PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat, Hızır ayı dolayısıyla paylaştığı mesajda, “Kimse kimsesiz değildir. Her birimiz birbirimizin Hızır’ıyız. Birbirimizin elinden tutmamız lazım. Öncelikle birilerinin elleriyle tasarlanarak yeni bir din anlayışı ile bize dayatılmak istenen, Aleviliğin aslında sosyal, siyasal, inançsal bir asimilasyon olduğunu Hızır’ın yardımıyla hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz” dedi.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, Hızır ayı dolayısıyla bir mesaj paylaştı.
Fırat mesajında, Hızır ayının sonsuz güzellik ve sonsuz adaletli olduğunu ifade etti.
“KAPİTALİZM BİZE RUHSUZ, DUYGUSUZ BİR DİN ANLAYIŞI DAYATIR”
Fırat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:
“Aleviler olarak Hızır oruçlarımızı Ocak ayının sonu ile Şubat ayının başında tutmaya başlıyoruz. Hızır sonsuz güzel, sonsuz adalettir. Güven, özgürlük, dürüstlük, sadakat, şefkat, saygı evrenseldir. Çatışan değerler üzerinde toplumu canlı tutan bireyin duygu, düşünce davranışına yön veren kapitalizm, insanın güvenilmez, riyakar, çıkarcı olduğuna vurgu yapar. Psikolojik toplumsal hastalıkların oluşmasına da sebep olur. İrademizin bir fiili olan inancımızın dahi kontrolümüzden alarak ruhsuz, duygusuz bir din anlayışını bize dayatır. Bu çürümüşlük disiplinler arası bir içeriğe sahip olan ortak kültürleri, inançları ve değerleri birbirine düşman etmektedir. Ölümsüzlük varmış gibi sermaye biriktiren, biriktirdiği sermayeye karşılığında insan öldüren, doğayı yok eden bir sistemdir kapitalizm. Nüfus artışı, savaşlar, sınır anlaşmazlıkları, sağlık ile ilgili sorunlar kapitalizmin kar hırsının sonucudur.
“BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”
Ancak bizler Bozatlı Hızır’ın izniyle umudumuzu yaşatmaya devam edeceğiz. Tüm bu olumsuzlukların karşılığında düşünen, fikir yürüten, bulunduğu çağı sorgulayan, bu çağın yaratmış olduğu kin, öfke ve nefrete boyun eğmeyen, inançlı insanların geleceği için birer ışık olacağına inanıyorum. Kimse kimsesiz değildir. Her birimiz birbirimizin Hızır’ıyız. Birbirimizin elinden tutmamız lazım. Öncelikle birilerinin elleriyle tasarlanarak yeni bir din anlayışı ile bize dayatılmak istenen, Aleviliğin aslında sosyal, siyasal, inançsal bir asimilasyon olduğunu Hızır’ın yardımıyla hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz. Aleviler kimsesiz değildir. Ayrım gözetmeden tüm toplum için Hızır olacağız. Her gün hayatımızı yaşanmaz kılan, bizi insanlıktan çıkartan, insanı köleleştiren mevcut ekonomik sistemi hep birlikte aşacağız. Birbirimizin huzuru olacağız. Hızır evlerinize mihman olsun. Evlerinize güzellik getirsin. Gönlünüzden ne güzellikler diliyorsanız Bozatlı Hızır tez zamanda kabul etsin. Hak cümlemizin yoldaşı olsun.”
PİRHA – Eren Yıldırım Dede, Hıdırellez gününe ilişkin paylaşım yaparak “Yeni umutlar, yeni sevinçler, yeni başlangıçlar, hayırlı kapılar ve bereketli hasatlar için bir umut meşalesidir bugün” dedi.
Darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olan Hıdırellez, kutlanmaya başlandı.
Dede Eren Yıldırım, Hıdırellez ile birlikte doğa ve insanın canlandığını ifade ederek konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Yıldırım, “Yeni umutlar, yeni sevinçler, yeni başlangıçlar ve bereketli hasatlar için bir umut meşalesidir bugün” dediği Hıdırellez için şunları kaydetti:
“Sevincimde, kederimde
Yazgımda, kaderimde
Hayalimde, rüyamda
Özlemimde, sevdamda
Hikayemde, efsanemde
Sen varsın ya HIZIR
Hıdırellez günü bir bahar bayramıdır, Doğa’nın canlanış bayramıdır.
Tüm ihtişamıyla, kış ayları gelince beyaz örtünün altına gizlenen tabiat ana, Hıdırellez günü ile birlikte canlanır, doğayı rengarenk kılarak, insanların gönlünde o birbirinden güzel renkleri ile bir umut ışığı yakar. İşte bu ve birçok anlatılan olaylara sebep olan Hızır ile İlyas’ın buluşması olarak bilinir.
Karada insanlara yardım eden Bozatlı Hızır’ın, denizde deryada ‘yetiş’ diye çağırdıklarında imdadına koşan Hızır İlyas diye bir kardeşi vardır. Bu iki kardeşin senede bir gün, bir gül ağacının altında buluştukları 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan geceye iki kardeşin isminin birleştiği ‘Hıdırellez günü’ denir.
‘Benli boza binmiş, ak donlu, altın kapaklı, altın sakallı, Cebrail gibi börklü, gök renkli ay-koca, gökten indi, darda kalana yardım etti’ diye, halk hikayelerimizde, efsane ve destanlarımızda sürekli insanlara yardım elini uzatan bir Hızır-İlyas vardır.
Öyle ki, Anadolu’da bugün insanlar, ‘Hızır gelecek’ diye sabah gün ağarmadan kalkarak evlerinin önü süpürür, yönünü güneşe çevirerek tüm tabiata, insanlığa, hanesine dualarını eder, lokmalar yapılır, kurbanlar kesilir, ziyaretlere gidilir, dileklerini kağıtlara yazarak bir gül ağacının altına umutlarını serpiştirir, kendi yörelerine uygun kutlamalar yapar, bayram ederlermiş.
Bugün yapılan dualar ile dildeki dileklerin gerçekleşeceğine, hastaların iyileşeceğine, uğursuzlukların sona ereceğine, sorunların çözüm bulacağına, kısmetlerin açılacağına ve bereketin artacağına inanılan bir Hızır günüdür, Hızır bayramıdır.
Doğayla beraber insanlar da canlanır bugün. Yeni umutlar, yeni sevinçler, yeni başlangıçlar, hayırlı kapılar ve bereketli hasatlar için bir umut meşalesidir bugün.
Bu güzel anlamlarıyla Hıdırellez gününün, bütün dileklerinizin kabul olduğu, yollarınızın sevgiye çıktığı, bereketli günlerin geldiği, güzel haberler aldığınız, şifa arayanlara Hızır İlyas’ın yetiştiği bir gün olması dileğiyle…
PİRHA- Yazar Erdoğan Çınar, Alevi Yol inancı ile Sümer Medeniyeti inanışının büyük benzerlikler gösterdiğini iddia ederek “Alevilikle ilgili konuşanlar, ‘Aleviliğin yazılı kaynağı yoktur’ diyorlar. İşte, elimizde bütün inanç kaynaklarının yazılı eserlerinden çok daha eski yazıya geçmiş bir kaynak var. Bu yazılı kaynak tamamı ile bizi anlatıyor” dedi.
Yazar Erdoğan Çınar, Alevi Eğitim ve Araştırma Enstitüsünün düzenlediği video konferansa katılarak ‘Bronz Çağında Alevilik’ başlığı altında sunum yaptı.
Alevilik tarihinin köklerine değinen Erdoğan Çınar, Alevi inancının, İslam tarihi ile hiçbir benzerliğinin olmadığını söyledi. Çınar, “Alevilik deyince aklıma ilk gelenler; cem, 12 hizmet, Kırklar Meclisi, varlığın birliği, devriye, semah, ikrar verme, nefes, deyiş, bağlama, Dört Kapı Kırk Makam, ocak sistemi, dedelik kurumu, müsahiplik, düşkünlük kurumu ve Bozatlı Hızır” açıklamasını yaptı.
“İSLAM’IN KABESİ MEKKE’DE, BİZİM KABEMİZ İNSANDA”
Erdoğan Çınar, Alevi değerlerinin İslam inancında yer almadığına vurgu yaparak şunları söyledi:
“Bunun yanında, İslam’da olanlar Alevi yolunda yok. Namaz, Hac, Cennet-Cehennem inancı, Ramazan, cami-mescit Alevilikte yok. İslam’ın Kabesi Mekke’de, bizim Kabemiz ise insan. Yani kısacası; inandığımız tanrı da aynı değil.
İki inanç arasındaki bu kadar ayrılığa, aykırılığı rağmen Alevilik, İslam’ın bir parçası olarak sunulmaya devam ediliyor. Bu temelsiz bilgilere bir kısım Alevi kurumları, ocakları da iştirak ediyor.
‘Biz hangi daldan düştük?’ üzerine bir sohbete girmek istiyorum. Ya kendi tarihimizin köklerini bulup ortaya çıkaracağız ya da bir başka inancın parçasıymış gibi hiç var olmamış gibi yok olup gideceğiz.”
SÜMER İNANCI İLE ALEVİ YOLUNUN BENZERLİKLERİ
Erdoğan Çınar, resmi tarihin asılsız bir yöntemle Alevi tarihini 1400 yıllık geçmişe sığdırmaya çalıştığını da belirtti. “Gerçeklerin peşine düşmek gerekir” diyen Çınar, Alevi tarihinin Sümer Medeniyetine kadar uzandığını iddia ederek şunları söyledi:
“Aleviliğe ait ilk yazılı belgeyi günümüzden yaklaşık 4150 yıl evvel bir Sümer tabletinde buluyoruz. Bu tablet 1877 yılında Irak’ta bir Fransız tarafından arkeoloji dünyasına kazandırmış.
İddiam şudur ki bu silindir tabletler Aleviliğin en eski yazılı belgesidir. Peki bu tabletlerin önemi nedir ve ne anlatılıyor?
Tabletlerde Sümerlerin 7 günlük yeni yıl bayramı ya da festival anlatılıyor. Bu silindir tablet bir ibadet evinin yapımını anlatarak başlıyor ve sonra 7 günlük bir ayin ile sonlandırılıyor. Bu 7 günlük bayram; bizim 7 gün kutladığımız Hızır Haftası ile birebir örtüşüyor.
Sümer Bayramı ile Alevilikteki Hızır inancı arasındaki ilk benzerlik, ikisi de aynı günlerde kutlanıyor.
İkinci benzerlik ise; aynen bizdeki gibi bir ‘Düşkünlük Kurumu’ var. İkrarına sadık kalmayıp kendini kirleten, cana kıyan, çok evlilik yapan insanların ‘malı malımızdan ayrı olsun’ diye cemaatten uzaklaştırılmasına düşkünlük denir. Aynı şekilde Sümer tabletlerinde kirli olanlar, temiz olmayanlar, cana kıyanlar, ibadet mahallinden uzaklaştırılıyor ve düşkün ilan ediliyor şeklinde yazılar var.
Üçüncü benzerlik ise; Alevi cemlerinin hazırlıkları vardır. Lokmanın, çerağların hazırlanması gibi… Bahsettiğimiz tabletlerde de birebir örtüşen hazırlıklar mevcut.
Bir başka benzerlik ise biz Aleviler, cemal cemale toplanırız. Çünkü bizim Kabemiz insandır. Sümer tabletinde anlatılan ayinde de katılımcılar yüz yüze toplanıyorlar.
Yine Hızır ayının önemli özelliği; yoksulun, güçsüzlerin korunmasıdır. Aynı ruh Sümer ayininde de var.
Örneğin cemlerimiz başlamadan önce herkesin birbirine rızalık vermesi gerekir. Aynı şekilde Sümer ayininin başlangıcında da rızalık alınır.”
Yazar Erdoğan Çınar, Sümer inanışı ile Alevilik arasındaki en benzer özelliğin ise 12 Hizmet olduğunu ifade etti. Çınar, Sümerlerin ibadet ritüellerinin şu detaylarına işaret etti:
“Daha da ötesi, bizdeki hizmeti yürütenler vekâleten posta otururlar. Asıl postun sahibi eski ulu pirlerdir. Aynı vekalet uygulaması Sümerlerde de var.
Örneğin bizdeki kutsal bir müzik aletine ‘bağlama’ deriz. Sümer ayinlerinde de yine aynen bizdeki gibi telli benzer bir müzik aleti çalınıyor. Adına ise ‘balag’ deniliyor.
Alevilerin ceminde semah dönüyor. Semah, bir daire etrafında oluşur. Bu dansın temel figürü kendi ekseni etrafında dönmektir. Sümerlerde yapılan kutsal ayinde de dönerek dans edildiği tabletlerin okumasında ortaya çıkıyor.
Bir başka benzerlik ise Aleviliğin tapınak geleneği yoktur. Alevilik’te ocaklar aynı zamanda Aleviliğin idari mekanlarıdır. Ocaklar Aleviliğin merkezleridir. Yani Aleviliğin bir tapınağı yoktur. Cem tutmak için ‘Meydan açma’ tanımı vardır. Sümer tabletinde bahsedilen mekan da 7 adet meydan olarak tanımlanmış. Ve bu meydanların toplamına ‘Eninnu’ denilmiş. ‘Enin’; ‘ev’ demek. ‘Ninnu’ ‘elli’ demek. Yani ‘Elliler Evi’ anlamı var. Elliler, bizim de dilimizden düşürmediğimiz üçler, yediler, kırıkların toplamıdır. Yani biz Alevi Hızır Bayramını kağıda dökmek isteseydik ancak Sümer tabletindeki kadar anlatabilirdik. Yani tepeden tırnağa en ince detaylarına kadar bugün Alevilikte Hızır haftasında ne yaşanıyor ve yaşatılıyorsa hepsi günümüzden 4200 yıl kadar önce Sümer’de yaşatılmış ve bunlar büyük bir tesadüf eseri 1877 yılında bulunmuş ve şu anda Paris’te bir müzede sergileniyor.
Şimdi Alevilikle ilgili konuşanlar, ‘Aleviliğin yazılı kaynağı yoktur’ diyorlar ama işte elimizde bütün inanç kaynaklarının yazılı eserlerinden çok daha eski, yazının ilk bulunduğu yıllardan başlayarak yazıya geçmiş bir kaynak var. Bu yazılı kaynak tamamı ile bizi anlatıyor.
PİRHA-Aleviler, Almanya’nın 10 eyaletinde daha Kamu Tüzel Kişilik Statüsü için resmi müracaatlarına başlıyor.
Alevilerin Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde resmi statü kazanması ardından girişimleri sürüyor.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Yönetim Kurulu, yeni yılla birlikte çalışmaların istikrarlı bir şekilde süreceğini belirterek “2021 yılı da yeni kazanımlara yelken açacağımız bir yıl olacak” açıklamasını yaptı.
“RESMİ MÜRACAATLARIMIZI YAPMAYA BAŞLIYORUZ”
AABF Yönetim Kurulu, yazılı açıklamasında Kamu Tüzel Kişilik kazanımının Dünya Alevi tarihi açısından milat olduğuna vurgu yaparak şu ifadelere yer verdi:
“NRW Eyaletinde olduğu gibi örgütlü olduğumuz diğer eyaletlere de resmi müracaatlarımızı yapabilmek için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Bugünden itibaren resmi müracaatlarımızı yapmaya başlıyoruz.
Her eyaletin kendi özerkliğinden kaynaklı birbirinden farklı yasa, kural ve tahammülleri var. Doğal olarak farklı refleksleri olacaktır. Her eyalet farklı şartları ve koşulları öne sürerek değişik taleplerde bulunabilir. Sonuçta her eyalet kendi kararını kendisi veriyor. Bizlerin bu nedenle sabırlı ve dikkatli olması gerekiyor. Ayrıca istikrarlı ve kararlı bir şekilde diplomasi sürecini hep birlikte sürdürmemiz son derece önemlidir.
AABF Yönetim Kurulu olarak, her türlü olasılığa karşın hazırlıklı olma konusunda resmi müracaatlarımıza paralel olarak çalışmalarımızı yoğunlaştırarak sürdürüyoruz.
İnancımız tam, diğer eyaletlerde de en kısa süre içerisinde kamu tüzel kişilik statüsünü elde edeceğiz. Şimdiden hepimize kolay gelsin, Bozatlı Hızır hepimizin yardımcısı olsun.”
AABF Yönetim Kurulu, resmi müracaat yapılacak eyaletlerin isimlerini ise şöyle sıraladı: