Etiket: bilirkişi raporu

  • Dipsizgöl’de bilirkişi skandalı. Su kaynağı yok sayıldı ihlal geçmişi silindi

    Dipsizgöl’de bilirkişi skandalı. Su kaynağı yok sayıldı ihlal geçmişi silindi

    PİRHA-Sivas’ın Dipsizgöl köyünde yapılmak istenen selestin madeni projesine karşı açılan davanın ardından 28 Ağustos’ta yapılan bilirkişi incelemesinin ardından oluşturulan raporda su kaynakları, heyelan tehlikesi ve firmanın 40 yıllık ihlal geçmişi görmezden gelindiği gerekçesiyle köylüler tarafından tepkiyle karşılandı. Sivas İdare Mahkemesi’nde görülen davada, köylüler raporun reddini ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde BARİT Maden Türk A.Ş. tarafından hayata geçirilmek istenen selestin (stronsiyum tuzu) madeni projesi, yöre halkı ve çevre örgütlerinin tepkisini çekmeye devam ediyor. Projenin 150 hektarlık alanı kapsadığı, tarım arazileri, su kaynakları ve Alevi toplumunun kutsal kabul ettiği inanç mekanlarını tehdit ettiği belirtiliyor.

    “ÇED raporu gerekli değildir” kararı ile orman arazisi üzerine kurulmak istenen Selestin Ocağı projesinin iptali için köylüler yargı yoluna gitmişti. 28 Ağustos’ta Selestin Madeni projesinin olduğu bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştı.

    Dipsizgöl köyü halkı, bilirkişi raporuna su kaynakları, heyelan tehlikesi ve firmanın 40 yıllık ihlal geçmişi görmezden gelindi gerekçesiyle tepki gösterdi.

    “KÖYÜN TEK İÇME VE TARIM SUYU KAYNAĞI YOK SAYILMIŞ”

    Köylüler tarafından bilirkişi raporuna dair yapılan açıklamada şunlar belirtildi:

    “9 Ekim 2025 Sivas İdare Mahkemesi’nde görülen davada, Barit Maden Türk A.Ş. lehine verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali için açılan davada bilirkişi raporu büyük bir skandalı ortaya çıkardı. Bilirkişi raporunun hukuki, bilimsel ve çevresel açıdan ciddi eksiklikler içerdiği gerekçesiyle köylüler raporun reddini ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

    Bilirkişi raporunun 21. ve 22. sayfalarında ÇED alanı içinde 4 kaynak, 1 kaptaj ve 2 göl bulunduğu açıkça belirtilmesine rağmen; şirketin proje dosyasında bu yapıların olmadığı beyan edilmiş. Bu durum, kamu idaresine yanlış bilgi verildiğini gösteriyor. Köyün tek içme ve tarım suyu kaynağı, şirketin beyanında “yok” sayılmış. Raporda bu çelişkiye rağmen “su kirliliği açısından olumsuzluk yoktur” denilerek gerekçesiz bir sonuç verilmiş. Şirketin toplam 150 hektarlık ruhsat sahasının yalnızca 19,14 hektarlık bölümünü işleteceğini beyan etmesi, Danıştay içtihatlarında “kanuna karşı hile” olarak nitelendirilen bir yöntem. Bilirkişi raporu bu temel hukuki aykırılığı görmezden geldi.

    “BÖLGEDE ENDEMİK TÜRLERE DAİR İNCELEME YAPILMAMIŞ”

    Raporda projenin bütüncül çevresel etkilerinin değerlendirilmediği vurgulanarak, “Raporda, alan içinde aktif heyelanlar tespit edildiği belirtiliyor. Buna rağmen yalnızca “önlem alınmalı” denilerek geçilmiş. Bu yaklaşım, can ve mal güvenliğini tehlikeye atabilecek ciddi bir eksiklik. Raporda açıkça, “PTD’de Maden Atıkları Yönetmeliği’ne uygun taahhüt bulunmamaktadır” deniliyor. Bu ifade, projenin hukuken eksik ve geçersiz olduğu bilirkişilerin bile kabul ettiğini ortaya koyuyor. Tek başına bu tespit, idari işlemin iptali için yeterli bir gerekçe.

    Aynı firma, yaklaşık 40 yıl önce bölgede maden çalışması yapmış ve rehabilitasyon yükümlülüklerini yerine getirmeden alanı terk etmiştir. Bu tarihi gerçek, firmanın bugünkü “rehabilitasyon yapacağız” taahhütlerini tamamen güvenilmez kılıyor. Bilirkişi raporu, bu geçmişi hiç dikkate almadan “taahhütler yerine getirilirse sorun olmaz” diyerek bilimsel gerçeklikten kopmuştur. Bu nokta, davanın seyrini değiştirecek ağırlıkta bir argümandır. Firmanın geçmiş ihlalleri, bugün sunduğu beyanların güvenilirliğini ortadan kaldırmaktadır. Bölgede endemik türlere dair inceleme yapılmamış, flora–fauna etkisi genel geçer ifadelerle geçiştirilmiştir. Toz etkisi değerlendirmesi ise sadece “taahhütlere uyulursa sorun olmaz” denilerek şartlı bırakılmıştır” denildi.

    PİRHA/SİVAS

  • İliç maden katliamıyla ilgili bilirkişi raporu çıktı: İşçiler risk altında

    İliç maden katliamıyla ilgili bilirkişi raporu çıktı: İşçiler risk altında

    PİRHA-Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta dokuz işçinin liç yığını altında kaldığı katliamın bilirkişi raporunda, “Göçükle birlikte bu alanda çalışan veya yaşayan kişilerde ağır metal toksisitesi açısından daha fazla risk” oluşturduğu tespiti yapıldı. Buna rağmen, görüntülerde, 9 işçiyi kurtarmak için liç toprağını tahliye eden taşeron işçilerin maskesiz ve korumasız çalıştığı gözlendi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta dokuz işçinin liç yığını altında kaldığı maden katliamına yönelik hazırlanan İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilen bilirkişi raporu soruşturma dosyasına girdi.

    Raporda, Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin de bulunduğu yetkililer “kusursuz” bulunurken Kanadalı yetkili Iain Ronald Guille ve mühendislerin olduğu 9 kişi de “asli kusurlu” bulundu.

    Raporda, Anagold Madencilik firmasının “kasten veya taksirle çevreyi kirletme suçu” işlediği belirtildi. Sabırlı deresine akan liç yığının toprak ve yeraltı sularında kirliliğe sebep olacağına işaret edilirken firmanın da “asli kusurlu” olduğu ifade edildi.

    “ZEHİRLİ KİMYASALIN FIRAT HAVZASINA KARIŞMA RİSKİ BULUNMAKTADIR”

    Raporda siyanürün oluşturabileceği riskler, “toprağa, suya ve havaya karışması sonucu” insan sağlığı üzerinde ciddi etkilerine vurgu yapılırken şu ifadelere yer verildi:

    “21 Haziran 2022’de siyanür solüsyonu borusunun patlaması sonucunda tonlarca kimyasalın çevreye yayılma riski de düşünülürse, göçükle birlikte bu alanda çalışan veya yaşayan kişilerde ağır metal toksisitesi açısından daha fazla risk taşımaktadır. Topraktaki siyanür ve ağır metal konsantrasyonlarından birinin dahi sınır değerleri aşması durumunda, toprağın bertaraf edilmesi gerekmektedir. Kayma ile beraber toprak içeriğinde bulunan solüsyondaki başta siyanür olmak üzere çok sayıda zehirli kimyasalın Fırat Havzası’na karışma riski bulunmaktadır.”

    İŞÇİLER LİÇ SAHASINDA ÇALIŞIYOR

    Katliamın meydana geldiği günden bu yana, arama-kurtarma ve yığın liç toprağının taşınma işlemi kısa süreli ara verilse de şu an devam ediyor. Maden ocağının sahibi Anagold Madencilik 19 Şubat’ta çalışanlarına 1 Nisan’a kadar idari izin verdiğini duyurmuştu. Taşeron şirket Çiftay’ın işçileri ise şu an yığın liç sahasında çalışıyor.

    Öte yandan sanal medyada yayınlanan görüntülerde, işçiler maden ocağının içine kaymış olan liç yığınının başka bir yere taşınması için çalışırken görüntülendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş depreminde yakınlarını kaybeden Tanrıverdi: Katiller tutuklansın!-VİDEO

    Maraş depreminde yakınlarını kaybeden Tanrıverdi: Katiller tutuklansın!-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinde Maraş’ta en az 60 kişinin öldüğü Hacı Ömer Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin soruşturmada, tutuklu bulunan müteahhit Tevfik Tepebaşı’nın tahliye edilmesine tepki gösteren Nursel Tanrıverdi, “Biz bilimsel veriler üzerinden yeniden bilirkişi raporunun yapılmasını istiyoruz. Tevfik Tepebaşı’nın ve Atilla Öz’ün bizim dosyamız yönünden tutuklanmalarını istiyoruz” dedi.

    Maraş’ta 6 Şubat depremlerinde en az 60 kişinin öldüğü Hacı Ömer Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin soruşturmada tutuklu bulunan müteahhit Tevfik Tepebaşı’nın tahliye edilmesine karar verildi. Tahliye kararına Konya Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı bilirkişi raporunda Tepebaşı’ya ‘tali kusur’ verilmesi gerekçe gösterildi. Tepebaşı, 1400 kişinin öldüğü Ebrar Sitesi soruşturmasında da tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamadı.

    Hacı Ömer Apartmanı’nda yeğeni ve ablasını kaybeden Nursel Tanrıverdi, bilirkişi raporunun uygun şekilde incelenmesini talep ederek yaşadığı mağduriyetleri anlattı.

    “BİLİRKİŞİ RAPORU BİLİMSEL ÖLÇÜTLERDEN UZAK”

    Bilirkişi raporunun bilimsel ölçütlere göre hazırlanmadığını belirten Nursel Tanrıverdi, “Maraş Başsavcısı’nın depremde hayatını kaybeden ailelere, “ölen sayısına göre yargılama yapıyoruz” diyor ama bizim için depremde bir kişi ile bin kişinin ölmesi aynıdır. Üçüncü gün Maraş’a gidebildik, gittiğimizde herhangi bir çalışma yapılmıyordu. İnsanlar sıcak bir çorbaya bile üçüncü gün kavuşabilmişlerdi. Hacı Ömer Apartmanı’nda hiç ses yoktu. Ebrar Sitelerinin müteahhiti Tevfik Tepebaşı, bizim apartmanın ve başka apartmanların da müteahhidiymiş. 140 kişiyi acele bir şekilde gömmek zorunda kaldık, sadece 9 kişi kurtulabildi. Tevfik Tepebaşı hakkında dava açtık uzun bir süre yakalanamadı. Bizim uğraşlarımız sonucunda Tevfik Tepebaşı temmuz ayında yakalandı” diye belirtti.

    “BİLİRKİŞİ RAPORUNUN, BİLİMSEL ÖLÇÜTLERE GÖRE YENİDEN YAPILMASINI İSTİYORUZ”

    Konya Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı bilirkişi raporu ile Tevfik Tepebaşı’nın tahliye edildiğini belirten Tanrıverdi, şunları kaydetti:

    “Şu an Ebrar Siteleri üzerinden tutuklu bulunan Tevfik Tepebaşı’nı haber yaptıktan sonra Maraş Başsavcısı bizi yalanmaya yönelik bir açıklamada bulundu. Savcı yaptığı açıklamada Tevfik Tepebaşı’nın halen tutuklu olduğunu ve tahliye edilmediğini söyledi. Tevfik Tepebaşı’nın 11 dosyadan yargılandığını ancak 7 dosyadan tahliye edildiğini söyledi. Başsavcının böyle bir açıklama yapması bir itiraf niteliği taşıyor. Mevcut delil niteliğine bakıyoruz, ölen kişi sayısı üzerinden tahliye ediyoruz. Bizim için depremde bin kişi ile bir kişinin ölmesi aynıdır. Biz bu açıklamayı kabul etmiyoruz. Biz de yapılan açıklamaların ardından üzerine avukatlarımız aracılığıyla bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi yazdık. Tevfik Tepebaşı ile Atilla Öz’ün tutuklanması, bilirkişi raporunun yenilenmesi ve tekrarlanmasını istedik. Bilirkişi raporunda binaların 1975 yılı yönetmeliğine uygun yapıldığını söylemiş, fakat yapılan incelemelerde demir çubukların minimum değerleri karşılamadığı söyleniyor. Bu açıkça demir yetersizliğinin ve kalitesizliğin olduğunu gösteriyor. Yönetmeliğe uygun yapıldığı söylense de yapılan değerlendirmelerle hukuka uygun olmadığı tespit edilmiş. 1975 yılı yönetmeliğine göre zemin etütü hususunun yapılmasının gerek olunmadığı ancak yapılan incelemelerde zeminde sıvılaşma olduğu söyleniyor. Proje modellerine bilirkişi raporunda yer veriliyor bu duruma ilişkin bu projenin aynısı çizilip 3 boyutlu modelleme sistemiyle suni deprem yapılarak dayanımı ve sağlamlığı test edilebilir. Bu yapılmadan nasıl bilirkişi raporu veriliyor? Bilirkişi raporu bilimsellikten uzak bir tespittir. Depremde apartmanda yaşayan kişiler binanın 9 saniyede yıkıldığını söylüyor. Bilirkişi raporu kes kopyala yapıştır şeklinde yapılmış. Biz yeniden bilimsel veriler üzerinden bilirkişi raporu yapılmasını istiyoruz. Yeniden bilimsel ölçütlere göre bir bilirkişi raporunun yapılmasını istiyoruz. Bu konuda mağduruz. Tevfik Tepebaşı’nın ve Atilla Öz’ün bizim dosyamız yönünden tutuklanmalarını istiyoruz, katiller yargılansın diyoruz.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • Derik’te 20 kişinin öldüğü kazanın bilirkişi raporu: Şoförler suçlu, Cengiz Holding kusursuz!

    Derik’te 20 kişinin öldüğü kazanın bilirkişi raporu: Şoförler suçlu, Cengiz Holding kusursuz!

    Mardin’in Derik ilçesinde 20 kişinin hayatını kaybettiği kazaya dair hazırlanan bilirkişi raporunda, şoförler suçlu bulunurken, Cengiz Holding, polisler ve devlet kurumlarının kusurunun olmadığı öne sürüldü.

    Mardin’in Derik ilçesinde 20 Ağustos’ta Cengiz Holding’e ait Eti Bakır Tesisleri’nden yük alarak çıkan iki TIR’ın karıştığı kazada 20 kişi hayatını kaybetmişti. Qoserî Caddesi üzerinde meydana gelen kazalarda ayrıca 40 kişi de yaralanmıştı.

    Olaya dair başlatılan soruşturma kapsamında TIR şoförleri Umut G. ile Yunus Ş. tutuklanarak cezaevine konuldu. Derik Sulh Ceza Hakimliği tarafından kazaya dair yayın yasağı getirilirken, Mardin Barosu’nun yaptığı itiraza rağmen yayın yasağı kaldırılmadı. Olaydan sonra kayyım yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) kazanın yaşandığı yolun TIR ve ağır yük taşıyan araçların geçişine kısıtlanması talebine Derik Emniyeti ve Derik Kaymakamlığının cevap vermediği ortaya çıktı.

    Derik İlçe Emniyet Amiri Hasan Ali Korkmaz merkeze çekilirken, savcılık olayda “ihmali” olan polisler hakkında da soruşturma izni istedi. Devam eden soruşturmada, TIR şoförleri Umut G. ve Yunus Ş. şüpheli, ilk kazanın ardından olay yerine giderek, aracını durdurduğu esnada, bir yayaya çarpan Jandarma personeli Bayram T. ise, şüpheli-müşteki sıfatıyla yer aldı. “Görevi ihmal” suçlamasıyla polisler hakkında yürütülecek olan soruşturmaya izin verilip verilmediği ise bilinmiyor. Soruşturma kapsamında bilirkişi raporu da hazırlandı.

    CENGİZ’E İNCELEME YOK

    Bilirkişi raporunda, Cengiz Holding’e ait Eti Bakır’ın olaydaki sorumluluğuna dair inceleme yapılmazken, raporda olay yeri ve yaşananlar ile TIR şoförleri ve Bayram T. hakkında tespitlere yer verildi. İlk kazanın şoför Umut G.’nin virajı alamaması sonucu meydana geldiği ve 4 kişinin hayatını kaybettiği belirtilen raporda, ilk kaza ile ikinci TIR’ın olay yerine gelmesi arasındaki süre farkının 33 dakika olduğu belirtildi.

    ŞOFÖR TIRI HATALI KULLANMIŞ

    İlk kazaya dair tespitte, TIR’ın fren sisteminin kampanalı fren sistemi olduğu, kaza anındaki hızının 126 kilometre olduğu belirtilen raporda, “Somut olayda üzerinde 27 bin 60 kg yük bulunan 73 SN 384 plakalı çekicinin kaza mahallinin 6.1 kilometre gerisinde başlayan eğimli yola girmeden önce vites küçültmesi, küçülen vitesin motora yaptığı baskıyla çok az da frene basarak rampayı inmesi gerekirdi. Ancak sürücünün kullanım hatası yaptığı yüklü bir şekilde eğimli yolda kaza yerine yaklaşana kadar yüksek viteste ve yolun icap ve şartlarına uymayan bir hızda frene bas çek yaparak ilerlediği, kampanalı fren sisteminin aşırı ısınarak devre dışı kalmasına neden olduğu anlaşılmaktadır” denildi.

    ŞOFÖRLER SUÇLU, CENGİZ HOLDİNG ‘KUSURSUZ’

    Raporun sonuç kısmında ise, Umut G. ve Yunus Ş. ile ilgili olarak kazanın oluşu ile kural ihlali yapılması arasında illiyet bağı olduğu belirtildi. Hayatını kaybedenlerin kazanın oluşu ile ilgili herhangi bir illiyet bağları olmadığına yer verilen raporda, TIR’lar ve römorklarını gönderen taşeron firmaların yükümlülüklerini yerine getirmedikleri belirtilerek, sorumlu oldukları ifade edildi.

    Cengiz Holding’e ait Eti Bakır firmasının “ihmalinin olmadığı” iddia edilerek, “Nitelikli şoför ile teknik şartlara uygun aracın sefere gönderilmesinden taşımacı sorumlu olduğundan ve mevzuatın bu sorumluluğu taşımacıya yüklediğinden yükü gönderenin kazanın oluşumuna etki eden herhangi bir kural ihlalinin ya da ihmalinin bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır” denildi. Ayrıca kaza yerinde asfaltlama çalışması olmasından kaynaklı yapılan incelemede “Yolun bakım ve onarımından sorumlu kurum ve kuruluşların kazanın oluşumuna etki eden herhangi bir kural ihlallerinin ve ihmallerinin bulunmadığı” ifadeleri kullanıldı.

    Raporda, ilk kazadan sonra gerekli önlemleri alması gereken polisler ile devlet kurumlarının “kusuru olmadığı” iddiasına yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılacağı yere uygun değil raporu verildi-VİDEO

    Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılacağı yere uygun değil raporu verildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılmasına ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesinin öngörüldüğü proje alanının, orman alanı olduğunu, tesisin inşa edilmesi durumunda insan sağlığının, su kaynaklarının, bölgedeki tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceğini belirterek, “Dava konusu tesisin söz konusu alana yapılması uygun değildir” denildi.

    Dersim Belediyesi, Nazımiye Belediyesi, Ovacık Belediyesi, Mazgirt Belediyesi ve Pülümür Belediyesinin de olduğu DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) tarafından Dersim Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisinin yapılmasına ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı. Açıklanan raporda yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesi öngörüldüğü proje alanının, orman alanı olduğunu, tesisin inşa edilmesi durumunda insan sağlığının, su kaynaklarının, bölgedeki tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceğini belirterek, “Dava konusu tesisin söz konusu alana yapılması uygun değildir” denildi.

    Bilirkişinin açıkladığı rapora ilişkin Mimarlar Odası Tunceli Temsilcisi İbrahim Demir ile Avukat Özgür Ulaş Kaplan tarafından açıklama yapıldı.

    “BİLİRKİŞİ RAPORU SON DERECE OLUMLUDUR”

    Mimarlar Odası olarak Dersim’de bir mücadele içerisinde olduklarını söyleyen Mimarlar Odası Tunceli Temsilcisi İbrahim Demir, “Köylüler doğal olarak kendi yaşam alanlarını savundular. Biz de gerek Ovacık’ta Munzur Gözeleri’nde olsun gerekse Sütlücü’de olsun hiç tereddütsüz yanlarında yer aldık ve birlikte dava açtık. Bu süreçte çıkan bilirkişi raporu son derece olumludur” dedi.

    “RAPORDA YAPILAN TESPİTLER TARTIŞMASIZDIR”

    Sütlüce bölgesinde yaşayan köylülerin tesise karşı olmadığını dile getiren Avukat Özgür Ulaş Kaplan ise şunları kaydetti:

    “Bizler bu tarz tesislerin doğaya zarar vermeyecek, bilimsel metotlarla yapılmasından yanayız. Bugüne kadar yaptığımız görüşmelerden ve diyaloglardan bir netice alamadık. Bu nedenle mecburen yargıya başvurmak zorunda kaldık. Tesisin yapılması planlanan yerde hayata geçmesi durumunda çok ciddi zararların olacak ve binlerce ağaç kesilecektir. Orman sahasında bu tarz projelerin yapılmaması yönünde emsal kararlar var. Bu anlamda yer seçiminin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle bir bilirkişi kararı verildi. Raporda yapılan tespitler tartışmasızdır.”

    “TESİSİN YAPILACAĞI YERDE 54 BİN AĞAÇ OLDUĞU RAPORLA KANITLANDI”

    Tunceli Belediyesi 11 Mart 2021’de yerel basına verdiği demeçte 7 bin 500 ağacın kesileceğini ifade ettiğini hatırlatan Milli Köyü’nden Murat Payçu da, “Daha sonra bu sayıyı 2 bin 745’e kadar düşürdüler. Bilirkişi raporu Tunceli Belediyesi’nin beyanatlarının yersiz olduğunu ispatladı. Bu alanda 54 bin 900 ağaç olduğu bilirkişi raporuyla kanıtlanmış durumda” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İkizdere’de bilirkişi raporu açıklandı: Proje usulsüz

    İkizdere’de bilirkişi raporu açıklandı: Proje usulsüz

    PİRHA- İkizdere’de, Cengiz İnşaat’a ait taş ocağına karşı direniş sürerken geçen ay vadide inceleme yapan bilirkişi heyeti raporunu açıkladı. Bilirkişi raporuna göre proje usulüne uygun yapılmadı.

    Rize’nin İkizdere ilçesinde Cengiz İnşaat tarafından yapımına devam edilen taş ocağına karşı mücadele devam ederken vadide inceleme yapan bilirkişi heyeti hazırladığı raporu açıkladı. Hazırlanan bilirkişi raporuna göre projenin usule uygun yapılmadığı yönünde karar verildi.

    Rize İdare Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda geçen ay İkizdere, Eskencidere Vadisi’nde keşif yapan bilirkişi heyeti raporun hazırlanması için verdikleri 30 günlük sürenin bitiminden sonra taş ocağı için verdiği kararı açıkladı. Bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda, Eskencidere Vadisi’nde yapılmak istenen taş ocağı tanıtım raporunun yetersiz olduğu ve usule uygunsuz bir şekilde taş ocağına devam edildiği belirtildi.

    “MÜCADELE EDENLERİN LEHİNE BİR KARAR VERİLDİ”

    Davanın avukatlarından Avukat Yakup Okumuşoğlu karara ilişkin açıklama yaparak; “Raporun sonuç bölümüne bakıldığında, yapılan taş ocağının usulsüz olduğu belirtilmektedir. Bu şekliyle de olsa sonucun mücadele edenlerin lehine bir karar olduğunu söylemek mümkün. Yürütmeyi durdurma kararı verilirse çalışmalar 30 gün içinde durmak zorunda” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bilirkişi, Gülistan Doku raporunu açıkladı

    Bilirkişi, Gülistan Doku raporunu açıkladı

    Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan 213 gündür haber alınamıyor. Soruşturma dosyasına giren bilirkişi raporunun ikinci kısmında Gülistan Doku’nun baraja atladığı iddiasının doğru olmadığı belirtildi.

    Emniyetin MOBESE kameralarından elde ettiği görüntüleri izleyen bilirkişi, raporunda “Köprü ayağındaki efekt bir piksel artığı alop, kesinlikle yukarıdan suya düşen bir insan veya eşyanın suda yükselttiği su sütunu değildir” denildi.

    Bu gelişmeyle Emniyet’in soruşturma raporunda dile getirdiği “baraja atlayarak intihar ettiği” iddiası çürütüldü.

    Kübra Köklü’nin Cumhuriyet’te yer alan haberine göre, Doku ailesinin avukatı Ali Çimen “Gülistan’ın 05.01.2020 günü saat 12.25’te baraj gölüne atladığına dair Emniyet tutanağının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Emniyetin hazırladığı bu rapor sonrasında savcılık karada olan çalışmaları sınırlandırmıştı. Bu rapor ile Gülistan’ın intihar ettiğine ilişkin tez çökmüş oldu. Soruşturma insan öldürme olayının araştırılmasına yönelik devam etmeli” diye konuştu.

    Doku’nun baraja atladığı iddiası üzerine Uzunçayır Baraj Gölü boşaltılarak arama çalışması yapıldı. Ancak tüm arama çalışmalarına rağmen Doku’nun izine rastlanmadı.

  • Berkin Elvan davasında yeniden bilirkişi raporu alınacak

    Berkin Elvan davasında yeniden bilirkişi raporu alınacak

    Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davasında dosyadaki raporların yeniden bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi.

    Gezi Parkı eylemleri sırasında başına gaz fişeği isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili polis memuru Fatih Dalgalı’nın tutuksuz yargılandığı davanın 13’nci duruşması İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sanık avukatının beyanları üzerine Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Sizin yüzünüzden dünyada çocuk kalmadı” diyerek duruşma salonunu terk etti.

    Sanık polis Fatih Dalgalı’nın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada taraf avukatları hazır bulundu.

    Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Serpil Kemalbay, CHP Milletvekilleri Ali Şeker, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ile çok sayıda kişi de duruşmaya katıldı.

    “ZET’Çİ POLİSLERİ TANIMIYORUM”

    Duruşma tanık polislerin dinlenmesi ile başladı. Olay günü Mecidiyeköy’ de görevli olduğunu kaydeden Tanık çevik kuvvet polisi Önder Demir, “Mecidiyeköy’ den Okmeydanı’na geçmemiz söylendi oraya geçtik. Ben kuleciydim. Çalıştığım bölgeyi tam bilmiyorum, olaylardan haberim yoktu. Olay yerine biz gitmedik. Zetçi polisleri tanımıyorum” dedi. Tanık Demir’e Berkin’in vurulduğu yerin görüntüleri gösterildi. Demir, “Olay sırasında burada değildim, olay sonrası buraya gelip gelmediğimizi hatırlamıyorum. Fatih Dalgalı’yı tanımıyorum. Fotoğraflarda gösterdiğiniz kimseyi tanımıyorum. Bu olayı haberlerden duydum” diye konuştu.

    DALGALI’YI FOTOĞRAFTAN ÇIKARAMADI

    İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “olası kasıtla öldürmek” suçundan müebbet hapsi istenen sanık polis Fatih Dalgalı ile beraber çalışan ve daha önce ifade vermeyen ikinci tanık Bekir Koçak, duruşmaya Antalya’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) ile bağlandı. Gezi eylemleri sırasında görevli olan ve dokuzuncu birlikte bulunan Koçak şunları söyledi: “Ben yeni devrolduğum için araç koruma görevindeydim, aşağıya hiç inmedim. Olayın olduğu yere hiç gitmedim, arabadan ayrılamayız. Araba metrobüs durağında duruyordu. Fatih Dalgalı’yla 7-8 ay beraber çalıştık. İzletilen görüntülerdekileri tanımıyorum”

    Hakimin Fatih Dalgalı’nın fotoğrafını göstermesi üzerine tanık Koçak, Fatih Dalgalı’yı “fotoğraftan çıkartamadığını” söyledi.

    “KEŞİF DÜZGÜN YAPILMADI”

    Duruşma savcısı, tanık beyanlarının da tamamlanması ile bilirkişi raporunun da geldiğini belirterek, dosyada eksik kalmadığını ve esasa ilişkin değerlendirmelere geçilebileceğini söyledi.

    Berkin Elvan’ın avukatı Can Atalay bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunarak eksik hususların olduğuna dikkat çekti. Gelen bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunan Atalay şunları söyledi: “Bilir kişi raporunda atışı yapan kişinin hedef gözeterek atış yaptığı açıklığa kavuşmuş durumda. Atış noktasıyla vurulma noktası arasındaki mesafe konusunda bu rapor bizi haklı çıkarıyor. Raporda belirtilen 15-20 derecelik açı bizce doğru değildir. Kapsül ile çocuğun düşüşü eş zamanlı, Berkin 2 metreden uzun olmadığına göre rapordaki bu açı doğru değildir. Bilirkişi olay yerini keşfe geldiğinde, polislerle gelen ekip arasında tartışma çıktı. Bu sırada keşfin düzgün yapılmadığını düşünüyoruz. Raporun net olması gerekirken lafı fazlasıyla dolandırmışlar. 2. Zetçi’nin atış yaptığı açık. Çocuk ile kapsülün düşüşünün eş zamanlı olduğu açık. Dolayısıyla bu rapor eksiktir. ‘Emri ben verdim’ diyenleri dahil etmediği için, çevik kuvvet amirlerini dahil etmediği için bu dosya eksik. ”

    ANNE ELVAN: SİZİN YÜZÜNÜZDEN DÜNYADA ÇOCUK KALMADI

    Daha sonra Sanık Fatih Dalgalı’nın avukatı savunma yaparak şunları söyledi: “Bilirkişi raporu teknik bir rapor. Etraftan dolanma yok. Atış açısı tespit edilemedi. Sanık tam olarak teşhis edilmemiştir. Maddi gerçek hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmamıştır.”

    Sanık avukatının sözleri üzerine Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Sizin yüzünüzden dünyada çocuk kalmadı be! Tabii böyle rapor gelir, arkanızda İçişleri Bakanı var” diyerek salonu terk etti.

    DURUŞMA 25 EYLÜL’E ERTELENDİ

    Duruşmaya verilen aranın ardından dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporları, Jandarma Kriminal raporları, diğer bilirkişi raporları, olay anına ilişkin görüntülerin ve diğer delillerin üçlü bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi. Duruşma, 25 Eylül 2019 saat 10.00’a ertelendi.

    DURUŞMA SONRASI ELVAN AİLESİNDEN AÇIKLAMA

    Duruşma sonrası İstanbul Adliyesi önünde Berkin Elvan’ın ailesi ve avukatları basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İlk olarak Elvan ailesinin avukatı Çiğdem Akbulut konuştu. Keşif raporunun hafta başında geldiğini anımsatan Akbulut, “Rapor bizim için önemliydi. Sunulan rapor bizim istediğimiz gibi sunulmadı. Atış açısı uygun olmasına rağmen raporda bu söylenmedi. 15-20 derecelik bir açıyla vurulabileceği söylenememiş raporda. Bu söylenmemesine rağmen diğer raporlar bizi bu sonuca götürüyordu. Bu süreci daha fazla uzatmak istemediğimizi söyledik. Savcılık makamı da bunu söyledi. Mahkeme heyeti bir rapor daha hazırlanmasına dair bir karar verdi. Olumlu ya da olumsuz bir şey söyleyemeyiz. Bu zamana kadar gelen raporlar hep birbirini doğruladı. Eylül’e kadar tekrar bekleyeceğiz. Rapor gelirse Berkin’in hedef alınarak atış yapıldığı görülecektir” dedi.

    “ADALET İSTİYORUM”

    Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan ise Adalet Bakanı’na şu sözlerle seslendi: “Çocuğumuz 5 yıldır aramızda değil. Niye Adalet Bakanısın? Neden dosyanın üzerinde elin var? Neden dosyaya müdahale ediyorsun. Olay yerine gelenlerin gerçekleri ortaya çıkarmak için geldiğini gördüm. Adalet Bakanı dosyadan elini çeksin ilerde belki kendi çocuklarının başına da bir şey gelebilir. Direk hedef alınarak vurulan bir çocuk. Mahkeme heyetini özgür bırakın, kendi şahsi özgür fikirleri ile karar versinler. Adalet neyse onu yapsınlar. Kendim için bir şey istemiyorum adalet istiyorum.”

    “VİCDANINIZI NEREYE SAKLADINIZ?”

    Gülsüm Elvan ise Adalet Bakanı’nın başını yastığa koyduğunda rahat uyuyup uyuyamadığını sordu. Anne Elvan, “Vicdanınızı nereye sakladınız? Adalet diyoruz, yine söyleyeceğiz. Adalet sarayına ne diyelim. Artık bu ülkede çocuk kalmadı, bu ülkede çocukların üzerinden elinizi çekin. Çocuk katilleri kendilerini belirlediler. Kimlerin katil olduğu belli.”

    Kaynak: Evrensel