Etiket: cami yapma projesi

  • Zakir Genç: Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz!-VİDEO

    Zakir Genç: Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz!-VİDEO

    PİRHA- Zakir Ersin Genç, İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyü’ne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki göstererek, “Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz. Alevi köyüne cami yapılmasın istiyoruz. Bu işin durdurulmasını istiyoruz” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Zakir Ersin Genç, Alevi köylerine cami yapılmasına samimi Müslümanların karşı çıkması gerektiğini vurguladı.

    “OSMANLIDAN BUGÜNE ALEVİLERE YÖNELİK DEVLETİN ASİMİLASYON POLİTİKASI HİÇ DEĞİŞMEDİ”

    Alevi köylerine cami yapılmasının Hristiyan bir köye medrese kurmak gibi bir şey olduğunu belirten Zakir Ersin Genç, “Hristiyanlar gelip orada İslam’ı mı öğrenecek? Şimdi maalesef bu bugünün sorunu da değil. Geçmişte de yaşanan aynı sorunlar vardı” dedi.

    Osmanlı döneminde Alevi tekkelerine Nakşibendi şeyhlerinin atanmasını hatırlatan Genç, “Maalesef o dönem Osmanlı şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir siyasi düşüncesi bu şekle getirdi” diye belirtti.

    İzmir’de Ula Bademler köyünde yaşayanların yüzde 99’nun Alevi olduğu bir köye cami yapılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Genç, “Burada yaşayan insanların hepsi sanat ve kültürle uğraşan insanlar. Hatta bu insanlar cemevi de istemiyorlar, bir kültür merkezi istiyorlar” dedi.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILMASINA SAMİMİ MÜSLÜMANLARIN KARŞI ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Bu işleri iyi bilen samimi Müslümanların buna karşı durması gerektiğini vurgulayan Genç, “Yani sadece ben oraya bir cami yaptım. Bunların hepsi Müslüman oldu. Öyle bir düşünce yoktur. Yani bin seneden beri asimilasyon politikalarına rağmen biz hala varız ve yok edilmedik. Çünkü düşünceyi silemezler” şeklinde ifade etti.

    Geçmişte Burdur’da yaşadığını, orada birçok caminin kullanılmamaktan dolayı harap halde olduğu bilgisini paylaşan Genç, “Cami isteyen de bir sürü dağ köyleri var. Gidin oradaki vatandaşların camisine tamirat, bir tadilat yapın” dedi.

    Son yıllarda deevasa büyüklükte camilerin yapıldığını ifade eden Genç, “Burada samimi Müslümanların düşünmesi lazım. Halkın vergileri böyle çar çur edilmesine karşı durması lazım. Çünkü ben camiyi buraya yaptım. Herkes İslam’a kavuştu diye bir şey yoktur” diye belirtti.

    “HER YERE CAMİ YAPSANIZDA İNANÇLARI YOK EDEMEZSİNİZ”

    Anadolu’nun binlerce asırdır birçok inancın, dinin ve kimliğin yaşandığı bir yer olduğunun altını çizen Genç, şunları söyledi:

    “Burada Hristiyanlar, Museviler, Keldaniler yaşamış. Yani Diyarbakır’da cami yaptın diye bu Keldaniler yok mu oldu? Ermeniler yok mu oldu? Hayır. Varlar ve bir şekilde yaşamlarını ve ibadetlerini sürdürüyorlar. Her yere cami yapsanız da inançları yok edemezsiniz.

    Alevi köyüne cami yapılmasın istiyoruz. Bu işin durdurulmasını istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Karadağ: Alevi köylerine zorla cami yaparak insanları Sünnileştiremezsiniz!-VİDEO

    Karadağ: Alevi köylerine zorla cami yaparak insanları Sünnileştiremezsiniz!-VİDEO

    PİRHA-İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, bunun Alevi köylerini asimile etme girişimi olduğunu belirtti.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.

    “KÖYLÜNÜN KÜLTÜR MERKEZİ TALEBİ GÖRMEZLİKTEN GELİNEREK CAMİ YAPILMAK İSTENİYOR”

    Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, “3 kişi cami istiyor diye cami değil, 100 kişinin kültür merkezi talebinin kesinlikle dikkate alınmalıdır” dedi.

    “ALEVİ KÖYÜNE CAMİ YAPMA GİREİŞİMİ BİR ASİMİLASYON POLİTİKASIDIR”

    Bademler köyüne cami yapılması girişiminden dolayı insanların rahatsız olduğunu belirten Karadağ, bu tür uygulamaların Alevi köylerini asimile etme girişimi olduğunu vurguladı.

    “TOPLUMUN GENEL TALEBİ HER NE İSE ORAYA O HİZMET YAPILMALIDIR”

    “Alevi yerleşim yerlerine cami yaparak insanları Sünnileştiremezsiniz” diyen Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çoğunluğun talebi ihtiyacı camiyse cami olmalıdır. Biz camiye karşı değiliz. Ama doğru olan doğru yerde yapılmalıdır. Bununla ilgili İzmir’den bağlantı kurduğum arkadaşlarımız da çok rahatsızlar. Kesinlikle bunu kabul etmediklerini söylüyorlar. Bunun da kamuoyuyla paylaşılmasını istediler.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • PSAKD’li Eren: Asimilasyona karşı Alevi kurumları Alevi köylerini ziyaret etmeli -VİDEO

    PSAKD’li Eren: Asimilasyona karşı Alevi kurumları Alevi köylerini ziyaret etmeli -VİDEO

    PİRHA- İzmir Urla’daki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için başvuru yapılması tartışma yarattı. PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, süreci “yüzyıllardır süren asimilasyon politikalarının devamı” olarak değerlendirirken, Alevi kurumlarını Alevi köylerle daha güçlü bağ kurmaya çağırdı.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler ’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden Folkart Sitesi sakinleri tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler köyüne cami yapımına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren,konuyla ilgili Alevi kurumlarını eleştirerek, kurumların Alevi köylerini daha sık ziyaret etmesi gerektiğini söyledi.

    “ALEVİLERE KARŞI 500 YILDIR ASİMİLASYON POLİTİKALARI UYGULANIYOR”

    Asimilasyon politikasının Yavuz Selim’den başlayan ve daha sonra sistemli bir hale dönüşen bir gerçekliği olduğunu belirten  Eren, “Bütün köylere cami yapılan bir asimilasyon politikasından bahsediyoruz. Bu yaklaşık 500- 550 yıllık bir olay. Yani bununla başa çıkabilmek için de güçlü bir örgütlenmenin olması ve Türkiye’nin her yerine ulaşabilecek bir örgütlenmenin olması gerekiyor” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI ALEVİ KÖYLERİNİ ZİYARET ETMELİ”

    Alevi köylerine cami yapma girişimlerine karşı Alevi kurumlarının köylülerle bir araya gelmesi gerektiğini belirten Eren, “Köylülerimizle konuşan, onların dertlerini dinleyen, Alevi Ocaklarını tek tek ziyaret ederek oradaki örgütlenmeyi güçlendirmeye çalışabilen bir genel örgütlenmenin sağlanması gerekiyor. Bunlar olmadığı sürece bu tip olaylar çok yaşanacak. Bugün Bademler köyünde, yarın Isparta’nın bir köyünde, başka bir gün Tokat’ın bir köyünde, ki bunun örnekleri çok fazla” dedi.

    İç Anadolu’da bu konuda muhtarlara çok sayıda tekliflerin geldiği bilgisini paylaşan Eren, “Muhtarlarla konuşursanız bu tip tekliflerin çok geldiğini görürsünüz. İşte köye mescit yapın, size yol yapalım, işte köye cami yapın, size  sağlık ocağı yapalım gibi tekliflerin çok geldiğini duyuyoruz.  Alevi örgütlerinin bir yol haritasının olması gerekiyor. Biz Alevi kurumlarının bu yol haritasının olduğunu düşünmüyorum. Kısacası biz ancak olay olduktan sonra protesto edebiliyoruz. Halbuki olay olmadan önce bu ilişkilerimizi güçlendirebilsek çok daha hızlı, çok daha net bir sonuç alabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI SIK SIK KÖYLERİ ZİYARET EDİYOR”

    Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının Alevi köylerini sık sık ziyaret ettiğini belirten Eren, “O köylere senin ulaşman, o köylerde gerekli etkinlikleri senin yapman gerekiyor. Sivas’ta da aynı sıkıntı var, Erzincan’da da aynı sıkıntı var. Örgütlerimiz cem evlerine sıkışmış durumda” ifadelerini kullandı.

    “KÖYLERE GİDİLMİYOR KÖYLÜLERİN DERTLERİ DİNLENMİYOR CEM TUTULMUYOR”

    Köylere gidilmediğini, köylülerin dertlerinin dinlenmediğini, cem yapılmadığını belirten Eren, “İlla bir şey olması gerekmiyor orada. Federasyona bağlı bir dedeyi götürüp, bir cem, bir toplantı yapabiliyor musun? Yapamıyorsun” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Zeynel Can: Siyasal iktidar camisiz köy bırakmak istemiyor! -VİDEO

    Zeynel Can: Siyasal iktidar camisiz köy bırakmak istemiyor! -VİDEO

    PİRHA – İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimini iktidarın camisiz köy bırakmak istememesi olarak yorumlayan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Bu bir dayatmadır, asimilasyondur. Bundan vazgeçilmesi gerekir” dedi.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden Folkart Sitesi sakinleri tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler köyüne cami yapımına ilişkin konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Alevi köylerine ısrarla talep edilmediği halde cami yapılmasını ibadet özgürlüğüne, insan haklarına aykırı bir uygulama olarak yorumladı.

    “SİYASAL İKTİDAR CAMİSİZ KÖY BIRAKMAK İSTEMİYOR

    İktidarın camisiz köy bırakmama gibi bir hedefi olduğunu belirten Zeynel Can, “En başında da özellikle Alevi köyleri geliyor. Niye? Oraya biz bir camiyi dikelim ve ondan sonrası gelir. Bu bir asimilasyonun başlangıcıdır.

    “DİYANET’İN HIZI ŞAŞIRTICI!”

    Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kuralı ne zamandan beri bir kişinin iki kişinin herhangi bir konudaki talebine bu kadar hassasiyet göstermesini hayretle karşıladıklarını belirten Can, “Doğrusu biraz şaşırtıcı bir olay. İşte onlarca yıldır susuz, elektriksiz olan bir sürü köyümüz olmasına karşın, ne hikmetse iki kişinin imzasıyla bir cami talebi bulunduğunda Diyanet, Müftülük hazır ve nazır. Hemen oraya bir cami kondurmak için çok hızlı davranıyor” diyerek tepki gösterdi.

    “BU BİR DAYATMADIR”

    Alevi köyüne cami yapılmaısnı asimilasyon politikasının devamı olarak değerlendiren Can,şunları ifade etti:

    “Tarihte tamamının Alevi olduğu, birtakım yerleşkelerin, köylerin, kasabaların süreç içinde tamamen Şunnileştiğini asimile olduğunu görüyoruz. Yakın tarihte dahi bildiğimiz yerler var. Dolayısıyla bu siyaset bu doğrultuda devam ediyor.

    İhtiyaç olan yerlere cami yapılsın ve zaten de yapılıyor. Bir sorun yok. Köy kanununda, mahalle kanununda yasada bu mevcut. Gerek dini okullar, imam hatipler, gerek camilerin ihtiyaç fazlası sürekli yapılıyor olması Türkiye’yi daha mı çok Müslümanlaştırır? Veya onların anladığı anlamda İslamlaştırır mı? Bunu da anlamış değilim.

    Bir sürü bu tür şeyler fazlalığı, çok göze sokmaların aslında olumsuz etki yapacağı da bilinen bir şeydir. Ama burada ısrar etmelerinde çok anlamıyorum. Alevi köylerine ısrarla talep edilmediği halde cami yapılması her şeyle bir kere insanların ibadet özgürlüğüne, insan haklarına aykırı bir şeydir. Bu bir dayatmadır, asimilasyondur. Bundan vazgeçilmesi gerekir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    >Yüzde 95’i Alevi olan köye cami yapma girişimi!

  • Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı: Cami projesiyle Alevi yaşam alanları kuşatma altına alınıyor-VİDEO

    Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı: Cami projesiyle Alevi yaşam alanları kuşatma altına alınıyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepkiler sürüyor. Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, söz konusu girişimin münferit olmadığını belirterek, Alevi inanç merkezlerine yönelik müdahalelerin devlet eliyle sistematik bir politikaya dönüştürüldüğünü söyledi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Sazcı, yalnızca Dersim’de değil, Hubyar Sultan Tekkesi’nde de benzer bir müdahalenin gündemde olduğuna dikkat çekti. Daha önce Ali Baba Dergâhı’na, Koyun Baba’ya ve Osmancık’ta bir dergâhın hemen yanına cami yapılmak istendiğini hatırlatan Sazcı, “Devlet bu girişimleri son yıllarda bilinçli ve süreklilik arz eden bir politika haline getirdi” dedi.

    Karaca Ahmet’te yaşanan direnişi hatırlatan Sazcı, “Dozerlerin önüne yatan ana bacılar, dedeler nasıl mücadeleyi kazandıysa bugün Dersim’de de aynı kararlılıkla bir mücadele yürütülmeli” diye konuştu.

    Toplumsal sorunların alanlarda ve sokaklarda çözülebileceğine dair güçlü bir inanç olduğunu vurgulayan Sazcı, bunun somut örneklerinin yaşandığını ifade etti. Antalya’da geri çekilen davaları ve kapatılmak istenen dosyaların yeniden görülmesini hatırlatan Sazcı, “Alanlara çıkan gençlik hareketinin kazanımları bu gerçeği açıkça gösteriyor” dedi.

    “DEVLET DERGAHLARA MÜDAHALEYİ SİSTEMATİKLEŞTİRDİ”

    Dersim’deki cami projesine karşı mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için doğrudan toplumsal müdahalenin şart olduğunu belirten Sazcı, “Karaca Ahmet’teki direniş nasıl sonuç aldıysa, Dersim’de de mücadele ancak bu şekilde anlamlı ve kazanımlı olur” diye konuştu.

    Sazcı, devletin Alevi inanç mekânlarına yönelik müdahalelerinin süreklilik kazandığını vurgulayarak, “Ali Baba Dergâhı’ndan Koyun Baba’ya, Hubyar Sultan Tekkesi’ne kadar bu müdahaleler aynı politikanın parçalarıdır” ifadelerini kullandı.

    “BEYAZ ALEVİ YARATMA ÇABASI VAR”

    Devletin bir yandan Alevi açılımı söylemini dillendirirken, diğer yandan ‘Beyaz Alevi’ yaratma arayışında olduğunu savunan Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden Alevi değerlerini Sünni anlayışla eşitleyerek kendi bünyesine çekme hesabı yapılıyor” dedi.

    Bu sürecin ancak güçlü bir kadro hareketiyle durdurulabileceğini vurgulayan Sazcı, Alevi kurumlarında ciddi bir kadro eksikliği yaşandığını ifade etti. “Aydınların, akademisyenlerin, hukukçuların, tarihçilerin ve sosyologların yönetim kademelerinde yer almaması bu zayıflığın temel nedenidir” dedi.

    Tarih bilincinin önemine de dikkat çeken Sazcı, “Marksist teoride de belirtildiği gibi, somut koşulların somut tahlili yapılmadıkça yürütülen her faaliyet boşa düşer” ifadelerini kullandı.

    “SOSYAL MEDYA AÇIKLAMALARI YETERSİZ”

    Sazcı, yalnızca sosyal medya üzerinden yapılan basın açıklamalarının etkisiz kaldığını belirterek, “Devletin izin verdiği alanlarda yapılan açıklamalar ne hükümeti ne de saray iktidarını geri adım attırabilir” dedi.

    Dersim özelinde toplumsal muhalefetin yetersiz kaldığını söyleyen Sazcı, ülke gündeminin sürekli değişmesinin bu durumu etkilediğini kabul etmekle birlikte, “Yaşam alanlarımıza doğrudan bir müdahale var ve buna topyekûn karşı duramıyoruz” diye konuştu.

    Siyasal iktidarın camisiz, ezansız, namazsız alan bırakmadığını dile getiren Sazcı, çocukların zorunlu din derslerine ve fiilen zorunlu hale getirilen Kur’an kurslarına maruz kaldığını söyledi. Devletin yalnızca Alevilere değil, farklı inanç ve topluluklara da yaşam alanı bırakmadığını vurguladı.

    Bu nedenle mücadele edilmesi gereken başlıklardan birinin de mevcut yasalar olduğunu ifade eden Sazcı, “Köy Kanunu değişmediği sürece bu sorunlarla yüzleşmeye devam edeceğiz. Hedeflerimizden biri mutlaka bu yasa olmalı” dedi.

    “BARIŞ SÜRECİNDE ALEVİ SORUNU DA GÖRÜLMELİ”

    Kürt sorununun çözümüne yönelik bir sürecin tartışıldığını hatırlatan Sazcı, bu coğrafyada yüzyıllardır süren bir Alevi sorununun da bulunduğunu belirtti. “Herkes kendi sorununu çözmek için mücadele ediyorsa, Alevi Bektaşi kurumları da bu sürecin aktif öznesi olmalı” dedi.

    Sazcı, Alevi kurumlarının siyasi partilerle, sivil toplum örgütleriyle, barolarla ve insan hakları örgütleriyle daha güçlü ilişkiler kurması gerektiğini vurguladı. Geçmişte kapalı kapılar ardında verilen sözlerin hayata geçirilmediğini hatırlatan Sazcı, bu kez taleplerin kamuoyuyla açık biçimde paylaşılması gerektiğini ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Atakan Eren: Alevi köylerinde sistematik asimilasyon yürütülüyor örgütler sahaya inmeli-VİDEO

    Atakan Eren: Alevi köylerinde sistematik asimilasyon yürütülüyor örgütler sahaya inmeli-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis’te cami yapımına yönelik girişim Alevi kurumlarının tepkisine neden oldu. PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, bu adımı “Yavuz Sultan Selim döneminden beri uygulanan asimilasyon politikasının güncel bir versiyonu” olarak nitelendirdi.

    Hakis’te planlanan cami projesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Alevi köylerine camii yapma projelerinin yeni olmadığını, Yavuz Sultan Selim döneminden bu yana uygulanan eski bir yöntem olduğunu belirterek, bu politikanın bugün mevcut sistem tarafından tekrar hayata geçirildiğini ifade etti.

    Eren, Alevi köylerinde asimilasyona karşı güçlü ve sürekli bir çaba yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yoksa Ankara, Antalya, İstanbul’da yapılan basın açıklamalarıyla bu asimilasyonun önüne geçmek mümkün değil” dedi.

    “ASİMİLASYON SADECE DERSİM’DE DEĞİL TÜRKİYE’NİN BİRÇOK BÖLGESİNDE SÜRÜYOR”

    Son yıllarda asimilasyon politikalarının yoğunlaştığını belirten Eren, uygulamaların tek bir bölgeyle sınırlı olmadığını ifade etti:

    “Sadece Dersim’de değil, Sivas’ta, Erzincan’da, İç Anadolu’da ya da Ege’de, Akdeniz’de birçok yerde bu tip sıkıntılar yaşanıyor. 12 Eylül darbesinden sonra zaten özellikle Alevi köylerine cami yapmak gibi bir programı vardı sistemin. Bunu çok fazla hayata geçiremedi. Camiler yaptı ama çok fazla ilgi görmedi.”

    Tarihsel bir devamlılığa işaret eden Eren, bugünkü adımların köklerinin Yavuz Sultan Selim dönemine dayandığını hatırlattı:

    “Yavuz Selim, Çaldıran Savaşı’ndan sonra katletmenin dışında asimilasyon politikası yürütmüştü. Bu politikada da merkezden Alevi köylerine imam atanmasına kadar geniş bir yelpaze vardı. Bu asimilasyon politikasını bugün sistem tekrar hayata geçirdi.”

    “SÖZDE ALEVİ ÖRGÜTLERİ MANTAR GİBİ ÇOĞALIYOR”

    12 Eylül’den bu yana farklı metotlarla süren bu politikanın artık kurumsal yollarla genişletildiğini vurgulayan Eren, “Alevi Din Hizmetleri Başkanlığı” adıyla bilinen yapının rolüne dikkat çekti:

    “Sadece cami yaptırarak değil, Alevi Din Hizmetleri Başkanlığı diye bilinen bu kurumun aracılığıyla yapıyor. Son aylarda mantar gibi Alevî örgütleri kurulmaya başladı. İşin garibi ise bu sözde Alevî örgütleri, Alevî din hizmetlerinin aracılığıyla valiliklerle görüşüp kendilerine cemevi yerleri arıyorlar.”

    Eren, isimleri çeşitlenen bu derneklerin devlet eliyle desteklendiğini, ancak Aleviliğe hizmet etmek gibi bir amaç taşımadıklarını söyledi.

    Asimilasyonun en görünür biçimlerinden birinin cenaze hizmetlerinde yaşandığını belirten Eren, devletin yaklaşımını şöyle aktardı:

    “Müftülükler Alevi köylerine yazı göndererek, ‘Cenaze hizmetlerinizde din görevlisi gönderelim, İslam’a uygun olarak cenazeleriniz kaldırılsın, size yardımcı olalım’ gibi bir yaklaşım var.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ YETERLİ TEPKİ VEREMİYOR DAĞINIK YAPI GÜÇ KAYBETTİRİYOR”

    Köylerde yürütülen baskının boyutunu anlatan Eren, mescit yaptırma dayatmasının yeni bir yöntem olarak devrede olduğunu ifade etti:

    “Alevi köylerinde muhtarları zorlayarak, ‘Mescit yapmazsanız buraya hizmet gelmez, hizmet alamazsınız. Mescit yaparsanız en azından görevliler mescitte namazınızı kılarlar; sizin kılmanız gerekmiyor’ gibi alttan alta yürütülen kapsamlı bir asimilasyon politikası yürütülüyor.”

    Eren, Alevi örgütlerinin mevcut tabloyu değiştirecek bir güç birliği ortaya koyamadığını da belirtti:

    “Alevi örgütleri dağınık bir görüntü sergiliyor. Özellikle örgütler içindeki iç çatışmalar maalesef örgütlerimizin geleceğini de tehlikeye atıyor. Bu tavır da sadece basın açıklamasıyla, merkezi illerde yapılan basın açıklamasıyla olacak bir şey değil.”

    “ABF DÜNYANIN EN BÜYÜK ÖRGÜTLÜ GÜCÜ AMA SAHAYA İNMİYOR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun büyüklüğüne rağmen etkili bir mücadele yürütemediğini söyleyen Eren, örgütlerin sahaya inmesi gerektiğini belirtti:

    “Pir Sultan Derneği’nin ve Alevi Kültür Derneği’nin 70-80’i bulan şube sayılarıyla 200’e yakın şube söz konusu. Buna diğer yapılar da katıldığında dünya kadar Alevi örgütü var. Bu Alevi örgütlerinin asimilasyonla ilgili köylerde sahaya inmesi gerekiyor. Alevi köylerinin gezilmesi, muhtarlarla konuşulması, bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerekiyor.”

    “CENAZE ERKANINDA YAŞANAN SORUNLAR ÇÖZÜLÜRSE ASİMİLASYON TERSİNE DÖNER”

    Anadolu’daki Alevi köylerinde cenaze erkânı üzerinden yoğun baskılar yaşandığını hatırlatan Eren, çözümün aktif sahada çalışma olduğunu vurguladı:

    “Bu sorunun çözülmesi bile oradaki asimilasyon politikalarının ters tepmesi anlamına gelir. Federasyonumuzun ve örgütlerimizin sahaya inip ekiplerini kurup bu köylerde gerekirse bir yıl boyunca gezip bu programı hayata geçirmek zorundalar. Özellikle cenaze erkânında sıkıntı yaşayan köylere yoğun ilgi gösterilmeli ve bunun için bir bütçe oluşturulmalıdır.”

    Eren, aksi halde büyükşehirlerde yapılan açıklamaların etkisiz kalacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu köylerde asimilasyona karşı yoğun bir çaba yürütülmek zorunda. Yoksa Ankara, Antalya, İstanbul ya da diğer büyükşehirlerde yapılan basın açıklamalarıyla bu asimilasyonun önüne geçmenin mümkünatı yok.”

    Cebrail ARSLAN /ANTALYA

  • Adnan Arslan: Dersim’e camiyle asimilasyon planlıyorlar; ama asla başaramayacaklar-VİDEO

    Adnan Arslan: Dersim’e camiyle asimilasyon planlıyorlar; ama asla başaramayacaklar-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren PSAKD Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Derimizi yüzdüler olmadı, katlettiler olmadı, yaktılar olmadı. Şimdi pirlerimizin ocaklarımızın, dergahlarımızın merkezi olan Dersim’e cami yaparak bizi içten asimile etmek istiyorlar ama asla ve asla başaramayacaklar” dedi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Arslan, “Devlet bizi asimile etmek için hangi politikayı uygularsa uygulasın asla başarılı olamayacak” diye belirtti.

    “DERİMİZİ YÜZDÜLER OLMADI, YAKTILAR OLMADI, ŞİMDİ İÇTEN ASİMİLE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Türkiye’nin her tarafını Kerbela’ya çevirdiklerini söyleyen Arslan, “Maraş bizim için bir Kerbela, Çorum, Sivas, Gazi, Gezi bunların hepsi bizim için bir Kerbeladır. Kestiler katlettiler yaktılar bitiremediler. Şimdi devlet politikasını değiştirerek ‘Biz bunları öldürmekle bitiremiyoruz, gittikçe çoğalıyor ve örgütleniyorlar, o halde ne yapalım? Asimile edelim’ yöntemini devreye soktular” dedi.

    “DERSİM OCAKLARIMIZIN MERKEZİDİR”

    Asimilasyon politikasının bir parçası olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğunu belirten Arslan, “Ne oluyor şimdi? Bizim dergahlarımızın, ocaklarımızın, pirlerimizin yeri olan Dersim’e cami yapıyorlar. Peki niye Munzur Babanın, Düzgün Babanın olduğu Dersim’e? Niye Hakis (Büyükyurt) köyüne? Çünkü Dersim bizim ocak merkezlerimizin olduğu yer. Buradan girersek daha başarılı oluruz düşüncesiyle oraya bir cami yapma planları var” diye konuştu.

    Caminin yapılıp yapılamayacağına ilişkin soruya Arslan, “Asla yapamazlar. Bu mümkün değil. Çünkü bizleri asimile etmek için her yolu denediler olmadı. Bu da olmayacak. Çünkü bu tür girişimler bizim yolumuza hizmet etme aşkımızı daha da büyütecektir” yanıtını verdi.

    “SİVAS OLAYLARI OLMASAYDI ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜ BU KADAR GÜÇLÜ OLAMAZDI”

    Arslan, 2 Temmuz’un Alevi örgütlenmesini güçlendirdiğini belirterek, “Onların devirleri daim olsun, ışıklar içinde uyusunlar. Minnettarız onlara. Bunlar aslında bir yerde de bize iyilik yaptılar” dedi. 12 Eylül darbesi döneminde köylere cami yapma girişimlerini de hatırlatan Arslan, “80 darbesinde cami yapma planı bizim oralarda tutmadı. Çünkü insanlar inançlarından vazgeçmediler. Çorum, Yozgat, Sivas gibi illerin köylerinin çoğuna cami yaptılar ama camilere kimse gidiyor mu? Gitmiyor. Camiler boş. Alevileri boş verin, Sünni inancındaki kardeşlerimizin olduğu bölgelerdeki camilere dahi kimse gitmiyor” ifadelerini kullandı.

    Caminin Dersim’e yapılmak istenmesinin nedenine değinen Arslan, şunları söyledi:

    “Dertleri bizi asimile etmek ama bizi asimile edemeyecekler. Biz daha da örgütlenecek, birbirimize daha da kenetlenecek, yolumuza bağlılığımızı daha da sürdüreceğiz. Dersim’e yapılan camiyi zaten biz kabul etmiyoruz.

    Devletin amacı ocakların merkezini bir anlamıyla ağacı kökünden kuşatmak gibi bir plan. Ama bu plan da tutmayacak. Dersim’e cami yapmalarına karşı duruşumuzu sergileyeceğiz. Asla ve asla teslim olmayacak, Dersim’e o camiyi yaptırmayacağız. Her ne kadar içimizde Alevi gibi görünen Hınzır Paşalar olsa da başaramayacaklar. Bugün biz onları da biliyoruz ve onları teşhir ediyor ve etmeye devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Uçarcan: Dersim’i Alevi inancının merkezi olarak gördükleri için cami yapmak istiyorlar!-VİDEO

    Uçarcan: Dersim’i Alevi inancının merkezi olarak gördükleri için cami yapmak istiyorlar!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Nazımiye ilçesine Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Dersim özgünlüğünde çok denenmiş çok sınanmış ve karşılık bulmamış bir şeyi tekrar tekrar gündeme getirmeleri ancak çaresizlikle açıklanabilecek bir yaklaşımdır” diye belirtti.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, iktidarın tamamen zorlamalarla bu işleri yapmalarının kabul edilebilir bir yanı olmadığını belirtti.

    “DERSİM’İ ALEVİ İNANCININ MERKEZİ OLARAK GÖRDÜKLERİ İÇİN CAMİ YAPMAK İSTİYORLAR”

    Dersim’i Alevi inancının merkezi gördükleri için cami yapmayı hedeflerine koyduklarını belirten Kazım Uçarcan, “Bunun geçmişte de yaşanmış örnekleri var. 80’li yıllarda bizim köylerimize camiler yaptırdılar. Sonra dışarıdan imamlar getirdiler ama camilere kimse gitmedi” dedi.

    Bilerek veya bilmeyerek camilerin ruhunu da incittiklerini ifade eden Uçarcan, “Çünkü oralara yapılan camiler daha sonra işlevsiz ve boş kaldı. Hem gereksiz hem de her anlamda gereksiz kaldı. Başarılı olunmamasına rağmen tekrar tekrar denemelerindeki bu mantığı açıkçası çok anlamlandıramıyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYÜNE CAMİ YAPMAK ACİZLİKTİR”

    Bu tür girişimlerin acizliğe düşmenin bir ifadesi olduğunu belirten Uçarcan, “Dersim özgünlüğünde çok denenmiş ve karşılık bulmamış bir şeyi tekrar tekrar gündeme getirmeleri biraz çaresizlikle açıklanabilecek bir yaklaşım. Bu dergâhlara gidip dergâhlarda oranın ruhuna aykırı ritüeller gerçekleştirmelerinden çok bağımsız bir yaklaşım değil. Biz nasıl ki kendi cenahımızdan, kendi cephemizden sesimizi yükseltmeye alanımızı genişletmeye çalışıyoruz onlar da kendilerince misyonlarına denk düşecek çalışmaları uygulamaya sokmak istiyorlar” dedi.

    “OSMANLI’DA OYUN BİTMEZ”

    ‘Osmanlı’da oyun bitmez’ sözünü hatırlatan Uçarcan, bu tür yaklaşımların ibadete katkı niteliği taşıyan yaklaşımlar olmadığının vurguladı.

    Hakis’te yapılmak isteneni “dayatma, yok sayma” olarak tanımlayan Kazım Uçarcan, “Tamamen Sünni, tamamen zorlamalarla bir inancın yüceliğini nasıl köreltebiliriz, nasıl yozlaştırabiliriz, nasıl asimile edebiliriz politikasıyla hareket ediyorlar. O da tutmayacak. Bizim yolumuz sırları olan, çok kıymetli öğretileri olan, o öğretileri kavrayabilen her insan insani kâmil aşamasına doğru giden bir Yol. Bizim öyle ibadetle ilgili inançla ilgili çok fazla bir şey kaygımız yok” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİ TUTMAYACAK”

    Bu Alevi köylerine cami yapma girişimlerine karşı mücadele yürüteceklerini belirten Uçarcan, “Bunu teşhir etmek için, deşifre etmek için mücadele edeceğiz. Bu saatten sonra geniş kesimlerle toplumsal muhalefeti örgütleyip işin esasına odaklamamız gerekiyor. Gerçekten dünya halklarının onurlu, haysiyetli, çağdaş bir yaşam sürebilmesi için ne yapmamız gerekiyor noktasında konuşmalıyız” dedi.

    Alevi örgütlerinin artık mücadele açısından yeni bir aşamaya ihtiyaçları olduğunun altını çizen AKD Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Biraz meseleyi ritüel boyutundan çıkarıp bu noktaya evirmemiz gerekiyor. Bunu yapabilirsek kutuplaşmayı da ortadan kaldırmış oluruz. Belki Sünni inancına sahip bir canımız da çıkar, ‘Bizim yerimize niye bir Alevi köyüne cami kurma ihtiyacı duyuyorsunuz? sorusunu sorar. Bunu yaptığımız oranda başarılı oluruz.

    Evrendeki bütün canlıların haklarını bilince çıkarıp ona göre örgütlenmek, temel düsturumuz olan 72 milletle bir araya gelebildiğimiz, onların haklarını savunabildiğimiz oranda dünyadaki yaşamı daha yaşanılır hale getirmiş olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dede Akbaba: Alevi köylerine zorla cami yapılması kabul edilemez-VİDEO

    Dede Akbaba: Alevi köylerine zorla cami yapılması kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler büyüyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi’nde dedelik hizmeti yürüten ve Üryan Hızır Ocağı yol evlatlarından olan Kenan Akbaba, Alevi köylerine dönük cami dayatmalarının asimilasyon politikası olduğunu belirterek sert tepki gösterdi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Akbaba, son dönemlerde Alevi köylerine yönelik benzer girişimlerin arttığını vurguladı.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMA GİRİŞİMLERİ SON YILLARDA HIZ KAZANDI”

    Akbaba, Alevi nüfusunun yoğun olduğu köylere cami yapılması ya da boş evlerde merkezi sistemle ezan okutulması gibi uygulamaların giderek yaygınlaştığını belirterek bunun ciddi rahatsızlık yarattığını söyledi.

    “Anadolu, geçmişten bugüne tüm inançların kendisini yaşattığı bir yer. 72 milleti bağrına basmış bir coğrafya. Bu çeşitlilik bizi zenginleştirirdi, güzelleştirirdi. Ancak bugün geldiğimiz noktada Alevi köylerine zorla cami yapılarak inançlarımız yok sayılmak isteniyor” dedi.

    “MUHTARLARA BASKI YAPILIYOR”

    Cami yapım taleplerinin bazı köylere hizmet götürme şartına bağlandığını belirten Akbaba, mevcut siyasi iktidarın muhtarları baskı altına aldığını ifade etti:

    “‘Köyünüze hizmet istiyorsanız cami yapılacak, yapılmazsa hiçbir hizmet gelmez’ denilerek muhtarlar tehdit ediliyor. Bu kabul edilemez. Bu baskılarla köylerde cami yapılmasına mecbur bırakılıyorlar.”

    Dersim’in yanı sıra Sivas, Erzurum, Çorum ve Aşkale gibi birçok bölgede de benzer uygulamaların yaşandığını söyleyen Akbaba, “Bu köylerde Sünni vatandaş yaşamamasına rağmen cami yapıldı, ezan okutuluyor” dedi.

    Her inancın kendi ibadet alanını yaşatmasının doğal ve değerli olduğunu vurgulayan Akbaba, ancak hiçbir cemaatin bulunmadığı köylere cami yapılmasının açık bir dayatma olduğunu ifade etti:

    “İnançlarımızı yaşatmak elbette güzel ama o inanca mensup kimsenin olmadığı bir köye zorla cami yapılmasını istemiyoruz. Bu doğru değil, kabul etmiyoruz.”

    Alevilerin asimile edilmesine kimsenin hakkı olmadığını vurgulayan Akbaba, eşit yurttaşlık çağrısı yaptı:

    “Biz bu ülkede kardeşçe yaşamak istiyoruz. Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Abaza, Ermeni, Süryani, Ezidi… Hiçbirini ayrıştırmaya gerek yok. Her toplumun inancına saygı duyulmalı. Mevcut hükümet farklılıklara saygı duymadığı sürece bu ülkede huzur olmaz, kendisi de kaybeder.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Nezahat Doğan: Koyunbaba Türbesi’ne cami, Alevi köyünde ezan okunmasını kabul edemeyiz- VİDEO

    Nezahat Doğan: Koyunbaba Türbesi’ne cami, Alevi köyünde ezan okunmasını kabul edemeyiz- VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Çorum’un Osmancık ilçesinde Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Doğan, yıllardır insanların cemlerini yaptığı, deyişlerini söylediği bir yere cami yapılmasının bir asimilasyon girişimi olduğunu belirtti. Doğan, Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce’de zorla ezan okunmasının insan hakları ihlali olduğunu da kaydetti.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkanı Nezahat Doğan, Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılması ve Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı bir Alevi köyü olan Güllüce‘de ezan okunmasına tepki gösterdi.

    “Alevilerin OLDUĞU HER ALANDA ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    PİRHA’ya konuşan Nezahat Doğan, Alevilere dönük asimilasyon politikalarının hızını kesmeden devam ettiğini belirterek, “Çorum Osmancık’ta bulunan “Koyunbaba Türbesi/Derahı’na daha önce gidip ziyaretlerde bulundum. Orada yıllardır cemlerimiz yapılır, deyişlerimiz okunurdu. Gelinen noktada Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın olduğu yere bir cami yapılmak isteniyor” dedi.

    “ALEVİLERE AİT KOYUN BABA TÜRBESİ’NİN OLDUĞU YERE CAMİ YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Koyunbaba Türbesi/Dergahı’nın Aleviler için çok önemli bir yer olduğunu belirten Doğan, Koyunbaba Türbesi/Dergahı’ na cami yapılması bir asimilasyon girişimidir. Bunun önüne geçilmesi gerekir” diye belirtti.

    Cami yapımının önüne geçilmesi için Alevi kurumlarına çağrıda bulunan Doğan, sözlerini söyle sürdürdü:

    “Bunun önüne geçilmesi için ne yapılmalı? Bütün canlar, bütün kurumlar bir araya gelmeli. Çünkü bu tür uygulamaları biz daha önce farklı yerlerde gördük. Geçmişte bu tür girişimlere karşı protestoların yapıldığı, alanlara çıkıldığı ve kazanımlarımız olduğunu biliyoruz. Yine buna benzer bir şey yapılabilir. Bu bağlamda o yüzden ben buradan tüm canlara, tüm kurumlara  Koyunbaba Türbesine/Dergahı’na sahip olmaya, sahip çıkmaya davet ediyorum.”

    “ALEVİ KÖYÜNDE ZORLA EZAN OKUNMASI İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

    Asimilasyonun bir örneğinin de Tokat’ın Reşadiye ilçesi Güllüce köyünde yaşandığını belirten Doğan, “Alevi köyü olan Güllüce de bir cami var. Oradaki yaşayan köylülerin ‘bunu yapmayın, biz istemiyoruz’ demelerine rağmen ısrarla ezan okunması sürdürülüyor. Köylülerin ezan okunmasını istememesine rağmen zorla dayatma yaşanıyor. Siz istemeseniz de yine de biz yaparız dayatması var. Elbette bu yapılanlar bugünle sınırlı bir şey değil. Bu daha önce alt yapısı hazırlanmış, yıllardan beri süregelen bir asimilasyon politikasıdır. Orada bulunan insanların insanlık hakları, görüşleri, yaşamı dünyaya bakışının hiçbir önemi yok. İstenmediği halde ezanın zorla okutulması insan üzerinde yapılan en büyük psikolojik baskıdır” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA