Etiket: birgün

  • İsmail Arı hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemi!

    İsmail Arı hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemi!

    PİRHA- Yaklaşık 2 aydır tutuklu olan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırlandı. Arı’nın 2 yıldan 6 yıla kadar cezalandırılması istendi.

    Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Arı’ya, “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Gizliliğin ihlali” isuçlaması yöneltildi.

    Suçlamalara gerekçe olarak ise Arı’nın YouTube programındaki açıklamaları, BirGün TV’de katıldığı programda Erdoğan ailesinin 20 vakfın yönetiminde bulunması ve bu vakıflara aktarılan kamu kaynaklarına ilişkin ifadeleri yer aldı.

    İddianame, Ankara 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, duruşma tarihi ise açıklanmadı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci İsmail Arı gözaltına alındı!

    Gazeteci İsmail Arı gözaltına alındı!

    PİRHA- Gazeteci İsmail Arı, Tokat’ta gözaltına alındı. Gözaltına alınan Arı’nın Ankara’ya götürüleceği öğrenildi. 

    BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, aile ziyareti için gittiği Tokat’ta “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınan Arı’nın Ankara’ya götürüleceği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Birgün’den 3 gazeteci gözaltına alındı

    Birgün’den 3 gazeteci gözaltına alındı

    PİRHA- Birgün gazetesi Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile birgun.net Sorumlu Müdürü Yaşar Gökdemir gözaltına alındı.

    Birgün gazetesi Yayın Koordinatörü İbrahim Varlı, sanal medyada yaptığı açıklamada, gazetenin Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile birgun.net Sorumlu Müdürü Yaşar Gökdemir’in gözaltına alındığını belirtti. Gözaltı gerekçesinin Sabah gazetesi muhabirinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i ziyaret etmesine dair haberi olduğunu aktaran Varlı, paylaşımında “Gazetemiz BirGün yöneticileri Uğur Koç ve Berkant Gültekin gözaltına alındılar. Arkadaşlarımız Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüler. Gerekçe yandaş Sabah muhabirinin Akın Gürlek ziyaretini haberleştirmek. Haberi Sabah ve yandaş muhabir kendisi duyurmuştu oysaki” ifadelerini kullandı.

    DİSK BASIN İŞ’TEN AÇIKLAMA 

    Konuya dair açıklama yapan Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası da (DİSK BASIN-İŞ), “BirGün gazetesi Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile Birgun.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir, Sabah muhabirinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i ziyaret etmesine ilişkin haber gerekçe gösterilerek gözaltına alındı ve Vatan Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Gazetecilerin hedef gösterilerek gözaltına alınması kabul edilemez. Meslektaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır” diye belirtti.

    GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN

     

    Gözaltı kararına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

    “Sabah Gazetesi’nde yayımlanıp suç olmayan haber, BirGün emekçilerine nasıl suç olabilir? Bunun adı düpedüz ikili hukuktur! Bu gazetecilik faaliyetinden suç unsuru yaratıp, muhalif gazetecilere gözdağı vermektir. Muhalif gazetecilere dönük yoğunlaşan baskıları kabul etmiyoruz. Basını özgür olmayan bir ülkede demokrasiden bahsedilemez! Gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir derhal serbest bırakılmalıdır.”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise, “İstanbul’daki seyyar giyotin, ortaya dökülen hukuksuzluklarını gizlemek için bir kez daha panikle gazetecileri hedef almıştır. Sabah gazetesinin zaten yayınladığı bir haberi Birgün’de yayınladıkları için gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir’in gözaltına alınması, görülmemiş bir rezalettir. Buradan suç üretmeye çalışmak, suçluluğun telaşıdır. Gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • BirGün’ün ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi- VİDEO

    BirGün’ün ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi- VİDEO

    PİRHA- BirGün gazetesinin 20 yıllık bağımsız gazetecilik serüveninin hikayesini anlatan ‘Bir Düş’ belgeseli Mersin’de gösterildi.

    Mersin Yenişehir Belediyesi Akademi Salonunda düzenlenen belgesel gösterimine SOL Parti il yöneticileri, DEM Parti il yöneticileri, Akdeniz Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ile belediye meclis üyeleri Kadın Gazeteciler Derneği, Tabip Odası, 68’liler Derneği, Veli-der yöneticileri ve çok sayıda BirGün okuru katıldı.

    “HEPİMİZİN ORTAK HİKAYESİ”

    Belgesel gösteriminden önce konuşan BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, “Bütün toplumsal muhalefet olarak AKP’nin 22 yıllık iktidarına karşı mücadele veren bir toplumuz. Biz de bu süreçte hangi badireleri atlattık onları anlatmaya çalıştık. Bu sadece BirGün’ün değil hepimizin ortak hikayesi. Sadece BirGün’ü anlattık belki ama Cumhuriyet, Yeni Yaşam, Evrensel ve daha niceleri memleketin hakikatini anlatmaya çalışıyor. Umarım önümüzdeki süreçte daha eşit, daha özgür, daha adil bir Türkiye’de kazanımlarımızın olduğu günleri yaşarız ve bizler de artık güzel ve keyifli haberler yazarız” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından belgesel izlendi. Belgeselden sonra da Yaşar Aydın ile söyleşi yapıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Kırklareli’nde de okullara imam atandı

    Kırklareli’nde de okullara imam atandı

    PİRHA- ÇEDES kapsamında İzmir ve Eskişehir’deki okullara imam atanmasının ardından, projenin Kırklareli’nde de hayata geçirildiği öğrenildi. En çok müftülük personeli ya da imamın görevlendirildiği ilçe Lüleburgaz oldu.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mesciti zorunlu hale getirdi.

    LÜLEBURGAZ’DA 56 OKULA İMAM ATANDI

    İzmir ve Eskişehir’deki okullara imam atanmasının ardından Kırklareli’nde de okullara imam atandığı öğrenildi.

    BirGün‘den Mustafa Kömüş’ün haberine göre; okullara gönderilen listeye göre en çok müftülük personeli ya da imamın görevlendirildiği ilçe Lüleburgaz oldu. Lüleburgaz’daki tam 56 okula imam atanırken onu 45 okulla da Kırklareli Merkez ilçe takip etti. Onun dışında Babaeski’ye 20, Vize’ye 15, Demirköy’e 4, Kofçaz’a 2, Pehlivanköy’e 3 ve Pınarhisar’a 13 imam görevlendirildi.

    Gönderilen yazıdaki listede yer alan isimlerin birçoğunun imam olduğu öğrenildi. Onun dışında müezzin, vaiz ve müftülük personeli de okullarda görevlendirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erkek öğretmen ‘harem selamlık perdesi’ açık kaldı bahanesiyle kadın öğretmene saldırdı

    Erkek öğretmen ‘harem selamlık perdesi’ açık kaldı bahanesiyle kadın öğretmene saldırdı

    PİRHA- Kırklareli’nde imam hatip lisesi yemekhanesinde ‘harem selamlık perdesi’nin açık kaldığı gerekçesiyle müdür yardımcısı Engin Yıldırım tarafından darp edilen Aylin Gabralı meslektaşından şikayetçi oldu.

    Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre ‘haremlik selamlık perdesiyle ayrılan yemekhaneye taşımalı okuyan öğrencileri getiren sorumlu öğretmen Aylin Gabralı kız öğrencilerin olduğu taraftan perdeyi açarak yemek alınan kısma geçti. Ardından Lüleburgaz İmam Hatip Anadolu Lisesi’nin pansiyonunda sorumlu müdür yardımcısı Engin Yıldırım ayağa kalkarak perdeyi kapattı. Perde kapandığında öğrencilerinin göremediğini ifade eden öğretmen Gabralı’nın üzerine yürüyen müdür yardımcısı Yıldırım, meslektaşına saldırdı. Yaşanan saldırının ardından  polisi arayarak, müdür yardımcısından şikayetçi olan ve. Kollarında, bacaklarında ve başında darbeye bağlı morluklar oluşan öğretmen Gabralı ayrıca darp raporu aldı.

    6 AYDIR KAMERALAR ÇALIŞMIYORMUŞ

    Biyoloji öğretmeni Gabralı, “Perdeyi niçin kapattığını, öğrencileri görmemiz gerektiğini söyledim. Sonra üzerime yürüyüp bana bağırmaya başladı. Buranın işleyişinin böyle olduğunu, benim kendi işime bakmam gerektiğini söyledi. Bağırmasına gerek olmadığını nazik bir dille ilettiğimde bu kez daha da şiddetli bağırdı ve bana fiziksel olarak bir hayli yaklaştı. O anki telaşlı ortamda elimdeki tabldot istemeden düştü ve onun üzerine geldi. Bundan sonra birden canavarlaşıp üzerime geldi ve tekme tokat dalmaya başladı” dedi.

    Sol bacağında morluklar bulunduğu belirten Gabralı, “İşin en ilginç kısmı ise şuydu. Her tarafta kameralar olmasına rağmen kameralar kayıtta değilmiş. 6 aydır kameralar çalışmıyormuş. Öğrencilerin kaldığı bir yurtta böyle bir şey mümkün olabilir mi? Kameraların çalışmaması çok vahim bir durum” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Turan Eser: AKP Alevi taleplerini neden karşılamaz?

    Turan Eser: AKP Alevi taleplerini neden karşılamaz?

    PİRHA – Yazar Turan Eser, “AKP Alevi taleplerini neden karşılamaz?” başlıklı yazısında ayrımcılığa işaret ederek “Dört adımda Alevilerin devlet katında asimilasyonunu kurumsallaştırma stratejik planı devreye sokuldu” değerlendirmesini yaptı.

    Birgün gazetesi yazarı Turan Eser, “AKP Alevi taleplerini neden karşılamaz?” başlıklı köşe yazısında hükümetin, Alevi toplumuna dönük ayrımcı politikasına işaret etti. Eser, “Siyaset retoriğini mezhepçilik üzerine kuran siyasal İslamcı bir parti, farklı olana eşit davranması zaten doğanın kanununa aykırıdır” yorumunda bulundu.

    Yazar Turan Eser, “Dört adımda Alevilerin devlet katında asimilasyonunu kurumsallaştırma stratejik planı devreye sokuldu” dediği yazısının devamı şöyle:

    “ ‘Tek din’ söylemi ve mezhepçilik siyaseti ile beslenen AKP, Alevi hak ve taleplerini hukukun evrensel değerlerine ve laiklik ilkesine göre karşılamaz. Çünkü AKP çoğulculuğu değil, çoğunlukçu mezhepçiliği savunuyor. Asırlardır kendi mahallerinde “sapkın inanç” diyerek ürettikleri negatif Alevi algılarına rağmen, Alevilere “eşit hakları vereceğiz, cemevlerini ibadet yeri olarak tanıyacağız, Alevilerin kendi inançlarını kendilerinin tanımlamasına saygı göstereceğiz” diyemezler! Özellikle de yüzde 8’lik, ‘Şeriat istiyoruz’ diyen kendi tabanını karşısına alamazlar!

    Sadece kendi mahallesinde değil, AKP ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevilere koyduğu iki kırmızı çizgisi de buna izin vermiyor!

    • Birincisi ‘Cami tek ibadet yeridir. Cemevleri ibadet yeri olamaz’
    • İkincisi ‘Kur’an ve Sünnet bizim kırmızı çizgimizdir, buna göre Alevilik folklorik bir unsurdur.’

    Bitmedi; AKP, din devlet ve siyaset ilişkisine laiklik hukuk düzeni içinden bakmadığından da Alevi taleplerini karşılamaz! Çünkü AKP farklı din ve inançlar, eşit yurttaşlık ve eşit haklarla toplumsal barış zemininden yaşamasını savunmuyor.

    Ayrıca devletin ve kamu hizmetlerinin laikleştirilmesini ve dinin, inananların kendi özel hayatına bırakılmasını da savunmuyor! Aksine, vesayet altına aldığı devlet dini üzerinden toplumsal bölünme ve kutuplaştırma siyasetinden besleniyor. Siyaset retoriğini mezhepçilik üzerine kuran siyasal İslamcı bir parti, farklı olana eşit davranması zaten doğanın kanununa aykırıdır.

    AKP’nin, devlet ve kamu hizmetleri anlayışı öncelikle, yandaş sermayenin beslenmesi ve yine halktan toplanan vergilerle oluşan kamu bütçesi ile resmi din anlayışı olan Sünni mezhepçiliğin finansmanı yönündedir. Devlet parasıyla dini, kamu ve özel dini yapıları beslediği için, siyaseten bunu “parayı veren düdüğü çalar” misali tahvil etme derdindedir.

    Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki imamların ve Din Öğretim Genel Müdürlüğü’nde din dersi öğretmenlerinin yüzde 90’ının AKP’li seçmen olması ve AKP güdümlü Diyanet SEN ve Eğitim Bir SEN üyesi olması da tesadüf değildir!

    Yani AKP kamu bütçesinin kamu yararına ilkesini gözeterek değil, siyasal iktidarının sürdürülmesi kriterlerine göre, din, devlet ve siyaset ilişkisini inşa ediyor. Alevi ayrımcılığı tam da bu alanda daha görünür oluyor.

    AKP, devletin kurumlarını sadece siyasal İslamcı siyasetin mezhepçilik ekseninde inşasına hizmet etmesine zemin yaratmış, Alevilik gibi farklı olan inançlara ve dinlere ise doğrudan ve dolaylı ayrımcılık uygulamıştır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘Hatta son zamanlara kadar Alevi valimiz vardı’ itirafı bile, kamuda Alevi istihdamındaki ayrımcılığın boyutunu göstermektedir.

    Din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünün evrensel ilkeler ve değerler üzerinden yaşanmasını, demokratik sivil yapılar üzerinden kurumsallaşmasına karşıdır. Laiklik ve hukukun evrensel ilkeleri AKP’nin siyaseten mesafe koyduğu ve bu yüzden inanç özgürlüğü ile ilgili Aleviler lehine AİHM tarafından verilen Cemevleri ve zorunlu din dersleri kararlarını tanımamaktadır.

    Dolayısıyla bu açıdan da baktığımızda ‘Alevi talepleri’ aslında, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve laikleşmesini içeren bir hak mücadelesi olduğu için de AKP, Alevilerin gerçek taleplerini tartışmanın dışına atıyor!

    Çünkü AKP, siyasi, hukuki ve demokratik talepler manzumesi olan Alevi istemlerini, siyasal zemine değil, çoğunluk inancının teolojik zeminine çekerek, bir Ulema tartışması yaratmaya ve Alevileri ise Ulemanın fetvalarını dinlemeye ve bu fetvalara inanmaya davet ediyorlar.

    Her seçim döneminde buzdolabından çıkarılan, ‘Alevi açılımının’ hedefinde, Alevilerin siyasal, hukuksal ve demokratik talebi olan eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebini karşılamak işte tam da bu nedenle yok!

    Peki ne var?

    ‘Dinden sapmış, Alevi sapkınları devletleştirerek yola getireceğiz’ mantığı var! Bunun için de dört adımda Alevilerin devlet katında asimilasyonunu kurumsallaştırma stratejik planı devreye sokuldu.

    Peki bu yeni stratejik plan neyi içeriyor? Neleri hedefliyor? Bu sorulara da yarın cevap bulalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Çocuklara şiddet uygulanan kaçak Kuran kursundan müftülüğün haberi yokmuş!

    Çocuklara şiddet uygulanan kaçak Kuran kursundan müftülüğün haberi yokmuş!

    PİRHA-Urfa’nın Eyyubiye ilçesinde bulunan kaçak Kuran kursunda eğitmenlik yapan Abdulhakim T.’nin 3 çocuğa şiddet uygulayan Abdulhakim T. emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilirken, ilçe müftülüğünün kaçak Kuran kursundan haberinin olmadığı iddia edildi. HDP Urfa İl Eş Başkanı, “Diyanet’in bilgisi dahilinde bu kurslar” dedi.

    BirGün Gazetesi’nden Mustafa Kömüş‘ün haberine göre Urfa’nın Eyyubiye ilçesinde kaçak Kuran kursunda eğitmenlik yapan Abdulhakim T.’nin, ramazan ayında, kursa katılan 3 çocuğu darbettiği ortaya çıktı. Şiddet anının cep telefonu kamerasıyla çekilen görüntülerinin sosyal medyada paylaşılmasının ardından tepkiler gelirken, Abdulhakim T. gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusunun ardından ise adliyeye sevk edildi.

    MÜFTÜLÜĞÜN KAÇAK KURAN KURSUNDAN HABERİ YOKMUŞ

    İlçe müftülüğünün ise çocuklara şiddet uygulayan kaçak Kuran kursundan habersiz olduğu ortaya çıktı. Eyyubiye İlçe Müftülüğü Şube Müdürü Ahmed Şemseddin Karadaş konuya dair şunları kaydetti:

    “Kurs bizim kayıtlarımızda yer almıyor. Bize ait değil. Kurs açarken bilgi verip vermemeleri bizle ilgili bir durum değil. Bu valiliği ve kaymakamlığı ilgilendiriyor. Kurs açılınca kapatma gibi bir yetkimiz de yok. Biz tutanağı tuttuk, kursun bize ait olmadığını söyledik. Şu an orada hiçbir öğrenci yok. Kapatılması için de gerekli işlemler başlatıldı. Biz sadece kendi kurslarımızı biliyoruz. Diğer kurslarla ilgili bilgimiz yok. Bu kurstan da şiddet olayı yaşandıktan sonra haberimiz oldu. Zaten kurs çok bilinen bir yerde de değil. Mahalle arasında bir yerde açmışlar.”

    HDP İL EŞ BAŞKANI: DİYANETİN BİLGİSİ DAHİLİNDE BU KURSLAR

    Halkların Demokratik Partisi Urfa İl Eş Başkanı ise duruma ilişkin, “Diyanet’in bilgisi dahilinde bu kurslar. Burada yerel tarikat ve cemaatlerin yanı sıra Suriye kökenli tarikatların açtıkları kurslar da var. Okullara kadar sirayet etmiş durumda. İktidarın desteğiyle büyüyorlar. Neredeyse her sokakta bir binada böyle kurslar var. Birçok camide böyle kurslar mevcut. Himaye edildikleri de çok açık. Her sokakta bir şeyhe rastlayabilirsiniz. Belediyeler de bunları finanse ediyor” ifadelerini kullandı.

    Urfa’da iki ay önce de benzer bir olay yaşanmış; kaçak bir Kuran kursunda A.D. isimli kişi çocuğa şiddet uygulamıştı. A.D. önce gözaltına alınmış, ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 5 yaşındaki Efe’yi zırhlı araç ile ezen polis için beraat kararı

    5 yaşındaki Efe’yi zırhlı araç ile ezen polis için beraat kararı

    PİRHA-Diyarbakır’da 11 Eylül 2019 günü 5 yaşındaki Efe Tektekin’e zırhlı araç ile çarparak ölümüne neden olan polis hakkında beraat kararı verildi. Aile avukatı karara tepki göstererek, “Bir hukukçunun buna şaşırmaması mümkün değil. Ortada bilinçli taksir veya olası kast var” dedi.

    Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesindeki Emek Caddesi’nde 11 Eylül 2019 günü karşıdan karşıya geçmeye çalışan 5 yaşındaki Efe Tektekin’e zırhlı araç ile çarparak ölümüne neden olan polis beraat etti.

    BirGün Gazetesi’nden Filiz Gazi‘nin haberine göre mahkeme, “taksirle ölüme neden olmak” suçlamasıyla hakkında dava açılan sanık polis İdris Aksoy hakkında beraat kararı verdi. Efe Tektekin’in, 85 yaşındaki dedesi Mehmet Tektekin de 6 Haziran 2018 günü aynı bölgede zırhlı TOMA aracının çarpması sonucu yaşamını yitirmişti.

    “ORTADA BİLİNÇLİ TAKSİR VEYA OLASI KAST VAR”

    Tektekin ailesinin avukatı Sedat Çınar, dosyada üç bilirkişi raporunun olduğunu belirtirken, “Savcılığın raporunda polis memuru tali kusurlu bulundu. Mahkemenin keşfinde gözlem yapan bilirkişinin hazırladığı rapora göre de polis tali kusurlu bulundu. Keza Adli Tıp Kurumu raporu da polisi tali kusurlu buldu. Teknik raporlar olmasına rağmen mahkeme taksiri yoktur diye beraat kararı verdi. Bir hukukçunun buna şaşırmaması mümkün değil. Meskûn mahal, kadınların, çocukların, yaşlıların olduğu bir mahalleden söz ediyoruz. Siz oradan zırhlı araçla geçtiğiniz zaman birine çarpma ya da kaza riskini göz önüne alıyor demeksiniz. Ortada bilinçli taksir veya olası kast var. Ters yöne araç kullanmış gibi oluyorsunuz. Polis memuru ise orası daha kısa yoldu diye savunma yaptı” diye konuştu.

    “MESLEK DAYANIŞMASI VAR ORTADA”

    Av. Çınar, delil toplama sürecine de değinirken, şunları söyledi:

    “Etraftaki dükkânlardan, iş yerlerinden MOBESE araştırması yapılmadı. Kazayı yapan araç oradan hızlıca ayrılıyor. Dolayısıyla trafik ekibi geldiğinde aracın konumu, çarpma yerleri gibi bilgiler hiç tespit edilmedi. TOMA’larda dışarıdaki her şeyi kaydeden bir kamera bulunur. Bunun için de kamera kaydı arızalanmış ve tamir edilmemiş denildi. Ayrıca çocuğun babası ve büyük abla mahkemede olay görüntülerini yanlarında izleyen bir polis memurundan bahsetti. Polis memurunun canavarca hislerle çocuğu çarptığı kanaatinde değiliz. Fakat mesele şudur: Herhangi bir yurttaş bir kazaya karışmış olsaydı delil toplama tarzı farklı olurdu. Polisin, meslektaşı söz konusu olduğunda delil toplama tarzı çok farklı. Bir meslek dayanışması var ortada ve bu tip sonuçlarla karşılaşıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden BİRGÜN’e açılan tazminat davasına tepki

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden BİRGÜN’e açılan tazminat davasına tepki

    PİRHA – Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Medipol Üniversitesi’nin, BİRGÜN’ün “Medipol ve TCDD hakkında suç duyurusu” haberine 100 bin TL’lik tazminat davası açmasına sert tepki gösterdi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Sağlık Bakanı’na seslenerek, “Medipol haberlerine ilişkin basını susturmaya yönelik açılan davada, tazminat ve tekzip ile ilgili haberin kaynağı biziz davayı bize açın” dedi.

    “BASININ SUSTURULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ile görevi kötüye ve ihmal nedeniyle Medipol Üniversitesi yetkilileri, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. Ankara Tren Garı Yerleşkesi içerisinde yer alan 92 yıllık tarihi misafirhane Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Medipol’e tahsis edilmiş ve buna rağmen bu binada yer alan ortak ısıtma sistemi ayırmak için TCDD’nin 233 bin liralık harcama yapılmıştı. Basını susturmak için, suç duyurusu’ haberine 100 bin TL’lik tazminat davası açanlar şunu iyi bilsinler ki; biz halka gerçekleri söylemeye devam edeceğiz, basını susturmanıza izin vermeyeceğiz”

    Candan, ”Eğer asılsızsa bütün belgeleri açıklayınız. TCDD’de de asılsız dediniz, Medipol’e devredildiği ortaya çıkmadı mı? Çıktı, bu yapılanları örtbas etmek, basını sindirmeye çalışmaktır. Basına baskı yapmayı bırakın. Bu basın üzerinde yeni bir baskı ortamı yaparak halkın haber alma özgürlüğü engellenmektir’’ ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Çocuklara gösterilmesi için tavsiye edildiği ortaya çıktı

    Çocuklara gösterilmesi için tavsiye edildiği ortaya çıktı

    Milli Eğitim Bakanı Selçuk, başı kapalı kadınların iyi, başı açık kadınların ise kötü resmedildiği kitapla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesine yanıt verdi. Selçuk, “Algı” iddiasını yineleyerek kitabın öğrenciler için hazırlanmadığını söyledi. Selçuk’un yanıtının aksine öğretmenlere, “Resimleri kalabalık sınıflarda projeksiyon ile duvara yansıtın” tavsiyesi verildiği ortaya çıktı.

    BirGün’den Mustafa Mert Bildircin tarafından yapılan haberde, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, başı kapalı kadınların iyi, başı açık kadınların ise kötü davranışlar gösterirken yansıtıldığı resimler için “Çocuklara gösterilmiyor” dese de resimlerin bazı okullarda projeksiyon ile tahtaya yansıtıldığını yazdı. Ayrıca öğretmenlere, çizimleriyle tartışmalara yol açan kitapla ilgili, “Anlatılanların daha anlaşılır olabilmesi için resimlerin üzerinde daha fazla durmaları” tavsiye edildiğini de belirtti.

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesinde, “Kitapta başı açık kadınların çocuklara şiddet ve istismar uygularken türbanlı kadınların ise şefkat gösterirken resmedilmesinin izahı nedir?” diye sordu.

    Katıldığı bir televizyon programında, çizimleri onaylamadığını belirten ve soruşturma başlatıldığını anlatan Bakan Selçuk, Tanrıkulu’nun sorusuna verdiği cevapta ise “Algı yapılıyor” söylemini yineledi. Selçuk, kitapta yer alan 150’nin üzerinde görselden yalnızca dört görselin bir araya getirilerek, “Maksatlı bir algı” oluşturulmak istendiğini savunarak, “Kitap öğrencilere yönelik değil, rehberlik öğretmenlerine kaynak olarak sunulmuştur” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sarı basın kartlarının iptal edilmesi Meclis gündemine taşındı

    Sarı basın kartlarının iptal edilmesi Meclis gündemine taşındı

    PİRHA – Gazetecilerin sarı basın kartlarının iptal edilmesine ilişkin CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazeteleri çalışanlarının sarı basın kartlarının iptal edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Tanrıkulu, önergede Basın Kartları Komisyonu’nun Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmasının ardından AKP tarafından muhalif görülen gazetecilerin basın kartlarının birer birer iptal edildiğine dikkat çekti.

    Tanrıkulu, Oktay’a şu soruları yöneltti:

    • Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazetelerinden basın kartları iptal edilen basın emekçilerinin basın kartları hangi gerekçelerle ve ‘Basın Kartı Yönetmeliği’nin hangi maddelerine göre iptal edilmiştir?
    • Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazetelerinden basın kartları iptal edilen gazetecilere basın kartı iptaline dair tebliğ yapılmadığı iddiaları doğru mudur?
    • Enformasyon Genel Müdürlüğünün Cumhurbaşkanlığına bağlanarak ‘İletişim Başkanlığı’ adını alması ve söz konusu düzenlemenin ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının bütün basın kartlarını yenilemek için çalışma başlatması akabinde 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle toplam kaç gazetecinin basın kartı hangi gerekçe ile iptal edilmiştir? Basın kartı iptal edilen gazetecilerin çalıştıkları gazeteler hangileridir?
    • Eleştirel yayın yapan gazetelerin çalışanlarının adeta cezalandırılarak basın kartlarının neden iptal edildiğine dair Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kamuoyuna ivedi açıklama yapacak mıdır?
    • Enformasyon Genel Müdürlüğünün Cumhurbaşkanlığına bağlanarak ‘İletişim Başkanlığı’ adını alması ve söz konusu düzenlemenin yapıldığı tarihten 26 Ocak 2020 tarihine kadar basın kartı almak için başvuru yapan toplam gazeteci sayısı nedir?
    • Enformasyon Genel Müdürlüğünün Cumhurbaşkanlığına bağlanarak ‘İletişim Başkanlığı’ adını alması ve söz konusu düzenlemenin yapıldığı tarihten 26 Ocak 2020 tarihine kadar basın kartı almak için başvuru yapan gazetecilerden basın kartı iptal edilen (çalıştıkları gazeteler belirtilmek üzere) gazeteci sayısı nedir?
    • 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye genelinde toplam kaç gazeteci tutukludur?
    • 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye genelinde toplam kaç gazeteci yaptığı haberler sebebiyle yargılanmaktadır?
    • 26 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye dünya genelinde ‘Basın Özgürlüğü’ sıralamasında kaçıncı sıradadır?”

     

  • Eser: Cemevlerine dair ilk ve son söz hakkı Alevilere aittir

    Eser: Cemevlerine dair ilk ve son söz hakkı Alevilere aittir

    PİRHA- BirGün gazetesi yazarı Turan Eser, ‘cemevi gerçeği-I’ başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Avrupa ülkelerinde cemevlerinin ibadethane olarak tanındığına dikkat çeken Eser, “AKP iktidarı, Alevilerin inanç merkezi olan cemevi gerçeğini kabul etmemekte ısrar etmeye devam ettiler. Oysa cemevi, caminin, kilisenin, sinagogun alternatifi değildir” dedi.

    Yazar Turan Eser, mahkeme kararları doğrultusunda cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesi için İBB meclisine getirilen önergenin AKP-MHP oylarıyla reddedilmesinin ardında, BirGün gazetesindeki köşesine ‘cemevi gerçeği-I’ başlığıyla BirGün’de bir yazı kaleme aldı.

    “CEMEVLERİ CAMİNİN, KİLİSENİN, SİNAGOGUN ALTERNATİFİ DEĞİL”

    “Madem yerel yönetimlerde, cemevinin hukuki tanınması gerçeğini tartışıyoruz, o zaman biz de gerçeğin kendisini, biraz arka planı ile birlikte konuşalım” diyen Eser, şunları yazdı:

    “Alevilerin ibadet yeri olan Cemevi, Danimarka, Almanya, Britanya, İsveç, İsviçre ve Avusturya’da resmi olarak tanındı. Çünkü hukukun evrensel kuralı bu tanınmayı sağlıyordu. Tuhaf olan ise, Türkiye bu evrensel hukuk normlarına uymak bir tarafa, Alevilerin en temel hukuksal haklarını, mezhepçi ve inkara dayalı tarihsel reflekslerini koruyarak yok sayıyor. Aleviler kendilerine yönelik süregelen ayrımcılık uygulamalarının son bulması, Cemevlerinin tanınması için, AKP hükümeti üzerinden devlete başvurdu. Ayrıca “Cemevinin İnanç Merkezi” olarak tanınmasına katkı için, TBMM içi ve dışındaki tüm siyasi partilere, sendikalara, meslek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine ve gazetelere ziyaretler yapılarak, cemevi gerçeği ve Alevi Hak ve Talepleri üzerine hazırlanan dosya sunuldu. Toplumsal barış, laik ve demokratik bir Türkiye için, Alevilerin eşit haklar talebine destek istendi. Fakat AKP iktidarı, Alevilerin inanç merkezi olan cemevi gerçeğini kabul etmemekte ısrar etmeye devam ettiler. Hatta daha ileri giderek, Alevileri rencide eden açıklamalar yaptılar. AKP hükümetinin bir çok milletvekili, Bakanı ve hatta Başbakanı; “Cemevi caminin karşısına konulamaz!”,“Cemevi cümbüş evidir” ya da “Cemevleri terör yuvası” denilerek ötekileştirildi ve ayrımcılığa maruz bırakıldı. Oysa cemevi, caminin, kilisenin, sinagogun alternatifi olmadığı gibi terör yuvası ya da “cümbüş evi” değildir.

    “ALEVİLER EŞİT HAKLAR MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEK”

    Eser, “Cemevlerine dair ilk ve son söz hakkı Alevilere aittir” diyerek devam ettiği yazısında, son olarak “Cemevlerini tanımayan, AKP hükümeti ve Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yaklaşımlarıyla, inanç özgürlüğünü ve laiklik ilkesini ihlal ederek, milyonlarca Aleviyi yok saymıştır. Fakat, Cemevlerini Alevilerin inanç merkezi olarak tanınmasını, yasal ve kurumsal güvenceye kavuşturulması, laiklik, demokrasi ve inanç özgürlüğünün olmazsa olmaz koşulu olarak gören Alevi hareketi, AKP iktidarının bu kararına karşı eşit haklar mücadelesine devam ettiler” dedi.

    Yazının tamamı için;

    https://www.birgun.net/haber/cemevleri-gercegi-i-284812

     

  • Birgün ve Evrensel’e uygulanan yasaklar Cumhurbaşkanlığına soruldu

    Birgün ve Evrensel’e uygulanan yasaklar Cumhurbaşkanlığına soruldu

    PİRHA – HDP’li Kenanoğlu, Birgün ve Evrensel Gazetelerine uygulanan yasakları Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu. Kenanoğlu, “Bu iki gazetenin haberlerinde çokça iktidar eleştirisi yapan haberlere yer verilmesinin, ilan ve reklam akışının durdurulmasına bir etkisi var mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Birgün ve Evrensel Gazetelerine uygulanan yasakları meclis gündemine getirdi.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle önerge veren Kenanoğlu, son aylarda Basın İlân Kurumu tarafından verilmesi zorunlu olan resmi ilan ve reklamların Birgün ve Evrensel gazetelerine gönderilmediğini belirtti.

    195 Sayılı Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun’u hatırlatan Kenanoğlu, “‘Resmî ilânların mevkûtelerde yayınlanmasında aracı olmak’ ve ‘basının her türlü ihtiyaçlarını temin etmek’ hükümleri sayılmıştır. Aynı Kanunun 32. maddesinde, söz konusu resmî ilânların ‘fikir ve içtihat farkı aranmaksızın dağıtılacağı’ ibaresi açık şekilde yer almaktadır’ ifadelerine yer verdi.

    Kenanoğlu, Basın İlân Kurumu’nun gazetelerin önemli gelir kalemlerinden olan resmî ilânları eşit ve adil şekilde, gazetelerin takip ettiği yayın politikasına bakmaksızın dağıtmak zorunda olduğunun altını çizdi.

    “BU TUTUMUN ARKASINDA ÖZGÜR BASIN HEDEFLENİYOR”

    Türkiye’de ulusal basının belli sermaye erkleri elinde toplandığı, iktidara yakın sermaye gruplarının basın yayın hayatında büyük bir güç haline geldiğini kaydeden Kenanoğlu, bağımsız medyanın yurttaşların bilgi edinme hakkının korunmasındaki önemli rolü olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Bu nedenle, 2004 yılından beri yayın hayatında olan ve sermayesi yüzlerce birey, sendikalar ve meslek örgütlerinden toplanan paralarla oluşturulan Birgün Gazetesi’nin ve 1994 yılından beri yayımlanan, onlarca kez yayın yasağına ve sansüre uğrayıp Metin Göktepe gibi kayıplar yaşayan Evrensel Gazetesi’nin bağımsız basın için üstlendiği rol paha biçilmezdir.

    Basın İlân Kurumu’nun, Birgün ve Evrensel gazetelerine yönelik tutumunun arkasında yer alan saik ne olursa olsun sürdürülen tavrın sonuç itibari ile özgür basını hedef aldığı ve kurumun kendi mevzuatına aykırı olduğu açıktır. İçinde bulunduğumuz insan hakları haftasının temelini oluşturan ve 71. yılını kutladığımız İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi basın özgürlüğünün önemine atfen “her ferdin bilgi ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını” düzenlemektedir.”

    AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 157. sıraya gerilediğini hatırlatan Kenanoğlu, Basın İlan Kurumu’nun üç ayı aşkın bir süredir Birgün gazetesine ilan ve reklam akışını durdurduğunu kaydetti.

    “SON ÜÇ AYDA 49 GÜNLÜK CEZAYA MUHATAP OLMUŞLAR”

    Kenanoğlu, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı;

    “Bu yasak, ‘Resmi İlan ve Reklamlar ile Bunları Yayınlayacak Süreli Yayınlar Yönetmeliği’nin 52’nci Maddesi’ne dayandırılmıştır. Gerekçe olarak elektronik ortamda tutulması zorunlu olan “Baskı ve Bayi-İade Defterleri”nin gecikmeli olarak tutulduğu iddiasıdır. Halbuki Basın İlan Kurumunun gazeteye gönderdiği 2/12/2019 tarihli tebligatta belirtildiği üzere bu sorun 1 Eylül itibariyle giderilmiş ve gerekçe ortadan kalkmıştır. Ancak, Basın İlan Kurumu bu kez de ilan durdurmak için, “Bazı haberlerde yayın kaynağının kullanılmaması” şeklinde ikinci bir gerekçe öne sürerek üç ayı aşkın bir süredir uygulamakta olduğu yasağa ‘devam’ kararı vermiştir.

    Birgün gazetesi, Türkiye’nin en yaygın üç haber ve bir fotoğraf ajansına abone olmakla birlikte, ajanslardan birebir aldığı tüm haberlerle ilgili kaynak belirtiğini ifade etmektedirler. Yine de Birgün gazetesinin yayımladığı haberler gerekçe gösterilerek 2 ila 15 gün arasında değişen basın-ilan kesme cezaları olmuştur. Son 3 ay içerisinde haber içerikleri gerekçe gösterilerek toplam 49 günlük cezaya muhatap olmuşlardır. Basın İlan Kurumu’nun sorunlu gördüğü, bu nedenle önce savunma istediği sonra ceza kestiği haberlerle ilgili bırakın dava açılmasını herhangi bir düzeltme yapılmamıştır.

    Bu bağlamda Oktay’a şu sorular yöneltildi:

    • Basın İlan Kurumu tarafından Birgün ve Evrensel Gazetesine verilen ilan ve reklam akışı durdurma kararı, bütün koşullar ve tebligatla iletilen gerekçeler yerine getirilmesine rağmen neden hala kaldırılmamıştır?
    • Bu iki gazetenin haberlerinde çokça iktidar eleştirisi yapan haberlere yer verilmesinin, ilan ve reklam akışının durdurulmasına bir etkisi var mıdır?  (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li İlgezdi: Yandaş olmayana basın kartı yok mu?

    CHP’li İlgezdi: Yandaş olmayana basın kartı yok mu?

    PİRHA – Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, 13 ay sonrasında, gizlice toplanan basın kartı komisyonunun AKP’ye yakın isimlerden oluştuğunu söyleyerek “Yandaş olmayan gazetelerde çalışan gazetecilere basın kartı vermemek için çalışmalar ve listeler yapılmaktadır.” dedi.

    CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) kapatılması ardından ilgili komisyonun 13 ay sonra ilk kez gizlice toplanmasını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a yazılı soru önergesi ile sordu.

    Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) kapatılarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına (CİB) devredildiğini hatırlatan İlgezdi, “BYEGM döneminde Basın Kartı Komisyonu yılda en az 3 kez toplanırken bu değişiklikten sonra 13 ay toplanamamıştır. Basın Kartı komisyonu 13 ay sonraki ilk toplantısını da tarihinde ilk defa gizlice yapmıştır.” dedi.

    Toplanan komisyonun üyelerinin AKP’ye yakın isimler olduğunu ifade eden İlgezgi, komisyonda Türkiye Gazeteciler Sendikası, Gazeteciler cemiyetleri, Çağdaş Gazeteciler Derneği gibi ilgili kurumlara yer verilmemesini de eleştirdi.

    İlgezdi, “Kurum içinden gelen bilgilere göre yandaş olmayan gazetelerde çalışan gazetecilere basın kartı vermemek için çalışmalar ve listeler yapılmaktadır.” diyerek şunları söyledi:

    “Komisyonda TRT’yi temsil eden kişinin sürekli basın kartı yokken sürekli basın kartı alacaklara karar vermesi de soru işaretlerine neden olmuştur. Sürekli basın kartı için 18 yıl basın kartı taşıma zorunluluğu yeterliyken 45 TRT çalışanına sürekli basın kartları oy birliği yerine oy çokluğu ile verilmiştir.

    Sabah, Star ve Doğuş gruplarından gazetecilere yer verilen komisyonda neden Demirören, Ciner medya grupları ile, Cumhuriyet, Sözcü, Birgün, Evrensel, Yeniçağ, Karar ve diğer gazetelerden hiçbir gazeteciye yer verilmemiştir?

    Oluşturulan yeni basın kartı komisyonunda Evrensel, Birgün, Cumhuriyet, Karar, Sözcü, Yeniçağ gazeteleri ile Tele 1, KRT, Halk TV’de görev yapan medya çalışanlarına basın kartı verilmemesi yönünde bir eğilim olduğu doğru mudur?

    TRT’de basın kartı ve sürekli basın kartı sahibi kaç personel bulunmaktadır?”

    PİRHA / ANKARA