Etiket: birgül sarıkaya

  • ‘Maraş Katliamı, 12 Eylül darbesinin önünün açılması için tezgahlandı’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı, 12 Eylül darbesinin önünün açılması için tezgahlandı’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Batıkent Şubesi/Cemevi’nde, Maraş Katliamı’nın tanıkları yaşadıklarını anlattı. Etkinliğe katılan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi tarihinin katliamlarla dolu olduğunun altını çizdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Batıkent Şubesi/Cemevi’nde “1978 Maraş, Maraş Katliamı Tanıkları Anlatıyor” başlıklı panel düzenlendi. O dönemin tanıklarından Birgül Sarıkaya ve Hamit Kapan’ın katıldığı anma etkinliğinde Maraş ve tüm yaşanan katliamlarda yaşamlarını yitirenler için çerağ uyandırılırken, 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Cemevi yönetiminden Türkan Akbıyık ise etkinlik öncesi deyişler okudu.

    “YILIN HER GÜNÜNÜ ANMALARLA GEÇİREN BİR COĞRAFYANIN ÇOCUKLARIYIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe yaptığı konuşmada, “Neredeyse yılın her gününü anmalarla geçiren bir coğrafyanın çocuklarıyız, takvim yapraklarında yer kalmadı. Bugün evet Maraş 46. yıl dönümünde katliamda yaşamını yitiren canlarımızı anmak için toplandık. Ama bugün aynı zamanda yine sadece suçları sınırın ötesinden geçimlerini sağlamak için getirdikleri malları satmak isteyen çocukların üzerlerine bombaların atıldığı yıl. Çocuk yaşta insanların katledildiği yıl Roboski” dedi.

    “ALEVİLER DÜNYANIN HER YERİNDE AYNI YÖNTEMLERLE KATLEDİLİYOR”

    Takvim yapraklarında yer kalmadığını belirten Erçe, “Ama şunu da ifade etmek istiyorum ki bazen zaman değişiyor, mekân değişiyor, coğrafya değişiyor ama değişmeyen bir şey var Alevilerin kaderinde kader dediğime bakmayın Alevilerin yaşadığı her şey aslında onların bir nevi kaderi değil ama onlara kader olarak biçilmiş dedim ya coğrafya değişiyor zaman değişiyor değişmeyen bir şey var. Aleviler dünyanın her yerinde aynı yöntemlerle katlediliyorlar” diye konuştu.

    “MARAŞ İNSANLIĞIN BİTTİĞİ YERDİR”

    Söz alan PSAKD Batıkent Şube Başkanı Kâmil Ateşoğulları ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Maraş’ta, Sivas’ta, Gazi’ de yaşananlar bir insanlık suçu. Yapılan katliamlar bir insanlık suçu olduğu için insanlık suçunda zaman aşımı yoktur. Bu ülkede adaletsiz ve hukuka aykırı çok şeyler yapıldı. Bu nedenle bunları unutmayalım ve bunları yeniden gündeme getireceğiz. Bunları gündeme getirebilmek için de siyaset ve iktidar olmanın çok önemli olduğunu görüyoruz. Çünkü artık Türkiye’de yargı yok, güvenilecek hiçbir şey yok. Tek bir şey var ne yapıp yapıp iktidar olmak ve bunları çözmek gerek. Maraş insanlığın bittiği yerdir”

    “MARAŞ KATLİAMI UZUN YILLAR TARİHİMİZDE YER ALMADI”

    Maraş katliamı tanığı Birgül Sarıkaya ise, Maraş katliamının uzun yıllar tarihte yer bulmadığını belirterek, “Coğrafyamız gerçekten kanla dolu. Bütün katliamlar, bütün yok oluşlar, bütün kayıplar tarihlerde yer aldığı halde Maraş katliamı uzun yıllar tarihimizde yer almadı. Bu beni en çok yaralayan süreçtir ta ki 2011 yılına kadar. Son 17 yıl gündemde tutulup kendi STK’larımız, kendi cemevlerimiz ve Alevi canlarımızla birlikte yürütülen bu anlatımlarımızla sizin gibi gelen canlara sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Maraş Katliamı anlatımlarıyla ilgili bu konuda iki kişiden biriyim ben ve diğeri Hamit abi katliam sürecinde görmüş olduğu işkenceye aktarıyor bense yaşadıklarımı aktarıyorum” diye konuştu.

    “YAŞADIĞIMIZ DRAM, TARİHİMİZİN EN BÜYÜK DRAMI”

    “Yaşadığım sürece son nefesimize kadar bu görevi götüreceğiz” diyen Sarıkaya, ” Yaşadığımız dram tarihimizin en büyük dramı. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in söylemiş olduğu güzel bir cümle var onunla söze başlamak istiyorum; ‘Ekilir ekin geliriz, ezilir un geliriz. Bir ölür bin geliriz, bizi öldürmek kurtulmuş mu?’ Bizi öldürmek kurtuluş değil.

    46 yıl sonra bile olsa kendi sesimizi buradaki kıymetli canlara duyurabilme huzurunu yaşıyorum. Alevi halkını Maraş’ta toprakları çok verimsiz çok kötü olan ve sivrisineklerin bulunduğu yerlere Alevileri koymuşlar daha sonraki yapılan istimlahlarla ile birlikte Aleviler oraları verimli hale getirince doğal olarak Aleviler ekonomik olarak güçlenmişler. Ekonomik olarak eli güçlü olunca da Maraş’ın içerisinde sürekli dükkân alıp ticaret yapan Alevi Kürt halkı vardı ve bundan da çok rahatsız oluyorlardı. Çünkü orada şöyle bir anlayış vardı Biz Alevilerin altında çalışabilecek yapıda insanlar değiliz çünkü biz Müslümanız onlar Kızılbaş. Kızılbaşların böyle bir hakkı yok. Bu hakkı onlardan alma fikir olarak düşünüyorlardı.  Hala da emin olun aynı zihniyetle devam ediyorlar” diye konuştu.

    “BİR HAFTA ZULMÜ YAŞAMAK ZORUNDA KALDIK”

    Maraş’a anmaya gidenlerin hala zorla içeri alındığını belirten Birgül Sarıkaya, “Basın açıklamasıyla insanlarımıza ulaşmamıza engel oluyorlar. Oysa biz oraya sadece karanfillerimizi alıp götürmek için gitmekteyiz sadece karanfil bırakacağız. Maraş denildiği zaman benim aklımda kalan havanın çok sisli, çok puslu olduğuydu. Çünkü evler, dükkanlar yanıyor. Normal sobalardan çıkan bir sis değil bu, insanlar yanıyor. Karanlık bir iklim ve sokaklardan akan insan kanı. Biz bir hafta bu zulmü yaşamak zorunda kaldık, bırakıldık neden Alevi kimliğimizden, inancımızdan dolayı” dedi.

    “KATLİAM GÜNÜNE KADAR MARAŞ’TA YAŞADIM”

    Maraş’ta doğup büyüdüğünü ama aslen Dersimli olduğunu belirten Maraş Katliam sanığı Hamit Kapan, “Dersimli bir ailenin çocuğuyum. 38 Dersim Terselesinden sonra Maraş’a yerleşmiş bir ailenin çocuğuyum. Kureyş aşiretindeyim. Katliam gününe kadar Maraş’ta yaşadım. Yörük Selim Mahallesi’nde büyüdüm. Maraş Yörük Selim Mahallesi dayanışmayı, birlikte olmayı, birlikte mücadele etmeyi, ortaklaşmayı en üst seviyede yaşayan bir mahalle olarak yaşamını sürdürürken sonraki yıllarda devrimcilerin de o bölgede siyasal bir yapıya bürünerek o birlikteliği, o dayanışma ruhunu en üst seviye taşımış bir mahalledir. Özellikle Maraş’ın o Sünni, gerici, yobaz halk Yörük Selim Mahallesi’ne elini kolunu sallayarak giremezlerdi ta ki katliam günü onları kışkırtanlara kadar. Ben Maraş Katliamı’nı genellikle üç başlıkta anlatmaya çalışıyorum; birincisi katliam öncesi ülkemizde ve Maraş’taki siyasi ve ekonomik yapılanmaların gelişmelerin anlatıldığı, ikinci bölümde vahşeti ve direnişi, üçüncü  bölümde ise işkenceleri ve göçü işlemeye çalışıyorum. Çünkü bunların üçü birbirine bağlı ayrı düşünülmemesi gereken önemli kısımlardır diye düşünüyorum” dedi.

    “YARALARIMIZ KANIYOR, MARAŞ’IN HESABI SORULMAMIŞTIR”

    Maraş Katliamı’nın hala günümüzde hesabının sorulmadığını belirten Kapan, “Yaraları sarılmamış ve hala günümüzde yaralarımız kanıyor, hala günümüzde mezarlarımız kayıp, hala gerçek failler, bu işi tezgahlayan, planlayan gerçek sorumlular kavuşturulmamış, açığa çıkarılmamış, hesabı sorulmamış bir katliamdır.

    Katliam günlerinde yeni doğan ya da o yıllarda 5-6 yaşında olanlar bugün 50 yaşında ama hala çocukların, insanların kulaklarına yaşadıkları katliamı, vahşetini fısıldıyorlar ve katliamı yaşayanlar her an hissediyorlar anlatırken, katliamı hissediyorlar, bugün Birgül Can’ın hissettiği gibi. Dolayısıyla Maraş Katliamı 19.00’da başladı 26’sında da bitti diye düşünüp, orada kaldı diye düşünmemek gerekir hala yaşıyor, hala sürüyor ve hala hesabı sorulmamış bir katliamdır” diye konuştu.

    “MARAŞ KATLİAMI’NDAN 15 GÜN ÖNCE ZENGİNLER ‘MARAŞ’TAN ÇIKIN’ DENİLEREK UYARILMIŞ”

    Hamit Kapan, Maraş Katliamı’na giden süreci anlatarak şunları kaydetti:

    “Aslında ülkemiz üzerinde çıkarları olan uluslararası sermaye güçleri ve onların yerli oligarşik işbirlikçilerinin genel çıkarları giderek tehlikeye, çıkmaza giriyordu. İşte bunun önüne geçebilmek, toplumsal muhalefeti bastırabilmek için ülkemizde bir 12 Eylül faşizmi, diktatörlüğünün koşullarını için buna gidecek yol da yavaş yavaş döşeniyordu. 24 Ocak kararları ancak ve ancak böylesi bir askeri diktatörlükle yürütebilirdi. Asıl amaçları da buydu.

    Maraş Katliamı’ndan 15 gün önce Maraş’taki fabrikatörleri, zenginleri ‘Maraş’tan çıkın, Maraş’ta çatışmalar olacak’ biçiminde uyarıyorlar ve onları Hatay’da otellere yerleştiriyorlar. Maraş Katliamı günleri öncesi yılbaşı arifesi olduğu için Milli Piyangocu kılığında birilerinin Maraş’a getirilip yerleştirildiği geçeği var. Bunların hepsi mahkeme tutanaklarında mevcut. Daha sonra Milli Piyango Genel Müdürlüğü’ne bu şahısların ismi soruluyor, ‘Maraş’ta bu isimler adında bayiniz var mı’ diye soruluyor, hayır. ‘Bizim Maraş’ta o isimlerde seyyar bayilerimiz yoktur’ deniliyor. Buradan anlaşılıyor ki o isimler bir yerlerden getirilip Maraş’a yerleştirilmiş. Belki çoğunu tanırsınız o dönem Ankara’nın Bahçelievler, Karşıyaka, Keçiören semtlerinde oturduğu bilinen; Hüseyin Yıldız, Haluk Kırcı, Mustafa Ülger, Remzi Çayır, Mustafa Ömür, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment, Mustafa Korkmaz ve İsmail Ufuk ile Mehmet Güneş o dönem ülkenin genelinde siyasi cinayetler işlemiş, akademisyenlerimizi, aydınlarımızı, gazetecilerimizi katletmiş eli kanlı katillerdir.”

     PİRHA/ANKARA

     

     

  • Birgül Sarıkaya, Maraş Alevi Katliamı’nda yaşadıklarını yazdı: Vicdanları kanatsın istiyorum- VİDEO

    Birgül Sarıkaya, Maraş Alevi Katliamı’nda yaşadıklarını yazdı: Vicdanları kanatsın istiyorum- VİDEO

    PİRHA- Maraş Alevi Katliamı’nda babası öldürülen, annesi yaralanan ve kendisi de saldırıya maruz kalan Birgül Sarıkaya, katliamda yaşananları kitaplaştırdı. Sarıkaya, ‘Maraş’taki Çocuk’ ismiyle yazdığı kitabın faillerin vicdanlarını kanatarak, af dilemelerine sebep olmasını istedi. 

    19 Aralık 1978’de Maraş’ta Alevilere yönelik günlerce süren büyük bir saldırı yapıldı ve katliama evrildi. Resmi kayıtlara göre katliamda 111 kişi öldürüldü, 100’ün üzerinde kişi yaralandı, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı. Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı.

    Katliamı yaşayanlar yıllardır gerçek adaletin sağlanmasını talep ediyor. Onlardan biri olan Birgül Sarıkaya, saldırılar sırasında 14 yaşındaydı. Aslen Sivaslı olan Sarıkaya, katliamda babası ilköğretim müfettişi Süleyman Metin’i kaybetti. Annesinin üzerine ise benzin dökülerek yakılmak istendi, gözü yaralandı. Kız kardeşleriyle birlikte saldırganlardan kaçmaya çalışırken tacize uğradılar, darp edildiler.

    Tüm bu yaşananların travmalarını ve acılarını 45 yıldan fazladır içinde taşıyan Sarıkaya, yaşatılanların unutulmaması için yıllardır mücadele ediyor. Bu mücadelesini yazdığı kitapla sürdürüyor.

    Birgül Sarıkaya, katliamda yaşananları ve kitabı yazma sürecini PİRHA’ya anlattı:

    “KURTULUŞUMUZ MUCİZEYDİ”

    12 Eylül sürecinin yarattığı korku imparatorluğunun etkisiyle katliam konusunda herkesin sustuğunu söyleyen Birgül Sarıkaya, “Herkes içine konuştu ve sustu. Ben bunu hiçbir zaman için hazmedemedim” diyerek kitap yazma ihtiyacını anlattı.

    Saldırılar olduğu sırada ailesiyle birlikte evde olan Sarıkaya, yaşananları şöyle anlattı:

    “Beklenmedik bir şekilde etrafımız sarıldı, evimiz ateşe verildi, babamız gözümüzün önünde öldürüldü, bizler kaçırıldık, sokaklarda mağdur edilerek büyük bir can pazarı yaşadık. Bizi döverek, sürükleyerek türlü hakaretlerle bilmediğimiz bir mahallede bir eve götürüp kapattılar. O evden kaçtık. Peşimize düştüler, bizi kovaladılar. Ablamın bir arkadaşının evine sığındık. Maraş’ın yerlisi tutucu bir aileydi. Evin hanımı bizi korudu, vermek istemedi ama kocası evi yakarlar diye korkuyordu, bizi onlara vermek istiyordu. Sonunda kadın hükümet konağına haber göndermiş. Askerler geldiler. Bizi bir askeri araca bindirdiler. Etrafımızda asker varken bile bize vuruyor, hakaret ediyorlardı. Üç kız kardeş, hükümet konağına götürüldük. Annemiz geldi yanımıza, vücudunun çeşitli yerlerinden ve yüzünden yaralı halde, bir gözünü kaybetmiş olarak. Üzerine gaz döküp yakmaya çalışmışlar üstelik. 7 yaşındaki kız kardeşimizin kayıp olduğunu o an fark ettik. 15 gün sonra bulabildik onu.
    O gece kurtulmamız tam anlamıyla bir mucizeydi. Çünkü arkamızdan bizi kovalayan güruh, bizi bir şekilde köşeye sıkıştıracağını düşünüyordu, bizim bir yere sığınabileceğimizi beklemiyorlardı. Biz de sonumuzun bu şekilde olacağını düşünmüyorduk. Kaçıyorduk ama yakalanıp öldürüleceğimizi sanıyorduk.”

    “UMARIM BU KİTAP MAĞDURLARIN DİLİ OLUR”

    10 sene önce kitabı yazmaya başlayan Sarıkaya, yaşananların ağırlığını kaldıramadığı için ara verdiğini belirterek, “Yıllardır yazmaya çalışıyorum. İlk yazmaya çalıştığımda bıraktım çünkü yüreğim kaldırmadı. 5 yıl sonra yeniden başladım yazmaya ama hep bırakmak zorunda kaldım yaşananların ağırlığı sebebiyle. Ama bu kış ‘artık bitirmem gerekiyor’ diyerek 6 ay boyunca kendimi eve kapattım. Yazma süreci oldukça sancılı geçti. Yerlerde sürünerek, o acıları tekrar tekrar yaşayarak tamamlamış oldum” dedi.

    YÜREKTEN DÜNYAYA FIRLATILAN KELİMELER

    Maraş’taki Çocuk’un, katliam mağdurlarının dili olmasını uman Sarıkaya, kitabın vicdanlara dokunmasını dileyerek şu ifadeleri kullandı:

    “Bu kitap umarım gerçekten bir çok kişiye ulaşır ve benim gibi mağdur olan birçok kişinin dili olur. Özellikle katliamı yapanlar neler yaşattıklarını, neler hissettirdiklerini görmüş olurlar. Vicdanlarında bir kanama olsun istiyorum. Umarım onlardan birkaç kişi de olsa bu kitabı okur ve vicdanlarını kanatır. Böylelikle af diliyoruz diyebilirler belki. Bu benim için çok kıymetli olur. O af benim acımı dindirmeyecek fakat onun bir insan yüzünü görebilmek, insanlık adına bir umut olarak yansıyacak. Yayınevi kitabım için ‘Bu kitap ne edebiyat dünyasına ne de politikaya sığar. Yürekten dünyaya fırlatılan kelimeler bunlar’ şeklinde yorum yaptı. Umarım dedikleri şekilde hiçbir yere sığmayan bir kitap olur ve insanlarda iz bırakır. Barış anlamında iz bıraksın istiyorum. Yolculuğu barış ve sevgi olsun istiyorum.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de anma: Maraş Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı-VİDEO

    Mersin’de anma: Maraş Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, devletin derin güçlerince katliamın yapıldığına dikkat çekti ve başta Maraş olmak üzere Alevilere yönelik yapılan hiçbir katliamın Alevileri yolundan döndürmeyeceğini ifade etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılı dolayısıyla anma ve basın açıklaması yaptı. Dernek binasında yapılan basın açıklamasını DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik okudu. Anmaya Maraş Katliamı tanıkları Birgül Sarıkaya, Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Açıklamadan önce Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır gülbeng okudu, çerağ uyandırıldı.

    “CUMHURİYET TARİHİNİN EN KANLI KATLİAMI”

    DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Maraş Katliamı’nda 500’den fazla insanın öldürüldüğünü belirterek, Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamlardan biri olduğunu söyledi.

    12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak için devletin böyle bir katliam yaptığını kaydeden Çelik, “Devletin derin güçlerince Ülkücü Öğrenci Derneği’nde o dönemin dernek başkanı ve yardımcısı tarafından tezgahlanarak, yine ülkücü Ökkeş Kenger’e Çiçek Sineması’na ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ isimli milliyetçi film oynatılırken bomba attırılmasıyla başlatılmış ve tam bir hafta katliamlar devam etmiştir. Milliyetçi faşistler daha önce belirledikleri Kürt Kızılbaş Alevilerin yaşadığı bölgelere evlere saldırıp büyük bir katliam gerçekleştirmişlerdir” dedi.

    “KATLİAMLAR BİZİ YOLUMUZDAN DÖNDÜREMEZ”

    Türkiye tarihinde Alevilere yönelik yapılan katliamların, asimilasyon hamlelerinin Alevileri yolundan döndürmeyeceğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

    “Koçgiri, Çorum, Dersim, Gar, Suruç ve Sivas katliamları bizleri yolumuzdan, inancımızdan döndürmedi. Bizler Hakk yolundan yürümeye devam ediyoruz. Sabah yüzümüzü güneşe dönerek cümle canlılar için duamızı ediyor, ulularımıza, pirlerimize niyaz eyliyoruz. Bizler 72 millete aynı nazarla bakan bir inancın, kültürün evlatlarıyız. Asla hiçbir kimseyi, toplumu farklılıklarından dolayı ötekileştirmeyiz. Coğrafyamızda ve dünyanın her yerinde yapılan savaşlara karşı durduk ve de duracağız. Her zaman halkların kardeşliğini savunduk ve savunmaya devam edeceğiz.”

    Hüsniye Çelik, bugünün aynı zamanda “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında cezaevlerinde yapılan katliamın 23’üncü yıl dönümü olduğunu da hatırlatarak, katliamlarda yaşamını yitirenleri andı.

    Anmanın ardından katliamda yaşamını yitirenler için lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Büyük bir soykırım; Maraş Katliamı tarihin tozlu sayfalarında kapalı kalmasın’-VİDEO

    ‘Büyük bir soykırım; Maraş Katliamı tarihin tozlu sayfalarında kapalı kalmasın’-VİDEO

    PİRHA-Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçmesine karşın, acılar ve adalet arayışı devam ediyor. Maraş Katliamı tanıklarından Birgül Sarıkaya, “Yaşarken adaletin sağlandığını görme şansına sahip olabilirim. Susturmalarına rağmen son 16 yıldır paylaşıyorum. Çünkü yüreğim artık bunu taşımıyor, paylaşmak istiyorum herkesle. Büyük bir acı, büyük bir dram, büyük bir soykırım var orada. Bunun tarihin tozlu sayfalarında kapalı kalmasına yüreğim asla izin vermiyor” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 44’üncü yıl dönümü. 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşen katliamda onlarca yurttaş yaşamını yitirdi, yaralandı ve binlercesi de Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı. 44 yıl geçse de o günlerin acısı hiçbir zaman dinmedi. Birgül Sarıkaya da, Maraş Katliamı’nı yaşayanlardan ve katliamda ilköğretim müfettişi olan babası Süleyman Metin’i kaybedenlerden biri.

    Maraş Katliamı yaşandığında 14 yaşında bir çocuk olan Birgül Sarıkaya, o günün acısını yüreğinde taşımaya devam ediyor.

    Sarıkaya, “44 yılın acısını anlatmaya kalksam herhalde 40 ciltlik bir sayfaya dökebilirim. 44 yıl geçmesine rağmen bu karanlığın aydınlığa çıkmaması sanırım benim gibi içinde bulunup yara alan kişileri daha çok yaralıyor” sözleriyle, yaşadıklarını özetliyor.

    “YÜREĞİM ARTIK BUNU TAŞIMIYOR”

    Maraş Katliamı’nı yapanları ve planlayanları açığa çıkarmak için mücadele etttiğini belirten Birgül Sarıkaya, “Bunun çok büyük mücadelesini veriyorum. Hem duygu olarak, hem alanlarda. Yaşarken adaletin sağlandığını görme şansına sahip olabilirim diyorum. Elbette ki izin vermeyecekler ama mücadeleyi, susturmalarına rağmen son 16 yıldır paylaşıyorum. Çünkü yüreğim artık bunu taşımıyor, paylaşmak istiyorum herkesle. Büyük bir acı, büyük bir dram, büyük bir soykırım var orada. Bunun tarihin tozlu sayfalarında kapalı kalmasına yüreğim asla izin vermiyor, el vermiyor” diyerek, katliamın bir gün aydınlığa çıkacağının umudunu paylaşıyor.

    “O DUYGULAR BENİ 36 SENE UYKUSUZ BIRAKTI

    Maraş’taki sessizliği ve suskunluğu korkunun hala devam etmesi olarak değerlendiren Birgül Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü hemen ardından darbe geldi ve silindir gibi geçti. İnsanları iyice karanlığa ve suskunluğa boğdu. Aleviyim demek zaten o tarihlerde büyük bir sorundu. Sonraki zamanlarda biraz daha birleşe birleşe, direne direne Alevi olduğumuzu seslendirip artık bu katliamın da var olduğunu, yakın tarihte bizleri çok yaktığını anlatabildik.
    Bu konuda ben gerçekten çok büyük bir savaş veriyorum. Çünkü artık o duygular beni 36 sene uykusuz bıraktı. Ne zaman ki paylaştım, bana mikrofon uzatıldı, yanıma gelindi, dokundular yüreğime, ondan sonra paylaştıkça acım bitmedi ama hafiflediğini düşünüyorum. Yani bunun saklanılması üzerine toprak atılması insanlık ayıbı. Kerbela’yı nasıl okuyup görüyorlarsa Maraş’ı da aynı o şekilde okuyup görsünler istiyorum.”

    “BU TÜR ACILARI BİR DAHA YAŞAMAMAK ADINA MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Gülşen Türk de, katliamın yaşandığı mahallerden biri olan Yörükselim’de aydın ve demokrat insanların yaşadığına işaret ederek, “Zaten tek tek buldukları yerde canlarımızı o kadar kötü şekilde, acı şekilde katlettiler ki gerçekten unutulacak bir acı değil. Kesinlikle bu acıya sahip çıkmak, üzerine gitmek, bu tür acıları bir daha yaşamamak adına mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Diren KESER/MERSİN