Etiket: binyamin netanyahu

  • Ateşkesin bitmesi ardından İsrail bombardımanı yoğunlaştı!

    Ateşkesin bitmesi ardından İsrail bombardımanı yoğunlaştı!

    PİRHA – İsrail Ordusu, Gazze’de geçici ateşkesin sona ermesinden bu yana 400’den fazla hedefi vurduğunu duyurdu. Filistin resmi haber ajansı WAFA, Gazze saldırılarına yeniden başlayan İsrail’in kuzeydeki Cebaliye’yi vurduğunu, 100’den fazla ölü ve çok sayıda yaralı olduğunu duyurdu.

    İsrail Ordusu Sözcüsü, Gazze’nin kuzey ve güneyindeki bazı mahallelerden tahliye talimatı veren bir mesaj paylaştı.

    İsrail Ordusu’nun Arapça Sözcüsü Avichay Adraee, X platformunda, Filistinlilerin hangi mahalleri tahliye edip, hangilerine geçmeleri gerektiğini tarif eden haritalar paylaştı.

    Mesajda Cebeliye ve Şucaiye’deki bazı mahallelerde yaşayanlara Gazze kenti de dahil, farklı bölgelere gitmeleri söylendi. Gazze şehri ateşkesten önce İsrail Ordusu tarafından yoğun bir şekilde bombalanmıştı.

    Güney Gazze haritalarında da Han Yunus yakınlarındaki bazı mahallelerde yer alan Filistinlilerin Mısır sınırındaki Refah’ta bulunan sığınaklara gitmesi istendi. Bu alan ateşkesin bitmesinden sonra İsrail’in bombaladığı yerlerden biriydi.

    İsrail Ordusu, Gazze’de geçici ateşkesin sona ermesinden bu yana 400’den fazla hedefe saldırı düzenlendiğini duyurdu.

    İsrail Ordusu’nun yazılı açıklamasına göre hava, deniz ve kara kuvvetleri Gazze’nin güneyi de dahil birçok bölgeyi hedef aldı.

    Açıklamada “Savaş uçakları Han Yunus bölgesine yönelik kapsamlı saldırıda 50’den fazla hedefi vurdu” denildi.

    İsrail Ordusu, Gazze’nin kuzeyinde İslami Cihat örgütü tarafından komuta merkezi olarak kullanıldığını iddia ettiği bir caminin de vurulduğunu bildirdi.

    İsrail’in Gazze’nin kuzeyinin tahliye edilmesi talebinden sonra yüzbinlerce Gazzeli bölgenin güneyindeki Han Yunus kentine sığınmış ve derme çatma barakalarla, BM’nin sağladığı yerlerde yaşamaya başlamıştı.

    7 günlük geçici ateşkesin ardından İsrail ordusu Gazze’ye yönelik saldırılarını sürdürürken, Gazze’nin güneyinden de İsrail’e roketler atıldığı bilgisi verildi. Yardım kuruluşları, çatışmaların yeniden başlamasının bölgede zaten kötü olan insani durumu daha da kötüleştireceğini söylüyor.

    Filistin resmi haber ajansı WAFA ise, Gazze saldırılarına yeniden başlayan İsrail’in kuzeydeki Cebaliye’yi vurduğunu, 100’den fazla ölü ve çok sayıda yaralı olduğunu duyurdu.

    GAZZE’NİN BOŞALTILMASI İÇİN DENİZ YOLU PLANI!

    Diğer yandan İsrail basını, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, “Gazze’deki Filistin nüfusunun azaltılması ve bunun için deniz yolunun açılması” yönünde bir plan üzerinde çalıştığını yazdı.

    Netanyahu’nun, savaş kabinesine, “Filistinlilerin Avrupa ya da Afrika ülkelerine göç etmesi için deniz yolunu açmayı düşündüğü bir planı sunduğu” bilgisi paylaşıldı.

    ESİR TAKASI ARDINDAN ACN KAYIPLARI ARTIYOR

    İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalara 4 gün “insani ara” verilmesine ilişkin uzlaşma, 24 Kasım Cuma günü saat 07.00’de (TSİ 08.00) uygulamaya girmiş ve ardından 3 gün daha uzatılmıştı.

    İsrail ordusu, 1 Aralık’ta “insani ara”nın sona erdiğini belirterek, hemen ardından Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını sürdürmüştü. Bu saldırılarda en az 178 kişinin öldüğü, 589 kişinin ise yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

    Kaynak: BBC, NPR

  • Gazze’de ‘İnsanlık’ krizi büyüyor!

    Gazze’de ‘İnsanlık’ krizi büyüyor!

    PİRHA-İsrail’in Gazze’de kara operasyonları sürüyor. İsrail savaşın ikinci aşamasına geçildiğini belirttirken, Hamas yönetimindeki sivil savunma servisi Gazze’de yüzlerce binanın yıkıldığını açıkladı. İsrail ateşkes çağrılarını redderken BM, binlerce kişinin insani yardım depolarına girdiğini açıklayarak, “Sivil düzen çöküyor” dedi.

    İsrail Gazze’de kara operasyonlarına devam ediyor. İsrail, Gazze Şeridi’nde yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Dün gün boyunca 20 hava saldırısının gerçekleştirildiği belirtildi. Bombardıman en yoğun olarak Gazze Şeridi’nin kuzey, batı ve doğusunda gerçekleşti.

    Hamas tarafından yönetilen bölgedeki sivil savunma servisi, İsrail’in düzenlediği hava saldırılarının Gazze’de yüzlerce binayı yerle bir ettiğini açıkladı.
    AFP’ye konuşan bir sözcü, “Binlerce ev daha hasar gördü” dedi ve yoğun bombardımanların kuzey Gazze’nin “manzarasını değiştirdiğini” sözlerine ekledi.

    “GERÇEKLEŞTİRİLEN KARA OPERASYONU SAVAŞIN İKİNCİ AŞAMASI“
    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de süren kara operasyonunun savaşın ikinci aşaması olduğunu söyledi. Netanyahu, “Bu uzun ve zor bir savaş olacak. Kazanacağız” dedi.

    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ise, ülke ordusunun “savaşta faz değişikliğine gidildiğini” ve operasyonun “ikinci bir emre kadar” devam edeceğini söyledi.
    Gallant İsrail televizyon kanalına verdiği demeçte “Bu gece Gazze’de yer yerinden oynadı” dedi.

    İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi dört dakikalık bir video güncellemesi yayınlayarak İsrail’in savaşın bir sonraki aşamasına geçtiğini söyledi.

    “Kuvvetlerimiz şu anda Gazze Şeridi’nde operasyonlarını sürdürüyor” diyen Halevi, “isabetli ve yoğun ateşle” desteklendiklerini sözlerine ekledi.
    Halevi, İsrail’in “en iyi asker ve komutanlarının” şu anda Gazze’de olduğunu ve son birkaç gün içinde ordu güçlerinin “Hamas terör örgütünün komutanlarını hedef almaya ve ortadan kaldırmaya devam ettiğini” söyledi.

    “GAZZE’DE ÖLENLERİN 3500’DEN FAZLASI ÇOCUK”

    Hamas’ın yönettiği Gazze’de Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye yaptığı saldırılarda 3500’den fazlası çocuk olmak üzere toplam 7703 kişinin öldüğünü açıkladı.

    Dünya Sağlık Örgütü’nden yapılan açıklamada “Gazze’de yoğun bombardıman ve kara saldırılarının yaşandığı ve çatışmaların halen devam ettiği bir gece boyunca sağlık çalışanları, hastalar ve siviller tam bir iletişim ve elektrik kesintisine maruz kaldı” denildi.

    Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) başkanı Mirjana Spoljaric,yaptığı açıklamada ise,”Büyük bombardımanların ortasında sivillerin Gazze’de gidecek güvenli bir yeri olmaması kabul edilemez. Askeri bir kuşatma sebebiyle şu anda yeterli bir insani müdahale mümkün değil” diye belirtti.

    İsrail’in ateşkes çağrılarını reddettiği ve cuma günü tüm iletişimi keserek operasyonlarını yoğunlaştırdığı Gazze’de, binlerce kişinin BM’nin insani yardım depolarına girdiği açıklandı. BM, “Sivil düzen çöküyor” uyarısı yaptı.

    İsrail’in Tel Aviv’de toplanan yüzlerce İsrailli ise, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el Kassam Tugayları’nın elinde bulunan İsrailli esirlerin geri getirilmesi talebiyle gösteri düzenledi. Eylemlerde, ateşkes çağrısı yapıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

  • Kar: Uluslararası Barış Gücü önerisi Filistin’in özgürlüğü önünde ciddi bir engeldir

    Kar: Uluslararası Barış Gücü önerisi Filistin’in özgürlüğü önünde ciddi bir engeldir

    PİRHA-Gazeteci Bereket Kar, Türkiye’nin, İsrail’i resmi olarak tanıyan ülkelerin başında geldiğini hatırlatarak, “Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından AKP, ‘Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir’ şeklinde bütün İslam liderleri ile bildiri çıkardı. O bildirinin ötesinde herhangi bir adım da atılmadı. Bugün Türkiye’nin önerdikleri de Filistin’in özgürlüğünün önünde ciddi bir engeldir” dedi.

    İsrail’in Gazze’ye dönük saldırıları devam ederken, iki taraf arasında 20 Mayıs’ta ateşkes yapılacağı iddiaları öne sürülmüştü. Söylentilerin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Mayıs’ta Gazze’ye yönelik hava saldırıları hakkında açıklama yaptı.
    Netanyahu, “Gazze ile olan düşmanlıkların sona ermesi için bir zaman çizelgesi belirlenmedi” diyerek hava saldırılarını durdurmaktan yana olmadıklarına işaret etti.

    Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) haber ajansında uzun yıllar gazetecilik yapan Bereket Kar ile İsrail’in son Doğu Kudüs saldırısını konuştuk.
    İsrail saldırısının ardında yatan temel gerçeklerin 73 yıl öncesine, yani İsrail devletinin kuruluşuna kadar uzandığını söyleyen Bereket Kar, “O dönemden günümüze kadar Kudüs’ü istedikleri şekilde, Doğu-Batı Kudüs değil de Yahudilerden oluşmuş tek bir Kudüs olarak, İsrail’in başkenti ilan edilmesini ve bütün dünyaya kabul ettirmesi amacını taşıyor” yorumunu yaptı.

    “FİLİSTİN HALKININ KUDÜS’TEN VAZGEÇMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Bereket Kar, Kudüs’te 350 bin kadar Filistinlinin yaşadığını belirterek, kimi kesimlerin Kudüs için sadece “Müslümanların bir inanç Merkezi” tanımlaması yaptığının da altını çizdi. Bereket Kar, Kudüs’ün sosyal, tarihsel, siyasal özelliklerine de işaret ederek, coğrafik bir bölge olması itibariyle bölge halkının buradan vazgeçmesinin mümkün olmadığını da söyledi. Gazeteci Kar, Filistinlilerin, Netanyahu’nun hamlesine karşı gerekli cevap verdiğini de söyleyerek “Ciddi bir ayaklanma ile Kudüs’ün sahiplenmesi ve Gazze, Batı Şeria ile dayanışma içerisinde gerçekleşen bu direniş son derece önem taşıyor. İsrail’in bu hamlesi boşa çıkartılmış durumdadır” yorumunu yaptı.

    “FİLİSTİN HALKI, TARİHİNİN EN MORALLİ SÜRECİNİ YAŞIYOR”

    Gazeteci Bereket Kar, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bu saldırı ile siyasi pozisyonunu ne derece güçlendireceğine de yanıt verdi. Netanyahu’nun 2 ay öncesinde gerçekleşmiş seçimlerde hala bir hükümet kuramadığına işaret eden Bereket Kar, şunları aktardı:

    “Netanyahu bugün yolsuzlukla itham edilmiş ve milletvekilliği düşmesi durumunda yargının karşısına çıkarılıp hesap sorulacak bir şahsiyet olarak görülüyor. Gerek kendisinin gerekse de partisinin karşı karşıya kaldığı son derece ciddi bir sorun var. Netanyahu, ne yapıp yapıp içerde, dışarıda bu durumdan kurtulacak ve yeniden iktidara kendini dayatacak bir gelişmeyi bekliyor. Kudüs’e yönelik hamlesiyle aslında İsrail’i bir savaşa sokma ve en azından gerek Filistinlilerin ve dışarıdaki güçlerin saldırısıyla bunu tamamlamaya çalışmaktaydı. Ama Netanyahu bu pozisyonunu güçlendirmek yerine bana göre zayıflattı ve hiç beklemediği bir şok ile karşı karşıya kaldı. Filistin’in dört büyük parçasına yayılan ve bir nevi 3. İntifadının (ayaklanma) ayak sesleri olarak ifade edilebilecek bir direniş, bir halk iradesi ve buna refakat eden özellikle Gazze’den olan silahlı saldırı İsrail’i çok ciddi bir köşeye sıkıştırmış durumda. Filistin halkı tarihinin en moralli sürecini yaşıyor. Gerek içeride, gerekse de dışarıda…”

    “ARAP ÜLKELERİNİN SESSİZLİĞİNİ ANLAMAK MÜMKÜN”

    Gazeteci Bereket Kar, Ortadoğu ülkelerinin, İsrail’e karşı sessiz oluşunun sebeplerini de sıraladı. Trump’ın, “Yüzyıl projesi” çerçevesinde Arap ülkelerini İsrail’le normalleşmeye zorladığına işaret eden Kar “Ama bu hiçbir zaman Arap halklarının, İsrail’le barışması anlamına gelmedi” dedi. Gazeteci Kar, Filistin’in tarihte çok az rastlanır bir dayanışma ile karşı karşıya olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Evet Arap ülke yönetimleri sessiz. Çünkü İsrail’le Filistinlilere rağmen normalleşme ilişkilerine girdiler ve birtakım barış antlaşmaları imzaladılar. Halbuki halklar tamamiyle bunun karşısında olduğunu belirtti. Belki de ilk defa bu kadar, Tunus ve Mısır’ı bir tarafa bırakacak olursak, Arap baharını aşan bir halk dayanışması gerçekleşti. Özellikle de Filistin’i çevreleyen Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan gibi ülkelerde halkın çok ciddi bir dayanışması söz konusu. Buna kendi ülke yönetimlerinin sessiz kalması aslında tesadüfi değildir. Zira iki arada bir derede kaldılar. Bir tarafta imzaladıkları barış antlaşmaları, diğer taraftan kendi halklarının bugün Filistin halkı ile olan dayanışması söz konusu. Dolayısıyla yönetimleri anlamak mümkün. Çünkü ABD ile olan çok ciddi ilişkileri var. Hem içeriden, bir de dışarıdan İsrail ve ABD’nin tepkilerini alacak olurlarsa bu iktidarların, ulus devletlerinin giderek gerilemesi hatta yıkılması anlamına gelebilir. Dolayısıyla bu sessizliklerini koruyacaklarını ve hatta bir an evvel bu süren savaşın durdurulmasını talep etmekteler.”

    “FİLİSTİN DAVASI ARTIK FARKLI BİR KULVARDA SEYREDECEK”

    Bereket Kar, İsrail’in saldırısının ardından AKP’nin tutumunu “Sürpriz olmadı” sözleriyle değerlendirerek, Türkiye’nin, İsrail devletini ilk tanıyan ülkelerin başında geldiğini vurguladı.

    Gazeteci Kar, işgalin durması için AKP’nin önerdiği uluslararası bir barış gücünün Filistin’in özgürlüğüne zarar vereceğini işaret ederek şunları söyledi:

    “1948’den bu yana bütün işgallere, bütün demografik değişikliklere yerleşim birimlerinin işgaline ve her türlü katliamlarda Türkiye, devlet olarak ya da hükümet olarak kimi tepkiler göstermiş olsa bile bunun bir karşılığı hiçbir şekilde pratiğe dönüşmemiştir. Türkiye ile İsrail arasında bütün dönemlerde aslında ekonomik, ticari, hatta askeri ve özellikle de Turizm ilişkileri son derece gelişkin kalmaya devam etti. Bugün açısından da durum farklı değildir. Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve elçiliğini 2017’de Kudüs’e tanıdığını açıklaması üzerine hatırlanacağı gibi AKP hükümeti bir çağrı yaparak İslam Teşkilatı İşbirliği Konferansı’nı İstanbul’da kabul etti ve o zaman ‘Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir’ şeklinde bütün Arap ve İslam liderleri ile poz vererek bir bildiri çıkardı. O bildirinin ötesinde herhangi bir adım atılmadı.

    “TÜRKİYE TARAFINDAN BARIŞ GÜCÜNÜN GÖNDERİLMESİ FİLİSTİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜNDE ENGELDİR”

    Bugün açısından önermeye çalışılan Türkiye tarafından Uluslararası bir barış gücünün gönderilmesi aslında tamamı ile Filistin kurtuluşunun, özgürlüğünün önünde ciddi bir engeldir. Filistinli güçler, hiçbir şekilde öyle bir gücün orada konumlanmasını istemezler. Zira o konumlanma İsrail’in yaptığı tüm işgallerini kabul etmek ve var olan statüyü resmileştirmek anlamına gelir ki bunu İsrail kabul etse bile Filistin örgütlerinin kabul edeceğini tahmin etmiyorum.
    Aynı zamanda Mavi Marmara gemisinin sonuçları, o baskında hayatını kaybeden 10 kişiye dönük politikalar, o zamanki kükremeler ve tehditlerin nasıl sonuçlandığını herkes bilmekte. O olayda da Türkiye bunların karşılığında verilen 20 Milyon Doları alarak yakınlarını kaybeden ailelerin, İsrail hakkında dava açmaları engellendi, bunun sözü İsrail’e verilerek ilişkiler devam ettirildi.
    Dolayısıyla bugün açısından bütün tehditlere ve yöneltilen suçlamalara rağmen bunun karşılığında ciddi bir hayata dönüşen bir yaptırımın olacağı kanaatinde değilim. Bugünler de geçmişte olduğu gibi geçecek ve İsrail politikalarına devam edecek ama bunun hiçbir zaman, özellikle Filistin halkı açısından eskisinin tekrarı olmayacağının bir kanıtı var. Bu kanıt da bütün demokratik, barışçıl mücadelenin bütün Filistin’i kapsaması ve buna özellikle Gazze’den refakat eden silahlı mücadelenin tekbir Hamas’a indirgenemeyeceği, bütün güçleri kapsadığı ve Filistin halkının rızasını aldığının altını çizmek lazım. Bu son derece önemli bir gelişme. Bundan böyle Filistin davası, geçmişten daha farklı bir kulvarda seyredeceği kanaatindeyim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    Foto: gazeteDuvar