlarca lira destek aldığı ortaya çıkan ve vergiden muaf tutulan TÜRGEV’in, faaliyet raporlarını da açıklamadı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde kurulan ve yalnızca İstanbul sınırları içinde hizmet veren TÜRGEV, 2012 yılının ardından etkinliğini giderek artırdı. Vakfın yurt sayısı, 2019 yılında yükseköğretimde 49’a, ortaöğretimde ise 11’e çıktı. TÜRGEV’in faaliyet gösterdiği kent sayısı ise 32’ye yükseldi.

  • Bilal Erdoğan’ın vakfı okullarda kulüp kurma çalışmalarına başladı!

    Bilal Erdoğan’ın vakfı okullarda kulüp kurma çalışmalarına başladı!

    Başakşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği resmi yazıda, TÜGVA ile imzalanan protokol gereğince okullarda ‘Medeniyet ve Değerler Kulübü’nün kurulmasını ve bir kadın bir de erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesini istedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde bulunduğu Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) yönelik projeler sessiz sedasız bir şekilde uygulanıyor. Başakşehir Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği resmi yazıda, TÜGVA ile imzalanan protokol gereğince okullarda Medeniyet ve Değerler Kulübü’nün kurulmasını ve bir kadın bir de erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesini istedi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’yla imzaladığı protokoller ile okullardaki tüm öğrencilere ulaşan TÜGVA Vakfı, 2019-2020 eğitim öğretim yılında okullarda, “Medeniyet ve Değerler Kulübü” kurulması için çalışmalara başladı. Konuyla ilgili Başakşehir Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara resmi yazı gönderdi. 9 Ekim 2019 tarihli yazıda, “ilgili (a) protokol gereği; ilçemizde eğitim veren resmi liselerde 2019-200 eğitim-öğretim yılında Medeniyet ve Değerler Kulübü kurulması, bir bayan ve bir erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesine dair TÜGVA’nın yazısı ektedir. Gereğini arz ederim” ifadeleri yer aldı.

    MEB’LE SÜRESİZ PROTOKOLÜ VAR

    TÜGVA’nın MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Aralık 2016’da imzaladığı protokolde, bakanlık vakıf ile “koordineli” çalışma sözü verdi. MEB ile TÜGVA arasındaki protokolün bütün bakanlık genel müdürlerine de imzalatılması dikkat çekti.

    Faaliyetlerde öğretmen görevlendirme seçimine de TÜGVA’yı ortak eden bakanlık, seminer ve etkinlikler için okul konferans salonlarının, sınıfların, derslik, atölye ve laboratuvarların hazır halde bulundurma yükümlülüğüne imza attı. TÜGVA’nın geniş kapsamlı protokol kapsamında okullarda ve kurum dışında öğrencilere yönelik kurslar düzenleyebilmesinin de önü açıldı. Bakanlık okul dışı etkinliklere katılacak istekli velilerinden yazılı izin dilekçesi alma sözü verdi. Ayrıca bütün ortaokullarda ve imam hatip ortaokullarında “Medeniyet ve Değerler Kulübü”, liselerde de “Medeniyet ve Düşünce Kulübü” kurulması planlandı.

    Protokolde TÜGVA’nın “medeniyet ve değerlerimize uygun” olarak “Kültür ve Medeniyet” seminerlerinin düzenleneceği, program içeriği ve yerinin vakıfça belirleneceği belirtildi.

    İLGİNÇ SÜRE MADDESİ

    Protokoldeki süre koşulları da dikkat çekti. Protokolün 12. maddesinde “beş yıl geçerli” denilse de bir sonraki cümlede “Protokolün süresi bitiminde yenilenmediği takdirde tekrar 5 yıl devam eder” maddesi yer aldı.

    TÜGVA’nın sitesinde de MEB’in logosu “partnerlerimiz” başlığı altında yer aldı.