Etiket: çağdaş gazeteciler derneği

  • Basın meslek örgütleri: ‘Özgür basın, özgür toplum demektir’ demeye devam edeceğiz-VİDEO

    Basın meslek örgütleri: ‘Özgür basın, özgür toplum demektir’ demeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Basın meslek örgütleri, Ankara’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Tutuklu gazetecilerin vurgulandığı açıklamada, “Gazetecilere bedel ödettirmekten bir an önce vazgeçilmeli ve bunun sadece gazetecilere değil aynı zamanda demokrasiye de bir bedeli olduğu unutulmamalıdır.  ‘Gazetecilik suç değildir’ ve ‘Özgür basın özgür toplum demektir’ demeye devam edeceğiz“ denildi.

    Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında tutuklu gazetecilere dair Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı.

    Açıklamaya CHP Milletvekili Utku Çakırözer ve DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da destek verdi.

    “TÜRKİYE, TUTUKLU GAZETECİ AYIBINDAN BİR AN ÖNCE KURTULMALIDIR”

    “Adalet ve demokrasi arıyoruz” diyen basın emekçilerinin yaptığı açıklamada, “Türkiye, basın ve ifade özgürlüğü açısından zor günlerden geçiyor. Basın özgürlüğü endeksinde biraz daha gerileyerek 180 ülke içerisinde 159’uncu olmamız elbette tesadüf değil. Biz aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri ve üyesi gazeteciler, bu tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Haberlere erişim yasaklarının getirildiği, sansürün ve ekonomik cezaların RTÜK ve Basın İlan Kurumu gibi kurumlarla normalleştirildiği, oto sansürün olağan bir hal aldığı, güvencesiz ve sendikasız çalışmanın yaygınlaştığı, açlık ve sefalet ücretleriyle gazetecilerin yaşamaya mecbur bırakıldığı, akreditasyon uygulamalarının yaygınlaştığı günlerden geçiyoruz. Tüm bu ağır tabloda; mitinglerde görev alan gazetecilere, haber peşinde koşan gazetecilere, eleştirel yazılar kaleme alan gazetecilere çeşitli yasal düzenlemelerdeki zorlama gerekçelerle gözaltı ve tutuklamalar yapılmakta; ev hapsi kararları uygulanmaktadır. Türkiye, haberi gözaltına alma ve tutuklu gazeteci ayıbından bir an önce kurtulmalıdır” denildi.

    “MESLEKTAŞLARIMIZI ‘OLASI SUÇLU’ OLARAK GÖSTERMEKTEN VAZGEÇİLMELİ”

    Yaşanılan bu tablonun halkın haber alma hakkının önüne geçtiğini, düşünce ve ifade özgürlüğünün geliştirilmesine engel olduğunu belirten basın emekçileri, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

    “Terörle Mücadele Kanunu, Dezenformasyon Kanunu, Siber Güvenlik Yasası gibi bir dizi yasa ile hedef alınan gazetecilik mesleği, bugün etki ajanlığı ve gündemde tartışılan farklı düzenlemeler ile yine hedef alınmaya çalışılmakta ve yeni tutuklamalar ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Adalet Bakanlığı’na ve hükümete sesleniyor ve Anayasal güvence altında olan basın ve ifade özgürlüğüne karşı yasal girişimleri durdurup, demokratik bir rejim için düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyoruz. Gazetecilik mesleği hedef alınmaktan, meslektaşlarımızı ‘olası suçlu’ olarak göstermekten vazgeçilmeli, demokratik rejimlerde olduğu gibi mesleğimizin saygınlığı ifade özgürlüğü ile geri kazandırılmalıdır.

    Bugün genç meslektaşlarımız mesleğimizi yapmaktan kaçınmaya başlamışsa bunun ana sebebi önce bu saydığımız anti-demokratik düzenlemeler ve güvencesizliktir. Gazetecilere bedel ödettirmekten bir an önce vazgeçilmeli ve bunun sadece gazetecilere değil aynı zamanda demokrasiye de bir bedeli olduğu unutulmamalıdır.  ‘Gazetecilik suç değildir’ ve ‘Özgür Basın Özgür Toplum demektir’ demeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ÇGD: Toplumun tüm kesimlerini hedef alan ‘Etki ajanlığı’ yasasından vazgeçin!

    ÇGD: Toplumun tüm kesimlerini hedef alan ‘Etki ajanlığı’ yasasından vazgeçin!

    PİRHA-Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), etki ajanlığı yasasına tepki göstererek yazılı açıklama paylaştı. Yapılan açıklamada, “Demokrasimize darbe vuracak, gazetecileri, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun tüm kesimlerini hedef alan bu yasal düzenlemeden vazgeçin” denildi.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanacak ‘Etki ajanlığı’ yasasına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “YENİ BİR SUÇ OLUŞTURULUYOR”

    ÇGD’nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanacak yasa teklifinin 16. Maddesi ile ‘Devletin güvenliği veya siyasal yararları aleyhine suç işleme’ adı altında yeni bir suç oluşturulmaktadır. Gündemdeki yasal düzenleme ‘soyut’ ve ‘belirsiz’ komisyon toplantılarında da endişelerin ifade edildiği gibi; ileride yanlış ve telafisi zor uygulamalara yol açabilecek niteliktedir.

    Yeni getirilen düzenleme ile gazeteciler; ekonomi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi başlıklarda haber yaptıklarında ‘suç işlemiş’ sayılabilecek, ‘casusluk’ ile suçlanabilecektir. Yasanın hukuki sıkıntıları hukukçular, sivil toplumla ilgili sıkıntıları STK’lar tarafından sıklıkla dile getirilmektedir. Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz; demokrasimize darbe vuracak, gazetecileri, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun tüm kesimlerini hedef alan bu yasal düzenlemeden vazgeçin!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hukukçulardan avukatların gözaltına alınmasına tepki: Savunma susmadı, susmayacak-VİDEO

    Hukukçulardan avukatların gözaltına alınmasına tepki: Savunma susmadı, susmayacak-VİDEO

    PİRHA- Savunmaya Özgürlük Platformu, 2 Temmuz sabahı İstanbul’da ev baskını ile gözaltına alınan ÇHD İstanbul Şube Yöneticisi Av. Naim Eminoğlu ve ÇHD üyesi Av. Doğa İncesu’nun gözaltına alınmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada,”İktidarın muhalif avukatlık pratiğine tahammülsüzlüğünün bilincindeyiz. Yaratmaya çalıştığı biat eden savunmanlığı reddediyoruz” denildi. 

    Hukuk örgütleri, 2 Temmuz sabahı İstanbul’da ev baskını ile gözaltına alınan ÇHD İstanbul Şube Yöneticisi Av. Naim Eminoğlu ve ÇHD üyesi Av. Doğa İncesu’nun gözaltına alınmasını protesto etmek için basın açıklaması yaptı.

    Savunmaya Özgürlük Platformu tarafından ÇHD Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamada avukatlar arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklama metnini platform adına Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarından Murat Yılmaz okudu.

    “SİYASİ İKTİDARIN MUHALİF AVUKATLIK PRATİĞİNE TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜNÜN BİLİNCİNDEYİZ”

    Murat Yılmaz, “Her gün adliyede mesleki faaliyetlerini sürdüren meslektaşlarımızın ifadeleri davet edilerek alınabilecekken, sabaha karşı ev baskınıyla gözaltına alınmış olmaları kabul edilemezdir” diyerek şöyle devam etti:

    “Keyfi ve hukuksuz uygulamaları her alanda yönetme biçimi olarak dayatan siyasi iktidar, çok açıktır ki bu hukuksuzluğa karşı çıkan avukatları da hedefine almaktadır. Derinleşen yönetememe krizi, toplumsal muhalefete ve onun demokratik kazanımlarına dönük saldırıları beraberinde getirmektedir. Meslektaşlarımızın da içinde yer aldığı gözaltıların nedeni tam da budur. Adil yargılanma hakkının çiğnendiği, hukuki güvenceden yoksunluğun olağanlaştığı günümüzde, yürütmenin yargıya açıktan talimat verdiğini görmekteyiz. Fakat tüm bunlara rağmen, halkın demokratik kazanımlarına sahip çıkarak, ekonomik, siyasi, kültürel, akademik alandaki tüm haksız uygulamalara ve hukuksuzluklara karşı direnmekteyiz. İşçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin yanında saf tutan avukatlık pratiğimizin, hukuk mücadelesi geleneğimizin hedef alındığının farkındayız. Siyasi iktidarın muhalif avukatlık pratiğine tahammülsüzlüğünün bilincindeyiz. Yaratmaya çalıştığı biat eden savunmanlığı reddediyoruz. Mesleki faaliyetlerimizi hak temelli, ezilenlerden yana sürdürmeye devam edeceğiz. Siyasi iktidarın tüm bu saldırılarına karşı mücadelemizde asla geri adım atmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.”

    “Savunma susmadı, susmayacak” diyen Murat Yılmaz, gözaltına alınan avukatların serbest bırakılmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Basın örgütlerinden 10 Ocak açıklaması: Basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi sürdüreceğiz

    Basın örgütlerinden 10 Ocak açıklaması: Basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi sürdüreceğiz

    PİRHA- Basın örgütleri, 10 Ocak Gazeteciler Günü nedeniyle mesajlarını paylaştı. Açıklamalarda, basın ve ifade özgürlüğü için mücadele vurgusu yapıldı.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, Türkiye’de 1961 yılında gazetecilerin mücadelesi ile basın çalışanlarının haklarını yasal güvenceye alan 212 Sayılı Kanunun, 10 Ocak 1961 yılında Resmî gazetede yayınlanarak yasalaşması sonrası “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. Ancak yaşananlar ve yapılan uygulamalar nedeniyle 10 Ocak daha çok “çalışan gazeteciler” değil, “mücadele” günü olarak tanımlanıyor.
    Basın örgütleri, konuya ilişkin mesajlarını paylaş

    DİSK Basın-İş: “HAPİSTEKİ GAZETECİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ, UYDURMA GEREKÇELERLE GASP EDİLİYOR”

    DİSK Basın-İş yaptığı açıklamada, bu senede 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün basın özgürlüğü açısından karanlık bir tablo olduğunu belirterek, “Bugünü maalesef bir kutlama günü olarak değil, tutuklu üyemiz Dicle Müftüoğlu başta olmak üzere cezaevinde esaret altındaki meslektaşlarımızla dayanışmak ve basın özgürlüğü için verdiğimiz mücadeleyi daha da büyütmek için vesile olarak görüyoruz.

    Ekonomik krizin etkisi ve artan siyasi kutuplaşma, Türkiye’de asgari ücretin olağan ücret haline geldiği medya sektöründeki krizi her geçen gün daha fazla derinleştiriyor. İktidar tarafından basın ve ifade özgürlüğüne nefes aldıracak bir yaklaşım ve mevzuat ortaya koyulmazken, gazetecilerin özlük hakları, iş güvencesi ve refah düzeyi açısından da bir çalışma yapılmıyor.

    Sahada görev yapan gazetecilerin kolluk kuvvetleri tarafından keyfi olarak engellenmesi, gözaltına alınması, fiziksel şiddete maruz bırakılması, tehdit edilmesi ve hedef gösterilmesi gibi saldırılar sürerken; hapisteki gazetecilerin özgürlüğü ise uydurma gerekçelerle hazırlanan iddianameler ve dayanaksız yargılamalar yoluyla gasp ediliyor.

    Halkın haber alma ve haber olma hakkına sahip çıkarak bir kamu görevi ifa eden gazeteciler Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Toplantı Gösterişleri Yürüyüşleri Kanunu, Terörizmin Finansmanı Kanunu gerekçe gösterilerek yargılanıyor.

    Türkiye’de hâl bu iken, dünyada ise Rojava’dan Karabağ’a, Ukrayna’dan Filistin’e gazeteciler ölümü göze alarak çalışıyor.
    İşte bu yüzden, iş güvencesine sahip olamayan, mesleki dayanışmadan yoksun ve derinleşen ekonomik krizi hayatının her alanında hissederek her türlü baskıya açık hale gelen gazetecilere sahip çıkmadan basın özgürlüğüne de sahip çıkılamayacağını biliyoruz.
    Gerçeğin peşinden koşan ve yalnızca hakikate bağlı kalan tüm meslektaşlarımızla örgütleneceğiz, sendikal mücadele vereceğiz ve yan yana yürüyeceğiz” dedi.

    ÇGD: “BASKILARA KARŞI DİRENMEYE KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”

    Çağdaş Gazeteciler Derneği, gazeteciliğin mücadele ve dayanışma mesleği olduğunu vurguladı. ÇGD, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Anayasa’nın ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ hükmü artık yalnızca kağıt üzerindedir. Sansür Yasası’nın ardından gazeteciler, mesleki özgürlüklerini tamamen kullanamaz hale getirilmiştir.

    Tüm bu karanlık tabloya, tüm saldırılara karşın gazetecilik mesleği hala ayaktadır. Türkiye’de hiçbir meslek, böyle ağır saldırılar karşısında bu güçle ve bu kararlılıkla ayakta kalamamıştır. Bunu, halkın haber alma hakkını savunan, gazetecilikte ısrar eden meslektaşlarımızın mücadelesi mümkün kılmıştır.

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü gazeteciler için kutlanacak bir bayram değil, dayanışmanın ve mücadelenin gücünün bir kez daha hatırlandığı gündür. Mesleğimizi hak ettiği gibi yapmaya çalışan her meslektaşı gibi, günümüz koşullarında gazetecilerin kutlanacak hiçbir özel gününün olmadığının bilincindeyiz. Basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi her alanda büyütecek, omuz omuza durarak baskılara karşı direnmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

    DFG: “10 OCAK İÇİN ‘ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLER GÜNÜ’ DESEK ABARTMIŞ OLMAYIZ”

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği tarafından yapılan açıklamada ise, “10 Ocak tarihi, Türkiye’de 1961 tarihinde bu yana gazetecilerin bazı haklar ve yasal güvence sağlayan 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Çalışan Gazeteciler Günü olarak kabul ediliyor. Ancak Türkiye’de gazeteciler gerçekten çalışabiliyor mu, bu sorgulanması gereken bir nokta.

    Dünya çapında gazeteciler türlü sorunlarla boğuşurken, halen savaşlarda onlarca gazeteci kurban veriyoruz maalesef. Türkiye’de ise basın özgürlüğü tarih boyunca hep sorunları bünyesinde barındıran bir husus olarak günümüze kadar süregeldi. Geç Osmanlı döneminden başlayarak, Cumhuriyet’in kuruluş yılları, Demokrat Parti iktidarı süreci, darbeler süreci, 90’lı yıllar ve devamında hep bir baskıcı rejimle karşı karşıya kaldı gazeteciler. Bugün de yüz yılı aşkın tarihi süreç boyunca yaşanan sorunlardan farklı bir tablo yok basın özgürlüğü konusunda. Hatta daha beter bir hal almış durumda. 10 Ocak günü gazeteciler açısından önemli bir gün olsa da maalesef ‘tutsak edilen bir gazetecilik’ gerçeği halen yakıcı bir şekilde önümüzde duruyor. O yüzden şekli bir kutlama gününün ötesine geçemiyor. Yani kısacası 10 Ocak için ‘çalışamayan gazeteciler günü’ desek abartmış olmayız.

    Ülkede basın özgürlüğü konusundaki baskı ve hukuksuzluklara karşı ses yükselten, bu gidişatı kabul etmeyen Kürt gazeteciler ve Özgür Basın, 90’lı yıllarda yeni bir soluk olarak ortaya çıktı ancak baskı ve katliamlarla yok edilmeye çalışıldı. Onlarca gazeteci arkadaşımızı şehit verdik. Halen hapishanelerde 50’nin üzerinde gazeteci var. Bunlardan biri de Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu. Onun haricinde daha kısa zaman önce gazeteci arkadaşlarımız hapishanelerden tahliye oldu. 2022-23 yılı içerisinde onlarca gazeteci tutuklandı, serbest bırakıldı. Halen içlerinde tutuklu olanlar var. Hüküm giymiş olan gazeteciler var. Yılın son günlerinde dahi gazeteciler tutuklandı. Furkan Karabay daha yeni tahliye oldu. Gazeteciler için bu özel bir gün olan bugün dahi 6 kadın gazeteci arkadaşımız hakim karşısına çıkacak. Sırf tutuklu meslektaşları için ses yükselttikleri için dayak yediler, gözaltına alındılar, haklarında dava açıldı. İşte bu yüzden, yani tüm bu yaşananlar ışığında “gazeteciliği resmen katleden bir iktidar gerçekliğiyle” karşı karşıyayız diyoruz.

    Tüm bu yaşananlara rağmen yine de tüm onurlu gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz. ‘Özgür basın, özgür toplum’ şiarıyla ve dayanışmayı daha da büyüterek bu zorbalığın, bu zulmün de üstesinden geleceğimize inanıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteciler, Dezenformasyon Yasası’na karşı AYM önünde eylemde!-VİDEO

    Gazeteciler, Dezenformasyon Yasası’na karşı AYM önünde eylemde!-VİDEO

    PİRHA – Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak adlandırılan, Dezenformasyon Yasasını bugün görüşmeye alıyor. Gazeteciler, “Bu yasa 85 milyonun haber alma hakkını ihlal ediyor” diyerek AYM önünde nöbet eylemi yapıyor.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için yapılan iptal başvurusunu bugün değerlendirmeye alacak.

    Basın mensupları da “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla hapis cezası getiren madde için AYM önünde eyleme başladı. Sansüre ve keyfi tutuklamalara karşı nöbet tutan gazetecilere, siyasetçiler, meslek örgütü temsilcileri de destek verdi. “Gazetecilik yapıyoruz. Sansür yasasına hayır. Biz gazeteciyiz” dövizleri açan gazeteciler, basın özgürlüğü olmadan toplumda adaletin olamayacağına da dikkat çekti.

    Sansüre karşı AYM önünde buluşan gazeteciler ve meslek örgütleri konuya dair de açıklama yaptı.

    Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener, yaptığı konuşma esnasında Anayasa kitapçığını göstererek, “Burası kumpas davalarından bu yana adalet arayışını sürdüren herkesin adalet kürsüsü olmuştur. Bugün AYM’den tüm ülkeyi rahatlatacak karar bekliyoruz” dedi.

    Türkiye Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ise “AYM’den çıkacak karar adaletin ne kadar önemli olduğunu gösterecektir. Bu yasanın iptali için buradan sessiz bir çığlık atıyoruz. Bu duvarın arkasındaki yüksek yargıçlar, bu çığlığı duyuyor mu?” diye sordu.

    Avrupa Gazeteciler Derneği Türkiye Temsilcisi Doğan Tılıç da “Karar ne olursa olsun ne bizi susturabilecekler, ne bizim için iyi birşey yapabilecekler. Gazeteciler her zaman sözlerini söyleyecek yolu bulurlar. Ama mahkeme vereceği kararla bir utancı silmiş olacaklardır” şeklinde konuştu.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise, yasanın hukuki karşılığı olmadığını belirterek “Hukuki öngörünürlükten uzak ve belirsizlikler içeren bir yasa. Bu yasa basına yönelik sansür yasasıdır ve gazetecilere gözdağı yasasıdır. Demokratik toplum için bu yasadan hemen uzaklaşılmalıdır” diye konuştu.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Kıvanç El, yaptığı konuşmada yasanın derhal iptal edilmesi gerektiğini belirterek “Bu yasa 85 milyonun hakkı için iptal edilmelidir” dedi.

    Dezenformasyon yasası gerekçe gösterilerek tutuklanan ve hafta başında tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan da eyleme katıldı. Şardan yaptığı açıklamada “Ben son olmayı umuyordum ancak bu sabah da bir gazeteci arkadaşımız gözaltına alınmış. AYM’nin eminim bugün alacağı karar Türkiye’nin istikametinin ne yönde olacağına dair de bir gösterge olacaktır. Gelecek kuşaklara, henüz daha akademik eğitim yapan gazeteci adaylarının da önlerinin açık olması için bir zemin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. AYM eğer bugün iptal kararı alırsa biz zaten meslek örgütleri ve gerçek gazeteciler olarak gazetecilik mesleğinin çok daha ileri gitmesini sağlayacağız. Toplumun doğru haber alma hakkı var. İçeriden aldığımız ilk bilgiler raportörün biraz daha iyimser olduğu yönünde. Ümit ediyorum mesleğimiz açısından iyi bir zemin olur” şeklinde ifade etti.

    Gazeteciler saat 14:00’e kadar eyleme devam edecek.

    PİRHA/ANKARA

  • ÇGD’den Tolga Şardan’ın gözaltına alınmasına tepki: Derhal serbest bırakın!

    ÇGD’den Tolga Şardan’ın gözaltına alınmasına tepki: Derhal serbest bırakın!

    PİRHA- Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), gözaltına alınan T24 yazarı Tolga Şardan’ın serbest bırakılması çağrısında bulunarak, “Halkı bilgilendirmeyi temel amaç edinmiş her gazeteci, haber ve yorum üretmekten, yazmaktan asla vazgeçmeyecek. Gazetecilikten vazgeçmeyen her meslektaşımızın yanında olduğumuzu bildiririz” dedi.

    T24 yazarı Tolga Şardan, “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

    “SANSÜR YASASI GAZETECİLER ÜZERİNDE CEZALANDIRMA ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara Şubesi (ÇGD), yazılı bir açıklama yaparak, “Gazetecilikten vazgeçmeyen her meslektaşımızın yanında olduğumuzu bildiririz. Gazeteci Tolga Şardan’ı derhal serbest bırakın!” dedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Sansür yasası yine devrede, gazeteci Şardan’ı serbest bırakın. İktidarın keyfi susturma uygulamalarının yasal dayanağı olarak geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren sansür yasası, görevini yerine getiren gazeteciler üzerinde bir cezalandırma aracı olarak uygulanmaya devam ediyor. Kamuoyuna ‘demokratikleştirici’ bir yasa olarak sunulmaya çalışan bu yasanın hükümleri ilk günden bu yana kamuoyunun habere ulaşmasının önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. Sansür yasası yürürlüğe girdiği ilk günden bugüne, gazeteciler üzerinde keyfi baskı araçlarının kurumsallaşmasından, iktidar tarafından istenmeyen her sesin ‘kısılması’ndan başka bir işleve sahip olmamıştır.

    Bugün, kendisine yasal dayanak bulunan bu hukuksuzluğa bir yenisi daha eklendi. Üyemiz, Gazeteci Tolga Şardan, “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Gazetecinin en temel amacı, haber ve yorum yoluyla halkı ve kamuoyunu bilgilendirmektir. Meslektaşımızın, son dönemde tartışılan bir konuda kamuoyunu aydınlatmak adına kaleme aldığı yazının ardından gerçekleşen bu gözaltı, görevini yapan gazeteciye ‘görevini yapma’ demekten başka bir şey değildir.

    Bugün meslektaşımız Şardan’a yönelik gözaltı işlemine hangi yasal kılıf uydurulursa uydurulsun, gazetecileri susturmaya yönelik faaliyetlerin toplum nezdinde hiçbir meşruluğu yoktur. Halkı bilgilendirmeyi temel amaç edinmiş her gazeteci, haber ve yorum üretmekten, yazmaktan asla vazgeçmeyecek. Gazetecilikten vazgeçmeyen her meslektaşımızın yanında olduğumuzu bildiririz. Gazeteci Tolga Şardan’ı derhal serbest bırakın!”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    T24 yazarı Tolga Şardan gözaltına alındı

    Tolga Şardan’ın ardından gazeteci Dinçer Gökçe de gözaltına alındı

     

  • 10 gazeteci meslek örgütünden açıklama: Karanlık güçler açığa çıkartılsın

    10 gazeteci meslek örgütünden açıklama: Karanlık güçler açığa çıkartılsın

    PİRHA- Gazetecilerin öldürülmesi boyutuna ulaşan saldırılar karşısında hükümetin acil bir eylem planı çıkartması gerektiğinin altı çizen 10 gazeteci meslek örgütü, “Gazeteci susarsa toplum susar” dedi.

    Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Haber Kameramanları Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası gazete ve gazetecilere yönelik saldırıları ortak açıklama yaparak kınadı.

    Yapılan açıklamada, “Ses Kocaeli internet haber sitesinin sahibi ve yazı işleri müdürü olan Güngör Arslan, yayınladığı bir haberi beğenmeyen bir kişi tarafından öldürüldü. Geçtiğimiz yıl Bursa Osmangazi ilçesinde radyo programcısı Hazım Özsu, programını beğenmeyen bir kişi tarafından öldürüldü. Mersin Haberci Gazetesi haberlerini beğenmeyenler tarafından saldırıya uğradı” hatırlatmasında bulunuldu.

    “GAZETECİ SUSARSA TOPLUM SUSAR”

    Gazetecilerin öldürülmesi boyutuna ulaşan saldırılar karşısında hükümetin acil bir eylem planı çıkartması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Yerelinden ulusalına habercilik ve gazetecilik kaygısı dışında çabası olmayanların korunması gerekmektedir.

    Son yıllarda gazetecilere yönelik saldırıların cezasızlıkla sonuçlanması yeni saldırıları, cinayetleri de beraberinde getirmiştir. Bu cinayetlerin ve saldırıların arkasındaki güçlerle birlikte ortaya çıkartılması ve en ağır bir biçimde cezalandırılması gerekmektedir. Gazetecilik, olayları, gerçekleri objektif bir şekilde okuyucuya ulaştırırken, kamusal çıkarları ön planda tutar. Halkın haber alma hakkını ve kamu çıkarını kendi hayatının dahi önüne koyan gazetecilik mesleği korunmalı, buna karşı yapılan saldırılar en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

    Biz aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri olarak başta Ses Kocaeli internet haber sitesinin sahibi ve yazı işleri müdürü olan Güngör Arslan’ı öldürenlerin ve azmettirenlerin açığa çıkarılmasını, gazetecilere yönelik saldırılar karşısında cezasızlığa son verilmesini ve gazetecilerin can güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz. Toplumun nefes borularının kesilmesine biz basın meslek örgütleri olarak izin vermeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhurbaşkanlığı: Gazetecilik yapmak için basın kartı şart değil

    Cumhurbaşkanlığı: Gazetecilik yapmak için basın kartı şart değil

    Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) Basın Kartı Yönetmeliği’ne karşı Danıştay’a açtığı iptal davasında Cumhurbaşkanlığı avukatı yaptığı savunmada, “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmadığını” söyledi.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) avukat Onur Can Keskin aracılığıyla, 14 Aralık 2018’de yayımlanarak yürürlüğe giren Basın Kartı Yönetmeliği’nin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle dava açtı. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) Basın Kartı Yönetmeliği’ne karşı Danıştay’a açtığı iptal davasında Cumhurbaşkanlığı avukatı savunma yaptı. Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü Hakkı Susmaz, Danıştay 10. Daire’ye 9 sayfalık savunma dilekçesi gönderdi. Dilekçede  “davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu” iddiasıyla reddedilmesi talep edildi.

    BASIN KARTI OLMASI ZORUNLU DEĞİL

    9 sayfalık dilekçede, “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmadığı” öne sürülerek şunlara ifade edildi:

    “Basın kartı, gazetecilik faaliyetini kolaylaştırıcı bir takım imkânlar sağlamaktadır. Daha açık bir ifadeyle, basın kartı; basın mensuplarının mesleki faaliyetlerini yürütürken daha etkin çalışmalarını, iş ve sosyal güvenlik hukukundan doğan birtakım ayrıcalıkları elde etmelerini sağlayan, hizmet damgalı pasaport uygulaması sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan hadiseleri yakından takip etmelerini kolaylaştıran, silah ruhsatı işlemlerinde kullanılabilen, devletin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere her türlü kamusal faaliyete katılma noktasında akreditasyon vazifesi gören basın mensubunu tanıtıcı mahiyette resmi bir kimlik belgesidir. Bu anlamda, yönetmelik hükümlerinin basın özgürlüğünü veya ifade özgürlüğünü kısıtladığı iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup yönetmelik temel olarak basın kartı sahibi olmanın şartlarını düzenlemektedir.”

    ÇELİŞKİLİ DURUMLAR TESPİT EDİLMELİ

    Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan savunmayı değerlendiren ÇGD Genel Başkanı Can Güleryüzlü, “Gazetecinin ‘Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması veya bu tür davranışları alışkanlık edinmesi’ ile ‘Basın meslek onurunu zedeleyecek işler yapması’ durumunda basın kartının iptali ve bir daha asla basın kartı verilmemesi öngörülmektedir. Yönetmelikte milli güvenliğe ve kamu düzenine dönük endişeleri gidermek üzere çok sayıda hüküm yer almasına karşın eklenen söz konusu bu hükümler muğlak, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlikle bağdaşmamaktadır. Aynı zamanda mahkeme kararı olmaksızın idareye bu yönde bir yetki verilmesi, masumiyet karinesine de aykırıdır. Cumhurbaşkanlığı savunması, yönetmelikle neyin düzenlendiğinin bilincinde bile değildir. Yapılan savunma, anlaşıldığı kadarıyla Basın Kanunu değil Türk Ceza Kanunu esas alınarak yazılmış” ifadelerine yer verdi. Danıştay 10. Daire Başkanlığı’nın bu çelişkili durumları tespit etmesi gerektiğini belirten Güleryüzlü, “Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü yönünde karar alarak yönetmeliğin ilgili maddelerini iptal etmesini bekliyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Yusuf Bozkuş: Demokrasiyi yerelden inşa edeceğiz-VİDEO

    HDP’li Yusuf Bozkuş: Demokrasiyi yerelden inşa edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Seçim çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren HDP Malatya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Yusuf Bozkuş, “Biz demokrasiyi yerelden inşa edeceğiz. Eğer demokrasi yerelden inşa edilmezse zaten bu demokrasi değildir” dedi. 

    31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçim çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren HDP Malatya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Yusuf Bozkuş, İhsaf Aktaş, Battalgazi Belediyesi Eş Başkan Adayı Hüseyin Kılıç ve beraberindeki HDP’li heyet ile birlikte seçim çalışmaları kapsamında İnsan Hakları Derneği (İHD) ve (ÇGD) Çağdaş Gazeteciler Derneğini ziyaret etti.

    “HUZURLU BİR SEÇİM OLSUN”

    İHD ziyareti sırasında yönetim tarafından karşılanan HDP’lilere yapılacak seçimlerde başarılar dilenirken, İHD Malatya Şube yönetimi adına bir açıklama yapan Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Tuncel  şunları dile getirdi:

    “İHD Malatya Şube Başkanımız şu an cezaevinde. Toplumda ayrışma ve karşılaştırılmalar var. İnsanları bütünleştirici, toplumun barış ve huzur içerisinde yaşamasını ve seçim sürecinde de bu dillerin kullanılmasını önemle talep ediyoruz. Bu süreçte elbette sizlere baskılar olacaktır. Buna rağmen insanların toplumsal barış içerisinde bu seçim sürecini yürüteceğinize inanıyoruz. Bizim temennimiz, huzur içerisinde bir seçim sürecinin geçirilmesidir.”

    “İNSANI, İNSAN MERKEZİNE KOYUYORUZ”

    Ziyaret sırasında konuşan HDP Malatya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı İhsaf Aktaş ise HDP’nin insan odaklı bir parti olduğunu söyleyerek şunları ifade etti:

    “Her alanda barışın, özgürlüğün dilini kullandık her alanda ve platformda bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu ülkeye barışı, demokrasiyi getireceğiz. Yerel yönetimleri halkla birlikte, demokratik yönetimi inşa etmek için adayız. Bunun içinde tüm Malatyalıların da bize teveccüh göstermelerini istiyoruz. Ama şunu bilmenizi isterim ki, kadının sesini duyurmak, yaşamını inşa etmek, insanca ve demokratik bir yönetimi inşa etmek için adayız. İnsanı insanın merkezine koyan bir partiyiz.”

    HDP Malatya Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan Adayı Yusuf Bozkuş da, “Sizler, insan hakları için bir mücadele veriyorsunuz. Sadece sosyalistlerin, sosyal demokratların mücadelesini vermiyorsunuz. Bu anlamda vermiş olduğunuz mücadele son derece kutsaldır. Herkesin bu mücadeleye sahip çıkması da önemli bir şeydir” dedi.

    “DAHA YAŞANILABİLİR BİR BATTALGAZİ OLACAK”

    HDP Battalgazi Belediyesi Eş Başkan Adayı Hüseyin Kılıç ise,”Burası bizlerin, hepimizin yuvasıdır. Bu vesile ile sizleri ziyaret etmek istedik. Ben Battalgazi Belediye Başkan adayıyım. Benim amacım, Battalgazi ilçesini çok farklı yerlere getirmektir. Daha güzel ve yaşanılabilir bir Battalgazi yaratmak amacıyla yola çıktım. Bu vesile ile Battalgazili vatandaşlarımızın oylarına talibim” diye ifade etti.

    İHD ziyaretinin ardından Çağdaş Gazetecileri Derneği (ÇGD) ziyeret etti. HDP’li heyeti ve adayları ÇGD Malatya Şube Başkanı İbrahim Göçmen ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı.

    Yapılan ziyaret sırasında konuşan Göçmen, “Türkiye’de 6 milyon oy almış bir partinin fertleri olarak, zor şartlarda mücadele verdiğinizi biliyorum. Size çıktığınız bu zor yolda da başarılar diliyorum. Türkiye’deki şartlar, HDP’nin bugün büyümesine engel” dedi.
    HDP Malatya Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayları burada da projelerini anlatarak basın üzerindeki baskılara ve basın özgürlüğünün olmadığına vurgu yapıldı.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • ÇGD: Sarı basın kartı sansürün genelleşmiş hali

    ÇGD: Sarı basın kartı sansürün genelleşmiş hali

    Çağdaş Gazeteciler Derneği, Basın Enformasyan Genel Müdürlüğü’nün kapatılarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Bakanlığı’na devredilmesi üzerine açıklama yaptı. Açıklamada, “Bilinmelidir ki Metin Göktepe’yi gazeteci yapan basın kartı değil halkın haber alma hakkını savunmasıdır” ifadelerini kullandı. 

    Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), daha önce Başbakanlık’a bağlı olan ve gazetecilerin sarı basın kartı aldığı Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün kapatılarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Bakanlığı’na devredilmesi üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Günümüz Türkiye’sinde ifade özgürlüğü susma özgürlüğüne ve hatta iktidar yanlısı konuşma mecburiyetine dönüştürülmüştür” ifadeleri kullanıldı. “ÇGD olarak, gazetecilere verilecek kartların anti-demokratik yasal düzenlemeler ve oldu bittilerle oluşturulmuş kurullarca değil, basın çalışanlarınca oluşturulmuş kurumlarca belirlenmesi, sansür anlamına gelecek her türlü düzenlemenin iptal edilmesi konusunda uyarıyor, tüm gazetecilik örgütlerini ve meslektaşlarımızı ortak mücadele çatısı altına çağırıyoruz” denildi.

    “GÖKTEPE’Yİ GAZETECİ YAPAN BASIN KARTI DEĞİL”

    Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden yapılan açıklamada, “Hatırlanmalıdır ki Metin Göktepe basın kartı olmadığı için gazeteci sayılmamış, izlemek istediği habere giderken abluka altındaki ilçeye basın kartı olmadığı için sokulmamış, ardından gözaltına alınmış ve polis tarafından öldürülmüştür. Göktepe’nin gazeteci olmasını ‘engelleyen’ basın kartı uygulaması basına yönelik saldırıların da meşruiyet zemini haline getirilmiştir. Bununla paralel olarak basın kartı, toplumsal olayları takip eden gazetecilere dönük polis saldırılarının da ‘hukuki’ dayanağı yapılmıştır. Basın kartının varlığı polis saldırısını engellemediği gibi yokluğu bu saldırıları neredeyse garantilemekte ve adeta haklılaştırmaktadır. Bilinmelidir ki Göktepe’yi gazeteci yapan ‘basın kartı’ değil halkın haber alma hakkını savunması ve gerçekleri açığa çıkarmak istemesidir ki gazeteciliğin gerçek tanımı da budur. Alanda görev yapan meslektaşlarımıza habercilik yaptıran da basın kartı değil meslek ilkeleri ve emekleridir” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • ÇGD’den 2017 medya raporu: Basına yönelik saldırılar artarak devam ediyor

    ÇGD’den 2017 medya raporu: Basına yönelik saldırılar artarak devam ediyor

    PİRHA – Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara şubesi, 2017 yılının son çeyreğini kapsayan medya raporunu açıkladı. Raporda “basına yönelik saldırıların her geçen gün arttığı ve yozlaşmanın medyanın büyük bir kısmında yayıldığı” tespiti yer aldı.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara Şubesi 2017 yılının son çeyreğini kapsayan 12. Medya Raporları’nı açıkladı. Raporda iktidarın medyaya yaptığa baskıya değinilirken, medya kuruluşlarına yapılan engellemeler ve medya emekçilerinin gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet de raporda yer aldı.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin açıkladığı rapor şöyle:

    “Basına dönük her geçen gün yenileri eklenen ve çeşitliliği artan saldırıların yanı sıra günümüz medyasının büyük kısmında gördüğümüz yozlaşma, ne yazık ki, raporumuzun da giderek genişlemesine neden olmaktadır.

    Raporumuzda ayrıntılı şekilde sunduğumuz dönemi sayılarla özetleyecek olursak, 2017’nin son çeyreğinde ülkemizdeki demokrasi ve medya alanı şu şekilde görünmektedir:

    − 9 gazeteci darp ve tehdit edildi.

    − 3 kitap hakkında toplatma kararı verildi.

    − Tutuklu 11 gazeteci tahliye edildi.

    − 18 gazeteci gözaltına alındı, bunlardan 7’si tutuklandı.

    − 9 gazetecinin farklı dosyalardan davaları sonuçlandı; gazetecilere toplam 16 yıl 4 ay 10 gün hapis cezası verildi.

    − 17 televizyonun yayın hakkı iptal edildi.

    − 2 haber hakkında erişim engeli getirildi.”

    (HABER MERKEZİ)