Etiket: bilirkişi

  • Tağar Çayı’ndaki HES ve regülatör projesine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi

    Tağar Çayı’ndaki HES ve regülatör projesine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışmasına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi, bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması kararı verdi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başlatılmıştı.

    26 Ağustos’ta Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Tağar Çayı üzerinde kaçak şekilde inşasına başlandığı belirtilen ve sonrasında “ÇED Olumlu” kararı verilen Çemişgezek Regülatörü ve HES Projesi’ne karşı açılan davada çevre savunucularının başvurusunu değerlendiren Erzincan İdare Mahkemesi, bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi.

    “KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEME KARARI VERİLDİ”

    Avukat Barış Yıldırım, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “İlimiz Çemişgezek ilçesi Tağar Çayı üzerinde kaçak şekilde inşasına başlanan ve müteakiben ÇED olumlu kararı verilen Çemişgezek Regülatörü ve HES projesine karşı açtığımız davada İdare Mahkemesi’nce keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verildi” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Aydın’ın Bozdoğan ilçesine bağlı Alamut Mahallesi ve çevre köylerde kurulmak istenen JES projesine dair bugün bilirkişi keşfi yapıldı. Köylüler ve çevreciler yaptıkları yürüyüşle ekolojik yıkımı protesto ederek, “JES istemiyoruz” dedi. 

    Aydın’ın Jeotermal Enerji Santrali (JES) çilesi bitmiyor. Zorlu Holding’e ait Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi tarafından Bozdoğan’ın Alamut Mahallesi’nde JES yapılmak isteniyor.

    Zorlu Holding’in Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde kurmayı planladığı jeotermal elektrik santralinin ruhsat iznine karşı Alamut köylülerinin açmış olduğu davada bugün bilirkişi keşfi yapıldı.

    Dosya için atanan bilirkişilerin bazılarının ise başka bir dosyada JES’leri savunmuş olması da dikkat çekti.

    Sabah saatlerinde başlayan keşfe Alamut köylüleri, çevre dernekleri ve yaşam savunucuları yoğun bir katılım gösterdi. Akçay Havzası ve Madran Dağı Koruma Derneği, Aydın Çevre Koruma ve Kültür Derneği, Latmos Platformu, Akbelen Köyü ve Muğla Yeşil Yaşam Derneği gibi birçok ekoloji örgütleri alanda hazır bulundu.

    Alamut ve çevre köylerden gelen yurttaşlar ve ekolojistler keşfin yapıldığı saatte köy meydanından başlayarak  keşif alanına yürüdü. “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları keşif alanına yürüyen yüzlerce kişi ekolojik yıkımına sebep olacak JES projesinin iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    JES PROJESİNİN ÖMRÜ EN AZ 49 YIL

    Zorlu Holding bünyesinde yer alan Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi Şirketi, geçtiğimiz yıl Aydın’da çeşitli bölgelerde jeotermal kaynak aramak için 49 yıl geçerli işletme ruhsatı almıştı.  Aydın Valiliği YİKOB, Zorlu Jeotermal’in ruhsat talebini onayladı. Kararın ardından harekete geçen Zorlu Jeotermal, JES’ler kurmak için ÇED başvurularında bulundu. ÇED başvurularından bir tanesi de Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarında kalıyor.

    Proje tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre; şirket 948 milyonluk yatırımla yılda 160 milyon kWh elektrik üretmeyi hedefliyor. Proje kapsamında Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarındaki 148 Ada 14- 15-16 nolu parseller ve 149 Ada 4-5 nolu parsellerde, 10 adeti üretim, 9 adet reenjeksiyon kuyusu ve 1 adet alternatif olmak üzere 20 adet kuyu açılması planlanıyor.

    ZEYTİN VE İNCİR BAHÇELERİ İLE ÇEVRİLİ

    Kuyu lokasyonlarının tamamı Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli onaylı Çevre Düzeni Planı’nda ‘Sulama Alanı ve Tarım Arazisi’ olarak işaretlenmiş alanlar içerisinde kalıyor. Etrafında incir bahçelerinin ve zeytinliklerin de olduğu proje sahasının Alamut Köyü’ne olan uzaklığı ise 700 metre olacak.

    Projenin ÇED süreci devam ederken Alamutlular, Zorlu Jeotermal’e verilen ruhsat izninin iptali için  dava açtı. Dava dilekçesinde bölgeye inşa edilecek JES’lerin tarım alanlarına, yer altı ve yer üstü sularına ve yaşam alanlarına vereceği zarara dikkat çekildi.

     BİLİRKİŞİLERİN JES’İ SAVUNANLARDAN SEÇİLMESİ DİKKAT ÇEKTİ

    Dosya için atanan bilirkişi heyetinde yer alan isimler ise dikkat çekti. Mezeköylülerin JES projesine karşı açmış olduğu davada atanan Jeoloji Mühendisi Doç. Dr. Mehmet Özçelik açılacak sondaj kuyularının yüzey ve yeraltı sularını kirletme tehlikesi olmadığını ileri sürmüştü. Dava dosyasında yer alan Çevre Mühendisi Prof. Dr. İsmail Tosun da JES için dosyada belirtilen önlemlerin alınması durumda çevreye zarar vermeyeceğini iddia etmişti.

    KÖYLÜLERDEN BİLİRKİŞİYE KARŞI İTİRAZ 

    Öte yandan köylülerin bilirkişine karşı mahkemeye itiraz dilekçesi verdiği öğrenildi. Dava dilekçesinde “Tüm bu hususların yanında keşif incelemesi için görevlendirilen heyetin tümünün Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde faaliyet gösteriyor olmaları ve yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden belirlenen içerisinde eldeki davamızda yapılacak keşif için görevlendirilen bazı bilirkişilerin de bulunduğu bir heyetin son olarak Aydın’ın Köşk İlçesi Mezeköy’de yapılması planlanan jeotermal elektrik santrali için verilen ÇED gerekli değildir kararının iptali için açılan davada heyet olarak bütün halde İdarenin ÇED gerekli değildir kararının “uygun” olduğu yönünde rapor verdikleri de göz önüne alındığında, aynı konu çerçevesinde eldeki davamız için görevlendirilen bilirkişi heyetinin yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden seçilmiş olmasını genel yaşam deneyimine aykırı olduğunu görüyor, belirlenecek bilirkişi heyetinin farklı üniversitelerin ilgili uzman kişileri arasından da oluşturulabileceği kanaatiyle bilirkişilerin belirlenme yönteminin tarafsızlık ilkesine kamu vicdanında gölge düşüreceğine de ayrıca dikkat çekmek istiyoruz” denildi.

    PİRHA/AYDIN

    İLGİLİ HABERLER:

    Zorlu, Alevi köyü Aydın Alamut’a JES kurmak istiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi ÇED toplantısını protesto ederek engelledi-VİDEO

     

  • İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    PİRHA-Erzincan İliç Anagold Altın Madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, anayasal suç işlendiğini kaydetti.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve doğa her geçen gün daha fazla tahrip ediliyor.

    Erzincan İliç’te siyanür sızıntısına yol açan Çöpler Altın Madeni’nin kapatılması için yapılan çağrılar devam ederken, Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikâyetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, üç ay sonra 23 Eylül’de yeniden açılmıştı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı açılan davanın duruşması 30 Kasım’da Erzincan İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.

    Erzincan İliç Anagold altın madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “KEŞFİN ERTELENMESİNİ TALEP ETTİK”

    5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li ve akademik yeterliliklerinin olmaması, altın madeni savunucusu olduğu için bilirkişi heyetinde bulunan 13 kişiden 7’sine itiraz edildiği için keşfin ertelenmesinin talep edildiği belirtilen açıklamada, “Keşif bilirkişilerinden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Serhat Vançelik 2007-2017 yılları arasında 10 yıl Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü yapıp AKP hükümetine yakın olduğundan başta bu bilirkişiyi kabul etmedik. Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in Anagold madeni soruşturma dosyasında firari  FETÖ’cü Savcı Bayram Bozkurt ile Anagold şirketi arasındaki rüşvet alışverişinin eski AKP’li Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in oğlunun avukatlık bürosu vasıtasıyla yapıldığı bilgisi 2009 yılında Adalet Bakanlığı kayıtlarına girmişti. Diğer yandan Kanada-Amerikan altın madeni Anagold şirketine Çalık holdingin %20 ortak olması ve Çalık holdingin de AKP iktidarına yakın olması nedeniyle, AKP’li halk sağlığı uzmanı bilirkişi Prof. Dr. Serhat Vançelik’in vereceği raporun tarafsız olmayacağı belli olduğundan itirazımızla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nden İlhan Cihaner’in hazırladığı soruşturma dosyasının da celbini talep ettik. Diğer yandan mahkeme “hidrojeolog“ bilirkişi ataması gerekirken, “hidrolik mühendisi”  bilirkişi atamış olduğundan bu bilirkişiye, Danıştay bozmasına aykırı olarak öğretim üyesi vasfını taşımayan Meteoroloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisine, koşulsuz altın madeni propagandacısı Maden mühendisi Prof. Dr. İbrahim Alp’e, özel şirket sahibi ve maden şirketlerine iş yapan Çevre Mühendisi Prof. Dr. Okan Tarık Komesli’ye, sismoloji alanında yeterli çalışması olmayan ve akademik sıfatı sismolog değil jeofizikçi olan bilirkişi Prof. Dr. Nafiz Maden’e itirazlarımızı bildirerek, keşfin ertelenmesini talep ettik” denildi.

    “TÜRKİYE TARİHİNDEKİ EN YIKICI ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞ TEHDİDİDİR”

    Akkuyu ve Akbelen davalarında olduğu gibi İliç davasında da görünüşte bir yargılama yürütüldüğü vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Siyasi  iktidarın kontrolünde olan ve AKP’li avukatların hakimliğe devşirilmesiyle oluşturulan yargı, şirketlerin davayı kazanması için yasaları uygulamamakta ve anayasal suç işlemektedirler. İliç Anagold Madeni Türkiye’nin geleceğini yok etme kapasitesine sahip bir madendir. Prof. Dr. Naci Görür Anagold altın madeninin üzerinde olduğu Yedisu fay zonuyla ilgili uyarılarını en son üç gün önce yapmış ve burada her an 7’den büyük bir deprem beklediklerini belirtmiştir. 21 Haziran tarihinde, sömürgeci Kanada ve ABD’ye ait çöpler altın madeninde siyanür borusu patlamış, Fırat’a ve doğal ekosistemlere 80 kg siyanür karışmış ve davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı maden sahasını 88 gün kapatmak zorunda kalmıştır. Hiçbir deprem, doğal afet, fırtına ve dolunun olmadığı 21 Haziran’da sakin yaz gecesinde siyanür borusunu patlatan Anagold Madeni, her an 7’den büyük bir deprem olacağı kesin olan Yedisu fay zonu üzerinde, Fırat nehrine karışmak üzere atık havuzunda bekleyen 66 milyon ton sülfürik asitli, siyanürlü atığıyla ve depremde etrafa dağılmak üzere bekleyen siyanür boruları içindeki siyanürüyle; Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en yıkıcı ve aktif çevre, ekoloji ve halk sağlığı tehdididir.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Munzur Dağları’nda maden projesi için mahkeme 2 Haziran’da keşif yapacak

    Munzur Dağları’nda maden projesi için mahkeme 2 Haziran’da keşif yapacak

    PİRHA-Munzur Dağları Havzası’nda bulunan Balveren, Çambulak, Çat, Eğimli, Yalmanlar, Eskigedik, Kızılçayır, Işıkvuran ve Gözen köylerini etkileyecek olan 4. Grup Krom Maden Ocağı Projesi ile ilgili Erzincan İdare Mahkemesi tarafından keşif yapılacak.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri olan Munzur Dağları Havzası’nda Dosteli Madencilik Yatırım A.Ş. tarafından 4. Grup Krom Maden Ocağı Projesi için Tunceli Valiliği’ne başvuru yapıldı. Valilik söz konusu projeye yönelik olarak “ÇED gerekli değildir” raporu verdi. Avukat Barış Yıldırım ise söz konusu kararı mahkemeye taşıdı.

    Proje hayata geçirilirse Balveren, Çambulak, Çat, Eğimli, Yalmanlar, Eskigedik, Kızılçayır, Işıkvuran ve Gözen köyleri doğrudan etkilenecek. Avukat Barış Yıldırım’ın başvurusu üzerine Erzincan İdare Mahkemesi tarafından oluşturulan bilirkişi heyeti 2 Haziran günü bölgede incelemelerde bulunacak.

    PİRHA/DERSİM

  • Sandras Dağı’ndaki maden araması için ÇED raporu hazırlanması kararı verildi

    Sandras Dağı’ndaki maden araması için ÇED raporu hazırlanması kararı verildi

    Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nde bulunan Sandras Dağı, 1995’de 1. derece SİT alanı ilan edilmesine rağmen 12 maden ruhsatı verilmişti. Bilirkişi raporu çıkan bölgede, şirket projesine devam etmek isterse ÇED raporu hazırlamak zorunda kalacak.

    Muğla’nın Köyceğiz ilçesi Sandras Dağı’nda Efes Endüstri Min. San ve Tic. A.Ş tarafından olivin ocağı ve kırma eleme tesisi yapılmak isteniyor. Projenin çalışma alanı 24,95 hektar olması nedeniyle ‘ÇED gerekli değildir’ kararı bulunuyor.

    Çevreciler su kaynaklarının zehirleneceği, endemik türlerin yok edileceği ve kesin korunan alanların ihlal edilmesi gerekçesiyle Muğla İdare Mahkemesi’ne ÇED muafiyeti iptal istemli dava açtı. Davada bilirkişi incelemesine karar verildikten sonra, inceleme geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Davacı avukatlardan İsmail Hakkı Atal, “Şirket zehirleme projesine devam etmek isterse ÇED raporu hazırlamak zorunda kalacak” dedi.

    Avukat İsmail Hakkı Atal yaptığı açıklamada, “Muğla milletvekili Burak Erbay’ın davacısı olduğu ,Sandras dağından Köyceğiz’in içme su kaynaklarını zehirlemesi planlanan, ‘Efes olivin madeni ÇED gerekli değildir kararının iptali’ davasında bilirkişi raporu lehimize geldi. Şirket ZEHIRLEME PROJESINE devam etmek isterse çevresel etki değerlendirme sürecine girip, ÇED raporu hazırlamak zorunda kalacak” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşif yapacak

    Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşif yapacak

    PİRHA- Ağaç kıyımının yapıldığı  Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşfi yapılma kararı alındı.

    Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan 740 dönümlük Akbelen Ormanı’nın kesilmesine karşı köylülerin direnişi sürüyor. Birçok sivil toplum örgütü, siyasi parti ve çevre derneklerinin destek ve dayanışma ziyaretleri de devam ediyor.

    Çevre dernekleri ve Akbelen halkının ormanda maden tahsisinin iptali için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’ne açtığı davada, bilirkişi keşfine karar verildiği öğrenildi. Kararda, Akbelen Ormanı’nda 30 Temmuz Cuma günü saat 11.30’da keşif yapılacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gülistan Doku soruşturmasında bilirkişi incelemesi sona erdi

    Gülistan Doku soruşturmasında bilirkişi incelemesi sona erdi

    Gülistan Doku soruşturmasında bilirkişi tarafından yapılan inceleme tamamlandı. Zaynal Abakarov’un Gülistan’ı alıkoyup darp ettiği olayda olay yerine giden polislerden birinin Zaynal’ın polis babasını aradığı ortaya çıktı.

    Dersim’de 203 gündür kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasındaki baş şüpheli Zaynal Abakarov ile kaybolduğu gün yaptığı görüşmenin kamera kayıtlarına ilişkin bilirkişi tarafından yapılan inceleme tamamlandı.

    Cumhuriyet’ten Mehmet Kızmaz’ın haberine göre, raporda, Abakarov’un Gülistan ile konuşmasının ‘sokakta karşılaşılan bir erkek ve kadının bilinen normal konuşmaları gibi olmadığı’ belirtiliyor ve ‘ihtar-ikaz-izah anlamında bedensel hareketleri okunmakta’ deniliyor.

    “ABAKAROV, AYNI YERDE ÇALIŞAN 3 KADINLA DA GÖRÜŞTÜ”

    Zaynal Abakarov’un Gülistan Doku ile çalıştığı kafede yaptığı görüşme öncesinde Abakarov’un muhtemelen aynı yerde çalışan 3 kadınla da görüşme yaptığı belirtildi. Bilirkişi raporunda bu kadınlardan ‘tanık olabilirler’ diye bahsedildi.

    “OLAY YERİNE GİDEN POLİS ABAKAROV’UN BABASINI ARADI”

    Raporda HTS kayıtlarının da olduğunu belirten avukat Ali Çimen, “HTS kayıtlarında, Gülistan kaybolmadan önceki gün, Zaynal Abakarov’un Gülistan’ı alıkoyup darp ettiği olayda olay yerine giden polislerden birinin o an Zaynal’ın polis babasını aradığı ortaya çıktı.

    Çimen, raporda “Bu görüşmenin Abakarov’un gözaltına alınmamasında bir bağı var mı?” diye sordu, “Bu kadınların beyanı hiç soruşturmaya girmedi. Bu özellikle gizleniyor” dedi.

  • Jandarma, Berkin’i kendi ölümünde kusurlu buldu

    Jandarma, Berkin’i kendi ölümünde kusurlu buldu

    Bilirkişi raporunda Berkin’in vurulmasının istem dışı ve anlık olarak gerçekleştiği ve Berkin Elvan’ın tali kusurlu olduğu öne sürüldü.

    Mahkeme, Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeğiyle yaşamını yitiren Berkin Elvan davasında sanık polisin kusurunun araştırılmasını istedi. Jandarma, Berkin’i kendi ölümünde tali kusurlu buldu.

    24 Ocak 2020’de mahkemeye gönderilen rapora göre Berkin Elvan, barışçıl gösteri yapmayan bir grubun bulunduğu yerde yaralandı. Eylemciler ‘saldırgan grup’, polisin müdahalesi ise ‘yasal mevzuata uygundu’.

    Polislere ara sokaklarda taş, havai fişek, molotof kokteyli ve el yapımı parça tesirli el bombası atıldığını iddia eden bilirkişiler, yolun barikatla trafiğe kapatıldığını, göstericilerin çevreye ve işyerlerine zarar verdiğini öne sürdü. Raporun büyük kısmında sanığın kusurunun tespitine yönelik incelemeler yerine Berkin Elvan’ın eylemci grupla hareket edip etmediği, hastanede üzerinden çıktığı iddia edilen torpillerden bahsedildi.

    Bilirkişiler dosyadaki görüntüleri izleyip Berkin Elvan’ın gösterici grupla hareket edip etmediğini de tespit etmeye çalıştı. Görüntüler net olmadığı için tespit edemediklerini belirten bilirkişiler, Berkin Elvan’ın ‘yasadışı eylemlerde bulunan gösterici grubun olduğu alanda bulunarak kendi güvenliği ile ilgili gerekli özeni göstermediği için’ tali kusurlu olduğunu öne sürdü.

    DAVA 5 ŞUBAT’DA ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NDE

    Diken’den Canan Coşkun’un haberine göre, raporda, gaz tüfeği ile gaz fişeklerinin kullanımında bölgesel olarak atış yapıldığı, noktasal olarak bir hedefi vurmaya yönelik kullanımının olmadığı anlatıldı. Gaz fişeğinin namlu çıkış hızının 75 m/sn olduğu hatırlatılarak, Berkin’in vurulmasının istem dışı ve anlık olarak gerçekleştiği öne sürüldü.

    Raporda sanık Fatih Dalgalı’nın olayın meydana gelmesinde hangi irade ile hareket ettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve beyanının olmadığı aktarıldı. Ancak ortaya çıkan sonuç itibariyle asli kusurlu olduğu kaydedildi.

    Davanın 16’ncı duruşması 5 Şubat Çarşamba günü Çağlayan’daki İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

  • Bilirkişi raporu: Berkin Elvan’ı vuran sanık polis bilinçliydi

    Bilirkişi raporu: Berkin Elvan’ı vuran sanık polis bilinçliydi

    Berkin Elvan davasına sunulan Jandarma bilirkişi raporunda, Zet silahını ateşleyen sanık polisin, biber gazı kullanmada “bilinçli olduğu” sonucuna varıldı. Rapora göre olay yerinde ve saatinde çatışma ya da eylem yoktu.

    Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre, Berkin Elvan davasında mahkemeye İzmir, Foça’daki Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda hazırlanan bilirkişi raporu sunuldu.

    Raporda, polisin biber gazı silahı kullanmada eğitimli olduğu ve “bilinçli hareket ettiği”, nişan alıp almadığının da tespit edilemediği ve bu konudaki gerçeği “ancak polisin kendisinin bileceği” sonucuna varıldı.

    Elvan ailesinin avukatlarından Çiğdem Akbulut Bianet’e yaptığı açıklamada, raporun sonuç itibariyle hiçbir şey söylemediğini, zaten mahkemenin de raporu yetersiz görüp Adli Tıp Kurumu’na inceleme için gönderdiğini söyledi.

    Davanın görülmesine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, saat 10.00’da devam edilecek.

    “POLİSLERİN SIRTI KAMERAYA DÖNÜKTÜ”

    Mevzuata uygun kullanımda yere paralel atış yapılması gerektiğini ifade eden rapor, Elvan’ın vurulduğu caddede de biber gazı fişeklerinin “yere paralel –paralele yakın bir şekilde hareket ettiğinin” tespit edildiğini belirtti.

    Biber gazı silahı kullanan polislerden birinin yaptığı atışın açısıyla ilgili şu değerlendirme yer aldı:

    “13:46:55 zamanında 1. Zet [biber gazı silahı] polisinin gaz tüfeği ile atış pozisyonu incelendiğinde; Baran yazılı işyerinin tabelasının bitim noktasında duvara yaslandığı, sırtının kameraya dönük olduğu, kameranın arkadan görüntü alması sebebi ile gaz tüfeğinin gözükmediği, bu nedenle görüntü açısına göre söz konusu atışın açısının tespit edilmesinin mümkün olmadığı görülmüştür.”

    Raporda olay yerindeki diğer polisin de sırtının kameraya dönük olması sebebiyle atış açısının ve doğrudan eylemcilere nişan alıp almadığını tespit edilemediği ifade edildi.

    Jandarma raporunun sonuç bölümünde de polislerin eylemcilere nişan alıp almadığının tespit edilemediği yazıldı:

    “…görüntülerde gaz tüfeği ile atış yapan polislerin atışları incelendiğinde; atışların tamamının gösterici grubun bulunduğu değerlendirilen bölgelere doğru yapıldığı, atışların bazılarında polislerin başlarını hafif sağa doğru eğerek atış yaptıkları, bu atış pozisyonlarında nişan alıp almadıkları görüntülere göre tespit edilemediği, bazı atışların ise yere paralel-paralele yakın açılarda olduğu ve net atış açılarının tespit edilemediği, kolu sargılı 2. Zet polisinin yaptığı atışlarla diğer iki polisin yaptığı atışların birbirlerine benzerlik gösterdikleri görülmüştür.”

    “POLİS KANUNİ SINIRLARIN BİLİNCİNDE HAREKET ETTİ”

    Raporda ayrıca, Zet silahını ateşleyen sanık polisin, biber gazı kullanmada “kanuni sınırların bilincinde olarak” hareket ettiği sonucuna varıldı: “… sanık olduğu iddia edilen polisin ‘Göz Yaşartıcı Gazlar ve Gaz Maskelerinin Kullanımı Kursu’ eğitimi aldığı, gaz kullanımı ile ilgili kanuni sınırların bilincinde ve uygulamadan doğacak hukuki boyutları yorumlayacak seviyede personel olduğu anlaşılmaktadır.”

    “NİŞAN ALIP ALMADIĞINI SADECE KENDİSİ BİLİR”

    Jandarma raporunda, polisin nasıl atış yaptığını ancak kendisinin bilebileceği iddia edildi. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

    “Olay anındaki görüntülerde gösterici grubun ve bölgenin net görülmediği, atışı yapan kolluk görevlisinin gaz fişeğini gösterici grubun sağına, soluna, önüne veya arkasına doğru atıp atmadığı, doğrudan göstericileri hedef alacak şekilde nişan alıp almadığı, nişan almış ise nereye nişan aldığı, bu hususu sadece kendisinin bildiği, dosya kapsamında bununla ilgili beyanının bulunmadığı ve mevcut görüntü kayıtlarının net olmadığından dolayı kusur oranının tespiti hususunda yetersiz kalındığından kusur oranının tespiti sayın mahkemenizin takdirindedir.”

    “ÇATIŞMA YOKTU”

    Avukat Çiğdem Akbulut, raporun değerlendirme bölümünde maddi gerçeklerin çarpıtılmak istendiğini söyledi. Akbulut, şöyle konuştu:

    “Bir yandan somut tespitler yapmaktan kaçınan bir yandan da maddi gerçekleri çarpıtma gayreti olan bir rapor ile karşı karşıyayız. Sırf polis müdahalesi uygundur diyebilmek için, Berkin’ in vurulmasından saatler sonrasına ait, molotof kokteyli ve havai fişek kullanılan görüntüler üzerinden değerlendirme yapılıp, polis müdahalesinin mevzuata uygun olduğunu söylemek, çarpıtmadan öte değildir. Oysa aynı rapor, Berkin’in vurulma anında, sabah saatlerinde herhangi bir çatışma halinin, polise karşı saldırının olmadığı tespitini de yapıyor ki bu konuda görüntüler de çok net. Müdahale için mevzuata uygundur tespiti yapabilen rapor, sanık F.D.’nin aldığı eğitimler sebebiyle, Zet silahı kullanımda tamamen yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu söylerken, bu tecrübedeki bir polisin, yere paralel – paralele yakın atış yaptığında canlıların vurulabileceği hususunu öngörebilir olması gerektiği tespitinden ise kaçınıyor.”

    Akbulut, raporun yeni bir bilgi vermediğini de belirterek, şunları kaydetti:

    “Yarınki duruşmada, bu rapor aslında bize yine bir şey söylemediği için bu kez Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporu beklemek üzere yeni bir duruşma günü alıp ayrılacağız. Berkin’in vurulduğu günden bu yana tam 6,5 sene olmak üzere. Sevgili meslektaşlarım, Berkin Elvan’ın Halkın Hukuk Bürosu’ndan avukatları, Berkin gibi, Dilek Doğan gibi polis tarafından katledilenlerin avukatlığını yaptıkları için yalnızca 9 ay içerisinde toplamda 159 yılı bulan hapis cezalarına çarptırıldılar. Berkin’ in katilinin ise 6,5 yıldır, hala elinde bir başka çocuğu daha vurabileceği yasal bir silahı var.”

  • Berkin Elvan davasında olay yeri bilirkişisi bulunamıyor!

    Berkin Elvan davasında olay yeri bilirkişisi bulunamıyor!

    Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davasında dosyayı inceleyecek olay yeri bilirkişisi bulunamıyor.

    2013 yılında Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın faili polis Fatih Dalgalı’nın yargılandığı davada, 6 yıl sonra İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan keşfin raporu dosyaya girmişti.

    Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre raporda gaz tüfeği bilirkişilerinin sadece gaz tüfeği kullanıcısı olduklarından, olayda kusur oranlarının tespitinde yetersiz kaldıkları ifade edilmişti. Bilirkişiler, jandarma genelinde gaz tüfeği eğitimlerinin yapıldığı İzmir Foça Jandarma Okul Komutanlığı’ndaki usta öğrencilerin veya Adli Tıp Kurumu’nun kusur oranlarının tespiti için uygun oldukları belirtilmişti.

    Bunun üzerine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat yazarak Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nın emrindeki personelden iki kişilik gaz tüfeği eğitmeni ve bir kişi olay yeri inceleme personeli olmak üzere üç bilirkişilik heyet görevlendirilmesini talep etti.

    Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda Erkan Karakaya ve Bülent Poyraz’ın gaz tüfeği eğitmeni olarak görevlendirildiğini belirterek “Bağlı birliklerinde olay yeri inceleme birimi kadrosu ve bu konuda aktif olarak görev yapan herhangi bir birim bulunmamakla birlikte, İbrahim Akçal’ın olay yeri inceleme kursu görmüş tek personel olması nedeniyle olay yeri inceleme bilirkişi olarak görevlendirilmek üzere bildirilmiştir ve olay yeri inceleme bilirkişisi olarak görevlendirilmiştir” dedi. Akçal’ın olay yeri inceleme kursu aldığı ve bu branşta 5 yıldan daha uzun süreli olarak görev yaptığı ifade edildi.

    Olay yeri bilirkişisi olarak görevlendirilen Akçal ise gönderdiği dilekçede “2010 yılından bu yana olay yeri inceleme birimlerinde görev yapmadığını, bu branşta meydana gelen bilimsel, teknolojik ve mevzuat alanındaki değişiklik ve yeniliklerden uzak olduğunu belirtti. Akçal dilekçesinde bilirkişi görevlendirilmesinden alınmasını talep etti.

    Komutanlık da söz konusu dava dosyasının kamuoyundaki hassasiyeti ve yargılamaya yapacağı etki ve katkı durumu değerlendirildiğinde personelin bu görevinde istenilen düzeyde katkı sağlayamayacağını kaydederek Komutanlığa bağlı birliklerde görevli personelden olay yeri inceleme bilirkişisi olarak değerlendirilebilecek yeterlilikte ve nitelikte başka bir personelin bulunmadığını ifade etti. Komutanlık, İzmir İl Jandarma Komutanlığı emrinde aktif olarak görevli bulunan olay yeri inceleme timlerinde görevli personelden, bilirkişi olarak görevlendirme şartlarına haiz bir personelin söz konusu dava dosyasına olay yeri inceleme bilirkişisi olarak görevlendirilmesinin uygun olacağını belirtti.

    Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili dava 25 Eylül tarihinde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.