Etiket: can dündar

  • 11. Britanya Alevi Festivali’ne katılan Can Dündar’ın izlenimi: Aleviler tarih yazıyor!

    11. Britanya Alevi Festivali’ne katılan Can Dündar’ın izlenimi: Aleviler tarih yazıyor!

    PİRHA-Gazeteci Can Dündar katıldığı 11. Britanya Alevi Festivali sonrası izlenimlerini “Aleviler Tarih Yazıyor” başlığıyla paylaştı. Dündar, “Sadece aynı odada tüm semavi dinlerin simgelerinin birlikte kucaklanması ve ibadetin fikirle, sanatla, kültürle buluşması açısından değil; kadın ile erkeğin ayini de, kurumu da eşit statüde yönetmesi açısından da büyük adımlar. Cemevinden ayrılırken bu tabloyu yaratanları ve dünyaya bir örnek sunanları tebrik ettik” dedi.

    ‘Barış ve Adalet’ şiarıyla 29 Mayıs ile 5 Haziran tarihleri arasında İngiltere’de düzenlenen 11. Britanya Alevi Festivali’ne katılan gazeteci Can Dündar izlenimlerini “Aleviler Tarih Yazıyor” başlığıyla Özgürüz Radyo’nun Özgür Yorum programında podcast olarak yayımladı.

    “BAĞNAZLIĞIN TESLİM ALINDIĞI TÜRKİYE’DE BÜYÜK ADIMLAR”

    Dündar, gördükleri ile ilgili olarak “Belki bunlar Alevi canlar için küçük ama bağnazlığın teslim aldığı Türkiye şartlarında büyük adımlar” yorumunda bulunurken, konuşmasının tamamında şunları kaydetti:

    “Geçen hafta Londra’da bir cemevinde tanık olduğum tablo Alevi canlar için tanıdık olabilir ama benim için tarihsel önemdeydi. Britanya Alevi Festivali’nin 11’incisine davetliydik. Barış Atay ve Çilem Küçükkeleş ile Türkiye siyasetindeki yasaklardan, sanat üzerindeki kısıtlamalardan, dinbaz bağnazlığın artan baskısından söz ettik. Panelden sonra festivali organize eden dostlar “Ben Kolay Ölmem” oyununun sahneleneceğini söyledi. Ona da kalmak istedik. Ahmed Arif ile Cemal Süreya’nın hayali bir tren yolculuğunu anlatan oyuna Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım, Cansun Küçüktürk de müzik ile eşlik ediyordu.

    “HİZMET DAĞITILIRKEN CİNSİYETE DEĞİL EHLİYETE BAKILIYOR”

    Buraya kadar yeni bir şey yok. Yeni olan, en azından benim için yeni olan bu tiyatro gösterisinin bir cem odasında düzenlenmesiydi. Penceresinde bütün semavi dinlerin işaretleri kazılı geniş cem odasının ortasındaki alan tiyatrocular için açılmıştı. Müzisyenler hemen bu alanın arkasında, seyirciler ise tam karşıda yer minderlerine ve sandalyelere oturarak yerlerini almışlardı. Göktay Tosun ve Cüneyt Yalaz’ın harika oyununu izledik hep birlikte. Cemevini bir süredir bir kadın, bir erkek başkan yönetiyor.

    Çıkışta konuştuğum eşit başkanlar, cemevlerinin sadece ibadethane değil, birer kültür merkezi olduğunu hatırlattılar. Ama cem odasında bir sanatsal etkinliği ilk kez yaptıklarını söylediler. Aynı odada bir ilkin daha gerçekleşeceğini ve yakında bir klasik müzik konseri verileceğini anlattılar. Daha da ilginci ertesi gün yine aynı odada cem bağlanacak, cemi de postta dedeler otururken, bir kadın ana yönetecekti. Hizmet dağıtılırken cinsiyete değil, ehliyete bakılıyor.

    “KADIN İLE ERKEĞİN EŞİT STATÜDE YÖNETMESİ BÜYÜK ADIM”

    Hacı Bektaş’ın “Erkek, dişi sorulmaz muhabbetin dilinde. Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde” sözü hayata geçiriliyordu. Belki bunlar Alevi canlar için küçük ama bağnazlığın teslim aldığı Türkiye şartlarında büyük adımlar. Sadece aynı odada tüm semavi dinlerin simgelerinin birlikte kucaklanması ve ibadetin fikirle, sanatla, kültürle buluşması açısından değil; kadın ile erkeğin ayini de, kurumu da eşit statüde yönetmesi açısından da büyük adımlar.

    Biliyorsunuz, Aleviler Almanya’da kamu tüzel kişiliği statüsü kazandı, böylece Alevi inancı Almanya’da resmen tanındı. Türkiye’de bir yasaklar silsilesine dönüşen inanç, özgürlükçü bir siyasal iklimde, kültürle, sanatla, gençlerle kaynaşabiliyor, kadınla erkeği ayrıştırmak şöyle dursun, eşit statüye taşıyabiliyor. Cemevinden ayrılırken bu tabloyu yaratanları ve dünyaya bir örnek sunanları tebrik ettik.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Britanya Alevi Festivali’nde, ‘Siyaset’ paneli: Bu iktidar gidecek bu zülüm bitecek-VİDEO

    Britanya Alevi Festivali’nde, ‘Siyaset’ paneli: Bu iktidar gidecek bu zülüm bitecek-VİDEO

    PİRHA- ‘Barış ve Adalet’ şiarıyla gerçekleşen 11. Britanya Alevi Festivali’nin 3. gününde ‘Siyaset’ başlıklı panele Şenyaşar ailesine karşı yapılan adaletsizlik damgasını vurdu. Gazeteci Can Dündar, “Bu iktidar gidecek bu zülüm bitecek. Bize verilen cezalar çöpe gidecek bizler ülkemize gideceğiz” dedi. 

    ‘Barış ve Adalet’ şiarıyla gerçekleşen 11. Britanya Alevi Festivali paneller ile devam ediyor. Ev sahipliğini  İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevinin yaptığı festivalin 3. gününde ‘Siyaset’ başlıklı panel gerçekleşti. Moderatörlüğünü İngiltere Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has’ın yaptığı panele Gazeteci Çilem Küçükkeleş, TİP Milletvekili Barış Atay ve Gazeteci Can Dündar konuşmacı olarak katıldı.

    Panele, Yazar Abbas Tan, Piri Er, Pir Mehmet Turan, Pir Haydar Buga, Pir Mehmet Yüksel, Ana Yadigar Arslan, AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu’nun yansı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Panelde ilk konuşan Gazeteci Çilem Küçükkeleş ülkedeki adaletsizliğin ve hukuksuzluğun Avrupa’dan protesto edilmesinin kendilerini çok etkilediğini, cesaretlendirerek umutlarını yeşerttiğini söyledi.

    TİP Milletvekili Barış Atay da, Avrupalı yetkililerden kendilerine gelen, ‘Sizin için ne yapabiliriz, nasıl destek olabiliriz?’ sorusuna karşılık olarak hiçbir şeyin yapılmadığı, hatta kendi ülkelerindeki hak ihlallerinin  giderek büyüdüğüne işaret etti.

    Gazeteci Can Dündar ise, “Bu iktidar gidecek bu zülüm bitecek. Bize verilen cezalar çöpe gidecek bizler ülkemize gideceğiz” diye konuştu.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • Gezi Parkı davasında verilen beraat kararları bozuldu

    Gezi Parkı davasında verilen beraat kararları bozuldu

    İstinaf Mahkemesi, Gezi Parkı’na ilişkin davada yargılanan, Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında verilen beraat kararlarını bozdu.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Gezi Parkı olaylarına ilişkin 9 sanık hakkında verilen beraat kararlarına yönelik yapılan istinaf başvurularını karara bağladı. Ceza dairesi, sanıklar Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin hükmün bozulmasına karar verdi.

    Daire, dava dosyasının yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetti.

    DAVANIN GEÇMİŞİ

    İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Parkı direnişine ilişkin Kavala’nın da aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı davaya ilişkin kararını, 20 Şubat 2020 tarihinde açıklamıştı.

    Mahkeme heyeti, Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden hakkında “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs”, “mala zarar verme”, “nitelik yağma”, “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi”, “kasten yaralama”, “ağırlaştırılmış yaralama” ve “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet” suçlarından dava açıldığını hatırlatarak, “yüklenen suçların işlendiğine dair mahkumiyete yeter derecede hukuka uygun somut ve kesin delil bulunmadığından sanıkların beraatine karar vermişti.

    Heyet, tutuklu sanık Osman Kavala’nın da tahliyesine hükmetmişti.

    Firari sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dosyalarının ayrılmasını kararlaştıran mahkeme, bu sanıklar hakkındaki yakalama kararlarını kaldırmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Can Dündar’a 27 yıl 6 ay hapis cezası verildi

    Can Dündar’a 27 yıl 6 ay hapis cezası verildi

    Cumhuriyet Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a, MİT tırları ile ilgili yargılamada 27 yıl 6 ay hapis cezası verilip, hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.
    Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın MİT tırlarına ilişkin “gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etme” ve “örgüte yardım” suçlamalarıyla yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dündar ve avukatları duruşmaya katılmadı.
    Savcı, bir önceki duruşmada verdiği mütalaayı tekrar etti.
    Kararını açıklayan mahkeme, Dündar’ı “gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek” suçlamasından 18 yıl 9 ay, “silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etmek” suçlamasından 7 yıl 21 ay olmak üzere toplamda 27 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.
    KIRMIZI BÜLTEN KARARI
    Mahkeme, ayrıca Dündar hakkında daha önce verilen tutuklamaya yönelik yakalama kararının devamına, tutuklama kararına yönelik hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına ve iade talepleri işlemlerinin başlatılmasına karar verdi.
    (HABER MERKEZİ)
  • Sahneden ‘savaşa hayır’ dediler

    Sahneden ‘savaşa hayır’ dediler

    PİRHA – Ferhat Tunç, 40. yıl konserlerinin üçüncüsünü Almanya’nın Frankfurt kentinde verdi. Sahnede kendisine eşlik eden sanatçılar ve sürgün gazeteci Can Dündar barış çağrısı yaptı.

    Sanat hayatında 40 yılı geride bırakan Ferhat Tunç, 40. yıl konserlerinin üçüncüsünü Almanya’nın Frankfurt kentinde verdi. Sahnede kendisine eşlik eden sanatçılar ve sürgün gazeteci Can Dündar barış çağrısı yaptı. Titus Forum salonundaki buluşmaya cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da bir mesaj gönderdi.

    Konser öncesinde sanatçının hayatından önemli kesitlerin aktarıldığı ve Can Dündar’ın seslendirdiği Tarih Bize İyi Davranmadı adlı belgesel gösterildi. Ardından ise Ferhat Tunç ve kendisine eşlik eden opera sanatçısı Pervin Chakar, Mikail Aslan ve Cemil Koçgiri Türkçe ve Kürtçe eserler seslendirdi.

    “BİR ARADA DURMA VAKTİ”

    Can Dündar, konser öncesinde yaptığı konuşmada, “Bu savaşlar, bu ölümler, bu şehadet türküleri bitecekse, analar daha fazla ağlamasın, ülkeye barış gelsin, hepimiz kardeşçe yaşayalım diyorsak bir arada durma vakti. Savaşa karşı koyma, barışın yanında saf tutma, birbirimizin elinden tutma vakti” dedi.

    Dündar sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu sesi çıkarmazsak, barışı savunmazsak, savaşa karşı çıkmazsak bu toprak çok kan kaldırır. Korkarım ki o kan hepimizin eline bulaşır. Zannetmeyin ki yalnızca iktidarın sorumluluğu bu. Buna ortak olan, savaş politikalarına imza atan muhalefet de ağır sorumlu. Uzaktan bakanlar varsa onların da büyük sorumluluğu var. Biz bakmamak, karşı çıkmak zorundayız. Bir arada durmak zorundayız. Ferhat’ın söylediği gibi savaşa hayır, analar daha fazla ağlamasın demek zorundayız.”

    “SAVAŞ DÜNYAYI TEHDİT EDEN EN BÜYÜK VİRÜS”

    Tunç da konserine Suriye’de hayatını kaybeden askerlerin ailelerinin acısını paylaştığını belirterek başladı. Savaşın dünyayı tehdit eden en büyük virüs olduğunu belirten sanatçı, “Bundan kurtulmanın tek yoku barışta ısrar etmektir.” diyerek şunları söyledi:

    “Onlar iktidarlarını uzatmak için daha çok genç insanın ölmesini istiyor. Asker annelerinin babalarının, ailelerinin yaşadığı acı hepimizin ortak acısıdır. Rahmet diliyorum ve o anaların acısını paylaştığımı buradan belirtmek istiyorum.”

    “ANA YÜREĞİ YANIYOR, SARAY YANMIYOR”

    Suriye’nin geleceğine ancak Suriye’de yaşayan halklar karar verebileceğini kaydeden Tunç, “35 askerin ölümünden bahsediliyor, belki bu rakamlar çok daha fazladır, bu rakamlar gizleniyor bir şekilde. Ama inanın ki ben bu ölümleri gözyaşları içinde karşıladım. Çünkü o yoksul çocukların, gariban annesinin babasının bizim annemizden babamızdan farkı yok. O ateş düştüğünde ana yüreği, baba ocağı yanıyor. Saray yanmıyor ya da o sarayın palazlandırdığı, şatafat içinde, varlık içinde yaşayanların çok da umursamadıkları bir olayla karşı karşıyayız. Bu ölümlerin arkasından çıkıp da gülerek, dünyanın karşısında kahkaha atarak konuşan bir lider gördük.” ifadelerini kullandı.

    “GRUP YORUM YAŞASIN”

    “Bize cehennemi yaşatıyorlar, sanatçıların özgürce şarkılarını söyleyemeyeceği bir ülke yarattılar.” diyen sanatçı Tunç, “Grup Yorum üyesi arkadaşlarımız kendilerini ifade edebilmek adına açlık grevine başladılar. Yetmedi Grup Yorum’un iki üyesi neredeyse ölümle yüz yüze kalacak bir noktaya geldiler. Dilerim ölümle sonuçlanmaz. Onlar hepimiz için direniyorlar. Hepimiz için hayatlarını ve canlarını ortaya koymuşlar. Her şeye rağmen biz onların yaşamasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Aliekber Koç’un organizasyonunda sahne alan sanatçılar Ferhat Tunç’un “Bıko” , “Memleketim”, “Ma Çhi Di”, “Vurgunum Hasretine”, “Adı Özgürlük Olan”, “Vuruldu”, “Bir Şehir”, “”Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor”, “Bahtiyar” ve daha birçok eseri salondakilerle birlikte seslendirdi.

    Önceki günün sürprizi ise opera sanatçısı Pervin Chakar’dı. Tunç, “İki yıl önce seslendirdiği bir Kürtçe ezgide dinlemiştim kendisini. Sonra Berlin’de bir Newroz resepsiyonunda konserini izleme şansını buldum. O bütün imkansızlıklara rağmen sesini dünyaya duyurabilmeyi başarmış bir Kürt opera sanatçısı artık.” sözleriyle takdim ettiği sanatçı ile düet yaptı.

    Kaynak: Kronos Haber 

     

  • Can Dündar’ın Özgür Gündem’e destek davası görüldü

    Can Dündar’ın Özgür Gündem’e destek davası görüldü

    Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni kampanyasına katıldığı için yargılandığı davanın duruşması görüldü. 

    Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın, Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni kampanyasına katılımı gerekçe gösterilerek “terör örgütlerinin yöntemlerini meşru gösteren veya öven açıklamaları basmak veya yayınlamak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın 11’inci duruşması İstanbul 22’ Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Dündar’ın katılmadığı duruşmada avukatı Abbas Yalçın hazır bulundu.

    Duruşmada, heyet değişikliği nedeniyle önceki tutanaklar okundu.

    Mahkeme heyeti, hakkında çıkarılan yakalama emrinin henüz infaz edilemediğini belirttiği Dündar için yazılan yurt dışı talimatına da henüz cevap verilmediğini paylaştı.

    İddia makamı ise, Dündar hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine ve diğer eksik hususların giderilmesi  talebinde bulundu.

    Dündar hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına, infazının beklenmesine karar veren mahkeme, yine Dündar için yazılan yurt dışı istinabe evrakının dönüşünün beklenmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 21 Mayıs 2020 tarihine erteledi.

    (Kaynak: MA)

     

  • Gezi soruşturmasında Can Dündar hakkında tutuklama kararı

    Gezi soruşturmasında Can Dündar hakkında tutuklama kararı

    Gazeteci Can Dündar hakkında Gezi soruşturması kapsamında, ‘eylemlerde etkin rol aldığı’ gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

    Gazeteci Can Dündar hakkında, ‘Gezi Parkı eylemlerinde etkin rol aldığı gerekçesiyle’ tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. AA’dan Enes Can’ın haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın tutuklu bulunduğu Gezi Parkı eylemleriyle ilgili soruşturmada, yeni bir gelişme daha yaşandı.

    Başsavcılığın talebi üzerine, Gezi Parkı eylemlerine katılan MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin görüntülerin yayınlanması ve Cumhuriyet Gazetesi davalarının sanığı Gazeteci Can Dündar hakkında, nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

    Başsavcılığın nöbetçi hakimliğe gönderdiği talep yazısında, Dündar’ın söz konusu eylemlerde insanları galeyana getirmeye ve yönlendirmeye çalıştığı iddia edildi. Yazıda, “Yapılan çalışmalar neticesinde çıkan olayların bir tertibat olduğu ve bu tertibatın Gürcistan, Sırbistan, Ukrayna ve Arap ülkelerinde meydana gelen halk ayaklanmalarında önemli bir aktör olduğu anlaşılan George Soros tarafından kurulmuş olan Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Osman Kavala’nın organizatör şahıs ve finansör olduğu aktarılan yazıda, şüpheliler Memet Ali Alabora, Can Dündar ve arkadaşlarının Kavala’nın yönlendirmeleri doğrultusunda olayların örgütlenmesini gerçekleştirdiklerinin tespit edildiği” ifadeleri kullanıldı.

    Oyuncu Memet Ali Alabora ve Gazeteci Can Dündar’ın “olayların alevlendirilmesi için sosyal medya üzerinden örgütlendiği” iddia edilen sevk yazısında, Gezi olayları sırasında Osman Kavala’nın Can Dündar’ı aradığı ve görüşme yaptığı öne sürüldü.

    Söz konusu sevk yazısında, “Can Dündar ile ilgili yapılan araştırmada, şahsın yurt dışında bulunduğu, söz konusu dosyadaki eylemleri ile geçen olaylarda etkin rol aldığı hususunda ve atılı suçu işlediğine dair hakkında yeterli ve somut delillerin mevcut olduğu belirtilen yazıda, şüpheli Dündar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılması talep edildi” ifadeleri kullanıldı. Talebi değerlendiren İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği de, savcılığın istemini kabul ederek, Can Dündar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.

  • Köln’de Selahattin Demirtaş ve politik tutsaklarla dayanışma gecesi düzenlendi-VİDEO

    Köln’de Selahattin Demirtaş ve politik tutsaklarla dayanışma gecesi düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Köln kentinde  “Selahattin Demirtaş ve Tüm Politik Tutsaklarla Dayanışma Gecesi” düzenlendi. Geceye çok sayıda gazeteci ve siyasetçi katıldı.

    Almanya’nın Köln kentinde bulunan Volksbühne’de “Selahattin Demirtaş ve Tüm Politik Tutsaklarla Dayanışma Gecesi” düzenlendi.

    Geceye gazeteciler Can Dündar, Günter Wallraff, Selahattin Demirtaş’ın kardeşi Süleyman Demirtaş, HDP milletvekilleri Tuğba Hezer ve  Ahmet Yıldırım’ın yanında çok  kişi katıldı.

    Moderatörlüğünü Çiler Fırtına tarafından yapılan gecenin açılışı Fransız sanatçı Eléonore Fourniau ile yapıldı.

    Köln Belediye Başkanı Adreas Hupke’nin selamlama konuşmasının ardından, Jörg Detjen, Dimitrios Kosantinidis, Albrecht Kieser Türkiye gözlemlerini anlatan birer konuşma yaptı.

    Ardından gazeteciler Osman Okkan, Can Dündar ve Günter Wallraff konuştu.

    Moderatörün “Otokratların Devri” konulu Spiegel kapağını hatırlatmasına yönelik Can Dündar Erdoğan’ın kendine bağlı bir medya oluşturduğuna dikkat çekerek, “Merkez medyayı satın aldı. Direnen gazetecileri de hapsederek onların direncini kırmaya çalıştı. Pembe gazete çıkarıyorlar. Bir kişiye beğendirmeye çalışıyorlar. O kişi de çok beğeniyor, dolayısıyla reklam alıyorlar. Bunlar bizim için değil Erdoğan için çıkan gazeteler. Arkadaşlar baskı altında evet, ama arkadaşlar da biliyor, çıkardıkları gazeteler peçete yapmayacağınız gazeteler” dedi.

    Gazeteci Günter Wallraff ise bir çok kez Türkiye’ye giderek gözlemlerde bulunduğunu ve her gidişinde dönebildiğine şaşırdığını belirtti.

    Osman Okkan ise Türkiye’deki antidemokratik koşullara değindi.

    HDP milletvekilleri Tuğba Hezer, Ahmet Yıldırım, yönetmen Barış Pirhasan, Önder Çeker, Yeşiller Eyalet Milletvekili Berivan Aymaz, Demirtaş’ın kardeşi Süleyman Demirtaş da birer konuşma yaptı.

    Süleyman Demirtaş Alman halkının desteğinden dolayı teşekkür etti.

    Demirtaş’ın politik duruşunu aktaran Ahmet Yıldırım, hukukun işlemediğini, zamana ve duruma göre işlediğini kaydetti.

    Tuğba Hezer ise bu kadar tutuklu arkadaşlarını görünce konuşmanın kolay olmadığını ifade etti.

    Yönetmen Barış Pirhasan da Demirtaş için bir şiir okurken, yönetmen Önder Çeker Almanya’da Kürt kurumlarına yönelik baskıları dile getirdi.

    Yeşiller Eyalet Milletvekili Berivan Aymaz Yeşiller olarak HDP’yi desteklediklerini kaydetti.

    Etkinlikte Hozan Cömert, Çetin Oraner, Diyar, Deniz Deman kısa bir dinleti verdi

    Etkinlik Demirtaş’ın da seslendirdiği ve Diyar tarafından söylenen “Sallana sallana” eseri ile sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Can Dündar hakkında kırmızı bülten çıkarıldı

    Can Dündar hakkında kırmızı bülten çıkarıldı

    MİT’e ait TIR’ların 2015’te jandarma tarafından durdurularak aranmasına ilişkin haberlerin yayınlanmasıyla ilgili davada yargılanan Can Dündar hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. Dündar hakkında, kırmızı bülten çıkarılmasına karar veren mahkeme, kararı Dündar’ın Belçika’dan iadesi için Adalet Bakanlığı’na gönderdi.

    MİT TIR’larının durdurulmasına ilişkin, “Gizli belge ve bilgileri açıklamak” suçundan eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar 5 yıl 10 ay, Ankara temsilcisi Erdem Gül de 5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dündar hakkında verilen cezanın, 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasını öngörmesi gerektiğini belirten Yargıtay, mahkemenin kararını bozarak Dündar’ın yeniden yargılanmasına hükmetti.

    Dosyanın ulaştığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hazırladığı tensip zaptında Dündar’ın, yurt dışında bulunması ve kendisine ulaşılamaması nedenleriyle kovuşturmanın sonuçsuz kalmamasını sağlamak amacıyla gıyaben tutuklanmasına karar verdi. Dündar hakkında, kırmızı bülten de çıkarılmasına karar veren mahkeme, kararı Dündar’ın Belçika’dan iadesi için Adalet Bakanlığı’na gönderdi.

    Dava kapsamında 92 gün tutuklu kaldıktan sonra 17 Mayıs 2016’da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Can Dündar bir süredir Almanya’da yaşıyor.

  • Ferhat Tunç İsviçre’de 35 yılı seslendirdi

    Ferhat Tunç İsviçre’de 35 yılı seslendirdi

    PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç 35. yıl konseri için İsviçre’deydi. Gerlafingen Oscar Place salonunda gerçekleşen konserini izleyenler unutulmaz bir gün yaşadı. 

    Konserden önce, Can Dündar’ın seslendirdiği ve Tunç’un hayatından önemli kesitler sunan ‘Tarih Bize İyi Davranmadı’ adlı belgeselin gösterimi yapıldı. Tunç, belgeseli seyircilerle birlikte izledikten sonra özel orkestrası eşliğinde sahnedeki yerini aldı.

    “HALKLARIMIZIN NEFESİ OLMAYA ÇALIŞTIM”

    Programına bir Dersim ağıdı olan ‘Bıko’ ile başlayan sanatçı, performansına ‘Memleketim’ adlı eseriyle devam etti. Tunç, seyirciyi selamlayarak, şu konuşmayı yaptı:

    “Uzun bir aradan sonra İsviçre’de 35. yıl konserimizde birlikteyiz, bunun mutluluğunu yaşıyorum. Bu akşam benim misafirimsiniz, ev sahibi olarak sizleri ağırlamaktan büyük bir onur duymuş olacağım.

    ‘Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer’ sözüne atıfla, bu akşam bugüne kadar birlikte ne bulduysak onu paylaşacağız. Aranızda çocuk sayılacak yıllarıma tanıklık etmiş olanlarınız  var. Evlerinde ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim yoldaşlarım var. Onları da özel olarak selamlıyorum.

    Dile kolay, az bir zaman değil. Her ne kadar 35 yıl diyorsam da, bunun evveliyatı var. Bağlamayı ilk elime aldığımda 12 yaşındaydım. O gün bugündür elimden hiç düşmedi.

    35 yıllık sanat yaşamında özgürlük şarkılarını dilden dile dolaştıran bir koşucu oldum aslında. Korkuya, zulme ve her türlü baskıya karşın, halklarımızın sesi, nefesi olmaya çalıştım.

    Tarihimiz korkuların, açımasızlıkların, darbelerin zulüm ve zorbalığın tarihidir. Boyun eğmeyi onursuzluk saydık, güneşli güzel günlerin, özgür bir yaşamın takipçisi olduk, olmayı sürdürüyoruz.

    Bu zorlu tarihe tam 24 albüm sığdırmışım. Bu akşam ezgilerimizle bu zorlu tarihin bir özetini sunmuş olacağım.”

    35 YILIN ÖZETİ DUYULDU

    Tunç, ardından Avrupa’dan ülkeye döndükten sonra 1986 yılında çıkardığı ilk albümüne ismini veren ‘Vurgunum Hasretine’ eserini seyircilerle birlikte söyledi.

    Konserde, ardı ardına seslendirilen eserlerle Türkiye’nin son 35 yıllık tarihi özetlendi adeta.

    “KENTLERİ ÜSTÜMÜZE YIKTILAR”

    Tunç, ‘Kobani’ eserini seslendirmeden önce de şunları söyledi:

    “Son iki yılda yaşanan gelişmelere akıl erdirmek gerçekten zor. Kentleri üstümüze yıktılar ve sönen ocaklarla birlikte kaybolan yaşamlar, yüreğimizi kanatıp durdu.

    Dağlarımız yeniden bombalanıyor, ormanlar yakılıyor ve bir tarih, bir kültür, bir dil yeniden yok edilmek isteniyor. Kürt olmayı yeniden suç sayan bir karanlık dönemin içindeyiz.

    Dersim travmasını hâlâ üzerimizden atamamış bir kuşağın çocukları olarak, yeni bir travmatik sürecin içinde bulduk kendimizi. Efrîn’i işgal girişimi, Kürtlerin varlığını ve kazanımlarını hedefliyor.”(HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Çektiği Fotoğraflardan dolayı tutuklanan gazeteci tahliye oldu

    Çektiği Fotoğraflardan dolayı tutuklanan gazeteci tahliye oldu

    PİRHA – Farklı dönemlerde gerçekleşen basın açıklaması, yürüyüş ve etkinlikleri fotoğrafladığı gerekçesiyle ‘örgüt üyeliği’ ile suçlanan ve 7 aydır tutuklu olan Dersim-Munzur Radyo Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Çağrı yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye oldu.

    Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 28 Mart tarihinde tutuklanan Dersim-Munzur Radyo Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Çağrı’nın yargılandığı davanın ilk duruşması Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevinde 7 aydır tutuklu bulunan Çağrı, duruşmaya SEGBİS’le katılırken, avukatı Fatma Kalsen, mahkeme salonunda hazır bulundu. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP PM Üyesi Cevdet Konak’ta mahkeme salonunda duruşmayı izledi.

     FOTOĞRAF ÇEKMEK SUÇ DELİLİ

    Kabul edilen 5 sayfalık iddianamede Çağrı’nın basın kartı olmasına rağmen “Basın mensubu olmadığı halde grubun fotoğrafını çektiği” ibaresi dikkat çekti. 2015 ve 2017 tarihleri arasında düzenlenen basın açıklamaları, Munzur Festivali kapsamında gösterimi yapılan filmin sinevizyon kurulumuna yardım etme, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kent merkezinde kadınların yaptığı yürüyüşün fotoğraflarını çekme, DBP’li Dersim Belediyesi’ne atanan kayyumu protesto edenlerin fotoğrafını çekmek suç sayılarak mahkeme başkanı tarafından Çağrı’ya soruldu.

    BASIN ÇALIŞANLARI KİME VE NEYE GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR?

    Çağrı, hazırlanan iddianamede öne sürülen suçları reddetti. İddianamenin tutarsızlıklarla dolu olduğunu belirten Çağrı, “Türkiye’deki basın çalışanları kime ve neye göre değerlendiriliyor. Bütün Dersim halkı benim basın çalışanı olduğumu bilir. Sadece savcıyı ikna edemedik.” dedi Dersim-Munzur Radyo’nun sadece bir müzik kutusundan ibaret olmadığını ifade eden Çağrı, çalıştığı dönemde düzenli biçimde haber ve tartışma programlarının yapıldığını ve programlar için düzenlenen etkinliklerde haber takibi yaptığını söyledi. Son olarak basın çalışanı olduğunu belirten Çağrı,hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek beraatini talep etti.

    “ CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL DAVA KARARI EMSAL ALINMALI”

    Avukat Fatma Kalsen ise müvekkilinin basın mensuplarının olduğu yerde söz konusu etkinlik ve açıklamaların haber takibini yaptığını, basın mensubu olmasına rağmen örgüt üyeliği ile suçlanmasını hukuka uygun görmediklerini kaydetti. Anayasa mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül için aldığı kararın emsal olarak görülmesini söyleyen Kalsen, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının olması ile Çağrı’nın tahliyesini talep etti. (HABER MERKEZİ)

  • Gar Katliamı’ndaki ihmali yazan gazetecilere 1,5 yıl sonra dava

    Gar Katliamı’ndaki ihmali yazan gazetecilere 1,5 yıl sonra dava

    101 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Gar Katliamı’na ilişkin müfettişlerin ihmalle suçladığı polislere değil, müfettiş raporunu haberleştiren gazetecilere dava açıldı. 

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Ekim Gar katliamından önce bazı polis müdürlerinin katliamı önceden haber veren istihbarat raporlarını dikkate almadığına dair müfettiş raporuna ilişkin haberler nedeniyle Cumhuriyet muhabiri Kemal Göktaş, eski Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ile Evrensel muhabirleri Cem Gurbetoğlu ve Tamer Arda Erşin hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

    Suçlama konusu haberlerin yayımlanmasının üzerinden 1.5 yıl geçtikten sonra düzenlenen iddianamede, 101 kişinin hayatını kaybettiği ve IŞİD’in üstlendiği katliam için “patlama olayı” denilmesi dikkat çekti. Savcılık ayrıca haberlerin müfettiş raporlarına dayanılarak yazıldığından da bahsetmedi.

    KANUNDAKİ 4 AYLIK DAVA AÇMA SÜRESİ AŞILDI

    Basın Kanunu’ndaki 4 aylık dava açma süresinin geçmesine rağmen açılan davada, sorumlu yazıişleri müdürleri yerine iki gazetenin genel yayın yönetmenine dava açılması ise “bilgileri dışında haber yayımlanamaz” denilerek savunuldu. Gazetecilere 3 yıla kadar hapis cezasının istenmesine karşılık, sorumlulukları polis müfettişleri tarafından ortaya konulan polis müdürlerinin yargılanmasına izin verilmemişti.

    HABERCİLİK FAALİYETİ SUÇ SAYILDI

    İddianamede, Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015’te “yaşanan patlama olayı sonrasında” 13 – 14 Nisan 2016 tarihli evrensel.net internet sitesinde ve Cumhuriyet gazetesinde “Bu olay yaşanmadan önce Ankara’da bu tip canlı bomba eyleminin yaşanabileceğine ilişkin istihbarat bilgilerinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile paylaşıldığı, buna rağmen yetkililerce önlem alınmadığı”na ilişkin haber yapıldığı belirtildi. Söz konusu haberlerde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli polis müdürlerinin isimlerinin, görev yaptıkları birimlerin de açıklandığı ifade edilen iddianamede soruşturma kapsamında ifadesi alınan Cumhuriyet muhabiri Kemal Göktaş ile Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Evrensel muhabirleri Cem Gurbetoğlu ile Tamer Arda Erşin’in “haber yapma haklarını kullandıklarını, herhangi birini hedef gösterme gibi bir kasıtlarının bulunmadığını” söyledikleri aktarıldı.

    ‘HABERE İZİN VEREREK SUÇA İŞTİRAK ETTİLER’

    Haberin yapıldığı tarihte Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni olan Can Dündar’ın ifadesi alınamadığı için hakkında yakalama kararı çıkarıldığı belirtilen iddianamede, Cumhuriyet ve Evrensel muhabirlerinin terörle mücadelede görev alan personelin hüviyetlerini açıklayarak Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/1. maddesinde düzenlenen suçu işledikleri iddia edildi. Cumhuriyet’te yer alan habere göre savcı Ali İhsan Akdoğan, Dündar ve Polat’ın sorumlu yazı işleri müdürü olmamalarına rağmen haberle ilgili suçlanmasını ise savcı şöyle açıklamaya çalıştı: “İlgili haberlerin, yayın sorumluları olan ve bilgileri dışında bu haberlerin yayımlanması ihtimali olmayan genel yayın yönetmenleri şüpheli Fatih Polat ve Can Dündar’ın bu haberin yayınlanmasına izin vererek suça iştirak ettikleri anlaşılmıştır.”

    İddianame Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç, 35. sanat yılını Berlin’de kutladı: Tarih bize iyi davranmadı

    Ferhat Tunç, 35. sanat yılını Berlin’de kutladı: Tarih bize iyi davranmadı

    PİRHA – Ferhat Tunç, 35. sanat yılını Berlin’de konserle kutladı. Konsere müzisyenler, milletvekilleri ve gazeteciler de katıldı. 

    Sanatçı Ferhat Tunç, 35. sanat yılını Almanya’nın Başkenti Berlin’de düzenlediği bir konserle kutladı. Atze Theater Salonu’nu hıncahınç dolduran dinleyiciler, sanatçının hayatını anlatan “Tarih Bize İyi Davranmadı” belgeselini izledikten sonra, yakın tarihimizi anlatan, Türkçe, Kürtçe ve Ermenice söylenen ezgilerle unutulmaz bir gece yaşadı. Türkiye’den eşiyle birlikte gelen Tunç, konserinde iki gencin talebini de yerine getirdi ve nişan yüzüklerini Gazeteci Can Dündar ile birlikte taktı.

    “ŞAN, ŞÖHRET DEĞİL, İNSANLIK DEĞERLERİ…”

    35. Sanat Yılı Konseri, seslendirmesini Can Dündar’ın yaptığı “Tarih Bize İyi Davranmadı” belgeseli ile başladı. Belgeselin ardından sahnede Ferhat Tunç vardı. Programına kendi ana dili Kırmançki ile söylediği bir ağıtla başladı. Ardından salonu dolduran kitleyi selamlayan sanatçı, “Büyük acıların yaşandığı bir ülkenin sanatçısı olmak zordur. Bu zorlu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için size minnettarım. 35 yıllık sanat hayatımda gerçeklerin sesi olmaya çalıştım. Şan, şöhret, mal, mülk sahibi olmak yerine, insanlık değerlerini savunmak adına onurlu bir yaşamın insanı oldum. Bugün bu onurla sizlerin karşısındayım” dedikten sonra, “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” adlı, sözleri Pir Sultan Abdal’a ait eseri seslendirdi.

    DOSTLARI DA SALONDAYDI

    Salonu dolduranların arasında sanatçının hayatına katkı sunmuş yakın dostları da vardı. Amerikalı Müzisyen Darnell Summers ve eski ATİF Başkanı Osman Uludağ; Berlin Eyalet Milletvekili Hakan Taş ve Gazeteci Can Dündar, sanatçıyı bu özel gününde yalnız bırakmadı. Berlin’de siyasi parti ve kurum yöneticileri de sanatçının 35. yılını kutlamak için salondaydı. Berlin Cemevi dedelerinden Dersimli Pir Mahmut Yıldız da konseri izleyenler arasındaydı.

    AHMET KAYA’YI VE TUTUKLULARI UNUTMADI

    Tunç, ara vermeden 2 saat boyunca şarkılarıyla yakın tarihi hatırlattı. 60’ıncı yaş günü nedeniyle dostu Ahmet Kaya’yı da unutmadı ve 1993 yılında Berlin’deki anılarını anlatırken, salonu gülümsetti. Ardından ‘Bahtiyar’ şarkısını dinleyicilerle birlikte söyledi.

    Ferhat Tunç, şarkı arasında yaptığı konuşmasında, şunları söyledi:

    “Ölümlerden, yıkımlardan, sürgünlerden bahsetmek, konuşmak artık sadece acı veriyor. Bu akşam şarkılarımızla her şeyi anlattık, anlatmaya çalıştık. Son iki yılda yaşanan gelişmelere gerçekten akıl erdirmekte zorlanıyorum. Kentleri üstümüze yıktılar. Sönen ocaklarla birlikte kaybolan yaşamlar yüreğimizi kanatıyor. Dağlarımız yeniden bombalanıyor, ormanlar yakılıyor ve bir tarih, bir kültür yeniden yok edilmek isteniyor. Siyasetin durumu zaten ortada. 6,5 milyon oy almış partinin eş genel başkanları rehin tutuluyor. Buradan sevgili Selahattin Demirtaş’a sevgi ve selamlarımızı gönderiyoruz. Onun şahsında tüm tutsak siyasetçi, gazeteci ve insan hakları savunucularını selamlıyoruz.”

    Konuşmasının ardından “Özgürlük Mahkumları”nı, “Tutsaklara selamımız olsun” diyerek, yine dinleyicilerin eşliğinde seslendirdi.

    ‘EŞİME ÇOK ŞEY BORÇLUYUM’

    Konserin 2,5 saatin sonundaki finali de görkemliydi. Tunç, sahneye “30 yıllık hayatım, arkadaşım” diyerek eşi Sevgi’yi davet etti. Bu zorlu mücadelede eşine çok şey borçlu olduğunu belirtti. Sonra sırayla Can Dündar, Milletvekili Hakan Taş, Amerikalı Müzisyen Darnell Summers, eski ATİF Başkanı Osman Uludağ, HDK Temsilcisi Mehtap Erol ve konserin tüm organizasyonunu üstlenen Dersimli İş Kadını Zerif Karabulut’u sahneye davet etti. Her birinin Ferhat Tunç ile ilgili mesajları vardı.

    CAN DÜNDAR: ZOR ZAMANLARIN SANATÇISI

    Gazeteci Can Dündar, “Ferhat zor zamanların sanatçısı oldu hep. Nerede bir mazlum varsa, onun yanında oldu. Ölüm varsa, nerede zulüm varsa, peşine düştü, hesap sordu. O sadece bir sanatçı değil, bir mücadele adamı olarak var oldu. Tarih gerçekten Ferhat’a iyi davranmadı” diyerek, bu özel gecede bulunmaktan duyduğu sevincini paylaştı.

    Konser, kitleyle birlikte seslendirilen “Çav Bella” şarkısıyla son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • Savcı, Cumhuriyet Gazetesi davasında tutuklanmaların devamını istedi

    Savcı, Cumhuriyet Gazetesi davasında tutuklanmaların devamını istedi

    PİRHA – Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki davanın ikinci duruşması görüldü. Savcı Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanan gazetecilerin tutuklularının devamını istedi.

    ‘Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek’ iddiasıyla beşi tutuklu yargılanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki davanın ikinci duruşmasında savcı tutuklulukların devamını istedi.

    DELİL KARARTMA İDDİASI

    5’i tutuklu, 12 kişinin yargılandığı Cumhuriyet davasında ‘delil karartma ihtimalleri olması’ iddiasıyla Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Emre İper’in tutukluluğunun devamını istedi.

    Duruşmada bugüne dek Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Utku, Önder Çelik, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Avukat M. Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarları Kadri Gürsel, Hakan Kara, Hikmet Çetinkaya, Aydın Engin, Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, muhabir Ahmet Şık, çizer Musa Kart, gazetenin eski muhasebe müdürü Bülent Yener ve halefi Günseli Özatalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ve Twitter’da Jeansbiri adlı hesabı kullanmakla suçlanan Ahmet Kemal Aydoğdu iddianamede yer alan suçlamalara yanıt verdi. Almanya’da bulunan eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ise duruşmaya katılmadı.

    İDDİANAME TUTUKLAMALARDAN 156 GÜN SONRA HAZIRLANDI

    Gazete çalışanlarına yönelik iddianame, tutuklamalardan 156 gün sonra hazırlandı. Gazeteye yönelik soruşturmayı başlatan, ancak daha sonra hakkında ‘FETÖ’ davası açılan Murat İnam’ın imzasının yer almadığı iddianameyi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba imzaladı.

    İddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın, ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

    Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

    Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın da ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

    Ahmet Şık’ın ise ‘PKK ve DHKP/C’ silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.  (HABER MERKEZİ)

  • Dündar ve Altay’ın davası 26 Aralık’a ertelendi

    Dündar ve Altay’ın davası 26 Aralık’a ertelendi

    Özgür Gündem’e dayanışma gösteren gazeteci Can Dündar ile yönetmen Veysi Altay’ın davası ertelendi.

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak için 1 gün Nöbetçi Genel Yayın yönetmenliği yapan gazeteci Can Dündar ile yönetmen Veysi Altay’ın yargılandığı dava ertelendi.

    Gazeteci Can Dündar ve yönetmen Veysi Altay’ın duruşması, bugün İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sadece avukatların katılığı duruşmaya, Altay ve Dündar mazeret bildirerek katılmadı.

    Avukatların mazeretini kabul eden mahkeme heyeti duruşmayı, 26 Aralık’a erteledi.