Etiket: bornova cemevi

  • Bornova Cemevi’nde halkın lokmalarıyla Aşure paylaşıldı – VİDEO

    Bornova Cemevi’nde halkın lokmalarıyla Aşure paylaşıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Cemevi’nde halkın lokmasıyla yapılan Aşure paylaşıldı. Kerbela’da yaşananların insanlık vicdanında kanayan bir yara olduğunu belirten Bornova Cemevi Başkanı Çelik, “Kerbela’da Yezid’in zulmüne karşı direnen Hüseyin neyi temsil ediyorsa, Madımak’ta karanlığa karşı aydınlığı savunan canlarımız da aynı hakikat çizgisini temsil etmektedir” diye konuştu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) İzmir Bornova Cemevi’nde Aşure paylaşıldı. Paylaşım ve birlikteliğin sembolü olan Aşure lokması her cemevinde olduğu gibi burada da halkın lokmalarıyla yapıldı. Aşure etkinliğine ABF Ege Sorumlusu Mehmet Bozkurt, Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Meclis üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. ‘

    Etkinlik Zakir Deniz Polat ve Derya Sezer’in deyişleriyle başladı.

    “KERBELA HERHESİN YOLUNU AYDINLATAN BİR MEŞALEDİR”

    PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Muharrem ayı lokmaların paylaşması ve ortak hafızanın diri tutulması anlamına geldiğini kaydetti.

    Kerbela’da yaşananların insanlık vicdanında kanayan bir yara olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi;

    “İmam Hüseyin, iktidarın ve zulmün karşısında boyun eğmeyerek bizlere büyük bir miras bırakmıştır. O, canını kurtarmayı değil, insanlığın onurunu korumayı seçmiştir. Kerbela’da susuz bırakılan çocukların, mazlumların, kadınların çığlığı bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında yankılanmaktadır. Şah Hüseyin’in duruşu bize şunu öğretir: Zulüm karşısında sessiz kalmak, zulmün ortağı olmaktır. Hakikatin yanında durmak ise bedel gerektirse de insan olmanın gereğidir. Bu nedenle Kerbela yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı değil, bugün de adalet arayan herkesin yolunu aydınlatan bir meşaledir.”

    “MAZLUMLARIN HAKİKAT MÜCADELESİ DEVM EDİYOR”

    Sivas Katliamı’nın da Kerbela’nın devamı olduğunu belirten Çelik, “Sivas’ta otuz üç aydınımız, sanatçımız, ozanımız ve göz göre göre yakılarak katledildi. Madımak’ta yanan yalnızca insanlar değildi; kardeşlik, demokrasi, eşit yurttaşlık ve insanlık değerleri de ateşe verildi” diye konuştu.

    Aradan geçen 33 yıla rağmen adaletin sağlanmadığına dikkat çeken Çelik, “Kerbela’da Yezid’in zulmüne karşı direnen Hüseyin neyi temsil ediyorsa, Madımak’ta karanlığa karşı aydınlığı savunan canlarımız da aynı hakikat çizgisini temsil etmektedir. Kerbela ile Sivas arasında yüzyıllar vardır; ancak zulmün dili değişmemiştir. Değişmeyen bir başka şey ise mazlumların direnişi ve hakikat mücadelesidir” ifadelerini kullandı.

    Aşure’nin paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin simgesi olduğunu belirten Barış Çelik, “Ayrımcılığa karşı eşitliği, savaşa karşı barışı, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı adaleti savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “AŞUREDE İYİLİĞİ ARIYORUZ”

    Daha sonra Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay konuştu. 1450 yıl önce yaşanan Kerbela’nın acısını biraz susuz kalarak biraz aç kalarak biraz yası içimizde yaşamaya çalıştığını belirten Tugay, Aşure lokmasında da iyiliği aradıklarını söyledi. Tugay, Hacı Bektaş Veli’nin ‘Dost kapılarını arıyoruz” sözünü hatırlatarak, doğruluktan dost kapılarını aradıklarını söyledi.

    Konuşmaların ardından Pir’lerin lokma gülbengiyle Aşure pay edildi. Etkinlik Zakir Öznur Korkmaz’ın deyişleri ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Bornova’da Sivas’ın 33 canı, 33 bağlama, 33 semah ve 33 koro ile anıldı-VİDEO

    Bornova’da Sivas’ın 33 canı, 33 bağlama, 33 semah ve 33 koro ile anıldı-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 canı, katliamın 33. yılında 33 bağlama sanatçısı, 33 semahçı ve 33 kişilik koro eşliğinde andı. Anmada konuşan Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Kerbela’dan Sivas’a uzanan hakikat, adalet ve özgürlük mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise PSAKD’nin yalnızca Sivas Katliamı için değil, tüm toplumsal kesimler adına adalet talep ettiğini belirterek, Sivas ile yüzleşilmeden adalet ve demokrasi inşa edilemez dedi. 

    İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi tarafından, Sivas Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla “33. Yıl, 33 Can” şiarıyla anma etkinliği düzenlendi. Bornova Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen anmada, 33 bağlama sanatçısı, 33 semahçı ve 33 kişilik koro sahne aldı. Sivas Katliamı’nı anlatan slayt gösterisiyle başlayan programda, katliamda yaşamını yitiren ozanlar Nesimi Çimen, Hasret Gültekin ve Muhlis Akarsu’nun bağlamaları sahneye konulurken, 33 can anısına çerağ uyandırıldı.

    Anmaya PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “MÜCADELEMİZ BÜYÜYEREK DEVAM EDECEK”

    Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Muharrem ayının matemini yaşarken diğer yandan insanlık tarihine kara leke olarak geçen Sivas Katliamı’nın anmasını gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Muharrem orucunun yalnızca aç ve susuz kalmak olmadığını, paylaşmanın, vicdanın, insanlık onurunun ve zulme karşı direnmenin adı olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:

    “Kerbela’da İmam Hüseyin ve yoldaşları, iktidarın zulmüne boyun eğmeyerek hakikatin yanında durmuşlardır. Onların direnişi, aradan geçen asırlara rağmen bugün hala mazlumların yolunu aydınlatmaktadır” diye konuştu.

    Dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlar, yoksullaşan halk ve doğa talanına vurgu yapan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ormanlarımız yanıyor, derelerimiz kurutuluyor, dağlarımız maden şirketlerine teslim edilmek isteniyor. Demokrasi, hukuk ve özgürlükler alanında yaşanan gerilemeler, halkların eşitlik ve adalet taleplerini daha da yakıcı hale getiriyor. Bizler biliyoruz ki doğayı savunmak da, emeği savunmak da, kadınların özgürlüğünü savunmak da, inanç ve düşünce özgürlüğünü savunmak da aynı mücadelenin parçalarıdır. Çünkü Hüseyni duruş, yalnızca Kerbela’da kalmamış, tarih boyunca zulme karşı direnenlerin ortak vicdanı olmuştur.”

    “MADIMAK’TA YAKILMAK İSTENEN HALKLARIN KARDEŞLİĞİDİR”

    2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşanan katliamın yalnızca 33 aydının, sanatçının, ozanın ve düşünce insanının katledilmesi olmadığını belirten Çelik, “O gün yakılmak istenen; insanlığın ortak vicdanı, halkların kardeşliği, laiklik, özgür düşünce, sanat ve kültürdü. Madımak’ta yükselen ateş, aslında Kerbela’dan bugüne uzanan zulüm anlayışının bir yansımasıydı. Kerbela’da susuz bırakılan bedenler nasıl hakikati teslim almadıysa, Madımak’ta yakılan canlarımız da karanlığa teslim olmadılar. Onlar düşünceleriyle, eserleriyle ve mücadeleleriyle yaşamaya devam ediyorlar” diye konuştu.

    Çelik, son olarak bu etkinliğin Kerbela’dan Sivas’a uzanan hak, adalet ve özgürlük mücadelesine sahip çıkacaklarını belirtti. 

    Konuşmanın ardından Bolçova Cemevi’nin 33 semah ekibi semah döndü. Semah hizmetinin ardından 33 bağlamacı ve 33 korocu sahnede türkülerini Madımak Katliamı’nda hayatını kaybedenler için söyledi.

    “SİVAS’LA YÜZLEŞMEDEN ADALET VE DEMOKRASİ OLMAZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla yaptığı konuşmada, Türkiye’nin farklı dönemlerde yaşadığı katliamların ve hak ihlallerinin ortak bir hafızada buluşturulamadığını belirterek, bunun toplumsal bir sancıya dönüştüğünü söyledi.

    33 yıldır Madımak’ta yaşamını yitiren 33 can için adalet arayışını sürdürdüklerini ifade eden Erçe, bu mücadelenin aileler ve örgütlü yapıların kararlılığıyla bugünlere taşındığını söyledi. Sivas’ta bu katliamı devletin gerçekleştirdiğini belirten Erçe, Sivas Katliamı’nın münferit bir olay olmadığını, katliam öncesinde sistematik bir kışkırtma sürecinin işletildiğini, nefret söylemleri ve provokasyonlarla saldırının zemininin hazırlandığını dile getirdi.

    Türkiye’de yaşanan Maraş, Çorum, Roboski, Suruç ve 10 Ekim gibi katliamların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Erçe, geçmişle yüzleşilememesinin yeni hak ihlallerinin ve toplumsal sorunların önünü açtığını savundu. Kadın cinayetlerinden emek sömürüsüne, doğa talanından cezasızlık politikalarına kadar yaşanan pek çok sorunun temelinde geçmişle hesaplaşamamanın yattığını ifade etti.

    PSAKD’nin yalnızca Sivas Katliamı için değil, tüm toplumsal kesimler adına adalet talep ettiğini belirten Erçe, “Sivas için adalet, herkes için adalet” şiarıyla hareket ettiklerini söyledi. Verilen mücadelenin aynı zamanda eşit yurttaşlık, laiklik ve demokratik bir cumhuriyet mücadelesi olduğunu kaydeden Erçe, Türkiye’deki tüm farklı kimliklerin özgür ve eşit bir yaşam sürdürebilmesi için ortak acıların ve adalet arayışının birleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Erçe, gerçek anlamda barış  ve Sivas Madımak Oteli utanç müzesi oluncaya kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    Erçe, son olarak 21 Haziran Pazar günü saat:17.30’da Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı olarak basın açıklaması yapacaklarını duyurarak, 2 Temmuz’da herkesi Sivas’a davet etti.

    Anma koronun türküleriyle son buldu.

    PİRHA-İZMİR

     

     

     

     

     

     

  • Barış Çelik: Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşması için barışı kucaklaması gerekiyor-VİDEO

    Barış Çelik: Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşması için barışı kucaklaması gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Artık ölümlerin olmadığı, kanın akmadığı bir yaşam istiyoruz. Toplumsal barışı Türkiye’de yaşayan bütün halklar birlikte kucaklamalı” dedi.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Türkiye’de yürütülen barış sürecinin önemli bir adım olduğunu söyledi. Daha önceki çözüm süreçlerini hatırlatan Çelik, yaklaşık 1,5 yıldır ölüm haberlerinin gelmemesinin sürecin en önemli kazanımlarından biri olduğunu belirtti.

    Türkiye’de yaşayan bütün halkların barış sürecini önemsediğini ifade eden Çelik, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini yineleyerek, başta Dersim olmak üzere Sivas, Çorum ve Maraş katliamlarıyla devletin yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.

    AKP’nin eski milletvekillerinden Hüseyin Çelik’in bir televizyon programında Dersim adının iade edilmesi gerektiğine ve Dersim’de yaşananların bir katliam olduğuna ilişkin açıklamalarını hatırlatan Çelik, Dersim isminin yeniden iade edilmesini istedi.

    “DEVLETİN YASAL ADIM ATMASINI BEKLİYORUZ”

    Kürt hareketinin süreç kapsamında gerekli adımları attığını ancak devlet tarafından henüz somut adımların gelmediğini belirten Çelik, bunun toplumda “Süreç yeniden sekteye mi uğrayacak?” endişesi yarattığını söyledi.

    Yasal düzenlemelerin önemine dikkat çeken Çelik, cezaevlerinde bulunan siyasetçilerin, gazetecilerin ve düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan kişilerin serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.

    Toplumsal barışın ancak toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla mümkün olacağını belirten Çelik, şunları söyledi:

    “Toplumsal barış sürecinde Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si, Sünni’si demeden hepimiz bu süreci kucaklamalıyız. Toplumsal barışın kazananı Türkiye halkları olacaktır. Barış sadece Kürtlere ya da Alevilere değil; Gürcülere, Boşnaklara ve bu ülkede yaşayan tüm halklara kazandıracaktır. 72 millet barışı kucaklayacaktır.”

    Çelik, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

    “Türkiye’nin aydınlık yarınlara özgür düşünceyle barışı kucaklaması gerekiyor. Artık ölümlerin olmadığı, kanın akmadığı bir yaşam istiyoruz.”

    Semra ACAR-İZMİR

     

  • Şeyh Bedrettin Destanı Bornova’da sahnelendi-VİDEO

    Şeyh Bedrettin Destanı Bornova’da sahnelendi-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  Bornova Cemevi tiyatro ekibinin hazırladığı Şeyh Bedrettin Destanı  gösterimi yapıldı. Gösterimde konuşan dernek başkanı Barış Çelik, Şeyh Bedrettin’in ortak yaşamı, adaleti ve paylaşmanın simgesi olduğunu vurguladı. 

    PSAKD Bornova Cemevi’nde  ‘Şeyh Bedrettin Destanı’ tiyatro gösterimi yapıldı. Kitlesel bir buluşma olan tiyatro gösterimi saygı duruşuyla başladı.

    “ŞEYH BEDREDDİN ORTAK YAŞAMIN SİMGESİDİR”

    Sanatsal falliyetlerin yapılması, birlikte mücadele etme ve tarihsel hafızanın tekrar canlanmasının en temel örneklerinden biridir.

    Gösterimi organize eden Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, “Şeyh Bedrettin Destanı” tiyatro gösteriminin sadece sanatsal bir yanının olmadığını ifade etti. Direniş geleneğinin yeniden hatırlanması gerektiğine dikkat çeken Çelik, “Şeyh Bedrettin; eşitliğin, ortak yaşamın, adaletin ve paylaşmanın simgesidir. Onun etrafında birleşen Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa, bu topraklarda yoksulların, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin sesi olmuşlardır. Onlar, “her şey herkesindir” diyerek zulme karşı ayağa kalkmış, bedel ödemiş ama boyun eğmemişlerdir” diye konuştu.

    6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı da anan Çelik, “Görüyoruz ki tarih; aynı hakikat arayışının, farklı zamanlarda yeniden vücut bulmasından ibarettir. Bedrettin’den Torlak Kemal’e, Börklüce Mustafa’dan Deniz Gezmişlere uzanan bu çizgi; bu toprakların direniş damarını oluşturmaktadır” dedi.

    Konuşmaların ardından Bornova Cemevi Tiyatro Grubu ‘Şeyh Bedreddin Destanı’ tiyatro gösterimi yapıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Bornova Cemevi’nden ‘İzmir kadın mücadelesinde iz bırakan kadınlar’ etkinliği!-VİDEO

    Bornova Cemevi’nden ‘İzmir kadın mücadelesinde iz bırakan kadınlar’ etkinliği!-VİDEO

    PİRHA-Bornova Cemevi Pir Sultan Abdal Derneği Kadın Meclisi, düzenlediği etkinlikte “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Kadınların yaşam hakkından vazgeçmiyoruz” dedi.

    Bornova Cemevi Pir Sultan Abdal Derneği Kadın Meclisi, İzmir’de kadın mücadelesine adanmış anlamlı bir program düzenledi. Etkinlikte açılış konuşmasını Kadın Meclisi üyesi Fidan Hardal gerçekleştirdi.

    Hardal, konuşmasına tüm katılımcıları sevgi ve saygıyla selamlayarak başladı. “Bugün burada çok güçlü ve anlamlı bir başlıkla bir aradayız: ‘İzmir Kadın Mücadelesinde İz Bırakan Kadınlar’” diyen Hardal, etkinliğin sadece geçmişin emeğine saygı değil, bugün süren adaletsizliklere karşı yükseltilmiş bir itiraz olduğunu vurguladı.

    “GÜLİSTAN DOKU NEREDE?”

    Konuşmasında kadınların hala evde, işte, sokakta ve okulda güvensiz bir ortamda yaşadığını belirten Hardal, her gün bir kadının erkek şiddetiyle yaşamını yitirdiğini dile getirdi. Kadın cinayetlerinin önlenebilir olduğunu ancak önlenmediğini söyleyen Hardal, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının kadınların değil, şiddetin korunması anlamına geldiğini vurguladı.

    Hardal, “Bizler buradan bir kez daha söylüyoruz: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Kadınların yaşam hakkından vazgeçmiyoruz” dedi ve Gülistan Doku’nun akıbetinin açıklanmasını talep etti. “Gülistan Doku nerede?” sorusunun cevabı bulunana kadar mücadelenin süreceğini belirtti.

    “ALEVİ KADINLAR ÇİFTE AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR”

    Alevi kadınlarının hem kadın oldukları hem de inançları nedeniyle çifte ayrımcılığa maruz kaldığını hatırlatan Hardal, Alevi kadın mücadelesinin hem inanç özgürlüğü hem de kadın özgürlüğü mücadelesi olduğunu ifade etti.

    Etkinlikte İzmir kadın hareketine emek vermiş, bedel ödemiş kadınlar bir araya geldi. Hardal, Türkan Miçoğulları, Nazik Işık, Ebru Dinçel ve moderatör Sevim Korkmaz Dinç’e teşekkürlerini iletti. Ayrıca programın gerçekleşmesinde emeği geçen NA Yayınları’na da özel bir teşekkür sundu.

    Konuşmasını, “Kadınların özgür olmadığı bir toplumda kimse özgür değildir. Kadınların susturulduğu bir yerde adalet olmaz. Biz bu yolun yanında değil, tam ortasında durmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamlayan Hardal, buluşmanın hafızayı diri tutmasını ve mücadeleyi güçlendirmesini diledi.

    PİRHA/İZMİR

  • Bornova Cemevi’nde asimilasyon paneli: Sadece bedenler değil, Alevi erkanları da hedef alınıyor-VİDEO

    Bornova Cemevi’nde asimilasyon paneli: Sadece bedenler değil, Alevi erkanları da hedef alınıyor-VİDEO

    PİRHA – Bornova Cemevi’nde Sosyolog ve Yazar İbrahim Ergin’in katılımıyla düzenlenen “Asimilasyon Hangi Erkanlarımızı Hedef Alıyor? Ne Yapmalı” panelinde, asimilasyon politikalarına karşı Alevilerin birbirini koruyabileceği örgütlü bir birliğin yaratılması gerektiği vurgulandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi tarafından organize edilen panel, “Alevi Kızılbaşlar Alevi gibi mi yoksa İslam gibi mi yaşıyor? Asimilasyon hangi erkanlarımızı hedef alıyor? Ne yapmalı?” başlığıyla gerçekleştirildi.

    Panel öncesinde, Maraş Katliamı’nda yitirilenler anısına Cemal Abdal Ocağı pirlerinden İsmail Doğan tarafından gülbeng verildi, çerağlar uyandırıldı ve dara duruldu.

    “ERKANLARIMIZ PAZARLIK KONUSU DEĞİL”

    Panel öncesinde Maraş Katliamı’nın 47. yılı dolayısıyla basın açıklaması yapıldı. Bornova Cemevi yöneticisi Erdem Ekin, Alevilere yönelik katliamların unutulmayacağını belirterek şunları söyledi:

    “Biz Aleviler, Maraş’ta ve Suriye’de katledilen canlarımızı unutturmayacağız. Devleti, Maraş Katliamı’yla gerçek anlamda yüzleşmeye; ulusal ve uluslararası kamuoyunu ise Alevilere yönelik nefret politikalarına karşı daha güçlü bir dayanışma örmeye çağırıyoruz. Colani katilini ve HTŞ çetelerini korumaktan ve palazlandırmaktan vazgeçin. HTŞ’ye verilen askeri ve ekonomik destek, Alevilerin katledilmesine cesaret vermektedir. Dökülen her kanda sorumluluğunuz vardır. Adalet sağlanana ve eşit yurttaşlık tesis edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Açılış konuşmasını yapan PSAKD Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik, Alevi erkanlarının da hedef alındığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

    “Panelimizin başlığı net ve cesurdur. Aleviler sadece katledilmedi, aynı zamanda asimilasyona uğratılmak istendi. Aynı zihniyet bugün Suriye’de Alevileri ve diğer halkları yok ediyor. Alevilik devlet eliyle tanımlanmak isteniyor. Bu bir inanç tartışması değil, bir varlık mücadelesidir. Erkanlarımız pazarlık konusu değildir, kalıba sığmaz.”

    “BU BİR OLAY DEĞİL PROGROMDUR”

    Moderatörlüğünü Bornova Cemevi yöneticisi Ümit Bahadır’ın yaptığı panelde konuşan Sosyolog ve Yazar İbrahim Ergin, Maraş Katliamı’nın bir “olay” değil, planlı bir progrom olduğunu söyledi:

    “Bu katliam planlıydı. Katledilen insanların sayısı hâlâ bilinmiyor, mezarlarının nerede olduğu belli değil. Faillerin cezalandırılması için irade gerekiyor ama bu irade tecelli etmiyor. İnsanlar katledildikten sonra yakıldı. Tekke ve Zaviye Kanunu hâlâ yürürlükte; dergâhlar ve ocaklar yasaklı. Cumhuriyet’in getirdiği bu yasak sürüyor.”

    Katliamların yalnızca fiziki olmadığını vurgulayan Ergin, şöyle konuştu:

    “Katliam sadece bedenlerin değil, erkanlarımızın ve yolumuzun katledilmesidir. Cemevleri Alevilerin inanç kaleleridir. Güçlenmezlerse çözülürler. Cemevi Başkanlığı erkanlarımızı kurutmak istiyor. Örgütlenmemiz gereken dinamik yapı, örgütlü kurumlarımızdır. Hafıza yaratmak zorundayız. Gençlerimizi bu kurumlara getirmeli, anlatmalı ve tartışmalıyız. Ritüelleri yürütecek insanlar kalmıyor. Belki 10 yıl sonra bu panelleri bile yapamayacağız.”

    “ALEVİLER BİRBİRİNİ SAVUNABİLMELİ”

    Ergin, asimilasyona karşı örgütlü bir savunma hattının zorunlu olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Aleviler kendini tanımlayamıyor. Devlet, Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde sistemli ve içeriden çalışıyor. Bu yapı hiç durmadı. Yeniden katliam koşulları oluşabilir. Birbirimizi savunabileceğimiz sosyal bir sistemi örgütlemek zorundayız. Çocuklarımıza devriye inancını, sudur öğretisini ve yol erkanını aktarmalıyız.”

    Konuşmasının sonunda erkanlara yönelik ritüel kayıplarına dikkat çeken Ergin, şunları ifade etti:

    “Hakk’a yürüme erkânına yönelik ciddi saldırılar var. Erkanname bize bırakılmış bir mektuptur. Hangi pirimiz camiden kaldırıldı? Analar erkan yürütemez deniyor ama Abdal Musa’yı Fatma Bacı yetiştirmedi mi? Bugün üç kara bulut altındayız: Alevi geçinenler, Alevicikle geçinenler ve Alevilik üzerinden geçinenler. Bunlardan kurtulmalıyız. Sosyal hayatımızda kimliğimizi güçlendirmek zorundayız.”

    PİRHA/İZMİR

  • Ahmet Kaya, ölüm yıl dönümünde Bornova Cemevi’nde yapılan etkinlikle anıldı-VİDEO

    Ahmet Kaya, ölüm yıl dönümünde Bornova Cemevi’nde yapılan etkinlikle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Ahmet Kaya, 26. ölüm yıl dönümünde Bornova Cemevi’nde, ortak düzenlenen etkinlikte anıldı. İzmir Müzisyenler Derneği, Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Bayraklı Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Bornova Cemevi, Çorum Eşençay ve Civar Köyleri Yardımlaşma Dayanışma dernek ve kurumlarının ortak düzenlediği etkinlikte Ahmet Kaya şarkılarıyla yeniden yaşatıldı. 

    16 Aralık 2000 yılında aramızdan ayrılan Ahmet Kaya, ardında büyük bir miras bıraktı. Yarattığı kültür ve sanatla halen canlılığını koruyan Ahmet Kaya, günümüzde hala dün gibi hatırlanmakta. Bornova Cemevi’nde düzenlenen etkinlikle Kaya’nın mirası devam ettirildi.

    Şevket Karakuş‘un sunumu ve şiirleriyle gerçekleşen etkinlik, sinevizyon gösterimi ile başladı. Devamında ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik‘in açılış konuşmasıyla sürdü:

    “AHMET KAYA SADECE SANATÇI DEĞİL BU ÜLKENİN VİCDANIYDI”

    Ahmet Kaya‘nın sadece sanatçı kimliğinin olmadığını, ülkenin vicdanı olduğunu vurgulayan Barış Çelik, “Halkın acısını omuzlayan, mazlumun sesi olan, barışın türküsünü söylemekten asla vazgeçmeyen büyük ozan Ahmet Kaya’yı anmak için bir araya geldiklerini” söyledi.

    Ahmet Kaya‘nın zulme karşı dik duran, yasaklara rağmen sözünü söyleyen bir karakteri olduğuna dikkat çeken Çelik, “Biz Aleviler için barış sadece bir talep değil; yolun nefesidir, inancın özüdür. Çünkü bizim kültürümüz, insanı merkeze alan; rızalık, eşitlik, adalet ve kardeşlik üzerine kurulu bir kültürdür. Pir Sultan’ın darağacında bile boyun eğmeyen direnci, Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” çağrısı bugün de bize yol göstermeye devam ediyor.
    Bugün ülkemizde yeniden bir barış sürecinin konuşulduğu, toplumsal yaraların sarılması için umutların yeşerdiği bir dönemin içindeyiz. Ahmet Kaya yaşasaydı, bu topraklarda silahların susmasını, halkların eşit ve özgür yaşamasını, anaların gözyaşının dinmesini en çok isteyenlerden biri olurdu.
    Çünkü onun türkülerinin mayasında da Alevi yolunun mayasında olduğu gibi barış, kardeşlik ve adalet vardı.
    Biz biliyoruz ki bu toprakların barışa kavuşması, halkların birbirine düşman değil can olması; farklı kimliklerin eşit, özgür ve güven içinde yaşayabilmesi hem Ahmet Kaya’nın hayaliydi hem de Alevi toplumunun yüzyıllardır süren duasıdır” dedi ve Kaya’yı anarak konuşmasını sonlandırdı.

    Açılış konuşmasının ardından devam eden anma programı, Ahmet Kaya’nın şarkılarıyla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Seyit Rıza ve yoldaşları Bornova’da anıldı: Barış, yüzleşme ile mümkündür-VİDEO

    Seyit Rıza ve yoldaşları Bornova’da anıldı: Barış, yüzleşme ile mümkündür-VİDEO

    PİRHA- Bornova’da düzenlenen “Dersim Hadisesi’nden Koçgiri Tertelesi’ne” panelinde barışçıl ve demokratik bir ülkenin ancak katliamlarla yüzleşme ile mümkün olacağı belirtilerek, Dersim soykırımının tanınması vurgusunda bulunuldu. 

    Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi, İmranlılar Kültür ve Dayanışma Derneği,  idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı.

    Seyit Rıza ve idam edilenlerin fotoğraflarının salona asıldığı anmada, çerağlar uyandırılak saygı duruşunda bulunuldu.

    Moderatörlüğünü Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik’in yürüttüğü, “Dersim Hadisesi’nden Koçgiri Tertelesi’ne” paneline konuşmacı olarak Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya katıldı. Panele Alevi örgüt temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi de katıldı.

    Panel öncesinde Selman Yıldız, Koçgiri ve Dersim yöresinden klamlar okudu.

    “SOYKIRIM TANINMALI”

    Panel öncesinde bir açıklama yapan Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Fethi Duman, 15 Kasım 1938 tarihinin bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim Katliamı’nın simgesel günlerinden biri olduğu belirtti. Duman, “Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir. Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir. Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır. Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir. Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir. Soykırım tanınmalıdır” çağrısında bulundu.

    “HAKİKATİYLE YÜZLEŞMEYEN TOPLUM AYNI ACILARI YAŞAR” 

    Sonrasında söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik ise, hakikatiyle yüzleşmeyen toplumların aynı acıları yeniden yaşayacağına vurgu yaparak, “Seyit Rıza’nın darağacında söylediği o söz, hâlâ bu ülkenin vicdanında yankılanıyor. ‘Evladı Kerbelayız, hatadan günahdan uzağız. Ayıptır, zulümdür, cinayettir’ sözü, yalnızca bir başkaldırı değil, bir halkın onur manifestosudur. Çünkü Seyit Rıza’yı asanlar, bir halkı susturabileceklerini sandılar. Ama yanıldılar. Dersim susturulmadı, direnişin adı oldu. Koçgiri’den Dersim’e uzanan tarih, bu devletin inkâr, asimilasyon ve imha politikalarının karanlık yüzüdür. Cumhuriyetin ilk yıllarında “medeniyet” ve “modernleşme” adı altında yürütülen operasyonlar, halklara karşı yapılan planlı katliamların üzerini örtemez. Bugün burada, o karanlık tarihle yüzleşmenin, adalet talebinin ve halkların eşit, özgür geleceğine dair umudun sesi olmak için toplandık. Çünkü biliriz ki hakikatle yüzleşmeyen bir toplum, aynı acıları yeniden yaşar” şeklinde konuştu.

    “BARIŞ, YÜZLEŞME İLE MÜMKÜNDÜR”

    Demokratik bir ülkenin ancak yüzleşme ile mümkün olabileceğinin altını çizen İbrahim Karakaya, “Barış içinde yaşanabilecek demokratik bir ülkeye geçecek iseniz önce yüzleşmeye ihtiyaç var. Neden katledildik? Bunu bilmeye hakkımız var. Bilme hakkı bizim en temel hakkımız. Diğeri ise adalet hakkıdır. Araştırılacak, yargılanacak ve cezalandırılacak. Diğeri ise tazminat hakkı. Yasal düzenlemeler yaparsınız bunun bir daha yaşanmasının önüne geçersiniz” dedi.

    “CUMHURİYET TEKÇİLİK İLE ŞEKİLLENDİ”

    İbrahim Karakaya, tekçilik ile şekillendiğini belirttiği Cumhuriyetin, Türklük ve Sünnilik dışındaki tüm kimlikleri tehlike gördüğünü ifade ederek, “Peki biz Cumhuriyet’te neden kırıldık? Madem Cumhuriyet bu toplumun sigortası ise kendi sigortasını patlatır mi? Ya Cumhuriyet bizim değildi, ya da bizim istediğimiz gibi değildi. Osmanlı’dan sonra bir rejim kuruldu ve bunun kimliği ise Türklük ve Sünnilikti. Alevilik ve Kürtlük ise tehlikeli ve bertaraf edilmesi gereken kimliklerdi” diye konuştu.

    “SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Koçgiri Katliamı’nın tarihsel seyrine değinen İbrahim Karakaya, Osmanlı dönemi arşiv kayıtlarından örnekler vererek, “Osmanlı’nın Cumhuriyete devrettiği inkar ve katliam mirasıyla milliyetçi, ırkçı ve tekçi bir ulus devlet yaratıldı. Dersim’e dair 1800’lü yıllardaki raporlarda bölgeye karakol yapılması ibareleri var. 1938 yılına kadar Dersim’e 108 sefer yapılıyor. Dolayısıyla Dersim’le tarihten gelen bir hesaplaşma vardır. Katliamdan önce kimin nereye gönderileceği bile belirleniyor. O dönem dünya kamuoyunda da katliamı meşru gören bir yaklaşım söz konusudur. Bizler onların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 kişi Bornova Cemevinde anıldı-VİDEO

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 kişi Bornova Cemevinde anıldı-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 10. yılında Bornova Cemevinde yapılan anmada 104 kişi anılarak, çerağlar uyandırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği ve Bornova Kadın Dayanışması’nın ortaklığında 10 Ekim Gar Katliamı’nın yıl dönümünde ‘Barış ve Demokrasi Mücadelesi’ başlıklı panel düzenlendi.

    9 Ekim tarihinde Bornova Cemevinde düzenlenen panelde Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım, ‘Geçmişten Günümüze Katliamlar, Tertele ve Kırımlar’, Avukat Hasan Hüseyin Evin , ’10 Ekim Katliamı ve Hukuk Mücadelesi’, ‘ ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, ‘Türkiye’de ve Bölgede Barış ve Demokrasi Mücadelesi’ başlığıyla sunum yaptılar.

    Panel öncesinde gerçekleşen saygı duruşu ve slayt gösterisi sonrasında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, “Burada yaptığımız sadece bir anma değil, aynı zamanda yüzleşme çağrısıdır. Devletin gözü önünde bu ülkenin en karanlık sayfaları yazıldı. O günden bu güne adalet arayışı içerisindeyiz. Barışı katleden zihniyet değişmedikçe yüzleşilmedikçe ülkeye barış gelemeyecek. Katledilen 104 kişiyi unutmayacağız” dedi.

    DERSİM’DEN İZMİR’E BİR MÜCADELE: MESUT MAK

    Gar Katliamında katledilen Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak anmada söz aldı. Evrim Mak, eşinin Dersim’den İzmir’e uzanan mücadele geçmişine değinerek, “Mesut’un hikayesi bu ülkede kapanmayan bir yaranın hikayesidir. Adaletsizlik her dönem yeni katliamlara yol açtı. OHAL döneminde işkenceye alındı. Çok büyük sağlık sorunu yaşadı, ölümden döndü ama geri adım atmadı. Biz onu toprağa değil, Munzur’un bağrına emanet ettik. Onu sevgiyle, minnetle anıyorum” diye belirtti.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞEMEDİK”

    Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım, ise katliamlarla hesaplaşılmadığını dile getirerek, “El Kaide, Hizbullah, IŞİD ve HTŞ gibi cihadist çeteler emperyalizmin ortaya çıkardığı örgütler. Bunları kullanıp attılar ve yeni örgütler yarattılar.Bizler yüzleşip hesaplaşmalıyız. Biz kendimizle yüzleşip hesaplaşmadığımız, dayanışmayı geliştirmediğimiz için çözüm olamıyoruz. Bugün bile resmi tarihin yalanlarına kanıyoruz. Fiziki katliamlar azalmış gibi gözükse de başka bir soykırımı hayata geçiriyorlar. Tarihi doğru okumadığımız için en büyük asimilasyonu uygulamaya koyuyorlar. Kürtler ve Aleviler için dil ve inanca yönelik soykırım yapılıyor. Bu süreç bu meseleyi daha da tehlikeli bir yere götürüyor. Biz beklenen mücadeleyi büyütemiyoruz” diye konuştu.

    “BARIŞ TALEBİ GÜNCEL VE SICAK”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan ise, “İktidarın Ortadoğu’da heves ettiği, emperyalistlerin verdiği rolü Türkiye’de dizayn etme çabasına yönelik bir katliamı yaşadık. 2015’ten bu yana sistematik olarak kaybeden ama sayısal olarak iktidarda kalan bir iktidar var. Barış siyasetinin kendilerine yaramadığını söylüyorlardı. Oylarımız artıyor, 400 vekili verin bu iş huzur içerisinde çözülsün söylemi de buna denk düşüyordu. Bugün barış talebi 10 Ekim kadar güncel ve sıcak. İktidarın yapmaya çalıştığı şey faşist bir rejimi siyasal rejim olarak inşa etmek. Ya iktidar bunu inşa edecek, ya da direngen olarak ortaya koyduğumuz mücadeleyi geliştireceğiz ve bunu değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

    10 Ekim Gar Katliamı avukatlarından Avukat Hasan Hüseyin Evin ise yargılama sürecine değinerek, ailelerin adalet ve adil yargılama talebini yineledi.

    PİRHA/İZMİR

  • Bornova Cemevinde aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    Bornova Cemevinde aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Şubesi Cemevinin aşure lokmasında Alevilere yönelik saldırılar ve asimilasyon politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure lokmaları paylaşmaya devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi ve Bornova Dersimliler Derneği’nin ortak emeğiyle aşure lokması paylaşıldı.

    Lokma paylaşımına Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri İzmir şubeleri, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Sivas İmranlılar Derneği, Divriği Kültür Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri, Tavlalılar Derneği, Çorumlular Derneği, CHP, DEM Parti, Emek Partisi, TİP yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “AŞUREMİZ BARIŞIN GELMESİNE VESİLE OLSUN”

    Lokma öncesinde ilk söz alan Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Fethi Duman, “Aşure bir yandan Kerbela’nın acısını diğer yandan halkların farklılığını ifade eder. Ülkemizde ne yazık ki Kerbela’nın izleri sürmektedir. Halkın iradesi yok sayılarak seçilmişlerin yerine kayyım aranmaktadır. Demokratik siyasi tasviye etmeye çalışmak halkın özgürlüğüne müdahaledir. Geçmişini unutmadan geleceği inşa etmek için buradayız. Hüseyni duruşu günümüze taşıyarak adalet diyeceğiz. Aşuremizin barış ve dayanışma getirmesini diliyorum” dedi.

    PSAKD GYK üyesi Kenan Yaşatürk ise, “Bu kazan sadece buğday kaynatmaz, bu kazan Maraş’ın, Dersim’in, Sivas’ın kazanıdır. Bu lokma sadece bir aş değil, direniş ve adalet terazisidir. Bizler cemevlerinin tanınmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz. Bu kazan kaynadıkça umut var. Her lokmamız bir barış umudu olsun” diye belirtti.

    “ADALET VE BARIŞIN KAZANACAĞINI BİLİYORUZ”

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, son dönemde muhalafete yönelik operasyonlara değinerek, “Herkes için adalet çalışması kapsamında herkese tutarlı davranmaya çalışıyoruz. Ana muhalefet partisine yönelik operasyonu karşısında dayanışıyoruz. İzmir’de 50’kisinin tutuklandığı durum bizler için kötü bir durumdur. Bu davalar tamamen siyasi operasyon davasıdır. Bu kabul edilemez. Bir iktidarın vicdanına bırakılacak her şey sonuç getirmez. Biz farklı inanç ve kültürlerin birlikte mücadele etmesiyle özgürlüğü, adaletin ve barışı kazanacağını biliyoruz” diye konuştu.

    Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ise, “Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Tarih içerisinde direnenler olacaktır. Hukuk ve demokrasi mücadelesi ilke ile yapılır. Bu ülkede mücadele veren herkesi selamlıyorum” dedi

    “ORTADOĞU HALKLARINA YENİ KERBALALAR YAŞATILIYOR”

    Ortadoğu’da ve Suriye’de halklara yeni Kerbelaların yaşatıldığını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şube Başkanı Barış Çelik, “Kerbela bir milattır. Hüseyin, sadece bir kişi değil; mazlumun adı, zalime başkaldırının nişanesidir.  Kerbela bir çöldür; ama yalnızca kumun ve sıcağın değil, zulmün ve direnişin de çölüdür. Kerbela, zalime boyun eğmeyenlerin, hakikat uğruna can verenlerin mekanıdır. Hüseyin’in durduğu yer, halkların kardeşliğidir, adalettir, eşitliktir, direniştir! Suriye’de yıllardır süren savaşta Alevi köyleri bombalandı, inanç önderleri katledildi, çocuklar kurban edildi. Alevilik, bir kez daha hedef haline getirildi.  Ama biz biliyoruz: Kerbela’daki zulümle Şam’daki bombaların arasında fark yoktur. Hüseyin’e yapılan ile bugün Ortadoğu’da halklara reva görülen arasında fark yoktur” ifadelerini  kullandı.

    “TENCEREYE ADELET VE EŞİTLİK KATMAK GEREKİR”

    Çelik, son olarak şunları ifade etti:

    ‎”Bu lokmayı paylaşabilmek için önce o tencereye adalet, eşitlik, vicdan ve hak katmak gerekir. Bugün Türkiye’de Aleviler hâlâ eşit yurttaş değildir. Cemevlerimiz ibadethane olarak tanınmıyor, çocuklarımızın inancı yok sayılıyor. Ama biz Hüseyin’in yolundan dönmedik, dönmeyeceğiz. Artık bu topraklarda kimse kimliğinden, inancından dolayı ötekileştirilmesin. Cemevleri yasal statüye kavuşsun, Alevilik bir inanç olarak tanınsın. Aşuremizi paylaşırken Kerbela’yı, Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u da unutmadan, bu topraklara barışın ve eşitliğin mayasını yeniden çalmak boynumuzun borcudur.”

    Kureyşan Ocağından Niyazi Çelik ve Cemal Abdal Ocağından İsmail Doğan’ın verdiği gülbengler ile aşure lokmaları paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de Madımak için tutulan ‘Adalet Nöbeti’ son buldu-VİDEO

    İzmir’de Madımak için tutulan ‘Adalet Nöbeti’ son buldu-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için İzmir’de başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ basın açıklamasıyla son buldu. Nöbette, “halkın iradesine sahip çıkılarak, Sivas’ın hesabının sorulacağı ve demokrasinin gasp edilmesine izin verilmeyeceği” kaydedildi.

    Anayasa Mahkemesi’nin Madımak Katliamı faillerine (23 kişi) yönelik verdiği tahliye kararı sonrasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ne destek olarak İzmir’de de nöbet başlatılmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi Cemevinde gerçekleşen ‘Adalet Nöbeti’ bugün itibariyle son buldu. Madımak Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının asıldığı ‘Adalet Nöbeti’ Madımak’ta yaşamını yitiren Yeşim Özkan’a adandı.

    Nöbette ayrıca Hakk’a yürüyenler için çerağlar uyandırılarak lokmalar paylaşıldı.

    ‘Adalet Nöbeti’nde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik, nöbetin devam ettiği günlerde Suriye’de Alevi katliamı yaşandığını hatırlatarak, “Bu sistem baskılarını devam ettiriyor. Adalet arayan birçok kişi tutuklandı. Bu protestolar Ekrem İmamoğlu’nu da aşarak bir direniş, ses çıkarma halini aldı. Sivas için adalet arayışımız devam edecek. Yanı başımızda Suriye’de bir katliam yaşanıyor. Bu barış süreci ve Suriye’deki mutabakat, umarız hak mücadelesi veren biz Aleviler ve mazlumlar için bir fayda sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLMEDEN ÜLKEYE DEMOKRASİ GELMEZ”

    Madımak Katliamında yaşamını yitirenleri unutulmayacağına vurgu yapılan açıklamada ise, “Sivas Madımak Katliamı davasının bir insanlık davası olduğunu ve biz ‘bitti’ demeden bitmeyeceğini dosta, düşmana haykırmak için buradayız. Ne yazık ki, adaletin ayaklar altına alındığı, hukukun bir siyasi silaha dönüştürüldüğü karanlık bir dönemden geçiyoruz. Biz biliyoruz ki, katliamlarla yüzleşilmeden ve katliamcı zihniyetten hesap sorulmadan yani tam anlamı ile bir hesaplaşma yaşanmadan bu ülkeye ne barış, demokrasi ne de adalet gelmeyecektir. Demokrasiden yoksunluk ise adaletten ve barıştan yoksunluğu getirmektedir” denildi.

    “AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNLERİ!”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 33 gündür sürdürdüğü Adalet Nöbeti’nin hak mücadelesinde süreceğinin ifade edildiği açıklamada, “Adalet arayışımız ve mücadelemiz asla bitmeyecek ve katliamlarla hesaplaşıncaya kadar devam edecektir. Biz biliyoruz ki, Maraş’ta Ali Tıraş’ı kaynar kazanda haşlayan, anaların karnındaki bebeği süngüleyen caniler ile, Çorum’da Veli Dede’yi fırına atan caniler, aynı zihniyetin ürünüdür. Sivas’ta Madımak Oteli’ni ateşe verenler ile Suruç’ta gençlerin düşlerini bombalayanlar aynı zihniyetin ürünüdür. Bugün Suriye’de Alevi soykırımı yapan, selefi, cihatçı çetelerin sahip olduğu zihniyet ile Türkiye’de gerçekleştirilen onlarca yüzlerce katliamın sorumlularının sahip olduğu zihniyet, bire bir aynı zihniyettir” diye belirtildi.

    “SİVAS İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET!”

    Suriye’deki Alevi katliamı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu protestoları sonrasındaki tutuklamaların eleştirildiği açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “33 canımızın katillerini serbest bırakanlar, bayram arifesinde de Hizbullahçı katilleri serbest bıraktılar. Onlar, taraflarını hiçbir zaman değiştirmediler. Onlar yakanlardan, katillerden yana oldular. Biz de tarafımızı değiştirmedik, biz de mazlumdan yana, haktan ve hakikatten yana taraf olduk, olmaya da devam ediyoruz. Hiçbir güç bizi bundan vaz geçiremeyecektir. AKP/MHP hükümeti her gün yeni bir hukuksuz uygulama ile karşımıza çıkıyor. Ama bilsinler ki, biz hiçbir hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz! Halkın iradesine sahip çıkacağız. Sivas’ın hesabını soracağız. Hukukun, adaletin ve demokrasinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz! Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız! Halkın iradesine sahip çıkıyoruz! Adalet istiyoruz, hemen şimdi! Sivas için Adalet! Herkes için Adalet!”

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de Madımak için ‘Adalet Nöbeti’ tutuldu-VİDEO

    İzmir’de Madımak için ‘Adalet Nöbeti’ tutuldu-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ne İzmir’de de başlatıldı. PSAKD Bornova Şubesi Cemevinde başlatılan nöbette Alevilere ve diğer halklara yönelik katliamlardaki cezasızlık ve ödüllendirme denkleminin şimdi ise Suriye’de kurgulandığına işaret edildi.

    Anayasa Mahkemesi’nin Madımak Katliamı faillerine (17 kişi) yönelik verdiği tahliye kararı sonrasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ne destek olarak İzmir’de de nöbet başlatıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi Cemevinde gerçekleşen ‘Adalet Nöbeti’nde, Madımak Katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankart asıldı. Adalet Nöbeti Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’ya adandı.

    “ALEVİLER OLARAK SÜRECE DAHİL OLMALIYIZ”

    Nöbette ilk sözü alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şube Başkanı Barış Çelik, Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine tepki göstererek, “İnsanlığa karşı suçlanmış davaların faillerinin bırakılması, davanın zaman aşımına uğratılması çok acıdır. Bizler birçok katliama maruz kaldık ama direndik boyun eğmedik. Sivas’ın hesabı sorulsaydı Gazi, Roboski, Ankara katliamları olmayacaktı. Sivas’ın hesabını sorarken yanı başımızda büyük bir Alevi katliamı yaşanıyor. Bunların sesini duyurmamız gerekiyor. Bir olup hareket edip bunların hesabını soralım. Ülkemizde başlayan bir savaş süreci var ve eşit yurttaşlık talebinde bulunan biz Aleviler bu sürece dahil olmalıyız. Umarız Suriye’de yapılan anlaşma da Alevi katliamlarını durdurur” dedi.

    “CEZASIZLIK VE ÖDÜLLEDİRME DENKLEMİ SURİYE’DE KURGULADILAR”

    Alevi katliamlarındaki cezasızlık ve ödüllendirme denkleminin Suriye’deki Aleviler ve ötekiler üzerinde devreye alındığını belirten Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Asil Benler, “Alevi katliamlarında ciddi bir insanlık vahşeti olmasıyla birlikte bir cezasızlık ve ödül denklemi kurulmakta. Madımak’ta insan yakanlar hem cezasızlık hukukuyla meşru bir yerden görülmeye başlandı hem de bu ülkede devlet erkanlarında farklı temsiliyetle bürokrasi de yer edinebildi. Mahkemenin 17 kişiyi serbest bırakması da cezasızlık ve ödül denkleminden çıkarmanın, demokratik bir ülke olmanın ne kadar gerekli olduğunu arz ettiren bir yerden tekrardan önümüzde duruyor. Günümüzde de Suriye’de binlerce Alevinin katledilmesinde eli kanlı olan, yine binlerce Kürdün katledilmesinde ferman çıkaran insanlar Türkiye faktöründe gelişen cezasızlık ve ödül denklemini Ortadoğu siyasetinde kurguladılar ve bu zihniyeti iktidara taşıdılar. Bunu kabul etmiyoruz, Suriye’deki canlarımızla dayanışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ ENGEL GÖRÜYORLAR”

    Katliamın olduğu dönemde Madımak’ta bulunan Tüm Emekliler Sendikası’ndan İsmail Dönmez, “Suriye’de katliamlar yapılıyor. Bu katliamları kınıyoruz. Bu sorunu kendimiz örgütlenir isek ancak aşabiliriz. Bu katliamlar bugün Alevilere yarın başkalarına olur. Ülkenin her kesimi bu katliamlara karşı olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    78’liler Derneği adına konuşan Servet Çınar ise, “Tek tipleştiremedikleri, asimile edemedikleri herkes bu sistemin düşmanı. Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında da Alevileri bir engel görüyorlar. Biz bu katliamı kınıyoruz” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ SURİYE’DEKİ KATLİAMA KARŞI ÖNEMLİ TAVIR SERGİLEDİ”

    Narlıdere Cemevi Yönetici Gülay Serin, Alevilere yönelik sistematik katliamları hatırlatarak, “Bu sistemin bu katliamlarla yüzleşip, belki de vicdanlarına yenilip yok saydıkları Alevilerden, Kürtlerden özür dileyip yüzleşirse belki bir nebze rahatlarız. Fıtramızda olan o iyilik yönümüzü, doğada herksin yaşam hakkına saygı duyan inancımızı yitirmeyeceğiz ve mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm de Alevi örgütlerinin Suriye’deki Alevi katliamına dair önemli bir tavır sergilediğine değinerek, “Suriye’deki Alevi katliamında örgütlerimiz iyi bir tavır sergilediler ve katliamı Türkiye’nin gündemine soktular. Bu önemlidir ve örgütlülüğümüzün önemini ifade ediyor. Suriye’de yaşanan katliamda Türkiye’deki gibi bir arka plan vardır. Suriye’den sonra ülkemizde de ve İran’da da Alevilere yönelik yeni katliamların adımları atılıyor. Her dönem bizim payımıza ölüm düşmesin. Bize mücadelede kazanacağımız aydınlıklar lazım” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMCILARI ÇIKARMAYI SİYASİ BAŞARI GÖRÜYORLAR”

    Son olarak söz Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ise şöyle konuştu:

    “Laikliğin olmadığı yerde adalete ve hukuka denk gelemiyorsunuz. Suriye’de yaşananlar bunun göstergesi. Suriye’de olan aslında sonuç değil, devam ettirilmek bir süreç. Sivas örgütlü bir saldırı ve katliamdır. Katliamcıları çıkartıp topluma katmak bir siyasi başarı gibi gösteriliyor. Türkiye’de Ortadoğu ülkesi gibi refleks veren bir ülke olduğu için bu tip saldırılara ve provokasyonlara açık. Demokrasi ve hukuka inanan insanların bir arada güçlü durması ve mücadele etmesi lazım.”

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • Depremde yaşamını yitirenler Bornova Cemevi’nde anıldı, çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    Depremde yaşamını yitirenler Bornova Cemevi’nde anıldı, çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Şubesi Cemevi’nde, Maraş merkezli depremlerin 2. yılında yaşamını yitirenler anılarak çerağ uyandırıldı.

    Maraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin 2’nci yıl dönümü dolayısıyla anma programları devam ediyor.

    Maraş merkezli 11 ili etkileyen ve açıklanan resmi rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği 6 Şubat 2023 depreminin 2’nci yılında İzmir’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde anma gerçekleştirildi.

    Atatürk Mahallesi’nde bulunan cemevi binasında gerçekleşen anmada Cemal Abdal Ocağı Pirlerinden İsmail Doğan’ın verdiği gülbeng sonrasında çerağ uyandırıldı.

    Anmada ayrıca yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Pir İsmail Doğan, bilim insanlarının adeta nokta gösterircesine yaptıkları uyarıların iktidarca görmezden gelindiğine değinerek, ihmaller silsilesinin on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini kaydetti. Doğan, tedbirsizlik, ihmal ve rant odaklı politikalar nedeniyle felakete dönüşen bu depremlerden sonraki süreçlerin felaketi daha da büyüttüğüne vurgu yaparak, yaraların toplumun kendi dayanışmasıyla sarılmaya çalışıldığını söyledi.

    Anma nefeslerin seslendirilmesi sonrasında lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • İzmir’de ‘Hakk’a Yürüme Erkanı’ söyleşisi: Yolun düsturu ve diliyle yol almalıyız-VİDEO

    İzmir’de ‘Hakk’a Yürüme Erkanı’ söyleşisi: Yolun düsturu ve diliyle yol almalıyız-VİDEO

    PİRHA- ‘Hakk’a Yürüme Erkanı’ konulu söyleşide konuşan PSAKD İnanç Kurulu Başkanı Muharrem Erkan, “Sadece Aleviler değil diğer inançların ritüellerine müdahale var. Hakk’a yürüme erkanını ranta çevirmek istiyorlar. İnancımızın dilimizi kaybettik. Biz yolumuzun bu icraatını toplumumuzla uygulamak istiyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şubesi Cemevi “Hakk’a Yürüme Erkanı’ konulu söyleşi gerçekleştirdi.

    Atatürk Mahallesi’nde bulunan cemevi binasında gerçekleşen söyleşiye Bornova Şube Başkanı Barış Çelik, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve İnanç Kurulu Başkanı Muharrem Erkan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ege Bölge Sorumlusu Kemal Yıldız’ın yanı sıra Alevi kurumlarının temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    “BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADI”

    Erkan, 2011 yılında yapılan toplantılar sonucunda oluşan çalışmaların yol alamadığını belirterek, ” Yol edebiyle, erkanıyla kurulmus tarihsel bir süreçtir. Bu süreç kimi zamanlarda kesintiye uğramıştır. 2011’de Veliyettin Ulusoy’un 40 kişi ile yaptığı bir toplantı var. Bütün bölgelerdeki erkanlar incelendi. Birçok kurum bu süreç içerisinde yer aldılar. 4 yıllık arşiv ve araştırma çalışmasında Tahtacıların erkanı çok beğenildi ve ilgi gördü. Avrupa’daki Alevi kurumlarının da dahil olduğu bir erkan hazırlandı ve yola çıkıldı. Gelinen zamanda bir arpa boyu yol alamadık” dedi.

    “KİMİ RİTÜELLER AŞINDI”

    ‘Bizim tarihimizi egemenler yazdı’ diyen Erkan, kimi ritüellerin aşındığını ifade ederek, “Yola girilir ikrar verilir, Hakk’a yürünür dardan indirilir. Bizim tarihimizi egemenler yazdı. Elimizdeki veriler üzerinden yola çıkacağız. Bekar canlar o dönem ikrarli canlarla evlenirdi. Dışardan müdahale fazla yoktu ve bozulma yaşamadı. Ama şehirlerle birlikte bu aşındı. Peki bizler Alevi miyiz? Özümüzü dara çektiğinizde bunun cevabını bulabiliriz. 1240’lı yıllarda Selçuklu Devleti döneminde Baba İshak isyanı döneminde Hacı Bektaş da vardı. Mücadelenin sonunda Hristiyanlarin yardımı ile 40 bin canı katletmişlerdir. Hacı Bektaş sonrasında Deliklitaş’ın olduğu yere gelmiştir ve ormanlık alanda saklanmıştır. Saklandığı yer bizim için ziyaret yerleri olmuştur” diye konuştu.

    “TARTIŞACAĞIZ, İFADE EDECEĞİZ”

    Erkan, devamında şunları dile getirdi:

    “Ne yazık ki bu ülke şeriat kuralları üzerinde duran bir yapıya dönüşmüştür. Bu bunu bu yaşamın tümünde kriz haline sokmuştur. Çözüm bizim ellerimizde, bir başkası bizi kurtaramaz. İkrar verildikten sonra Hakk’a yürüyene kadar yoldan dönemezsin. Bizler insan olduğumuz birbirimizden vazgeçemeyiz. Tartışacağız, düşüncelerimizi ifade edeceğiz. Buralar demokratik bir forum.”

    “İNANCIMIZIN DİLİNİ KAYBEDİYORUZ”

    Yolun düsturu üzerinden hareket etmek gerektiğini vurgulayan Erkan, “Dardan indirme dejenere edildi, bozuldu. Her ağacın kurdu özünden olur. Bizler yolumuzun kuralları üzerinde hareket etmeliyiz. Ölünün namazı olur mu? Cenaze namazında secde yoktur. Peki neden namaz kılacağız? Bunu ranta çevirmek istiyorlar. İnancımızın dilimizi kaybettik. Cemevlerimiz ticarethaneye dönüştürmek isteniyor. Buraları sosyal dayanışma üzerinden götürmeliyiz” şeklinde konuştu.

    “BÖYLE İNANIYORUZ, YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

    Hakk’a yürüme erkanının bir eğitim halini alarak topluna gitmek istediklerini kaydeden Erkan, “Sadece Aleviler değil diğer inançlarda bunu müdahale ve aşınmayı yaşıyor. Biz yolumuzun bu icraatının uygulanmasını istiyoruz. Bunun toplumla birlikte bir eğitim halini alarak sistematik hale getirmek istiyoruz. Ne kadar zor olursa bizim için iyi olur. Yolumuza devam edeceğiz, konuşacağız, konuşmaya devam edeceğiz. Biz böyle inanıyoruz ve inanmaya devem edeceğiz” diye belirtti.

    Söyleşi soru cevap ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Bornova’daki Alevi ve yöre derneklerinden Hıdır Gül tepkisi: Toplumumuza havale ediyoruz -VİDEO

    Bornova’daki Alevi ve yöre derneklerinden Hıdır Gül tepkisi: Toplumumuza havale ediyoruz -VİDEO

    PİRHA – Bornova’daki Alevi ve yöre dernekleri, belediye personeli Hıdır Gül’ün, PSAKD Bornova Şube Başkanı ve cemevinde hizmet yürüten bir dedeye yönelik söylemlerini “iftira” olarak yorumladı. Konuya ilişkin basın açıklamasında, belediye personeli Hıdır Gül’ün cemevinde hizmet yürütmesine razı olunmadığına vurgu yapılarak “Hıdır Gül hocayı ve böylesi dedeleri toplumumuza havale ediyoruz” denildi.

    PSAKD Bornova Şubesi ile Bornova’da faaliyet yürüten yöre ve Alevi Dernekleri, Bornova Belediyesi personeli Hıdır Gül’e ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Bornova Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önünde düzenlenen açıklamayı İzmir-Divriği Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa İbiş okudu.

    “ERKANLARIMIZ ALEVİ BEKTAŞİ İNANCINA GÖRE YAPILMAKTADIR”

    Mustafa İbiş, Bornova Belediyesi personeli Hıdır Gül’ün, PSAKD Şubesi’yle hiçbir bağlantısı olmadığını vurgulayarak, cemevinde yürüttüğü faaliyetlere işaret etti. İbiş, Hıdır Gül adlı şahsın, şube başkanı Barış Çelik ve cemevinde hizmet yürüten dede Niyazi Çelik’e iftira attığını da belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Bornova’ya cemevi yapımı için çalışmalar yürütüp Bornova Belediyesi tarafından derneğimize cemevi arsası tahsis edilmesi sağlanmıştır. Arsamız Büyükşehir Belediyesine verilerek cemevi yapımı başarı ile sağlanmıştır. O günden bugüne kadar Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı olarak çalışmalarını federasyonun belirttiği gibi cem erkanlarını, Hakk’a yürüme erkanları ve diğer erkanlarımız federasyonumuza bağlı dede, düşünür ve yol önderlerimizin belirttiği şekilde federasyona bağlı tüm cemevlerinde, Alevi Bektaşi inancına göre yapılmaktadır.

    Derneğimizle hiçbir bağlantısı olmayan Bornova Belediyesi personeli Hıdır Gül tarafından uygulanan Hakk’a yürüme erkanı federasyonun belirttiği şekilde olmadığı için tarafımızca Hakk’a yürüme erkanlarına çağrılmamıştır. Cenaze sahiplerinin talebi oluşursa Hıdır Gül erkanlara gelmiştir. Kurumumuzca hizmetlerine müdahale edilmemiş ve engellenmemiştir. Hıdır Gül, başkanımızın Barış Çelik ve 15 yıldır cemevinde hizmet veren cemevi dedesi Niyazi Çelik’e söylediği ithamlar doğru değildir, hepsi iftiradan öte bir şey değildir. Başkanımız ve dedemizin de hukuki yolları açılmıştır.

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANCINI SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Pir Sultan örgütlülüğü hiç bir zaman sistemin Alevisi olmamıştır. Sistemin Alevisi olan, sözde Alevi açılımında iktidarla dirsek temasında bulunan bazı vakıf çıkışlı dedelerin, toplumu ayrıştırıp, kutuplaştırıp Alevi Bektaşi inancını değil başka bir inanca mensupmuş gibi iktidarın yaratmak istediği Aleviliği yaratıp Alevisiz Alevilik için çalışma yapmaktalar. Alevi Bektaşi Federasyonu çalışmalarını beğenmeyip topluma farklı yansıtıp imza toplayıp valiliğe sürekli şikayet etmekteler. Bu dedeleri toplumumuza havale ediyoruz. Bornova Cemevinde Alevi Bektaşi inancını ve kültürünü toplumla dayanışmayı sürdürmeye devam edeceğiz.”

     

    PİRHA/İZMİR

  • Bornova Cemevi’nde söyleşi: Yolumuz ne diyorsa öyle Hakk’a uğurlama yürütmeliyiz-VİDEO

    Bornova Cemevi’nde söyleşi: Yolumuz ne diyorsa öyle Hakk’a uğurlama yürütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Cemevi’nde gerçekleşen Hakk’a uğurlamaya ilişkin söyleşide tüm süreklerin kendi ritüelleri ve dilleri ile erkan yürütmesinin yolun değerleri olduğu vurgulanırken, erkanlarda yolun ortak dilinin yakalanmasının elzem olduğu ifade edildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi, Hakk’a yürüme ve uğurlama erkanına dair söyleşi gerçekleştirdi.
    Bornova Cemevi’nde gerçekleşen söyleşiye Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Alkan ve Niyazi Çelik, Cemal Abdal Ocağı Pirlerinden İsmail Doğan, Sarı Saltuk Ocağından Kudret Değerli, Yağmur Oğlu Ocağı’ndan Yüksel Erdem ve çok sayıda kişi katıldı.

    “UTANGAÇ BİR PSİKOLOJİMİZ VE MAHALLE BASKISI VAR”

    Açılış konuşmasını yapan Cemal Abdal Ocağı Pirlerinden İsmail Doğan, Hakk’a yürüme erkanının utangaç halinden kurtularak kendi özgününde ve dilinde yapılmasını ifade ederek, “Bizim dilimizde ikrar vardır. Renkler, diller bizim için bir harmandır. İnancımız resmi ideolojilere, saldırılara karşı sosyal sivil halk kurumsallığıdır. Doğuş ne kadar güzel ise Hakk’a yürümekte o kadar güzeldir. Hakk’a yürüme erkanı değerlidir ve hakkıyla yapmalıyız. Alevilik eleştirilmeyeni de eleştirir. Mahalle baskısı ile utangaç bir psikolojimiz var. Bundan kurtulmalı ve kendi dilimizde Türkçe veya Kürtçe erkan yapmalıyız. Bunu yaparken de kimseyi kırmadan yapmalıyız” dedi

    “Şİİ BİR EKOL VAR VE BASKIDAN ETKİLENİYORUZ”

    Şii bir ekolün Alevi erkanlarına yansıması olduğunu söyleyen Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Alkan, “Her şeyden önce kendimiz olmalıyız. Edep erkanı, Yolu bilirsek o zaman özümüzü bulabiliriz. Yeni bir Şii ekol var ve bu baskıdan etkileniyor. Alevilik doğa inancıdır. Devir daim zaman ve mekan içerisindedir. Kendi erkanımızı kendi ibadet şeklimize göre yapmalıyız. Yaşarken Alevice yaşıyoruz, ölürken ise Sünni olarak Hakk’a uğurlanıyoruz. Dernekler, pirler ve toplum birleşip yeni bir yol bulmamız lazım. Alevi olmayanlar bugüne kadar bizi yazdı. Bu kabul edilemez. Bizler Yolumuz ne diyor ise öyle erkan yürütmeliyiz” diye konuştu.

    “DEVRİYE İNANCINA İNANIYORUZ”

    Sarı Saltuk Ocağından Kudret Değerli ise “Bu Yol bizim erkanımızda iyi insan olmaya götüren yerdedir. Alevi inancında Hakk’a yürüme Hakk’ın huzuruna çıkmadır. Diğer inançlar gibi bir bedende yok olmanın acısını çekmiyoruz. Biz devri daim olsun deriz ve onun devriye ile tekrar döneceğine inanırız” ifadelerini kullandı.

    “ANLADIĞIMIZ DİLDE ERKAN”

    Yağmur Oğlu Ocağından Yüksel Erdem şunlara değindi:

    “Alevi isek yolumuza, ikrarımıza bağlı kalacağız. Hakk’a Hak olmak için yüzümüzün ak, gönlümüzün pak olması gerekir. Sırlama ile ilgili kurumlarımız kitapçıklar dağıttı, eğitimler verdi. Biz anladığımız dilde erkan yaparız yine dilimizde Kur’an okuruz.”

    “KÖY VE KENTTEKİ ERKANLAR BİR DEĞİL”

    Kureyşan Ocağı’ndan yine Niyazi Çelik de köy ve kentlerdeki erkanların birbirinden farklı hal aldığını belirterek şöyle konuştu:
    “Elbette şimdi ki erkanlarımız ile köydeki erkanlarımız bir değil. Elbette kuran bizler için bir değerdir ve okunabilir. Bir cemdeymiş gibi cemal cemale Hakk’a yürüme erkanlarımızı yapıyoruz. Fatiha suresi okunmuyor diye eleştiri alıyoruz. Neden 12 İmam’ı, Hz Ali’yi, Fatıma’yı görmüyorsunuz? Cenaze erkanımız Türkçedir ve Arapçayı kimse anlamıyor.”

    “YOLUN DİLİ ORTAK OLMALI”

    Son olarak söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Hakk’a yürüme erkanındaki dil tartışmalarını eleştirdi. Erçe, tüm süreklerin kendi ritüelleri ve dilleri ile erkan yürütmesinin yolun değerleri olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Biz bütün semavi dinlerden ayrı bir inancız. Alevilik sorgusudur, eleştiridir. Semavi dinlerin içerisindeki kaidelerin hiçbiri bizde yoktur. Bizde en esaslı olan şey ise rızalaşmaktır. Hakk’a yürüme erkanında da bu rızalık aranır. En çok karşılaşıltigimiz tehlike ‘elalem ne der’ sorusudur. Bu inancımıza büyük bir zulümdür. Hakk’a yürüme ekranındaki dil tartışması farklı bir hal aldı. Arap Aleviler kendi dilinde erkân istemesini kabul etmeyecek miyiz? Arap Alevilerde Hakk’a yürüyen genç biri ise davuk çalınır. Bu davul oldukça huzunludur. Tahtacikarda kişi en sevdiği eşyaları ile gömülür. Dersim’de Hakk’a yürüyen kişinin üzerine beyaz bir çarşaf açılır ve herkes lokmasını bırakır. Kimse bunlara neden böyledir dememeli.Mesele hangi dilde olduğu meselesi değil yolun ortak dilinin olması meselesidir. Farklılıklarımıza saygı duyacağız. Her yerin farklı uygulamaları olabilir ama yeter ki öz değişmesin.”
    Söyleşi soru cevap kısmı ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR