Etiket: cami dayatması

  • İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te  cami açmak kültürel gaspın adıdır!

    İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te cami açmak kültürel gaspın adıdır!

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyündeki cami dayatmasının asimilasyonu hedeflediğini kaydederek, “Dün Munzur Bawa ziyaretimize mescit yapma çabası, bugün Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirme faliyetleri asla kabul edilemez. Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirmek Dersim halkının inancını yok saymaktır” diye belirtti.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde, İlçe Müftülüğü’nün köylülere ait tapulu araziye cami inşa etme girişimi, bölge sakinlerinin tepkisini çekmiş; cami yerine su, yol ve sağlık ocağı talep eden köylüler dava açmıştı.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim’in Hakis (Büyükyurt) köyündeki özel mülkiyetlere el konularak cami dayatmasına ilişkin açıklama yaptı.

    Alevilerce kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri’ne mescit açılması ve kutsal mekanlara yönelik müdahalelerin hatırlatıldığı açıklamada, Hakis köyünde de hayata geçirilmeye çalışılan cami dayatmasının açık bir kültürel gasp ve asimilasyon politikası olduğu vurgulandı.

    “AÇIK BİR KÜLTÜREL GASP VE ASİMİLASYON POLİTİKASI”

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Dersim’in  Nazimiye ilçesinin Hakis köyüne köylülerin onayı olmadan 130 yıllık değirmen yıkılarak cami yapılmış. 1994 yılında Dersimin tamamında yaşatılan köy boşaltmaları sonrasında insanların zorunlu olarak göç ettikleri bir süreçte köydeki Değirmen yıkılarak yerine yapılan cami bugünlerde faaliyete geçirilmek isteniyor.

    Dersim suyun, dağın, ağacın, yaban hayatın, insan hakkını bilen yaşamsal haklarını gözeten bir toplumsal hakikatin adıdır. Rızalık felsefesinin mekanıdır, eşitliğin, adaletin savunucusudur. Binlerce yıldan beri Rawa Haq ( Alevi) inancı doğrultusunda toplumsal yaşamını, inanç ritüellerini, kültürel değerlerini yaşayagelmiş bir halka dün Munzur Bawa Ziyaretine mescit yapılarak, bugün köylerine cami yapılarak Sunni mezhebini yaşamsallaştırmak istiyorlar. Bu açık bir kültürel gasptır, asimilasyon politikasının kendisidir. Devlet eliyle Rawa Haqi (Alevi) inancına ve yaşam biçimine doğrudan müdahaledir. Suni mezhepsel kurallarını zorla kabul ettirme çabasıdır. Tarih boyunca sürdürdükleri asimilasyon politikalarını yeniden canlandırmaktır. Köyün dokusuna, pir, talip geleneğine, jiyar u diyarlarımıza, inanç biçimimize, toplumsal değerlerimize, hakikatimize dokunup yerine kendi tekçiliğini dayatmaktır.

    “İNANCIMIZA, KÜLTÜRÜMÜZE MÜDAHALEYİ KABUL ETMİYORUZ”

    Biz Dersimliler Halklarımızın inancına, ibadet biçimine, yaşam tarzına saygı duyuyoruz. Diledikleri şekilde inançlarını yaşamalarını istiyor ve savunuyoruz. Ancak yaşam tarzımıza, inanç biçimimize, kültürel değerlerimize müdahale edilmesini de asla kabul etmiyoruz.

    Siyasal iktidarı tek dil, tek din, tek mezhep uygulamalarından bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz. Yeniden faaliyete geçirmek istenen cami sadece taş-çimentodan ibaret bir yapı değil; Rea Haq(Alevi) çocuklarının hafızasına, kadınlarımızın bin yıllık kültürel değerlerine, ziyaretlerimize, pir, rayberlerimizin sözüne kazınmış korkudur, bin yıllık asimilasyon cenderesinin yinelenmesidir, asla kabul etmiyoruz. İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği olarak tekrar sesleniyoruz; dün Munzur Bawa ziyaretimize mescit yapma çabanız bu gün Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirme faliyetleriniz asla kabul edilemez. Hakis köyünde yaşayan hiç bir köylümüz de bu asimilasyon politikalarına asla geçit vermeyecektir.

    “BU UYGULAMADAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Dersim pir rayber mekanıdır. Ocakların diyarıdır. Bin yıllık Rea Haq yaşanmışlığıdır. Tarihsel toplumsal değerlerimizin bütünüdür. Rea Haq (Alevilik) felsefesinin yıkılmayan kalesidir. Bu böyle biline. Bugün Barışın ve Demokratik toplumun, eşit haklar temelinde birlikte yaşamın tartışıldığı bu günlerde asimilasyon araçlarını tekrar hayata geçirmek demokrasiden ve hukuktan uzaklaşmaktır.

    Buradan yetkililere tekrar sesleniyoruz; Dersim Hakis köyünde camiyi yeniden faaliyete geçirmek Dersim halkının inancı yok saymaktır. Yetkilileri bir an önce bu uygulamalarından vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO

  • Alevi köyüne cami yaptılar kapısı kilitli; köylüler cemevine çevrilmesini istiyor -VİDEO

    Alevi köyüne cami yaptılar kapısı kilitli; köylüler cemevine çevrilmesini istiyor -VİDEO

    PİRHA- Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar köyüne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında, ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ diretmesi sonrasında cami yapılmıştı. Aradan geçen 4 yılda camiye imam atanmadığı ve köy halkından kimsenin gitmediği belirtildi.  Köylüler caminin cemevine çevrilmesini istiyor. 

    Kars Sarıkamış’a bağlı 38 haneli Aşağısallıpınar köyüne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması tepkilere neden olmuştu. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuştu.

    Köylülerin aradığı Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet, cami yapımında kimseye danışılmadığına dikkat çekerek, Sarıkamış Kaymakamı’nın, “Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak” dediğini aktarmış ve sonrasında kendisi de bu projeye dahil olmuştu.

    NE İMAM ATANDI, NE DE KÖYLÜLER CAMİYE GİDİYOR

    38 haneli köylerine birçok kez gelen idareciler tarafından AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığı yapılmış ve tüm tepkilere rağmen cami inşa edilmişti.

    Köyün durumuna dair görüştüğümüz kimi köylüler ve yerel kaynaklar, 2019 yılından bu yana inşaatı tamamlanan camiye henüz imam atanmadığını ve köy halkından kimsenin camiye gitmediğini kaydettiler.

    KÖYLÜLER CAMİNİN CEMEVİNE ÇEVRİLMESİNİ İSTİYOR

    Aşağısallıpınar köyünde ve çeşitli kentlerde yaşayan köylüler, yapılan caminin cemevine çevrilmesi için çağrıda bulundu.

    ALEVİ HEYETİ KÖYDE İNCELEME YAPMIŞTI

    Cami yapılan Alevi köyü Aşağısallıpınar’a giden Aleviler, Kars Valisi ve Sarıkamış Kaymakamı ile görüşememiş, heyette bulunan dönemin ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, köylülerin bir kısmının camiyi istediğini bir kısmının istemediğini ifade etmişti. Alevi heyet cami inşaatının cemevine çevrilmesi talepli dilekçelerini valiliğe iletmişti.

    Ersin ÖZGÜL/KARS

    İLGİLİ HABERLER:

    Kaymakam Alevi köyüne cami yaptırdı; köylüler tepkili-VİDEO

    Alevi köyüne cami yapıldı ama imam yok; ‘Dede olsa camide cem yaparız’

    Cami yapılan Alevi köyündeki yurttaşlar ikiye ayrıldı

    Alevi köyüne nasıl cami dikeriz peşindeler, yoğun bir saldırı var’-VİDEO

     

     

     

     

  • ‘Alevilerin camiye değil taleplerinin karşılanmasına ihtiyacı var’

    ‘Alevilerin camiye değil taleplerinin karşılanmasına ihtiyacı var’

    PİRHA- Yazar Turan Eser, Kars’ın Sarıkamış ilçesindeki Alevi köyü Aşağısallıpınar’da Sünni dayatmaya karşı “Cami yoksa hizmet de yok” başlığı ile bölge halkına dönük asıl yapılmak istenenleri yazdı. Eser, yazısında “Alevi köyü olunca, kamu hizmetine eşit erişim hakkı yoktur” diye de ekledi.

    Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar Köyü’ne zorla cami yapılması Yazar Turan Eser’in de tepkisine sebep oldu. 38 haneli Alevi köyünün devlet tarafından asimile edilmek istenmesine işaret eden Eser, “Cami yoksa hizmet de yok” başlığıyla konuyu BirGün gazetesindeki köşesinde değerlendirdi.

    Eser’in ilgili yazısı şöyle:

    “Aşağısallıpınar…

    Her Alevi köyü gibi kamu hizmetine muhtaç. Alevi köyü olunca, kamu hizmetine eşit erişim hakkı yoktur. Kamu hizmetlerinde ayrımcılığa uğramaları tarihsel bir mirastır.

    Ayrımcılık dayatmaları ise, devletin mesajını ileten kaymakamlar üzerinden gelir. Aleviler, köylerine cami yapılmasına müsade etmeli ve üstelik dilekçe ile talepte bulunulmalı! Ayrıca sandıkta AKP’ye oy çıkmalı! Cami ve oy varsa, kamu hizmeti de varmış!

    Aşağısallıpınar köyü, bugün tam da bu ayrımcılığı ve hak ihlalini yaşıyor. Çünkü o bölgede camisi olmayan tek Alevi köyü! 106 yıldır ısrarla bu köye cami yapılmak isteniyor.

    Kaymakamın hedefinde, okulsuz köy değil, ‘camisiz köy kalmayacak’ var. Köylülerin ise, alt yapı ve yola ihtiyacı var. Devlete göre de alt yapı ve yoldan önce, köye cami ve imam ile asimilasyon girmeli.

    Aşağısallıpınar köylüsü Z.K. ‘Bizim kapımız cemevidir. Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum. Sünnileşmek istemiyorum’ diyor. Kaymakam ise ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ diyor.

    Köylüler ve köy derneği, cami yapılmasına karşı olmasına rağmen, cami temeli atılıyor. Hummalı bir çalışma ile şu an caminin kaba inşaatı bitmiş durumda.

    Amaç Asimilasyon, Dinci Kadrolaşma Ve İslamcı Örgütlenme

    AKP hükümeti son 17 yıldır, İmam Hatip ve İlahiyat mezunları üzerinden sürdürdüğü kadrolaşma stratejisi boşuna değil. Çünkü İslamcılık, dinciliğe dayalı bir düzen değişikliğine hizmet ediyorlar.

    Alevi köylerine cami stratejisi ile;

    Din bürokrasine yeni istihdam, görev ve siyasal İslamcı misyon alanları yaratılıyor.

    Alevilerin cemevleri ve cem ibadeti engelleniyor.

    Diyanet üzerinden Alevilere Sünnilik ve ibadetleri dayatılıyor.

    Cemevinin yerine cami, cem ibadeti yerine namaz, dede/ana yerine imam sokuluyor!

    Alevi köylerinde siyasal islamcılık örgütlenmek isteniyor.

    Yani bu durum Alevileri kendi köylerinde asimilasyon politikasının hedefi haline getiren, çok yönlü sinsi politikanın adımlarıdır.

    Mezhepçi devlet yapılanması adına Alevileri Sünnileştirmek için görevlendirilen din bürokrasisinin yegâne görevi, cem ibadetini namaza, cemevinin işlevini de camiye dönüştürmektir. Alevi köylerine cami, imam ve namaz dayatması, din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğüne, laiklik ilkesine aykırı bir insan hakkı ihlalidir.

    Geçmişte Alevi köyüne gelen imamlar, namaz kılacak cemaat bulamayınca ve imama gereksinim olmadığı anlaşılınca, vatandaşın vergisiyle bankamatik-imamlar gibi yan gelip yatmaya devam edecekler.

    “DERSİM KÖYLERİNE DE CAMİ YAPILMIŞTI”

    Çünkü daha önce Dersim’nin Alevi köylerinde zorla yapılan camiler ve gönderilen imamlar için ‘mahallinde görülen ihtiyaç üzerine imam A.B Valilik oluru ile il müftülüğünde, R.T ise kaymakamlık oluru ile Hozat ilçe müftülüğünde geçici olarak görevlendirilmiştir” denilerek, Alevi köylerine atanan imamlar merkeze çekilmişti.

    “ÇANAKKALE DENİZGÖRÜNDÜ KÖYÜNDE İMAM CEMAAT BULAMADI”

    Ya da daha önce, Çanakkale Merkeze bağlı 300 Alevinin yaşadığı Denizgöründü Köyü’ne zorla yapılan camiye dönüşür. Köyde cami boş kaldı, imam arkasında saf tutacak cemaat bulamadı. Dört yıl boyunca imam tek başına namaz kıldı. Hatta camideki musalla taşı bile kullanılmadı.

    Yıllardır süregelen bu mezhepçi ve ayrımcı uygulamanın, Alevilere bir karşılık bulamamasına, inanç özgürlüğü açışından bir hak ihlali olduğunu bilinmesine rağmen, Alevi köylerine yapılan camilerin boş kalmasına rağmen, bu projelerin ısrarla sürdürülmesi ahlaki ve hukuki bir yönetim anlayışı değildir. Bu anlayış olsa olsa baskıcı, gerici ve dinci ideolojinin bir gereğidir. AKP ve Diyanet bu sevdasından vazgeçmeli ve insanların haklarına ve inançlarına saygılı olmalıdır.

    “EŞİT KAMU HİZMETİNE İHTİYAÇ VAR”

    Asimilasyona Değil, Eşit Kamu Hizmetine İhtiyaç Var.

    Alevi köylerinin sorunları ve ihtiyaçları Türkiye’nin genel sorun ve beklentisinden farklı değildir. Köylerin alt yapı, sağlık ocağı ve sorunsuz eğitim ihtiyacını karşılayacak okullara, işe ve aşa ihtiyacı vardır. Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, tek tipleştirici ve asimilasyoncu değil, toplumsal barışa ve huzura ihtiyacı vardır.

    Alevilerin, cami ya da imam değil, inkar edilen inançsal kimliğinin tanınmasına, hak ve taleplerinin laiklik ve haklar rejimi ekseninden karşılanmasına ihtiyacı vardır.

    İşte bu nedenle; Alevi köylerine cami yaptırma politikalarından vazgeçilmeli. Bugüne kadar yapılan camiler, bir kararname ile okula, sağlık ocağına ya da cemevine çevrilmelidir. Bu köylerdeki imamlar derhal geri çağrılmalı ve atanamayan öğretmenler Alevi köylerine gönderilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)