Etiket: çağlayan

  • Sivas, Şarkışla ve Yozgat Akdağmadeni köy dernekleri, ‘Dayanışma Kahvaltısı’ düzenledi!-VİDEO

    Sivas, Şarkışla ve Yozgat Akdağmadeni köy dernekleri, ‘Dayanışma Kahvaltısı’ düzenledi!-VİDEO

    PİRHA-Sivas, Şarkışla ve Yozgat Akdağmadeni köy dernekleri, ortaklaşa düzenledikleri birlik ve dayanışma kahvaltısında bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu programda hemşeriler hasret giderirken, kültürel bağların güçlendirilmesine vurgu yapıldı.

    Mersin’de çalışmalarını yürüten Sivas, Şarkışla ve Yozgat Akdağmadeni köy dernekleri olan Veziralanı, Bozhöyük, Emlak Kavak, Yazılıtaş, Emlek Kale, Sivrialanı, Otluk, Çerçialanı, Çağlayan, Beyyurdu, Mezra, Çiçekliyurt, Yahyalı, Hüyüklüalanı, Yükselen, Kızılcıova, Sarıtekke, Alaman köyleri ve Kangal Karasüver Köyü Derneği Mersin Cemevi’nde ‘Dayanışma Kahvaltısı’ düzenledi.

    BİRLİK VURGUSU!

    Yüzlerce yurttaşın katıldığı kahvaltıda yöre dernekleri adına konuşma yapan Dursun Koç, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, “Derneklerimizin en önemli amacı; köylerimiz arasındaki bağı güçlendirmek, örf ve adetlerimizi yaşatmak ve ihtiyaç anında birbirimizin yanında olmaktır. Çünkü biz biliriz ki birlik varsa bereket, dayanışma varsa güç vardır” dedi.

    “KÖKLERİNİZİ UNUTMAYIN”

    Gençlere de seslenen Koç, köklerin unutulmaması gerektiğini belirterek, “Nereden geldiğinizi bilirseniz, nereye gideceğinizi daha sağlam adımlarla belirlersiniz. Büyüklerimizin anlattığı hatıralar, geleceğimize ışık tutan önemli bir mirastır” ifadelerini kullandı.

    Konuşmasının sonunda organizasyonda emeği geçen dernek başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine ve katkı sunan herkese teşekkür eden Koç, birlik ve beraberliğin daim olması temennisinde bulundu.

    “ETKİNLİKLERİMİZ SÜRECEK”

    Etkinlikte ajansımıza konuşan Mersin Kavak Köyü Dernek Başkanı Mehmet Ali Akpınar, Sivrialan Köyü Dernek Başkanı Turgay Altıner ve Bozhöyük Köyü Dernek Başkanı Denkay Tunç katılımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, etkinliklere devam edeceklerinin mesajını verdi.

    Kahvaltının ardından sanatçılar Eren Koç ve Cem Aksoy dinleti verdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Gazeteci Eylem Babayiğit tutuklandı!

    Gazeteci Eylem Babayiğit tutuklandı!

    PİRHA – 22 Ocak’ta gözaltına alınan Gazeteci Eylem Babayiğit “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Gazeteci Eylem Babayiğit tutuklandı. Gazeteci Babayiğit, emniyet işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

    Savcılık, Eylem Babayiğit’in ifadesine başvurmadan, dosya üzerinden yaptığı incelemeyle “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti.

    13 GAZETECİYİ TUTUKLAYAN HAKİM

    Eylem Babayiğit’in avukatları ise nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nin 1 ayda 13 gazetecinin tutuklanmasına karar veren hakim olduğunu öğrenmesi üzerine “Reddi hâkim” talebinde bulundu. Avukatların “reddi hakim” talebi kabul edilmedi.

    Hakimlik, Gazeteci Eylem Babayiğit’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmasına karar verdi. Eylem Babayiğit’in Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüleceği öğrenildi.

    Kaynak: MA

  • İmamoğlu: Halkın iradesine yapılan müdahaleyi kabul etmiyoruz

    İmamoğlu: Halkın iradesine yapılan müdahaleyi kabul etmiyoruz

    PİRHA – Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Esenyurt halkının iradesine yapılan bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz” dedi.

    İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklandığı Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yaptı.

    Hukuka, adalete ve demokrasiye darbe vurma çabası gösterildiğini belirten İmamoğlu, “Yaşadıklarımız utanç vericidir. Bugün demiştim ki biz bu şafak operasyonlarının ilhamını hangi mirasınızdan aldığınızı çok iyi biliyoruz. Daha tutuklama olmadan tutuklama haberleriyle kayyum atanmadan, kayyum haberleriyle medyada manşet atanların nasıl miraslarına sadakatlerini kanıtladıklarını gördük. Yine çok ciddi bir demokrasi utancıyla karşı karşıyayız” dedi.

    “YARGIYA AÇIK MÜDAHALE”

    Yargıya açık bir siyasi müdahale yaşandığını ifade eden İmamoğlu, “Yine görüyoruz ki ‘ne istediniz de vermedik’ dediğiniz zamanlardan kalan yöntemlerle iş yapma gayreti içerisindesiniz. Yine kitaplardan alıntıları taziye telefonlarını örgüt toplantısı olarak tarifleyerek, uydurulmuş belgelerle, içi boş iddianamelerle çok ayıp bir biçimde itibar suikastları yapıyorsunuz. Utanç vericidir. Yine seçmenin iradesini yok sayan iktidarını ve şahsını kalıcı milletini geçici, kendini ev sahibi, vatandaşı kiracı gören bir akılla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

    “SİYASİ KUMPAS”

    İmamoğlu, şöyle devam etti: “Bu görünen, yazılan, manşet atılan kararlar hangi mahkemeden önce nerede verilmiştir? Her şeyin farkındayız. Hangi filmin fragmanını izlettiğinizi net olarak görüyoruz. Hangi masa başı, siyasi kumpası kurguladığınızı biliyoruz. Daha da önemlisi neden korktuğunuzu ve neden hileli yollara saptığınızı da gayet iyi anlıyoruz. Bunu millet de biliyor, millet de görüyor, millet de anlıyor. Hani ön yargısız bir kucaklaşma teklif ediyordunuz? Hani İmralı’dan Meclis’e bir yol yapıyordunuz? Ne oldu da bu yolu yaparken birden bire CHP’li, Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanını tutuklayıp yerine kayyum atamaya karar verme gayreti içerisindesiniz? Sizin, Allah aşkına sizin İstanbul’la derdiniz nedir? İstanbullularla derdiniz nedir? Sizin Türkiye hayaliniz, Türkiye yüzyılınız bu mudur?

    “ÇÜRÜMEYİ BİTİRECEĞİZ”

    Kucaklaşma, barışma, huzur dediğiniz bu mudur? Siz bu kafayla mı ekonomiyi düzelteceksiniz. Siz bu kafayla mı memleketimizin, ülkemizin itibarını yükselteceksiniz? Bu kararı aldıranların, aldırmaya çalışanların yüzlerindeki o çirkin sırıtmayı görüyorum. İyi bilin ki daha önce de öyle olmuştur, şimdi de öyle olacak. Son gülen milletimiz olacaktır. Ne yaparsanız yapın, hangi karanlık kumpası kurarsanız kurun. Bu siyasi kurum ve kurumsal çürümeyi bitireceğiz.

    MÜCADELE VURGUSU

    Türkiye Cumhuriyeti devletini kişilere değil kurallar ve kurumlara bağlı kılacağız. Herkes için eşit ve adil hizmet üreten bir yapıya ülkemizi çok hızlıca kavuşturacağız. Bizi ve bütün yol arkadaşlarımızı artık biz cesaret sınama dönemlerini çoktan aştık, geçtik. Korkmayız, yılmayız, cesaretle adalet mücadelesini vermeye kararlıyız. Yaşasın cumhuriyet, yaşasın tam bağımsız Türkiye, yaşasın adaletli bir memleket. Bunun için mücadelemize devam ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 1 Mayıs’a katılan 38 kişi tutuklandı

    1 Mayıs’a katılan 38 kişi tutuklandı

    PİRHA – 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüme iradesi gösterdiği için Saraçhane’de ve ev baskınlarıyla gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.

    1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ne katıldıkları için gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.

    6 PARTİZAN OKURU TUTUKLANDI
    1 Mayıs’ta Saraçhane’den Taksim’e yürümek isteyen ve İbrahim Kaypakkaya silüetli flamaları nedeniyle gözaltına alınan 17 Partizan okurundan 6’sı ise, “örgüt propagandası” ve “2911 sayılı kanuna muhalefet” iddiasıyla tutuklandı. 11 Partizan okuru ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

    4 gün boyunca gözaltında tutulan ve işkence gören 17 Partizan okuru bugün adliyeye sevk edilmiş ve 17 Partizan okurunun tamamı hakkında tutuklama talep edilmişti.

    1 Mayıs günü polis şiddeti sonucu parmağı çatlayan ve alçıya alınan İbrahim Hakkı Eren, Diyar Sarıkuş, Özgür Cihan Uçar, Metin Kaya, Yusuf Rencüzoğulları ve Mertcan İncioğulları hakkında tutuklama kararı verildi.

    Tutuklanan Partizan okurlarının hapishaneye kıyafet ve para götürülmesine de izin verilmedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da gözaltına alınan 86 kişiden 13’ü hakkında tutuklama talep edildi

    İstanbul’da gözaltına alınan 86 kişiden 13’ü hakkında tutuklama talep edildi

    PİRHA- Esenyurt’ta haber takibi sırasında gözaltına alınan muhabirimiz Dilan Şimşek ile birlikte 86 kişi İstanbul Adliyesi’nde ifade verdi. İfade verenlerden 2’si gazeteci 13 kişi hakkında tutuklama talep edildi.

    Van’da AKP’nin talimatıyla yapılan seçim gaspına karşı İstanbul Esenyurt’taki protestolar sırasında gözaltına alınan 86 kişi, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde ifade verdiler.

    Pir Haber Ajansı (PİRHA) muhabiri Dilan Şimşek, Mezopotamya Ajansı muhabiri Ferhat Sezgin, Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Sema Korkmaz ve Artı Gerçek muhabiri Müzeyyen Yüce de gözaltına alınanlar arasında yer alıyor.

    Savcılık ifadeleri sonrası 86 kişiden 13’ü tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi. Tutuklanmaya sevk edilenler arasında MA muhabiri Ferhat Sezgin, Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Sema Korkmaz da var.

    Tutuklama talebiyle sevk edilen 11 kişinin ismi ise şöyle: Ercan Sağlam, İsmail Yücel, Nevroz Şanlı, Rumet Dursun, Sezer Çakmak, Sibel Gölbaşı, Nurgül Uci, Seyfettin Yükselen, Şahin Demir, Umut Boran Ulu, Yusuf Keleş.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Muhabirimiz Dilan Şimşek ile 86 kişinin gözaltı süresi 24 saat uzatıldı

  • Gözaltına alınan sanatçı Mehmet Tek serbest bırakıldı

    Gözaltına alınan sanatçı Mehmet Tek serbest bırakıldı

    PİRHA – Sanatçı Mehmet Tek, söylediği “Önder” adlı türkü gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Sanatçının avukatı Seyit Demir, Mehmet Tek’in Çağlayan Adliyesi’nde yapılan savcılık sorgulaması sonrası serbest bırakıldığını söyledi.

    Söylediği türkü gerekçe gösterilerek hakkında yakalama kararı çıkarılan Sanatçı Mehmet Tek, jandarmanın adliyeye çağırması üzerine gözaltına alındı. Savcılığın yaptığı sorgulama sonrası Tek, serbest bırakıldı.

    “ÖNDER TÜRKÜSÜNÜ GEREKÇE GÖSTERDİLER”

    Sanatçının avukatı Seyit Demir, olaya dair PİRHA’ya şunları söyledi:

    “Jandarma adliyeye çağırıyor, müvekkile ne için çağrıldığına dair bilgi vermiyorlar. Sonra da Çağlayan Adliyesi’ne getiriyorlar. Yaptığı ve söylediği “Önder” adlı türkü örgüt propagandası yapmaya gerekçe gösterildi. Biz bir suç unsuru olmadığını beyan ettik. Elbistan’la yazışmalar yapıldı. Devam eden bir soruşturma kapsamında yakalama kararı çıkarıldığını söylediler. Yapılan savcılık sorgulaması sonrasında serbest bırakıldı.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu gazeteci Sezgin Kartal’ın ikinci duruşması 22 Haziran’da

    Tutuklu gazeteci Sezgin Kartal’ın ikinci duruşması 22 Haziran’da

    PİRHA- 13 Ocak gününden beri tutuklu bulunan Gazeteci Sezgin Kartal, 22 Haziran Perşembe saat 14.30’da Çağlaya Adliyesi’nde görülecek duruşması için katılım çağrısı yaptı. 

    İstanbul’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde evi polis tarafından basılarak gözaltına alınıp tutuklanan Gazeteci Sezgin Kartal’ın “Örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması 22 Haziran’da Çağlayan’da bulunan İstanbul 22’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Sezgin Kartal Marmara Cezaevi’nden, “Hakikatin izinde yürüyen, halka doğru haberi ulaştırmaya çalışan gazetecilerin üzerinde baskı eksik olmuyor. Doğru habere, gazeteciliğe sahip çıkmak için 22 Haziran’da görülecek duruşmamda buluşmak üzere. Özgürlüğü birlikte kucaklamak dileğiyle” notunu paylaştı.

     (HABER MERKEZİ) 

  • KCDP davası öncesi açıklama: Bizi kapatmak isteyenlerin devrini kapatacağız-VİDEO

    KCDP davası öncesi açıklama: Bizi kapatmak isteyenlerin devrini kapatacağız-VİDEO

    PİRHA- “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’nin üçüncü duruşması öncesi konuşan Avukat Leyla Süren, “Biz kadınların, avukatların, gönüllülerin, ailelerin mücadeleleri artık ittifak pazarlık masasına meze yapılır hale gelmiştir” dedi. Platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ise “Bizi kapatmaya çalışanların devrini kapatacağız” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği’ne, “Aileyi ve toplumu parçalamayı amaçladığı” gerekçesiyle açılan kapatma davasının bugün görülen üçüncü duruşması öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın cinayetlerini durduracağız” sloganlarının atıldığı açıklamada KCDP Temsilcisi Gülsüm Kav, platformun avukatlarından Leyla Süren, platformun genel sekreteri Fidan Ataselim ile erkek şiddeti sonucu öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral konuşma yaptı.

    “HAYATI ÇALINAN HERKESİN HESABINI SORACAĞIZ”

    Bütün zorluklara rağmen mücadelelerini sürdürdüklerini vurgulayan Gülsüm Kav, şunları söyledi:

    “Bu üçüncü duruşmamız. Her hava şartında, her türlü zorlukta kadın cinayetlerini durdurmaya ve bunun için mücadele etmeye kararlıyız. Bir yıldır bizi uğraştırdıkları şeye bakın. Bir yılda uğraşılacak şey bu mudur? Kadınlar öldürülmesin diye mücadele eden kadınların derneğini kapatmak mıdır? Depremde binlerce insanımızı kaybettik. Zaten bir kriz var. Aileye zarar veriyormuşuz diye bizi kapatmaya çalışıyorlar ya, o aileler açlık sınırında yaşıyor. Bu memlekette, bu ekonomik krizde bu kadar rezalet varken ve bu rezalet deprem ile bu kadar açığa çıkmışken, konu biz miyiz? Kadın cinayetlerini durdurmaya kararlıyız. Bunu böyle bilsinler. Bu davadan hangi sonuç çıkarsa çıksın bu memlekette önlenebilir ölümle hayatından olan, hayatı çalınan herkesin hesabını soracağız.”

    “KADINLARIN MÜCADELESİ PAZARLIK MASASINA MEZE YAPILIR HALE GELDİ”

    Konuşmasına 5 Nisan Avukatlar Günü’ne değinerek başlayan Av. Leyla Süren ise “5 Ekim’den bu yana 95 davaya girmişiz, 161 duruşma yapılmış. Biz hala burada kanuna ve ahlaka aykırı gelmekten yargılanıyoruz. Bir derneğin tabelası, sandalyesi, masası kanuna aykırı gelemez. Gönüllü avukatları, gönüllüleri ve kayıp aileleridir o zaman aykırı gelen. Biz katilleri yakaladığımız için mi ahlaka aykırı davranıyoruz? Şubat ayında deprem varken 11 kadın öldürüldü. Türkiye’de ilk kez 12 şüpheli kadın ölümü oldu. İlk kez şüpheli ölüm, kadın cinayeti sayısını geçti. Çünkü diyorlar ki, “Zaten kimse işini yapmıyor bari gizleyerek öldürelim.” Bu yüzden bu dava çok önemlidir. Biz kadınların, avukatların, gönüllülerin, ailelerin mücadeleleri artık ittifak pazarlık masasına meze yapılır hale gelmiştir” dedi.

    “BİZİ KAPATMAYA ÇALIŞANLARIN DEVRİNİ KAPATACAĞIZ”

    14 Mayıs seçimlerini hatırlatan Fidan Ataselim de şöyle konuştu:

    “Bizler her gün kadınlar öldürülürken, kadınların yaşaması için mücadele ediyoruz. Kadınlar eşit, özgür yaşasın diye mücadele ediyoruz. LGBTİQ+’lara ayrımcılık yapılmasın, nefret cinayetlerine kurban gitmesinler diye mücadele ediyoruz. Kim eşitsizliğe, haksızlığa uğrarsa onun yanında yer alıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden hangi anlayış imzayı geri çekti? Bu anlayış Taliban anlayışıdır. İran’daki molla rejiminin anlayışıdır. Bu anlayışı tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Bizi kapatmaya çalışanların devrini kapatacağız. Kadın düşmanlarını göndereceğiz.”

    “CUMHURBAŞKANINA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM”

    Ceyda Yüksel‘in annesi Filiz Demiral ise iktidara istifa çağrısında bulunurken, “Platformun kapatılması, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi sırf tarikatlardan oy kaybetmemek içindir. Kadınların üzerinden siyaset yapıyorlar. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu bu yüzden hep söylüyoruz. Cumhurbaşkanına hakkımı helal etmiyorum. Asla da helal etmeyeceğim. Ölüler hakkını helal edemez. Kızımdan hak helalliği isteyebilir mi? Hakkımı da oyumu da vermiyorum. Hükümetin istifa etmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Çağlayan’da gözaltına alınan 23 kişi serbest bırakıldı

    Çağlayan’da gözaltına alınan 23 kişi serbest bırakıldı

    PİRHA-Gazeteci Sezgin Kartal’ın duruşması öncesi adliye önünde açıklama yapmak isterken gözaltına alınan 23 kişi emniyetteki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    İstanbul’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde evinin kapısı kırılarak gözaltına alınan ve 13 Ocak’ta “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Gazeteci Sezgin Kartal’ın ilk duruşması öncesi açıklama yapmak isterken gözaltına alınan 23 kişi Vatan Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    Gözaltına alınanlar arasında, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSADK) Zeytinburnu Şube Başkanı Zeynel Zor, Kartal Şube Başkanı Ali Yürümez, eski Beyoğlu Şube Erdal Baba ve PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Hüseyin Ağcal, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, Gökhan Aslan, Adnan Altun Orhan Kok, Kezban Konukçu, Sıla Öz, Ayşegül Korkutan, Gökhan Alkan, Mehmet Kural, Mustafa Güler, Erkan Mete de bulunuyordu.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Gazeteci Sezgin Kartal’ın duruşması öncesinde polis 23 kişiyi gözaltına aldı-VİDEO
    >
    Gazeteci Sezgin Kartal’ın tutukluluğunun devamına karar verildi

  • Kağıthane Kaymakamlığı, Sezgin Kartal için yapılacak açıklamayı yasakladı

    Kağıthane Kaymakamlığı, Sezgin Kartal için yapılacak açıklamayı yasakladı

    PİRHA-Kağıthane Kaymakamlığı yazılı bir açıklama yaparak, Gazeteci Sezgin Kartal için bugün Çağlayan’da yapılacağı duyurulan basın açıklamasının yasaklandığını açıkladı.

    Gazeteci Sezgin Kartal‘ın bugün görülecek ilk duruşması öncesi yapılacak olan basın açıklaması Kağıthane Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Saat 14.00’te görülecek olan duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önüne çağrı yapılmıştı. Kağıthane Kaymakamlığı yazılı bir açıklama yaparken, basın açıklamasına izin verilmeyeceği duyuruldu.

    BASIN AÇIKLAMASI BİR GÜN SÜREYLE YASAKLANDI

    Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “İlçemiz sınırları içerisinde yapılacak olan veya yapılması muhtemel açık/kapalı yer toplantısı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması benzeri faaliyetleri öncesinden tespit edebilmek amacıyla sosyal medya ve açık kaynaklardan usulüne uygun yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgiler doğrultusunda;

    Sosyalist Dayanışma Platformu-SODAP isimli oluşum organizesinde ve çok sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından,

    “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nden beri tutuklu bulunan gazeteci #SezginKartal’dan mesaj var #SezginKartalaÖzgürlük, Tutuklu Gazeteci Sezgin Kartal 4 Nisan’da hakikatin savunması için Çağlayan Adliyesinde, Sezgin Kartal’ın ilk duruşması Çağlayan Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Bütün dostlarını dayanışmaya davet ediyoruz! 4 Nisan Salı Çağlayan Adliyesi Basın Açıklaması Saat 13.00’de #SezginKartalaÖzgürlük’’ şeklinde ve benzeri şekilde paylaşımlara istinaden, konu ile ilgili olarak 04.04.2023 Salı günü saat 13.00 sıralarında Çağlayan Adliye Meydan’ında toplanma ve basın açıklaması olabileceğine dair bilgiler elde edilmiştir.

    Bu minvalde; 04/04/2023 tarihinde “İstanbul Adalet Sarayı Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ” yerleşkesi önünde, yukarıda adı geçen sosyal medya grupları ile çok sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından, sosyal medya platformlarında ya da farklı mecralarda bahse konu olay ile ilgili çağrılara istinaden, şahıslarca/gruplarca toplanmaların olabileceği değerlendirilmiştir.

    Buna göre; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 32/Ç Maddesi’nde “İlçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi kaymakamın ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için kaymakam gereken karar ve tedbirleri alır; Bu hususta alınan ve ilan edilen karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında 66. madde hükmü uygulanır” maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. Maddesi “Bölge valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir.” hükmü doğrultusunda;

    Bahse konu şahıslarca/gruplarca ve birçok sosyal medya kullanıcısı tarafından, sosyal medya platformlarında yada farklı mecralarda olay ile ilgili toplanma çağrılarına istinaden, şahıslarca/gruplarca gerçekleştirilmesi muhtemel; “bekleme ve oturma eylemi, basın açıklaması, toplanma, toplantı, stant kurma vb. her türlü eylem ve etkinliğin” İstanbul Adalet Sarayı Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz yerleşkesi çevresinde ve Kağıthane İlçesinin genelinde tüm açık alanlarda 04/04/2023 tarihinden itibaren 1 (bir) gün süreyle yasaklanmıştır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’li Keven, Yozgat’ta Alevi köylerindeki yol sorununu ve ayrımcılığı meclise taşıdı-VİDEO

    CHP’li Keven, Yozgat’ta Alevi köylerindeki yol sorununu ve ayrımcılığı meclise taşıdı-VİDEO

    PİRHA- CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Alevi köyleri Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş’taki yol sorununu meclise taşıyarak, “Bu köylerimizin köy içi kilit taşları yok, yol sorunları devam ediyor. Bu çağda çoluk çocuk çamur içinde yürümek zorundalar. Vatandaşla oy pazarlığı yapmayı bırakın ve hizmet yapın. Bir kez daha uyarıyorum, bu ayrımcılığı tarih unutmayacak” dedi.

    Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Alevi köylerinin yol sorunu yüz yıldır devam ediyor. Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirten köy sakinleri, yol sorunlarının hala devam etmesine isyan etmiş ve PİRHA olarak durumu haberleştirmiştik.

    CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş köylerinin yol sorununu meclise taşıdı. Köy yollarının çamur içinde olduğunun altını çizen Keven, köylerle oy pazarlığı yapılarak ayrımcılıktan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

    “OY PAZARLIĞINI BIRAKIN, BU AYRIMCILIĞI TARİH UNUTMAZ”

    TBMM Genel Kurulunda söz alan Keven, köy yollarının çamurdan kurtulacağı günleri beklediğini ifade ederek, “Türkiye, bu köylerin yollarına, bu fotoğraflara bir baksın. Bu yollar Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Bozhüyük, Çağlayan, Ardıçalanı, Çerçialanı, Hüyüklüalanı, Veziralanı, Yazılıtaş köylerinin çamurlu yolları ve hala bu köylerin yolları yapılmadı. Bu köylerimizin köy içi kilit taşları yok, yol sorunları devam ediyor. Bu çağda çoluk çocuk çamur içinde yürümek zorundalar. Yozgat’ta kanalizasyonu olmayan köyler var, yolu asfalt olmayan köyler var. Nedenini söylediğim zaman AKP’li arkadaşların zoruna gidiyor. Vatandaşla oy pazarlığı yapmayı bırakın ve hizmet yapın. Bir kez daha uyarıyorum, bu ayrımcılığı tarih unutmayacak. Bu köylerimize söz, o yollar inşallah bu yaz, çamurdan kurtulacak. 14 Mayıs’tan sonra ülkenin her yerinde çiçekler açacak” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Yozgat’ta Alevi köyü Yazılıtaş’ın yüz yıldır yolu yok; çamur deryası!

     

  • Hukuk örgütlerinden, depremde ihmali olan tüm sorumlular hakkında suç duyurusu-VİDEO

    Hukuk örgütlerinden, depremde ihmali olan tüm sorumlular hakkında suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar, depremde ihmali bulunan tüm sorumlular hakkında İstanbul Adalet Sarayı’nda suç duyurusunda bulundu. Yapılan açıklamada ise “Kısacası deprem her ne kadar doğal afet olsa da, son deprem sorumlu kişilerin deprem öncesinde ve deprem sonrasında görevlerini yerine getirmemeleri ve ihmalleri nedeniyle katliama dönüşmüştür” denildi.

    Adalet İçin Hukukçular, Avukat Dayanışması, Avukatlar Sendikası, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, “Depremin katliama dönüşmesine sebep olan kişi ve kurumların hukuk önünde hesap vermesi ve cezalandırılması için bir kez de hukuk kurumları ile birlikte suç duyurusunda bulunuyoruz” diyerek Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı.

    “GEREKLİ ÖNLEMLERİN ALINMAMASI NEDENİYLE BÜYÜK YIKIM YARATILDI”

    Avukatlar adına ortak açıklamayı ÖHD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Av. Esra Bilen okudu.  Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Deprem nedeni ile oluşan hasar ve yaşanan kayıplar bir gerçeği tekrar gündeme getirmiştir. Deprem bir doğal afettir, ancak onu bir felakete, büyük bir trajediye dönüştüren şey , ihmaller ve zamanında alınmayan önlemlerdir. Bölge deprem ve doğal afetler açısından birinci derecede riskli bölge olmasına karşın yerleşkelerin büyük bir kısmı buradan geçen fay hattı üzerinde kurulmuştur. Bu nedenle bölgede 1941 yılından bu yana 5 büyük ve yıkıcı deprem yaşanmıştır. Bugüne kadar gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle doğal afet olarak kabul edilen depremlerin büyük bir yıkım yaratmasına zemin hazırlanmıştır.

    Deprem her ne kadar doğal afet kabul edilse bile, ihmaller nedeniyle doğal afetten ziyade katliama dönüşmüştür. Depremin ağır hasar verdiği bütün iller önceden deprem bölgesi olarak bilinmektedir. Bilim insanları ve konunun uzmanı kişiler tarafından bu illerin her an deprem olabilecek illerin başında gelmekte olduğu , bilim insanları yaptıkları çalışmalarda depremin gerçekleştiği coğrafyada uzun zamandır şiddetli bir depremin gerçekleşeceğini her fırsatta dile getirmiştir. Depremin şiddeti ve gerçekleşmesi halinde olası insan kayıpları rapor halinde yetkili devlet kurumlarına teslim edilmiştir. Aynı konu ile ilgili birçok bilim insanının içinde olduğu üniversite raporları mevcuttur. Bölgenin bu niteliği bilinmesine rağmen uygun olmayan zeminlere dayanıksız binalar yapılarak, yapılan bu binalara mevzuata aykırı olarak izin verilerek ve gerekli denetimler yapılmayarak bu sonucun ortaya çıkmasına sebep olunmuştur.

    “YAŞANANLAR KASTEN İŞLENMİŞ CİNAYETTİR”

    Deprem sonrasında ilgili kurumlar arama kurtarma çalışmaları için organize olmakta çok geç kalmış, arama kurtarma çalışmaları çok kısıtlı bölgelerde, yetersiz kadro ve ekipmanla yürütülmüştür. Birçok depremzede günlerce hiçbir arama kurtarma ekibi bölgeye ulaşmadan göçük altında beklemiştir.

    Yine can kaybını arttıran bir başka etken de enkaz altında, halen sağ olan insanlarımız varken enkaz kaldırma faaliyetlerine başlanmış olmasıdır. Açıkça söylemek gerekir ki bu durum nedeniyle yaşanan her can kaybı; kasten işlenmiş cinayettir. Kısacası deprem her ne kadar doğal afet olsa da, son deprem sorumlu kişilerin deprem öncesinde ve deprem sonrasında görevlerini yerine getirmemeleri ve ihmalleri nedeniyle katliama dönüşmüştür.”

    “TÜM SORUMLULAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

    Bilen‘in ardından söz alan Av. Several Ballıkaya ise yaşananlarda sorumluluk sahibi olan herkes hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “Cumhurbaşkanı, bakanlar, depremin yaşandığı illerdeki valiler, kaymakamlar, belediye başkanları ve harekete geçmesi gerekirken geçmeyen tüm sorumlular ölen binlerce insanımızın hayatından sorumludur. Bir daha aynı şeylerin yaşanmaması için bu sorumlular yargılanmalı ve buna ilişkin önlemler alınmalıdır. Umarım suç duyurumuz diğerleri gibi takipsizlikle sonuçlanmaz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da Adalet Nöbeti: Asıl biz not ediyoruz, bu katliam hesapsız kalmayacak-VİDEO

    İstanbul’da Adalet Nöbeti: Asıl biz not ediyoruz, bu katliam hesapsız kalmayacak-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar bugünkü adalet nöbetini deprem gündemiyle yaptı ve tüm uyarılara rağmen iktidarın önlem almamasına tepki gösterdi. Deprem sonrasında yaşananlara da tepki gösteren avukatlar, “Asıl biz not ediyoruz. Söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak” dedi.

    Avukatlar tarafından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde yapılan adalet nöbeti bugün deprem gündemiyle gerçekleştirildi. Nöbette, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen, İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut, Demokrasi İçin Hukukçular’dan Av. Devrim Avcı, ÖHD İstanbul Şube Eş Başkanı Esra Bilen, İstanbul Barosu’ndan Av. Eren Can, Avukat Hakları Grubu’ndan Av. Ahmet Çoban ile Avukat Dayanışması’ndan stajyer Av. Fırat Al konuştu.

    Tüm uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını söyleyen Esin Köymen, “Meslek insanlarının uyarılarına rağmen önlem alınmadığını yaşayarak görmüş olduk. Afet sürecinin yönetilememesi can kayıplarının artmasının önemli sebebi. Depremzedelerin çığlıklarını duymazdan gelip parmak sallayan ve doğru haber alma hakkına yasaklar getiren girişimleri gördük. İktidarın tüm olumsuz tavırlarına ve engellemelerine rağmen Gezi günlerinde olduğu halkın dayanışması en öndeydi. Yarattığınız bu karanlığa asla teslim olmayacağız. Siz gideceksiniz ve biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da “Birileri hala bu faciadan ders çıkarmadan barolara, avukatlara parmak sallamaya devam ediyor. Bu siyasi anlayış 20 yıldır hayallerimizi öldürmek için çaba içerisinde. Hayallerimizden hiçbir zaman vazgeçmedik. Biz onların gerçekleriyle yaşamak istemiyoruz. Devletin bölgedeki acziyetini çok acı bir tecrübeyle öğrendik” dedi.

    Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da, meydana gelen depremin uzun zamandır enkaz altında yaşandığını gösterdiğini söyleyerek, “Hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukukunda enkaz altında kaldık. Ya sefaleti ya adaleti tercih edeceksiniz” diye konuştu.

    “ASIL BİZ NOT EDİYORUZ”

    Hatay’da hayatını kaybeden İnsan Hakları Derneği (İHD) Onur Kurulu Üyesi avukat Hatice Can ile eşi İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticisi Mithat Can’ın oğulları İstanbul Barosu Üyesi Avukat Eren Can da konuşmasında şunları söyledi:

    “Kaderimize terk edildik. Telefonlar çekmiyordu. Cumhurbaşkanının Antakya’ya geldiği gün bant daraltması yazıldı biz o gün Twitter’da vinç arıyorduk. Öfkemiz çok büyük. Artık biz korkmuyoruz. Asıl biz not ediyoruz. Bize reva görülen ölümleri not ediyoruz. Söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak.”

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut ise “Devlet afet bölgesinde halkın karşısında. İşkence vakalarının arkasında devlet var. Devlet bu suretle deprem bölgesinde. Halk kasıtlı olarak tedirgin edilmek isteniyor. Bunun Hatay’da zorunlu göç politikasının bir parçası olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Eş Başkanı Esra Bilen de afet yönetiminin kötü yapıldığının altını çizerek, “Deprem bölgesinde yer alan bazı hapishanelerde bazı mahpuslar öldürüldü. Birçok kişiye linç girişimi oldu. Ortada firar ya da yağma olsun ya da olmasın işkence suçtur. Hükümet kim iktidarına karşı gelirse afet dinlemeden halka karşı bu denli sert tepki vereceğini ortaya koydu. Hükümet için önemli olan kendi iktidarını sürdürmesidir. Hiçbir şey sizi kurtaramayacak. Sizler yargılanacaksınız, bizler kentlerimizi dayanışmayla tekrar inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Demokrasi için Hukukçular adına Devrim Avcı, “Bizimki depremzedeler adına bir hak mücadelesi” derken; Avukat Dayanışması adına konuşan stajyer avukat Fırat Al da “Devlet deprem bölgesindeki insanları ölüme terk ederken deprem bölgesindeki insanlarla dayanışmak isteyenleri engelledi” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Şebnem Korur Fincancı davasında karar bekleniyor; adliye önünde açıklama-VİDEO

    Şebnem Korur Fincancı davasında karar bekleniyor; adliye önünde açıklama-VİDEO

    PİRHA-TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklu yargılandığı davada bugün kararın çıkması bekleniyor. Duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yapılırken, “Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya, geleceğimize ve örgütümüze sahip çıkıyoruz” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklu yargılandığı dava öncesi Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet önünde basın açıklaması yapıldı. Adliyenin önü ve çevresi polis tarafından daha önceki duruşmalarda olduğu gibi yine ablukaya alınırken, açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy, Hüda Kaya, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Dünya Tabipler Birliği’nden de temsilciler katıldı.

    “FİNCANCI’YA, GELECEĞİMİZE VE ÖRGÜTÜMÜZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    TTB Merkez Konseyi adına basın açıklamasını TTB İkinci Başkanı Ali İhsan Ökten okurken, şu ifadelere yer verdi:

    “Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya, geleceğimize ve örgütümüze sahip çıkıyoruz. Bugün, üçüncü defa ülkemiz demokrasisi ve hukuku açısından yaşadığımız utanç verici bir dönemin sonlanması için toplandık. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın duruşması az sonra başlayacak.

    Dün, 10 Ocak 2023 Pazartesi günü ise Ankara’da TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınması için açılmış olan davanın duruşmasındaydık. Bu adliyelerin önünde bizlere bedel ödetme niyetinde olanlar şunu bilmeliler, tarihin çöp sepeti bu niyeti besleyenlerle doludur.  Tamamen siyasi hedeflerle ve ayan beyan bir hukuksuzlukla sürdürülen bu sürecin artık sonlandırılmasını, hukuki hiçbir dayanağı olmayan kararlarla halen tutuklu bulunan Merkez Konseyi Başkanımız Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz. 

    Geldiğimiz noktada mevcut iktidar çevreleri topluma demokrasi ve halk sağlığı için yıkım dışında bir şey vaat etmemektedir. Bu yıkım, hekimlerin meşru örgütü olan TTB’nin yargı eliyle muktedirler tarafından baskı altına alınmasında, Merkez Konseyi Başkanı’nın keyfi ve hukuksuz bir biçimde tutuklanmasında kendini göstermektedir. Bu süreci hep birlikte, dayanışmayla aşacağımızı, Şebnem Hocamızı özgürlüğüne kavuşturacağımızı ve yine hep birlikte hekimlik değerleri, mesleki bağımsızlık, toplumun sağlık hakkı, demokrasi ve özgürlük için mücadelemizi sürdüreceğiz. Geçmişte olduğu gibi bugün de kazanan, hekim meslek örgütümüz olacaktır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Fincancı, Sincan Cezaevi’nden kapalı bir alanda kelepçeli olarak getirilmiş-VİDEO

    Fincancı, Sincan Cezaevi’nden kapalı bir alanda kelepçeli olarak getirilmiş-VİDEO

    PİRHA-TTB Başkanı Fincancı’nın bugün görülen ilk duruşmasının ardından adliye önünde açıklama yapan Av. Meriç Eyüpoğlu, “Gözaltına alındığından bugüne kadar o kadar çok hak ihlali oldu ki, bunların çoğu haber bile olmadı. Şebnem Fincancı, Sincan Cezaevi’nden buraya getirilirken, bir minibüse bindirilmiş, camekanlı kapalı bir alanda kilitli haldeyken, kendisi dışında yedi tane jandarma görevli varken, buraya kadar kelepçeli halde getirilmiş” dedi.

    Örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla 7,5 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında mahkeme ilk duruşmada tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki celse 29 Aralık gününe ertelenirken, duruşma sonrası Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı.

    “FİNCANCI, SİNCAN CEZAEVİNDEN BURAYA KADAR KELEPÇELİ HALDE GETİRİLMİŞ”

    Açıklamada ilk olarak söz alan Avukat Meriç Eyüpoğlu, Fincancı’nın gözaltına alınmasından itibaren yaşadığı hak ihlallerinin gündem olmadığını belirterek, tepki gösterdi. Eyüpoğlu, “Maalesef bugün gördüğümüz ülkedeki ne ilk skandal ne de belli ki son skandal olacak. Gözaltına alındığından bugüne kadar o kadar çok hak ihlali oldu ki, bunların çoğu haber bile olmadı. Bu dava dokunulması istenmeyen, haber yapıldığı zaman RTÜK’ten ceza gelebilecek olan, erişimin engellenmesi tehdidiyle karşı karşıya kalınan bir dava olduğu için aslında bu hak ihlalleri yeterince duyurulamadı. Bu ülkenin hakimleri ve savcıları adil yargılamanın ne olduğunu bilmiyor. Şebnem Fincancı, Sincan Cezaevi’nden buraya getirilirken, bir minibüse bindirilmiş, camekanlı kapalı bir alanda kilitli haldeyken, kendisi dışında yedi tane jandarma görevli varken, buraya kadar kelepçeli halde getirilmiş” dedi.

    “BU ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜKLERİN SONU GELECEK”

    TTB Merkez Konseyi adına basın açıklamasını ise TTB 2. Başkanı Ali İhsan Ökten okudu. Ökten’in açıklamasından öne çıkan satır başları ise şöyle:

    “Türk Tabipleri Birliği ve tabi ki Türkiye için emek, demokrasi ve sağlık adına zor bir günden daha geçtik. Adaletle asla bağdaşmayacak bir kararla karşı karşıya kaldık. Hukuku bir baskı aracı olarak kullanan siyasi erkler biliyoruz ki, bugüne kadar birçok demokrasi dışı uygulamada olduğu gibi, ileride bu kararı da sahiplenmeyecek ve birbirlerini suçlayacaklardır. İdam cezalarına karşı çıkan; bunun için yargılanan TTB Başkanlarımızdan Nusret Fişek’i bizler bugün de gurur ve minnetle anıyoruz; ancak onları yargılayan 12 Eylül darbecilerini kimse ne minnetle ne de gururla anıyor. Hekimliğin ve TTB’nin; yaşam ve sağlık için bizlere ışık tutan onurlu tarihi, bu karanlığı da birlikte aşmamızı sağlayacak. Dün olduğu gibi yarın da iyi ve doğru için; bilim ve etik son sözü söyleyecek.

    Şebnem hocamızın tutukluluğundan bu yana da kendisiyle ve TTB ile dayanışmasını her zaman gösteren kurumlarımıza, dostlarımıza teşekkür ediyoruz. En büyük teşekkürü de, siyasi popülizme ödün vermeyip halkın sağlığı için mücadele eden biz hekimlere sahip çıkan, topluma ediyoruz. Dayanışmanın ezilenlerin inceliği olduğunu bir kez daha gördük. Biz hekimler toplumun sadece bir parçasıyız ve biliyoruz ki hepimiz birbirimize muhtacız. Elbet bu örgütlü kötülüklerin sonu gelecek; bu topraklarda barış, umut, emek, sevgi hâkim olacak.

    Şebnem Hocamız belki bugünlük yanımızda olamadı ama Hocamızın “aynı umutlu ve eylemci iyimserlikle mücadeleye devam…” sözleriyle kendisi üzerine sorumluluk aldığı gibi bizlere de büyük bir sorumluluk yükledi. Bu sorumluluk öncelikle TTB’nindir: Ancak yalnızca bizim değil aynı zamanda gelecek güzel günlere inan tüm emek demokrasi güçlerinindir de… Bizler susmuyoruz; korkmuyoruz ve birilerine inat, hiçbir yere gitmiyoruz. Güzel günlere olan inancımızla bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza, kamuoyuna bir kez daha teşekkür ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Adalet Nöbeti, ÇHD davasından tutuklu avukatlar için tutuldu-VİDEO

    Adalet Nöbeti, ÇHD davasından tutuklu avukatlar için tutuldu-VİDEO

    PİRHA-Bugün 119’uncusu gerçekleştirilen Adalet Nöbeti, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) davasında tutuklu bulunan avukatlar için tutuldu. Nöbette konuşan ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Çiğdem Akbulut, “Ne olursa olsun bu avukatlığı mahkum edin” diyen zihniyete karşı, avukatlığı savunmak için hepinizi Silivri’ye bekliyoruz” dedi.

    İstanbul Adalet Sarayı önünde bugün 119. kez düzenlenen ‘Adalet Nöbeti’, 7-11 Kasım’da Silivri’de görülecek olan ÇHD davası tutuldu. Nöbete Ankara Barosu eski başkanı Kemal Koranel ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi Başkanı Çiğdem Akbulut da katıldı.

    Nöbette ilk olarak söz alan Av. Kemal Koranel, dava sürecine değinirken, “Söz konusu davada meslektaşlarımız ilk önce beraat etmiş ve tahliye olmuşlardı. Ama aynı mahkeme heyeti nasıl bir baskı gördüyse 8 saat sonra yakalama kararı verildi ve tekrardan tutuklandılar. Hemen ardından da mahkeme heyeti başka yerlere dağıtıldı. 5 yılı geçen bir sürede meslektaşlarımız hala tutuklu” dedi.

    “YILLAR GEÇTİ YİNE EZİLENLERİN YANINDAYIZ”

    Koranel’in ardından konuşan Av. Çiğdem Akbulut ise şunları söyledi:

    “Yurdun her köşesinden fışkıran adaletsizlik için 119. kez ses olmak, buradayız, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz demek için bir aradayız. İki hafta önce Amasra maden katliamı için toplanmıştık. Gezi için toplandık, tutuklanan gazeteciler için toplandık. Kadın cinayetlerine karşı, İstanbul Sözleşmesi için toplandık. Boğaziçi öğrencileri, başta Aysel Tuğluk olmak üzere hasta tutsaklar için; zeytin ağaçları, Kaz Dağları için toplandık.

    Tutuklu avukatlar için de toplanmıştık uzun haftalar boyunca. Nasıl bugün Amasra’da isek, 2014’te Soma Maden Katliamı ardından hemen Soma’ya koştukları ve katliam sorumlularını yargılattıkları için tutsak edilen üyelerimiz için toplanmıştık. Yıllar geçti, yine madencilerin avukatıyız; yine öğrencilerin, yine ezilenlerin yanındayız. Ancak meslektaşlarımız da hala bunları yaptıkları için tutuklu. 2013 yılından bu yana derneğimiz genel başkanı Selçuk Kozağaçlı ile birlikte toplamda 22 meslektaşımızın avukatlık faaliyetlerini sorgulayan bir yargılama sürdürülüyor. İki kez, “bu yapılanlar avukatlıktır” denip tahliye edilmiş olmalarına rağmen, siyasi iktidar talimatları ile yeniden ve yeniden tutuklandılar. Arkadaşlarımızın bir kısmı, burjuva hukukun dahi katledildiği bir yargılama ile hüküm giymiş iken; Av. Selçuk Kozağaçlı, Av. Barkın Timtik ve Av. Oya Aslan hala tutuklular.

    “HEPİNİZİ SİLİVRİ’YE BEKLİYORUZ”

    7–11 Kasım tarihleri arasında hepimizi karar duruşmalarına çağırıyorlar. Hepinizi karar duruşmamıza çağırıyoruz. Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik için, azami tutukluluk süresinin çoktan geride bırakıldığı bu yargılamada, meslektaşlarımıza bugün sahte delil üretmekten hüküm giymiş kimisi hapishanede kimisi firari Fetö polisleri ve savcılarının hazırladığı iddianame ile ceza verilmek isteniyor. Sahte delilleri tartışmak istiyoruz, tartıştırılmıyor. Tanıkları sorgulamak istiyoruz, sorgulattırılmıyor. Raporlara itiraz ediyor, bilimsel açıklamalar istiyoruz. Cevap alamıyoruz. Bu koşullar altında karar verilmek istenen, “Ne olursa olsun bu avukatlığı mahkum edin” diyen zihniyete karşı, avukatlığı yani kendimizi savunmak için hepinizi Silivri’ye bekliyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • İstanbul’da 117. Adalet Nöbeti Gezi tutukluları için yapıldı-VİDEO

    İstanbul’da 117. Adalet Nöbeti Gezi tutukluları için yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Gezi tutukluları için 117. Adalet Nöbeti’nde bir araya gelen avukatlar ve tutuklu yakınları dava sürecine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Eylemde konuşan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Hukuk, siyaset uğruna eğilip, büküldükçe geldiğimiz nokta bu oldu işte. Herkes bilmeli ki onları yaşatacağız. Onlar bu ülkenin hukuk ve demokrasi tarihine onurla geçecekler” dedi.

    Avukatlar, 117. Adalet Nöbeti’nde Gezi davasından tutuklu bulunanlar için bir araya geldi. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki eyleme tutuklu yakınlarının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Oya Ersoy ile İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu katıldı.

    Yakınlarının tutukluluğuna tepki gösteren aileler, “Ellerinizi vicdanınıza koyunuz ve bir an önce mağduriyetimizi gideriniz. Toplumsal olarak birlikte olursak bu siyasi düzen bize bir şey yapamaz” dedi.

    “ONLAR BU ÜLKENİN HUKUK VE DEMOKRASİ TARİHİNE ONURLA GEÇECEKLER”

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ise şunları söyledi:

    “Bu ülkenin hukukçuları olarak bu davanın hukuka aykırılığını tescil ettik. Etmeye sonuna kadar devam edeceğiz. Biliyoruz ki sevgili Can (Atalay) sadece avukatlık yaptığı için tutuklandı. O bizim adımıza yatıyor orada. Onun acısını yüreğimizde duyuyoruz. Biraz vicdanı olanın bu yargılama sonucunda ne yapacağını hepimiz görüyorduk. Hukuk, siyaset uğruna eğilip, büküldükçe geldiğimiz nokta bu oldu işte. Herkes bilmeli ki onları yaşatacağız. Onlar bu ülkenin hukuk ve demokrasi tarihine onurla geçecekler. Onları onurları ile yaşatacağız. Bu biline.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Turgut Öker hakkında bir ihbarcının mektubu ile dava açılmıştı; duruşma 5 Ekim’de

    Turgut Öker hakkında bir ihbarcının mektubu ile dava açılmıştı; duruşma 5 Ekim’de

    PİRHA-Almanya’da yaşayan Mehmet Sağır isimli kişinin 2019 yılındaki ihbar mektubu ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla dava açılan AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker, 5 Ekim Çarşamba günü hakim karşısına çıkacak. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 5 Ekim Çarşamba günü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 09.20’de görülecek.

    Almanya’da yaşayan ve 1979 ile 2005 yılları arasında öğretmenlik yaptığı belirtilen Mehmet Sağır isimli şahsın, 7 Mart 2019 tarihinde savcılığa gönderdiği ihbar mektubunun ardından Öker hakkında soruşturma başlatılmış, Cumhuriyet Savcılığı da 24 Nisan 2022 tarihinde cezalandırılma talebiyle iddianame hazırlamıştı.

    İddianamede, Mehmet Sağır isimli kişinin Öker hakkında yaptığı ihbar mektubu yer alırken, Öker’in sosyal medya paylaşımlarına da yer verildi. Öker’in yurt içi ve yurt dışındaki Alevi kurumları içerisinde Türkiye devleti aleyhine faaliyet yürüttüğü öne sürüldü.

    ÖKER: MEHMET SAĞIR’IN MİT AJANI OLDUĞU BİLİNİYOR

    Öker, konu ile ilgili olarak PİRHA‘ya daha önce yaptığı açıklamada Mehmet Sağır isimli şahsın MİT ajanı olduğunu iddia ederek, şunları söylemişti:

    “Mehmet Sağır isimli kişi ile 20 yıldır süren bir geçmişimiz var. Bu adam 2000’li yıllarda Almanya’da oradaki bir gazeteye (Hürriyet Gazetesi) benimle ilgili yazılar yazdı. Daha sonra 3 sene önce Türkiye’ye geldiğimde beni bu adamın ihbarı üzerine gözaltına aldılar. İçi boş olduğu için savcılık takipsizlik kararı vermişti. Ancak tekrar bununla ilgili yeni bir dava açıldığını öğrendim. Bu adam Alevi. 1980 öncesinde Almanya’ya gitmiş ve orada Türkçe öğretmenliği yapıyor. MİT orada din adamlarını, öğretmenleri, ateşeleri, sendikal alandaki kişileri istihbarat elemanı olarak kullanıyor. Bu birçok kez gündeme geldi. Bu adamla ilgili bir sene önce Alman televizyonu bir haber yaptı. Haber, ‘Erdoğan’ın Almanya’daki ajanları’ başlığı altında verildi. Almanya’da bilinen bir adam.”

    “DAHA ÖNCE AÇTIĞIM TAZMİNAT DAVASINI KAZANDIM”

    20 yıl önce kendisiyle ilgili karalayıcı, asılsız yazılar yazdığı için Mehmet Sağır’a dava açtığını da kaydeden Öker, “Bu adam (Mehmet Sağır) orada 5 bin euro cezaya çarptırıldı. Daha sonra  bu parayı ödeyemedi ve evine haciz gitti. Bir gün beni bir kadın aradı ağlayarak ve dedi ki, ‘Bu rezil adam yüzünden biz her şeyimizi kaybettik eve haciz geldi. Televizyon, çamaşır makinesi, buzdolabını götürecekler’ dedi. Ardından ben de haciz memuruna davayı geri çektiğimi söyledim ve affettim” ifadelerini kullanmıştı.

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Turgut Öker hakkında bir ihbarcının üç yıl önceki şikayeti nedeniyle dava açıldı

  • KCDP: Derneğimizi kapatamayacaklar, hodri meydan!-VİDEO

    KCDP: Derneğimizi kapatamayacaklar, hodri meydan!-VİDEO

    PİRHA-Hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla kapatma davası açılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 5 Ekim’de görülecek ikinci duruşma öncesi basın toplantısı yaptı. Yapılan konuşmalarda, “Derneğimizi kapatamayacaklar. Hodri meydan. Seçim sandığı geldiğinde hesabını soracağız. Kadına karşı şiddet dünyanın en yaygın insan hakları ihlalidir. Sadece yaygın değil aynı zamanda en zalimane şiddet biçimiyle karşı karşıya kadınlar” denildi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla açılan kapatma davasının 5 Ekim günü görülecek olan ikinci duruşması öncesi basın toplantısı düzenlendi.

    Şişli’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya Kadın Meclisleri’nden Dilber Sünnetçioğlu, Avukat Leyla Süren, KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, LGBTİQ+ Meclisi’nden Ilgın Gürses, İstanbul Barosu’ndan Nazan Moroğlu, Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar, Kırklareli Barosu’ndan Oylum Yaman, Ekmek ve Gül’den Sevda Karaca ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) Ümit Efe de katıldı.

    “DERNEĞİMİZİ KAPATAMAYACAKLAR, HODRİ MEYDAN”

    “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği Hukuksuz Davalarla Kapatılamaz” sloganıyla yapılan açıklamada ilk olarak söz alan Dilber Sünnetçioğlu, “Kadınlar yaşasın, diye mücadele ediyoruz. Derneğimiz kapatılmak isteniyor. Nedenini çok iyi biliyoruz. Kadınların eşit ve özgür yaşamak istemesi, kendi kararlarını almak istemesidir. Kadınları korkutamayacak, durduramayacaksınız. Onların yaşam şeklini kabul etmiyoruz. Bu dava için sadece bir kısım insanlar maşa olarak kullanılıyor. Derneğimizi kapatamayacaklar. Hodri meydan. Seçim sandığı geldiğinde hesabını soracağız. Yurt dışında ödül alıyoruz ama burada kapatılmak istiyoruz” dedi.

    Av. Leyla Süren ise “KCDP, ailelerin desteğiyle kurulmuş bir dernektir. Kadın hareketinin sesinin kısılması için açılmış bir davadır. Savcılık, “Derneğin hukuka ve ahlaka aykırı bir eylemi var mı?”diye araştırdığında herhangi bir örneğe rastlamıyor. Tüm muhalefeti susturmak üzere açılmış bir davadır” diye konuştu.

    “SİYASAL HEGEMONYALARI BİTTİ, KÜLTÜREL HEGEMONYA KURMA ÇABALARI NAFİLE”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Derneği Genel Sekreteri Fidan Ataselim de “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması modern ve medeni haklarımıza yönelik saldırıların göstergesiydi. Şimdiye kadar hiç olmadığı kadar kadın cinayetleri artırıyor. Yaptıkları nefret söylemleri ve geliştirdikleri politikalar ile saldırılarla karşılaşıyoruz. Bütün bunlara rağmen direncimizin arttığını düşünüyoruz. Derneğimizi kapattırmamak bütün muhalefete güç verecektir. Yaşam ve eşit olma haklarımız, özgürlüklerimiz pazarlık malzemesi olamaz. Siyasal hegemonyaları bitti. Kültürel hegemonyalarını kurma çabaları nafile” ifadelerini kullandı.

    LGBTİQ+ Meclisinden Ilgın Gürses ise 18 Eylül günü İstanbul Saraçhane’de gerçekleştirilen LGBTİ+ karşıtı eyleme değinirken; “Saraçhanedeki eylemi devlet kurumları alenen örgütlüyor. RTÜK bu eylemin reklamını yaptı. Her eylemi yasaklayan İstanbul Valiliği bu eylemi örgütledi. Sömürmek istediklerinde zaten biz aileyiz. Saldırmalarının nedeni, siyasi iktidar ekonomik krizin de etkisiyle büyük bir çıkmazda. Bu süreçte bu tarz saldırılar artıyor. Ama bu şekilde kazanamazlar. Her saldırıda bize olan destek artıyor. Bizim için mücadele bundan sonra ya eşitlik hakkımızı verirsiniz ya da söke söke alırız” dedi.

    “KADINA KARŞI ŞİDDET DÜNYANIN EN YAYGIN İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    2018 yılında öldürülen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım da kapatma davasına tepki göstererek, “Kızım 2018 yılında intihar süsü verilerek öldürüldü. Daha sonra dosyası kapatıldı. Kızımın cinayete kurban gittiği daha sonra ortaya çıkarıldı. Derneğimize “aile yapısını bozuyor, ahlaksızlık” denilerek kapatma davası açılıyor. Benim kızımın dosyası kapatıldığında ahlaksızlık yapılmadı mı? Derneğimiz, bizlerin yalnız olmadığını gösterdi. Bize güç verdi. Mücadelemizde bizimle yürüdüler” şeklinde konuştu.

    İstanbul Barosu’ndan Nazan Moroğlu ise, kapatma davasına karşı dernek ile dayanışma içerisinde olduklarını belirtti. Eşitlik İçin Kadın Platformu’ndan Hülya Gülbahar da, “Kadına karşı şiddet dünyanın en yaygın insan hakları ihlalidir. Sadece yaygın değil aynı zamanda en zalimane şiddet biçimiyle karşı karşıya kadınlar. İddianameyi incelediğimde hukuk adına utandım. Hukukta adalet yok. Eşit, özgür, mutlu ve huzurlu yaşamak istiyoruz. Bu davalar gelip, geçecek. Hepimize karşı açılmış bir dava olarak görüyoruz” dedi.

    Kırklareli Barosu’ndan Oylum Yaman “Derneğin hukuksuzca kapatılmak istenmesi kadınların örgütlenme hakkına yönelik yapılan bir saldırıdır. 5 Ekim’de Çağlayan Adliyesi’nde olacağız” ifadelerini kullanırken, TİHV’den Ümit Efe de “Dernek, insan hak ve özgürlükleri açısından önemli bir ışık oldu. Bu totaliter sistem insanın özne olma çabasını çalarak, talebi görünmez kılıyor” diye konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Tutuklu yakınlarına polis müdahalesi protesto edildi-VİDEO

    Tutuklu yakınlarına polis müdahalesi protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Adalet Sarayı önünde infazı yakılan ve hasta tutukluların yakınları tarafından devam ettirilen adalet nöbetine polis yasak olduğu gerekçesiyle müdahale etti. HDP Bahçelievler İlçe Eşbaşkanı Fatma Çatar’ın gözaltına alındığı eylemde HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm “Her gün cezaevlerinden çığlık sesleri geliyor. Cezaevlerinde yükselen sesin kamuoyuna yansımaması için buradaki açıklamayı engelliyorsunuz. Herkes işlediği suçlardan yargılanacak” dedi.

    İnfazı yakılan ve hasta tutukluların yakınlarının İstanbul Adalet Sarayı önünde başlattığı ancak Kağıthane Kaymakamlığı’nın yasaklama gerekçesiyle her hafta polis müdahalesine maruz kaldığı adalet nöbetinde HDP Bahçelievler İlçe Eşbaşkanı Fatma Çatar gözaltına alındı. Eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Dilşad Canbaz, Züleyha Gülüm ile Musa Piroğlu da destek verdi.

    “Ya tutuklular intihara sürükleniyor ya da işkence ile katledildiği haberleri geliyor. Bugüne kadar cezaevlerinde iyi bir haber alma şansımız olmadı. Buna karşı anneler uzun bir süredir nöbetlerini sürdürmeye çalışıyor. Ama her hafta engellemeyle karşı karşıya kalıyor ya da valilik kararıyla yasaklanıyor” diyen Gülüm, konuşmasını sürdürürken, polis eylemin yasak olduğunu belirterek engellemeye çalıştı. Gazetecileri de engellemeye çalışan polis, HDP Bahçelievler İlçe Eşbaşkanı Fatma Çatar‘ı gözaltına aldı.

    “CEZAEVLERİNDEN HER GÜN ÇIĞLIK SESLERİ GELİYOR”

    Polisin engellemesine rağmen konuşmasına devam eden Züleyha Gülüm, müdahaleye tepki göstererek, “Görüyorsunuz annelerin seslerini duyurmaması için buradaki eyleme engel olmaya çalışıyorlar. Cezaevlerinde yaşananlar bilinmesin diye müdahale ediliyor. Ülkede hiçbir hukuk, Anayasal uluslararası sözleşme kalmadı. Hukuksuz bir şekilde sesimiz kısılmaya çalışılıyor. Gerçekten cezaevlerinde bir sorun yoksa neyi açıklamamızdan korkuyorsunuz. Madem öyle cezaevi kapılarını açın sivil toplum örgütleri tarafından denetlensin. Gerçekten tutuklulara kötü muamele yoksa bu tutukluları neden kapalı kapılar ardında tutuyorsunuz. Tutukluların aileleriyle yapmış olduğu telefon görüşmelerinde aktardığı işkenceleri burada dile getirmelerinden neden rahatsız oluyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    Gülüm sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her gün cezaevlerinden çığlık sesleri geliyor. Cezaevlerinde yükselen sesin kamuoyuna yansımaması için buradaki açıklamayı engelliyorsunuz. Bu şeklide tutuklu yakınlarının sesini kısmaya çalışacağınızı mı düşünüyorsunuz. Cezaevlerinde yaşananlardan, her yaşanan zulümden Adalet Bakanlığı ve Cezaevleri yetkilileri sorumlularıdır. Bu yargı düzeni bir gün değişecek. Yargılanacağınızı düşünmüyor musunuz? Herkes işlediği suçlardan yargılanacaktır.”

    “AYSEL TUĞLUK MAHKEMEDE SORULAN SORULARA CEVAP VEREMİYOR”

    Hastalığına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk’u da hatırlatan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise şöyle konuştu:

    “Aysel Tuğluk çıkarıldığı mahkemede kendisine sorulan sorulara cevap veremiyor. Çünkü artık hastalığından dolayı kavramıyor. Ağır hastalığına rağmen bugün cezaevinde kalabilir raporu veriyor ATK. Bugün sadece siyasi tutsaklar yatmıyor cezaevlerinde. Binlerce hasta tutuklu yatıyor. Hapishanelerdeki bu cehennem bu ülkenin aynasından başka bir şey değildir. Hapishanelerdeki bu durumu şimdi çevrenizde görüyorsunuz. Bugün HDP’liyseniz ve zulme başkaldırıyorsanız size her şey yasak. Bugün bu yaşananlara sessiz kalınırsa yarın bu yasaklar herkese yasak olur. Bugün bizlere yapılanlar ülkenin geleceğine yapılıyor demektir. Ülkede artık kimsenin can güvenliği değildir. Bizler hasta tutukluların yanında olmaya ve onların sesi olan yakınlarının sesi olmaya devam edeceğiz. Bütün işkenceciler eninde sonunda yargılanacaktır.”

    PİRHA/ İSTANBUL