Etiket: boğaziçi protestoları

  • İnsan hakları örgütlerinden, tutuklu Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri için çağrı!

    İnsan hakları örgütlerinden, tutuklu Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri için çağrı!

    PİRHA-İnsan hakları örgütleri, üç ay önce tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri için çağrı yaptı. Yapılan açıklamada, “Türkiye yetkililerini, Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen’i derhal ve şartsız olarak serbest bırakmaya, bütün ‘Boğaziçi Direnişi’ protestocularını barışçıl ve meşru insan hakları faaliyetleri nedeniyle cezalandırmaktan başka bir amacı olmayan-yargı tacizi de dahil olmak üzere-bütün taciz fiillerine son vermeye çağırmaktadır” denildi.

    Boğaziçi Üniversitesi protestolarına katıldıkları gerekçesiyle 92 gündür tutuklu olan Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın (7 Ocak 2022) İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İnsan Hakları Derneği (İHD) İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT) İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi (OBS) Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi (OBS) Türkiye yetkililerine çağrı yaparak “Gök ve Özen’i derhal ve şartsız olarak serbest bırakmaya ve barışçıl Boğaziçi Üniversitesi protestolarına katılanlar hakkındaki suçlamaları düşürmeye davet etmektedir” dedi.

    “GÖK VE ÖZEN’İN DURUMLARI HAKKINDA DERİN KAYGI DUYMAKTAYIZ”

    İnsan hakları örgütleri, 5 Ekim 2021’den bu yana tutuklu olan Gök ve Özen için şu çağrıyı yaptı:

    “Gök ve Özen, tutukluluklarının ilk 51 gününde tek kişilik hücrelerde tecrit edilmiştir. Halen İstanbul’da bulunan yüksek güvenlikli Silivri hapishanesinde tutulmakta olup uluslararası hukuka göre şüpheli veya sanıkların usuli haklarını ihlal eder şekilde yakınlarıyla görüşmelerine izin verilmemiş, eğitim hakları engellenerek üniversitedeki sınavlarına girememişlerdir. Ersin Berke Gök’e de tutuklanmasından bu yana beslenmesine uygun yiyecek verilmemiştir.

    Ersin Berke Gök, Caner Perit Özen ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi sekiz kişilik bir grup 5 Ekim 2021 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi rektörlük binası önünde açıklama yaptıkları sırada üniversitenin güvenlik görevlileri tarafından saldırıya uğramışlardır. Öğrenciler daha sonra karakola götürülmüş ve aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan protestolara katılan öğrencileri ‘üniversitenin içindeki teröristler’ diyerek hedef almış, Rektör Naci İnci de öğrenciler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştur.

    İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 6 Ekim 2021’de Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen’in tutuklu yargılanmalarına, diğer öğrencilerin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalarına karar vermiştir.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 26 Ekim 2021 tarihinde Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen ve diğer 12 protestocu öğrenci hakkında 5 Ekim 2021’de Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğü önünde düzenlenen barışçıl protestoya katıldıkları gerekçesiyle kanuna aykırı gösterilere katılarak ihtara rağmen dağılmama (2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32. madde), kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme ve ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma suçlamalarıyla (sırasıyla TCK 109., 265. ve 223. maddeler) iddianame düzenlemiştir. Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen hakkında 6 ila 32 yıl hapis cezası istenmektedir.

    Kurumlarımız Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen’in devam eden keyfi tutuklulukları ile Boğaziçi Üniversitesi protestolarına katılan diğer 12 öğrencinin maruz bırakıldığı yargı tacizini kuvvetle kınamaktadır. Bu protestolar Türkiye’de ifade özgürlüğü ve barışçıl toplantı özgürlüğü haklarına gittikçe artan şekilde yapılan baskılar karşısında gerçekleştirilmekte olup, bu durum Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi (OMCT-FIDH) ve İnsan Hakları Derneği tarafından da belgelenmiştir.

    Kurumlarımız ayrıca Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi uyarınca yasaklanan işkenceye varan gözaltı öncesi kötü muamele ve insanlık dışı hapishane şartlarından dolayı Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen’in durumları hakkında derin kaygı duymaktadır.

    Kurumlarımız Türkiye yetkililerini, Ersin Berke Gök ve Caner Perit Özen’i derhal ve şartsız olarak serbest bırakmaya, fiziksel bütünlükleri ile ruhsal iyilik hallerini her koşulda güvence altına almaya, Gök ve Özen’in yanı sıra bütün ‘Boğaziçi Direnişi’ protestocularını barışçıl ve meşru insan hakları faaliyetleri nedeniyle cezalandırmaktan başka bir amacı olmayan -yargı tacizi de dahil olmak üzere- bütün taciz fiillerine son vermeye çağırmaktadır. Ayrıca yetkilileri Türkiye’deki insan hakları savunucularının meşru faaliyetlerini herhangi bir engelle karşılaşmaksızın ve misilleme kaygısı yaşamaksızın gerçekleştirebilmelerini her koşulda sağlama yönünde çağrıda bulunmaktayız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kaplan: Boğaziçi’nde kayyım sorununa öncelikle öğrenciler karşı çıkmalı-VİDEO

    Kaplan: Boğaziçi’nde kayyım sorununa öncelikle öğrenciler karşı çıkmalı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin kayyım rektöre karşı direnişine dair “Öncelikle öğrenciler kendi sorunlarına sahip çıkmalı. Eğer alanlara çıkılacak evreye gelinirse o zaman Alevi örgütleri de devreye girer” dedi.

    video gelecek…

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PASKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektör Melih Bulu’ya karşı yapılan eylemlere ilişkin konuştu.

    Kaplan, PSAKD olarak öğrencilerin eylemlerini destekler açıklamalar yaptıklarını belirterek, “Öncelikle öğrenciler kendi sorunlarına sahip çıkmalı. Eğer alanlara çıkılacak evreye gelinirse o zaman Alevi örgütleri de devreye girer” dedi.

    “ALANLARA ÇIKILDIĞINDA ZATEN ALEVİ ÖRGÜTLERİ DE DEVREYE GİRER”

    Gani Kaplan, “Bizler örgüt olarak üzerimize düşeni yaptığımıza inanıyoruz” diyerek şunları söyledi:

    “Bu konuda bir özeleştirimiz yok. Ülkede geçmiş yıllarda yapılan yanlışlıkları yapmamak üzere politika yürütüyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin apolitik üniversitelerinden birisidir. Özeleştiri yapmamamız bunun üzerine kurgulu değildir, bunu da belirtmek gerekir. Ülkenin en zeki çocuklarının orada eğitim gördüğü, politikadan ziyade daha çok bilim insanı yetiştirme, akademi çalışmaları yürüten bu üniversitemizin yıllardır hiç sesi soluğu çıkmamıştır. Sanat alanında daha çok kendini göstermiştir. Üniversiteye bir kayyum rektör atandı, sonrasında da bu apolitik olan üniversitemiz birden politik bir üniversite haline geldi. Biz örgüt olarak defalarca bununla ilgili açıklama yaptık ancak yıllarca bir yanlışlık yapıldı. Örneğin bugün Türkiye’de bir işçi sınıfı mücadelesinden bahsedilemez. Çünkü bu tür mücadeleleri hep bir başkaları üstlendi. Dolayısıyla şu anda üniversitelerin bu sorunlarına öncelikle üniversite öğrencilerinin ve diğer okullardaki öğrencilerin sahip çıkması lazım. Kitlesel hale gelinip alanlara çıkıldığında işte o anda zaten Alevi örgütleri de devreye girer.”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Aleviler olarak Boğaziçili öğrencilere destek olamadık, özeleştiri şart!’

    ‘Aleviler olarak Boğaziçili öğrencilere destek olamadık, özeleştiri şart!’

    PİRHA-Üç Alevi örgüt temsilcisi, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin eylemlerine yeteri kadar desteğin verilmediğini belirterek “Rızasız bir atama mevcut. Bu gençlere güven verip yanlarında duramıyorsak biz ne Aleviliğimizden ne insanlığımızdan ne de demokratlığımızdan bahsedemeyiz” dedi.

    Kayyım Rektör Melih Bulu’nun 2 Ocak 2021’de Boğaziçi Üniversitesi’ne atanmasıyla birlikte öğrencilerin eylemleri de sürüyor. Öğretim üyeleri ise 1980 askeri darbesi sonrasında Melih Bulu’nun, üniversiteye atanan ilk kayyım rektör olduğunu söylüyor.

    Yüzlerce Boğaziçili öğrenci, üniversite özerkliğinin yok edilmesi sebebiyle yaptıkları eylemden ötürü gözaltına alınırken 8 öğrenci de tutuklandı. Kamuoyunda da pek sahiplenilmeyen gelişmelere Alevi örgütleri ne diyor, kendilerini dinledik.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Saime Topçu’nun ilk sözü “Dernek olarak kayyumların hep karşısındayız” oldu. Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atamanın ‘rızasız bir atama’ olduğuna dikkat çeken Topçu, “Kayyum kabul edilebilir değil. Çünkü öğrenci ve akademisyenlerin talepleri, rızası hiçbir şekilde göz önünde bulundurulmadı” ifadelerini kullandı.

    “LOKMALARIMIZI ÖĞRENCİLER İLE PAY ETMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Saime Topçu, iktidarın, öğrencilere yönelik yaklaşımını da sert dille eleştirerek “üniversitelerin AKP’ye yakın isimlerle doldurulması kabul edilemez” diye de ekledi.

    “Biz bu ülkede hiçbir şekilde altyapısı olmadan, iki kelimeyi bir araya getiremeden, eğitimsiz insanların sahte diplomalar ile profesör ya da rektör olabileceğini gördük” diyen Topçu, şu özeleştiri ile sözlerini sürdürdü:

    “Alevi örgütleri maalesef bütün olarak öğrencilere yeteri desteği veremedi. Kurumlara bir tür tembellik çökmüş durumda. Fakat DAD olarak, hiçbir zaman kayyuma karşı direnmekten çekinmedik. Gelecek günlerde öğrencileri ziyarete gitmeyi de düşünüyoruz. Hızır ayında lokmalarımızı gidip öğrenciler ile pay etmek gibi bir düşüncemiz de var. Hak ve hakikat mücadelesi veren her mazlumun, her canın yanında olduğumuzu dile getiriyoruz.”

    “YÜREĞİMİZ DE GÖNLÜMÜZ DE ÖĞRENCİLERDEN YANA”

    Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt ise söz konusu protestoların sadece Alevileri değil kendini insan gören, bilimsel eğitimi düşünen her şahsı ilgilendirdiğini belirtti.

    Tutuklama ve gözaltılara tepki gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, “Boğaziçi gibi evrensel eğitim veren bir kurumun böyle gericileştirilip içinin boşaltılmasına karşı bizlerin de tedirginliği söz konusu. Demokratik olan, kurumun kendi içerisinde kendi rektörünü seçmektir. Yüreğimiz de gönlümüz de öğrencilerden yana. Umarız bir an önce kendi özgün eğitimine kavuşur” ifadelerini kullandı.

    “ABF ÖZELEŞTİRİ VERMELİ”

    Alevi kurumlarının, öğrencilerin protestolarını yeterince sahiplenmediğini ifade eden Mehmet Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti:

    “Maalesef ki Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bu konunun yeterince öncülüğünü yapamadı. Pandemiden dolayı mıdır yoksa o bilince erişemediğinden mi onu da bilemiyorum. ABF’nin özeleştiri vermesi gerektiğini söylüyorum. Çok geç kaldık. O çocuklar hepimizin çocukları. Onlara destek olmak en öncelikli görevimizdir. Geleceği gençlerde bulan bir toplum ve öğreti olarak eğer bu çocuklara güven verip yanlarında duramıyorsak biz ne Aleviliğimizden ne insanlığımızdan ne de demokratlığımızdan bahsedemeyiz.”

    “TEMEL SORUNUMUZ ÖRGÜTSÜZLÜĞÜMÜZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ise “Öğrencilerin vermiş oldukları direniş biz Alevilerin de ifade ettiği eşit yurttaş olmanın karşılığıdır” dedi. Kaya, öğrencilerin temel bir talep ile yola çıktıklarını belirterek “Sadece seçme ve seçilme haklarını kullanmak istiyorlar” dedi.

    Gülsev Kaya, öğrencilere destek olmak konusunda Alevi örgütlerinin yetersiz kaldığını belirterek şu yorumu yaptı:

    “Aleviler, öğrencilerin direnişini elbette sahipleniyor. Mazlumun yanında olma hukukuyla sahipleniyor. Birçok konuda olduğu gibi temel sorunumuz, örgütsüzlüğümüz. Alevi canların bu sessizliği maalesef bir karşılık bulmadı. Sadece kurumlar bir basın metni ile tepki gösterdi. Örgütlü bir dayanışma gösteremediğimiz için sonuçları da bu şekilde oldu.

    Alevilerin taleplerinin hiçbir karşılık görmediği gibi aynı şekilde öğrencilerin talepleri de boğulmaya çalışılıyor. Onların talepleri bizim de taleplerimizdir ama bunu yeterli şekilde söze dönüştüremiyoruz.”

    “YÜKSEK SESLE KARŞI ÇIKMAK LAZIM”

    Gülsev Kaya, “Tekçi anlayış akademide de sürüyor” diyerek farklılıkların ve bilimsel olanın ortadan kaldırılmasına yönelik “daha yüksek sesle karşı çıkmak lazım” diye de ekliyor.

    Gülsev Kaya, “Geleceğimiz çok karanlık” diyerek düşüncelerini şu cümlelerle aktardı:

    “Bizler, bilimi öne çıkarmak isteyen insanların gerçekten daha yürekli bir şekilde bir arada durması lazım. Her dönemde o gerici anlayış denenmiştir ama bugün biraz daha bütün katmanlarıyla zorbalığını arttırmış oldu. Birlikte durmakla değişimin mümkün olduğunu düşünüyorum. ‘Aşağı bakmayacağız’ meselesi gerçekten önemli. Bir arada ve daha kendi özümüze sahip çıktığımız bir sürece ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Yol TV nezdinde Kızılbaşlara olan kinlerini sürdürmekteler’

    ‘Yol TV nezdinde Kızılbaşlara olan kinlerini sürdürmekteler’

    PİRHA- Yol TV Yönetim Kurulu, AKP iktidarının Yol TV’yi hedef göstermesi üzerine açıklama yaparak “Yol TV dün susmadı bugün de susmayacak” dedi.

    Yol TV Yönetim Kurulu, iktidar üyeleri ve AKP’ye yakın basın kuruluşları tarafından hedef gösterilmeleri üzerine yazılı açıklama yaptı.

    “Yol TV dün susmadı bugün de susmayacak” denilen açıklamada Yol TV’nin Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) çağrısı üzerine, 14 ülkedeki federasyon, işveren ve akademisyenlerin de aktif desteğiyle 2006 yılında kurulduğuna işaret edildi.

    Açıklamada, Yol TV’nin salt belirli kişilerin veya işverenlerin maddi desteği ile değil, Avrupa’daki milyonlarca Alevinin emeğiyle, yola hizmet etmek için kurulduğuna vurgu yapıldı.

    “MÜCADELE ETMEKTEN YILMAYACAĞIZ”

    “Yol TV sadece Alevilerin değil tüm mazlumların ortak sesidir” denilen açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

    “Yol TV şu an hukuki olarak da AABK’ye bağlı bir işletmedir. Bu anlamda Yol TV kişilere bağlı olarak çalışmayan ve kurumsal kimliği de olan bir televizyondur. Yayın ilkelerini bu kimliğe uygun belirlemiştir, dolayısıyla Alevi toplumunun diğer inançlarla eşit haklara kavuşabilmesi ve Alevilerin görünür olabilmesi mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi veren diğer dinamiklerin arasındaki birbirini güçlendiren ilişkisini doğru kurmuştur.

    Tam da bu nedenle Yol TV, 15 yıl içerisinde Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar kırdan kente ayak basmadık bir yer bırakmamış, Alevi toplumunun var olma amacına medya boyutunda omuz vererek, demokrasinin ve laikliğin eksikliğinde, bu topraklardaki yurttaşların eşit haklara sahip olmamasının asıl sorun olduğu bilinci ile hareket etmiştir. Bu anlamda asla dar mezhepçi bir çizgide olmayarak ekranlarını tüm mazlumlara açmıştır. Bizatihi bu nedenle bugün gelinen noktada, Alevi toplumuna her daim nefretini gizlemeyen zihniyetin temsilcileri olan yandaş medya, tarihsel kinlerinin motivasyonu ile Boğaziçi öğrencilerinin demokratik protestolarını Yol TV’nin yönlendirdiğini iddia etmiştir. Havuz medyasında servis edilen bu haberlerle ne Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin haklı direnişlerinin kitleler üzerindeki muazzam etkisi, ne de Yol TV’nin tüm ezilen, ötekileştirilen kesimlerin sesi olduğu gerçeği manipüle edilinebilir. Zira Yol TV sadece Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin direnişini haber yapma hakkını kullanmıştır, bu bir yayın kuruluşu açısında meşruluğu tartışılamayacak bir haktır.

    Tarihte geçmişten günümüze Alevilere atılan iftiraların ve yapılan katliamların daimi faili olan zalim zihniyeti, Yol TV nezdinde Kızılbaşlara karşı olan kin ve nefretlerini bu defa da Boğaziçi protestolarını bahane ederek sürdürmektedir. Yol TV, bu zihniyetin her türlü provokasyonlarına ve şantajlarına rağmen asla geri adım atmayarak, çağdaş, laik ve demokratik bir Türkiye sevdalılarıyla birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Eşit yurttaşlık taleplerini haykıran tüm mazlumların sesi olmaya devam edecektir.

    Alevi hareketini ve televizyonunu hayali senaryolarla kriminalize etmeye çalışan tüm manipülasyonlara rağmen, Yol TV ile beraber doğruluğuna inandığımız ilkeler etrafında mücadele etmekten yılmayacağız.

    Hüseyin’in zalime karşı onurlu direnişini, günümüzde de devam ettiren bir çizgide, bu gerici zihniyete asla teslim olmadan mücadelemizi sürdüreceğiz. Tarihi hafızamızın içerdiği direniş geleneğini korumaya devam edeceğiz. Saray medyasının tarihsel kinle beslenen saldırılarına asla teslim olmayacağız.”

    (HABER MERKEZİ)