Etiket: bu suça ortak olmayacağız

  • ‘Barış Akademisyenleri’ davasında ilk beraat kararı geldi

    ‘Barış Akademisyenleri’ davasında ilk beraat kararı geldi

    “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladıkları için “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılan barış akademisyenlerinin davasında ilk beraat kararı geldi.  

    “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan akademisyenlerin davasında ilk beraat kararı geldi.

    Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (ACM) karar duruşması görülen Iğdır Üniversitesi’nden Arş. Gör. Özlem Şendeniz’in beraatine karar verildi.

    Şendeniz ve avukatı İlayda Önal’ın hazır bulunduğu duruşmada savcı, sanığın Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 7/2 maddesinden cezalandırılmasını istediği mütalaasını değiştirdiğini belirterek yeni mütalaayı açıkladı.

    Mütalaada Barış İçin Akademisyenlerin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapmış oldukları bireysel başvurular sonucunda AYM’nin bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı doğrultusunda karar verdiğini söyledi ve sanığın beraatini istedi.

    Mahkeme, AYM kararı uyarınca Şendeniz’in beraatine karar verdi.

  • Gürsoy: Sıkı yönetim dönemlerinden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz

    Gürsoy: Sıkı yönetim dönemlerinden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz

    Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza attıkları için ceza alan Gençay Gürsoy ve 4 akademisyene sahip çıktı.

    Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı ‘barış bildirisi’ne imza attıkları için ‘Terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla yargılanan ve ertelemesiz hapis cezası verilen eski İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği Başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Prof Dr. Özdemir Aktan ile cezaları ertelenen Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay için basın toplantısı düzenledi.

    İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısına, TTB Merkez Konsey Başkanı Dr. Raşit Yüksel, Dr. Rezan Tuncay, İstanbul Tabip Odası eski başkanı ve TTB Merkez Yürütme Konseyi eski başkanı Dr. Gencay Gürsoy, İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Pınar Saip, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Sinan Adıyaman, İstanbul Tabip Odası eski başkanı ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Barış Akademisyeni Dr. Özdemir Aktan, Barış Akademisyeni Dr. Şahika Yüksel, TTB Merkez Konseyi eski başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu ve çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve insan hakları örgütü temsilcisi katıldı.

    Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman da yargılamaları ve verilen cezaları eleştirdi. Şunları söyledi,

    Barışı savunmanın suç olmadığını bir yurttaşlık görevi olduğunu hatırlatıp, Barış Akademisyenleri için “onurumuzdur” açıklaması yapan Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman’ın okuduğu ‘Gerekçelere, hukuka bağlı adalet toplumların oksijenidir’ başlıklı ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

    “HEKİMİN ÖNCELİKLİ GÖREVİ, İNSANIN YAŞAMINI VE SAĞLIĞINI KORUMAKTIR”

    “İçlerinde Türk Tabipler Birliği, İstanbul Tabip Odası’nın başkanlığını, Yüksek Onur Kurulu ve Onur Kurulu üyeliklerini de yapmış olan 4 hekime hapis cezası verildi. Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof Dr. Özdemir Aktan, Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay’ın mahkemeye göre suçları, binlerce akademisyenin imza attığı bir bildiriye imza atmak, bildiri içeriğiyle uyumlu görüşlere sahip olmak ve bu görüşlerde ısrar etmek. Her biri ayrı ayrı çok değerli meslektaşlarımızın ısrar ettiği görüş, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 5’inci maddesine göre, ‘Hekimin öncelikli görevi, insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır.’

    4 meslektaşımız, Dünya Tabipler Birliği’nin 1947’deki kuruluşundan bu yana çaba harcadığı ‘hekimlerin Nazi Almanyası’ndaki ve başka yerlerdeki uygulamalarının tekrarlanmaması, iktidarların, güç odaklarının  her türden silahlı gücün savaş politikalarına alet olmama, karşı durma duyarlılığıyla, çatışmasızlığı ve barışı talep etmişlerdir. Şiddeti reddeden düşüncelerini ifade etme haklarını kullanmışlardır. Bir başka ifadeyle bir insanın ve bir hekim olarak insan hakları zemininde hekimlik etiğine sadık kalarak özgür iradeleriyle bir tutum almışlardır. Dolayısıyla yaptıklarında insanlık yasalarının ve hukuklun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda bir suç yoktur.

    “CEZA GEREKÇELERİ HUKUKSUZLUĞA VE KURMACAYA DAYANIYOR”

    Çatışmasızlık ve barış talebi, dün olduğu gibi bugün de, yarın da ısrarla ve barışçıl yol ve yöntemlerle sürdürülecek, bu gerekçelerle suçlananların yanında her zaman dayanışma içerisinde yer alan büyük insanlık olacaktır. İsimlerini övünçle tekrar söyleyerek Gençay Gürsoy, Özdemir Aktan, Rezan Tunçay ve Şahika Yüksel’e yürekten seslenerek diyoruz ki, bizler dayanışma için buradayız.”

    Ceza alan hekimlerin ve Gençay Gürsoy’un cezası arttırılarak en üst sınırdan verildiğine göre, ortada çok ciddi bir suçun olması gerektiğine işaret eden açıklamada, ceza gerekçesinin kurmaca ve hukuksuzluğa dayandırıldığına da dikkat çekildi:

    “Gençay Gürsoy’u yardılayıp, ceza veren İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Akın Gürlek, Erol Güngör, Ferhat Şahin’den oluşan heyeti, hapis cezasını alt sınır yerine artırımlı verirken gerekçesini kurmacaya ve hukuksuzluğa dayandırmıştır. Bir insan ve bir hekim olarak insan hakları zemininde, hekimlik etiğine sadık kalarak özgür iradeleriyle bir tutum almışlardır. Dolayısıyla yaptıklarında insanlık yasalarının ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda bir suç yoktur. Çatışmasızlık ve barış talebi dün olduğu gibi bugün de yarın da ısrarla ve barışçıl yol ve yöntemlerle sürdürülecek, bu gerekçelerle suçlananların yanında her zaman dayanışma içerisinde yer alan büyük insanlık olacaktır. Biliyoruz ki, gerçeklere ve hukuka bağlı adalet mekanizmaları toplumlara nefes aldırır, hayatı yaşanılır kılar. Aksi ise toplumu oksijensiz bırakır, çürütür. Elbette yönelimi insanca yaşamdan yana olan toplumlar bu yolda soluğun kesilmesine izin vermez.”

    “BİR YARGI SKANDALI ÜZERİNE KONUŞUYORUZ”

    Açıklamanın ardından söz alan Prof. Dr. Gençay Gürsoy, yargılamanın başından bu yana hedef alındığını söyledi:

    ”Hukukun tedavülden kalktığı bir ortamda, bir yargı skandalı üzerine konuşuyoruz. Böylesi bir dönemin geçmişte yaşamadığımızı defalarca söyledim. Bu sadece ihlaller açısından değil, toplumun değer yargıları, reaksiyonları ve kabullenmeleri bakımından da öyle. Özel bir durum yaşıyoruz. Sıkı yönetim dönemleri geçirdik. Darbeler gelir, dağıtır ve sonrasında gider. Sıkı yönetim dönemlerindekinden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz. Akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırıldığı, iyi yetişmiş genç öğretim üyelerinin de ülkeyi terkettiği bir dönemdeyiz ve bunun bedelinin ağır olduğunu anlatmaya çalıştık.

    Bu tablo içinde benim özel muamele gördüğü doğru. Erteleme ve ceza arttırımındaki katı tavır, zannedersem baştan kararlaştırılmıştı. Neredeyse oğlum yaşındaki bir hakim beni yargılıyordu. Savunmamı yaparken, avukatım oturup oturamayacağımı sordu. Hakim, oturmama izin vermedi. Oğlum yaşındaki hakim bizi yargılarken ayakta bekletti. Baştan hedef alındığım belli oluyor. Mahkemede, ‘Savaş bir halk sağlığıdır’ görüşüne katılıyor musunuz diye sordular. Katılıyorum dedim. Bunun bedelini ödüyorum.”

    “BİLDİRİYE İMZA ATTIĞIM İÇİN SUÇLULUK DUYMUYORUZ”

    Gençay Gürsoy’un ardından ardında söz alan hakkında ertelemesiz ceza verilen Prof. Dr. Özdemir Aktan, Prof. Dr. Şahika Yüksel, TTB eski başkanlarından Eriş Bilaloğlu ve TTB eski başkanlarından Prof. Dr. Raşit Tükel, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı barış bildirisine imza atmanın suç olmadığını savunduklarını belirterek, “Biz bu bildiriye imza attığımız için suçluluk duymuyoruz. Suçluluk duygusunu başkaları düşünsün” dedi.  (ARTI GERÇEK)

  • Barış Akademisyenleri’nin duruşması 4 Ekim’e ertelendi

    Barış Akademisyenleri’nin duruşması 4 Ekim’e ertelendi

    Çatışmalı ortamın ve hak ihlallerinin durması talebiyle ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan İstanbul Üniversitesi’nden 3 akademisyenin davası bugün Çağlayan Adliyesi, 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Beraat taleplerinin bildirildiği duruşmalar ertelendi.

    Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “Terör örgütü propagandası” ile suçlanan üç akademisyen Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmalarına çıktı.

    İstanbul Üniversitesi’nden araştırma görevlileri F.K.Ö. ile Egemen Kepekçi ve Yrd. Doç. Dr. Hediye Esra Arcan duruşma salonunda hazır bulundu.

    Duruşmalarda avukatların derhal beraat ve davaların birleştirilmesi talepleri reddedildi. Savunma için ek süre veren mahkeme heyeti üç duruşmanın da 4 Ekim’de devam etmesine karar verdi.

    Avukatlar ayrıca, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden dört akademisyenin yargılandığı dava dosyasının celbi talebinde bulundu. Mahkeme, dosyanın iddianamesinin, tutanaklarının ve TCK 301 konusunda Adalet Bakanlığı’na yazılan yazı ve gelen cevabın istenmesine karar verdi.

    Akademisyenlere “son kez süre verildiği” belirtilerek ikinci duruşmaya katılmazlarsa “yasal gereğinin yapılacağı” mahkemece ihtar edildi.

    İmzacı akademisyenlere yönelik davalar 5 Aralık 2017’de başladı. 1 Mart itibariyle 136 kişinin ilk duruşmaları, bu kişilerden 30’unun ikinci duruşmaları görülmüş oldu. Üç akademisyen hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi, cezalar ertelendi.

  • Barış Akademisyenleri yargılandı: Bir kez daha söz barışın

    Barış Akademisyenleri yargılandı: Bir kez daha söz barışın

    ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı metni imzaladıkları için yargılanan 12 akademisyen hakim karşısına çıktı. Çağlayan Adliye’sinde görülen duruşmalar öncesi akademisyenler adliye önünde açıklama yaptı. ‘Talebimizde ısrarcıyız, bu suça ortak olmayacağız’ yazılı pankart taşıyan Barış İçin Akademisyenler, bir kez daha ‘söz barışın’ dedi.

    Bölge illerindeki sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan hak ihlallerinin ve çatışmalı sürecin sona ermesi için 1123 akademisyen “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı barış bildirisini imzalayarak kamuoyuyla paylaşmıştı.

    Geçtiğimiz yıl, yaklaşık 150 imzacı akademisyen hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla ayrı ayrı davalar açıldı. Açılan davalar kapsamında ayrı ayrı yargılamaları yapılan 12 akademisyen Çağlayan’daki İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

    BUGÜN DURUŞMASI GÖRÜLEN AKADEMİSYENLER

    Dr. Ali Serdar (Özyeğin Üniversitesi), Prof. Dr. Ayşe Serdar (İTÜ), Araştırma Görevlisi Dr. Şükran Çavdar (İTÜ), Doç. Dr. Leyla Şimşek Rathke (Marmara Üniversitesi’nde) Prof. Dr. Günay Göksu Özdoğan (Marmara Üniversitesi), Okutman Cansever Güner (Marmara Üniversitesi), Araştırma Görevlisi Can Yalçın Armutçuoğlu (Marmara Üniversitesi), Didem Gürses (Yıldız Teknik Üniversitesi), Araştırma Görevlisi Burcu Yılmaz Gündüz (Marmara Üniversitesi), Okutman Nergis Perçinel (İTÜ), Doktora öğrencisi Semih Savaşal (Yıldız Teknik Üniversitesi), Dr. Ayşe Zeynep Akalın Özdemir (İTÜ).

    DURUŞMALAR ERTELENDİ

    Dr. Ayşe Zeynep savunmasında, “Bildiriyi, barış konusundaki duyarlılığımı kamuoyuyla paylaşmanın kişisel ve mesleki bir sorumluluk olduğuna inandığım için imzaladım. Ülkemdeki tüm insanların barış, huzur ve refah içinde yaşaması dileğimdir! Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi. Özdemir’in duruşması 28 Haziran’a ertelendi.

    İTÜ’de okutman olarak görev yaparken bildiriyi imzalayan Nergis Perçinel savunmasında “Filoloji eğitimi almış biri olarak, dillerin insanları birbirinden uzaklaştırmadığını, aksine birbirine bağladığını düşünüyorum. Birbirimizi anlamanın yolu çoklu diller ve barıştır” dedi. Perçinel’in duruşması 28 Haziran’a ertelendi.

    Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Didem Gürses, Marmara Üniversitesi Araştırma Görevlisi Can Yalçın Armutçuoğlu, Burcu Yılmaz Gündüz ve Doç. Dr. Leyla Şimşek’in duruşmaları da 28 Haziran’a ertelendi.

    Prof. Dr. Günay Göksu Özdoğan, Prof. Dr. Ayşe Serdar, Dr. Ali Serdar,  Cansever Güner’in duruşmaları 12 Temmuz tarihine ertelendi.

    Yıldız Teknik Üniversitesi Doktora öğrencisi Semih Savaşal’ın duruşması 18 Eylül’e ertelendi.

    Marmara Üniversitesi’nden Cansever Güner ise duruşma salonunda yer almadı. Güner’in yaşadığı ilin değiştiğine dair mahkemeye bilgi iletildi.

    4 BARIŞ İMZACISI DAHA HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

    Bölge’deki sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan hak ihlallerinin ve çatışmalı sürecin sona ermesi için Barış Bildirisini imzalayan 150’yi aşkın akademisyen hakkında açılan davalar kapsamında yapılan yargılamalara devam edildi. Barışı savundukları için Terörle Mücadele Kanunu 7//2 maddesi gereğince 7 buçuk yıl hapis istemiyle yargılanan 4 akademisyen Çağlayan’daki İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

    İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Kerem Eksen’in duruşmasını birleştirme talebine dosyayı içeriğini incelendikten sonra değerlendireceğini söyleyen mahkeme, bir sonraki duruşmayı 19 Nisan saat 10.00’a erteledi.

    Ben ne kahramanım, ne de düşman sadece vicdanı olan bir insanım” diyerek beraat talep eden Marmara Üniversitesi’nden Meryem Didem Dayı Tirek’in duruşması 24 Nisan’a ertelendi.

    Mahkeme, mevcut delil durumunu göz önüne alarak Anaysa Mahkemesi’ne gönderilme talebinin reddine karar vererek Galatasaray Üniversitesi’nden akademisyen Mehmet Rıza Türkay 26 Nisan’a erteledi.

    Daha sonra İTÜ’den emekli akademisyen Ahmet Yücel Candemir’in avukatı Burak Can “1128 kişi yargılanırken bir hakimin beraat vermesi kahramanlık olur. Bunu bekleyemeyiz. OHAL bitene kadar yargılama durmalı” dedi.

    Mahkeme, durma talebini mevcut delil durumu sebebiyle duruşmayı 26 Nisan’a erteledi.