Etiket: cafer yıldız

  • ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Biz Aleviler tüm demokratik dinamikler ile birlikte güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla düzenlenen Demokrasi Konferansı, Aleviler cephesinden değerlendirildi. PİRHA’ya konuşan Alevi katılımcılar bu konferansın demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğu vurgusu yaparak, Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına mücadeleye devam edeceklerini söylediler.

    İstanbul’da 200’ü aşkın bileşenin katılımıyla ‘Büyük Demokrasi Konferansı’ düzenlendi.

    Konferansın bileşenleri arasında Aleviler de yer aldı.

    İstanbul’da düzenlenen ‘Büyük Demokrasi Konferansı’na katılan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek, DAD Basın sekreteri Bülent Felekoğlu, Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, konferansı Aleviler cephesinden ele alarak PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundular.

    “BİZ ALEVİLER OLARAK DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ORTAKLAŞMAK İÇİN BURAYA GELDİK”

    Demokrasi Konferansı’nın Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin çok önemli ayaklarından bir tanesi olduğunu belirten Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eğer Türkiye’de demokrasi mücadelesi gelişecekse böyle yapılarla gelişecek ve büyüyecek. Ülkenin dört bir yanında çığlıklar yükseliyor. Dolayısıyla bu çığlıkların güçlü bir sese dönüşmesinin yolu bu tür çalışmaları Türkiye’nin her tarafına yaymaktan geçiyor. Biz Aleviler de, demokrasi mücadelesi veren diğer yapılarla bir arada olmak ve demokrasi mücadelesinde ortaklaşmak için buraya geldik. Ben konuşmacıları ve katılımcıları dinlediğimde içimden ‘Evet bu sefer olacak gibi’ dedim.”

    “BÖYLE BİR DÖNEMDE ÇOBAN ATEŞLERİ YAKMAK ÇOK DEĞERLİ”

    Demokrasi Konferansı’nın çok önemli ve değerli bir konferans olduğuna dikkat çeken Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gülçiçek de, Demokrasi Konferansı’nı, bir araya gelme ve birlikte mücadele etme sürecini 1980’den sonraki sürece benzettiğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Türkiye’deki ‘ötekiler’ dediğimiz Kürtler, Aleviler, son 10 yıl içerisinde toplum tarafından ötekileştirilenler ve demokrasi çıtasının her gün biraz daha yerlerde süründüğü, mafyokrasi dediğimiz yeni sistemin egemen olmaya çalıştığı bir dönemde çoban ateşleri yakmak çok değerli. Burada ifade edilen İkizdere’den çevrecilere kadar, gençlerden LGBT+ bireylere kadar herkesin ortak talebini bir çatı altında toplamak, hem ülkeye hem dünyaya tek ses olarak haykırmak çok değerli ve çok önemli. Buradaki çalışmaların her tarafa yayılmasını umuyorum.”

    Gülçiçek, Koçgiri bölgesi şahsında genel bir değerlendirme yaparak, “Asimilasyon sonucu geldiğimiz nokta, demokrasinin olmadığı, tek sesin, tek tipin olduğu her yerde diğerlerinin kendini ifade etmesi gerçekten çok zor” dedi.

    “DEMOKRASİYİ, REFAH İÇERİSİNDE YAŞAMANIN YEGANE KRİTERİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Bu toprakların bir çok inancın ve halkın bir arada yaşadığı topraklar olduğuna ve bunların ülkenin zenginlikleri olduğu değerlendirmesinde bulunan Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, şunları söyledi:

    “Eğer bu ülkeyi yönetenler bu zenginliğin farkına varır ve bu yönde bakış açısı geliştirirlerse bu mozaik, bu farklılıklar bize gerçekten daha iyi şartlarda yaşamanın, daha özgür bir yaşamın ve kendimizi daha iyi ifade etmenin zeminini oluşturabilir. Ancak milliyetçi ve baskıcı bakış açıları ve yönetim biçimleri bu topraklardaki yaşamımızı gerçek anlamda zehir ediyor ya da bize zulmediliyor algısını oluşturuyor. O nedenle Demokrasi hepimiz için vazgeçilmez temel bir ihtiyaç.

    Biz Divriği Kültür Derneği olarak, iki yıl önce ‘Acil Demokrasi’ temasıyla bir genel kurul yaptık, sonuç bildirgesi yayınladık. Demokrasiyi, huzurlu refah içerisinde yaşamanın yegane kriteri olarak görüyoruz. Bu sebeple Demokrasi Konferansı’nın bir bileşeni olduk. Bu topraklarda demokrasiyi sonuna kadar yaşayacağımız günleri hep birlikte inşa etmeyi umut ediyorum.”

    “BİZ KADINLAR, HAKLARIMIZDAN, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kadınları temsilen de konferansta bulunduğunu söyleyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Demokrasi Konferansı’nı hem Aleviler hem de kadınlar cephesinden şu ifadelerle değerlendirdi:

    “Bu coğrafyada kadınlar, hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar, katlediliyorlar, şiddete maruz kalıyorlar ve temel haklarından yoksun haldeler. Alevi kadınlarının bu yoksunluğunun üzerine biraz da inançsal anlamda ötekileştirilmeleri sorunu da ekleniyor. Dolayısıyla biz alevi kadınlar için, kadın olmak, bu ülkede yaşıyor olmak daha da zor bir hale geliyor, her geçen gün daha da zorlaşıyor. O yüzden biz haklarımızdan, özgürlüklerimizden ve İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “GERÇEK DEMOKRASİ OLUŞMADAN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZI ALAMAYACAĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Konferansın oluşum sebebini “Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamaların insanlara fazlasıyla yansıması ve herkesin bundan rahatsız olması” ifadeleriyle tanımlayan  Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise Alevilerin de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, kuruluşundan bugüne kadar yok sayılan, inkar edilen, asimilasyon politikalarına ve katliamlara maruz kalan yanlarıyla en çok anti demokratik uygulamalara uğrayan bir toplum olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Aleviler olarak derdimiz mücadelemizde karşılık bulmayan taleplerin demokrasi içerisinde diğer güçlerle ortaklaşa verilecek mücadele ile taleplerimize ulaşabilmek. Cumhuriyet tarihinde biz Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanımayanların ilerleyen süreçte de tanımayacağını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de gerçek demokrasi oluşmadan eşit yurttaşlık hakkımızı alamayacağımızı biliyoruz. Bundan sonraki sürecin yerellerde hayat bulup, tüm Türkiye’de bir demokrasi mücadelesinin sürdürülmesi konusunda çalışmalarımız olacak. Diğer güçlerle birlikte Türkiye’de demokrasiyi kurmak adına yürüttüğümüz faaliyetlerimiz devam edecek.”

    “BİZ ALEVİLER DEMOKRATİK DİNAMİKLER İLE BİRLİKTE GÜÇLÜ BİR SÜREÇ YÜRÜTMEK İSTİYORUZ”

    DAD Basın Kekreteri Bülent Felekoğlu da bu sürecin Aleviler için önemli bir süreç olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Demokrasi dinamikleriyle güçlü ortaklaşmalar yaşamak açısından bizim için önemli. Biz Aleviler, yaptığımız forum içerisinde izlediğimiz süreç gibi Türkiye’nin tüm demokratik dinamikleriyle güçlü bir süreç yürütmek istiyoruz. Demokrasi Konferansı bunun için bir fırsat. Birçok dinamikle bir araya gelme fırsatımız oldu ve bunu geliştirerek, güçlendirerek yerel ayaklarını da oluşturabilirsek, Türkiye’de gidecek olanlara kapıyı gösterecek ve gelecek olanlara da ışık olabilecek bir süreci birlikte başarabiliriz. Demokrasi Konferansı bu anlamda bir birlikte çalışma başarısı ve birlikte çalışmanın öğreticiliği ile devam ediyor. Başarılarımız ve başarısızlıklarımız bizim birlikte ders çıkardığımız süreçtir.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Körfez Divriğililer Grubu dayanışma etkinliği gerçekleştirdi

    Körfez Divriğililer Grubu dayanışma etkinliği gerçekleştirdi

    PİRHA- Balıkesir Edremit Körfezi’nde yaşayan Divriğililer Zeytinli’de 2. pilav günü etkinliğini ‘Mavi Deniz Temiz Körfez’ teması ile gerçekleştirdi. Etkinlikte konuşan Divriğililer Derneği Başkanı Cefer Yıldız, kaynakların AKP döneminde ranta açıldığının altını çizdi. 

    Balıkesir Edremit Körfezi’nde yaşayan Divriğililer bir araya gelerek kurmuş oldukları Körfez Divriğililer Dayanışma Grubu, Zeytinli’de 2. Pilav günü etkinliğini ‘Mavi Deniz Temiz Körfez’ teması ile gerçekleştirdi.

    “YERALTI VE YERÜSTÜ KAYNAKLARI AKP DÖNEMİNDE RANTA AÇILDI”

    Grup üyesi İsmail Çınar’ın sunumunu yaptığı etkinlikte Grup adına Mustafa Özkan’ın konuşmasının ardından, Körfez çevre platformundan temsilciler ve Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız konuştu. Yıldız, konuşmasında; yeraltı-yerüstü kaynaklarımızın AKP iktidarı boyunca ranta açıldığını, doğanın talan edildiğini, Divriği de, Mursal da, Kaz Dağları’nda aynı durumun yaşadığını söyledi. Divriğililerin örgütlülüğünden ve yaşadıkları bölgedeki sorunlara müdahil olmasından mutluluk duyduğunu ifade eden Yıldız, Divriği’den ve Körfez’den yola çıkarak İstanbul seçimlerine katkı sunan hemşehrilerine teşekkür etti.

    Cumhuriyet Halk Partisi Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Balıkesir ve İzmir Milletvekilleri de Pilav Gününe katıldılar. Yaklaşık 500 kişilik bir katılımla gerçekleşen etkinlik türküler, halaylar ve misafirlere pilav ikramı ile devam etti. (HABER MERKEZİ)

  • Divriğililer altın madenine karşı yürüdü: Siyanürlü altın istemiyoruz-VİDEO

    Divriğililer altın madenine karşı yürüdü: Siyanürlü altın istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Mursal Köyü’nde yöre halkının tüm tepkilerine rağmen altın arama sondaj çalışmaları protesto edildi. Divriği Kültür Derneği, Mursal’da bulunan altın madenine karşı düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasıyla madene olan tepkilerini bir daha haykırdı.

    Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Mursal Köyü’nde yöre halkının tüm tepkilerine rağmen 3 Eylül’de altın arama sondaj çalışmaları başlatıldı.

    Divriği Kültür Derneği, bugün Mursal’da bulunan altın madenine karşı düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasıyla madene olan tepkilerini bir kez daha haykırdı.

    Divriği Kültür Derneği’nin öncülük ettiği yürüyüşe ve basın açıklamasına birçok çevre ve yöre derneği, siyasi parti temsilcileri, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şubesi’nden Hüseyin Özcan ve Divriğililer destek verdi.

    “Toprağıma, suyuma, sağlığıma, Divriği’ye dokunma” pankartı açıldığı eylemde “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine”, “Divriği’nin üstü altından değerlidir”, “Diren Divriği”, “Doğa bize muhtaç değil biz doğaya muhtacız”, “Toprağıma, taşıma, yaşam hakkıma dokunma”, “Diren Mursal”, “Mursal’da dokunma”, “Ölümün gölgesinde özgür yaşanmaz”, “Divriği’de doğa ve tarih katliamına hayır”, “Toprağına, suyuna, memleketine sahip çık”, “Dost dost diye nicesine sarıldım benim sadık yarim kara topraktır”, “Doğa gençlere kuvvet, yaşlılara hikmet verir”, “Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz” yazılı dövizler taşındı.

    Sık sık “Siyanür kanserdir siyanüre hayır”, “Toprağıma, suyuma Divriği’ye dokunma”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Direnen direnen kazanacağız”, “Siyanür ölümdür yaşamı savun”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Siyanürlü altın istemiyoruz”, “Diren Divriği bu halk seninle”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı.

    İlçe meydanından yürüyüşe başlayan Divriğililer çarşıdan geçerken alkışlar ve ıslıklarla karşılandı.

    İlçe merkezinden Divriği’nin girişindeki hastaneye kadar yürüyüş yapıldı. Hastane girişinde araçlarla Mursal köyüne giden Divriğililer burada pankart ve dövizlerini yeniden açarak sloganlarına devam ettiler. Mursal Köyü’nün girişinden Ozan Ali Kızıltuğ’un mezarına kadar sloganlar ve alkışlar eşliğinde yürüyen kitle basın açıklamasını burada gerçekleştirdi.

    BÖLGE DİVRİĞİ’NİN YAŞAM KAYNAĞI

    Burada tüm katılımcılar adına basın metnini Mursal Köyü’nü temsilen Aşur Eylen okudu.

    Divriği’nin binlerce yıllık geçmişe sahip bir medeniyetler mirası olduğuna vurgu yapan Eylen, Divriği’nin bağrındaki tüm demir cevherini ülkeye sunduğunu belirtti.

    Divriği’nin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Eylen, madenin yapılmak istendiği bölgenin Divriği’nin su kaynağı olan bir bölge olduğunu, Divriği’nin içme ve tarımsal sulama suyunun bu bölgedeki barajdan sağlandığını ifade etti. Bölgede tarımsal üretim ve hayvancılığın yapıldığını söyleyen Eylen, “Divriği’nin yaşam kaynağıdır, can damarıdır. Bu faaliyet ilçemize ve bölgeye telafisi mümkün olmayan acılar yaşatacaktır. Bu acının tüm ülke tarafından hissedilmesini, feryadımızın duyulmasını istiyoruz. Çünkü Divriği’nin bu ülkenin her hanesinde sağladığı demir ile hakkı vardır” dedi.

    “BÖLGE İNSANSIZLAŞACAK”

    Bu altın madeninin durdurulmadığı taktirde Divriği İçme Suyu Projesi’nin çöpe gideceğini ifade eden Eylen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Altının sondajlarla aranması sırasında sondaj kimyasallarının fay kırıklarından yer altı sularına karışması ile içme sularının kirlenme riski vardır. Ayrıca işletme sürecindeki delme ve patlatmalar ile ortaya çıkan toz ve gürültü Mursal dahil bölgedeki köyleri artık yaşanılamaz hale getirecek ve bölge insansızlaşacaktır. En önemlisi altının topraktan ayrıştırılması sırasında kullanılan siyanürün toprağa sızması, su kaynaklarına karışması ise telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir.”

    “YAŞAMIMIZI SAVUNACAĞIZ”

    Divriğililer olarak siyanürle altın aramaya karşı olduklarını dile getiren Eylen, “Yaşamımızı, suyumuzu, toprağımızı savunacağız. Bir ton toprakta muhtemel bir gram altını bulmak için, vazgeçilmez yaşamsal bir değerlerimiz olan doğamızın, suyumuzun, sağlığımızın yok edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    SONDAJ YAPILAN BÖLGE HAVZAYA 200 METRE MESAFEDE

    Maden Tetkik Arama (MTA) ekiplerinin Temmuz ayının sonunda köye girme girişimlilerinin Divriğililer tarafından engellendiğini hatırlatan Eylen, MTA ekiplerinin 3 Eylül gece yarısı saat 04:00’te jandarma korumasında girdiklerini belirterek şöyle devam etti:

    “3 Eylül 2018 tarihinde Mursal Köyü Tüzel Kişiliği tarafından Divriği Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bilirkişi vasıtası ile delil tespiti talebi yapılmıştır. Yine Mursal Köyü Tüzel Kişiliği tarafından 10 Eylül 2018 de Sivas İdari Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması istemi ile Sivas Valiliği aleyhine dava açılmıştır. 8 Ekim’de Harita Mühendisi’nin bilirkişi raporu, 15 Ekim’de de Çevre Mühendisi’nin bilirkişi gelmiştir. İçme ve Kullanma Suyu Havzalarının Korunması Yönetmeliği’ne göre maden arama ve sondaj noktasının 300 metreden az bir mesafede olması gerekirken bu rapora göre sondaj yapılan noktalardan biri havzaya 200 m mesafededir. Bu durum bile çalışmaların durması için yeterlidir.”

    “RANTÇI YAKLAŞIM ASLA KABUL EDİLEMEZ”

    “Eğer toprağın altındaki ekonomik değer üzerindekinden fazlaysa maden işletilebilir” şeklindeki kültürel değerden, doğadan uzak, rantçı yaklaşımın asla kabul edilemeyeceğine dikkat çeken Eylen, “Bizler yurttaş olarak toprağımıza, havamıza, suyumuza, sağlığımıza, yaşamımıza doğrudan saldırı olarak değerlendirdiğimiz bu girişimi reddediyoruz ve anayasadan, evrensel insan haklarından aldığımız meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağız” şeklinde konuştu.

    “BU TOPRAKLARIN ÜZERİNDE YAŞADIK ALTINA DA GÖMÜLMEK İSTİYORUZ”

    Yabancı sermayeli maden şirketlerinin menfaatine olan ve toplumda telafisi mümkün olmayan yaralar açacak bu sömürge madenciliğine karşı olduklarını haykıran Eylen, buna karşı direneceklerini belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Bu direniş siyaset üstü, inanç üstü bir direniştir. Bu bir insanlık davasıdır, var olma davasıdır. Bu mücadelede tüm duyarlı kamuoyunu ve tüm Divriğilileri yanımızda görmek istiyoruz. Biz bu toprakların üzerinde yaşadık altına da gömülmek istiyoruz. Biz Divriği’yi geçmiş medeniyetlerden emanet aldık, geleceğe, çocuklarımıza, torunlarımıza emanetleri ile birlikte miras olarak bırakmak kararlılığındayız. Atalarımızın bize bıraktığı bu aziz hatıraya saygı gösterilmesini istiyoruz. Bizim madenimiz kirlenmemiş yüreklerimizde. Bu ses bizim, bu davet bizim, bu topraklar hepimizin.”

    “ÇOK YANLIŞ BİR PROJE”

    Eylen’in arkasından Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök söz aldı. Gök, buradaki altın madeni sorununu sadece Mursal’ın sorunu olarak görmenin sorunu küçülttüğünü, bu sorunun Divriği’nin sorunu olduğunu kaydetti. Altın madeni projesinin Divriği’deki içme suyu sorununun üzerine sorun eklediğini söyleyen Gök, “Bu proje çok yanlış bir projedir” dedi. Gök, birlikte mücadele etmek gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

    “ÇETİNKAYA’NIN HER TARAFINDAN ZEHİR AKIYOR”

    Çetinkaya Beldesi Eski Belediye Başkanı Gazi Şentürk de, Çetinkaya’da bulunan maden ocağından dolayı yaşadıkları sorunları anlattı.

    “Çetinkaya’nın her tarafından zehir akıyor. Bazı insanlar işe alınarak ödüllendirildi. Ama sularımız zehirlendi. Çetinkaya”an Fırat’a kadar balıklarımız ve geyiklerimiz ölüyor. Meyve ağaçları hep kurudu. Hastalıktan geçilmiyor. Hayvanlar telef oluyor” diyen Şentürk, daha önceden halka bunların olabileceğini anlattıklarını ancak halkın anlamadığını şimdi ise hayvanları telef olmaya başlayınca halkın da anlamaya başladığını kaydetti. Şentürk, herkese duyarlı olma çağrısında bulundu.

    PİRHA/SİVAS

     

     

  • Divriğililer, Mursal’da altın madenine karşı yürüyüş yapacak-VİDEO

    Divriğililer, Mursal’da altın madenine karşı yürüyüş yapacak-VİDEO

    PİRHA- Sivas Divriği’ne bağlı Mursal’da yapılmak istenen altın madeni aramalarına karşı Divriği Kültür Derneği öncülüğünde köy dernekleri 29 Ekim’de Mursal’da yürüyüş yapacak. Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, “Karadenizli kadınların direncini, diğer bölgelerde çevre katliamına karşı halkın gösterdiği direnci bizler de göstermek zorundayız” dedi. 

    Maden Tetkik Arama Müdürlüğü, İl Tarım Müdürlüğü’yle sözleşme imzalayarak Sivas’ın Divriği İlçesi’ne bağlı Mursal Köyü’ndeki 23 dekarlık mera alanında polimetal (çoklu metal) rezervi aramak için sondaj çalışması kararı başlattı.

    27 Temmuz günü alınan karar sonrası bölgeye giden Maden Tetkik Arama (MTA) görevlileri, köylülerin direnişiyle karşılaştı. Sondaj çalışması için gelen ekipleri köylerine sokmamak için günlerce nöbet tutan köylüler STK’ların desteğiyle yürütmenin durdurulması için Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Köylülerin karşı çıkmasına rağmen MTA ekipleri, 3 Eylül günü sabaha karşı jandarma ekipleriyle bölgeye giderek sondaj çalışmalarına başladı.

    Divriği Kültür Derneği üyeleri ile köy dernekleri çalışmaların başladığından bugüne çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştirmişti. 29 Ekim’de de Divriği Mursal’da yürüyüş gerçekleştireceklerini söyleyen Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, “Karadenizli kadınların direncini, diğer bölgelerde çevre katliamına karşı halkın gösterdiği direnci bizler de göstermek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    DİVRİĞİ’DEKİ MADEN SAHALARINDA 4 BİN YILLIK TARİH

    Yıldız, “Bu bizim bölgemiz için yeni bir durum. Ama yakın bölgemizde zaten halihazırda İliç Çöplerde, Kangal Bakırtepe’de altın madeni işletiliyor. Ve onların yan etkilerini de yerinde inceleyerek gördük. Bölgede yaşayan insanlarla konuştuk. Doğalarına, sularına, gıdalarına nasıl zarar verdiği öğrendik. Aynı sonuçta yüzleşmemek adına bizlerde bu altın madeninin çıkartılmasına karşıyız” dedi.

    Sadece bu sebepten dolayı da değil. Yıldız, 4 bin yıla yakın bir tarihi geçmişi olan Divriği’de altın madeni işletildiğinde bu mirası kaybetmekten korktuklarını söyledi.

    Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Asurlular, Bizanslılar, Memlüklüler gibi birçok medeniyet gelmiş, Divriği’de gelmiş konmuş gitmiş. Çeşitli saldırılara uğramış, yakılmış yeniden yapılmış. Ve Selçuklular oraya Divriği’ye çok değerli eserler bırakmışlardı. Gün yüzüne çıkmamış daha birçok değerimiz bu altın madeni aramalarında yok olabilir.”

    DİVRİĞİ’NİN İÇME VE SULAMA SUYU BU BÖLGEDEN SAĞLANIYOR

    Yıldız, ayrıca altın madeni aranmak istenilen yerin Divriği’nin hem sulama suyunu hem de içme suyunu karşılayan bir bölge olduğuna dikkat çekti.

    Yıldız, “Vadide aşağı yukarı 20’e yakın köy bu yaşam kaynağından besleniyor. Divriği’nin tamamının içme suyu buradan geliyor. Bu içme suyu projesi Cumhurbaşkanı’nın seçimlerden sonra açıkladığı 100 günlük eylem planı çerçevesinde Divriği’nin içme suyunu da devreye alacağız dediği projedir. Bu altın madeni işletmeye alındığında bu kaynak artık içme suyu değil kullanma suyu dahi üretemeyecek. Dolayısıyla kendi elleriyle yaptıkları bu projeyi çöpe atıyorlar.” ifadelerini kullandı.

    MADENE KARŞI EYLEMLER DÜZENLENDİ

    Yıldız, tüm bu nedenlerden dolayı Temmuz ayından bu yana maden aranması amacıyla sondaj çalışmalarına başlatılmasına tepki olarak yaptıkları eylem ve etkinliklerden bahsetti:

    “25 Temmuz’da MTA bölgeye girmek istediğinde Divriği halkının bir direnciyle karşılaştı. Avukat, yapmak istedikleri ile evrakların uyuşmadığını fark edince bir bekleme süreci oluştu.

    Bunun ardından 1 Ağustos’da Divriği’ye giderek burada çalışmamasına rağmen Bakırtepe’deki altın madenini harıl harıl çalıştığını gördük. Koskocaman bir siyanür havuzu bir maden çukuru gördük. Doğadan temizlenmesi de çok mümkün olmayan bir malzeme siyanür. Bundan ciddi anlamda endişe ediyoruz.

    Bunun gerçekleşmemesi için de 24 Ağustos’da Divriği’de miting, konser gerçekleştirdik. Bir basın bildirisi hazırladık. Kurban bayramıydı ve çok kalabalıktı.

    İnsanlar bayramdan sonra kentlere dönünce Divriği yalnızlaşınca hani derler ya, ‘Kurt dumanlı havayı sever.’ 3 Eylül gece yarısı saat 04.00’de jandarmalar, kolluk kuvvetleri eşliğinde sondaj ekipleri Mursal köyüne girdi. Ve orada adı konulmamış bir sıkıyönetim ilan edildi. Köy yolunda insanlara çevirme uygulandı. Aynı gün Mursal köyü tüzel kişiliği Divriği Sulh Ceza Mahkemesi’ne bilirkişi talep etti. Sondaj yapılan yer uygun mu diye alanında yetkin 4 bilirkişi görevlendirildi. 5 Eylül’de sahada inceleme yapan bilirkişilerin raporları gelmeden çalışmalar devam etti. Bunun üzerine biz çalışmaların devam etmesi üzerine 5 Eylül’de İstanbul’da bir basın açıklaması yaptık.”

    29 EKİM’DE MURSAL’DA YÜRÜYÜŞ

    Şu anki süreçte sondaj çalışmalarının hala devam ettiğini hatırlatan Yıldız, “Bu madenin ne Divriği’ye ne ülkemize hiçbir faydası olmadığı inancındayız. Aksi takdirde biz bundan gerçekten rahatsızlık duymayız. Çünkü Divriği aynı zamanda memleketin demir ihtiyacının yüzde 70’e yakın kısmını uzun yıllar boyunca karşılamış. Bağrındaki demiri sunmuştur bu ülkeye” ifadelerini kullandı.

    “Ama altın hiç kimseye lazım değil. Yeterli miktarda dünya yüzeyinde var. Bu sadece uluslararası sömürge madencilerinin Londra’daki güçlerini pekiştirmek için kullandıkları bir meta. Bizim yaşam alanımızı ortadan kaldırmak pahasına bu madencilik faaliyetinin yürütülmesine asla razı değiliz” diyen Yıldız, tüm bu nedenlerden dolayı köy dernekleri ve Divriği Kültür Derneği olarak 29 Ekim’de Mursal’da yürüyüş gerçekleştireceklerini söyledi.

    ÇEVRE KATLİAMINA KARŞI DUYARLILIK ÇAĞRISI

    Bu çerçevede Cumartesi günü İstanbul’dan hareket ederek Divriği’ye gideceklerini söyleyen Yıldız, Divriği’de yapılacak kısa bir yürüyüşün ardından Mursal’a gidecekler. Mursal’da altın madenine karşı açıklama yapacaklarını söyleyen Yıldız, “Bütün amacımız kamuoyunun dikkatini, ilgisini Mursal’a çevirmek. Bir farkındalık yaratmak. Divriği bizim feda edebileceğimiz bir yer değil.” dedi.

    Divriğililere de çağrıda bulunan Yıldız, “Biz geliyoruz. Bizi önemseyin. Memleketinizi önemseyin. Hep birlikte orada bir direnç oluşturalım. Yasal hakkımızı kullanalım. Karadenizli kadınların direncini diğer bölgelerde çevre katliamına karşı halkın gösterdiği direnci bizler de göstermek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

    Divriği’de düzenlenecek yürüyüşe Cumartesi günü İstanbul’dan arabalar kaldırılacak.

    Gitmek isteyenler Divriği Kültür Derneği Genel Sekreteri Aslan Kılıç’ı (05413644607) arayarak otobüs rezervasyonlarını yaptırabilirler.

    Sevim KAHRAMAN/İSTANBUL