Etiket: candan yüceer

  • Singapur’un iade ettiği baharatlar 2 aydır analiz edilememiş!

    Singapur’un iade ettiği baharatlar 2 aydır analiz edilememiş!

    PİRHA – CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer’in taklit ve tağşiş listeleriyle ilgili soru önergesini cevaplandıran Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi, Singapur tarafından iade edilen baharatların analizinin tamamlanmadığını ifade etti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi’ye taklit ve tağşiş listesinin neden açıklanmadığını ve Singapur tarafından iade edilen baharatları sormuştu. CHP’li Yüceer’in soru önergesini yanıtlayan Bakan Kirişçi, “Söz konusu firmanın yurt içinde satışa sunduğu ürünlere yönelik 2022 yılı içerisinde yapılan denetim sonucunda firma hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, ilgili parti-seri nolu ürünler piyasadan toplatılmıştır. Ayrıca firmanın kamuoyuna yansıyan ürün gruplarında resmi kontrollerin yapılması için 81 İl Müdürlüğümüz talimatlandırılmış olup, alınan numunelere ilişkin muayene ve analiz süreçleri devam etmektedir” dedi.

    “ANALİZLER NASIL OLUR DA 2 AYDA TAMAMLANAMAZ?”

    Bakan Kirişçi’nin yanıtını değerlendiren Dr. Yüceer, “Singapur tarafından iade edilen baharatların analizi nasıl olur da 2 ayda tamamlanamaz? Bu analizler derhal gerçekleştirilmeli, taklit ve tağşiş listeleri düzenli olarak yayınlanmalıdır. Halk sağlığı ertelenemez, ihmale gelmez. Tarım ve Orman Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yapılan denetlemeler sonucu açıklanan kamuoyunda ‘ifşa listesi’ olarak bilinen taklit ve tağşiş tespit edilen firmaların duyurulduğu liste yaklaşık 5 aydır açıklanmamaktadır. Gıda mühendisleri ve halk sağlığı uzmanları taklit ve tağşişe karşı denetimlerin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır” ifadelerini kullandı

    NE OLMUŞTU?

    Singapur’da Türkiye’den ithal edilen baharatlarda yasaklı endüstriyel renklendiriciler tespit edilmişti. Singapur Gıda Ajansı (SFA), Türkiye’den ithal edilen üç baharatta gıdalarda kullanılması yasaklı olan endüstriyel renklendiriciler tespit edildiğini duyurmuştu. Açıklamada, bu maddelerin potansiyel olarak kansere yol açabileceği belirtilmişti. Türkiye’de kurulan ve dünyaya da satış yapan baharat markası Arifoğlu’nun üç ürünü Singapur’da toplatılmıştı. Bu ürünler 250 gramlık pakette satılan Öğütülmüş Sumak, 70 gramlık paketteki Öğütülmüş Tatlı Biber ve 180 gramlık paketle satılan Tavuk Baharatından oluşmaktaydı.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Yüceer’den AKP’ye: Alevilik atalarımın inancı, ne hakla bir inancı sorguluyorsunuz?

    CHP’li Yüceer’den AKP’ye: Alevilik atalarımın inancı, ne hakla bir inancı sorguluyorsunuz?

    PİRHA- CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, cemevlerine ilişkin düzenlemenin de yer aldığı torba yasa teklifi görüşmeleri sırasında TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Alevilik, bu topraklarda yaşayan 25 milyon insanın inancı; atalarımın, dedelerimin, annemin, babamın inancı; benim inancım. Siz ne hakla ve ne hadle bir inancı sorguluyorsunuz? Tarif etmeye, kategorize etmeye çalışıyorsunuz? Alevilik Aleviliktir” dedi.

    CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, TBMM Genel Kurulu’nda; cemevlerine ilişkin düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifi ile ilgili konuştu. Dr. Yüceer şunları söyledi:

    “Milyonlarca insanı ilgilendiren, asırlardır inanç ve ibadet özgürlüğünden mahrum bırakılan, yok sayılan; her türlü baskı ve zulme, nefret söylemlerine maruz kalan, katliamlara uğrayan, kökleri tarihin derinliklerinde olan kadim bir sorunun hak ve özgürlükler kapsamında ilgili taraflarla temel bir kanun olarak değerlendirilmesi gerekirken birbirinden alakasız maddelerle bir torbaya tıkılarak getirilmesi hem o inanca hem o inancın mensuplarına, milyonlarca insana yapılmış büyük bir saygısızlıktır, hakarettir. Aslında, tek başına bu bile sizin Aleviliğe, inanç özgürlüğüne bakışınızı göstermesi açısından yeterlidir.

    “BİR İNANCI O İNANCIN MENSUPLARI BELİRLER, SİYASAL İKTİDAR DEĞİL”

    Diğer taraftan, geçmişe dayanan, binlerce yıl öncesine giden, Anadolu’nun, Trakya’nın öz, özgün bir inanışını, Alevi toplumunun taleplerini suya, elektriğe, betona, kültüre indirgeyen, bir inancı hor gören, o inancın mensuplarını ötekileştiren bir zihniyetle, bir anlayışla da karşı karşıyayız. Bu topraklarda yüzyıllardır yok sayılan, inkâr edilen bir inancı şimdi yasalar eliyle yok saymaya çalışıyorsunuz. ‘Siz bir inanç değilsiniz, siz bir kültürsünüz, biz sizi böyle görüyoruz ve size bunu layık görüyoruz’ deniliyor bu teklifte. Bir inancı o inancın mensupları belirler, siyasal iktidar değil. Bir dini o dine inanlar var eder. İşte, siyasal iktidar tam olarak burada durmak zorundadır. Her türlü baskıya, zulme karşın milyonlarca insan binlerce yıldır ‘Bu, benim inancım’, ‘Bu, benim ibadetim’, ‘Bu, benim ibadethanem’ diyor; siz ‘Yok, kültür’, ‘Yok, folklor’, ‘Yok, o, yok, bu’ diyorsunuz.

    “CEM İBADET; CEMEVLERİ, İBADETHANEDİR”

    Alevilik, bu topraklarda yaşayan 25 milyon insanın inancı; atalarımın, dedelerimin, annemin, babamın inancı; benim inancım. Siz ne hakla ve ne hadle bir inancı sorguluyorsunuz? Tarif etmeye, kategorize etmeye çalışıyorsunuz? Alevilik Aleviliktir. Alevilik, yaşayan bir inançtır, kalubeladan beri var olan kadim bir inanç; Aleviliğin tarife ihtiyacı yoktur. Alevilerin, insan hakları, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü temelinde haklarının karşılanmasına, taleplerinin karşılanmasına ihtiyacı vardır. Aleviler ‘Bizim inancımız bu. Benim ibadetim bu. Benim ibadethanem bu’ diyorsa cem, ibadet; cemevleri, ibadethanedir; ötesi yok. Göreviniz bir inancı tanımlamak değildir. Göreviniz bir inancı tanımaktır. Göreviniz, bütün inançlara eşit mesafede durmaktır, diğer inançlarda olduğu gibi, cemevlerinin de özgür ve güven içinde varlığını sürdürmesinin önünü açmaktır. İnanç özgürlüğü, demokratik devlet, laiklik böyle bir şeydir. Hiç kimse ‘Benim inancım, benim ibadetim, benim mezhebim daha üstündür sizden, daha iyidir’ deme hakkına sahip değildir. Hiçbir devlet, bir inancı baş tacı edip bir inancı hor göremez, bunu yapanlar insan haklarından ve insanlıktan nasibini alamamış demektir.

    “LAFA GELİNCE ‘HEPİMİZ KARDEŞİZ’ DENİLİYOR, KARDEŞLERDEN BİRİNİ KAYIRMAK OLUR MU?”

    Lafa gelince burada ‘Hepimiz kardeşiz, hepimiz eşitiz’ deniliyor. Allah aşkına, bu kardeşlerden birini kayırmak, ötekilerini görmezden gelmek olur mu? Yıllardır uygulamadığınız, yok saydığınız AİHM kararları, Yargıtay, Danıştay kararları ayrımcılığa, eşitsizliğe işaret ediyorken, hukuk tanımazlığınızı geçtim, bir inancı yok saymaya, cemevlerine ‘ibadethane’ diyemeyip ‘cümbüşevi, zikirevi, irfanevi, ucube, kültürevi’ derken, tek bir inancın tek bir yorumuna göre insanlara zorunlu din dersini dayatmaya devam ederken nasıl eşit olacağız, nasıl ‘Kardeşiz’ diyeceğiz? Milyonlarca Alevinin de vergisiyle, bugün birçok Bakanlığın önüne geçen Diyanet toplumun sadece belli bir kesimine hizmet veriyorsa, başka bir inanış yokmuş gibi davranıyorsa, hangi eşitlikten bahsedeceğiz? Bugün, kamuda hizmete erişimde, kamu yardımlarında, terfilerde, kamuya atamalarda, Aleviler ayrımcılığa uğruyorsa, bugün Alevi tek bir vali yoksa, kimse buraya çıkıp da kardeşlikten, eşitlikten bahsetmesin.

    “‘DÖNEN DÖNSÜN, BEN DÖNMEZEM’ DİYENLER, SİZE BOYUN EĞMEZLER”

    Miting meydanlarında ‘Soy önemli, soy’ diyenler, yavrusunu kaybetmiş gözü yaşlı bir anneyi yuhalatanlar, ölmüş insanları bile mezhebine göre ayrıştıranlar, Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da olayın gerçek yüzünü aydınlatmak yerine zamanaşımı oyunuyla kaçan sanıkları korumaya, kollamaya çalışanlar, ‘Zamanaşımı hayırlı olsun’ diyenler; bu ülkeye kardeşliği, eşitliği getiremezler, memleketin hiçbir sorununu da çözemezler. Tıpkı Alevi çalıştaylarında olduğu gibi, tıpkı getirdiğiniz bu düzenlemede yaptığınız gibi sadece aldatıyorsunuz. Aleviliği yeni baştan icat etmeye çalışıyorsunuz. Alevileri denetim ve kontrol altına almaya çalışıyorsunuz ama boşuna; tuğlu padişahlara, Hızır paşalara boyun eğmeyenler, Pir Sultan’ın izinde ‘Dönen dönsün, ben dönmezem’ diyenler, size boyun eğmezler. Bugüne kadar hiçbir inanca yapılmamış bir şey yapıyorsunuz. Getirdiğiniz bu maddeyle bir inancı ‘kültür’ diyerek, bir inancı yok sayarak en büyük ayrımcılığa, en büyük zulme imza atıyorsunuz. Bir an önce bu teklifi bu torbadan çıkarın ve cemevlerine ibadethane statüsü tanıyarak, Alevi yurttaşlarımızın tüm taleplerini, haklarını tanıyarak, temel bir kanun olarak getirin.”

    PİRHA/ ANKARA

  • CHP’li Yüceer, kayıp 42.3 milyar TL’nin akıbetini Sağlık Bakanı’na sordu

    CHP’li Yüceer, kayıp 42.3 milyar TL’nin akıbetini Sağlık Bakanı’na sordu

    PİRHA – Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’nın, hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’nin akıbetini Bakan Fahrettin Koca’ya sordu.

    CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’nın, hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’nin akıbetini TBMM gündemine taşıdı.

    Sayıştay’ın hazırladığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) denetim raporunda çarpıcı bir tespit yer aldığını belirten Dr. Candan Yüceer, “Bu tespite göre, SGK, bakanlığa bağlı hastanelerde ayakta ve yatarak tedavi gören hastaların sağlık hizmeti giderleri için Sağlık Bakanlığı’na götürü bedel olarak 81 milyar 160 milyon TL ödeme yapmıştır. Ancak bakanlık tarafından 2021 yılında Medula’ya girilen sağlık hizmetlerinin toplam tutarının 38 milyar 858 milyon TL olduğu tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın hastaların tedavisi için SGK’dan fazladan aldığı 42 milyar 302 milyon TL’yi nereye harcadığı ise belirlenememiştir” dedi.

    81 MİLYARIN HANGİ KRİTERLERE GÖRE BELİRLENDİĞİ BELLİ DEĞİL

    Dr. Yüceer, “Sayıştay raporunda, SGK tarafından Sağlık Bakanlığı’na 2021 yılında ödenen 81 milyar 160 milyon TL’nin hangi kriterlere göre belirlendiğinin belirtilmemesine dikkat çekilmiştir” diye konuştu.

    CHP’li Dr. Yüceer, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    -Sağlık Bakanlığı olarak hastaların tedavisi için Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınmış olan 42 milyar 302 milyon TL hangi amaçla kullanılmıştır?

    -Kanun maddesindeki ‘bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir’ hükmü, kamu üniversite sağlık hizmet sunucularına uygulanırken Sağlık Bakanlığı bünyesinde yer alan sağlık kurum ve kuruluşları için neden uygulanmamıştır?

    -Sayıştay’ın çarpıcı tespiti sonrası Sağlık Bakanlığı’na fazladan ödenen 42 milyar 302 Milyon TL terkin edilecek midir ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na iade edilecek midir?

    -Konuyla ilgili Bakanlığınız tarafından bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları nelerdir?

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Yüceer’den, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davasına tepki!

    Milletvekili Yüceer’den, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatma davasına tepki!

    PİRHA – Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’ne, açılan kapatma davasını kınayarak, “Bu davayı açanlar da, kadın mücadelesini durdurmak isteyenler de bilsin ki kadınlar susturulamaz. Kadınların mücadelesi durdurulamaz” dedi. 

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’ne, ‘kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’ suçlamasıyla kapatma davası açıldı. Davaya tepki gösteren CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, “Bu davayı açanlar da, kadın mücadelesini durdurmak isteyenler de bilsin ki kadınlar susturulamaz. Kadınların mücadelesi durdurulamaz. Biz kadınlar olarak bugüne kadar asla yalnız yürümedik, bundan sonra da asla yalnız yürümeyeceğiz ve kadın cinayetlerini durduracağız” dedi.

    “ÜLKEMİZ İÇİN UTANÇ KAYNAĞI”

    Uzun yıllardır kadın cinayetleri konusunda veri toplayan ve şiddet davalarını takip eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’ne yönelik, “kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlaması ile fesih davası açıldı. CHP Milletvekili Dr. Candan Yüceer, platforma açılan fesih davasına tepki gösterdi. Yüceer, “Kadın cinayetlerini durdurmak, İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamak yerine, yıllardır kadınların sesi ve kadın cinayetlerinin takipçisi olmuş bir derneğe kapatılma davası açılması kabul edilemez. Kadınların her gün vahşice katledildiği, katillerin cezasızlıkla korunduğu Türkiye’de ‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız’ diyen dernek kapatılmak isteniyor. Bu ülkemiz için utanç kaynağıdır” dedi.

    DERTLERİ CİNAYETLERİ DURDURMAK DEĞİL!”

    Yüceer, açılan davanın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Hukuksuz ve hiçbir dayanağı olmayan iddialarla kadın mücadelesini sekteye uğratmak isteyenler başarılı olamayacaklar. Birçok kadın cinayetini engellemiş, tehdit altındaki kadınları korumuş ve destek vermiş Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yanındayım. ‘Ölmek istemiyorum’ diyen kadınların dilekçelerini dikkate almayanlar, onları görmezden gelenler, asılsız iddialar içeren dilekçeleri dikkate alarak açtıkları bu davayla dertlerinin kadın cinayetlerini durdurmak olmadığını bir kez daha göstermiş oldu. Ama bu davayı açanlar da, kadın mücadelesini durdurmak isteyenler de bilsin ki kadınlar susturulamaz. Kadınların mücadelesi durdurulamaz. Biz kadınlar olarak bugüne kadar asla yalnız yürümedik, bundan sonra da asla yalnız yürümeyeceğiz ve kadın cinayetlerini durduracağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Candan Yüceer: HPV aşısı ücretsiz yapılsın!

    Milletvekili Candan Yüceer: HPV aşısı ücretsiz yapılsın!

    PİRHA-CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’na Human Papilloma Virüs (HPV) aşısının ulusal aşı programına eklenmesi için çağrı yaptı. Yüceer, “HPV aşısı eşit, parasız, ulaşılabilir sağlık hakkının gereğidir ve acilen ulusal bağışıklama programına dahil edilmelidir” dedi.

    CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Sağlık Bakanlığı’na HPV aşısının ulusal aşı programına eklenmesi için çağrıda bulundu. Her yıl aşısı olan bu hastalık yüzünden yüzbinlerce kadının yaşamını yitirdiğine değinen Dr. Yüceer, “Yapılan araştırmalar sonunda geliştirilen aşılarla HPV enfeksiyonunun, dolayısıyla rahim ağzı kanserinin büyük oranda önlenebildiği saptanmıştır. Bu aşı 132 ülkenin ulusal aşı takviminde yer alıyor. Kazakistan, Myanmar, Vietnam gibi 3. Dünya ülkeleri HPV aşısını ulusal takvimine alacağını açıklamışken, Türkiye’de böyle bir vaat dahi yok. HPV aşısı eşit, parasız, ulaşılabilir sağlık hakkının gereğidir ve acilen ulusal bağışıklama programına dahil edilmelidir” diye konuştu.

    “AKP İKTİDARI KADINLARA ÖLÜMÜ REVA GÖRÜYOR”

    HPV aşısının neden ücretsiz ve rutin aşı olmadığını soran Dr. Yüceer, “Yandaşlara, israfa gelince bütçeyi har vurup harman savuranlar, örtülü ödenekten alınan harcırahlarla dünya turuna gelince gözleri ışıldayanlar ülkemizin kadınlarının sağlığı söz konusu olduğunda, halk sağlığı söz konusu olduğunda neden kulakları sağır eden bir sessizliğe bürünüyorlar? Bu hastalık, tüm ülkelerde görülüyor olsa da sıklığı orta ve düşük gelirli ülkelerde daha yüksektir. Bu kansere bağlı ölümlerin de yine yüzde 90’ı orta ve düşük gelirli ülkelerde görülmektedir. Türkiye güçlü demokrasisi, dinamik genç nüfusu, çalışkan ve üretken halkı ile her zaman güçlü bir ülkeydi. Hala da öyle… Ancak bu halkın ürettiği artı değeri kendi kasalarına aktaranlar, bir gecelik döviz operasyonuyla 83 milyon vatandaşın hakkını gasp edenler, yani AKP iktidarı bu ülkenin kadınlarına yoksulluğu ve ölümü reva görüyor” ifadelerini kullandı.

    KADINLARIMIZIN ÖLÜMLERİNE SUSMAK, HANGİ VİCDANA SIĞAR?”

    Yılda 300 bin kadının bu hastalık yüzünden yaşamını kaybettiğini vurgulayan Dr. Yüceer, şu sözlerle konuşmasına devam etti:

    “Kurtarılabilecek binlerce hayat söz konusu ve buna rağmen susmak, hayatı savunmak varken kadınlarımızın ölümlerine susmak, hangi vicdana sığar? Tek bir kadının dahi aşısı olan bu hastalık nedeniyle ölümü kabul edilemez. Kız çocuklarımızı 9-14 yaş aralığında aşılarsak bu hastalık kadınlarımızın yaşamını tehdit edemeyecek. Bu yaş grubuna 2 doz aşı yeterken, 15 yaş sonrasında koruyuculuk için 3 doz aşı gerekiyor. Üstelik bu hastalık sadece kadınlarımızı değil erkekleri de tehdit ediyor. Bu virüs erkeklerde de anüs, penis ve gırtlak kanserine ve hatta kısırlığa bile yol açabiliyor.”

    “HALK SAĞLIĞI BU İKTİDAR İÇİN MALİYET!”

    Üç dozluk aşının maliyetinin yaklaşık 2 bin lira olduğunu belirten Dr. Yüceer, “Kansere yakalanmış bir kişinin devlete olan ilaç ve bakım maliyetleri yanında aşılamanın maliyeti çok çok küçük kalmaktadır. Ancak aşılamayı akıl dışı bir şekilde maliyet olarak gören AKP iktidarı, her konuda olduğu gibi sağlık hizmetini de piyasaya terk ediyor ve maliyeti bireylere yüklemeye çalışıyor. Çünkü AKP iktidarına göre bu halkın vergileri 5 müteahhittin garanti ödemeleri için var, Saray’daki şatafat için var, sosyal devlet bir süredir sadece yandaş vakıflar için var… Halk sağlığı bu iktidar için maliyet. Söz konusu kadın sağlığı ise iki kat maliyet. Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede kim 2 bin lirasını bir kenara koyup da bu aşıyı olabilir?” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE HPV AŞILAMA ORANI SADECE BİNDE 9”

    Şu an Türkiye’de HPV aşılamasının oranının binde 9 civarında olduğunu ifade eden Dr. Yüceer, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu oran yok gibi bir şey anlamına gelmektedir. Öte yandan HPV aşısının 4 tip ve 9 tipe etkili olmak üzere 2 türü bulunmaktadır. 4 tipe karşı etkili olan rahim ağzı kanserine karşı yüzde 70 etkili oluyorken, 9 tipe etkili olan ise yüzde 90 etki sağlamaktadır. Türkiye’de 4 tipe karşı etkili olan aşı parayla satılmakta ancak 9 tipe etkili olanı pek çok ülkenin ulusal aşı takviminde yer almasına rağmen Türkiye’de parayla dahi alamıyorsunuz.”

    “HPV AŞILARI ÜCRETSİZ OLARAK AŞI PROGRAMINA EKLENSİN”

    Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gerekli tedbirler alındığı takdirde 2050’ye kadar rahim ağzı kanseri ölümlerinin yüzde 40 oranında azalacağı öngörüsünü paylaşan Dr. Yüceer, “DSÖ’nün bu kansere karşı yakın zamanda geliştirdiği Rahim Ağzı Kanserini Yok Etmeyi Hızlandırmak için Küresel Strateji planına göre hareket eden ülkelerde 2030 yılına kadar 15 yaş ve altı kız çocuklarının yüzde 90’ının aşılanması, 35 yaşına kadar olan kadınların en az bir kere uygun yöntemle taranması ve bunun 45 yaşında bir kere daha tekrarlanması öngörülmektedir. Mevcutta yürütülen ulusal taramanın yanı sıra HPV aşıları da ücretsiz olarak ulusal aşı programına eklenmeli, önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önüne geçilmesi için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kontrolsüz ve denetimsiz devam eden bireysel silahlanmaya dur demeliyiz’

    ‘Kontrolsüz ve denetimsiz devam eden bireysel silahlanmaya dur demeliyiz’

    PİRHA-CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, bireysel silahlanma konusunu TBMM gündemine taşıdı. Yüceer, “Kontrolsüz ve denetimsiz devam eden bireysel silahlanmanın; aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri olaylarında ve sokak kavgalarında sıklıkla kullanıldığını basına yansıyan olaylarda görüyoruz. Eğer bireysel silahlanmanın bu denli artmasına izin vermeye devam edersek toplumsal huzuru ve barışı tesis etmek noktasında büyük sorunlar yaşayacağız” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer son günlerde artan şiddet olaylarının ardından bireysel silahlanma konusunu meclis gündemine taşıdı.

    Bireysel silahlanma sorununun giderek büyümekte olduğuna dikkat çeken Dr. Yüceer, “Türkiye’nin dört bir yanında her yıl ruhsatlı ve ruhsatsız ateşli silahlar ile gerçekleşen binlerce suç vakası medyaya yansıyor. Silah satışlarının ve ruhsatlarının denetlememesi ve silahların internet yolu ile çok düşük fiyatlara kolaylıkla temin edilebilmesi bireysel silahlanma sorununu giderek büyütürken yüzlerce yurttaşımız bu silahların kullanılması nedeniyle yaşamdan koparılıyor. Silahlar, savunma amaçlı gözükseler de çoğu zaman düpedüz suç aletleri olarak kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE DÜNYADA 14. SIRADA YER ALIYOR”

    Türkiye’de bireysel silahlanma konusunda faaliyet gösteren Umut Vakfı’nın çalışmalarına göre Türkiye’nin 178 ülke arasında silahlanma konusunda 14. sırada yer aldığına işaret eden Candan Yüceer, “Ülkemizde 20 milyonun üzerinde silah olduğu biliniyor. 2020 yılında yaşanan 3 bin 682 silahlı olayda 2 bin 40 kişi ölmüş, 3 bin 688 kişi yaralanmıştı. Henüz resmi rakamlar açıklanmasa da bireysel silahlanmaya teşvik eden politikalar nedeniyle 2021 yılında bu rakamlarda maalesef artış olacağını öngörüyoruz. Silahın şakası olmaz. Eğer bireysel silahlanmanın bu denli artmasına izin vermeye devam edersek toplumsal huzuru ve barışı tesis etmek noktasında büyük sorunlar yaşayacağız” dedi.

    “ASIL ODAKLANMAMIZ GEREKEN HUSUS RUHSATSIZ SİLAHLARDIR”

    Ruhsatsız silahların hangi yollarla temin edildiğinin TBMM tarafından araştırılması gerektiğini vurgulayan Yüceer, “ Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) raporunun son 10 yılı kapsayan suç istatistiklerine bakıldığında ruhsatlı ateşli silahlarla işlenen suç sayısının 25 bin 547 ruhsatsız ateşli silahla işlenen suç sayısının ise 159 bin 123 olduğu görülmektedir. Ruhsatlı silahlarda meydana gelen azalmanın tek başına bir anlam ifade etmediği ve asıl odaklanmamız gereken hususun ruhsatsız silahlar olduğu açıkça görülmektedir. Gerek toplumsal huzur gerek toplumsal cinsiyet eşitliği bu hususta ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada, zaruri bir ihtiyaç olmadığı takdirde bireysel silahlanmanın doğuracağı sonuçlar hem bireyin hem de toplumun kaldıramayacağı kadar ağırdır. Ayrıca yaşanan silahlı çatışmaların sonucunda bazen aileler yok olmakta ve silahlı kavgaların sık yaşandığı civarlarda bölge sakinleri kendilerini güvende hissedememektedir” dedi.

    “BU KONTROLSÜZ GİDİŞE DUR DEMELİYİZ”

    Bilinçsizce ve gerek olmadığı halde silah edinebilmiş ve taşıma belgesi elde etmiş olan bireylerin silah taşımayı bir iktidar biçimi olarak gördüğünü belirten Dr. Candan Yüceer, “2020 yılı ve öncesindeki verilerin bireysel silahlanmanın toplumsal yaşama olan etkisini ve acı faturasını göstermesine rağmen ‘Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’te 11 Eylül 2021’de bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre silah taşıma ruhsatı verilebilecek iş kollarının ve bürokratların kapsamı genişletildi ve bireysel silahlanmanın hızlanmasının önü açıldı. Kontrolsüz ve denetimsiz devam eden bireysel silahlanmanın; aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri olaylarında ve sokak kavgalarında sıklıkla kullanıldığı basına yansıyan olaylarda görüyoruz. Ülkemizin kanayan yarası haline gelen kadın cinayetlerinin büyük bir çoğunluğu da ateşli silahlarla işlenmektedir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2020 yılı verilerine göre 300 kadın cinayetinden 170’i ateşli silahlarla işlendi. Milletvekilleri olarak bireysel silahlanmadaki bu kontrolsüz gidişe dur demeliyiz. Bireysel silahlanmada hızlı artışın önüne geçilmesi ve boyutlarının araştırılması için hazırladığımız araştırma önergesini Meclis’e sunduk. Meclis’te kurulacak bir komisyonla bu sorun bütüncül bir şekilde ele alınmalı ve bireysel silahlanmanın önüne geçecek tedbirler alınmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li vekil Yüceer: Çorlu kazası sanığı Ulaştırma Bakanı olmalı

    CHP’li vekil Yüceer: Çorlu kazası sanığı Ulaştırma Bakanı olmalı

    PİRHA – 25 kişinin öldüğü Çorlu tren katliamı davasına dair konuşan CHP Tekirdağ milletvekili Candan Yüceer, “Yol bekçileri için ‘gerekli değil’ açıklamasını yapmışlardı. Asıl gereksiz ve lüzumsuz olan kendileridir. Olayı iki garibanın üzerine atarak ‘yağmurdandır, çamurdandır, fıtratındandır’ denilip sorumluluktan kaçamazlar” dedi.

    Tekirdağ’da 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili ikinci duruşma Çorlu Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda yapılıyor.

    Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı takip eden isimlerden birisi de CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer.

    Kaza sonrasında ilgili meslek odalarının raporları ile hatası bulunan kişilerin ortada olduğunu ifade eden Yüceer “Bugün 4 sanık var. Fakat asıl sanık koltuğunda olması gerekenler TCDD’nin üst düzey yöneticileri ve Ulaştırma Bakanıdır” dedi.

    “ ‘FITRAT’ DENİLİP SORUMLULUKTAN KAÇAMAZLAR”

    Candan Yüceer, TCDD bünyesinde sayıları azaltılan ‘yol bekçileri’ konusuna da değinerek “Yol bekçileri için ‘gerekli değil’ açıklamasını yapmışlardı. Asıl gereksiz ve lüzumsuz olan kendileridir” diyerek şöyle devam etti:

    “Olayı iki garibanın üzerine atarak ‘yağmurdandır, çamurdandır, fıtratındandır’ denilip sorumluluktan kaçınılırsa eğer can kayıpları bitmez. Bunu Ankara YHT kazasında da gördük. Aileler, bir yıldır acılarına rağmen adalet arayışını yılmadan yürüttüler. ‘Kaza değil cinayet’ dediler. Mağdur ailelerin isyanı belki kaybettiklerini geri getiremeyecek ama bir daha böyle kaza yaşanmasın istiyorlar. Gereken önlem alınsın, hesap sorulsun diye bu dava hepimizin davasıdır.”

    “BASKIYLA ACILARI SOĞUTMA ÇABALARI VAR”

    Ailelerin davadan vazgeçmeleri konusunda baskı gördüklerini söyleyen Yüceer, duruşma öncesinde kimlik kontrolü uygulamasını işaret ederek şunları söyledi:

    “Asıl konuşması, özür dilemesi gerekenlerden ses yok. 1 Yıldır adalet arayışı var. Geciken bir adalet var. Mahkeme süreci adeta kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Sorumluluk üstlenmesi gerekenlerde inanılmaz pişkinlik var. Aslında daha bugün ilk duruşma yapılıyor denebilir. Önceki duruşmada katılımcılar, avukatlar şiddete maruz kalıp adeta salona kitlenmişti. Bugün de benzer davranışlar görüldü. Ailelere yine kimlik tespiti dayatıldı. Durumu zorlaştırıp insanların acılarını soğutmaya çalıştılar. Oldu bittiye getirme amaçları var.”

    Eren GÜVEN / ANKARA