PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, cumhurbaşkanlığı sarayındaki harcamanın miktarına dikkat çekti. Bulut, “İsraf ve savurganlıkla özdeşleşen Cumhurbaşkanlığı Sarayı yılın ilk beş ayında günde 39 milyon 725 bin TL harcadı” dedi.
Cumhuriyet Halk Parti’li (CHP) Bulut, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın, ocak ayında 1 milyar 779 milyon 281 bin TL, şubat ayında 1 milyar 313 bin 737 TL, mart ayında 542 milyon 22 bin TL, nisan ayında 1 milyar 710 milyon 494 TL ve mayıs ayında 652 milyon 899 bin TL harcayarak toplamda 5 milyar 998 milyon 432 bin TL harcadığını kaydetti.
“MİLLETİN PARASIYLA SALTANAT”
Saray’ın yılın ilk beş ayında günlük yaklaşık 39 milyon 725 bin TL harcadığını belirten Bulut, “Saray’ın sadece 1 günde yaptığı harcama, yaklaşık 2 bin 746 emekli maaşına ve 1.798 asgari ücrete denk geliyor. Millet açlıkla boğuşurken Saray, milletin parasıyla saltanat sürüyor. Vatandaş kemer sıkarken, dar gelirliler ve emeklilerin daha fazla zorlandığı, pazar filesini doldurmanın zorlaştığı bu dönemde, Saray’ın bu denli savurgan olması halkın vicdanında da derin bir rahatsızlık yaratıyor” dedi.
“MAAŞLAR ARTIRILMALI!”
Burhanettin Bulut, yazılı yaptığı açıklamada gıda, kira ve enerji gibi temel kalemlerde yaşanan fahiş artışın halkın alım gücünü ciddi biçimde azalttığını ifade etti. Bulut, “Emekli daha 14.469 TL maaşla ayın sonunu getiremezken, asgari ücretli 22 bin 104 TL ile evini nasıl geçindireceğini düşünürken, Saray’ın halkın parasıyla lüks ve israfa kaçması kabul edilemez. Saray, milletin parasıyla saltanat sürmek yerine, bu kaynakları halkın refahı için kullanmalı; emekli maaşları artırılmalı, asgari ücret insanca bir yaşam sağlayacak düzeye çekilmeli” ifadelerini kullandı.
PİRHA- 24’üncü Evvel Temmuz Festivali’nde yapılan “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Anayasa” konulu panelde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Alevilere dönük baskılar AKP döneminde daha da arttı. 21’nci yüzyıldayız halen Adana’da, Mersin’de, Alevi evlerinin işaretlendiğini, İstanbul’da, İzmir’de evlerinin işaretlendiğine tanıklık ettik” dedi.
Samandağ Kalkındırma Derneği ile Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği’nin her yıl düzenlediği “Evvel Temmuz Festivali’nde “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Anayasa” konulu panel yapıldı. Panele Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, konuşmacı olarak katıldı.
“AKP, KRİZİN FATURASINI HALKA ÖDETİYOR”
Panelde ilk olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Evvel Temmuz Festivali’nin önemine değinerek, bir kültürel değeri koruduklarını anlattı. Hatimoğulları, dünyada 2008’den beri çok derin bir ekonomik kriz yaşadığını belirterek, “Bu ekonomik krizler aslında ekonominin krizi değil. Sanki genelin kriziymiş gibi aktarılıyor ama bu sermayenin, zengin sınıfının burjuvazinin krizi. Ve bunun faturası işçiler, emekçilere yani dünyadaki en yoksullar, en geniş kitlelere kesiliyor. Bugün Türkiye’de de AKP bu yaşanan ekonomik krizin faturasını halka ödetiyor. Şu an gündemde olan vergi paketinde çoktan çok azdan az almayı asla akıllarına getirmiyorlar” dedi.
“AKP İSTEDİĞİ İDEOLOJİK HEGEMONYAYI KURAMIYOR”
AKP’nin toplumu istediği şekilde dizayn etmek adına baskı araçlarını devreye soktuğunu dile getiren Hatimoğulları, “Alevilere dönük baskılar AKP iktidarı döneminde daha da arttı. Aleviler bu topraklarda tarih boyunca katledildi, bu topraklarda Yavuz Sultan Selim döneminden bugüne kadar Aleviler katlediliyor. 21’nci yüzyıldayız halen Adana’da, Mersin’de, Alevi evlerinin işaretlendiğini, İstanbul’da, İzmir’de evlerinin işaretlendiğine tanıklık ettik. Erdoğan şunu söylemişti; ‘Biz evet siyaseten iktidar olduk ama kültürel, ideolojik hegomonyamızı kuramadık’ demişti. Aynen kültürel ve ideolojik hegemonyasını kuramadı. Yüzyıllık Türkiye’nin yüzyıllık tarihinde onun ideolojik olarak kendi ideolojisinin, kendi bakış açısının hükmetmesine toplum karşı çıktı. Bu toplum demokrasi mücadelesi ile yoğrularak bugüne gelmiştir. Belki devasa kazanımlar elde edemedik ama kazanımlarımızı da asla küçümsemiyoruz. 100 yıllık boyunca işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin, halkların, kazanımlarını asla küçümsemiyor ve önemli buluyoruz. Bu kazanımların neticesinde AKP istediği kültürel, ideolojik hegemonyayı kuramıyor” diye konuştu.
“ERKEN SEÇİME İHTİYAÇ VAR”
Erken seçim tartışmalarına işaret eden Hatimoğulları, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün demokratik mücadele dışında bir seçeneğimiz yok. Seçimler tek başına çözüm değildir. Elbette Türkiye’de bir erken seçim gündemdedir. Bizler de DEM Parti olarak bir erken seçime ihtiyaç olduğunu ifade ettik, bunun farkındayız. Ancak şunun altını çizmek isteriz. Sakın ola toplumdaki direniş hattını, muhalefetin alanlara çıkmasını engelleyecek seçim vaatleriyle insanları evlerinde oturmaya yöneltmeyelim.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, cumhuriyeti demokratikleştirmek için yüzyıllık geleneksel ezberlerimizi bozmanın tam zamanı. Biz gerçekten demokrasi istemeliyiz ve Türkiye’nin asli sorunlarını masaya yatırmalıyız. Türkiye’de yaşanan sorunların etrafında dolanarak demokrasicilik oynayarak değil, yüzyıldır ödenen bedeller ve şimdi AKP’nin ülkeyi getirdiği Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu getirdiği seviyeyi göz önünde bulundurarak acilen yapmamız gereken Demokratik Cumhuriyet programı etrafında muhalefetin birleşmesidir. Nedir Demokratik Cumhuriyetten kastımız? Güçlü, katılımcı bir demokrasi. Bundan kastımız nedir? Güçlendirilmiş yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler daha yetkili daha güçlü olmalıdır. Bugün merkezi hükümete bu kadar el avuç açmış yerel yönetimler ne yapabilir ki? Zaten birçok sınırları çizilmiş yerel yönetimlerin.”
Bununla da kalınmadığı gibi HDP belediyelerine, şimdi de DEM Parti’nin Hakkari’de kazandığı belediyeye kayyım atandı. Kayyım atamak demek Türkiye’de erken dönemde kazanılmış olan anayasal hakkımız olan Kürt Türk Arap Fars Çerkes Ermeni ayırmadan, her yurttaşımızın eşit yurttaş hakkı temelinde seçme ve seçilme hakkına sahip olduğunu anayasa yazar mı, yazar. Siz seçilmişin yerine kalkıp siyasi olarak elini bükemediğin bir partiye diz çöktürmek için bir kayyım atıyorsanız, bu yurttaşın seçme ve seçilme hakkını elinden almak demektir. Bizler atanmış vali ve kaymakamlarla değil seçilmişlerle yönetilmek istiyoruz. Anayasada ve yasalarda yazanlar yerine getirilmelidir ve yerel yönetimler güçlendirilmelidir. Demokratik cumhuriyetin yollarından biri buradan geçer.”
“DEMOKRATİK ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR”
“Artık bu kadar acı çekmemiz bu kadar anti demokratik uygulamalarla karşı karşıya kalmamız 21’inci yüzyılda hiçbir hakkımızın hukukumuzun yurttaş olarak sözümüzün olmadığı bir yerde artık bu ülkeyi bize dar etmiş olan bu anlayışlara karşı cumhuriyeti demokratikleştirmek dışında bir seçeneğimiz yok. Bütün farklı kesimlerle sadece siyasi partilerle değil toplumun bütün kesimler ile yerelden merkeze kadar bütün toplumun katılımcı olduğu bir demokratik anayasa yapım sürecine ihtiyacımız var bunu her fırsatta ve yerde söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Mutlaka güzel günler göreceğiz, mutlaka başaracağız, mutlaka başaracağız.”
“AKP’DE İKTİDARDAN GİTME KORKUSU VAR”
Panelde son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut konuştu. Yeni Anayasa tartışmasına değinen Bulut, Anayasa’nın bir siyasi tercih ile yapılamayacağını, Anayasa’nın toplumsal bir uzlaşı olduğunu vurguladı.
AKP’nin Anayasa’yı “bir sis” amaçlı olarak kullandığını belirten Bulut, iktidarın; bir kayyum ataması söz konusunda olduğunda ya da köşeye sıkıştığında; hem “Yeni Anayasa ve Demokratik Anayasa” deyip, yeni Anayasa’nın içeriğine ve toplumun ihtiyaçlarına ilişkin tek kelime etmediğine işaret etti.
Bulut, “Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile bu ülkenin tüm genleriyle oynandı. Valiler parti il başkanı haline geldi. Yargı, siyasi iktidarın etkisi altında. Yani Cumhurbaşkanı heyetiyle tümüyle kendisine paralel bir yapı oluşturmuş durumda” şeklinde konuştu.
Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile demokratik bir Anayasa yapma şanslarının olmadığını söyleyen Bulut, “Anayasa sadece hukuku, adaleti getirmiyor. Aynı zamanda toplumun gelir adaletini de sağlayacak” ifadelerini kullandı.
PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 40 kişilik kafileyle “Özel umre seyahati” yaptığı yönündeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı. Bulut, “Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında memurun lojmanı, servisi elinden alınırken Diyanet İşleri Başkanlığı bu tedbirlerden muaf mı?” diye sordu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “özel umresini” TBMM gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Bulut, lüks araçlarla, 6 bakanlığı geride bırakan bütçesiyle gündemden düşmeyen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, kamuoyunda şimdi de “Özel umre seyahati” iddiası ile tartışıldığını kaydetti.
40 KİŞİLİK VIP UMRE!
Burhanettin Bulut, Diyanet İşleri Başkanı’nın, Ali Erbaş’ın eşi, kızı, torunu ve damadının da yer aldığı 40 kişilik kafileye özel umre turu yaptığı söylentilerine dair “Özel umre” kafilesine VIP araç tahsis edildiği, Taif şehrine götürüldüğü, kafilenin Diyanet’e ait ataşelikte ağırlandığı da iddialar arasındadır” dedi.
ÖZEL UMRE İDDİALARI DOĞRU MU?
CHP’li Bulut, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
Basında yer alan “Özel umre seyahati” iddiaları doğru mudur?
40 kişilik kafile nasıl belirlenmiştir? Bu kafile kimlerden oluşmaktadır?
Kafile umreye giderken seyahat mi umre vizesi mi almıştır?
Kafiledeki kişilerden ücret alınmış mıdır? Ne kadar ücret alınmıştır? Alınmadıysa kafilenin ücreti nereden karşılanmıştır?
Kafilenin Mekke Din Hizmetleri Ataşeliği’nde ağırlandığı doğru mudur?
Kafileye normal umre turlarından farklı olarak hangi hizmet ve ikramlarda bulunulmuştur?
Diyanet İşleri Başkanlığı Kamuda Tasarruf Genelgesi’nden muaf mıdır?
PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, vatandaşın bankalara olan borcunun bu yılın ilk çeyreğinde 341 milyar lira artarak yaklaşık 3,1 trilyon liraya yükseldiğini söyledi. Bulut, “İktidar vekili ıstakoz, vatandaş borçlarını ödeme derdine düştü. Yoksulluğun derinleştiği bu dönemde vatandaş inim inim inlerken, iktidar mensupları lüks restoranlarda ıstakoz, Maldivler’de tatil peşinde” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, süren ekonomik krize ilişkin açıklama yaptı. Bulut, yüksek faiz oranlarına rağmen borcu borçla kapatmaya çalışan vatandaşların tek çaresinin bankalar olduğuna dikkat çekti.
Burhanettin Bulut, vatandaşın, bireysel kredi ve kredi kartları nedeniyle bankalara olan borçlarının mart ayının son haftasında 66,1 milyar lira artarak 3,1 trilyon liraya yaklaştığını kaydetti.
BATIK KREDİ 197.5 MİLYAR TL!
Aynı haftada tüketici kredilerinin bakiyesinde 11,6 milyar liralık, kredi kartı borç bakiyesinde ise 54,6 milyar liralık artış yaşandığını belirten Bulut, bireysel kredi borçlarının 1 trilyon 671 milyar liraya, kredi kartı borçlarının ise 1 trilyon 398 milyar liraya yükseldiğini ifade etti.
Tüketicilerin bankalara olan borçlarının 2024 yılının ilk çeyreğinde 341 milyar lira arttığını kaydeden Bulut, bankaların vadesinde tahsil edemediği için icra takibine aldığı batık kredilerin 197,5 milyar liraya ulaştığını söyledi.
“ISTAKOZ DEVRİ”
CHP’li Bulut, yazılı yaptığı açıklamasında icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısının 21 milyon 703 bine yükseldiğini kaydederek şöyle devam etti:
“Yoksulluğun derinleştiği bu dönemde vatandaş et kuyruklarında, halk ekmek kuyruklarında inim inim inlerken, marketlerden ucuz diye çürük sebze meyveyi olgun diye alırken, İstanbul’da yaşayan çocuklar ücretsiz toplu taşıma ile Boğaz’ı ilk kez görebilirken, iktidar mensupları lüks restoranlarda ıstakoz, Maldivler’de tatil peşinde. 3Y ile mücadele edeceğim iddiasıyla iktidar olan, sarayda ejder meyveli smoothie, starex eşliğinde aloevera, liçi meyvesi eşliğinde efulili lüks ziyafetler düzenleyen AKP, ‘Istakoz Devri’ ile hatırlanacak. Bunlar buzdağının sadece görünen yüzü. İnsan 10 bin lira sefalet ücretine mahkum ettiği emekliden, ay sonunu getiremeyen, borçlarını ödeyemeyen emekçiden utanır.”
PİRHA- Bakan Kurum’un Avrupa’dan Adana’ya gelen ‘plastik atıklarla’ ilgili haberleri yalanlamasının ardından, CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, plastik çöpleri yerinde inceleyerek, gelen çöpleri görüntüledi. Bulut, “Türkiye’de poşetler paralı ama Avrupa’dan plastik çöp satın alıyoruz” dedi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bloomberg’in Londra’dan yola çıkan ve Adana’ya gelen plastik atıklarla ilgili haberini yalanlayarak; “Görüntülere ilişkin de incemeler yapılmış, görüntülerin yeni olmadığı anlaşılmış, o alanda herhangi bir tehlikeli atığa sahada rastlanmamıştır. Haber ve haberin içeriğinde yer alan tüm bilgiler tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır” demişti.
Kurum, Adana’daki ‘tehlikeli atık’ iddialarına ilişkinde, 7 denetim ekibi tarafından bütün bölgenin tarandığını ve herhangi bir döküm tespit edilmediğini söyledi. İncelenen görüntülerin yeni olmadığının belirlendiğini ifade eden Bakan Kurum; “Bu tür iddialar daha önce de gündeme getirilmişti. Tehlikeli atıkların yakıldığı iddia edilen 11 noktadan toprak numuneleri aldık, analizlerde çevre ve insan sağlığı açısından tehlike oluşturacak hiçbir parametre tespit edilmedi” demişti.
Bakan Kurum’un Londra’dan yola çıkan ve Adana’ya gelen ‘plastik atıklarla’ ilgili haberleri yalanlamasının ardından, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, plastik çöpleri yerinde inceleyerek, Çukurova’da yerleşim yerlerinin hemen yakınında Avrupa’dan gelen çöpleri görüntüledi.
Hepsinin Avrupa ülkelerine ait ve Türkiye’de bulunmayan ürünlerin çöpü olduğunu kaydeden Bulut, çöp dökülmesi yasak olan alana bu çöplerin kaçak olarak atıldığını, ihbar üzerine belediye görevlilerinin çöplerin temizliğini yaptığını belirtti.
“AVRUPA’DA TÜKETİLMİŞ DÜNYANIN EN BEREKETLİ TOPRAKLARINA GÖMÜLMÜŞ”
Çukurova’nın yaklaşık 3 kilometre yakınına, inşaatların hemen yanına kaçak olarak çöplerin döküldüğünü vurgulayan Bulut, çektiği videoyu sosyal medya hesabında paylaşarak, şunları dile getirdi:
“Bu ürünler Türkiye’de satılan ürünler değil, burada plastik çöpleri yakmaya çalışmışlar. Adana’nın dört bir yanında bu görüntüleri görmek mümkün. Seyhan, Sarıçam, Yüreğir’de de bu çöplerden var. Önce bu çöpleri döküyorlar, üzerine toprakla kapatıyorlar. Daha sonra bir kez daha çöp döküp, üzerini kapatıyorlar. Katman oluşturuyorlar. Burası Greenpeace’in ölçüm yaptığı alanlardan birisi. Normal topraktan 400 bin kat fazla zehir içeriyor. Burası bir çöp alanı değil, yerleşim birimlerinin hemen yanı başı. Buradan 1 kilometre ötede göl var. 3 kilometre ötede Çukurova’nın merkezi var. Her türlü çöp burada var. İngiltere’de Almanya’da tüketilmiş, ambalajı dünyanın en bereketli toprakları olan Çukurova topraklarına gömülmüş.
Elimizi nereye atsak plastik çöp çıkıyor. Türkiye’de poşetler paralı ama Avrupa’dan plastik çöp satın alıyoruz. Yüzlerce yılda erimesi mümkün değil. Kepçeyle tespit edilen çöpler belediye araçları taşıyor. Buralar şikayet sonrası tespit edilen yerler.”