Etiket: çalışma bakanlığı

  • Gülhan Benli: Toz bezi değiliz, ev işi iştir, ev işçisi işçidir-VİDEO

    Gülhan Benli: Toz bezi değiliz, ev işi iştir, ev işçisi işçidir-VİDEO

    PİRHA – Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Genel Başkanı Gülhan Benli, sendikal faaliyetlerinin önündeki engelleri anlattı. Benli, özellikle kadınların yoğunlukta olduğu bir sendika olmaları nedeniyle siyasi baskılara maruz kaldıklarını belirterek, “İşverenin iki dudağı arasında çalışma hayatımız var” dedi.

    15 Haziran 2011’de kurulan EVİD-SEN’in Genel Başkanı Gülhan Benli, siyasal iktidarın ev işçilerine yönelik tutumuna bu sözlerle karşı çıkıyor.
    “Her yıl binlerle ifade edilen iş cinayetleri arasında ev işçilerinin payı oldukça yüksek. Bununla birlikte, en fazla hak gaspına uğrayan kesimlerin başında da ev emekçileri geliyor”

    Sektör içinde uzun yıllar boyunca hak gaspına uğrayan bir isim olan Benli, bu alanda nasıl mücadeleye koyulduğunu  PİRHA’ya anlattı.

    “İŞ TANIMININ SINIRI YOK”

    İş tanımının sınırı olmadığının altını çizen Benli, “Ev işçileri ve bakım emekçileri, 2011’de kurdukları sendikayla kadınların görünmez emeğinin sesi oldu. Ancak 14 yıl geçmesine rağmen sendikanın resmi işlemleri hâlâ tamamlanmadı.
    Yargı kararıyla varlığı tescillenmesine rağmen EVİD-SEN’e hâlâ kütük numarası verilmedi. Valilik 2011 yılında vermediği kütük numarasını 2025 yılında aynı kurucularla yeniden kuruluş işlemi yaptırarak verdi. Bu açıkça usulsüz bir uygulamaydı, sanki EVİD-SEN ilk kez kuruluyormuş gibi gösterildi. Buna rağmen hala E-Devlet’te görünmüyoruz. Bu durum hem yargı kararlarının yok sayılması, hem de sendikal hakların fiilen engellenmesi anlamına geliyor” dedi.

    Gülhan Benli yargı kararlarının yok sayılmasına ilişkin ise şunları söyledi,

    “EVİD-SEN’in Kamu Denetçiliği (Ombudsman) başvurusu devam etmektedir. Valilik ve Çalışma İl Müdürlüğü’nün hukuka aykırı işlemleri nedeniyle, sendikal hakların ihlal edildiğine dair Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) resmî başvuru yapılmıştır.
    Süreç hâlen inceleme aşamasındadır. Ayrıca, Valilik tarafından 2011’de kurulmuş ve 2015’te Yargıtay kararıyla kesinleşmiş bir sendika olmamıza rağmen, 2025’te aynı kurucularla yeniden kurulmuş gibi gösterilerek kütük numarası verilmesine ilişkin süreç, görev ihmali ve görev aşımı niteliğinde olduğu için, ilgili kamu görevlileri hakkında TCK 257 kapsamında suç duyurusunda bulunmak üzere hazırlık sürecimiz başlatılmıştır”

    Örgütlenme özgürlüğü engellenen ev işçilerinin işçi sağlığı ve güvenliği konusunda da hiçbir yasal dayanakları olmadığını söyleyen Benli şöyle devam ediyor,

    “Bizde belirli bir iş tanımı yok. Temizliğe giden yemek de yapıyor. Sendikada kadın olmamız sebebiyle daha da çok engelleniyoruz”

    Sendika olarak hazırladıkları hak ihlali raporuna da deyinen Belli,

    “İnsan hakları bağlamında ev işçilerine yönelik sendikal hak ihlalleri raporumuzda, kütük numarasının verilmemesi, E-Devletten görünmez kılma üye olmanın engellenmesi, aidat toplanmasının engellenmesi, yargı kararlarının işletilmemesi, sürecin yıllarca sürüncemede kalması, bütün bunlar ev işçilerinin örgütlenme hakkını fiilen ortadan kaldırıyor. Bu nedenle raporda bu süreci “fiili sendikasızlaştırma” olarak tanımlıyoruz.

    Ekonomik kriz nedeniyle ev işçiliğine büyük bir yönelim olduğunu belirten Benli, “Bu işi artık herkes yapıyor. Öğretmenler, yabancı dil bilenler… İnsanlar kendi alanlarında iş bulamadıklarında ne yapsınlar? Bu alana geliyorlar. Çok da ihtiyaç duyulan bir alan oldu. Bu alandakiler olmazsa onlar çocuklarını bırakıp nasıl kariyer yapıp zenginliklerine zenginlik katacaklar?” diyerek tepkisini dile getiriyor.

    “KADINLARIN YOĞUNLUKTA OLDUĞU BİR SENDİKA OLDUĞU İÇİN ENGELLENİYORUZ”

    Gülhan Benli, ev işinde çalışan milyonlarca kişinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek neden sendikaya ihtiyaç duyduklarını şöyle açıklıyor:

    “Ev işinde çalışan hasta, çocuk, yaşlı bakan; merdiven silen, yemek, ütü yapan insanların çalıştıkları yerde bir sürü sorunları oluyor ama bu çalışanların hiçbir sosyal güvencesi yok. Sosyal güvenceden mahrum kalan, hiçbir haktan faydalanmayan bir alanın sorunlarına çözüm üretmek için sendikamızı kurduk.

    “ÇALIŞANLARIN KİME NEREYE GİTTİKLERİ BELLİ DEĞİL”

    Benli, EVİD-SEN’in mücadelesiyle birçok işçinin haklarına kavuştuğunu belirtiyor:

    “Arkadaşlarımız hak gaspları yaşadığında hep yanlarında olduk. Parasını alamayanlara destek verdik. Çalıştıkları yerlerde tacize uğradıklarında işçilerin yanında durduk. Davalar açtık, evlerin önünde eylemler yaptık. Çalıştaylar düzenledik, işçiler için sözleşmeler hazırladık. Bu sözleşme bugün Uluslararası Çalışma Örgütü’nün sitesinde yer alıyor. Gündelik sigortasının çıkması da bizim mücadelemizin ürünüdür. 10 gün altı, 10 gün üstü ‘ucube yasa’nın kaldırılıp herkesin sosyal güvenceye kavuşması için yasa teklifimiz de hazır. Çünkü bu alanda çalışanların can güvenliği yok. Çalışanların kime, nereye gittikleri belli değil; tacize, tecavüze maruz kalabiliyorlar. Nadira Kadrova’nın yaşadıkları biliniyor. Üstelik bir milletvekilinin evinde yaşandı.
    Bir milletvekilinin evinde bu yaşanıyorsa artık gerisini siz hesap edin.”

    “ŞİKAYET EDERSEN BAŞINA GELECEKLERİ DÜŞÜN!”

    Ev işçileri, çalışma saatleri, izin hakları ve ücretler konusunda da büyük haksızlıklarla karşı karşıya.
    “İşverenin iki dudağı arasında çalışma hayatımız var” diyen Benli, yaşananları şöyle anlatıyor:

    “Belli bir saat yok. Çalışanın işi bitince çıkabilir ya da 7/24 çalışır. Haftada bir gün izin kullanır ama o da neye yetecek Çocuğuna mı, kendine mi, sosyal hayatına mı? Gerçekten içler acısı bir durum! Çalışma koşulları çok kötü. Yatılı çalışan arkadaşlarımızın da farklı sorunları var. Taciz vakalarına çok sık rastlanıyor ama görünür değil. Çünkü çalışanı koruyan bir yasa yok. Her şey işverenin iki dudağı arasında. Düşüp yaralanan bile tehdit ediliyor. Yakın zamanda temizlik sırasında merdivenden düşen bir arkadaşımıza ‘yumuşak düştün, bir şey olmaz’ demişler. Hastanede kırık çıkınca işten atıldı. Ücretini alamadı, üstelik ‘şikayet edersen başına gelecekleri düşün’ diye tehdit edildi. Bunu yapan, bilindik bir holdingin sahibi!”

    Benli, ev işçiliğinin bilinçli olarak kadınlara yüklendiğini söylüyor:

    “Bu işi yapan erkek arkadaşlarımız da var ama bilinçli bir şekilde kadınlara yüklenmiş durumda. Eğer bu alanda erkekler yoğunlukta olsaydı, o yasalar çoktan çıkardı. Kadınlar olunca her şeyi kendi zihinlerine göre şekillendirmeye çalışıyorlar.
    Sistem, bilinçli bir şekilde bu işi kadına yüklemeye çalışıyor. Amaç kadınları eve hapsetmek. Kadın evde olmalı, dışarı çıkmamalı! Zihniyetleri belli. Diyanet’in açıklamaları, AKP hükümeti süresince derinleşen sorunlar ortada.
    TÜİK verilerine göre en az 2 milyon ev işçisi var ve bu sayı giderek artıyor.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Çalışma Bakanlığı önünde açıklama: Giyim yardımı hakkımız gasp edilemez!-VİDEO

    Çalışma Bakanlığı önünde açıklama: Giyim yardımı hakkımız gasp edilemez!-VİDEO

    PİRHA- KESK Çalışma Bakanlığı önünde eylem yaparak, “Önümüzde yeni bir TİS süreci bulunmaktadır. İktidar ve yandaş sendikalar, fiili olarak yıllardır uygulanan ve kazanılmış hak haline gelen “Giyim Yardımı”nı, tüm kamu çalışanlarını kapsayacak ve günümüz ekonomik şartlarına uygun biçimde TİS’e dahil etmek zorundadır” dedi.

    Sayıştay’ın son kararında, başta DSİ olmak üzere birçok kurumda fiilen yapılan giyim yardımı ödemelerinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.
    Bu kararla birlikte, geçmişte yapılan giyim yardımı ödemelerinin kamu emekçilerinden faiziyle birlikte geri alınmasının yolu açılmıştır. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), “Giyim yardımı hakkımız gasp edilemez” diyerek Çalışma Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    Eylemde, Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM), Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ve TARIM ORKAM SEN üyeleri de yer aldı. Açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz okudu.

    “KORUYUCU GİYİM YARDIMI, ÇALIŞAN TEKNİK PERSONELE VERİLMEK ZORUNDADIR”

    “TİS hükümlerinde yer alan Koruyucu Giyim Yardımı, Uluslararası Anlaşmalar ve İş Sağlığı Güvenliği Mevzuatı gereğince KİT’lerde çalışan teknik personele verilmek zorundadır” diyen Ahmet Karagöz, “Ancak Memur-Sen, bu hakkı sanki kendi kazanımıymış gibi lanse etmekte, daha da kötüsü bu yardımı kurum yöneticileri ile birlikte keyfi biçimde dağıtarak, adeta bir ‘rüşvet’ aracı haline getirmektedir’ dedi.

    “MEHMET ŞİMŞEK’İN EKONOMİK PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE UYGULANAN POLİTİKALARIN İFLAS ETTİĞİ AÇIKTIR”

    Önümüzde yeni bir TİS süreci bulunduğunu hatırlatan Ahmet Karagöz, şunları kaydetti:

    “İktidar ve yandaş sendikalar, fiili olarak yıllardır uygulanan ve kazanılmış hak haline gelen “Giyim Yardımı”nı, tüm kamu çalışanlarını kapsayacak ve günümüz ekonomik şartlarına uygun biçimde TİS’e dahil etmek zorundadır. Ayrıca, mevcut TİS’te Koruyucu Giyim Yardımı hakkı bulunan Teknik Hizmetler Sınıfı personeline bu hakkın ödenmesini engelleyen yandaş konfederasyonların bu tutumdan derhal vazgeçmesini, kurum yöneticilerinin ise gecikmeden bu ödemeleri gerçekleştirmesini talep ediyoruz.
    Koruyucu Giyim Yardımı sağlanmadan hiçbir personel, tehlikeli işlerde ve zorlu arazi koşullarında çalışmaya zorlanamaz. Aksi durumda yaşanacak tüm iş kazalarının sorumluluğu kurum idarelerine ait olacaktır.
    Mehmet Şimşek’in ekonomik programı çerçevesinde uygulanan politikaların iflas ettiği açıktır. Giyim yardımı, servis hizmetlerinin kaldırılması, lojmanların satışı gibi bütçeye çok az yük getiren hakların hedef alınması; ekonomik krizin faturasının kamu emekçilerine kesildiğini göstermektedir. TÜİK’in sahte enflasyon verilerine rağmen artan bütçe açığı kapatılamamış; saray ise şatafat ve lüksten vazgeçmemiştir.”

    KESK’İN TALEPLERİ

    Karagöz, KESK’in taleplerini şöyle sıraladı:

    • 4688 Sayılı Sendikalar Kanunu bir an önce değiştirilmelidir.
    • Grev hakkı içeren gerçek bir Toplu Sözleşme süreci tesis edilmelidir.
    • Yoksulluk sınırı üzerinde ücret, güvenceli istihdam ve demokratik bir çalışma yaşamı sağlanmalıdır.
    • Kamu hizmetleri halktan yana olmalı, temel gelir güvencesi sağlanmalıdır.
    • Vergide adalet sağlanmalı, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.
    • Kamu çalışanların maaşını oluşturan ek ve yan ödemeler temel ücrete dahil edilmelidir.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK, TİS taleplerini açıkladı: Maaş en az 45 bin TL olmalı!-VİDEO

    KESK, TİS taleplerini açıkladı: Maaş en az 45 bin TL olmalı!-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 2024-2025 yılı Toplu İş Sözleşmesi teklifini basın açıklaması ile duyurdu. KESK Eş Genel Başkanları Bozgeyik ile Yeşil, “İktidar, kamu emekçilerine mezarda emeklilik dayatmaktır. Yıllardır süren bu kâbustan uyanmak sizin, bizim, hepimizin elinde” dedi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisini yakından ilgilendiren 7. TİS görüşmelerine dair taleplerini açıkladı.

    KESK, Ankara’da yaptığı basın toplantısı ile 1 Ağustos’ta başlayacak olan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine ilişkin talepler listesini kamuoyuna duyurdu. KESK’in hazırladığı kapsamlı TİS raporu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na da iletildi.

    Basın açıklamasında insanca bir yaşam için ekonomik, sosyal, özlük ve demokratik hakları içeren talepler dile getirildi.

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İSTİYORUZ”

    KESK adına konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, iktidarın uyguladığı ekonomi politikalarını eleştirerek Toplu İş Sözleşme tekliflerini şu şekilde sıraladı:

    “Aslında gerçek bir toplu sözleşmeden bahsetmek mümkün değildir. Geldiğimiz noktada kapsamından, tarafların belirlenmesine, grev hakkımızın yasal güvence altına alınmamasından uyuşmazlık durumunda devreye girecek olan Hakem Kurulu’nun yapısına kadar onlarca temel sorunu bulunan, hak arama yollarını kapatan, TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına endeksli maaş artışlarına indirgenen, temel hiçbir sorunumuzu çözmeyen mevcut bu garabet ‘toplu sözleşme’ sistemi tam altı kez iflas etmiştir.

    Dolayısıyla burada bir kez daha altını çiziyoruz. Gerçek, evrensel bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan mevcut toplu sözleşme sistemi devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir.

    Bunun için biz KESK olarak öncelikle;

    6 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve kamu emeklisinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarını temel alan,

    İktidarın hem işveren olarak tarafı hem hakem olmadığı,

    Her sendikanın, konfederasyonun kendi üyeleri adına masaya oturabildiği,

    Kadın kamu emekçilerinin kendi talepleri ile masada temsil edildiği,

    Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu,

    Grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz.”

    KESK’TEN 47 BİN 500 TL MAAŞ TALEBİ!

    Mehmet Bozgeyik, KESK olarak yoksulluk sınırının üzerinde ücret talep ettiklerini vurgulayarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Rakamları alt alta toplayınca en düşük memur maaşı dedikleri maaş 22 bin TL’ye ulaşmış gibi görünüyor. Ama aldatmaca da zaten burada başlıyor. Bunun adı kamu emekçilerine “mezarda emeklilik” dayatmaktır. Bu adaletsiz tablo ortadayken hala iktidarın enflasyon hedeflerine, TÜİK’in sahte rakamlarına göre maaş artışı talep etmek kamu emekçilerine, emeklilere ihanet etmektir.

    Buradan hareketle Toplu Sözleşme teklifimizde kamuda en az maaşı alan, eşi çalışmayan, 2 çocuklu, konutu olmayan, 15. Derecenin 1. Kademesi’ndeki hizmetlinin mevcutta 8.077 TL’lik ilave seyyanen ödenekle 22 bin TL olan maaşının 2024 yılı Ocak ayından itibaren eş, çocuk yardımı ve kira yardımı ile birlikte en az 45 bin TL’ye çıkarılmasını talep ediyoruz. Bunun için mevcutta trajikomik seviyede olan eş ve çocuk yardımlarının asgari gıda harcaması tutarında artırılmasını ve konut sahibi olmayan tüm kamu emekçilerine konut hakkı kapsamında kira yardımı verilmesini istiyoruz. Eş yardımının 3.310 TL’ye, çocuk yardımının her çocuk için 2.220 TL’ye çıkarılmasını, konutu olmayan kamu emekçilerine büyükşehirlerde 7.500 TL, diğer şehirlerde 5.000 TL kira yardımı verilmesini istiyoruz. Böylece kamuda en az maaşı alan, eşi çalışmayan, 2 çocuklu, konutu olmayan kamu emekçisinin maaşının büyükşehirde görev yapıyorsa 2024 Ocak itibari ile 47 bin 500TL’ye, diğer şehirlerde görev yapıyorsa 45 bin TL’ye çıkarılmasını, kamuda en az maaş alan bekâr, konutu olamayan bir kamu emekçisine büyükşehirde görev yapıyorsa 2024 Ocak itibari ile 39 bin 750 TL, diğer şehirlerde yaşıyorsa 37 bin 250 TL maaş verilmesini istiyoruz.

    “TEMEL GELİR GÜVENCESİ İSİTİYORUZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise, “Bu kabustan uyanmak hepimizin elinde” diyerek, sendikanın taleplerini şu şekilde aktardı:

    “İnsanlık Hakkı” kapsamında; artan yoksulluğa, gelir bölüşümü adaletsizliğine ve açlığa karşı emekçi halkları korumak, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilme koşullarını sağlamak, kendilerine nitelikli zaman bırakmak, onları güçlendirmek ve geleceğe daha umutla bakabilmelerini sağlayabilmek için, hem üretimdeki emekçileri, hem işsizleri, hem de kadınları güçlendirici, aynı zamanda doğadaki müşterek varlıklarımızın daha az tüketilmesine yardımcı olabilecek ekoloji dostu bir programa ihtiyaç olduğu açıktır. Nitekim özellikle pandemi ve sonrasında gerek dünyada gerekse ülkemizde derinleşerek artan işsizlik ve derinleşen ekonomik kriz, Temel Gelir Güvencesi talebini tartışılır kılmıştır. Hükümetler daralan ekonomi ve yaşam standartlarındaki gerilemeyi önlemenin bir yolu olarak birçok ülkede benzer programlara yönelmişlerdir. Böyle bir programın finansmanı, sermayeden yana değil, emekten halktan yana bütçe tercihi ile rahatlıkla sağlanabilir. Bu nedenle; Konfederasyonumuzun önerdiği Asgari Geçim Standardı Tespit Komisyonu tarafından yalnızca toplumun bir ferdi olmaları sebebi ile ülkemizde bulunan insanlara temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzenli ve koşulsuz bir gelir kapsamında belirlenecek bir tutarın, Temel Gelir Güvencesi olarak belirlenmesini talep ediyoruz.

    Sevgili Kamu emekçileri, sevgili emekliler, iktidar ve “sendikamız” dediği yapı arasında bugüne kadar ‘toplu sözleşme’ adı altında varılan mutabakatların kaybedeni hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçileri ve emeklileri olmuştur.

    Bir taraftan biriken sorunlarınızın çözümü için görüşmelerin başlamasını dört gözle bekliyorsunuz. Diğer taraftan bugüne kadar yaşadığınız hayal kırıklıklarına bir yenisinin daha eklenmesinden endişe ediyorsunuz. Bu endişelerden kurtulmak, yıllardır süren bu kâbustan uyanmak sizin, bizim, hepimizin elinde! Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk, sefalet, güvencesizlik dayatılan bu pespaye sistemi değiştirmek ve dönüştürmek elimizde! Yeter ki gerçek yetki sahibinin; sahte sendika yasasıyla imza yetkisini elinde bulunduran konfederasyon değil, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi olduğunu unutmayalım. Daha fazla bedel ödemek istemiyorsanız; gelin hangi sendikanın üyesi olursak olalım hep birlikte haklarımız için omuz omuza verelim.

    Biz KESK olarak yıllardır yürüttüğümüz fiili meşru mücadele sonucunda kurulan masanın kamu emekçilerinin ve emeklilerin yok sayıldığı, iktidarın ve yetkili olarak oturttuğu yapının bir oyun sahnesine dönüştürülmesine seyirci kalmadık, kalmayacağız.

    Bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.

    Bizler ulufe değil, grevli gerçek bir toplu sözleşme düzeni istiyoruz!

    İktidarın tek taraflı olarak çıkardığı yasalar değil, konfederasyonların, sendikaların kamu emekçilerinin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.

    Gelin “Grevli TİS, İnsanca Yaşam Ücreti, Güvenceli İş Güvenli Gelecek” teklifimize hep beraber sahip çıkalım!”

    PİRHA/ANKARA

  • Bakanlıktan gazetecilere engelleme!

    Bakanlıktan gazetecilere engelleme!

    PİRHA- Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantısı için Çalışma Bakanlığı’na giden gazeteciler bakanlık binasına “basın kartını” gerekçe göstererek alınmadı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ‘Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantısını takip etmek isteyen Gazete Duvar, Halk TV, Tele1, Evrensel Gazetesi ve Mezopotamya Ajansı’nın muhabirleri bakanlık binasına alınmadı.

    “Basın kartı”nı gerekçe göstererek toplantıya almayan yetkililer, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen “turkuaz basın kartı” olmadığı için gazetecilerin toplantıyı izleyemeyeceğini söyledi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    PİRHA- KESK, Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge konusunda MEMUR SEN ile Çalışma Bakanlığı’nın gizli görüşmelerde bulunduğunu aktardı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 4 yıl önce Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözüne dair basın açıklaması yaptı. KESK Genel Merkez binasında yapılan basın açıklamasına KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri de katıldı.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgezik, “Ek gösterge adaletsizliğine artık son verilsin” diyerek, Cumhurbaşkanı tarafından kimi meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözünün üzerinden neredeyse 4 yıl geçtiğine işaret etti. Bozgeyik, 3600 konusunun şimdi de Çalışma Bakanlığı ve MEMUR SEN arasında gizli görüşüldüğünü söyleyerek, tarafların 16 Mart’ta, bir kez daha bir araya geleceği bilgisini paylaştı.

    3600 EK GÖSTERGE TÜM KAMU EMEKÇİLERİNİ KAPSIYOR MU?

    Kamuda görev yapan 3.532.797 çalışanın, 3600 Ek Göstergeden faydalanıp faydalanamayacağı konusunda henüz bir netlik yok. KESK, bu düzenlemenin adaletli biçimde yapılması ve emekli maaşlarında da düzenlemeye gidilmesi yönünde ısrarını sürdürdü.

    “ÜÇ KONFEDERASYONUN KATILMASI ZORUNLUDUR”

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, iktidarın, emek karşıtı, sermaye yanlısı politika yürüttüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Ancak Yandaş Konfederasyonun gerek TİS görüşmelerinde ve gerekse de bağlantılı olması nedeniyle 3600 ek gösterge tartışmalarında konuyu hiç gündeme getirmiyor olması kabul edilemezdir.

    Sorunun çözümü; on yıl boyunca kurulan toplu sözleşme masalarına yansıyan tutumu ve altına imza attığı mutabakatlar başta olmak üzere altı milyon kamu emekçisinin ve emeklinin temel taleplerini savunmaktan uzak olduğunu defalarca ispatlayanlar ile iktidar arasında kapalı kapılar ardında yapılacak görüşmelere bırakılamaz. Kaldı ki, tüm geriliklerine rağmen mevcut 4688 sayılı yasa hükümlerine göre kamu emekçilerinin ve emeklilerinin geneline ilişkin görüşmelere en çok üyeye sahip üç konfederasyonun katılması zorunludur.

    Dolayısıyla yarın yapılacak toplantının TİS mevzuatına ve toplu sözleşme ruhuna aykırı olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Milyonları ilgilendiren bir konu sırf iktidara yakın diye tek bir konfederasyonla bağıtlanacak, tartışılacak bir durum değildir

    Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü ve bu temelde 3600 ek gösterge talebinin ele alınmasını kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz.

    MEMUR SEN kamu emekçilerinin hak çıkarlarını gözden çıkarma pahasına iktidarın elini rahatlatmaktan, iktidar da diyet olarak MEMUR SEN’i büyütmek için sendikal ayrımcılığı körüklemekten vazgeçmelidir.

    KESK olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı temel hak ve özgürlüklere, tüm eksiklerine rağmen 4688 sayılı yasa başta olmak üzere kendi yaptığı yasalara ve temel ILO sözleşmelerine uymaya çağırıyor, ‘toplu sözleşme’ masasının konusu olan ek gösterge adaletsizliğinin çözümü, 3600 ek gösterge ve emekli aylığı bağlama oranı ile emekli aylığı güncelleme katsayısının artırılması talebinin karşılanması için bir an önce tüm konfederasyonların katılımının sağlandığı toplantıları hayata geçirmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin, Migros’a soruşturma başlatıldığını açıkladı

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin, Migros’a soruşturma başlatıldığını açıkladı

    PİRHA- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, haklarını alabilmek için günlerdir eylem yapan ve gözaltına alınan Migros işçilerine dair paylaşımda bulunarak şirketle ilgili soruşturma başlattıklarını duyurdu.

    Migros’un İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki deposunda çalışan işçiler, yüzde 8’lik zammı kabul etmeyip greve başlamıştı. Ancak şirket greve giden Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası üyesi 257 işçiyi işten çıkardı.

    Hakları için mücadele eden ve bu nedenle işten çıkarılan Migros Esenyurt depo işçileri, dün patron Tuncay Özilhan’ın evinin önünde eylem yapmak isterken polisin müdahalesi sonucu gözaltına alınmıştı.

    “MİGROS’LA İLGİLİ SORUŞTURMA BAŞLATTIK”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den işten çıkarılan işçilerle ilgili açıklama geldi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; “Migros çalışanı işçilerin şikayetleri ile ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak soruşturma başlattık. Hiçbir işçimizin, emekçimizin mağdur edilmesine göz yummayacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK’lilerin Bakanlık önünde yapacakları eyleme polis engeli-VİDEO

    KESK’lilerin Bakanlık önünde yapacakları eyleme polis engeli-VİDEO

    PİRHA-KESK’in 24 Mart’ta İstanbul’da başlattığı yürüyüş eylemi 26 Mart’ta Çalışma Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklaması ile son bulacaktı ancak polis, sendikanın talebine yasak koydu. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “OHAL fırsatçılığı yapanlar şimdi pandemi fırsatçılığı yapıyor” diyerek iktidarı eleştirdi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 24 Mart’ta İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş son buldu.

    26 Mart sabahı Eskişehir’den Ankara’ya gelen KESK’liler, kolluk güçleri tarafından birçok kez durduruldu. İstanbul’da başlatılan yürüyüş Ankara’da, Çalışma Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklaması ile son bulacaktı fakat polis, sendikalıları bakanlık binasına yaklaştırmadı.

    Emniyet güçleri, basın mensuplarının da bakanlık çevresinde beklemelerine izin vermedi.

    KHK’LARIN İPTALİ İÇİN 1 KM ÖTEDEN SESLENDİLER

    Çalışma Bakanlığı binasına 1 km uzaklıkta durdurulan KESK’liler, basın açıklamasını yaya kaldırımı üzerinde gerçekleştirdi. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, yaptıkları yürüyüşün binlerce çalışanın ihracına sebep olan Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) karşı bir tepki olduğunu dile getirdi. Gezen, “KHK zorbalığına karşı üç gündür yoldayız” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Üç gündür geçtiğiniz tüm illerde bu kanunsuzluğu dile getirip taleplerimizi haykırıyoruz. Muhatabımız olan Çalışma Bakanlığı önüne gitmemiz bir kere daha engellendi. Bu ülkede bir çocuk, hayali olarak ‘borçlarımızı kapatalım, babam iş bulsun’ diyor ise işçiler, emekçiler tıklım tıklım çalıştırılırken, pandemi koşullarında önlem alınmadığı için ölüyor ise ahlaksızlığa dönüşmüş Kod-29 bu ülkede işverenler tarafından yaygın bir şekilde kullanılıyor ise emekçiler güvencesiz çalışmaya, sefalete mecbur bırakılıyor ise işte sizin itibarınızı asıl bunlar sarsar. Eğer itibar kazanmak istiyorsanız emekçilerin hakkını verin.

    Söyleyelim; hukuk normları içerisinde bu iş çözülebilecekken, ilgili önlemler alınabilecekken iktidar, bile isteye OHAL’i ilan etti. Çünkü grev olan yerlere anında müdahale etmek istedi.

    Sadece iftiralarla, hiçbir somut delil olmaksızın, masumiyet karinesi çiğnenerek birçok insan işinden edildi. Yetmedi insanların seyahat özgürlükleri de ellerinden alındı. Pasaportuna el konulduğu için başka bir ülkede yaşam arayışına giden insanlar sınırı geçerken bu ülkede öldü.”

    “İADE KARARLARI ÖLÜMLERDEN SONRA EVLERİNE ULAŞTI”

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KHK ile ihraç edilmeleri sebebiyle en az 80 kişinin intihar ettiği bilgisini paylaşarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İnsanlar, işlerinden edildikleri, sivil ölüme terk edildikleri için, eğitim-sağlık hakları ellerinden alındığı, vatandaşlıktan fiilen çıkarıldıkları için ölüme sürüklendiler bu ülkede. Üyelerimiz iade kararları aldılar ama ne zaman? Ölümleri yaşadıktan sonra en az 5 üyemiz bu haksızlığa dayanamadığı için hastalıkları tedavi olmadığı için hayatını kaybetti. İade kararları ise evlerine sonradan ulaştı.

    Bir arkadaşımızın dosyası başlı başına ibretlik. Önce dediler ki ‘terör örgütü iltisaklısın’. Sonra dosyası komisyona gitti. Dediler ki ‘reddediyoruz, çünkü sen çocuğunu fetö okuluna göndermişsin.’ Arkadaşımızın çocuğu yok. İşte bu kadar adaletsiz bir komisyondan bahsediyoruz. Hukuki başvuru haklarımız bile bu ülkede engellendi. Ölüme varan bir adaletsizliği halen devam ettiriyorlar.

    Kanunda Suç olmayan gerekçelerle, kanaate dayanarak, iftira ile atılan bütün kamu emekçileri derhal işlerine iade edilmeli. İşte bakanlığa gidebilseydik bunları söyleyecektik.”

    “OHAL FIRSATÇILIĞI YAPANLAR ŞİMDİ PANDEMİ FIRSATÇILIĞI YAPIYOR”

    Aysun Gezen, eylemlerinin sadece Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin olmadığını da belirtti. İktidarın pandemi politikalarını eleştiren Gezen, Kod-29 ve ücretsiz izin kararlarını da şu sözlerle eleştirdi:

    “Bugün verdiğimiz bu mücadele aynı zamanda emeği ile geçinenlerin mücadelesidir. zamanda. OHAL fırsatçılığı yapanlar şimdi pandemi fırsatçılığı yapıyor. Ücretsiz izin yasaya girdi. İşçiler günde 47 liraya yaşamaya mahkum ediliyor. Kod-29 ahlaksızlığı patronların yöntemi haline geldi. Biz bunlara karşı da yürüyoruz. Çünkü diyoruz ki; bu ülkenin her bir ferdi iş güvencesi hakkına sahiptir. İnsanca yaşayacak bir ücrete sahiptir.

    Bu ülkede ‘İnsan hakları eylem planı’ denildiğinde altından daha büyük hak gaspları çıkacağını bilecek kadar biz bu ülkeyi tecrübe ettik. Bugün yürüyüşümüz aynı zamanda temel hak ve özgürlükler içindir. Milletvekilliklerinin keyfi, hukuksuz düşürülmesine karşıdır. Parti kapatmalarına karşıdır. Yürüyüşümüz, gerici tarikat yapılanmalarına, bu ülkenin kamu kurum ve kuruluşlarının peşkeş çekilmesine karşıdır. Aynı zamanda yürüyüşümüzün amacı emekten yana, laik, demokratik, barış içerisinde bir arada yaşayabileceğimiz bir Cumhuriyettir. Çünkü artık bizler, bu ülkede kaynaklarımızın ‘güvenlik’ diye savaş politikalarına akmasından bıktık. Bizi yoksunlaştırmalarından bıktık. Vergilerimizin bir AKP vekilinin özel kalemi, özel aracında kokain çeksin diye harcamasından bıktık.

    Artık bu adaletsizlik son bulsun. Hiç kimsenin, insanların hayatlarıyla oynamaya hakkı yok. Bu adaletsizlik son bulana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK, 2021 asgari ücret miktarı için sokaklara iniyor

    DİSK, 2021 asgari ücret miktarı için sokaklara iniyor

    PİRHA-DİSK, 2021 yılı asgari ücret miktarına dair yapılacak eylem ve etkinlik planını açıkladı.

    2021 Yılı asgari ücret miktarının belirlenmesi için Asgari Ücret Tespit Komisyonu Toplantıları 04 Aralık 2020’de başlayacak. Aralık ayı boyunca haftada bir gün toplanacak komisyon, ayın son haftasında belirlenecek asgari ücret miktarını açıklayacak.

    Milyonlarca işçiyi yakından ilgilendiren asgari ücret için Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu da (DİSK) örgütlü bulunduğu tüm illerde eylem ve etkinlikler düzenler yapacak.

    Program dahilinde ilk olarak 7 Aralık 2020 Pazartesi saat 11.00’de İstanbul Mimarlar Odası’nda basın toplantısı ile DİSK Asgari Ücret Raporu açıklanacak.

    DİSK’in Aralık ayı boyunca yapacağı eylem ve etkinlik planı şöyle:

    9 Aralık 2020 Çarşamba günü DİSK Bölge Temsilciliklerinin bulunduğu illerde “Asgari Ücret Vergi Dışı Bırakılsın” talebi ile İl Vergi Daireleri önünde basın açıklamaları düzenlenecek.

    14-15-16-17 ve 18 Aralık 2020 tarihlerinde DİSK’e üye sendikaların örgütlü bulunduğu tüm işyerlerinde asgari ücret talebini içeren bildiriler okunacak.

    23 Aralık 2020 Çarşamba DİSK Bölge Temsilciliklerinin bulunduğu illerde Bölge Çalışma Müdürlükleri önünde asgari ücret talebiyle ilgili basın açıklamaları gerçekleştirilecek.

    28-31 Aralık tarihleri arasında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanacağı güne göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde basın açıklaması yapılacak.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK: Yüksek Hakem Kurulu hükümetin noteridir-VİDEO

    KESK: Yüksek Hakem Kurulu hükümetin noteridir-VİDEO

    PİRHA – 2020-2021 yıllarını kapsayan 5. Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri Yüksek Hakem Kurulu kararının ardından resmen sona erdi. KESK, konuya dair açıklamasında, “Bu düzenle kamu emekçileri lehine herhangi bir kazanımın elde edilmesi mümkün değildir. Sistem iflas etmiştir. 4688 sayılı yasa mefta olmuştur” dedi.

    Haberin videosu

    5. Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde yetkili sendika ile hükümet arasında uzlaşı sağlanamamasının ardından Hakem Heyeti zam oranı kararını açıkladı. Yüzde 4+4’lük zam oranına dair sert tepki gösteren KESK, konuya dair genel merkez binasında açıklama yaptı.

    “HAKEM KURULU VERİLEN GÖREVİ YERİNE GETİRDİ”

    Basın metnini okuyan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Hakem değil fanatik taraftar” dediği Hakem Heyeti’ni şu sözlerle eleştirdi:

    “Konfederasyonumuz bu görüşmelerin daha ilk oturumunda yeni bir satış sözleşmesine dair kaygı ve öngörüsünü masada da açıkça dile getirmiştir. Konfederasyonumuz bir yandan mevcut TİS sürecinin bir ortaoyunundan ibaret olduğunu teşhir ederken bir yandan da diğer konfederasyonlara grevli, gerçek ve özgür bir toplu sözleşme düzeni için birlikte mücadele ve eylem çağrısında bulunmuştur.

    İktidar yasadan ve yetkilendirilmiş yandaş konfederasyondan aldığı destekle geçmiş yılları da aşan bir cüretle ilk günden itibaren ‘dediğim dedik’ tavrını sergilemiştir.

    Ortada açık bir danışıklı döğüş yaşanmaktadır. Yandaş Konfederasyon, üyelerinin giderek artan isyanı karşısında, sonucun değişmeyeceğinin net olduğu Hakem Kuruluna giderek üzerindeki üye baskısını azaltmayı, gaz almayı hedeflemiştir. Göstermelik bir iki eylemle de bunu pekiştirmek istemiştir.

    Hakem Kuruluna gidilirken konfederasyonumuz, üyelerinin ağırlıklı kısmının hükümet tarafından belirlendiği bu kuruldan kamu emekçileri lehine herhangi bir karar çıkmasının mümkün olmadığını ifade etmiş, diğer konfederasyonlara bir kez daha birlikte mücadele çağrısında bulunmuştur.

    Toplu Görüşmeler süreci de dâhil, 18 yıldır hiçbir görüşme süreci bu kadar dağınık, bu kadar belirsiz ve bu kadar pervasız yürütülmemiştir.

    Hakem Kurulu tam da öngördüğümüz şekilde hükümetin son teklifini aynen oy çokluğuyla kabul etmiştir. Hakem Kurulu’nun atanan üyeleri baştan sona kadar blok şeklinde oy kullanmış ve verilen görevi yerine getirmişlerdir.

    Kısacası bugüne kadar mevcut anti demokratik sistemin kurallarını bile yok sayarak diğer konfederasyonlara bilgi verme gereği duymadan kamu işvereni ile kapalı kapılar ardında görüşmeler yapmayı, gece yarıları bakanlarla toplantılar yapmayı gelenek haline getiren, adına yetkili olarak atandıkları 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine hiç sormadan geçmiş yılların kayıplarını içermeyen tekliflerini kafalarına göre değiştirenler, hiçbir temel sorunumuzu çözmeyen mutabakatları ‘tarihi başarı’ olarak göstererek bizleri kandırmaya çalışanlar, sırtlarını dayadıkları, iktidarın kendilerini kandırdığını iddia etmiştir.

    “YANDAŞ KONFEDERASYON SUÇÜSTÜ YAKALANMIŞTIR”

    KESK olarak, bağımsız ve tarafsız arabulucu mekanizmalara karşı değiliz. Ancak böylesi mekanizmalar arabulucu nitelikte olmalı ve tarafların başvurup başvurmaması kendi isteklerine bağlı olmalıdır. Böylesi kurulların kararı bağlayıcı olmamalı, grev hakkının kullanımını engellememelidir.

    Oysa mevcut Kurul hükümetin bir organı gibi tasarlanmış ve oluşturulmuştur. Bir noter işlevi görmektedir. Gerek bileşimi, gerekse yapısı itibariyle hükümetin atadığı üyelerden oluşan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun kamu emekçilerinin temel taleplerinden ve ülke gerçekliklerinden tamamen uzak, hükümetin yönlendirmesiyle açıkladığı karar, Hakem Kurulu mekanizmasının iflası anlamına gelmektedir.

    Dolaysıyla Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun aldığı bu karar, kamu emekçileri nezdinde meşru ve hukuki değildir.

    Günlük bir çay parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklilerinin ücretlerinin artırılmasını öngören Hakem Kurulu kararını kabul etmiyoruz.

     Grevsiz, ILO sözleşmelerine uygun olmayan, her durumda hükümetin kararlarının çıkacağı mevcut toplu sözleşme düzeni ile geleceğimiz nokta buraya kadardır. Bu düzenle kamu emekçileri lehine herhangi bir kazanımın elde edilmesi mümkün değildir. Sistem iflas etmiştir. 4688 sayılı yasa mevta olmuştur.

    Yandaş Konfederasyon bir kez daha suçüstü yakalanmıştır. Elde edilen kimi ayrıcalıklarla, satış sözleşmeleriyle emek mücadelesinin yürütülemeyeceği tarihte de, ülkemizde de defalarca ispatlanmıştır. Aksini iddia ediyorlarsa, bir kez daha hodri meydan diyoruz: en yakın tarihte genel greve gidip hayatı durduralım. Krizin faturasının emekçilere kesilmesini engellemenin mücadele etmekten başka yolu yoktur.

    Gelin, haklarımızı ve özgürlüklerimizi yok sayanlara kapı kulu değil emekçi olduğumuzu birlikte gösterelim.

    Gelin insanca bir yaşam için taleplerimize sahip çıkmaya devam edelim ve bu talepler için mücadeleyi birlikte yükseltelim.”

    PİRHA / ANKARA

  • KESK 27 Ağustos’ta greve gidiyor-VİDEO

    KESK 27 Ağustos’ta greve gidiyor-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 27 Ağustos Salı günü ülke genelinde tüm emekçilerle birlikte 1 günlük grev yapacak. 

    Haberin videosu

    1 Ağustos 2019’da başlayan 5’nci Toplu Sözleşme görüşmeleri 28 Ağustos tarihinde son bularak Kamu Hakem Kurulu Heyeti’ne havale edildi.

    KESK, Hükümet ve MEMUR-SEN’in sunduğu tekliflerin TÜİK’in enflasyon rakamlarının çok altında kaldığını belirterek duruma tepki gösterdi.

    KESK Genel Merkezi’nde yapılan basın açıklamasında “Gelinen noktada yakıcı hiçbir sorunumuzun çözülmediği TİS sürecinden kamu emekçilerinin hiçbir beklentisi kalmamış olup, 27 Ağustos Salı günü ülke genelinde tüm emekçilerle birlikte üretimden gelen gücümüzü kullanacağız” denildi.

    “KAMU EMEKÇİLERİYLE AÇIKÇA ALAY EDİLDİ”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik’in okuduğu basın açıklamasında, “Söz konusu teklifte sadece maaş artışı rakamlarına yer verilmiştir. Kamu emekçilerinin hem genelde hem de hizmet kolları bağlamında yaşadığı yüzlerce soruna ilişkin tek cümle dahi edilmemiştir. Altışar aylık dilimlere bölünerek sunulan maaş artışı teklifinde ise, 2020 yılını ilk altı ayı için  %3,5 ikinci altı ayı için %3, 2021 yılının ilk altı ayı için  % 3, ikinci altı ayı için % 2,5 maaş zammı teklif edilmiştir. Yani, o günde vurguladığımız üzere beş milyonu aşkın kamu emekçisi ve emeklisi ile açıkça alay edilmiştir” İfadelerine yer verildi.

    Basın açıklamasında şu hususlara da vurgu yapıldı:

    “Hükümet adına ‘müjde’  gibi sunulan bu teklifler son günlerde oldukça popüler olan bir şarkının sözlerini hatırlatmaktadır. Karşılıksız bir aşk hikâyesini anlatan Karadeniz esintili o popüler parçanın bir yerinde “Ya ben anlatamadum ya sen anlamayisun. Ellere yağmur oldun bana damlamayisun” denilmektedir. Bu sözler, biraz arabesk koksa da ne yazık ki yaşadığımız durumu özetleyen sözlerdir.

    Çünkü kamu işvereni olan hükümet bu 20 günlük süreçte beş milyonu aşkın kamu emekçisinin ve emeklisinin insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli iş güvenli gelecek taleplerine kulaklarını tıkamıştır.  En yalın şekilde ifade ettiğimiz taleplerimizi anlamazdan gelmiştir.

    Bu anlayıp da anlamamazlıktan gelme hali,  bir emek ile sermaye arasında, alın teri ile rant arasında, üretenler ile istihdam yaratmadan halkın, emekçiler olarak bizim cebimizden aktarılan teşviklerle, vergi afları, vergi indirimleri ile yaşayan asalaklar arasında yapılan bir tercihtir.

    Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi ve ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi bir yıl önceki seçimlerde verilen 3.600 ek gösterge sözünün gereğinin yerine getirilmesi, maaşların insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi başta olmak üzere kamu emekçilerinin temel taleplerini masaya taşıdık.

    Kadrolu personel alımının durma noktasına geldiğini buna karşın sözleşmeli istihdamda bir patlama yaşandığını devletin resmi kurumlarının verileri ile açıkladık. Kimseden bir itiraz gelmedi.

    Görüşmelerde zaman zaman sanki 17 yıl önce taş devrinde yaşıyormuşuz ya da göçebe bir toplummuşuz da bizim haberimiz yokmuş gibi takınılan nobran tavra, abartılı rakamlara itiraz etmek zorunda kaldık.

    17 yılda Türkiye’nin nüfusunun 66 milyondan 82 milyona çıktığı göz ardı edip ‘Kamu personel sayımız şu kadar arttı,  öğretmen sayımız,  hemşire sayımız, doktor sayımız şu kadar arttı” gibi söylemlere Türkiye’de kamu emekçilerinin diğer ülkelerdeki emsallerine göre iş yükünün daha fazla olduğu gerçeğini hatırlattık. OECD ortalamasına göre bir kamu emekçisi 15 vatandaşa hizmet verirken Türkiye’de bir kamu emekçisinin 29 vatandaşa hizmet verdiğini yani Türkiye’de kamu emekçilerinin OECD ortalamasının iki katı kadar çalıştığını buna rağmen çalışanların mili gelirden aldığı pay bakımından Türkiye’nin 38 OECD ülkesi içinde sondan beşinci sırada yer aldığını bir daha anlattık. Dolayısıyla Türkiye’de rekor kıran işsizliğin azaltılması için hem kamuda istihdamın artırılmasının hem de dünya ülkelerine göre uzun olan çalışma saatlerinin düşürülmesinin elzem olduğunu ifade ettik.

    Bizi ezenin TÜİK vasıtası ile açıklanan çarpık enflasyon rakamları değil, bu rakamlara perdelenmek istenen sokakta, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyon olduğunu vurguladık. Maaşlarımızın, yıllardır bu çarpık rakamlara göre belirlenmesi,  hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine göre artırılması sonucunda her geçen gün daha eridiğini ifade ettik.”

    “KAYIPLARIMIZI BİR ABAKÜSLE ANLATMADIĞIMIZ KALDI”

    “Maaşlarımızda yaşanan erimeyi anlatabilmek için çeyrek altın fiyatından gram altın fiyatına, döviz kurundaki artıştan açlık yoksulluk sınırının geldiği noktaya kadar pek çok somut örnek sunduk. Kayıplarımızı bir abaküsle anlatmadığımız kaldı.

    Hükümet kanadı tarafından sunulan neredeyse tüm rakamların abartılı olduğunu,  örneğin en düşük kamu emekçisi maaşının hali hazırda 3.700 TL değil, 3.055 TL olduğunu ifade ettik.  Geçmişteki kayıplarımızın karşılanması için en düşük kamu emekçisi maaşında yoksulluk sınırının temel alınmasını, kamuda yoksulluk sınırı altında maaş kalmaması gerektiğini kaydettik.

    İşin garip tarafı bu teklifimizin yandaş konfederasyonda da karşılık bulduğuna, 1 Ağustos’ta yapılan toplantıda malum konfederasyon Genel Başkanın “bu masa yoksulluk sınırı altında maaş kalmasın diye mücadele eden bir masa”  sözleri ile teyit edilerek kayıtlara geçtiğine şahit olduk.

    Ama kamu işvereni yine anlamdı. Daha doğrusu anlamazdan, duymazdan gelmeye devam etti.

    Kısacası çizilen pembe tablolara rağmen kamu emekçilerinin, emeklilerin yaşadığı sorunların arttığını, özellikle OHAL döneminde ve son bir yıldır yaşanan ekonomik krizin bu sorunları daha derinleştirdiğini vurguladık.

    Öte yandan son 22 günde yaşadığımız süreç Türkiye’deki mevcut toplu sözleşme sürecinin iflas ettiğini bir kez daha teyit etmiştir.

    Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, “hak verilmez mücadele ile alınır” ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir.

    En başından beri bu ilke doğrultusunda, kamu emekçilerinin ortak çıkarları için mücadele eden, bunun için bedeller ödeyen konfederasyonumuz KESK her zaman olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğun gereğini getirmeye hazırdır.

    Üzerimize düşen bu sorumluğun gereğini yerine getirmenin bir adımı olarak bağlı sendikalarımızın üyelerinin katılımı ile 27 Ağustos Salı günü üretimden gelen gücümüzü kullanarak tüm yurtta 1 gün iş bırakacağız. 27 Ağustos’ta “İNSANCA BİR YAŞAM VE GÜVENCELİ İŞ İÇİN G(Ö)REVDE OLACAĞIZ!

    Sözlerimizi tamamlarken tüm konfederasyonları, sendikaları,  hangi sendikanın üyesi olursa olsun ya da herhangi bir sendikanın üyesi olmasın tüm kamu emekçilerini bizi yok sayan, alay eden teklifler sunanlara karşı haklarımızı korumak için 27 Ağustos’ta omuz omuza vermeye, g(ö)reve çağırıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • KESK’ten Toplu Sözleşme görüşmelerine ‘Emekçilerle alay etmeyin’ tepkisi

    KESK’ten Toplu Sözleşme görüşmelerine ‘Emekçilerle alay etmeyin’ tepkisi

    PİRHA – KESK, hükümetin kamu emekçilerine 2020 yılı için %4+%4, 2021 yılı için %3+%3 teklifini protesto ederek “günlük bir çay parasına denk gelmeyen sefalet ücretini kabul etmiyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Beş milyon kamu emekçisi ve emeklisini kapsayan toplu sözleşmede son güne gelindi. Türk-İş, Memur Sen ve Çalışma Bakanlığı arasında yapılan görüşmelerde mütabakat sağlanmaması durumunda sonraki süreç Yüksek Hakem Kurulu’na devredilecek.

    Görüşmelere dahil edilmeyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri, hükümetin 2020 yılı için %4+%4, 2021 yılı için %3+%3 teklifini Çalışma Bakanlığı önünde protesto etti. Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin kayıplarının görmezden gelindiğine vurgu yapan KESK’liler “3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisi ile açıkça alay edilmektedir” dedi.

    “BU TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Dönem sözcüsü Nusret Sulkalar tarafından okunan basın açıklamasında şunlar dile getirildi:

    “Günlük bir çay parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklileri ile dalga geçilmeye devam edilmektedir. Maaşlarımızın ‘revize’ adı altında sefalet oranlarında artırılmasını öngören bu teklifi kabul etmek mümkün değildir.

    Buna rağmen yandaş konfederasyon yönetimi, hükümetin kamu emekçileri ile alay eden teklifini sadece hedeflenen enflasyon rakamlarının altında kaldığı için eleştirmekle yetinmektedir.  Söz konusu eleştiri bugüne kadar yaşadığımız kayıpları görmekten uzak, kısır bir değerlendirmeden ibarettir. Çünkü her şeyden önce yıllardır tüm emekçi kesimler gibi kamu emekçileri ve emeklileri de TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına, hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine mahkum edilmiştir.

    Oysa her zaman altını çizdiğimiz üzere bizler için asıl olan TÜİK vasıtası ile Ali Cengiz oyunları ile düşük tutulan çarpık enflasyon rakamları değil, mutfakta, çarşıda, pazarda yaşadığımız gerçek enflasyondur. Yaşanan gerçek enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı rakamlar arasındaki uçurum yıllardır maaşlarımızı eritmeye devam etmektedir.

    “HÜKÜMET, SEFALET VE YOKSULLUK TEKLİF ETMEKTE”

    Sadece son bir yıl içerinde dört kişilik bir ailenin açlık sınırında 350 TL artış yaşanmıştır. İğneden ipliğe zam furyası hız kesmeden devam etmektedir. Son iki ay içinde elektriğe, doğalgaza %15 zam gelmiştir. Tütün ürünleri son iki haftada %20 zamlanmıştır.

    Buna rağmen hükümet bir hafta önce sahnelenen kamu işçileri toplu iş sözleşmesi oyununu kamu emekçileri toplu sözleşmesinde de yenilemenin, açlık sınırının 2.100, yoksulluk sınırının 6.800 TL’yi aştığı, emekçi kesimlerin yaşadığı gerçek enflasyonun %30’ları bulduğu koşullarda toplam 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine, aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklif etmektedir.

    Yıllardır sermayenin, patronların bir dediğini iki etmeyenler,  Hazinenin ‘kefen parası’ olarak tabir edilen İhtiyaç Akçesine kadar halkın tüm kaynaklarını sermayenin, yandaş müteahhitlerinin emrine sunanlar sıra işçiye, kamu emekçisine, asgari ücretliye, emekliye gelince ‘kaynak yok’ demektedir.

    KESK olarak, toplamda beş milyonluk geniş bir kesimin beşte birini üye yaptığı için kendini ‘yetkili’ zannedenleri uyarıyoruz.

    Bugün böbürlendiğiniz noktalara nasıl geldiğinizi, sırtınızı nerelere dayadığınızı, mevcut anti demokratik yasalardan, gerçek, evrensel toplu pazarlık sisteminden uzak köhne sistemden nasıl nemalandığınızı dünya alem biliyor.

    Ne kadar ‘tarihi başarı’ nutukları atarsanız atın bugüne kadar danışıklı dövüş oyunlarından sonra imzaladığınız mutabakatların bedelini kendi üyeleriniz de dahil beş milyon kamu emekçisi ve emekli ödemiştir. Ödemeye de devam etmektedir.  Hiçbir kamu emekçisinin tarihe kara bir leke olarak geçecek yeni bir satış sözleşmesine tahammülü kalmamıştır.

    Dolayısıyla hiç kimsenin 3 milyon kamu emekçisine, 2 milyon kamu emekçisi emeklisine sefalet artış oranları dayatan,  temel hiçbir sorununu çözmeyen, aksine hepimizle alay edilen bu teklifi kabul etmeye, müzakereye değer görmeye YETKİSİ yoktur.

    Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti, Güvenceli İstihdam-Güvenli Gelecek, Demokratik- Adil Bir Çalışma Yaşamı, İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret ve tüm taleplerin hayat bulması için Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı için birlikte mücadele etmeye, yeni bir satış sözleşmesine izin vermemek için yan yana, omuz omuza olmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA