Etiket: çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı

  • KESK Eş Genel Başkanı Karagöz: Emekçilerin hakları için mücadeleden asla çekinmeyiz! -VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Karagöz: Emekçilerin hakları için mücadeleden asla çekinmeyiz! -VİDEO

    PİRHA- 2026-27 yıllarını kapsayan ‘8. Dönem Toplu Sözleşme Süreci’ ile ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “Bugün kamu emeklileri ve kamu emekçileri eğer gerçekten yokluk ve yoksulluk yaşıyorsa bunun temel sorumlusu TİS masasında bunu imzalayan yetkili konfederasyondur. Önemli olan kamu emekçileri ya da işçilerin örgütlü olduğu sendikalarının haklarını alamadığı noktada iktidar karşısında tutumu, taleplerinin arkasında ne kadar durup durmayacağıdır” dedi.

    2026-2027 yılı 8. Dönem TİS süreci ile ilgili Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ahmet Karagöz, süreci PİRHA’ya anlattı.

    “TİS SÜRECİ İLE İLGİLİ TALEPLERİMİZİ YAPTIĞIMIZ BASIN AÇIKLAMASIYLA KAMUOYU İLE PAYLAŞTIK”

    Toplu sözleşme süreci ile ilgili çalışmalarını 13 Haziran’da başlattıklarını belirten Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ahmet Karagöz, “Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde yaptığımız bir basın açıklamasıyla hem taleplerimizi hem de TİS sürecinde uygulayacağımız mücadele programımızı basın ve kamuoyuyla paylaştık” dedi.

    Ahmet Karagöz, siyasal iktidar kendi siyasal, ideolojik ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayarak, “Özellikle de tek adam rejimini kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Tek adam rejimi kendi iktidarını kalıcı hale getirirse emekçilere geçmiş olsun demek lazım. 4688 sayılı sendikalar yasasında TİS sürecinin tarihi belli olduğu halde bakan tarafından ihlal edildi. Sayın bakan korsan ve yasa dışı bir şekilde TİS’i kendi gölgelerinde büyüttükleri yandaş konfederasyonla birlikte tarihi 28 Temmuz’a çektiler” diye belirtti.

    Kendilerinin 28 Temmuz’da gerçek TİS taleplerini çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde kuracağı alternatif TİS masasına taşımak için Türkiye’de dört ayrı bölgede çalışmalar yürüttüklerini aktaran Karagöz, “Yürüttüğümüz bu çalışmaların çok büyük bir kısmı kamu emekçileri ve kamu emeklileri tarafında büyük bir teveccüh ile karşılandı. Ve kendi özgün taleplerini, önerilerini, TİS’e dair eleştirilerini de kamu emekçileri, emeklileri ve emekçi dostlarıyla birlikte bize ilettiler” diye konuştu.

    “YOKSULLUĞUN SORUMLUSU TİS’E İMZA ATANLARDIR”

    Bugün kamu emeklileri ve kamu emekçileri eğer gerçekten yokluk ve yoksulluk yaşıyorsa bunun temel sorumlusu TİS masasında bunu imzalayan yetkili konfederasyona ait olduğunu belirten Karagöz, şunları ifade etti:

    “Öncelikle şunu belirtmek lazım. Bizler biliyoruz üye sayısı anlamında yetkili ama siyasal siyasal iktidar üzerinde etkisi olmayan bir konfederasyonun Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile aralarında yapılan görüşmeye oynanan orta oyun diyoruz. Ama yine de müzakere diyelim. Müzakere süreci anlaşmazlıkla bağlanacağı açıkça ortadadır.

    Bugün aslında 1 Ocak itibariyle bağlanılması gereken kamuda çalışan 600.000 kamu işçisinin toplu sözleşme süreci bağlanmadı, talepler karşılanmadı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı konfederasyonlara, işçilere önerdiği zam tekliflerini iktidarın ve Türkiye’nin IMF temsilcisi olan Mehmet Şimşek’in uyarısıyla Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı bu tekliflerini tamamen geri çekmiştir.

    “ÖNEMLİ OLAN TİS SÜRECİNDE NE İSTEDİĞİMİZ TALEPLERİMİZİN NE OLDUĞUDUR

    Buna karşı alınan grev kararları Cumhurbaşkanı kararıyla 60 gün süreyle ertelendiği bir dönem, bir süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla ne istediğimiz değil, neyi talep ettiğimizdir. Önemli olanın kamu emekçilerini ya da işçilerin örgütlü olduğu sendikalarının iktidar karşısında alacağı tutumdur.

    Uyuşmazlıkla sonuçlanan TİS sürecinin kamu görevlileri hakem heyetine intikal edecek ve son kararı hakem heyeti verecektir. Kamu görevlileri hakem heyetinin belirleyeceği  zam ve artık üzerinde konfederasyonların da söz söylemeyeceği bir durum.”

    TİS görüşmelerinin kamu görevlileri hakem heyetine gelmeden öne tüm sendika konfederasyonlara PİRHA aracılığı ile çağrıda bulunan Karagöz, “Bütün konfederasyonlara eğer gerçekten taleplerimizin yaşam ve karşılık bulmasını istiyor isek gelin taleplerimizi birlikte sokakta örgütleyelim” dedi.

    “TİS TALEPLERİMİZ KARŞILANMADIĞINDA SOKAKTA YÜRÜTECEĞİMİZ MÜCADELEYE BÜTÜN EMEKÇİLER DESTEK VERECEKTİR”

    Sokakta “İinsanca bir yaşam, yaşanabilir için ücret” temelinde yürütülecek mücadeleye bütün emekçilerin destek vereceğini belirten Karagöz,” Emekçilerin bu mücadeleye omuz vereceğine inanıyorum. Yoksa parçalı bir şekilde her birimizin ayrı bir yerde kümelenerek sadece söz söyleyerek yapacağı bir faaliyetle ben sonuç alacağımızı düşünmüyorum. Emekçilerle ve emekçi dostlarıyla birlikte taleplerimizi ısrarla tekrarlayıp yaşamda karşılık bulması için mücadelemizi yükselteceğiz ”dedi.

    “İKTİDARIN İŞÇİ MEMUR VE EMEKLİYİ ENFLASYONA EZDİRMEYECEĞİZ SÖYLEMİ BOZUK PLAK GİBİ”

    İktidarın her zaman söylediği “işçileri memurları, emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz” söylemini bozuk plaka benzeten Karagöz, “Dönüp, dönüp aynı şeyleri tekrar ediyor. KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikasının ARGE biriminin verileri ile ilgili yaptıkları çalışmalarda 2025 Haziran ayına ait 4 kişilik bir ailede yoksulluk sınırının 85 bin, açlık sınırını ise 35 bin TL olarak basın ve kamuoyuyla paylaştı. Biz de bütün bu mali veriler ve rakamları kamuoyu ile paylaşıyoruz” diye aktardı.

    “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 40 BİN TL OLMALIDIR”

    İçinde bulundukları dönem açısından kamu emekçilerinin yoksulluğu ve sefaleti derinliğine yaşadığının altını çizen Karagöz, “Patronlar ise adeta dönemin en iyi ve en olanaklı süreçlerini yaşıyorlar. Bugün büyük ölçekli işletmelerden, patronlardan,  yandaşlardan alınmayan 4.2 trilyon lira para var. Bu 4.2 trilyon Türk Lirası patronlardan alınmış ve emekli arkadaşlarımıza verilmiş olsaydı bugün bambaşka bir tabloyla karşı karşıya kalırdık. Yani emeklilerin 16 bin lirayı değil en az 35-40 bin lira gibi en düşük emekli maaşı olurdu. Yine kamu emeklisinin en düşük maaşı en az 55 ile 60 bin lira arası ve kamu emekçilerinin en düşük maaşı ise 90 bin lira olurdu” diye belirtti.

    “1 OCAK İTİBARİYLE DEVLET MEMURLARININ MAAŞI 100 BİN TL OLMALIDIR”

    TİS sürecine ilişkin taleplerini sıralayan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK Eş Bakanı Ahmet Karagöz, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Özgür bir toplu sözleşme imzalamak için ertelenmeyen ve yasayla güvence altına alınmış grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hakkımız talep ediyoruz.

    -4688 sayılı sendikalar yasası yeniden revize edilerek bu alanda, emek alanda faaliyet yürüten konfederasyon ve sendikaların görüşleri alınarak yeniden revize edilmesini,

    Bunun dışında ek ödemeler, yan ödemeler, seyyanen yapılan zamlar, ek ders ücretleri, döner sermaye ücretleri kesinlikle temel ücrete dahil edilip bu şekil bir emeklilik hakkı kamu çalışanlarına verilmesini,

    -Kamuda istihdamda ve görevde yükseltmelerde mülakatı kaldırıp liyakati esas almalarını, bütün kamu çalışanlarına 3600 ek göstergenin verilmesini,

    -2026-2027 yıllarına dönük bu toplu sözleşme sürecinde 1 Ocak 2026 yılında en düşük devlet memurunun maaşı 100.000 TL olmalıdır. Yine bununla birlikte vergide adaletin olmasını,

    -Kamuda çalışanların 1 Ocak itibarıyla maaşlarında maaşlarına el değmeden %15 vergi kesiliyor. Bu vergi diliminin %10’a düşürülmesi, %10’la sabitlenmesini istiyoruz.

    Kamu emekçilerinde, işçilerde alınan vergiler bir havuzda birikiyor. Havuzda biriken vergiler gene işçilere, emekçilere, yoksul halklara değil, zenginlere, patronlara teşvik adı altında aktarıldığı dönemleri, süreçleri yaşıyoruz.

    Yine şu an devlet memurlarına 18 bin 600 TL seyyanen verilen zammın acilen bütün emeklilere verilmesini talep ediyoruz. Güvenceli iş, güvenli gelecek talep ediyoruz.

    KHK İLE GÖREVLERİNDEN İHRAÇ EDİLEN ARKADAŞLARIMIZ GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİDİR

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası çok keyfi bir şekilde önce OHAL ilan edildi, sonrasında ilan edilen OHAL’le birlikte çıkarılan KHK ile 4259 üyemiz ihraç edildi. Bun şu ana kadar yürüttüğümüz hukuksal  mücadelelerle, yürüttüğümüz diplomasiyle %50’si görevlerini iade edildi ama hala 2.000 üzerinde arkadaşımız ihraç edildi. İhraçların bütün özlük haklarıyla da göreve iadesini istiyoruz.”

    “EMEKÇİLERİN HAKLARI İÇİN MÜCADELEDEN ASLA ÇEKİNMEYİZ”

    Bütün kamu emekçilerine mücadeleyi büyütme çağrısında bulunan Ahmet Karagöz, “Biz söz konusu emekçilerin hakları, haklı talepleri alın teri olunca evet önümüze kurulan bütün barikatları aşacak şekilde mücadele yürütürüz. Buna diğer konfederasyonlar kavga diyorlar. Evet, söz konusu emekçilerin alınteri ise kavganın en büyüğünü önümüzdeki günlerde örgütleyeceğimizi kendileri de göreceklerdir” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • KESK’den Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde TİS açıklaması-VİDEO

    KESK’den Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde TİS açıklaması-VİDEO

    PİRHA-KESK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde TİS görüşmelerini protesto etti. Yapılan açıklamada, ” KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Toplu İş Sözleşmesi (TİS) taleplerini dile getirmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması düzenledi.

    KESK’in, bugün başlayan 8. Dönem TİS görüşmelerini protesto etmek amacıyla yaptığı basını açıklamasında TİS sürecine ve taleplere ilişkin basın metnini KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak okudu.

    “İKTİDAR-HAKEM-YANDAŞ YAPIDAN OLUŞAN BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİN İÇİNE HAPSEDİLMEK İSTENİYORUZ”

    Ayfer Koçak, “Yıllardır yaptığı her yasal düzenlemede, mevzuat değişikliğinde bizlerin taleplerini yok sayan, tüm bunları tek taraflı olarak belirleyen, “ben yaptım oldu” diyen bir iktidarla karşı karşıyayız” diyerek şunları ekledi:

    “Başta derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıyayız. Tüm bunlara rağmen çalışanı ve emeklisi ile 6,5 milyonluk devasa bir kitle olarak ‘toplu sözleşme’ adı altında bir kez daha ‘İktidar-Hakem-Yandaş’ yapıdan oluşan ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’nin içine hapsedilmek isteniyoruz.

    Dolayısıyla bir kez daha altını çiziyoruz. Gerçek, evrensel, bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, tüm haklarımızın işverene ve onun konfederasyonuna-sendikalarına teslim edildiği, bizlerin yok sayıldığı bu oyun devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir. “

    “İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK BİR ÜCRET İSTİYORUZ!”

    Gerçek bir toplu sözleşme düzeninin grev hakkı olmadan düşünülemeyeceğini belirten Koçak, taleplerini söyle sıraladı:

    “İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz! Bunun için maaşlarımıza altışar aylık zam, enflasyon farkı, seyyanen zam veya kümülatif yalanlar değil, gayet net bir talepte bulunuyoruz. Hiçbir kamu emekçisinin maaşı yoksulluk sınırı altında kalmasın, en düşük maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarın diyoruz. Bunun için kamu emekçilerinin maaş artışlarına ilişkin talebimizi Temmuz 2025 ve Ocak 2026 olmak üzere ikili sunuyoruz. Buna göre en düşük kamu emekçisi maaşı Temmuz 2025 itibari ile 85 bin TL olan yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı yani %94 artırılmalıdır. Bu artış oransal olarak tüm kamu emekçilerinin Temmuz 2025 maaşlarına yansıtılmalıdır. İşin özü tüm kamu emekçilerinin Haziran’da aldıkları maaşlarının Temmuz 2025 itibari ile %94 artırılmasını talep ediyoruz.

    “GÜVENCELİ İSTİHDAM, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ!”

    İkinci teklifimiz ise 6 ay sonrası için yani Ocak 2026 içindir. Temmuz 2025 itibari ile 50 bin 460 TL olan en düşük kamu emekçisi maaşı Ocak 2026 itibari ile en az 100 bin TL olacağını tahmin ettiğimiz yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Yani %98 artırılmalıdır. Bu artış oransal olarak tüm kamu emekçilerinin Ocak 2026 maaşlarına yansıtılmalıdır. Kısacası tüm kamu emekçilerinin Temmuz 2025 itibari ile aldıkları maaşlarının Ocak 2026 itibari ile %98 artırılmasını talep ediyoruz. Her iki durumda da talep ettiğimiz bu tutarların her üç ayda bir yoksulluk sınırındaki artış oranında güncellenmesini istiyoruz. Bunun için 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi kamu emeklileriyle, 2008 sonrası işe girerek 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan kamu çalışanları arasındaki emeklilik yaşı, maaş bağlanma oranı ve emekli aylıkları arasındaki uçurum derhal giderilmelidir. Güvenceli istihdam, güvenli gelecek istiyoruz! Demokratik, adil bir çalışma yaşamı istiyoruz! Bizler halkımıza nitelikli, ulaşılabilir, parasız ve anadilinde kamusal hizmet vermek istiyoruz.”

    “TEK AYAKLI MASALARIN DEĞİL EMEKÇİLERİN GERÇEK TALEPLERİNİ KARARLILIKLA SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Tüm kamu emekçilerine seslenen Koçak, şu ifadeleri kullandı:

    “Yıllardır devam eden garabet sistemin bir aparatı olanların çözümün adresi olması mümkün değildir. Sendikacılık sadece talep etmek değildir. Talebin arkasında durmaktır. Yöntemi de bellidir. Emekçiye yüzünü dönmek, üretimden gelen gücün örgütlenmesidir. Talepler kabul edilmediğinde mücadele etmeden bir kenara çekilmek pratiği yetkili konfederasyonun alışkanlığı haline gelmişse, taleplerin arkasında durmuyorsa talepleri de sözde yetkisi de emekçiler açısından hükümsüzdür. Tek çare vardır. O da emek karşıtı bu düzende hangi sendikanın üyesi olursa olsun yıllardır kaybedenlerin yan yana gelmesi, omuz omuza vermesinden geçmektedir.  Biz KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”

    Açıklamanın ardından kitle bakanlığın önünde oturma eylemi yaptı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Devrimci Sağlık-İş, yüzde 1’lik baraj davasını kazandı-VİDEO

    Devrimci Sağlık-İş, yüzde 1’lik baraj davasını kazandı-VİDEO

    PİRHA- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan Temmuz 2024 istatistiklerinde DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık-İş Sendikası’nın üye sayısının Kamu Uygulama Merkezi’ndeki kayıtlardan düşük gösterilmesinin ardından açılan dava kazanımla sonuçlandı.

    Devrimci Sağlık-İş Sendikası’nın 2 Ağustos’ta Ankara 4. İş Mahkemesi’nde açtığı davada bugün (26 Kasım Salı) sendikanın yüzde 1’lik sendika barajını aştığına karar verildi.

    İşçi statüsünde olmayan 4B’li ve üniversite hastanelerinde çalışan intern hekimler işkolu sayısına dahil edilerek işkolu barajı artırılmasıyla yüzde 0,99 oranıyla baraj altında bırakılmak istenmesine ilişkin açılan davanın sonuçlanmasının ardından DİSK ve Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Ankara Adliyesi’nin önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Dev Sağlık-İş üyelerinin yanı sıra DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya ile Avrupa Kamu Hizmetleri Federasyonu (EPSU) Yönetim Kurulu Üyesi Ian Dufour da katıldı.

    ARZU ÇERKEZOĞLU: BAKANLIĞIN YAPTIĞI HATADAN DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ

    Sendikanın haksız ve hukuksuz bir şekilde baraj altında bırakılmasına dair davanın sonuçlandığını söyleyen Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

    “Açtığımız itiraz davasını kazandık. Mahkeme verdiği kararda sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda toplam işçi sayısının 738 bin kişi olduğunu, işkolumuzdaki baraj sayısının 7384 olduğunu ve sendikamızın üye sayısının da 7 bin 579 kişi olduğunu belirtti. Böylece sendikamız Devrimci Sağlık-İş, işkolunda toplu iş sözleşmesi yapma yeterliliğine sahip duruma gelmiştir. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin sendikamızın çatısı altında, DİSK’in çatısı altında özgür toplu sözleşme masalarını kurmasının önünde engelleri hep birlikte aşmış olduk. Gerçek ortaya çıkmış oldu. O gerçek de sendikamız Devrimci Sağlık-İş’in sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda toplu sözleşme yapma yetkisine sahip olduğu gerçeğidir. Çalışma Bakanı ile bir görüşme yapacağız. Bakanlığın mahkemenin bu kararına artık itiraz etmemesini, gerçeği kabullenmesini, yaptığı hatadan dönmesini bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı’nın Temmuz 2024 istatistiklerinde yapılan bu hatayı düzeltmesini ve derhal düzeltme yayınlayarak sendikamıza toplu sözleşme yapma yetkisini teslim etmesini bekliyoruz. Hep birlikte inandık, hep birlikte kazandık. Bu kazandığımız hakkımızla da sağlık ve sosyal hizmet işçileri DİSK’in çatısı altında özgür toplu sözleşme masalarıyla mücadelesine devam edecek.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • DİSK’ten asgari ücret eylemi: Eğer ülke büyüyorsa payımızı istiyoruz!-VİDEO

    DİSK’ten asgari ücret eylemi: Eğer ülke büyüyorsa payımızı istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA-DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, yöneticiler ve üyeler asgari ücret taleplerini içeren basın açıklaması için Çalışma Bakanlığı önündeydi. Yapılan açıklamada “Türkiye’de asgari ücret artık ucuz emeğin sembolü olan Çin’den bile düşük. Bunu bile isteye yapıyorlar. Türk Lirası değer kaybedince ücretler azalacak, bu ülkenin işçileri en ucuz emek olarak dünyaya pazarlanacak” denildi.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin başkanlığında 1 Aralık’ta ilk toplantısını yaptı. İkinci toplantı 7 Aralık’ta, üçüncü toplantı ise 9 Aralık’ta yapılacak.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer alamayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ise Çalışma Bakanlığı önünde eylemdeydi. Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun da katılımıyla çok sayıda işçi “Asgari ücret 5200 net” dövizleri ile bakanlık binası önünde bir araya geldi.

    İŞÇİLERİN EYLEMİNDE BASINA YİNE ENGEL!

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına çıkan tüm cadde ve sokaklar eylemden saatler önce polis ablukasına alındı. Eylem alanına otobüslerle gitmek isteyen çok sayıda sendikalının araçları, polisler tarafından gerekçe belirtilmeden durduruldu. Bakanlık binasına gitmeleri engellenen işçiler, Ulusta yaptıkları basın açıklaması ile yasak kararını protesto etti.

    İşçilerin eylemini takip etmek isteyen basın mensuplarına da polis engeli söz konusuydu. Cumhurbaşkanlığınca verilen turkuaz renkli kartın mecburi olduğunu söyleyen emniyet güçleri, gazetecilerin sahip olduğu uluslararası basın kartının (IFJ) geçersiz olduğunu savundu. İşçilerin eylemini takip için ‘basın yeleği giyinilmesi’ yönünde dayatmada bulunan kolluk güçlerine, tepki gösterildi. Yapılan itirazlar sonrası gazeteciler alana girebildi.

    “ASGARİ ÜCRET UCUZ EMEĞİN SEMBOLÜ OLAN ÇİN’DEN BİLE DÜŞÜK”

    DİSK Yönetim Kurulu adına basın açıklamasını yapan isim Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu oldu. Çerkezoğlu, “2022 asgari ücreti için, masada olmamamıza rağmen, işyerlerinden, meydanlardan yükselen talepleri bugün buraya Çalışma Bakanlığı önüne taşıdık” dedi. “Artık yeter, geçinmek istiyoruz” diyen Çerkezoğlu, şu açıklamayı yaptı:

    “İşsizlik, pahalılık, zamlar, faturalar belimizi büküyor. Ekonomik krizin ve pandeminin ağır yükünü biz taşıyoruz. Her sabah yeni zamlara uyanıyor, her gün yoksullaşıyoruz. Biz çalışıyoruz, bir üretiyoruz, bu ülkenin ekonomisini biz büyütüyoruz ama geçinemiyoruz. Borçla yaşamaya çalışıyoruz. Üstüne üstlük son günlerde Türk Lirası değer kaybettikçe, biz kaybediyoruz. Emeğimiz ucuzluyor, satın alma gücümüz azalıyor.

    Türkiye’de asgari ücret artık ucuz emeğin sembolü olan Çin’den bile düşük. Bunu bile isteye yapıyorlar. Amaçladıkları tam da bu. Türk Lirası değer kaybedince ücretler azalacak, bu ülkenin işçileri en ucuz emek olarak dünyaya pazarlanacak. Yok öyle yağma! Bu ülke, bu halk, bu ülkenin işçi sınıfı satılık değildir.

    İşte biz bu asgari ücret sürecindeki mücadelemizi sadece ekmeğimizi savunma mücadelesi olarak görmüyoruz. Bu sadece ekmeğimizi değil, aynı zamanda emeğimizi ve memleketimizi savunma mücadelesidir.

    Türkiye’de milyonlarca işçi asgari geçim için yetersiz olan asgari ücretle geçinmeye çalışırken, milyonlarca işçi asgari ücret dahi alamıyor. Kadınların dörtte biri asgari ücretin altında bir ücretle çalışıyor. Asgari ücretin yüzde 20’den fazlası ve altında ücret alan işçilerin sayısı 10 milyona yaklaşıyor. Türkiye hızla bir asgari ücretliler ülkesine dönüşüyor. Asgari ücret sembolik bir ücreti değil ortalama ücreti ifade ediyor.

    Hani televizyonlara çıkıp ‘ekonomi büyüyor, Türkiye büyüyor’ diyorlar ya. Ben size büyüyen şeyi söyleyeyim. Adaletsizlik büyüyor. Asgari ücret 1974’te kişi başına milli gelirin yüzde 81’i düzeyinde idi. 2021 yılında ise kişi başına milli gelirin yüzde 54’üne geriledi. Bu adaletsizliğe dur diyoruz: Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, Türkiye büyüyorsa payımızı istiyoruz!

    Bizler bu soyguna dur diyoruz. Brüt asgari ücretin net ödenmesini istiyoruz. Asgari ücretin ve tüm ücretlerin asgari ücret tutarı kadar bölümünde vergi ve kesintiler kaldırılarak tüm ücretlere 1000 lira iyileştirme yapılmalı diyoruz.

    Türkiye’de asgari ücret tek bir işçi için hesaplanıyor. Oysa asgari ücret hesabında sadece işçinin kendisi değil, uluslararası standartlara uygun şekilde geçindirmekle yükümlü olduğu aile bireyleri de esas alınmalıdır. Asgari ücret artışında yoksulluk sınırı da bir kriter olarak dikkate alınmalıdır. Bir hanede iki kişi çalıştığında en azından yoksulluk sınırı aşılmalıdır. Gerek yoksulluk sınırı gerek gıda fiyatları artışı ve gerekse ekonomik büyüme dikkate alındığında 2022 yılında asgari ücreti en az net 5.200 TL olmalıdır.”

     

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yapılan basın açıklaması ardından DİSK Yönetim Kurulu olarak saat 13:00’te Çalışma Bakanı Vedat Bilgin ile bir araya geldi.

    PİRHA/ANKARA