Etiket: çağrı

  • İstanbul’da 1 Mayıs seferberliği: Newroz ruhuyla Kadıköy’de buluşalım!

    İstanbul’da 1 Mayıs seferberliği: Newroz ruhuyla Kadıköy’de buluşalım!

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü, siyasi partiler, kadın örgütleri ve sendikaların katılımıyla 1 Mayıs deklerasyonunu açıkladı. “Ekmek, Barış ve Adalet” vurgusunun öne çıktığı toplantıda, ekonomik kriz ve savaş politikalarına karşı Kadıköy Meydanı işaret edildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Örgütü, yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı’na ilişkin hazırlıklarını bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. “Ekmek, Barış, Adalet İçin Hep Birlikte 1 Mayıs’a” sloganıyla düzenlenen toplantıya SYKP ve SODAP temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü destek verdi.

    MAHALLE MAHALLE 1 MAYIS HAZIRLIĞI

    Toplantıda söz alan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, derinleşen yoksulluk ve güvencesizlik kıskacında bir 1 Mayıs’a girildiğini belirtti. Hazırlık sürecini doğrudan sokakta yürüttüklerini ifade eden Çınar, “Parklarda, forumlarda ve mahallelerde işçilerle buluşuyoruz. Halklarımızı baharın direniş ruhuyla, Newroz coşkusuyla Kadıköy’e bekliyoruz” diyerek geniş katılım çağrısı yaptı.

    “SAVAŞ YOKSULLUK, BARIŞ EKMEKTİR”

    Ortak basın metnini okuyan İl Emek Komisyonu Eşsözcüsü Seyfettin Gülenyüz, konuşmasında ekonomik kriz ile savaş politikaları arasındaki doğrudan bağa dikkat çekti. Barışın işçiler için hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Gülenyüz, şu ifadeleri kullandı:

    “Savaşın faturası işçi ve emekçilere kesiliyor. Alım gücünün düştüğü, insanca yaşamın imkansızlaştığı bu süreçte ‘Barış hemen şimdi’ demek aynı zamanda ekmeğimize sahip çıkmaktır. Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kanlı oyunlarına karşı halkların ortak direnişini savunmak için alanlarda olacağız.”

    TALEPLER ORTAK: GÜVENCELİ İŞ, DEMOKRATİK ÇÖZÜM

    DEM Parti ve bileşenlerinin 1 Mayıs ajandasında öne çıkan başlıklar ise şöyle sıralandı:

    Asgari ücret sefaletine ve işsizliğe karşı güvenceli istihdam.

    Kürt sorununda demokratik çözüm adımlarının atılması ve tecrit politikalarına son verilmesi.

    Doğa talanına, erkek egemen sisteme ve kadın emeği sömürüsüne karşı ortak mücadele.

    Baskılara, kayyım politikalarına ve antidemokratik uygulamalara karşı meydanların özgürleştirilmesi.

    BİLEŞENLERDEN ORTAK ÇAĞRI: MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM

    Toplantıda söz alan SYKP temsilcisi Ali Genç ve SODAP temsilcisi Mustafa Öztürk, işçi sınıfının taleplerinin ancak birleşik bir mücadeleyle kazanıma dönüşebileceğini vurgulayarak, İstanbul’un tüm renklerini 1 Mayıs’ta Kadıköy’de birleşmeye davet etti.

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü, hazırlıkların 1 Mayıs sabahına kadar tüm ilçelerde ve çalışma alanlarında “seferberlik” ruhuyla devam edeceğini ilan ederek toplantıyı sonlandırdı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Şilan Şirvan Çil’den tutuklu gazeteci Cihan Berk davası için dayanışma çağrısı- VİDEO

    Gazeteci Şilan Şirvan Çil’den tutuklu gazeteci Cihan Berk davası için dayanışma çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Şilan Şirvan Çil, gazeteciler üzerindeki baskılara dikkat çekerek, “Gazeteci Cihan Berk ve diğer meslektaşlarımızın yargılanması hakikati duyurma çabamızın önüne geçemeyecek” dedi.

    Gazeteci Şilan Şirvan Çil, tutuklu gazeteci Cihan Berk’in durumuna dikkat çekerek Türkiye’de basın özgürlüğünün geldiği noktayı değerlendirdi. Çil, Berk’in haberlerinin suç delili olarak gösterildiğini ve gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edildiğini belirtti.

    “TÜRKİYE’DE GAZETECİLİK YARGILANMAYLA KARŞI KARŞIYA”

    Çil, PİRHA’ya yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Cihan Berk arkadaşımız 19 Aralık’tan bu yana Elazığ Cezaevi’nde tutuklu. Uzun süren tutukluluk sürecinin ardından hazırlanan iddianamede, yaptığı gazetecilik faaliyetlerinin suç sayıldığını gördük. Haberleri suç delili olarak gösteriliyor. Bu durum, yalnızca Cihan Berk’in değil, tüm gazeteci arkadaşlarımızın karşı karşıya kaldığı bir tablo” dedi.

    Gazetecilerin uzun tutuklulukların yanı sıra gözaltılar, yurt dışı yasakları ve erişim engelleriyle de hedef alındığını vurgulayan Çil, Türkiye’de basın özgürlüğünün fiilen yok sayıldığını ifade etti.

    Yasalara dikkat çeken Çil, “Dezenformasyon yasasının ardından onlarca gazeteci, ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla tutuksuz veya yurt dışı yasağıyla yargılanıyor. Basın özgürlüğü yasalarla güvence altına alınması gerekirken, tam tersine yargı aracılığıyla baskı altına alınıyor”

    “GAZETECİLİK MESLEĞİ 90’LI YILLARDAN BU YANA BÜYÜK BASKI ALTINDA”

    90’lı yılların faili meçhullerinden bugünkü tutuklamalara uzanan baskı zincirine dikkat çeken Çil, gazetecilerin hedef alınmasının halkın haber alma hakkını da engellediğini söyledi:

     “Arkadaşımızın tek yaptığı, halka hakikati ulaştırmak. Ancak hem siteler kapatılıyor, hem gazetecilerin sosyal medya hesapları gerekçesiz şekilde BTK kararlarıyla engelleniyor. Bu saldırılar hem gazetecileri hem de halkın doğru bilgiye erişimini hedef alıyor.”

    Cihan Berk’in duruşmasının 15 Nisan’da Tunceli Adliyesi’nde görüleceğini hatırlatan Çil, gazeteciliğin suç olmadığını vurgulayarak “Bizler orada olacağız. Gazeteciliğin yargılanamayacağını, hakikati savunmanın suç olmadığını göstereceğiz” dedi ve mahkemeye katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım’da yapılacak yürüyüş için bildiri dağıttı-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım’da yapılacak yürüyüş için bildiri dağıttı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, PTT ‘den mahpus kadınlara kart gönderdikten sonra Moğultay Mahallesi’nde kadınlara bildiri dağıtarak 25 Kasım’da saat 17.30’da yapılacak yürüyüşe davet etti.

    Dersim’de kadınlar, 25 Kasım’da saat 17.30’da Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip basın açıklaması yapacak.

    Dersim Kadın Platformu, PTT ‘den mahpus kadınlara kart gönderdikten sonra Moğultay Mahallesi’nde kadınlara bildiri dağıtarak 25 Kasım’da saat 17.30’da yapılacak yürüyüşe davet etti. Kadınlar sık sık ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganı attı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, Sihenk’te halkı Çevre Mitingi’ne davet etti-VİDEO

    Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, Sihenk’te halkı Çevre Mitingi’ne davet etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bildiri dağıtıp, 16 Kasım’da yapılacak çevre mitingine çağrı yaptı.

    Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz, Biz kazanacağız, yaşam kazanacak” şiarıyla  16 Kasım’da saat 14.00’te Seyit Rıza Meydanı’nda miting gerçekleştirecek.

    Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu bileşenleri, Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bildiri dağıtıp, 16 Kasım’da yapılacak çevre mitingine çağrı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -16 Kasım’da Dersim’de ‘Doğa ve Yaşam Mitingi’ gerçekleştirilecek-VİDEO
    -Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, Mazgirt’te halkı Çevre Mitingi’ne davet etti-VİDEO

  • Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek-VİDEO

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından Karakaya köyünün direnişine destek-VİDEO

    PİRHA- Sanat, siyaset ve akademi camiasından bir çok isim Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırarak, köylülelerin direnişinin yanında oldukları mesajını verdi.

    Çorum’un Karakaya köyü yakınında planlanan taş ocağı ve kırma-eleme tesisi için Çorum Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü “ÇED olumlu” kararı vermiş ve  köylüler kararın yetki aşımıyla alındığını savunarak yargıya başvurmuştu.

    Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, köylüler taş ocağına karşı hukuksal mücadele başlatmıştı.

    Taş ocağı madenine karşı köylülerin direnişi sürerken, sanat, siyaset ve akademi camiasından birçok isim, tüm duyarlı kamuoyunu Karakaya köylülerine destek olmaya çağırdı.

    “YAŞAM ALANLARINI SAVUNANLARIN MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ”

    Sanat, siyaset ve akademi camiasından isimlerin çağrıları şöyle:

    Eğitim-Sen Eski Genel Başkanı Nejla Kurul: Karakaya köyü bugün tehdit altında. Köylüler tehditin farkında ve taş ocağı madenine karşı direniyorlar. Karakaya köyünde taş madenine hayır diyoruz.

    Şair Şükrü Erbaş: Size sular deniliyor, siz taş ocağı diyorsunuz. Size hayatımız deniliyor, siz taş ocağı diyorsunuz. Biz yaşamı, siz ölümü savunuyorsunuz. Bunu yapmayın.

    EMEP Milletvekili Sevda Karaca Demir: Karakaya’nın mücadelesi yalnız değil. Kaz Dağları’ndan Munzur’a, Hasankeyf’ten Salda’ya kadar yaşam alanlarını savunmak için direniliyor. Her direniş tek bir köyün değil, hepimizin yaşam hakkının mücadelesi.

    Şair ve Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer: Ağaçlarımızın gökyüzüne uzanan ellerimizdir bizim. Taş ocağı doğamızı katletmek, dağımızı parçalamak istiyor. Can ve mal güvenliğimizi tehdit ediyor. Bizde aklımızla, kalbimizle yaşam alanlarını, dağını savunan Çorum Sungurlu Karakaya köylülerinin yanındayız.

    İkizköy Muhtarı Nejla Işık: Karakaya köyünde toprağı, havası, suyu için mücadele eden köylüleri Akbelen’den sevgiyle selamlıyoruz. Mücadeleleri mücadelemizdir, yalnız değiller.

    Fatih Mehmet Maçoğlu: Karakaya köyündeki taş ocağına karşı köylülerin meşru direnişi var. Köylülerin yaşam alanlarını şirketlere peşkeş çekenlere karşı mücadele veriliyor. Köylülerin mücadelesini sahipleniyor ve selamlıyorum.

    “TAŞ OCAĞI PROJESİNİ DURDURUN!”

    Prof. Dr. Özlem Şahin Güngör: Gözü doymayan vahşi madenciler bilsinler ki bizim onlara verecek ne bir damla suyumuz, ne bir dal yaprağımız, ne de tek avuç toprağımız var.

    Sanatçı Oğuz Boran: Karakaya köyünün sırtını verdiği dağa bir şirket taş ocağı yapmak istemekte. Karakaya köylüleri 5 aydır direniş göstermektedir. Direnişlerinin yanındayız ve bu yanlıştan dönülmesi çağrısında bulunuyoruz.

    Sanatçı Efkan Şeşen: Karakaya köylüleri yapılmak istenilen taş ocağı ile doğalarının yok olmasını istemiyorlar. Seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

    Sanatçı Suavi: Karakaya köyünün yaslanmış olduğu dağı  taş ocağına çevirmek istiyorlar. Valilik izninin verilmiş olması köyü ve oradaki yaşamı allak bullak etmektedir. O halkın yaşam hakkına ve mal güvenliğine saygı duyun.

    Sanatçı Orhan Aydın: Bu bir akıl tutulması değil ise nedir? İnsanlığın yaşam alanlarına saldırmaktan vazgeçin. Bırakın Karakaya köyü özgür yaşasın.

    SOL Parti Eş Sözcüsü İlknur Başer: Halka rağmen bu projeyi uygulayamazsınız. Gelin halk için, yaşam için bir karar verin ve taş ocağı projesini durdurun.

    Yazar ve Çevirmen Emrah Cilasun: İbrahim Kaypakkaya’nın köyü olan Karakaya köyünün yanındayım. Çeliker Holding, köyden defol diyorum ve herkesi destek olmaya çağırıyorum.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’in Tavukî köylüleri kültür evi yapıyor: Kamuoyundan destek bekliyoruz-VİDEO

    Dersim’in Tavukî köylüleri kültür evi yapıyor: Kamuoyundan destek bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Tavukî  (Kardelen) köyündeki yurttaşlar, 2024 yılının Haziran ayında kültür evi yapımına başladı ancak inşaatı tamamlamak için kamuoyundan destek bekliyor. Kültür evinin köylüler arasında sürekli konuşulan ve bir eksiklik olarak hissedilen bir ihtiyaç olduğunu belirten Tavuki köyü Muhtarı Burhan Yıldız, “İnşaatımız şu anda yarım kalmış durumda o yüzden iş insanları ve sanatçılardan duyarlı olup bize hem maddi hem de manevi olarak destek olmalarını bekliyoruz” dedi.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Tavukî (Kardelen) köyündeki yurttaşlar, 2024 yılının Haziran ayında kültür evi yapımına başladı. Köylüler kendi çabalarıyla kültür evinin kaba inşaatının bir kısmını bitirdi ancak geri kalan kısmını da tamamlamak için kamuoyundan destek bekliyor.

    Tavukî köyü muhtarı Burhan Yıldız, kültür evinin yapılma nedenlerini ve taleplerini PİRHA’ya anlattı.

    “KÖYLÜLERİMİZİN DESTEĞİYLE KABA İNŞAATIN BİR KISMINI BİTİRDİK”

    Kültür evinin köylüler arasında sürekli konuşulan ve bir eksiklik olarak hissedilen bir ihtiyaç olduğunu belirten Burhan Yıldız, “Son zamanlarda köylüler tarafından ortak kullanım alanının yokluğu daha fazla dillendirilmeye başlandı. Bu konuda çözüm üretmek istedik ve hem Türkiye hem de yurtdışında bulunan köylülerimizle fikir alışverişinde bulunduk. Kültür evinin yapılması hem ihtiyacın karşılanması hem de bizden sonra gelecek insanların da kullanabileceği bir alanı yaratmak için böyle bir adım attık. Kültür evinin yapımına 2024 yılının Haziran ayında başladık. Köylülerimizin verdikleri desteklerle kaba inşaatın bir kısmını bitirdik. Köyümüzde cenaze ve düğün yemekleri ile dışarıdan gelen misafirlerimizi ağırlayacağımız misafirhanemizin olacağı bir imkân yaratmak istedik” dedi.

    “KÜLTÜR EVİYLE BİRLİKTE KAYBOLAN DEĞERLERİ YENİDEN CANLANDIRMAK İSTİYORUZ”

    Kültür evi yapmalarının bir başka amacının da insanların arasındaki iletişim kopukluğunu ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Burhan Yıldız, “Kültür evini yaparken sadece özel günlerde kullanmak yerine yılın belli dönemlerinde burada gelenekselleşen festival gibi kültürel faaliyetleri de hayata geçirmek istiyoruz. İnsanlar arasında iletişim kopukluğu, kendi değerlerinden uzaklaşma ve kendi tarihine yabancılaşma söz konusu. Biz de kültür evini yaparken kaybolan değerleri tekrar canlandırmak için sembolik bir yapı haline getirmeyi düşünüyoruz” diye belirtti.

    “İŞ İNSANLARI VE SANATÇILARDAN DESTEK BEKLİYORUZ”

    Kültür evinin yapımının bitmesi için iş insanları ve sanatçılardan destek beklediklerini vurgulayan Yıldız, “Yapılacak kültür evi sadece Tavukî  köyünün faydasına olmayacak. Bize yakın birçok köyde kültür evinden faydalanabilir. İnşallah yaptığımız kültür evi her köye örnek olur ve zaman içerisinde yaygınlaşır. Tabi ki diğer köylerinde böyle bir düşüncesi olursa biz de imkânlarımız dahilinde onlara destek oluruz. İnşaatımız şu anda yarım kalmış durumda o yüzden iş insanları ve sanatçılardan duyarlı olup bize hem maddi hem de manevi olarak destek olmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Şenol Akdağ: Piltan albümüyle ilgili olumlu tepkiler alıyoruz, herkesi 26 Eylül’deki konserimize bekliyoruz-VİDEO

    Şenol Akdağ: Piltan albümüyle ilgili olumlu tepkiler alıyoruz, herkesi 26 Eylül’deki konserimize bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sanatçı Şenol Akdağ’ın “Piltan” albümü 16 Temmuz’da dijital platformlarda yayımlandı. Albümle ilgili olumlu tepkiler aldığını söyleyen Akdağ, “Albümde daha çok Kırmanckî üzerine çalışma yaptık. 8 ezgiden 6 tanesi ana dilimizden. Albümde Dersim’in büyük şairlerinden Sah Heyder, Seyit Hacı, Baba Dil’e ait eserler de yer alıyor. Albümden sonra ilk konserimiz 26 Eylül’de Dersim’de olacak. Dersim’deki bütün dostlarımızı konserimize bekliyoruz” dedi.

    Sanatçı Şenol Akdağ’ın Kırmançkî dilinde hazırladığı “Piltan” albümünün ilk dört parçası 16 Temmuz’da dijital platformlarda yayımlandı. Albümde “Piltan”, “Zeryam”, “Derdi Derdi” ve “Havada Kar Sesi Var” adlı eserler yer alıyor.

    Sekiz parçadan oluşan albümün altı eseri Kırmançkî, ikisi ise Türkçe. Türkçe parçalardan biri anonim, diğeri halk ozanı Alican Çelik’e ait. “Zeryam” ve “Piltan”ın söz ve müziği Şenol Akdağ’a ait. Albümde, Dersim bölgesine ait kılamlar da yer alıyor. Sey Qaji, Sah Heyder, Bava Gülüm ve Baba Dıl gibi isimlere ait eserler yeniden yorumlandı.

    Şenol Akdağ, 1996-2005 yılları arasında Grup Munzur’la çalıştıktan sonra bireysel müzik çalışmalarına başladı. 2015’te “Payiz”, 2021’de “Bêvengiya Astaru” ve “Yol Ver Dağlar”, 2023’te “Bana Kendi Dilinden”, 2024’te ise “Tarihin Irmağında” albümlerini yayımladı.

    Şenol Akdağ’ın Piltan albümünden sonra ilk konseri 26 Eylül’de saat 18.30’da Dersim’de Hüseyin Güntaş Kütüphanesi Konferans Salonu’nda yapılacak.

    Sanatçı Şenol Akdağ, yeni albümü Piltan’ı PİRHA’ya anlattı.

    “PİLTAN, DERSİM’DE ÖNEMLİ BİR ÇİÇEKTİR”

    Piltan albümünün 2 ay önce yayınlandığını söyleyerek sözlerine başlayan Şenol Akdağ, “8 parçalık bir repertuvar çalışması. 4 tanesini yayınladık, geri kalanları da 1 ay sonra yayınlayacağız. Piltan, Dersim’de önemli bir çiçek olduğu için albüme ismini koydum. Ben çocukken piltan çiçeği vardı ve kokusunu çok severdim. Annem her sene piltan toplayıp, eve asıyordu. Tüm yaşananlardan dolayı piltan çiçeği hep aklımdaydı ben de geçmişte yaşadıklarımı kafamda canlandırarak söz ve müziği bana ait olan Piltan ezgisini yazdım” dedi.

    “ALBÜMLE İLGİLİ OLUMLU TEPKİLER ALIYORUZ”

    Piltan albümüyle ilgili olumlu tepkiler aldığını söyleyen Şenol Akdağ, “Albümde daha çok Kırmanckî üzerine çalışma yaptık. 8 ezgiden 6 tanesi ana dilimizden. İlk yayınladığımız 4 eserden olan Derdi Derdi Dersim’in büyük şairlerinden Sah Heyder’e ait. Albümde 2 tane de halk türküsü var. Yıllarca müziklerini dinlediğimiz ancak bir yıl önce hayatını kaybeden Sivaslı ozanımız Alişan Çelik’in bir ezgisi de albümümüz de yer alıyor. Dersim’in büyük şairlerinden olan Seyit Hacı ve Baba Dil’in ezgilerini birleştirip Tevbe diye bir parçamızı albüme ekledik. Yine Dersim’in büyük şairlerinden Bava Gülüm’ün ezgisi albümde var” diye belirtti.

    “TÜM DOSTLARI KONSERİMİZE BEKLİYORUZ”

    Şenol Akdağ, Piltan albümünün tanıtım konserini Dersim’de verecek. 26 Eylül’de Hüseyin Güntaş Kütüphanesi Konferans Salonu’nda yapılacak konserine herkesi davet eden Akdağ, “Bu hafta konserimiz var. Albümden sonra ilk konserimiz Dersim’de olacak. Dersim’deki bütün dostlarımızı konserimize bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Erzincan’da sistematik taciz iddiası; Fail 3 hafta boyunca ifadeye çağrılmadı-VİDEO

    Erzincan’da sistematik taciz iddiası; Fail 3 hafta boyunca ifadeye çağrılmadı-VİDEO

    PİRHA-27 Temmuz’da Erzincan’da katıldığı rafting turunda M.A. isimli kişi tarafından iki kez taciz edildiğini iddia eden Dilan Sultan, “Şikayetçi oldum. Ancak 3 hafta boyunca ifadeye bile çağrılmadı. Sesimiz duyulsun ve bu olayın üstü kapanmasın” dedi. 

    Erzincan’da Alkan Turizm tarafından 27 Temmuz’da düzenlenen rafting turuna katılan Dilan Sultan burada turu düzenleyen M. A. adlı erkek tarafından tacize uğradığını iddia etti. Fiziki tacizin ardından karakola giderek M.A. hakkında suç duyurusunda bulunmak isteyen Dilan Sultan, karakolda işlem yapılmaması nedeniyle darp raporu da alamadı.

    “Adli tatil” gerekçesiyle taciz faili M.A.’nın savcılık ifadesi 3 hafta sonra alınırken, tutuklanan fail “delil karartma şüphesi kalmadığı” iddiasıyla kısa süre içerisinde serbest bırakıldı.

    Dilan Sultan, yaşadıklarını anlattı.

    “İKİ KEZ TACİZ EDİLDİM”

    27 Temmuz’da Erzincan’da katıldığı rafting turunda M.A. isimli kişinin önce suyun içerisinde fiziksel tacizine daha sonra da yüzüne karpuz sürülerek ikinci kez taciz edildiğini dile getiren Dilan Sultan, “Bu olaydan hemen sonra gidip şahıstan şikayetçi oldum. Ancak 3 hafta boyunca ifadeye bile çağrılmadı. Ben de yaşadığım olayı sosyal medya üzerinden duyurarak adalet aramaya başladım” dedi.

    “OLAYIN ÜSTÜ KAPANMASIN”

    20 kadının daha M.A. tarafından tacize uğradığına dair mesajlar aldığını belirten Sultan, ” Sistemli bir taciz vakası ile karşı karşıyayız. Ensar vakasının bir benzeri olduğunu düşünüyorum. Bana mesaj atan kızlar şu anda korktukları için şikayetçi olamıyorlar. Ben de yaşadığım tacizi paylaşmaya başladığımdan beri şahsın yakınları tarafından tehdit ediliyorum ve lince uğruyorum. Sesimiz duyulsun ve bu olayın üstü kapanmasın” diye konuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Doktor Barış Kaya, 9 Eylül’deki duruşmasına çağrı yaptı: Mesleki faaliyetlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz

    Doktor Barış Kaya, 9 Eylül’deki duruşmasına çağrı yaptı: Mesleki faaliyetlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz

    PİRHA-Marmara 2 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Barış Kaya, yazdığı mektup ile 9 Eylül’de görülecek duruşmasına çağrı yaptı. Kaya, “Sağlıktaki ticarileşmeye, kapitalist sömürüye ve halkımızın katledilmesine seyirci kalmayacağız. Mesleğimizi onurumuzla, etik değerlere bağlı kalarak, halkımız için yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu üyesi Doktor Barış Kaya, kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamasına rağmen, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde genel cerrahi asistanlığı görevinden 12 Eylül 2024 tarihinde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün kararıyla açığa alındı. Kaya, bu karara karşı 14 Ocak tarihinden itibaren İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde oturma eylemine devam ederken 4 Mart tarihinde İzmir merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alınıp 6 Mart’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

    Marmara 2 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Barış Kaya, yazdığı mektup ile herkesi 9 Eylül’de görülecek duruşmasına davet etti.

    “DURUŞMAYA TÜM HALKIMIZI DAVET EDİYORUM”

    Doktor Barış Kaya, yazdığı mektupta şunları dile getirdi:

    “Ben ve hemşire arkadaşım Seda Kaya tam 5 aydır tutsağız. Emek mücadelemiz engellenmek istendi, sesimizin sizlere ulaşmasını istemediler. Bizi susturtmak için tutukladılar. Fakat bizler faşizmin hiçbir saldırısını kabullenmedik, hiçbir saldırısına boyun eğmedik. Başımız daima dik, halkımız için doğru olan ne ise bunları söyledik ve yaptık. Söylemeye de yapmaya da devam edeceğiz. Bugün halkın doktorları ve hemşireleri olarak yürüttüğümüz mesleki faaliyetlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz, cezalandırılmak isteniyoruz.

    Kapitalizmin sağlık sistemini ticari kâr mekanizmasına dönüştürdüğü, hastaların müşteri olarak görüldüğü koşullarda bizler halkımızın parasız sağlık hakkını savunarak parasız sağlık mücadelesi yürüttük. Halkımızın evlerine misafir olduk, parasız sağlık taramaları yaptık, hastalıkların tedavisi için kendi ellerimizle ilaç yapıp ücretsiz olarak dağıttık, halkımızın sağlığının korunması için yüz maskesi dikip ücretsiz olarak dağıttık, deprem dayanışmaları örgütledik, ilk yardım eğitimleri verdik, bilgilendirme seminerleri düzenledik. Şimdi bunlar suçmuş gibi gösterilmek isteniyor.

    Sağlıktaki ticarileşmeye, kapitalist sömürüye ve halkımızın katledilmesine seyirci kalmayacağız. Mesleğimizi onurumuzla, etik değerlere bağlı kalarak, halkımız için yapmaya devam edeceğiz. Mesleğimizi yargıladıkları, parasız sağlık mücadelemize saldırı aracı olarak kullanılan hukuk dışı yargılama-cezalandırma girişimlerine karşı, kendi geleceğimiz için, sağlıklı yarınlarımız için dayanışmayı büyütmeliyiz. Mesleki faaliyetlerimizin yargılanmak istendiği 9 Eylül 2025 tarihinde saat 10.50’de İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya tüm halkımızı davet ediyorum. Parasız sağlık haktır, satılamaz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -İşini geri isteyen Doktor Barış Kaya, oturma eyleminin 8. gününde de gözaltına alındı-VİDEO
    -‘Abim Doktor Barış Kaya, işini geri istediği için tutuklandı’-VİDEO

  • Alevi aydınlar: 16-17-18 Ağustos’da Hacıbektaş’ta buluşalım-VİDEO

    Alevi aydınlar: 16-17-18 Ağustos’da Hacıbektaş’ta buluşalım-VİDEO

    PİRHA- Alevi aydınlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yoluyla Alevilerin devletleştirilmeye ve anma törenlerine el konulmaya çalışıldığını belirterek, 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısında bulundular.

    62.Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, Alevi aydınlar herkesi 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet etti.

    “ALEVİLER DEVLETLEŞTİRİLMEYE, ANMA ETKİNLİKLERİNE E KONULMAYA ÇALIŞILIYOR”

    16-17-18 Ağustos’ta yapılacak anmaya dair çağrılar şöyle:

    Prof. Dr Bedriye Poyraz: Sevgili canlar lütfen Hacı Bektaş Veli Anma Töreni’ne sahip çıkalım, katılım sağlayalım. Aramızdaki bütün düşünce farklılıkların bir kenara bırakılalım. Alevilikle ilgili değerlerimiz birer birer yok ediliyor, elimizden alınıyor. Köyler boşaltılıyor, ziyaretler ve türbeler dönüştürülüyor.

    Dr. Huukçu Orhan Gazi Ertekin: İktidar, toplumdaki tüm özerk alanları ya kendine bağlamak yada yok olmak seçenekleriyle tehdit etmeye devam ediyor. Alevilik son 100 yıl içerisinde ikinci bir kurumsal saldırı ile karşı karşıya. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yoluyla Aleviler devletleştirilmeye, Alevi gelenekleri çalınmaya, Alevi anma etkinliklerine el konulmaya çalışılıyor. 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak anma etkinliğine katılmaya devam ediyorum

    “ALEVİ TOPLULUKLAR BUNA KARŞI DAHA DUYARLI VE UYANIK OLMALI”

    Akademisyen Hakan Mertcan: Aleviliği asimile etmeyi, örgütlüklerini ve birlikteliklerini dağıtmaya yönelik çabalar gittikçe yoğunlaşıyor. Alevi topluluklar buna karşı daha duyarlı ve uyanık olmak zorundadır. Aleviler siyasal İslamın bu etkinliklerinden uzak durmalıdır.

    Gazeteci Musa Özuğurlu: Alevilerin kim ve ne olduğuna Alevilerin dışında kimse karar veremez, bir çerçeve çizemez. Alevilerin kutsal günlerinin, kutlamalarının da nasıl olacağına sadece Aleviler karar verir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın alternatif bir anma düzenlemesi tamamen korsanlıktır. Bu bir asimilasyon çalışmasıdır ve buna katılmayacağız.

    “ALTERNATİF ETKİNLİKLERE KATILMAYACAĞIZ”

    Hacıbektaş Eski Belediye Başkanı Mustafa Özcivan: Hacı Bektaş Anma Törenleri 1964 yılından beri Hacıbektaşlıların, Hacıbektaş Belediyesinin ve Alevi Bektaşi kurumlarının ortak çalışmalarıyla düzenlenmektedir. Son zamanlarda yapılan alternatif etkinliklere karşıyız. Hacı Bektaş Kültür Derneği olarak alternatif etkinliklerde yer almayacağız. Tüm canları 16-17-18 Ağustos’taki anma törenlerine davet ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO

    Dersimli sanatçılardan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Dersimli sanatçı, şair ve yazarlar, özel savaş politikaları ekseninde gelişen ve son dönemde artan çatışmalar, çeteleşme, uyuşturucu trafiği ve şiddet olaylarına karşı Dersimliler ve dostlarını mücadele etmeye ve ses çıkarmaya çağırdı.

    Dersimli sanatçı, şair ve yazarlar Hüseyin Ayrılmaz, Hasan Sağlam, Sultan Karataş, Berivan Kaya, Selman Yeşilgöz, Hıdır Işık, Önder Birol Bıyık, Kadri Önal, Doğan Çelik, Ergin Doğru, İbrahim Karakaya, Cevahir Bedel sanal medya hesaplarından paylaştıkları videolar ile Dersim’deki özel savaş politikalarına karşı çağrıda bulundular.

    Sanatçı, şair ve yazarlar çektikleri görüntüler ile Dersim’de yaşanan çatışmalar, şiddet olayları, çeteleşme faaliyetleri ve uyuşturucu trafiğinin toplumu derinden yaraladığını belirterek, Dersimlilerin topraklarının ruhuna ve kültürüne aykırı olan gelişmeleri asla kabul etmemesi gerektiğini ifade ettiler.

    1938 Dersim soykırımı ile başlayan ve asimilasyon, köy yakmaları, maden-baraj projeleri, zorunlu göç, ajanlaştırma ile devam eden süreçlerin son yıllarda kendisini uyuşturucu çetelerinin çatışmaları ile devam ettirdiğini dile getiren sanatçı ve yazarlar toplumun ahlaki ve politik gerçekliğinin özünden koparılmak istendiğine işaret ettiler.

    Yine toplumsal birlik ve huzurun hedef alındığına vurgu yapan sanatçılar Dersim kültüründe yeri olmayan uyuşturucu, tefecilik ve çetecilik ve tüm özel savaş politikalarına karşı Dersimliler ve dostlarını gençleri korumaya ve ses çıkarmaya çağırdı.

    PİRHA/DERSİM 

  • PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması yarın: Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması yarın: Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da görülecek. Yapılan çağrıda herkesi duruşmaya katılma davet edildi. 

    23 Aralık 2024 tarihinden itibaren tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da görülecek.

    PSAKD şube başkanları ve yöneticileri Beyhan Gün’ün duruşmasına çağrı yaptı.

    “TÜM DOSTLARI BEYHAN GÜN’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Yöneticisi Şimal Deniz, “PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün, inanç özgürlüğümüzü gasp eden faşizme karşı mücadele ettiği için haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Biz de onun özgürlüğünü istiyoruz. 8 Temmuz’da İstanbul Çağlayan 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da duruşması olacak. Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz” dedi.

    PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi ve Cemevi Başkanı Hıdır Çam da, “PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün 8 Temmuz’da saat 13.30’da Çağlayan Adliyesi’nden mahkemesi var. Tüm dostları Beyhan Gün’e sahip çıkmaya çağırıyoruz” diye belirtti.

    PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş: ise, Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün aylardır hukuksuz bir şekilde hapishane tutulduğuna dikkat çekerek, “Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da İstanbul Adliyesi’nde görülecektir. Duyarlı tüm canlarımızı dayanışma göstermeye davet ediyoruz” şeklinde ifade etti.

    PSAKD Eyüp Şube Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün 8 Temmuz’da duruşması var. Beyhan Gün’ün serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cemevi Başkanı Beyhan Gün, tutuklandı

  • ‘Suriye’de Alevi kimliği silinip, tek etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    ‘Suriye’de Alevi kimliği silinip, tek etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de halen ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını ifade eden İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş, “Suriye’de Alevi kimliğinin silinmeye çalışılıp ve tek bir etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Alevilere insani yardımların ulaştırılması ve insanların can güvenliklerinin güvence altına alınması konusunda uluslararası kuruluşlar daha fazla çaba sarf etmeli” dedi.

    Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından yapılan Alevi soykırımı günden güne daha da can yakıcı hal alıyor. Ülkenin batısındaki kıyı kentlerde yaşayan Aleviler, tecavüz ve kaçırılma vakalarıyla sık sık yüz yüze geliyor.

    Suriye’de Alevilerin yaşadıkları birçok köy, çeteler tarafından boşaltılırken, demografik değişime de dikkat çekiliyor. Alevilere ait mülkler, çeteler tarafından gasp ve talan ediliyor. Dünya kamuoyu ise, Alevi soykırımına karşı suskun.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Eş Başkanı Özgür Ateş, Suriye’de devam eden Alevi katliamına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SURİYE’DE HALEN AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALLERİ YAŞANIYOR”

    Egemen sistemlerin paylaşım süreçlerinin sonucunda Esad rejimi devrilip yeni yönetimin iktidara gelmesiyle Suriye’deki sorunların çözülmedğini ifade eden Özgür Ateş, “Suriye’de halen ağır insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Etnik grupların ve dini mezheplerin çok ciddi baskılara ve katliamlara maruz kaldığını görüyoruz. Özellikle son dönemlerde Alevilere karşı işlenen cinayetlerin, toplu katliamların uluslararası boyutta da yankısını bulduğunu görüyoruz. Alevilere yönelik katliamlar azalmış gibi görünse de halen Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde kadınların kaçırıldığını, ailelerin yok edildiğini ve Suriye’de Alevi kimliği silinmeye çalışılıp ve tek bir etnik mezhebe yönelik bir ülke kurulmaya çalışıldığını görüyoruz” dedi.

    “İNSANİ YARDIM KURULUŞLARININ SURİYE’DEKİ ALEVİLERE YARDIM ETMESİ GEREKİYOR”

    Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarına Suriye’deki Alevilere yardım etmeleri yönünde çağrı yapan Ateş, “Suriye’de Alevilere insani yardımların ulaştırılması ve insanların can güvenliklerinin güvence altına alınması konusunda uluslararası kuruluşların daha fazla çaba sarf etmesini istiyoruz. Bizlerde elimizden geldiğince Suriye’de yaşananları gündemleştirerek oradaki insanlarla dayanışma içerisinde olacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de konser verecek-VİDEO

    Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de konser verecek-VİDEO

    PİRHA-Kırmancki (Zazaca) kılamlarıyla bilinen Dersimli sanatçılar Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de konser verecek. Ozan Serdar ve Doğan Çelik, yaptıkları çağrıyla herkesi konsere davet etti.

    Kırmancki (Zazaca) kılamlarıyla bilinen Dersimli sanatçılar Ozan Serdar ve Doğan Çelik, 28 Mayıs’ta Dersim’de saat 20.30’da Tunceli İl Kültür Merkezi’nde konser verecek.

    Ozan Serdar Kırmancki, Doğan Çelik ise Türkçe çağrı yaparak herkesi konsere davet etti.

    “ANADİLİMİZLE İLE ŞARKILARIMIZI BİRLİKTE SÖYLEYELİM”

    28 Mayıs’taki konsere herkesi davet eden Ozan Serdar, “Gelin hep birlikte konserde kendi anadilimiz ile şarkıları birlikte söyleyelim” diye belirtti.

    “DİLİMİZ VARLIĞIMIZ VE YAŞAMIMIZDIR”

    Konserde hep birlikte klamlarımızı söyleyelim diyen Doğa Çelik, “Hep birlikte yaşama ve güzele dair vakit geçirelim. Bu toprağın dili sanatçısıyla, ağacıyla, yaprağıyla yaşatmak için kendi tabiatımıza olan sorumluluklarımızı canlı tutalım. Dilimiz varlığımız ve yaşamımızdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Havaçor Köyü Derneği’nden, endemik bitkileri koruma çağrısı!

    Havaçor Köyü Derneği’nden, endemik bitkileri koruma çağrısı!

    PİRHA-Havaçor (Yenikonak) Köyü Derneği, Dersim coğrafyasındaki endemik türlerin madenler, barajlar, aşırı otlatma, askeri operasyonlar ve iklim koşullarıyla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek herkesi duyarlı olmaya davet etti.

    Havaçor (Yenikonak) Köyü Derneği, Dersim coğrafyasındaki endemik türlerin tehlike altında olduğunu belirterek yazılı açıklama yaptı.

    “HERKESİ MUNZUR COĞRAFYASINA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Bilim insanlarının Munzur Vadisi’nin Avrupa’nın en önemli doğa alanı ve bitki alanı olduğu belirtilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Dünyada sadece Munzur coğrafyasında bulunan endemik türleri barındırdığı, tek başına İngiltere kadar çeşitliliğe ev sahipliği yaptığını bilimsel literatürde kayıt altına almış bulunmaktadır. Madenler, barajlar, aşırı otlatma, askeri operasyonlar sürecinde alanın bombalanması, iklim değişikliği ve ticari amaçlı faaliyetler sonucu bu bitki türleri yok olma noktasına gelmiştir. Son 20 yılda, ışkın, çiriş, guling, mantar ve sarımsak gibi alışveriş bilinçsiz, zamansız, dikkatsiz ve bilinçsiz şekilde sökülerek yaşam alanları yok edildi.

    Genelde Munzur coğrafyası özelde Havaçor Vadisi’ndeki her tür, bizlerin değil hepimizindir. Bu türleri ihtiyaç olarak tüketmek, Munzurluların hakkıdır. Hiç kimse bu hakkı kısıtlayamaz. Ancak ticari amaçla il içinden ve il dışından gelerek yaşam alanlarımızı tahrip edecek olan kişilere karşı bu yıl da bizlerin ve geleceğimiz olan çocuklarımızın hakları için bu zenginliğimizi korumaya devam edeceğiz. Bütün dost ve kardeş Munzurlularından bu doğal zenginliğimize sahip çıkmalarını, dayanışmada bulunmalarını, sadece Havaçor Vadisi’ne değil bütün Munzur coğrafyasına sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tülay Hatimoğulları: Sorumluluk iktidarda; somut ve güven verici irade ortaya koymalı!-VİDEO

    Tülay Hatimoğulları: Sorumluluk iktidarda; somut ve güven verici irade ortaya koymalı!-VİDEO

    PİRHA- Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, iktidara somut ve güven verici bir irade ortaya koyarak adım atma çağrısında bulunarak, “Toplumun barış talebine kulak verin, sorumluluk artık iktidarda. Başka bir seçenek yok” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis Grup Toplantısı’nda gündemdeki gelişmelere ilişkin konuştu.

    İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’e geçmiş olsun dilekleriyle konuşmasına başlayan Tülay Hatimoğulları, dün Sırrı Süreyya Önder’in doktorlarının yaptığı açıklamayı anımsatarak umutlarını yitirmediklerini kaydetti. Tülay Hatimoğulları, “Barışın aktörü olarak bugüne kadar verdiği bütün mücadeleleri başarıya ulaştırmaya ramak kalmışken, bir kez daha diyoruz ki: Aramıza geri dön ve yarım bıraktığın işi gel hep birlikte tamamlayalım. Buradan sizler adına, bu parlamentoda emek veren biri olarak Sırrı Süreyya Önder’e hepimiz adına geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha iletiyorum” dedi.

    “6 ŞUBAT DEPREMİNDEN DERS ÇIKARILMADI”

    İstanbul’da geçtiğimiz günlerde gerçekleşen depremlere değinen Tülay Hatimoğulları, 6 Şubat depreminden bir ders alınmadığını vurguladı. Hatimoğulları,  “Hatay depreminin üzerinden iki yıl geçti ama hâlâ insanlar konteynerlerde yaşamak zorunda. İktidar, rant için depremzedeye adeta bir müşteri gibi davranmaya devam ediyor. Sağlam iş yerlerinin ve konutların olduğu yerlerde istimlak siyaseti yürütmeye devam ediyorlar. Antakyalılar, Defneliler, Samandağlılar bundan rahatsız. İnsanlar kendilerini iş makinelerinin önüne atıyor. Her gün orada bir eylem var, her gün bir itiraz var. Ama ‘rezerv alan’ adı altında istimlak politikaları sürüyor. Oradaki insanlar; ‘Defneli, Samandağlı ve Antakyalı, sesimi duyan var mı?’ diyor. Tıpkı enkaz altında dedikleri gibi, şimdi de aynı şeyi söylüyorlar.

    Bizler DEM Parti olarak diyoruz ki: Bizler sizin sesinizi duyuyoruz. Sizin sesi, soluğu olarak, taleplerinizi alanlarda ve meydanlarda yürüttüğümüz mücadelede yanınızdayız; parlamentoda da bu kürsülerden dile getirmeye devam edeceğiz. Buradan bir kez daha diyoruz ki: Bu istimlak politikalarından, bu rezerv alan uygulamalarından derhal vazgeçin. Makul çerçevede konut yapımını hızlandırın. İstanbul’da yaşanacak bir depremde Hatay’dan, Maraş’tan hatırlayacağız ki Türkiye çok büyük bir etki yaşadı. Türkiye, bu enkazın altında kalır. İstanbul’da yaşanacak bir depreme ‘geçti’ diyemez hiç kimse. Geçmedi. Tehlike devam ediyor ve önlem alınmak zorunda” ifadelerini kullandı.

    “BELEDİYELERİMİZDEN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Merkezi hükümete düşen görevin yerel yönetimleri kayyım anlayışıyla yıpratmak değil, tam tersine yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde bu süreci yürütmek olduğunu vurgulayan Tülay Hatimoğulları, “Bakın, biz bu konuyu konuşurken aklıma Van Büyükşehir Belediyemizin bir icraatı geldi. Açılışına ben katılmıştım, AKOM’un, Doğal Afetle Mücadele Koordinasyon Merkezi’nin. Ve o açılışı Van Belediyemiz gerçekleştirirken, inanın, belediye eşbaşkanlarımız da, AKOM’un personeli de, oradaki kadrolar da bayramlık çocuklar gibi sevinçliydiler. Çünkü öyle bir kurum ortaya çıkarmışlardı ki sadece Van’a değil, deprem bölgesi olan bütün o muhite hizmet edecek büyüklükte ve ölçekte bir kurumu oluşturmuşlardı ve bunu halkın hizmetine sunmuşlardı.

    Ama bu iktidar ne yaptı? Bu kadar çalışkan belediye eş başkanlarımızı görevden alarak kayyım atadı. Oysa onlar bu ve benzeri çok sayıda projeye imza atmak, daha fazla kente ve halka hizmet etmek için seçildiler. Buradan bir kez daha bu iktidara sesleniyoruz: Bütün kayyım atamalarından derhal vazgeçin. Seçilmiş belediye eş başkanlarımızı ve belediye başkanlarını acilen görevlerine iade edin. Başta doğal afetler olmak üzere, kent hizmeti bakımından merkezi hükümet, acil şekilde yerel yönetimlerle koordineli çalışmalıdır. Belediyelerimizden elinizi çekin” sözlerini kullandı.

    1 MAYIS ÇAĞRISI

    Tülay Hatimoğulları’nın konuşmasının satır başlıkları şöyle:

    “DEM Parti olarak emeğin özgürlüğü ve demokratik toplum için, 1 Mayıs şiarıyla Türkiye’nin her yerinde alanlarda, meydanlarda olacağız. Sayın Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısı, yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Bu çağrı; ekmeği, barışı ve demokrasiyi büyütme çağrısıdır. Barış, emekçiler için ekmek kadar hayatidir. Barış dönemlerinde ekmek mücadelesi daha etkili ve sonuç alıcı olur. Demokratik toplum, işçinin ve ezilenlerin yaşam güvencesidir. Emek barışla nefes alır, barış emekle. Barış olmadan refah olmaz. Kaynaklar savaşa değil, insanca yaşama aktarılmalıdır.

    Örgütlü emek, barışla güçlenmelidir.

    Bu yıl hem Kürt illerinde hem de batıda güçlü bir 1 Mayıs için hep birlikte hazırlanıyoruz. Biz biliyoruz ki Kürt halkının özgürlük mücadelesi, işçilerin emek mücadelesi içindir. İşçilerin birliği, halkların kardeşliği sadece bir temenni değildir. Türk işçi, Kürt işçi kardeşiyle kaderinin aynı olduğunu fark edip elini tutmasıdır. Kürt anne, Türk anneye ‘Acımız aynı, o halde barış için el ele verelim’ demesi ve el ele tutuşmasıdır. İşte o zaman işçiler birlik, halklar kardeş olur. Ekmek, barış ve özgürlük için tüm emekçileri ve halkları 1 Mayıs’ta alanlara çağırıyoruz. Zamlara, hayat pahalılığına, yoksulluğa, savaşa ve sömürüye karşı hep beraber alanlarda olacağız. 8 Mart’ın cesareti ve Newroz’un coşkusuyla, 1 Mayıs’ta emeğin özgürlüğü için alanlarda olacağız. 1 Mayıs’ta atılan her slogan zulme karşı bir çığlık olacaktır. Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği! Yaşasın 1 Mayıs! Biji yek Gulan!

    İŞÇİ KATLİAMI

    Bugün sermayenin yüzlerce yıldır topluma karşı sürdürdüğü savaşın en zorba dönemlerinden birini yaşıyoruz. 2025 yılı 1 Mayıs’ı, işçiler ve ezilenler tarafından karanlığın en zifiri olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Sistem sadece bir kâr aracı değil, büyük bir ölüm makinesi gibi çalışıyor. Diyar Kişoğlu, Van’dan kalkıp Maraş’a çalışmaya gidiyor. Geçtiğimiz gün, bu genç işçi şantiyesinin yatakhanesinde yaşamına son veriyor. Bu fotoğrafa hep beraber iyi bakalım. Bu fotoğraf da 14 yaşındaki Abdurrahman’ın fotoğrafı. Yine geçtiğimiz aylarda, Niğde’nin Bor ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde kolunu makineye kaptırıyor ve hayatını kaybediyor. 14 yaşında bir çocuk işçi. Afganistanlı göçmen işçi Vezir Muhammed Nurtani, Zonguldak’ta ruhsatsız bir maden ocağında çalışırken hayatını kaybediyor.  Delilleri ortadan kaldırmak için bedeni ateşe veriliyor. Bununla ilgili yargılananlar ise ne yazık ki adaletsiz bir yargılama sonucu cezasız kalıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bakın sevgili Muhammed, 3 çocuk babasıydı ve ona dair var olan tek şey bu fotoğraf. Geriye ona dair hiçbir şey kalmamış. Onun eşi şunu söylüyor: ‘Benim çocuklarım çocuk değil mi? Eşim eş değil mi?’ Ne yazık ki Türkiye’de bu iktidarın işçilere reva gördüğü yaşam budur.”

    “KADIN YOKSULLUĞU SON BULMALI”

    Kadın yoksulluğu son bulmalıdır. Geliri olmayan kişilere belli şartlar altında temel yurttaşlık geliri sağlanmalıdır. Biz, güvencesiz çalışmanın sona ermesi, kadınların iş yaşamında eşit ve güvenli koşullarda çalışabilmesi, çocuk işçiliğinin ve iş cinayetlerinin son bulması için mücadele ediyoruz. Bizler mücadele ederken, bu mücadeleye destek çıkan; Türkiye’nin dört bir yanından devrimciler, sosyalistler bu haklı davanın sonuna kadar yanında oldular. Bugün yine sabah bir şafak operasyonuna uyandık. İşçinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin, yoksulun ve siz burada bulunan birçok iş kolundan olan değerli işçi, emekçi kardeşlerimin hakkını savunan çok sayıdaki solcu, sosyalist, devrimci yoldaşımız, arkadaşımız bu sabah gözaltına alındı. Bu gözaltılar bizleri yıldıramaz. Bu gözaltılar derhal sona ermelidir. 1 Mayıs’a dönük gerçekleştirilen bu operasyonları asla kabul etmiyoruz. Buradan gözaltındaki gençlerle dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyor, derhal aramıza serbest olarak bırakılmalarını talep ediyoruz.”

    “ELİNİZİ BEDENİMİZDEN ÇEKİN”

    Sağlık Bakanlığı eliyle uygulamaya konan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ve 19 Nisan’da yürürlüğe giren ‘Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik’te hayata geçirilmek istenen de tam anlamıyla böyle bir uygulamadır. Kadınların doğurup doğurmayacağına, kaç çocuk doğuracağına kadınlar kendileri karar verir. Kadınlar nasıl doğum yapacaklarına siyasi iktidarla müzakere ederek değil; doktorlarıyla birlikte karar verir. İktidara düşense bu kararlara saygı duymak ve kadın sağlığını koruyacak politikaları hayata geçirmektir. Geçtiğimiz hafta sonu Van’da toplanan 58 kadın örgütünün yeniden gündeme taşıdığı Rojin Kabaiş’in akıbeti nedir?Gülistan Doku nerede?

    Bu soruların yanıtını bekliyoruz.

    İktidara düşen görev, bu sorulara yanıt vermektir; şiddetle etkin bir biçimde mücadele etmektir. Ayrıca, farklı cinsiyet kimliklerine ve cinsel yönelimlere karşı nefret suçlarını körükleyen kanun teklifinin sunulması da yine bu erkek aklın, eril anlayışın bir eseridir. Dayatılan erkek egemen politikalara biz kadınlar, ‘Eh ne yapalım, boynumuz kıldan incedir, bu devran böyle gelmiş, böyle gider’ demedik, demeyeceğiz. Elinizi bedenimizden, emeğimizden, kimliğimizden derhal çekin. Bizler; Jin, jiyan, azadî şiarıyla mücadele eden kadınlarız ve öyle olmaya devam edeceğiz.

    “HEDEFİMİZ 3 MİLYON HANE”

    Halklarımızın barış ve demokratik çözüm talebi inanılmaz derecede hızlı büyüyor. Bu bize çok büyük umut veriyor. Barış arayışımızı çok yönlü bir mücadeleyle sürdürüyoruz. Sadece siyasi temaslarla sınırlı kalmadık; halklarımızla doğrudan buluşarak barış talebini büyütüyoruz, sokağın ve toplumun her kesimine taşıyoruz. 10 Nisan’dan bu yana her yerde ev ziyaretleri, mahalle toplantıları, kent kent ziyaretleri sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz. Ev ev gezerek halkın beklentilerini, önerilerini, eleştirilerini alıyoruz. Ayrıca süreç hakkında değerli halklarımızı bilgilendiriyoruz. Bu çalışmada biz eş başkanların gönderdiği mektuplar değerli halklarımızla paylaşılıyor. Hedefimiz: 3 milyon hane. Ziyaret ettiğimiz her ev, barış ve demokratik toplum mücadelesini büyütüyor. Bizler, barışın milyonları içerecek şekilde toplumsallaştırılabileceği inancındayız. Gittiğimiz her evde, çaldığımız her kapıda, yaptığımız her toplantıda barış için dualar, dilekler, temenniler alıyoruz.

    “BARIŞTAN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Bakın Gülizar Yaşar bir Kürt kadın, bir barış annesi. Çatışmalı süreçte abisi, kızı ve oğlu dahil 19 yakınını kaybetmiş bir Kürt anne. Bu anne diyor ki, hem Türk hem Kürt annelere seslenerek: ‘Herkes bu sürece sahip çıkmalıdır. Sahip çıkmalıdır ki ne bir Türk annenin gözyaşı aksın, ne bir Kürt annenin gözyaşı aksın.’ Biz de buradan Gülizar annemize diyoruz ki: Senin bu haklı talebinin, bütün ödenmiş bedellerle beraber, sonuna kadar arkasındayız. Bu sebeple, başta iktidar ve ana muhalefet partisi olmak üzere herkese sesleniyoruz: Elinizi taşın altına koyun. Toplumun taleplerine kulak verin. Bu toplum artık barış istiyor. Onurlu bir yaşam istiyor. Milyonlar duysun bu sesi: Bir tek yolumuz var. Bir tek yolumuz: Gülizar annenin ve burada ismini sayamadığım birçok Türk, Kürt, Arap annenin haykırışı: Ya barış, ya barış, ya barış. Başka seçeneğimiz yoktur.

    “ÇÖZÜM, EN GENİŞ MUTABAKATA DAYANARAK SÜRDÜRÜLMELİDİR”

    Barış ve demokratik toplum ancak herkesin siyasi iradesine saygı duyulmasıyla gerçekleşir. Bugün İstanbul’dan Van’a, Şişli’den Halfeti’ye kadar halk iradesini yargı darbeleriyle ortadan kaldırmaya çalışmak, barış sürecine çok büyük zararlar vermektedir. Demokratik geleceğin umudunu baltalamaktadır. Çözüm, en geniş mutabakata dayanarak sürdürülmelidir. Ana muhalefet başta olmak üzere, muhalefet bu mutabakat sürecinin dışında tutulmamalıdır. Bu sürecin dışında tutulması hedeflenir ve benzer adımlar atılırsa, ne yazık ki bu süreçler akamete uğrar. Tarihte bunun çok örneğini gördük.

    Barışla ortaya çıkacak demokratikleşmeyi yok saymak, siyasi rekabet üzerinden galip gelme arzusuyla süreci ele almak, bu sürece büyük kaybettirir. Siyaset yapma hakkının da, barışın da güvencesi hukuka dönmek, hukuku işletmek ve demokratikleşmektir. Gelin barışı hukukla kuralım. Demokrasiyle görkemli bir hale getirip, bu ülkenin geleceğine hep beraber armağan edelim.

    “BARIŞA İNANIYORUZ”

    Bu görüşmede, barış ve çözümün zemininin oluşması için partimizin önerilerini, halkın beklentilerini net bir şekilde ifade etti heyetimiz. Başta Sayın Abdullah Öcalan’ın iletişim ve çalışma özgürlüğü olmak üzere, atılması gereken adımlarla ilgili top artık iktidarın sahasındadır. Sorumluluk artık onlardadır. Bu sorumluluğa göre hareket etmelerini bekliyoruz. Demokratik çözüm için siyasi irade göstermek kaçınılmazdır. Bu siyasi iradeyi göstermek, cesaret işidir; demokratikleşmeye olan bağlılığın göstergesidir. Bu kapsamda iktidarı, halkın barış çağrılarına kulak vermeye; çözüm için somut ve güven verici bir irade ortaya koymaya davet ediyoruz. DEM Parti olarak barış ve çözüm süreci için topyekûn bir seferberlik içindeyiz.

    Çünkü biz barışa inanıyoruz. Çünkü biz, barışın bu coğrafyaya gelmesi gerektiğine kalben, yürekten inanıyoruz. Çekilen acıların, akan gözyaşlarının, şimdiye kadar akmış olan kanın son bulması için; demokratik bir zeminde, herkesin kendini ifade edebildiği, eşit, özgür ve demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek için hepimizin yüreği 7/24 atmaya devam ediyor. Biz DEM Parti olarak, bu anlamda bütün görev ve sorumluluklarımızı fazlasıyla yerine getirmeye çalışıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Oğlumun tek suçu, Grup Yorum ile birlikte gitar çalmak!’-VİDEO

    ‘Oğlumun tek suçu, Grup Yorum ile birlikte gitar çalmak!’-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu Grup Yorum üyelerinin aileleri, sedef hastası Ekimcan Yıldırım’ın tahliye edilmesi ve sevk olma talebiyle 66 gündür açlık grevinde olan Ali Aracı’nın taleplerinin kabul edilmesi çağrısında bulundu.

    Grup Yorum üyesi Ekimcan Yıldırım, sedef hastalığına rağmen 22 Kasım 2024’ten beri Edirne F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu. Ankara Sincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu olan Grup Yorum üyesi Ali Aracı ise hasta tutuklu Ufuk Keskin ile birlikte arkadaşlarının bulunduğu S, R ve Y tipi olmayan cezaevine sevk edilme talebiyle 66 gündür açlık grevinde.

    Ekimcan Yıldırım’ın annesi Fatma Yıldırım ve Ali Aracı’nın kardeşi Meryem Aracı, PİRHA’ya konuştu.

    “OĞLUM BİR AN ÖNCE TAHLİYE EDİLSİN”

    Ekimcan Yıldırım’ın sedef hastalığından dolayı her gün hastaneye götürülmesine rağmen ‘hapishanede kalabilir’ raporu verildiğini belirten Fatma Yıldırım, “Doktorunun Ekimcan’a söylediğine göre sedefi çok ağırmış ve kendisini kör, sağır edebilirmiş. Oğlumun durumu çok kötü, hapishanede kalabilir raporu veren doktorların yanlı davrandığını düşünüyorum. Bu kararı veren doktorların birazcık vicdanları olsa zaten oğlumu hapishanede tutmazlardı. Sesimizin duyulmasını istiyoruz, Ekimcan’ın tek suçu Grup Yorum ile birlikte gitar çalmak. Oğlumun sağlığı hapishanede her geçen gün daha da kötüye gidiyor, bir an önce tahliye olmasını istiyorum” dedi.

    “ALİ ARACI’NIN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN”

    Ali Aracı’nın, havalandırması olmayan ve güneş görmeyen koşullarda kaldıkları için açlık grevine başladığını söyleyen Meryem Aracı, “Biz ailesi olarak kuyu tipi olmayan, arkadaşlarının olduğu ve ailesi olarak da daha rahat bir şekilde görüşüne gidebileceğimiz bir hapishaneye sevkinin gerçekleşmesini istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD Yöneticisi Fetiye Yıldırım: Kadınlar olarak 24 Nisan’da Samandağ’da olalım!-VİDEO

    DAD Yöneticisi Fetiye Yıldırım: Kadınlar olarak 24 Nisan’da Samandağ’da olalım!-VİDEO

    PİRHA-DAD Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da yapılacak ‘Barış Duvarı’ eylemine katılım çağrısı yaparak, Suriye’deki katliamı durdurmak için eylemlerin devam etmesi gerektiğini belirtti.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, 6 Mart tarihinden bu yana Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Suriye’de katledilen, kaçırılan, cinsel istismara maruz kalan Alevi kadınlarla dayanışmak için oluşturulan Suriye İçin Kadın İnisiyatifi, 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi yapacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, Hatay Samandağ’da yapılacak eyleme katılım çağrısı yaptı.

    “BİZ BARIŞ İSTİYORUZ”

    Kadınların 24 Nisan’da Samandağ’da barış duvarı oluşturacaklarını ifade eden Fetiye Yıldırım, “Kadınların yapacağı eylem çok önemli bundan sonra da Suriye’deki katliamı durdurmak için eylemlerin devam etmesi gerekiyor. Savaşı kadınlar durduracaktır. Biz barış istiyoruz, çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. 24 Nisan’da kadınların yazmaları barışın sembolü olarak Suriye’ye aksın. Bütün kadınları 24 Nisan’da Samandağ’daki eyleme katılmalarını bekliyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Hümeyra Tusun Yegin: 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz-VİDEO

    Hümeyra Tusun Yegin: 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, ‘Barış Duvarı’ eyleminin önemine dikkat çekerek tüm kadınları 24 Nisan’da Samandağ’a davet etti.

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, Suriye’deki Alevi katliamına dair 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak ‘Barış Duvarı’ eylemine katılım çağrısında bulundu.

    “24 NİSAN’DAKİ ETKİNLİĞE KATILMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    Kadın örgütlerinin 24 Nisan’da düzenlediği eylemin önemine dikkat çeken DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, “Suriye’de geçmişte Ezidilere yönelik uygulamalar oldu. Cihatçı örgütlerin kadınları savaş ganimeti olarak görmesi mantığı var. Bu nedenle kadınlara ve çocuklara bir yönelme var ve bunu durduracak bir mekanizma da söz konusu değil, zaten Suriye’yi yönetenlerin zihniyeti de ortada. O yüzden kadın örgütlerinin yapacağı etkinliğe katılmak çok önemli” dedi

    Suriye’deki Alevi kadınların ve çocukların güvenliğinin bir an önce sağlanması gerektiğinin altını çizen Yegin, “Çünkü kadınlar ganimet değildir. Alevilere yönelik her türlü saldırıyı kınıyoruz. 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü’den 24 Nisan’daki buluşmaya çağrı-VİDEO

    Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü’den 24 Nisan’daki buluşmaya çağrı-VİDEO

    PİRHA- 24 Nisan’da Alevi kadınlar öncülüğünde Samandağ’da gerçekleşecek buluşmaya dair çağrıda bulunan Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü, “Tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz” dedi. 

    Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirecek. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Samandağ PTT Şubesi önünde bir araya gelerek, Hızır Türbesi’ne kadar yapılacak yürüyüş ardından insan zinciri oluşturacak.

    Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü, 24 Nisan’a gerçekleşecek buluşma öncesinde yaptığı açıklamada HTŞ’nin Suriye’de Alevileri katlederek yurtlarından kovmaya çalıştığını ve topyekûn bir yok oluşu hedeflediğini belirterek, “Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor” dedi.

    Kadınlar adına açıklamayı okuyan Hülya Kavuk okudu.

    “KADINLARIN YAŞADIKLARI, ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNİN SOMUT HALİDİR”

    Suriye’deki Alevi katliamına karşı dünya kamuoyunun sessizliğini eleştiren Hülya Kavuk, “Biz bu suskunluğu biliyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar. Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN YOK OLUŞU HEDEFLENİYOR”

    Suriye halklarının 2011’den bu yana büyük bir savaşın mağduru olduğunu hatırlatan Hülya Kavuk,  “8 Aralık 2024’te BAAS rejimi, yerini DAİŞ’in ardılı cihatçı-selefi HTŞ’ye bıraktı. Bu selefi cihatçılar; ABD, Batılı ülkeler ve Türkiye’nin desteğiyle, kanlı elleri yıkanarak ve kravat takılarak iktidar koltuklarına oturtuldular. Tüm bunlar olurken, selefi cihatçılar Suriye’de ‘katli vacip’ fetvalarıyla Alevi soykırımını sürdürdü. Kadınlar kaçırılıyor; akademisyen Raşha El Ali’nin cesedi elleri kesilmiş halde bir ağaca asılı bulundu. Suriye’de Alevilere yönelik insanlık dışı bir vahşet, tüm dünyanın gözleri önünde sürdü, hâlâ da sürüyor. Alevilik inancına düşman olan HTŞ, Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor” diye belirtti.

    “SESİMİZE SES OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Suriye’de yaşanan katliama dur demek için 150’ye kadın örgütünün 24 Nisan’da Samandağ’da olacağını belirten Hülya Kavuk, “Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Bu nedenle; tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!” çağrısında bulundu.

    PİRHA/HATAY