Etiket: büro emekçileri sendikası

  • Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şubesi: Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ediyoruz-VİDEO

    Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şubesi: Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şubesi, toplu sözleşme süreci ve taleplerine ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “İktidarın, bir ekonomik büyüme olarak tercih ettiği ve bugüne kadar ısrarla uyguladığı ücret politikaları yandaş iş adamlarını ve sermaye gruplarını mutlu etmeye devam ederken, bizler yoksullaşmaya devam ediyoruz” denildi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, toplu sözleşme süreci ve taleplerine ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu okudu. Açıklamada, ‘Grevli, toplu sözleşmeli gerçek sendika hakkı için mücadele ediyoruz’ pankartı açıldı.

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ettiklerini ifade eden Sinan Ulu, “İktidarın, bir ekonomik büyüme olarak tercih ettiği ve bugüne kadar ısrarla uyguladığı ücret politikaları yandaş iş adamlarını ve sermaye gruplarını mutlu etmeye devam ederken, bizler yoksullaşmaya devam ediyoruz. Uygulanan bu ekonomik programla, başta biz kamu emekçileri olmak üzere, emeğiyle geçinen geniş kesimlerin gelirleri, yoksulluk sınırı altında, açlık sınırının üzerinde bir eşikte tutulmaktadır. Bizleri her geçen gün daha fazla yoksullaştıran bu politikalara rağmen, iktidar mensupları kurdukları her cümlede, bizleri enflasyona ezdirmedikleri yalanını söylemeye devam etmektedirler” dedi.

    “EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI YOKSULLUK SINIRININ ÜZERİNE ÇIKARILSIN”

    İktidarın kendilerine dayattığı yoksulluğun içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyleyen Ulu, taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın!

    -Seyyanen zam dahil olmak üzere bütün ek ödemeler temel ücrete yansıtılsın!

    -Bütün emekçilere 3600 ek gösterge verilsin ve adil bir ek gösterge düzenlenmesine gidilsin!

    -5510 sayılı Kanunun ortaya çıkardığı mağduriyetler giderilsin!

    -Bütün emekçilere kira yardımı yapılsın!

    -Söz verildiği halde kaldırılmayan mülakat haksızlığına son verilsin!

    -666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiye ve ek ödemelerin hemen ödenmesi için düzenleme yapılsın!

    -Çocuk bakım ve eğitim hizmetleri, tüm ebeveyn ve çocuklar için bir hak olarak tanımlansın ve bu konuda yasal düzenlemeler bir an önce yapılarak uygulamaya geçirilsin!

    -0-6 yaş grubu çocuklar için, en az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50’den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın, ortak bebek bakım üniteleri ve kreşler açılsın!

    -Bakım hizmeti veren kurumlarda çalışanlar, çocuk gelişimi ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi almış olmalı ve her türlü ayrımcılık pratiğinden ve söylemlerinden uzak durulsun!

    -Kreşlerin denetim ilkelerinin belirlendiği bir yönerge çıkartılsın, kreş denetimleri, ebeveynlerin de içinde bulunacağı, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı çalışan, sosyal çalışmacılar ve ilgili uzmanların istihdam edileceği düzenlemeler yapılsın!

    -Doğum izni bitiminden çocuğun ilköğretime başlayacağı süreye kadar, ebeveynlerin 6 ay dönüşümlü olarak kullanabilecekleri, iki yıl ücretli ebeveyn izin hakkı için acil yasal düzenleme yapılsın!”

    PİRHA/DERSİM

  • BES Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen: Barış süreci ekonominin önünü açacak- VİDEO

    BES Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen: Barış süreci ekonominin önünü açacak- VİDEO

    PİRHA- PKK’nin fesih kararının barış için çok önemli gelişme olduğunu ve bunun ekonomik iyileşmenin önünü açacağını söyleyen BES Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen, kalıcı barış için demokrasi mekanizmalarının mutlaka işletilmesi gerektiğini vurguladı.

    PKK’nın silah bırakma kararıyla birlikte yeni bir barış sürecinin somut adımları atılırken, Büro Emekçileri Sendikası (BES) Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen, barışın ekonomik etkilerine dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Göçmen, yıllardır süren çatışmalı sürecin Türkiye ekonomisine büyük maliyetler yüklediğini belirterek, demokratikleşme ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.

    “BU SÜREÇ KALICI BARIŞA EVRİLMELİ”

    Türkiye’deki çatışmalı sürecin yalnızca son 40-50 yılla sınırlı olmadığını belirten Göçmen, bu durumun Osmanlı’dan Cumhuriyet’in ilk dönemlerine kadar uzanan ‘tekçi devlet anlayışı’nın bir sonucu olduğunu ifade etti. Bu anlayışın yarattığı antidemokratik yönetim biçimlerinin güvenlikçi politikalarla pekiştirildiğini kaydeden Göçmen, “Ülkenin büyük bir bölümü, insan kaynağı ve ekonomik bütçesi yıllardır savaşa aktarıldı. Sonuçta toplum açlıkla, sefaletle karşı karşıya kaldı” dedi.

    PKK’nin silah bırakmasını çok değerli bir adım olarak değerlendiren Göçmen, bu sürecin kalıcı barışa evrilmesi için herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Bu aşamadan sonra demokratik çözüm yollarının hızla işletilmesi gerektiğinin altını çizen Göçmen, aksi halde yeniden antidemokratik dönemlere dönüleceğini dile getirdi.

    “EKONOMİNİN İYİ OLMASI DEMOKRASİYE BAĞLI”

    Göçmen, savaş bütçesinin küçülmesiyle birlikte sosyal politikalara ve halkın refahına daha fazla kaynak aktarılabileceğine dikkat çekerek, “Ekonomi ile demokrasi birbirinden ayrılmaz. Demokrasiyi işletmediğiniz sürece Türkiye’nin ekonomik olarak da dışa açılması mümkün değil. Global bir ekomomi çalıştırmanın tek seçeneği de demokrasiyi sağlamaktır” diye konuştu.

    Barış sürecinin sadece kamu emekçileri için değil, toplumun tüm kesimleri için ekonomik bir canlılık yaratacağını söyleyen Kemal Göçmen, kalıcı barış için demokrasi mekanizmalarının mutlaka işletilmesi gerektiğini vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • BES Mersin Şubesi kadınları vergi rekortmeni ilan etti! – VİDEO

    BES Mersin Şubesi kadınları vergi rekortmeni ilan etti! – VİDEO

    PİRHA- BES Mersin Şubesi’nin vergi adaletsizliklerine dikkat çekmek amacıyla yaptığı eylemde derinleşen yoksulluk ortamından en çok kadınların etkilendiği vurgulanarak, kadınlar vergi rekortmeni olarak ilan edildi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Mersin Şubesi, vergi haftası nedeniyle Maliye Hizmet Binası önünde basın açıklaması yaptı. ‘Vergide, gelirde adalet istiyoruz’ pankartının taşındığı eylemde sık sık “Sermayeye değil, emekçiye bütçe”, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Sefalete teslim olmayacağız” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını BES Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen okudu.

    “GELİRDE ADALETSİZLİK SERVET TRANSFERİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Kemal Göçmen, emekçilerden toplanan sermayenin yandaş kesimlere bir servet olarak aktarıldığını belirterek, vergilerin gelir adaletsizliğini derinleştirdiğini kaydetti.

    Başta kamu emekçileri olmak üzere toplumun büyük çoğunluğunun derin bir yoksullukla boğuştuğunu dile getiren Göçmen, “Bizler, iktidar tarafından vergi adaletsizliğinin bir servet transferine dönüştürüldüğü ve vergi adaletsizliğinin konuşulmadığı vergi haftalarını kutlamayı kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Kemal Göçmen, maliye emekçilerinin vergi ödemelerinin yanı sıra mobbing, fazla iş yükü, sık sık kurum değişikliği ve istifa gibi sorunlara da maruz kaldığını vurguladı.

    TALEPLER SIRALANDI

    Maliye emekçilerinin sorunlarının bütünlüklü bir şekilde ele alınması, merkez taşra ayrımına son verilmesi ve kurumda bozulan liyakat kariyer ilişkisinin düzeltilmesi gerektiğinin altını çizen Göçmen, kamu emekçileri olarak şu taleplerde bulundu:

    “-Adil bir ek gösterge sistemi düzenlensin ve 5510 sayılı Yasaya göre işe giren memurları kapsasın.

    -Vergi dilimi adaletsizliğine son verilsin.

    -Gelir Vergisi yüzde 10’a indirilerek sabitlensin.

    -Açlık sınırı altındaki ücretlerden vergi, sigorta vb. kesintiler kaldırılsın.

    -İlave ek ödeme dahil tüm ödemeler taban maaşa eklensin.

    -Seçim vaatleri yalan olmasın. Mülakat derhal kaldırılsın!

    -Tarhiyat uzlaşmalarında, uzlaşma paraları bütün Gelir Uzmanlarına ödensin.

    -Bütün emekçilere 20.000 TL. kira yardımı yapılsın.

    -Bütün emekçilere ücretsiz yemek ve ulaşım hakkı tanınsın.”

    KADINLAR VERGİ REKORTMENİ

    Açıklamada, derinleşen yoksulluk ortamından en çok kadınların etkilendiği vurgulandı.  2017 Tüm Emekliler Sendikası ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubelerinden iki kadın temsilciye “Bu ülkenin vergi rekortmeni kadınlardır” diyerek çiçek verildi.

    2021 Tüm Emekliler Sendikası adına konuşan Sıdıka Gündüz, “Artık bu günden sonra emekliler olarak ya haklarımız ve geleceğimiz için hep birlikte ayağa kalkacağız ya da sermaye dostu, emekli ve emekçi düşmanı iktidar tarafından dayatılan açlık sınırının altındaki emekli maaşlarıyla yaşayacağız. Biz istemezsek vermeyecekler. Herkesi ortak mücadelede birleşmeye çağırıyorum” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

     

  • Mersin’de TÜİK protestosu: Hırsız TÜİK elini cebimizden çek- VİDEO

    Mersin’de TÜİK protestosu: Hırsız TÜİK elini cebimizden çek- VİDEO

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası 2017, Tüm Emekliler Sendikası 2021 Mersin şubeleri, TÜİK’i “Hırsız TÜİK elini cebimizden çek” diyerek protesto etti. TÜİK’in piyasanın gerçekliğine uygun enflasyon verilerini açıklaması gerektiğini belirten sendikalar, “Aksi takdirde, görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle haklarında dava açacağız” uyarısında bulundu. 

    Türkiye İstatistik Kurumu’nu (TÜİK) enflasyon oranlarını düşük göstermesi büyük tepki çekiyor.

    Büro Emekçileri Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası 2017, Tüm Emekliler Sendikası 2021 Mersin şubeleri, Türkiye İstatistik Kurumu’nu (TÜİK) enflasyon oranlarını olduğundan düşük açıklamasını protesto etmek için Maliye Ana Hizmet Binası önünde bir araya geldi.

    “TÜİK elini cebimizden çek, aşımıza ortak olma, tasını soframızdan kaldır” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Emekçiyiz haklıyız kazanacağız”, “Vergide adalet işitiyoruz”, “AKP şaşırma sabrımızı taşırma” sloganları atıldı.

    Yapılan ortak basın açıklamasını BES Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen okudu.

    “TÜİK’İN YALANLARI BİZLERİ DAHA DA YOKSULLAŞTIRDI”

    2025 yılının bütçe görüşmeleri 15 Ekim itibarıyla TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlayacak.

    İktidarın Orta Vadeli Programda (OVP) belirlenen kıstaslarda bir bütçe hazırlayacağını, bunun da emekçiden değil sermayeden yana bir tavır alındığı anlamına geldiğine dikkat çeken Kemal Göçmen, “İktidar, sermaye yanlısı ekonomik programa sadık kalacağını ilan etmiştir. İktidar bir taraftan yapıp uygulamaya koyduğu bütçelerde bizlere daha az kaynak ayırırken, diğer taraftan bizlerin düşük gelirler elde etmemizde bir aparat olarak kullandığı TÜİK’e piyasa gerçekliğinden uzak enflasyon oranları açıklatarak, düşük ücret politikasını hayata geçirdi ve bizler sürekli bir şekilde yoksullaştık. Bizler biliyoruz ki, TÜİK yönetimi kanunun kendisine verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde görevini yerine getirseydi, içinde bulunduğumuz yoksulluğu bu kadar derin yaşamayacaktık” dedi.

    TÜİK’E ÇAĞRI

    TÜİK’in yıllardır piyasa gerçekliğinden uzak, iktidarın düşük ücret politikalarıyla uyumlu enflasyon verileri paylaştığına vurgu yapan Göçmen, TÜİK kurum başkanı, başkan yardımcıları ve diğer sorumlularına çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “TÜİK’i kanunun kendilerine verdiği sorumluluk çerçevesinde davranmaya, iktidarın beklentilerine göre değil, piyasanın gerçekliğine uygun enflasyon verilerini açıklamaya davet ediyoruz. Aksi takdirde, iktidarla birlikte bizleri yoksullaştırmak üzere veri paylaşmamalarını sürekli teşhir edeceğimizi ve kanunun kendilerine yüklemiş olduğu görevleri kötüye kullandıkları gerekçesiyle haklarında suç duyurusunda bulunmaya devam edeceğimizi ve yine görevlerini kötüye kullandıklarından dolayı haklarında dava açarak, hukuki yollardan da haklarımızı aramaya devam edeceğimizi beyan ediyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • BES Dersim Şubesi, yeni adli yıla dair taleplerini sıraladı

    BES Dersim Şubesi, yeni adli yıla dair taleplerini sıraladı

    PİRHA- Adli yıl açılışı dolayısıyla büro emekçilerinin taleplerine dikkat çeken BES Dersim Şubesi, iş yükü altında ezildiklerini belirterek, şartların düzeltilmesi çağrısında bulundu.

    BES emekçileri Dersim’de yeni adli yılda büro emekçilerinin artan iş yükü altında ezildiğine dikkat çekerek, taleplerini sıraladı.
    Büro Emekçileri Sendikası ( BES) Dersim Şubesi, adli yıl açılışı dolayısıyla büro emekçilerinin taleplerine dair şube binasında düzenlediği açıklamaya, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bileşenleri katıldı.

    “ANAYASAL HAKLAR KEYFİ OLARAK ENGELLENİYOR”

    BES Dersim Şube Hukuk Sekreteri Murat Biroğlu, AKP iktidarının geçmişte cemaatle kurduğu yargı tahakkümünü bugün de farklı kesimlerle muhalefeti susturmak için kullandığını belirterek, “Kendi kurdukları mevcut yargı sistemi içerisinde bile benimsemedikleri yargı kararlarını tanımayan siyasi iktidar, Anayasal hakların kullanılmasını bile keyfi olarak engellemeye çalışıyor” dedi.

    “YARGI EMEKÇİLERİNE ÜVEY EVLAT MUAMELESİ”

    İktidarın politikalarından emekçilerin, kadınların ve gençlerin zarar gördüğünü dile getiren Biroğlu, “Bu süreçte siyasi iktidar bir türlü bitiremediği yargı reformu paketlerini açıklamaya devam etmektedir. İktidarın üst üste açıkladığı yargı reformu paketleri kimsenin derdine deva olmadığı gibi, ağır iş yükü altında ezilen yargı emekçilerinin sorunlarını da her defasında görmezden gelmektedir. Yargı sisteminin bağımsızlığını kaybetmesi, periyodik olarak çıkarılan yargı paketleri ve dava sayılarındaki artış ve yıllarca süren dava süreçleri yargı emekçilerinin çalışma hayatını kâbusa çevirmiş durumdadır.

    Bir yandan iş yükü, mobbing, bir yandan keyfi olarak açılan soruşturmalar, mesai kavramını gözetmeksizin çalışmaya zorlanan yargı emekçilerini yıpratıyor. Sürekli açıklanan yargı paketlerinde ekonomik, özlük ve sosyal haklarının düzeltilmemesi, yetkili olan sendikaların bu durum karşısında sessiz kalmaları, yargı emekçilerinin üvey evlat muamelesi görmesine neden olmaktadır” diye belirtti.

    TALEPLER DİLE GETİRİLDİ 

    Biroğlu, taleplerini şöyle sıraladı: “Ayrım yapılmaksızın, tüm yargı emekçilerine mesai ücreti ödenmesi sağlanmalıdır. Ulaşım ücretleri ayrımsız her ilde verilmelidir. Havuz paralarının, yargı emekçilerinin lehine olacak şekilde düzenleme yapılarak ödenmesine tekrar başlanmalıdır. İş yükü nedeniyle personel alımına gidilmeyip yargı emekçilerinin üzerinde baskı kurularak sorunun çözümüne çalışılmaktadır. Bu uygulamadan vazgeçilerek yeterli personel istihdamı yapılmalıdır. Mobbinge maruz kalan personelin durumunun değerlendirilmesi, mobbingin önlenmesi amacıyla kurumlarda bir kurul oluşturulması, mobbing uygulayan amire yaptırım uygulanması için düzenleme yapılmalıdır. Yargı kurumlarında kreş açılmalıdır. Mülakat değil, liyakat esas alınmalı, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarıyla kurum içinden atamalara devam edilmelidir. Yargı hizmetleri sınıfı oluşturulmalı kadro ve unvanlar yeniden tanımlanmalıdır. İşyerinde hiçbir pozisyon, kadro, unvan ve kademede cinsiyetçi iş bölümü yapılmamalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Mevcut ekonomi politikaları değişmezse zam yağmuru devam edecek’

    ‘Mevcut ekonomi politikaları değişmezse zam yağmuru devam edecek’

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, son süreçte gelen zamlara ilişkin açıklama yaparak; “Kuraklık ve artan talep nedeniyle gıdadaki artışın devam etmesi bekleniyor. Hem küresel fiyatlardaki yüksek seyir, hem de kurlarda görülen hızlı artışın devam etmesi, içeride sanayici ve yurttaşı ‘katmerli zamlarla’ zor durumda bırakıyor” dedi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, son süreçte temel ihtiyaç maddelerine gelen zamlara ilişkin açıklama yaptı. Tuluk açıklamasında, Ekim ayı boyunca iğneden ipliğe her şeye zam geldiğini ve doğru ekonomi politikaları uygulanmaya başlanmadığı sürece de bu artışların devam edeceğini vurguladı.

    “İKTİDAR SESSİZ VE İTİRAZ ETMEYEN TOPLUM YARATTI”

    İğneden ipliğe, ete, ekmeğe, bulgura, iletişime, tekel ürünlerine 2021 Ekim ayında zam üstüne zam geldiğini ifade eden Tuluk şunları dile getirdi:

    “19 yıldır çocuklarımızı ve gençlerimizi haftanın her günü sayısal loto, toto, iddia yarışları ve sanal para ile emeklerini-umutlarını tüketen iktidar sessiz ve itiraz etmeyen toplum yarattı. Önce fakirleştirdi şimdi her şeye muhtaç ediyor. Uluslararası fiyatlar ve dolar/TL kurundaki artışlar nedeniyle başlayan ‘zam yağmuru’ devam ediyor. Ekim ayını art arda gelen zamlarla bitiren Türkiye, kasım ayına da zam haberleriyle başladı. Merkez Bankası’nın faiz kararı ve büyükelçi krizinin de etkisiyle Türk lirasının değer kaybetmesi sonrası yükselen döviz kurları, özellikle doğal gaz ve yakıt fiyatlarını etkiledi.”

    “EKİM AYI BOYUNCA HER GÜN BİR ŞEYE ZAM GELDİ”

    Gelen zamları tek tek sayan Tuluk şunları kaydetti:

    “1 Ekim’de benzine 29 kuruş, LPG’ye 71 kuruş zam geldi. Aynı gün doğal gaz ise (sanayi ve elektirik tüketimi amaçlı) yüzde 15 zamlandı. 2 Ekim’de yurt içi aramalarda azami ücret 7 kuruş zamlandı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) internet sitesinde yer alan karara göre, mobil şebekelerden yapılan yurtiçi aramalarda azami ücret 80,64 kuruştan 87,53 kuruşa yükselmiş oldu. 3 Ekim’de sigaraya, paket başına ortalama 1 lira zam yapıldı. Türkiye Tekel Bayiler Başkanı Özgür Aybaş’ın paylaştığı listeye göre 16 TL olan sigaralar, 17, 17 TL olan sigaralar 18, 18 TL olan sigaralar 19 lira oldu. 6 Ekim’de benzine 35 kuruş, gaz yağına 70 kuruş, motorine ise 41 kuruş zam geldi. Buna göre 7,35 liradan satılan 95 oktan kurşunsuz benzin 7,84 lira, 7,50 liradan satılan 98 oktan kurşunsuz benzin 7,99 lira oldu. 6,81 liradan satılan Euro Dizel 7,30 lira olurken; 6,57 liradan satılan gaz yağı ise 7,27 lira oldu

    15 Ekim’de benzine bu kez 17 kuruş zam geldi. Benzinin litre fiyatı yaklaşık olarak İstanbul’da 7,78’den 7,95’e, Ankara’da 7,84’ten 8,01’e, İzmir’de 7,85’ten 8,02 liraya yükseldi. Motorin ise 41 kuruş zamlandı. 19 Ekim’de 15 Ekim’de 41 kuruş zamlanan motorin, 19 Ekim’de ise 23 kuruş zamlandı. Motorinin litresi İstanbul ‘da 7,96 liradan 8,19 liraya, Ankara’da 7,99’dan 8,22 liraya, İzmir’de 8,01’den 8,24 liraya yükselmiş oldu. 20 Ekim’de 71 kuruş zamlanan LPG’ye 20 Ekim’de 20 kuruş daha zam geldi. Zam kararının ardından otogazın litre satış fiyatı İstanbul’da ortalama 5,95 liradan 6,17 liraya, Ankara’da 6,03 liradan 6,25 liraya, İzmir’de ise 6,05 liradan 6,27 liraya yükseldi. 25 Ekim’de fiyat artışından en çok nasibini alan ürünlerden olan benzin, 25 Ekim’de 44 kuruş daha zamlandı. Buna göre benzinin litre satış fiyatı İstanbul’da ortalama 7,92 liradan 8,36 liraya, Ankara’da 8,03 liradan 8,47 liraya, İzmir’de ise 8,03 liradan 8,47 liraya yükseldi. 26 Ekim’de benzinin fiyatı iki günde ikinci kez arttı ve 28 kuruş daha zamlandı. Bunun ardından benzinin fiyatı, İstanbul’da 8,39 liradan 8,67 liraya, İzmir’de 8,47 liradan 8,75 liraya çıkmış oldu. 28 Ekim’de İstanbul’da 2,5 liraya satılan ekmeğin, ilimiz Samsun’da zamlardan sonra 2,5 lira olması bekleniyor. 31 Ekim’de ise; elektrik üreten santrallerin kullandığı doğal gaza yüzde 47, sanayide kullanılan doğal gaza yüzde 48 zam geldi. Sanayi aboneleri için geçerli olacak tarife 3 bin 500 lira, elektrik üretim santrallerinin kullandığı bin metreküp doğal gaz 4 bin lira olmuş oldu.”

    “TCMB’NİN MEVCUT POLİTİKASI SÜRERSE ZAMLAR KAÇINILMAZ”

    Ardı arkası kesilmeyen zam yağmurunun devam edeceğini vurgulayan Tuluk; “Gıda ve petrol fiyatları başta olmak üzere, küresel fiyat artışlarının devam ettiğini görüyoruz. Kuraklık ve artan talep nedeniyle gıdadaki artışın devam etmesi bekleniyor. Hem küresel fiyatlardaki yüksek seyir, hem de kurlarda görülen hızlı artışın devam etmesi, içeride sanayici ve yurttaşı “katmerli zamlarla” zor durumda bırakıyor. Merkez Bankası’nın mevcut politikası devam ettiği sürece, içeride yüksek oranlı zamların devam etmesi kaçınılmaz. Küresel fiyatlar istikrar kazansa bile, kurlardaki istikrarsızlık nedeniyle bizdeki zamların devam edeceğini söyleyebiliriz. Ekim’de başlayan zam furyasının yılın geri kalan bölümü ve gelecek yıl da sürecektir” şeklinde kaydetti.

    PİRHA/SAMSUN

  • BES’ten bütçe açıklaması: Savaşa, yandaşa, patrona değil emekçiye bütçe istiyoruz!

    BES’ten bütçe açıklaması: Savaşa, yandaşa, patrona değil emekçiye bütçe istiyoruz!

    PİRHA- BES, ‘2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ne dair açıklama yapan BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu, “İşsizlik ve yoksulluk artmaya devam etmektedir. Patronlara, yandaşlara teşvik, prim desteği , ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı,  savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamalarını artırmayı temel alan bu bütçeyi kabul etmiyoruz! Emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) 30-31 Ekim tarihleri arasında sürecek olan merkezi temsilciler kurulu toplantısına başladı. Toplantı kapsamında, TBMM’den geçen 2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi konusunda basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamayı BES Genel Başkanı Bahadır Berdicioğlu okudu. Berdicioğlu, kaynakların dağıtılması ve bütçe gelirlerinin toplanmasının nasıl olması gerektiği ülke gerçekleri üzerine planlanması gerekirken yoksul halkın ve emekçilerin taleplerinin yer almadığı, işsizliğin, yoksulluğun ve hayat pahalılığının yok sayıldığı bir bütçe tasarısı ile karşı karşıya kalındığını belirtti.

    “ENFLASYON, İŞSİZLİK VE YOKSULLUK VERİLERİ RESMİ RAKAMLARIN ÇOK ÜZERİNDE”

    Milyonların temel gündeminin iğneden ipliğe her şeye devam eden zam yağmuru olduğunu ifade eden Berdicioğlu, “Bugün milyonlarca emekçinin temel gündemi TL’nin döviz karşında değer kaybı ile gelirinin, ücretinin, maaşının her geçen gün mum gibi erimesidir. Bu koşullarda kapıya dayanan kışı nasıl geçireceğidir” dedi.

    Enflasyon her geçen gün arttığını vurgulayan Berdicioğlu, Türkiye’de yıllardır bütçe yapılandırılmasının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin patronlara ve yandaşlara aktarılmasının bir aracı haline dönüştüğünü söyledi.

    Berdicioğlu, “Emekçilerin, halkın bütçe hakkının son kırıntıları da ortadan kaldırılmıştır. Toplanan vergilerin nerelere, kimlere kaynak olarak aktarılacağına baktığımızda emekçilere, halka yol, su, elektrik olarak dönmeyeceği de görülmektedir” diye konuştu.

    AKP İktidarı döneminde kadın emeği sömürüsü arttığına işaret eden Berdicioğlu, “Bilindiği üzere pandemi sürecinde en fazla yoksullaşan, istihdamdan koparılan işsiz kalan, daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmuştur. Dolayısıyla, tüm kadınların eğitim ve gelir getirici istihdam imkânlarının arttırılarak yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik politikalara yer veren,   kadın emeği üzerindeki çifte sömürüyü ortadan kaldırılmaya dönük önemlerle ekonomik anlamda güçlendirilmelerini hedefleyen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelemeye olan ihtiyaç çok daha yakıcı hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “BÜTÇEDEN ASLAN PAYINI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ALIYOR”

    Bütçede aslan payının bir diğer ortağının ise savunma ve güvenlik harcamaları adı altında silaha, çatışmaya, savaşa ayrılan kaynaklar olduğunu söyleyen Berdicioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütçeden aslan payının önemli bir ortağı ise toplumu, özellikle gençleri mevcut rejime uyumlu hale getirme konusunda siyasal iktidar nezdinde gittikçe vazgeçilemez bir ideolojik aygıta dönüşen Diyanet İşleri Başkanlığıdır.

    3600 ek gösterge talebi, 666 sayılı KHK ile gasp edilen haklarımızın geri verilmesi başta olmak üzere taleplerimiz görmezden gelinmiştir.

    Pandemiden etkilenen milyonların temel gelir güvencesi talebine yer verilmeyen, bunun yerine bizim cebimizden alıp işverenlere-patronlara, yandaş müteahhitlere teşvik, prim desteği, ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı,  savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamalarını artırmayı temel alan bu bütçeyi kabul etmiyoruz! Emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz!”

    “ADİL BİR PAYLAŞIM İSTİYORUZ”

    ‘Yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz’ diyen Berdicioğlu, son olarak talepleri şu şekilde sıraladı:

    “-Bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını,

    -Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,

    -Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını,

    -Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini,

    -Yıllardır “satış sözleşmeleri” ile oluşan mali kayıplarımızın yaşanan gerçek hayat pahalılığı ve yoksulluk sınırında yaşanan artış temel alınarak telafi edilmesini,

    -Ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi yükünün hafifletilmesini, bunun için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini, tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini, kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,

    -Başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak kaydıyla “temel gelir güvencesi” verilmesi için bütçeden kaynak ayrılmasını,

    -Geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini,

    -Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,

    -Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını,

    -İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını,

    -Kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin güçlendirilmesini,

    -Her türlü ek ödemenin emekli aylığına dahil edilmesi ve adil bir ek gösterge sistemi oluşturulmasını,

    -Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • BES Samsun Şube Başkanı Tuluk: %7 büyümeden payımıza düşeni istiyoruz

    BES Samsun Şube Başkanı Tuluk: %7 büyümeden payımıza düşeni istiyoruz

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, açıklanan 2021 yılı altı aylık enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek; “Açıklanan gerçek enflasyon rakamlar değil. Cumhuriyet Hükümet rejimi zam oldu, emekçilerin üzerine yağıyor. İktidardan gerçek enflasyon oranlarında kayıplarımızın karşılanmasını ve önümüzde başlayacak TİS görüşmelerinde bu rakamların üzerine  %7 büyümeden refah payımızı istiyoruz” dedi.

    Toplu Sözleşme dönemine giderken 2021 yılı ilk altı aylık enflasyon rakamları dün açıklandı. Açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Büro Emekçileri Sendikası (BES) Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, memur ve emekli maaşlarına yapılacak zamların açıklanan enflasyon rakamları baz alınarak belirleneceğini, hükümetin enflasyonu düşük göstererek memur ve emekli maaşlarına yapılacak zamları da düşük tutacağını söyleyerek duruma tepki gösterdi.

    “YETKİLİ SENDİKA SORUNLARIMIZI DİLE GETİRMEMİŞTİR”

    Toplu Sözleşme dönemine giderken 2021 yılı ilk altı aylık enflasyon rakamları dün açıklandığını hatırlatan Tuluk şunları dile getirdi:

    “Kamu emekçileri ve emeklilerini kapsayacak olan 2022 ve 2023 yıllarında geçerli ücret ve sosyal ödemelerin belirlenmesi süreci, Ağustos ayında başlıyor.

    Yasaya göre en fazla üyeye sahip üç konfederasyon temsilcilerinden oluşan kamu görevlileri sendikaları heyetinde imza yetkisi ise Memur-Sen’e ait.

    Milyonların yoksullaşmasında büyük etkisi olan,  geçmiş 5 toplu sözleşmeden 4 ünde imzası bulunan, geçen toplu sözleşmeyi de hakem heyetine gönderen yetkili sendika, konfederasyonların toplu sözleşme masasındaki varlığını “çok başlılık” olarak değerlendiriyor, görüşmelere tek başına girmeyi istiyor. Diğer konfederasyonların kamu emekçilerinin taleplerini gündeme getirmesine dahi tahammülleri yok. Kamu emekçilerinin sorun ve taleplerinin gündeme gelmemesi yetkili sendika tarafından adeta toplu sözleşme maddesi haline getirilmiş durumda.”

    “AÇIKLANAN GERÇEK ENFLASYON DEĞİL”

    ‘2019 yılında danışıklı döğüş ile hakem heyetine başvuran yetkili sendikanın gayretiyle iktidar, 2020 ve 2021 yılı maaş artışını o yılki mevcut enflasyon beklentisine göre yılın ilk altı ayında yüzde 3 ve sonraki altı ayında yüzde 3 olarak belirledi’ diyen Tuluk sözlerine şöyle devam etti:

    “Ancak 2020 yıllık enflasyonunun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesiyle yüzde 3’lük zam oranının üzerine enflasyon farkı eklendi ve nihai artış memur maaşlarında yüzde 2021 in ilk altı ayında % 7,36, emekli maaşlarında ise yüzde 8,36 oldu. 2021 yılı ikinci yarısında ise %3 zam oranına ilaveten enflasyon farkı olarak 5,45 eklenip toplamda %8,45 artış olacak.

    Büro Emekçileri Sendikası olarak memur ve emekli maaşlarına yapılan bu zam oranlarının gerçek enflasyonun çok altında kaldığını, BES-AR olarak yaptığımız çalışmanın sonucu olarak yıllık enflasyon rakımının  %37,03, altı aylık ise %20,01 çıktığını buradan kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    “SON ÜÇ YILDA % 100’Ü GEÇEN ZAMLAR YAPILDI” 

    Son süreçte yapılan zamlara da değinen Tuluk; “Cumhuriyet Hükümet rejimi zam oldu, emekçilerin üzerine yağıyor. Saray rejimi aynı günde kısa çalışma ödeneğini kaldırarak, milyonlara işsizliği dayattı hem de elektriğe %15, doğalgaza %12 zam yaptı. Öğrenci harçları, içkiler ve LPG zamlandı. Aynı gün Emine ERDOĞAN porsiyonları küçültmeyi tavsiye etti. Başkanlık sistemi ile beraber politik ve ekonomik kriz derinleşti. Yönetemeyen iktidarın acısını emekçiler ve halk çekiyor. Başkanlık sisteminin uygulandığı son 3 yılda elektriğe %122 zam yapıldı.  Emekçileri sadece elektrik şirketleri sömürmüyor, aynı zamanda %29 vergi ve fonlar ile hazineye emekçiler milyarlar aktarıyor.

    Ayda bir doğalgaz bulan Hükümet, ne yazık ki her ay otomatiğe bağladığı doğalgaz zammı ile %12 ekleyerek orta direği çökertti. Zam yokmuş gibi “fiyat ayarlaması” adı altında artışlar pazarda, markette kısaca her yerde devam ediyor. Çift maaş, huzur parası, lüks arabalar, şatafatlı yaşamdan vazgeçmeyen yöneticiler emekçilere zamdan başka hiçbir şey vermiyor. Gelir paylarına düşeni alamayanlar, vergilerden ve fiyat artışlarından paylarına düşeni fazlasıyla almaya devam ediyorlar” dedi.

    “ARTIK YETER, GEÇİNEMİYORUZ”

    Her güne yeni zam haberleriyle uyanmak istemediklerini vurgulayan Tuluk şunları ifade etti:

    “ARTIK YETER DİYORUZ! Bu düzen bizi her gün yoksullaştırıyor. GEÇİNEMİYORUZ!

    Son 3 yılda elektriğe %122 zam yapılırken, kamu emekçilerine %3 zammı reva gören, destek veren yetkili ama hiç etkili olmayan sarı sendikalar bu halk sizi asla unutmayacak ve hesap soracak.

    Sendikalar varlıkları gereği üyelerinin ve tüm çalışanların kazanmış haklarını korumak ve geliştirmek için kurulmuştur. Dün 81 ilde enflasyon oranlarına karşı eylem gerçekleştiren GDO’lu, hormonlu, etkisiz, yandaş IBAN’a para atan din ve imandan sorumlu Hükümet sendikası baktı ki koltuklar sallanıyor, ekonomi çökük durumda dün seyyanen zam istedi.

    Buradan kamu emekçilerine sesleniyoruz, sendikacılığı ayaklar altına alan bu kara zihniyetleri sorgulayın. Her gün emekçiler ekonomik kriz nedeniyle intihara sürükleniyor.”

    “BÜYÜMEDEN REFAH PAYIMIZA DÜŞENİ İSTİYORUZ”

    BES-AR olarak yaptığımız hesaplamalara göre yıllık gerçek enflasyon %37,03; altı aylık ise %20,01 olarak gerçekleşmiştir. İkinci altı ay için verilmesi gereken enflasyon farkı %17,01 dir. İktidardan gerçek enflasyon oranlarında kayıplarımızın karşılanmasını ve önümüzde başlayacak TİS görüşmelerinde bu rakamların üzerine  %7 büyümeden refah payımızı istiyoruz.

    Büro Emekçileri Sendikası olarak sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli çalışma ve güvenli gelecek için verilecek mücadelede yan yana omuz omuza olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/SAMSUN

  • ‘Boşanan eşlerin çocuklarını icra ile görmeye çalışması duygusal istismardır’-VİDEO

    ‘Boşanan eşlerin çocuklarını icra ile görmeye çalışması duygusal istismardır’-VİDEO

    PİRHA-90 yıllık İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan, çocukların taşınır eşya gibi icraya konulup teslimi usulü hâlâ yürürlükte. Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şube Başkanı Yılmaz Tuluk, ayrılan eşlerin çoçuklarını icra yoluyla görmeye çalışmasına tepki gösterdi. Tuluk, bunun duygusal bir istismar olduğunu ve söz konusu kanunun acilen kaldırılması gerektiğini belirtti.

    90 yıllık İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan, çocukların taşınır eşya gibi icraya konulup teslimi usulü hâlâ yürürlükte.
    Çocukların icra yoluyla teslimi 1932 tarihli 87 yıllık İcra İflas Kanunu’nun, 1965’te değiştirilen 25. maddesinden kaynaklanıyor.

    Kanunun 25. maddesine göre çocuklar taşınır eşya gibi icraya konulabiliyor. Bu kanunu uygulamakla yükümlü icra memurları ve kolluk görevlileri de çocuğu mal ya da eşya gibi teslim alıyorlar. Alacaklı konumunda olan anne veya baba çocuk teslimi hakkındaki bir ilamı icra dairesine vererek takip talebinde bulunuyor. Daha sonra borçlu olan anneye veya babaya “icra emri” gönderiliyor. Bu “icra emrinde” borçluya 7 gün içinde çocuğu teslim etmesi, aksi halde çocuk nerede bulunursa bulunsun zorla alınacağı ve çocuğu gizlemesi halinde cezalandırılacağı bildiriliyor. Borçlu olan anne veya baba 7 gün içinde çocuğu teslim etmezse icra müdürü, çocuğu nerede bulursa zorla alıp alacaklı olan anneye veya babaya teslim ederek ilam hükmünü zorla yerine getiriyor.

    Çocuğun duygusal istismarı olarak değerlendirilen bu durum tepki çekiyor.

    Büro Emekçileri Sendikası Samsun Şubesi Başkanı Yılmaz Tuluk, İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan, çocukların ‘taşınır eşya gibi’ icraya konulup teslim edilmesine ve çocuğun haczedilmesine tepki gösterdi. Tuluk, bunun duygusal bir istismar olduğunu ve acilen kaldırılması gerektiğini belirtti.

    “ARADA KALAN ÇOCUKLAR BİR EŞYA GİBİ İCRA YOLUYLA ALINIYOR”

    2011 yılından itibaren Aile Mahkemelerine gelen ön incelemelerin bile aslında sorunlu olduğunu belirten Tuluk, “Boşanan eşlerin arasında kalan çocuklar çok mağduriyet yaşamaktadır. Bugün arada kalan çocuklar da bir eşya gibi icra memuru, polis ya da jandarma tarafından icra yoluyla alınıyor” dedi.

    Yılmaz Tuluk, bu kanunun yaklaşık 85-90 yıldır işlediğini belirtti ve şöyle devam etti:

    “Mahkeme verdiği kararla çocuğu ya anneye ya babaya veriyor. Mahkeme günlerin önemine göre resmi günlerde, dini günlerde diğer tarafın da çocuğu görmesini istiyor. Bu arada karşı taraf çocuğu aldığı zaman geri göndermek istemiyor. Çocuk ister 6 aylık ister 10 yaşında olsun polis zoruyla, jandarma veya icra memuruyla anne veya babadaysa kapısı çalınarak alınıyor. Bundan kesinlikle kurtulmalıyız.”

    “ÇOCUĞA HİSSETTİRİLMEDEN KONU ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI”

    “Biz Büro Emekçileri Sendikası olarak böyle unutulmuş, köhne olmuş ama hala uygulamada olan bu kanunların karşısındayız” ifadesini kullanan Yılmaz Tuluk, konuya ilişkin tepkilerini şu cümlelerle dile getirdi:

    “Yaklaşık 90 yıldır bu icra yoluyla çocuğun zorla alımı, çocuklarda çok büyük bir etki bırakmaktadır. Bir anneden ya da babadan ayrılan çocuğun durumu içler acısı oluyor. Kesinlikle bunlarla ilgili bir düzenleme yapılmalı. Polisle, jandarmayla, icrayla değil de devletin kendi kurumları direk tarafla konuyu çözüme ulaştırmalıdır. Sosyal Politikalar Aile Bakanlığı veya Adalet Bakanlığı ya da başka kurumlar olabilir. Bu kurumlar çocuğa hissettirmeden konuyu çözüme ulaştırmalıdır.”

    Diren SATI /SAMSUN

  • BES: Daha fazla ölümler yaşanmadan, zorunlu olmayan hizmetler durdurulsun

    BES: Daha fazla ölümler yaşanmadan, zorunlu olmayan hizmetler durdurulsun

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası, koronavirüs salgınına ilişkin üyeleriyle ilgili tespit edilen bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, “Salgın başladığından bugüne kadar yaşadıklarımız göstermektedir ki, alınmayan ve geciktirilen tedbir kararlarıyla salgından en çok emekçiler etkilenmektedir” denildi. 

    Büro Emekçileri Sendikası, büro iş kolunda tespit edilen verileri kamuoyuyla paylaştı.

    Büro işkolunda sendikanın tespit ettiği veriler şöyle:

    *İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde virüs tespit edilmesi nedeniyle 6. Sulh Hukuk Mahkemesi kapatılmış, personel karantinaya alınmıştır.

    *İstanbul Anadolu Adliyesi’nde 6. Aile Mahkemesi kapatılmıştır.

    *İstanbul Anadolu Adliyesi’nde 6. Ağır Ceza Mahkemesinde virüs tespit edilmesi nedeniyle aynı koridorda yer alan 4 Mahkeme kapatılmıştır.

    *Bakırköy Adliyesi’nde yazı işleri müdürü olan bir emekçiye COVİD-19 teşhisi konulmuş aynı koridorda yer alan 5 Mahkeme kapatılmıştır.

    *Ankara Sosyal Güvenlik Kurumu Kayıtdışı İstihdam Daire Başkanlığında görev yapan bir emekçi virüs şüphesi ile sağlık kurumuna yönlendirilmiştir.

    *İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Mecidiyeköy Uygulama Grup Müdürlüğü Veznesinde bir emekçiye 27.03.2020 günü COVİD 19 teşhisi konularak hastanede karantinaya alınmıştır.

    *İstanbul Vergi Denetim Kurulu Levent Hizmet Biriminde çalışan bir emekçiye 23. 03. 2020 tarihinde COVİD 19 teşhisi konulmuş, 29.03.2020 tarihinde evde gözetim şartıyla taburcu edilmiştir. Çalışanların tamamı hastaneye gönderilerek, hafta boyu hizmet binası kapatılmıştır.

    *İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Bostancı Uygulama Grup Müdürlüğü Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünde 27.03.2020 tarihinde COVİD 19 teşhisi konulan iki emekçinin, yoğun bakımda tedavileri sürmektedir.

    *İstanbul Gaziosmanpaşa Vergi Dairesinde bir emekçinin COVİD 19 testi pozitif çıkmasına rağmen henüz, hizmet binasında herhangi bir tedbir alınmamıştır.

    *İstanbul Şişli İŞKUR Hizmet Merkezinde bir emekçinin test sonucu COVİD 19 testi pozitif çıkmıştır, bir başka emekçiye de yaşadığı semptomlar nedeniyle test yapılmış sonucu beklenmektedir. Hizmet binası ilaçlanmıştır.

    *Kocaeli- Derince Vergi Dairesinde 2 emekçi de COVİD 19 testi pozitif çıkması üzerine vergi dairesi kapatılmıştır.

    *İzmir-Yamanlar Vergi Dairesinde 1 vergi dairesi çalışanında COVİD 19 testi pozitif çıkmış ve hastaneye kaldırılmıştır.

    *İstanbul –Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinde bir çalışana test uygulanmış ve sonuç pozitif çıkmıştır.”

    “AÇ KALACAK EMEKÇİYE EVDE KAL ÇAĞRISI YAPILIYOR”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Ülkemizde de ilk korona vakasının açıklandığı 11 Mart 2020 tarihinden bugüne kadar salgınla mücadele ve alınacak önlemler konusunda, hükümet halk sağlığını koruyacak geniş tedbirler almak yerine anlık gelişmelere, artan vaka sayısına göre parça parça günübirlik çoğu göstermelik kararlarla durumu idare etmektedir. Hükümet açıkladığı ekonomik programla da salgın karşısında emekçileri değil sermayenin korunmasını esas almıştır.

    Bilim insanları ve sağlık örgütleri bu salgınla başa çıkmanın başta gelen unsurunun “İzolasyon ve fiziki mesafenin korunması” olduğunu her gün açıklıyor. Bizler, salgınla etkin mücadele yöntemlerinin kullanılmasını, zorunlu hizmetler dışında üretimin ve kamu hizmetlerinin durdurulmasını, işten atmaların yasaklanmasını, ücretli izin uygulanmasını, evde kalabilmek için temel ihtiyaçların karşılanmasını talep ederken, sermaye ise kârlarının aksamaması için üretimin ve hizmetlerin devam etmesini istiyor. İşçiler, emekçiler, kamu emekçileri işe gidiş gelişlerde, iş yerlerinde, yemekhanelerde virüs karşısında hiçbir koruma olmaksızın çalışmaya zorlanıyor büyük risk altında bırakılıyor. Diğer taraftan en yetkili ağızlardan, magazin dünyasından, evde kaldığında işsiz ve aç kalacak milyonlarca emekçiye “evde kal” çağrısı yapılıyor.

    “KISMİ TEDBİRLERLE VİRÜSÜ ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Büro emekçileri olarak biz de bu yaklaşımın sonuçlarını işyerlerimizde yakıcı olarak yaşıyoruz. Hükümetin kamu kurumlarına yönelik açıkladığı tedbirler söylemde çok parlak görünse de uygulamada sorunlar yaşanmaya devam ediyor. İlk günden beri gerek kurum yetkilileri ile görüşerek gerekse yazışmalarla ısrarla uyarmamıza rağmen, salgının yayılma hızı karşısında işyerlerinde alınan tedbirler hem yetersiz olmuştur hem de çoğu önlem için çok geç kalınmıştır. İdari izin ve dönüşümlü çalışma genelgesinin uygulanması dahi günler almıştır. Bugün itibarıyla salgının geldiği boyut nedeniyle dönüşümlü çalışma tedbiri artık geçerliliğini kaybetmiştir.

    İşkolumuzda bulunan kurumlarda yurttaşların geliş- gidişleri azalmışsa da başta adliye, SGK, nüfus müdürlükleri, İŞKUR ve vergi daireleri olmak üzere birçok kurumda müracaatlar devam etmekte, her gün posta yoluyla gelen çuvallar dolusu evrak taramaları yapılarak sisteme girilmekte, ilgili birimlere dağıtılmakta ve işlem görmektedir. Veznelerde para tahsilatı devam etmektedir. İşyerlerinde düzenli temizlik dahi yapılmamaktadır. Özellikle büyükşehirlerde hizmet binalarının büyüklüğü, vergi dairelerinin kompleks biçiminde bir arada bulunması gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda, hizmet üretimi durmadığı sürece alınan kısmi tedbirlerle virüsün yayılmasının durdurulması artık mümkün değildir.

    “RİSKLERE RAĞMEN ÇALIŞMAK ZORUNDA OLAN MİLYONLARCA EMEKÇİ VAR”

    Diğer yandan, milyonların ölümle burun buruna olduğu böylesi bir dönemde hükümetin siyasal ranta dönüştürdüğü kısa çalışma ödeneği uygulaması, İŞKUR’da 23 Mart Pazartesi gününden itibaren olağan dönemin çok üstünde iş yoğunluğu yaratmıştır. Hizmet binalarına giderek form doldurma işlemleri halen yoğun olarak yapılmaktadır. Bu durum hem İŞKUR emekçilerini hem de başvuran binlerce yurttaşımızı virüsle karşı karşıya bırakmaktadır. İş yükünün artması nedeniyle bazı il müdürlüklerinde hafta sonu dahi mesai yaptırılmaktadır. Bugün işsiz kalan binlerce işçi ve işyerlerini kapatmak zorunda kalan işletme sahipleri İŞKUR’a başvurarak çare aramaktadırlar. İşten atmalar yasaklanmadığı, kriz süresince işçilere ücretli izin uygulanmadığı, işsiz kalan emekçiler doğrudan desteklenmediği, işçileri koruyan ekonomik tedbirler alınmadığı için emekçiler gidip kurum önlerinde beklemeye, bu salgın ortamında bürokratik işlemlerle uğraşmaya mecbur bırakılmaktadır. Hükümet almadığı bu tedbirleri İŞKUR çalışanlarının üzerine yıkmaktadır.

    Salgın başladığından bugüne kadar yaşadıklarımız göstermektedir ki; alınmayan ve geciktirilen tedbir kararlarıyla salgından en çok emekçiler etkilenmektedir. Zira bir tarafta korunaklı mekanlarda, geçim derdi olmadan kendini korumaya alabilenler, diğer tarafta her gün dışarıya çıkan, toplu taşıma araçları kullanan, sağlık hakkından mahrum, kalabalık iş yerlerinde yaşamını kaybetme riskine rağmen çalışmak zorunda olan milyonlarca emekçi var.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • BES: Tedbirler artırılsın, yoksulluk ve ölümler olmasın

    BES: Tedbirler artırılsın, yoksulluk ve ölümler olmasın

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası yaptığı yazılı açıklamada, koronavirüse karşı tedbirlerin artırılması gerektiğini belirtirek, iş yerlerinde çalışanların ücretli izne ayrılmaları için çağrısı yaptı. 

    Büro Emekçileri Sendikası(BES) Merkez Yürütme Kurulu, Çin’de başlayıp dünyayı etkisi altına alan koronavirüse karşı  tedbirlerin alınması için yazılı açıklama yaptı.

    Çin’de başlayıp dalga dalga beş kıtaya yayılan ve özellikle 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan insanlarda ölümcül sonuçlar doğuran koronavirüs vakalarının Türkiye’de de tespit edildiği belirtilen açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün“pandemi” ilan ettiği hatırlatıldı.

    Türk Tabipler Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası ve Sağlık Bakanlığı’nın virüsten korunma yöntemlerine ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinin yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, toplumsal yaşam alanlarında hijyene, bireysel öz bakıma ve fiziksel temasa dikkat çekilerek insanların birbirine makul mesafe (ki bunu 1 metre olarak tanımladı) koymasını, kalabalık yerlerden kaçınılması önerildi.

    “SAĞLIK HİZMETİNE HER YURTTAŞ ULAŞABİLMELİDİR”

    “Bulaşıcı tüm hastalıklarda olduğu gibi koronavirüs de bir halk sağlığı sorunudur” denilen açıklamada şunlar belirtildi:

    “Sağlık hizmetine hiçbir koşula bağlı olmadan her yurttaş ulaşabilmelidir. Ayrıca bir işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu olarak ele alınmalıdır. Kişisel tedbirler önemlidir ancak devlet tarafından geniş kamu hizmetlerini, işletme ve fabrikaları kapsayan tedbirler olmadan bir anlamı yoktur. Bu nedenle iş yerlerinden, toplu taşımaya kadar her alanda halkın sağlığını koruyacak önlemler hükümet tarafından derhal alınmalı, vaka teşhisi yapılan iş yerlerinde tüm çalışanlar ücretli izne ayrılmalıdır.

    Bu kapsamda hükümet tarafından yapılan açıklamada, okulların tatil edilmesi, etkinliklerin iptal edilmesi, kamu çalışanlarının yurt dışına çıkışlarının izne bağlanması, spor müsabakalarının seyircisiz oynanması, AVM açılış ve kapanış saatlerinin yeniden belirlenerek sınırlandırmalar getirilmesi, kafe-bar vb. eğlence mekânlarının kapatılması gibi bir dizi önlem alındığı belirtilmiştir.

    Ancak salgınla mücadelenin olumlu sonuç vermesi için alınan tedbirlerin toplumsal ve çalışma hayatının tümünü kapsaması gerekmektedir. Özellikle yurttaşlara yoğun hizmet veren kamu kurumlarına dair özel önlemlerin geliştirilmesi acil ihtiyaçtır. Örgütlülük alanımıza giren kurumların çok sayıda büro emekçisinin bir arada bulunduğu ve yoğun olarak yurttaşa hizmet veren kurumlar olduğu bilinmektedir. Örneğin vergi daireleri, adliyeler, nüfus müdürlükleri, sosyal güvenlik merkezleri, İŞKUR Müdürlükleri, gümrük kapıları, TÜİK  bu kurumlardan sadece bir kaçıdır. Sayılan bu birimlerin büyük bir kısmında normal koşullarda dahi fiziki olarak çalışma ortamlarının sağlıksız olduğu göz önünde bulundurulduğunda karşı karşıya kaldığımız salgın konusunda ayrıca tedbirlerin genişletilmesinin önemi artmıştır.

    “VERGİLERDE ERTELENME KARARI ALINMALI”

    Sendikamız örgütlülük alanına giren birimlerden gelen bilgilere göre hükümetin aldığı tedbir kararlarına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Vergi dairelerinde, sosyal güvenlik merkezlerinde, İŞKUR müdürlüklerinde, adliyelerde, nüfus müdürlüklerinde halk hala bankoların önünde sıra olmuş hizmet almak için beklemektedir. Her yıl sermayenin talepleri doğrultusunda çok kez vergi ertelemeleri yapılmakta iken böyle bir salgın karşısında hükümet tarafından vergilerde erteleme kararının alınmaması anlaşılır değildir. Vergi ertelemesi, süresinin uzatılması ve benzeri uygulamalar hemen hayata geçirilerek, başta vergi daireleri olmak üzere tarh, tahakkuk, tahsilat işlemlerinin ertelenmesi, hizmet alan ile hizmet veren kişi arasına açıklanan önlemler içerisinde yer alan mesafe, maske gibi hijyen tedbirlerin alınmasının sağlanması gerekmektedir.”

    BES olarak alınması gereken önlemler şöyle sıralandı:

    • “Kamu kurumlarında acilen hijyenin sağlanmasına yönelik müdahaleler yapılmalı ve kalıcı hale getirilmeli, hijyene yönelik malzemeler kurum tarafından temin edilmeli.
    • Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipler Birliği tarafından belirtilen, koronavirüs risk grubunda olan başta; kalp solunum yetmezliği, alerji ve kronik hastalık tanısı bulunan büro emekçileri kriz süresince, yurt dışı ile bir şekilde teması olan çalışanlar karantina süresince ücretli izinli sayılmalı.
    • Okulların tatil ilan edilmesi ile birlikte bakım problemi yaşayan çocukların ihtiyaçları için anne babaların yıllık izinlerinin değil, dönüşümlü ücretli ebeveyn izni kullandırılması yasal düzenleme beklenmeden uygulanmalı.
    • Yurttaşların gerekirse kurum içerisine girmesine gerek kalmadan iş ve işlemlerinin yapılması için geçici teknik alt yapı oluşturulmalı.
    • Halka açık alanlarda hizmet vermek üzere yapılan (AVM veya benzeri yerlerde stant açma, anket yapma gibi) görevlendirmeler kriz süresince iptal edilmeli ve gerektiğinde hizmet üretiminin durdurulması, çalışma saatlerinin kısaltılması dahil tüm tedbirler bir an evvel alınmalı.
    • Genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın her yurttaşın kamu veya özel hastanelerde sağlık hizmetlerine parasız erişimi hemen sağlanmalı, GSS prim borçları iptal edilmeli.
    • Vergi ertelemesi, süresinin uzatılması ve benzeri uygulamalar hemen hayata geçirilerek, başta vergi daireleri olmak üzere tarh, tahakkuk, tahsilat işlemleri ertelenmeli.
    • Ücretsiz izine zorlanma ve işten çıkarılmalar yasaklanmalı, bütün izinler ücretli olmalı, işsizlik sigortası ödeneğinin kapsamı genişletilerek yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı.
    • Başta temel gıda ve temizlik ürünleri olmak üzere yapılan zamlar geri alınmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • BES: Yargı emekçisinin ekonomik, özlük hakları sağlanmalı-VİDEO

    BES: Yargı emekçisinin ekonomik, özlük hakları sağlanmalı-VİDEO

    PİRHA- Yeni yargı yılıyla ilgili basın açıklaması yapan BES, yargı reformu paketinde yargı emekçilerinin haklarının yer almadığına dikkat çekti. 

    Haberin videosu

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) yeni yargı yılı ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın metnini BES Genel Başkanı Serpil Akpınar okudu.

    Demokrasi, hukuk ve adalet adına bugüne kadarki tüm öğretilerin alt üst olduğu bir adli yıl açılışı gerçekleştirildiğini vurgulayan Akpınar, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırılmasıyla beraber yargı bağımsızlığından söz etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Akpınar, adli yıl açılış töreninin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılmasına baroların ve Yargıtay üyelerinin tepkilerini hatırlattı.

    Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine kayyım atanarak belediye eşbaşkanlarının görevlerinden alınmasına değinen Akpınar, seçmen iradesinin yok sayılıp hukuk normları çiğnenerek seçilmişlerin görevden uzaklaştırılmasının tarihe kara bir gün olarak geçtiğini kaydetti.

    Yargının işlerinden haksız bir şekilde ihraç edilen kamu emekçileri için kapılarını kapattığını belirten Akpınar, “Anayasa Mahkemesi kararları hiçe sayılarak komisyonun ağzından çıkacak olanlar yargı kararıymış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.” dedi.

    “YARGI REFORMU PAKETİNDE YARGI EMEKÇİLERİNİN HAKLARI YOK”

    Yargı reformuna da değinen Akpınar, yargı emekçilerinin ekonomik, özlük, sosyal haklarına yönelik sorunlar reform paketinde görülmediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Reform adı altında sunulan pakette; yargılama hizmetlerinde performans ve verimliliği olumsuz yönde etkileyen sorunlardan birisi olarak, yazı işleri hizmetlerinin görüldüğü, bu hizmetlerin hızlandırılması, mahkeme yazı işleri müdürlüklerinin güçlendirilmesi, görev ve yetkilerinin genişletilerek kariyer meslek olarak yeniden yapılandırılması, Adalet komisyonlarının yetki ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi, Adalet okullarından mezun olanların öncelikli istihdam edilmesi, yargı teşkilatında sürekli ve zorunlu eğitim modeline geçilmesi, personel sayısının arttırılması belirtilmiştir. Yargı emekçilerinin reform paketlerinde yer alış biçimleri sorunlarının çözümüyle değil ‘yargı hizmetlerinin etkili ve kaliteli bir şekilde yerine getirilmesi için iyi yetiştirilmesi gerektikleri’ yönüyle geçiştirilmektedir. Oysa hizmet içi eğitimden önce asıl olarak göz önünde bulundurulması gereken işe alımlarda mülakat değil liyakate dayalı istihdamın yapılmasıdır. Yargı hizmetlerinin etkili bir şekilde verilmesi kamu hizmeti açısından elbette önemlidir. Ancak bu hizmetin nitelikli verilebilmesi için birinci koşul, hizmeti veren yargı emekçisinin ekonomik, özlük, sosyal ve demokratik haklarının idare tarafından tam olarak sağlanmasıdır.”

    Türkiye’de inşa edilen ve dünyanın en büyük adliye sarayları olmasıyla övünülen adliyelerde yargı emekçilerinin yoğun iş yükü ve idari baskı altında ezildiklerini ifade eden Akpınar, “Yargı emekçilerinin sorunları, yapılan adalet saraylarının büyüklüğüyle yarışır hale gelmiştir.” dedi.

    “TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ GÖRÜŞMELERİ TİYATROYA DÖNDÜ”

    Memur-Sen ve hükümet arasında yapılan 2020-2021 dönemi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin bir tiyatro gösterisine dönüştüğünü söyleyen Akpınar, “Memur-Sen teklifinde, 2020-2021 Toplu Sözleşmesinde taban aylığa seyyanen 200 TL, ilk yıl yüzde 8+7, ikinci yıl yüzde 6+6 zam ve 1. yıl yüzde 3, 2. yıl yüzde 2 refah payı talep etmişti. Toplamda yüzde 38’leri bulan zam teklifini en sonunda 2 yıl için toplamda yüzde 20’lere kadar düşürdü. Talepleri arasında yer alan 24 Haziran seçimlerinden bu tarafa vaat edilen 3600 ek gösterge yok, vergi dilimi adaletsizliğine ilişkin hiç bir şey yok, ek ödemelerin emekli aylığına eklenmesine ilişkin bir şey yok, liyakatı ortadan kaldıran mülakat uygulamasını savunan Memur-Sen’den yargı emekçilerinin ekonomik özlük haklarının düzeltilmesine ilişkin hiç bir şey yok. Bu taleplerden de vazgeçen yandaş sendika geldiği durumu gizlemek için göstermelik eylemlerle başta kendi üyeleri olmak üzere kamu emekçilerini yine kandırmaya, oyalamaya devam etmektedir.” diye konuştu.

    TALEPLER

    Akpınar, taleplerini ise şöyle sıraladı:

    1- Yargı emekçilerine insanca yaşayacakları bir ücret için derhal ek zam verilmelidir.
    2- Şu anda Ankara, İstanbul ve İzmir illeriyle sınırlı olmak üzere ödenen yol ücretleri, tüm yargı emekçilerine ödenmelidir.
    3- Zabıt Katibi yargı emekçilerine VHKİ kadrosu verilmelidir.
    4-Sözleşmeli istihdama son verilmeli, güvenceli istihdam esas alınmalı ve 4/B kadrosunda istihdam edilen yargı emekçileri 4/A kadrosuna geçirilmelidir.
    5- Disiplin soruşturması yönünden 2802 sayılı Yasanın ilgili hükümleri kapsamından çıkarılarak yargı emekçilerinin de 657 sayılı Yasa kapsamında disiplin soruşturmasına tabi tutulması konularında düzenleme yapılmalıdır.
    6- Fazla mesai ücretleri genişletilerek tüm yargı emekçilerine ödenmesi sağlanmalıdır.
    7- Atama ve görevde yükselmelerde mülakat değil, liyakat esas alınmalıdır.
    8- Artan iş yüküne karşın yeteri kadar personel alımı yapılması yerine yargı emekçileri üzerindeki baskı arttırılarak sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Bu tür uygulamalardan vazgeçilerek yeterli personel istihdamı yapılmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • BES: OHAL komisyonu, mağduriyetler önündeki engeldir – VİDEO

    BES: OHAL komisyonu, mağduriyetler önündeki engeldir – VİDEO

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası (BES) OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı tutum içerisinde olduğunu belirterek, konu ile ilgili basın toplantısı yaptı.

    Büro Emekçileri Sendikası, 15 Temmuz sonrasında ihraç edilen kamu emekçilerinin sorunlarını bir kez daha gündeme getirdi. Genel merkez binasında yapılan basın toplantısında OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun, yaşanan mağduriyetleri yargıya taşımanın önünde barikat işlevi gördüğü ifade edildi.

    BES Genel Başkanı Serpil Akpınar’ın okuduğu basın metninde ihraç edilen kamu çalışanlarının başvurularının hangi gerekçelerle ret edildiğinin bilinmediğine vurgu yapılarak şunlar dile getirildi:

    “HUKUKSUZLUĞUN GELDİĞİ SON NOKTA”

    “Yaşanan ahlaki erozyon giderek tüm toplumsal değerleri aşındırmaya devam ediyor. İki yıl süren OHAL döneminde çıkarılan KHK’ler ile 135 bini aşkın kişi fişleme, müdür/kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, sosyal çevre soruşturması, sendika üyeliği, banka hesabı gibi normal koşullarda asla suç olmayan gerekçelerle kamudan ihraç edilmiş, hukukun temel ilkeleri ayaklar altına alınmıştır.

    OHAL mağdurları ile ilgili en çarpıcı hukuksuzluk, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra yenilgiye uğrayan iktidarın, bu kişilerin Anayasa ile güvence altına alınmış seçme ve seçilme haklarına ilişkin yaptığı itirazdır ve hukuksuzluğun geldiği son noktadır. Yerel seçimler öncesi yapılan adaylık başvurularında hiçbir sorun yaşanmazken, seçildikten sonra OHAL kararnameleriyle ihraç edilmeleri bahane gösterilerek seçilmişlere mazbatalarının verilmemesi, kayyumcu zihniyetin devamıdır.

    OHAL bahane edilerek KHK mağdurlarının yargı yolu ile hak arama girişimleri engellenmiş, AİHM’e taşınan kimi başvurular da reddedilmiştir. Siyasi iktidarın oyalama ve yargı süreçlerini uzatma amacı ile kurduğu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu mağduriyetler başladıktan 1 yıl sonra başvuru almaya başlamış, iki yıl süre ile kurulan komisyonun çalışma süresi dolduktan sonra süre bir yıl daha uzatılmış, muhtemelen de tekrar uzatılmaya devam edecektir. Komisyon, iki yıllık sürede karara bağladığı 50 binin üzerindeki dosyanın yüzde 90’ınından fazlasını reddetmiştir. Bu durum göstermektedir ki komisyon mağduriyetleri yargıya taşımanın önünde bir barikat olarak işlev görmektedir.”

    “KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR MEKANİZMASI”

    Akpınar, 15 Temmuz sonrasında idarenin keyfi kararları ile hukukun katledildiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Temel sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılmasının bile ‘suç’ kapsamına alınarak doğrudan cezalandırma yöntemlerinin nasıl hayata geçirildiğinin en somut örneği bu komisyon olmuştur. OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonunun Türkiye’nin hukuk sistemi içinde bir tarifi yoktur ve mevzuatça belirlenmiş bir yargı mercii değildir. İhraç edilen kamu emekçilerinin başvurularını hangi usul ve esasa göre kabul ya da ret ettikleri, yaptıkları soruşturmada hangi kıstasların temel alındığı tamamen muğlâktır. KHK ile işinden edilen kamu emekçilerinin önemli bir kısmı hala atılma gerekçelerini bilmemektedir. Görev yaptığı kurumlar bünyesinde oluşturulan komisyonların yaptığı çalışmalarla KHK listelerine eklenen kamu emekçileri, benzer bir mekanizma olan OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonuna mahkûm edilmektedir. İtirazlarla ilgili komisyon tekrardan kurumlarla yazışma yaparak kanaat oluşturmakta, mekanizma körler sağırlar birbirini ağırlar minvalinde işlemektedir.

    Kurumlar tarafından komisyona gönderilen yazılarda ‘düşünceler’ ve ‘kurum değerlendirme yazısı’ başlığı altında, kamu emekçilerinin yasadışı örgütler ile iltisaklı olduğu yolundaki değerlendirmeler bildirilmektedir. Kurum görüşünde yer alan bilgilerin istihbari nitelik taşımaları nedeniyle hukuken geçerli başka bilgi ve belgelerle doğrulanmadıkça delil gücünde kabul edilmeleri hukuken mümkün değildir.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan adil yargılama ilkesine, masumiyet karinesine, disiplin hukukunun temel ilkelerine, savunma hakkına ilişkin anayasal ve yasal kurallara, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına açıkça aykırı olan bu tutumdan bir an önce vazgeçilmelidir. Bu hukuksuzluklara ortak olan tüm yöneticileri bir kez daha uyarıyor “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner” sözünü hatırlatıyor ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    Kamu Emekçileri 24 Haziran’da “Tamam” diyecek-VİDEO

    PİRHA-  24 Haziran seçimlerinde yaklaşık 3 buçuk milyona yaklaşan kamu emekçilerinin oy davranışını Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar PİRHA’ya değerlendirdi. Akpınar, kamu emekçilerinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ndeki ve 16 Nisan 2017  Referandumu’ndaki tavrının değişmediğini söyledi.

    Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Serpil Akpınar 24 Haziran seçimlerine yönelik düşüncelerini PİRHA’ya anlattı. İşsizlik ve yoksulluk oranının arttığına dikkat çeken Akpınar, “2002 yılında maaş alan bir kamu emekçisi, maaşıyla 16 tane çeyrek altın alırken, şu anki maaşıyla sadece 8 çeyrek altın alması, AKP iktidarı boyunca emekçilerin sürekli yoksullaştığını göstermektedir. Şu anda insanlar işsizlikten ve yoksulluktan intihar ediyor, inanılmaz bir şekilde işsizlik ve yoksullukla karşı karşıyayız” dedi.

    “KAZANILMIŞ HAKLAR  ALINDI “

    AKP’nin uyguladığı neo- liberal politikalardan dolayı en fazla hak kaybına uğrayan kesimin kamu emekçileri olduğunu söyleyen Akpınar, “AKP sağlıkta ve eğitimde dönüşüm adı altında emekçilerin mücadeleleriyle kazanmış olduğu hakları, kazanımları bir bir elimizden alınıyor. Daha önce kurum içerisinde, kurum tabiplikleri vardı, şu anda bu tabiplikler yok. 2008 yılına kadar sadece Bağ-kur, SSK ve Emekli Sandığı’na bağlı 8 tane kamu kreşi var iken, şimdi binlerce emekçinin çalıştığı SGK’ya bağlı sadece 1 kreş bulunmaktadır” diye konuştu.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın “devlet memurlarını sözleşmeli hale getireceğiz” sözlerini hatırlatan Akpınar, kamu çalışanlarının 4B, 4C ve taşeron olarak nitelendirilen sistemlerin örgütlenmesinin engellenmeye çalışıldığına dikkat çekti.

    “HUKUKSUZCA İŞİNDEN OLANLAR SEÇİMDE HESABINI SORACAK”

    15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra kamu emekçilerinin iş güvencesinin kalmadığını belirten Akpınar, resmi kaynaklara göre soruşturma ve sorgu geçirmeden işinden atılan 116 bin kamu emekçisinin olduğu bilgisini vererek , “İşten atılmanın ne kadar tehlikeli ve siyasal iktidar tarafından ne kadar hoyratça kullanıldığını gördük. Bunun hesabı sandıkta sorulacaktır”  yorumunu yaptı.

    Kamu emekçilerinin ülke vergi gelirlerinde önemli bir paya sahip olduğuna işaret eden Akpınar, “Bu elde edilen bütçenin kamu emekçilerine bu ülke halklarına parasız, laik, ana dilde eğitim, parasız sağlık ,parasız kamu hizmeti olarak dönmesi gerekirken bizlere daha çok sömürü, daha çok savaş, daha çok ölüm ve daha çok katliam olarak karşımıza çıkmaktadır.  7 Haziranda, 16 Nisan referandumunda ve her şeyden önce Gezi’de bunu gösterdi isek, bütün kamu emekçileri  24 Haziran’da daha demokratik, daha adil ve barış içerisinde yaşayan bir Türkiye’nin inşası için kamu emekçileri tamam diyecek.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • BES: İktidar vaatlerinde samimiyse seçimi beklemesin-VİDEO

    BES: İktidar vaatlerinde samimiyse seçimi beklemesin-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin seçim vaatleri arasında yer alan öğretmenlere ve sağlık çalışanlarına 3600 ek gösterge ile ilgili basın açıklaması yapan Büro Emekçileri Sendikası (BES) tüm kamu emekçilerine ek gösterge istediklerini ve iktidarın bu vaatlerinde samimi olduğunu göstermesi için seçimi beklememesi gerektiğini vurguladı.

    Büro Emekçileri Sendikası, AKP hükümetinin seçim vaadi olarak sunduğu öğretmenlere ve sağlık çalışanlarına 3600 ek gösterge verileceğine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda basın metnini BES Genel Sekreteri Aziz Özkan okudu.

    “MESLEK GRUPLARI İLE SINIRLANDIRMAK EKSİKTİR”

    Memurların emekli olduklarında emekli aylıklarında düşüş yaşanmaması için 3600 ek gösterge düzenlemesinin önemli olduğuna dikkat çeken Özkan, “Ek göstergelerin artışı ile ilgili olarak siyasi iktidar tarafından tanımlanan ‘meslek gurupları’ ile sınırlandırmak eksik bir tanımlamadır. Ek göstergelerin artışı ile düzenleme kamu emekçilerinin tamamını kapsamalıdır. Ek göstergeden hiçbir şekilde yararlanamayan yardımcı hizmetler sınıfı ile ilgili de mutlaka ek gösterge uygulamasından yararlanması için düzenleme yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    “TÜM KAMU ÇALIŞANLARINA 3600 EK GÖSTERGE”

    Yardımcı hizmetler dahil tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini istediklerini belirten Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43. maddesinin değişik (B) fıkrası ile, bu kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının, hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceleri dikkate alınarak, bu Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, memurların ek göstergeleri görev yaptıkları hizmet sınıfları ile kazanılmış hak aylıklarının bulunduğu dereceler dikkate alınarak tespit edilmekte ve görev aylıkları da buna göre ödenmektedir.”

    “SAMİMİYSE SEÇİMİ BEKLEMESİN”

    23 yıldır devlet memurlarının ek göstergelerinde genel bir düzenleme yapılmadığını söyleyen Özkan, “İktidar bu vaatlerinde samimi ise, seçim sonuçlarını beklemeden yapacağı bir düzenleme ile tüm kamu çalışanlarına söz verdiği 3600 ek göstergeyi derhal hayata geçirmelidir” dedi.

    Özkan kabul edilmesini istedikleri taleplerini ise şöyle sıraladı:

    • Ayrım gözetmeksizin tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge,
    • Çalışanlar için gelir vergisi diliminin %10’da sabitlenmesi,
    • Ek ödemelerin artırılması,
    • Ek ödemelerin emekli aylığına yansıtılması gerekmektedir.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Büro Emekçileri Sendikası: Adil bir vergi için dolaylı vergi kaldırılmalı

    Büro Emekçileri Sendikası: Adil bir vergi için dolaylı vergi kaldırılmalı

    PİRHA – Büro Emekçileri Sendikası (BES ) yaptığı açıklamada, vergi haftasını etkinliklerle kutlayacaklarını duyurdu.  BES açıklamada, “Adil bir vergi sistemi için tüketilmesi zorunlu mal ve hizmetlerden alınan dolaylı vergiler kaldırılmalıdır” denildi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES ) Genel Merkez binasında KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve BES MYK üyelerinin de katıldığı basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını Serpil Akdemir okudu. Her yıl Şubat ayının son haftası vergi haftası olarak kutlanıldığını söyleyen Akdemir, bu vergi haftası boyunca yapılan etkinliklerle verginin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi ve vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlıklarının arttırılmasının hedeflenmekte olduğunu kaydetti.

    Akdemir, “29. Vergi haftası etkinlikleri bugün başlayacak ve ay sonuna kadar devam edecektir”dedi.

    Büro Emekçileri sendikası olarak, her yıl olduğu gibi bu yılda Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından tertip edilen etkinliklere katılmayacakları kararı alındığı ifade edilen açıklamada, alternatif vergi haftası etkinlikleri düzenleme geleneğini sürdürecekleri belirtildi.

    “VERGİ HAFTASI BOYUNCA ETKİNLİKLER YAPILACAK”

    Açıklamada, Büro emekçileri Sendikası olarak vergi haftası boyunca yapacakları eylemlikler şöyle sıralandı.

    -Her ay aldıkları maaş ve ücretler ve tükettiği mal ve hizmetlerden, vergisini peşin olarak ödeyen emekçiler ve yoksul halkımız açısından, vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlıklarının arttırılmasından bahsedilemeyeceğinden hareketle, emekçiler üzerindeki vergi yükünü her geçen yıl arttıran vergi politikalarının teşhirine yönelik faaliyetler sürdüreceğiz.

    -Mevcut adaletsiz ve çarpık vergi sisteminin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesini değil doğrudan ve dolaylı vergiler yolu ile cendere altına alınan başta emekçiler ve yoksul halkımız olmak üzere tüm toplumsal kesimlere vergide adalet çağrısı yapacağız!

    2017 yılının vergi adaletsizliğinin geldiği boyutun yanı sıra vergi uygulamalarının emekçileri yoksullaştırmanın en etkili aracı haline geldiği belirtilen açıklamada, “Emekçilerin patronlardan daha fazla vergi ödedikleri bir düzen 2017 yılında da devam etmiştir” denildi.

    Vergide adalet mücadelelerini sürdüreceklerini kaydeden Büro Emekçileri Sendikası, Siyasi iktidara ve Maliye Bakanlığı’na çağrıda bulunup “ülkemizde radikal bir vergi reformu yapılması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz”denildi.

    “DOLAYLI VERGİLER KALDIRILMALI”

    Adil bir vergi sistemi için ilk aşamalar ise şöyle sıralandı.

    –  Tüketilmesi zorunlu mal ve hizmetlerden alınan dolaylı vergiler kaldırılmalıdır!

    -Birinci vergi dilimi %10’a düşürülmelidir!

    – Açlık sınırı rakamları vergiden muaf tutulmalı, yoksulluk sınırı rakamı en alt vergi diliminden vergilendirilmelidir! (2017 Aralık yoksulluk sınırı 5.238 TL’dir.-TÜRK-İŞ)

    -Bir defaya mahsus olmak üzere servet vergisi konulmalı, sonrasında herkes kazançları üzerinden adil bir vergilendirmeye tabii tutulmalıdır!

    -Rant geliri ve spekülatif kazançların vergilendirilmesi sağlanmalıdır!

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • BES’ten TTB üyelerine destek: Savaş halk sağlığı sorunudur, yaşasın barış-VİDEO

    BES’ten TTB üyelerine destek: Savaş halk sağlığı sorunudur, yaşasın barış-VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Sekreteri Aziz Özkan, TTB Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Özkan, iktidarın TTB’yi kendilerine muhalif bir yapı olarak gördüğü için kuşatma altına almaya çalıştığını söyledi. 

    Haberin videosu

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Sekreteri Aziz Özkan Türk Tabipler Birliği’ne yönelik yapılan operasyona ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Aziz Özkan, TTB’ye yapılan saldırıyı kınadıklarını belirterek,  “TTB yanında olduğumuzu buradan ifade etmek istiyoruz. TTB’ye yapılan saldırının aslında salt basit bir saldırı olarak görülmemesi gerekiyor. Çünkü TTB’nin söylediklerine bakmak gerekiyor” dedi.

    “İKTİDAR TTB İTİBARSIZLAŞTIRMAK İSTİYOR”

    TTB’nin ‘’Savaş bir halk sağlığı sorunudur’’ söylemini hatırlatan Özkan, başlatılan linç kampanyası üzerine  TTB’nin itibarsızlaştırılmak istendiğini kaydetti.

    İktidarın TTB’yi kendilerine muhalif olan bir yapı olarak gördüğü için birliği kuşatma altına almaya çalıştığını belirten Özkan, şunları ifade etti:

    “Biz KESK ve bağlı sendikalar olarak TTB’nin yanında olduğumuzu söyledik ve yanlarında durmaya devam edeceğiz. Bu saldırıyı boşa çıkaracak hamlelerle mücadelenin içerisinde olacağız. Aslında TTB’nin yaptığı açıklamada hiçbir sorun yok. Savaşın doğayı, insanı, yaşamı katlettiği ile ilgili bir söylemi üzerine başlatılan linç kampanyası var. Mevcut sivil toplum kuruluşlarından yandaş olanlara dahi desek ki savaş sizin için ne ifade ediyor? Emin olun ki; kendileri de savaşın yıkım, gözyaşı, ölüm, doğa katliamı, ücrette gerileme, açlık ve sefalet olduğunu söyleyecektir. Ama burada sınırlarımız dışında yapılan bir operasyona tek bir muhalif sesin bile çıkarılmasına izin verilmiyor. TTB nezdinde bir kümelenme, muhaliflerin birarada durmasını engelleme, çalışması yapılıyor. Biz bu mücadelenin içerisinde KESK ve KESK bağlı sendikalar olarak ezelinden beri vardık, var olacağız, Biz savaşa karşı barışı, siyaha karşı beyazı, karanlığa karşı aydınlığı savunmaya devam edeceğiz. Bundan bir adım dahi geri adım atmayacağız. Bu savaş politikalarını gittiğimiz her yerde işyerlerinde, sokakta, anlatacağız anlatmaya devam edeceğiz.”

    “SAVAŞ ZARAR VERİYOR”

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Sekreteri Aziz Özkan, savaşın topluma, insanlığa, doğaya, emeğe, zarar verdiğini vurgulayarak, “Savaş bir halk sorunudur. Bu sorunu ortadan kaldırmak için yaşasın barış diyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA