Etiket: buluşma

  • Aleviler demokratik çözüm ve eşit yurttaşlık için bir araya geldi-VİDEO

    Aleviler demokratik çözüm ve eşit yurttaşlık için bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA- FEDA (Demokratik Alevi Federasyonu) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (YJAD) halk bululması, Alevi toplumunun Türkiye’deki demokratik çözüm sürecine yaklaşımı ve yeni anayasa tartışmalarındaki taleplerini gündeme taşıdı.

    İsviçre’nin Zürih kantonuna bağlı Dübendorf kentinde yapılan toplantı, Alevilerin demokratik, eşit ve özgür bir cumhuriyet mücadelesine katkı sunmayı hedefledi. Etkinlikte, Türkiye’de süregelen inkâr politikaları, inançsal eşitsizlikler ve yeni anayasa sürecinde Alevilerin rolü tartışıldı.

    “Yol Cümleden Uludur” şiarıyla düzenlenen buluşmada FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat, toplantıda yaptığı konuşmada, Abdullah Öcalan’ın demokratik çözüm ve barış çağrısının halkların kardeşliği ve demokratik bir cumhuriyetin inşası yönünde tarihsel bir adım olduğunu belirterek, “Barış sadece silahların susması değil, zihniyetin değişmesidir,” dedi. Polat, Alevi toplumunun da bu zihniyet dönüşümünün önemli bir öznesi olduğunu vurguladı.

    FEDA İsviçre Sözcüsü Songül Aslan ise, Alevilerin eşit yurttaşlık temelinde anayasa sürecine aktif biçimde katılması gerektiğini ifade etti. “Bugün burada bir araya gelişimiz sadece bir anayasa tartışması değildir. Biz, Türkiye’nin geleceğini, toplumsal barışını ve halkların ortak yaşamını nasıl inşa edebileceğimizi konuşmak için buradayız,” diyen Aslan, devletin tekçi zihniyetinin farklı kimlikleri ve inançları dışlamaya devam ettiğine dikkat çekti.

    Aslan, yeni bir toplumsal sözleşme için demokratik dönüşüm çağrısında bulunarak, “Devlet hiçbir inancı üstün kılmamalı, Diyanet yeniden yapılandırılmalı, zorunlu din dersleri kaldırılmalı ve Cemevleri ibadethane statüsüne alınmalıdır,” dedi.

    Toplantıda yapılan tartışmalarda, demokratik çözüm sürecinin yeniden düzenlenerek, inanç özgürlüğünün güvence altına alınması ve Türkiye’de eşit yurttaşlık bilincinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Buluşma soru-cevap bölümüyle sona erdi.

    PİRHA/ZÜRİH

  • Halfeti’deki Türkmenlerle ‘Barış ve Demokratik Toplum’ buluşması gerçekleşti-VİDEO

    Halfeti’deki Türkmenlerle ‘Barış ve Demokratik Toplum’ buluşması gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, Urfa Halfeti’de Türkmen yurttaşlar ile ‘Barış ve Demokratik Toplum’ buluşması gerçekleştirdi.

    Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları kapsamında DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Urfa’nın Halfeti ilçesinde Türkmenlerle buluşma gerçekleştirdi. Buluşmaya DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü Sevda Çelik Özbingöl, Urfa Milletvekilleri Dilan Kunt Ayan ve Ferit Şenyaşar ile il-ilçe örgütü yöneticileri, belediye eş başkanları,  Öcalan’ın yeğeni Ali Öcalan ve çok sayıda kişi katıldı.

    Buluşmada konuşan Urfa İl Eş Başkanı Ayşe Sürücü, Urfa’da birçok halk ve inancın bir arada yaşadığını ve Öcalan’ın memleketi olduğunu hatırlatarak, “Sayın Öcalan 27 Şubat’ta tarihi bir çağrı yaptı. Biz de bu çağrıyı her yerde büyüteceğiz” dedi.

    “SÜRECİ BİZİM MÜCADELEMİZ BELİRLEYECEK”

    Türkmen olan ve yerine kayyım atanan Halfeti Belediye Eş Başkanı Mehmet Karayılan, “Barış ve demokratik toplum sadece silahların susması meselesi değildir ve sadece Meclis ile bu sorun çözülmez. Meclis sorumlu, adım atmak zorunda ama bu barışı halklar örecek. Sayın Öcalan tarihi bir çağrı yaptı. Bu çağrıda hepimize bir sorumluluk düşüyor. Devlet bu çağrıya karşı sorumluluklarını yerine getirmeli, pratik adım atılmalı” şeklinde konuştu.

    Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ise buluşmaların ve birlikteliğin önemine işaret ederek, “Biz yan yana gelmezsek yüz yıllık acılarımız katlanır. Bu coğrafya hepimizin. Burada kardeş gibi yaşamaktayız. Tekçi zihniyet bu topraklara zehir gibi geldi. Milliyetçi ve kadın düşmanı politikalarla bugüne gelindi. Yüz yılı aşan bir Kürt sorunu ile karşı karşıyayız. Bu sorun herkesin sorunudur. Bu topraklarda Kürtler var, mücadeleleri var. Sayın Öcalan’ın paradigmasıyla bugüne gelen bir mücadele var. Rojava’da büyük bedellerle bu mücadele veriliyor. Biz barış istiyoruz. Kimsenin başını öne eğecek bir barışı kimse istemez. Biz onurlu bir barış istiyoruz. Biz mücadele etmezsek kimse bize bir şey vermez.  Bu süreci bizim mücadelemiz belirleyecek. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Demokratik siyaset alanının mücadelesi büyüyerek devam edecek. Bunun bir tarafı Meclis, bir tarafı bu meydanlar. Gerçek burada. Sizlerle konuşacağız, not edeceğiz ve taleplerinizi dillendireceğiz. Sürekli burada olacağız. Bizi biz yapan şey sizlerin insanlık mücadelesidir” diye konuştu.

    Öcalan’ın yeğeni Ali Öcalan, Öcalan ile yaptıkları bayram ziyaretine ilişkin bilgi verirken; katılımcılar da sürece dair öneri ve görüşlerini iletti, Öcalan’ın çağrısına ve sürece desteklerini ifade etti.

    Buluşma katılımcıların sürece dair öneri ve görüşleri ile son buldu.

    PİRHA/URFA

     

  • DEM Parti Kadın Meclisi, İzmir’de Alevi kadınlarla buluştu-VİDEO

    DEM Parti Kadın Meclisi, İzmir’de Alevi kadınlarla buluştu-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisinin Alevi kadınlarla bir araya geldiği buluşmada konuşan Halide Türkoğlu “Barış politikası ve demokratik toplum dediğimizde kadın konuşulmuyorsa çok da sonuca gidilemez. Bugün Alevi kadınlarla olan ortak buluşmamız bu sistemden yana ortak dertlerimiz var. Aslında emeğimiz görünmüyor ve hakkımızı alamıyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, “Barış ve demokratik toplumun inşasında Alevi kadınlarla buluşma” şiarıyla kadınlarla Tepekule Kongre Merkezinde bir araya geldi. Buluşma DEM Parti Diyarbakır Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu katılımıyla gerçekleşti. Buluşmaya çeşitli Alevi kurumu temsilcisi ve bireysel katılım sağlandı.

    “DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA KADIN KONUŞULMUYORSA SONUCA VARILAMAZ”

    DEM Parti Kadın Meclisinin iç işleyişi, eşbaşkanlık, fermuar sistemi gibi uygulamalardan örnekler veren Halide Türkoğlu Kürt kadınlarının bu kazanımları elde etmek için 1990’lı yıllardan bu yana mücadele verdiğini ifade etti. Barış ve çözüm demokratik toplum aşamasında genel siyasetin içinde kadın özgürlük mücadelesinin yok olmasını istemediklerini dile getiren Halide Türkoğlu “barışı konuşurken kadınların daha fazla söz alması gerekir. Çünkü savaşların ilk hedef alınanı, ilk şiddete uğrayanı bizsek o militarizmin ürettiği politikalarda beden politikalarını üzerinden bizim bedenimize saldırıyorsa ilk önce biz konuşmalıyız. Barış politikası ve demokratik toplum dediğimizde kadın konuşulmuyorsa çok da sonuca gidilemez” diye belirtti.

    “ALEVİ KADINLARLA SİSTEMNDEN YANA ORTAK DERTLERİMİZ VAR”

    Kadın özgürlük mücadelesinin de tekli bir mücadele olmadığını, kimliği ile mücadele ettiğinin ifade eden Halide Türkoğlu iktidarın sermayenin ve devletin beden politikasına karşı mücadele ettiklerini ifade etti. Halide Türkoğlu “İnanç dediğimiz, yani bir egemen inancın başka bir inancı sömürmesine, onu inkar etmesine karşı mücadele ediyoruz.  Diyoruz ki, bugün Alevi kadınlarla olan ortak buluşmamız bu sistemden yana ortak dertlerimiz var. Emek alanında mücadele veriyoruz. Aslında emeğimiz görünmüyor ve hakkımızı alamıyoruz. Kamusal alanda emek harcasak bile kadın kimliğimiz üzerinden ikincil görünen ya da ilk işten çıkartılan kesimlerin başında geliyoruz. Şimdi bu sistem uzun yıllardan beri var dedik. Ama aynı zamanda bu sistem kadınlar üzerinde bir politika haline geliyorsa öyle durduk yere olmuyor” diye konuştu.

    SURİYE’DEKİ ALEVİ SOYKIRIMINA DEĞİNİLDİ

    Kadının devlet mekanizmalarına karşı da mücadele verdiğini dile getiren Halide Türkoğlu bu mekanizmanın kadınlara ve erkeklere nasıl yurttaş olacaklarının sınırını çizdiğini ifade etti. Halide Türkoğlu, “Yüz yıldır ulus devlet dediğimiz mekanizmanın kendisi kadınlar ve erkekler şahsında ama aynı zamanda bu iki cinsin kendi kimlikleri, dilleri, kültürleri üzerinden makul vatandaş ya da makul olmayan vatandaş tasarrufunu  geliştirdi. Orta Doğu coğrafyası  savaş coğrafyasıdır. Çünkü ulus devlet dediğimiz mekanizmanın kendisi intihara dayalı olduğu için bazı coğrafyada mezhepçilik üzerinden bu çatışmalar var. Bazı coğrafyalarda insanları kültürleri, dilleri üzerinden bu çatışmalar var. Bu sistemin kendisinde bir sıkıntı var, tam da bu sistemin değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Toplum çok çeşitlidir. Tek başına ulusu Türk Kürt olarak tanımlayamazsınız.  Ulusun kendisi aslında çok çeşitlidir. Bugüne  kadar Ortadoğu coğrafyasında dayatılan tek ulus devlet meselesi Suriye’de başka bir soykırıma sebep oldu. Irak’ta başka bir soykırıma sebep oldu. İnsanlar bir arada yaşamak istiyorsa, eşitlik ve özgürlük üzerinden mücadele yürütmek istiyorsa tam da işte birbirini tanıma, birbirini anlama ve ortak yaşam fikriyatını hayata geçirmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü’den 24 Nisan’daki buluşmaya çağrı-VİDEO

    Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü’den 24 Nisan’daki buluşmaya çağrı-VİDEO

    PİRHA- 24 Nisan’da Alevi kadınlar öncülüğünde Samandağ’da gerçekleşecek buluşmaya dair çağrıda bulunan Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü, “Tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz” dedi. 

    Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirecek. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Samandağ PTT Şubesi önünde bir araya gelerek, Hızır Türbesi’ne kadar yapılacak yürüyüş ardından insan zinciri oluşturacak.

    Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü, 24 Nisan’a gerçekleşecek buluşma öncesinde yaptığı açıklamada HTŞ’nin Suriye’de Alevileri katlederek yurtlarından kovmaya çalıştığını ve topyekûn bir yok oluşu hedeflediğini belirterek, “Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor” dedi.

    Kadınlar adına açıklamayı okuyan Hülya Kavuk okudu.

    “KADINLARIN YAŞADIKLARI, ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNİN SOMUT HALİDİR”

    Suriye’deki Alevi katliamına karşı dünya kamuoyunun sessizliğini eleştiren Hülya Kavuk, “Biz bu suskunluğu biliyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar. Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN YOK OLUŞU HEDEFLENİYOR”

    Suriye halklarının 2011’den bu yana büyük bir savaşın mağduru olduğunu hatırlatan Hülya Kavuk,  “8 Aralık 2024’te BAAS rejimi, yerini DAİŞ’in ardılı cihatçı-selefi HTŞ’ye bıraktı. Bu selefi cihatçılar; ABD, Batılı ülkeler ve Türkiye’nin desteğiyle, kanlı elleri yıkanarak ve kravat takılarak iktidar koltuklarına oturtuldular. Tüm bunlar olurken, selefi cihatçılar Suriye’de ‘katli vacip’ fetvalarıyla Alevi soykırımını sürdürdü. Kadınlar kaçırılıyor; akademisyen Raşha El Ali’nin cesedi elleri kesilmiş halde bir ağaca asılı bulundu. Suriye’de Alevilere yönelik insanlık dışı bir vahşet, tüm dünyanın gözleri önünde sürdü, hâlâ da sürüyor. Alevilik inancına düşman olan HTŞ, Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor” diye belirtti.

    “SESİMİZE SES OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Suriye’de yaşanan katliama dur demek için 150’ye kadın örgütünün 24 Nisan’da Samandağ’da olacağını belirten Hülya Kavuk, “Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Bu nedenle; tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!” çağrısında bulundu.

    PİRHA/HATAY

  • Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği üyeleri, kahvaltıda buluştu – VİDEO

    Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği üyeleri, kahvaltıda buluştu – VİDEO

    PİRHA – İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği üyeleri, dernek binasında düzenledikleri kahvaltıda biraraya geldi.

    İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği üyeleri, dernek binasında düzenledikleri kahvaltıda biraraya geldi.

    Kahvaltıya, CAN TV Temsilcileri, Sanatçı Cengiz Aslan ve dernek üyeleri katıldı. İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Şehriban Aygün, söz alarak katılan herkese teşekkürlerini ileterek, birlik mesajı verdi.

    İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şehriban Aygün ve Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Gilgin ile kahvaltı sonrası derneğin kuruluş amacına ilişkin konuştuk.

    “DERNEK BİNASINI ALDIKTAN SONRA AKTİF OLARAK KULLANMAYA BAŞLADIK”

    Yönetim Kurulu Başkanı Şehriban Aygün, derneğin binasını aldıktan sonra aktif olarak kullanmaya başladıklarını ifade ederek dernekte yapılan çalışmalara dair şu bilgileri verdi:

    “Haftada bir gün kadınlara özel kahvaltı günü yapıyoruz. Derneğimizi genelde haftasonları aktif olarak kullanmaya çalışıyoruz. Evler küçük olduğu için cenazelerin taziyeleri derneğimizde yapılıyor. Çayımızla kahvemizle ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz. İnsanlar rahat rahat acılarını paylaşıyorlar. Mutlu günlerinde de burada sevinçlerini paylaşıyorlar.”

    “AMACIMIZ TOPLUMDAN KOPMAMAK”

    Aygün, Tavla Köyü’nün Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Alevi Kürt köyü olduğunu dile getirerek “Sarız’da bizden başka köyler de var ama bizim köyümüz sadece Alevi Kürt toplumundan oluşan bir toplum ve araştırmalarımıza göre çoğu Elbistan’dan, Pazarcık’tan gelmişler. Sinemilli Aşiretine bağlılar. Genellikle Sinemilli Aşireti de o bölgelerde yoğun. Bizim köyde bir de Koçgiri Kabilesi var. O da benim. Bizimkiler Dersim ve Zara’dan gelip Tavla Köyü’ne yerleşmişler” dedi. Aygün, derneğin amacının ise toplumdan kopmamak, birarada yaşamak olduğunu da söyledi.

    “DERNEĞİMİZDEN ÇOK MEMNUNUZ”

    Yönetim Kurulu Üyesi Ayfer Gilgin ise derneğin kuruluş amacının toplumun hepsinin birarada olması, kaybolmaması olduğunu söyleyerek “Gençlerimizi ve yaşlılarımızın hepsi birarada olsun. Şimdiki derneğimizin kurulmasından ve aktif şekilde çalışmasından dolayı çok memnunuz” dedi.

    Elif TABAK – Devrim FINDIK/İNGİLTERE

  • Yönetmen Lisa Çalan: Sansür ve otosansüre karşı net bir tavır sergilemek gerekiyor – VİDEO

    Yönetmen Lisa Çalan: Sansür ve otosansüre karşı net bir tavır sergilemek gerekiyor – VİDEO

    PİRHA – Sinema Yönetmeni Lisa Çalan, 37 kişiyle beraber İstanbul’da yaptıkları ilk toplantıda “Sanat için Özgürlük İnisiyatifi” adını verdikleri yeni bir örgütlenmeyi başlattıklarını söyledi. Çalan, Özgürlük için Sanat İnisiyatifi’nin 5-6 Ekim’de yapacağı etkinliğin temel hedefinin mevcut iktidarın politikaları olduğunu da ifade ederek, etkinliğin bir çalıştay ve konferans değil buluşma olacağını kaydetti.

    Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi, 5-6 Ekim’de Şişli Nâzım Hikmet Kültür Merkezinde “Mevcut İktidarın Kültür Politikaları: Sansür-Otosansür Baskısında Kültürel Kapan” başlıklı bir çalıştay düzenliyor.

    Yazar, hukukçu, akademisyen, sanatçı ve gazetecilerin yer alacağı etkinliğin 5 Ekim’deki programında “Kültürel Üretimde Baskının Biçimleri”, 6 Ekim’de ise “Kültür Sanatta İhlal ve Direniş Biçimleri” konulu oturumlar gerçekleşecek. Her oturumun ardından tartışmak için bir zaman da tanınacak.

    Sinema Yönetmeni Lisa Çalan, Özgürlük için Sanat İnisiyatifi’nin 5-6 Ekim tarihinde İstanbul’da gerçekleştireceği “Mevcut İktidarın Kültür Politikaları: Sansür-Otosansür Baskısında Kültürel Kapan” konulu buluşmanın hedeflerini PİRHA’ya anlattı.

    “TEKRAR BİRARADA OLMANIN ÖNEMİNİ FARK ETTİK”

    Lisa Çalan, “Barışa Ses Ol” deklarasyonunda 600 sanatçının imzasının olmasının kendilerinde büyük bir enerjiye neden olduğunu, bunun da umuda dönüştüğünü söyledi.  belirterek,

    Çalan, Özgürlük için Sanat İnisiyatifi’nin nasıl kurulduğuna ve hedeflerinin neler olduğuna dair şunları söyledi:

    “Bundan birkaç ay önce “Barışa Ses Ol” deklarasyonu yayınlandı. Bu çerçevede 600 küsür sanatçının imzası alındı. Çok uzun zamandır böyle bir ses çıkmamıştı ve bu bizde de büyük bir enerjiye neden oldu. Açıkçası bu enerji umuda dönüştü ve tekrar bir arada olmanın önemini fark ettik. Bir arada olurken de bu örgütlenme ağının içinde hem ses çıkarmanın kolaylığı hem de özgüveni artmış oldu. Haliyle bu şekilde de yola çıktık. İnisiyatifi bu enerjiyle birlikte kurma kararı aldık. Bu çerçevede yüz yüze görüşmeler aldık buradaki sanatçılarla. Öncelikle sanatçıları dinledik. Çünkü çok uzun zamandır kimse kimseyi dinlememişti. Mevcut iktidar neredeyse herkesi susturmuş, bir kapana sıkıştırmış ve geri planda tutmuştu. Bunu aşmak için dertleşme ihtiyacı hissettik ve herkesle ayrı ayrı görüşerek kim neler yaşadı, bu son 10 yılda bu yaşadıkları şeyler neye dönüştü ve sanatını ne kadar etkiledi, bunu ne kadar konuşabiliyoruz gibi meseleler üstünde durduk. Biz de bunu başlatırken ne yapacağız, neye dönüştüreceğiz, inisiyatifin adı ne olmalıyı hiç düşünmedik. Önce bir arada olmanın gücünü tekrar ortaya koymak için çalışma yürüttük. 37 kişiyle beraber İstanbul’da ilk toplantımızı yaptık ve hep beraber bu inisiyatifin adını koyduk. Sanat özgür bir ortamda en iyi yapılan manifestodur, eylem biçimidir, topluma ulaşmanın bir yoludur. Hep beraber isim olarak da ‘Sanat İçin Özgürlük’ dedik.

    “KORKU MEKANİZMASINI YOK ETMEK GEREKİYOR”

    Türkiye’de örgütlenme olmadan nefes alınamayacağını belirten Lisa Çalan, “Toplumun öncüleri, sanatçıları olarak ne kadar konuşmakta özgürüz, bunu ne kadar tartışabiliyoruz, hep beraber bunu göreceğiz ve bu yüzden de çağrımız odur ki, bu alanda emek veren bu alanda mağdur edilen herkesle bunu konuşmak, tartışmak gerekiyor. Çünkü bir sorunu tespit etmek yeterli olmuyor. Bir soruna çözüm de getirmek gerekiyor. Önce tüm bu korku mekanizmasını yok etmek gerekiyor. Sözünü söyleyebilecek o alanı ve dayanışma ağını yaratmak gerekiyor. Bu ülkede artık örgütlenmeden nefes alamayacağımızı çok iyi biliyoruz. Bir kişinin sesiyle on kişinin sesinin aynı olmayacağını artık net şekilde biliyoruz. Örgütlü olmayan her alan çürümeye mahkumdur. Bu süreçte birçok inisiyatif kuruldu, birçok platformlar kuruldu ama eylem biçimine geçmediği için kendi kendine çürüdü. Bu inisiyatifin temel amacı sözünü söyleyebilecek alan yaratmak, tepki biçimini eyleme dönüştürmektir” dedi.

    “SESİMİZ DE DURUŞUMUZ DA SÖZÜMÜZ DE ÇOK HAKLI”

    İnisiyatifin 5-6 Ekim’de yapacağı buluşmaya katılım çağrısı yapan Lisa Çalan, aynı zamanda buluşma hedeflerini de şöyle anlattı:

    “Mesela Altın Portakal Film Festivali’nde geçen yıl bir film sansürlenmişti, bugün biz bu sansürü dile getiriyoruz. Orada bir sansür vardı ve bir özeleştiri mekanizması geliştirilmedi, bunu haykırmak gerekiyor. Çünkü örgütlü alan ne olacağını bilir ve bunun için ne yapması gerektiğini de bilir. İnisiyatifin temel hedefi ses çıkarmaktır ama çiğ bir sesten bahsetmiyorum, daha tok bir ses. Çünkü haklıyız. Hepimiz bu sürecin çok büyük mağdurları olduk ve sesimiz de çok haklı, duruşumuz da çok haklı, bu yüzden sözümüz de çok haklı. Sahalarda, toplumun içinde ve üretim alanlarında ortaklaşmak, ortak bir hedefte bütün olmak gerekiyor. Bu etkinliğin en temel hedefi mevcut iktidarın politikalarıdır.

    “SANSÜR VE OTOSANSÜRE KARŞI NET BİR TAVIR SERGİLEMEK GEREKİYOR”

    Mesela Kürdistan’ı ele aldığımızda ve Türkiye cephesini ele aldığımızda iki farklı sansür ve otosansür biçimi var. Bunun ayrımını görmeliyiz. Çünkü bizde kültürel soykırım mevcut. Biz nasıl bakıyoruz, Kürt sanatçılar buna nasıl bakıyor, bunu ele almak, bir de Türkiye’deki sansür ve otosansür biçimlerini tartışmak gerekiyor. Temel hedefimiz budur.
    Ancak bu sadece sinema alanında değil, müzik, tiyatro, edebiyat alanları için de geçerli. Çünkü en fazla sansürlenen alanlardır bunlar. Bu yıl haberlerde çokça gördüğümüz üzere birçok müzisyen intihar etti. En az bir yıl içinde birkaç müzisyen konserleri iptal edildiği için, işsiz kaldıkları için, üretim alanları olmadığı için intihar etti. Bunu konuşmak, bunun net tespitini ortaya koymak gerekiyor. Her alanda, farklı disiplinlerde bu örgütlenme biçiminin sansür ve otosansürün karşısında nasıl bir mücadele biçimi olacağına dair net bir tavır sergilemek gerekiyor. Bir ifşa kültüründen bahsetmiyoruz. Bu sorunları hangi gücün yarattığını ve neye dönüştürdüğünü çok iyi biliyoruz. Bugün bir sinemacıyla konuştuğumuzda kültür bakanlığını tartışır, müzisyenle konuştuğumuzda bambaşka bir şey söyler; bunu netleştirmek, bizler kimler tarafından sansürleniyoruz ve neye dönüşüyoruz sorularını yanıtlamak gerekiyor. Tüm alt başlıklarımız bu sorularla şekilleniyor. Mesela cezaevlerinde kitap yazan kişiye sansür uygulanıyor. Tutsak yazarlara kendi yazdıkları kitaplar verilmiyor. Absürd bir durum ama bunu tartışmak gerekiyor. Dolayısıyla “buluşma” dememizin nedeni de budur. Bir çalıştay, konferans olarak değil. Tüm sanat disiplinleri olarak buluşup önce sorunu tespit etmemiz ve sonra mücadele biçimlerini netleştirmemiz gerekiyor. Bu sorunları dile getirmek, tartışmak ve bunun oluşturacağı enerjiyle hareket etmek bu süreçte çok önemlidir.”

    İKİ GÜNLÜK ETKİNLİKTE NELER VAR?

    *İlk günün programında Süreyya Karacabey, Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi adına açılış konuşmasını yapacak ve ardından “Sansür-Otosansürün Görünme Biçimleri” başlıklı ilk oturum başlayacak.
    Karacabey’in kolaylaştırıcılığını yapacağı oturumda, “2000 Sonrası Türkiye’de Film Sansürü: Değiş(k)en Mekanizmalar ve Aktörler” başlığıyla Akademisyen Sonay Ban; “Dijital Alanda Sansür – Otosansür: Ekonomik ve Yasal Zemin” başlığıyla Yapımcı Yamaç Okur ve “Kültür Sanat Alanında Sansürün Değişen Biçimleri ve Otosansüre Evrilişi” başlığıyla Gazeteci Özlem Altunok sunumlarını yapacak.

    *Günün “Kültür Politikaları ve Sansür” başlıklı ikinci oturumunda ise kolaylaştırıcılığı Diren Yurtsever üstlenecek. Bu oturumda “Kültür Politikaları ve Sanatta Sansür: Süreklilikler ve Kesintiler” başlığıyla Akademisyen Banu Karaca, “Çağdaş Sanat ve Katılımcı Kültür Politikaları” başlığıyla Sanat Kuramcısı ve Küratör Ezgi Bakçay, “Kürt Sinemasında Sansür ve Otosansürün Etkileri” başlığıyla ise Yönetmen Kazım Öz yer alacak.

    *“Kürt Sanatında Sansür ve Direniş” başlıklı günün son oturumunda ise kolaylaştırıcılığı Nezahat Doğan üstlenecek. “Kürt Tiyatrosu: Sansür Değil Kıyım” başlığıyla Oyuncu Ömer Şahin, “Kürt Müziğinin Sansür-Otosansür Karşısında Direnme Biçimleri” başlığıyla Müzisyen ve Aranjör Nurhak Kılagöz ve “Yayıncılıkta Sansür ve Mücadele Biçimleri” başlığıyla da Ventus Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Serkan Eker bu oturumda konuşacak.

    İkinci gün Füsun Çataltaş Üstel’in “Kültür Politikaları” başlıklı konuşmasıyla başlayacak ve forum programı yapılacak. Reyhan Hacıoğlu ve Sevinç Koçak’ın kolaylaştırıcılığını üstleneceği forumda “Hapishanelerde Üretim Zorlukları ve Sansür” başlığı altında Yazar Fırat Can ve “Hukuk ve Sansür” başlığı altında Hukukçu Fikret İlkiz deneyim aktarımı yapacak. Ardından mahpus yazar ve sanatçılardan ses kayıtları ve notlar yer alacak.

    Forum içi çerçeve sunumlar kısmında ise “Sanat ve Kültürde Temsil Dolayımıyla Uygulanan Sansür” başlığıyla Akademisyen Hülya Uğur Tanrıöver, “Bağımsız Sanat ve Popüler Kültürde Kadın Temsili” başlığıyla Kültür-Sanat Yazarı Ayşen Güven ve “Queer Yaratıcılıkta İktidarın Çoklu Sureti” başlığıyla ise Editör, Küratör Aylime Aslı Demir konuşmalarını gerçekleştirecek. Programın sonunda buluşmanın sonuç bildirgesi açıklanacak.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Özgürlük için Sanat İnisiyatifi, ‘Sansür-otosansür baskısında kültürel kapan’ konulu buluşma gerçekleştirecek

    Özgürlük için Sanat İnisiyatifi, ‘Sansür-otosansür baskısında kültürel kapan’ konulu buluşma gerçekleştirecek

    PİRHA-Özgürlük için Sanat İnisiyatifi, 5-6 Ekim’de İstanbul’da ‘Sansür-otosansür baskısında kültürel kapan’ konulu bir buluşma gerçekleştirecek.

    Özgürlük için Sanat İnisiyatifi, 5-6 Ekim 2024 tarihinde Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde ‘Mevcut iktidarın kültür politikaları sansür-otosansür baskısında kültürel kapan’ konulu bir buluşma gerçekleştirecek.

    Buluşmanın programı şu şekilde:

    5 EKİM 2024

    Özgürlük için Sanat İnisiyatifi adına açılış konuşmasını Yazar Süreyya Karacabey yapacak.

    SANSÜR – OTOSANSÜRÜN GÖRÜNME BİÇİMLERİ

    Kolaylaştırıcı: Süreyya Karacabey

    2000 Sonrası Türkiye’de Film Sansürü: Değiş(k)en Mekanizmalar ve Aktörler/Sonay Ban (Akademisyen)

    Dijital Alanda Sansür – Otosansür: Ekonomik ve Yasal Zemin/Yamaç Okur (Yapımcı)

    Kültür Sanat Alanında Sansürün Değişen Biçimleri ve Otosansüre Evrilişi/Özlem Altunok (Gazeteci)

    KÜLTÜR POLİTİKALARI VE SANSÜR

    Kolaylaştırıcı: Diren Yurtsever

    Kültür Politikaları ve Sanatta Sansür: Süreklilikler ve Kesintiler/Banu Karaca (Akademisyen)

    Çağdaş Sanat ve Katılımcı Kültür Politikaları/Ezgi Bakçay (Sanat Kuramcısı – Küratör)

    Kürt Sinemasında Sansür ve Otosansürün Etkileri/Kazım Öz (Yönetmen)

    KÜRT SANATINDA SANSÜR VE DİRENİŞ

    Kolaylaştırıcı: Nezahat Doğan

    Kürt Tiyatrosu: Sansür Değil Kıyım/Ömer Şahin (Oyuncu)

    Kürt Müziğinin Sansür – Otosansür Karşısında Direnme Biçimleri/Nurhak Kılagöz (Müzisyen – Aranjör)

    Yayıncılıkta Sansür ve Mücadele Biçimleri/Serkan Eker (Ventus Yayınları Genel Yayın Yönetmeni)

    6 EKİM 2024 

    Kültür Sanatta İhlal ve Direniş Biçimleri

    Kültür Politikaları/Füsun Çataltaş Üstel (Siyaset bilimci ve yazar)

    TUTSAK EDİLEN SESLER

    Kolaylaştırıcılar: Reyhan Hacıoğlu – Sevinç Koçak

    Deneyim Aktarımı:

    Hapishanelerde Üretim Zorlukları ve Sansür/Fırat Can (Yazar)

    Hukuk ve Sansür/Fikret İlkiz (Hukukçu)

    HAPİSHANEDEN SESLER:

    Tutsak yazar ve sanatçılardan ses kayıtları ve notlar

    Forum İçi Çerçeve Sunumlar:

    Sanat ve Kültürde Temsil Dolayımıyla Uygulanan Sansür/Hülya Uğur Tanrıöver (Akademisyen)

    Bağımsız Sanat ve Popüler Kültürde Kadın Temsili/Ayşen Güven (Kültür-Sanat Yazarı)

    Queer Yaratıcılıkta İktidarın Çoklu Sureti/Aylime Aslı Demir (Editör – Küratör)

    17:30 / BULUŞMANIN SONUÇ BİLDİRGESİ

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da kadınlar ‘Kobane’den Gezi’ye adalet ve özgürlük’ için buluştu-VİDEO

    İstanbul’da kadınlar ‘Kobane’den Gezi’ye adalet ve özgürlük’ için buluştu-VİDEO

    PİRHA – “Kobane’den Gezi’ye adalet ve özgürlük için buluşuyoruz” forumunda konuşan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, “Özgürlük ve eşitliğe inan herkes öne çıkar, sözünü söylerse karanlığı dağıtabiliriz. Kadınlar özgürse toplum da özgür olacak” dedi. Siyasetçi Sebahat Tuncel ise “Bizim barışa ihtiyacımız var, barış yaşamın kendisidir. Son sözümüzü daha söylemedik. Söyleyecek sözümüz var. Biz umudu dirilteceğiz” dedi. 

    DEM Parti Kadın Meclisi, Okmeydanı’nda bulunan La Bella Organizasyon Salonu’nda “Kobane’den Gezi’ye Adalet ve Özgürlük İçin Kadın Buluşması” gerçekleştirdi.

    ‘Kobane’den Gezi’ye Adelet ve Özgürlük için Kadın Buluşması’ şiarıyla yapılan buluşmaya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, HDP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, DEM Parti Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü İlknur Birol, DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu, Çiçek Otlu, Özgül Saki, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzelgündüz, Kırkyama Kadın Derneği’nden Tülay Korkutan, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP) Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve çok sayıda kadın katıldı.

    “BU İKTİDARI DURDURACAK OLAN BİZ KADINLARIZ”

    Buluşmada ilk olarak konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Bugüne kadar sokakları terk etmeyen kadınlar olarak bu buluşmada gereken cevabı veriyoruz” diyerek konuşmasına başladı.

    Türkoğlu, iktidarın biat eden kadınlar yaratmaya çalıştığını ama kadınların biat etmediğini ifade ederek, “Cezaevlerinde esaret altında tutulmaya çalışılan arkadaşlarımız var onlara söz verdik. Figen Yüksekdağ şahsında bir söz var ‘son sözü direnenler söyler’ iktidar sona doğru gidiyor onunda son sözü var bizimde son sözümüz var. Bu tarihsel iki davanın son sözünü bizler kuracağız. Bu mücadeleyi bitirmek istiyorlar ama bizler mücadelemizle, eylemlerimizle sözümüzü özgürlük olarak kuracağız. 100 yıllık inkar politikası ile makul Kürt, kadın yaratma konusunda birçok kodları yerle bir ettik. İktidar intikam alır gibi hukuku araç olarak kullanarak düşman hukuku inşa etmeye çalıştı. Ne Kobane kumpas davası, ne Gezi Direnişi davası ne de Hakkari’ye atanan kayyım bir birbirinden bağımsız değil. Hem Kobane hem Gezi hem kayyım bu ülkenin barışını tehdit eden bir şey. İktidar halklar, kadınlar, emekçiler konusunda güvenlik problemi haline gelmiştir. Bu iktidarı durduracak olan biz kadınlarız. Daha çok mücadele ederek özgürlüğü, eşitliği, adaleti hayata geçirebiliriz. Bütün arkadaşlarımızın özgürlüğü için mücadelemizi yükseltmemiz gerekiyor. Özgürlük, eşitlik, barış için daha çok bir araya gelmek zorundayız. Son sözü biz kadınlar söyleyeceğiz, son sözü direnenler söyleyecek” dedi.

    “ÖNE ÇIKIP SÖZÜMÜZÜ SÖYLERSEK KARANLIĞI DAĞITABİLİRİZ”

    Ardından söz alan Gültan Kışanak, Hakkari’de kayyım atanmasının demokrasi krizinin olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Kışanak, “Bu ülkede adım adım krizlerle demokrasinin ortadan kaldırıldığını gördük ama olması gereken daha güzel bir yaşamı kurmaktı. Krizi adım adım büyütüyorlar. Türkiye krizler ülkesi haline geldi. Sürekli krizleri konuşuyoruz. Oysa bu topraklar fırsatlar coğrafyası. Ancak fırsatlar içerisinde eşitlik, özgürlük yokluğu yaşıyoruz. Bu ülkede biz kadınlar ve özgürlük eşitliğe inanan herkes öne çıkar sözümüzü söylersek karanlığı dağıtabiliriz. Mesele Sebahat’ın, Figen’in, Selahattin’in cezaevinde tutulması değildi aslında dışarıyı teslim almak istiyorlardı. Başta kadınlar olmak üzere kısmi eksikler yaşansa da toplum teslim olmadı ve direndi bu bize moral verdi. Kadın mücadelesini güçlendiren kadın yoldaşlarımıza teşekkür etmek istiyoruz. Görevimiz bitmedi. Bu bizim için başlangıç diğer arkadaşlarımızı aramıza alana kadar yürüyeceğimiz yolumuzun başlangıcı. Bu davalar üzerinden meydan meydan gezilerek kötü politikalarına meşruiyet  kazandırmaya çalıştılar ama başarmadıklarını söylemek isterim” diye konuştu.

    “KADINLAR ÖZGÜRSE BÜTÜN TOPLUM ÖZGÜR OLACAK”

    Kışanak, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

    “Adalet, özgürlük mücadelemizi birlikte sürdüreceğimize inanıyorum. Kayyım meselesi, seçme seçilme hakkının ötesinde bir durum. Yerel demokratik belediyecilik gelişince kadınlar nefes alıyor. Kayyım kadınları nefessiz bırakıyor. Demokrasi bir bütündür ya vardır ya yoktur. Batıya demokrasi var, Doğu’ya yok olmuyor. Erkeğe demokrasi var kadına yok olmuyor ya hepimiz için vardır ya da yoktur. Haksızlığa karşı ortak refleksle adaleti ve özgürlüğü savunmalıyız. Kadınlar özgürse bütün toplum özgür olacak. Hayat bütün. Bölmeye, parçalamaya gerek yok. Kadınlara güveniyorum.”

    “DERDİMİZ VAR DERDİMİZİ ANLATIYORUZ”

    Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel de cezaevindeki kadın tutukluların selamlarını getirdiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Tuncel, “Gülsüm anne 10 yıldır adalet arıyor. Halise anne oğlunun cenazesini aldı ama hapse attılar. Bu hak mı? çocuklarımız genç yaşta toprağa düşmesin özgür gelecek kuralım diye mücadele ediyoruz. Batı’da Gezi, Kürdistan’da Kobane direnişi vardı. Devlet Kürtlerin ve Türklerin birlikte mücadele etmesini engellemek istiyor. Kobane’de Gezi’de bir cezalandırma davası. Hala bu ülkede çözülmemiş sorun var adı Kürt sorunu. Kürt sorunu var olduğu sürece bunları konuşmaya devam edeceğiz. Kayyım bir soykırım politikasıdır. Kürt olup da hakkında dava açılmamış kimse var mıdır? Konuşacağız efendim. Biz konuşarak bu sorunu çözeceğiz. Bağımsız yargı olmadığı sürece verilen karar taraflıdır bu kararları tanımıyoruz. Yargılamada mahkeme başkanına da dedim Kürtleri yurttaşlıktan çıkartmışsınız anayasa Kürtlere uygulanmıyor. Kayyım meselesi siyasi mesele hukuki mesele değil. Kürt halkına karşı yapılan zulümdür. Bu ülkede milyonlarca terörist varsa bu iş bitmiş demektir. Kayyım zihniyetine karşı hepimizin durması gerekiyor. Biz Kürtler mücadele ediyoruz bedel ödüyoruz derdimiz var derdimizi anlatıyoruz ama anlatmayalım diye dört duvarın arasına koyuyorlar. Biz hakikati birlikte örmek zorundayız.”

    “BİZ KADINLAR MASAYI KURACAĞIZ”

    Tuncel’in konuşmasına şöyle devam etti:

    “Baskı, faşizm var. Bundan korkup kenara mı oturacağız? O zaman devlet başarılı olur. Oturmayacağız, çıktığımızdan beri sözümüzü kuruyoruz. Mücadele devam ediyor. Kadın katliamının, kadına yönelik şiddetin doğrudan Kürt sorunu ile bağlantısı var. Bizim dönemimizde kadın katliamları azalmıştı çünkü erkeği de kadını da değiştiriyorduk. Her gün kadınlar çocuklar katlediyorlar, çürüme var. İktidar yaşamı çürütüyor, sorun bu. Birlikte mücadele etmek zorundayız. Derdimiz çok ama oturup ağlayacak değiliz. Cezaevinde eylem var, tutsaklar görüşe çıkmıyor, telefon görüşüne çıkmıyor. Kürt sorunu çözülsün ve Sayın Abdullah Öcalan’a özgürlük sağlansın diye. İmralı tecridi barışın tecrididir. Tecridi sadece Kürtlerin meselesi olarak gördüğümüz sürece çözülmeyecek. Diyalog yoksa savaş olur. Biz konuşmayı savunduğumuz için yargılanıyoruz. Masayı kurun masayı niye devirdiniz. Gelin masayı yine kuralım. Biz kadınlar diyalog masasasını kuracağız. Bizim barışa ihtiyacımız var, barış yaşamın kendisidir. Son sözümüzü daha söylemedik. Söyleyecek sözümüz var. Biz umudu dirilteceğiz.”

    “ASLA BOYUN EĞENLERDEN OLMADIK”

    Ardından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın gönderdiği mesaj okundu.

    Mesaj şu şekilde:

    “Sevgili Kadınlar, Değerli Yoldaşlar, Dostlar. Öncelikle kadınların mücadele birliğini, bilincini ve dayanışmasını geliştirme yolundaki çabalarınızı, kararlılığınızı selamlıyorum. Kadının yaşam ve özgürlüğünün katledildiği, eril faşist düzende ya boyun eğecek ya da direnişle, örgütlenmeyle yeni yollar açılacak. Günümüz ve tarihimiz şahittir ki asla boyun eğenlerden olmadık. Gittikçe zifiri karanlığa dönüşen ve bütün gerici, faşist karakteri kadına karşı yaklaşımda sivrilen mevcut rejim, şüphesiz ki; yine en çok düşmanlık güttüklerinin, binlerin iradesi karşısında yenilecektir. Sokaklarda, yakalı meydanlarda, direniş halaylarında büyütülmüş değerlerin ve haklı bir kavganın paydaşlarıyız. Bazılarımızın payına bu değerleri ve mücadeleyi zindanlarda savunmak, büyütmek düşüyor. Jin Jiyan Azadi haykırışları hiç susmadığı ve zılgıtlar eşliğinde kadınların kurtuluş yolunu çınlattığı sürece bu pay başımız gözümüz üstüne. Biz tutsak kadın siyasetçiler; içeride de dışarda olduğu gibi görevimizi yaptık, yapıyoruz. Bizlerin özgürlük davasını sahiplenen, dayanışma gösteren tüm yoldaşlara, dostlara, demokratik kamuoyuna, esas olarak da kadın hareketinin bütün bileşenlerine sevgilerimizi, selamlarımızı gönderiyoruz. Daima umutla, dirençle kalın.”

    “GEZİ VE KOBANE DAVALARI İKTİDAR HUKUKUN VE ADALETSİZLİĞİ İLE MALULDÜR”

    Ardından Gezi Davası’ndan tahliye edilen Mimar Mücella Yapıcı’nın gönderdiği mesaj okundu.

    Yapıcı, “Hepimiz biliyoruz Gezi ve Kobane davaları iktidar hukukun ve adaletsizliği ile maluldür. Dünyanın belki de en haklı direnişleri olan gezi ve Kobane’de onlarca canımızı kaybettik ve onlarca arkadaşımız hala haksız ve hukuksuz olarak tutsak. O nedenle hiçbirimiz özgür değiliz. Bugün Gezi’den, Kobane’den, Galatasaray Meydanı’ndan, Plaza de Mayo’dan, İran’dan, Filistin’den velhasıl dünyanın her yerinden yükselen barış ve adalet isteyen çığlıklarımız bir gün barışa, adalete ve daha güzel bir dünyaya ulaşmak için en büyük gücümüz olacaktır.”

    Program, yapılan forum ile sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEDEF Kadın Meclisi yol haritasını belirledi; 4 Mayıs’ta Dersim’de anmaya çağrı

    DEDEF Kadın Meclisi yol haritasını belirledi; 4 Mayıs’ta Dersim’de anmaya çağrı

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Kadın Meclisi, İstanbul’da toplandı. Buluşmada önümüzdeki dönem çalışmalar ve planlamalara dair yol haritası belirlendi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi ilk buluşmasını farklı şehirlerden gelen kadınlarla İstanbul’da gerçekleştirdi. Buluşmada hak mücadelesinde Hakk’a yürüyenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu binasında gerçekleşen buluşmada, yaşamın her alanında hak ve eşitlik mücadelesini yürüten, alanlarda emeğinin hakkını isteyen, erkek egemen sisteme ve ekolojik yıkıma karşı kadın duruşundan ödün vermeyerek direnen, şarkısını söyleyen, sanatını icra eden; savaşa, yoksulluğa, erkek düzene ve karşı demokratik eylemleriyle meydan okuyan bütün kadınların mücadelesi selamlandı.

    Buluşmaya farklı illerden katılan kadınlar kadın meclisinin hedeflerine dair paylaşım ve öneride bulunarak, yol haritası belirlemesine katkı sundu. Her ay dönüşümlü olarak aylık toplantıların gerçekleştirilmesi kararı alınan buluşmada ayrıca 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın 87. yıl dönümünde Dersim’de yapılacak anmaya katılma çağrısı yapıldı.

    Ayrıca gelecek yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların Dersim’de bir araya geleceği kadın kurultayı örgütlenmesi kadın meclisinin planlamasına alındı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Maraşlıların İsviçre’de buluşmasında çağrı: Topraklarınıza dönün!-VİDEO

    Maraşlıların İsviçre’de buluşmasında çağrı: Topraklarınıza dönün!-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) İsviçre Temsilciliği’nin düzenlediği buluşmada konuşan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi Sözcüsü Ahmet Güden, “Tüm değerlerimizi, pirlerimizi, ocaklarımızı, aşıklarımızı, mezarlarımızı geride bıraktık. Bizler buralarda olduğumuz sürece o değerlerimizin yaşama şansı yok. Birlikte ortak hareket edip yüzümüzü kendi topraklarımıza dönebilirsek birçok şeyi başarabileceğimizi biliyorum” dedi.

    Maraş Katliamı sonrası bölgede yaşayan çok sayıda insan, çeşitli kentlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Katliam sonrası demografik yapısı değişen coğrafya insansızlaştırıldı.

    Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, 5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Yalıntaş (Axtil) Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5 bin badem ağacı dikerek çalışmalarına başladı ve bu sayı 200 bine ulaştı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) İsviçre Temsilciği’nin düzenlediği buluşmada konuşan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi Sözcüsü Ahmet Güden, Maraş ve Alevi coğrafyasının boşaltılarak demografik değişiminin hedeflendiğini söyledi. Güden, Avrupa’da yaşayan ve imkanları olan tüm Maraşlılara topraklarına dönme çağrısında bulundu.

    “COĞRAFYAMIZI BOŞALTMAK İSTİYORLAR”

    Güden, 100 yıllık süreçte bölgenin boşaltılma planlarının belli bir başarı kaydettiğine işaret ederek, “Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi bir dernek, vakıf veya kooperatif değil. Bu çalışma bir tek Maraş ile sınırlı değil. Ne toprağımız, ne dilimiz ne de inancımız kalmadı, zayıfladı. Amacımız zayıflayan bu üç şeyi bir arada yürütebilmektir. Bizler hiçbir kurumun rakibi değiliz, böyle görmekten vazgeçmeliler. Coğrafyamızda yıkılan her ağacın yerine bir ağaç, yıkılan her evin yerine bir ev inşa etmektir amacımız. İttihat ve Terakki’den bu yana 100 yıllık süreçte Alevi ve Kürt coğrafyasını boşaltmak istiyorlar. Demografik yapının değişimini amaçlıyorlar. Buna örnek olarak Pazarcık’a bağlı Terolar Köyü’ne binlerce mültecinin yerleştirilmesi asıl bu amaca yöneliktir” dedi.

    EKONOMİK, KÜLTÜREL VE İNANÇSAL ÇALIŞMALAR

    Bölgede geri dönüşlerin ekonomik alt yapısının hazırlanmasının yanında, kültürel-inançsal çalışmaları da gerçekleştirdiklerini kaydeden Güden, “Yarın belki Alman Aleviler, İngiliz Aleviler, Fransız Aleviler olacak ama Kürt Aleviler olmayacak. Neden? Çünkü dilimizi kaybediyoruz. Sadece coğrafyamızı ağaçlandırmakla kalmayacağız, yaşamın tüm boyutlarını ele alacağız. İnsanlarımızın boşalan köylere geri dönmesini sağlayabilecek ekonomik alt yapının oluşturulmasını hedefledik. Burada tarımı ve hayvancılığı geliştirdik. Maraş coğrafyasında ekonomik alt yapının hazırlandığını, ete kemiğe büründüğünü söyleyebilirim. Bu coğrafyada kültürel ve inançsal çalışmalar yürütmeyi önümüze koymuştuk. Alevi felsefenin yeniden kendi köklerinde ve yaşam alanlarında yaşama geçirilmesi için çaba sarf ettik. İlk cemimizi Hoffolar köyünde gerçekleştirdik. Yine 45 yıl aradan sonra ilk defa Sinemilli Ocağı’nın merkezi Kantarma Köyü’nde bir cem gerçekleştirdik” diye konuştu.

    AVRUPA’DA YAŞAYAN MARAŞLILARA GERİ DÖNÜN ÇAĞRISI

    Güden, Avrupa’da yaşayan ve imkanları olan tüm Maraşlılar ve dostlarına topraklarına geri dönme çağrısı yaparak şöyle devam etti:

    “Bizler çocuklarımızı, annelerimizi, babalarımızı yani ailemizi o toprakların bağrına koyduk. Onların hatıralarına sahip çıkmanın yolu yüzümüzü Maraş’a yani kendi topraklarımıza dönmekten geçer. Tüm değerlerimizi, pirlerimizi, ocaklarımızı, aşıklarımızı geride bıraktık. Bizler buralarda olduğumuz sürece o değerlerimizin yaşama şansı yok. Kendi coğrafyamızda yok isek maalesef birileri gelip orayı doldurur. Geri dönmenin çarelerini de bizler üreteceğiz. Birlikte ortak hareket edip yüzümüzü kendi topraklarımıza dönebilirsek birçok şeyi başarabileceğimizi biliyorum. Koşulları ve imkanları olan arkadaşlarımızı doğup büyüdükleri topraklarda yaşamı yeniden inşa etmeye davet ediyoruz. Yaptığımız kolektif iş tarihe mal olacak tarihi bir adımdır. 40 yıl sonra topraklarına dönerek bölgeye sahip çıkılması çağrısı yapan bir hareketiz. Başaracağımıza olan inancım dünden daha güçlü. Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, Avrupa’nın göbeğindeki Maraşlılara topraklarına dönün çağrısını yineliyor.”

    PİRHA/İSVİÇRE

  • Beştaş ve Çepni İstanbul’da basınla buluştu: Bize oy verilmesini istiyoruz – VİDEO

    Beştaş ve Çepni İstanbul’da basınla buluştu: Bize oy verilmesini istiyoruz – VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Taksim Hill Otel’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Seçim çalışmalarında yoğun bir ilgi olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “izce biz Türkiye’de en ciddi muhalefeti yapan ana muhalefet partisiyiz. Birilerine oy verilmemesini söylemiyoruz, bize oy verilmesini talep ediyoruz. Bu seçimde kaybettirme veya kazandırma gibi bir stratejimiz yok” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni Taksim Hill Otel’de kahvaltılı basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, DEM Parti İl Eş Başkanı Gonca Yangöz’ün yanı sıra çok sayıda basın mensubu katıldı.

    “YEREL DEMOKTRASİYİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ”

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Murat Çepni, seçim deklarasyonlarının tartışılmaya açık olduğunu belirtti.

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adayı Meral Danış Beştaş ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Kampanyamız 2 haftayı aşkın bir süredir devam ediyor. İstanbul’a dair, kampanyamıza dair geniş beyanlarımız oldu. Bizi bizden duyun istedik. Türkiye’nin hemen hemen birçok yerinde adaylarımızı çıkardık. Yerel demokrasiyi güçlendirme iddiamızla alanlarda olacağız. Bazı yerlerde ‘Kent uzlaşısı’ temelinde giriyoruz.”

    Basın toplantısı açılış konuşmalarının ardından soru-cevap bölümüyle devam etti.

    DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’nin gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

    “SEÇİM ÇALIŞMALARIMIZA YOĞUN BİR İLGİ VAR”

    Seçim çalışmalarında yoğun bir ilgi olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “Bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yarışıyor olmamız büyük bir destekle de karşılanıyor. 14-28 Mayıs sonrası en geniş tartışma platformunu yaratan partiyiz. Halkımızın seçimde var olmamız yönünde yoğun bir talebi vardı. Bugün Kürt illerine kayyum atanıyor ancak yarın Türkiye’nin her yerine sirayet eder. Kayyumlara gelene kadar seçmen taşımaları var. Halk iradesini gasp edecek insanları bölgeye taşıyorlar. Geniş bir kent uzlaşımız yok. Kent uzlaşısı yaklaşımımız sadece İstanbul’a ilişkin değil ancak Esenyurt dışında bir kent uzlaşımız yok. Biz yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi çok önemsiyoruz. Esenyurt ile Mersin bunu yakaladı ancak Adana ile İzmir bunu yakalayamadı. Bizim kadın perspektifimiz sadece kadınların savunduğu bir perspektif değil. Diğer partilerin kadına yönelik ayrımcılıkta, şiddette, kadınların siyasetteki temsillerini çok eksik buluyoruz. Biz yüzde 50 kotasını hayata geçiren partiyiz. Diğer partiler buna erişemedi, İstanbul bir kadın kenti olacak. Bizce biz Türkiye’de en ciddi muhalefeti yapan ana muhalefet partisiyiz. Birilerine oy verilmemesini söylemiyoruz, bize oy verilmesini talep ediyoruz. Bu seçimde kaybettirme veya kazandırma gibi bir stratejimiz yok” dedi.

    “DEPREM KONUSUNDA SON DERECE HAZIRLIKLIYIZ”

    Türkiye’de seçim yapma tarzının değişmesi gerektiğini vurgulayan Murat Çepni ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Demokrasi halkla birlikte yönetmektir. İstanbul aynı zamanda halkların, kadınların, işçilerin kenti. İstanbul bir şantiyeye, İstanbul Belediyesi de bir şirkete dönüştürülmüş durumda. O yüzden İstanbul kâr mantığıyla yönetilemez. Halkların dilini ve tarihini yeniden ayağa kaldırabileceği bir kent mümkün. İnsanların bu kentin organik olarak bileşeni olmak durumunda. İddia ediyoruz ki bu sadece DEM Parti’de var. Bu coğrafyada atılan her adım deprem gerçeğini dikkate alarak atılmalıdır. İstanbul ve Türkiye’de depremle alakalı atılan tek bir adım yok. İstanbul deprem karşısında savunmasız. Deprem öldürmüyor, depremin kendisini felakete dönüştüren şey 6 Şubat depremlerinde de görüldüğü gibi iktidarın kendisi. Biz deprem konusunda son derece hazırlıklıyız. Eğer bütçeyi depremin sorumlusu olan şirketlere hortumlatmaz, halka ve doğaya harcarsanız sorun olmaz. 1 Nisan’dan sonra olacakları şu an da yaptıklarımız belirleyecek. AKP’nin savaştan beslendiğini bildiğimiz üzere temel politikalarda biz bir değişim örgütleyemezsek 1 Nisan’dan sonra da bir değişim bekleyemeyiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadıköy’de 8 Mart buluşması: Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı mücadelemiz var! -VİDEO

    Kadıköy’de 8 Mart buluşması: Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı mücadelemiz var! -VİDEO

    PİRHA – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Kadıköy Rıhtım’da bir araya gelen kadınlar taleplerini haykırdı.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Kadıköy’ün birçok noktasına çağrı yapan kadınlar sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde yürüyerek rıhtımda bir araya geldi.

    8 Mart Kadın Platformu, “Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı mücadelemiz var” şiarıyla Kadıköy Beşiktaş İskelesi önünde kadın buluşması düzenledi. Kadın örgütü temsilcilerin ve yüzlerce kadının katıldığı buluşma öncesi yürüyüş gerçekleştirildi.

    Kadınlar sık sık, “Jin, jiyan, azadî”,“Bijî berxwedana zindanan”, “Kadın cinayetleri politiktir” sloganları attı.

    DEM MİLLETVEKİLİ KONUKÇU’YA POLİS MÜDAHALESİ

    Alana giriş noktasında polisler Kürtçe dövizlere ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu’ya müdahale etti. Eyleme DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Meral Danış Beştaş, kadın milletvekilleri ve yüzlerce kadın katıldı.

    “KADIN DÜŞMANI POLİTİKALAR”

    İstanbul 8 Mart Kadın Platformu adına ortak açıklamayı Şenay Kumuz okudu. Kumuz, 8 Mart’ın ilan edilmesinin üzerinden geçen 107 yılda rağmen kadınların yaşam koşullarınınn değişmediğine dikkat çekerek, dünyanın her yerinde kadınların bu gidişatı değiştirmek için mücadele ettiğini söyledi. Bugün, kadınların hayatını hiçe sayarak politika üretildiğini ifade eden Kumuz, “Kadınların, çocukların yaşama hakkını dahi göz ardı ederek aileyi kutsallaştırıyorlar. En çok da kadınlar, o ailelerin içerisinde en yakınları tarafından öldürülüyor. Gerici politikalarıyla kazanılmış tüm haklarımızı elimizden almak için tüm mekanizmalarını devreye sokuyorlar. Boşanma hakkımıza, nafaka hakkımıza gözlerini dikiyorlar. Bunları, ‘kadınlar için’ yaptıklarını iddia ediyorlar. Gerçeği biliyoruz. Kadın düşmanı politikalarıyla hayatlarımızı karartmaya devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    “AKP-MHP KADINLARI UCUZ İŞ GÜCÜ HALİNE GETİRİYOR”

    Kumuz, İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çeken tek adamın kadınlar adına karar alma cüretini gösterdiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “6284 tartışmaya açıldıkça failler cesaret buluyor, kadın cinayetleri artıyor. Mücadele eden kadınları ise cezalarla yıldırmaya çalışıyorlar. 2 günde 8 kadın boşandığı erkek, babası ve de boşanmak istediği erkekler tarafından öldürüldü. Haklarımıza saldıranlar bu cinayetlere sus pus! Erkek şiddetine karşı sokakları, alanları terk etmeyeceğiz! Diğer yandan kadınlar, esnek ve güvencesiz işlerde çalışmaya mahkum ediliyor. AKP-MHP iktidarı, kadınları daha da ucuz iş gücü haline getiriyor. 10 milyon kadın işgücünden dahi sayılmıyor. Bu ekonomik planları ise ‘aile ve iş yaşantısının uyumlu hale getirilmesi’ olarak meşrulaştırmaya çalışıyor. AKP-MHP iktidarı “kutsal aile”sini kadınların ekonomik sömürüsü için de kullanıyor. Ancak işçi ve emekçi kadınlar bütün bu emek sömürüsüne karşılık; Özak’tan Agrobay’a, Corning’ten Burda Bebek’e, Sputnik’e eşit işe eşit ücret ve sendikalaşma hakları için direnişi örgütlüyor. Kadın emekçiler mücadeleleriyle yanındaki işçileri, emekçileri, ailelerini değiştirip dönüştürüyor. Kadınlar, sömürü çarklarını kırabilmek için en önde, mücadeleyi yükseltiyor.”

    “GÜVENLİ KAMPÜS, EŞİT YURTLAR, BİLİMSEL EĞİTİM”

    Devlet yurtlarında kalan üniversiteli kadınlar ve LGBTİ+’ların parasız ve bilimsel eğitim talepleri ile birlikte erkek şiddetine ve eşitsizliğe karşı da mücadele etmek zorunda kaldığına dikkat çeken Kumuz, gençlerin temel ihtiyaçları yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’na aktarılan bütçeyi ve ÇEDES protokolünü eleştirerek şunları vurguladı:

    “Geçtiğimiz aylarda KYK yurdundaki asansörün düşmesi sonucu Zeren Ertaş ve tarikat-cemaat yurtlarındaki sistematik şiddet nedeniyle Enes Kara yaşamını yitirdi. Niteliksiz eğitimi, gelecek kaygısı, geçim sorunları sebebiyle intihar eden üniversite öğrencilerini görmezden gelen AKP-MHP iktidarı; gençlerin temel ihtiyaçları için bütçe ayırmak yerine Diyanet Başkanlığı’nın bütçesini arttırıyor, ÇEDES protokolü ile okullara din görevlileri atıyorlar! Ancak üniversiteli kadınlar ve LGBTİ+’lar bu düzene yeter diyor! Üniversiteli kadınlar ve LGBTİ+’lar, güvenli kampüsler, eşit haklara sahip olacağı yurtlar ve bilimsel bir eğitim istiyor.”

    ZEREN ERTAŞ’IN ARKADAŞI: EVET O BİZİM KIZ KARDEŞİMİZ

    KYK yurdunda hayatını kaybeden Zeren Ertaş için eyleme katıldığı gerekçesiyle yurttan atılan Aynur Moral de kürsüde söz aldı. Üniversitelerin açıldığı ilk andan itibaren yemekhane zamları, kayyumların keyfi uygulamaları ve niteliksiz barınma koşullarıyla karşı karşıya kaldıklarını belirten Moral, “KYK yurdunda denetlenmeyen bir asansörün düşmesi sonucu sıra arkadaşımız Zeren’in hayatını kaybettiği haberini aldık. Bu haberle birlikte başta kadın yurtları olmak üzere çok sayıda yurtta Zeren için eylemler gerçekleştirdik. Eylemler sürerken,” O kız sizin kardeşiniz mi, neyi savunuyorsunuz” diyerek bizleri susturmaya çalışan yurt yönetimlerine yurtlarda kampüslerde, sokaklarda “Zeren bizim kız kardeşimiz” sloganıyla cevap verdik. Bu eylemler Zeren’i kaybetmenin öfkesiyle birlikte yurtlardaki niteliksiz barınmanın koşullarına karşı isyanımızın da göstergesiydi. Biz üniversiteli kadınlar ve LGBTİ+’lar yurtlarda yalnızca niteliksiz barınma koşullarıyla değil, hayatlarımız üzerinde kurulmaya çalışan tahakkümle de mücadele ediyoruz.”

    GREVDEKİ SPUTNİK ÇALIŞANLARI: DAYANIŞMA VE KARARLILIKLA ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ

    Sputnik’te grevde olan gazetecilerden Günce Nur İnce, “Grev sürecimiz bize çok şey öğretti. Desteğinizle sadece bir gazetecinin talepleri için alanda olmadığımızı anladık. Eşitsizlik ve haksızlıktan doğan tüm mücadelelerin bir parçası olduğumuzu fark ettik. Bu noktada en çetin savaşı veren biz kadınlar için bugün burada olmak bize güç ve umut veriyor. Kadınlar günü sadece kutlamak için değil, sesimizi duyurmak için bir fırsat. Çünkü sesimizi her duyurduğumuzda inanıyorum ki dünya değişmeye bir adım daha yaklaşacak ve unutmamalıyız ki bu mücadele sürecinde hiçbir zorluk, dayanışma ve kararlılıkla üstesinden gelemeyeceğimiz kadar büyük değil. Kadınlar olarak haklarımız için mücadele etmeye devam etmeliyiz, ediyoruz, edeceğiz. Son olarak grevimizin 200. gününde bile destekte olduğunuz için tüm Sputnik grevcileri adına teşekkür ederiz” diye belirtti.

    “GÖZALTINA KAYBEDİLENLERİ ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Cumartesi Anneleri / İnsanları adına söz alan Besna Tosun ise gözaltında kaybeden kadınları hatırlatarak, “Makbule Ökdem, Ayten Öztürk, Rıdda Yavuz, Sedika Dal, Hamide Şarlı, Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin, Lütfiye Kaçar, Gülnaz Tatu, Kadriye Tatu, Ayşenur Şimşek, Hatice Şimşek, Şükran Daş, Fahriye Mordeniz, Zozan Eren, Neslihan Uslu ve Konca Kuriş güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedildiler. Bunlar sadece İnsan Hakları Derneği’nin ulaşabildiği isimler. Kaç kadının gözaltında kaybedildiği ise bilinmiyor. Kaybedilen kadınların başlarına neler geldiğini bilmeye, hakikati öğrenmeye hepimizin hakkı var. Hangi tarihte yaşanmış olursa olsun gözaltında kaybedilen kadınlar gerçeği ile yüzleşmek, cezasızlığı sonlandırmak ve sorumluların yargı önünde hesap vermesini sağlamak mevcut iktidarın görevi olduğu hatırlatıyoruz. Kadınları katledenleri, kaybedenleri, cezasızlık politikalarıyla ödüllendirenler, en temel hakları için mücadele eden bizleri; açılan soruşturmalarla ve davalarla cezalandırmak istiyorlar. Kaç yıl geçerse geçsin ve bedeli ne olursa olsun gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi aramaktan ve onları kaybedenlerden hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • ‘Laik Eğitim, Demokratik Türkiye’ için X sohbet odasında büyük buluşma bu akşam

    ‘Laik Eğitim, Demokratik Türkiye’ için X sohbet odasında büyük buluşma bu akşam

    PİRHA- İstanbul Kadıköy’de 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingini konuşmak üzere X (Twitter) sohbet odasında buluşuluyor. Alevi Basın Odası (@AleviBasin) hesabı üzerinden oluşturulacak sohbet odasının konukları Alevi kurumlarının genel başkanları ile milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar. 

    Saat 20.00’de başlayacak sohbet, Alevi Basın Odası sayfasından yönetilecek.

    Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Mitinge hazırlıklar devam ederken, Alevi Basın Odası’nın organize ettiği Twitter (X) sohbet odasında bu akşam Alevi kurumlarının genel başkanları ile milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar konuk oluyor.

    Bu akşamki sohbet odasının moderatörlüğünü Ufuk Emre Bektaş, Aydın Deniz, Sezgin Kartal’ın yapacak.

    Saat 20.00-24.00 saatleri arasında yapılacak olan ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ konulu sohbet odasına Alevi Basın Odası (@AleviBasin) hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık, laik-demokratik Türkiye’ için 25 Aralık’ta Yenikapı’da buluşuyor

    Aleviler, ‘Eşit yurttaşlık, laik-demokratik Türkiye’ için 25 Aralık’ta Yenikapı’da buluşuyor

    PİRHA- Alevi kurumları, Alevilere çağrı yaparak, Sizleri ‘Laik-demokratik Türkiye’ için 25 Aralık 2022’de İstanbul Yenikapı’da birlik olmaya davet ediyoruz. Eşit Yurttaşlık için; AİHM kararlarının uygulanması için; Cemevlerimiz için; Laiklik için; Demokrasi için gelin canlar bir olalım” dedi. Buluşma 25 Aralık Pazar günü saat 10.00’da başlayacak.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da büyük bir kurultay gerçekleştirecek.

    Yazılı bir açıklama yapan Alevi kurumları, Alevilere çağrı yaparak, Sizleri ‘Laik-demokratik Türkiye’ için 25 Aralık 2022’de İstanbul Yenikapıda birlik olmaya davet ediyoruz. Eşit Yurttaşlık için; AİHM kararlarının uygulanması için; Cemevlerimiz için; Laiklik için; Demokrasi için gelin canlar bir olalım” dedi.

    Açıklamanın tam metni şöyle:

    “Anadolu’nun kadim halklarından olan Aleviler olarak, yüzyıllardır bizleri yok sayan politikalarla yaşamaya zorlandık, katledildik, inkar edildik, göç ettirildik, çirkin iftiralara maruz kaldık, asimilasyona uğradık ve sürekli bir tarif içine sığdırılmaya çalışıldık. Bu ayrımcı ve yok sayan tavır, bugün de Torba Yasalar çıkartarak, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı kurarak, inancımızı bir kültür, İbadetimizi folklorik bir imge, İbadethanemizi de kültür evi olarak görmeye devam etmektedir. Alevi toplumunun temsiliyeti olan Alevi kurumlarının fikri dahi alınmadan kurulan, Alevi – Bektaşi Kültür Ve Cemevleri Başkanlığı eliyle, kendi Alevi’sini yaratma arzusu ile yeni federasyonlar kurdurarak “Böl, Parçala, Yönet” politikasını uygulamaya başlamışlardır.

    “MUKTEDİRLER, ASİMİLASYONA YÖNELİK ADIMLAR ATMAYI HIZLANDIRDILAR”

    Bizler “Kırmızı Çizgimiz Laikliktir” dedikçe, muktedirler Aleviliği devletleştirme çabası içine girerek, asimilasyona yönelik adımlar atmayı hızlandırmışlardır. Bilinmelidir ki Cumhuriyetin birinci yüz yılının son günlerine gelirken “Kün” denilen günden beri, Yunus’un dediği gibi, yedi kez boşalıp dolan dünyada, bir kandilden bir kandile atıldık, kabdan kaba girdik, boşaldık, değiştik, geliştik, yer değiştirtildik, ötekileştirildik ama hala buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz.
    Turab olup yer yüzüne saçıldığımız günden, bugüne ve yarınımıza çağrımız hep aynı kalacak, dünyayı, insanlığı güzel eylemek ve dini, dili, ırkı, rengi cinsiyeti ne olursa olsun bu güzellikleri birlikte pay ederek yaşamaktır.

    Sevgi ve Muhabbetin Piri
    Hünkarın dediği gibi;
    Dostumuzla beraber, yaralanır kanarız
    Her nefeste aşk ile yaradanı anarız
    Erenler meydanına, vahdet ile gir de gör
    Kırk budaklı şamdanda, kırkımız bir yanarız.

    Sizleri “LAİK DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE” için 25 Aralık 2022’de İstanbul Yenikapı’da birlik olmaya davet ediyoruz.
    Eşit Yurttaşlık için;
    AİHM kararlarının uygulanması için;
    Cemevlerimiz için;
    Laiklik için;
    Demokrasi için;
    GELİN CANLAR BİR OLALIM”

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı İzmir’de: Barış mücadelesinin sigortasıyız, bu iktidarı göndereceğiz-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı İzmir’de: Barış mücadelesinin sigortasıyız, bu iktidarı göndereceğiz-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki halk buluşmasında ülkenin başlıca sorunlarına değinen Emek ve Özgürlük İttifakı, 3’ncü yol ile çözüm gücü olduklarını belirterek, “İlk işimiz bu iktidarı göndermek olacak” mesajı verdi. 

    Emek ve Özgürlük İttifakı, İzmir halk buluşmasını “Şimdi emek ve özgürlük zamanı” şiarıyla, Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi. Konferans salonuna, “Kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, çocuklar ve engelliler için adalet, eşitlik, özgürlük”, “Doğanın, çevrenin ve kültürel varlıkların korunması için Emek ve Özgürlük İttifakı”, “Kürt sorununda barışçıl ve demokratik çözüm için Emek ve Özgürlük İttifakı” ve “İnsanca çalışacak ve yaşanacak bir ekonomik düzen için Emek ve Özgürlük İttifakı” pankartları asıldı.

    Buluşmaya, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Dilşad Canbaz ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz’ın yanı sıra yüzlerce yurttaş katıldı.

    Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG), Çiğli Metro durağında bir araya gelerek, arbane, davul eşliğinde buluşmanın yapıldığı salonuna giriş yaptı. Kadınlar sık sık, “Jin, jiyan, azadi”, “Kadın yaşam özgürlük” sloganları attı. Buluşma öncesinde halaylar çekildi.  Salonda sık sık, “Biji berxwedana Rojava”, “Biji Berxwedana Öcalan”, “Jin, jiyan, azadî”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm” ve “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Savaşa değil emekçiye bütçe” sloganları atıldı. Buluşma, özgürlük uğruna yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından Emek ve Özgürlük İttifakı’nı anlatan sinevizyon gösterimi ile başladı.

    Buluşmada, Kürtçe ve Türkçe ittifak programı okundu.

    TİP: TECAVÜZ FAİLLERİNİ YARGILAMAK İÇİN VARIZ

    -Buluşmada ilk olarak söz alan TİP Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, İsmail Ağa Cemaati’ne bağlı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 29 yaşında biriyle evlendirilmesine dikkati çekerek, “Bu bir çocuk istismarıdır. Bir tutuklu yok dosyada. 6 yaşındaki bir çocuk tecavüzcüye eş ediliyor. Bizlere reva gördükleri düzen bu. Bu ülkede çocuklara, kadınlara görülen reva budur. Biz niye varız? Din-Allah diye bizim çocuklara reva görülen bu sisteme karşı mücadele etmek için varız. Din adı altında kutsal aile ile istismarı meşrulaştıranlara karşı dur demek için varız. Bu tarikatlara karşı laikliği savunacağız. Adaleti sağlamak ve istismarı yargılamak için varız. Deniz Poyraz’ı katledenleri yargılamak ve Poyraz’ın annesine adaleti sağlamak için varız. Deniz Poyraz ölümsüzdür. Siyasi tutsaklara özgürlük için varız. Öfkenizi kuşanıp yanımızda yer alın, bu sisteme karşı duralım. ‘Jin, jiyan, azadî” diyerek konuşmasını tamamladı.

    EHP: İKTİDARI GÖNDERECEĞİZ 

    EHP Merkez Komite Üyesi Özge Akman, “Büyük sorunlar varsa, büyük çözümleri konuşmalıyız. İttifakımız bu sorunlara karşı çözüm olmak için çıktı” diyerek, ülkede derinleşen ekonomik krize işaret etti. Akman, ittifakın ekonomik krize karşı çözümlerini anlatarak, halktan yana bütçe ile mevcut sorunların çözülebileceğini aktardı. Ülkedeki sorunların tek çözümün Emek ve Özgürlük İttifak’ı olduğunu söyleyen Akman, “İlk işimiz bu iktidarı göndermek olacak. Gidecekler tıpış tıpış gidecekler. Üreten kimse yöneten de onlar olacak. Özgürlük, barış emeğimiz için yola çıkıyoruz. Güzel ve güneşli günleri barış içerisinde yaşayacağız. Biz bu iktidara ve sisteme karşı meydan okuyoruz. Yolumuz açık olsun”

    EMEP: SÖMÜRÜYÜ İŞÇİLER BOŞA ÇIKARACAK

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, “Anlattığımız her bir sorun kapitalist sistemin yarattığı sorunlardır. 20 yılık AKP iktidarın etkileri yıkıcı bir şekilde sürüyor. İşçilerin kanı canı pahasını verdiği emeği görmeyen bir iktidar ekonomi krizi çözemez. Sömürü sistemini görmeyenler demokrasiden bahsedemez. Bu sömürü sistemini tersine çevirecek olan işçi direnişi ve mücadelesidir. Emek ve Özgürlük ittifakıdır. Ülkede demokrasi, bölgede barış. Halkların kardeşliği esastır” dedi. Gürkan da, halkın öznesi olduğu bir siyasetle kazanılabileceğini yineledi.

    HDP: 3’NCÜ YOL İLE ALTERNATİFİZ

    HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç, ülkenin müthiş bir baskı, adaletsizlik zorbalıkla yönetildiğini belirterek, “Bu yeni değil, ülke daha önce de bu şekilde yönetildi. Ama bu iktidar bu adaletsizlikleri zirveye taşıdı. Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukları anlatmakla bitmez. Bu ülke 2023’de bir karar verecek. Bu iktidar değişecek mi? Yoksa devam mı edecek? Ona karar verilecek. Cumhur ve millet ittifakına karşı çıkan bir yerden Türkiye’nin tüm sorunlarını çözmek için yola çıktık. Çözme iradesine sahibiz. 2 bloğa karşı 3’ncü yol ile alternatifiz. Bu ülkede sürekli iktidar tarafından bir beka sorunu olduğu anlatılıyor. Bu ülkede beka sorunu yoktur, tek beka sorunu iktidardır. İktidar kendi bekasını korumak için her gün yaptığı politikalarla gösteriyor” diye belirtti.

    “İKTİDAR KÜRT DÜŞMANLIĞINDA BİRİNCİLİĞİ KİMSEYE BIRAKMADI”

    İktidarın bekasını özelikle Kürt düşmanlığı üzerinde sürdürdüğünü belirten Oluç, “Bu iktidar Kürt düşmanlığını birinciliğini kimseye bırakmadı. Sadece ülke içinde değil dünyanın neresinde olursa olsun Kürtlere karşı savaş açtı. Rojava’yı her gün bombalıyorlar. Orada yaşayan halklar Türkiye’ye barış eli uzatmışlar. Ama bu iktidar Kürtleri öldürerek kendisini var etmek istiyor. Suriye’deki demokratik bir rejimin oluşması için mücadele etmesi gerekirken, mezhepçi politikalarıyla IŞİD’i yeniden ihya etmek için saldırıyor. Savaşla seçime gitmek için bu oyunu oynuyor. Emek ve Özgürlük İttifakı bu oyuna gelmeyecek, bu tuzağı boşa çıkaracak. Hiç kimse bu tuzağa gelmemelidir. IŞİD’e karşı mücadele eden, dünyanın kalbi olan Rojava’ya buradan selam gönderiyoruz. İyi ki İŞİD barbalarına karşı savaştılar. Bunu ne bizler, nede dünya unutmayacak” diye kaydetti.

    SMF: MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM

    SMF Dönem Sözcüsü Dilşad Canbaz, 20 yıllık faşizm iktidarının her yanı kuşattığını belirterek, savaş politikalarına değindi. Cambaz, “Rojava’da bir kazanılmışlık vardı. Enternasyonal bir akıl vardı. O kolektife yönelik aynı saldırı aynı faşizm koşullarında saldırıyorlar. Kendi iktidarını ayakta tutabilmek için bu savaş konseptini Kürtlerden başlatmak istiyor. Şunu da görmek lazım yalnızca bu iktidar değil o savaş tezkerelerini onaylayanlar da en az bu iktidar kadar sorumludur” şeklinde konuştu. Kadın, emek ve özgürlük mücadelelerine değinen Cambaz, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önünde uzun bir mücadele yolu olduğunu söyledi. Cambaz, tüm toplumsal kesimleri mücadeleye davet etti.

    TÖP: ÖZGÜRLÜK İTİFAKINDA BULUŞALIM

    TÖP Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, 24 Eylül’de başlayan yürüyüşlerinin ülkenin her yerinde daha güçlü adımlarla ilerlediğini belirterek, “Hayatlarımızı karartanlara karşı, bu yol halkın yoludur. Tarihsel bir süreçteyiz. İttifakımız bu tarihsel sürecin ana öznesidir. Bu tarihseli sürecin farkındayız. Yeni bir başlangıç yapıyoruz. Hepinizin güç vermesiyle bu yolu yürüyeceğiz. Kürtlere savaş açan kadınları katleden, çocukların özne olmadığını iktidara karşı sesimizi birleştiriyoruz. Halkın söz yetki ve karar sahibi olması için mücadele ediyoruz. Savaş, açlık, sömürü düzenine karşı gemileri yaktık. AKP karanlığı dayatıyor. Diğer yandan kurulan Millet İttifak ise tekçi, sağcı restorasyon programını önümüze koyuyor. Ne ölüme, ne de sıtmaya razı değiliz. Kendi ittifakımızla yürüyeceğiz. Masa başı ittifaklar kurmuyoruz. Sokaklarda meydanlarda halklarla ittifakı kuruyoruz. Toplumun ezilen ve sömürülen ittifakıyız. Geleceğimize hayatımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Yeni bir düzeni kurmak için herkesi Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    Buluşma, slogan, alkış ve çekilen halaylar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • AABK Eşit Genel Başkanı Mat’tan 25 Aralık Alevi kurultayına katılım çağrısı

    AABK Eşit Genel Başkanı Mat’tan 25 Aralık Alevi kurultayına katılım çağrısı

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda gerçekleşecek olan büyük Alevi buluşmasına katılım çağrısı yaptı. Mat, “Demokrasi, özgürlük ve toplumsal barış adına tüm canlarımızı ve dostlarımızı bekliyoruz” dedi. 

    Alevi örgütleri, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda büyük Alevi buluşması gerçekleştirecek.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabı üzerinden kurultaya (buluşmaya) katılım çağrısı yaptı.

    “Büyük Alevi Buluşması öncesi Alevi kurum başkanlarımız, yöneticilerimiz Türkiye’yi karış karış geziyor” diyen Mat şunları kaydetti:

    “Cumhuriyetin birinci yüzyılında yaşadıklarımızı, cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamamak, Alevi sorununun torba yasasıyla çözülemeyeceği, KHK ile kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın tarafımızca asla kabul edilemeyeceği, taleplerimizin bir kez daha ifade edileceği, anayasal hak ve taleplerimiz ile birlikte yeni yazılacak anayasaya dahil çözüm önerilerimizi, eşit yurttaşlık talebimizi daha güçlü haykırmak amacıyla, çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü, adaletin yaşamın her alanında hakim olacağı demokratik, laik bir cumhuriyet için, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul Yenikapı’da bir araya geliyoruz. Demokrasi, özgürlük ve toplumsal barış adına tüm canlarımızı ve dostlarımızı bekliyoruz. Verilen emekler hakikat kapısına yazıla. Gerçeklerin demine hüü…. Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, torba yasaya karşı büyük kurultay hazırlığında!-VİDEO

  • Şair-Akademisyen Karakaya: Alevi çocukları için sesimizi çıkarıyoruz, bu az şey değil

    Şair-Akademisyen Karakaya: Alevi çocukları için sesimizi çıkarıyoruz, bu az şey değil

    PİRHA- Şair-Akademisyen Abbas Karakaya, ana sınıfına da din derslerinin getirilmek istenmesine karşı yürütülen kampanyayı ve Kadıköy’de yapılan Demokrasi be Laiklik Buluşmasın’nı değerlendirdi. Karakaya, “Kampanya, lafı eğip bükmeden ‘laiklik, laik eğitim istiyoruz’ dedi. Özellikle de Alevi çocukları için sesimizi çıkardık, sesimizi çıkarmaya çalıştık, çalışıyoruz. Bunun onuru ve sevinci az şey değil” dedi. 

    Şair-Akademisyen Abbas Karakaya, 27 Şubat’ta İstanbul Kadıköy’de Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nı PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Aynı zamanda kampanyanın yürütücülerinden olan Karakaya, buluşmanın 28 Aralık 2021’de başlatılan ‘Ana sınıflarında zorunlu din dersi bir faciadır’ başlıklı kampanyanın bir ara durağı olduğunu belirterek, mücadelenin süreceğini söyledi.

    “BU BİR TABAN HAREKETİ”

    Bu kampanyanın bir ‘taban hareketidir’ olduğunu vurgulayan Karakaya, “1-3 Aralık 2021’deki 20. MEB şurasından çıkan ‘ana sınıflarına zorunlu din dersi (ZDD)’ tavsiye kararına karşı bir cevap, tepki olarak başlamıştır. 28 Aralık 2021’de yayımlanan, imzaya açılan metinle kampanya başlatılmıştır. Aralık 2021’deki şuranın kapanışında Milli Eğitim Bakanı 3 Mart 2022’de şurada alınan kararlar hakkında açıklama yapacağını; kararların kesinleşmesi yönünde ne adımlar atıldığına dair toplantı yapacağını söyledi. Biz de bu tarihten önce bir sokak etkinliğiyle MEB’e seslenmek istedik” dedi.

    MEB 20. Şurası’nın anaokullarına zorunlu din dersi tavsiye kararına Alevi kurumları da dâhil kimsenin ses çıkarmadığı için bu kampanyanın başlatıldığını belirten Karakaya, “Bu fecaat karara karşı çıkmak, bir şey yapmak istedik. Kimseden ses gelmeyince bir şey yapalım dedik. Kurumlardaki susma hali bizi harekete geçirdi” ifadelerini kullandı.

    Kampanyanın amaçlarından birinin zorunlu din derslerine karşı mücadeleyi ortaklaştırmak, Alevi olmayanları da bu işin içine katmak olduğunu ifade eden Abbas Karakaya, şöyle devam etti:

    “Bu kampanya bütün olumsuzluklara rağmen ses çıkarmaya devam etti, edecek. Laikliğin neredeyse ayıplı bir söz mertebesine indirildiği, siyasi partilerin ağızlarına almaktan kaçındığı bir konjonktürde bu kampanya lafı eğip bükmeden ‘laiklik, laik eğitim istiyoruz’ dedi. Eğitim- Sen’i, Veli-Der başta olmak üzere bir dizi STK ve sendikayı yanına alarak. Bu sendikalar, Alevi kurumları zayıf bir temsiliyet gösterdiyseler ne diyelim? Şansızlık. Çağrıcı kurumların nedense gönülsüzlükleri, gönülden sahiplenmemeleri vardı. Ancak, kampanya yürütücüleri olarak kendimize daha mütevazı bir ara durak, eylem de seçebilirdik.

    “ALEVİ ÇOCUKALR İÇİN SESİMİZİ ÇIKARDIK”

    Her şeye rağmen bu kampanyanın, daha 27 Şubat Kadıköy’e gelmeden önce etkileri ve sonuçları oldu. Kartal Cemevi’nde, o zamana kadar pek de bir araya gelmeyen Alevi kurumlarını bir araya getirdi. O bir araya gelmeden, yani basına açık toplantıdan hukuk komisyonu kurma, 27 Şubat’tan sonra iki toplantı düzenleme kararları da çıktı. Bunlar bu kampanyanın esinti ve etkilerindendi. Evet, Alevi olmayanları işe katmakta başarılı olamadık ama Alevi kurumlarında bir hareketlenme başlattık. Sonuç olarak, hiçbir şey yapamadıysak bile bu ülkenin, özellikle de Alevi çocukları için sesimizi çıkardık, sesimizi çıkarmaya çalıştık, çalışıyoruz. Bunun onuru, küçük gururu ve sevinci az şey değil.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Kaplan: Şura tavsiye kararından dönülmezse Aleviler olarak Ankara’yı tıkamamız gerekir-VİDEO

    Kaplan: Şura tavsiye kararından dönülmezse Aleviler olarak Ankara’yı tıkamamız gerekir-VİDEO

    PİRHA-Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nı değerlendiren PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Önümüzdeki dönem okullar açılırken hem gösterilerle hem mitinglerle hem de sivil itaatsizlikle bu süreci yürütmeliyiz. Çocuklarımızı okula göndermeyebiliriz örneğin. Veliler okulların önünde eylemler yapabilir” dedi.

    4-6 yaş grubundaki çocuklar için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyası ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ ile devam etti. 27 Şubat Pazar günü İstanbul Kadıköy merkezli olmak üzere Türkiye genelindeki birçok ilde gerçekleştirilen buluşmalarda, ana sınıfına din dersinin kesinle kabul edilmemesi ve din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması istendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, İstanbul Kadıköy Meydanı’nda yapılan Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nı değerlendirdi. Kaplan önümüzdeki süreçte Kadıköy’deki mitingi destekleyecek eylem ve etkinliklerin devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.

    “DAHA FAZLA İNSAN KATABİLİRDİK”

    Zorunlu din derslerinden rahatsız olan, muhalif olan ve mücadele eden örgütler ve sendikalar olarak ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdiklerini aktaran Kaplan, eyleme katılımın daha fazla olabileceğini söyledi.

    Miting değil basın açıklaması niteliğinde bir buluşma olduğunu belirten Kaplan, “Teknik olarak İstanbul’daki arkadaşların yetersizlikleri vardı. Daha fazla insan katılabilirdi. Daha önce Kadıköy Meydanı’nda açıklamalar yaptığımızda, bu açıklamalar çok kalabalık mitingler şeklinde oluyordu. Çok iyi bir sahne ve ses düzeni kurmuştuk. Oraya on binlerce kişi de gelse sahne ve ses düzeni iyi olmadığı sürece eylem etkisini yitiriyor” şeklinde konuştu.

    “PİR SULTAN ÖRGÜTLÜLÜĞÜ OLMAZSA ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNİN SOKAK AYAĞI EKSİK KALIR”

    Alevilerin sorunları söz konusu olduğunda sol- sosyalist yapıların, sendikaların ve siyasi partilerin bir adım geri attığını dile getiren Kaplan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Alanda siyasi partilerden, sosyalist yapılardan, sendikalardan çok az insan vardı. Kampanyanın bileşeni olan Eğitim-Sen çok uzun bir konuşma yaptı ancak alanda çok az insanları vardı. Biz kendi örgütümüzle her zaman gurur duyduk. Oranın atmosferini, oranın seyrini değiştiren yine Pir Sultan örgütlülüğü oldu. Alana yürüyüş yaparak giren tek örgüt olduk. Altı yoldan yürüyüşlerle girdik alana. Oradakilerde aynı şeyi söylediler. Pir Sultan örgütü çekildiği takdirde Alevi örgütlenmesinin sokak ayağının olmayacağını biliyorlar. Katılım daha fazla artırılabilirdi tabii ki. Biz Pir Sultan örgütü olarak sahada daha fazla çalışabilirdik.”

    “ŞURA KARARINDAN DÖNÜLMEZSE ALEVİLER OLARAK ANKARA’YI TIKAMAMIZ GEREKİR”

    Bu tür eylem ve etkinliklerin devamının gelmesi gerektiğini vurgulayan Kaplan son olarak, “Eylemlerin sahaya nasıl yansıdığına bakmak gerekiyor. Farklı bir eylem biçimi, farklı bir eylem tarzı geliştirmemiz lazım. Umut ediyorum ki bu ayın 3’ünde Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde yapılacak olan eylemden sonra ana sınıfına kadar indirgenmek istenen zorunlu din dersleri kararından dönülür. Eğer dönülmezse Alevi örgütleri organizasyonu tamamen ellerine alıp Ankara’yı tıkamamız gerekir. Tüm Alevi örgütlerin ve Alevi yurttaşların eylemlere etkin bir şekilde katılması gerekiyor. Zorunlu din derslerinin ana sınıfına kadar indirgenmek istenmesinden Aleviler kadar rahatsız olan başka bir kesim yok sanırım. Bunu Kadıköy’de gördük. Aynı zamanda din derslerine karşı oportünist davranmamamız gerekiyor. Bu da bize yönelik yaptığımız bir özeleştiri olarak algılanabilir.

    Önümüzdeki dönem okullar açılırken hem gösterilerle hem mitinglerle hem de sivil itaatsizlikle bu süreci yürütmeliyiz. Çocuklarımızı okula göndermeyebiliriz örneğin. Veliler okulların önünde eylemler yapabilir. Kadıköy’deki eylemleri destekleyen birçok eylem ve etkinlikler yapılabilir” dedi.

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Aydın: Türkiye’deki gerici kuşatmaya karşı 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız

    Aydın: Türkiye’deki gerici kuşatmaya karşı 27 Şubat’ta Kadıköy’de olacağız

    PİRHA-‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ şiarıyla 27 Şubat günü İstanbul Kadıköy’de gerçekleştirilecek olan buluşmaya çağrıda bulunan Yazar Ayhan Aydın, “Okullarda çağdışı bir zihniyetle, tek yönlü, çarpıtılmış, tümüyle aydınlanmacı aklı yok etmek isteyen, okul öncesi dinsel eğitim, okullarda zorunlu din dersleri ortadan kaldırılmalıdır” dedi. 

    Yazar Ayhan Aydın kaleme aldığı “Karanlığa Karşı Aydınlıkta Birleşelim, Kadıköy Meydanı’nda Gürleşip Bir Gül Gibi Açalım” başlıklı yazısında 27 Şubat Pazar günü düzenlenecek olan ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşmasına’ katılım çağrısında bulundu. Aydın, “İnancımı, yolumu, erkanımı yasaklamak, bin yıldır kardeşlik türküleri söyleyen dilimi kesmek isteyen zalim düzene son vermek ve insanca yaşamının yolunu hep beraber kuracağımız geleceğin Türkiye’si için Kadıköy’de olacağız” ifadelerini kullandı.

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM İÇİN KADIKÖY’E”

    Ayhan Aydın‘ın yazısı şöyle:

    “Türkiye’deki gerici kuşatmaya karşı; özünde insani değerlerin en yüce erdemleri olan Alevi – Bektaşi toplumu, şu an her türlü ama her türlü farkı bırakıp Kadıköy Meydanı’ndan tüm dünyaya; “Çağdaş, Demokratik, Eşitlikçi, İnsan Haklarına Dayalı Hakça Bölüşümün Olduğu Bir Yaşam ve Laik ve Bilimsel Eğitim” diyerek seslerini en gür şekilde haykıracaklar…

    Hepimiz orada olacağız!

    Gericiliğe, barbarlığa, faşizme, cinsiyetçi ayrımcılığa, hoşgörüsüzlüğe, çağ dışı, bilim dışı, karanlık eğitime karşı sesini yükselt, tüm Türkiye’yi ve dünyayı titret!

    Hakk – Muhammed – Ali diyerek bu topraklarda yüzyıllardır barış içinde semahlar dönüp, cemler yapan, lokmaları hakça pay eden Alevi – Bektaşi toplumu başımızdaki zalim sultayı yerle bir et!

    Laiklik; ekmek, su, süt, doğa, hava gibi bizim olmazsa olmazımızdır, laikliğin yok olduğu bir Türkiye IŞİD’in yönettiği bir Türkiye olur, Laikliği namus bil, onu anla, yaşa, yaşat!

    Eğitim hayatın da, insan olma bilincinin de kazanıldığı ana varlığımızdır. Okul eğitimi insanın tüm yaşamını belirleyen en önemli dönemdir. Kişiliğin var olduğu, insanın insan bilincine ulaştığı çağdaş eğitim her insanın, her çocuğun hakkıdır. Okullarda çağdışı bir zihniyetle, tek yönlü, çarpıtılmış, tümüyle aydınlanmacı aklı yok etmek isteyen okul öncesi dinsel eğitim, okullarda zorunlu din dersleri ortadan kaldırılmalıdır. Tüm çocuklar eşitlik içinde, bilimsel eğitim almalıdırlar.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KAPATILMALIDIR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkede Hanefi Sünni İslam anlayışının tüm ülkeye hakim kılınması, bu düstur için her türlü baskının yapılabileceğinin fetva yazılarıyla alındığı bir gerici kurum olmuştur. Alevi ve tüm diğer inançları, kültürleri içinde eritmeyi, kendisinden olmayanı “putperest”likle suçlayan bu kurum ülkenin bir kara deliğidir. Milyarlarca liralık bütçesiyle haksızlık yanında, büyük bir israf mekanizmasına dönüşen Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin Vatikan’ı olmuş, siyasi iktidarın her türlü yanlışını örten, bir çıkar merkezine dönüşmüştür.
    Bu Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye’nin önündeki karanlık üretim merkezidir. Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalı, insanlar özgürce inanç ve ibadetlerini kendileri yapabilmelidir.

    Çocukları köle yerine koyan, çocuk gelinlerden memnun olan, kadınların, çocuklarımızın tecavüzcüler elinde gelecekleri elinden alınan bir ülkede yaşamamak için, insan olduğumuz haykırmak için Kadıköy meydanında olacağız!

    “MUAVİYE DÜZENİNE SON VERMEK İÇİN KADIKÖY’DE OLACAĞIZ”

    İnancımı, yolumu, erkanımı yasaklamak, bin yıldır kardeşlik türküleri söyleyen dilimi kesmek isteyen zalim düzene son vermek ve insanca yaşamının yolunu hep beraber kuracağımız geleceğin Türkiye’si için Kadıköy’de olacağız!

    Aleviler – Bektaşiler her türlü karanlık oyunlara, tertiplere rağmen bu ülkede insan kalmayı başarabilen, cana kıymayı, haksız yere eşini boşamayı en büyük suç görüp, düşkünlük kurumunu yaratan bir inanç topluluğudur. Onları tanımlamaya, onları cendereler içinde tutmaya, tüm ülkeyi olduğu gibi onları da köleci bir zihniyetle kendi buyrukları içinde asimile etmek isteyen Muaviye düzenin son vermek için Kadıköy’de olacağız!

    “İNANCIMIZIN ÖZGÜN HALİYLE TANINMASI İSTEĞİMİZİ DUYURALIM”

    Baskıyla, korkutmayla her birisi birer hırsız, vicdanını kaybetmiş paraya tapan vatansız, yandaşların şişirdiği, birer vampir gibi halkın, yavrularımızın canını, kanını, bilincini, ruhunu emen bugünkü karanlık düzene karşı aydınlık yüzleriyle, gönülleriyle dünyanın gururu olan tüm Demokrasi Güçleri olarak Kadıköy Meydanı’nda olacağız!

    Zam, zulüm, baskı, işkence, kasıtlı tutukluluk, aydın düşmanlığıyla bu büyük Türkiye’yi kendi çiftliklerine, mezbahalarına çevirmek isteyen karanlık sultaya sesimizi duyurmak için Kadıköy Meydanı’nda olacağız…

    27 Şubat 2022, Kadıköy Meydanı’nda Saat: 15.00’te, barış, kardeşlik, hak, hukuk, eşitlik, Alevi – Bektaşi kimliğinin özgün haliyle tanınması isteğimizi tüm dünyaya ve evrene duyuralım. Aynı zamanda savaş, ve silah baronlarının kışkırtıcılığıyla dünyayı daha daha karanlığa sürükleyecek tüm savaşlara hayır, diyelim…

    Ozanlar Piri Pirim Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi; “Yürü bre Hızır Paşa / Senin de çarkın kırılır / Güvendiğin padişahın / O da bir gün devriler” diyelim.

    “SALTANATLARINI SARSALIM”

    Pirimiz Serçeşmemiz Hacı Bektaş Veli’mizin yolundan gidip “İlimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır, Çocuklarınızı – Kadınlarınızı Okutunuz, Yurduna Vatanına Eline Dilene Beline Sahip Olanlar Aydınlık Kapısına Varırlar” deyip, bir yürüyüş eyleyelim, zalimlerin karanlık saraylarını, saltanatlarını sarsalım…

    Ne mutlu; barışta, kardeşlikte, eşitlikte, çağdaş vatandaşlık bilincinde buluşanlara,
    Ne mutlu; kimliğine, inancına, geleneklerine, törelerine, tarihine, doğup – büyüdüğü topraklara sahip çıkabilenlere,
    Ne mutlu; korkmadan, yılmadan, bir menfaat beklemeden, iki yüzlülüğe düşmeden, çıkarlar içinde bocalamadan bu kadim yolu, erkanı yaşatanlara,
    Ne mutlu; 72 milleti bir nazarda görüp, tüm dünya insanlığıyla bacı – kardeş, müsahip bir can olabilen, ağlayanla ağlayan, gülenle gülen ve her türlü kederi de, varlığı da pay edebilenlere,
    Ne mutlu, din, dil, ırk, mezhep, düşünce ve cinsiyet farkı gözetmeden her geleni Hızır bilip, insandan, insanlıktan umudu kesmeyenlere…

    Aşk ve muhabbet duygularımla…”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Cümle canı Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz!-VİDEO

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Cümle canı Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Alevi çatı örgütleri, zorunlu din derslerine karşı yapılacak mitinge dair açıklama yaparak “Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, Beşiktaş İskele’de gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Alevi çatı örgütleri, “Cemevleri ne ticarethane, ne ikamethanedir. İbadethanemizdir” diyerek Kartal Cemevi Vakfı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) temsilcileri de katıldı.

    Ortak açıklama öncesinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Bizim yolumuz ‘Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan’ diyen Pir Sultan’ın yoludur. O nedenle biz yolumuzdan asla taviz vermeyiz” diyerek iktidarın Alevi politikasını eleştirdi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ise yaptığı konuşmada Alevi toplumunun sorunlarını gün geçtikçe çoğaldığına işaret etti. “Eğer biz, bir toplum isek bunun koşullarının yerine getirilmesi lazım” diyen Fırat, şu konuşmayı yaptı:

    “İnsanları ırklarından, dillerinden, inançlarından ötürü ötekileştiren bir iktidarla karşı karşıyayız. Kendi gibi düşünmeyen, herkesi ötekileştiren bir zihniyetle karşı karşıyayız ve bunu reddediyoruz. Alevi toplumunun sorunu bir elektrik sorunu değildir sadece ama gelin görün ki mekanımız saldırı altında. Bu anlamda ülkenin özgürlüğe, demokrasiye ihtiyacı var. Bu vesileyle herkesin bu mücadele içerisinde olması gerek. Beraber yürümek gibi bir duruma ihtiyaç var. Bizim sorunumuz Anayasa’nın 24. Maddesi ile ilgilidir. Bu sadece bir hak arama meselesidir. Pazar günü Kadıköy Meydanı’nda yoğun bir şekilde olmalıyız. Hızır paşalara karşı hep beraber, Pir Sultan gibi, Kalender Çelebi gibi olmalıyız.”

    “EĞİTİM KURUMU DİYANET’E TESLİM EDİLMİŞ DURUMDA”

    Yapılan konuşmaların ardından altı örgüt adına ortak basın açıklamasını ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ile ADFE Genel Başkanı Celal Fırat okudu. “Demokrasi ve Laiklik Buluşması” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Eşit Yurttaşlık Temelinde Özgür Bir Toplum İçin Demokratik, Laik, Bilimsel, Ana dilde Eğitim İstiyoruz!

    Ekonomi krizde. Siyaset krizde. Memleket krizde. Eğitimde, sağlıkta, hukukta çöküş var. Emekçi halk her geçen gün yoksullaşıyor. Geçinemeyen milyonlar, ekmek, adalet ve özgürlük istiyor. AKP-MHP iktidarı, sorumlusu olduğu siyasal ve ekonomik krizin bedelini topluma fatura ediyor. Her geçen gün daha da derinleşen krizler diyen milyonlara, toplumun tüm kesimlerine karşı zam, zulüm, güç göstererek, tehdit ederek, zor kullanarak daha tahkim etmeye çalışıyor. İşçi ve emekçiler hakları gasp edilip güvencesizleştiriliyor. Enes Kara gibi gençlerimiz intihara itiliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılıp kadına yönelik erkek şiddetinin önü açılıyor, kadınlar her gün kadın cinayetleriyle yaşamdan koparılıyor, çocuklar istismara maruz bırakılıyor. Göçmen ve mülteciler ırkçılık, ve şovenizm körüklenerek hedef gösteriliyor. Doğamız talan ediliyor.

    Öyle ki, Alevilerin bu ülkede maruz kaldığı zulmün fotoğrafı misali; devlet temsilcileri, inançların kutsalına saldırarak, silahla fotoğraf vermekten geri durmuyor.

    Din istismar edilerek, siyasal İslam ve muhafazakarlaşma sal çıkarlarına göre dizayn etmeye çalışıyorlar. Halkları birbirine kırdırarak, inançları düşmanlaştırarak tüm topluma karşı savaş açarak; işlenen suçlar meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

    ZORUNLU DİN DERSLERİ KALDIRILSIN!

    Eğitimin amacı bireyin kendi yeteneklerini keşfedip bunu geliştirmesini meyi, sorgulamayı öğretmek, kendine güvenen bireyler yetiştirmektir.

    Ancak, eğitim kurumu tamamen tarikatlara, cemaatlere, Diyanet’e teslim edilmiş durumda. Eğitim kurumları, muhafazakarlaşma ve gericileştirme politikalarıyla, dindar ve kindar bir nesil yetiştirmenin merkezi haline getiriliyor.

    12 Eylül dönemi ile başlayan din dersi dayatmasına, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte zorunlu din dersleri eklendi. Birçok okul imam hatip okullarına dönüştürüldü. Bardağı taşıran son damla ise 20. Milli Eğitim Şura’sının zorunlu din derslerini ana sınıflarına kadar indiren tavsiye kararı oldu. Biliyoruz ki, bu karara dur demez isek, bu karar tavsiye kararı olarak kalmayacak, ilk fırsatta hayata geçirilecek ve devamı getirilecektir.

    4-6 yaş çocuğuna din dersi vermek, somut düşünme aşamasında olan çocuğun dünyasını soyut kavramlar ile alt üst etmektir ve insan haklarına aykırıdır. Bu tavsiye kararı, 4-6 yaş çocuğunun gelişim düzeyine, Evrensel Çocuk Hakları’na uygun olmadığı gibi laikliğe de aykırıdır. Çocuklar kimsenin siyasi malzemesi değildir. Çocuklar bu toplumun özneleridir.

    Devletin görevi çocuklara bir dini empoze etmek değil, bütün inançlara eşit mesafede durarak din ve inanç özgürlüğünü sağlamak, eşit yurttaşlık ilkesini kayıtsız şartsız uygulamaktır.

    Tekçi, ayrımcı, dayatmacı uygulama ve politikalar, toplumsal barışı, halkların bir arada yaşamasını zorlaştırır. Tekçilik zoru, zorbalığı ve ayrımcılığı getirir.

    Eğitim sisteminin dinselleştirilmesi sadece Alevilerin sorunu değil, bu ülkede inanan, inanmayan, farklı inançlardan olan her kesimin sorunudur.

    MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI KARARINI GERİ ÇEKTİRECEĞİZ!

    20. Milli Eğitim Şurası’nda alınan okul öncesi din eğitimi tavsiye kararı, toplumu siyasal İslam İdeolojisinin çıkarları doğrultusunda şekillendirme projesidir. Bu toplumsal yıkım projesi derhal geri çekilmelidir.

    Tekçi, İnkârcı, asimilasyoncu, cinsiyetçi eğitime karşı çocukların birer özne kabul edildiği, çocuk haklarının korunduğu, herkesin erişebildiği, her çocuk için eşit koşullarda bilimsel, laik, ana dilinde ve kamusal eğitimin bütün koşulları bir an önce hazırlanmalıdır.

    Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, insan onurunu, tüm hak ve özgürlükleri korumanın, çoğulcu demokrasinin ön koşuludur.

    Gücümüz birliğimizde:

    Demokratik, özgürlükçü, halkçı, laik bir eğitim ve ülkeyi kurmak için bu yıkım kararını hep birlikte durduracağız!

    Demokrasi ve Laiklik için, 27 Şubat’ta Kadıköy, Beşiktaş İskele’ de saat 15.00’te gerçekleştireceğimiz buluşmaya demokrasiden, emekten, özgür ve eşit yurttaşlıktan yana olan cümle Can’ları davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL