Etiket: bolu

  • Özgür Özel: Lanet olsun düzeninize de sarayınıza da!-VİDEO

    Özgür Özel: Lanet olsun düzeninize de sarayınıza da!-VİDEO

    PİRHA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. 12 yıl sonra Gezi eylemlerine katılanların tutuklanmasını eleştiren Özel, “Gezicilerin o günkü tavrı değil, bugünkü tavrı sorgulanıyor. O gün geziye giden, gezide kahramanlık hikayeleri anlatan Tamer Karadağlı, bugün Devlet Tiyatroları’nın başına atandı” dedi. Özel, Bolu otel yangını sebebiyle de iktidarı “Yazıklar olsun partinizin çıkarına da, lanet olsun düzeninize de sarayınıza da” sözleriyle eleştirdi.

    Özgür Özel’in, Meclis grup toplantı salonuna girdiği anlarda “Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı atıldı.

    Özel’in konuşması öncesinde, Bolu’daki otelde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    Grup toplantısında ayrıca bir süre önce DEVA Partisi’nden istifa eden Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, CHP’ye katıldı. Böylece CHP’nin milletvekili sayısı 131 oldu.

    “PARTİ KONGRESİ, ÜLKENİN YASININ ÖNÜNE GEÇEBİLDİ!”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı konuşmada şu konulara değindi:

    “Geçen hafta hepimizin yüreğini dağlayan bir süreçte ne partiye katılım ne grup toplantısı düşünebilirdik. Tereddüt etmeden toplantımızı iptal ettik. Grubumuzu Kartalkaya’ya gönderdik. Biz de Kartalkaya’ya doğru hareket ettik. Rakamın 60’ın üzerinde olduğunu biliyorduk, ama yetkililer açıklasın dedik. Biz bunu öğrendikten saatler sonra gerçek rakamlar açıklandı. Neyi bekliyorlardı? Rakam 78, 36’sı çocuk ve beklediğimiz bir partinin Ankara İl Kongresi. Başka bir partinin rozet töreni. O an hepimiz nasıl bir muhataplık içinde olduğumuzu anladık. Bir partinin kongresinin bir ülkenin yasının önüne geçebildiğini öğrendik.

    Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorumlular kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, görevi, makamı, mevkii ne olursa olsun, kimin nesi olursa olsun hakkaniyetli, şeffaf bir soruşturma yürütülerek cezalandırılmasına taraftık, halen daha tarafız. Ama bir yandan algı operasyonu yapmaya çalışanlar, yangından 36 saat sonra belediyemizi zan altında bırakmak için 2007 tarihli AK Parti döneminde verilen bir belgeyi servis ettiler. Bu rezillikleri ortaya çıkınca bu kez cepheden doğru haber versin diye Gazi’nin kurdurduğu Anadolu Ajansı’nı hepimizin maaşlarını vergileriyle ödediğimiz TRT’mizi alet ederek yangın, otelin dışında, otelle bağlantısı olmayan 70 metrekarelik kafeteryayı yangının çıktığı ve Bolu Belediyesi’nin ruhsat verdiği lokanta diye anlatarak, servis ederek yeni bir algı operasyonuna giriştiler.

    Bize kapalı zarf içinde mahcup ifadelerle savunmalar yollayan genel müdürlere şunu söylüyorum: Dünyanın hiçbir yerinde kamu yayıncılığı bir siyasi partinin aparatına dönüştürülemez. Bu ayıbın altında kalırsınız, tekrarlamayın. Gerçek; Bolu Belediyesi’nin geçen ay, bir ay önce 9 kriterden sekizini tutturmayan otele uygunluk belgesi vermemesidir. Gerçek; 2007 yılında AK Partili belediyenin verdiği uygunluk belgesiyle 2019’a kadar kanunda yazmadığı, görevi olmadığı için AK Parti Belediyesi’nin 12 yıl o oteli denetlememiş olmasıdır. Gerçek; söz konusu alanın Milli Park olması, Milli Park alanına yangın söndürmeye bile gitmenin belediye tarafından izne tabi olması, oraya girişin bile yasak olması, söz konusu bölgenin turizm bölgesi olması, otele işyeri açma ve çalışma ruhsatını Bolu Valiliği’ne bağlı İl Özel İdaresi’nin otele turizm işletme belgesini Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın vermesidir. Ve bir sorun tespit edildiğinde otelin faaliyetini durduracak olanın da, bizzat Turizm ve Kültür Bakanlığı olmasıdır.

    Yine de Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkenin adaletine onların görevlendirdiği bilirkişilerin şahsi ve mesleki namuslarına, onurlarına güveneceğimizi söyledik. İşte 7 kişilik bir bilirkişi heyeti görevlendirildi. 2,5 gün gece gündüz çalıştılar. Ellerinde resmi görevlendirme belgesi, jandarma tutanağıyla otelde çalıştılar. Jandarma’nın gözetiminde otelin güvenlik kayıtlarını incelediler. Yangının 4. kattan çıktığını, nasıl yayıldığını, eksiklikleri her şeyi not ettiler.

    “ADALETİ ÇALMANIZA İZİN VERMEDİK”

    Bilirkişi heyetinin hazırladığı rapora müdahale etmeye çalıştılar. Çıkan raporu kabul etmemişler, ‘Bakanlığı çıkarın, Bolu Belediyesini ekleyin, yangının lokantadan çıktığını yazın’ demişler.

    O raporu ben aldım, ilgili sayfalarını sosyal medyadan paylaştım. Adalet Bakanı’nı aradım telefona çıkamadı. Cumhurbaşkanı Yardımcısına ulaştım, suçlu olmayanlara suç atmaya çalışıyorlar. Elinden geleni yapacağını söyledi, kendisinin insafına emanet ettim. Telefonlarına çıkmayan Bakan ‘korsan rapor’ demeye kalktı. Yalan diyemiyor, korsan diyor.

    Yetkilendirilmemiş biri rapor yazarsa korsan olur. Bu 7 kişi Bolu Başsavcılığı tarafından belirlenen bilirkişiler. Onların raporuna korsan diyemezsin. Adalete karşı korsanlık faaliyeti yürüten Adalet Bakanı’ndan başkası değildir. Rapor korsan olmadığına göre ele geçiriliş yöntemine korsan diyor olabilir. Zorla ele geçirilirse ona korsanlık denebilir. Facianın sorumlularını belirten bu rapor kimsenin malı değildir ki ele geçirişimiz korsanlık olsun. Adaleti çalmanıza izin vermedik.

    “LANET OLSUN DÜZENİNİZE DE SARAYINIZA DA”

    Şimdi ’10 gün içinde suçlular ortaya çıkar’ diyen İçişleri Bakanı’na da her çıktığında ‘sorumlulardan hesap sorulacak’ diyen Erdoğan’a da şunu söylüyorum: Sayın Erdoğan, hepimiz üzüldük ama siz yürütmenin başındasınız. Hepimizin içi yanıyor ama bu iki bakanı da atayan sizsiniz. Birbirlerini suçlayan, birbirlerini yalanlayan ve atadıkları, atadıkları şirketin, yetkilendirdikleri şirketin iki yılda bir gidip yangın güvenliği yaptığı, 15 Aralık tarihinde denetlettirdiğiniz ve ‘eksik tespit edilmedi’ diye görevlendirilen şirketten yetki belgesi almış bu insanlar bir ay sonra cayır cayır yanıyorsa o otelde halen daha neyi bekliyorsunuz?

    Ben size söyleyeyim neyi bekliyorsunuz. Normalde istifa etmesi lazım. Bütün partiniz, bütün ülke bunu bekliyor. Ülkenin içinin rahatlaması, partinin de hiç olmazsa bu yükü sırtından atması lazım. Ama istifa etmiyor.

    Ne kamu vicdanı önemli onlar için, ne kamunun çıkarı. Varsa yoksa partinin, sarayın, bu düzenin çıkarı. Yazıklar olsun partinizin çıkarına da, lanet olsun düzeninize de sarayınıza da. İşte böyle günlerden geçiyoruz ve bir yandan da ülkeye neler yaşatılıyor, neler oluyor, bunları bir konuşmak, bir hatırlamak lazım.

    “YAPILAN ORGANİZE MESELENİN FARKINDAYIZ”

    Bu arada yeni bir cadı avıyla karşı karşıyayız. 12 yıl önce daha doğrusu son birkaç ayda köşelerde yazdırılıp, son birkaç haftada toplumun apolitik kesimlerinin bile dikkatini çeken, öyle ya meşhur sanatçılar, onların bir menajeri, sanatçıya ‘bende çalışırsan dizide oynarsın, yetkini bana verirsen’ diye baskılar olmuş. Bunlar üzerinde bir tartışma başlamış. Herkes oraya bakarken yok ya, ‘ben o işlerle ilgilenmiyorum. Sen 12 yıl önce geziye gittin mi? Sen 12 yıl önce sende çalışanlara ‘hadi Gezi’ye gidin’ diye telefon açtın mı’ diye gezi soruşturması başlatmak. Biraz, bir süredir anlattığım bu kötücül aklın sizlerin yan komşularına evlatlarınızın sırada oturan arkadaşlarına bugün fabrika servisinde yan yana giden iki işçiden yanında oturana ya 12 yıl sonra geziye gidenlerden hesap soruyorlar. Demek ki hiç bu işlere girmemek lazım. Ne yapılırsa yapılsın susmak, sinmek lazım. Çıkıp da sokaklara dökülünce 12 yıl sonra bile kapıya gelebiliyorlar hissini yaratmak için yapılan organize bir meselenin hepimiz farkındayız. Ve şimdi geziye gidenlerden hesap sorulmuyor arkadaşlar. Gezicilerin o günkü tavrı değil, bugünkü tavrı sorgulanıyor. O gün geziye giden, gezide kahramanlık hikayeleri anlatan Tamer Karadağlı, bugün Devlet Tiyatroları’nın başına atandı. O gün Gezi’de olan sonra saraya yanlayan Yavuz Bingöl’e kimse hesap sormuyor. Bugün sorulan hesap geziye gidenlerin o günkü tavrına değil, bugünkü tavrınadır. ‘Senin Gezicin terörist, benim Gezicim milli’ diyen, böyle bir iğrenç akla hesap sorulmayacağını sanan bir kötü ruhla karşı karşıyayız. Ve bir yandan bunlar ortada dururken diğer taraftan Gezide bulunanlara ‘siz devleti yıkmaya kalktınız’ diyenlere açıkça hatırlatmak istiyorum.

    “EY SAYIN BAHÇELİ!”

    Bahçeli dün Ekrem Başkan’ıma 4 sayfa yazmış. Dört sayfa. Bugün sayfalarca hakaret, istifa. Ben Bahçeli’nin söylediği, bana söylediği her şeyi yırtıp atarım. Ama bugün iki şey söylemiş onu tarih önünde cevapsız bırakmam. Bir, 15 Temmuz’dan ders almayanlara sesleniyormuş Sayın Bahçeli. Yüreğiniz yetiyorsa çıkın sokağa da görelim. Ateşle oynama merakınız nüksettiyse deneyin ve boyunuzun ölçüsünü alalım. 15 Temmuz akşamı ders almayanlara yüreğiniz yetiyorsa yine çıkın sokağa diyor.

    Bakın, birazcık utanmak, kurumsal hafıza hiç olmazsa bir ar olur, bu lafları etmez de unutulsun diye tarihe bırakırsın.

    İnanmayan burada oturan bütün basın emekçilerine söylüyorum. An itibariyle MHP’nin internet sitesinde bu bildiri var. Bakın Devlet Bahçeli ne diyor?

    ‘Halkın sokağa daveti, Türk askeri ile muhtemel bir çatışma içine girmesi vahim bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır.’

    Devlet Bahçeli söylüyor: ‘Bilhassa milliyetçi ülkücü hareketin provokasyon ve ajitasyonlara karşı teyakkuzuyla birlikte sokaklara çıkarak iç savaş şartlarına hizmet etmesi düşünülemeyecektir. Hiçbir dava arkadaşım, karanlık sürecin tarafı olmayacaktır.’

    Ey Sayın Bahçeli! ‘15 Temmuz akşamı sokaklarda dersinizi verdik’ diyorsun ya. 15 Temmuz’da FETÖ’ye dersini veren kahramanlara saygıyla önünde eğiliyorum. O iradenin arkasında duran bir tanesi bile darbeci Fettullah’tan medet ummayan, en rahatsız olduğu Erdoğan’a bile darbe yapıldığında demokrasiyi savunan kahraman Cumhuriyet Halk Partililerin yediği yakasına döktüğü senin yediğinden fazladır. Onların yakasına döktüğü senin yediğinden fazladır. Sen mi sokakta hesap sormuştun?”

    PİRHA/ANKARA

  • Veli-Der: MEB sorumluluklarını yerine getirmeli – VİDEO

    Veli-Der: MEB sorumluluklarını yerine getirmeli – VİDEO

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği, Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’nın yangında hayatını kaybeden 36 öğrenci için bir açıklama yapmamasına tepki gösterdi. Veli Der, MEB’in sorumluluklarını yerine getirmesi için de çağrıda bulundu.

    Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER), 21 Ocak’ta, Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasında hayatını kaybeden öğrencileri anarak Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)’nın sorumluluklarını yerine getirmesi için çağrı yaptı.

    “MEB BİR AÇIKLAMA YAPMADI”

    Veli Der Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Eren, Türkiye’de insan yaşamının sudan ucuz olduğu gerçeğiyle baş edemez noktada olduklarını ifade ederek, “En son Kartalkaya yangın faciasında da gördüğümüz gibi 36 çocuğumuz, Türkiye’nin çeşitli illerinden tatil için geldikleri otelde yaşamlarını kaybettiler. Hayata, okullarına, sıralarına dönemeyecekler” dedi. Eren, insan eliyle, alınmayan önlemler yüzünden 36 çocuğun hayattan koparıldığını da belirterek devamında şunlara yer verdi:

    “Bu acı 36 çocuğumuzla ve yakınlarıyla sınırlı değil elbette. En temel yaşam hakkı tehdit altında olan bir çağ nüfusundan bahsediyoruz. Yetişkinlerin dahi baş etmesinin güç olduğu felaketler, çocuklar için, geleceğimiz için tehdit oluşturmaktadır. Hal böyleyken, yaşanan faciadan yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen MEB’in konuya dair bir açıklama yapmadığına tanıklık ettik. Bu elim facianın MEB’in gündeminde olup olmadığını, kaybettiğimiz 36 öğrenci ve eğitim emekçisine dair bilgi sahibi olup olmadıklarını bilmiyoruz.

    “SİYASİ İKTİDARIN VE MEB’İN SORUMLULUKLARI VARDIR”

    Okulların açılmasına bir hafta kala okul arkadaşlarını sıralarında göremeyecek çocuklara kurulacak sözü bilmiyoruz!
    Olağanüstü durumlarda çocukların ruhsal sağlıklarının korunmasına yardımcı olmak ve psikososyal destek sağlamak gibi gündemleri var mı, bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki siyasi iktidarın ve Milli Eğitim Bakanlığının öğrencilerimizin ve memleketin geleceğine dair sorumlulukları vardır.
    Milli Eğitim Bakanlığının, yangın faciasında yaşamlarını yitiren öğrencilerimizin, hangi illerde, hangi okullarda olduğunu tespit etmesini öğrencilerimize etkilenme durumuna göre psikolojik yardım çalışmasını ivedilikle planlamasını talep ediyoruz.

    “İNSANLARIN GÜVENLİ BİR YAŞAM SÜREBİLMESİ DEVLETİN SORUMLULUĞUNDADIR”

    Yarım kalan hayallerin, hayatların sayısız örneklerini yaşayan öğrencilerimizin yaşam haklarına, hayatlarına ve hayallerine sahip çıkma sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Tek bir çocuğumuzun, öğrencimizin dahi hayattan koparan ihmallere tahammülümüzün kalmadığını ve adil yargılanma olmadan ruhsal iyileşmenin olmayacağını hatırlatmak istiyoruz. İnsanların güvenli bir yaşam sürebilmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak devletin sorumluluğu olduğunu hatırlatmak istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bolu faciasında yaşamını yitiren Akişli ailesi için lokma dağıtıldı-VİDEO

    Bolu faciasında yaşamını yitiren Akişli ailesi için lokma dağıtıldı-VİDEO

    PİRHA – Kartalkaya Grand Otel’deki yangında hayatını kaybeden Mina, Şenol ve Gülçin Akişli için Pendik Seyit Seyfi Cemevi’nde lokma dağıtıldı. Aile üyeleri, asıl sorumluluğu olanlar hakkında hukuki mücadele vereceklerini belirterek “Vatandaşının güvenliğini, yaşam hakkını savunmakla, korumakla yükümlü olan devlet kurumlarının ihmalleri olduğu için bu konuda mücadelemiz de olacak” dedi.

    Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de, 21 Ocak’ta çıkan yangında çoğu çocuk 78 kişi hayatını kaybetti, 51 kişi yaralandı.

    Soruşturma kapsamında Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun, otel sahibi Halit Ergül, şirket genel müdürü ve otel müdürünün de aralarında bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı. 24 Ocak akşamı gözaltına alınan 14 kişiden 8’i, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmişti. Sevki yapılanlardan otel sahibi Ergül ve Ergül’ün damadı Aras tutuklandı.

    AKİŞLİ AİLESİ İÇİN LOKMA VERİLDİ

    Bolu Kartalkaya Grand Otel’deki yangında hayatını kaybeden 78 kişi içerisinde Mina, Şenol ve Gülçin Akişli de vardı. Baba Şenol, kızı Mine ve babaanne Gülçin Akişli için Pendik İlçesindeki Seyit Seyfi Cemevi’nde lokma dağıtıldı. Dersimli Akişli ailesinin üç lokmasına çok sayıda yurttaş katıldı.

    AİLE BİREYLERİNDEN SORUMLULARA TEPKİ!

    Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel yangınının ardından bilirkişi heyetinin hazırladığı ön rapor kamuoyuna açıklandı. Bilirkişi raporunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, il özel idaresi, Bolu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve otel yönetiminin sorumlu olduğuna vurgu yapıldı. Adalet Bakanı Tunç ise söz konusu belge için “korsan rapor” ifadesini kullandı.

    Hükümet yetkilileri henüz bir sorumluluk kabul etmese de Akişli ailesi, asıl sorumluların henüz gözaltına dahi alınmadığını belirtti.

    Mina Akişli’nin teyzesi Hasibe Turan, yangının yaşandığı gün İstanbul’dan Bolu’ya gittiğini belirterek gördüğü manzarayı şu sözlerle anlattı:

    “Direk hastaneye gittik. Son ana kadar yakınlarımızı canlı bulmayı umut ediyorduk. Hastane önünde korkunç bir tablo vardı. Cesetler büyük bir tırın içerisindeydi ve biz de yakınlarımızı orada bulmaya çalıştık. Saatler sonrasında yaptığımız teşhislerle yakınlarımızı fark ettik. Evimizin yaşam kaynağını kaybettik. Yeğenim evdeki neşe kaynağımızdı. Olayı halen kabul edemiyoruz. Asıl sorumlular ortada yok. Bu duyarsızlık, bizim için yeni bir şey değil. Aynı durumu depremde, Soma’da yaşadık. Ülkede bu tarzda çok fazla ‘katliam’ denilecek olaylar yaşıyoruz ve hepsinde sonuçlar aynı oluyor. Bizim için artık otel sahibiymiş, şuymuş buymuş değil. Çok fazla ceza alması da yeterli gelmeyecektir bizim için çünkü burada asıl sorumlu olan o oteli açmaya izin veren, denetlemeyen bütün kurumlardır. Kurumların görevlerini yapmadıklarını düşünüyoruz. Şu an bütün kurumlar birbirlerinin üzerine suç atıyor. Belki otel sahipleri ceza alacak ama bu hiçbir şekilde yeterli olmayacaktır. Hukuk mücadelemiz kesinlikle olacaktır. Vatandaşının güvenliğini, yaşam hakkını savunmakla, korumakla yükümlü olan devlet kurumlarının ihmalleri olduğu için bu konuda bir mücadelemiz de olacak.”

    “İÇİMİZDE BİR İSYAN VAR”

    Mina Akişli’nin dayısı Hakan Turan da yaşananlara ilişkin “Göz göre göre gelmiş bir cinayet, bir facia” sözleri ile özetledi. Turan, otelin uzun yıllardır işletildiğini vurgulayarak denetim yapılmamasını eleştirdi. Turan, şunları söyledi:

    “Hizmet sektöründe yıllardır hizmet veren bir otelin böyle eksiklerinin olması, sonuçlarının da böyle ağır olmasına sebep oldu. Bundan dolayı biz ‘facia’ diyoruz. Yaşanan doğal bir şey değil, gerçekten bir cinayet. İçimiz gerçekten dolu. İçimizde bir isyan var. Kabullenemediğimiz bir ölümden dolayı yüreğimiz şu an çok ağrıyor. Tarif edilemez bir acı bu.

    “ÖNCELİKLE DEVLET SORUMLUDUR”

    Bizim toplumumuzda ‘Devlet Ana’ dediğimiz bir olgu var. Eğer devlet ana, her şeyin başı ise öncelikle tabii ki burada devlet sorumludur. Ondan sonra kurumlar ve insanlar geliyor. Devlet, yönetmelikler ve kurallarla bu çerçeveyi çizerse denetleyenler de bu çerçeveler içerisinde kuralları uygularsa hiçbir şey yaşanmayacaktır. Başka ülkelerde de felaketler yaşanıyor ama oradaki ölümler bu kadar değil.

    Hukuki anlamda bu sürecin de çok sağlıklı işleyeceğine inanmıyorum. Çünkü ülkemizde yargı denen olgu artık gerçekliğini yitirdi. Daha önceki yaşananlardan gördüğümüz kadarıyla hiç kimse ceza almıyor ya da cezalar göstermelik oluyor. Suçlular kısa sürede serbest kalıyor. Yani hiçbir şekilde yaptırım olmuyor. Ama biz aileler olarak kesinlikle yaşananların peşini bırakmayacağız. Suçlular cezasını alana kadar da takipçisi olacağız.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Grand Kartal Otel sahibi tutuklandı!

    Grand Kartal Otel sahibi tutuklandı!

    PİRHA – Kartalkaya’daki yangında 78 kişinin yaşamını yitirdiği Grand Kartal Otel’in sahibi Halit Ergül ve şirket genel müdürü ve Ergül’ün damadı Emir Aras tutuklandı.

    Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de, 21 Ocak’ta çıkan yangında 78 kişi hayatını kaybetti, 51 kişi yaralandı. Yangına ilişkin soruşturma kapsamında Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun, otel sahibi Halit Ergül, şirket genel müdürü ve otel müdürünün de aralarında bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı. Yangını araştırmak üzere 6 savcı, 4 başmüfettiş ve 7 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirildi.

    78 kişinin ölümüyle sonuçlanan facianın ardından gözaltına alınan 14 kişiden 8’i, tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmişti. Sevki yapılanlardan otel sahibi Ergül ve Ergül’ün damadı Aras tutuklandı.

    Otel yangını soruşturmasında gözaltına alınan 14 kişiden 12’sinin ismi şöyle:

    Sedat Gülener (Bolu Belediye Başkan Yardımcısı), Ece Kayacan (İş Sağlığı Güvenliği Uzmanı), Kenan Coşkun (İtfaiye Müdür Vekili), Faysal Yaver (otelin aşçısı), Yusuf Karahanlı, Fidan Kurç ve Mehmet Gündüz (otelin mutfak çalışanları), Hüseyin Özer (elektrikçi), Zeki Yılmaz (Otel Müdürü) ve Ali B. (emekli mimar)

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Kartalkaya’daki yangın kader değil katliamdır-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Kartalkaya’daki yangın kader değil katliamdır-VİDEO

    PİRHA- Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında 78 kişinin hayatını kaybetmesi Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “En son ne zaman ve kim tarafından denetlendiği belli olmayan bir yapıda meydana gelen yangın kader değil katliamdır” denildi.

    21 Ocak’ta Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında 78 kişi yaşamını yitirdi. Yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 12 kişi gözaltına alındı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Kartalkaya’da gerçekleşen yangın faciasına ilişkin Yeraltı Çarşısı’nın üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Erdal Kınaş okudu. Açıklamada, ‘Bolu’daki ölümlerim gerçek sorumlusu iktidarın denetimsizliği ve sermayenin kâr hırsıdır’ pankartı açıldı.

    “YAŞANAN CAN KAYIPLARININ SORUMLUSU SİYASAL İKTİDARIN RANAT VE TALANA DAYALI POLİTİKALARIDIR”

    En son ne zaman ve kim tarafından denetlendiği belli olmayan bir yapıda meydana gelen yangının kader değil katliam olduğunu belirten Erdal Kınaş, “Maden ocaklarında, yurtlarda, orman yangınlarında, işçi cinayetlerinde ve depremlerin sonucunda sayısız defa tanık olduğumuz üzere, ilk iş olarak yayın yasağı getirilmesi ve devletin tüm yetkililerin sorumluluktan kaçması gerçeklerin üzerini kapatmaya yönelik bir adımdır. Yaşanan can kayıplarının sorumluları, başta siyasal iktidarın rant ve talana dayalı neoliberal politikaları ile cezasızlık ve kuralsızlık politikalarıdır. Devlet kurumlarının ve organlarının işlevsizleştirilmesi, kamu hizmetlerinin piyasaya açılması yangın sonrasında en acı şekilde görülmektedir. Bu tür felaketler ne kaderdir ne de tesadüftür; bunlar, kâr hırsıyla hareket eden sermaye sınıfı ve onu denetlemekten kaçınan siyasal iktidarın yarattığı yapısal sorunların, kapitalist sistemin kanlı yüzüdür” dedi.

    “GÜVENLİ BİR YAŞAM HER YURTTAŞIN EN TEMEL HAKKIDIR”

    Güvenli bir yaşam hakkının her bir yurttaşın en temel hakkı olduğunu vurgulayan Kınaş, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Bu hak, sorumluluk sahibi tüm kurumlar tarafından korunmalıdır. Yaşam hakkının öncelikli olduğu, kamusal güvenliğin esas alındığı bir düzeni hep birlikte inşa edebiliriz. Bugün mücadele etmek, gelecekte benzer acıların yaşanmasını önlemenin en önemli yoludur. Yaşanan felaket, yalnızca bir tesiste değil, bu düzenin her köşesinde süregelen çürümüşlüğün bir ürünüdür. Bu çürümüşlüğü değiştirmek, örgütlü mücadeleyle mümkündür. Hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Tüm ülkemizi yasa boğan bu acı olayın takipçisi olacağımızı, tüm sorumlular yargı önünde gerekli cezayı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Bolu TMMOB: Suçlu güvenlik tedbirlerini almaktan imtina eden sermaye sahiplerinden başkası değildir

    Bolu TMMOB: Suçlu güvenlik tedbirlerini almaktan imtina eden sermaye sahiplerinden başkası değildir

    PİRHA-Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde çıkan yangına yönelik açıklama yapan Bolu TMMOB Koordinasyon Kurulu, “Görevlerini yapmayan, birbirinden haberi olmayan, meslek odalarının raporlarını, bilim insanlarının söylediklerini kulak arkası eden bir siyasi anlayışla yönetilen kurumlar olduğu sürece insanlarımız hayatlarını kaybetmeye devam edecektir” dedi.

    Bolu Türk Mühendis ve Mimar Odası Başkanlığı (TMMOB), Bolu’da Grand Kartal Otel’de çıkan yangında hayatını kaybeden 78 kişi için açıklama yaparak, yangında alınmayan önlemler ve denetlemeler hakkında açıklama yaptı.

    Bolu TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, yangın faciasında hayatını kaybedenleri anarak, “Yapılması gereken tek şey bilimin ve teknolojinin gerekliliklerini yerine getirerek, her türlü önlemi almak ve uygulamaktır” açıklamasında bulundu.

    “YANGIN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ YETERİNCE ALINMAMIŞTIR”

    Bolu Kartalkaya’daki otelde hayatını kaybedenlerin yeterli düzenlemelerin, denetimlerin yapılmadığını söyleyen Bolu TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, güvenlik önlemleri alınmadığı için can sayısının arttığını belirtti.

    Bolu TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, yaptığı açıklama şu şekilde:

    “Yangın, ne zaman ve nerede başlayacağı belli olmayan ve ne kadar süreceği de önceden kestirilemeyen bir felakettir. Yapılması gereken tek şey bilimin ve teknolojinin gerekliliklerini yerine getirerek, her türlü önlemi almak ve uygulamaktır. Mühendislik çözümleriyle, periyodik bakım ve kontrollerle, denetimlerle önlenebilecek bu tür kazaların ölümlerle sonuçlanması bizleri derinden üzmüştür.

    Kullanım amaçları ve şartları, genel risk içerikleri, yangın sırasında çalışanların ve konukların yapacakları işler ve yaşam güvenliği önlemleri göz önüne alındığında, oteller, diğer sınıf bina ve yapılardan ayrılır. Yangın güvenliği teknikleri ise, denetlenemez bir yangının başlamasını önlemek ve başladıktan sonra gelişimini ve etkilerini azaltmak için alınacak yöntemleri de kapsar. Binalarda yangının oluşması tamamen önlenemez ancak can güvenliğinin korunması için gerekli önlemlerin alınmasıyla, olası kayıplar en aza indirilebilir.

    Çıkan yangının her ne kadar çıkış nedeni yapılacak incelemeler neticesinde açığa çıkacak olsa da, başlangıç nedeninden bağımsız, kayıp sayılarından bile yangının gerçekleştiği tesiste yangın güvenlik önlemlerinin yeterince alınmadığı bariz bir şekilde görülmektedir.

    “YANGINI SÖNDÜREN OTOMATİK YAĞMURLAMA SİSTEMİNİN YAPILMADIĞI GÖRÜLMEKTEDİR”

    Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bulunan ve çalışanları hariç 237 kişinin konakladığı Grand Kartal Hotel’in otel kapasitesi; 161 oda ve 350 yataklı, 26 yaşında olduğu bilinmektedir. Binaların yangından korunması hakkında yönetmeliğe göre otel “mevcut bina” sınıfındadır ve yönetmeliğin 10. Kısım hükümlerine tabidir (138. Madde ile 167. Maddeler arası). Mevcut binalarda Yağmurlama sistemi zorunluluğu ile ilgili 165. Maddesinin (ç) bendinde; “ç) İkiden fazla katlı bir bina içerisindeki yatak sayısı 200’ü geçen otellerde, pansiyonlarda, misafirhanelerde,” denilmektedir. Yani Söz Konusu 350 Yataklı mevcut bina sınıfındaki otelde yangın çıktığında yayılımı engelleyen ve söndüren otomatik Yağmurlama (Sprinkler) sistemi zorunluluğu bulunmaktadır. Otelin internet sitesindeki fotoğraflarda 2008 yılında yapılması gereken otomatik yağmurlama sisteminin yapılmadığı görülmektedir. Bu sistemin yapılmaması nedeniyle yangın hızlıca yayılmış ve can kayıpları yaşanmıştır. Ayrıca mevcut yönetmeliğin 10. Kısmında belirtilen dolap sistemi, algılama ve uyarı sistemleri, kaçış yolları ve özelliklerine uyulup uyulmadığı bilinmemektedir. Ama yangından kurtulan yurttaşlarımızın beyanları dikkate alındığında algılama ve uyarı sistemlerinin çalışmadığı, kaçış yollarının tespit edilemediği anlaşılmaktadır.

    “ODALARIMIZIN YETKİSİNİ BERTARAF EDENLER SERMAYENİN İHTİYAÇLARINA GÖRE HAREKET ETMİŞTİR”

    Bilindiği üzere yangın ve yangın söndürme sistemlerinin projelendirilmesi alanında uzman mühendisler hizmet vermektedir. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği olarak, uzman mühendisler tarafından çizilmesi gereken projelerin yönetmeliğe uygun olup olmadığının; uygulamanın da projeye göre yapılıp yapılmadığının disiplinli bir şekilde denetlenmesi gerektiğini yıllardır yüksek sesle söylüyoruz. Yapılmış olan sistemlerinse periyodik olarak kamusal düzlemde denetlenmesi gerekliliğini ifade ediyoruz. Gel görelim ki, bugün yaşadığımız bu acı tablo gösteriyor ki, odalarımızın denetleme yetkisini bertaraf edenler, kulağını bilimin ve tekniğin gerçeklerine kapatıp, sermayenin ihtiyaçlarına cevap vermekten başka bir şey yapmamıştır. Yaşanan can kayıplarının sorumluları denetim görevini yapmayan kurum ve kuruşlar ile kar hırsıyla güvenlik tedbirlerini almaktan imtina eden sermaye sahiplerinden başkası değildir.

    “ODALARIMIZ GEREKLİ GÖREVİ YERİNE GETİRMEYE HAZIRDIR”

    2013 yılında yayınlanan “İş Ekipmanlarının Kontrolünde Sağlık Güvenlik Şartları Yönetmeliği” yangın tesisatlarının periyodik kontrollerinin yılda 1 kez yapılmasını zorunlu kılmaktadır. İlgili tesisler bu yönetmelik kapsamındadır. Ayrıca Elektrik tesisatları ve havalandırma tesisatları da aynı kapsamda yasal olarak kontrole tabii tutulmak zorundadır. Mevzuatın uygulanması ancak gerekli denetimlerle sağlanabileceğinden ülkemizdeki denetim eksiği bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Kamusal güvenliği önceliklendiren Odalarımız yıllardır bu konuda verdiği hizmetler, düzenlediği etkinlikler ile can ve mal güvenliğini korumaya çalışmaktadır.

    Ayrıca, bu ekipmanların kontrollerinden işletmelerde teknik müdürlükler sorumludur. İşletmelerde teknik müdür olarak çalışan personellerin ilgili meslek odasına kayıtlı olması, yürüttükleri işler ile gerekli yetki belgelerini almış olmaları sağlanmalı ve bu belgeler denetlenmelidir. Diğer taraftan işletmedeki bakım personellerinin yetkin olması gerekmekle birlikte, işletmedeki tüm teknik personelinde yetkinliği sağlanmalıdır. Mutfak tesisatı içerisinde yer alan davlumbaz filtrelerinin kontrolü ve temizliği, bacaların kontrolü ve temizliği, yangın oluşumu açısından önleyici yaklaşımlardır. Dolayısıyla can ve mal kaybının engellenmesi açısından bu kontrollerin yapılıyor ve denetleniyor olması son derece önemlidir. Bu konuda da Odalarımız göreve hazırdır.

    “BİLİM İNSANLARININ SÖYLEDİKLERİNİ KULAK ARKASI EDENLER KAYBETMEYE DEVAM EDECEKTİR”

    Hayatını kaybeden yurttaşlarımızın yakınlarına tekrar başsağlığı, yaralanan yurttaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. İlgili kurumlara, çağrımızı yineliyoruz, ancak yasal düzenlemeler ve kamusal denetim ile bu felaketler önlenebilir. Görevlerini yapmayan, birbirinden haberi olmayan, meslek odalarının raporlarını, bilim insanlarının söylediklerini kulak arkası eden bir siyasi anlayışla yönetilen kurumlar olduğu sürece insanlarımız hayatlarını kaybetmeye devam edecektir. Bizler bu ülkenin aydınlık yüzü mühendisleri mimarları olarak, başta kentimiz ve tüm ülkemizi yasa boğan bu acı olayın takipçisi olacağımızı, tüm sorumlular yargı nazarında gerekli cezayı alana kadar, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP Bolu’daki yangının araştırılmasını istedi

    AKP Bolu’daki yangının araştırılmasını istedi

    PİRHA – AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, 78 kişinin hayatını kaybettiği Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel yangınıyla ilgili Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de meydana gelen yangına dair AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, yangın faciasının araştırılması istemiyle Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: “Bolu’daki otel yangınının tüm yönleriyle araştırılması; ihmal, hata ve kusuru olanların belirlenerek gereken cezayı alması için hazırlamış olduğumuz Araştırma Önergesi, Grup Başkanımız Sayın Abdullah Güler tarafından Meclis Başkanlığına sunuldu” açıklamasında bulundu.

    Bakanlığın verilerine göre 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangını araştırmak üzere 6 savcı, 4 başmüfettiş ve 7 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 79’a yükseldi

    Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 79’a yükseldi

    PİRHA- Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 79’a yükseldi.

    Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Kartal Grand Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 79’a çıktı.

    Grand Kartal Otel’de çıkan yangında hayatını kaybeden 79 kişinin kimlik tespit çalışmaları sürüyor. Şu ana kadar 56 kişinin kimliğinin belirlendiği çalışmalar kapsamında DNA testleri yapılıyor.

    Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de meydana gelen yangında 76 kişi yaşamını yitirdi. 12 katlı ve 238 misafir kayıtlı otelde çıkan yangına dair soruşturmada gözaltı sayısı 11’e yükseldi. Soruşturma kapsamında Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener ve İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun gözaltına alındı.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sanal medya hesabından yaptığı açıklamada başlatılan soruşturma kapsamında yangına ilişkin olarak 7 kişilik bilirkişi heyetin incelemelerinin devam ettiğini belirterek, şunları paylaştı:

    “Bolu Kartalkaya’da meydana gelen otel yangınıyla ilgili Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma büyük bir hassasiyetle çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir. Soruşturma kapsamında şu ana kadar aralarında Bolu Belediyesi İtfaiyeden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürü, işletme sahibi, şirket genel müdürü ve otel müdürünün de aralarında bulunduğu toplam 11 kişi gözaltına alınmıştır. Alanında uzman 7 kişilik bilirkişi heyetinin incelemeleri devam etmektedir. Hepimizi derinden üzen yangın felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DEM Parti milletvekili Fırat’tan Bolu’daki yangın faciasına ilişkin araştırma önergesi

    DEM Parti milletvekili Fırat’tan Bolu’daki yangın faciasına ilişkin araştırma önergesi

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis başkanlığına verdiği araştırma önergesinde, 76 yurttaşın yaşamını yitirdiği Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının sebeplerinin ve sorumluların tüm yönleriyle açığa çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonunun kurulmasını istedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 76 yurttaşın yaşamını yitirdiği Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının sebeplerinin ve sorumluların tüm yönleriyle açığa çıkarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi verdi.

    Fırat, 21 Ocak 2025 tarihinde Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Kartal Grand Otel’de çıkan yangın faciasında 76 yurttaşın hayatını kaybettiği 51 yurttaşın da yaralandığını belirterek “Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangın faciasının bütün yönleriyle soruşturulması, bu felakete sebep olan kamu-özel idarecilerin ortaya çıkarılması, siyasi sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonun kurulmasını arz ve teklif ederim” dedi.

    “KİM GÖZ YUMMUŞSA HEPSİ CİNAYET SUÇLUSUDUR”

    DEM PARTİ İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın verdiği meclis araştırma önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Bolu Kartalkaya’da yaşanan ve herkesi yasa boğan bu felaketin böylesine büyük kayıplara neden olmasını anlayabilmek için tabi ki yine birçok kimsenin aklına gelenleri ulu orta sormak gerekir! Ruhsat, izin, denetim süreçleri nasıl işlemiştir? Gerekli önlemler neden alınmamıştır? Yangın merdiveni, yangın tüpleri, yangın alarmları neden yetersizdir? Bunlara kim hangi kurum izin vermiş veya göz yummuşsa hepsi cinayet suçlusudur.

    SORUMLULAR TESPİT EDİLİP YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI

    Bu facia, ağır ihmallerin ve denetimsizliğin doğrudan bir sonucudur. Otelde yangın merdiveninin olmadığı ve yangın söndürme sistemlerinin çalışmadığı yönündeki iddialar akıl almaz ve korkunçtur. Bu durum, başta Turizm Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların sorumluluğunu sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Turizm Bakanlığı’nın denetiminde olan bu bölgede yaşanan ihmaller zinciri, ağır bir bedelle sonuçlanmıştır. Hak, adalet ve vicdanın gereği olarak bu olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip bir an önce yargı önüne çıkarılması gerekmektedir.

    MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN KURULMASI GEREKİYOR

    Diğer taraftan, Bolu Kartalkaya’da meydana gelen ve 76 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan bu yangını unutmamak için; bu facianın bütün yönleriyle incelenmesi, sorumluluğu olan kamu-özel idarecilerin, siyasi erkin belirlenmesi ve benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması için bir Meclis Araştırma Komisyonun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim.

    CENAZELERİN TAVUK FİRMASI TIRINA KONULMASI AKIL TUTULMASIDIR

    76 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan bu acı olay yaşanırken, insanların halen kayak yapmaya çalışmasına iktidarın sorumsuz açıklamalarıyla birlikte bakınca bir toplum çürümüşlüğünü görmek pekâlâ mümkündür. Cenazelerin bir tavuk firmasına ait tıra konulup ailelerinin tespiti için bekletilmesi ise bir yetmezliğin yanı sıra acıları katmerli hale getiren akıl tutulmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kartalkaya’daki faciada yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya yükseldi

    Kartalkaya’daki faciada yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya yükseldi

    PİRHA- Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya çıktı.  

    Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Kartal Grand Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya çıktı. Yapılan resmi açıklamaya göre, 51 kişinin de yaralandığı yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 9 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    Öte yandan yangına ilişkin Bolu 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen yayın yasağı kararı bu sabah itibariyle kaldırıldı.

    RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangınıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında konulan yayın yasağının kaldırıldığını duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF ve ADFE’den Kartalkaya açıklaması: Sorumlular ortaya çıkarılarak gerekli cezaları almalı!

    ABF ve ADFE’den Kartalkaya açıklaması: Sorumlular ortaya çıkarılarak gerekli cezaları almalı!

    PİRHA- Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitiren 76 kişiyi anan ABF ve ADFE, sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu.

    Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya çıktığını açıkladı.

    51 kişinin de yaralandığı yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 9 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Türkiye Alevi Federasyonu yazılı yaptıkları açıklamada yaşamını yitirenleri anarak, olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını ve gereken cezaları almalarını talep etti.

    ABF: SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILIP GEREKLİ CEZALARI ALMALI

    ABF ve ADFE’nin açıklamaları şöyle:

    Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bir otelde çıkan yangında 76 canımızı Hak’ka uğurladık, 51 canımız da yaralandı. Bu elim olay, yüreklerimizi dağlamış, büyük bir acıya sebep olmuştur.

    Otelin olası bir yangına karşı hiçbir önlem almadığı, yangın merdiveninin bile bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Turizm Bakanlığı’nın denetiminde olan bu bölgede yaşanan ihmaller zinciri, ağır bir bedelle sonuçlanmıştır. Hak, adalet ve vicdanın gereği olarak bu olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını ve gereken cezaları almalarını talep ediyoruz.

    Hakk’a yürüyen canlarımızın yakınlarına sabır, yaralı canlarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu acının tekrar yaşanmaması için ihmallerin son bulmasını, önlemlerin artırılmasını ve can güvenliğinin kutsal bir değer olarak ele alınmasını bekliyoruz.

    Canlarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız!

    ADFE: BENZER ACILARIN YAŞANMAMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI

    Bolu’da yaşanan ve 66 canın hayatını kaybetmesine neden olan otel yangını, bizleri derin bir üzüntüye boğmuştur. Kaybettiğimiz canların yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Devirleri daim olsun, ışıklar içinde uyusunlar…

    Bu trajik olayda yaşanan ihmaller ve denetim eksiklikleri, felaketin boyutlarını büyütmüştür. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için sorumluların derhal hesap vermesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini önemle ifade ediyoruz.

    Birlikte, daha güvenli bir toplum inşa etmek için hepimizin sorumluluğu büyüktür. Yaşamını yitiren canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyor, ışıklar içinde uyumalarını temenni ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Kartalkaya Kayak Merkezi’nde facia: 66 yurttaş yaşamını yitirdi

    Kartalkaya Kayak Merkezi’nde facia: 66 yurttaş yaşamını yitirdi

    PİRHA- Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında 66 yurttaş yaşamını yitirdi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Otel’de çıkan yangında, yaşamını yitirenlerin sayısı 66’ya, yarlıların sayısı 51’e yükseldiğini açıkladı. Yerlikaya, saat 15:00’de yaptığı açıklamada ise ölenlerin sayısının 66’ya yaralı sayısının 51’e yükseldiğini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘AKP’nin rantçı, CHP’nin ırkçı adayına karşı Köroğlu’nun izindeyim!’-VİDEO

    ‘AKP’nin rantçı, CHP’nin ırkçı adayına karşı Köroğlu’nun izindeyim!’-VİDEO

    PİRHA – Sosyolog Veli Saçılık, sol partilerin ortak adayı olarak Bolu’dan Belediye başkanlığı için aday olduğunu açıkladı. Saçılık, Bolulu yurttaşlara çağrı yaparak “Bolu’yu, Ankara ile İstanbul arasında bir dinlenme tesisi olarak görenlere değil, gerçek anlamda Köroğlu’nun miras bıraktığı gibi bir yerel yönetime teslim edin” dedi.

    Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilen Veli Saçılık, Bolu Belediye Başkanlığı için adaylığını açıkladı. DEM Parti, TİP ve Sol Blok’un adayı olan Saçılık, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “AKP’nin rantçısından, CHP’nin ırkçısından kurtulmak isteyen herkesin adayıyım” dedi.

    “BU KÖTÜ ZİHNİYETE KARŞI ADAYIYIM”

    Veli Saçılık, kadın eş başkan adayının henüz belli olmadığını da belirterek şunları söyledi:

    “Daha öncesinde şahsen TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile görüşmüşlüğüm var. Bolu’da diğer bütün sol devrimci yapıların da benim adaylığımda ortaklaşacakları konusunda bir uzlaşımız vardı ama bunu bir resmiyete döküp, toplantılar yapıp, birlikte açıklamaya dönüştürme fırsatı ne yazık ki bulunamadı. Ama bugünden itibaren muhtemelen DEM Parti, hem TİP hem de diğer partilerle konuşacaktır. Ortak aday olma konusunda bir problem olacağını düşünmüyorum. Sadece sosyalistlerin, Kürtlerin, genel anlamda demokratların adayı değil, AKP’nin rantçısından CHP’nin ırkçısından kurtulmak isteyen, Bolu’yu böyle bir açmaza sokan zihniyetten kurtulmak isteyen herkesin adayıyım. Bu açıdan evet sol bloğun adayıyım ama diğer taraftan aynı zamanda Bolu’yu bu kötü zihniyete teslim edenlere karşı, halkın adayıyım. Adaylığımı açıklamamdan sonra şunu da gördüm; dün itibariyle bir kişi olsun ‘oylarımızı bölüyorsun’ demedi. CHP’liler de dahil herkes tebrik etti. Bu şu anlama geliyor; insanlar CHP’nin adaylarından da politikalarından da, AKP’nin bu rantçılığından ve sömürge valisi gibi her yere yayılmasından da bıkmış durumda. Burada doğru bir yerdeyiz. Sol blokla, demokratlarla birlikte sistemin her iki kanadına karşı adayım.”

    “BOLU, BİR DİNLENME TESİSİ DEĞİLDİR”

    Önceki yıllarda Halkların Demokratik Partisi (HDP) Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Eş Sözcüsü olan Saçılık, Bolu’da neden tercih kıldığını ise şu sözlerle anlattı:

    “CHP, Tanju Özcan’ı tekrar partiye alıp aday göstermeyi ilan ettiğinde sosyal medyadan, ‘böyle bir ırkçının karşısına ve AKP’ye de karşı Bolu’da aday olmaya gönüllüyüm’ demiştim. Sebebi şu aslında; Tanju Özcan’la çarpıştığımız belli noktalar var. Mesela beni savcılığa ‘terörist’ olmakla itham edip, ihbar etmişliği vardır. Aynı zamanda kendisi bir göçmen düşmanıdır, zenofobik bir ırkçıdır. Ben de HDP‘nin Göç ve Mülteciler Komisyonu Eş Sözcüsüydüm. O tam bir cinsiyetçi küfürbazdır. Sol değerler ise kadın hakları ve özgürlüğü üzerine bir tavır koyar. O açıdan AKP’ye alternatifin Tanju olmadığını, AKP’liye gerçekten muhalefet edecek olanın bizim düşüncemiz ve duruşumuz olduğunu göstermek için; Bolu belki de genel anlamda taşranın, kasabaların, tırnak içerisinde gericiliği üzerine bize dayatılan bir zihniyet. Öyle olmadığını göstermek için önemli olduğunu düşünüyorum. Bolu bir dinlenme tesisi değildir. Bolu, halkın yaşadığı güzel bir şehirdir. Bu sistemin dayattıklarını halk hak etmiyor. Ankara’yı da Bolu’yu da değiştireceğiz!”

    “KÖROĞLU’NUN İZİNDE İLERLEYECEĞİM”

    Veli Saçılık, partilerin ortak adaylık açıklamasının hemen akabinde Bolu’da çalışmalarına başlayacağını belirterek “Köroğlu Bolu’nun simgesidir. Aynı zamanda Köroğlu, haksızlığa karşı bir duruştur. Tabii ki kendimi Köroğlu ile kıyaslayacak kadar beğenmiş biri değilim ama Köroğlu’nun yolundan, sözlerinden esinlenerek bu kötü zihniyete, şehri yağmalayanlara karşı orada olacağım. Tanju Özcan’ın o çapsız, cinsiyetçi sözlerine karşı da tabii ki dağarcığımda olan bütün sözcükleri kullanabilecek bir yerde durmaya çalışacağım” diye konuştu.

    “BOLU HALKI, RANTÇI VE IRKÇI ADAYLARA MAHKUM DEĞİL”

    Veli Saçılık, Bolu halkına hitaben “Mesele sadece oy vermek değil, mevcuda karşı bir alternatif yaratmak, söz söylemek” diye de belirtti.

    Veli Saçılık, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bolu için AKP’li bir aday var. Bu adayın, Bolu’yu bir rant alanına çevirmek gibi derdi var. Aynı zamanda tabii ki ihaleler, iş adamları, müteahhitlerin şehri yapmaya çalışıyor. Diğer tarafta da yine bu zihniyeti koruyan, ormanı, doğayı ve şehri talan eden bir zihniyet, Tanju Özcan var. Bu kişi aynı zamanda söylem ve tavırlarıyla da hem zenofobik, hem insanlık düşmanı hem de kadın düşmanı. Yani Türkiye’de yaşayan bütün halkların düşmanı bir dile sahip. Bolulu yurttaşlara diyorum ki ‘Size bunları layık görenlere lütfen kulak asmayın. Siz bunlara layık değilsiniz. Sizi, gerçekten yerel demokrasiyi birlikte kurmaya davet ediyorum. Bolu’yu, Ankara ile İstanbul arasında bir dinlenme tesisi olarak görenlere değil, gerçek anlamda Köroğlu’nun miras bıraktığı gibi bir yerel yönetime teslim edin. Bolu’nun aynı zamanda doğasıyla, kültürüyle bir bütünlüklü yapı olduğunu, AKP’nin rantçılığına, CHP adayının ırkçılığına mahkum olmadığını belirtiyor, bu nedenle bize oy vermeye davet ediyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Bolu’da 4.1 büyüklüğünde deprem!

    Bolu’da 4.1 büyüklüğünde deprem!

    PİRHA-Bolu’da 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) yapılan açıklamaya göre; Bolu’da, 3.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Saat 09.01’de gerçekleşen depremin 10.79 km derinlikte olduğu bildirildi.

    Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise, depremin büyüklüğünün 4.1 olarak ölçüldüğünü açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bolu’da deprem: İstanbul, Ankara, Düzce’de hissedildi

    Bolu’da deprem: İstanbul, Ankara, Düzce’de hissedildi

    Avrupa Sismoloji Merkezi, Bolu yakınlarında 4.8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleştiğini duyurdu.

    Avrupa Sismoloji Merkezi, Bolu yakınlarında saat 13.55’te 4.8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleştiğini duyurdu. Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi’nin verilerine göre; deprem yaklaşık 5 kilometre derinlikte meydana geldi.

    Merkez üssü olarak Bolu’nun 16 kilometre kuzeybatısının işaret edildiği depremin geniş bir alanda hissedildiği bildiriliyor.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi de, merkez üssü Bolu merkez ve büyüklüğü 4.8 olan bir deprem meydana geldiğini duyurdu.

    AFAD, depremin yerin 8.13 kilometre derinliğinde yaşandığını kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yıldırım Demir’in ağırlaşan hastalıklarından kaynaklı tahliyesi sağlanmalıdır

    Yıldırım Demir’in ağırlaşan hastalıklarından kaynaklı tahliyesi sağlanmalıdır

    PİRHA- Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Yıldırım Demir’in yaşadığı sağlık sorunlarına dikkat çeken Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Yıldırım Demir’in gittikçe ağırlaşan hastalıkları için tetkik ve tedavileri eksiksiz olarak yapılması, bunların yanı sıra hapishanede yaşamını devam ettiremeyecek düzeyde hastalıkları için Adli Tıp Kurumuna tekrar sevki yapılması ve daha sağlıklı koşullarda tedavilerinin yapılması için tahliyesi sağlanması çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi ve Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 410. Haftaki eylemlerinde Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Yıldırım Demir’in yaşadığı sağlık sorunlarına dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği olarak tespit edebildikleri kadarıyla hapishanelerde 651’ü ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunduğuna dikkat çekilen basın açıklamasında, “Ağır hasta mahpuslar cezaevlerinde adeta yaşam savaşı veriyor ve tüm taleplere rağmen ne tedavileri tam yapılabiliyor ne de tahliye ediliyorlar” denildi.

    Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Yıldırım Demir’in yaşadığı sağlık sorunlarının aktarıldığı açıklamada şunlar belirtildi:

    “Yıldırım Demir’in pek çok sağlık problemi bulunmakta ve bunların içinde kendisini en çok zorlayan gözleri ile ilgili hastalıklarıdır. Sağ gözü %95 seviyesinde görmüyor ve kendisine bu gözü ile ilgili tedavisinin olmadığı söylenmiş. Sol gözünden de yaklaşık 3 yıl önce katarakt ameliyatı olmuş ve sol göz merceğinde kirlenme olduğu için de doktor tarafından lazerle temizlenmesi gerektiğini belirtmiş ancak daha sonra kontrole gittiğinde ise başka bir doktor tarafından gerek yoktur denilerek geri gönderilmiştir. Her kontrole gittiğinde suni gözyaşı damlası verilerek hapishaneye geri gönderildiğini aktarmıştır ve sol gözü bulanık görüyor. Bugüne kadar göz için toplam 6 kez anjiyo olmuştur.

    Göz sorunun yanı sıra yaşadığı farklı hastalıkları da bulunmaktadır. Kronik bronşit hastasıdır, midesinde reflü, gastrit ve ülser var. İki kez mide kanaması geçirmiş ve doktor tarafından diyet yazılmış ancak diyet yemeği yenilmeyecek durumda ve besin değeri de çok düşüktür. İrritabl bağırsak sendromu hastalığı ve iç hemoroid rahatsızlığı bulunmaktadır. Her iki dizinde menüsküs yırtığı var. Prostat hastasıdır ve genelde PSA testlerinde değerleri yüksek çıkıyor. Şimdiye kadar üç kez biyopsi yapılmış. 6-7 yıldır günlük ilaç kullanıyor. Kulaklarda vertigo, çınlama ve işitme kaybı var.

    Boyun fıtığı var ve ameliyat için Bolu’dan Ankara Numune hastanesine sevk edildiğinde, Numune Hastanesindeki doktor tarafından “ameliyattan sonra felç kalırsın” denildiği için ameliyat olmadan hapishaneye tekrar geri dönmüştür. Boyun fıtığı kendisini kötü etkiliyor ve sürekli olarak kolları uyuşuyor, şiddetli sırt ağrıları çekiyor. Bunların yanı sıra sinüzit ve kronik baş ağrıları da devam ediyor. 3 yıl önce uyku apnesi için hastaneye yatırılarak test randevusu verilmiş ve yine aynı şekilde 3 yıl önce diş eti doku nakli içinde randevu verilmiş ancak tedavileri yapılmamakta ve hastaneye gittiğinde ise geçici ilaçlar verilerek geri gönderilmektedir.

    2016 yılında Nevşehir Devlet Hastanesi, %41 engelli raporu vererek kendisini İstanbul Adli Tıp Kurumuna yollamış ve Adli Tıp Kurumu tarafından “Cezaevinde kalabilir” raporu verilmiş ancak şu anda ki yaşadığı bağırsak sorunları ve ileri düzeydeki boyun fıtığı Adli Tıp Kurumuna gönderildikten sonraki süreçte meydana gelmiştir.”

    Yıldırım Demir’in gittikçe ağırlaşan hastalıkları için tetkik ve tedavileri eksiksiz olarak yapılması, bunların yanı sıra hapishanede yaşamını devam ettiremeyecek düzeyde hastalıkları için Adli Tıp Kurumuna tekrar sevki yapılması ve daha sağlıklı koşullarda tedavilerinin yapılması için tahliyesi sağlanması çağrısında bulunulan açıklamada, son olarak “Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 410. Haftada, cezaevlerinde bulunan hasta mahpusların salgından korunmasını, ayrıca tüm ağır hasta mahpuslar için, bir an önce kapsamlı bir çalışma yapılarak, eşitlik ilkesi gözetilerek tahliyelerinin gerçekleştirilmesini de talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Avukat Alişan Şahin serbest bırakıldı

    Avukat Alişan Şahin serbest bırakıldı

    PİRHA- İki gün önce gözaltına alınan ÖHD Ankara Şube Yöneticisi avukat Alişan Şahin, serbest bırakıldı. 

    Mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube Yöneticisi ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi avukat Alişan Şahin serbest bırakıldı.

    Sabah saatlerinde savcılıkta ifadesi alınan Şahin, adli kontrol şartıyla tahliye edilmesi talebiyle Bolu 2’nci Sulh Mahkemesi’ne sevk edildi. Şahin’in ifadesini alan mahkeme, Şahin’i adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Gözaltına alınan diğer 20 kişinin ise yarın savcılık ifadesinin alınacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DAD Üyesi Av. Alişan Şahin’in gözaltına alınmasına tepki: Savunma susmadı, susmayacak!

    DAD Üyesi Av. Alişan Şahin’in gözaltına alınmasına tepki: Savunma susmadı, susmayacak!

    PİRHA – ÖHD Ankara Şubesi Yöneticisi Av. Alişan Şahin, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dahilinde gözaltına alındı. Gözaltı kararına DAD ve çok sayıda hukuk örgütü tepki gösterdi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Yöneticisi Av. Alişan Şahin, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı kararı ile sabah saatlerinde gözaltına alındı.

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, ÖHD Ankara Şubesi Yöneticisi Av. Alişan Şahin’in gözaltına alınmasını kınayarak konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Mesleki faaliyetlerin suçlama konusu olamayacağını” belirten DAD Ankara Şubesi, “Av. Alişan Şahin, üyemiz, avukatımızdır. Gözaltına alınmasını kınıyoruz. Yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Av. Alişan Şahin biran önce serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    HAK SAVUNUCULUĞUNU KRİMİNALİZE EDEMEZSİNİZ”

    Ankara’daki hukuk örgütleri de Şahin için Ankara Adliyesi binasında basın açıklaması yapmak istedi ancak polis engeliyle karşılaşıldı.

    ÖHD Ankara Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi, Demokrasi için Hukukçular, Toplumsal Hukuk, Adalet için Hukukçular ve Hukukçu Dayanışması’ndan avukatların katılımıyla adliye girişinde, gözaltı kararı protesto edildi.

    ÖHD Üyesi Avukat Hülya Yıldırım, soruşturma kapsamında farklı illerden birçok kişinin gözaltına alındığı bilgisini vererek şunları söyledi:

    “Ayrıca dosya hakkında kısıtlılık kararı verilmiş olup, Savcılık makamı tarafından savunmanın temsilcisi olan bunun için mücadele yürüten meslektaşımızın ve gözaltındaki diğer yurttaşların savunma hakkı ihlal edilmektedir.

    Sizlerin de bildiği gibi avukatlık meslek pratiğimize karşı saldırılar her geçen gün artmaktadır. Daha önce de benzer hukuksuz gerekçeler ile gözaltına alınan, tutuklanan ve tutukluluğu devam eden meslektaşlarımız oldu. Bu saldırıların sistematikliği mesleğimiz ve meslek pratiğimiz üzerindeki baskıyı tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. İktidar tarafından özgürlükçü avukat pratiği tehdit olarak algılanmakta ve hak mefhumunu kurucu bir yerden tartışan ve savunan avukatlar üzerinde yargı eliyle sindirme politikası uygulanmaktadır. Bu yöntemlerle biz avukatların mesleki faaliyetleri kriminalize edilmek istenmektedir.

    Ancak bir kez de buradan belirtmek gerekirse;

    Avukatlık mesleğini, hak savunuculuğunu kriminalize edemezsiniz. Meslektaşımız şahsında mesleki faaliyetlerinde bu pratiği sergileyen avukatlara gözdağı vermek istediğinizin farkındayız. Ancak hiçbir baskı ve saldırı toplumsal muhalefetin, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, devrimcilerin ve Kürt halkının savunmanlığını yapmamızı engelleyemeyecektir.

    Bizler geçmişten bugüne susmadık, susmayacağız. İnandığımız değerler ile savunmanlık yürütmeye devam ettik, etmeye de devam edeceğiz. Müvekkillerimizin haklarını bugüne dek nasıl savunduysak savunmayı da savunmaya cesaretle devam edeceğiz.

    Bu hukuksuzluğun derhal sona erdirilerek meslektaşımızın serbest bırakılmasını bekliyoruz ve gözaltına alınan meslektaşımız serbest bırakılıncaya, hukukun gerekleri yerine getirilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi tekrar ederiz. Savunma susmadı, susmayacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hasta Mahpus Yıldırım Demir için tahliye çağrısı yapıldı!

    Hasta Mahpus Yıldırım Demir için tahliye çağrısı yapıldı!

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 378. Hafta basın açıklamasında Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Yıldırım Demir’in durumuna dikkat çekti. Görme engeli, reflü, gastrit, ülser, bronşit ve boyun fıtığı hastalığı olan Yıldırım Demir için “Derhal serbest bırakılsın” çağrısı yapıldı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bir kez daha hasta mahpusların durumuna dikkat çekti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde yapılan 378. hafta basın açıklamasını İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Ateş okudu. Ateş, İHD’nin tespit edebildiği kadarıyla hapishanelerde 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunduğunu söyledi.

    BİRÇOK HASTALIĞA RAĞMEN “CEZAEVİNDE KALABİLİR” RAPORU VERİLDİ!

    Sevil Ateş, ağır hasta mahpusların cezaevlerinde adeta yaşam savaşı verdiklerini belirterek Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Yıldırım Demir’in durumuna dikkat çekti. Sevil Ateş, Demir’in sağ gözünün %95 görmediğine, sol gözünden de yaklaşık 2 yıl önce ameliyat olduğuna dikkat çekti. Yıldırım Demir’in, her kontrole gittiğinde suni gözyaşı damlası verilerek geri gönderildiğini aktaran Sevil Ateş, “Yıldırım Demir, artık her şeyi bulanık görüyor. Şimdiye kadar 6 kez göz için anjiyo olmuştur” dedi.

    Yapılan açıklamanın devamında şu bilgiler paylaşıldı:

    “Midesinde reflü, gastrit ve ülser hastalıkları var. İki kez mide kanaması geçirdi. Revir doktorunun diyet yazdığını, ancak diyet yemeklerinin yenilmeyecek durumda ve besin değerinin çok düşük olduğunu aktarmıştır.

    İrritabl bağırsak sendromu, hassas bağırsak sendromu ya da spastik kolon olarak adlandırılan hastalığı bulunmakta ve iç hemoroit rahatsızlığı da mevcuttur. Ayrıca prostat hastalığı var, genelde PSA testinde değerleri yüksek çıkıyor ve şimdiye kadar üç kez biyopsi yapılmış, 6-7 yıldır günlük ilaç kullanmaktadır.

    Vertigo rahatsızlığı çekmekte, kulaklarda çınlama ve duyma kaybı yaşamaktadır. Her iki dizinde de kas yırtığı var. Kronik bronşit hastasıdır. Boyun fıtığı en ileri aşamada olup ameliyat için Bolu’dan Ankara Numune Hastanesine sevk edildiğinde, doktoru; ‘Ameliyat sonrası büyük ihtimalle felçli kalırsın’ dediği için ameliyat olmadan geri dönmüştür. Boyun fıtığının yaşamını oldukça zorladığını, sürekli kollarının uyuştuğunu ve sırt ağrılarının şiddetli bir şekilde devam ettiğini aktarmıştır. Ayrıca Sinüzit ve kronik baş ağrıları da devam ediyor.

    Yine iki yıl önce uyku aknesi için hastaneye yatırılarak uyku testi randevu verilmiş ve yine aynı şekilde diş eti doku nakli için de 2 yıl önce randevu verilmiş ancak şimdiye kadar iki randevuya da götürülmemiştir. Sorduğunda ise pandemi süreci gerekçe olarak gösteriliyor ve hastalıkları tedavi edilmiyor.

    2016 yılında Nevşehir Devlet Hastanesi, %41 engelli raporu vererek kendisini İstanbul Adli Tıp’a göndermiş ve Adli Tıp Kurumu tarafından ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verilerek hapishaneye geri gönderilmiştir. Boyun fıtığı ve bağırsak sorunları bu süreçten sonra oluşmuş ve tedavi edilmeyen hastalıklar zaman geçtikçe ağırlaşmaktadır.

    Yıldırım Demir’in hastalıkları için gecikmiş olan tetkik ve tedavileri vakit geçirmeden yapılmalı ve bu süre zarfında tekrar ilerlemiş ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek düzeye gelmiş hastalıkları için tekrar Adli Tıp Kurumuna sevki gerçekleştirilerek daha sağlıklı koşullarda tedavilerinin yapılabilmesi için tahliyesi sağlanmalıdır.

    Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 378. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Irkçı ifadeler kullanan Tanju Özcan hakkında suç duyurusunda bulunuldu

    Irkçı ifadeler kullanan Tanju Özcan hakkında suç duyurusunda bulunuldu

    PİRHA- CHP’de Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın ırkçı söylemlerine dair açıklamalarda bulunarak; “Su gibi temel bir yaşam hakkının bırakınız engellenmesi, bu konunun tartışmaya açılması dahi, parti politikalarımız ile taban tabana zıttır” dedi. Yeni bir açıklama yapan Özcan, ‘Sözlerimin arkasındayım’ derken, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği ve İHD’nin Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu ise Tanju Özcan hakkında ırkçı söylemlerde bulunduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

    Türkiye’ye son günlerde Afganistan’dan gelen göçmen sayısının artması üzerine, Cumhuriyet Halk Parti’li (CHP) Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Bolu’da yaşayan yabancı uyrukların su ve katı atık ücretlerini 10 kata kadar arttıracağını açıklayıp ırkçı ifadeler kullanması tepkilere neden oldu.

    CHP’de Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın ırkçı söylemlerine dair açıklamalarda bulunarak, parti politikaları ile taban tabana zıt söylemler olduğunu belirtti.

    Yeni bir açıklama yapan Özcan, ‘Sözlerimin arkasındayım’ derken, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu ise Tanju Özcan hakkında ırkçı söylemlerde bulunduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

     “ÖZCAN’IN SÖYLEMLERİ PARTİ POLİTİKALARIMIZ İLE TABAN TABANA ZITTIR”

    Özcan’ın açıklamasının ardından konu ile ilgili açıklama CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’dan geldi. Torun şunları dile getirdi:

    “Bolu Belediye Başkanımız Sayın Tanju Özcan’ın yabancılar ile ilgili görüşleri kendisini bağlamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumu, Genel Merkezimiz ile temas kurduğunda kendisine iletilmiştir. Su gibi temel bir yaşam hakkının bırakınız engellenmesi, bu konunun tartışmaya açılması dahi, parti politikalarımız ile taban tabana zıttır. Bolu Belediyesi’nin değerli Meclis Üyelerinin de aksi bir karar almayacağına inanıyoruz.

    Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde iktidara geldiğimizde, ülkemizin gerçek beka sorunu olan sığınmacı sorununu, kimseyi mağdur etmeden çözecek; Suriyeli misafirlerimizi güven içinde ülkelerine uğurlayacağız. Ancak bu süre zarfında partimizin kırmızı çizgisi, hangi ırktan ve inançtan olursa olsun, hiçbir insanın ayrımcılığa maruz kalmaması, mağdur edilmemesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, tek bir insanın dahi temel yaşam hakkından mahrum bırakılmasını kabul etmez.”

    “SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM, BEDEL ÖDEMEM GEREKİRSE ÖDERİM”

    Partisinin açıklamasının ardından yeni bir açıklama yapan CHP’li Tanju Özcan ise şunları ifade etti:

    “Ben dediklerimin arkasındayım. Bedel ödenmesi gerekiyorsa, bu bedeli ödemeye hazırım. Asla geri adım atmam. Bundan sonra yapmam gerekeni yaparım. Partim bu çizgimi biliyor. Herhangi bir ceza alsam da onu da umursamayacağım.”

    HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU

    Tartışmaların ardından Uluslararası Mülteci Hakları Derneği ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu ise Tanju Özcan hakkında ırkçı söylemlerde bulunduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)