Etiket: buğday meydanı

  • Pir Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının yarın 85. yılı

    Pir Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının yarın 85. yılı

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 85. yılında anılıyor. Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), “Hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik” çağrısı ile 15 Kasım Salı, saat 19.37’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde anma yapacağını duyurdu.

    85 yıl önce Dersim’in önde gelenlerinden Pir Seyid Rıza ve arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi. Mezar yerleri hala bilinmeyen Seyit Rıza ve arkadaşları birçok ülkede anılacak.

    Dersim coğrafyasının maruz kaldığı en kanlı katliam olan 1937-38’de yaşananlar halen açıklığa kavuşmuş değil. İdam edilenlerin mezar yerleri hala açıklanmazken, Dersimliler 85 yıldır seyitlerinin ve yakınlarının mezar yerlerini arıyor.

    “HİÇBİR ŞEYİ UNUTMADIK”

    Bu arada, kimyasal gazlar, bombalar ve yargısız infazlarla yaşamdan koparılan insanların hesabını sormak adına her yıl olduğu gibi bu yıl da birçok dünya ülkesinde anmalar yapılacak.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), yaptığı duyuruda, “Hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik” diyerek, 15 Kasım’da saat 19.37’de Kadıköy Rıhtım’da anma yapacağını açıkladı.

    Ankara Dersimliler Derneği de her yıl olduğu gibi bu yıl da katledilenleri yapacakları programlar ile anacak. “85. Yılında kefensiz yatanlarımızı anıyoruz” çağrısını yapan Ankara Dersimliler Derneği, 15 Kasım’da, saat 18:00’de Tüm Bel-Sen toplantı salonunda anma yapacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dersim Katliamı’nı tanıma ve yüzleşme ne zaman gerçekleşecektir?’

    ‘Dersim Katliamı’nı tanıma ve yüzleşme ne zaman gerçekleşecektir?’

    PİRHA- Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Seyid Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesinin yıldönümü dolayısıyla Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Dersim’in kayıp çocuklarının bulunması, soykırımı planlayan ve destek sunanların tespiti için arşivlerin açılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

     HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Dersim direnişinin öncülerinden Seyid Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesinin yıldönümünde Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Dersim’in kayıp çocuklarının bulunması, soykırımı planlayanların ve destek sunanların tespiti için devlet arşivlerinin açılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    “TÜRKIYE, TÜM KARANLIK GEÇMIŞIYLE YÜZLEŞMEK ZORUNDADIR”

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Yasadışı bir mahkeme neticesinde Elâzığ Buğday Meydanı’nda infaz edilen seyitlerimizi anmak bugün bile yasaklanıyor, engelleniyor” dediği soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye Cumhuriyeti asla kendi tarihi ve işlediği insanlık suçlarıyla yüzleşmemiştir. Alevi toplumu başta olmak üzere, tüm halkımızın ve insanlığın beklentisi Türkiye Cumhuriyeti’nin, halklara, Alevi ve diğer toplumlara karşı işlediği suçlarla gerçek manada yüzleşmeli, özür dilemeli, Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasında adım atılmalıdır.

    2011 yılında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa, ben özür diliyorum’ demiş ancak sonrasında bu karanlık geçmiş ile bir yüzleşme maalesef gerçekleşmemiştir.

    ‘Geçmişle yüzleşme/hesaplaşma’ her iktidar döneminde sakıncalı ve korkulan bir alan ve kavram olarak görülmektedir. ‘Hesaplaşmanın’ bir intikam silahı olarak görülme korkusundan vazgeçilmelidir. Yüzleşme ve hesaplaşma, toplumsal barışa ve tabi ki insan haklarını önceleyen, demokrasi ve hukuk devleti değerlerine dayalı bir siyasal kültürün yerleşmesine katkı sunacaktır.

    Dersim Halkının tarihsel acılarını dindirecek, toplumsal barışı sağlayacak, katliamla yüzleşecek gerçek ve samimi adımlar atılmalıdır. Türkiye artık katliamlarla anılmamak, demokratik hukuk devleti olma yolunda ilerlemek ve iç barışın tesisini sağlamak istiyorsa Dersim Soykırımı özelinde tüm karanlık geçmişiyle yüzleşmek, hesaplaşmak, halklara karşı işlenen insanlık suçlarını aydınlatmak, katliam mağdurları ve yakınlarının zararları tanzim etmek zorundadır. Bu kapsamda, 1937-38 tarihli Dersim Soykırımı ile yüzleşerek tarihsel acıların onarımı sağlayacak adımların atılması, Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, soykırımı planlayanların ve destek sunanların tespiti için devlet arşivlerinin açılması, bir daha bu tür katliamların yaşanmaması için Türkiye’de soykırım suçunun yasalarla düzenleyerek bu yasalara işlerlik kazandıracak politikaların üretilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep ederim.”

    “YÜZLEŞME NE ZAMAN GERÇEKLEŞECEKTİR?”

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, konuyla ilgili bir de soru önergesi kaleme aldı. Kılıç Koçyiğit, idamlarının 84. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarının anılması önünde yapılan engellemeleri işaret ederek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “1935-1938 tarihlerinde Dersim’de yaşananlar ile ilgili arşivlerin açılmasını neden sağlamıyorsunuz?

    Dersim katliamını tanıma ve yüzleşme ne zaman gerçekleşecektir?

    Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması adına Bakanlığınızca bir girişim olmuş mudur?

    1938 tarihli Dersim katliamı ile Dersim’in önde gelen önderlerinden Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının anılmasına neden müsaade edilmemektedir? Yasaklanan etkinlik ve anmaların yasal dayanağı nedir?

    4 Mayıs tarihinin Dersim Katliamında yaşamını yitirenleri anma ve yas günü ilan edilmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘82. yılında kefensiz yatan canlarımızı anıyoruz’

    ‘82. yılında kefensiz yatan canlarımızı anıyoruz’

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, 15 Kasım 1937’de idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıyor.

    DAD Ankara Şubesi, 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını yapacağı etkinlik ile anacak.

    16 Kasım saat 15:00’te Sümer 2 Sokak No:29/3 Kızılay adresinde yapılacak anmada ilk olarak basın açıklaması okunacak. Programın devamında ise Yüksel Mutlu’nun moderatörlüğünde Sosyolog Şükrü Aslan ‘Cumhuriyet dönemi arşivlerinde Dersim’ konusunu, Hukukçu Kamil Ateşoğulları ise ‘Yargılamalar ve hukuki süreç’ başlıklarına dair sunumlar yapacak.

    “82. Yılında kefensiz yatan canlarımızı anıyoruz” çağrısı ile yapılacak anmaya Ankara Dersimliler Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, Ankara Vartolular Derneği, Pir Sulan Abdal Kültür Derneği, Gürün Yuva ve Külahlı Köyü Dernekleri, Ankara Tuzluçayır Cemevi, Ankara Divriği Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri de katılım gösterecek.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Seyit Rıza ile birlikte Dersim’in inancı, dili ve kültürü de idam edildi’-VİDEO

    ‘Seyit Rıza ile birlikte Dersim’in inancı, dili ve kültürü de idam edildi’-VİDEO

     PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişlerinin 82. yılına ilişkin konuşan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Dersim’de Seyit Rızalar ile birlikte inançlarının, dillerinin ve kültürlerinin de idam edildiğini söyledi.

    Haberin Videosu

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu imzası ile başlatılan harekat sonrası binlerce Kürt-Alevi yurttaş Dersim’de katledildi. Katliamının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen henüz sorumluluğu olan tek bir isim dahi yargılanmadı.

    Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü biliniyor. Bugün halen Dersim’e dair tüm arşivler açılmadı, hakikatler tam olarak açığa çıkarılmadı.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. yılında da bu talepler yinelenecek.

    Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Dersim hadisesinin Cumhuriyet döneminde değil 1860’lardan başlayarak günümüze kadar geldiğini kaydetti.

    Cumhuriyet öncesi dönemlerde Dersim’e ilişkin raporların hazırlanıp tedip ve tenkil harekatlarının yapıldığını belirten Yeşilgöz “Cumhuriyet dönemiyle devleti yönetenlerin tek ulus, tek devlet, tek dil anlayışı üzerine iktidarlarını kurmak istediklerini ancak buna karşı Dersim’de kendi kültürünü, dilini, inancını kendine özgü yaşamak isteyen bir toplumun olduğunu söyledi.

    Dersim Katliamı’ndan önce Koçgiri, Zilan, Şeyh Said katliamlarının yaşandığını ve bu katliamlardan sonra tekçi anlayışın egemen kılınması için Dersim’in ve Dersim Seyitlerinin imhasına yönelik hazırlanan programların gündeme konulduğunu ve uygulandığını belirten Yeşilgöz, 1937’ye geldiğinde ise yapılan tüm görüşmeler sonucu verilen tüm sözlerin yok sayıldığını Seyit Rıza’nın da içinde yer aldığı 7 kişinin idamıyla sonuçlanan bir sürecin başlatıldığını ifade etti.

    “GÖSTERMELİK BİR MAHKEME İLE SEYİT RIZA VE YOLDAŞLARI İDAM EDİLİYOR”

    Yeşilgöz  Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilme ve idam edildikten sonraki sürecini ise şöyle aktarıyor:

    “Hiçbir hukuksal alt yapısı olmayan tamamen hukuk devleti anlayışı dışındaki bir anlayışla Elazığ’da kurulan mahkemede 72 yargılanıyor. Bu 72 kişinin yargılanması özel kanunlarla, yani o dönem meclise sunulan daha önce kanun tasarısı olarak Munzur Vilayetinin kurulması kanunu meclise geliyor. Devletin tekçi anlayışının bir ürünü olan Tunç-el operasyonu Tunceli olarak değiştirildiği bir süreçten sonra da orada insanların idamı ve imhasına yönelik bir altyapı oluşturuluyor. Bu oluşturulan altyapının sonucunda da Elazığ’da kurulan göstermelik bir mahkemede Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenleri yargılanarak 7’si idama mahkum ediliyor. Diğerleri de ömür boyu hapse çarptırılarak Türkiye’nin birçok ilindeki hapishanelerine gönderiliyor.  Şimdi öylesine hukuksuz bir anlayış ki idam edilenlerin bugün mezar yerleri dahi bilinmemektedir. O gün anlatılan bir rivayete göre gece sabaha doğru bir traktör römokuna konulan 7 kişinin cenazesi Elazığ-Malatya arasındaki Kömürhan Köprüsündeki tepelik bir alanda yakıldığı söyleniyor. Süreç bu şekilde buraya geliyor. Ama o günden sonra değişen bir şey var mı Türkiye’de veya iktidar erklerinde? O günden bugüne değişen bir anlayış yok.  Seyitlerimizin mezar yerleri tespit edilinceye kadar, bildirilinceye kadar, o dönem sürgüne gönderilen ve sürgün yerlerinde ölen Dersim ileri gelenlerinin bilgileri açıklanana kadar ve o gün evlat verilen kızlarımızın akıbetleri belli oluncaya kadar biz bu mücadeleye devam edeceğiz.”

    “ALEVİ İNANCINA SAHİP OLANLARA HEP KATLİAM VE ZULÜM REVA GÖRÜLMÜŞTÜR”

    O dönem Dersim’de Seyit Rızalar ile birlikte inançları, dilleri ve kültürlerinin de idama götürüldüğüne dikkat çeken Yeşilgöz sözlerine şöyle devam etti:

    “Seyit Rıza bir ocakzadedir. Alevi anlayışında önemli bir noktadır. Bu anlamda tek dil, tek din, tek ulus anlayışın sonucu ve farklı inançlara, kültürlere, dillere olan tahammülsüzlüğün sonucu Seyit Rızalar idama götürülüyor. Çünkü o tekçi anlayışı o gün kabul etmeyip kendi inançları doğrultusunda da mücadelesini sürdüren insanlardı. O gün, Buğday Meydanı’nda dönüp oğluna ‘Başını dik tut cigeramın varsın Buğday Meydan’ı bize Kerbela Meydan’ı olsun’ şiarı o inancının bir üründür. Kerbela’dan günümüze kadar Alevi inancına ve bu inancın ileri gelenlerine hep zulüm, katliam, ölüm reva görülmüştür. Bu bugünde farklı yönleri ile devam ediyor. O gün ‘ Ben sizin yalanlarınız ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama bende sizin karşınızda diz çökmedim buda size dert olsun’ şiarı tüm mazlum halkların tüm insanlığın önünde bir rehber olarak durmaktadır. Bugün inanıyorum ki Kobani’de ve Rojava’da zulme karşı sürdürülen mücadele o gün söylenen zalimin zulmü karşısında boyun eğmemenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. O gün söylenen bu söz bugün mazlum halklar arasında da kabul görmüştür ve zulme karşı boyun eğmeme yönünde ki mücadele devam edecektir.”

    “GÜNLÜK POLİTİKALAR İLE BAŞARIYA ULAŞAMAYACAKLARINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Alevi Ocaklarının hemen hemen hepsinin çıkış noktasının Dersim olduğunu belirten Yeşilgöz, şunları ifade etti:

    “Bugüne kadar Dersim’e yönelik birçok  özel politikalar üretilmiştir. Bu politikaların sonucu olarak 1980 darbesi sonrası oraya gönderilen Kenan Güven Dersim’de asimilasyon politikasını en canlı şekilde uygulamaya çalıştı. Ve Dersim’in birçok yerinde camiler inşa etmeye başladılar. Ancak bu politika tutmadı. Ancak devletin bu politikasında bugün de  geri adım atmadığını görüyoruz. Bir dönemde kayyım olarak görev yapan bugünkü Dersim Valisi  Dersim’in Alevi inancının asimile edilmesi için bir sürü politikalar uyguluyor. Dersim’de tek bir cemevi bulunurken yeni oluşan mahallelerde sürekli camilerin yaptırılması bu tekçi din anlayışının tekrardan hortlatılmasıdır. Bu politikalar tutmayacaktır. Dersim cemevinin bugün devlet eli ile yönetiliyor olması bir ölçüde bu asimilasyon politikasının adım adım başarıya götürülmesi yönündeki çabadır. Ama tutmayacaktır. Son yıllarda dağlarımız, ormanlarımız yakılırken vali ve müftü eli ile Dersim Meydanı’nda aşure dağıtılması yine bu geleneğimize karşı bir haksızlıktır. Bu inancımıza karşı bir tahammülsüzlüğün orada sergilenmesidir. Bu gibi günlük politikalar ile veya bu tip asimilasyon politikaları ile başarıya ulaşamayacaklarını düşünüyorum. Çünkü Dersim’in Kızılbaş Alevi inancı zalimin zulmüne boyun eğmeyen tutumu hiçbir dönem bunları kabul etmeyecektir. Günlük başarılar elde edebilirler ama uzun  vadeli hiçbir dönemde bu asimilasyoncu politikalar inancımız, dilimiz, kimliğimiz üzerinde de başarılı olamayacaktır. Bu başarılı olamama yolu da tüm Dersim kurumlarının veya Dersim halkının örgütlü bir şekilde mücadele etmesine bağlıdır. Dağınıklık, farklı farklı yerlerde bulunmak bu asimilasyona karşı gücümüz zayıflatacaktır. Tüm demokrasi güçleri ile ortak mücadele etme yollarını ve zeminlerini genişletmemiz ve güçlendirmemiz gerekir. Ancak inancımıza, dilimize, kültürümüze bu şekilde sahip çıkabiliriz. “

    “YAPILAN ZULMÜ UNUTTURMAMAK ADINA HERKESİ DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. Yılına ilişkin Cumartesi Günü saat 18:00’de yapılacak olan anmaya  ilişkin Dam Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz şu çağrıyı yaptı:

    “Biz 90’larda Tunceli kültür ve Dayanışma Derneği olarak başlattığımız o geleneği daha sonra 2013 yılında kurmuş olduğumuz Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) vasıtası ile bu anmaları devam ettiriyoruz. Bu yılda Şişli Kent kültür Merkezi’nde (Cemil Candaş Kültür Merkezi) 16 Kasım Cumartesi günü saat 18:00’de yapacağımız etkinlikle Dersim ileri gelenlerini ve Seyitlerimiz  unutturmamak ve anmak için bir arada olacağız. Bu anmamıza, yapılan bu zulmü unutturmamak  ve unutmamak adına herkesi destek olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Ankara Dersimliler Derneği: Arşivler açılsın Dersim ismi iade edilsin

    Ankara Dersimliler Derneği: Arşivler açılsın Dersim ismi iade edilsin

    PİRHA – İdam edilişlerinin 80. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını anan Ankara Dersimliler Derneği, taleplerini bir kez daha yineleyerek her inanç ve ulustan halkları ortak mücadeleye çağırdı. 

    İdam edilişlerinin 80. yılında Seyit Rıza ve yoldaşları Türkiye ve Avrupa’nın birçok yerinde anılıyor. Ankara Dersimliler Derneği’nin düzenlediği anmaya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Demokratik Alevi Derneği (DAD), Kızılırmak Köy Dernekleri Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Pülümür Sağlamtaş Köy Derneği, KESK Ankara Şubeler Platformu, HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş, ÖDP Ankara İl Örgütü, EMEP Ankara İl Örgütü, HDP Ankara İl Örgütü ve Halkevleri destek verdi.

    “ACILARINI YÜREĞİMİZİN DERİNLİĞİNDE HİSSEDİYORUZ”

    Basın metnini okuyan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Ali Ekber Çelik, “Kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezarları bile belli olmayan, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin taa derinliğinde hissediyoruz” dedi.

    Dersim katliamı yarasının insanların belleğinde hala kanamaya devam ettiğini vurgulayan Çelik, Dersim halkına karşı bir soykırım uygulandığını, çocukların ailelerinden kopartılarak başta subay aileleri olmak üzere çeşitli ailelere evlatlık verildiğini ifade etti.

    YÜZSÜZLEŞME POLİTİKASI

    “Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır” diyen Çelik, Dersim’deki soykırımın sorumlusu olan ırkçı ideolojinin günümüzdeki devamı olan siyasi iktidarın değişim ve yüzleşme iddialarına inanmadıklarını kaydederek şöyle konuştu:

    “Zira 1930’lu yıllardaki faşist ırkçı geçmişi göz önüne alınmadan, Yahudi soykırımı ile Dersim soykırımı arasındaki zamana ve uygulamaya ait paralellik aydınlatılmadan Dersim 1938’in derinliği anlaşılamaz. Kaldı ki sistemin siyasal temsilcileri ve suç ortakları Dersim halkının nazarında zaten mahkum olduklarından, bunların yüzleşme adı altındaki politik oyunları olsa olsa YÜZSÜZLEŞME olarak adlandırılabilir. Bugün AKP o günlerden aldığı mirası bir çok araç (baraj ve Hes’ler,madenler, köy boşaltmalar) ile devam ettirmektedir.”

    “TOPTAN İMHAYA DÖNÜŞTÜ”

    1937-38’in Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan imha haline dönüştüğü tarihi olduğunun altını çizen Çelik, “15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri, Seyid Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Civrail Ağa, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê Elazığ buğday meydanında idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Yakınları 80 yıldır atalarının mezar yerlerini arıyorlar” dedi.

    TALEPLERİNİ YİNELEDİ

    Evlatlık ya da yetiştirme yurtlarına verilen binlerce Dersimli çocuğun akibetinin belli olmadığını söyleyen Çelik, tüm Dersimliler olarak taleplerini bir kez daha yineleyerek her inanç ve ulustan halkları ortak mücadeleye çağırdı.

    Çelik “Arşivler Açılsın Dersim ismi iade edilsin. Dersim halkından özür dilensin. Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın. Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın. Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

     

  • Demokratik Halklar Federasyonu: 93’te Sivas’ta yakan zihniyet, 2016 yılında da Cizre’de  yakmıştır

    Demokratik Halklar Federasyonu: 93’te Sivas’ta yakan zihniyet, 2016 yılında da Cizre’de yakmıştır

    PİRHA – 2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden aydın ve sanatçılardan 33’ü ve 2 otel çalışanı olmak üzre 35 insan kaldıkları otelin yakılması sonucu hayatını kaybetti. Demokratik Halklar Federasyonu yayınladığı basın metniyle, katliamda hayatını kaybedenleri anarak, herkesi katliamın 24. yılında alanlara çağırdı. 

    Sivas Katliamı’nın 24. yılında Demokratik Halklar Federasyonu (DHF) basın metni yayınlayarak katliamcı zihniyeti kınadı.

    “Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan TC’ye katliamlar tarihi üzerinden saldırılar artarak devam etmektedir” denilen açıklamada, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta 33 aydın, yazar ve Alevileri katleden anlayış bugün AKP ile iktidara taşınmış ve saldırılarını arttırarak devam ettiği vurgulandı.

    “DEVLET HALEN ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPTIRIYOR”

    Sivas Katliamı’nın bir gûruhun, ırkçı-dinci hezeyanları olarak ele alınmaması gerektiği vurgulanan açıklamada şunlar belirtildi:

    “Sivas Katliamı, geçmişten günümüze devletin Alevilere yönelik kininin bir göstergesidir. Bu kin, geçmişte Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Malatya, Gazi-Ümraniye katliamları tarihte kanlı bir not olarak yerini almıştır. Devletin Alevilere yönelik öfkesi ve kini ise hala devam etmektedir. Alevi köyleri devlet tarafından yoksulluğa mahkum edilmekte, köylere zorla ve/veya tehditle camiler inşa edilmekte, zorunlu din dersi ile Alevi çocukları sistemli bir asimilasyona tabi tutularak, Aleviler hedef gösterilmektedir. Aleviler üzerindeki baskılar her geçen gün artmaktadır.”

    “EMEKÇİLER HER ZAMAN BASKILARA KARŞI DURMUŞTUR”

    Bu katliamlara karşı tek çözümün örgütlü mücadeleyle sağlanacağını belirtilen DHF, şunları ifade etti:

    “Her dönem katliamlarla sınanan emekçiler ve ezilenler direniş geleneğiyle, faşist-gerici baskılara karşı durmuştur. Faşist zihniyet katliam politikaları ile kendisine karşı duran herkes üzerinde kendini göstermektedir. 93’te Sivas’ta diri diri yakan zihniyet, 2016 yılında da Cizre’de Kürtleri diri diri yakmıştır. 1938’de Elazığ Buğday Meydanı’nda Seyit Rıza’nın sesinde yankı bulan baş eğmezlik çağrıları, 2016’da Cizre’de Mehmet Tunç’un sesinde yankı bulmuştur. Birbirinden farklı dönemlerde yapılan bu çağrılar, emekçilerin ve ezilenlerin birleşik mücadele çağrısıdır. Ve bu çağrıya cevap olacak somut atılım ise örgütlü mücadeleyi yükseltmek, emekçileri-ezilenlerin ortak mücadelesini örmektir.”