Etiket: birinci yıl

  • Sırrı Süreyya Önder kabri başında anıldı-VİDEO

    Sırrı Süreyya Önder kabri başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da geçtiğimiz yıl geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan siyasetçi, sanatçı ve barış savunucusu Sırrı Süreyya Önder, vefatının birinci yıl dönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında yüzlerce kişinin katılımıyla anıldı. Duygusal anların yaşandığı törende, Önder’in barışa olan inancı ve ardında bıraktığı mücadele mirası vurgulandı.

    Törene Önder’in ailesinin yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İmralı Heyeti’ndeki çalışma arkadaşı Pervin Buldan, çok sayıda siyasetçi, sanatçı ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de törene çelenk göndererek anmaya ortak oldu. Özellikle Geri Dönüşüm İşçileri Derneği üyelerinin taşıdığı “Sana olan sevgimiz bir kağıtçının yokuşlarda aktığı ter kadar kutsaldır” pankartı, Önder’in toplumun her kesimiyle kurduğu derin bağı gözler önüne serdi.

    CEREN ÖNDER: KOCA DÜNYADA BARIŞIN İNADI DEVAM EDİYOR

    Törende ilk sözü alan Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir, babasız geçen bir yılı özetlediği konuşmasında yürekleri burktu:

    “Babacığım, bugün buraya dostlarınla geldik. Koca dünyaya gelince; savaşlar çıktı, filler tepişti ama ülkemizde barışın inadı hala devam ediyor. Amedspor Süper Lig’e yükseldi, madenciler kazandı… Bugün sana yarım kalan şiirleri tamamlamaya, dostlarına senin sesini dinletmeye geldim.”

    “BARIŞ SANA ARMAĞANIMIZ OLACAK”

    Siyaset dünyasından yol arkadaşları da Önder’in ardından kararlılık mesajları verdi:

    Pervin Buldan: “Seni sadece gülüşünle değil, barışa olan emeğinle anıyoruz. Bize ‘Barış gelsin de ne zaman gelirse gelsin’ derdin. O barışı illaki getireceğiz ve sana armağan edeceğiz.”

    Tuncer Bakırhan: “Sırrı Süreyya, insanların barış kelimesini ağzına almaktan çekindiği dönemlerde bile bu fikri savundu. En zor zamanlarda umudu diri tutmayı ondan öğrendik. Barış sözümüzü yerine getirmek için 7/24 çalışacağız.”

    “ZIRHI DELECEK SİLAH İCAT EDİLMEDİ”

    Yakın dostu Ali Mendilioğlu ise Önder’in halkın sevgisini her türlü servetin üzerinde tuttuğunu belirterek, “Onun bıraktığı boşluğu ancak daha güçlü bir arada durarak doldurabiliriz. Ona duyulan sevgi öyle bir zırhtır ki, onu delebilecek bir silah henüz icat edilmedi,” dedi.

    Konuşmalar ve şiirlerle son bulan anma töreni, Sırrı Süreyya Önder’in barış ve demokrasi mücadelesinin takipçisi olunacağı sözleriyle noktalandı.

    HABER MERKEZİ

  • Sırrı Süreyya Önder’siz bir yıl: Sinema vicdanını, siyaset bilgesini anıyor!

    Sırrı Süreyya Önder’siz bir yıl: Sinema vicdanını, siyaset bilgesini anıyor!

    PİRHA- Türkiye’nin toplumsal hafızasında hem bir sanatçı hem de bir “siyaset bilgesi” olarak silinmez izler bırakan Sırrı Süreyya Önder, Hakka yürüyüşünün birinci yıl dönümünde anılıyor. 3 Mayıs 2025’te 62 yaşında hayata veda eden Önder, arkasında sadece ödüllü filmler ve meclis tutanakları değil; acıyı mizahla, öfkeyi ise vakarla ehlileştiren benzersiz bir toplumsal miras bıraktı.

    ADIYAMAN’IN TOZUNDAN MAMAK’IN SOĞUĞUNA

    Önder’in yaşam öyküsü, Türkiye’nin son yarım asırlık demokratikleşme sancılarının bir özeti niteliğindeydi. 1962 yılında Adıyaman’da doğan ve babasının siyasi mirasını devralan Önder, henüz 18 yaşındayken 12 Eylül darbesinin ağır darbesini yedi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisiyken girdiği cezaevinde yaklaşık 7 yılını geçiren Önder, bu süreci “insanı en çıplak haliyle tanıma” evresi olarak tanımladı. Mamak’ın dondurucu koğuşlarında biriktirdiği gözlemler, yıllar sonra Türkiye sinemasının en önemli yapıtlarından birine dönüşecekti.

    BEYNELMİLEL: TRAJEDİNİN KOMEDİYLE İMTİHANI

    2006 yılında vizyona giren ve senaryosunu yazdığı “Beynelmilel” filmi, Türkiye’de askeri darbe dönemine yönelik en sarsıcı ve insani bakış açılarından birini sundu. 14. Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Film” dahil çok sayıda ödül alan bu yapıtla Önder; resmi tarihin dışladığı “küçük insanların” büyük hikayelerini ağlatırken güldüren o meşhur üslubuyla beyaz perdeye nakşetti. Sinema dünyası için o, kamerayı bir silahtan ziyade, vicdanın aynası olarak kullanan bir kalemdi.

    SİYASETİN EZBER BOZAN “SIRRI ABİ”Sİ

    2011 yılında bağımsız milletvekili olarak Meclis’e girmesi, parlamenter tarihte bir “dil devrimi” olarak görüldü. Alışılagelmiş soğuk ve çatışmacı siyaset diline karşı, Anadolu irfanını ve nükteyi birer savunma mekanizması olarak kullandı.

    2013 Mayıs’ında Taksim’de bir dozerin önüne geçerek “Burada kesilen sadece ağaç değil, halkın iradesidir” demesi, onu sadece bir siyasetçi değil, sivil bir direniş ikonu haline getirdi.

    Çözüm süreci boyunca üstlendiği kritik rol, onun en büyük sorumluluğuydu. Barışı teknik bir mesele olarak değil, “anaların ağlamaması” üzerinden kurulan kutsal bir rıza olarak tanımladı.

    Kariyerinin son demlerinde yürüttüğü bu görevde, en gergin oturumları bile bir deyiş ya da zekice bir nükte ile yumuşatması, her siyasi görüşten vekilin ortak saygısını kazanmasını sağladı.

    Sırrı Süreyya Önder, her zaman “sözün” gücüne inandı. Mahkemelerde, meclis kürsüsünde veya film setinde; her zaman mazlumun safında, her zaman adaletin peşinde oldu. Yazılarında Marksist terminolojiyi Anadolu tasavvufuyla, Fuzuli’yi Brecht ile buluşturan o muazzam entelektüel köprü onun vefatıyla büyük bir boşluk bıraktı.

    3 Mayıs 2025’te İstanbul’da hayatını kaybeden Önder, giderken arkasında “neşeli bir direnişin” mümkün olduğunu gösteren koca bir ömür bıraktı. Vefatının birinci yılında Türkiye, sadece bir vekilini değil; en zor zamanlarda bile umudu bir espriyle yeşertebilen o “ortak vicdanını” anıyor.

    HABER MERKEZİ

  • Birine vurulan neşter hepimizin canına: İzmir’de Alevi soykırımı protestosu!

    Birine vurulan neşter hepimizin canına: İzmir’de Alevi soykırımı protestosu!

    PİRHA – İzmir Alevi kurumları ile Emek ve Demokrasi bileşenleri, Suriye’de Mart 2025’ten bu yana Alevilere yönelik gerçekleşen katliamları unutmamak ve unutturmamak için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, HTŞ ve IŞİD bağlantılı Colani çetelerinin saldırılarının sistematik bir soykırım olduğu vurgulandı.

    İzmir’de bulunan Alevi kurumları, Konak Eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. “Suriye’de Alevi soykırımına karşıyız” pankartı açılan açıklamada “Katil Colani Suriye’den defol”, “Savaş hayır barış hemen şimdi” ve Suriye’de Alevi katliamı var” sloganları atıldı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Burcugül Çubuk’un yanı sıra kentte bulunan siyasi parti ve kurumlar da katıldı.

    “SURİYE’DEKİ TABLODAN TÜM DÜNYA SORUMLUDUR”

    Kurumlar adına açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK üyesi Kenan Yaşatürk, uluslararası insan hakları kurumlarının raporları, tanıklıklar ve sahadan gelen bilgilere göre saldırıların rastlantısal değil, Alevi toplumunu Suriye’den yok etmeyi amaçlayan sistematik bir nitelik taşıdığını belirtti. Bugün bu saldırılar devam ederken, Alevilerin hem özel sektörde hem de devlet kurumlarında işten çıkarıldığını aktaran Yaşatürk, “Bu tablo yalnızca Alevilerin meselesi değildir; aynı zamanda uluslararası toplumun da ağır sorumluluğudur. 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye devletinin HTŞ çetelerine teslim edilmesinden itibaren, Suriye halkının tüm renklerine karşı fiilî bir savaş başlatılmıştır. Dünya kamuoyuna Suriye’ye demokrasi getireceği ilan edilen IŞİD militanı Colani ve çetesi, Suriye yönetimini gasp ettikleri andan itibaren halklara yalnızca kötülük ve soykırım getirmiştir. Suriye’de yaşayan Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtler de HTŞ çetelerinin saldırısına maruz kalmıştır. Rojava günlerce insani ihtiyaçlarına ulaşamamış, abluka altına alınıp dünyayla bağlantısı kesilmiştir. Bu abluka nedeniyle çocuklar açlıktan ve soğuktan hayatını kaybetmiştir. Colani ve HTŞ çeteleri, karanlık tarihin baş aktörleri ve savaş suçlusu katilleridir” dedi.

    “TARİHSEL DÜŞMANLIK”

    Bütün bu saldırıların arkasında Alevilere yönelik tarihsel bir düşmanlığın yattığını söyleyen Yaşatürk, “Biz Anadolu Alevileri olarak Suriye’de yaşananları tarihsel hafızamızdan bağımsız görmüyoruz. Koçgiri’den Dersim’e, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan Gazi’ye uzanan deneyimlerimizin ışığında Suriye’de yaşananları değerlendiriyoruz. Bugün Suriye, bu tarihsel saldırının sembolü hâline gelmiştir. İran’a saldıran ve İran liderine suikast düzenleyen ABD ve İsrail, tüm dünya halkları için tehlikeli bir gelecek hazırlamaktadır. Bilinmelidir ki ABD ve İsrail eliyle dünyaya barış ve demokrasi gelmez; ancak emperyalist ülkelere zenginlik ve petrol gelir. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bütün Aleviler birbirlerinin musahibidir. Birine vurulan neşter, hepsinin canına vurulmuştur. Zalimliğin karşısında susan ve zalimlerin önünde diz çöken işbirlikçiler bilmelidir ki kendilerinin tarihteki yerleri Hüseyin ve Zeynep’in yanı olmayacaktır. Katledilen canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; adalet yerini bulana, katiller yargılanana ve halkların eşit, özgür, onurlu yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Attalos Meydanı’nda adalet çağrısı: Suriye soykırımı unutulmadı!-VİDEO

    Attalos Meydanı’nda adalet çağrısı: Suriye soykırımı unutulmadı!-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Alevi Birleşenleri ile emek ve demokrasi güçleri, Suriye’de Alevilere yönelik katliamın birinci yıldönümünde Attalos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı kurumlar adına PSAKD Altınova Şube Baskan yardımcısı Abdurrahman Karadağ okudu.

    Açıklamada, 7 Mart 2025’te Suriye’de, özellikle Alevilerin yoğun yaşadığı yerleşim bölgelerinde silahlı HTŞ çetelerinin hedef gözeten saldırıları sonucu çok sayıda sivilin katledildiği, yerleşim yerlerinin basıldığı ve inanç merkezlerinin tahrip edildiği hatırlatıldı. Açıklamada, saldırıların rastlantısal değil Alevi toplumunu Suriye’den yok etmeyi amaçlayan sistematik bir nitelik taşıdığı vurgulandı.

    “Bugün de saldırılar aynı zalimlikle devam ediyor” denilen açıklamada, Alevilerin hem ekonomik hem de sosyal olarak baskı altında tutulduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Suriye’de Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtlerin de HTŞ çetelerinin saldırılarına maruz kaldığı belirtildi.

    Katılımcılar, uluslararası kamuoyuna ve Türkiye’ye çağrıda bulunarak şu talepleri dile getirdi:

    Suriye’de Alevilere yönelik suçlar bağımsız uluslararası heyetlerce soruşturulsun.

    Katliamlardan sorumlu olan tüm silahlı yapılar ve onları destekleyen odaklar açığa çıkarılsın, Lahey’de yargılansın.

    Alevi yerleşimlerinin güvenliği sağlansın; Türkiye HTŞ’ye desteğini derhal sonlandırsın.

    ABD ve İsrail başta olmak üzere emperyalist güçler Ortadoğu’dan çekilsin.

    Suriye Alevi Soykırımı’nda katledilenler anısına 7 Mart, tüm dünyada Soykırım Günü ilan edilsin.

    Karadağ, açıklamada, “Bugün burada ortaya koyduğumuz tutum, yalnızca yasımızın ve öfkemizin sembolü değildir. Bu eylem, unutmayacağımızın, asla boyun eğmeyeceğimizin ve soykırımcı katillerden hesap soracağımızın da sembolüdür” dedi.

    Açıklama, katledilen canların anısına saygı duruşu ile son buldu.

    PİRHA/ANTALYA