Etiket: Bölge toplantıları

  • Alevi başkanlardan Varto’da toplantı: Devlet inancımızı tarif edemez-VİDEO

    Alevi başkanlardan Varto’da toplantı: Devlet inancımızı tarif edemez-VİDEO

    PİRHA-Alevi örgütleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına ve torba yasaya yönelik Varto’da PSAKD Varto Cemevi’nde toplantı yaptı. Toplantıda konuşan Alevi kurum başkanları devletin bir inancı tarif etmemesi gerektiğini belirttiler.  

    Alevi örgütleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulmasına ve torba yasaya yönelik Varto’da PSAKD Varto Cemevi’nde toplantı yaptı.

    Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yöneticisi Binali Efe konuşmacı olarak katıldı. Toplantıya halkın da ilgisi yoğundu.

    “ALEVİLER YOK SAYILMAYA DEVAM EDİLİYOR”

    Alevilerin geçmişte olduğu gibi bugünde yok sayılmaya devam edildiğini söyleyen Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Cumhurbaşkanı, Hüseyin Gazi, Hacıbektaş ve Şahkulu Dergahı’nda Alevilerin sorunlarını çözeceğim diye müjde vermeye çalıştı ancak verilmek istenen müjdenin inanıcımızı ve ibadethanemizi yok saydığının müjdesiydi. Bizi yok sayan, bizi görmemezlikten gelen anlayış yetmiyormuş gibi bu kez de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Daire Başkanlığı kurarak kuşaktan kuşağa aktarılan inancımızı bir daire içine hapsederek kontrol altına almaya çalışıyorlar” diye belirtti.

    “DEVLET BİR İNANCI TARİF ETMEMELİ”

    Devletçi bir Alevilik yaratılmaya çalışıldığını ifade eden Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez de, “Aleviliğin kendi içerisindeki çeşitliliğini yok ederek bizlere ‘Biz devlet olarak böyle düşünüyoruz, Aleviliğin böyle olması lazım’ diyorlar biz de bu anlayışa karşı çıkıyoruz. Biz ülkenin laik ve demokratik bir yapıda olmasını istiyoruz. Devlet asla bir inancı tarif etmeye ve nasıl olması gerektiği konularında söz sahibi olmamalı. Alevi toplumu bizim ibadethanemiz cemevleridir diyorsa bu sorun burada bitmiştir kimse bunu tartışamaz” dedi.

    “ALEVİLER KENDİ İNANCINI BAŞKASININ TARİF ETMESİNE KARŞI ÇIKIYOR”

    Alevi inancını Alevi olmayanların tanımlamaya ve tarif etmeye çalıştığını vurgulayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu ise, “Aleviler kendi inancını başkalarının tarif etmesine karşı çıkıyor. Bugün devleti elinde tutanlar herkesin Türk ve Hanefi olmasını istiyor. Bu ülkede sadece Türkler yok, sadece Hanefi mezhebi de yok. Ama insanları bir kalıbın içerisine sokarsanız orada barış olmaz. Sistemler toplumu dizayn etmek için zorla ve baskıyla insanları bir kalıba koyar. Eğer bir ülkede demokrasi sorunu yaşanıyorsa bu tamamen sistemin yarattığı bir sorundur. Halkların böyle bir sorunu yoktur. Aslında sorun üreten sistemdir, herkes kendi inancını kimseye sormadan yapıyor ama devlet diyor ki sen benim istediğim gibi yapacaksın” diye konuştu.

    Toplantı, katılımcıların fikirlerini ve önerilerini paylaşmasının ardından sona erdi.

    PİRHA/MUŞ

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi kurumları İzmir’de toplandı: AKP’nin biçtiği elbiseyi kabul etmiyoruz-VİDEO
    >Aleviler, Malatya’da bir araya geldi: Alevilerin inancını yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız-VİDEO
    >Alevilerin bölge toplantıları Mersin’de de sürüyor-VİDEO
    >Alevi kurumları Dersim’den seslendi: Alevilerin taleplerini yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız-VİDEO

  • Doğan: Çatı örgütlerinin ortak mücadele etmesi önemli, Alevilerin talepleri canlı tutulmalı

    Doğan: Çatı örgütlerinin ortak mücadele etmesi önemli, Alevilerin talepleri canlı tutulmalı

    PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevi kurumlarının yaptığı bölge toplantılarına ilişkin “Çatı örgütlerinin birleşip, ortak mücadele ediyor olmasına Alevilerin çok büyük önem verdiğini gözlemledim. Olumlu bir etki bırakmış. Birlikteliğin devamı konusunda bir talep vardı” dedi. Doğan, Ankara’da Meclis önünde yapılan açıklamanın enerjisini devam ettirmek, arkamıza aldığımız rüzgarı sürdürmek ve Alevilerin taleplerini canlı tutmak önemli” ifadelerini kullandı. 

    Cemevlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve torba yasaya karşı Alevi örgütleri, bağımsız cemevleri ve yöre derneklerinin üye ve yöneticileri ülke genelinde toplantılar yapmaya devam ediyor. İstanbul’da da 26 Kasım Cumartesi günü Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde, 27 Kasım Pazar günü de PSAKD Sultanbeyli Şubesi’nde toplantı gerçekleştirildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, bölge toplantılarının nasıl geçtiğini, gelen tepkiler ve hedeflenen sonuçlara dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLERİN ORTAK MÜCADELE EDİYOR OLMASINA ÇOK ÖNEM VERİLİYOR”

    25 Aralık günü İstanbul’da yapılması planlanan kurultay öncesi ülke genelinde bölge toplantıları yapıldığını aktaran Doğan, şöyle konuştu:

    “25 Aralık günü büyük bir kurultay yapılacak. Ardından Alevilerin taleplerini ortaya koyabileceği bir miting çalışması yapılıyor. Yani bir mücadele alanına dönüştürmek gibi bir gayretimiz var. Türkiye genelinde buluşmalar gerçekleştiriliyor. Çok iyi saha çalışması yapılsaydı belki daha kalabalık bir katılım olurdu ama yine de oldukça yoğun diyebileceğim bir katılım vardı.

    Çatı örgütlerinin birleşip, ortak mücadele ediyor olmasına Alevilerin çok büyük önem verdiğini gözlemledim. Olumlu bir etki bırakmış. Birlikteliğin devamı konusunda bir talep vardı. Mevcut yasaya dair de insanlarda biraz kafa karışıklığı var. Devletten gelen maddi kaynağın kullanılması, toplumun aydınlatılması gereken bir konu. Bunun Aleviliğe getirisi ve götürüsü noktasında bilgilendirme ve ciddi tartışmalar yürütmek gerekiyor. Yeni gelen yasa ile ikinci bir Diyanetin oluşmasını engellemek gerekiyor. Bunun topluma katkı değil; laikliğin olmayışının toplumsal gerilemede ikinci bir engel oluşturacak yapının olmamasını vurgulamak gerek. Buna eğilimli olan bazı kesimlerin de olduğunu gördük.”

    “DEVLET, YEREL YÖNETİMLER ÜZERİNDEN ALEVİ İNANCINA ULAŞMIŞ”

    Doğan, Alevi kurumlarının yerel yönetimler ile kurduğu ilişkiye de dikkat çekerken, “Benim önemli bir gözlemim de şu ki: Devlet, yerel yönetimler üzerinden Alevi inancına ulaşmış. Yerel yönetimler üzerinden oralara ufak tefek yardımlar ile kontrol etmeye başlamışlar. Bunu da Alevi kurumları masumane niyetle algılamışlar. Ama bunun devleti cesaretlendirdiğini, “Maddi olarak bir şeyler sunarsam eğer bu yapıyı kontrol edebilirim” gibi bir cesarete neden olduğunu da söylemek lazım. Bu da tabi kurumların geçmişteki yerel yönetimlere yönelik yaklaşımlarından kaynaklı bir eksiklik. Genel olarak toplantılarda “İnanç nedir? Devletin inanca karşı yaklaşımı ne olmalıdır?” gibi soruları vurguladık. Eşit yurttaşlık talebi Alevilerde karşılığını bulmuş. Bunu fark ettim. Bu talep birçok katılımcı tarafından dillendirildi. Alevilerin, Anayasada kurucu eşit yurttaş olarak tanımlanmaları, bununla beraber devletin bütün dinlere eşit mesafede olması gerektiği konusuna toplumsal olarak karşılık bulduğumuzu söylemeliyim. Alevilerin önümüzdeki süreçte alanlarda olması, mücadele etmesi konusunda toplumun bir talebi var” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN GÖRÜNÜR OLDUĞU DÖNEMDE DEVLET GÜNDEMİ DEĞİŞTİRDİ”

    Taksim İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından gündemin değiştiğini belirten Kadriye Doğan, Alevilerin tüm demokrasi kesimleri ile ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Doğan şunları söyledi:

    “Alevilerin görünür olduğu, taleplerinin yükseldiği dönemde devletin gündemi değiştirecek başka olaylar sergilediğini de gözlemledik. Taksim’deki bombanın patlaması tam da bugüne denk geldi. Arkaya alınan rüzgarı çok daha farklı yerlere taşımaya çalışırken, biraz gündemden düşmesine neden oldu. Ankara’da Meclis önünde yapılan açıklamanın enerjisini devam ettirmek, arkamıza aldığımız rüzgarı sürdürmek ve Alevilerin taleplerini canlı tutmak, hedefe ulaştıracak yolları, hangi kesimler ile ortaklaşacağımızı bulmak önemli. Kadın mücadelesi bugün çok önemli bir noktada. İstanbul’da kadınları durdurmak için devlet hayatı durdurdu. Emek kesimleriyle ortaklaşılması, Kürtlerin anadilde kimlik mücadelesiyle ortaklaşılması, tüm demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet isteyenlerin ortaklaşması Alevilerin de bu kesimler ile bir araya gelme yollarının bulunması noktasında görüşlerimizi bildirdik.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumları, bölge toplantılarının sonuncusunu Antalya’da gerçekleştirdi

    Alevi kurumları, bölge toplantılarının sonuncusunu Antalya’da gerçekleştirdi

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde başlatılan ‘Alevilerin genel sorunları’ konulu muhabbet Antalya’da düzenlenen bölge toplantısında ele alındı. Toplantıda, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının devam ettiği belirtilerek, zorunlu din dersinin, bir asimile yöntemi olduğu vurgulandı.  

    Antalya Kızılarık Cemevi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Gani Kaplan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BİZİM ÖZÜMÜZ BİRLİKTİR”

    Sonuncusu Antalya’da yapılan toplantıda ilk olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül aldı. Alevi kurumlarının genel başkanlarıyla birlikte, Türkiye’nin birçok farklı illerinde toplantılar yaptıklarını söyleyen Güzelgül, Alevileri bölmeye çalıştıklarını, sahte Alevi dernekleri kurdurularak, bu derneklerin Diyanet, hoca ve mollalara hizmet ettiğini ifade etti.

    Alevi toplumu içerisinde de nefsine yenilen kişilerin olduğuna vurgu yapan Güzelgül, “Her ağacın kurdu, kendi özünden olur der Erenler… Bunlar da bizim kurtlarımız. Bizim bugün sizin cemalinizdeki oluş amacımız, ne kadar çürüğümüz var ise de olsun; öz sağlam bir özdür. Özümüz, birliktir! Hak yoludur, taliplerin yoludur, pirlerin, erenlerin yoludur. Burada yer alan genel başkanlarımızın muradı, bu yolda birliği güçlendirmeye hizmet etmektir. Küskünlükleri, dargınlıkları bir yana bırakıp, döküleni doldurmaya, kırılanı onarmaya, gönülleri hoş etmeye yola çıktık. Bu tek bizlerin niyeti ile olmuyor. Bu yola talip olan canların, bu hizmeti hak etmesi, bilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “SON BEŞ YILDA ÇOK KIRILDIK, ÇOK DÖKÜLDÜK”

    Alevilerin 1990’lı yıllardan itibaren yavaş yavaş biraraya gelmeye başladığını söyleyen ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, 2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı sonrasında Alevilerin biraraya gelmelerinin, bu acıyı birlikte yaşamalarının çok önemli olduğunu vurguladı. Tarihin her safhasında Alevilerin yaşamlarının çok zor geçtiğini, özellikle son 30-40 yıllık sürecin de bu zor süreçten nasibini aldığını anlattı. Kurulan Alevi dernek ve cemevlerinin bin bir zorlukla kurulduğunu sözlerine ekleyip, bu konuda bir de öz eleştiri getirdi:

    “Bizler kimi zaman inanılmaz birliktelikler oluşturduk, yan yana geldik. Güzellikler ve başarılar yaşadık. Ama diğer yandan akla, vicdana sığmayacak kötülükleri birbirimize yaptık, birbirimizin önüne engeller koyduk. Alevi hareketi, özellikle son 5-6 yılda yaşadığı kırılmalar ile birbirine düştü. Ve bugün baktığımızda, olduğumuz yerde tekrar boşa dönüyor, ilerleyemiyoruz. Canlar, son 5-6 yılımızda çok kırıldık, çok döküldük. Artık kırılanı onarmak, döküleni doldurmak hepimizin görevi olmuştur. Bugün artık hepimiz Alevi mücadelesine önce buradan bakmak zorundayız. Çok kırıldık, çok yorulduk, çok küstürdük. İlk başta yapmamız gereken, birbirimizin yaralarını sarmak, dilimizi, gönlümüzü temizlemek, küstürdüğümüzün gönlünü almak, kendini beğenmişliğimizin önüne geçmek, nefsimizi biraz durultmak ve biraz muhabbet etmektir. Bizim ibadetlerimizin en önemli ritüeli, muhabbet etmektir. Bazen Hak’la muhabbet ederiz, bazen Pir’le, mürşitle, bazen can cana muhabbet ederiz. Muhabbetlerimiz insanlığa, güzelliğe, dostluğa, aşka barışa, kardeşliğe, yoldaşlığa dair olur. Şimdi bu muhabbetleri yeniden kurmalıyız” dedi.

    “EĞER BİRLİKTE OLMAZSAK DERGAHLARDA KİRACI OLURUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin eşit hak ve talepleri, kazanımları konusunda da önemli değerlendirmelerde bulundu. Alevilerin yıllardır beklediği eşit hak ve taleplerin ancak bir olunursa elde edebileceğine dikkat çeken Güzelgül, bunu yapmamaları durumunda asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacakları uyarısında bulundu. Güzelgül, değerlendirmelerine şu cümlelerle devam etti:

    “Eğer bir olmazsak, çocuklarımızı imam hatiplere göndermek zorunda kalırız. Eğer bir olmazsak, Alevi gençlerin hakim, savcı, yönetici, doktor ve benzeri meslekleri elde etmeleri imkansız olur. Eğer bir olmazsak, Alevileri parça parça böler atarlar. Eğer bir olmazsak, kendi dergahlarımızda kiracı olarak yaşamaya devam ederiz. Eğer bir olmazsak, biz bu ülkede ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamaya devam ederiz.  Gıybeti, kini içimizden atıp; dostlukla, yoldaşlık hukuku ile yan yana gelmek zorundayız”

    “ALEVİLİĞİ BAŞKA İNANÇLARIN BOYUNDURUĞUNDAN KURTARMALIYIZ”

    Alevilerin asimile edilmesine katkı koyan davranışların 1977 yılına dayandıran  Güzelgül, “1977 yılında İran’ın Kum kentinde yapılan İslam Konferansa Türkiye’den Süleyman Ateş katılmıştı.  Medarı, Süleyman Ateş’e, ‘Sizdeki Aleviler ateistleşiyor. Ya siz Sünnileştirin, ya da bırakın biz Şiileştirelim’ demiştir. Bu kurultayın ardından hemen İstanbul başta olmak üzere pek çok kentte pirlerimizin ve ulularımızın adıyla yüzlerce cami açıldı. Şimdilerde pirlerimizin ve ulularımızın adıyla kurultaylar yapıyorlar. Bakıyorsunuz Diyanet İşleri Başkanı, Dersim gibi Alevilerinin kökleri olduğu yere gidiyor, Cemevi dedesi bize Kuran gönderin diyor, Diyanet İşleri Başkanı imam gönderelim diyor. İbadethanelerimizi kabul etmedikleri yetmedi, Mollalara, işbirlikçilerine rağmen biz cemevlerimizi yapmaya, yaşatmaya devam ediyoruz. Cemevlerini minaresiz camiye dönüştürmeye çalışıyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz. Bu nedenle Alevi kimliği ve Alevi inancı konusunda çok net olmalıyız. Alevilik, Aleviliktir! Bizim ibadetimiz Cem’dir.  Cemimizde dara dururuz, deyiş okuruz, semah döneriz, ikrar veririz. Bunları sağa sola çekmeye çalışanlara asla izin vermemeliyiz. Bugün çocuklarımızın kafası da karışık! Babadan, dededen gördükleri Alevilikle, okulda sokakta, medyada anlatılan Alevilik farklı!  Buna fırsat vermemeliyiz. Cesur kararlar almak zorundayız. Aleviliği, başka inançların boyunduruğu altından kurtarmalıyız. İşte bunlar yaptığımızda, devlete söz söyleme hakkımızda olur, sözümüzün hükmü de olur” diye konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSİ İSTEĞE BAĞLI OLMALI”

    Yüz yıllardır Alevi inancının çeşitli yöntemlerle yok edilmeye çalışıldığını aktaran ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, zorunlu din dersine karşı oluşlarının nedenlerini sıraladı. Zorunlu din dersinin, bir asimile yöntemi olduğunu vurgulayan Güzelgül, “Zorun din dersi iddia edildiği gibi din, inanç ve kültür, mezheplerinin tanıtıldığı, öğretildiği bir ders değildir. Aksine, bu derse giren her çocuğa inanç ne olursa olsun zorunlu olarak Sünni, Hanefi inancının eğitimi ve bu inanç ve yolun tek doğru bir yol olduğu anlatılmaktadır. Türkiye’deki eğitim kurumlarında Alevilik yok sayılmakta, Alevilerin bu konuda hak ve mücadeleleri sonuçsuz kalmaktadır. AİHM’nin aldığı kararlar, yapıyormuş gibi gösterilerek, sanki Alevilik ve Bektaşilik folklorik bir dinsel unsur gibi müfredatta yer bulmaktadır. Çocuklarımız inançları nedeniyle aşağılanmaktadır. Alevilik, kendine özgü Batini görüşleri olan, müstakil bir inançtır. Alevilikte inanç biçimi diğer inançlardan farklıdır. Bizim ibadetimiz Cem’dir, İbadethanemiz cemevi’dir. Bağlama, Alevilikte kutsal bir sazdır. Deyiş ve nefesler, Hak kelamıdır. Hak için semah döneriz. Devlet, dinlere, inançlara karşı tarafsızlığını korumalı, AİHM kararları uygulanmalıdır. Din dersi zorunlu değil, isteğe bağlı olarak uygulanmalıdır”  ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE HIZLA DEMOKRASİDEN UZAKLAŞIYOR”

    Güzelgül’ün ardından Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez söz aldı. Konuşmasında daha çok hükümetin sosyal, kültürel ve ekonomik uygulamalarını değerlendiren Geçmez, bu konuda iktidara eleştiriler yöneltti.  Türkiye’nin ekonomik, eğitim alanında geri kaldığını vurgulayan Geçmez, din alanında da son yıllarda sahte din âlimlerinin türediğine vurgu yaptı. Ortadoğu ülkelerinin bugün geldiği noktaya gelmemek için, laiklik ve hukuk üzerinde yoğunlaşılması gerektiğinin altını çizen Geçmez, “Türkiye’nin eğitim sistemi de çok kötü. Türkçe okuma yazmada dünyanın en geri ülkelerinden biriyiz.  Biz Irak Suriye İran olmamız için, demokrasi laiklik ve hukuk üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Biz bu mücadeleyi bu hatlara çekemezsek; ben Hacıbektaşi Veli Kültür Merkezi’ne üye oldum, beni sildiler. Alevi Kültür Derneği’ndeydim beni kovdular şeklinde köy kavgalarına devam edersek bilincimizi kaybederiz. Dünyanın her tarafında yoksullaştırılan ve farklılaştırılan insanlar var. Türkiye hızla demokrasiden uzaklaşıyor. Her konuşmasında eleştiriyi kendilerine hakaret kabul eden topluluklardan olduk. Oysa eleştiri ciddi bir kültürdür. Eleştiri kültüründen uzaklaştığımız için eğitilemiyoruz. Eğitimimiz, insani değerlerimiz çöktüğü için üretemiyoruz. Daha önce üniversitelerimiz dünyaca ünlü üniversiteler sınıfına girebiliyorken bugün giremiyoruz.  Peki, üniversitelerin bugün geldiği noktada görevi ne?  İslami İlimler Akademisi açmak. O da yetmiyor, İmam Hatip Liseleri açmak. O da yetmiyor Kuran kursları açmak. Antalya’da tarikat bilinci o kadar yüksek ki çocuklarınıza sahip çıkın. Sahip çıkmazsanız durumunuz vahim. Çocuklarınızın hangi eğitimden geçtiğini bilmeye çalışın. Ders kitaplarında zorunlu din dersinde, Hz. Ali’nin atına katır demişlerdir. Hacıbektaş Veli’nin Hacca gidip geldiği, namaz kıldığı için büyük bir Türk ve Müslüman olduğu söyleniyor. Bütün bunların alevi kaynaklarında bir yeri yok. Bir kin, bir nefret var. Herkes başkalarının inançları üzerinden kendilerini var etmeye değil, başkalarının inançlarına kıymet ve saygı göstererek kendisini var etmeli” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN KENDİ DEĞERLERİNE DÖNMESİ LAZIM”

    Geçmez, ibadetlerini namazla gerçekleştiren Alevilere konuşmasında sert çıktı. Alevilikte namaza yer olmadığını belirten Geçmez şöyle konuştu:

    “Kimse size Alevilik öğretmesin. Ben de size öğretmeyeyim. Hepiniz Aleviliği bal gibi biliyorsunuz. Hepiniz şehre girerken özel sorunlarınız var! Karar vermemiz lazım. Ya Ali’ce kalacağız ya da bırakın yapanlar yapsınlar. Hangimiz Ramazan’da Bayram Namazı’nı kılıyordunuz? Ben Alevi kökenli yurttaşlara söylüyorum. Sünni kardeşlerimize hiçbir sözüm yok! Ramazan Bayramı gelince bu Cemevi’nin kapısına dayanıyorlar, açın biz Bayram Namazı kılacağız. Utanmıyor musunuz? Ondan sonra yok Diyanet bizi asimile ediyor. Asıl asimileyi siz yapıyorsunuz. Kurban Bayramı geldiği zaman cemevlerinin kapılarına dayanıyorsunuz. Kurban Namazı, Kurban Cemi tutmak istiyoruz!  Utanmıyor musunuz? Alevilikte Kurban cemi diye bir şey var mı? Derdiniz farklı. Komşunuz camiye gidiyor siz de ona yaranmaya çalışıyorsunuz. Alevilerin kendi değerlerine dönmesi lazım! Alevilikte namazın olmadığını hepimiz biliyorsunuz. Özümüze dönerek bu işi başarabiliriz.

    “BİRBİRİMİZİN AYAĞINI ÇEKMEKTEN VAZGEÇELİM”

    Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Gani Kaplan da yaptığı konuşmasında birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. Alevilerin siyasette olmasının önemine dikkat çeken Kaplan, bu konuda çok çarpıcı özeleştirilerde bulundu. Kaplan, “Bölge toplantılarının sonunu Antalya’da gerçekleştiriyoruz. Amasya’dan başladık, Antalya’da bitiriyoruz. Amasya’da toplantılara başladığımızda aynı saatte aynı tarihte devletin de bir toplantısı vardı. Bu toplantı bölgede bulunan alevi kurumlarının hepsi davet edilmişti. Bölgede bulunan tüm alevi kurumları bizim yaptığımız toplantıya katıldılar.  Ordu’dan, Amasya ve Çorum’a kadar tüm bölge alevi kuruluşları bizim toplantımıza katıldılar. O toplantıya giden belediyelerin memurları oldu. Belediyenin memurlarının katıldığı toplantıda, Alevilik tartışıldı. Bunu yapan da bir Alevi! Son zamanlarda kürsüye çıktığımızda hepimiz; ezildik, bizi astılar, kestiler diyoruz. Bizi asimile etmiyor. Biz kendi kendimizi asimile ediyoruz. Aleviler devletçidir. Devleti bugün yönetenler, AKP’dir. Devlet kimdir, AKP! Cumhuriyetin nitelikleri ortadan kaldırılmış. Oraya Alevilerin müdahale etmesi mümkün mü?  Oradan çıkan kararlara müdahil olabiliyor muyuz, devlet bu hale gelirken ne yaptık? Hiç! Yerelde iktidar olmadan ne ikinci çemberi ele geçirirsiniz, ne de üçüncü çemberi. Yerelde iktidar olmak durumundayız. Yerelde iktidar dediğinde ne yapıyoruz,  20 tane aday, 15’i Alevi. 25 tane muhtar adayı, 10’u aynı köyden. Yüzde 75 olan bir alevi ilçede kim iktidar oluyor, Alevi olmayanlar. Biz artık birbirimizin ayağını çekmekten vazgeçeceğiz. Birbirimizi desteklemek gibi hükmümüz var” diye konuştu.

    “YEREL SEÇİMLERDE 1 ADAYA ODAKLANACAĞIZ”

    Alevilerin yerel seçimlerde mümkün olduğunca tek bir adaya odaklanması gerektiğini söyleyen Gani Kaplan, “ Yerel seçimlere giderken Antalya’da çok fazla aday olduğunu biliyoruz.  Ortaklaşacağız. Belediye başkan adayı mı olacak, 1 kişiye odaklanacağız. CHP yüzde 25 oy aldı, bunun yüzde 14’ü Alevilerin oyudur. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yüzde 60 Aleviler var. CHP’nin yüzde 5’i ulusalcılar, geri kalanı sosyalistlerden oluşuyor. Bugün yüzde 5, partiyi yönetiyor. Geri kalan sosyalist olan grup, ulusalcılarla hareket edip Alevileri yok etmeye çalışıyor. Biz ne yapmalıyız,  Aleviler 1 olmak, iri olmak, diri olmaktan başka çaresi yoktur. Bizim rakip olmamıza imkan yok” diye konuştu.

    “TOPLANTILARIN HEDEFİ BİRLİK OLMAK”

    Kızılarık Cemevi’nde Alevilerin sorunlarıyla ilgili son sözü, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir aldı.  Toplantının amacının Alevilerin sorunlarının görüşülmesi olduğunu söyleyen Demir, “Bu toplantılarımızın asıl hedefi, birlikte yol almak. Birlikte yol alırken de, birlikte mücadele etmek. Eksikleri, aksaklıklarımızı bulup tamir etmektir. 6 yıldır kurumun genel başkanlığını yapıyorum, 6 yıldır Alevi Bektaşi Federasyonu’nu bir türlü bir arada tutamadık. Diğer Alevi kurumlarında da bir takım sorunlar yaşandı.  Dolayısıyla çok kötü bir resim göstererek kendi toplumumuzun önüne çıkıyoruz.  Kendi toplumumuzun önüne çıkarken de güven vermiyoruz, yol alamıyoruz, dışarıdaki görüntümüz de çok kötü. 4 genel başkan,  bu kötü görünümünü değiştirmek için bir araya geldik. Alevi örgütleri şuan hiçbir şey yapmıyor gibi görünüyor ama çok şey yapıyoruz.  Halk, kavgalardan, gürültülerden bıktı. Olur, olmaz itham ve iftiralarla maalesef bu örgütleri pasifsize ettik.  Alevi kültür derneklerinde kongreler süreci başlamasına rağmen bu toplantıları önemsiyoruz.  Bu toplumun önce birliktelik resmine ihtiyacımız var. Kürsülere çıkıp kimsenin ahkâm kesmesine izin vermeyiz. Kimse kusura bakmayacak!  Eleştirebilirsiniz, bize olumsuzlukları söyleyeceksiniz ama sırf muhalefet olsun diye konuşmasına izin vermeyeceğiz. Eleştirirken, yapıcı, birlikteliği bozmamalıyız.  Sorunumuz, bizim dışımızda Alevi örgütleri de var.  9 Aralık’ta yapacağımız Alevi kurultayında herkesin yer alması lazım. Devleti yönetenler, bu bahane ile karşımıza çıkıyor.  Biz de o kadar çok kafa karışıklığı var ki, insanların karşısına çıktığımızda insanlara güven veremiyoruz” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)