PİRHA- İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösteren Semah Eğitmeni Zakir Fahrettin Aksünger, “Dinde zorlama yok diyorlar ama zorla Alevi köylerine cami yapmaya çalışıyorlar” dedi.
Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.
Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Semah Eğitmeni Zakir Fahrettin Aksünger, İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapılmasına dair konuştu.
Resmi ideolojinin Alevilere bakışının yüzyıllardır belli olduğunu belirten Aksünger, Alevi köylerinin ‘hizmet’ adı altında baskılandığını söyledi.
“ÜLKEDE İNSANLARIN BİRBİRİYLE PROBLEMLERİ YOK”
Politikacıların bu işten elini çekmesi gerektiğini vurgulayan Aksünger, “Dinde zorlama yok diyorlar ama zorla Alevi köylerine cami yapmaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Toplumsal olarak insanların böyle bir sorunu yok” dedi.
Her seçim süreci öncesinden böylesi düşüncelerin oluşmaya başladığını dile getiren Aksünger, “Özellikle muhafazakâr sağın kullandığı en büyük argüman din” diye konuştu.
PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya-Kemer Şube Başkanı Alirıza Akar, Alevilerin inancı ve düşünceleri bilinmesine rağmen hala Alevi köylerine cami yapma girişimi asimilasyondan başka bir şey değildir” dedi.
AKD Kemer Şube Başkanı Alirıza Akar Alevi köylerine cami yapılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Alevi köylerine cami yapmanın çok doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Alirıza Akar, “siyasal iktidar Alevilere karşı gerçekten samimi ise Alevi köylerine cami değil, Alevilerin ibadethanesi olan cemevi yapar” dedi.
“ALEVİLER YÜZYILLARDIR ASİMİLE EDİLMEK İSTENİYOR”
Alevileri yüzyıllardır asimile etmek için ciddi çaba sarf edildiğini belirten Akar,” Bizim inancımız belli düşüncemiz belli. Bizim ibadethanemiz cemevidir ibadetimiz ise cemdir diye belirtti
Camiye karşı olmadıklarının altını çizen Akar, camiyi biz kendi inancımız gereği bir inanç yeri olarak görmüyoruz. Cami Sünni canlarımızın ibadet yeridir. Bizim ibadet yerimiz ise cemevleridir. Böyle de kalacaktır”
PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler sürüyor. Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, söz konusu girişimin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu belirtti.
Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Demir, geçmişten bugüne Alevilere yönelik sistematik bir asimilasyon politikası yürütüldüğünü ifade etti. Demir, “Daha öncesinde dergâhların yanına camiler yapılarak başlayan asimilasyon politikası bugün de devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın, Veli Baba Türbesi’nin, tekkelerimizin ve türbelerimizin hemen dibine yapılan camiler bunun örnekleridir” dedi.
“ALEVİLERİ ÖLDÜRE ÖLDÜRE BİTİREMEDİLER”
Yüzyıllardır devletin Alevileri asimile etmeye çalıştığını vurgulayan Demir, “Alevileri öldüre öldüre bitiremedikleri için şimdi Aleviliği bitirmek amacıyla asimilasyon politikalarını devreye soktular. Bunun asıl sebebi; Alevilerin ikrarını, sorgusunu, görgüsünü yerine getiren, cemini yapan, eşit paylaşımdan yana olan bu inancın ve kültürün özünü bozmak istemeleridir” diye konuştu.
“Aleviler asimilasyon politikalarıyla Sünnileştirilmek isteniyor” diyen Demir, Selçuklu’dan Cumhuriyet dönemine kadar süren baskılara dikkat çekerek, “Kestiler, astılar, yaktılar ama bitiremediler. Şimdi Aleviliği bitirmek için asimilasyon politikasını devreye soktular” ifadelerini kullandı.
Özellikle 12 Eylül askeri darbesinden sonra cami yapma girişimlerinin Dersim’den başlatıldığını belirten Demir, “Dersim’deki köylere yol, su, elektrik getireceğiz ama bunun için cami yapacağız denilerek altı köyden başlayan cami projesi hâlâ devam ediyor” dedi.
Devletin, tekkelerin ve dergâhların yanına cami yapma anlayışından vazgeçmediğini vurgulayan Demir, “Hacı Bektaş Dergâhı’nın hemen dibinde yapılan camiden sonra Veli Baba Türbesi’nde de aynı anlayış sürdürüldü. Tekkelerimizin, dergâhlarımızın, türbelerimizin yanı başına camiler yapıldı” diyerek tepki gösterdi.
Devletin Alevileri asimile etmek için her yolu denediğini söyleyen Demir, “Her köye bir cami, her köye bir hoca, her köye bir imam, her köye bir müezzin anlayışı yetmedi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle, içimizden çıkan çürük elmaları da yanlarına alarak her yerde cemevi ya da dernek açtırdılar. Bu derneklere Erenlerimizin ve Evliyalarımızın isimlerini vererek bir yapı oluşturdular” dedi.
Pir Sultan Abdal’ın idam edilirken Ali Baba’ya söylediği “Dostun bir tek gülü yâreler beni” sözünü hatırlatan Demir, “Yola ve bu kültüre hizmeti olmayan, sadece siyasi ve maddi çıkar uğruna bu yapılar içinde yer alanlar bizim için birer düşkün, birer Hızır Paşa’dır” ifadelerini kullandı.
Son dönemde Antalya başta olmak üzere çeşitli kentlerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı girişimiyle “düşkün Alevilere” farklı isimler altında dernekler açtırıldığını belirten Demir, “Kendi toplumunu üç kuruşluk çıkar için satanın düşmana da hayrı olmaz. Tarih, bu tür kişiliksizlerin ilk fırsatta nasıl harcandığını defalarca göstermiştir” dedi.
“BİZ KORKUYU KERBALA’DA BIRAKTIK”
Her koşulda yollarını yaşatmaya devam edeceklerini vurgulayan Demir, “Alevi köylerine cami yapma projesini şiddetle kınıyoruz. Hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaklar. Çünkü bizim günlük yaşamın içinde var olan bir kültürümüz ve yüzyıllardır pirlerimizden aldığımız yol düsturuyla şekillenen bir yaşam biçimimiz var” diye konuştu.
Deniz Gezmiş’in idam sehpasına giderken Hüseyin İnan’ın ‘Korkuyor musun?’ sorusuna verdiği “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” yanıtını hatırlatan Demir, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Asimilasyona karşı durmak için elimizden geleni yapacağız ve mücadelemizi sürdüreceğiz. TBMM’de bulunan Alevi ve sol-sosyalist kimliğe sahip milletvekilleriyle ve Alevi kurum temsilcileriyle ilişkilenerek, iktidarın yürüttüğü bu politikalara karşı ne yapılması gerektiğini konuşmalıyız. ABF ve genel merkezlerin bu konuda daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü onlar bizim sözcülerimiz. Bu ülkeyi şeriat gericiliğinden kurtarmak için hep birlikte taşın altına elimizi koymalıyız.”
PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine Alevi yurttaşlar tepki gösterdi. Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, söz konusu girişimin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir devamı olduğunu belirtti.
Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Şimşek, devletin Alevileri tarih boyunca kılıç zoruyla yok edemeyince farklı yöntemleri devreye soktuğunu ifade ederek, “Alevileri bitiremeyeceğini anlayan iktidarlar bu kez cami projeleriyle asimilasyonu devreye sokuyor” dedi.
Devletin Alevi köylerine cami yapma ısrarını eleştiren Şimşek, “Devlet Alevi köylerine cami yapacağına kapatılan köy okullarını açsın, sağlık ocağı olmayan köylere sağlık hizmeti götürsün” diye konuştu.
“CAMİ-CEMEVİ PROJESİ HALKIN DİRENİŞİYLE HAYATA GEÇMEDİ”
Devletin Alevilere istediğini kabul ettiremediğinde yeni formüller geliştirdiğini belirten Şimşek, Ankara Tuzluçayır’da gündeme gelen “Cami-Cemevi” projesini hatırlattı:
“Tuzluçayır’da ‘Cami-Cemevi’ projesini hayata geçirmeye çalıştılar. Ancak halkın güçlü direnişiyle karşılaşınca yapamadılar. Mezbelelik bir biçimde yarım kaldı.”
Bu tür uygulamaların tarihsel bir arka planı olduğunu vurgulayan Şimşek, Osmanlı döneminde Alevi dergâhlarına el konulduğunu hatırlatarak, “Hacıbektaş Dergâhı’na çökülüp Sersem Ali Baba atanarak dergâh ikiye bölündü, elit bir Bektaşilik yaratılmak istendi. Ama bu tutmadı. Bugün hâlâ Hacı Bektaş’ın gerçek silsilesinden gelen aileler Alevi kurumları üzerinde etkilidir” dedi.
Alevilere yönelik politikaların sistematik olduğunu ifade eden Şimşek, cami projelerinin özellikle Alevi nüfusun yoğun olduğu köylerde denendiğini söyledi:
“Alevileri katletmekle bitiremeyeceklerini anlayınca asimilasyon politikalarını devreye soktular. Köylerimizde cami denemeleri yapılıyor. Devlet, tek tipçi, Hanefi mezhebine dayalı bir yapı yaratmak istiyor.”
“KÖY OKULLARI KAPATILDI KÖY YAŞAMI BİTİRİLDİ”
Devletin Alevileri ve köy toplumunun geleceğini hiçbir zaman düşünmediğini belirten Şimşek, köy okullarının kapatılmasının köy yaşamını çökerttiğini vurguladı:
“Köylerde okullar varken en az okumuş insan ortaokul mezunuydu. İnsanlar hem okuyordu hem tarımı öğreniyordu. Köy okulları kapatılarak köy toplumu bitirildi.”
Tarımın da bilinçli şekilde çökertildiğini ifade eden Şimşek, “Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı. Çiftçi ektiğinin karşılığını alamıyor. İnsanlar geçinemediği için şehirlere göç etmek zorunda kaldı” dedi.
Zorunlu göç politikalarına dikkat çeken Şimşek, “Doğu boşaltıldı. İnsanlar bölgelerinde yaşayabilirdi ama milyonlarca insan İstanbul, Ankara gibi metropollere yığıldı. İnsanlar sadece hayat, yarın ve gelecek kaygısıyla yaşamaya zorlandı” ifadelerini kullandı.
“İNSANLAR İBADETLERİNİ EVLERİNDE YAPABİLİR”
Cami ihtiyacı olmadığını vurgulayan Şimşek, Alevilerin ibadetlerini kendi inançları doğrultusunda sürdürdüğünü belirtti:
“Ben evimde sazımı aldığımda duamı da gülbenkimi de ederim. Köyümde cemimi de yapıyorum. Alevilerin ne camiye ne hocaya ne de müezzine ihtiyacı var.”
Devletin önceliklerinin yanlış olduğunu ifade eden Şimşek, atanamayan öğretmenlere ve sağlık hizmetlerindeki eksikliğe dikkat çekti:
“Bize öğretmen lazım, doktor lazım, hemşire lazım. Köy okullarına öğretmen atansın. Atanamayan öğretmenler intihara sürükleniyor. Beş vakit bağıran, topluma katkısı olmayan imam kadrosuna değil, eğitime ve sağlığa ihtiyaç var.”
PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesi Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Eğitim ve Kültür Sekreteri Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya, Nazmiye’de yapılmak istenen cami projesinin bölgenin inanç dokusunu ve tarihsel gerçekliğini hiçe sayan bir asimilasyon projesi olduğunu belirterek “Bütün gücümüzle, halkımızla birlikte bu projenin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Kaya, “Dersim’e dayatılan bu cami projesini reddediyoruz, kabul etmiyoruz diye belirtti.
Dersim, Nazımiye’de yapılmak istenen cami projesinin bölgenin inanç dokusunu ve tarihsel gerçekliğini hiçe sayan bir proje olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Eğitim ve Kültür Sekreteri Kureyşan Ocağı evlatlarından Güven Gürkan Kaya, “Bu proje dayatmacı bir zihniyetle yapılmak istenen bir projedir. Dersim halkı ibadethane olarak cemevlerini kullanmaktadır. İbadet yerlerimiz cemevleridir” dedi.
“DERSİM HALKININ TALEPLERİ VE İHTİYAÇLARI GÖRMEZLİKTEN GELİNİYOR”
Son yıllarda Dersim’de halkın talebi ve ihtiyacı olmayan projeler geliştirildiğini belirten Kaya, “Bu tamamen Dersim bölgesindeki canlarımıza yönelik yapılan bir asimilasyon politikasıdır. Buraya cami dikmek ibadetin kendisine değil, bu halkın kimliğine, kültürüne karşı yapılmış bir projedir bir asimilasyon çalışmasıdır” diye belirtti.
“ALEVİ KÖYLERİNİN CAMİYE DEĞİL, YOLA SUYA VE ELEKTRİĞE İHTİYACI VAR”
Dersim’in Alevilerin inanç merkezi olduğunu belirten Kaya,” Dersim halkının camiye ihtiyacı yok. Dersim halkının yola, suya, elektriğe, eğitime ihtiyacı var” dedi.
Dersim halkının bilinçli bir toplum olduğunu belirten Kaya, “Asimilasyon politikalarına karşı yıllardır direnmiş, baş kaldırmış ama kültürünü, inancını unutmamış, bugünlere kadar getirmiş bir halktır” diyerek hatırlatmada bulundu.
Dersim’in birçok ocağın merkezi durumunda olduğunu belirten Kaya, dedelerimiz pirlerimiz buradaki ocaklarda büyümüş buradan bütün coğrafyaya dağılmışlardır. Bu nedenle Nazımiye’nin ihtiyacı cami değil, ocakların, kültür mekanlarının güçlendirilmesi, yapılacak bir yatırım var ise oranın inancına uygun olan cemevlerine, oranın yapısına uygun kültür merkezleri yapılmalıdır” diye belirtti.
“EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİMİZ KARŞILANSIN”
Alevilerin yıllardır talep ettiği eşit yurttaşlık haklarının tanınmadığını belirten Kaya, “Bu haklarımız sağlanmazken buraya cami projesi ile halkı asimilasyona uğratmak için yapılan siyasi ve politik bir oyunun parçasıdır” dedi.
Dersim’in inanç hafızasının belli olduğunu belirten Kaya, “Hiç kimse bu coğrafyanın kimliğini projelerle dönüştüremez. Nazımiye’de dayatılan bu cami projesini reddediyoruz, kabul etmiyoruz” diyerek tepki gösterdi.
Her zaman ve her platformda bunu dile getireceklerini belirten Kaya, cami kesinlikle. Dersim’in ihtiyacı değildir. Bunu da kamuoyu böyle bilsin. Dersim’de oynanmak istenen bu asimilasyon politikalarına karşı her yerde, her fırsatta sesimizi yükselteceğiz. Bütün gücümüzle, direncimizle halkımızla birlikte bu projenin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi..
“CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİNE KARŞI HALKIMIZLA BİRLİKTE DİRENECEĞİZ”
Bu konuda bütün herkesi duyarlı olmaya çağıran Güven Gürkan Kaya konuşmasının devamında şunları belirtti:
“İnancımıza sahip çıkalım. Bir arada olmamız çok önemli. Bugünlerde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bütün illerde büyük bir çalışma içerisinde. Biz Alevileri asimile etme yönlendirme, politik emellerine alet etme çabaları vardır. Bizim bu çabaları boşa çıkartacağımıza eminim.
Aleviler güçlüdür ve bir aradadır. Direnmesini de baş kaldırmasını da bilir. Tarihte bunun çok örnekleri vardır ve herkes bunu iyi bilir. Biz sizin oyunlarınıza gelmeyiz”
PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Ana Sevim Yalıncakoğlu, son zamanlarda Dersim’e yönelik yoğun bir asimilasyon girişimlerinin olduğunu belirterek iktidarın tamamen zorlamalarla bu işleri yapmalarının kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyledi.
Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, Aleviliğin ve ocaklarımızın en önemli merkezi olan Dersim ve Hacıbektaş’ın çok ciddi asimilasyon saldırısı altında olduğunu belirtti.
“ALEVİLERİ SELÇUKLUDAN GÜNÜMÜZE KATLETİLER BİTİREMEDİLER ASİMİLASYONLAMI BİTİRECEKLER”Alevileri
asimile etme telaşının yeni olmadığını vurgulayan Yalıncakoğlu, “Alevi inancını, yolunu, erkanını kabul etmeme, yok edemiyorsa da değiştirme asimile telaşı aslında çok yeni değil, geçmişten bugüne devam ediyor. Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet denedi, başaramadı. Biz aslında bugünü yaşarken sanki geçmişte tarihin aynısını yaşıyoruz” dedi.
Alevilerin yürüttükleri mücadeleler sonucunda cemevlerinin ibadethane olduğunu artık inkâr edilemez bir noktaya geldiğini ifade eden Yalıncakoğlu, “Alevileri bitiremediler tersine Aleviler daha da güçlendi. Alevileri bitiremeyeceğini anlayan zihniyet asimilasyon politikalarına hız vererek tarihte görülmemiş bir şekilde Alevi köylerine cami yapma girişimlerine başvurdu” diye konuştu.
“DİYANETİN ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMA GİRİŞİMİ BİR ZULÜMDÜR”
Diyanetin geçmişte cumhuriyet kanunlarında var olan köy olma statüsünden hareketle Alevi köylerine cami yapma hamlesine giriştiğini belirten Yalıncakoğlu, “Köy kanununda mutlaka camisi de olacak yazdığı için müftülük bu noktadan tutarak zorla Alevi köyüne cami yapmaya çalışıyor. Zaten ben vergimi her türlü harcımı veriyor vatandaşlık görevimi de yapıyorum. Çocuklarımı askere de alıyorsun. Dolayısıyla ben verdiğim verginin karşılığı olarak yol, su, elektrik vb hizmetlerin hepsi benim hakkım. Sen bunu bana vermek için camiyi şart koşuyorsun” diyerek tepki gösterdi.
“DÜZGÜN BABA TÜRBESİNE MESCİT YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ”
Son zamanlarda Dersim’e yönelik yoğun bir asimilasyon girişimlerinin olduğunun altını çizen Yalıncakoğlu, “Aleviliğin ve ocaklarımızın en önemli merkezi olan Dersim’e ve Hacıbektaş’a çok ciddi bir asimilasyon saldırısı altında. Alevilerin ziyaretgahı olan Munzur Baba’nın girişine müftülük tarafından mescit yapıldı. Neden mescit yaptılar? Orası bir Alevi ziyaretgahı. Mescit Alevilerin ibadethanesi değil ki. Alevilerin ibadethanesi cemevidir İhtiyaç olan camilerin bulunduğu mekanlara elbette yapılabilir. Ama Alevi yaşam alanlarının bulunduğu yerlere ibadet yeri yapılacaksa bu cemevi olmalıdır” diye belirtti.
“DEVLETİN ALEVİLERİN İBADETHANESİNİ KABUL EDİP ETMEMESİNİN HİÇBİR ÖNEMİ YOK”
Devletin Alevilerin ibadetini kabul edip etmemesinin kendileri açısından hiçbir öneminin olmadığına işaret eden Yalıcakoğlu, “Burada devletin bize saygı göstermesi gerekiyor. Çünkü ben bu ülkede eşit yurttaşım. Yurttaş olmanın gerekliliklerini yerine getirirken almam gereken hizmetleri almıyorsam bu ayrımcılıktır, bu zalimlik, bu açık açık hak yemektir” dedi.
Diyanetin Alevilerin ziyaretgahlarına restorasyon yapma anlayışından vazgeçmesi gerektiğini belirten Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, konuşmasının devamında şunları sıraladı:
“Alevilerin cemevlerini kriminalize etmekten vazgeçin. Ziyaretgahlarımızı tarihten günümüze gelen tekkelerimizi bağlamından koparmaktan vazgeçin. Türbelerimize, nişangahlarımıza tarikatları yerleştirmekten vazgeçin. Bırakın Anadolu’yu Balkanlarda dahi yapıyorsunuz. Cami beraber yaşadığımız Sünni canların ibadethanesi sonuna kadar saygı duyuyoruz. Ama bizim ibadethanemiz cemevidir. Siz de artık bizim cemevimize saygı duymak zorundasınız.”
PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Alevilerin yaşadığı köye cami yapılmak istenmesinin tesadüf olmadığını belirterek, ” 442 sayılı köy kanununa dayandırarak, Alevileri İç Anadolu bölgesinde olduğu gibi Sünnileştirmek istiyorlar. Bizler buna karşı uyanık olup, mücadelemizi büyütmeliyiz” dedi.
Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler sürüyor.
“ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİSAYON POLİTİKASI OSMANLIDAN BUGÜNE GELEN BİR DEVLET POLİTİKASI”
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, yapılmak istenenin Alevileri dönük yüzyıllardır sürdürülen asimilasyon politikasının bir devamı olduğunu ifade etti.
1924 yılında çıkarılan ve hala yürürlükte olan 442 sayılı köy kanununuhatırlatan Zeynel Can, “Zaman zaman sönümlenir, zaman zaman çok öne çıkar ama devletin kaydında Alevi köylerini cami yapmak asimilasyonun bir parçası olarak her zaman vardır. Her köye bir cami köy kanununda özellikle belirtilmiştir ve köy ortak alanları belirlenirken de bir cami yeri belirlenir” diye belirtti.
“TÜRKİYEDE LAİKLİK SADECE KAĞIT ÜZERİNDE!”
Devletin laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olduğu anayasada belirtilmesine karşın sadece kâğıt üzerinde olduğunu, yaşamda karşılığı olmadığını vurgulayan Can, “Burası bir Hristiyan köyü müdür? Bir Alevi köyü müdür? Şu inançtan mıdır? Bu inançtan mıdır? diye bakılmaksızın ille bir cami yapılması kanunen zaten zorunluluktur. Bu anlamıyla Türkiye’deki laikliğin de aynı zamanda sorgulanması açısından önemli bir örnektir” dedi.
Dersim’in Aleviler açısından özel bir bölge ve ocak sisteminin hüküm sürdüğü bir alan olması nedeniyle hedef seçildiğini dile getiren Can, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dersim’in aynı zamanda ocakların merkezi Aleviler açısından kutsal sayılan yer olması, birçok ulunun, erenin kutsal sayılan mekanların, türbelerin, dergahların bulunmasının yanı sıra ocak mensuplarının da o topraklarda hayat sürmüş olması ve oradan dağılarak Türkiye’nin dört bir tarafına hizmet vermiş olmaları orayı hedef haline getirmiştir.
Hakis köyü önemli Alevi köylerinden biri. Cem’in cemaatin hala yoğun bir şekilde yaşandığı bir yer olmasından dolayı böyle bir yerin hedef seçilmesi çok tesadüfi değil.
Bir tane Sünni’nin bile yaşamadığı bir yere özellikle ihtiyacın çok çok ötesinde simgesel bir anlam taşıyan bir camiyi yaptırmak açıktan ‘Siz Sünni olmasanız da biz buraya yapıyoruz’ dayatmasından başka birşey değildir. Peki bundan murat edilen nedir? Murat edilen şudur: Ya biz bir yapalım, bir imam bir müezzin atayalım. Müezzin de işte beş vakit ezanı okur. O, onu yavaş yavaş bir kişi, iki kişi, üç kişi, beş kişi derken zamanla dönüştürürüz. Ki bunun özellikle İç Anadolu bölgesinde sayısız örnekleri vardır. Bir tane Sünni vatandaşın olmadığı yerlerin şimdi tamamen Sünnileşmiş olduğunu görüyoruz.”
“HARİS KÖYÜNE CAMİ YAPILMASINA HEP BİRLİKTE KARŞI ÇIKMALIYIZ”
Zeynel Can, Haris köyüne cami yapılması ile ilgili Alevi kurumları olarak yeterli tepkiyi veremediklerinin altını çizerek, “Kamuoyunda, medyada, basında bu olayın gerçekleştiği yerde ses getirecek birtakım etkinlikler, yasal, demokratik eylemler yapmak ve bunları durdurmak gerekir diye düşünüyorum. ‘Durdurmak’ Çünkü, ihtiyaç olan bir şey değil, talep edilen bir şey değil. Ama buna rağmen zora dayalı bir şey yapılıyor. Bu doğru değil” diyerek tepki gösterdi.
Devletin gücüyle devletin imkanlarından nemalanmak isteyen bazı Alevilerin faaliyette olduğunu da sözlerine ekleyen Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Bu kadar cemevi tamamen devlete bağlı bir paralel Alevi Diyaneti oluşturma siyasetini güderek yapıyorlar. İşin içine Diyaneti dahil etmeden Alevi Diyaneti’ne tekabül edecek bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu çabalar beyhude çabalar. Bizlerin de bu çabalara karşı onu boşa çıkarma, teşhir etme ve bu anlamda insanları ikaz etme, uyarma anlamında daha aktif olmamız gerekiyor.”
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri/Ege Bölge sorumlusu Mevlüt Akbal, Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Akbal, Alevilerin ibadetlerini yaptığı, lokmalarını paylaştığı bir yere cami yapılmasının, geçmişte Ankara Tuzluçayır’da yapılmak istenen cami-cemevi projesinin devamı olduğunu belirtti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri/Ege Bölge sorumlusu Mevlüt Akbal, Çorum’da Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmak istenmesini PİRHA’ya değerlendirdi.
“CAMİ-CEMEVİ PROJESİNİN DEVAMIDIR”
Alevilerin yaşadığı bölgede bulunan Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösteren Mevlüt Akbal, “Geçmişte Ankara Tuzluçayır’da yaşadığımız Fethullah Gülen’in projesi olan cami-cemevi projelerinin son süreçte başka biçimlerde ülkenin gündemine dayatıldığını görüyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Cem Vakfı’nın birlikte yaptığı ortak çalışmaları biz Hacıbektaş’ta da gördük ve şu an başka yerlerde de bunun örneklerini görüyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Cem Vakfı’nın ortaklaşa yaptığı şeyler aslında geçmişte Cem Vakfı’yla Feytullah Gülen’in ortaklaşa yaptıklarıyla çok örtüşüyor. Bugün Koyunbaba Türbesi’nde yapılmak istenen proje Tuzluçayır’da yapılan cami-cemevi projesinin aynısıdır” dedi.
“İNANCIMIZA SAYGI GÖSTERİLMELİ”
Aleviler olarak her zaman insanların inançlarına saygılı olduklarını belirten Akbal, “İnsanlar camiye gidip namazlarını kılabilir, ibadetini yapabilir ama ibadet yaptığımız yerlerin de bize özgü, bize ait olduğunun farkına varılması gerekir. Cemevlerine başka birtakım ritüeller sokulmaya çalışılıyor. Bu açıkça bizim inancımızı tarif etmektir ve biz bunu kabul etmeyeceğiz. Bunu ne Koyunbaba’da ne Hacıbektaş’ta ne de başka bir yerde kabul edeceğiz” diye konuştu.
Akbal, devlet erkanının dedenin veya bir yöneticinin rehberliğinde cemevini gezebileceğini ifade eden Mevlüt Akbal, şöyle devam etti:
“Ancak cemevinde bizim kutsallarımız vardır. Kimin nerede oturacağı, nerenin neyi temsil ettiğine dikkat edilmesi gerekir. Ziyarete gelen devlet erkanı cemevimizi gezebilir, bakabilir, sohbet edip sorular sorabilir. Bizim ihtiyaç ve taleplerimizi sorabilir ama herkes oturacağı yeri iyi bilmelidir. Biz dedemizi camide hutbe okumaya çıkarmıyoruz. Bir imamın veya bir devlet erkanının gelip bizim postumuza oturmasına müsaade etmedik, etmeyeceğiz.”
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılmasına Aşağısallıpınar köylüleri sert tepki gösterdi. Köylüler, kaymakamın diretmeleri sonucu Alevi köyüne yapılan caminin köyün dokusunu bozarak asimile edeceğini vurguladılar.
Haberin videosu
Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar bir Alevi köyü. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri İzmir’de toplantı yaptı.
Köylülerin aradığı Aşağısallıpınar muhtarı Kutlay Emelet, cami yapımında kimseye danışılmadığına dikkat çekerek Sarıkamış Kaymakamı’nın, “Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak” dediğini aktardı.
38 haneli köylerine birçok kez gelen idareciler tarafından cami yaptırılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığının diretildiğini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, köylerinde inşaatı başlatılan camiyi kabul etmeyeceklerinin altını çizdiler.
“ALEVİ KÖYÜNE CAMİ PROJESİ 1982 ANAYASASINDA VAR”
Köylerinde yapımı devam eden cami inşaatına dair bilgilendirmede bulunan Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan, 1913 yılından beri köylerine cami yapılmasının diretildiğini ancak buna karşı sürekli direndiklerini dile getirerek, şunları söyledi:
“1913 yılından beri köyümüz var. Bu yıldan itibaren baskı ve zulme karşı gelen muhtarların hepsi dik durmuştur. Cami yapılmamıştır. Biz bu saatten sonra asimile olmak istemiyoruz. Caminin yapılması ile asimilasyona başlanacak. Hoca zoru ile çocuklarımız kuran kursuna gönderilecek. Bu proje 1982 Anayasasından beri var. Alevi köylerine cami yapıp sünnileştirmek isteniyor. Köyde bir iş yapılacaksa bizleri ararlardı. Ama cami yapılırken sorma gereği duymadılar. Köyümüze cemevi yapılsaydı bütün herkes yardım edecekti” diye konuştu.
KAYMAKAMIN CAMİ KARŞILIĞINDA HİZMETTE DİRETMESİ
“Daha önceki kaymakamlar da köye altyapı, yol yapılmasını isteyen muhtara cami yapılması karşılığında bu hizmetlerin geleceğini söylüyor” diyen Aşağısallıpınar köylülerinden Hasan Yalçınkaya, cami projesinin amacının köyün Alevi dokusunu bozmak olduğuna vurgu yaptı. Alevilere karşı fetvalar verdiğini söylediği Diyanet’in kapatılması gerektiğine de değinen Yalçınkaya, bu hatadan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu. Yalçınkaya şunları ifade etti:
KÖYDE AKP BİRİNCİ PARTİ SEÇİLMİŞ
“Bizi sünnileştirmek isteyen zihniyete karşıyız. Köyümüz bir ağaç ve bizler de dallarıyız. Köyümüze ihanet edildi. Alevi köylerine cami projesi Kenan Evren-Fethullah Gülen projesidir. Amaç asimile etmektir. Köyümüzün dokusunu bozmak istiyorlar. Kaymakam, daha önceki muhtara cami yapılmasını teklif ediyor ama muhtar kabul etmiyor. Köye altyapı, yol yapılmasını isteyen muhtara cami yapılması karşılığında bu hizmetlerin geleceğini söylüyor. O bölgede tek cami olmayan köy bizim köyümüzdür. Bu projeyi istemiyoruz, karşıyız. Diyanet’in kaldırılmasını istiyoruz. Diyanet demek şeriat üretmek demektir. Aleviler hakkında da çok sağlıklı düşünmüyorlar. Alevilerin yeri camidir, diyorlar. Gezi’deki Alevi çocuklarının ölümünde eli kanlı olanlar köyümüzde birinci parti seçiliyor. Köyümüzde bir ümmet toplumu yetiştirmek istiyorlar. Umarız en kısa sürede köylülerimiz aklı başına gelir ve onurlu davranarak bu hatadan geri dönerler.”
“CEMDE DIŞARI GÖZCÜ KOYARDIK UNUTTUNUZ MU ?”
Aşağısallıpınar köyünden olan ve uzun süre köyünde öğretmenlik yapan Şerafettin Dağdevir, köyün ihtiyacının cami değil altyapı ve yol olduğunu ifade ederek, “Bu köye cami yapılması tasvip edilecek bir durum değil. Cemevi Alevilerin örgütlendiği, ibadetini yaptığı bir mekandır. Köye yollanan hoca 3-4 bin lira maaş alacak. Bizim köyümüz hayvancılıkla uğraşır. Oraya ziraat mühendisi yollansa çok daha iyi olur. Caminin topluma bir faydası olmayacak. Cami yaptırmaktansa köye veteriner, ziraat mühendisi göndersinler” dedi.
Köyün yaşlılarından olan Rıfat Özdemir ise pirleri olan Babamansur Ocağı’ndan Heyrani Dede zamanında cem yapmak için köy dışına nöbetçi koyduklarını hatırlatarak, bu projeye sessiz kalan köylülerine, ‘Bunları unuttunuz mu?’ sorusunu yöneltti.
“BU DAYATMAYI KINIYORUZ”
Avrupa’da yaşayan ve Alevi kadın hareketi içerisinde hizmetler yürüten Lale Yalçınkaya, köyün kaderinin çıkarcı birkaç kişinin siyasetine kurban edilemeyeceğini vurguladı. Köylerine, Alevi yol ve erkanına uygun cemevi yapılması istendiğini ifade eden Yalçınkaya şunlara dikkat çekti:
“Köyümüze cami yapılması hepimizi üzmüştür. Uzun yıllardan beri cami köye enjekte ediliyordu. Bundan önceki bütün muhtarlar bu projeye karşı durdu. Dede soyundan gelen köy muhtarını şiddetle kınıyorum. Bu köy çıkarcı birkaç kişinin korkak siyasetinin yeri değildir. Çocuklarımızı aydınlık ve güzel günler için yetiştirmek istiyoruz. Biz bu Alevi köyünde cami değil, kendi inancımıza göre cemevinin yapılmasını istiyoruz. Bu yıllardan beri bize bunu dayatılan ve asimile eden zihniyete karşıyız. Köylülerimizin büyük çoğunun cami istemiyoruz, cemevi istiyoruz demesine rağmen bu dayatmayı kınıyoruz.”
Yaz mevsimini köyde geçiren bir diğer Aşağısallıpınar köyü sakini ise köyde bir devlet ve kaymakam baskısı olduğuna değindi. Köy sakini, “Bu yaz köydeydim ve caminin temeli atıldı. Kimsenin duymadım demesine hakkı yoktur. Bir önceki muhtara belli miktar oy verilmesi ve cami yapılması karşılığında ancak hizmetin getirileceği söylenmiştir. Ama geçen dönem ki muhtar bunu kabul etmediğini söylemişti. Bu dönem ise köyde AKP’ye 40-50 arası oy çıktı. Burada devlet baskısı, kaymakam baskısı var” ifadelerini kullandı.
“KÖYE CAMİ DEĞİL ÖĞRETMEN LAZIM”
“Kaymakam hiçbir partinin baskısını Alevi bir köyün üstünde uygulayamaz” diyen Neşe Kahraman da şöyle konuştu:
“Kaymakam devlet memurudur. Alevi bir köyün üstünde baskı uygulayamaz. Yapmak istiyor ise köyün alt yapısını yapsın. Köyde öğretmen yok, öğretmen göndersin. Cemevi yapılacak bir yere cami yapmak kimsenin haddi değildir. Önce vatandaşın fikri alınmalı. Aleviler yıllardan beri iki dağ arasına sıkışıp kalmışlar. Hep kaçmışlar. Gizli, saklı yerlerde ibadetlerini yapmışlar. Biz bu düzene boyun eğmeyeceğiz.”
“ALEVİ OLARAK DOĞDUM VE ALEVİ ÖLMEK İSTİYORUM”
“Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum” diye konuşan Ziyattin Kocalar, köyün asıl ihtiyacının ziraat ve kooperatif olduğunun altını çizdi. Kocalar sözlerine, “Bizler o köyde büyüklerimizin geleneklerine bağlı olarak yetiştik. Özgürlük, demokrasi diyerek kimseyi kimseden ayırmadık. Bu köy bugüne kadar böyle yürümüştür. Zulümler, baskılar olmuştur ama Aleviler direnmiştir. İnancından vazgeçmemiştir. Köye cami yapacaklarına ziraatçiliğe, kooperatifçiliğe önem versinler. Cami bizim kapımız değildir. Bizim kapımız cemevidir. Ben Alevi olarak doğdum Alevi olarak ölmek istiyorum. sünnileşmek istemiyorum” diye sonlandırdı.