Etiket: bülent felekoğlu

  • Felekoğlu’ndan Murat Açıl’ın Hakk’a uğurlanış biçimine eleştiri

    Felekoğlu’ndan Murat Açıl’ın Hakk’a uğurlanış biçimine eleştiri

    PİRHA-DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden İmranlı Belediye Başkanı Murat Açıl’ın Hakk’a uğurlama erkanına ilişkin yazı kaleme aldı. Felekoğlu, Açıl için cemevinde yapılan uğurlamanın aslında Sünni ritüellere göre yapıldığına dikkat çekerek, “Koçgiri kadınları evlatlarına ağıt yakarken hakikati yüreğimizin en derininde yankılandı. Fakat; ne çare ki işgüzarca iş bilenler hazırlamışlardı meydanı. Kırıma uğrattıkları Koçgiri’nin fatihasını İstanbul’da okudular” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, Sivas’ta trafik kazasında hayatını kaybeden İmranlı Belediye Başkanı Murat Açıl’ın İstanbul’da Garip Dede Cemevi’nden Hakk’a uğurlanarak Büyükçekmece Mezarlığı’nda toprağa sırlanmasına ilişkin yazı kaleme aldı.

    Felekoğlu yazısında, Açıl için yapılan Hakk’a uğurlama erkanının Alevi inancının ritüellerine uygun olmadığını, Alevilerin Sünnileştirilmeye çalışılarak asimile edilmek istendiğini belirtti.

     “DERDÊ DİLAN. VASİYETİ OLANLARA…”

    Bülent Felekoğlu’nun yazısının tamamı şöyle;

    “Derdê Dilan. Vasiyeti Olanlara ….

    Ax u ax zeman, gûl u derd ten ziman, miriye meji disa li bin destan.

    Cigera me xezar parçan, denge xeng u dayikan gihişt ezman…

    Elim bir trafik kazasında yaşamını yitiren İmranlı Belediye Başkanı Murat Açıl’ın Garip Dede Dergahı’nda Hakka Uğurlama Erkanı (Cenaze Namazı) yapıldı. Koçgiri’de ablası “Ne olur tekrar buraya getirin” ağıdı ile yalvardı can kardeşini ana toprağından götürenlere. Bir savaş esirinin son dileği gibi idi. Fakat köklerine dönenler için ya kayıp mezar ya da sürgün ellere tekrar sürgün edilmektir zulmün kitabında. Çünkü mezarın yurdunun tapusudur. Gurbet ellerde ise bir karışlık mekân. İstanbul – Küçükçekmece’de Hakk’a sırlandı. Gelecek de kendilerini Cumhurbaşkanı görenlerin yönlendirmesi ile İstanbul’a cenazesi getirildi. Lakin en iyi Kürt ölü Kürt’tür. Açık yasası gereği işletildi bu işleyiş.

    Koçgiri kadınları evlatlarına ağıt yakarken hakikati yüreğimizin en derininde yankılandı. Fakat; ne çare ki işgüzarca iş bilenler hazırlamışlardı meydanı. Kırıma uğrattıkları Koçgiri’nin fatihasını İstanbul’da okudular. Cem Vakfı’nın icazetli erkanı ve Alevi örgütlerinin onayı ile anladığımız dil olan Türkçe ile erkanı yürütüldü. Tüm kurumların onayladığı Hakk’a Uğurlama Erkanı kitapçığında aynı işleyiş uygulanıyor. Vasiyet edenler hiç cenaze erkanına katılmamış gibi davranıyorlar. Arabesk Hakikatçilik yapıyorlar. Anadilinde değil çünkü anadili olan Kürtçe icazetli anlaşılır bir dil değil. Anadilinde erkan yürütüldüğünde, Reya Heq/ Hakk Yolun dili meydana gelir.

    Birde ilk defa görmüş gibi vaveyla edenler var. Vasiyet bırakanlar. Yalnız hepsi de bu asimilasyona ortak olduklarının özeleştirisini vermeden. Beni sazlarla, türkülerle gömün diyorlar. Başım ucuna musahibim gelsin helalliğim ondadır diyen yok. Kirvem gelsin ikrarıma nişandır. Pirim gelsin ocağı cemalim, bedenimi sırladığım hardır. Anam, babam, kız kardeşlerim başım ucunda durun. Kadınlar en ön safa gelin lakin Hakk meydanda rıza ile görünür. Kadın kemaletiyle can berzahta kalmaz. Anadilimde bir gülbeng versin Pirim diyen yok. Varsa yoksa anladığım dil. Ocaklarını anan, hangi aşiretten olduğunu söyleyen yok. Tüm Ocakların başı Hacı Bektaş ile bağlanmış. Herkesin istediği de bu değil mi? Pir Hacı Bektaş’ı hilelerine ortak etmek.

    Çünkü gerçek hepsinin tekerine çomak sokar. Biz biliyoruz ki köklerinden nasiplenen Cem, Cıvat, Erkan sapma yaşamaz. Hakikat her göründüğünde her meydanda kendini hatırlatır. Hakikatin aslına dönme gibi bir gerçeği vardır. Bundan kaçanlar arabeskleşerek sermaye tüketirler sadece.

    “KILIÇDAROĞLU TABUTUMUZ ÜZERİNDE HELALLEŞECEKSE ÖNCE ELLERİNİ GÖNÜL KABELERİNE KOYSUNLAR”

    Bugün Hakk Yol Alevilere bir ray çizilmek isteniyor. Bildiğimiz ve gördüğümüz bir çizgi. Faşizmle korkut, sosyal demokratlara payanda yap. On yılda bir bu durumu tekrarla taki Alevilikten bir şey kalmayana kadar. CHP ve sayın Kılıçdaroğlu tabutumuz üzerinde helalleşecek ise, İmamoğlu ile önce ellerini gönül kâbelerine koysunlar. Oradan Hakk olan sirayet edecektir. Ama gördük ki ne mümkün eller gitmiyor gönül kâbesine.

    Eşit Yurttaşlıktan bahseder kaç zamandır kurumlarımız. Fakat; T.C. Anayasası zaten tüm Yurttaşlarını kanun önünde eşit olarak tanımlamıyor mu?

    O vakit eksik olan tanımlanma sorunudur. O da Kurucu Meclis ve Kurucu Yurttaşlık İlişkisi ile Anayasal olarak tanımlanmaktır. Ekonomi üzerinden halkları oyalayan muhalefet halen mecliste bütçe konuşuyor. Top çevirme meselesi. Bahçelinin verdiği ayar ile. Meclis halkı oyalıyor sadece, bu oyalamadan Aleviler, Kürtler, kadınlar ve işçiler için kalacak olan sadece yeni asimilasyon ve Milli Yerli Sosyal Demokrat dikta hükümeti olur. Onun gövde gösterisini de Murat canımızın erkanında gördük. Sistemin birleştiği Alevilik de Kürtlük de orada açık görülmüştür.

    Heq rama xwe leke, çila wi şa bike, Xızır şewq u qerata wi par bike. Pire xwe ra Heq ra Heq be. Sere Eşire, Male u heval hogiran sağ be.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD, idamların 84’üncü yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı-VİDEO

    DAD, idamların 84’üncü yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı-VİDEO

    PİRHA-Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesinin 84’üncü yılında İstanbul’da bir panel düzenleyen Demokratik Alevi Dernekleri, Dersim Tertelesi’nde katledilenleri andı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) idam edilişlerinin 84’üncü yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği bir panel ile Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı.

    Gazeteci ve Alevi aktivisti Çilem Küçükkeleş, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Bülent Bilmez‘in konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü ise DAD Basın Sözcüsü Bülent Felekoğlu yaptı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Zeynel Özen de panele katılanlar arasındaydı.

    “TERTELE’DEN ÇIKAN HALK KENDİSİNİ NASIL YENİDEN KURDU?”

    Dersim halkının yaşadıklarına rağmen kendisini nasıl yeniden kurduğunun üzerinde yeterince tartışılmadığını belirten Çilem Küçükkeleş, “Bu büyük Tertele’den çıkan toplumun kendini nasıl yeniden kurduğu bizim aslında en eksik bıraktığımız meselelerden birisidir. Dersim’de yaşanan Tertele’yi ben hep üç ayak üzerinde gördüm. Birincisi, ciddi bir nüfus kırımı. İkincisi yerinden etme, sürgün meselesidir. Siz bir toplumu mekânsız bıraktığınız zaman onun kolunu kanadını kırmış olursunuz. Mekânda kalmak hafızada kalmaktır.  Mekânı terk etmek asimile etmektir” dedi.

    “DERSİM’E, KERBELA GİBİ YAKLAŞILMIYORSA SORUMLUSU HALK DEĞİL”

    AABK Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker ise Seyit Rıza’nın “Ben sizin hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde boyun eğmedim, bu da size dert olsun” sözüne dikkat çekti. Öker, şöyle konuştu:

    “Hileleri boşa çıkarma noktasındaki zaaflarımızı öne çıkarmalıyız. Sonuna kadar direniyoruz evet ama hileleri boşa çıkarma noktasında başarılı olamıyoruz. Alevi toplumunun büyük bir potansiyeli bizim dünyamızdan yaklaşmıyor olaya. Kerbela unutulmuyorsa o güçlü anlatım sayesinde unutulmuyor.

    Yakın tarihte yaşadıklarımızı aynı şekilde içselleştiremiyorsak; halkımız Kerbela’ya yaklaştığı gibi Dersim’e yaklaşmıyorsa bunun sorumlusunu halk olarak tanımlamak son derece gerçek dışı bir yaklaşımdır. Bunun muhatabı biziz. Biz neyi eksik bırakıyoruz da toplumumuz Kerbela’yı sahiplendiği kadar Dersim’i sahiplenmiyor. Devletin ciddi bir manipülasyonu ve kanlı tarihini gizleme yaklaşımı var. Ama onun ötesinde kendi tarihimizi kendi perspektifimizden anlatmamız noktasında yaratıcı çıkışlarımız olabilmeli.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla düzenlenen Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi. PİRHA’ya konuşan Alevi katılımcılar bu konferansın demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğu vurgusu yaparak, Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına mücadeleye devam edeceklerini söylediler.

    İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla ‘Büyük Demokrasi Konferansı’ düzenlendi.

    Konferansın bileşenleri arasında Aleviler de yer aldı.

    İstanbul’da düzenlenen ‘Büyük Demokrasi Konferansı’na katılan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek, DAD Basın sekreteri Bülent Felekoğlu, Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, konferansı Aleviler cephesinden ele alarak PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundular.

    “BİZ ALEVİLER OLARAK DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ORTAKLAŞMAK İÇİN BURAYA GELDİK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eğer Türkiye’de demokrasi mücadelesi gelişecekse böyle yapılarla gelişecek ve büyüyecek. Ülkenin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Dolayısıyla bu çığlıkların güçlü bir sese dönüşmesinin yolu bu tür çalışmaları Türkiye’nin her tarafına yaymaktan geçiyor. Biz Aleviler de, demokrasi mücadelesi veren diğer yapılarla bir arada olmak ve demokrasi mücadelesinde ortaklaşmak için buraya geldik. Ben konuşmacıları ve katılımcıları dinlediğimde içimden ‘Evet bu sefer olacak gibi’ dedim.”

    “BÖYLE BİR DÖNEMDE ÇOBAN ATEŞLERİ YAKMAK ÇOK DEĞERLİ”

    Demokrasi Konferansı’nın çok önemli ve değerli bir konferans olduğuna dikkat çeken Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek de, Demokrasi Konferansı’nı, bir araya gelme ve birlikte mücadele etme sürecini 1980’den sonraki sürece benzettiğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Türkiye’deki ‘ötekiler’ dediğimiz Kürtler, Aleviler, son 10 yıl içerisinde toplum tarafından ötekileştirilenler ve demokrasi çıtasının her gün biraz daha yerlerde süründüğü, mafyokrasi dediğimiz yeni sistemin egemen olmaya çalıştığı bir dönemde çoban ateşleri yakmak çok değerli. Burada ifade edilen İkizdere’den çevrecilere kadar, gençlerden LGBT+ bireylere kadar herkesin ortak talebini bir çatı altında toplamak, hem ülkeye hem dünyaya tek ses olarak haykırmak çok değerli ve çok önemli. Buradaki çalışmaların her tarafa yayılmasını umuyorum.”

    Gülçiçek, Koçgiri bölgesi şahsında genel bir değerlendirme yaparak, “Asimilasyon sonucu geldiğimiz nokta, demokrasinin olmadığı, tek sesin, tek tipin olduğu her yerde diğerlerinin kendini ifade etmesi gerçekten çok zor” dedi.

    “DEMOKRASİYİ, REFAH İÇERİSİNDE YAŞAMANIN YEGANE KRİTERİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Bu toprakların bir çok inancın ve halkın bir arada yaşadığı topraklar olduğuna ve bunların ülkenin zenginlikleri olduğu değerlendirmesinde bulunan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, şunları söyledi:

    “Eğer bu ülkeyi yönetenler bu zenginliğin farkına varır ve bu yönde bakış açısı geliştirirlerse bu mozaik, bu farklılıklar bize gerçekten daha iyi şartlarda yaşamanın, daha özgür bir yaşamın ve kendimizi daha iyi ifade etmenin zeminini oluşturabilir. Ancak milliyetçi ve baskıcı bakış açıları ve yönetim biçimleri bu topraklardaki yaşamımızı gerçek anlamda zehir ediyor ya da bize zulmediliyor algısını oluşturuyor. O nedenle Demokrasi hepimiz için vazgeçilmez temel bir ihtiyaç.

    Biz Divriği Kültür Derneği olarak, iki yıl önce ‘Acil Demokrasi’ temasıyla bir genel kurul yaptık, sonuç bildirgesi yayınladık. Demokrasiyi, huzurlu refah içerisinde yaşamanın yegane kriteri olarak görüyoruz. Bu sebeple Demokrasi Konferansı’nın bir bileşeni olduk. Bu topraklarda demokrasiyi sonuna kadar yaşayacağımız günleri hep birlikte inşa etmeyi umut ediyorum.”

    “BİZ KADINLAR, HAKLARIMIZDAN, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kadınları temsilen de konferansta bulunduğunu söyleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Demokrasi Konferansı’nı hem Aleviler hem de kadınlar cephesinden şu ifadelerle değerlendirdi:

    “Bu coğrafyada kadınlar, hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar, katlediliyorlar, şiddete maruz kalıyorlar ve temel haklarından yoksun haldeler. Alevi kadınlarının bu yoksunluğunun üzerine biraz da inançsal anlamda ötekileştirilmeleri sorunu da ekleniyor. Dolayısıyla biz alevi kadınlar için, kadın olmak, bu ülkede yaşıyor olmak daha da zor bir hale geliyor, her geçen gün daha da zorlaşıyor. O yüzden biz haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “GERÇEK DEMOKRASİ OLUŞMADAN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI ALAMAYACAĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Konferansın oluşum sebebini “Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamaların insanlara fazlasıyla yansıması ve herkesin bundan rahatsız olması” ifadeleriyle tanımlayan  Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Alevilerin de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, kuruluşundan bugüne kadar yok sayılan, inkar edilen, asimilasyon politikalarına ve katliamlara maruz kalan yanlarıyla en çok anti demokratik uygulamalara uğrayan bir toplum olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Aleviler olarak derdimiz mücadelemizde karşılık bulmayan taleplerin demokrasi içerisinde diğer güçlerle ortaklaşa verilecek mücadele ile taleplerimize ulaşabilmek. Cumhuriyet tarihinde biz Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanımayanların ilerleyen süreçte de tanımayacağını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de gerçek demokrasi oluşmadan eşit yurttaşlık hakkımızı alamayacağımızı biliyoruz. Bundan sonraki sürecin yerellerde hayat bulup, tüm Türkiye’de bir demokrasi mücadelesinin sürdürülmesi konusunda çalışmalarımız olacak. Diğer güçlerle birlikte Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına yürüttüğümüz faaliyetlerimiz devam edecek.”

    “BİZ ALEVİLER DEMOKRATİK DİNAMİKLER İLE BİRLİKTE GÜÇLÜ BİR SÜREÇ YÜRÜTMEK İSTİYORUZ”

    DAD Basın Kekreteri Bülent Felekoğlu da bu sürecin Aleviler için önemli bir süreç olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Demokrasi dinamikleriyle güçlü ortaklaşmalar yaşamak açısından bizim için önemli. Biz Aleviler, yaptığımız forum içerisinde izlediğimiz süreç gibi Türkiye’nin tüm demokratik dinamikleriyle güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz. Demokrasi Konferansı bunun için bir fırsat. Birçok dinamikle bir araya gelme fırsatımız oldu ve bunu geliştirerek, güçlendirerek yerel ayaklarını da oluşturabilirsek, Türkiye’de gidecek olanlara kapıyı gösterecek ve gelecek olanlara da ışık olabilecek bir süreci birlikte başarabiliriz. Demokrasi Konferansı bu anlamda bir birlikte çalışma başarısı ve birlikte çalışmanın öğreticiliği ile devam ediyor. Başarılarımız ve başarısızlıklarımız bizim birlikte ders çıkardığımız süreçtir.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Zülfikar Dergisi’nin Ocak-Şubat sayısı çıktı; ‘Yol çaredir, yol şifadır’-VİDEO

    Zülfikar Dergisi’nin Ocak-Şubat sayısı çıktı; ‘Yol çaredir, yol şifadır’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri tarafından iki ayda bir yayınlanan Zülfikar Dergisi’nin Ocak-Şubat sayısı çıktı. DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, pandemi nedeniyle yazılı basımına ara verilen derginin yeni sayısında “Yol çaredir, yol şifadır” başlığı altında yaşayan Aleviliğe mercek tuttuklarını anlattı.

    Demokratik Alevi Dernekleri tarafından iki ayda bir yayınlanan Zülfikar Dergisi’nin Ocak-Şubat sayısı çıktı.

    DAD Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, pandemi nedeniyle yazılı basımına ara verilen derginin yeni sayısında hangi konulara mercek tuttuklarını PİRHA’ya anlattı.

    Dergide yer alan tüm yazılarda, yaşayan Aleviliğin hakikatı ifade etme biçiminden, tanımlanmasından çok, yaşayan halinin algılanması üzerine bir yaklaşım sergilendiğini belirten Felekoğlu, “Bütün yazılarımızda geleneksel hafızanın dokusunu, tarihsel açıdan yaşayış halini ifade etmeye çalıştık. Yaşayan Aleviliğin görülmesi, algılanması ve yaşam biçimi olarak kendini ifade edebildiği andan itibaren Xızıri hakikatı, Xızıri aklı açığa çıkarabildiğine inanıyoruz” dedi.

    Felekoğlu, bir Alevinin kendi yaşamına dönmesi gerektiğini, kendi inancına dönmesi gerektiğini, inancının ahlaki-politik sosyal yaşam değerlerini güçlendirmesi gerektiğini ve bu kavramlar üzerinden kendisini tanımlayabildiği andan itibaren dünyayla da gerçekten ilişki kurabileceğini söyledi.

    “XIZIRİ HAKİKATIN DÜŞÜNSEL KARŞILIĞINI İFADE ETTİK”

    Felekoğlu, derginin yoğunlaştığı konuları şu şekilde ifade etti:

    “Hakikat anlayışının ütopik bir boyuta taşınmadan Alevilik, yol düsturu ve hak, yol, Alevilik üzerine yorumlamalar yapılırken, hakikat arayışının yaşanabilen, yaşatılabilen, doğayla ikrarlı bir bütünlük olabildiğini ve bunun bir yaşam biçimi olduğunu, Aleviliğin de bu yaşam biçiminin ifade alanı olduğuna dair güzel bir yazımız var. Bunun yanında varlık meselesi, varlık meselesinin zamanda algılanışı, kaynak konusunu yani Alevilik okunurken, algılamaya çalışılırken nasıl bakılması gerektiği, zamanın ve mekanın birliği ilişkisi, inanca tapınımcı yaklaşımlardan çok varlığın birliği ilişkisi üzerinden manalandırılması gerektiği gibi meseleleri ifade etmeye çalıştık.”

    “YOL ANADIR, YOL MÜRŞİDİ KAMİLULLAHTIR”

    Dergide kadın yazarların da eserlerine yer verildiğini belirten Felekoğlu, “Özellikle Alevilikteki yol düsturuyla ‘Yol anadır, ana mürşidi kamilullahtır’ ifadesiyle kadını ifade etme, geliştirme, güçlendirme biçimi olarak geleneksel, güçlü damarın açığa çıkması ve yaşaması konusunda yazılarını kaleme aldılar” dedi.

    DERSİM NEDEN İKTİDAR İNANCI İÇİN YOK EDİLMEK VE ASİMİLE EDİLMEK İSTENİYOR?

    Bülent Felekoğlu, dergide güncel olarak Dersim’de tarikat meselesinin derinlikli olarak işlendiğini belirtti ve “Tarikatlar ya da iktidar, dincilik neden doğal toplum inançları üzerine bu kadar basınç yapıyor, hedefi nedir? Kendisine neden tehdit olarak görüyor ve Dersim neden iktidar inancı için yok edilmek ve asimile edilmek isteniyor? Asimilasyonun dokusu ve anlayışı üzerine yazılar kaleme alındı” diye konuştu.

    Derginin Tüm DAD(Demokratik Alevi Dernekleri) şubelerinden, DAD’ın aktif olduğu alanlardan ya da telefonla talep edildiğinde temin edilebileceğini söyleyen Felekoğlu, “Yazı göndermek isteyen, paylaşmak isteyen tüm canlarımıza dergimiz açıktır.” dedi.

    Diren SATI / İSTANBUL

     

  • Alevilerden İbrahim Gökçek’e ziyaret: Mücadeleni sahipleniyoruz-VİDEO

    Alevilerden İbrahim Gökçek’e ziyaret: Mücadeleni sahipleniyoruz-VİDEO

    PİRHA – Aleviler, 319 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i Direniş Evi’nde ziyaret ettiler. Sağlık önlemleri dolayısıyla evin penceresinden seslenen heyet, “Mücadeleni sahipleniyoruz, birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız” dedi. 

    Grup Yorum üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 319 gündür ölüm orucu eyleminde.

    Armutlu’daki Direniş Evi’nde eylemini sürdüren Gökçek’in sağlık durumu çok kritik.

    30 Nisan Perşembe günü Aleviler İbrahim Gökçek’i ziyaret etti.

    Sağlık önlemleri dolayısıyla fiziksel mesafenin korunduğu ziyarette Aleviler adına Çilem Küçükkeleş, Nergiz Güzel, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sözcüsü Bülent Felekoğlu, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile İmam Balsever katıldılar.

    Sultangazi Belediye Meclis üyesi CHP’li Nevzat Altun ve Demokratik İslam Kongresi Şura üyesi Ekrem Baran da Gökçek’i ziyarette bulundu.

    319 gündür ölüm orucunu sürdüren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i Armutlu’da bulunan direniş evinde ziyaret eden Alevi heyet, Can TV mikrofonundan İbrahim’e seslenerek, “Mücadeleni sahipleniyoruz, birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız” dediler.

    “GÖSTERDİĞİN DİRENCİN ÖNÜNDE EĞİLİYORUZ”

    İbrahim Gökçek’in odasının penceresinden İbrahim’e seslenen İmam Balsever, “Gösterdiğiniz direncin önünde saygıyla eğiliyoruz. Önemli bir irade gösterdiniz. Tarih sizin gibilerin haksızlığa karşı geliştirdiği bu gerçeklikle buralara taşıdı. Amacımız her insanın yaşam hakkını savunmaktır. Sizin yaptığınız duruşta adaletsizliğe karşı bir duruştur. Bu göstermiş olduğunuz iradeden dolayı sizleri selamlıyoruz, saygıyla eğiliyoruz” dedi.

    “TEK SUÇUNUZ TÜRKÜ SÖYLEMEK”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş da İbrahim Gökçek’e “Tabi tek suçunuz türkü söylemek, tek suçunuz şiirlerle bugünki yaşamsallığı bütün hafızalara kazıyıp milyonlara ulaştırmanız. Bu duruşunuzdan dolayı sizlerin önünde saygıyla eğiliyoruz. Bizler de sizin her daim yanınızda olacağız. Dayanışmanın en büyüğünü göstermek için yanınızda olacağız. Gazi’den sizlere selam getirdim, Gazi Cemevinden sizlere selam getirdim. Duruşunuzu alkışlıyoruz” diye konuştu.

    “BU MÜCADELE TÜM HALKLARIN TALEBİDİR”

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ise İbrahim Gökçek’in direnişini selamladıktan sonra şunları söyledi:

    “Bu mücadele bütün ezilen halkların sınıfsal sosyal kendilerini yok sayan bu ülkede halkların kardeşliğinden yana olanların talebidir. Biz vermiş olduğunuz bu onurlu mücadeleyi saygıyla selamlıyoruz. Buradan yetkililere çağrımız şudur: Bu ülkede demokrasi barış ve hoşgörü, insanların yan yana kardeşçe yaşamasını istiyorsanız ayrımcılığı bırakın, ayrıştırıcı dili bırakın. Bizler Aleviler olarak doğayı ve her yaşamı kutsayan inancı benimseyenler olarak herkese vicdanlarını dinlemesi için çağrı yapıyorum, İbrahim’in sesini duyun. İbrahim’in açlığı demokrasiye adalettir.”

    “BEDENİNİZİ İDEALİNİZ UĞRUNA ÖLÜME YATIRIYORSUNUZ”

    Sultangazi Belediye Meclis Üyesi CHP’li Nevzat Altun da heyet ile birlikte İbrahim Gökçek’i ziyaret etti. Altun “Dünyanın en zor işini yapıyorsunuz İbrahim, bedeninizi idealiniz uğruna ölüme yatırıyorsunuz. Elbette ki Grup Yorum halktır. Türkülerinizi dinlemek istiyoruz. Bizim talebimiz sizin talebiniz olarak diyoruz ki İbrahim yaşasın ve talepleri kabul edilsin. Saygıyla selamlıyoruz” dedi.

    “SENİ SEVİYORUZ İBRAHİM”

    HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili, HDK – Halklar ve İnançlar Meclisi’nden Çilem Küçükkeleş ise “İbrahim önce seni sevdiğimizi söyleyelim, canını önümüze attın biz de ona sahip çıkmaya çalışıyoruz. Belki Dersim soykırımı yaklaştığı için de bunu söyleyebilirim o gün o vahşeti yaşayanlar sizleri kılamlarımız ile yendik ey zalimler demişti türkülerde. Şimdi zalimleri yenecek seni saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum” dedi.

    “30 YIL EZİLENLERİN TÜRKÜLERİNİ SÖYLEDİNİZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği bir önceki dönem Başkanı Aydın Deniz de şunları kaydetti:

    “Grup Yorum son 30 yıldır, ezilenlerin türkülerini söylemekte. Halkla buluşmuş, uluslararası enternasyonel bir seviye kazanmış, dolayısıyla türkülerin susmaması adına verdiğiniz onurlu mücadeleyi selamlıyoruz. Bu anlamda bu direniş türkülerin söylenmesi için değil Türkiye’deki adaleti ve vicdanı sorgulayan bir ses getirmiştir. Mücadelenizin zafere ulaşmasını istiyoruz” dedi.

    “DEMOKRATİK İSLAM KONGRESİ ADINA SİZİ SELAMLIYORUZ”

    Demokratik İslam Kongresi (DİK) Şura üyesi Ekrem Baran da, Direniş Evi’nde İbrahim Gökçek’i ziyaret etti. Baran “Demokratik İslam Kongresi adına sizi selamlıyoruz. Bu çok onurlu bir davranıştır. Aynı zamanda dünya tarihinden beridir bu sivil itaatsizlik eylemi, onurlu eylem, haklı bir eylem olarak, masumane bir eylem olarak tüm semavi inançların gereği olarak vicdani bir sorumluluğu taşıyoruz, sizin talepleriniz bizim taleplerimizdir. Hepimiz beraber bu zalim ceberrutlara karşı, zafer kazanacağız. Dünya tarihinde belki zalimler kendi iktidarını devam ettirmek isteselerde biz firavunları, nemrutları, Saddamları gördük. Sonunda geldikleri yere gidecekler. Yanınızdayız. Bu onur mücadelenizi selamlıyoruz” diye konuştu.

    “DİRENİŞE DESTEK VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM”

    Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek, gelen heyete teşekkür etti. Baba Gökçek “Geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Direnişe destek olduğunuz için teşekkür ediyorum. İbrahim direnişine devam ediyor. Makul ve hukuki taleplerinin yerine getirilmesini istiyor. Hepiniz ses olduğunuz için teşekkür ediyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Adalet istedik, Zeynep Yıldırım’ın tahliyesi yüreklerimize su serpti’-VİDEO

    ‘Adalet istedik, Zeynep Yıldırım’ın tahliyesi yüreklerimize su serpti’-VİDEO

    PİRHA- Yaklaşık iki yıldır tutuklu bulunan PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, bugün görülen ilk duruşmasında tahliye oldu. Yıldırım’ın tahliyesine ilişkin konuşan eşi Haydar Yıldırım, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sözcüsü Bülent Felekoğlu, adaletin önemine dikkat çekerek, Yıldırım’ın tahliyesinden duydukları mutluğu dile getirdiler. 

    Yaklaşık iki yıldır tutuklu bulunan PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülen ilk duruşmasında tahliye oldu.

    24 Temmuz 2018’de İstanbul’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz’da da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Buradan da Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti.

    İtirafçı ve gizli tanık ifadeleriyle tutuklanan Yıldırım hakkında iddianame bile yaklaşık 2 yıl sonra hazırlandı. İki yıl sonra ilk kez duruşması görülen Yıldırım hakkında mahkeme heyeti tahliye kararı verdi. Yıldırım’ı cezaevinden çıkarken eşi Haydar Yıldırım, avukatı ve arkadaşları karşıladı.

    Zeynep Yıldırım’la dayanışmak için eşi Haydar Yıldırım ile beraber çeşitli Alevi kurum temsilcileri de Çağlayan Adliyesi’ne gitti.

    “ADALET İSTEDİK, İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Haydar Yıldırım, eşi Zeynep Yıldırım’ın tahliye olmasını değerlendirirken, “Bugünkü mahkeme sevinçli bir haber ile sonuçlandı. Zeynep dahil 5 kişi tahliye oldu. Zeynep’in tahliyesi konusunda emek harcayan bütün canlara, bütün arkadaşlara canı gönülden teşekkür ediyoruz. Hepinizi seviyoruz. Adalet istedik. Adalet henüz belki uygulanmıyor ama en azından bugün mahkemede görülen bir adalet yaşandı, ama adalet istemeye devam edeceğiz” dedi.

    “ZEYNEP YILDIRIM’IN TAHLİYESİ BİR NEBZE YÜREKLERİMİZE SU SERPTİ”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ise, Zeynep Yıldırım’ın tahliyesinden sevinç duyduklarını belirterek, “Zeynep arkadaşımızın tahliye edilmesi bir nebze de olsa mutlu ediyor. Geç gelen bir adalet de olsa bir nebze olsun yüreklerimize su serpmiştir” diye konuştu.

    Karataş şunları kaydetti:

    “Ama şunu açıkça da ifade etmek gerekiyor. Bu ülke sosyal hukuk devleti tanımlamasıyla sürekli kendisini addediyor. Hem sosyal, hem demokrat, hem de hukuk olmanın pratik yaşamını hayata geçirmek gerekiyor. 20 ayı aşkındır tutuklu bulunan sevgili başkanın tahliye edilmesi bizi sevindiriyor. Ancak 20 ayın hesabını, neden tutuklandığını, hangi gerekçelerle tutuklandığını da açıkça mahkemenin izah etmesi gerekiyor. Çünkü bir ülkedeki demokratik yaşamı içselleştirmek, hukukun üstünlüğünü içselleştirmek ve onu toplumla, halklarıyla paylaşmak ancak tarafsızlığını ve doğru tavır geliştirerek pratikleştirebilir. O boyutuyla sevinçliyiz. Geç gelen bir adalet de olsa bir nebze olsun yüreklerimize su serpmiştir. Bir insan inançlarından ötürü, düşüncesinden ötürü tutuklanmamalı. O boyutuyla da geç gelen bir tahliye gerçekleşti. Ama yine de sevinçliyiz. İnfaz yasasına gelince de bu ülkede cinsel istismarlar, daha çocuk yaştakilerin evliliklerine zorunluluk addeden bir yasanın çok uygun olmadığını düşünüyoruz. Burada sosyal, demokrat, hukukun üstünlüğü noktasında demokratik bir devletin oluşturulduğu bir noktada düşünce suçlularının kendisini tanımlama ve anlamlandırma noktasında olan insanların cezaevlerinde kalıp ama sokaklarda tacizcilerin suistimalcilerin, çetecilerin dışarıya çıkması çok doğru bir yaklaşım tarzı değil. Bu ülkenin demokratik Türkiye Cumhuriyeti olması noktasında sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz.”

    “TÜM TOPLUMSAL DAYANIŞMA AĞLARIMIZI AÇIĞA ÇIKARTMALIYIZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sözcüsü Bülent Felekoğlu da, “Bugün Zeynep Yıldırım için adalet talebimizle buradaydık. Zeynep Yıldırım tahliye oldu” dedi.

    Zeynep Yıldırım’ın 20 aydır tutuklu yargılandığını hatırlatan Felekoğlu, “Bu ülkede biz adalet istiyoruz, bütün dünyada adalet istiyoruz. Adalet talebimiz, basın açıklamalarımız bile bu korona günlerinde zulme uğrayan bir haldeydi. Bu yönüyle dünya aslında yeni bir süreç yaşıyor ve biz bu yeni süreçte bütün toplumsal dayanışma ağlarımızı, toplumsal dayanışma gücümüzü açığa çıkartmak durumundayız” ifadelerini kullandı.

    Felekoğlu şöyle devam etti:

    “Aleviler özellikle bu süreçte Xızır lokması hakikatiyle, daha çok dünya çapında güçlü ağlar kurmak durumundalar. Bizim cemhanelerimiz hem şifahanedir, hem toplumsal rızalaşma makamlarıdır, hem de adalet üretebilecek alanlardır. Armutlu Cemevi Başkanımız Zeynep Yıldırım bir adaletsizlikle 20 aydır tutukluydu. Fakat elimizde halen bir dosyası bile yok. Bugün aramızdadır, fakat genel infaz yasasının adaletsizliği de ortada. Bu yönüyle birçok düşünce suçlusu, hak mücadelecisi, birçok aktivist şu an içeride, adaletsiz bir şekilde tutuluyorlar. Bu pandemi günlerinde bile uyuşturucu satıcıları serbest bırakılıyor, düşünce suçluları ve ülkesinde adaletli bir yaşam isteyenler içeride. Bu adaletsizliğin bir an önce bitmesi ve bütün tutuklularının serbest bırakılması temel talebimizdir. Bu yönüyle hem Halkların Demokratik Kongresi olarak hem de Alevi kurumları olarak bu süreçteki direncimizi göstermeye devam edeceğiz. Hak aynamız, Xızır yardımcımız olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler barışa çerağ uyandırdı-VİDEO

    Aleviler barışa çerağ uyandırdı-VİDEO

    PİRHA- Aleviler İstanbul’da “barışa çerağ, yaşama dua” şiarıyla Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde basın açıklaması yaptı. 

    Haberin videosu

    Aleviler “Barışa çerağ yaşama dua” şiarıyla Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İstanbul Sultangazi Şubesi Pir Sultan Abdal Cemevinde bir araya gelerek barış için çerağ uyandırdı.

    Basın açıklamasına Avrupa Alevi Birlikleri yöneticileri, HDP Milletvekili Zeynel Özen, Demokratik Alevi Derneği (DAD) yöneticileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Cemevi, Ayazağa Cemevi, Gazi Cemevi yöneticileri ve Alevi yurttaşlar katıldı.

    “HER EVLADIN GÖZYAŞLARINDA VİCDAN ÇÜRÜYOR”

    Basın açıklamasını okuyan DAD Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu, zor bir süreçten geçildiğine vurgu yaparak şunları belirtti:

    “Zulmat zamanlar yaşıyoruz nehaklığın ayak sesleri altında. Yüreklerimiz avuçlarımızda, ciğerimiz lime lime edilmekte. Her gün babalar gömüyoruz, analar gömüyoruz yetim evlatların gözyaşları şahitliğinde. Anaların, babaların yürek yangınlarında evlatlar veriyoruz toprak ananın bağrına. İnsan olarak Allah rızasını da onlarla birlikte kefenliyoruz. Bu şahitlik kimseyi hanesinde rahat bırakmaz. Her çığlık kılıç biliyor yeni ölümlere. Baba olmak ne zordur bilir misiniz. Babalar yufka yürekli olur bilir misiniz. Ana, baba vicdan sahibi iseniz bilirsiniz. Analar evlatsız yarım kalır bilir misiniz ey vicdan sahipleri. Her gün elleri ile evladını besleyenler boynu bükük kalır her ölümde bilir misiniz. Her ağaç yandığında, her hayvan parçalandığında, toprak ananın bağrına düşen her bombada Hakkın rızası, Hakkın vicdanı parçalanır bilir misiniz.

    Zulmat ancak vicdanla döner Hakkın aydınlık yüzüne. Hakkın mekanı vicdan akla nefes olmadıkça her zulmatı kendine hak sayar insan canlısı. Dağların, taşların almadığı Hakkın varlık deryası bilmelidir ki vicdan yok olursa Hakk da yok olur. Allah susarsa alem ateş deryası olur, kimse bu ateşten kendini kurtaramaz. Bakın her evladın gözyaşlarında vicdan çürüyor, can ağlıyor. Her toprağa düşen canın çığlığı Allahın çığlığıdır. Her toprağın bağrı ekinsiz kalırken, rızıklarımız yanarken parçalanan Allahın bağrıdır.”

    “HAKK KATINDA KÖTÜLÜK YOKTUR”

    Hakk katında kötülük olmadığını dile getiren Felekoğlu, “Muhammet Mustafa Nefesi ile dile gelen Kur-an’ı zişan kötülük dilemedi. İsa Nebi’nin bedeni lime lime edilirken affedin dedi birbirinizi. Sevin birbirinizi dedi. Tur-u Musa çöllerde kavrulurken sevgi diledi. İyilik diledi. İsmail koşulsuz bedenini kurban ederken Hakkın emri rızasını diledi cümle varlık için bedeninden vazgeçti. İkrar Hakk katında rızalığın namıdır. Dünya da nehaklığa karşı başımızı dimdik tutacağımız, boynumuz bükülmeden kelam edeceğimiz bir barışı birlikte başaralım. Hakk için vicdanlarınızdaki Hakk ilmine sığınıyoruz.” diye konuştu.

    “GAYRETİMİZİN BİRLİKTE YAŞAM OLDUĞUNU GÖSTERELİM”

    “Bize Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Süryani, Alevi, Sunni, Hristiyan, Yahudi komşuluk edeceğimiz, yaralarımızı saracağımız bir şerefli barış fırsatı verin” diyen Felekoğlu, son olarak şunları kaydetti:

    “Bırakın katran kuyuları onlara kalsın, biz rıza ile ekinlerimizi ekeceğimiz bir vicdan yaratalım. Canlılığa sınır çizilemez, çekilen sınırlar nefis bekasıdır. Gücün korkakça korkusu yerine, sevginin edepli ar duygusuna dönün. Ondan daha büyük ikna edici yoktur. Bize ortak vatanlar dileyin. Biz birlikte yaşamayı öğrenmişiz onca acıya rağmen.

    Barış umuduyla cemevinde, evinizde bir mum yakın geleneğimiz olan Perşembe günleri ve boynunuzda beyaz bir fular, atkı, tülbent elinizde kağıda yazılmış dualı resminizle birlikte #BarısaCeragYasamaDua Hastag’i ile paylaşın. Bu perşembe ve her perşembe.

    Camide ya da evde: cuma günleri beyaz fularınızı takın ya da beyaz giyinin ve elinizde kağıda yazılmış dualı resminizle birlikte #BarısaCeragYasamaDua Hastag’i ile paylaşın. Bu cuma ve her cuma.

    Kilise’de ya da Evde: Pazar günleri beyaz fularınızı takın ya da beyaz giyinin mumunuzu yakın ve duanızı resminizle birlikte #BarısaCeragYasamaDua Hastag’i ile paylaşın. Bu pazar ve her pazar.

    Havra’da ya da evde: Cumartesi günleri beyaz fularınızı takın ya da beyaz giyinin mumunuzu yakın elinizde kağıda yazılmış dualı resminizle birlikte #BarısaCeragYasamaDua Hastag’i ile paylaşın. Bu Cumartesi ve her Cumartesi.

    Sokakta: Tek başına, üç kişi, on kişi, yüz kişi sadece boynunuza beyaz fularınızı takın, beyaz giyinin elinize duanızın, dileğinizin, umudunuz yazılı olduğu iyilik afişlerinizi elinize alın olduğunuz yere oturun ya da ayakta mumunuzu yakın ve 15 dakika sessizce bekleyin. Birlikte #BarısaCeragYasamaDua Hastag’i ile paylaşın. Bu perşembe ve barış umudumuz güçlenene kadar.

    Bu gayretimizi Rab, Allah, Hakk, Tanrı, Evren görecektir. Hakikat türlü renktedir, birlik görünür olur. Görünür olun barışı başaralım. Savaş çılgınlığına karşı karınca misali tarafımızın sevgi ve birlikte yaşam olduğunun gayretini gösterelim. Tüm inanç, inançsız ve renklerden insanlar bizlere yardım edin duanızla, dileğinizle, iyi niyetinizle dünyanın bizlere ihtiyacı var.”

    Arkasından Baba Mansur Ocağı pirlerinden Mehmet Karabulut, lokma gülbengi okudu. Gülbengin ardından barış için çerağ uyandırıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Demokrasi seferberliğine çağrı: İstanbul yeniden birlikte kazanılacak-VİDEO

    Demokrasi seferberliğine çağrı: İstanbul yeniden birlikte kazanılacak-VİDEO

    PİRHA- Demokrasi için Birlik (DİB), YSK’nin İstanbul seçiminin iptali kararı ve 23 Haziran’da yenilenecek seçime ilişkin yaptığı basın açıklamasında, “İstanbul yeniden kazanılacaksa hep birlikte kazanılacak” dedi.

    Demokrasi İçin Birlik, İstabul Mimarlar Odası’nda Yüksek Seçim Kurulu YSK’nın İstanbul seçiminin iptal kararı ve 23 Haziran’da yenilecek seçime ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    Demokrasi İçin Birliği oluşturan bileşenlerin temsilcileri ve sanatçılar katıldı.

    Ortak açıklamayı Sanatçı Orhan Alkaya okudu. DİB’in ortak açıklamasında öne çıkan bölümler şöyle:

    “İstanbul yeniden kazanılacaksa hep birlikte kazanılacak. YSK hukuk dışı bir kararla KHK’lilerin mazbatalarına el koydu. İstanbul seçimlerini iptal ederek seçme ve seçilme hakkını ihlal etti. Tek adam rejiminin demokrasi dışı adımlarına ve provokasyon girişimlerine karşı dikkatli olunmalıdır. Hapishanelerde binlerce kişi açlık grevinde. Yasaların uygulanması için açlık grevi yapanlar ölüm sınırına yaklaşıyor. Açlık grevlerine sessiz kalmak, hak hukuk ve adalet çağrılarını boşa düşürüyor. YSK güvenilirliğini ve adilliğini yitirdi. Yurttaşların gözünde meşruiyetini yitirdi. YSK’nin iptal kararı yanlıdır. Bu kararla seçim güvenliği ortadan kaldırıldı. İktidarın seçim sonucunu YSK eliyle değiştirebileceği ortaya çıktı. Seçimlerin güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı, muhalefeti tehdit etmekten kaçınmıyor. Bu açıdan eşit ve adil bir seçimden bahsedilemez. Ekrem İmamoğlu bugün halkın gasp edilen iradesini temsil ediyor. Demokrasi güçlerine sesleniyoruz; her şey güzel olacaksa mücadeleyle olacak. İstanbul halkının olacaksa şehir hep birlikte kazanılacak. Yerel örgütlenmeler güçlendirilerek olacak. DİB olarak tüm demokrasi güçlerini, demokrasi seferberliğine davet ediyoruz. 23 Haziran sonuçlarının tanınmamasına karşı cesaret ve mücadeleyle kazanacağız.”

    “DEMOKRASİ MÜCADELESİ KAZANACAK”

    Ortak açıklamanın ardından kurum temsilcileri kısa konuşmalar gerçekleştirdi.

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “YSK’nin gerekçelendiremediği karar bir avuç insanın isteği doğrultusunda çıkarılmış. 23 Haziran akşamı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 81 milyonun demokrasi mücadelesi kazanacak” dedi.

    “BU SEÇİM REFERANDUMA DÖNÜŞTÜ”

    HDP İstanbul İl Eş Başkanı Esengül Demir, “HDP demokrasi ittifakının yanında yer alacağını açık bir şekilde ifade etti. Ekrem İmamoğlu artık CHP’nin adayı olmaktan çıktı. Tüm muhalefetin adayıdır. Bu seçim de yerel seçim olmaktan çıkıp referanduma dönüştü. Kazanılmış hakkımızı yeniden kazanmak için yola çıkıyoruz. İstanbul halkların, kadınların, gençlerin, emekçilerindir. İstanbul bizimdir” şeklinde konuştu.

    “İSTANBUL YAĞMA VE RANT DÜZENİ İLE YÖNETİLMEKTEDİR”

    EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da, “Buradaki birliktelik karanlığı dağıtmak için bir ışıktır. İstanbul 25 yıldır adeta yağma ve rant düzeniyle yönetilmektedir. Gücümüzü ve birliğimizi sandıkla sınırlamadan ilerletmek için, sandıktan sonrasında da demokrasiyi ilerletecek bir mücadeleyi örgütlemeliyiz” diye konuştu.

    “BİZİM VERİLEMEYECEK HESABIMIZ YOK”

    SODEV Başkanı Ertan Aksoy, “Bütün dolandırıcılar yakalandıklarında, ‘Bizim verilemeyecek hesabımız yok’ diye başlar konuşmaya. ‘Çaldılar’ söylemi de böyle. Bağımsızlığı kalan ne Merkez Bankası var, ne yargı var, ne emniyet var. Tüm bu olumsuzluklara rağmen umudun büyük olduğunu düşünüyorum. Tek adam rejimine rağmen yılmayan bir kesim var ve onların inancı kazanacak” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET KÜRT’ÜN İRADESİNİ YOK SAYDIĞINI KANITLADI”

    HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit da, “31 Mart eşit koşularda girilen bir seçim olmadı. Ancak bölgede bu eşitsizlikler daha fazlaydı. Bununla da yetinilmeyip seçim sonrası seçilmişlerin mazbatalarına el konuldu. Devlet Kürt’ün iradesini yok saydığını kanıtladı. Bugün AKP-MHP faşizminden çıkışın yolunu arıyoruz. İlk haksızlıkta gerçek anlamda sesimizi yükseltebilseydik bugün bu noktaya gelmeyecektik. Bunun için başa dönmemiz gerekiyor. Çıkışı kaybettiğimiz yerde bulmamız gerekiyor” dedi.

    Halkevleri Genel Başkanı Nuri Günay, “YSK’nin halkın iradesini gasbettiğini biliyoruz. Ancak görevimiz bunu tüm İstanbul ve tüm Türkiye’ye anlatmak. Buradan yapılan çağrı çok önemli. 24 Haziran’da ülkedeki adaletsizliğe karşı mücadelenin yükseltilmesinin anlamlı olduğunu düşünüyoruz. Seçim sonrası bu mücadele adalet mücadelesi olarak ilerletilmelidir” diye konuştu.

    Kaldıraç Dergisi Sözcüsü, “Kaybettiler, yine kaybedecekler. Sonucu belirleyecek bizim örgütlülüğümüz olacak. İmamoğlu’nun kazanması tek başına yeterli olmayacak. Bizim ne kadar örgütlü olduğumuz önemlidir” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Yöneticisi Bülent Felekoğlu da, “Türkiye Devlet sistemi bir karar verme sürecinde. Buna da demokrasi güçleri karar verecek. Ekrem İmamoğlu’na verilen bu destek demokratik yaklaşımın bir karşılığıydı. Birlik döneminden geçiyoruz. İlerleyen sürecin nasıl şekilleneceğini demokrasi güçleri belirleyecek. Yaşanacak ortak bir vatan için birlikte mücadele etmek zorundayız.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Halklar kendini anlatıyor’ program dizisinde ilk söz Alevilerde – VİDEO

    ‘Halklar kendini anlatıyor’ program dizisinde ilk söz Alevilerde – VİDEO

    PİRHA- HDK Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun ‘Halklar Kendini Anlatıyor’ başlığıyla düzenlediği program dizisinin ilkinde Aleviler kendini anlattı. Programda konuşanlar Alevilerin yaşadığı sorunlar üzerinde durdu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonu, ‘Halklar Kendini Anlatıyor’ başlığı altında, asırlardır bir arada yaşayan halkları ve inançları kendi sözlerinden dinlemek ve anlamak için bir dizi etkinlik düzenliyor. Bu program dizisinin ilkinde Aleviler kendilerini anlattı.

    HDK binasında düzenlenen programa konuşmacı olarak Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eşbaşkanı Selda Güneş, Alevi yazar ve aktivist Aydın Deniz ve Cengizhan Aslan katıldı.

    Program Cengizhan Aslan’ın deyiş söylemesiyle başladı. Programın moderatörlüğünü DAD yöneticisi Bülent Felekoğlu yaptı.

    “PİR TALİP REHBER MÜRŞİT OCAKLARIN ANA MAYASINI OLUŞTURUYOR”

    Programda ilk sözü alan ADFE Genel Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, ocaklar ve ocak örgütlenmesi üzerine konuştu. Fırat, günümüzde Alevi gelenek ve göreneklerinin sürdürülmesinde ciddi sıkıntıların olduğunu vurguladı.

    Pir Celal Fırat Alevilik, “Sorunlar yaşamakla beraber bir gelenek ve görenekler zedelenme var. Gelenek ve göreneklerimizden hiç kopmadık. Aile büyüklerimiz alevi gelenek ve göreneklerini anlatırdı” dedi. Fırat, Alevinin aynası ocaklar olduğunu ve kendilerinin de böyle gördüklerini vurguladı. Fırat, eskiden beri ‘Görgü Cemleri’ yaptıklarını ve hala da bu cemi devam ettiklerini ve Alevinin aynısının Görgü Cemi’ olduğunu belirtti. Türkiye de bir zulüm olduğunu ifade eden Fırat, “Bunların çıkış yeri ocaklardır başkaldırmak için birlikte hareket etmişler” diye ifade etti. Cemin ana mayası rızalık olduğu söyleyen Fırat son olarak şunları söyledi: “Cemevi’ne girdiğimizde herkes birdir. Kadın erkek ayırımı yoktur.”

    “FARKLILIKLARIMIZLA GÜZELİZ”

    Ardından konuşan Selda Güneş, geçmişte de olduğu gibi “Alevi dediler kaatli vaciptir dediler en çok da kadınına saldırdılar” dedi. Cins cinsiyeti kendi içlerinde tasfiye etmeleri gerektiğini vurgulayan Güneş, “Erkanı cem de kimse ayrı ayrı cem etmez biz birlikte ibadet ederiz. Tarihler boyunca yanızda olan can olması cinsiyeti fark etmez. Bir kadın soyluluktan bahsederiz ama son geldiğimiz noktada asimilasyon etme yok etme yüzünden sadece deyişlerimizde dinlemekle kalıyoruz erkanımıza yer vermiyoruz” ifadelerine yer verdi. Güneş, farklılıklarımızla güzel olduğumuzu ve farklılıklarımızla yaşamanız gerektiğini belirtti.

    “BİRLİK OLMALIYIZ”

    Aydın Deniz ise, Aleviler için dönüm noktasının 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Katliamı olduğunu ve her şeyi önlerine koyarak birçok kurum üzerinden örgütlendiklerini vurguladı. 1990’lı yıllarda Kürtlerin ve Alevilerin yan yana gelmesinden korku duyan bir hükümetin olduğunu söyleyen Deniz, bunun önünü kesmek için devlete yakın Alevi derneklerinin kurulduğunu ifade etti. 30 yıllık mücadelelerinde yasal olarak hiçbir şey kazanamadıklarını ancak birçok şeyi de meşrulaştırdıklarını söyledi. Deniz son olarak, Üç federasyon ve yaklaşık olarak 400-500 kurumdan oluşmalarına rağmen birlik olamadıklarını vurguladı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Cemevine yıkım kararı çıkarmakla bizi inancımızdan vazgeçiremezler’-VİDEO

    ‘Cemevine yıkım kararı çıkarmakla bizi inancımızdan vazgeçiremezler’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın duruşması Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sultangazi Belediyesi’nin müzekkere cevaplarının incelenerek beyanda bulunulması gerekçesiyle 8 Ekim 2019’a ertelendi. 

    İmara aykırı cemevi yaptırdığı gerekçesiyle yargılanan İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş hakkında açılan davanın 16. duruşması bugün Gaziosmanpaşa Adliyesi 2’inci Asli Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 9 yıldır süren dava kapsamında Odabaş 5 yıl hapis cezası ile yargılanıyor.

    Alevilerin inançları ve ibadethaneleri için önemli olan bu davada Odabaş’a birçok kurum ve Alevi yurttaştan destek geldi. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu, Eski DAD Eyüp Şubesi Eşbaşkanı İmam Balsever, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Pir Mehmet Karabulut, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Yavuz Selçuk, DAD Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu ve birçok Alevi yurttaş adliye önünde hazır bulundu.

    Duruşma öncesi Gaziosmanpaşa Adliyesi önünde kısa bir açıklama yapıldı. “Aleviyiz haklıyız kazanacağız”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı. “Cemevleri yıkılmaz, kararı biz veririz, cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir”, “Halklara eşitlik, inançlara özgürlük istiyoruz” pankartları ile “Bu düzen Kerbela’dan bu yana bozuk”, “Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz”, “Devlet inançları tarif edemez”, “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” yazılı dövizler taşındı.

    “ADALET YARIN BİZE BASKI YAPANLARA LAZIM OLACAK”

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “Bizi buraya getirenler utansın. Biz bu ülkenin vatandaşıyız, vergimizi veriyoruz, askerliğimizi yapıyoruz. Alevilerin inancını yargılamakla, cemevine yıkım kararı çıkarmakla Alevileri inancından vazgeçiremezler. Hukuku, adaleti herkes kendine göre kullanmasın. Adalet bugün bize yarın da bize baskı yapanlara lazım olacak. Biz Aleviler tüm halklarla bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bizi barıştan, demokrasiden vazgeçiremeyecekler” dedi.

    “YIKIM KARARINI REDDEDİYORUZ”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da ülkede özgürlükçü laikliğin, eşitlikçi demokrasinin ve barışın egemen olmasının herkesin dileği olduğunu dile getirdi. “Eşit yurttaşlık temelinde bu ülkede yaşayan 81 milyon canın eşit olduğu konusunda ikrar vermek zorundayız. Eğer laik bir ülkeyse burası iktidar tüm inançlara eşit mesafede olmak zorunda” diyen Karataş, cemevine verilen yıkım kararını reddettiklerini belirtti.

    “BU DAVALAR TÜRKİYE TOPLUMUNUN KOMŞUCA YAŞAMASINA ENGEL OLUYOR”

    DAD Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu ise bu davanın bir hukuk devleti için bir ayıp davası olduğunu vurguladı. Alevi inancının elektrik ve su faturalarına indirgenmeye çalışıldığını belirten Felekoğlu, “Bu dava Zeynal Odabaş şahsında tüm Alevilere karşı açılmıştır.” dedi. Geçtiğimiz ay gözaltına alınıp tutuklanan eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in tutuklanmasının Alevi toplumuna olan yaklaşımı gösterdiğini ifade eden Felekoğlu, “Alevi toplumu tecrit altında alınmaya çalışılıyor. Tüm hakikat elçilerinin ortak yaşam normlarına vicdanları ve inançla bağlı olan bir toplumuz. Bu davalar Türkiye toplumunun komşuca yaşamasına engel olmaktadır” diye konuştu.

    “CEMEVLERİYLE İLGİLİ DAVALAR BU ÜLKENİN AYIBIDIR”

    Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk da Alevilerin burada bir arada olup dayanışmasının güzel olduğunu ancak bu davayı yönetenler için bir utanç kaynağı olduğunu vurguladı. Erenler Cemevi’nin mahkemesini hatırlatan Selçuk, “Mahkemenin verdiği kararlar uygulanmadığı gibi ayrımcılıkta ısrar ediliyor. Seçimlerde pişkin bir şekilde gelip oy istiyorlar ama haklarımızı vermeye gelince bizi inkar ediyorlar. Cemevleriyle ilgili davalar bu ülkenin ayıbıdır” dedi.

    Ardından Gaziosmanpaşa Adliyesi 2. Asli Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 16’ıncı duruşmasına başlandı.

    “BUGÜNE KADAR CAMİLERLE İLGİLİ BÖYLE BİR DAVA AÇILMADI”

    İlk olarak 5 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan cemevi başkanı Zeynal Odabaş, şunları söyledi:

    “İmar barışına başvurduk ve ilgili ölçümlerimizi yaptırdık. Hala burada inancımız yargılanıyor. İnancımızı yargılayanları kınıyoruz. Aleyhimize olan hiçbir müzekkere cevabını kabul etmiyoruz. Bugüne kadar hiçbir cami ile ilgili bu şekilde imar kirliliğine neden olma vb suçlamalarla ilgili açılmış bir dava yokken ibadethanemiz ile ilgili açılan bu dava bu durumu ortaya koymaktadır. Verilen para cezalarının tahsili için cemevine ait cenaze aracı, morglar, masa sandalyeler, bilgisayarlar, 7 ulu ozanlarımızdan olan Pir Sultan Abdal anıtı ve Cumhuriyetimizin kurucusu olan M. K. Atatürk anıtına bile haciz konmuştur. Hiçbir iktidar, devlet yetkilisi, siyasetçi insanların inançlarını ve inanç yerlerini tarif edemez ve kimseye bunu dayatamaz. Biz Aleviler olarak diğer inançlara ne kadar saygılıysak diğer inanç topluluklarının da bize saygılı olması gerekmektedir. Adaletin tecelli edeceğine inancımız tamdır. Türkiye bir hukuk devletidir ve asla hiçbir siyasi otoritenin altına girmemelidir.”

    “TÜRKİYE TAM BİR ŞENER ŞEN FİLMİ GİBİ”

    Avukat Zeynel Öztürk de şunları ifade etti:

    “Türkiye tam bir Şener Şen filmi gibi. Bu dosyadaki cevabı görüyoruz. Ne ilginçtir ki bu ülkenin bakanlığının verdiği belgeyi en alt idari yönetim birimi olan bir belediye yok sayıyor ve uygulamıyor. Belediye arsayla ilgili inceleme yapmadan yazı yazıp gönderiyor. Yapı kayıt belgesinin yok hükmünde olduğunu söylüyor. Şimdi ben bir vatandaş olarak hangisine güveneyim. Bu ülkenin bakanlığına mı yoksa 31 Mart’tan sonra koltuğunda oturacağı bile net olmayan bir belediye başkanına mı güveneyim? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı size sunduğumuz belgelerde burayı ibadethane olarak nitelemiş ama belediye aksini söylüyor. Söz konusu belgede ‘ibadethaneler/kamu yapıları için verilmiştir’ ibarelerine yer veriliyor. Yani ilgili bakanlık tarafından imar barışı başvurusu kabul edilmiştir. Devletin bakanlığınca verilmiş yapı kayıt belgesinin ilgili belediyece yok hükmünde kabul edilmesini anlamış değiliz. Kaldı ki hukuken de böyle bir durum kabul edilemez. Belediye eğer yapı kayıt belgesini kabul etmiyor ise bu belgeye karşı bir iptal davası açabilir.”

    Dava Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sultangazi Belediyesi’nin müzekkere cevaplarının incelenerek beyanda bulunulması için 8 Ekim 2019’a ertelendi.

    Davanın 13’üncü duruşması 8 Ekim 2019 tarihinde saat 14:00’te G.O.P. Adliyesi 2. Asli Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL 

     

  • ‘Leyla Güven çözüm için bedenini açlığa yatırmıştır’-VİDEO

    ‘Leyla Güven çözüm için bedenini açlığa yatırmıştır’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Yöneticisi Bülent Felekoğlu, cezaevinde 70 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e herkesin destek vermesi gerektiğini söyledi. Felekoğlu, “Çözüme dair bir vicdan yaratmak Leyla Güven’e nasip olmuştur. Biz Aleviler de bu süreçte onun hakikatini anlamlandırarak gerekli gücü ve gayreti vermekle sorumluyuz” dedi.

    DAD Yöneticisi Bülent Felekoğlu, Diyarbakır Cezaevi’nde 70 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Aleviler Ortadoğu ile dünyada barışın dilini kullanabilecek ve bu yönü ile toplumlara perspektif olabilecek bir duygu içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Felekoğlu, “Tarihe baktınız andan itibaren onlarca savaşta katliamlara uğradık. Bu katliamlar içerisindeki yaklaşımımız cenk meydanında hep kendimizi savunmaktı. Bunun dışında her savaşın mutlaka bir barışla sonuçlanacağını tarih bize gösterdi. Şimdi Leyla Güven de bu yönüyle kendi bedenini bu kadar ölümün ve katliamın olduğu bir yerde çözüm için açlığa yatırdı” diye konuştu.

    “LEYLA GÜVEN’E GEREKLİ GÜCÜ VERMELİYİZ”

    Bir canın açlıkla kendini sınaması en temel nefsi ikrarlaşma olduğunu, bu nefsi ikrarlaşmanın da bütün topluma güç ve gayret vereceğine dikkat çeken Felekoğlu, “Akdeniz bir ölüm denizi olmuşken Ortadoğu’da çözüme dair bir yaklaşım yok. Çözüme dair bir vicdan yaratmak Leyla Güven’e nasip olmuştur. Biz Aleviler de bu süreçte onun hakikatini anlamlandırarak gerekli gücü ve gayreti vermekle sorumluyuz” şeklinde konuştu.

    “BİR TOPLUM ANCAK BARIŞARAK YOL YÜRÜYEBİLİR”

    Türkiye’de iktidar dinamiklerine çağrıda bulanan DAD Yöneticisi Bülent Felekoğlu şunları ifade etti:

    “Bir toplum ancak barışarak ve birbiriyle ikrarlaşarak yol yürüyebilir. Yoksa savaş dili bize daha çok katliam getirecektir. Her ana evlat doğurur. Bugün Ortadoğu’da anaların çoğu evlatlarını sevemiyor. Bugün Kürt analar da evlatlarını sevemiyor Türk analar da evlatlarını sevemiyor. Haktan niyazım bu savaşı bitirebilecek gayreti bize versin. Ve bu gayreti gösterenlere gayret versin. Yaşam kolay yok edilmemeli. Çünkü Hakkın ilk kelamı ‘öldürmeyeceksin’dir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazi Cemevi’nde yeni yıl geleneği olan Kalo Gaxan kutlandı-VİDEO

    Gazi Cemevi’nde yeni yıl geleneği olan Kalo Gaxan kutlandı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri ve Gazi Cemevi Alevilerde yılı karşılama anlamına gelen Gaxan etkinliği düzenledi. Gaxan’a ilişkin tiyatro gösteriminin de olduğu etkinlikte lokmalar pay edildi. 

    İstanbul’da Demokratik Alevi Derneği ve Gazi Cemevi, Alevi inancında önemli yeri olan geleneksel Khal Gağan gecesi düzenledi. Demokratik Alevi Derneği ve Gazi Cemevi’nin ortak düzenlediği Khal Gağan gecesine Yazar Mehmet Kabadayı, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Musa Kulu, HDP ve CHP ilçe yöneticileri, Hıdır Elmas, Gazi Mahallesi Muhtar Adayları ile çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    Mehmet Karabulut dedenin duası ile başlayan etkinliğin açılış konuşmalarını Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkan Yardımcısı İsmet Elmas ile Demokratik Alevi Dernekleri Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel yaptı.

    Açılış konuşmasının ardından Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Bülent Felekoğlu ile Baba Mansur Ocağı pirlerinden Mehmet Karabulut’un katılımıyla panel düzenlendi. Panelde geçmişten günümüze Gaxan anlatıldı.

    “HER TOPLUM GELENEKLERİYLE KENDİNİ VAR EDER”

    İlk sözü alan Pir Mehmet Karabulut, sonsuzluk aleminden varlık alemine kadar her toplum örf ve adetleriyle kendini var ettiğini söyledi. “Bizler birçok katliam yaşadık ve bundan dolayı göçler yaşandı köklerimizden söküldük. Kentlerde bir yaşam mücadelesi içine girdik. Bunun derdine düşünce birçok değerimiz de yok oldu” diyen Karabulut, yok olan değerleri korumaya karşı düzenlenen bu etkinliklerin önemli olduğuna değindi.

    “HER MEVSİM BİRBİRİNE İKRAR VEREREK GEÇER”

    DAD Yöneticisi Bülent Felekoğlu da Gaxan’ı ve Alevilikteki önemini anlattı. Felekoğlu şu ifadeleri kullandı:
    “İkrarımızın başladığı aydayız. Doğa ve zaman ikrarını vermiştir ve Dersim beyaza bürünür. Pürü pak olma zamanıdır. Haneler temizlenir, pir beklenir. Gaxan’dan sonra Hızır’a girilir. Doğayı, zamanı ve haneyi uyandırır. Kadim geleneği Noel de bu inançtan almıştır.
    Müsahipleşmeye başlayacağımız zamandır. Her mevsim birbirine ikrar vererek geçer. Gaxan’dan Hızır’a bağlanırız. Cem civat oluruz. Ve doğaya cemre olması için gayret veririz.
    Zerefet ise 10 bin yılların lokmasıdır. Ana kadının ilk lokmasıdır. Kan kurbandan önceki kurbandır.”

    TİYATRO GÖSTERİMİ YAPILDI

    Panelin ardından deyişler seslendirildi ve Varto Derneği Ümraniye Şubesi tiyatro ekibi tarafından Gaxan’a ilişkin tiyatro gösterimi yapıldı.
    Etkinliğin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Koçgiri Kültür Derneği’nin seminerleri başlıyor

    Koçgiri Kültür Derneği’nin seminerleri başlıyor

    PİRHA – Koçgiri Kültür Derneği’nin 2018-2019 seminer programı 24 Kasım Cumartesi günü İstanbul Ümraniye’de yapılacak. 

    İstanbul Ümraniye’de bulunan Koçgiri Kültür Derneği, 2018-2019 Seminer Programını açıkladı. Seminer 24 Kasım Cumartesi günü saat 17.00 ile 20.00 arasında yapılacak.

    Yapılan seminerin duyurusunu yapan Koçgiri Kütür Derneği, “Sizler 24 Ekim 2018-25 Mayıs 2019 tarihleri arasında düzenlediğimiz seminerlerde, yaşadığımız bölgenin tarihini, inanç ve geleneklerini sosyal, kültürel, değerlerini paylaşmak, tartışmak ve yaşatmak için birlikte olmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Seminer dört oturumdan oluşuyor. Oturumlar şöyle;

    1. Oturumda Burak Bektaş, ‘Koçgiri; Alevi Kürd’ün taprağı, suyu, ekmeği, emeği, acısı, sevdası, coşkusu, öfkesi, kavgası ve hüznü ile kök saldığı coğrafya’ anlatacak.
    2. Oturumda Binali İlgün, ‘Koçgiri müziği, tavrı, tarzı ile özgün yanı ile anlatımı. Kullanılan enstrümanlar,Müzik tarzı, kökeni ve etkilendiği yöreler’ konuşulacak. Cihan Çelik, Koçgiri’de ağıt ve deyişler, yürekten yüreğe sesler, kaynaklar ve örnekler konusunu işleyecek.
    3. Oturumda ise Alişan Akpınar, Osmanlı devlet adamlarının Kızılbaş Alevi topluluklarla ilgili ürettikleri belgeler temelinde “2.Abdulhamit döneminde Osmanlı Devleti’nin Alevi algısı’ anlatılacak.
    4. Oturumda da Tarihçi Yazar Bülent Felekoğlu, ‘Alevilik tartışmalarında hakikat arayışı, ‘Reya Haq/Raa Hegi/Hak yol inancında Hak deryası Hızır çarkı ve Rıza Toplumsallığı. Tarihsel, sosyal, Ekonmik, Politik yönleri ile anlaşılması’ konusunu anlatacak. PİRHA – İSTANBUL

     

  • Demokratik Alevi Dernekleri’nden PİRHA’ya ziyaret- VİDEO

    Demokratik Alevi Dernekleri’nden PİRHA’ya ziyaret- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eş başkanları ve üyeleri ajansımızı ziyaret ederek bu zor süreçte tüm baskılara ve zorluklara rağmen yayın yapan PİRHA çalışanlarına teşekkür etti.

    DAD eş başkanları Selda Güneş, Musa Kulu, DAD üyelerinden Bülent Felekoğlu ve HDP eski Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş Pir Haber Ajansı’nı ziyaret etti.

    DAD Eş Başkanı Selda Güneş, “Yayınlarınızda yol adına yürüttüğünüz hakikat anlayışını yürekten destekliyor ve tebrik ediyoruz. Zulmü iliklerimize kadar hissettiğimiz bu dönemde hakikatten yana tavır almak ve cümle kurmak cesaret istiyor. Her biriniz bu süreçte çok cesaretli bir duruş sergiliyorsunuz. Hızır yardımcınız olsun. Kendi adımıza ve yol adına çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    “SİSTEMİN BASKILARINI ALEVİLER MİSLİ İLE YAŞIYOR”

    “Sistemin baskılarını biz Aleviler olarak misli ile yaşıyoruz” diyen Güneş, “Dersim’de sürdürülen orman yangınları ve Ovacık’ta teberik olarak kabul ettiğimiz bir suyun pazarlama unsuruna dönüşmesi gibi sıkıntılarımız var. Bu konularda desteğinizi istemeye geldik” diye konuştu.

    DAD Eş Başkanı Musa Kulu ise, “Geçmişi, kültürü ve tarihi çok güzel olan bir toplumu, inancı var etmek, yaşatmak, gelecek nesillere taşımak için çok onurlu ve meşaketli bir iş yaptığınızı biliyoruz. Gelecekte belki de saygı ile anılacak bir işlevi yerine getiriyorsunuz. Dünyadaki en farklı en özgün ve insanlığın başlangıcından bugüne olan ve varlığını sürdüren Kızılbaş Alevi inancı olarak ocaklara, ziyaretgahlara ve evrene seyir etmiş. Bunun dışında başka bir yere secde etmeyen esas olarak insanı kendisine rehber edinen adalet anlayışı ile hukuk anlayışı ile evrene karşı sorumlu olduğunu ve everenin bir parçası olduğunu gösteren bir inanca sahibiz” dedi.

    “BİZ SORUNLARIMIZI DAR DİDAR İLE ÇÖZMÜŞÜZDÜR”

    “Bizler hem adalet duygusu hem insan olma duygusu hem de barışçıl olmamız nedeni ile kendi sorunlarımızı dar didar ile çözmüşüzdür” diyen Kulu, “Yıllardır bu inanca sahip mensuplar olarak bu inancı yaşatılması ve geleceğe taşınması için basın alanında her çabanın çok önemli ve çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda bu kurum yaptığı hizmet ile en büyük katkıyı sunmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “BASIN YAYIN ORGANLARINI DEVRE DIŞI BIRAKIYORLAR”

    Kulu’dan sonra söz alan DAD üyelerinde Bülent Felekoğlu, “PİRHA’yı belki de varlık sebebini görmek için en temelde görmek gerekiyor. PİRHA bizi görünür kıldığı için hak razı olsun” diye konuştu.

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin, “Türkiye’nin özelikle birkaç yıldır içinde bulunduğu koşulları hepimiz biliyoruz. Bütün toplumsal kesimlerin üzerinde olan baskı, sindirme politikaları basın üzerinde de çok yoğun bir şekilde kendisini gösteriyor. Şu anda cezaevinde 160’ın üzerinde gazeteci var, binlerce gazeteci işsiz, birçok gazete, televizyon kapatılmış durumda. Çeşitli şekillerde demokratik muhalefet yürüten kesimlerin sesini yansıtmak isteyen basın yayın organlarını çeşitli yöntemlerle devre dışı bırakıyorlar. Devre dışı bırakmakla kalınmıyor gözaltılar yapılarak hapse atılıyor. ‘Tek ses, tek dil’ diyen tekçi zihniyet, tekçi bir basın ve Türkiye yaratmak istiyor. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye böyle bir Türkiye değil. Türkiye çoğulcu bir yapıya sahiptir. Çok farklı etnik yapıların, inançların, sosyal, toplumsal kesimlerin var olduğu ve doğanın çeşitliğine benzer toplumsal bir çeşitlilik içerisindeyiz. Bu toplumsal kesimlerin kendisini var etmek için verdiği mücadele devam ediyor. Alevi toplumu açısından da bizim açımızdan da bu böyle.

    Ajans olarak Türkiye’deki çoğulcu yapının demokratik bir yapı olarak kendisini var etmesi ülkenin ve Alevi toplumunun yararına olduğunu belirten Kişin, “Kendi gücümüz oranında karınca kararınca basın alanında bir şeyler yapmaya çaba sarf ediyoruz. Demin belirttiğimiz o baskı koşullarına ve imkanlarımızın sınırlı olmasına rağmen birkaç arkadaşın bir araya gelerek yapmaya çalıştığı bir hizmettir. Sizlerin de gelip bize moral vermesi gerçekten çok önemli” diye konuştu.

    “BİZLER YOLU YÜRÜRKEN İŞİ ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Bir toplumunun kendini ifade etme araçları yeni yeni TV10, Yol TV ve Pir Haber Ajansı gibi benzer araçlarla ortaya çıktığına vurgu yapan Kişin şunları kaydetti:

    “Bizler yolu yürürken bu işi öğrenmeye çalışıyoruz. Eksiklerimiz çok biliyoruz. Ama bunun tamamlanması içinde sadece burada çalışan arkadaşların çabası ile değil, biz istiyoruz ki bütün bu konuda derdi olan Alevilerin, kurumların, pirlerin, kurum başkanlarının, dedelerin ve anaların yani herkesin bunu kendisine dert edinip bir yerde tutması kendi haberini, kendi sesini bu alanda yansıtmasını istiyoruz. Bu konuda bizler de sizlerin katkılarınızı bekliyoruz.”

    “TAMAMEN KEYFİ BİR DURUM”

    Cezaevinde olan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı ve Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve Kameraman Kemal Demir’in durumuna ilişkin konuşan Kişin şunları kaydetti:

    “3 arkadaşımız cezaevinde bulunmakta. Kemal Demir 9 aydır içeride ve bir defa mahkemesi yapıldı. Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin halen mahkemesi yapılmamış. Sekiz ayı aşkın süredir cezaevindedirler. Ne ile yargılandıklarını halen bilmiyoruz. İlk ifadelerinde sorulan 2010 ve 2011 yıllarında her ikisinin seçim çalışmalarında, HDP çalışmalarında yer aldığı, parti meclis üyesi olmaları ve o dönem ki siyaset akademisinin kurulması ile ilgili bir şey. O süreçte tüm bunlar yasal bir durumdu. Bu durumdan dolayı bir suçlama söz konusu. Ancak hapsedilmeleri, 8-9 ay boyunca iddianamenin çıkmamasını gerektirecek bir durum değil. Tamamen keyfi bir durum. Halen mahkemeye bile götürülmediler arkadaşlarımız. Biz şöyle düşünüyoruz. Bu arkadaşlarımız TV10 çalışmalarında aktif rol alan ve ekran önünde olan arkadaşlarımızdı. Alevi toplumunda kendi çabaları doğrultusunda öncülük yapan arkadaşlarımızdı. Bu anlamda darbe süreci ile birlikte nasıl ki televizyonlar kapatıldı nasıl ki basına yönelik baskılar geliştiyse bu arkadaşlara dönükte böyle bir süreç başlatıldı. Belki de Galatasaray Meydanındaki TV10 direnişi ile ilgili bir gaz dağıydı. Çünkü oradaki konuşmaların tamamı TV10’dan doğru Alevi toplumundan doğru sorumluğu olan Veli Büyükşahin yapıyordu. Basın alanında bu mevcut rejime karşı Galatasaray Meydanında söz söyleme pozisyonuna gelmişti. Orada Türkiye’nin genel durumuna ilişkin yaşananlara ilişkin, cezaevlerindeki durumlara ilişkin ve cezaevindeki gazetecilere ilişkin her hafta söz söyleme durumundaydı. Dolayısı ile birazda bunun önünü kesmeye yönelik olduğunu düşünüyoruz.”

    “GAZETELERİN BOMBALANDIĞI SÜREÇTEN GEÇTİK”

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak şunları kaydetti:

    “Biz TV10 kapatıldığında da şunu söyledik. Su akar yatağını bulur. Kimse demokratik mücadelenin önünü kesemez. Geçmişte 12 Eylül faşizmi kesmek istedi. Tansu Çiller, Mehmet Ağarlar kesmek istedi, onlardan önce ve sonra gelen iktidarlarda kesmek istediler. Generaller gazeteleri eline alıp ekranlarda bu gazeteler deyip ertesi gün gazetelerin kapatıldığını biliyoruz. Gazetelerin bombalandığı süreçlerden de geçtik ama insanlık tarihinde de dünya tarihinde de demokrasinin önüne geçilecek bir durum söz konusu değil. Mutlaka toplumsal direniş muhalefet kendi yolunu buluyor. Bir şekilde yeni yeni araçlar ve yeni yeni ilişkiler bularak açığa çıkarıyor. Alevi toplumu açısından da TV10 kapatıldı ama Alevi toplumunun basın alanındaki akışı devam ediyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Asimilasyona karşı Harde Dewreş ayaktadır, Munzur ayaktadır’-VİDEO

    ‘Asimilasyona karşı Harde Dewreş ayaktadır, Munzur ayaktadır’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de Aleviliğe yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin konuşan DAD İstanbul yöneticilerinden Bülent Felekoğlu, “Reya Haq coğrafyasında toplumun zihni üzerinde psikolojik travma yaratılma hedefi var. Kendileri gibi düşünen, kendileri gibi ibadet eden bir zihin sistemi kurmak istiyorlar” dedi.

    Demokratik Alevi Derneği İstanbul yöneticilerinden Bülent Felekoğlu, Dersim’de Aleviliğe yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Felekoğlu, “Reya Haq coğrafyasındayız, Dersim’deyiz, Harde Dewrş’teyiz. Harde Dewreş’e her geldiğimizde özellikle nehakın coğrafyamıza ve toplumumuza yaptığı tahribatlarla daha fazla karşılaşıyoruz” dedi.

    “REYA HAQ COĞRAFYASINDA TOPLUMUN DEĞERLERİYLE OYNANIYOR”

    Tunceli Cemevi’ne değinen Felekoğlu, “Tunceli Cemevi’nde yaşanan durumlar, sonrasında bazı ocaklardan evlatların Avrupa’ya gri pasaportla gönderilmesi; bu konuda toplumun bütün değerleriyle oynanarak aslında düşkünleştirilmesi sürecidir. Bu kavramlarla aslında Dersim’deki Reya Haq coğrafyasında akıl ve zihin düşürülerek yıpratılmak istenmekte ve toplumun zihni üzerinde psikolojik travma yaratılma hedefi var. Bunu doğru anlamak gerekiyor. Muktedirler bu inanca yaklaşırken zamanın tüm aşamalarında bunu görüyoruz; kendine benzetme, tek tipleştirme içerisinde hep algılamaya ve toplumu böyle yönetmeye çalıştılar. Vergi alınabilen, kendisi gibi düşünen veya kendisi gibi tek sistemde ibadet eden bir zihin sistemini kurmak istiyorlar” diye konuştu.

    “MUNZUR’UN ÖNÜ KESİLEREK HAKİKAT YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Fakat Reya Haq coğrayfasının cümle cana niyaz olmuş ve cümle canın hakikatini kendi içerisinde yaşatmaya çalışan, Xızır’ın dilini, Hakkın nurunu cümle aleme anlatmaya çalışan bir hakikat olduğunu ifade eden Felekoğlu, şunları kaydetti:

    “Bugün Munzur’a baktığınız andan itibaren bile bu hakikati çok net görürsünüz. Munzur’un önüne baraj kurarak o hakikat yıpratılmaya ve yok edilmeye çalışılıyor. Abdülhamit’ten beri de biliyoruz ki; Munzur suyunun önü kesilerek bütün hakikatlerin tüm coğrafyaya yayılması engellenmek istenmekte. Bu coğrafyanın dili, renkleri ve halkları yok edilmek istenmekte.”

    “ASİMİLASYONCU YAKLAŞIM HARDE DEWREŞ’TE SONUÇ VERMEYECEKTİR”

    “Munzur Üniverisitesi de yaptığı tüm çalışmalarda bizi Türkmen canlarımızla yürüttüğümüz büyük mücadele hakkını akamete uğratan veya Türk-İslam sentezi üzerinden Hacı Bektaş’ın hakikatini de saptırarak sadece bir akıncı subayı boyutuna düşüren, bu şekilde İslam’ın hakikatini de yerine koymadan biatçı bir kültürü geliştiren anlayış geliştirmek istiyor. Buna dair bir yaklaşım geliştirmek istiyor” diye konuşan Felekoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu coğrafyanın topraklarında bir eğitim hattı, bir akademi hattı kurulmuşken bu coğrafyanın hakikatini anlamlandırmadan, bu coğrafyada yaşayanların inancını anlamlandırmadan bu saptırmaya çalışmak sadece dönemsel olarak maaşa tabi olmak, dönemsel olarak maaş bekçiliği yapmaktan başka bir sonuç vermeyecektir. Bunu zaman bize gösterecektir. Çünkü bu coğrafya zamanın dilini, ruhunu taşıyor içerisinde. Bu coğrafya yer bilmenin ruhunu taşıyor içerisinde. Yer bildiği için yer gösteren bir coğrafyadır. Reya Haq Aleviler yer bilirler, kıymet bilirler. Biz Türkmen canlarımıza gayretkeş mücadelelerinden dolayı Kızılbaş terimini kullanmışız. Reya Haq coğrafyası kendisine Mansurlar coğrafyası der. Kızılbaş terimi bizim için babaganların, Babailerin o can feda direnişleriyle bir rıza toplumu yaratma arzlarında beraber gayretin sonucu verdiğimiz manadır. Bu konuda kıymetlerini kadirlerini biliriz, minnettarız birbirimize.

    Çünkü biz Hakkın emir rızası olan Kuranı zişanın da doğru anlaşılması, doğru anlatılması ve de onun üzerinden Allah’ın ismini kendi tanrılarına mülk eden anlayışa karşı hakkın emr rızasını tüm coğrafyalarda yaşatacak bir anlayışın devamıyız. Reya Haq coğrafyası, bu rızalığı tüm canlarda görebilirler. Yeter ki buna bakmasını bilsinler. Bu asimilasyonist yaklaşımlar hiçbir şekilde bu coğrafyada sonuç vermeyecektir. Reya Haq Alevileri şunu çok net karşılarına koymalıdır, net yaşamalıdır; bizim inancımız yaşanır, rızkını rıza ile pay eden toplumsallığın yaşamıdır. Her duasında Xızır geçmeyen bizden değildir. Musahibini de kivrasını erkanına taşımayan eksik yaşıyordur. Yaşadığı toplumda kendi vicdanı olan, kivrasını, musahipini, toplumsal ikrarlaşmasını bir hatta taşımıyorsa Alevi değildir, Aleviliği derinlikli yaşamıyordur. Bunu yaşatmak gibi bir derdi yoktur. Bu da tarikatçı hatta doğru gidecektir.”

    ŞİİLEŞTİRME VE SÜNNİLEŞTİRME HATTI

    Felekoğlu, “Ayrıca inancımız üzerinde oynanan bir diğer kısım da Şiileştirme ve Sünnileştirme hattı” diyerek şunları aktardı:

    “Bu Dersim’de de yoğun bir şekilde işleniyor. Ne yazık ki bizim kurumlarımız yani bir cemevi üzerinden iletilmeye çalışılıyor. Dünya kadar Şii hurafesiyle Alevilik anlatmaya çalışılıyor. Dünya kadar Şii saptırmasıyla Alevilik anlatılmaya çalışılıyor. Bugün Şii hattını kendisine rehber edenler Kerbela’da Hüseyin’e hesap vereceklerdir. Kerbela’da Hüseyin’i yalnız bırakanların tezgahına girmiş demektir.

    Diğer tarafta; namaz da kılsak, oru. Da tutsak hepsini Hak için yapıyoruz diyen bir anlayış var. Hakkı anlayarak vicdanen yapılan ibadetleri hak sayarız. Aleviler, Hristiyan’ın kiliseye gitmesini, bir Müslüman’ın camiye gidip namaz kılmasını da hak sayar, orucunu tutmasını da hak sayar. Fakat hak saymadığı bir durum vardır; bunu kendisine siper edip diğerlerin hepsini kendine benzetmeye çalışan, hakkın tüm nurlarını, renklerini bir etmeye çalışan, tek şekilde bakmaya çalışan anlayışlara karşıdır. Bunlar sapmadır. Hak yolunda bunların hepsi sapmadır. Hak yolu ana yoludur, hak kapısıdır. Kadının nur olmadığı hiçbir hat gerçekliğini hakkın emr rızasıyla yerine getiremez.”

    “HARDE DEWREŞ AYAKTADIR, MUNZUR AYAKTADIR”

    Alevi toplumunun bütünlüklü olarak Harde Dewreş’ten başlayarak kendi coğrafyasına yüzünü dönmek durumunda olduğunu belirten Felekoğlu, şöyle devam etti:

    “Alevi toplumu kendi jiyar, diyarlarını anmak ve taşımak durumundadır. Bir cenaze erkanı yapıldığında saflarını kadınlı, erkekli canlarla oluşturmalıdır. Haremlik selamlık cümle canın nur olduğu hak yolunda bunu dayatanlar bu yola şhanet edenlerdir. Bu ihaneti görmek gerekir. Bir erkanda musahip varsa, meftanın arkasında musahip varsa yanında kivrası varsa, piri varsa, ana baba yanında duruyorsa cümle can da onun etrafında halka olup ellerini bağırlarına koyup dualarını edip sırlıyorlarsa o zaman hak yerini bulur. O zaman can tekrar doğumun çarkına sokulur. Cem erkanlarında haremlik selamlık yapanlar, cem erkanlarında durmadan salavat getirenler bu yolda Alevi çocuklarını Işid’e, Hizbullah’a götürecek olan tarikatçı hatta nüfus kazandırmaktan başka bir şey olmayacaktır.

    Harde Dewreş direniyor, Harde Dewreş ayaktadır, Munzur ayaktadır. Cümlemiz ayaktayız. Nehak kendi çarkını sürecek, devranını sürmeye çalışacak. Bizim de görevimiz kendi meydanımızı kurmaktır.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • İçerenköy Cemevinde Newroz cemi yapıldı

    İçerenköy Cemevinde Newroz cemi yapıldı

    PİRHA – PSAD, DAD ve Koçgiri Kültür Derneği’nin İçerenköy cemevinde anadilde yaptığı Newroz Ceminde konuşan Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinden Sefa Öztürk, “Madem ki, bugün doğanın uyanışıdır o zaman doğayı, canları korumak zorundayız. Suyun kirletilmesine, doğanın tahrip edilmesine, katledilmesine seyirci kalmamalıyız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Derneği (PSAD), Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve Koçgiri Kültür Derneği, “Hak aşkıyla Ali’ye Yar Mazluma Berdar Zalime Zülfikar” sloganıyla İstanbul PSAD Kadıköy Şubesi İçerenköyü Cemevinde anadilde Newroz Cemi gerçekleştirdi. Ağuçan Ocağı Pirlerinden İbrahim Erdoğan, Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinde Sefa Öztürk, Zakir Cihan Çelik,  Cengizhan Aslan ve Yazar Bülent Felekoğlu’nun da katıldığı Newroz Cemine çok sayıda yurttaş da katıldı. Cem gülbeng ve deyişlerle başladı.

    “NEWROZ ZULMÜN ORTADAN KALKTIĞI GÜNDÜR”

    Cemde söz alan Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinden Sefa Öztürk , “Herkesin her coğrafyada farklı Newroz’u  vardır. Kimilerine göre baharın uyanışıdır. Kimine göre gecenin gündüzle eşitliği ve toprağın yeşerdiği gündür. Kimine göre Hz. Ali’nin doğum günü, kimine göre dostluğun, barışın, kardeşliğin ve paylaşımın yoğun olduğu bir gündür. Kimine göre de Demirci Kawa’nın zalim Dehak’ı yerle bir ettiği, yani zulmü ortadan kaldırdığı gündür. Hepsi de değerli, kıymetlidir. Hangi pencereden bakarsanız önemli olan hakikatle bakabilmektir. O yürekle görebilmektir. Bugün eğer bunları anlayamazsak hakikatı gene yalnız bırakırız” dedi.

    “DOĞA TAHRİBAT ALTINDA”

    Bugün doğanın büyük bir tahribat altında olduğunu belirten Öztürk, “ İnsanlar doğayı tahrip ediyor, ağaçları kesiyor ve doğada bir sürü canın yaşam alanını yerle bir ediyor. Madem ki bugün doğanın uyanışı ve mübarek bir gündür. Öyle ise o doğayı o canları korumak zorundayız. Buna seyirci kalmamalıyız. Suyun kirletilmesine, doğanın tahrip edilmesine, katledilmesine seyirci kalmamalıyız” diye konuştu.

    “İNSANLAR VE DİĞER CANLILAR DOĞADA EŞİTTİR”

    Bir zalimin bir halka uğrattığı zulmünü sonlandırmanın her şeyden daha kıymetli olduğunu vurgulayan Öztürk şöyle devam etti:

    “Biz aydınlık bir toplumu savunuyoruz. Karanlığı üreten, bizi karanlıkta bırakan, bizi düşünceden, paylaşımdan, özgürlükten ve birlikte yaşama ülküsünden alıkoyan her şeyi topyekün reddetmeliyiz. İnsanlar ve diğer canlılar doğada eşittir. Eşit olabilmeli. İlk önce dünyayı eşitsizliğe götüren, hırsızlık yapan, zalimlik yapan, zulüm eden, emeği gasp eden, yok sayan her şeye direnebilmeli ve düşüncemizi, ibadetimizi, dilimizi, ekmeğimizi, ortaklaştırmalıyız.”

    Konuşmalardan sonra Çerağ uyandırıldı ve cem yapıldı. Newroz Cemi, Kerbala ağıdıyla son bulurken ardından lokma pay edildi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevilerden gözaltılara tepki: Kemal Bülbül ve barış savunucuları serbest bırakılsın

    Alevilerden gözaltılara tepki: Kemal Bülbül ve barış savunucuları serbest bırakılsın

    PİRHA – Sosyal medyadan Afrin’e yönelik operasyona tepki gösterenler arasında dün gece gözaltına alınan PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına Aleviler tepki gösterdi. Aleviler, Bülbül’ün ve diğer barış savunucularının serbest bırakılmasını istediler. 

    Sosyal medyadan Afrin’e dönük hava bombardımanına tepki gösteren aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün de olduğu çok sayıda sanatçı, siyasetçi ve gazetecilerin de olduğu onlarca kişinin evine yapılan baskın sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    “KEMAL BÜLBÜL SERBEST BIRAKILMALI”

    Gözaltılara birçok Alevi kurum temsilcisi, yazar, sanatçı tepki gösterdi.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Derneğimiz önceki dönem genel başkanlarından Kemal Bülbül bu gece evinden gözaltına alındı. Kemal Bülbül serbest bırakılsın” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş da Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek serbest bırakılmasını istedi.

    Kıbrıs Pir  Sultan Abdal Kültür Derneği Eş Başkanı Selver Kaya, Bülbül’ün gözaltına alınmasını kınayarak derhal serbest bırakılmasını  istedi.

    Yazar Erdal Yıldırım da tepkisini şöyle ifade etti.

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski genel Başkanı Kemal Bülbül gözaltına alındı. Bu iktidar kendisi gibi düşünmeyen herkese düşman… Bu nedenle hep birlikte haykırıyoruz:
    Kemal Bülbül derhal serbest bırakılsın! Kemal Bülbül yalnız değildir. Savaşa Hayır.!”

    PSAKD GYK Üyesi Gülizar Taşbilek de, Bülbülün serbest bırakılmasını istedi. Taşbilek, “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri eski genel başkanlarından Kemel Bülbül Ankara’da gözaltına alınmıştır. Eski genel başkanımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Unutmayın ki bizler ”Pir Sultanın Yoldaşlarıyız…” ifadesini kullandı.

    “BARIŞ SAVUNUCULARI SERBEST BIRAKILMALI”

    Demokratik Alevi Derneği yöneticileri Bülent Felekoğlu ve İmam Balsever de, “Hak, yol, Alevi inancına büyük hizmetleri olan yazar, siyasetçi Kemal Bülbül derhal serbest bırakılsın” çağrısında bulundular.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi Genel Örgütlenme sekreteri Fırat Argün, ise yapılan gözaltılara tepki gösterdi. Argün,” Biz Aleviler felsefemiz ve inancımız gereği savaşa hayır demeye ve barışı savunmaya devam edeceğiz. Savaşı savunmak birleşmiş milletler sözleşmesine ve insan hakları evrensel beyannamesine göre suçtur. Biz bu suça ortak olmayacağız. Eski genel başkanımız ve tüm barış savunucuları serbest bırakılmalıdır” dedi.

    DAD Ankara Eş Başkanı Murat Işık, da “Aydın, İnsan Hakları savunucusu, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık mücadelesine inanan, önceki dönem PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül suçsuzdur serbest bırakılmalıdır” çağrısında bulundu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kurumlarından PİRHA’ya dayanışma ziyaretinde önemli mesajlar-VİDEO

    Alevi kurumlarından PİRHA’ya dayanışma ziyaretinde önemli mesajlar-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum yöneticileri, temsilcileri ve dedeler, genelde basına, özelde ise Alevi medyasına yönelik baskılara karşı PİRHA’ya destek ziyaretinde bulundular. Ziyaret sırasında, dün gözaltına alınan KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in serbest bırakılması istendi. 

    Haberin Videosu

    Alevi kurumlarının yöneticileri, temsilciler ve dedeler, Alevi medyasına ve çalışanlarına yönelik baskı ve gözaltıları kınamak ve dayanışmak amacıyla Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) ziyaret ettiler.

    Ziyaret sırasında dün gece yarısı evlerinden gözaltına alınan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in hukuksuzca gözaltına alınmasına da tepki gösterildi.

    “GÖZALTI VE BASKILAR KABUL EDİLEMEZ, DAYANIŞMALIYIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Alevilerin sesi olan basın kuruluşlarına baskıların yapılan baskı ve yöneticilerin gözaltına alınmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Baskılara karşı birlik olunması gerektiğini söyleyen Yıldız, bir an önce Büyükşahin ve Güleç’in serbest bırakılmasını istedi. Yıldız, tüm Alevi kurumlarına, sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere Cumartesi günü saat 14.00’te Galatasaray Meydanı’nda yapılacak TV10 eylemi için katılım çağrısında bulundu.

    “GÖZALTILAR ALEVİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm ise, “Bu gözaltılar Alevilere yapılmış bir saldırıdır. Bu direnişi cumartesi günü yapılan TV10 eylemi sonrası büyütmek gerek. Bu saldırılar sonrası hiçbir ayrıma gitmeden ortak bir şekilde mücadeleyi büyütmek gerekir. Alevi toplumu bu ülkede demokrasinin bir parçasıdır. Ve kendisi ile birlikte diğer demokrasi güçleri ile birlikte hareket etmek zorundayız” dedi.

    “HER ZAMAN TV10’UN VE TUTUKLANAN ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”

    İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin de, “TV10 Aleviler’in sesi, gözü ve kulağıydı. 66 haftadır TV10’u geri açmak için yapılan eylemleri bitirmek ve Alevilerin sesini tamamen kesmek için yapılan bir operasyondur. Bu operasyonların devamı da olacaktır. Ancak bizler korkmuyoruz. Her zaman TV10 ve tutuklanan arkadaşlarımızın yanındayız.” ifadelerini kullandı.

    “BU MESELE TV10’DAN ÇIKMIŞTIR, TÜM MUHALEFET HEDEFTE”

    ABF Genel Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Can ise “Ortak bir cepheyi örmenin zamanı geldi ve geçiyor. Bu mesele TV10’dan çıkmıştır. Bu mesele Türkiye muhalefetinin bütününü hedef alan saldırının küçük bir parçasıdır. Bu saldırılara topyekün bir karşılık veremezsek önümüzdeki süreçte herkesi bulunduğu yerden alacaklar” şeklinde ifade etti.

    “SOKAKLARA ÇIKMANIN ZAMANI GELMİŞTİR”

    Siyasal iktidarın acelesinin olduğuna vurgu yapan Can, “Toplumsal muhalefeti susturmak için siyasal iktidar acele ediyor ve saldırıyı da genişleterek sürdürüyor. Artık buradan çıkıp sokaklara dökülmenin zamanı gelmiştir. Bu cepheyi bir an önce büyütelim.” dedi.

    “BU ALEVİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    PSAKD Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek, “Bu yapılan saldırı Alevilere yapılmış bir saldırıdır. Mücadelemizi de bu şekilde vereceğiz zaten. Gerçekten kitlesel anlamda bir güç birliği yapmalıyız. Ve iktidar partisinin bize yaptıklarını görüp ona göre bir tavır almalıyız. OHAL’in derhal kaldırılması lazım. Çünkü iktidar partisinin amacı OHAL ile 2019 seçimlerine gitmektir. Herkes ayrı ayrı cılız sesler çıkarmaktadır. Bu sesleri birleştirip gür bir ses çıkarmalıyız ve artık alanlara çıkmamız gerekiyor. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın her zaman arkasındayız. Onları alana kadar alanlarda olacağız” dedi.

    “2019 SEÇİMLERİ İÇİN YAPIYORLAR”

    Taşbilek’in arkasından söz alan Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım da “Kendinden olmayan tüm farklılıklara ve gruplara karşı bu tür çeşitli spekülasyonlar yaratarak yapmadıkları şeylerle suçluyorlar. Bunu KHK ile işten atmalar ve tutuklamalar ile gördük. Bu sindirme, korku yaratma ve algı operasyonu imparatorluğu yaratmaktır. Bunu daha çok 2019 seçimleri için yapıyorlar. Ama buna biz ses çıkarmak zorundayız. İnanç Kurulu ve dedeler olarak Hz. Hüseyin’in yolunu sürdürmek istiyorsak haksızlıklara boyun eğmeden dik bir şekilde mücadelemizi sürmemiz gerekir” şeklinde konuştu.

    “KENDİ EVLATLARINI SAHİPLENEN CÜMLE HAKLARI DA SAHİPLENİR”

    Araştırmacı-tarihçi-yazar Bülent Felekoğlu, “Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ellerinden geldiği kadar bu topluma hizmet etmeye çalıştılar. Aslında burada bu topluma yapılan hizmet kültürü yok edilmek isteniyor. Bir anlayış tarafından terörize edilerek toplumun birbirinden kopması hedefleniyor. Bu toplum ancak bunu birbirine bağlı olarak aşabilir. İktidarın acelesi var, sıkışmış durumda, daralmış vaziyette ve tekleştikçe kendini yemeye başladı. Ancak bizim de bu konuda bir gayretimiz olmalı ve Türkiye halklarına bir umut olmalıdır. Hanemizde ve cemevlerimizde bu süreçleri güçlü sahiplenmeliyiz. Bu nedenle Aleviler kendi evlatlarını sahiplenmelidir. Kendi evlatlarını sahiplenen cümle halkları da sahiplenir” ifadelerine yer verdi.

    “GİTMEMEK İÇİN YAKABİLDİKLERİ KADAR CAN YAKTILAR”

    25. dönem HDP Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş ise, “AKP siyaseti sıkıştığı anda mutlaka içeride bir operasyon havası gelişiyor. Gene dışarıda çok sıkışmış  durumda. Fransa’da aldığı bir cevap var ve Almanya’da yürüttüğü görüşmeler var. Öyle bir noktaya geldi ki artık diyalog kurulmaz bir cumhurbaşkanı hikayesi var. Bu hikayeyi biz Aleviler şuradan biliyoruz: Ortadoğu coğrafyasında ne zaman İslamı rehber edindim yöneteceğim diyenler varsa birincisi ahlaksızlıkları çocuklara varana kadar aştı. İkincisi; evleri, hücreleri her yerleri para doldu ve en önemlisi de iktidara geldiklerinde de gitmemek için yakabildikleri kadar can yaktılar” dedi.

    “BÜYÜK BİR CENAHI GÖZALTINA ALIYORLAR”

    AKP’nin psikolojik danışmanlığını yapanlar ve akıl verenlerin toplumsal psikolojiyi iyi çözümlemiş kişiler olduğuna dikkat çeken Küçükkeleş, “Öyle yerlerde operasyonlar yapıyorlar ki doğru anlama süremiz bayağı gecikiyor. Ve anladıktan sonra şunu fark ediyoruz bir kişiyi gözaltına alarak aslında büyük bir cenahı gözaltına alıyorlar. Bugün belki Veli Büyükşahin’i aldılar ama Alevi toplumunda büyük bir yansıma oluşuyor” ifadelerini kullandı.

    TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci de TV10’un lokmalarla kurulduğunu belirterek, çok emek verildiğini, Türkiye’nin her yerinde Alevilere ulaşmaya çalıştıklarını vurguladı. Kelleci, gözaltına alınan Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç’in ve tutuklu bulunan Kemal Demir’in serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİ BASININA SAHİP ÇIKMAK GEREKİYOR”

    Alevinet Türkiye Temsilcisi İsmail Yıldırım ise, “TV10’un diğer kapatılan kanallardan farklı bir özelliği var. Bir şekilde basın mücadelesini çalışanları ve yöneticileri ile devam ettirdi. Ve bir şekilde Alevilerin sesinin kısılmasına engel olmaya çalıştı. Devleti de en çok korkutan bu. TV10 kameramanı Kemal’in alınmasından sonra Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in alınması demek, yarın başkalarının gözaltına alınmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle Alevi basınına sahip çıkmak gerekiyor” diye konuştu.

    “TEK KİŞİ KALSAK DAHİ GERÇEKLERİ HAYKIRMALIYIZ”

    Yıldırım’ın arkasından konuşan Zülfikar Dergisi çalışanı Cihangir Alim ise “Alevi yaşam felsefesine her zaman bir savaş açılmış, fermanlar verilmiş ve katliamlar yapılmıştır. Aleviler Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde her zaman bir katliamla karşı karşıya kalmıştır. Çünkü Alevi yaşam felsefesi iktidarcı devletin tek millet yaratma tek ırkı üstün görme anlayışı zuhur ettiği sürece bunun panzehiri Alevi yaşam felsefesinin özgürlükçü modeli, kadın modeli ve özgür doğa modelidir. Bunu TV10 başardığı için kapatma emri gelmiştir. Ve TV10 sahaya indiği için artık susturulması gerekmiştir. Biz bu saatten itibaren tek kişi dahi kalsak gerçekleri haykırmalıyız. Çünkü bu Hasan Sabbah, Nesimi ve Pir Sultan aklıdır” ifadelerini kullandı.

    “BASKILARI TEPEMİZDE HİSSEDİYORUZ”

    Son olarak konuşan TV10 haber spikeri ve Pir Haber Ajansı Editörü Nilgün Mete ise, “Alevilere gün geçtikçe baskılar artıyor. Bu baskıları artık tepemizde hissediyoruz. Basın ayağı Pir Haber Ajansı olarak yaptığımız haberlere dikkat ediyoruz kapatılmamak için. Ancak tüm bu baskılara rağmen bir mücadele içerisindeyiz. Biz aslında Alevi medyası olarak Alevilere hizmet için buradayız. Dayanışmanın gücü var. Tabi ki her zaman dayanışma içinde olmamız çok güzel bir şey” dedi. Mete, Alevi kurum temsilcilerine ziyaretten dolayı teşekkür etti. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Diyanetin fetvalarına hakikatçi İslamcıların karşı çıkması gerekiyor’

    ‘Diyanetin fetvalarına hakikatçi İslamcıların karşı çıkması gerekiyor’

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Temsilcileri, Diyanet’in çocuk evliliğine ilişkin verdiği fetvaya karşı tepkilerini PİRHA’ya anlattı. DAD Temsilcileri, konuya ilişkin “Bütün özgürlük gruplarının, demokrasi güçlerinin her şeyden önce hakikatçi İslamcıların buna karşı çıkması gerekiyor. Bu İslam’ın özüne de aykırıdır” ifadelerini kullandı.   

    Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde yer alan ve 9 ve 11 yaşındaki kız ve erkek çocukların evlenebileceğine dönük açıklamasına Pir Zeynel Kete ile Demokratik Alevi Derneği Temsilcileri Bülent Felekoğlu ve Sümbül Beltir tepkilerini dile getirdiler.

    FETVALAR TEKÇİ ZİHNİYETİN ÜRÜNÜDÜR

    Pir Zeynel Kete konuya ilişkin şunları belirtti:

    “Diyanet’in son fetvaları, bu milleti karanlığa götürüp Emevi-İslam anlayışıyla birleştirmeye çalışan tekçi zihniyetin ürünüdür. Diyanet, çok güçlü bir ideoloji kaynağıdır adeta bir savunma bakanlığı gibi çalışıyor.
    Aleviler Diyanet’ten hizmet almıyor ve almamalıdır. Diyanet’in verdiği fetvanın bizim için bir yaptırımı yok ama ahlaki duruş sergilemek açısından cinsiyet ayrımcı ve masum-u pak olan çocukları hedef göstermesi açısından yanlıştır. Zaten Diyanet’in kendisi yanlış bir kurumdur.
    Aleviler Diyanet’in söylemlerine karşıtlık oluşturmaları gerekiyor ama her şeyden önce bu İslami payda içerisindeki Hak İslam’ı savunanların ciddi bir tepki göstermesi lazım. Bu tepkisellik kadın gruplarıyla, özgürlükçü gruplarla bir araya gelip ciddi boyutuyla düşünülmelidir.”

    DAD Temsilcisi Bülent Felekoğlu, “Öncelikle 9 yaşında evlenilebilir meselesi Hz.Muhammed’in hakikatini saptıran bir yaklaşımdır. Diyanet o iktidarcı Yezid zihniyetinin ihtiyacı olan fetvayı vermiştir. İslam’ın hakikatinde kadına yaklaşım, evlilik yaşı çok net olarak belirtilmiştir. Ayrıca sosyal ve toplumsal yaşam içerisinde bunun yeri yoktur. 9 yaşında evlilik söz konusu değildir” dedi.

    İSLAM’IN HAKİKATİNİ SAVUNANLARIN TEPKİ GÖSTERMESİ GEREKİYOR

    Felekoğlu, Diyanet yaptığı birçok hatanın yenisini yapmıştır. Bugünkü zihniyetin istediği sonucu vermiştir. Bu yönüyle de toplumların ikrarlaşmasıyla yönetilmesi gerekirken bir iktidar aracı haline gelmiştir” diye konuşan Felekoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu fetvanın toplumda bir karşılığı yoktur. Toplumdaki her inançtan ciddi refleks almıştır. Diyanet’e çok net tepki gösterildi. Zaten sonrasında bu değiştirildi. Yapılan haber de refleksleri doğru anlaşarak yaklaşılması gereken bir haberdi. İslam’ın hakikatine doğru yaklaşanların Diyanet’n hem Hz. Muhammed’in hem de Kuran’ın değerlerine hakaretle yaklaşımına karşı bir refleks göstermesi gerekiyor. Bu kendi çocuğuna kendi düşüncene kendi inancına bir hakarettir. Nehakın parasıyla beslenen onun silahını kullanmak istiyor. Nehakın parasıyla maaş alan anlayış en sonunda ona köle oluyor. Dolayısıyla toplum bu köle sistemini, inancı köleleştiren sistemi İslam’ın hakikat değerlerinden çok Muaviye aklıyla araçsallaştırılmış sahi olmayan yönlerini ayıklamakla mükelleftirler.”

    FETVALARIN HİÇBİR İNANÇTA YERİ YOKTUR  

    Diyanet’e tepki gösteren DAD Temsilcisi Sümbül Beltir ise şunları ifade etti:

    “Bu tür konuların gündeme gelmesi başta İslamiyet adına onur kırıcıdır. Ben Kürt Kızılbaş Alevi bir kadın olarak şunu diyorum: Bu söylemlere karşı tepkiyi ilk Hak İslam’ı savunanların vermesi gerekir. Bu tür gündemlerin oluşması çok yıpratıcıdır. 9 yaşındaki çocuklar evlenebilir söylemi İslam’a aykırı bir durumdur. Bunun hiçbir inançta yeri ve sindirilecek bir yanı yoktur.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • ‘Akşener Dersim’e gelmeden önce kendi özüyle yüzleşmeliydi-VİDEO

    ‘Akşener Dersim’e gelmeden önce kendi özüyle yüzleşmeliydi-VİDEO

    PİRHA – Pir Zeynel Kete ve Demokratik Alevi Derneği temsilcileri Meral Akşener’in Dersim’i ve cemevini ziyaret etmesiyle ilgili PİRHA’ya konuştular. Kurum temsilcileri “Akşener, ‘daha önce İçişleri Bakanlığı yaptım, bu topluma doğru yaklaşmadım, artık doğru yaklaşıp anlamak istiyorum’ deseydi, daha önce nehakı posta oturtmuş bir anlayıştan plaket almaktan çok toplumumuzdan takdir alabilirdi” ifadelerini kullandı.

    Haberin videosu

    Pir Zeynel Kete ve Demokratik Alevi Derneği temsilcileri Bülent Felekoğlu ile Sümbül Beltir, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Dersim’e gelmesi ve burada cemevine gitmesini değerlendirdiler.

    Pir Zeynel Kete, “Dersim Rea Heq inancının serçeşmesidir. Burası bizim toplumsal beynimizdir. Biz geçmişte Meral Akşener’in yaşattıklarını, içerisinde bulunduğu ideolojiyi ve konumlandığı ortamı biliyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

    “Şunu söyleriz; eğer gerçekten de bu zaman zarfı içerisinde yaptıklarını süzgeçten geçirmiş, gözden geçirmiş, kendi yeniden doğuşunu yaşamış ve der ki; “Belediyenize kayyum atanmış, ocaklarınız ve dergahlarınız kapanmış, sizin iradeniz olanlar bir şekilde derdest edilmiş ben buna karşı geliyorum. Bu yapılan zulmü kabul etmiyorum, ben sizin hakikatinizi gördüm. Bu hakikatler Türkiye’nin bütün etnik yapıların, bütün ideolojilerin, bütün inançların kurtuluş hakikatidir. Ben de İslamiyet içerisinde bu hakikat paydayı temsil ediyorum. Gelin beraber konuşalım, bu zulme beraber karşı çıkalım” dese amenna deriz kabul ederiz. Deriz ki; yeni bir oluşum yakalamış gelmiş, bizim hakikatimizi kabul ediyor.”

    ZÜLFİKAR’IN SİYASİ SEMBOL HALİNE GETİRİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ

    Kete, “Gelinen aşamada direk cemevine gitmesi, cemevi kayyum tarafından yönetiliyor, oraya resmi memurlar atanmış, Alevi anlayışından tutun Şii bir İslam anlayışına göre kendi hakikatinden uzaklaşanlar adledildi. Kendisine Zülfikar hediye edildi. Bizim inancımızın sembolüdür. Sembol çok önemlidir. Bu hakikati dile getirmeden siyasi bir sembol haline getirilmesini kabul etmiyoruz” dedi.

    Kete, kadının inanca göre nasıl ifade edildiğini ise şöyle vurguladı:

    “Ayrıca kadın olmasından dolayı şunu beklerdik kendisinden; bu coğrafyada kadınlar her gün katlediliyor. Kadın bizim inancımıza göre Ana Fatma’yı temsil ediyor. Hakkın varlık kapısıdır. Biyolojik olarak kadın olması bir anlam ifade etmiyor. Duygu dünyasında, ruh ve beden ikrarlaşmasında eğer gerçekten bir kadınsa bu coğrafyada yapılan, bu KHK’lerden OHAL’e kadar halkın iradesine ket vurulan bütün politikalara karşı çıksaydı daha anlamlı ve yerinde olurdu diye düşünüyorum.”

    MERAL AKŞENER ERKEK EGEMEN AKLIN YAKLAŞIMINDA BİR SİYASETÇİ

    DAD Temsilcisi Sümbül Beltir ise Meral Akşener’in Dersim’e gelmesiyle ilgili şunları ifade etti:

    “Siyasetçiler bütün illeri gezebilirler bunda bir sıkıntı yok ama Meral Akşener’i tanıyoruz. Geçmişten beri siyasetle uğraşan erkek zihniyeti taşıyan bir kadın siyasetçidir. Kadın aklıyla değil de devletin erkek egemen aklıyla yaklaşımı olan bir siyasetçi. Dersim’e gelmeden önce kendi özüyle yüzleşmesi gerekiyordu. Biz Dersim halkına neler yaptık demesi gerekiyordu. Dersim halkı mazlum bir halktır. Bu coğrafyada çok acılar yaşandı hala da yaşanıyor. Meral Akşener’in cemevini ziyaret etmesi siyasi çıkarlardandır.”

    BİZİM DEĞERLERİMİZİ KULLANMAK KISA VADELİ BİR İŞTİR

    DAD Temsilcisi Bülent Felekoğlu, “Meral Akşener buraya gelmiş niyaz olmuşsa, dağlarımızdan ziyaretlerimizden düstur aldıysa ondan sonraki eylemleri açığa çıkar. Yoksa gelip bizim değerlerimizi kullanıp kendisini ifade etmek kısa vadeli bir şeydir” diyerek şöyle devam etti:

    “Eğer bu toplumun hepsine niyaz olarak gelseydi, toplumumuzdaki kurumlarla, tarihle yüzleşme olarak gelseydi daha anlamlı olurdu. Daha önce hata yaptım, içişleri bakanlığı yaptım, bu topluma doğru yaklaşmadım. Doğru yaklaşıp anlamak istiyorum, bununla ilgili siyasete yeni başladım. Bu siyasette yaptığım pratiklerde hata var. Bu toprakların evladı olarak hakikatli bir iş yapmak istiyorum gibi bir demeçle gelir olsaydı sadece nehakı posta oturtmuş anlayıştan plaket yerine toplumumuzdan takdir alabilirdi. Coğrafyamız zulme her şeyiyle, ağacıyla, kurdu kuşuyla direnmiştir. Bu saatten sonra zulme ortak olmayacaksa buyursun bu halkın birçok alanda temsilcileri var onlardan rıza dilesin. Bu sadece Meral Akşener şahsında değil, siyasi argümanlarla yürüyen şahısların hepsinedir.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM