Etiket: burcugül çubuk

  • Mersin’de Rojava için ortak çağrı: Ablukayı kaldırın!- VİDEO

    Mersin’de Rojava için ortak çağrı: Ablukayı kaldırın!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Rojava’daki abluka ve hak ihlallerine ilişkin eylem yapıldı. Burada yapılan konuşmalarda sınır kapılarının açılması ve Rojava üzerindeki ablukaların kaldırılması çağrısı yapıldı.

    Mersin’de Rojava’ya yönelik saldırılara, kuşatma ve ablukaya karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. DEM Parti, EMEP, TİP, TÖP, DBP, ESP, SODAP, SYKP, Devrimci Parti ve YSP tarafından düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasına DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Emek Partisi MYK Üyesi Halil İmrek, TÖP PM Üyesi Zeliha Korkmaz, Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz ve İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Gerici emperyal kuşatmaya, soykırıma son” çağrısıyla bir araya gelen kitle, Mahmudiye Mahallesi’ndeki Metropol İş Merkezi yanındaki parktan Özgür Çocuk Parkı’na yürüyüş yapmak istedi. Parkın abluka altına alınması ve yürüyüşe izin verilmemesi üzerine kitle, parkın sonuna kadar yürüyüp burada basın açıklaması yaptı.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sözlerine ESP’ye yapılan gözaltı operasyonlarına değinerek başladı. Rojava eylemlerine katılan her kesimin bu tür baskılarla yıldırılmaya çalışıldığını dile getiren Doğan, “Rojava’ya dönük dayanışma eylemlerini gerekçe göstererek, hiçbir siyasi partiye üye olmayan ama Rojava ile gönül bağı kuran insanlara da gözdağı verilmek isteniyor. Dayanışma göstermeyin mesajı verilmeye çalışılıyor. Bir yandan Kürtlere dönük bu tutum sürdürülürken, diğer yandan Kürtlerle birlikte yürüyen Türkler, devrimciler ve sosyalistler baskı politikalarına maruz bırakılıyor. Onurlu ve kalıcı barış aynı yöntemlerle sağlanamaz. Onurlu ve kalıcı barış, demokratik çözümle mümkün olur” dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenen Doğan, şu sözleri kullandı:

    “Artık söylemin ötesine geçin. Bahsettikleriniz doğruysa, o zaman neyi bekliyorsunuz? Siz iktidar ortağısınız. Sayın Öcalan’ın umut hakkı için neden bir buçuk yıldır tek bir adım atılmadı? Demirtaş yuvasına dönsün deniliyor ama kararlar uygulanmıyor. Neden başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere Kobanê kumpas davası tutsakları serbest bırakılmıyor?  Akdeniz Belediyesi hala kayyum altındadır. Kürtlerin kazanımlarının Türkiye için bir tehdit olmadığı gerçeğini savunmaktan ve bunu hatırlatmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hakkımızda spekülasyon üretmeye çalışanlara da buradan sesleniyoruz; biz barış ve demokratik toplum için onlarca yıldır bedel ödeyerek mücadele ediyoruz.  Barış, özgürlük ve eşitlik değerlerine bağlıyız ve bu değerlerin herkes için uygulanması adına dün olduğu gibi bugün de yarın da mücadele edeceğiz. Çünkü bizim mücadelemiz aynı zamanda insanlık onuru mücadelesidir.”

    “ROJAVA HALKININ YANINDAYIZ”

    SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, “Bu saldırılar, cihatçı çetelerin kendi başlarına cesaret edebileceği saldırılar değildir. Bu saldırılar Fransa’da kurulan masalarda, Amerika’da kurulan masalarda planlanmıştır. Türkiye’de ise Suriye Milli Ordusu’nu besleyen, lojistik ve askeri olarak donatan siyasi iktidar, Suriye’ye dair yaklaşımını derhal ve bir an önce gözden geçirmelidir. Kürdistan’da barış olmazken İstanbul’da da barış olmaz demiştik. Suriyeli Kürtler, Rojavalı Kürtler, Aleviler ve diğer halklar “Artık güvendeyiz” diyene kadar biz de burada, Bakur’da, İstanbul’da, Marmara’da, Ege’de, Akdeniz’de onların sesine ses katmaya devam edeceğiz” dedi.

    Devrimci Parti Sözcüsü ve DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, Rojava’daki yurttaşların abluka ile yalnız hissettirilmek istendiğini söyleyerek, “Biz dün olduğu gibi bugün de sokakta, hayatın her alanında ve Rojava’da yan yanayız. Ayrılmadık, ayrılmayacağız. Rojava’dan kopmayacağız, Rojava da bizden kopmayacak. Bugün sonuçlar ağır olabilir, baskılar yoğun olabilir. Ama bu yalnızlığı kabul etmiyoruz. Doğuda her gün yeni bir güneş doğar. Eğer bize doğan güneşten mutlu olmamız engellenirse, gerekirse kendi güneşimizi kendimiz doğururuz. Belki bugün çok yürüyemedik ama bizim tarihimiz uzundur. Biz çok uzun zamandır yürüyoruz. Ne durdurulabiliriz ne de yeniliriz” ifadelerini kullandı.

    “ROJAVA’YI SÜREKLİ DESTEKLEMEK GEREKİYOR”

    Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz, Türkiye’de iktidarın uzun süredir Rojava’yı ve Suriye’yi bir engel olarak gördüğüne işaret ederek, “Eğer gerçekten barış isteniyorsa o zaman bu engeller de ortadan kalkmalıdır. Rojava’da bir anlaşma yapıldıysa, bu büyük ölçüde bu süreçte gösterilen sahiplenmenin sonucudur. Belki tam olarak hepimizin istediği gibi bir anlaşma değildir; ancak orada verilen mücadelenin bir kabulüdür. Bu nedenle Rojava’yı sürekli desteklemek gerekiyor. Yeşil Sol Parti olarak Kürt halkının verdiği mücadelenin bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Emek Partisi MYK Üyesi Halil İmrek, HTŞ’nin önce Alevileri katlettiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Çoluk çocuk, kadın demeden saldırdı. 2026 yılına girerken, 6 Ocak’ta bu kez Kürt halkının kazanımlarına saldırdı. Kürtleri yaşadıkları bölgelerde tasfiye etmeye çalıştılar. Kürt halkını kendi topraklarında etkisizleştirerek, kendilerinin yöneteceği bir düzen kurmak istediler. Bu saldırıların arkasındaki ABD yönetimi, bölgedeki zenginliklerin halklar tarafından yönetilmesine izin vermedi. Bu nedenle su kaynaklarına el koydular, petrol sahalarını kontrol altına aldılar. Amaçları, bu zenginliklerin halklara değil, kendi ceplerine ve çıkarlarına hizmet etmesidir.  Söyledikleri barış, gerçek bir barış değildir. Onların barış anlayışı, halkların egemenliklerinden vazgeçmesi ve tehditlere boyun eğmesidir. Orta Doğu’da halkların söz sahibi olmasını istemiyorlar. Sadece denetlemek, izlemek ve kontrol etmek istiyorlar. Şiddetten, baskıdan ve barbarlıktan yana tavır alıyorlar. Bugün yapılan da budur. Halklar baskı altına alınmakta, dilleri ve kimlikleri hedef alınmaktadır.”

    “KADINLARIN MÜCADELESİNİ YENEMEYECEKLER”

    Halkevlerin Çiğdem Serin, 2014 yılında IŞİD çetelerinin kadınlara dönük yaptığı saldırıları hatırlatarak, bugün de HTŞ eliyle Rojava’daki kadınlara aynı saldırıların yaşatıldığını vurguladı. Serin, “Kürt kadınlarının ölü bedenlerini teşhir ediyor, her türlü şiddeti kendilerinde hak görüyorlar. Bugün HTŞ ve benzeri çeteler, Suriye’de Kürtler, Aleviler, Êzidîler ve kadınlar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bir kez daha görüyoruz ki halkların, emperyalizme, siyonizme ve cihatçı çetelere karşı direnmekten başka çaresi yoktur. Halkların birbirinden başka dostu yoktur. Bizim safımız halkların safıdır; emperyalizme ve cihatçı çetelere karşı halkların yanıdır” diye kaydetti.

    Son olarak konuşan TÖP PM üyesi Zeliha Korkmaz, “Türkiye–ABD ittifakıyla Suriye’nin bir kez daha bir savaş cehennemine dönüştürülmek istendiğini biliyoruz. Emperyalist güçlerin Suriye’yi halkların yaşadığı bir savaş alanına çevirmek istediğini biliyoruz. Biliyoruz ki bugün elleri Türkiye’nin lojistik destekleriyle güçlendiriliyor. İçeride desteklenen bu yapılar, dışarıda barış sürecini sevinçle bastırmaya çalışıyor. Türkiye’deki mücadeleye kilit vurmak istiyorlar. Suriye’de kadınların ve çocukların bir arada yaşayamayacağı bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurmak istiyorlar. Oysa Suriye topraklarında yüzyıllardır Aleviler, Kürtler, kadınlar, Hristiyanlar bir arada yaşıyor. Bu halkların ortak yaşamını dış güçler kendi çıkarları için parçalamaya çalışıyor. Ama bu mücadeleyi yenemeyecekler. Kadınların mücadelesini yenemeyecekler” dedi.

    Eylem, sloganların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hızını alamayan Meclis Başkanı Adan, Özbek Türkçesini de sansürledi!-VİDEO

    Hızını alamayan Meclis Başkanı Adan, Özbek Türkçesini de sansürledi!-VİDEO

    PİRHA – 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü sebebiyle Meclis’te yasaklanan Kürt diline Özbek Türkçesi de eklendi. MHP’li Meclis Baskanvekili Celal Adan, Milletvekili Burcugul Çubuk’un Özbek Türkçesi ile genel kurulu selamlaması esnasında “Türkçe konuş” diyerek mikrofonunu kapattı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, 21 Şubat Dünya Ana Dil Gününde uyguladığı dil yasaklarıyla gündem oldu. Tek bir Kürtçe kelime dahi konuşan milletvekillerinin mikrofonları tek tek kapatıldı.

    Dünya Anadil Günü sebebiyle CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı da “Annem ekran başında, benden Lazca konuşmamı bekliyor” sözünün ardından Lazca konuşmaya başladı. Ancak MHP’li Meclis Başkanı Celal Adan, Lazcanın da yasak olduğunu belirterek, mikrofonu kapattı.

    HIZINI ALAMAYIP TÜRKÇEYE DE YASAK KOYDU!

    21 Şubat’ta gecesi Genel Kurul’da söz alan isimlerden biri de DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk oldu. Meclis Baskanvekili Adan, Milletvekili Burcugül Çubuk’un, Özbek Türkçesi ile genel kurulu selamlaması esnasında “Türkçe Konuş” diyerek mikrofonunu kapattı.

    Mecliste yaşanan o anlar Meclis tutanaklarına şöyle geçti:

    BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) – Ekranları başında bizleri izleyen değerli halklara saygılarımı sunuyorum.

    “…”(*) Anladınız mı Değerli Meclis üyeleri? Anlamadınız. Türkçeyi de anlamıyorsunuz, sonra da “Ana dilimiz Türkçe, Türkçe konuş, çok konuş.” diyorsunuz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

    EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Anlatamıyorsunuz, ne yapalım? Anlatamıyorsunuz ki.

    LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) – Böyle bir üslup kabul edilemez Sayın Başkanım ya “Türkçeyi anlamıyorsunuz!” demek…

    SEZAİ TEMELLİ (Muş) – Türkçeyi de bilmiyorlar.

    EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Türkçeyi bilmiyorsunuz ki anlatabilesiniz yani.

    DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) – Anlamıyorsunuz işte, anlamıyorsunuz.

    LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) – Siz her dili anlıyorsunuz maşallah! Her dili anlıyorsunuz!

    BURCUGÜL ÇUBUK (Devamla) – Türkçeyi bile, Türkçenin lehçelerinin bile birbirini anlamadığı bir hayat örgütlediniz, bununla gurur duyuyorsunuz.

    EJDER AÇIKAPI (Elâzığ) – Keşke Türkçeyi de çok iyi kullanabilseniz yani.

    BURCUGÜL ÇUBUK (Devamla) – Bu vesileyle Türkiye’de göçmen olarak bulunan ve ağır işlerde çalıştırılan Özbekleri saygıyla selamlamak istiyorum. Dillerini burada konuştuklarında onları kimse anlamıyor, onlara da el muamelesi yapılıyor, ağır hakaretlere ve ayrımcılıklara maruz kalıyorlar. Yani Türkiye’de Türk’e de rahat yok. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

    MEHMET BAYKAN (Konya) – Ne alaka?

    BURCUGÜL ÇUBUK (Devamla) – Şimdi, bugün sağlığa ilişkin konuşacaktık çünkü sağlık emekçilerinin, sağlığın bütün bileşenlerinin ve sağlık hakkına ulaşamayan insanların sorunlarına sorun ekleyecek bir teklif vardı önümüzde. Ama ne yazık ki örneğin şunu söylemek zorunda kalıyorum: Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminin Meclisinde Türkmen Meclis üyesi Türkçe konuşmak istediğinde engellemeye kalkanlara Meclis Başkanı karşı çıkıyor ve diyor ki: “Onun ana dilinde konuşmasının güvencesi biziz, konuşacak.” Burada ne oluyor? Hemen mikrofonlar kapatılıyor. Kürsü dokunulmazlığına el koyan, halkın iradesini yok sayan burada Meclis Başkan Vekilliği yapabiliyor ama örneğin Can Atalay, örneğin Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş hapisteler, tutsaklar. Bu utanç sizin, onların yoldaşı olmak onuru da bizim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Kendilerine sevgimizi yolluyoruz, saygımızı yolluyoruz. Onları iradesi olarak belediye eş başkanı yapmış, Meclise yollamış halkın da mücadelesinin içinde kaybolan kahramanlar değil özneler olacağımıza söz veriyoruz.

    Yine ana diliyle ilgili konuşacağım, bizi mecbur bıraktınız ama iyi yaptınız. “Ana dilinde sağlığa erişim hakkı” diye bir şey var, haberiniz yok, böyle şu iki tarafın haberi yok. Ana dilinde sağlığa erişim hakkına en çok kimler ulaşamıyor? Kadınlar. Kadınlar çünkü “3 çocuk, 5 çocuk yap.” diyor ya Başkanınız, eve kapatılıyor. Besliyorsunuz ya bu eril sistemi, kadınlar toplum içerisine çıkamıyorlar, ana dillerinden başka dil bilemiyorlar, hastaneye gittiklerinde dertlerini anlatamıyorlar. Mardin Vekilimiz Salihe Aydeniz örnekleriyle anlattı. Kadınlar, kendileri tek başlarına gittiklerinde anlatamıyorlar; yanında oğlu, torunu, eşi, kardeşi, bir erkekle gittiğinde hiç anlatamıyorlar. Bir tane, Kürtçe bilen ve cesaret edip de hastasıyla Kürtçe konuşacak hekim bulacaklar, hemşire bulacaklar, bir sağlık çalışanı, emekçisi bulacaklar da dertlerini anlatacaklar, o da bu kadar bastırılmışlığın üstüne çıkabilirlerse sağlık hakkına ulaşacaklar. Ya, bir örnek var, Fatma Altınmakas, karakolda Kürtçe tercüman olmadığı için katledildi, engellenmedi katledilmesi. Yaşam hakkıdır Kürtçe, yaşam hakkıdır Arapça, yaşam hakkıdır Süryanice, Lazca; insanın ana dili neyse yaşamıdır, buna düşmansınız, halk düşmanısınız, çok normal.

    Ama size, Türkiye halklarına güzel bir haberim var, İstanbul’da yasaklattınız ya Şano Ar’ın oyununu, bugün İzmir’de sahnelendi, yarın Ankara’da sahnelenecek, biz de orada olacağız. Hadi, gelin, buyurun. “Kürtçenin önünde hiçbir engel yok.” diye bugün bas bas bağırdınız, yarın da Ankara’dakini engellemeye çalışın. Biz oradayız. Hodri meydan! (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)”

    Burcugül Çubuk’un, Özbek Türkçesi ile selamlaması Meclis tutanaklarına üç nokta ile geçirildi. Milletvekili Çubuk’un söz konusu o konuşmasında “Bizni shu yerdan kuzatib turganlarni hurmat bilan qutlayman” dediği öğrenildi.

    Öte yandanDEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın da 21 Şubat Ana Dil Günü’nde TBMM Genel Kurulu’nda Kürtçe konuşunca mikrofonu kapatıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Adayı Burcugül Çubuk: Halen Alevi olmak bir fişlenme gerekçesi-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Adayı Burcugül Çubuk: Halen Alevi olmak bir fişlenme gerekçesi-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili adayı Burcugül Çubuk, Alevi olmanın günümüzde bir ‘fişlenme’ gerekçesi olduğunu belirterek “Kadına yönelik saldırılar, Kürt halkının özgürlük mücadelesi, LGBT’İ+’ların yaşam mücadelesi ve Alevilerin mütemadiyyen yok sayılması” konularının temel sorunlar olduğunun altını çizdi.

    14 Mayıs cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yaklaşırken, adaylar da çalışmalarına hız verdi. Yeşil Sol Parti ise HDP’den sonra kadın adaylara en fazla yer ayıran siyasi geleneğin devamı niteliğinde oldu.

    200 kadın aday ile sahalara çıkan Yeşil Sol Parti, birçok fraksiyondan ismi yan yana getirdi. Devrimci Liseliler geleneği içerisinde politikaya başlayan Burcugül Çubuk da öne çıkan isimlerden biri oldu. İzmir 1. Bölge 1. Sıra adayı olan Çubuk, “Dev-Lis’in okulunda yetiştim” diyerek Meclis’e genç bir kadın olarak girmek için çalışmalarını sürdürüyor.

    YEŞİL SOL PARTİ İÇERİSİNDE YÖRÜK BİR YURTTAŞ!

    Burcugül Çubuk, lise eğitiminden buyana politik mücadelenin içerisinde hep aktif olduğunu belirterek, “Üniversite mücadelesinden sonra da önce Sosyalist Demokrasi Partisi’nde ve daha sonra da Devrimci Parti’de değişik pozisyonlarda görevleri yerine getirdim. Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı iken bu seçim sürecinde partimin aday göstermesi ile milletvekili adayı oldum” dedi.

    Burcugül Çubuk, Yörük bir aileden geldiğinin de altını çizdi. Alevi kültürü ve mücadelesine uzak olmadığını ifade eden Çubuk, “Yörükler üzerindeki asimilasyon politikası ortada. Aslen İzmirli değilim fakat Yörüğüm. İzmir’e çok yabancı olacağımı düşünmüyorum. Alevi kimliğim konusunda ise şunu söyleyebilirim; Türkiye’de Türkmen ya da Yörükseniz bu yüksek bir ihtimaldir” diye belirtti.

    “HALEN ALEVİ OLMAK BİR FİŞLENME GEREKÇESİ”

    Burcugül Çubuk, “Türkiye’de eğer sosyalist ve feminist bir kimlikle siyaset içerisinde iseniz eskitemeyeceğiniz bazı meseleler var” diyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bunlardan birisi kadına yönelik devlet destekli erkek saldırıları, bir başkası Kürt halkının özgürlük mücadelesi, LGBT’İ+’ların yaşam mücadelesi ve Alevilerin mütemadiyen tehdit edildiği, yok sayıldığı dışlandığı bir toplumsal gerçeklikle karşı karşıyayız. Bunlardan kopuk bir işçi sınıfı siyaseti olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü işçi sınıfının kendisini de bölen şoven, milliyetçi, egemen İslamcı bir yaklaşımla karşı karşıyayız. İnsanların yaşamlarının belirlendiği ve buradan ayrımcılık üretildiği, oruçların zorla tutturulduğu işe alınmadığı bugün çok görünür olmasa da aslında böyle tercihlerin halen yapıldığını biliyoruz. Bir dönem için bunu Gülen cemaatinin yaptığı iddia edildi ama cemaatlerle yönetilen bir ülkede bunun tamamında böyle olduğunu biliyoruz. Ya Sünnileşmeniz gerekir ya da hayat dışında kalırsınız. Halen Alevi olmak bir fişlenme gerekçesi. Alevi olmanın kendisi doğrudan yok sayılmak ve aslında yok edilme tehdidi ile yaşamak demek.”

    “KAPİTALİZME KARŞI MÜCADELEYİ BAŞA ALDIK”

    Yeşil Sol Parti’nin temsil ettiği tabanın oldukça farklılıklar içerdiğini belirten Burcugül Çubuk, Alevi adaylar konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Örneğin özel olarak Alevi olduğu için seçilen adaylar, Alevi halkını temsilen adaylar var. Daha doğrusu Alevilerin yer bulması zorunlu olarak görülüyor Yeşil Sol Parti için. Çünkü Yeşil Sol Parti’nin ve bizim geçmiş dönem bütün ittifaklarımızın temel düsturlarından birisi de cinsel, ulusal, kültürel ayrımlara karşı mücadele yönünde oldu. Toplumu bu şekilde bölen devlete, kapitalizme karşı mücadeleyi başa aldık. Bugün de onun pratiklerini görüyoruz.

    Yeşil Sol Parti mütedeyyin bir halka, Alevi adaylarla gidiyor ve bundan hiçbir zaman çekinmedi. Çünkü mütedeyyin ya da Alevi ya da materyalist, temel mesele özgürlük ve demokrasi mücadelesini veriyor olmak. Böyle yüksek bir politik bilince sahip bir halk zemininde çalışma yürütüyoruz. O anlamıyla Aleviler açısından belki en az sorun yaşadıkları yer burası.”

    “KADINLAR VAR OLMAYA DEVAM EDECEKLER”

    Yeşil Sol Parti listesinde 36 bölgede 1. sırada kadın adayın olduğuna dikkat çeken Burcugül Çubuk, “Bu isimlerin önemli bir kısmı seçilecek” diye belirtti. Çubuk, diğer partilerde kadına ayrılan oranları da eleştirerek şöyle devam etti:

    “200 kadın adayımız var ve geçmiş dönem mecliste partinin %40’ı kadındı. Bu Türkiye’de hiçbir zaman yakalanamamış, diğer partilerin de yakalamaya uğraşmadığı bir orandı. Millet İttifakı içerisinde de Cumhur İttifakı içerisinde de diğer küçük ittifaklarda da kadınlar sadece simgesel olarak seçilmeyecek yerlere koyularak aday gösteriliyor ama Yeşil Sol Parti için ise seçilebilecek yerde kadını da göstermek bir zaruriyet. Birçok yerde seçilebilecek yerde kadınları aday gösterdik ve bunun sonucunu alacağız. Meclis’e yine en yüksek kadın oranı bizim olacak ve yine kadın grubumuzu kuracağız. Yani Meclisin büstünü değiştiriyoruz. Hem kürsüde hem sokakta, başka bir duruşla; feminist bir duruşla, kadın bilinciyle mücadeleci bir hatla, kadınlar var olmaya devam edecekler. Yeşil Sol Parti, yeni bir tahammül oluşturdu ve bunu güçlendirerek devam ettirecek.”

    Eren GÜVEN/ANKARA