Etiket: bombardıman

  • İsrail mülteci kampını vurdu: En az 20 ölü

    İsrail mülteci kampını vurdu: En az 20 ölü

    PİRHA-İsrail ordusunun, dün gece Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bulunan Nusayrat Mülteci Kampı’ndaki bir yerleşim alanını hedef alması sonucu en az 20 kişi hayatını kaybederken onlarca Filistinli yaralandı.

    Sağlık kaynakları, saldırıdan sonraki ilk saatlerde ambulans ve sivil savunma ekiplerinin 20 kişinin cansız bedenine ulaştığını, enkaz altında kalanların çıkarılması için ise çalışmaların sürdüğünü aktardı.

    İsrail savaş uçaklarının, Cibaliya el-Beled bölgesine düzenlediği bombardımanda ise gazeteci Abullah el-Neccar hayatını kaybetti.

    Filistin Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 103’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 386 Filistinlinin öldürüldüğünü, 79 bin 366 Filistinlinin yaralandığını duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazze’de hastanelerdeki jeneratörler için son 48 saat

    Gazze’de hastanelerdeki jeneratörler için son 48 saat

    PİRHA- Aksa Tufanı adıyla bilinen operasyonun ardından İsrail- Hamas arasındaki çatışmalar 18. gününde devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşre el-Kudra, hastanelerde kullanılan jeneratörlerin 48 saat içinde duracağını söyledi. 

    7 Ekim’de Hamas tarafından başlatılan Aksa Tufanı operasyonun ardında Filistinli direniş örgütleri ve İsrail arasında devam eden çatışmalar 18. gününe geldi.

    İşgalci İsrail devletinin Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 5087 kişi yaşamını yitirirken 15 bin 273 kişi yaralandı. İsrail’in bombardımanı sonucu yıkılan binaların enkazında ise en az 1500 kişinin bulunduğu biliniyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre ölenlerden 2055’i çocuk 1119’u ise kadındı.

    JENERATÖRLER 48 SAAT İÇİNDE DURACAK

     Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşre el-Kudra, hastanelerde 48 saat içinde tüm jeneratörlerin duracağını açıkladı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının Telegram hesabında, kısa bir açıklama yapan Bakanlık Sözcüsü Eşref el-Kudra, “Gazze’deki hastanelerde, tüm jeneratörlerin durması için önümüzde 48 saatten daha az bir süre kaldı” dedi.

    Bu arada bölgeye acilen yakıt girişi olmazsa durumun daha da ağırlaşacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV: Filistin’deki insanlık suçuna sessiz kalınmamalı!

    HBVAKV: Filistin’deki insanlık suçuna sessiz kalınmamalı!

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Gazze’de hastanenin vurulmasını yaptığını açıklama ile kınayarak, katliam ve ablukada payı olanların yargılanması çağrısında bulundu.

    İsrail’in Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi’ne yönelik bombardımanında, en az 500 kişi yaşamını yitirdi. İsrail’in gerçekleştirdiği katliama, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başta olmak üzere dünyadan tepki yağdı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

    “İNSANLIK SUÇUNA SESSİZ KALINMAMALI”

    Kalkın katledilmesinin kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İsrail’in yıllardır devam eden, Filistin halkını yurtlarından ederek, topraklarına el koyma çabası 7 Ekimden bugüne planlı bir şekilde devam etmekte ve şiddetini gittikçe artırmaktadır. Bu saldırılarda yüzlerce sivil insan katledilmiş ve yurtlarından ayrılmaya zorlanmıştır. Son olarak İsrail’in bir hastaneye yapmış olduğu ve 500 den fazla sivilin ölümüne yol açan saldırı kabul edilemez. Hiç bir dünya ülkesi Filistin’de yaşanan insanlık suçuna sessiz kalmamalıdır. Filistin halkına yaşatılan ablukanın acilen kaldırılması ve acil ihtiyaçların ivedi bir şekilde insanlara ulaştırılması konusunda adım atılması elzemdir. İnsanların katledilmesinde, bölgeyi açık bir cezaevi haline getirerek insanların aç ve susuz kalmasında payı olan herkes uluslararası hukuk normları çerçevesinde yargılanmalı ve gereken cezaları alması sağlanmalıdır.
    Bütün öğretisi barış olan biz Aleviler, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi ‘düşmanınız dahi olsa, insan olduğunu unutmayınız’ sözünü tüm insanlığa hatırlatır, bütün savaşların insanlığa karşı bir suç olduğunu belirtir, tüm dünya barışı için mücadele edeceğimizi kamuoyuna bildiririz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Britanya Alevi Federasyonu’ndan, Gazze’deki saldırılara tepki: Sessiz kalmak suç ortaklığıdır

    Britanya Alevi Federasyonu’ndan, Gazze’deki saldırılara tepki: Sessiz kalmak suç ortaklığıdır

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu (BAF), Gazze’de hastanenin vurulmasını yaptığını açıklama ile kınayarak, saldırılara karşı harekete geçme çağrısı yaptı.

    İsrail’in Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi’ne yönelik bombardımanında, en az 500 kişi yaşamını yitirdi. İsrail’in gerçekleştirdiği katliama, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başta olmak üzere dünyadan tepki yağdı.

    Britanya Alevi Federasyonu, İsrail’in Gazze’deki El-ehli Baptist Hastanesi’ne gerçekleştirdiği ve en az 500 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

    “SESSİZ KALMAK SUÇ ORTAKLIĞIDIR”

    Saldırının kınandığı Britanya Alevi Federasyonu (BAF) açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Dünyanın gözü önünde bir soykırım gerçekleştirilmektedir. İsrail ve Hamas arasındaki savaş sonlandırılmalı! Görülmemiş bir eşitsizliğin, köleliğin, sömürünün kol gezdiği korkunç bir dünyada yaşıyoruz. İnancımız gereği de “Yaşam hakkı kutsaldır” yaşamı savunalım!

    Biliyoruz ki süren insanlık dışı katliamlara sessiz ve seyirci kalmak, bir yerde bu katliamlara suç ortağı olmak demektir. İnsan olmanın temel görevi, yaşamın her alanında örgütlenerek, her yerde ayağa kalkarak, işgalci ve katliamcı emperyalist haydutlara karşı ezilen halkların yanında olup dayanışmayı büyütmektir. Halkların mücadelesi işgale karşı varlık yokluk, yani bağımsızlık ve özgürlük mücadelesidir.

    “İMHA VE İNKAR POLİTİKALARI SONLANDIRILMALIDIR”

    Emperyalistlerin koruduğu ülkeler para, silah ve her türlü manevi destekle korunuyor ve savaş kuralları hiçe sayılıyor. Ortadoğu’da Kürtler, Araplar, Ezidiler gibi bu toprakların kadim halkları yıllardır emperyalist savaş politikaları sonucunda kanla, gözyaşıyla direnmeye çalışıyorlar.

    ABD emperyalizminin Orta Doğu’yu yeniden dizayn etmesinde rol oynayan ve politikasının önünde önemli bir engel görülen halklar yok edilerek, sorunun emperyalistlerin istediği bir hatta çözülmesinin yolu döşeniyor. Bu iki yüzlü politikaların en ağır bedelini mazlum halklar ödüyor. Bu düşman politikalardan vazgeçilmeli. Halkların özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği öne çıkarılmalı. Ezilen halklara dönük her türlü imha, inkâr politikaları derhal sonlandırılmalıdır!”

    PİRHA/İNGİLTERE

     

  • Şemeri: Yapılan incelemelerin ardından saldırının Türk devleti tarafından düzenlendiği ortaya çıkmıştır

    Şemeri: Yapılan incelemelerin ardından saldırının Türk devleti tarafından düzenlendiği ortaya çıkmıştır

    PİRHA- Irak Ortak Operasyonlar Komutanı Yardımcısı Abdulemir Şemeri, Türkiye’nin 155 mm’lik toplarla saldırıyı gerçekleştirildiğini ifade etti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise saldırı sonrası yaptığı açıklamada, saldırıyı TSK’nin gerçekleştirmediğini iddia etmişti.

    Türkiye’nin Zaxo’nun Perex köyüne 20 Temmuz’da gerçekleştirdiği bir saldırı sonucu 2’si bebek 9 kişi yaşamını yitirmiş, 23 kişi de yaralanmıştı. Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Sehaf, Türkiye hakkında BM Güvenlik Konseyi’ne şikayette bulunulduğunu belirterek, “Irak, yapılan şikayette, Türk devleti tarafından Irak’a yapılan ihlallerle ilgili acil bir oturumun yapılmasını istedi” ifadelerini kullandı.

    2’si çocuk 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya karşı bazı milletvekilleri ve Parlamento Başkanı Muhammed Halbusi’nin çağrısı üzerine Irak Parlamentosu, özel oturumla toplandı. Türkiye’nin saldırılarının konuşulacağı özel oturuma 242 parlamenter katıldı. Irak Genelkurmay Başkanı, Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve Ortak Operasyonlar Komutanı Yardımcısı Abdulemir Şemeri de oturuma katıldı.

    Şemeri, Türkiye’nin 155 mm’lik toplarla saldırıyı gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Bombardımandan geriye kalan parçaları Bağdat’a getirdik. Yapılan incelemelerin ardından saldırının Türk devleti tarafından düzenlendiği ortaya çıkmıştır. Top atışı, olay yerinden 7 km uzaklıktan atılmıştır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İzmir’de, Dersim’deki askeri operasyona ve Diyanet’in uygulamalarına tepki-VİDEO

    İzmir’de, Dersim’deki askeri operasyona ve Diyanet’in uygulamalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de, Dersim’in Ovacık ilçesi Kakper köyü kırsalına yönelik devam eden bombardıman ve Diyanet’in Dersim’deki faaliyetlerine karşı yapılan basın açıklamasında, müdahalelere karşı tavır alınarak örgütlü olarak itirazların dillendirilmesi çağrısında bulunuldu.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma ile Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi’nin çağrısıyla Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Kakper köyü kırsalına yönelik geçen hafta başlatılan askeri operasyon kapsamında gerçekleştirilen bombardımanlara ve Diyanet’in Dersim’de Alevi inancına dönük asimilasyon uygulamalarına ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

    İnsan Hakları Derneği İzmir Şube binasında gerçekleşen açıklamaya Halkların Demokratik Partisi İzmir İl Eş Başkanları, DAD Gençlik Meclisi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu temsilcileri katıldı.

    ‘İnancımızdan, Kültürümüzden ve Doğamızdan Elinizi Çekin’ pankartının açıldığı basın toplantısında, açıklamayı İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Onursal Başkanı Kemal Mutlu okudu.

    “İKTİDAR SAHİPLERİ  DERSİM İÇİN YENİ BİR PLAN İÇERİSİNDE”

    Dersim halkının toplumsal değerleri, doğası ve inancına yönelik saldırıların hızla devam ettiğini belirten Mutlu, “Toplumumuzun dili, kültürü ve inancına dönük sistematik müdahaleler Cumhuriyetten günümüze, bazen doğrudan saldırı bazen de içten içe çürüterek gerçekleştirilmekte. Yakın zamana kadar cemevlerini ibadethane olarak kabul etmeyen ve cümbüş evleri benzetmesi yapan iktidar sahipleri, son dönemlerde dini vakıflar eliyle ve toplumumuzun içinden seçtiği yol düşkünleri üzerinden, Dersim inancı ve kültürüne müdahale etmekte ve asimilasyon çabalarına hız vermektedir. Munzur Üniversitesi, sözde akademik çalışmalar altında, çeşitli dini vakıf ve dernekler sosyal yardımlar kisvesi altında, Dersim merkezdeki Tunceli Cemevi de içten içe toplumumuzu kirletmeye, inancımızı Sünni İslam anlayışına tabi kılmaya hizmet etmektedirler. Toplumumuz ve kurumlarımızı da bu konuda dikkatli ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Hz. Ali Gençlik Diyanet Merkezi açılışı ve akabinde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim’de cemevini ziyareti, iktidar sahiplerinin nasıl bir plan içerisinde olduklarını, aynı zamanda Dersim toplumunun hala Alevi toplumu ve inancı için ne kadar anlamlı bir yerde durduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.

    “BOMBARDIMAN İLE İNSANLARIMIZIN CANINA KASTEDİLİYOR”

    Mutlu, 1994 köy yakmaları sonrasında yaşanan göçlerin hafızalardaki yerinin taze olduğunu hatırlatarak, askeri operasyonlarla hala Dersimlilerin, Dersim doğasının ve tüm canlılar ile ekolojinin saldırı altında olduğunu söyledi. Mutlu, şunları vurguladı:

    “Özellikle 2000’li yıllarla başlayan baraj ve maden ruhsatları üzerinden gerçekleşen eko kırımlar, sistematik orman yakmalar ve köylerin bombalanması ile insanlarımızın yaşamına kastedilmektedir. Yaklaşık bir haftadır Ovacık ve Hozat arasındaki Hozat’a bağlı Kakper köyü merkezine yakın yerler dahil bombalanmakta ve köy ile irtibat sağlanamamaktadır. Yaşananların genel Kürt coğrafyasında sistematik hale geldiğini iyi biliyoruz. Şırnak’ta korucular ve bazı firmalar üzerinden ağaç kıyımı yapıldığı, bölgede askeri operasyonlar bahanesi ile köylere baskın yapıldığı, insanların işkenceye maruz kaldıklarını görüyoruz. Ancak ne hikmetse tüm bunlar olurken ne ana akım medyanın ne de ilgili kurumların ve siyasetçilerin bu konuda sesi çıkmamakta ve derin bir sessizliğe gömülmektedirler.”

    “MÜDAHALEYE KARŞI ÖRGÜTLÜ İTİRAZLARIMIZI DİLLENDİRELİM”

    Dersim halkına ve dostlarına, bu müdahalelere karşı tavır alma çağrısında bulunan Mutlu, “Askeri operasyonların derhal durdurulmasını ve Kakper köyüyle irtibatın sağlanabilmesi için tüm engellerin derhal ortadan kaldırılması gerektiğini vurguluyoruz. Başta Diyanet olmak üzere tüm dini vakıf ve derneklerin Dersim’deki faaliyetlerinin sonlandırılması, başta Dersim/Tunceli Cemevi olmak üzere tüm inanç merkezlerimize sistematik müdahalelerin sona ermesi ve Dersim inancı, kültürü, ekolojisi, sosyal yaşamı ve toplumumuz üzerindeki baskıların sonlandırılmasını talep ediyoruz. Munzur Üniversitesi eliyle gerçekleşen akademik asimilasyon çalışmalarının sonlandırılması, üniversitenin gerçek akademik çalışmalara yönlenmesini bir gereklilik olarak görüyoruz. Farklı şehirlerde ve yurt dışında yaşayan tüm halkımızı bu politikalar karşısında duyarlı olmaya ve ilgili kurumlar ve dostlarımızla bu saldırı ve müdahalelere karşı tavır alıp, örgütlü olarak itirazlarını dillendirmeye davet ediyoruz” dedi.

    KÜLTÜREL SOYKIRIM

    Basın toplantısında konuşan Sosyalist Meclisler Federasyonu Temsilci Derya Yüksel de, şiddet ve asimilasyon politikalarının Dersim özelinde farklı işletildiğini dile getirerek, “Bölgede yıllarca devam eden bir savaş var. Dili, kültürü inkar ediliyor, doğası yakılıyor. İnsanların etine, kemiğine kadar işlemiş bir zulüm var. Bölgede yakılan ormanlar, orman kabul edilmiyor. Tarım arazileri rant uğruna madenlere peşkeş çekiliyor. Bu inkar, şiddet ve asimilasyon politikalarının hepsi Dersim özelinde farklı işletiliyor. Dersim’in bu kimlikleri devlet için hep bir tehdit oluşturuyor. Bu bir tek Dersim’de yaşayanların değil hepimizin sorunudur. Bu şiddet ve asimilasyon politikalarının karşısında örgütlü mücadele ile durabiliriz” diye konuştu.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik ise fiziki soykırımın yerini kültürel soykırıma bıraktığına işaret ederek, “Devlet eliyle yapılan asimilasyona bir de Diyanet el attı. Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’nin açılması ve cemevinin ziyaret edilmesi asimilasyon politikasının devamıdır. Fiziki soykırımın yerini kültürel soykırım almış durumda. Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı da bundan azade değildir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim’de, askeri operasyonlarla köylere yakın yerler 3 gündür bombalanıyor-VİDEO

    Dersim’de, askeri operasyonlarla köylere yakın yerler 3 gündür bombalanıyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de başta Aliboğazı olmak üzere Ovacık-Hozat-Çemişgezek arasında yer alan bölgelerde askeri operasyon yapılıyor.

    Dersim’de “Eren Abluka-7 Operasyonu” ismiyle başlatılan askeri operasyon Ovacık-Hozat ilçeleri arasındaki Kakper, Zoğar, Tanzi, Kızıl Kilise ve Çamurek köylerinin bulunduğu bölgede devam ederken, köylerin yakınlarında 3 gündür bombardıman yapılıyor.

    Dersim’in Ovacık ilçesinin Kakper köyü yakınına atılan bombardıman kameralara yansıdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Yeşil ve Ben’den Murat Yıldız tepkisi: Yasak bölgeye gitmesine neden izin verildi?-VİDEO

    Yeşil ve Ben’den Murat Yıldız tepkisi: Yasak bölgeye gitmesine neden izin verildi?-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil ve DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine tepki gösterdiler. Nurşat Yeşil, “Murat Yıldız’ın operasyon yapılan bölgeye gitmesine neden izin verildiğinin sorulması gerekiyor” derken, Ali Haydar Ben ise, “Sivil insanlarımızın zarar görmemesi için güvenlik güçlerinin bunun önlemini alması gerekiyor” diyerek tepki gösterdi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından saldırıya tepkiler yükseliyor.

    HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil ve DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Nurşat Yeşil, “Murat Yıldız’ın operasyon yapılan bölgeye gitmesine neden izin verildiğinin sorulması gerekiyor” derken Ali Haydar Ben ise, “Sivil insanlarımızın zarar görmemesi için güvenlik güçlerinin bunun önlemini alması gerekiyor” diyerek yaşanan olaya tepki gösterdi.

    “MURAT YILDIZ OPERASYON YAPILAN BÖLGEYE GİTMESİNE NEDEN İZİN VERİLDİ”

    Murat Yıldız’ın, bu savaş sürecinde kaybettiğimiz sivillerin ne ilki ne de sonuncusu olacağını ifade eden Nurşat Yeşil, “Geçtiğimiz günlerde operasyon sırasında Ovacık-Ağdat bölgesinde bir gencimiz maalesef katledildi. Umudumuz tabi ki bundan sonra sivil ölümler olmasın Murat Yıldız 90 döneminde köyünden zorla göç ettirilen ailesiyle birlikte Elazığ’a yerleşen daha sonra tekrar köyüne dönüp hayvancılık yapan biri. Bölgede görev yapan askerler de hayvancılık yaptığını biliyorlar, daha önce kendisine iş birliği teklif ediliyor ama kabul etmiyor. O gün o bölgede operasyon olduğu, köylülerin o bölgeye gitmesinin yasaklandığı, hayvanların o bölgeye getirilmesinin yasaklandığı biliniyor ama buna rağmen Murat Yıldız’ın o bölgeye girmesine bilerek ve isteyerek izin veriliyor. Bunun takipçisi olmak gerekiyor, sivil ölümlerini artık kanıksamamamız lazım. Murat Yıldız’ın neden operasyon yapılan bölgeye gitmesine izin verildiğinin sorulması gerekiyor. Bizler bunu sormaya devam edeceğiz. Umuyoruz ki bu savaş ortamı son bulsun. Artık doğamızın, insanlarımızın katledilmesine birlikte mücadele ederek izin vermemeliyiz” dedi.

    “GÜVENLİK GÜÇLERİNİN ÖNLEM ALMASI GEREKİYOR”

    “Bu coğrafyada uzun zamandan beri askeri operasyonlar söz konusu olduğu için hemen hemen her yıl coğrafyamızda çeşitli yerlerde sivil insanlarımız yaşamını yitiriyor veya cinayete kurban gidiyor” diyen Ali Haydar Ben ise şunları söyledi:

    “Murat Yıldız da bunlardan biri. Daha önce de buna benzer yaşamını yitiren sivillerimiz olmuştu. Yerelden aldığımız bilgilerde kendisinin izin aldığını, yayla yerini yapmaya gideceğini ve bu hafta yaylaya çıkacaklarını ailesine söyleyerek yaylaya giderken aracı bombalanıp kurşunlanmış. Aileyle görüştüğümüzde orada askeri operasyonun perşembe gününden başladığını söylediler. Sivil insanlarımızın gerçekten korunması gerektiğini burada askeri operasyon varsa da buralarda sivil insanlarımızın zarar görmemesi için güvenlik güçlerinin bunun önlemini alması gerekiyor. Yine yerelden aldığımız bilgiler doğrultusunda Murat Yıldız dışında yaylacılara veya belirli araçlara izin verilmediği ifade ediliyor. Eğer gerçekten bu araçlara ve oraya gidenlere izin verilmediyse de Murat Yıldız’a da izin verilmemesi ve o bölgeye gitmemesine dair uyarıda bulunulması gerekiyordu, maalesef gencecik bir insanımız daha yaşamını yitirdi. Bu coğrafyada çok insanımız yaşamını yitirdi, faili cinayetlere kurban gidildi, infaz edildi. Bundan sonraki süreçte buna benzer infazların yaşanmaması için infaz edilen insanlarımızın faillerinin bir an önce açığa çıkartılması ve bu konuda zafiyeti olan yetkililerin de bir an önce yargılanması gerekiyor.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, kaçıncı katliamdır yeter artık!’

    ‘Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, kaçıncı katliamdır yeter artık!’

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine tepki gösterdi. Sultan, “Suçsuz günahsız insanımızın katledildiği bu kaçıncı acıdır. Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, toprak ana kana doydu. Dağ taş, börtü böcek yoruldu. Yeter artık diyoruz” diye konuştu.

    Ovacık’ın Tilek (Yoğunçam) köyünden hayvanlara barınak yapmak için gittiği Ağdat-Ağaçpınar köyleri kırsalının SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalanması sonucu Murat Yıldız adlı genç yaşamını yitirdi.

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Ağaçpınar köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesine tepki gösteren İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, operasyonlardan kaynaklı yasaklı bölge ilan edilen Ağdat-Ağaçpınar köylerine köylülerin dahi bırakılmadığına işaret ederek, “Madem yasaklıydı Murat Yıldız neden o bölgeye bırakıldı?” sorusunu yöneltti.

    “TESADÜF DEĞİLDİR?”

    Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, Seyit Rıza’nın ailesinden Murat Yıldız’ın tamda böylesi bir zamanda SİHA’ların bombardımanı sonucu yaşamını yitirmesinin manidar olduğuna işaret eden Sultan, “şöyle devam etti:

    “Baharın gelmesiyle birlikte maalesef Dersim’de yarım bırakılan yok ediliş politikaları yeniden başladı. Güvenlik gerekçesiyle yine ormanlarımız yakılmaya başladı ve yine bir annenin çığlığı yükseldi. Mantar toplamaya, hayvanlarına barınak kurmaya giden Seyit Rıza’nın üçüncü kuşaktan torunu Murat Yıldız SİHA’lar ve helikopterlerle bombalanarak katledildi. Dedesi Seyit Rıza’nın ve Dersim’in yok edilişi üzerine bakanlar kurulu kararıyla onaylanan Dersim Soykırımı’nın yıldönümüne getirilmesi tesadüfi değildir.”

    “MADEM YASAKTI MURAT YILDIZ’A NEDEN İZİN VERİLDİ?”

    Sultan, operasyon bölgesi olmasından kaynaklı yasaklı olan Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine köylülerin dahi alınmadıkları halde Murat Yıldız’ın Ağaçpınar’a yayla evini kurmak ve çadırını yerleştirmek için gidişine izin verildiğine dikkat çekerek, “Köylüler, operasyondan kaynaklı hiç kimsenin Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine alınmadıklarını söylüyor. Peki Murat Yıldız’a neden özellikle izin verildi. Hayvanların bile köyün dışına bırakılmasına izin verilmemiş. Murat Yıldız’ın yaşamını yitirmesinin tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “YETER ARTIK BU KAÇINCI ACIDIR”

    Kentteki askeri operasyonlar ve çatışmalar sonrası yaşanan sivil ölümlerine bir yenisinin eklendiği ifade edilen Sultan, şunları kaydetti:

    “Suçsuz, günahsız insanımızın katledildiği bu kaçıncı acıdır. Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, toprak ana kana doydu. Dağ taş börtü böcek yoruldu. Yeter artık diyoruz. Dersim toprakları kutsalımızdır. Bu topraklarda kan değil kardelenler yetişmeli boy atmalı. Kanla değil Munzur’un coşkun suyuyla sulanıp boy vermeli. Murat Yıldız’ın dedesi olan Seyit Rıza’nın dediği gibi, ‘Evladı Kerbelayız, ayıptır, günahtır, zulümdür, cinayettir’. Tüm sivil örgütleri ve Dersim kurumları bu işin takipçisi olmalıdır.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Baba Mazlum Yıldız: Oğlum izin belgesi almıştı, bilerek yapıldı

    Baba Mazlum Yıldız: Oğlum izin belgesi almıştı, bilerek yapıldı

    PİRHA-Ovacık’ta hayvanlarına barınak yapmak için giden Murat Yıldız adlı yurttaş aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü. Olaya ilişkin ajansımız PİRHA’ya konuşan baba Mazlum Yıldız, “Oğlumu takip edip peşinden gidiyorlar. Araçta bir kişi olduğunu tespit ettikten sonrada bombalıyorlar” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    Bölgedeki köyler asker ablukasına alındı. Bölgedeki Ağdat, Işıkvuran (Merxo) ve Yarımkaya köyleri ile diğer Mercan köylerinin asker ablukasına alındığı ve köylülerin giriş-çıkışına izin verilmediği belirtildi.

    “OĞLUMUN İZİN BELGESİ VARDI”

    PİRHA‘nın kendisine ulaştığı ve oğlunun mantar toplamak için izin belgesi aldığını söyleyen baba Mazlum Yıldız, “Bilerek yapıldı, oğlumu takip edip peşinden gidiyorlar. Araçta bir kişi olduğunu tespit ettikten sonrada yapıyorlar. Yarın Malatya’ya cenazeyi teşhis etmeye gideceğiz” dedi.

    SEYYAR SATICILIK YAPIYORDU

    Bombardımanda yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın bahar aylarında mantar topladığı ve Dersim Merkez’de seyyar satıcılık yaparak geçimini sağladığı ifade edildi.

    Baba Mazlum Yıldız son olarak Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi vereceklerini belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Ovacık’ta mantar toplamaya giden Murat Yıldız’ın bombardımanda öldürüldüğü iddia ediliyor

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden Murat Yıldız’ın bombardımanda öldürüldüğü iddia ediliyor

    PİRHA-Ovacık’ta mantar toplamaya giden Murat Yıldız adlı gencin aracıyla birlikte Ağdat-Işıkvuran köyleri arasında bombalanarak öldürüldüğü iddia edildi.

    Ovacık Tilek (Yoğunçam) köyünden Murat Yıldız adlı genç mantar toplamak için gittiği Ağdat-Işıkvuran köyleri kırsalında SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalandı. Murat Yıldız’ın babasını ve abisini olay yerine götüren askerler yanmış bir cenazeyi aileye göstererek teşhis etmesini istedi.

    Yıldız ailesinin Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi vereceği belirtilirken, Murat Yıldız’ın akıbetine dair henüz bir açıklama gelmedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Afrin’e hava saldırısından sonra yaralılar olduğu bildiriliyor

    Afrin’e hava saldırısından sonra yaralılar olduğu bildiriliyor

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Efrin’e yönelik fiili saldırının başladığını açıklamasının ardından Efrin’e yönelik hava saldırısı yapılmaya başladı. Hatay’ın Reyhanlı ve Kırıkhan ilçeleri arasında sınır hattında uçak sesleri duyulduğu bildirildi. Yapılan bombardımanda Cindirese, Reco, Şera, Şerawa ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Mabeta bölgelerinin bombalandığı öğrenildi. 
    Diyarbakır’dan havalandığı ileri sürülen 2 savaş uçağı ilk olarak Afrin’deki mevzileri bombaladı. Bölgede bu uçaklar keşif uçuşu yaparken, bölgeye bir savaş helikopteri ile 2 uçak daha ulaştı. Hatay sınırında 4 uçak ile 1 helikopter, bölgede uçuşlarını sürdürdüğü belirtildi.
    TSK’den yapılan açıklamada harekatın adının ‘Zeytin Dalı’ olduğu bildirildi. Savaş uçaklarının saldırısında ilk bilgilere göre 3 ağır olmak üzere 10 sivil yaralandı. Yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor. Yaralılardan 2’sinin çocuk olduğu öğrenildi.
    Yine Afrin köyleri, Halep ve civarından göç eden yaklaşık 5 bin sivilin bulunduğu Robar Kampı ve Şerava ilçesine bağlı Akbiye köyünün de top atışlarıyla bombalandığı bildirildi.

    ALEVİLERİN YOĞUN OLARAK YAŞADIĞI MABETA BOMBALANDI

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Afrin’in  Mabeta kasabasının da bombalandığı bildirildi. Burada bulunan Alevilerin ocaklarının Türkiye sınırları içinde kalan Maraş/Elbistan ve Adıyaman şehirlerinden olduğunu, Alevi yurttaşların yüz yıllar öncesinden Maraş, Adıyaman, Malatya  kentlerinden göç ederek buraya yerleştiği ve Mabatlı’da birçok Alevi ziyaretinin yer aldığı biliniyor.

    RUSYA: SALDIRIYI ENDİŞE İLE ÖĞRENDİK

    Sputnik’in aktardığına göre, Rusya Dişişleri Bakanlığı, Moskova’nın Suriye’nin Afrin kentindeki gelişmelerin dikkatle takip ettiğini belirtti. Açıklamada, bu konudaki haberlerin endişeyle öğrenildiği vurgulanırken “İtidal” çağrısı yapıldı.

    Rus senatör Klintseviç ise Rusya’nın Suriye’yle diplomatik işbirliği yapacağını ve Birleşmiş Milletler’de (BM) Türkiye’nin Afrin’de başlattığı operasyonu sonlandırmasını talep edeceğini belirtti.

    İRAN’DAN AÇIKLAMA

    İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Cabir Ensari, Türkiye’nin başlattığı Efrin operasyonu konusunda basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, Suriye’de gerçekleştirilebilecek herhangi bir kara harekâtının 29-30 Ocak’ta Soçi’de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ni etkileyebileceği konusunda uyardı.
    Ensari,  “Herhangi bir kara harekatı kongreyi olumlu veya olumsuz olarak etkileyebilir. Suriye’deki ateşkesin garantör ülkelerinin (Rusya, Türkiye ve İran) böyle bir şeyin olmaması için harekete geçeceklerini umarız” ifadelerini kullandı.

    DİE WELT: TÜRKİYE’NİN SURİYE’YE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KARA HAREKATI FİİLEN BAŞLADI

    Die Welt gazetesi “Türkiye’nin Suriyeye gerçekleştiği kara harekatı ‘fiilen’ başlamıştır” başlığıyla verdiği haberde Erdoğan’ın Türk panzerleri ve ağır silahlarının yer aldığı ve Kürt yerleşim bölgesi Afrin’e yapılan operasyonu başlattığı yazıldı. Welt haberde bu harekatın Türkiye ve ABD ilişkilerindeki gerilimi artırabileceğini yazdı.

    ZEİT: ERDOĞAN SURİYE KÜRTLERİNE KARŞI KARA HAREKATI BAŞLATTI

    Zeit gazetesi ise YPG ve PYD’ye karşı sınır güvenliği için başlatılan harekatı “Erdoğan Suriye Kürtlerine karşı kara harekatı başlattı” başlığıyla verdi. Haberde “Türkiye Suriyeli kürt milis grubu YPG’ye karşı kara harekatı başlattı. ABD Ankara’yı askeri bir harekat yapmaması konusunda uyarmıştı” vurgusu yapıldı.

    DW: TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI ÇOK RİSKLİ BİR ASKERİ HAREKETİ ONAYLADI

    Deutsche Welle ise “Erdoğan: Kara harekatı ‘fiilen’ başlamıştır” başlığıyla operasyona ilişkin bir haber geçti. Haberde türk ağır silahlarının günlerdir Suriye’nin kuzeyindeki Kürt milis grubu YPG’ye ateş etmekte olduğuna dikkat çekildi ve “Şimdi aynı zamanda kara birlikleri de Afrin yerleşim bölgesine giriyor. Türkiye Cumhurbaşkanı çok riskli bir askeri harekatı onayladı” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilere yönelik hak ihlalleri bu yıl da artarak sürdü

    Alevilere yönelik hak ihlalleri bu yıl da artarak sürdü

    PİRHA- Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. Alevilerin 2016’ın 10 Aralık’ından bu yana uğradığı hak gasplarını derledik. Eğitimdeki gericileşmeden ev işaretlemelerine, baskın, gözaltı ve yasaklardan KHK mağduriyetlerine kadar Aleviler pek çok haklarından yoksun bırakıldı.

    Alevilere yönelik asimilasyon, baskı, ayrımcılık tüm hızıyla devam ediyor. AKP iktidarı dönemiyle daha da artan asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin yargıya taşıdığı davalar sonuçlandı. Ancak iktidar mahkeme kararlarını da yerine getirmiyor. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesi, Alevi çocukların zorunlu din dersinden muaf tutulmaması en önemli bir hak ihlali olarak devam ediyor.

    10 Aralık İnsan Hakları Haftası başlarken, Alevilerin 1 yıl içinde yaşadığı hak ihlallerini derledik.

    EĞİTİMDE HAK İHLALİ

    AKP hükümeti yeni eğitim müfredatı ile Alevi öğrenciler üzerindeki dinci gerici baskıyı giderek artırdı. Zorunlu din dersi dayatması sürerken din dersinde Alevilik müfredattan tamamen kaldırıldı ve cihat kavramı okutulmaya başlandı.

    Ders kitaplarında, Alevilikte cem yürütülürken gerçekleşen ibadetin en önemli aşamalarından biri olan semah ise halk oyunu olarak gösterildi. Aleviler bunu asimilasyonun en önemli bir parçası olarak gördüklerini söyleyerek müfredattaki bu değişiklikleri yaptıkları açıklamalarda kınadılar. Okullar açıldıktan sonra ise Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim -Sen öncülüğünde bu eğitim müfredatına karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda ‘Bilimsel, laik, anadilde eğitim” talebiyle miting gerçekleştirdiler.

    EV İŞARETLEMELERİ, BASKINLAR, GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR

    Aleviler yaşadıkları bölgelerde baskılara maruz kalmaya devam etti. Özellikle son birkaç ay içinde ardarda yaşanan ev işaretlemeleri, baskınlar Alevilerde endişe yarattı. Onlardan bazıları şöyleydi:

    • Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde Cemal Gürsel Mahallesi’nde Alevilere ait 13 ev kırmızı boya ile işaretlendi.
    • Adana’da Arap Alevilerin yaşadığı Alihocalı köyündeki mezarlar tahrip edildi.
    • İstanbul Bahçelievler’de bir yıl önce kimliklerinden İslam ibaresini sildiren bir ailenin kapısına X işareti konuldu. Kapının yanına da “defol dinsiz” yazılarak üç hilal ve çarpı işareti konuldu.
    • Malatya ve İstanbul’un ardından Alevilerin çoğunlukta yaşadığı Manisa’nın Hafsa Sultan Mahallesi’ndeki bir evin duvarına çarpı işareti konuldu.
    • İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne ibadet sırasında saldırı düzenlendi. Cemevinin camı taşla kırılarak, cemevine içinde ateş bulunan kova atıldı. Cemevinde hasar oluştu.
    • İstanbul’da yapımı devam eden Armutlu Cemevi’ne sabah saatlerinde polis hiçbir gerekçe göstermeden kapısını kırarak arama yaptı.
    • Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Üyesi 7 kişi, Bursa Dersimliler Derneği Başkanı Hediye Zengin, Demokratik Alevi Derneği Ankara Mamak Şube Başkanı Hasan Altun sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.
    • Mersin’de gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İl yöneticisi Hasret Vurucu ve Gençlik Komisyonu üyesi Duygu Canıtez örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

    YASAKLAR…

    15 Temmuz darbesinin ardından ilan edilen OHAL Alevilerin yaşamlarını daha da zorlaştırdı. Alevilerin yaşadıkları ilçe, köyler ve yaylaları özel güvenlik bölgeleri veya yasaklı bölge ilan edildi. Yazın yaylalarına gidemeyen köylüler, güvenlik bölgelerinde olduğu gerekçesiyle inanç merkezlerinde de ibadet edemediler.

    OHAL nedeniyle her yıl geleneksel olarak Alevi bölgelerinde düzenlenen Dersim’de Munzur Kültür Festivali ile Adıyaman’da Höbek Baba ile Aziz Dede anma etkinlikleri, Koçgiri’de Cogi Baba Festivali, Erzincan’da Zerban İnanç ve Külltür Festivali yasaklandı.

    DERSİM’DE BOMBARDIMAN VE ORMAN YANGINLARI

    Dersim özelinde ise oluşturulan özel güvenlik bölgelerindeki askeri operasyonlar sonucu binlerce hektarlık alanlar küle döndü. Haftalarca güvenlik gerekçe gösterilerek halkın da müdahalesine izin verilmedi. Yüzlerce hayvan telef olurken, bölgede kimi yaşayanlar ise göç etmek zorunda kaldı. Türkiye ve Avrupa’da orman yangınlarına ilişkin Alevi kurumları, siyasi partiler, çevre örgütleri eylemler düzenledi. HDP Milletvekili Alican Önlü konuyu meclise taşıdı. Tüm girişimler sonucunda haftalar sonra yangına müdahale edilebildi.

    Dersim’de ayrıca Nazimiye’ye bağlı Uzun Tarla (Han) köyünün bombalanması sonucu yaşamını yitiren bir yurttaşın daha naaşı Tunceli Cemevi tarafından kabul edilmedi. Köyde yaşayan Ercan Güneş ile birlikte OHAL boyunca Dersim’deki askeri operasyon ve bombardımanlarda 5 kişi yaşamını yitirdi.

    ALEVİLERİN SESİ TV10’UN MAL VARLIĞI SATILDI

    OHAL’in ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan medya kuruluşları arasında bulunan Alevilerin Sesi TV10’un mal varlıkları ise TMSF tarafından ihale yoluyla satıldı.

    Mal varlıkları ihale yoluyla satışa çıkarılmasının ardından TV10 Yönetimi’nin OHAL Komisyonu’na başvurusu ise “KHK listesinde adı yok” denilerek reddedildi.

    Ayrıca, TV10’da “Hak Yolu” programının yapımcısı ve sunucusu Gazeteci Diren Keser hiçbir gerekçe gösterilmeden 13 gün boyunca gözaltında kaldı. TV10’un çalışanları ise kapatıldığından bu yana her hafta Cumartesi Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıyor.

    İHRAÇ, İŞTEN ÇIKARMA, DAVALAR

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltı, tutuklama, ihraç ve işten atmalar ise Aleviler üzerinde de devam etti. 686 sayılı KHK ile pek çok akademisyenin ve Eğitim-Sen’li öğretmenlerin çoğunluğu Aleviydi.

    Eğitimciler Şıh Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Songül Tunçdemir onlardan biriydi.

    İzmir Aliağa Cemevi Dedesi Baba Mansur Ocağından Pir Gökmen Savak ise çalıştığı İzmir Aliağa Belediyesi’nden sosyal medya üzerinden MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği için keyfi olarak işten çıkarıldı.

    İşinden ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri hakkında dava açıldı.

    Ankara Tuzluçayır’da bulunan Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği ve Cemevi’nin  ‘Nuriye ve Semih için Mamak Dayanışması’ eylemine ise polis saldırdı.

    UĞUR KURT, BERKİN ELVAN…

    İstanbul Okmeydanı’nda cemevi bahçesinde beklerken polis kurşunuyla hayatını kaybeden Uğur Kurt’un ölümüyle ilgili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık polis Sezgin Korkmaz’a ‘taksiren ölüme sebebiyet vermek’ suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Daha sonra hapis cezası, 12 bin 10 TL adli para cezasına çevrildi.

    Gezi Direnişi sırasında 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın katledilmesine ilişkin açılan davada mahkeme, “kaçma şüphesinin bulunmaması” nedeniyle sanık polisin tutuksuz yargılanma halinin devam etmesine ve tanıkların dinlenmesine karar verdi.

    SİVAS DAVASI’NDA FİRARİ SANIKLAR BULUNAMADI

    2 Temmuz 1993’te 35 kişinin yakılarak öldürüldüğü Madımak Katliamı Davası’nda bir ilerleme kaydedilemedi. Haklarında yokluğunda tutuklama kararı bulunan sanıkların yakalanması için emniyet ve diğer kurumlara yazılan müzekkerelere cevap verildi, sanıkların yakalanamadığı bildirildi.

    Davada zaman aşımı söz konusu olurken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan Kadir Topbaş’ın istifası sonrası boşalan koltuğa Sivas davası sanık avukatlarından Mevlüt Uysal getirildi. Aleviler, Uysal’ın ödüllendirildiğini belirterek tepki gösterdi.

    DERSİM VE MARAŞ ANMALARI’NDA CEZA

    Dersim Katliamı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları ölümlerinin 80. yılında da anıldılar. Anmalarda yıllardan beri yineledikleri talepler hala bir karşılık bulmuş değil. Bunun yanı sıra Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anmasına katılanlara ceza kesildi. Dersim Katliamı’nın 80. yılında Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen Dersimlilere OHAL yasalarına uymadıkları ve bu nedenle kabahat işledikleri gerekçesiyle 227 lira para cezası verildi. Ceza alanlar arasında Dersim Araştırmaları Merkezi yöneticilerinden sanatçı Ferhat Tunç da bulunuyor.

    Öte yandan Maraş Katliamı’nı protesto sırasında yaptığı konuşmada Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker’e de hapis cezası verilmişti.

    HATUN TUĞLUK’UN CENAZESİNE SALDIRI

    Kocaeli’de Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine ırkçı saldırı düzenlendi. Saldırının ardından cenaze mezardan alınarak memleketi Dersim’de toprağa verildi. Ankara’da yaşamını yitiren ve HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıyla ilgili açılan davada, tutuklu 3 saldırgan tahliye edildi. Dava duruşmasında olay günü orada bulunan 12 polisten kimi olayı hatırlamadıklarını iddia ederken, tamamına yakını ‘biz olayı görmedik’ yönünde ifade verdiler.

    IŞİD TEHDİTİ

    Ankara Valiliği, IŞİD’in Dikmen’de sivil toplum kuruluşlarını hedef alan saldırı hazırlığında olduğunun tespit edilmesinin ardından Alevi kurum başkanlarını valiliğe çağırdı. IŞİD’in hedefinde olduğu iddia edilen cemevleri için güvenliğin artırılması kararı alındı. Saldırı ihtimali gerekçe gösterilerek Adana, Mersin, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok cemevinin girişine polis noktası (karakol) kuruldu.

    Bu güvenlik bahane edilerek PSAKD’nin Ankara’da bulunan tüm  şube başkanları, Maraş Terolar’da yapılan AFAD kampına ilişkin yayınladıkları bildiri nedeniyle Tuzluçayır Polis Karakolu’nda ifade verdiler.

    CEMEVİNE DE KAYYIM ATANDI

    Bayraklı Belediyesi, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’ne ait düğün salonuna müdahale ederek yıktı.

    Öte yandan İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’ne İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu defa kayyım atandı, dernek üyeleri tarafından kabul edilmeyince geri çekildi. Bundan bir süre sonra da İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu cemevine el koyup kayyım atayacağı tehdidinde bulundu.

    CEMEVLERİNİN ELEKTRİK GİDERLERİ…

    İstanbul’da bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı “Aleviliğin ibadethane yeri olan cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden karşılanması” için açtığı davayı kazanmıştı. Mahkemenin “Dava sonuçlanıncaya kadar BEDAŞ hiç bir işlem yapamaz” tedbir kararına rağmen BEDAŞ, İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Cemevi’nin elektriklerini kesme girişimini sürdürüyor. BEDAŞ, cemevine ihtarname gönderdi.

    İstanbul Sütlüce’de AKP İl binası ve Hilton Otel arasına sıkıştırılmış 600 yıllık Karaağaç Dergahına 15 yıldır elektrik verilmiyor. Dergaha gelenler gazlı lüks lambası ve yakılan mumlar eşliğinde cem olup semah dönüyorlar.

    ALEVİLERE YÖNELİK HAK İHLALLERİNDEN BAZILARI

    • Maraş’ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Terolar köyünde bölge insanının karşı çıkmasına rağmen inşa edilen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağlı 27 bin kapasiteli kamp, köylüleri mağdur etmeye devam ediyor. Artık evlerinin değil bahçe kapılarını dahi gündüz vakti kilitlemek zorunda kalan halk, hala kanalizasyon sorununun giderilmemesinden de şikayetçi.
    • Mersin Akdeniz Belediyesi’nin geçtiğimiz yıllarda açtığı Demokrasi ve Kardeşlik Parkı’nda yer alan Madımak Şehitleri anıtındaki isim plaketleri 28 Ocak günü kimliği belirlenmeyen kişilerce söküldü.
    • 18 ocak günü Diyarbakır’daki bombalı saldırıda yaşamını yitiren dört polisten biri olan Şenali Ocak’ın cenazesinin cemevinden kaldırılmasına izin verilmedi.
    • Amasya Merzifon’a bağlı Oymaağaç Köyü’nde cami-cemevi Alevi kurumlarının tepkisine rağmen açıldı.
    • Isparta’nın Senirkent ilçesine bağlı Uluğbey köyünde Alevi inanç merkezine mermer ocağı ruhsatı verildi.
    • Diyarbakır’daki Alevilere cemevi tahsis eden dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’e bu nedenle ‘6 aydan 2 yıla kadar hapisle yargılanması’ için fezleke düzenlendi.
    • Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yapılacak abdesthane projesi iptal edildi, ödenek geri çekildi.
    • İstanbul’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sancaktepe Şubesi 4 yıldır bir dükkanın deposunda etkinliklerini ve ibadetlerini yapıyorlar.
    • Almanya’nın Mannheim kentinde bulunan Helena Lange Meslek Okulu’nun tuvaletinin kapılarına Alevilere yönelik nefret yazıları yazıldı. Yazıyı fark eden bir öğrenci Mannheim Cemevi’ne başvurdu. Cemevi yönetimi, okul yönetimine ve savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulundu.
    • Tokat’a bağlı 400 Alevi köyünden biri olan Hubyar Köyü’nde bulunan Hubyar Sultan Tekkesi’ne Tokat Vakıflar Müdürlüğü tarafından el konuldu. Mülkiyet mücadelesinde müştemilatın 8 parseli için yapılan duruşma Hubyar köyü muhtarı lehine sonuçlandı.
    • Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Gümrükçü, kendisi ve öğrencilerine mobbing uygulandığını ileri sürdü. Gümrükçü, “Ailesi Alevi olan bir öğrencimizin bilimsel proje çalışması aylardır engelleniyor” dedi.
    • HES’ler Tokat’taki Yeşilırmak boylarındaki Alevilerin doğasını ve ibadet yerlerini yok ediyor.

    Sevim KAHRAMAN/İSTANBUL

  • Ferhat Tunç Ercan Güneş’i yazdı: Dersim dağları gözlerindeydi…

    Ferhat Tunç Ercan Güneş’i yazdı: Dersim dağları gözlerindeydi…

    PİRHA -Sanatçı Ferhat Tunç yapılan bombardıman sonucu Dersim’in Han Köyü’nde yaşamını yitiren Ercan Güneş için bir makale kaleme aldı. Tunç makalesinde Ercan Güneş’in cenazesinin cemevi tarafından kabul edilmemesini eleştirdi.

    Dersimli sanatçı Ferhat Tunç, Dersim’in Nazımiye ilçesi yakınlarında bulunan Han köyüne yapılan hava bombardımanında yaşamını yitiren Ercan Güneş için bir makale yazdı. Yazdığı makalede Ercan Güneş’in Dersim doğasına hayranlığı, yaşama sevincini konu edinen Tunç, cemevinin talimat üzerine Ercan Güneş’in cenazesini kabul etmeyişini ise eleştirdi.

    Tunç’un kaleme aldığı makale şöyle:

    “Yıllardır bıkmadan, usanmadan ‘Dersim’ diyebilmenin inancını duyumsadık. Dile getirdiğimiz ağıtlarda, yüreğimizin en kıymetli hazinesi olarak bildiğimiz bu kentin doğası kadar, insanlarının güzelliğini de anlatmaya çalıştık. Hayata gözlerimizi açarken bile ölümün gerçek yüzüyle karşılanmışız. Bu, hayatımızın her evresinde bizi tıpkı bir gölge gibi izlemişti. Ölüm, tarihin en acımasız bedelini ödemiş bu kadim kentin insanlarının peşini bırakmıyordu.

    Ölüm niye ille de bizim içindi; onu bize hak görenlerin bitmeyen bu düşmanlığı niye? Çocukluğumuz, büyüklerimizden dinlediğimiz “ölümcül” hikâyelerle geçmişti oysa. Ölüm bizden uzak dursun diye Dersim coğrafyasını duaların edildiği ziyaret mekanlarıyla örmüşlerdi büyüklerimiz. Dersim, bu kutsal mekanların yurdu olarak bilindi ve bu kutsiyet duygusu, insanların yaşamının kendisi oldu.

    Dersim dağları gözlerindeydi…

    Dersimliler ağlamayı ibadet sayan bir inanç geleneğine sahip. Ölüm ne kadar acımasız olursa olsun, kayıplarımızı gökyüzüne yükselen çığlıkların eşliğinde uğurlarız. Ağlamak bir ibadet şekli sayıldığı kadar, zulme isyanımızın da bir ritüeli artık. Son iki gündür, Dersim’in güzel insanlarından biri için ağlıyoruz. Nazmiye ilçesine bağlı Han köyü yakınında devam eden askeri operasyon sırasında minibüs şoförlüğü yapan Ercan Güneş’in yaşamını yitirdiği haberi sarsıcıydı. Dersim’de çok tanınan, sevilen biri olması, acımızı artırdı.

    Uzun yıllardır tanırım, sevgili Ercan’ı. Dersim’in en güzel insanlarından biri olduğunu defaten yüzüne söylemişimdir. Yüreğinin tüm güzelliği yüzüne vurmuş, Dersim dağlarının yeşilini kuşanmış gözleriyle, umut saçıyordu adeta. Onunla her karşılaştığımda bakışlarındaki içtenliğin ve sevginin etkisinde kalırdım. Hayatına -her Dersimli gibi- birçok acı sığdırmıştı. Dersim doğasına büyük bir tutkuyla aşık biri olarak bilirim kendisini. Ölüm onu ekmeğinin peşinde bir köyde bulmuştu.
    Öldürenler, her zaman yaptığını yapmış, Ercan’ı “terörist” olarak göstermeyi ihmal etmemişlerdi.

    Naaşı devlet hastanesinden yakınları tarafından alınarak hakka uğurlama erkânı için cemevine götürüldüğünde, bu kez bir başka acıtan durumla karşı karşıya kalınmış. Cemevi yönetimi Ercan’ı hayattan koparanların talimatına uymuş, naaşını cemevine kabul etmemiş. Dün, çocukluğunun geçtiği, yakınlarının ağıtları eşliğinde toprağa verildi.

    Ah, benim Dersim yürekli güzel kardeşim! Gülen gözlerinle ‘merhaba’ diyen sesini özleyeceğim. Yokluğunu düşünmek bile ne acı…

    (HABER MERKEZİ)