Etiket: casusluk

  • Av. Aytekin Aktaş’tan ‘Etki ajanlığı’ tepkisi: AKP hükümeti yargıyı paketlemiş durumda-VİDEO

    Av. Aytekin Aktaş’tan ‘Etki ajanlığı’ tepkisi: AKP hükümeti yargıyı paketlemiş durumda-VİDEO

    PİRHA-  9’uncu Yargı Paketi’nde yer alan “etki ajanlığı” düzenlemesini değerlendiren Avukat Aytekin Aktaş  gazeteciler, sivil toplum aktivistleri, politikacılar ve araştırmacıların cezalandırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Aktaş, “Bu hiçbirimizin hukuki güvenliği yok demektir. İktidar gerekirse hukuki zorla, hukuku bir araç olarak kullanarak kendisi gibi düşünmeyenleri mahkum etmeyi amaçlıyor” dedi.

    Bayram sonrasında meclise sunulması beklenen 9’uncu Yargı Paketi taslağının şimdiye kadar ortaya çıkan ayrıntıları tartışma yarattı. Özellikle taslakta “etki ajanlığı” şeklinde sunulan düzenlemeye göre, “Devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.”

    Oldukça muğlak olarak taslakta yer alan  “etki ajanlığı”, “casusluk” suçlarının, özellikle gazetecileri ve Türkiye’deki toplumsal sorunlar ile olaylara dair araştırma yapan herkesi kapsayabileceği ön görülüyor.

    Avukat Aytekin Aktaş, 9’uncu yargı paketinde yer alan etki ajanlığı düzenlemesine dair PİRHA‘ya konuştu

    “AKP İKTİDARINDA YARGI ‘PAKETLEMİŞ’ DURUMDA”

    Yargının 22 yıllık AKP iktidarı eliyle ‘paketlendiği’ değerlendirmesinde bulunan Aktaş, “Etki ajanlığı konusunda ciddi bir tepki gösterilmeye ihtiyaç var. Tabi ki de belli zaman dilimleri arasında revizyonlar yapmak gerekir. Yargıda ihtiyaçlara göre yeni çözüm yolları bulunabilir. AKP hükümeti zamanında tabiri caizse yargının kendisi paketlenmiş durumda. 9’uncu Yargı Paketi’nde bir yerden sızan metinler üzerinden fikir yürütmeye çalışıyoruz. İktidar kimseye fikir sormadan, konunun muhataplarına danışmadan, tartışmaya açmadan ve kamuoyunun denetimine ve katkısına açık olmadan kanun değiştiriyor. Deyim yerindeyse iktidarı elinde tutan siyasi cenahın elinde hamur olmuş durumda. Kanun eğer ki hepimizi bağlayacak ise kanun oluşturmada da her kesimin fikrinin alınması gerekir. Duyumlar üzerinden bunu tartışmamız kabul edilebilir değil” diye konuştu.

    “DEMOKRATİK KAMUOYUNU TEHLİKEYE ATAN BİR YASA TASARISI”

    Etki ajanlığının bütün demokratik kamuoyunu doğrudan tehlikeye atan, şüpheli ve casus haline getiren bir yasa tasarısı olduğuna işaret eden Aktaş, “Etki ajanlığı kavramı 30 Yıl Savaşları’ndan sonra 1648 Westphalia Barışı’nda Batılı anlamda ilk kez ulus-devletlerin köklerinin buradan aldığını söyleyebiliriz. İlk modern ulus-devletleri köken üzerinden hukuken. Ve ilk milli güvenlik eksenindeki kararların da 17. yüzyılda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Milli güvenlik adıyla devlet güvenliğine tehlike oluşturabilecek muhtemel sıkıntılara karşı önlemler ilk kez bu hukuki metinlerde yer bulmuş” dedi.

    “GEZİ DAVASI İDDİANEMESİNE YANSIMIŞTI”

    Avukat Aytekin Aktaş yine Gezi Davası iddianamesinde de etki ajanlığı üzerinden soruşturmaların yürütüldüğünü hatırlatarak, şunları ifade etti:

    “Biz bu etki ajanlığı kısmını ise Gezi Davası’ndan tanıyoruz. Gezi Davası iddianamesinde etki ajanlığı kitlesel anlamda iddianameye yansımıştı. Bundan kasıt klasik casusluk faaliyetleri dışında gazeteciler, akademisyenler, politikacılar, sivil toplum örgütleri gibi toplumsal kamuoyunda söylemine itibar edilen insanların uluslararası anlamda doğrudan ajan yerine etkin ajan olduğu terminolojide yerini almıştır. Tasarıda doğrudan böyle geçmese de önlenmeye çalışan şeyin etki ajanlığı olduğunu anlıyoruz. Hukuku ayaklar altına alan bir sıkıntı var. Bu düzenleme hali hazırda TCK’nın 7. Bölümünde ‘devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk’ başlığıyla yer alan 14 maddenin ekine olan 339. Maddenin A maddesine eklenmiş ve 15. Madde olmuş. 14 madde bütün devlet sırları ve casusluk faaliyetlerini tanımlı olarak cezalarıyla düzenlemiş.”

    “HERKESİ ZAN ALTINDA BIRAKIR, HİÇBİRİMİZİN HUKUKİ GÜVENLİĞİ YOK”

    Öngörülebilir ve tanımlanabilir olmayan bir metinin kanun olarak kabul edilemeyeceğini sözlerine ekleyen Aktaş, “Kanun tasarısında bu temel hukuk prensibi çiğnenmiş durumda. Bu hiçbirimizin hukuki güvenliği yok demektir. Mevcut iktidar kendisi için böyle bir yetki istiyor. İhtiyaç halinde joker bir madde yazılarak istedikleri herkes için bir açıklama görmeden kullanabilecek. Tasarıda iki eylem cezaya bağlanıyor. ‘Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancı hakkında araştırmalar yapan veya yaptıranlar’ için ceza isteniyor. Bu ucu çok açık bir şey. Bu kanun tasarısı akademik, hukuki araştırmaları, mesleki, politik faaliyetleri ve aktivist hareketleri zan altında bırakır. Tüm hukuksuzlar ve haksızlıklar karşısında insanlar buna ses çıkarma hakkına sahiptir. Böyle kullanılmaya açık bir şeyin hukuken kanun olarak kabul edilmesi hukuk doktrinine terstir. Yani ses çıkaran herkes ajan mıdır, casus mudur?” diye sordu.

    “TANIMSIZ, SINIRSIZ, HERKESE CEZA VEREBİLECEK BİR DÜZENLEME”

    Avukat Aytekin Aktaş, hukuki zorla muhalefet eden toplumsal kesimlerin mahkum edilmeye çalışıldığını kaydederek, “Hukuksuzlara ‘hukuk kılıfı’ uydurmanın en büyük varyasyonu. Bundan 21 sene önce yine milli güvenlik gerekçesiyle tanımsız, sınırsız, herkese ceza verebilecek bir düzenleme yapıldı. Erdoğan’ın imzasıyla bu kanun değişikliği önerilmişti ve o zaman bu kanun geçmemişti. Belli ki iktidarı kaybetmek istemeyen cenah gerekirse hukuki zorla hukuku bir araç olarak kullanarak kendisi gibi düşünmeyenleri mahkum etmeyi amaçlayan bir araç yaratmaya çalışıyor” diye kaydetti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR